Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

Çok az kişinin fark ettiği bir Codex update’i var: Thread Coordination Bence bu, “AI coding agent” kullanımında küçük gibi görünen ama çalışma biçimini ciddi şekilde değiştirebilecek özelliklerden biri. İlk madde ile başlayalım;

71,212 görüntüleme • 3 ay önce •via X (Twitter)

0 Yorum

Yorum bulunmuyor

Orijinal gönderinin yorumları burada görünecek

Benzer Videolar

Fatih Altaylı, ‘Lağım nasıl patladı?’ diyerek anlattı: “Rasim Ozan Kütahyalı ile başlayıp, Cem Küçük ile devam eden, Tahir Sarıkaya’nın tutuklanmasıyla genişleyen ve daha başka yerlere de gideceği artık aşikar hale gelen soruşturma ile ilgili meseleye hakim birkaç kişi ile görüştüm; • Bunlar birkaç yıl öncesine kadar bir ekip olarak hareket ediyorlarmış ve iktidara yakın medyadaki bazı isimlerin ve yöneticilerin kontrolü altındaymışlar. • Ancak önce Rasim Ozan Kütahyalı bu ekipten dışlanmış. Nedeni kimine göre açgözlülük, kimine göre paylaşmada adaletsiz davranması, kimine göre fazla geveze olması, kimine göre para için başka işlere de bulaşması, kimine göre de medyadaki muhalif isimlerle ve CHP’lilerle de fazla görüşmeye başlaması olmuş. • Bu dışlanmadan sonra Kütahyalı’nın serseri mayına dönüştüğü, çok farklı kesimler tarafından kullanılmaya başlandığı ve onu kullananların da uyarılması üzerine tam olarak sahipsiz kaldığı söyleniyor. • Bu arada bugün ortaya çıkan pek çok meseleyi, Kütahyalı bir süredir yakın çevresi ve hatta iktidara pek de yakın olmayan isimlerle de paylaşıyor, Tahir Sarıkaya, Cem Küçük ve bir yayın yönetmeni hakkında çok açık suçlamalar yöneltiyormuş. • Cem Küçük ise iktidar çevrelerinde zaten sevilmeyen ve güvenilmeyen bir isimmiş. Kendisine derin devlet süsü vermesi rahatsızlık yarattığı gibi, tehdit ve şantaj iddiaları AK Parti’nin siyaset ve bürokrasideki önemli isimlerinin de kulağına gitmekle kalmamış, bunlarla ilgili şikayetler de olmuş. • Çalıştığı kanala da bu yönde çokça uyarı yapılmış. Kanal yöneticileri de uzun süredir gelen bu uyarıların artık bir soruşturmaya döneceğini kesin olarak anlayınca işine son verilmiş. • Adını daha önce pek duymadığım Tahir Sarıkaya ise aslında bir tür PR ajansı gibi çalışırmış. Sadece iktidar yanlısı gazetecilerle değil, ortada duran hatta muhalif isimlerle de yakın diyaloğu varmış. • Gazeteciler ile belediyeler arasında ilişkileri düzenler, ısmarlama röportajlar ve haberler yaptırır, bunların bazıları için ödemeleri organize edermiş. Gazetecilik kisvesi, onun bu işleri yürütebilmek için kullandığı bir kılıftan ibaretmiş. • Bana bunları söyleyen biri, “Sarıkaya’nın telefon kayıtlarına bakılırsa hiç ummadığınız insanlarla bile diyalog içinde olduğu ortaya çıkar. Bu elbette o insanların Sarıkaya ile akçeli işler yaptığı anlamına gelmez ama kendini korumak için muhaliflerle bile çok sıkı fıkıydı” dedi. Peki bu lağım nasıl patladı? • Yine anlatılanlara göre ortada bir “itirafçı” var. Savcıların elindeki itirafçı metnini görenlere göre bu itirafçı kuvvetle muhtemel Rasim Ozan Kütahyalı. Pek çok bilgi vermiş ve “Bu yüzden yakında tahliye edilebilir” diyorlar. • Maddi menfaatler başlangıçta ayakkabı, takım elbise gibi ufak tefek şeyler gibi görünüyordu. Ben de şaşkınlıkla izliyordum. • Ancak konu tam da böyle değil gibi görünüyor. “Çok daha büyük paralar söz konusu. Aslında bir buzdağı var. Miktarlar çok çok büyük. Milyonlar aktarılmış. Bazı isimlere düzenli ödeme yapılmış. • Deştikçe çıkıyor. Savcılık çok detaylı bir çalışma yapıyor. Birisi çomak sokmaz ise iş çok büyüyebilir” diyorlar. • Cem Küçük son halka olsun diyenler yanıldı. Zincir uzayacak gibi görünüyor. Meseleyi bilen biri “Sadece para, tehdit, şantaj, güç simsarlığı, ilişki simsarlığı değil. Çok boyutlu bir inceleme var. Bunların İsrail bağlantıları, Adnan Oktar ilişkileri de inceleniyor. Parasal taraf daha kolay çözülüyor ama diğer tarafa da bakılıyor” dedi. • Peki, bu işin içinde kimler var ve zincir daha ne kadar uzar? Aldığım yanıt şöyle; “Tahir Sarıkaya üzerinden çok geniş bir gazeteci kesimine bakılıyor. Ancak burada çeteleşen, birlikte hareket eden kadro şimdilik daha kısıtlı. Bir genel yayın yönetmeni, birçok ünlü spor yorumcusu ve iki gazeteci var. Bu ekibe alan açanlara da ayrıca bakılıyor.”

