Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

🇨🇳 Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Kim Jong ile ilişkileri daha da güçlendirmek için bu ay içinde Kuzey Kore'ye gideceğini duyurdu.. 🇰🇵 Kim-Jong Dünya liderlerini ayağına getirtmeye devam ediyor ..

33,744 Aufrufe • vor 3 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

Bir kaç ay evvel, Mart 2026'da, Ramazan-ı Şerif'te, Katar'da eğitim uçuşu esnasında bir hava binbaşımız, iki mühendisimiz ve dört Katar ordusu mensubu genç, şehit olmuş idi. O zaman şunu yazmışım "Bir Binbaşı'mız ve iki Aselsan mühendisimiz, Katarlı meslektaşları ile birlikte şehit düştüler Katar medyası, namazı, "ümmet şehitleri için cenaze namazı" ifadesi ile duyurdu Onlarca yıldır, sadece iki ülke içinde değil, nice coğrafyada, nice süreçte, Türkiye, Katar'a, Katar Türkiyemize, omuz verdi, yük olmadı, yük aldı, yoldaş oldu, olmaya devam ediyor Dostluk ve kardeşliğimiz artık şehitlerimizin nişânı ile mühürlendi Şehitlerimize rahmet, hürmet ve minnetle" Katar merkezli olarak, farklı zamanlarda farklı ve kalıcı metinler yayınladım burada. Şu an vakit hayli dar olduğu için o metinlerime ulaşamadım, ilgilisinin -inşallah- hafızasındadır -Katar, modern zamanlarda müslüman bir devlet kimliği inşası ve temsili noktasında öncü bir ülke -Gazzemizin son bin gününde de, öncesindeki tüm süreçlerde de özellikle Filistin ve Suriye'nin özgürlük mücadelesinde, bilinen - bilinmeyen, büyük, çok büyük destekler verdi, bedeller ödedi, adeta tüm imkanlarını sonsuz bir cömertlikle seferber etti -Bir çok kez özellikle dile getirdim, sadece Katar 2022 Dünya Kupası sürecindeki tüm varlığı ile, Almanya başta olmak üzere dünyanın tüm saldırgan yapılarına karşı, modern zamanların İslam temsîlinin en küresel, en şık, en asil temsiliyetini sahnelemişti -1945 sonrası dünyada, müslümanlar olarak bizler, (THY dışında) küresel tek 1 marka çıkaramamışken, tüm küresel kazanımların da öncülü, anlatı kurucusu - yıkıcısı - inşacısı olan medya - literatür inşasını da Katar, El Cezire ile gerçekleştirdi, 1996'dan bu yana, El Cezire olmasa idi, son 30 yılın bölge ve dünya tarihi, Yahudist anlatı ile kurgulanmaya devam edecekti, fakat tüm El Cezire markaları, 30 yıldan uzun süredir, kitaplar dolusu detayları ile anlatılası bir medya devrimi yaptı, yapmaya devam ediyor Yukarda, girişte, en hülasa şekilde ifade ettiğim gibi, onlarca ve onlarca örnekle genişletebiliriz ki ; Onlarca yıldır, sadece iki ülke içinde değil, nice coğrafyada, nice süreçte, Türkiye, Katar'a, Katar Türkiyemize, omuz verdi, yük olmadı, yük aldı, yoldaş oldu, olmaya devam ediyor İşte o ülkenin kurucusu, öncüsü, yüzlerce şehit - gâzî Gazzelimizin ailesinin muhafızı olabilecek gücü inşa eden, bugünlere kadar gelmesini sağlayan büyük Türkiye dostu, Şeyh Hamad bin Halife El Sani'ye rahmet, gerçek dost, gerçek kardeş Katarlılara gönülden taziye dileklerimizle

İsmail Halis

18,226 Aufrufe • vor 2 Monaten

Çok kıymetli dostlarım, vatandaşlarım; bazen sizlere içimi dökme ihtiyacı hissediyorum. Bu gün de o günlerden biri. Hep birlikte tartışalım isterim. Şahsen tanıdığım CHP'lilere baktığımda vatanına-milletine bağlı, milliyetçi insanlardır. Onlarca konuda birbirimizden farklı düşünürüz, tartışırız, ama iki tarafın niyetinin Türkiye Cumhuriyeti'nin daha güçlü, daha muktedir olması olduğunu bilir. Ancak günümüzde bir CHP seçmenini temsil eden siyasilere ve gazetecilere bakıyorum; bir de sokaktaki CHP seçmenine bakıyorum; bir türlü inanamıyorum. Bu insanları, bu kanaat önderleri nasıl temsil ettiğini bir türlü anlamıyorum. Şimdi dostlarım, bu Merdan Yanardağ, CHP medyasının başı çeken isimlerinden, ettiği lafa bakar mısınız? Ki sadece o da değil, daha birçok CHP'li kalem, yorumcu, siyasetçi hep bir ağızdan şunu soruyorlar: "Türk Bayrağı Halep'e nasıl çekiliyor?" İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu açıklama yapıyor, diyor ki beyefendi, "Suriye'de çatışmalar yeniden başladı. Üzülerek izliyoruz." Tarihe dönüyorsun; 1. Dünya Savaşı'nda İngilizler'e karşı Halep'i kim savunmuş? Sokak sokak, çatıdan çatıya, binadan binaya Halep'i savunan 7. Ordu ile Mustafa Kemal. On binlerce şehit, yaralı, esir Türk askeri pahasına savunuldu Halep. Dahası da var; 1. Dünya Savaşı kaybedildikten sonra Anadolu'nun her noktasında kurulan Kuvay-i Milliye cemiyetlerinden biri de Halep'tedir, biliyor musunuz? Aynı Aydın, İzmir, Maraş, Antep gibi. 🔴 Şimdi tüm bunları üst üste topladığımızda, "Türk Bayrağı Halep'e nasıl çekiliyor?" sorusunu sormak ya da "üzülerek izlemek" bu vatana, bu millete hainlik değildir de nedir? 🔴 Ben bu adamlara yabancı istihbaratların asimetrik savaş aparatı desem yalan mıdır? 🔴 Bu soru, devlet hayati çıkarlarını savunurken bozgunculuk değil midir? 🔴 Bu soru ile vatan haini olunmuyorsa ne ile olunur? 🔴En can alıcı soru: Atatürkçü, milliyetçi CHP seçmeninin bu hainlerin peşinde ne işi vardır?

Nebi Hatipoğlu

59,993 Aufrufe • vor 1 Jahr

Şimdi anladık mı Abdülhamid hanı ? Ne demişti ? ''Biz bu coğrafyadan çekildiğimiz anda, kıyamete kadar kan durmaz'' Neden biliyormusunuz ? Yahudiyi o kadar iyi tanıyordu ki... Ne yapacaklarınıda çok iyi biliyordu. Hatta Kabala büyü kitabını şifrelerini en iyi okuyabilen liderlerden biriydi. Okuyabildiği içinde bir sonraki hamlelerinin ne olduğunu bilen bir liderdi... Kurtuluş savaşında eğer başarabilseydiler TÜRKLERİ de bu duruma düşürme niyetleri vardı. Ama başaramadılar. Bir ATATÜRK çıktı. Atatürk de yahudilerin kim olduğunu iyi biliyordu. Ve bunun için Atatürk vefat edene kadar bir İSRAİL kuramadılar çünkü oda buna izin vermedi... Nuri killigile filistine silah gönderilmek üzere üretim yaptırttı. Killigilin fabrikasını kim patlattı ve onu şehit etti ? İşte türkiyenin içindeki YAHUDİLER... Yani amerikanın içi ne kadar yahudiler tarafından kuşatılmış durumdaysa Türkiyenin de içi aynı şekil kuşatılmış durumda... Bunun için medyada ellerinde sanat alanıda ellerinde o sanat alanının içinde olanlarda ellerinde. Bundan dolayı kimse çıkıpta ''BEN FİLİSTİNİN YANINDAYIM'' diyemez. Tabii ki dünyada büyük bir uyanış başladı. Bunda da öncü GAZZE oldu. Sizinde dediğiniz gibi amerikada dünya starı olan sanatçılar holywood yıldızları bile baş kaldırarak bu duruma isyan etmeye başladı. Çünkü bu bir insanlık sorunu... Aynı olay bir hristiyana yapılsaydı, insan olarak bununda karşısında durmak gerekirdi. Çünkü karşımızdaki yahudi yapısı KABALA inancına göre kendinin haricinde olan herkesin ''GOYİM'' olduğunu iddia ediyor... Peki ''GOYİM'' ne ? insanımsı hayvanlar... Efendilerde yahudiler... Peki israil savunma bakanı GALLANT 7 ekimden sonra ne dedi ? ''İNSANIMSI HAYVANLARLA UĞRAŞIYORUZ'' Bu hesaplaşma çok büyük olacak... Türkiyenin ve amerikanın içi dahil bütün bu yahudi oluşumları temizlenecek.. Aksi halde dünya kendi kıyametini hazırlıyorlar... Sanatçılar konusunda gelince... Amerikada dünya starı olan sizinde yakından tanıyacağız THE WEEKND önce 2.5 milyon dolar ardından 1.5 milyon dolar gibi bir rakkamı gazzeye bağışlayıp bütün hayranlarındanda bağış yapmasını istedi. Ve bunu hiç korkmadan yaptı. Ya benim sanatımı bitirirler ya suikast düzenlerler diye hiç çekinmedi bile. Bu adam bir HRİSTİYAN... Rapçi MACKLEMORE ise dünya turnesine çıkıp her konserde kendini gazzeye adayıp üstüne besteler yaptı... Buda bir hristiyan... Maalesef Türkiye'nin içinde sizin ve sizin gibi birkaç sanatçımız haricinde bu konuya hassasiyet gösteren bir sanatçı göremiyoruz... Hepsi kafasını kuma gömmüş ve olan biteni sadece izlemekle yetiniyor bir tepki bile vermiyor... Bu tehlikenin Türkiye'nin üzerine geldiğini hedeflerinin Türkiye olduğunu 4 ay içinde herkes anlayacak... Çünkü israil gazzede durmayacak bunu artık herkes anladı...

