Sensitive content

This media may contain sensitive content.

Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Ceren benderlioğlu Eşref tek dizisinde rol alan oyuncu ilk kez görüyorum bu filmi adını bilenler yazabilir mi? #ZeynepAtılgan #TaşacakBuDeniz #tasacakbudeni̇z #tasaçakbudeniz #UlaşTunaAstepe

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Aynı kişiler ödül kazanır bıktık aynı isimlerden derler, adını ilk kez duydukları insanlar kazanınca da haksızlık mı oluyormuş? #AsLaz seversiniz sevmezsiniz ama Twitter’ı biraz kullanıyorsanız halk oylamasından onların birinci çıkacağı barizdi. Sosyal medya oylamalarında iki yıldır sayısız ödül kazandılar. Bizim açtığımız oylamalar da dahil. Ergen diye küçümsediğiniz insanlarla zorunuz ne bilmiyorum ama o kitle, Aslaz çiftini sevdikleri Wattpad çiftlerine benzettikleri için bu çift, popüler oyuncular oynamadığı halde bu kadar tuttu. Yani milyonluk oyuncuların dizileri patlarken Yabani, çoğu noname denebilecek bir castla tuttu. Reytingleri düştükten sonra bile 1 reytingle sosyal medyası ve yurtdışı satışı sayesinde ayakta kaldı 50 bölümü gördü. Hangi dizi bunu başarabiliyor? Şimdi sorsak Wattpad ne onu da bilmezler, hatta yasaklandığından da haberleri yoktur. Uzun zamandır bu kadar “boomers” bir sohbet izlememiştim. 😂 Bir de #DoğFat almalıydı demişler. 😂Kızılcık Şerbeti’nin reytinglerini o çift değil Nursema yükseltmişti ama çift için izleniyor gibi konuşmuşlar. Fatih karakterini seven mi var sadece Doğa’yı seviyor insanlar. 😂 Her şeyden bu kadar bi haber olduğunuz için Yabani’nin ve Aslaz’ın sosyal medya oylamasından galip çıkışını anlamamanız normal aslında. Ama umarız sektörden insanlar, yapımcılar popüler isimlere milyonlar yağdırmanın gerekmediğini anlamıştır bu ödülü alan adını ilk kez duydukları ama dizileri 50 bölümdür süren oyuncularla. 😅

Ne İzledik

181,790 views • 1 year ago

🟡🔵🔎𝙎𝘾𝙊𝙐𝙏𝙄𝙉𝙂 𝙍𝙀𝙋𝙊𝙍𝙏 – 🇨🇴 Jordan Barrera (19) 🚨 🪄🎩Fenerbahçe’nin ve Avrupa kulüplerinin ilgilendiği Kolombiya ekiplerinden Junior takımında forma giyen 19 yaşındaki genç yetenek Jordan Barrera hakkında kısa bir derleme yapalım. 📊 Genel Profil 179 boyundaki oyuncu topa hükmetmek için yaratılmış gibi futbol oynuyor. Teknik kabiliyeti onu genç yaşlardan itibaren kendini Avrupa pazarında izlemeye gelen scoutları etkilemeye yemin etmiş derecesinde. Dar alanda çok etkili, bileklerine hakim ve özgüvenli çalımlarla rakiplerini ekarte edebilen oyuncu, üst düzey tekniğiyle öne çıkıyor. Maç içerisinde rakibini küçük düşürücü çalımları sık sık deneyen Barrera, rabona vuruş stiliylede takım arkadaşlarına ortalar açmayı çok seviyor Açık alanda tekniğinin yanında hızlanması da gayet iyi olan oyuncu, güçlü sağ ayağının dışında sol ayağını da etkili kullanabilmesiyle çok kolay adam eksiltme becerilerine sahip. 10 numara mevkiinde forma giyen oyuncu genellikle sol iç koridorları kullanarak içe kat edip takım arkadaşlarına ortalar açmayı tercih ediyor. Yine 10 numara mevkiisi dışında kanatlarda da oyun kurucu kanat ile yaratıcı kanat oyuncu özeliklerini birleştirip açık alan becerilerini ortaya koyabiliyor. Bu noktada özellikle 10 numara mevkiisinde oynarken yaptığı akıllıca çevre kontrolleri sebebiyle rakipleri tek hamlede ekarte edebileceği ve takım arkadaşlarıyla verkaçlar yada kısa üçgenler kurabileceği pozisyonları alabilmesi 3. Bölgede takımına efektiflik katabiliyor. Ayrıca oyuncu üst düzey teknik yeterliliklerinin yanında oyunu tek yönlü oynayayım da demiyor. 2. Bölge ve 1. Bölgeye gelerek takımına topu kazandırmak için birebir mücadelede bulunabiliyor. Hatta bu noktada oyuncu 8,5’dan bozma 10 numara diye adlandırabilirim. Oyuncu salt bir 10 numara yerine derine gelerek bağlantılar oluşturan, pas opsiyonlarına dahil olan ve 2. Bölgede takım arkadaşlarıyla üçgenler yapabilen bir isim ve gerektiğinde hızlı uzun paslarıyla da kendisini dahil etmese bile takımını hücuma çıkartabiliyor. Bu noktada da paslarında ve pas oyununda çok fazla soru işareti barındıran bir oyuncu değil. Yine duran toplarda takım arkadaşlarına ortaları ile destekleyebilen biri. Bu yetenek setine sahip futbolculardan çok fazla fiziksel yetkinlik beklemek doğru olmaz ancak bu noktada oyuncunun 179’lik boyuyla birlikte çevik diyebiliriz. Ancak güçlü oyuncular karşısında temaslı oyunda zorlandığını biliyoruz. Yine oyuncu genç yaştan itibaren gelecek beklentisi olan ve yeteneğine güvenenleri boşa çıkarmamış bir oyuncu olmasına rağmen saha içinde özgüvenini yüksek tutarak özellikle ceza sahasında bencillik gösterebiliyor. Ve bu noktada da bitiriciliğinin ceza sahası dışı şutları veya ceza sahasında çok fazla iyi olmadığını da belirtebiliriz. Barrera, 20 Yaş Altı Güney Amerika Şampiyonasında göstermiş olduğu 9 maç 1 gol 4 asist ile dikkat çekmişti. Yine geçen sezon kiralık olarak geçirdiği Kolombiya 2. Liginde 29 maç oynaması ki sadece 17 yaşındayken oynama alışkanlığı kazanması çok önemliydi. Bu sene ise altyapısından yetiştiği kulübünde ilk 11’e girmeyi başarmış hatta bir maça kaptanlık pazubandı ile çıkarak ödüllendirilmiş biri. Totalde bu sene 14 maçta 52 dakika ortalamada 1 gol 2 asist katkısı vermiş Saha dışında takım arkadaşlarıyla uyumlu, mütevazi bir mahallenin sokaklarından gelmesiyle gurur duyan, ailesine bağlı bir oyuncu. Oyuncu alt yaş gruplarının hep en iyisi olarak kariyerinde henüz 18 yaşında ilk kez Kolombiya 1. Liginde ilk 11 oynadığı sezonu geçirdi. Ancak özellikle alt yaş milli takım turnuvaları olan U17 ve U20’de çok fazla izlenen ve takip edilen bir oyuncu olduğunu belirtmemiz gerek. Bu anlamda Brezilya ekiplerinden Flemengo, Avrupa pazarından ise Porto, Napoli, Sevilla, Wolves, Borussia Dortmund ve Newcastle United gibi takımları da Fenerbahçe’nin potansiyel rakipleri. Bu da oyuncunun değerini artıran diğer unsur. 2003 sonrası doğmuş yabancı oyuncu kontenjanına böyle bir potansiyelli oyuncuların isminin geçmesinin bile çok önemli olduğunu düşünüyorum. Avrupalı scoutların elinden böyle bir yeteneği alıp, potansiyeline yatırım yapılabilecek 5-6 milyon€ ile oyuncunun gelecekte getireceği bonservisin yanında özellikle taraftarın damağında bırakacağı sihirbazlık gösterilere izlemeye değer olacaktır. #JordanBarrera #Barrera #Fenerbahçe #Transfer #TrScouts SportsBase Türkiye