Kupür Haber

72,420 görüntüleme • 24 gün önce

•ᴋɪᴍɪɴ ᴀᴋʟıɴᴅᴀꜱıɴıᴢ 👤 •ᴋɪᴍᴅᴇɴ ᴀᴅıᴍ ᴀʟᴀʙɪʟɪʀꜱɪɴɪᴢ ☎️ •ᴋɪᴍ ꜱᴛᴀʟᴋʟıʏᴏʀ 🔎 •Koç&Aslan&Yay• (Sizin burcunuz ise) •Su&Toprak Kova etkili kişinin aklında ve gündemindesiniz. (Güneş/Yükselen-Ay) •Bu kişi ile iletişime ilişkiye 1/2/9/6/3/4’lü Vadeler de başlamış bitirmiş olabilirsiniz. (vade gün saat zaman dilimi) •Bu kişi ile asla net bir iletişim kuramamış yada kapanış yapamamış, iletişim konusunda hep sıkıntı yaşamış olabilirsiniz. •Aranızda özellikle netleşmeyen durumlar söz konusu olabilir. •Karşılıklı bir şekilde birbirinizden çok fazla etkileşim iz alıyor rüyalarınızda görüyor olabilirsiniz. •Bu kişi çok yoğun çalışan Sorumlulukları fazla olan yada küçük yaştan beri çalışan biri olabilir. •Enerjik yoruldum demeyi bilmeyen herseyi tek başına sırtlayan bir enerjide de diyebiliriz. •Sosyal çevresinde en değer verdiği iki veya üç arkadaşı olabilir özellikle. •Kimi zaman geri çekilen ve içe dönen gizemli bir yapısını gözlemlemiş olabilirsiniz. •Bu kişi size bir seçenek yada seçim miş gibi hissettirmiş olabilir & Siz bu kişinin etrafında ki diğer kişileri de görmüş olabilirsiniz. •Aranızda bir güven sorunu söz konusu olabilir. •Birlikte planlar yapmış ama bunları gerçekleştirememiş olabilirsiniz. •Özellikle uyku problemi gece uyanmaları çok sık olabilir çok düşünen bir yapıda diyebiliriz. •Birbirinize aldığınız anısı olan değerleriniz veya fotoğraflarınız jestleriniz olabilir. •Güncelde bu kişi çok sessiz bir temada olabilir. •aranızda bir ortak çevre yada sizi tanıyan kişiler olabilir bu kişinin sizin hakkınızda konuştuğu kişiler mevcut diyebiliriz. •Ocak Ortası/Sonu 1/2/6’lı Vadelere iletişim adına dikkat. •Daha çok stalklasada sizin hayatınızda başka bir kişi olabilme ihtimalini de kuruyor diyebiliriz. Sizin veya bu kişinin isminin soyisminin içersinde, “V-A-N-E-R-L-İ-I-O” harfleri bulunuyor olabilir. -İz bırakan takipçilerime niyetlidir..