GERÇEKLER TV

32,184 Aufrufe • vor 2 Jahren

Fatih Altaylı, ‘Lağım nasıl patladı?’ diyerek anlattı: “Rasim Ozan Kütahyalı ile başlayıp, Cem Küçük ile devam eden, Tahir Sarıkaya’nın tutuklanmasıyla genişleyen ve daha başka yerlere de gideceği artık aşikar hale gelen soruşturma ile ilgili meseleye hakim birkaç kişi ile görüştüm; • Bunlar birkaç yıl öncesine kadar bir ekip olarak hareket ediyorlarmış ve iktidara yakın medyadaki bazı isimlerin ve yöneticilerin kontrolü altındaymışlar. • Ancak önce Rasim Ozan Kütahyalı bu ekipten dışlanmış. Nedeni kimine göre açgözlülük, kimine göre paylaşmada adaletsiz davranması, kimine göre fazla geveze olması, kimine göre para için başka işlere de bulaşması, kimine göre de medyadaki muhalif isimlerle ve CHP’lilerle de fazla görüşmeye başlaması olmuş. • Bu dışlanmadan sonra Kütahyalı’nın serseri mayına dönüştüğü, çok farklı kesimler tarafından kullanılmaya başlandığı ve onu kullananların da uyarılması üzerine tam olarak sahipsiz kaldığı söyleniyor. • Bu arada bugün ortaya çıkan pek çok meseleyi, Kütahyalı bir süredir yakın çevresi ve hatta iktidara pek de yakın olmayan isimlerle de paylaşıyor, Tahir Sarıkaya, Cem Küçük ve bir yayın yönetmeni hakkında çok açık suçlamalar yöneltiyormuş. • Cem Küçük ise iktidar çevrelerinde zaten sevilmeyen ve güvenilmeyen bir isimmiş. Kendisine derin devlet süsü vermesi rahatsızlık yarattığı gibi, tehdit ve şantaj iddiaları AK Parti’nin siyaset ve bürokrasideki önemli isimlerinin de kulağına gitmekle kalmamış, bunlarla ilgili şikayetler de olmuş. • Çalıştığı kanala da bu yönde çokça uyarı yapılmış. Kanal yöneticileri de uzun süredir gelen bu uyarıların artık bir soruşturmaya döneceğini kesin olarak anlayınca işine son verilmiş. • Adını daha önce pek duymadığım Tahir Sarıkaya ise aslında bir tür PR ajansı gibi çalışırmış. Sadece iktidar yanlısı gazetecilerle değil, ortada duran hatta muhalif isimlerle de yakın diyaloğu varmış. • Gazeteciler ile belediyeler arasında ilişkileri düzenler, ısmarlama röportajlar ve haberler yaptırır, bunların bazıları için ödemeleri organize edermiş. Gazetecilik kisvesi, onun bu işleri yürütebilmek için kullandığı bir kılıftan ibaretmiş. • Bana bunları söyleyen biri, “Sarıkaya’nın telefon kayıtlarına bakılırsa hiç ummadığınız insanlarla bile diyalog içinde olduğu ortaya çıkar. Bu elbette o insanların Sarıkaya ile akçeli işler yaptığı anlamına gelmez ama kendini korumak için muhaliflerle bile çok sıkı fıkıydı” dedi. Peki bu lağım nasıl patladı? • Yine anlatılanlara göre ortada bir “itirafçı” var. Savcıların elindeki itirafçı metnini görenlere göre bu itirafçı kuvvetle muhtemel Rasim Ozan Kütahyalı. Pek çok bilgi vermiş ve “Bu yüzden yakında tahliye edilebilir” diyorlar. • Maddi menfaatler başlangıçta ayakkabı, takım elbise gibi ufak tefek şeyler gibi görünüyordu. Ben de şaşkınlıkla izliyordum. • Ancak konu tam da böyle değil gibi görünüyor. “Çok daha büyük paralar söz konusu. Aslında bir buzdağı var. Miktarlar çok çok büyük. Milyonlar aktarılmış. Bazı isimlere düzenli ödeme yapılmış. • Deştikçe çıkıyor. Savcılık çok detaylı bir çalışma yapıyor. Birisi çomak sokmaz ise iş çok büyüyebilir” diyorlar. • Cem Küçük son halka olsun diyenler yanıldı. Zincir uzayacak gibi görünüyor. Meseleyi bilen biri “Sadece para, tehdit, şantaj, güç simsarlığı, ilişki simsarlığı değil. Çok boyutlu bir inceleme var. Bunların İsrail bağlantıları, Adnan Oktar ilişkileri de inceleniyor. Parasal taraf daha kolay çözülüyor ama diğer tarafa da bakılıyor” dedi. • Peki, bu işin içinde kimler var ve zincir daha ne kadar uzar? Aldığım yanıt şöyle; “Tahir Sarıkaya üzerinden çok geniş bir gazeteci kesimine bakılıyor. Ancak burada çeteleşen, birlikte hareket eden kadro şimdilik daha kısıtlı. Bir genel yayın yönetmeni, birçok ünlü spor yorumcusu ve iki gazeteci var. Bu ekibe alan açanlara da ayrıca bakılıyor.”

Kupür Haber

72,420 Aufrufe • vor 1 Monat

Sn. Kılıçdaroğlu, Baykar'dan bahsederken "tek sorunumuz rekabet ortamının yaratılması" demişsiniz. Sadece siz değil, son dönemde karşılaştığımız iftira ve karalamaları dile getirenler de bu temelsiz argümana sarıldılar. Daha önce size ve diğerlerine cevaben anlattıklarımızı tekrar tane tane izah edeceğim. Hatırlarsanız, Milli SİHA’lara jitem diyen, bize devlet şirketlerinden insan kaynağı çalma iftirası atan, belediyeden para aldığımız yalanını söyleyen vekillerinizi neden Diyarbakır’da, İzmir’de, Malatya’da listelerde yükselttiğiniz sorusunu cevaplamamıştınız. Sezgin Tanrıkulu’nun ismi verilince duymazdan gelmiştiniz. Rahmetli Babamız bu iftiraları size yıllar önce mektupla ve telefonda şikayet etmiş fakat o zaman da duyarsız kalmıştınız. Nihayet, başka bir iftirayı siz atınca, Babamız Özdemir Bey size dava açmış ve mahkeme sizi tazminata mahkum etmişti. Kazanılacak tutarın da şehit ailelerine bağışlanmasını vasiyet etmişti. Bu tutarsız halinizi bir kez daha milletimizin takdirine sunuyoruz. Rekabet meselesine gelince... Baykar, rekabet sayesinde doğdu, rekabet ederek sektöründe dünyanın önde gelen firmalarından biri oldu. Türkiye Baykar’dan önce İsrail’den İHA alıyordu. Baykar İHA üretti, İsrail firmasıyla rekabet etti ve Türkiye’ye daha kaliteli İHA’ları 10’da 1 maliyetle tedarik etti. Hâlihazırda Türkiye’de İHA üretimi yapan biri vakıf şirketi, 7 firma var. Hangi tekelden bahsediyorsunuz? Baykar, ABD, İsrail ve Çin firmalarını rekabette geride bıraktı, 30 ülkeye ihracat yaptı. Dünyanın en büyük İHA ihracatçısı oldu. Biz mi rekabetten çekineceğiz? Baykar, şimdiye kadar Ar-Ge yatırımının tamamını öz kaynaklarıyla yaptı. Tek kuruş nakit, devlet hibesi ya da banka kredisi almadı. Elde ettiği tüm gelirlerin %75’ini, bu yılki gelirlerinin %99,3’ünü ihracattan kazandı. 2022 ihracatı 1.2 milyar dolar. Rekabetten neden korkalım? Türkiye’de toplam savunma harcamaları içinde Baykar’ın payı %1’in altında. Hangi tekelden bahsediyorsunuz? Baykar’ın öncülüğünde 2.5 milyonu aşkın ziyaretçinin katılımı ile düzenlenen Teknofest’te bu yıl yarışan 332 bin takım ve 1 milyon genç içinde 4.000’den fazla İHA takımı vardı. Bu yarışmalardan yepyeni teknoloji şirketleri doğuyor. Siz değil Türkiye’den, dünyadan bize benzer bir örnek daha gösterebilir misiniz? Yunanistan'dan Amerika'ya kadar dünyanın en önemli yayın organları Milli SİHA'larımızın paradigma değiştirdiğini, savunma doktrinlerinin yeniden yazıldığına dair makaleler yayınladı. Ancak içerde yaptığımız işe dair söylenen, yazılan, hep aynı algı, hep aynı iftiralar... Baykar rekabetten kaçar mı? Desteklerken (!) keşke hakikati çarpıtmasaymışsınız. Tekrar anlatayım; derdimiz Türkiye’de tekel olmak filan değil. Biz Türkiye için, terörle mücadelemiz için bu İHA’ları ürettik. Asıl Baykar öncesinde tekel ve yurtdışı bağımlılığı vardı. Ülkemizin bu alanda yakaladığı dünya liderliğini sürdürmesini istiyoruz. Nuri Demirağ’a konulan engeller konulsa, üretim izni verilmese, test uçuşları için izin verilmese, bu İHA’lar geliştirilmeye nasıl devam edilecek? Amasız, fakatsız bir desteğinizi görmek için daha ne olması lazım… Bizim için "rekabete girmeden iş yapıyorlar" iması yapmaktan vazgeçin. Bizi ziyaretinizi tekrar tekrar anlatıyorsunuz. Fakat o ziyarette size anlattıklarımızı da, sonrasında ortaya koyduklarımızı da malesef hiç anlamamışsınız. Biz gerçekleri anlatmaktan yorulduk, siz ise cümle arasına, kelime oyunlarıyla sıkıştırılmış ifadelerle hakikati çarpıtmaktan yorulmadınız. Destek talebimiz yok, TAKOZ koymayın başka ihsan istemeyiz…