Ümit Berber

26,285 views • 1 year ago

Yeşilçam sinemasının unutulmaz karakter oyuncularından İhsan Gedik, İstanbul Karaköy - Tünel hattında bastonuna yaslanarak güçlükle yürürken görüntülendi. Gazeteci Mehmet Faraç, yüzlerce filmde rol alan 83 yaşındaki usta oyuncunun, anılarını ve fotoğraflarını satarak geçimini sağlamaya çalıştığına dikkat çekti. Yeşilçam emekçilerinin unutulan kaderini de gündeme taşıyan Mehmet Faraç paylaşımında şu ifadelere yer verdi: 📌 Bu görüntüdeki rol değil, hayatın ve sektörün acımasızlığının ta kendisi... 📌 İhsan Gedik... Yeşilçam sinemasının unutulmaz karakter oyuncularından... Türkiye'nin en ünlü oyuncularıyla yüzlerce kez kamera karşısına geçmiş bir oyuncu o... 📌 Az önce Karakay-Tünel'de karşılaştım... Kahroldum... Bir bastona yasladığı yorgun bedeni adım atmakta zorlanıyordu... 📌 On adımda bir durup dinleniyordu... Belli ki yine anıları ve fotoğraflarına yer verdiği bir albümü sokak sokak dolaşarak satmaktan dönüyordu. 📌 Satabildi mi bilmiyoruz. Bilinen tek gerçek en az 600 kadar filmde oynayan bir aktör 83 yaşına gelmişken sırtındaki çantada taşıdığı umuduyla ayakta durmaya çalışıyor... 📌Dünya sinemalarında bu kadar filmde oynayan kaç aktör yaşlılığında böyle çile çekiyordur acaba?.. 📌 Yok mudur yaşamının son yıllarında onu rahat ettirecek bir devlet kurumu?.. 📌 Diyeceksin ki, Hollywood'da Clint Eastwood gibi aktörler ve diğerleri 90 yaşında bile filmlerde oynatılırken, İhsan Gedik gibi sinema emekçilerine setleri kapatan ve onları adeta sokaklarda ekmek kavgasına terk eden filmciler- diziler ne yaptı ki, başkası ne yapsın?..

Magazin Burada

93,865 views • 3 months ago

Millî Savunma Bakanlığımızın katkılarıyla TRT tarafından hazırlanan ve TRT’nin uluslararası dijital platformu Tabii’de yayımlanacak olan “Siyah Bere” dizisinin ilk gösterimi, Bakanlığımızın Atatürk Kültür Sitesi’nde yapıldı. Dünyanın ilk tank dizisi olarak bugün izleyiciyle buluşacak olan dizi, kahraman Türk tankçısının kahramanlığını ve zorlu mücadelesini beyaz perdeye yansıtıyor. Gaziantep’in İslahiye ilçesindeki 2’nci Zırhlı Tugay Komutanlığımızda gerçek araç ve teçhizatlarla çekilen dizinin galasına Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler beraberindeki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kuvvet Komutanları ve Bakan Yardımcıları ile katıldı. TRT Genel Müdürü Prof. Dr. Mehmet Zahid Sobacı’nın da TRT yöneticileri, dizi yapımcıları ve “Siyah Bere” oyuncuları ile katıldığı ilk gösterim, seyirciler tarafından büyük beğeni aldı. İlk gösterimin ardından konuşma yapan TRT Genel Müdürü Prof. Dr. Zahid Sobacı, Türk ordusunun kahramanlıklarına vurgu yaptı. Bakan Yaşar Güler de konuşmasında “Siyah Bere” dizisiyle ilgili şunları söyledi: İLK BÖLÜMÜ KEYİFLE İZLEDİK Millî Savunma Bakanlığı olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahramanlığını ve fedakârlığını konu alan bu başarılı prodüksiyonun galasına ev sahipliği yapmaktan ve sizlerle bir arada bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Az önce “Siyah Bere” dizisinin ilk bölümünü keyifle izledik. Yapımında emeği geçenlere ve katkıda bulunan herkese Millî Savunma Bakanlığımız, Kara Kuvvetlerimiz ve tankçılarımız adına teşekkür ediyorum. Böylesine başarılı bir yapımı seyirci ile buluşturan TRT’yi de tebrik ediyorum. TANKÇILARIMIZ STRATEJİK BİR GÜÇ UNSURU OLARAK FAALİYETLERİMİZDE BAŞAT ROL OYNUYOR Tüm dünyada risk ve tehditlerin arttığı kritik bir dönem yaşanıyor. Bu hassas süreçte kahraman ordumuz ülkemizin güvenliği ve asil milletimizin huzuru için gece gündüz demeden her şartta görev yapmaktadır. Ordumuzun göz bebeği, savaş meydanlarının şövalyesi, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin çelik kolu tankçılarımız da en üst teknolojiye sahip sistemlerle stratejik bir güç unsuru olarak faaliyetlerimizde başat rol oynamaktadırlar. Dünyadaki emsalleri arasında seçkin bir konuma sahip olan Türk tankçısı, üstlendiği tüm vazifeleri büyük bir başarıyla yerine getirerek millî gururumuz olmaktadır. Dolayısıyla tankçılarımız dâhil ordumuzun tüm mensuplarının görevlerini başarıyla yerine getirirken sergiledikleri gayretlerin iyi anlaşılması ve şanlı ordumuzun mücadelesinin kamuoyuna doğru aktarılması son derece önemlidir. Televizyon, dizi ve sinema sektörümüze de bu konuda önemli sorumluluklar düşmektedir. Nitekim ülkemizin güzide ve seçkin kurumu TRT, daha önce yaptığı çalışmalarla ve şimdi de “Siyah Bere” dizisiyle bu sorumluluğu layıkıyla yerine getirmektedir. Öyle ki bu özel yapım bir TV dizisi olmanın da ötesinde Mehmetçiğimizin cesaretini, yüksek özverisini, zorlu şartlar altındaki kararlılığını ve insani yönünü yansıtan önemli bir eser olma özelliği taşıyor. Millî Savunma Bakanlığı olarak bizler de böylesine anlamlı çalışmaları ortaya koyan medya camiamızın her zaman yanındayız. BU DİZİYE EMİNİM Kİ HALKIMIZ DA BÜYÜK TEVECCÜH GÖSTERECEK Hakikaten mükemmel bir dizi olmuş. Keyifle izlemeye devam edeceğiz. Eminiz ki senaryosu, çekim tekniği ve oyuncu kadrosuyla çok başarılı olan bu yapıma halkımız da büyük teveccüh gösterecek, her bölümünü büyük heyecan ve sabırsızlıkla bekleyecektir. Bu vesileyle bu güzel ve kaliteli diziyi bizlerle buluşturan; başta TRT’nin Sayın Genel Müdürü olmak üzere kıymetli yöneticilerine, dizimizin yönetmenine, senaryo ekibine, oyuncu kadrosuna, teknik ekibe ve emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Bu vesileyle Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi, rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. - Yaz, kış, gece, gündüz demeden zorlu şartlar altında görev yapan tüm silah arkadaşlarımın, özellikle siyah bereli kahramanlarımızın her birinin gözlerinden öpüyor; Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