•𝐑 𝐎 𝐓 𝐈̇

14,037 görüntüleme • 7 ay önce

Yakında mars'ta milyarlarca metre küp su olduğunu açıklamak zorunda kalacaklar! Mars'ta yeraltı okyanusları vardır! Mars'ta yeraltında bulunan okyanuslar SUYLA doludur! Mars'ta yeryüzündeki herşey yeraltına damlamıştır! Tıpkı dünyanızda olduğu gibi! Herşey olması gerektiği gibi olacak M Mars'ta yeraltında' güneş vardır! Bu güneş yeryüzünü içine alarak Kendi yaratımını gerçekleştirmek için varlığı yeryüzünden aldıkları ile devam ettirir! Madde şekil değiştirirken herşeyi yutar! Buna mecbur'dur! Çünkü o madde kendini bir defa yaratılır ve asla bir kıyamet veya yok oluş yaşayamaz M Çünkü bir kıyamet YOKTUR! Biz maddeye kıyamet yaratmayız, Biz yarattığımız maddeyi neden yok edelim, o maddeyi Biz yaratmadık ki maddeyi yaratan yasanın kendisidir! Veya sana daima yenilenmek içindir kusurları kullanır, eğer gerçek yasalar yarattığı hiçbir enerjiyi veya maddeyi yok etmek isterse kendisi nasıl var olacak 😎✋ Siz insanlar hiçbir şey bilmiyorsunuz kendi yasalarınız da her şeyin var olduğunu sanıyorsunuz yanılıyorsunuz aslında gerçek yasaları biliyorsun çünkü sen de bir maddesin ve maddenin temelinde argüman vardır bilgi! Sizi argümanla dövdük! Eğer madde yok olursa, kıyamet olursa , tanrılarınız da yok olur 🤫😎✋ Madde, maddeyle şekillenir ve madde sadece değer maddeyi egale edecek şekilde yok olur! Madde, maddeyle kırılır! Mars'ta bir yok oluş yaşanmadı bir kıyamet de olmadı yeraltı yeryüzünün içine çeker, yeryüzünü yok etmek için değil siz bunu kıyamet sanıyorsunuz asıl olan kusurları ile birlikte kusursuz olan sistemi devam ettirmektir yani kusurlar! Bu şekilde sistemde her şey var olur bu şekilde sistemde madde bir kez yaratılır bir daha yok olmaz! Siz insanlar görmüyor musunuz doğaya attığınız bir parça çöp asırlardır Yok olmaz! Asırlar sonra yıllar sonra ekosisteme adapte olur siz bunu yok olur sanıyorsunuz aslında yasalar onu döve döve adapte eder yok etmez sisteme Katar, bir sigara izmaritini dahi 😎✋ Mars'ta güneş vardır yer altındadır tüm okyanusları ve maddeyi hepsini ayakta tutacak şekilde birleşmiş olarak kendini varlığını devam ettirir asla yeryüzüne çıkmaz neden mi? Çünkü tohumlamadık Tohumlamadınız Tohumlamadılar! Ama tohumlanacak, Tohumlamak ne demek mi dünyanıza indiğimde bunu size göstereceğim az kaldı! Sabırlı olun!