Haluk Bayraktar

11,390,846 Aufrufe • vor 3 Jahren

🇹🇷🇷🇺🇺🇦 TSK’nın deniz yatağı harbi faaliyetlerine başlaması için bir kere daha alarmlar çalıyor. Moskova'da düzenlenen Federal İstihbarat Servisi (FSB) toplantısına katılan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin konuya ilişkin şunları söyledi: “Karadeniz'in tabanı boyunca uzanan gaz sistemlerimizin patlama ihtimalinden söz ediliyor. Bunlar, TürkAkım ve Mavi Akım olarak adlandırılan sistemler. Ukraynalılar sakinleşemiyorlar.” DEĞERLENDİRME: Dünya çapında artan sabotajlar önemli bir savaşı öne çıkardı: Deniz yatağı harbi (seabed warfare). Türkiye de bu konudan ari değil. Doğal gaz boru hatlarımız, doğal gaz deniz yatağı yapılarımız, haberleşme kablolarımız, vb. çok sayıda kritik deniz yatağı varlığımız şu anda her türlü sabotaj ve savaşlara açık. Deniz hava vasıtalarıyla keşif gözetleme yapmak işin çok küçük bir kısmı ve tehdidi asgariye indirmek için çok yetersiz. Kritik öneme sahip tüm deniz altı varlıkları sadece havadan değil, uzaydan, denizden ve denizin altından da gözlem ve koruma altına alınmalı. Dünyanın büyük orduları deniz yatağı harbi konusunda stratejilerini belirledi, adımlarını atmaya başladı. Türkiye de çok geç kalmadan "deniz yatağı harbi" ile "siber savaşı" birlikte ele alıp harekete geçmeli. 10 yıl içinde de bu alanda, hem insan hem de ekipman olarak, dünyada en üst ligde yer almayı hedeflemeli. Strateji, doktrin ve eylem planlarını tanımlarsak süreç hızlanır. Mesela Mavi Vatan Doktrini gibi bir "Derin Vatan Doktrini" tanımlarsak halk, siyasetçiler, bürokratlar ve askerler konuyu daha çabuk sahiplenir. İşin ekipman tarafı için gerekli temel teknolojilerimiz elimizde mevcut; eksik mini denizaltı, insansız denizaltı aracı, vb. unsurlar için de aktif projelerimiz var. Kanun, yönetmelik, personel, eğitim, görevlendirme gibi kısımları da bir an evvel öncelemeliyiz. Ayrıca haberleşme ağlarının yedeklenmesi için uydu sistemleri çok önemli. Böyle acil durumlarda kullanmak için uydu ağımızı büyütmeliyiz. Takım uydular başlangıç için iyi bir seçenek olacaktır. T.C. Millî Savunma Bakanlığı TSK SSB

Turan Oguz

27,821 Aufrufe • vor 7 Monaten

İran için bugün önemli bir gün İran’da şuan devam eden olaylar üzerinden rejim değişiyor demek erkenci bir tavır özellikle bugünü görmek gerekiyor İran rejimi açısından Protestolar şiddete dönüşme meselesi nedir. Bunu görmek gerekiyor. Bugün yönetimi destekleyenler sahaya çıkarılacak. Burada ne olacak ona bakmak lazım İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei: "Bu sefer farklı... Bu kez hiçbir mazeret kalmadı. Bu defa durum, 2019 veya 2022 yılındaki bazı olaylardan farklıdır.Düşman resmen desteğini ilan etmiş durumda. Halka ve ailelere şunları söylüyorum: Bu kez kimseye müsamaha gösterilmeyecek.” Rejim hala müdahale etmedi. Neyi bekliyor sorusu önemlidir İran rejimini tanıyanlar geçmiş dönemlerde olduğu gibi güvenlik güçleri ve istihbaratın protestocular içindeki “kilit”unsurları tespit etmek ve tutuklamak için şimdilik izlemeyle yetindiğini ifade ediyorlar Ordu yada güvenlik bürokrasisi saf değiştirmiş değil, bizzat sistemin içinde gidişattan rahatsız kişi ve kliklerin farklı bir tutun takındığıyla ilgili bilgi sahibi değiliz İran’daki gösterilerde bir Yeşil Hareket ya da Mahsa Emini protestosu kadar ciddi kalabalıkların toplandığını söylemek şuan güç. Protestoların olduğu yer sayısı fazla ama daha çok gençlerden oluşan gruplar sahada Devam eden göstericilerde ağırlıklı olarak 18-30 yaş arası gençleri görüyoruz. Bunlar İran İslam Devrimi’ni de Şah dönemini yaşamaya gençler. O nedenle gençlerin taleplerini ideolojik tartışmaların farklı bir yerinde değerlendirmek gerekiyor. Onlara göre “İran'daki olayların müsebbibi ne ABD ne de İsrail'dir. Bizzat devlet eliyle tesis edilmiş oligarşik düzendir. Bu rantçı düzen devlet eliyle yönetiliyor. “ Bu düzenin değişmesini istiyorlar Gösterilerde bir diğer sorun karizmatik bir liderin ortaya çıkamamasıdır. Trump bile Şah’ın oğlunun beklentiyi karşılamadığını çok net ifade ediyor. Gösterilerde lider sorunu aşılmış değil. Evet İran’da protestolar var, buradan düştü düşüyor değerlendirmesi yapmak için çok erken. Geçmiş dönemde bunlardan daha kitlesel eylemler yapıldı ama belli zaman sonra kontrol altında tutuldu Bu sefer durum diğerlerinden farklı doğrudur biz sahadaki protestocuları görüyoruz. Rejimi ve onu destekleyen grupları ve İran Derin devletini hala sahada görmüş değiliz O nedenle bugün Cuma İmamlarının vereceği mesaj ve destekleyicilerini nasıl yönlendireceklerini görmemiz gerekiyor