51,058 views • 1 year ago

Bursaspor’un Legia Varşova forması giyen Elitim ile anlaşması sonrası oyuncunun “6 mı, 8 mi?” olduğu konusunda ciddi bir kafa karışıklığı oluştuğunu gördüm. Sezon başında Legia Varşova 4-1-4-1 dizilimiyle oynarken merkezde Szymanski (6) - Elitim (8) - Kapustka (8) üçlüsü vardı. İlerleyen haftalarda 3-4-3 dizilimine geçildikten sonra ise Szymanski denklemden çıktı, Elitim ve Kapustka oyunun iki yönünü de oynayan merkezlere dönüştü. Yani kağıt üzerinde çift 6 gibi gözükseler de saha içinde hem 6 hem 8 rollerini üstlendiklerini gördük. Kısacası Elitim, hem 6 hem 8 oynayabilen bir oyuncu. Bizim ligimizde 6 numaralar genelde işin sadece savunma kısmında kaldığı için Elitim’in hem hücumda hem savunmada aktif rol alması insanları biraz yanıltmış olabilir. Ama oyuncunun 6 ya da 8 konumlandığı anlarda rolü aslında çok değişmiyor. Szymanski oyun kurma meziyeti yüksek bir oyuncu olmadığı için devamlı stoper arasına girerek ya da bekleşerek oyunu kurmaya çalışıyordu. Elitim ise 8 rolünde oynadığı anlarda bile derine gelip 3-1-6 konumlanmasında oyunu kuran isim oluyordu. 3-4-3 diziliminde ise topa sahip olunan anlarda takımın 3-2-5 konumlanmasıyla, Kapustka ile beraber oyunu yine şekillendiren isimdi. Bursaspor’un Mustafa Er geldikten sonra hücumda 3-2-5 şeklinde konumlandığını daha önce fazlasıyla anlatmıştım. Burada yine hocanın oynatacağı sisteme ve bu yapıya oynamaya alışık bir oyuncu transfer edildiğinin altını çizmek lazım Oyuncu özelliklerine gelirsek; Elitim'in beni fazlasıyla etkilediğini söylemem lazım. Seni direkt ileri taşıyacak bir zekaya ve teknik kaliteye sahip bir oyuncu. 6 rolünde oynarsa, 1. Lig'in en yetenekli 6 numarasını herkes seyretmiş olacak. Topla ilişkisinin üst seviye olmasının yanında, işin defansif kısmındaki katkısı da beni fazlasıyla etkiledi. Geriye dönüşlerdeki koşu temposu, rakip koşuyu takip etmedeki ısrarı ve önde baskı yaparken arkadan yüksek şiddetli koşularla gelip rakibin topla dönmesine izin vermemesi çok önemli artılar. 3-4-3 diziliminde merkezde 2 kişi oynarken, bu ikilinin merkezin tüm pis işlerini yapması, topa sahip olunan anlarda ise bu kadar doğru ve dikine oynayabilmesi büyük iş. Oyuncuyu kafada canlandırmak için şöyle özetleyebiliriz: Top rakipteyken defansif aksiyonların tamamen içinde olan, ön alan baskısında başrol oynayabilecek koşu temposuna sahip, baskıya giderken takım arkadaşlarını da eliyle yönlendiren bir oyuncu. Top ayağına geldiğinde ise pasla hat kırarak seni ileri taşıyabilen bir merkez. Yine duran toplardaki orta kalitesini de akan oyundaki orta kalitesini de fazlasıyla beğendim. Lechia Gdansk maçının 31. dakikasında kestiği ortadan bile kalitesini hissedeceğiniz bir oyuncu. Peki Elitim’den ne beklememek lazım? 8 rolünde oynadığı senaryoda onu pasör 8 gibi izleyeceğiz. Bek-stoper arasına sürekli koşu atıp tehdit yaratan bir profil değil. Yine skor katkısı konusunda da aşırı beklentiye girmemek lazım. Asist ve “asistin asisti” kısmında değerli olacaktır. 6 ya da 8 hangi rolde oynarsa oynasın, omuz omuza çarpışmalarda rakibi fiziksel olarak ezip dağıtan bir oyuncu beklentisi doğru olmaz. Aklıyla savunan, aklıyla hücum eden bir oyuncu olduğunu unutmamak gerekiyor. “Yumuşak merkez” dediğimiz yapı aslında ikili mücadeleyi kaybeden değil, mücadeleye girmek istemeyen oyunculardan oluşuyor. Rakibin koşusuna cevap veremeyen, baskıya doğru açıyla gidemeyen, suni baskılar yapıp kolay kırılan merkezler problem yaratıyor. Elitim’in oyununda ise bu problemleri çok fazla görmüyoruz. 2 video bırakıyorum. 1. videoda Elitim’in geriye dönüşleriyle alakalı bu tarz sekanslar fazlasıyla var. 2. video ise saha içi konumlanma açısından derslik bir gol. Ancak Elitim topu tekte oynamayıp bir kez daha dokunsa bu pozisyon golle bitmezdi. Tekte oynayacak kaliteye ve zekâya sahip olmasının artısını görüyoruz.

Kutay

10,611 views • 1 month ago

🚨 Sanat Değil, TERÖRİZM: "SULTANA" REZİLLİĞİ Üzerine❗️ Ben bu filmi daha önce defalarca izledim, sahnelerin hepsine aşinayım. Yine aynı kirli oyun, GECE KULÜBÜNDE GÜÇ SAVAŞI adı altında 18 Nisan’da vizyona giren film: SULTANA. Filmin daha ilk saniyesinde niyet açıkça ortaya konuyor; "Bir varmış bir yokmuş" Evet, doğru! Onların derdi bu milletin değerlerini "yok etmek" milleti masallarla uyutup, değerlerimizi mezara gömmek belli ki. Kimin aklıyla hareket ettikleri daha o ilk cümleden belli. Bakın, eğer bu vatanın milli ve manevi değerleriyle harmanlanmış bir insansanız; "Sultan" dendiğinde aklınıza gelen ilk şey bellidir. Bu vasfın ağırlığı, feraseti vardır. Bu vasıf cihana hükmeden, tarihimizin köklü ve vakur kadınlarımızın mirasıdır. Peki, bu filmde nasıl işlenmiş? Masal gibi bir girişle maval okunarak. Taksim’in karanlık ve kirli gece kulübünün tabelasına asılarak. Hafızalarımızdaki o asil vasıf, "o direk senin, bu direk benim" diye tepinen iki kadının kapışmasına meze edilmiş. 📍"Turkish Delight" Aşağılaması: Türk Kadını Rezalet, filmin fragmanına belli ediyor kendini "Turkish Delight Meral." (Türk Lokumu Meral). Bu ifade, Batı’nın Türk kadınına baktığı o hastalıklı, oryantalist ve kadını sadece bir "tüketim objesi" olarak gören bakış açısının ta kendisi. Kadını, cinsel içerikli göndermelerle "lokum" diyerek aşağılayıcı etiketlerle birleştirip dünyaya servis etmek, bu milletin haysiyetine açıkça saldırıdır. 📍"Spor" Maskesi Altındaki Pespayelik Daha da ileri gidip, tanıtım galasında bu sahnelerin çekim aşamaları ile övünme söz konusu... Neymiş? Direk dansı aslında bir spormuş! Bu film müsveddesinde acı eşiği yükselen kadınlar acı çekmişler çokça... İfadesine göre yönetmenin zormuş bu sporu(!) yapana... Gece kulüplerinin loş ve kirli ışıkları altında, kadın bedeninin en sefil haliyle metalaştırıldığı bir kapışmaya "spor" kılıfı uydurmak, bu milletin aklıyla alay etmektir. Bunun adı spor değil, sanatsal bir cinayettir! Buna "yozlaşma" deyip geçemezsiniz; bu, düpedüz sanatsal terörizmdir! Ortada bir senaryo falan da yok. Kadın bedeninin en pespaye haliyle pazarlanması ve bunun bir "modernite" maskesiyle yutturulma operasyonu var. 📍Bu Paket Hangi Adrese? Bu filmleri hazırlayan elleri iyi tanıyorum. Cebine para konan, önüne ne koyulursa "ağababalarının" emriyle kağıda döken kiralık kalemlerin işi bunlar. Ahlaki çöküşü senaryoya öyle bir yedirmişler ki; feminizm ve "spor" maskesi altında toplumun değerlerini un ufak etmişler. Her şeyi çok güzel paketlemişler, üzerine de "Sultana" etiketini basıp adrese teslim servis etmişler. Uluslararası arenada "Türk oyuncu" diye boy gösterenlerin, Türk kadınını dünyaya sadece bar köşelerinde sürünen aşağılık bir hayatın içindeymiş gibi göstermesi tek kelimeyle komplodur. 📍Gelelim Asıl Meseleye Tilki tilkiliğini yapacak, akrep akrepliğini; peki bu ülkenin toplumsal değerlerini medya alanlarında korumakla mükellef olanlar yine kurnazlığa yenik mi düşecek! Aynı yerden sokulacak mı yeniden? Başta RTÜK olmak üzere, denetim mekanizmalarını elinde tutan kurum ve kuruluşlara sesleniyorum: Siz ne iş yaparsınız? Kendi evimizde, kendi sahnelerimizde milli kimliğimizin bu denli aşağılanmasına, "Turkish Delight" gibi oryantalist hakaretlerin sergilenmesine bizler nasıl seyirci kalalım? Bırakalım da tüm kırmızı çizgilerimizi çiğneyen kırmızı perdeler sonuna kadar açılsın mı? Artık kimse bize "prosedür" masalı anlatmasın. Kendi benliğimizi koruyamadığımız her saniye, celladımızın yazdığı senaryoda yok olmaya devam edeceğiz. Sözü eğip bükmeye gerek yok: Kral çıplak! Bu kurumlar görevini yapmadığı sürece, bu kokuşmuşluk sadece ekranları değil, geleceğimizi de çürütecek. Ya bu haysiyet cellatlığına "dur" deyin ya da o makamları derhal terk edin! Ayşegül Akyüz Yahşi
1:26