Mergen Etügen

52,824 görüntüleme • 8 ay önce

Bu minik aleyna ve esme hayal sahnesinde ileriye dönük gizli sopi verilmiş dikkatli izleyince anlaşılıyor Aleyna önde koşuyor arkada annesi gencecik yaşında hayalini kurduğu aileyi yaşıyor ama oda hayal esme şey demişti Fadimeye düşmanlık sevdaya galip geldi Esdil isfad paraleli çok yazılıyor bu dizide biri geçmişi çalınan çift biri geleceği çalınmak istenen çift olarak aksa geçiriyorlar üstelik esme bir furtunalı ama bir furtuna değil Yüz yıllar sonra kocari ve furtuna kanı birleşiyor Fadime ve iso bir anlaşma üzerinede olsa evleniyorlar yani iki düşman ailede olmayacak bir çığır açıyor bu çift Yirmi yıl önce esme ve adil bunu denediklerinde yapamıyorlar çünkü esme çok korkuyor hem düşmanlıktan hem sevdadan hemde olacak olanlardan sadece susmayı öğrenmiş konuştuğundada susturulmuş tehdit ile Fadime ise bunu tam aksine gelişi güzel vurup kıran yıkıp döken bir karakter ama bir furtunalıya oda gönlünü kaptırıyor yıllar önce abisinin başına geldiği gibi bir fark var o furtunalı hem bir furtuna soyundan hemde babasının katilinin yiğeni,dedesinin katilinin oğlu Aleyna isfadın birlikte kaldığı odaya koşarak giriyor arkasından esme, felaket olmasaydı o oda esme ve adilin mahremiyeti olacaktı ama iso ve fadimeye nasip oldu esdil susturulurken isfadın sesi hep çıktı korkusuzca iki tarafta haklı kimseye haksız vs demiyorum kendimce yorumluyorum Aleynanın elinde isonun halasına evlilik teklifi ettiği çiçek var yani diğer adı ile ölümsüzlük çiçeği ve bu çiçek yalnızca esdil ve isfad sahnelerinde çok aşikar gözüküyor özellikle duygu yüklü sahnelerde Çiçek ölümsüz aşkı temsil ediyor esdil yıllar önce ayrıldılar çocukları çalındı hayatları mahvoldu ama yıllar sonra öfke nefret kırgınlığa rağmen yine bir araya gelip kızları için onlardan çalınan hayatı almak için aşkları ve nefretleri ile bir oldular Yatak odasının anlamı mahremiyetttir eşler arasında sadece cinsellik değil iki kişinin evliliğinin temelleri bu mahremiyet sınırında korunuyor çiziliyor Aleyna ölümsüzlük çiçeğini yere attığında çiçeğe birşey olmuyor çünkü çiçeğin tabiatı bu dalından koparılsada rengini ve güzelliğini kaybetmiyor tıpkı aşk gibi acı çektiriyor yerden yere vuruyor mahvediyor ama yinede dünyanın en güzel duygusu İsfadın kaldığı odaya iso bir mahremiyet ihlali yaptı aralarına sır soktu o sır ise o odaya elinde çiçeklerle girip o çiçeği yere atan aleyna yani fadimenin öz ve öz yiğeni Bu şu demek sen mahremiyet sınırında bir üçüncü kişiyi aramıza soktun o zaman yere atılıp çiğnenen ama yinede aşkından vazgeçmeyen güzelliğini kaybetmeyen biz olacağız çok yıpratıcaklar yerden yere vuracaklar ama bu sevda güzelliğini kaybetmeyecek herşeye ve herkese karşı dik duracak Esdil ve isfad arasındaki ince köprü aleyna herşeyin düzelmesi için önce aleynanın düzelmesi kırıklarının o yokluğunu çektiği ailenin tamamlanması lazım Ölümsüz aşk çiçeği çok derin ve yerinde histerik olarak işleniyor bayıldım 🫠 #isfad #esdil #tasacakbudeni̇z