Nevzat Çiçek

56,867 Aufrufe • vor 8 Monaten

💢KEMAL KACAR BEY AĞABEYİMİZ İLE SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ RECEP TAYYİP ERDOĞAN BEYEFENDİNİN VİDEOSU‼️ Aşağıdaki videoda, Sayın Cumhurbaşkanımız İBB Başkanı iken Kemal Bey Ağabeyimizi ziyaret ediyor. Afiyettesiniz inşaAllah diye yaptıkları hasbihal kayıtlara yansımış. Video da, Kemal Bey Ağabeyimizin son naibi olan, Merhum Albay Ahmet Cavit Gür Beyde bulunmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımız, Kemal Bey Ağabeyimizi hem İBB Başkanı olduktan sonra, hem de Başkan olmadan önce çok kereler ziyaret etti. Hem misafirhaneye, hem de kurslarımıza Kemal Bey Ağabeyimizi ziyaret etmek için, Sayın Cumhurbaşkanımız defalarca teşrif etti. Kemal Bey Ağabeyimiz, 3 dönem Sayın Süleyman Demirel Beyefendinin vekili olarak, ülkeye hizmet etti. Kemal Bey Ağabeyimiz asla Erbakan Hocayı desteklemedi. Demirel Beyefendi sonrası da Bey Ağabeyimizin tercihi, ya Anap ya da Doğruyol Partisi oldu. Bu tercihlerin tek istisnası vardı. O da; Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Beyefendiydi. Kemal Bey Ağabeyimizin, Sayın Cumhurbaşkanımız hakkında daha İBB Başkanı olmadan önce söylediği sözler şu şekildeydi. "Tayyip Bey, ileride ülkemize ve dinimize çok büyük hizmetler edecek. Önü çok açık, geleceği çok parlak, çok önemli yerlere gelecek." diye buyurdu. Nitekim, bu öngörü de gerçek oldu. Kemal Bey Ağabeyimiz, Erbakan Hocayı hiç desteklemediği gibi, üstüne bir de aralarında husumet olduğu halde; sadece Cumhurbaşkanımızın hatrı için 1994 İBB seçimlerinde Sayın Cumhurbaşkanımız seçimi kazansın diye, ilk kez istisnai olarak sadece İstanbul olmak şartıyla, Refah Partisi desteklendi. Cumhurbaşkanımız İBB Başkanı olduktan sonra; gürültüsünden dolayı Misafirhanenin, orada kılınan namazların, yapılan hatimlerin huzurunu kaçıran Kısıklıdaki İzmir gazinosunu, Kemal Bey Ağabeyimizin ricası üzerine çok kısa sürede yıktırdı. Gazinonun sahiplerinin mafya olmasına ve Kemal Bey Ağabeyimizin avukatların ihanetlerine rağmen; Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesi, azmi ve kararlılığı vesilesiyle konu çözüme bir haftada kavuştu. Gazino yıkılarak, arsa yeşil alana, parka dönüştürüldü. Kemal Bey Ağabeyimiz ile amcam arasında geçen ihtilafları, bıçak hadisesini, Kemal Bey Ağabeyimizin Süleyman Demirel Beyefendiyi, Özalı ve Tansu hanımı arayarak amcama siyaseten mobbing uygulatmasını, engel olmasını da önceki yazımlarımda uzunca bahsettim. Amcam, 1991 seçimlerinde, Kemal Bey Ağabeyimizin engellemesi neticesinde; aday listesine hiç koyulmadı bile... 1995 seçimlerinde ise, Kemal Bey Ağabeyimiz amcam için listeye koyulsun, ama seçilmeyecek sıraya koyulsun diye gerekli yerlerle görüştükten sonra; amcam DYP'den Antalya 6. sıradan aday gösteriliyor. Amcam bunalıma girip, bir daha dönmemek üzere, temelli Kanada'ya yerleşmeyi bile düşünüyor. Babaannem ile Kemal Bey Ağabeyimiz arasında da husumet olduğu için, babaannem hemen devreye girerek, Babaannem bazı hocaları ve idarecileri arayarak amcamın vekil yapılması için yardım istiyor. Geçici aday listeleri açıklanmıştı. Herkesin hangi partiden aday gösterildiği belli olmuştu. Bu işleri değiştirmek için, sadece bir haftalık kısa bir süre kalmıştı. Aranan hocalar ve idareciler vesilesiyle; konu o zaman İBB Başkanı olan Sayın Cumhurbaşkanımıza intikal ediyor. Bizlerin de şahitliğinde ve gözü önünde, Sayın Cumhurbaşkanımız Babaannemin evine iki defa ziyarette bulunuyor. Bir haftalık süre içinde, Refah Partisi birinci sıra adayı olan profesör cebren ikna edilerek, amcam 1995 seçimlerinde Refah Partisi Antalya'dan birinci sıra adayı olarak, kesin listede gösterilerek meclise giriyor. Kemal Bey Ağabeyimizin hem amcama, hem Refah Partisine husumeti devam etmekteydi. Kemal Bey Ağabeyimiz amcamı desteklemedi. Üstüne engel olmaya da çalıştı. Alanya'da Babaannemi sevenler amcama seçim çalışmalarında yardım etti. Alanya'da ikilik oluştu. İlk sıra adayı olmasıyla amcam vekil olabildi. 28 Şubat darbesi sonrası, amcam Refahtan istifa ediyor, bağımsız milletvekili oluyor. 28 Şubatın icazet verdiği hükümette ulaştırma Bakanı olarak atanıyor.

Fatih Süleyman Denizolgun

234,515 Aufrufe • vor 18 Tagen

■ TSK, Suriye’de sivillere ve Suriye ordusuna yönelik saldırılar gerçekleştiren YPG terör örgütüne karşı olası bir harekât için teyakkuz durumuna geçti. — Suriye ordusunun talepte bulunması halinde, Türk ordusunun çatışmalara doğrudan dahil olacağı bildirildi. Halep'te YPG / PKK terör örgütüne operasyon başladı.. Suriye askerleri seferberlik haline geçti.. Türk Hava Kuvvetleri'ne ait SİHA, Halep cephe hattına ilerleyen terör örgütü YPG'ye ait konvoyu vurdu. ■ İran ordusuna,olası ABD - İSRAİL saldırısına karşı tüm savaş birimlerine " VUR EMRİ " verildiği yerel kaynaklarca doğrulanıyor. 1- Dün geceden beri İran'ın Rusya'dan aldığı savaş uçaklarıyla tatbikat yapılıyor. 2- Dün gece yüzün üzerinde füze denemesi yapıldı. 3- PEJAK'a karşı geniş çaplı bir operasyon yapılıyor. ■ İsrail'in Yedioth Ahronoth gazetesine göre, Başbakan Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile Washington'da yaptığı görüşmenin ardından İsrailli yetkililerle "hassas bir güvenlik toplantısı" gerçekleştirdi. İsrail'in, Gazze Şeridi, Batı Şeria, İran, Lübnan, Suriye ve Yemen'de yeni askeri saldırılar başlamasının an meselesi olduğunu bildirdi. Başbakan Netanyahu'nun ABD Başkanı Trump ile yaptığı görüşmeler sonrası güvenlik toplantıları yapıldığı ve ordunun altı cephede birden askeri hareket için yetkilendirildiğini açıkladı. ■ Suriye ŞARA yönetimi İsrail ile mutabakat imzaladı. Mutabakata göre : İsrail canı istediği sürece Suriye toprak bütünlüğüne saygı duyacak ve İsrail’in bugüne kadar işgal ettiği yerlere Şam saygı duyacak. ■ ABD'nin İran'a karşı büyük ölçekli hava saldırıları başlatmaya hazırlandığı ve saldırılara İsrail ordusunun da katılacağını bildiriyor. C-17 Globemaster III, B-52 ve B-1 Lancer tipi nakilye ve bombardıman uçakları Ortadoğu'ya konuşlandırılıyor. ■ Rus ordusuna ait nakliye uçakları , İsrail'deki büyükelçiliği personelini ve ailelerini acilen tahliye ederek Rusya'ya geri getiriyor. -Bu, Rusya'nın İsrail'deki büyükelçiliğini tahliye etmek için son 24 saat içinde gerçekleştirdiği üçüncü uçuş. ■ Avustralya, vatandaşlarına İran'ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu. ■ ABD Donanması, Venezuela petrolünü taşıyan Rus bayraklı Bella-1 gemisine İngiltere açıklarında operasyon yaparak el koydu. ■ Ardından - Üç Rus bombardıman uçağı ABD Donanma üssünün yakınlarında uçarak tehdit uçuşu yapıyor. ■ Ardından - Rusya, tanker ele geçirilmesine karşılık olarak Amerika Birleşik Devletleri'ni füze saldırısıyla tehdit ediyor. Rusya Devlet Duması milletvekili Alexey Zhuravlyov, "Askeri bir karşılık gerekli: torpido saldırısı ve birkaç Amerikan gemisinin batırılması gerekiyor" dedi. ■ "Avusturya NATO Genişleme Komitesi Başkanı Fehlinger'den, ABD'ye: Eğer bunu alırsanız (Grönland), Romanya'daki diğer tüm askeri üsler de dahil olmak üzere her bir ABD üssüne el koyacağız. Sen aşırıya gidersen, biz de aşırıya gideriz. " dedi ... ■ İRAN'IN Abadan şehrinde İsrail destekli PJAK - KÜRT terör gurupları ile İran ordusu arasında şiddetli çatışmalar yaşandığı ve İran ordusuna bağlı zırhlı birlikleri ABADAN şehrine girmek için harekete geçtiği belirtiliyor. ABADAN şehrinin KÜRT / PJAK teröristlerince kontrol edildiği iddia ediliyor . ■ ÇİN'DEN ABD'YE UYARI! Savaş istiyorsanız savaş çıkar; Çin'i yok etmek istiyorsanız yok edilirsiniz. Çin ilk kurşunu atmayacak, ama Çin sizin ikinci kurşunu atmanıza da izin vermeyecek. ■ STARLİNK İNTERNET Haziran 2026 'dan itibaren Türkiye'de faaliyete geçiyor . Bu sadece internet değildir. Bu gelmekte olan savaşın ayak sesleridir. Kriz anında kontrol dışı internet demektir. Altyapı tahrip edildiği takdirde DÜŞMAN kuvvetlerinin istihbarat kontrolünü ele geçirmesidir. Buna karşı kontrol mekanizması hiç bir devlette bulunmamakta .Tehdit ve Tehlike büyüktür. ■ SGK Uzmanl Ali Tezel: "2008'de eski kanunda taban aylık kaldırılmasaydı, 1.1.2026 günü taban aylık 46.000 TL' ye yükselecekti. " VAKİT KURT VAKTİ " #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika #UkabPartisi