Sensitive content

🚨 Sanat Değil, TERÖRİZM: "SULTANA" REZİLLİĞİ Üzerine❗️ Ben bu filmi daha önce defalarca izledim, sahnelerin hepsine aşinayım. Yine aynı kirli oyun, GECE KULÜBÜNDE GÜÇ SAVAŞI adı altında 18 Nisan’da vizyona giren film: SULTANA. Filmin daha ilk saniyesinde niyet açıkça ortaya konuyor; "Bir varmış bir yokmuş" Evet, doğru! Onların derdi bu milletin değerlerini "yok etmek" milleti masallarla uyutup, değerlerimizi mezara gömmek belli ki. Kimin aklıyla hareket ettikleri daha o ilk cümleden belli. Bakın, eğer bu vatanın milli ve manevi değerleriyle harmanlanmış bir insansanız; "Sultan" dendiğinde aklınıza gelen ilk şey bellidir. Bu vasfın ağırlığı, feraseti vardır. Bu vasıf cihana hükmeden, tarihimizin köklü ve vakur kadınlarımızın mirasıdır. Peki, bu filmde nasıl işlenmiş? Masal gibi bir girişle maval okunarak. Taksim’in karanlık ve kirli gece kulübünün tabelasına asılarak. Hafızalarımızdaki o asil vasıf, "o direk senin, bu direk benim" diye tepinen iki kadının kapışmasına meze edilmiş. 📍"Turkish Delight" Aşağılaması: Türk Kadını Rezalet, filmin fragmanına belli ediyor kendini "Turkish Delight Meral." (Türk Lokumu Meral). Bu ifade, Batı’nın Türk kadınına baktığı o hastalıklı, oryantalist ve kadını sadece bir "tüketim objesi" olarak gören bakış açısının ta kendisi. Kadını, cinsel içerikli göndermelerle "lokum" diyerek aşağılayıcı etiketlerle birleştirip dünyaya servis etmek, bu milletin haysiyetine açıkça saldırıdır. 📍"Spor" Maskesi Altındaki Pespayelik Daha da ileri gidip, tanıtım galasında bu sahnelerin çekim aşamaları ile övünme söz konusu... Neymiş? Direk dansı aslında bir spormuş! Bu film müsveddesinde acı eşiği yükselen kadınlar acı çekmişler çokça... İfadesine göre yönetmenin zormuş bu sporu(!) yapana... Gece kulüplerinin loş ve kirli ışıkları altında, kadın bedeninin en sefil haliyle metalaştırıldığı bir kapışmaya "spor" kılıfı uydurmak, bu milletin aklıyla alay etmektir. Bunun adı spor değil, sanatsal bir cinayettir! Buna "yozlaşma" deyip geçemezsiniz; bu, düpedüz sanatsal terörizmdir! Ortada bir senaryo falan da yok. Kadın bedeninin en pespaye haliyle pazarlanması ve bunun bir "modernite" maskesiyle yutturulma operasyonu var. 📍Bu Paket Hangi Adrese? Bu filmleri hazırlayan elleri iyi tanıyorum. Cebine para konan, önüne ne koyulursa "ağababalarının" emriyle kağıda döken kiralık kalemlerin işi bunlar. Ahlaki çöküşü senaryoya öyle bir yedirmişler ki; feminizm ve "spor" maskesi altında toplumun değerlerini un ufak etmişler. Her şeyi çok güzel paketlemişler, üzerine de "Sultana" etiketini basıp adrese teslim servis etmişler. Uluslararası arenada "Türk oyuncu" diye boy gösterenlerin, Türk kadınını dünyaya sadece bar köşelerinde sürünen aşağılık bir hayatın içindeymiş gibi göstermesi tek kelimeyle komplodur. 📍Gelelim Asıl Meseleye Tilki tilkiliğini yapacak, akrep akrepliğini; peki bu ülkenin toplumsal değerlerini medya alanlarında korumakla mükellef olanlar yine kurnazlığa yenik mi düşecek! Aynı yerden sokulacak mı yeniden? Başta RTÜK olmak üzere, denetim mekanizmalarını elinde tutan kurum ve kuruluşlara sesleniyorum: Siz ne iş yaparsınız? Kendi evimizde, kendi sahnelerimizde milli kimliğimizin bu denli aşağılanmasına, "Turkish Delight" gibi oryantalist hakaretlerin sergilenmesine bizler nasıl seyirci kalalım? Bırakalım da tüm kırmızı çizgilerimizi çiğneyen kırmızı perdeler sonuna kadar açılsın mı? Artık kimse bize "prosedür" masalı anlatmasın. Kendi benliğimizi koruyamadığımız her saniye, celladımızın yazdığı senaryoda yok olmaya devam edeceğiz. Sözü eğip bükmeye gerek yok: Kral çıplak! Bu kurumlar görevini yapmadığı sürece, bu kokuşmuşluk sadece ekranları değil, geleceğimizi de çürütecek. Ya bu haysiyet cellatlığına "dur" deyin ya da o makamları derhal terk edin! Ayşegül Akyüz Yahşi

