Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

CHP'nin gerçek İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, mitinge katılan partileri selamlarken TİP'i anons edilince halkın yoğun alkış ve desteği canlı yayına böyle yansıdı. Sağolun, varolun, halkımız asla yalnız kalmayacaktır!

113,251 views • 1 year ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Özgür Çelik: "Ahlaklı insanlar direniştedir. Ahlaklı insanlar kesintisiz bir mücadelenin içindedir." CHP'nin #butlan kararını protesto etmek için başlattığı "Halk Yürüyüşü" ikinci gününde.. CHP Kadıköy İlçe Başkanlığı'nın çağrısıyla Süreyya Operası önünde bir araya gelen yüzlerce kişi "Faşizme Karşı Omuz Omuza" sloganıyla yürüdü. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik (Casino Siteleri #Güvenilir): ​"Şu bilinsin ki; ​CHP İstanbul Kongresi tertemizdir. CHP'nin Kurultayı tertemizdir. ​CHP Genel Başkanımız Özgür Özel Genel Merkezde görevinin başında, biz de sokaklarda görevimizin başındayız. ​Toplumsal muhalefet burada ve kenetlenmiş durumda. ​Bir "AHLAK" meselesinden bahsediyorlar! ​Nedir ahlak? Halka hizmet, Hakka hizmet felsefesine inanmaktır. ​Ekrem İmamoğlu, 2019'dan bugüne kadar görülmemiş hizmetler gerçekleştirdi. ​Ekrem İmamoğlu tek bir gerekçeyle Silivri zindanında tutulmaktadır; güçlü bir iktidar iddiası ortaya koyduğu için tutsak vaziyettedir. ​Belediye başkanlarımız halka hizmet ettikleri ve halkla bağ kurdukları için tutsaktır. ​Gazeteciler; halkın gerçek haber alma hakkını savundukları, ahlaklı gazetecilik yaptıkları için tutsaktır. ​Ahlaklı insanlar direniştedir. Ahlaklı insanlar kesintisiz bir mücadelenin içindedir. ​Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu, tutsak belediye başkanlarımız, tutsak gazeteciler, tutsak öğrenciler bu ülkenin demokrasi ve özgürlük mücadelesini verdikleri için tutsaktır. ​Bir tarafta hırsı aklının önüne geçmiş bir avuç azınlık ve emperyalist güçlerin desteğiyle kara düzenini sürdürmek isteyen ceberrut bir iktidar var, bir tarafta da kenetlenmiş milyonlar var. Bu karanlığı hep beraber yıkacağız!"

Fatoş Erdoğan

15,331 views • 4 months ago

"Hepimizi içeri atsalar bile bu bayrak asla yere düşmeyecek!" Üsküdar Belediye Başkanı #SinemDedetaş 2 gündür gözaltında. YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik (Özgür Çelik): "Sinem Dedetaş Başkanımız, Vatan Emniyet Müdürlüğü’nün bodrum katında, kötü koşullar içerisinde, uyuşturucu kokuları içinde sizin bu güçlü selamınızı, bu kuvvetli selamınızı aldı ve Sinem Dedetaş, Vatan Emniyet Müdürlüğü’nün Bodrum katında, aynı güzel gülüşüyle, aynı dik duruşuyla sizlere bir selam gönderdi. Selam olsun Sinem Dedetaş’a Burası Üsküdar. Burası mazlumun yanında duran, burası kul hakkını gözeteten, burası kul hakkı konusunda çok hassas olan bir, maneviyatı yüksek bir semt. Bugün ister iktidar partisi, ister muhalefet partileri, hangi siyasi görüşten olursa olsun, bütün insanlar Üsküdar Belediye Başkanı'na sahip çıkmaya gelmişlerse, şu anda Vatan Emniyet Müdürlüğü'nün Bodrum'unda tutsak edilen bir kişi değildir; Üsküdar halkının iradesidir. Sinem Dedetaş, Vatan Emniyet Müdürlüğü'nden bir an önce serbest bırakılmalıdır! Bir an önce serbest bırakılmalıdır! Sinem Dedetaş bir cümle kullandı, dedi ki: *"Hepimizi içeri atsanız bile bu milletin yüzü gülmeyecek." 🔺️Biz de buradan Sinem Başkanımıza sesleniyoruz: 🔺️Kıymetli Başkanım, hepimizi içeri atsalar bile bu bayrak asla yere düşmeyecek! Üsküdar ayaktadır, millet ayaktadır, Türkiye ayaktadır! Ve bu karanlığı hep birlikte bu topraklardan göndereceğiz. Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Bir yeni başlangıçla, yepyeni bir yola çıkıyoruz. Türkiye için yeni bir yola çıkıyoruz. Yolumuz aydınlık olsun. Çünkü tüm saldırılar karşısında asla bir milim geri adım atmadan, bir milim eğilmeden, bir santim bükülmeden kararlılıkla bir yürüyüş gerçekleştiriyoruz. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz; bu yürüyüş ne Özgür Özel'in yürüyüşüdür, ne Ekrem İmamoğlu'nun yürüyüşüdür, ne Sinem Dedetaş'ın yürüyüşüdür. 🔺️Bu yürüyüş milletin yürüyüşüdür! Millet büyük bir yürüyüş başlattı. Bir Pazar günü seçim sandığı milletin önüne gelecek ve bir bayram havasında, bir şenlik havasında hep birlikte sandıklara gideceğiz ve hep birlikte bu karanlık anlayışı tarihin karanlığına göndereceğiz. Bu topraklarda demokratik Cumhuriyeti hep birlikte yeniden inşa edeceğiz." Binlerce kişi, Sinem Dedetaş'ın gözaltına alınmasını Üsküdar Belediyesi önüne yaptıkları "İrade Yürüyüşü"yle protesto etti.