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

18,247 Aufrufe • vor 8 Monaten

■ 3.DÜNYA SAVAŞI resmiyet kazanıyor. ■ HENRY Kissinger : "Üçüncü dünya savaşı yolda ve bunun başlangıç noktası İran olacak" diyen Kissinger şöyle devam etmişti: Orduya 'Stratejik önemlerinden dolayı 7 Orta Doğu ülkesinin kontrolü bizde olmalı dedik. Çünkü o ülkelerde petrol ve diğer ekonomik kaynaklar bulunuyor." Şimdi tek adım kalmıştı: İran'ı İRAN vuruldu. KİSSİNGER - 21.11.2017 'de söylüyor. ■ Kissinger 'in çizdiği planda belirlenen ROTA aynen uygulanıyor. TARİHE 3.DÜNYA SAVAŞINI KİM BAŞLATTI ? DİYE YAZILACAK!!! ▪︎ İsrail Savunma Bakan Yisrael Katz, İsrail'in İran'a karşı önleyici saldırı başlattığını duyurdu. 28 Şubat 2026 Aynen İSRAİL başlattı yazılacak. Bir bomba atıldı , dünyanın altı üstüne geldi ... ■ İran devlet televizyonu, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in ABD-İsrail saldırısında hayatını kaybettiğini duyurdu, ülkede 40 günlük ulusal yas ilan edildi. Öte yandan saldırılarda Hamaney'in kızı, damadı, torunu ve gelini hayatını kaybetti. Ayrıca Hürmüz Boğazının geçişlere kapatıldığı kaydedildi. ■ Hamenei'nin yerine Meclis Başkanı komutanı Muhammed Bağher Ghalibaf'ın geçtiği bildirilirken, Hamenei'nin kendi ifadesine göre savaş kararlarının alınmasından bizzat sorumlu olduğu söyleniyor. ■ Hamaney'in yerine,bazı yorumlara göre eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin adı öne çıkarken, bazı çevreler ise Humeyni'nin torunu Hasan Humeyni'nin başa gelebileceğini tahmin ediyor. ■ Ali Hamaney'in öldürüldüğünün İran resmi kaynaklarınca doğrulanmasından sonra , 86 yaşında olduğu belirtiliyor. ■ Suudi Arabistan, İran'a karşı savaşta ABD ve İsrail'in yanında katılmaya hazır olduğunu açıkladı. • İran, geçtiğimiz saatlerde Riyad'ı vurmuştu. ■ Türkiye, 2004 yılında Ottawa Sözleşmesi’ne (Antim personel Mayınların Yasaklanması Sözleşmesi) taraf olmuş ve sınırlarını mayınlardan arındırmayı taahhüt etmiştir. İran sınırındaki temizlik faaliyetleri başladı ve mayınlardan temizlendi. İsrail-ABD-İran Savaşı sürecinde, İran’daki Afgan nüfusun hareketlenmesi Türkiye için en büyük risk olarak görülüyor. İran’da şu an yaklaşık 4,5 - 5 milyon civarında Afgan mülteci yaşıyor. İran yönetimi,Batı’ya karşı bir koz olarak kullanmak amacıyla bu kitleyi Türkiye sınırına doğru SÜRMEYE başlarsa ne olacağını düşünün. ■ ABD'li emekli albay Douglas McGregor katıldığı yayında Türkiye'ye yönelik haddini aşan sözler sarf etti. McGregor, İran’dan sonra hedefin Türkiye olacağını öne sürerek Türkiye’nin bölgedeki en büyük engel olduğunu iddia etti. Pentagon'un GAYRİ RESMİ sözcüsü olduğu bilinen, emekli Albay McGregor, "İran'ı başarıyla yok ettikten sonra, dikkatler Türkiye'nin yok edilmesine çevrilecek. Kaçınılmaz olarak Türkiye, İsrail ile karşı karşıya gelecek. ■ Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett,Türkiye yeni İran'dır." ■ Bir "ABD'li bir vatandaş: -Tel Aviv,Şimdiden İran’dan sonra sıranın Türkiye’ye geleceğini söylüyorlar. Türkiye, uyansan iyi olur! " diyor. ▪︎ ABD Televizyonlarında konuşulan Ana Kasparian" İsrail'in İran’dan sonra Türkiye’yle bir savaşa hazırlandığını ve ABD’yi de İran’dan sonra Türkiye’ye karşı bir savaşa sürükleyecekler." dedi. ■ Altıncı Neslin Son Savaşı - Uyanış | Hüseyin Hakkı Kahveci "Hiçbir dünya savaşı başladığında dünya savaşı olarak adlandırılmamıştır." Kan hafızası savaşlarla uyanır. Uyanış- 3.Dünya Savaşının ve Türkiye üzerine senaryolar kitabımdan. İmzalı kitaplarım: ■ Dünya strateji ve savaş tarihlerini iyi bileceksin. Bilmiyorsan, bilen ne diyor bakacaksın. "Truman,Potsdam Konferansı’nda Stalin ve Churchill’e"Son iki yüz yıldır bütün savaşlar Akdeniz ile Baltık denizleri arasındaki,Fransa’nın doğu sınırı ile Rusya’nın batı sınırı arasındaki bölgede başladı.” der. Şu anda dünyanın en büyük itilaf donanması bu bölgede.Tarih tekerrürü. " demişiz 21 Mart 2021'de. ■ "Kudretsiz beyinler, zayıf gözler gerçeği kolaylıkla göremezler. " Atatürk !!! #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika #UkabPartisi

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

39,687 Aufrufe • vor 7 Monaten

GECE GECE YİNE YAZDIM, MUTLAKA OKUYUN İNŞALLAH! Bugün gündem neyle meşgul diye baktım. Bir baktım Selçuk Türkoğlu isimli İYİ Partili bir vekil neden gündemi meşgul etmiş diye araştırdım. Sözde gazilerin eylemine destek vermek için katılmış. Bir provokatör, sonra polisler ortalığı geren danışmanını gözaltına almak istemişler. “Efendim, siz ona dokunamazsınız.” diyerek polislere direnmeye çalışırken yere düşmüş. Kalbine de daha önce stent takılmış, falan filan... Oğlum, hadi sen vekilsin, dokunulmazlığın var diye sana kimse dokunamıyor; senin danışmanının da mı dokunulmazlığı var? Neyse, bu arada bayılma numaraları yapıyor, ambulans geliyor, hastaneye götürüyorlar. Sonra genel başkanı Müsavat geliyor. Anlayacağınız, alayı şovvv... Sonra detaylı araştırdım: “Kim lan bu Selçuk Türkoğlu?” diye. Anammm, bir baktım ki bu şahsın eniştesi en azılı FETÖ’cü. 17/25 Aralık sürecinden sonra Amerika Birleşik Devletleri’ne kaçmışlar ve FETÖ’nün arananlar listesinde yeşil kategoride yer alıyor. İşin daha vahimi nedir, biliyor musunuz? FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminden 40 gün sonra, 25 Ağustos 2016’da Selçuk Türkoğlu bir paylaşımda bulunuyor. İstanbul Atatürk Havalimanı’nda çekildiği anlaşılan fotoğrafta Türkoğlu, kızı ve “Sibel Uyanık Türkoğlu” adıyla etiketlediği bir başka kadınla birlikte görülüyor. Fotoğrafın üstünde de Türkoğlu’nun şu yazısı yer alıyor: “Ve Elif Ülkü (ilk göz ağrısı) 2 ay sonra yurda döndü. Teşekkürler Pınar Türkoğlu Bahçeci, emanet emin ellerde.” Yani İYİ Partili milletvekili Türkoğlu, ABD’de kaçak durumda bulunan FETÖ’cü Süleyman Bahçeci’nin eşi olan kız kardeşine, kızını darbe sürecinde evinde misafir ettiği için teşekkür ediyor. Türkoğlu’nun kızı Elif Ülkü’nün, FETÖ’nün darbe girişimi günlerini de içeren iki ay boyunca FETÖ’cü halasının yanında kaldığı böylece ortaya çıkıyor. Gelelim asıl bomba habere... Selçuk Türkoğlu, ihanet örgütü elebaşı FETÖ’nün adına açılan resmî Twitter/X hesabının da takipçileri arasında yer alıyor. Şimdi birkaç soru sormak istiyorum: Şehit ve gazi duyarlılığı kasan Selçuk’a soruyorum: Oğlum Selçuk, sen bugüne kadar on binlerce 15 Temmuz gazisini ziyaret ettin mi? Soru 2: Sen, bütün FETÖ’cülerin anasını...sskıp 50 yıllık planlarını başlarına geçiren ve FETÖ’nün en azılı tasmalı it!ni alnının ortasından vuran şehit Ömer Halisdemir kardeşimin mezarını ziyaret ettin mi? Oğlum, sizin kurucu genel başkanınız, “Yurtta Sulh”u bizlere gösterecek olan, “Meral Akşener’in Demirtaş’la kahvaltı yaparım” dediği günlerde siz neredeydiniz? Bugün mü birdenbire kabardı lan sizin milliyetçiliğiniz? Selaylo, “kahvaltı yaparım” diyen Meral’in çantasını taşıyordunuz o zamanlarda . O gün bugün kimden talimat aldınız da milliyetçilik taslıyorsunuz, oğlum siz? MOSSAD’dan mı, CIA’dan mı? Lan oğlum, siz ne ayaksınız? Siz kendinizi akıllı, milleti salak mı zannediyorsunuz? Reis’in tekmeyi vurup şutladığı eski İçişleri Bakanı taklacı İdris Naim Şahin soluğu neden sizde aldı, neden milletvekili yaptınız? FETÖ’nün kardeşi Alihan Kuriş denen haine kul köle olmuş, kendisine tahsis edilen bütün resmî araçları Kuriş kardeşlerin emrine vermiş... Şehit-gazi duyarlılığınız vardı da madem, neden şehidin kardeşine “Senin bacını s...” diyen şahsı tekrar milletvekili yaptınız? Sizin yediğiniz naneler yazmakla bitmez. Siz dua edin, dokunulmazlığınız var. Vallahi de billahi de Akın Gürlek Bakanım her şeyi biliyor ve görüyor. Sizin derdiniz ne şehitlerimiz ne de gazilerimiz; bunu da biliyoruz. Sizler de hesap vereceksiniz. Sıranızı bekleyin. Partiniz barajın altında. Şu an yüzde 2’desiniz. Her gün onlarca sokak röportajı izliyorum. Son 10 günde belki 100 tane böyle video izledim. AK Parti diyenlerin sayısı 50, Yeni Parti 20, CHP 5, DEM 15, MHP 7-8... İYİ Parti’ye ise bir ya da iki kişi çıkıyor. Siz benim gözümde PKK’dan daha tehlikelisiniz, siz benim gözümde Siyonist İsrail’den daha tehlikelisiniz. Çünkü siz maske takıyorsunuz; Atatürk maskesi takıyorsunuz, milliyetçilik maskesi takıyorsunuz ve 15-17 yaş arasındaki gençleri zehirliyorsunuz. Biz PKK’nın anasına, avradına 40 yıldır sövüyoruz. Biz Apo’ya 40 yıldır “p.i.ç” diyoruz. Ama siz, daha bir seçim önce “Apo’nun heykelini dikeceğiz” diyen partiyle ortak seçime girdiniz. Size öyle bir küfür ediyorum ki yeni icat küfürler... Ama burada yazmıyorum. Çünkü arkanıza ne kadar FETÖ’cü avukat varsa almışsınız, millete dava açıyorsunuz. Akın Gürlek Bakanım, 2026 yılı içerisinde 525 hâkim ve savcı hakkında soruşturma açtı. Bunların tamamına çeşitli cezalar verildi, 84’ü de meslekten ihraç edildi. Bu hâkim ve savcılarla iş birliği içinde olduğu iddia edilen avukatlar da araştırılıyordur. Bunların çoğunluğunun FETÖ’cü avukatlar olduğunu düşünüyorum... Kısacası, sıra sizin avukatlarınıza da gelecek. O haberi de dört gözle bekliyoruz. CÜMLETEN HAYIRLI GECELER.