Seyyah 🕊️

10,084 görüntüleme • 3 ay önce

İsim bir yönü ile o kişi için duadır. Uyumlu ise hayra vesile olur. Değil ise riske hizmet eder. Bir ismin anne babasının hoşuna gitmesinin zerre kadar önemi yoktur. İsim, bir insanı çağırmak için kullanılan bir araçtır. Onu önemli kılan şey anlamı, harf ve o bütünlüğün etkileri. Birçok anne baba, evladının ismi farklı olsun istiyor. Buna gerek yok. Evlatlar bizim malımız mülkümüz değil, emanet. Farkında olmadan nefsi davranılıyor. Ve çok vahim isimler veriliyor. (Videodan ayrı olarak söylüyorum) Son 14-15 yılda gelen isimlerde çok ciddi sıkıntılı veriler var. Sırf farklı olsun diye anne baba ısrar ediyor illa bu isimler olsun diyor.. Belki çocuk ileride ismini sevmeyecek. Belki o isimden zarar görecek... Ki, bunun çokça örneği mevcut. Farklı olsun diye ısrar etmemeli. Misal, anne baba verdikleri ismi seviyorlar. Ama o arkadaş zarar görüyor. Ve en önemlisi, bir süre sonra çoğu zaman o anne baba için ismin bir önemi de artık kalmıyor. Zira önemli olan o kişinin hal, karakter, anlayış, davranış ve ahlakı. Çocuğun ismi mükemmel bir isim olur ama çocuk problem ise..ki, birçok örneğini var..o güzel isim o problemler karşısında hükümsüz kalıyor. Ama isim uyumlu ve normal bir isim ve çocuk muhteşem bir karakter… önemli olan bu… İsimleri verirken elden geldikçe kalp ehli birisi var ise ona sormalı. O yoksa anne baba ismin ilhamı için bol bol dua etmeli. Ve ismi sadece anne baba vermeli. Ehil değillerse eş dost akrabaya isim verdirtmemeli. Aile’de o ismi verecek kişinin hayatı itikadi olarak sağlam değilse o ismi o çocuğa vermemeli. Farkında olmadan bir yönüyle aynı niyet yükleniyor... (Genç yaşta ölen abisinin ismini doğmuş olan yeni kardeşe verip, aynı yaşta ölenler, intihar eden akrabasının ismini verip, aynı yaşa gelip intihar edenler...vs.. çokça örnekleri var) Sahabe ve hak ehlinden isim verileceksede, anne baba o itikatte çocuk yetiştirebileceğine güveniyorsa o ismi vermeli. Misal, 'oğlum Hazreti Ömer gibi olsun' deyip oğluna Ömer ismi vermek, adaletli olsun adaletle hareket etsin demeye gelebilir. Bu sahada çok öyle olmuyor. Ömer bir yönüyle ekonomi/iktisat demektir. Anne baba ismi uyumlu olmaz ise o da ayrı bir süreç olur. Ve bu isim para ile çok ciddi imtihanlar yaşayabilir. Çok kazanabilir ama çokta kaybedebilir.. (Anne baba ismi vs.. de önemli tabi) Veya 'oğlum Hz. Hüseyin gibi olsun' deyip Hüseyin ismini yüklemek. O çocuğun illa şehit olmasını gerektirmez.. Ama eş dost akraba vs. tarafından çok ciddi darbeler yemesine işaret edebilir. (Ki, birçoğunu bunu yaşıyor) Örnekleri çoğaltmak mümkün. Yıllar içerisindeki gelen verilere bakarak, ,simde çok iddialı olmaya gerek yok düşüncesindeyim. Riski minimize edecek şekilde hareket edilmesi en sağlıklı isim verme stratejisi olur. Not: Bu yazdıklarımız %100 mutlaklık-doğruluk ifade etmez. Bugüne kadar yıllar içinde gelen isimlerden oluşan bir verinin değerlendirilmesi gibi düşünülebilir. Bir veridir, kişisel yorumdur. Bunun dışında herhangi bir iddia içeren bir yazı değildir. Alınganlık yapmaya gerek yok😉