Fatoş Erdoğan

28,694 views • 2 months ago

CHP Genel başkanı Özgür Özer diyor ki herkes safını belli etsin safımız belli. Ya siz safnız belli edin ya Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda gidin ya Mustafa Atatürk’ün askeri olun adam gibi. Ya da ikide bir Mustafa Kemal Atatürk’ün arkasına saklamayın ya da Kürtleri arkasına saklamayın. Safımız belli bizim safmız Türkiye Cumhuriyeti’nin devletidir askeri ve polisidir Türkiye Cumhuriyeti’nin başkomutan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır hatırlatayım size Sayın Özgür Özer Özgür Özel CHP Genel başkanı bu millet seni affetmeyecektir gün gelir sen de ve İstanbul il başkanı Özgür Çelik ikinizde  yargılanacaksın  Yaptığınız çağrı milleti ve polisi karşı karşıya getirdiniz  Halkı sokağa çağıran ve polislerimizin yaralanmasına sebep olan, vatandaşın huzurunu bozan, Özgür Özel ve Özgür Çelik bu iki şahıs hakkında işlem yapılacak mı. Adalet Bakanı Sn Yılmaz Tunç sayın bakanım bakanım Özgür Özel ve Özgür Çelik görevinde İvedikle uzaklaştırması gerekiyor. CHP derhal kayyum atılmalıdır.! bu iki Galyancılara suç duyurusunda bulunacağız. Özgür Özel asla sizi affetmeyeceğiz yaptığınız açıklamalar polislerimize baltayla saldırmak teşebbüs etmekten polislerimize kezzap üzerlerine atmaktan Türkiye Cumhuriyeti ikinizi de affetmeyecektir. Mersin CHP milletvekili Ali Mahir Başaran sen de bu iki kişi gibi suç ortağısınız. maksadınıza başaramayacaksınız Türkiye’nin huzurunu bozmaya asla izin vermeyeceğiz CHP ve Ekrem İmamoğlu’na Açık Çağrımızdır: Kürt Halkı Kimsenin Peçetesi, Oy Deposu Değildir! CHP ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında açılan soruşturma ve ardından gelen tutuklama kararının ardından, her zamanki siyasi manevrasına başvurarak Kürt halkını sokağa çağırmaktadır. Bu artık klasikleşmiş bir CHP taktiğidir: Sıkışınca ya Atatürk’ü kullan, ya da Kürtlerin arkasına sığın. Ancak bilesiniz ki Kürt halkı artık bu senaryolara kanmıyor. Ekrem İmamoğlu, kimlerle tatile gittiysen, paraları kimlerle akladıysan, fantezilerini kimlerle yaşadıysan, seni de onlar savunsun. Kürt halkı; kendini temsil etmeyen, değerlerine yabancı, halkla bağı olmayan bir zihniyetin peşine takılmaz. Her zaman olduğu gibi CHP, Kürtleri yalnızca seçimden seçime hatırlıyor. Kürtlerin acılarını da sevinçlerini de yalnızca siyasi kazanç için kullanıyor. Ama bu oyun bitti! Cumhurbaşkanımıza hakaret edip, devletin polisine küfredip, sonra dönüp “Kürtler neden sahip çıkmadı?” diye sormak ne cürettir? Kürt halkı artık bu ucuz siyasetin, samimiyetsiz çağrıların parçası olmayacak kadar bilinçlidir. Bu milletin evlatları artık kimin dürüst, kimin sahte olduğunu çok iyi bilmektedir. Kürt kimliği bugün Türkiye Cumhuriyeti içerisinde onurlu bir şekilde temsil edilmektedir. Kürt kökenli bakanlarımız, milletvekillerimiz, valilerimiz vardır. Eğer bugün bir Kürt, televizyonda anadilinde konuşabiliyor, görev aldığı devleti gururla temsil edebiliyorsa, bu kazanım Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Cumhur İttifakı’nın kapsayıcı iradesiyle sağlanmıştır. Kürtlerin tek umudu da, gerçek dostu da, Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve Milliyetçi Hareket Partisi lideri Sayın Devlet Bahçeli’dir. Bu ülkenin birliğini, dirliğini ve geleceğini tehdit eden hiçbir yapıya, hiçbir çarpık zihniyete müsamaha gösterilmeyecektir. Bugün sokak çağrısı yapanlara açıkça söylüyoruz: Kürtler artık sizin oyuncağınız değil! Oy deposu değiliz! Sizi de, sizin gibi düşünenleri de çok iyi tanıyoruz. Siz kendi yandaşlarınızı, çıkar ortaklarınızı sokağa çağırın. Kürt halkı bu tezgâha gelmeyecek. Ali Yerlikaya Recep Tayyip Erdoğan Devlet Bahçeli Yılmaz TUNÇ Hakan Fidan TBMM Numan Kurtulmuş A Haber Bengü Türk Selami YILDIZ Mahmut Demirtaş Dr. İdris AKBIYIK Davut GÜL Prof. Dr. Kemal Memişoğlu Davut Gürkan Türk Polis Teşkilatı T.C. Jandarma Gn. K Tuncay Akkoyun Birol Ekici Özgür Özel Özgür Çelik Ali Mahir Başarır Muharrem İNCE CHP 🇹🇷 CHP Isparta İl Başkanlığı Baş koymuşum Türkiyem, ölürüm Türkiyem. Kürt-Türk milleti birdir, bir kalacaktır. Ne mutlu Türk’üm diyene! Saygılarımla, Abdurrahim Avcıoğlu 🇹🇷