Ayşegül Akyüz Yahşi

44,006 views • 3 months ago

Kuytul ve adamlarının yargılandığı adam kaçırma dosyası siyasi dosya mı? (1) Kuytul ve adamları Koray Sarısaçlı'yı kaçırıp işkence etmek ve mallarını yağmalamak iddiası ile yargılanıyorlar. Kuytulcular yaklaşık 2 yıldır bu dosyanın siyasi olduğuna dair yüzlerce yayınla algı yaptılar. Koray Sarısaçlı 8 eylül 2021 çarşamba günü kaçırılmış ve 13 gün boyunca işkence gördükten sonra; öldürülme endişesi ile kendisini kaçıran şahısların şartlarını ve dayatmalarını kabul etmek zorunda kalmış ve serbest bırakılmıştı. (Olayın detayları daha sonra paylaşılacaktır) Peki adam kaçırma dosyası gerçekten siyasi mi? Kuytulcular kamuoyunu aldatarak mahkemeler üzerinde baskı oluşturmaya çalışıyorlar, bu sebeple olayın detaylarını paylaşarak kamuoyunu aydınlatmamız gerekmiştir. 1- Dosyanın detaylarına dair daha sonra bilgilendirme yapılacak ancak bugün Kuytul'un Koray Sarısaçlı kaçırıldıktan sonra (kaçıran kişiler tarafından bırakılmadan önce) yaptığı konuşmalara temas etmek istiyorum. Aşağıdaki videoda 5 farklı konuşma var. (Videoların üzerine numara veremedim ama ortam farklı olduğu için anlaşılıyor zaten) ilk 4 konuşma Koray Sarısaçlı kendisini kaçıranların elindeyken yapılmış, son video ise Koray Sarısaçlı Kuytulculardan şikayetçi olduktan sonra yapılmış. 2- Birinci konuşmada A. Kuytul "Allah'ın yardımı ile bu kardeşlerimizin o anda başka yerde olduğuna dair şahitler var eğer olmasa ispat edemeyecek" diyor. Bu konuşma yapıldığında Y.T ve H.A adam kaçırma iddiası ile gözaltındaydı ve Koray bey henüz serbest bırakılmamıştı. Allah'ın adını yalancı şahitliklerine nasıl alet ediyorlar aşağıda görebilirsiniz. İkinci konuşmasında A. Kuytul "Bu insanlar sabahtan akşama kadar vakıfta, şahitler var.(H.A için diyor) Akşama kadar dergide bizimle beraber ben de şahidim (Y.T için diyor)" Üçüncü konuşmasında A.Kuytul "Adam ben yapmadım ben o saatte filan yerdeydim filanlar da şahittir isterseniz gidin onlara sorun..." diyor. Dördüncü ve en net konuşmasında A. Kuytul; "Bu iki arkadaşın ikisi de Furkan Nesli dergisi ofisindeydiler. Buna buradaki bütün insanlar şahit ben de şahidim. burada o saatte bu insanlar sabahtan itibaren bu insanlar burada. Şahitlerimiz var biz olay yerinde değildik biz o sırada Furkan Nesli dergisindeydik, filanlar da oradaydı onları arayın sorun. bu arkadaşlar şahitlerim var ben olay esnasında filan yerdeydim demesine rağmen şahitleri dinlemiyorlar." diyor. 3-Aşağıdaki videoda gözükeceği üzere Alparslan Kuytul 4 farklı konuşmasında Y.T ve H.A 'in(Koray Sarısaçlı davası sanıkları) adam kaçırma olayının olduğu saatlerde Furkan Nesli dergisinde olduklarını, sabahtan akşama kadar dergide olduklarını, olay esnasında olay yerinde olmadıklarını ve buna kendisi de dahil birçok kişinin şahit olduğunu söylüyor. Ve polisin şahitleri dinlemediğini ifade ediyor. 4- Kuytul bu konuşmaları gözaltındaki kişiler henüz ifade vermeden önce yapıyor. Sanıklar, savcılık ve Sulh Ceza ifadelerinde Kuytul'un bu konuşmalarına göre beyanda bulunmuşlar. Olay saatinde müvekkilin iş yerinin çok yakınındaki Yurt camiindeki açık ve net görüntülere rağmen ilk ifadelerinde gün boyu dergide olduklarını söylediler. Sanıklar camideki görüntüleri ve diğer görüntüleri inkar edemeyeceklerini anlayınca mahkemedeki ilk duruşmada yani olaydan yaklaşık 15-16 ay sonra savunmalarını değiştirdiler. Tabi ki bunu yine Kuytul'un aşağıdaki videoda yer alan son konuşmasına göre yaptılar. 5- Kuytul aşağıdaki video yer alan son konuşmasında "emniyet kameraları incelerken camide bizim arkadaşların namaz için girdiğini görmüşler. 4 kişi namaz için giriyor çıkıyor." Bu konuşma ise Koray Sarısaçlı, Kuytulculardan şikayetçi olduktan sonra yapılmıştır. Kuytul bu konuşması ile diğer 4 konuşmasını yalanlamış ve şahitler var dediği kişilerin hepsinin yalancı şahit olduğunu itiraf etmiştir. Çünkü diğer 4 konuşmasında sanıkların sabahtan akşama kadar dergide olduklarını ve olay yerinde olmadıklarını buna kendisi de dahil herkesin şahit olduğunu söylemiştir. Son videosunda ise arkadaşlarının (4 kişi) olay saatinden 5-10 dk önce Koray Sarısaçlı'nın iş yerine çok yakın olan bir camide namaz kıldıklarını söylüyor. 6- Şahıslar mahkemedeki ifadelerinde de ilk ifadelerini reddedip saat dört civarında dergiden ayrıldıklarını ve bir camide(müvekkilin iş yerinin yakınındaki Yurt cami) namaz kılıp E.D isimli kişiyi ziyarete gittiklerini söylediler. Gerek Kuytul'un bu dört konuşması gerekse şahısların savcılık ve sulh ceza ifadeleri, mahkemenin ilk duruşmasındaki "olay gün ve saatinde camide namaz kılıp sonra E.D'yi ziyarete gittiklerine" dair senaryolarını çürütmektedir. Çünkü Kuytul ve diğer şahıslar, olay gün ve saatinde dergi ofisinde olduklarını ve şahitlerinin olduğunu defalarca söylediler. 7- Son olarak Kuytul aşağıdaki konuşmalarında emniyetin şahitlerini dinlemediğini söylemektedir. Bu ifade de yalandır. Tanıkların dinlenilmesine dair bir dilekçe veriyorlar, savcı emniyete yazı yazıp tanıkların hazır edilmesini istiyor. Polisler dilekçede yer alan tanıkları tek tek arayıp(3 er defa) ifadeye çağırıyor ama kimse ifadeye gitmiyor. Polis buna dair bir tutanak tutup dosyaya gönderiyor. Şahitlerimizi dinlemiyorlar diye algı yaptılar ancak şahitlerini kendileri dinletmediler. Çünkü kamera görüntülerinin ortaya çıkması ile olay saatinde dergi ofisindeydik beyan ve savunmaları çökmüştü ve yeni bir senaryo(hasta ziyaretine gittik senaryosu) yazmaları gerekiyordu. Kuytul, Koray Sarısaçlı dosyasında dini argümanları kullanarak kitlesini; siyasi dosya yalanını kullanarak da kamuoyunu aldatmaya devam ediyor. Dosyaya ilişkin detayları delilleriyle paylaşmaya devam edeceğiz. Kuytul aşağıdaki ilk videosunda "Allah'ın yardımı ile bu kardeşlerimizin o anda başka yerde olduğuna dair şahitler var" demektedir. Daha sonra kamera kayıtları ortaya çıkınca bu konuşmadaki iddia ve şahitliğinden vazgeçiyor. Müvekkilim Koray Sarısaçlı'nın kaçırılıp işkence edilmesi dosyasını kapatmak için Allah ile insanları nasıl aldatıyorlar kamuoyunun takdirine sunuyoruz.

Av. Adem Tural

32,220 views • 2 years ago

Ekonomi kötü, hâliyle ev kirası ve satış bedelleri bir hayli artmış durumda. Özellikle İstanbul'da kiralar el yakıyor. Peki tek sorumlu ekonomi mi? Tabi ki değil. Bakın, İstanbul'da sadece Araplara satılan bir daire. Arap emlakçı diyor ki "Bu evi alırsanız hemen 1.200 dolara sözleşmeli kiracı buluruz. Eğer isterseniz turizm amaçlı da kiralayabiliriz o zaman da 1.800 dolara kiraya verebiliriz." Oturum ihtiyacı olmayan yabancı yatırımcı için 160 bin dolar para bile değil. Ancak Türkler için yaklaşık 4 milyon lira. Belki 1 hafta sonra 5 milyon lira... Hazır kiracı da buluyorlar güncel kurla 1.200 dolar 31.200 lira oluyor Türkler için. Kendi ülkemizde, kendi vatanımızda kiracı olmaya başladık. Adını koyamıyoruz sadece. Barınma sorununun kontrolden çıktığı ev satış ve kira bedellerinin akıl almaz boyutlara ulaştığı günler yaşıyoruz. Ancak dile getirilmiyor, konuşulmuyor. Ekonomiyi düzeltmek için yabancı yatırımcıya kontrolsüz alan açarken kendi vatandaşınızı barınma sorunuyla baş başa bırakamazsınız. Devlet dediğimiz yapı, temeline vatandaşın temel hak ve özgürlüklerini alması gereken bir teşekküldür. Ancak ekonomide izlenen politikalar, yabancı yatırımcının gözünde Türkiye'yi bir ganimet haline getirdi. Karadeniz'in yaylalarından, Akdeniz'in en güzel koylarına kadar her yer satılıyor. Türkler ise bitişik nizamın ruhu sıkıştırdığıi, ilk depremde yerle yeksan olacak, rutubetli alanlarda yaşamını idame ettirmeye çalışıyor. Bu durum bireylerin ruh ve fizik sağlıklarını etkileyecek olumsuz sonuçlara ve beraberinde sosyolojik bir kırılmaya neden olur. Yabancıya gayrimenkul ve arazi satışları derhal durdurulmalı. Yapılan tartışmalı satışlar incelenmeli. Bizim bir başka vatanımız, gidecek başka bir evimiz yok.