Kumandan

26,373 Aufrufe • vor 1 Monat

Bugün, Demokrat Parti’nin kuruluşunun 80. yılını idrak ederken; yalnızca bir siyasi hareketin tarihini değil, Cumhuriyetimizin demokrasiyle buluşma iradesini, hürriyet ve adalet talebinin siyasal bir sorumluluğa dönüşmesini bir kez daha hatırlıyor ve hatırlatıyoruz. 7 Ocak 1946’da Demokrat Parti, tekçi ve keyfî yönetim anlayışına karşı; millet egemenliğini esas alan, hukuku iktidarın değil, iktidarı hukukun emrine veren bir siyasal iddia olarak doğmuştur. Bu iddia, demokrasiyi bir araç değil, Cumhuriyeti yaşatacak ve güçlendirecek yegâne yol olarak gören bir iddiadır. Cumhuriyet, demokrasiyle kaimdir. Demokrasi ise adaletle, hürriyetle ve hukukun üstünlüğüyle anlam kazanır. Demokrat Parti’nin tarih sahnesine çıkışı, Cumhuriyetin bu asli vasfının tahkimi için verilmiş açık bir cevaptır. Millet iradesinin serbestçe tecelli etmediği, temel hak ve özgürlüklerin güvence altında olmadığı hiçbir düzenin ne meşruiyeti ne de sürdürülebilirliği vardır. Demokrat Parti tecrübesi bize göstermiştir ki; hürriyetlerin genişlemesi ve demokrasinin derinleşmesi, yalnızca siyasal bir kazanım değil, aynı zamanda kalkınmanın en önemli girdisidir. İktisadi büyüme, sosyal refah, bilimsel ilerleme ve toplumsal barış; ancak özgür bireylerin, öngörülebilir bir hukuk düzeni içinde üretebildiği bir iklimde mümkün olabilir. Bugün Türkiye’nin yaşadığı iktisadi buhran, derinleşen yoksulluk, yaygınlaşan yozlaşma ve kurumsal çürüme; demokrasiden ve hukuktan kopuşun kaçınılmaz sonuçlarıdır. Hukukun askıya alındığı, kuvvetler ayrılığının tasfiye edildiği, keyfîliğin devlet yönetimi haline geldiği her ülkede olduğu gibi; bölgemizde yaşanan örneklerin de açıkça gösterdiği üzere, demokrasi dışı her yol felakete çıkmaktadır. Demokrat Parti, bu hakikati erken kavramış; Celal Bayar’ın devlet tecrübesi, Adnan Menderes’in milletle kurduğu sahici bağ ile demokrasiyi soyut bir ideal olmaktan çıkarıp, hayatın içine taşımıştır. Bunun bedeli ağır olmuş; demokrasinin öncüleri canlarıyla ödemiştir. Ancak o bedel, Türkiye’nin demokrasi hafızasına silinmez biçimde kazınmıştır. Bugün Demokrat Parti, geçmişinden nostalji devşiren bir hatıra değil; doğruluğu tarih tarafından ispat edilmiş bir siyasal çizginin yaşayan temsilcisidir. Dün olduğu gibi bugün de, kalkınmış bir Türkiye’nin parolasının demokrasi olduğunu savunmaktadır. Çünkü biliyoruz ki; adaletin olmadığı yerde güven, güvenin olmadığı yerde yatırım, yatırımın olmadığı yerde refah olmaz. Hürriyetlerin daraldığı, hukukun sustuğu, millet iradesinin yok sayıldığı hiçbir ülke kalkınamaz. Çünkü kalkınma sadece betonla, rakamlarla, tabelalarla olmaz. Kalkınma; özgür düşünen insanla, emeğinin karşılığını alacağına inanan işçiyle, yarına güvenle bakan gençle olur. Demokrat Parti, işte bu yüzden demokrasiyi sadece bir siyasal tercih değil; kalkınmanın en hayati girdisi olarak görmüştür. Bir asırlık Cumhuriyetimizin, 80 yıllık demokrasi teminatı olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Aynı azim, aynı cesaret ve aynı kararlılıkla; millet egemenliğini yeniden tahkim etmek, hukuku yeniden ayağa kaldırmak, hürriyetleri genişletmek ve Türkiye’yi yeniden refah üreten bir ülke haline getirmek için mücadele ediyoruz. Demokrat Parti’nin varlık sebebi dün ne ise bugün de odur: Herkes için demokrasi. Herkes için adalet. Herkes için hürriyet ve refah. Bu inançla, bu bilinçle ve bu tarihsel sorumlulukla yolumuza devam ediyoruz. Kuruluşumuzun 80. yılında; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Partimizin Kurucu Genel Başkanı Celal Bayar’ı, Şehit Başbakanımız Adnan Menderes’i, Şehit Bakanlarımız Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’yu, demokrasi mücadelesine ömürlerini adamış tüm yol arkadaşlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Demokrat Parti 80 yaşında. Demokrasi mücadelesi dün olduğu gibi bugün de geleceğin teminatıdır.

Gültekin Uysal

11,767 Aufrufe • vor 9 Monaten

♦️URFA'NIN İKİ YÜZÜ; ♦️Hani şu "gelen ağlar giden ağlar" denilen, 12 bin yıllı aşkın geçmişiyle Göbeklitepe'nin yanıbaşındaki Urfa! ♦️Urfa'nın aydınları kentteki tahribatın farkında, dünyadan bihaber bir kesim ise 500 yataklı hastane morguna bakan apartmanlarda 20 milyon liraya daire satılmasını, şehrin apartmanlarla donatılmasını "gelişim" sayma gafletinde çırpınıyor! ♦️Oysa Urfa aslında tarihin o sihirli dokunuşuyla, adeta ikiye bölünmüş, iki farklı şehirden oluşan devasa bir yerleşim birimi. ♦️Şehrin Balıklıgöl'ü merkez alan, sırtını kaleye dayamış tarihi bölgesi Urfa'nın soylu geçmişini de resmediyor. ♦️Gidenler farkındadır ki, içinde balıkların yüzdüğü göllerden daracık sokaklara uzanan o mistik hava, Urfalılar'ın giydiği otantik kıyafetlerle bütünleşince, insanı bazen 1700'lü yıllara da götürebiliyor. ♦️Kültür,sanat,tarih ezeli bir harmanın içerisinde bütün dış müdahalelere rağmen ayakta duruyor, acı mırranın tadı gazelerle yankılanıyor ve Urfa binlerce yıllık geçmişiyle "ben halen buradayım" demek için çırpınıyor. ♦️Peki ya o güzelim şehrin arka yüzüne demeli; ♦️Kentte gelen turistler en çok da her yerin beton yığını olması, çöplerin düzenli toplanmaması, bozuk yollar ve çok büyük bölümü dükkanının önüne fiyat tarifesi asmayan işletmelerdeki denetimsizlikle tarihi alanlardaki yozlaşmadan şikayetçi. ♦️Sosyal medya da sıklıkla yansıdığı gibi, bir zamanların nar ve fıstık ağaçlarıyla donanmış Karaköprü ilçesinin giderek daha çok betona dönüşmesi, yolların-kaldırımların harabeyi andırması ve düzensiz yapılaşmayla imar rezaletlerinin kentin en güzel bölgesini adeta yağmalaması da Urfayı darbeliyor! ♦️Urfa'da turistlerin en çok akın ettiği Balıklıgöl çevresi ve Urfa kalesinin etekleri ile Kızılkoyun vadisindeki peyzaj ve restorasyon çalışmaları elbette ki umut verici. ♦️Ancak Balıklıgöl'den Sarayönü'ne kadar uzanan bölgede tarihi Urfa evlerinin otopark yapma uğruna yıkılmasına hiçbir devlet kurumu müdahale etmezken (!!!), ayakta durmaya çalışan evlerin dehşet verici bir dejenerasyonun kurbanı olmaya devam etmesi ihanetin ta ötesi! Urfa Kültür Müdürlüğü ve ŞURKAV ne yapıyor acaba? ♦️O çevredeki tabela kirliliği de, çoğunun geçmişi 100 yılı aşmış olan, konak görünümündeki evlerin önünde, duvarlarında, kapılarında birer şark çıbanı yarası gibi duruyor! ♦️Balıklıgöl'den Haşimiye Meydanı'na kadar uzanan bölgede ne yazık ki çarşılar yaya geçidine bile izin vermiyor. ♦️Yollar işgal altında, sokaklar kirli,çöpler yerlerde ve binlerce temizlik işçisinin çalıştığı belediyelerin Urfa turizmini adeta arkadan hançerleyen duyarsızlığı çok vahim! ♦️Urfa'da Sarayönü Caddesi'nde yürürken kaldırımları yıkayan belediye görevlerini görünce mutlu oluyorsunuz ama, caddenin arkasında geçen derenin pisliği madalyonun diğer yüzünü bölgeden geçen herkesin suratına çarpıyor! ♦️Çevresi sıra gecesi yapılan konuk evleri, pansiyonlar ve otellerle çevrili Karakoyun deresinin nasıl bu kadar pislik içinde olduğuna anlam veremiyorsunuz? ♦️Ve asıl soru da, turistlerin, otellerinin pencerelerinden gördüğü o kahredici kirliliği binlerce kişinin çalıştığı belediyeler neden göremiyor? ♦️Akıl sır ermiyor; buradan hiçbir belediye başkanı, bürokrat, gazeteci geçmiyor mu? ♦️Urfa'daki belediye başkanlarının, şehrin arka yüzündeki pis manzaraların ne sıra gecesi türküleriyle ne de daracık sokakların gizemi ile kapanamayacağını anlamaları gerekiyor! Hem de acilen! ♦️Sırrın, Eyyübiye ve bir zamanlar yeşilliğiyle cennete andıran Karaköprü'nün bağrında beton yığınları ile yağmalanan verimli arazilerde tarım ve sanayi zaten can çekişirken; Urfa'nın bu tahribat ve yozlaşmadan ancak turizmle kurtulabileceği gerçeği ortada dururken, kirlilik-başıboşluk denetimsizlik, ilgisizlik ve de hızla artan nüfus, çarpık yapılaşma, kontrolsüz büyüme ile birlikte büyük kaosa dönüşen TRAFİK yoğunluğu var ki, şehre nefes aldırmıyor. ♦️Evet ne gelen ağlasın, ne giden ağlasın! İşte bunun için Urfa'ya yazık olmasın, olmasın!.. Hasan ŞILDAK Şanlıurfa Büyükşehir 🇹🇷