Rauf Atilla Polat

10,245 görüntüleme • 1 yıl önce

KONYASPOR SON İKİ HAZIRLIK MAÇI ANALİZ Konyaspor’un Udinese ve Brinje maçlarını inceledim. Udinese maçında as kadroya daha yakın bir oyuncu grubu vardı sahada. Gerçi sahada kim olursa olsun oyun sisteminde farklılık meydana gelmiyor çok fazla. Öncelikle hücum konusundan bahsedeyim. Daha önceki analiz yazımda da söylemiştim. Konyaspor topa sahip olduğunda sabırla pas yapmaya çalışıyor. Kazandığı toplarda da dengesiz şekilde hücum etmek yerine garanti top yaparak sete çeviriyor oyunu. Set oyununda atak yönü değişikliklerini de sık sık deniyorlar. Gönderi altına son maçta bulduğu golde de göreceksiniz zaman zaman bu pas trafiğini seri şekilde yapıp hızlandırdıklarında rakip kalede daha rahat pozisyon bulabiliyorlar. Tabii bunu kaliteli topçularla yapabilirler. Son maçta ilk 11 çıkan kadro biraz daha zayıf hücum anlamında. Belli bir organizasyon yapmak istiyorlar ama yeterli seviyede değiller gibi. Bu yüzden hücumda tamamen etkisiz bir kadro gördüm. Ama ilk 11 de olmasını beklediğim oyuncularla daha net kaleye gidiyorlar. Mesela Guilherme’nin asist pas ve ortalarını net şekilde değerlendirecek Umut Nayir var. Yan oyuncu Ndao var. Umut daha çok değerlendirecek gibi bu asistleri ama bakalım. Aynı şekilde Pedrinho’nun pas akışı sağlaması alan yaratması çok hoşuma gitti. Tunahn Taşçı’ya parantez açmak istiyorum. Bu çocuk gerçekten topa da oyuna da hakim. Çok istekli, çok teknik ve ne yaptığını bilen futbolcu. Bana soracak olursanız Ndao ile başlayıp Tunahan’ı sonradan oyuna atarak da direkt Tunahan ile başlayarak da verim alırsınız. Saha dışına da dikkat ederse daha yukarılara atar kendini. İşin savunma kısmına gelirsek Konyaspor takımında; top rakipteyken sahadaki oyuncu kadrosuna bakmaksızın takım tam bir savunma yapıyor. Daha 3. Bölgede başlayan savunma hattı ve sahada savunma dizilişi muazzam. Sabırla takım halinde topun arkasında bekleyip doğru noktada press uygulayarak rakibi uzun topa zorluyorlar ya da kısa pas hatası yaptırıyorlar. Bunun zamanını iyi ayarlayarak da 90 dakikaya bu enerjiyi yayabiliyorlar. Ancak takım kendi sağ kanadından çok sık atak yiyor. Ceza sahası etrafında biraz fazla şut imkanı sağlıyor rakibe. Bu zaafiyeti de giderirse kalesinde dikkat çekici şekilde az gol görür. Bu noktada Slowik de beğendiğim oyunculardan biri oldu. Ben Konyaspor’u izlerken de analiz yaparken de keyif aldım. Sıkıcı bir futbol oynuyor gözüyle bakmak yerine futbolun doğrularını ne derece iyi oynuyora odaklanırsa taraftar onların da hoşuna gidecektir. Paylaşarak, takip ederek daha çok Konyaspor taraftarına ulaştırarak destek olabilir. Yorum yaparak da sohbete dahil olabilirsiniz. Teşekkürler. Sevgiler, saygılar.. #Konyaspor