Batuhan Çolak

1,473,344 views • 3 years ago

🔴JAMES COOK BAR'da alıştırmışlar ÖZGÜR ÖZEL'i Ön Ayak olan da CHP MEDYA (eski) SORUMLUSU BURHANETTİN BULUT.. KİMİN ELİ KİMİN CEBİNDE belli olmayan bu sisteme verdikleri isim ise TURNİKE.. 🔴Özgür ECZACI olduğu için 'DEPOMUZDA ONDAN KALMADI MUADİLİ VAR' diyorlarmış.. 🔴TAMAR TANRIYAR: CHP'nin eski medya ve halkla ilişkileri Burhanettin Bulut'a yani Mr. Bro'ya dönelim mi tekrar? Şu hizmet alımları yaptığın Gaye Derekaya'ya, Derekaya'yla aran nasıl? Hizmet alımları hala devam ediyor mu acaba? Nereden girdim bu konuya? Çünkü Özgür Özel ve CHP yönetimindeki arkadaşlarını nasıl düşürmüş Ankara gecelerine? Ankara gecelerine biliyor musunuz? Önce bir barın sahibi olan Hakkı Bey'i kendine danışman yapmış. Ay sen kimsin de senin danışmanın olacak? Sonrasında da Hakkı'nın sahibi olduğu James Cook mekanına Özgür ve diğerlerini alıştırmış. Hakkı bekar ve zampara bir biraz. Çevresi de iyi. Özgür Özel gibi memlekette eşlerini bırakan CHP üst düzeyini bekar evlerine de alıştıran kendisi. Bu konularda acemi olan garibim yazık Özgür Özel gibi tipler de o barda maşallah açılıyor. Özgür'e şey diyorlarmış, eczacılar öyle derler ya depolarda bu kalmadı muadili var diye, Özgür'e de elimizde Gülen Göksu kalmadı ama muadili şunlar var diye barda artık kimin eli kimin cebinde belli değil. Neyse, ve bu durumları fark eden simsari bir grupta iş takiplerinde rol alabilmek için artık meclise değil James Cook'a gelmeye başlıyor. Ve ilginçtir James Cook'ta başlatılan sistemin adı da, burada ilk kez açıklıyorum, turnike adını koymuşlar. James Cook maceraları ve oralarda yaşananlar, tanışılanlar o kadar derin bir konu ki bugün buraya sığmaz. İçki ile tanışılan sonra hatırlanmayan insanlar bile var. Buyurun size küçük bir ispat videosu. Tabii bir iki kere tanıştık Ankara'da, görüşmüştük. Eyvallah. Evet. Şeyde de James Cook. Ha, evet, evet. Vay James Cook Özgür. Allah aşkına bir gün olsun karınla gittin mi oraya? Şimdi nereye gitsen seni James Cook'tan tanıyor olacaklar. Ben haber yapmasam da yine patlayacaktın. Daha uzatmayayım çünkü Mr. Bro diye bir kaynak yakalamışım ki arkası çok gelir.'' #BurhanettinBulut #ÖzgürÖzel #JamesCook #CHPteslimAlınamaz
2:09

Sensitive content

🔴JAMES COOK BAR'da alıştırmışlar ÖZGÜR ÖZEL'i Ön Ayak olan da CHP MEDYA (eski) SORUMLUSU BURHANETTİN BULUT.. KİMİN ELİ KİMİN CEBİNDE belli olmayan bu sisteme verdikleri isim ise TURNİKE.. 🔴Özgür ECZACI olduğu için 'DEPOMUZDA ONDAN KALMADI MUADİLİ VAR' diyorlarmış.. 🔴TAMAR TANRIYAR: CHP'nin eski medya ve halkla ilişkileri Burhanettin Bulut'a yani Mr. Bro'ya dönelim mi tekrar? Şu hizmet alımları yaptığın Gaye Derekaya'ya, Derekaya'yla aran nasıl? Hizmet alımları hala devam ediyor mu acaba? Nereden girdim bu konuya? Çünkü Özgür Özel ve CHP yönetimindeki arkadaşlarını nasıl düşürmüş Ankara gecelerine? Ankara gecelerine biliyor musunuz? Önce bir barın sahibi olan Hakkı Bey'i kendine danışman yapmış. Ay sen kimsin de senin danışmanın olacak? Sonrasında da Hakkı'nın sahibi olduğu James Cook mekanına Özgür ve diğerlerini alıştırmış. Hakkı bekar ve zampara bir biraz. Çevresi de iyi. Özgür Özel gibi memlekette eşlerini bırakan CHP üst düzeyini bekar evlerine de alıştıran kendisi. Bu konularda acemi olan garibim yazık Özgür Özel gibi tipler de o barda maşallah açılıyor. Özgür'e şey diyorlarmış, eczacılar öyle derler ya depolarda bu kalmadı muadili var diye, Özgür'e de elimizde Gülen Göksu kalmadı ama muadili şunlar var diye barda artık kimin eli kimin cebinde belli değil. Neyse, ve bu durumları fark eden simsari bir grupta iş takiplerinde rol alabilmek için artık meclise değil James Cook'a gelmeye başlıyor. Ve ilginçtir James Cook'ta başlatılan sistemin adı da, burada ilk kez açıklıyorum, turnike adını koymuşlar. James Cook maceraları ve oralarda yaşananlar, tanışılanlar o kadar derin bir konu ki bugün buraya sığmaz. İçki ile tanışılan sonra hatırlanmayan insanlar bile var. Buyurun size küçük bir ispat videosu. Tabii bir iki kere tanıştık Ankara'da, görüşmüştük. Eyvallah. Evet. Şeyde de James Cook. Ha, evet, evet. Vay James Cook Özgür. Allah aşkına bir gün olsun karınla gittin mi oraya? Şimdi nereye gitsen seni James Cook'tan tanıyor olacaklar. Ben haber yapmasam da yine patlayacaktın. Daha uzatmayayım çünkü Mr. Bro diye bir kaynak yakalamışım ki arkası çok gelir.'' #BurhanettinBulut #ÖzgürÖzel #JamesCook #CHPteslimAlınamaz

CZR HBR

45,101 views • 2 months ago

1990’lı yıllar, Almanya’da sokak çetelerinin yaygın olduğu yıllardı. Neonazi ve dazlak çeteleri, sokaklarda yabancı avına çıkıyordu. Göçmen kökenli gençler de mahallelerini ve kendilerini korumak için çeteler kurdu. Onların en ünlüsü ise çoğunluğu Türklerden oluşan 36 Boys’tu. Adını Kreuzberg’in posta kodundan alan grup, Neonazi saldırılarına karşı direniyor, evlerini korumak için mücadele ediyordu. Ancak bu gençler, yoksulluk, ötekileştirme, şiddet ve kimlik arayışının gölgesinde yetişiyordu. Grubun tek Alman üyesi ise Tim Raue isimli bir gençti. 1974 doğumlu Tim, zor bir çocukluk geçirdi. Babasından gördüğü fiziki şiddet, annesinin ilgisizliği ve 11 yılda sekiz okul değişikliğiyle çocuk yaşta savrulup durdu. O karmaşanın içerisinde 36 Boys’un kapısını çaldı. Grup üyeleri, Alman bir gence başta şüpheyle yaklaşsa da ona çeteye giriş ritüelini uyguladılar. Ekibin sağlam üyeleriyle kapıştı ve sonunda “aileye” giriş hakkı kazandı. Tim, 36 Boys için şöyle diyor: “Başta bana güvenmediler, ama onların arasında ilk kez kendimi bir yere ait hissettim. İlk kez arkadaşlarım oldu; beni koruyan bir aile gibiydi.” 17 yaşına geldiğinde, sokakların kaotik düzeninden sıyrılıp yeni bir yola girdi. Aşçılık okuluna yazıldı. Sokaklarda kazandığı disiplin, sabır ve dayanıklılığı mutfağa taşıdı. Bugün 51 yaşındaki Tim Raue, dünyaca ünlü bir şef, iki Michelin yıldızlı restoranını kendi işletiyor. Gault Millau tarafından “Yılın Şefi” seçildi; Netflix’in Chef’s Table belgeselinde kendi hikâyesini anlattı. Almanya’da The Taste ve Ready to Beef programlarının jüri koltuğunda otururken, eleştirilerinde hala o eski günlerin sertliğini taşıyor. Tim Raue şöyle söylüyor: “Bir Alman için çok da bilinmeyen “aileye inanmak” gibi kavramları Kreuzberg’de, Türklerin arasında öğrendim. 36 Boys olmasaydı, şu anda bulunduğum yerde olmazdım.” 🌿