ABDURRAHİM AVCIOĞLU

17,541 views • 1 year ago

Değerli dostlarım yeniden merhaba. Aklınızdaki bazı soru işaretlerini gidermek istiyorum. 1- İlk videoda Genel Başkanımız Özgür Özel var. Dünden beri genel başkanımıza 5000'in üzerinde tweet okutuldu. Kendisi "Eleştiri varsa arkadaşlarımızla görüşmemiz gerekir." diyerek bugün öğrenci temsilcileriyle görüşme gerçekleştirdi ve onların taleplerini dinledi. Onlara provokatör asla demeyeceğini fakat Saraçhane konusuna özellikle dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. 2- İkinci videoda Milli Eğitim Bakanlığı'ndan sorumlu Genel Başkan Yardımcımız ve İstanbul vekilimiz Suat Özçağdaş var. Kendisi neden sahadan görüntü verilmediğine dair açıklamasında şunu belirtiyor. "Öğrenciler yüzlerini kapatıyor. Niye kapatıyorsun dediğimizde 'İTÜ öğrencisiyim. 31 sene önceki diplomayı iptal eden beni mahveder.' diyorlar. Bir cevap veremiyorum. Demokrasi talebi için alana gelen insanlara dair sahadan görüntü verirsek gözaltı riskinden çekiniyoruz. Sahada 80 vekilimizle bulunuyoruz. Büyük bir kısmı İstanbul'da. Bazı arkadaşlar bizi tanıyor bazıları tanımıyor. Vekiliz demeden yoldaşları olarak yanlarında mücadele veriyoruz. Eksik varsa da kapatacağız." 3- Üçüncü video Gençlik Kolları Genel Başkanı Cem Aydın. Arkada polis müdahalesini görüyorsunuz. Bu esnada alanda eşyalarını unutan arkadaşımızın eşyasını almak için birlikte alana yürüyorlar. Bu video 3-4 gündür var örneğin ama paylaşılmıyor çünkü tercih edilmiyor. Son olarak bugün İBDA-C riskinden haberdarsınız. İstanbul İl başkanımız Özgür Çelik tampon bölge önlemi almıştı fakat iftar iptal edildi. Telaşa gerek yok. Mücadeleye devam. Pes eden de memleketi satar, sizi yalnız bırakan da. Herkes bu konuda hemfikir. Akşam için herkese kolaylıklar, ayağınıza taş değmesin. Gülmeyi unutmayın zira Ekrem Başkanın dediği gibi GÜLERYÜZÜNÜZE YENİLECEKLER.