MEHMET FARAÇ

12,858 Aufrufe • vor 6 Monaten

3.Dünya Savaşı Başladı ve Devam ediyor. Kapınıza geldiği zaman aşağıda sıralandığı gibi bakar ve anlarsınız. ● İRAN'DAN Türkiye'ye tehdit ! İran dini lideri Hamaney'in danışmanı Ali Ekber Vilayeti: ▪︎ "Türk hükümetine ve bölgedeki diğer hükümetlere çağrımız, kendilerini güçlü İran ile kıyaslamasınlar. " demiş. Kısacası şu : Bölgedeki diğer hükümetler derken ülkeler demiyor. Ayrıca Türkiye 'yi HTŞ ile aynı torbaya HÜKÜMET VE BÖLGE sözleri ile koyuyor. ● Suriye'de gergin gece ! Esad'ın gidli birliklerin saldırıları sonucu 17 ölü. ● Rus KARGO gemisi ,kimliği BELİRSİZ saldırı sonucu battı. TASS haber ajansına göre, Rus kargo gemisinin ait olduğu Oboronlogistika firmasından yapılan açıklamada, Akdeniz"de batan "Ursa Mayor" isimli kargo gemisine "terör saldırısı" düzenlendiği belirtildi. ● İsrail, Yemen'in başkentinde bulunan SANA uluslararası havalimanının da aralarında olduğu bir dizi hedefe saldırı düzenledi. Hava saldırısında Hudeyde Limanı da vuruldu. Ölü sayısının artmasından endişe ediliyor.. ● Finlandiya ile Estonya arasındaki denizaltı elektrik kablosunda dün (26 Aralık) kesinti yaşandı. Finlandiya Elektrik Şebekesi Operasyonlar Müdürü Arto Pahkin, sabotaj olasılığını dışlamadıklarını açıkladı. Son iki yılda Baltık Denizi’nde art arda yaşanan kablo kesintileri ve patlamalar bölge ülkelerinde endişe yaratıyor. ● Pakistan savaş uçakları Afganistan'ı vurdu: 46 ölü Taliban hükümeti, Pakistan'ın Afganistan'ın doğusuna düzenlediği hava saldırılarında çoğu kadın ve çocuk 46 kişinin öldüğünü belirtti. Afgan hükümetinin sözcü yardımcısı Hamdullah Fitrat, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Pakistan sınırındaki Paktika vilayetindeki saldırılarda altı kişinin de yaralandığını söyledi. AFGANİSTAN / TALİBAN yönetimi MİSİLLEME ile karşılık verileceğini açıkladı. Buyurun burdan yeni bir ateş daha harlanıyor. ● Azerbaycan Hava yollarına ait yolcu uçağının RUS HAVA SAVUNMA FÜZELERİ ile vurulduğu iddiası güçleniyor. Azerbaycan Havayolları'nın 67 kişinin bulunduğu bir yolcu uçağı 25 Aralık'ta Kazakistan'da düştü. Kazak yetkililer kazada 38 kişinin öldüğünü, 29 kişinin sağ kurtulduğunu açıkladı. Rusya hükümeti, uçağın nasıl düştüğüne dair geliştirilen teorilere karşı dikkatli olunması çağrısında bulundu. Bazı havacılık uzmanları Çeçenistan'dan havalanan bir hava savunma sisteminin uçağı vurduğunu öne sürerek, Rusya'nın sorumlu olduğunu belirtmişti. ● Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky : "Ukrayna'nın Rus işgalindeki topraklarını geri almak için askeri gücü yok." ● Sudan'ın başkenti Hartum'da, ordu ile yaklaşık 20 aydır çatışan Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK) düzenlediği saldırıda 9 kişi hayatını kaybetti. Dün ,Cumhurbaşkanı Erdoğan : FETİH SURESİ 1 ve 2..AYETİNİ canlı olarak AKAPE - TBMM gurup toplantısında okudu. 1.Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik. 2.Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir zaferle yardım etsin. Buna karşın madem ayetlerden gidiyoruz. Müddesir suresine karşı duruş sergileyen gurup şakşakçıları ... Müddesir suresi : 11, 12, 13, 14. "Tek olarak yaratıp, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için (nimetleri önüne) serdikçe serdiğim o kimseyi bana bırak! Hem göz önünde oğullar verdim." Bunu gurup konuşmasında TBMM kürsüsünden lütfen okuyun.Tabi alkışlar, alkışlar. Ne diyor ? "ÖNÜNE serdikçe serdiğim o kimseyi bana bırak!" Kime inanıyorsanız ,meali yukarıda... " Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak. " Allah "Bana bırakın diyor." #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