DiasporaTürk

35,602 views • 8 months ago

🇹🇷 BAYKAR Bayraktar TB2 1.000.000 uçuş saatini aştı! Türkiye’nin ilk milli SİHA’sı Bayraktar TB2, 1 milyon uçuş saatini başarıyla tamamlayan ilk milli hava aracı oldu. Rekorlarına bir yenisini ekleyen milli SİHA, ulaşılması güç bir rekor kırarak Türk havacılık tarihine bir kez daha imzasını attı. Türk havacılık tarihinde ilklere imza atan Bayraktar TB2 SİHA (Silahlı İnsansız Hava Aracı), 1 milyon uçuş saatini başarıyla tamamlayarak önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı. Bayraktar TB2 SİHA, böylece envantere girdiği 2014’ten bu yana geçen 10 yıllık süreçte gökyüzünde tam 1 milyon saati aşarak en uzun süre görev yapan ilk ve tek milli hava aracı oldu. DÜNYANIN ÇEVRESİNİ 3742 KEZ KATETTİ Dünyanın en büyük SİHA şirketi olarak ABD’li, İsrailli ve Çinli rakiplerini geride bırakan Baykar, elde ettiği ihracat başarısı sayesinde Türkiye’yi dünya SİHA pazarının %65’ine sahip bir konuma taşıdı. Bu başarıda önemli bir rol oynayan Bayraktar TB2 SİHA’lar, 1 milyon saatlik uçuş süresi boyunca gökyüzünde yaklaşık 150.000.000km mesafe katetti. Milli SİHA’lar gökyüzündeki bu uzun yolculuk sırasında, 40.075km olan dünyanın çevresini tam 3.742 kez dolaşmaya eşdeğer bir mesafeye ulaştı. TÜRKİYE’Yİ DÜNYA LİDERLİĞİNE TAŞIDI Milli SİHA Bayraktar TB2’nin Libya, Dağlık Karabağ ve Ukrayna gibi çatışma bölgelerindeki başarısıyla birlikte Türkiye, küresel SİHA pazarında lider konuma geldi. Türkiye 2021 itibarıyla SİHA ihracatında Amerika, İsrail ve Çin’i geride bırakarak dünyanın en büyük tedarikçisi oldu. Bayraktar TB2, yüksek teknolojisi, uygun maliyeti, hızlı teslimat süreci ve sahada kanıtlanmış etkinliğiyle dünyanın dört bir yanında birçok ülkenin tercihi haline geldi. ABD merkezli düşünce kuruluşu CNAS’ın (Yeni Amerikan Güvenlik Merkezi) raporuna göre, Türkiye küresel SİHA ihracatının %65'ini gerçekleştirerek büyük bir başarıya imza attı. Türkiye'nin yenilikçi üretim yaklaşımı, askeri alanın yanı sıra stratejik diplomasi ve uluslararası güvenlik dengelerindeki lider aktör konumunu güçlendirdi. İHRACAT ŞAMPİYONU Başlangıçtan bugüne tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003 yılındaki İHA Ar-Ge sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin %83’ünü ihracattan elde etti. 2023’te 1.8 milyar dolarlık ihracat yapan Baykar, ülkemizdeki tüm sektörlerde en çok ihracat gerçekleştiren ilk 10 firma arasında yer aldı. İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında Savunma Sanayi Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. Son yıllarda gelirlerinin %90’ından fazlasını ihracattan elde eden Baykar, 2023’te savunma ve havacılık sektöründeki ihracatın 3’te 1’ini tek başına yaptı. Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar’ın hâlihazırda imzalanan sözleşmelerinin %97,5’i ihracat kaynaklı gerçekleşti. Bayraktar TB2 SİHA için 34 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 10 ülke ile olmak üzere toplam 35 ülkeyle ihracat anlaşması imzalandı. NATO VE AB ÜLKELERİNİN SEMALARINDA Bayraktar TB2 SİHA’lar, dünya üzerinde birçok noktada rekabete dayalı bir sürecin sonunda ülkelerin envanterlerine giriyor. 2023’te de Kuveyt Savunma Bakanlığı’nın yürüttüğü rekabete dayalı sürecin kazananı Bayraktar TB2 SİHA oldu. Bayraktar TB2 SİHA’lar yapılan demo faaliyetlerinde Amerika, Avrupa ve Çinli rakiplerini geride bırakarak kazandı. Böylece Baykar, Kuveyt Savunma Bakanlığı ile önemli bir ihracat sözleşmesi imzaladı. Öte yandan milli SİHA’ların görev yaptığı coğrafyalar da artmaya devam ediyor. 19 Kasım 2024’te Zagreb’te imzalanan anlaşma neticesinde Hırvatistan’a gerçekleştirilen ihracatla birlikte Bayraktar TB2 SİHA’lar, Kasım 2024 itibariyle NATO üyesi 6 ülke ile AB üyesi 4 ülkenin envanterine girmiş oldu. 2014’TE ENVANTERE GİRDİ Türkiye’nin milli SİHA sistemlerini üreten Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen, teknik özellikleri ve katıldığı operasyonlar değerlendirildiğinde kendi sınıfında dünyanın en iyisi olarak gösterilen milli SİHA Bayraktar TB2, 2014 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) envanterine girdi. 2015’te silahlandırılan insansız hava aracı şu anda TSK, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT tarafından operasyonel olarak kullanılıyor. Bayraktar TB2 SİHA, güvenlik güçleri tarafından 2014’ten beri yurt içinde ve sınır ötesinde terörle mücadelede etkin olarak görev alıyor. DÜNYADA BİR İLK: OTONOM FIÇI TONOSU 31 Mayıs 2024 tarihinde Bayraktar TB2, sarmal bir yörünge izleyip ve kendi ekseni etrafında tam tur dönerek icra ettiği otonom fıçı tonosu manevrası ile dünya havacılık tarihine bir kez daha adını yazdırdı. Bayraktar TB2 SİHA, savaş uçaklarının en önemli kaçış manevralarından biri olan otonom fıçı tonosunu tam 3 kez başarıyla tamamladı. Dünya üzerinde bu manevrayı başarıyla yapabilen ilk ve tek SİHA olan Bayraktar TB2, otonomi ve aerodinamik kabiliyetlerinin ne kadar gelişmiş olduğunu gösterdi. YERLİLİK ORANI REKOR DÜZEYDE Baykar 2000’li yılların başından itibaren insansız hava araçları alanında en büyük katma değer olan yazılım ve donanım sistemlerini Türk mühendislerinden oluşan ekibiyle milli ve özgün olarak geliştiriyor. Baykar 15 farklı disiplindeki mühendislik gücüyle alanında dünyanın lider teknoloji firmalarından biri olarak gösteriliyor. Tüm kritik aksamı, tasarım ve yazılımları Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar TB2 SİHA’lar, rekor düzeyde %93'lük yerli sanayi katılımıyla Özdemir Bayraktar Milli Teknoloji Merkezi’nde üretiliyor. REKORLARIN SAHİBİ Bayraktar TB2 SİHA, 16 Temmuz 2019 tarihinde Kuveyt’te katıldığı demo uçuşunda yüksek sıcaklık ve kum fırtınası gibi zorlu coğrafi ve iklim şartlarında tam 27 saat 3 dakika kesintisiz uçarak rekor kırdı. Milli SİHA’lar Avrupa’dan Afrika’ya kadar dünyanın birçok farklı bölgesinde karşılaştığı çöl sıcağı, dondurucu soğuk, kar ve fırtına gibi tüm olumsuz hava şartlarında görev yapmaya devam ediyor. Türk havacılık tarihinde taktik sınıfta 27 saat 3 dakika havada kalarak en uzun havada kalış süresi ve 27.030ft yükseklikle Türkiye irtifa rekorunu kıran milli SİHA, 1 milyon saati aşan uçuşla birlikte ulaşılması zor bir rekorla Türk havacılık tarihine geçti. Milli SİHA en uzun süre başarıyla Türkiye’ye hizmet eden hava aracı unvanını da elinde bulunduruyor. ZEYTİN DALI HAREKATI’NA DAMGASINI VURDU Milli SİHA Bayraktar TB2, TSK tarafından sınır içi ve ötesinde gerçekleştirilen Hendek, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarında aktif rol aldı. Savunma uzmanları harekatların beklenenden çok daha kısa sürede sona ermesini ve daha az kayıp yaşanmasında en önemli etkenlerden birinin milli SİHA’lar olduğunu belirtti. Bayraktar TB2 SİHA sistemleri özellikle Afrin’de düzenlenen Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında gerçekleştirilen tüm uçuşlarının %90’ından fazlasını yaparak, 5.300 saat uçuşla adeta harekâta damgasını vurdu. MAVİ VATAN’I GÖZLÜYOR Terör örgütüne yönelik Pençe ve Kıran gibi birçok operasyonda görev alan Bayraktar TB2 SİHA’lar, bölücü terör örgütünün sözde yöneticilerine yapılan operasyonlarda da önemli bir rol üstlenmeye devam ediyor. Milli SİHA’lar bu görevlerinin yanı sıra Mavi Vatan’ın korunmasında da görev alıyor. Bu kapsamda Doğu Akdeniz’de arama faaliyeti yürüten sondaj gemilerimize de güvenlik için havadan refakat etti. Yine aynı kapsamdaki görevler için KKTC’de konuşlandırılmak üzere 16 Aralık 2019’da Dalaman Deniz Hava Üs Komutanlığından kalkarak Geçitkale Havaalanına inen Bayraktar TB2 SİHA tarihi bir uçuşa imza atmıştı. DEPREMLERDE GÖREV YAPIYOR Bayraktar TB2 İHA’lar depremlerde görev alarak büyük katkı sağlıyor. 