Av. Şöhret Can Kolsuz

65,000 views • 1 year ago

Bir kez daha herkese iyi akşamlar... Ekrem Başkanımızın gözaltına alındığı 19 Mart sivil darbesinin üzerinden yaklaşık 10 gün geçti. Bu süreçte avukatlar adliyelere alınmadı, savunma makamı gözaltılarla susturulmaya çalışıldı; gençler emniyet/adliye/cezaevi kıskacına bırakıldı, gazeteciler tutuklandı, kanallar karartıldı ve elbette Türkiye Cumhuriyeti'nin 100 yıllık mirası olan demokrasimiz ilga edilmeye cüret edilip milyonlarca yurttaşımızın vergileriyle ayakta duran ekonomimiz 1 kişinin şahsi menfaatleri için çökertildi. Dostlarım sokaktaki insanların birçoğu CHP'li değil. Bir kısmı CHP'ye önyargılı. Fakat bu süreç hepimize pek çok şeyi kanıtladı. 1- Örgütlü olmak, bir eyleme kalkışırken arkanda binlerce insanın olduğunu bilmek önemlidir, değerlidir. Yeterince kalabalık değilsen kararlılık yetmez. 2- CHP'nin kendi içinde birtakım sorunları vardır ve bunlar vatandaşın teşviki ve rehberliğiyle ancak düzelebilir. Öncelikle şunu söyleyeyim: Genel Başkanımız Özgür Özel ve İstanbul İl Başkanımız Özgür Çelik -haddim olmayarak, bir vatandaş gözüyle- çok başarılı bir sınav vermiştir. Hatalar günden güne törpülenmiştir. Dostlarım eylemsellik araba sürmek gibidir. CHP 15 senedir sokağı unutmuştu. Bu eylem pratiklerini her vatandaş gibi CHP üyeleri de hatırlamaya çalıştı ve devamında sürece kanalize olundu. Alanlarda CHP vekillerini daha sık görmeye başladık, başladınız. Bu biraz da sizin sayenizde oldu. Zira sokak hareketleri böyledir. Kurumsal muhalefetin önünde gider, siyasi partileri ittirir, istikamet çizer. Bu tüm dünyada böyledir. Siz hepimize tam olarak bunu yaptınız. Önümüzdeki aylarda da umarım yol göstermeye devam edecek; motivasyonunuzu yitirmeden mücadeleye devam edeceksiniz. CHP Gençlik Kolları seçimlerinin üzerinden 4 ay geçti. O süreçte benim sloganım "İktidar Gençlerle Gelecek."; Genel Başkanımız Cem Aydın'ın sloganı ise "Umut Burada!" idi. CHP'yi sevmeyebilirsiniz, İmamoğlu'ndan haz etmeyebilirsiniz fakat demokratik kazanımların korunması adına CHP'nin bir çatı olduğunu kabul etmek mecburiyetindeyiz. Zira yukarıda da bahsettiğim gibi bu iktidar ancak erdemli bir dayanışmayla mağlup edilebilir. Tıpkı 100 sene önce olduğu gibi. Eylemler ve mücadelemiz aylar sürecek. Buna hazır olun. Cümlelere çok takılmayın, pratiklere odaklanın. İnsanlar yorgun, uykusuz fakat kararlı. Hata görürsem ben de sizler gibi eleştiriyorum zaten. Öfkemizi doğru yere kanalize edelim. Şimdi aşağıya 15 Mart tarihli bir video bırakıyorum. Bu cümleleri önemseyin. O tarihte "Gençler bu ülkede tarih yazacak, tarih!" cümlesi neden söylendi anlamaya çalışın. Bu bir gençlik hareketi. Geleceği, hayalleri, diploması, parası, umudu çalınan gençlerin hareketi. Asla umudunuzu kaybetmeyin. Biz bu savaşı kazanacağız. Kolay olmayacak ama kazanacağız. Her bir Mustafa Kemal'in yolu açık olsun. #KurtuluşYokTekBaşına