16,692 Aufrufe • vor 1 Jahr

İşte 23 yılın ağır sonuçları Dolar: 1.45 TL - 39.12 TL Euro: 1.5 TL - 45.72 TL Benzin litre: 1.48 TL - 53 TL Çeyrek Altın: 30 TL - 7.113 TL Dış borç 130 Milyar$- 515 Milyar$ (Aralık 2024 ) İç borç 200 Milyar TL- 7.5 Trilyon TL Bunun dışında olan ödemeler KKM ödemeleri ( zararı 2 yılda 1.1 Trilyon TL ) Döviz garantili ödemeleri (157 Milyar dolar 2021 ) Ve bunun yanında harcanan rakamlar Bedelli gelirleri, Özelleştirme gelirleri, Merkez Bankası Rezervi, Merkez Bankası yedek akçesi, Deprem vergisi, işsizlik sigorta fonu, 2b arazi gelirleri, gayrimenkul satışları, maden ruhsat gelirleri 30 Mayıs 2025 Sadece sizin aldığınız kararlarla onlarca trilyon TL zarardan bahsediyoruz -Dört yılda faize ödenen 4 trilyon TL İki yılda Merkez Bankası’nın 1,5 trilyon TL zarar etmesi, -Yap İşlet devlet projelerindeki zararlar -Kamu özel arasındaki mahsuplaşma da kur hesaplamalarının kamu aleyhine hesaplanması -devletin elektriği özel şirketten pahalıya alıp, özel şirkete ucuza satmasından doğan kamu zararı bu listeye dahil değil Bir ülke ekonomik krizdeyken, yurtdışından yüksek faiz ile dış politikada taviz vererek dış borç bulurken, halkı ucuz gıda kuyruğunda beklerken, döviz, enerji, gıda fiyatları çok yüksekken, halk vergi yükü altında ezilirken bir ülke yönetimi halkın parasını böyle dağıtır mı? Ve bunları yapan Erdoğan, ekonomi muhalefet yüzünden bozuldu diyor... -12 Ocak 2024 Azerbaycan'a 250 Milyon TL hibe -62.3 Milyon Dolar Kırgızistan borcunun silinmesi -kırgızistan vatandaşların Türkiye’de ücretsiz tedavi hizmeti -10 Mayıs 2024 yılda 7000 yabancının Türkiye’de tedavi edilmesi -Suriyeliler için 40 milyar $ harcadık. (Mart 2020 rakamı) -Somali’ye son 10 yılda 1 milyar doların üzerinde hibe yaptık. -9 Aralık 2020, Nijer, Nijerya, Kongo sağlık hibe yardımı -9 Aralık 2020, Tunus’a 5 Milyon dolar hibe -TİKA, Nepal ve Afganistan'da gıda kolisi dağıtması. -34 ülkeye ekipman hibe,156 ülke ve 9 kuruluşa destek." Erdoğan -Sırbıstan ve Bosna Hersek'e destek için sıfır gümrük bedelli ithalat kararları " -4 bin Suriyeli sağlık çalışanı istihdam ettik. -754 bin Suriyeli bebeğimiz doğdu. -Suriyelilere 97 milyon poliklinik hizmeti. -Suriyelilere 3 milyondan fazla yataklı tedavi. -Suriyelilere 2 milyon 600 bin ameliyat." Fahrettin Koca Mart 2022 - Hariri'ye, Türk Telekom’un özelleştirmesi için 4.75 Milyar $ bankalarımızdan kredi verdiler. ( bugünün kuruyla 185 milyar TL ) Telekom’u borçlandırdı. Telekom’un içini boşalttı aldığı krediyi de ödemeden kaçtı gitti. -Pandemi dönemi hiç kimse sokağa çıkamıyor, seyahat edemiyor, yollar bomboş ama AKP’nin döviz üzerinden gelir garantisi verdiği şirketler bomboş yollara rağmen tıkır tıkır gelirlerini alıyorlar. Dönüp diyorlar ki Pandemi var ekonomik sıkıntımız var kira borçlarımızı ödeyemeyeceğiz. AKP, merak etmeyin diyor 2036’ya kadar borçlarını erteliyor.Devletin resmi kurumu belediyelere yapmadığını yandaş ve yabancı şirketlere yapıyor hem de tıkır tıkır döviz üzerinden gelirini ödediği şirketlerin borçlarını erteliyor. Her şey yasal sonuçta. Her şey dava için sonuçta -Yine cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetiminde olan Çaykur, dünyada yıllık kuru çay tüketimi kişi başına sadece 500 gram Türkiye’de ise bu rakam 3,5 kg. Tabii ki şaşırmıyoruz cumhurbaşkanı Erdoğan yönetiminde Çaykur zarar etmeye başlıyor. Olsun her şey yasal. Zarar ediyorsa halk ödüyor sonuçta -Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetiminde olan varlık fonu bünyesine giren Botaş, devletten destek alıyor, yurtdışından borç alıyor, ödediği gazın parasını tahsil ediyor buna rağmen Rusya’dan aldığı gazın parasını ödeyemiyor. Devletten alınan, tahsil edilen ve borç alınan para nerede diye sormak yasa dışı faaliyet sonuçta her şey yasal Tabii ki bunlar olurken ülkemiz sürekli doğal gaz keşfediyor. Ama ne hikmetse Botaş aldığı gazın parasını ödeyemez hale geliyor. -Varlık fonu kuruluyor başkanı cumhurbaşkanı Erdoğan oluyor. Özelleştirilmeyen tüm varlıklar, varlık fonu bünyesinde toplanıyor. Varlık fonu yönetimi ayrı borçlanıyor fonun bünyesindeki tüm şirketler ayrı ayrı borçlanıyor sonuçta her şey yasal. Örneğin geçen hafta vakıfbank 555 milyon $ Çin’den borç aldı. Sonuçta her şey yasal. -Devletin tabii ki belli özel şirketlere ödediği parayı döviz ile öde, yine belli şirketlerin devlete olan ödemelerini TL’ye çevirerek tahsil et. Böylelikle kamu büyük zarara uğrasın Sorun değil her şey yasalara uygun sonuçta Biz buna dava diyoruz dava uğruna her şey mübah diyoruz. -Özel şirketten elektriği pahalıya al, yandaş ve yabancı dağıtım şirketine ucuza sat. Aradaki farkı halkın cebinden öde! sonuçta her şey yasal değil mi ? Ya halkın cebinden trilyonlar gitmiş ha bunlar ufak detaylar. Sonuçta halkın cebinden trilyonlar uçuyorsa her şey yasalara uygun olarak uçuyor. Biz buna dava diyoruz. -Tabii ki yine yandaş ve yabancı şirketler döviz ödeme garantileri var. Pandemi de dahil tıkır tıkır döviz üzerinden gelirlerini öde, bu arada tabii ki onlar için döviz kurunu 6-7 kat arttır. Ama onların vergi borçlarını ötele, borçlarını ötele, vergi borçlarını sil, verilen işletme sürelerini arttır, verilen garanti miktarlarını arttır. Böylelikle halkın trilyonları yandaş ve yabancıya uçsun gitsin ama sorun değil sonuçta her şey yasal. Biz buna dava diyoruz. -Tayyip Erdoğan olarak faizsiz ekonomi özlemimi Gürsesle haykıracağım derken, cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı 2018 yılında 70 milyar TL faiz ödeyen Türkiye 2023 yılında 600 milyar TL faiz ödedi 2024 yılında 1.2 Trilyon TL faiz ödedi 2025 yılının ilk 4 ayında 684 milyar TL faiz ödedi ( 2025 yılında 2 trilyon TL ödeyecek) Her şeyi planlı şekilde yaptılar. İç borcu döviz ile aldılar. Önce döviz kuru arttı sonra faiz arttı. 2018 yılında 1 trilyon TL olan merkezi bütçe borçu 2025 Nisan ayı itibari ile 10.7 trilyon TL’ye çıktı. Artan döviz kuru ile borç arttı. Sonra faizi arttırıp artan borç miktarına yüksek orandan faiz ödenmeye başlandı. Bu planlı bir şekilde halkın cebinden belli bir sermaye çevresine kaynak transferidir. Ortada bir ekonomik kriz yoktur. Yap İşlet devlet projeleri de düşünüldüğünde döviz üzerinden gelir garantisi verildiği düşünülürse onların Aldığı para TL bazında artmış durumda bu şekilde trilyonlarca rakam belli bir gruba aktarılıyor. Bir yıla mahsus değil yıllara mahsus şekilde bu para aktarılma devam ediyor. -Ne güzel değil mi ben faize karşıyım deyip dört yılda 4 trilyon TL faize para ödüyorlar. 86 milyonla dalga geçmek değil mi bu? Ya bu faizi alanlar kim ? İki yılda Merkez Bankası 1,5 trilyon TL zarar ediyor bu para kime gitti? Tabi burada her şey yasalara uygun değil mi? -Sokaktan geçen birisini çeviriyorsunuz bak şurada büyük bir arazim var. buraya devasa bir bina yap bana, ben de senden metrekaresini döviz üzerinden kiralıyım diyorsunuz. işte şehir hastaneleri böyle başlıyor. Şahıs diyor ki yaparım ama benim param yok. Devlet olarak alıyorsunuz bu Vatandaşı finans şirketine götürüyorsunuz, kredi buluyorsunuz. Bulduğunuz krediye kefil oluyorsunuz bir de bu şahsa gelir garantisi veriyorsunuz. Devlet olarak şahsa araziyi verdiniz. Krediyi temin ettiniz, özellikle çok çok büyük bina yaptırıp, metre karesini döviz üzerinden bu şahıstan kiralıyorsunuz. Yetmiyor, Yatakhane, görüntüleme, laboratuvar hizmetlerini ve temizlik hizmetlerini bu şahıstan satın alıyorsunuz. Yetmiyor kafeterya, lokanta, otopark ve otel işletmesini de bu şahsa veriyorsunuz İşte size şehir hastaneleri. Olsun her şey yasal. Halka diyorsunuz ki cebimizden bir kuruş çıkmadan yaptırdık. 2024 yılında 90 milyar TL’nin üzerinde rakam ödendi. Olsun her şey yasal sonuçta. Sonuçta dava meselesi. -Ne güzel değil mi biz bu ülkeyi döviz belasına sokanlara hesap sorup bu ülkeyi döviz belasından kurtaracağız deyip döviz üzerinden ödeme garantisi verip döviz üzerinden iç borç aldılar. Olsun her şey yasal sonuçta. yetmedi dövizi 6-7 katına çıkardılar halkın cebinden büyük parayı yandaş ve yabancıya akıttılar. dediler ki bu kazanç size yetmez bir de faizi arttıralım size ödediğimiz parayı faize yatırın bir de oradan kazanın dediler. Olsun biz faize karşıyız diyeceğiz nas var diyeceğiz sorun çözülecek. çözüldü de -Türk telekom, Hariri’ye Türk telekom’u sana satalım dediler.Hariri‘i param yok dedi. O zaman gel sana devletin bankalarından 4,75 milyar $ kredi verelim dediler. Parayı biz verdik Hariri Türk telekom’u satın aldı. Harari Türk Telekom’un kasasını boşalttı. Faturaları tahsil etti. Borcu ödemeden kaçtı gitti. AKP ne yaptı dersin Hariri’yi kırmızı halııyla karşıladılar. Zarar için sorun değil her şey yasal sonuçta. Halk ödüyor. -Türkiye F - 35 projesinden tek taraflı çıkarıldı. Verdiği 1.4 milyar $ parayı alamadı. Akp’li bakan Varank, ABD verdiği sözlere uymak zorunda değil diye ekranda açıklama yaptı. Çıkarıldığımız projeye geri dönebilmek için lobi faaliyetler için AKP yine para harcadı. Kendi paramızı geri alamadık. alamadıgımız paranın karşılığı F-16 alalım veya F- 16 modernizasyonu yaptıralım dendi. Bunun için dahi taviz vermeyi kabul ettiler. tavizin kabulü için bile ABD’ye üç defa heyet gönderdiler. Ne oldu ?

Nasuh Bektaş

99,046 Aufrufe • vor 1 Jahr