24 Ocak 2020’de meydana gelen Elazığ Sivrice merkezli 6,8 büyüklüğündeki depremin ardından çok kısa sürede bölgeye intikal ederek 25. dakikadan itibaren Ankara ve deprem olan illerin kriz komuta merkezlerine anlık görüntü ve bilgi aktardı. Asrın Felaketi olarak nitelenen 6 Şubat 2023 depremlerinde 2.417 saat 6 dakika uçarak görev icra etti. Bu kapsamda toplamda 8'i Baykar Hızlı Haritalama Podu entegreli 42 Bayraktar TB2 görev aldı. Bayraktar TB2 SİHA’lar arama ve kurtarma çalışmalarına gökyüzünden destek vermenin yanı sıra deprem sonrası oluşan yoğun araç trafiğinin kontrol edilmesi ve yardımların aksamadan ulaştırılabilmesi için de görev yaptı. GÖÇMENLERİN KURTARILMASINDA ROL ALIYOR Bayraktar TB2’ler, Ege ve Akdeniz’de devam eden düzensiz göç hareketlerini gökyüzünden takip ederek birçok düzensiz göçmenin hayatının kurtarılması ve dünyanın gündeminden düşmeyen geri itmeler gibi insan hakları ihlallerinin belgelenmesine de önemli katkı sağlıyor. ULUDAĞ’DA KAYBOLAN TURİSTİ BULDU Bayraktar TB2 SİHA’lar aynı zamanda doğada gerçekleştirilen arama kurtarma faaliyetlerinde de etkin olarak görev yapıyor. 31 Aralık 2021 günü Bursa Uludağ’da yürüyüşe çıkan ve hava şartlarının kötüleşmesi üzerine kaybolan Danimarka uyruklu Yusuf Sepehizade’nin bulunmasında da rol aldı. Hava koşullarının ağırlaşması nedeniyle bölgedeki ekipler tarafından bulunamayan Danimarkalı turistin yeri, Aydın’dan havalanan Jandarma Genel Komutanlığı’na ait Bayraktar TB2 SİHA tarafından tespit edildi. Kayıp turist bulunduğu yerin gökyüzünden tespit edilmesinin ardından bölgedeki ekipler tarafından kurtarıldı. ORMAN YANGINLARINI TESPİT EDİYOR Bayraktar TB2 İHA’lar güvenlik ve insani yardım görevlerinin yanı sıra orman yangınlarıyla mücadelede de önemli bir rol üstleniyor. Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ile yapılan iş birliğiyle Bayraktar TB2 İHA’lar, 2020 yılından itibaren orman yangınlarının erken tespiti ve söndürme çalışmalarının verimli yönetilmesinde etkin görev alıyor. 2020 yılından bugüne dek toplam 4.091 orman yangını Bayraktar TB2 tarafından tespit edildi. Bu sayede Avrupa’da ilk kez yüksek teknolojiye sahip İHA’lar orman yangınlarıyla mücadelede kullanılmaya başlandı. Türkiye’nin orman yangınlarıyla mücadelede izlediği öncü ve yenilikçi çözüm 2020’den günümüze büyüyerek devam ediyor. OGM’nin belirlediği merkezlerde konuşlanan Bayraktar TB2 İHA’lar, Baykar’ın uzman ekibinin koordinasyonunda görev yapıyor. Baykar’ın OGM’nin Ankara’daki yangın yönetim merkezine kurduğu gelişmiş yazılım ve teknolojik altyapı ile görev yapan Bayraktar TB2’ler, tek seferde 400km² alanı termal kamera vasıtasıyla tarayabiliyor ve 185km'ye kadar uzaklıktaki yangınları başlangıç aşamasında tespit edebiliyor. Bayraktar TB2 İHA’lar, 2020’de 345, 2021’de 267, 2022’de 1.109, 2023'te 1.445 ve 2024’de ise 924 yangını ilk anda tespit ederek orman yangınlarının söndürülmesinde etkin rol aldı. Bunun neticesinde ülkemizde orman yangınlarına ilk müdahale süresi 45 dakikadan 11 dakikaya kadar düştü. DÜNYADA HAYRANLIK UYANDIRDI Barış Pınarı Harekatı’nda Türk Silahlı Kuvvetlerinin keşif gözetleme kabiliyetlerini büyük oranda artırarak başarıya ulaşılmasına katkı sağlayan Bayraktar TB2 SİHA’lar aynı zamanda harekat boyunca birçok hedefi başarıyla imha etti. Bahar Kalkanı Harekatı’nda ise ilk defa filolar halinde uçarak birçok zırhlı araç, obüs, Çok Namlulu Roketatar (ÇNRA) ve hava savunma sistemini imha etti. Bayraktar TB2 SİHA dünyada ilk defa muharebe sahasında birincil unsur olarak SİHA’ların kullanıldığı Bahar Kalkanı Harekâtı’na katılan hava araçlarının yaptığı tüm sortilerin %80’ini gerçekleştirdi. Suriye’nin İdlib bölgesinde düzenlenen harekât kapsamında her türlü elektronik harbe rağmen başarıyla görev yapan Bayraktar TB2 SİHA’lar, 2.000 saatin üzerinde uçtu. Bayraktar TB2 SİHA’ların dünya muharebe tarihinde ilk kez filolar halinde uçarak harekâtta etkin görev yapması dünya basınında da büyük yankı uyandırdı. KARABAĞ’IN KURTARILMASINDA ÖNEMLİ ROL ÜSTLENDİ Bayraktar TB2 SİHA’lar kardeş ülke Azerbaycan’ın yaklaşık 30 yıldır devam eden Karabağ işgalini sonlandırmasında da önemli bir rol üstlendi. Azerbaycan, Ermenistan’ın işgali altındaki Dağlık Karabağ’a yönelik 27 Eylül 2020 tarihinde bir askeri harekat başlattı. Harekatın başlangıcından 44 gün sonra, 10 Kasım 2020 tarihinde Azerbaycan Ordusu, Ermenistan’ın işgalini sonlandırarak Dağlık Karabağ’ı kontrol altına aldı. Ermenistan’a yönelik harekât esnasında Azerbaycan Ordusu, Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar TB2 SİHA’ları tüm cephe hattında kullandı. Savunma analistleri tarafından teyit edilen çalışmalara göre Bayraktar TB2 SİHA’lar ile Ermenistan Ordusu’na ait birçok hava savunma sistemi, radar sistemi, tank, zırhlı araç, kamyon, cephanelik, mevzi ve birlik imha edildi. Azerbaycan Ordusu’nun dünyayı imrendiren bu başarısı dünya medyası ve savunma uzmanları tarafından Türk SİHA’larının harp tarihini değiştirerek oyun kurucu bir güce ulaştığı yorumlarına neden oldu. UKRAYNA’DA ÇOCUKLARA “BAYRAKTAR” ADI VERİLDİ 2022 Şubat ayında başlayan Ukrayna-Rusya savaşında gösterdiği üstün başarı ile Bayraktar TB2 SİHA, Ukrayna halkı nezdinde bir kahraman haline geldi. Savaşta bir güç çarpanı olarak dengeleri değiştirdi. Hakkında marşlar bestelenen ve oyuncakları yapılan silahlı insansız hava aracı adına Kiev’de “Bayraktar Radyosu” yayına başladı. Yeni doğan erkek çocuklarına “Bayraktar” adı dahi verildi. Bayraktar TB2 Ukrayna’da muharebedeki etkisinin yanında artık umudun sembolü oldu. Ukrayna’daki bu başarı Bayraktar TB2’nin etkisini ve sınıfının en iyisi olduğunu tüm dünyaya gösterdi. 7 ÜLKEDE YARDIM KAMPANYASI DÜZENLEDİ Bayraktar TB2’leri satın alarak Ukrayna Ordusu’na bağışlamak için Litvanya, Ukrayna, Polonya, Letonya, Norveç, İspanya ve Kanada’da halk tarafından yardım kampanyaları düzenlendi. Bayraktar TB2 SİHA’ları hediye eden Baykar, toplanan yardımları da Ukrayna halkının insani ihtiyaçlarının karşılanması için bağışladı.

Turan Oguz

11,918 views • 1 year ago