Av. Şöhret Can Kolsuz

21,778 views • 1 year ago

Size, Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndan sesleniyorum. Benim burada olmam, hiçbir yurttaşımızın, AKP baskı rejiminde can ve mal güvenliğinin olmadığının en açık kanıtıdır. 18 Ocak Cumartesi günü, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Mersin İl Kongresinde şu açıklamayı yaptı: ‘’Ülkemizin ilk 80 yılına asırların yorgunluğuyla, Birinci Dünya Savaşı’nın yükü altında kalan Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişin sancıları damga vurmuştur. Tek parti faşizminin; milletimizin inancına, tarihine, kültürüne yönelik tahrip edici, baskıcı politikalarının ağır bedellerini izledik” 19 Ocak Pazar günü ben de Antalya'da, 4. Zafer Partisi İl Başkanları Toplantısında, Erdoğan'ın bu açıklamasına şu cevabı verdim: ‘’Bu mücadelede, bu politik fikir mücadelesinde Zafer Partisi; PKK gibi, FETÖ gibi, IŞİD gibi terör örgütleriyle mücadele etmektedir. Bütün bunların karşısında Zafer Partisi; Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini, temel ilkelerini, milletimizin ve devletimizin bağımsızlığını ve bölünmez bütünlüğünü kararlılıkla savunmaktadır. Ancak, ne yazık ki Zafer Partisi; ülkemizin bölünmez bütünlüğünü, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bırakmış olduğu değerli mirası sadece terör örgütlerine karşı değil, aynı zamanda Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’ye karşı da savunmak durumundadır. Recep Tayyip Erdoğan dün Mersin’de partisinin kongresinde yapmış olduğu konuşmada şöyle söylüyor: “Ülkemizin ilk 80 yılına asırların yorgunluğuyla, Birinci Dünya Savaşı’nın yükü altında kalan Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişin sancıları damga vurmuştur. Tek parti faşizminin milletimizin inancına, tarihine, kültürüne yönelik politikalarının ağır bedellerini izledik” demiş. Değerli Zafer Partililer, Türk milleti 1000 seneden beri Anadolu’da egemenliğini sürdürüyor. 1000 sene boyunca birçok Haçlı seferine maruz kaldık. Birinci Haçlı Seferi 1095 yılında başladı. Son Haçlı Seferi ise 1914-1922 yılları arasında gerçekleşti. Son büyük Haçlı Seferi’ni, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Anadolu’da mağlup ettik ve Haçlı ordularını Akdeniz’in soğuk sularına gömdük. Türkiye Cumhuriyeti, Türk milleti için yeni bir Ergenekon’dur ve bu yeni Ergenekon’da aziz milletimiz güçlenmiş, silahlanmış ve sanayisini inşa etmiştir. Yıkılış döneminin bırakmış olduğu hastalıkları bertaraf etmiş, Hatay’ı almış ve ardından Kıbrıs’ta devlet kurmuştur. Emin olun ki son 1000 yılda gerçekleşen hiçbir Haçlı Seferi, Erdoğan’ın ve AKP’nin Türk milletine ve Türk devletine verdiği zararı vermemiştir. Hiçbir Haçlı Seferi, Türk devletine casusları sokamamış, Türk milletini Deist, Ateist veya Hristiyan yapamamıştır. Ancak, Erdoğan döneminde, Türk milletinin geniş kesimleri “Allah ile aldatanlar” yüzünden dinlerinden soğumaya başlamışlardır. Erdoğan döneminde Deist ve ateist oranı yüzde 16’yı aşmıştır. Erdoğan bilmelidir ki Cumhuriyet’i kuran kadrolar, Türk milletinin inancını, tarihini ve kültürünü korumuş ve geliştirmiştir. Türk milletinin inancına, tarihine ve kültürüne saldıran, tarihi fesli bir deliden öğrenen Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisidir. Evet, Recep Tayyip Erdoğan, Türk milletinin tarihine ortaklar getirerek, Türk milletinin tarihini çarpıtarak, Türk milletinin tarihine zarar vermektedir. Erdoğan, Türk milletinin devletini; tarikat ve cemaatler arasında dağıtarak, şirk koşanları devlete ortak ederek Türk milletinin inancına zarar vermektedir. Milyonlarca sığınmacı ve kaçağı Anadolu’ya sokarak, Türk milletinin kültürünü tahrip etmektedir. Yaşanan şey aslında bir AKP faşizmidir. Ve Zafer Partisi olarak biz, ana muhalefet gibi bu faşizmle normalleşmeyeceğiz. Biz mücadele edeceğiz ve kazanacağız. Zafer, Türk devletinin ve Türk milletinin olacaktır. Görüldüğü üzere, Erdoğan'a verdiğim cevapta; Erdoğan'ın, Atatürk ile ilgili kullandığı ifadelerin aynıları kullanılmıştır. Ertesi gün, Erdoğan'a, “Atatürk'e hakaretten” soruşturma açmayan İstanbul Başsavcılığı, bana yönelik olarak soruşturma açtığını, daha UYAP'ta dosya olmadan basına açıklamış. Saat 17.30 sularında İstanbul Başsavcılığı'nda görevli bir savcı, “kaçma şüphem olduğu ve gözaltının önünde bir engel olmadığı” ifadelerini kullanarak gözaltına alınmam için talimatı Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bildirmiş. Öncelikle şunu ifade edeyim; beni suçlamak için 1. ve 2. Ergenekon iddianamelerinde onlarca sayfa yalan uyduran FETÖ savcıları kaçtı ama ben kaçmadım. Bir gün Ak rejim savcıları ve Ak rejim hakimleri de kaçacak ancak ben yine kaçmayacağım. Bütün toplumun tanıdığı bir siyasi partinin genel başkanı niye kaçsın? Üzerine atılı olan suç, tutuklamayı bile gerektirmiyor iken neden davet edildiği zaman gidip ifade vermesin? Savcının kullandığı 2. ifade hukukun değil, psikolojinin bir parçasıdır. “Gözaltının önünde bir engel olmadığını” ifade ediyor. Böyle bir hukuk kavramı ve anlayışı yoktur. Bu ifade, savcının, gözaltına alınmamdan, tutuklanmamdan duyduğu sevinci ifade etmektedir. Bu gözaltı talimatı üzerine Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polis ekipleri saat 19.30'da bir lokantada yemek yerken beni gözaltına aldılar. Hastaneye götürdükten sonra başka bir ekibe devrederek İstanbul'a yolladılar. İstanbul'a bir konvoy halinde 180-190 km hızla geldik. Otomobil sürücüsünü 3 kez, “beni ölü mü diri mi teslim edeceksiniz?” diye uyarmama rağmen aynı süratle devam etti. Vatan caddesinde toplanan binlerce vatandaşımızın beni görmesine imkân vermeden binaya sokuldum. Nezarete götürmediler. Avukat ile görüşme odası dedikleri bir odada beklettiler. Gerek Ankara'dan getiren ekibin, gerek İstanbul'daki polis ekibinin nezaketlerinden asla taviz vermediklerini ifade etmek isterim. Ancak, beni görmeye gelen avukatlardan sadece biriyle görüşmeme fırsat verildi. O gece Vatan Caddesi önüne gelen bütün yurttaşlarımıza, sevgili Zafer Partisi Teşkilât Mensuplarına, değerli avukatlara teşekkürlerimi iletiyorum. Geceyi otuz santim genişliğinde, iki metre uzunluğunda bir kalas bankın üstünde geçirmem istendiğinde; polislere “bu gece İmralı'da Abdullah Öcalan daha konforlu uyuyordur” dedim. Bunun üzerine bir koltuk ve battaniye verildi. Battaniyeyi kalas bankın üzerine sererek yattım. Beni sabah 10.00’da Çağlayan adliyesine ifadeye götüreceklerdi. Ancak saat 13.30'da götürüldüm. Neden? Çünkü bir gün önce hakkımda “Cumhurbaşkanı'na hakaretten” soruşturma açan ve gözaltı kararını alan savcılar benim açıklamamda hakaret olmadığını ve beni bu şekilde tutuklayamayacaklarını biliyorlardı. Cumhurbaşkanı'na hakaret suçlamasıyla alınan gözaltı kararı tam bir hukuk kumpasıdır. Bu konuda Başsavcı ve ilgili savcılar hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Ve bir zamanlar FETÖ savcıları bu tür kumpaslar kurdukları için nasıl ceza aldılar ise şimdi bu kumpasları kuranlar da ceza alacaklardır. Beni tutuklamak için gereken belge, ben gözaltına alındıktan sonra, İstanbul'a getirilmemi takiben, 21 Ocak sabahı erken saatlerde Kayseri Emniyet Müdürlüğü'ne verilen bir talimat ile alelacele hazırlatılan 4 sayfadır. Bu sözde belgede X'te paylaşım yapan 2 eski Zafer Partisi üyesi Murat Kaftar ve Baykal Altay ile “eski Zafer Partisi Kayseri İl Başkanımız” Hacı Ali Demirkaya’nın paylaşımlarıyla ilgili olarak suçlamalarda bulunulmuştur. Oysa bu kişiler ile ilgili soruşturmalarda takipsizlik kararı alınmıştır. Hakkında takipsizlik kararı alınan suç oluşturmayan paylaşımlardan hareketle suç oluşturulamaz. Belgede ayrıca Kayseri olaylarına katılanların “Zafer Partisi'ne müzahir” olduğu ifade edilmiştir. Kayseri Emniyet Müdürlüğü eylemciler arasında anket mi yapmış? Gerçek şudur; Kayseri olayları sırasında ne Kayseri'de ne de diğer illerde bir tek Zafer Partisi üyesi hakkında soruşturma açılmıştır. Zafer Partisi, Kayseri Emniyet Müdürlüğü ile ilgili olarak suç duyurusunda bulunacaktır. Ayrıca, Savcılık soruşturma dosyasında, benim, “olayları yatıştırmak” için attığım 2 X'e hiç yer verilmemiştir. Bu X'lerde şu ifadelerde bulunmuştum: 1) ‘’Yanlış diyebilmek için açık adını buraya yazacaksın. Kayseri’ye gideceksin. Oradan sokaktan fotoğrafını paylaşacaksın. Böyle sahte isimler ile sosyal medyadan Türk milletini sokağa çağırmayacaksın. Halk tepki gösterdi. Bu yol ile kimse yollanmaz, sadece ülke emperyalizmin istediği gibi karıştırılır. Suriyelileri, Afganları yollamak istiyorsan oyunu Zafer Partisi’ne vereceksin ve hukuk içinde gidecekler. Sevgili Kayserililer, polis bizim, devlet bizim, ülke bizim. Şehrinize sahip çıktınız. Artık evinize dönün. Bilinçli, bilinçsiz tahrikçilere izin vermeyin.” 2) KAYSERİ’de Eskişehir Bağları Mahallesi’nde: * Suriyeli bir sığınmacı, 5 yaşındaki başka bir Suriyeli kız çocuğuna tecavüz etti. * Tecavüzcüyü almak isteyen polise karşı, tecavüzcünün yakınları zorluk çıkardı ve olaylar büyüdü. * Mahallede yaşayan Türkler, olayı duyunca polise direnen Suriyelilere tepki gösterdi. Diğer mahallelerden gelen Türkler de sokağa çıktı ve Suriyelilere tepki gösterdi. * Olaylar büyüdü. Polis sayısı yetersiz kalınca valilik tarafından acil görev çağrısı yapıldı. * Valilik, polislere Suriyelileri koruyun talimatı verdi. Suriyeli nüfusun yoğun olduğu Danişmend Gazi Mahallesi’nde, Kayseri halkı sokağa çıkarak gösterilere başladı. O mahalleye de polis sevk edildi. Olayların bu noktaya gelmesinin nedeni, hiç şüphesiz şımartılan Suriyelilerin tecavüzcüyü polise teslim etmeyip direnmesidir. Sevgili Kayserililer, polis güçlerine yardımcı olarak evlerinize dönün. Tepkinizi gösterdiniz. Olayların büyümesi Türkiye’nin düşmanlarının işine yarayacaktır.” Ayrıca, olayların başlamasından sonra 2 Genel Başkan Yardımcımı ve 1 Genel Başkan Başdanışmanımı Kayseri'ye yolladım. Seyit Yücel, Ali Dinçer Çolak ve 15 Temmuz gazisi Emekli Emniyet Müdürü Fatih Eryılmaz'ı Kayseri'ye yolladım. Kendilerinin Kayseri Emniyeti ile yaptığı temaslardan hiç bahsedilmemiştir. Savcı bu alelacele hazırlanan belge dışında bana, büyük bir çoğunluğunu 2020-2021-2022 yıllarında paylaşmış olduğum sığınmacı Suriyeliler ve kaçak Afganlar ile ilgili paylaşımlara ilişkin sorular sordu. Öncelikle hiçbir X paylaşımımda ne sığınmacı Suriyelilere yönelik ne de Afganlara yönelik bir öfke, nefret ifadesi bulunmaktadır. Yaptığım paylaşımların çoğu “alıntı” paylaşımdır. Yani başka bir kaynakta bahsedilen haberi alıntılayarak paylaşım yapmış olduğum görülmektedir. Diğer paylaşımları yalanlamayan resmi makamlar benim paylaşımım üzerinden yalanlamayı yayınlamışlardır. Örneğin eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş; “Hatay'da Suriyelilere toprak, ekilebilir arazi satıldığı” açıklamasını yapmış. Ben de bu açıklamayı alıntılayarak paylaştım. Hatay Valiliği Lütfü Savaş'ı değil beni yalanlamış. Bunun için tutuklandım. Mersin'den bir genç beni aramış. “Kardeşimi Suriyeliler bıçakladı. Ben Mersin'in yerlisi bir ailenin evladıyım. Arkadaşlarımı zor tutuyorum” demiş. Ben de bu gencin ismini vererek “sakin olmalarını, Mersin Emniyetine güvenmelerini, Mersin polisinin suçluları yakalayacağını” ifade etmişim. Ve X paylaşımını Mersin Emniyetini adresleyerek paylaşmışım. Mersin Emniyeti açıklama yaparak bıçaklayanın Suriyeli olmadığını iddia etmiş. Ben ailenin iddiasını açıkladım. Üç saldırganın ikisinin Suriyeli birinin de Türkiye doğumlu Türk vatandaşı olduğu paylaşımda açıklanmıştı. Mersin Emniyet Müdürlüğü'nün açıklamasının doğru olup olmadığı araştırılmalıdır. Çünkü Mersin Emniyet Müdürlüğü daha önce de; artık Şam Caddesi diye anılan, Mersin'in Fasih Kayabalı Caddesi'nde, ön adı ONUR olan bir Türk gencinin, bir Suriyeli tarafından öldürüldüğü haberini gizlemişti. Özetle bu ve benzeri; Kayseri olayları ile hiçbir ilgisi olmayan, herhangi bir nefret ifadesi olmayan, AKP hükümetinin; “açık sınır” ve “yanlış sığınmacı ve kaçak politikasını” eleştiren paylaşımlarım gerekçe gösterilerek tutuklandım. Tutuklama sorgusuna, -üç avukatın dışında- vekalet verdiğim avukatlarım bile alınmadı. Değerli basın mensupları, tutuklanmamın gerçek nedeni; Erdoğan'ın, “tutuklanmamı emretmiş” olmasıdır. Bunun nedeni; Erdoğan ve Bahçeli'nin, “Milli-Üniter-Laik Türkiye Cumhuriyeti”nin, PKK terör örgütü elebaşı ile birlikte, "yeni paradigma" çerçevesinde Türk-Kürt-Arap Federasyonu'na dönüştürme kararına, Ümit Özdağ ve Zafer Partisi'nin, plânı ifşa ederek, aktif şekilde direnmesidir. Ayrıntıları ile hazırlandığı, her detayın konuşulduğu ve ilmek ilmek örüldüğü, eski AKP milletvekili İhsan Aslan tarafından ifade edilen plânın içinde nelerin bulunduğu ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın baş hukuk danışmanı Mehmet Uçum'un X paylaşımlarında açıklanmıştır. Bu plan, öyle büyük bir tehdittir ki; Devlet Bahçeli bile “önümüzdeki dönemde çok şey değişecek, inşallah Türkiye değişmez” demiştir. Türkiye'yi parçalayacak bu plâna muhalefet edeceğiz, direneceğiz. Değerli basın mensupları, Büyük Türk Milleti, binlerce genç Mehmetçik, polis ve korucu kardeşimiz hayatlarının baharında şehit oldular. Binlerce genç Mehmetçik, polis ve korucu gazi oldular. Genç öğretmen kardeşlerimiz şehit edildiler. Gara'da, PKK ininde rehin tutulan 11 asker ve istihbaratçı kardeşimiz alçakça infaz edildiler. Ben de şimdi Silivri'de Öcalan için rehin tutuluyorum. Benim Silivri'deki tutukluluğum, şehitlerimizin aziz anısına saygı duruşudur.

Zafer Partisi

134,135 views • 1 year ago