Coach Metin Malova

16,935 görüntüleme • 2 yıl önce

Özgü Namal konuşmasında “Vazgeçmeyin, geri dönmeyin… Dünya hayatı iniş çıkışlarla doludur ama önemli olan tekrar ayağa kalkabilmektir.” derken aslında sadece motivasyon veren cümleler kurmuyor gibi geliyor bana. Sanki gerçekten hayatın sert taraflarını tanımış, acının içinden geçmiş, düşüp tekrar ayağa kalkmayı öğrenmiş bir ruh konuşuyor. Ve doğum haritasına baktığımda buna hiç şaşırmadım diyebilirim. Çünkü kendisi çok güçlü bir Oğlak vurgusuna sahip. Güneş–Mars kavuşumu Oğlak burcunda… Bu zaten başlı başına “dayanıklılık”, “hayatta kalma gücü”, “yeniden ayağa kalkma iradesi” veren bir kombinasyondur. Üstelik Güneş’in Satürn’le yaptığı üçgen açı ve buna Chiron’un eşlik etmesi haritada çok güçlü bir toprak üçgeni oluşturuyor. Toprak üçgenleri insana gerçekçilik, sağlamlık, güvenilirlik ve kriz anlarında bile ayakta kalabilme becerisi verir. Ama Chiron’un bu yapıdaki varlığı işi daha da derinleştiriyor… Çünkü bu insanlar genellikle yaralarıyla büyürler. Acıyı inkâr ederek değil, onun içinden geçerek güçlenirler. Özgü Namal’ın hayat hikâyesini düşündüğümüzde bunu zaten hissediyoruz. Onda dramatik ama vakur bir güç var. Acıyı bağırarak değil, taşıyarak yaşayan insanlardan biri gibi görünüyor. Ve bence insanlara bu kadar gerçek gelmesinin sebebi de bu. Ay ve Merkür Yay burcunda… Üstelik Neptün Yay jenerasyonundan geliyor. Bu da onun ruhunda çok güçlü bir özgürlük ihtiyacı, vizyon, anlam arayışı ve içsel bilgelik olduğunu düşündürüyor bana. Sanki içinde gerçekten “Artemis” arketipinin izleri var gibi… Özgür, vahşi doğayla bağlantılı, kendi yolunda yürüyen, içsel pusulasına güvenen bir kadın enerjisi hissediliyor. Ay–Satürn karesi ve Merkür–Satürn karesi ise zaman zaman duygularını bastırabilen, kolay açılmayan, hislerini kontrol altında tutmaya çalışan bir taraf verebilir. Ama bu açılar aynı zamanda ciddi bir zihinsel dayanıklılık ve duygusal olgunluk da verir. Bazı insanlar acıyla dağılıp gider, bazılarıysa acıyla yapı kurar. Özgü Namal bana ikinci grubu hatırlatıyor. Venüs Akrep burcunda ve Uranüs’le kavuşumda… Bu çok etkileyici bir kombinasyon gerçekten. Çünkü hem çok derin, tutkulu ve ruhsal seviyede sevebilir; hem de sevgiyi boğmadan yaşayabilir. Hem bağlılık hem özgürlük ihtiyacı aynı anda çalışıyor burada. Bu da ilişkilerinde sıradışı, özgürlükçü ama bir o kadar yoğun bir sevme biçimi yaratıyor olabilir. Balzamik Faz’da doğmuş olması da dikkat çekici. Balzamik Faz ruhları genellikle “yaşlı ruh” hissi verirler. Dünyayı yüzeyden değil, derinden algılarlar. Sanki bu hayata bir şeyi tamamlamaya, anlamaya, ruhsal olarak derinleşmeye gelmiş gibidirler. Ay’ın Merkürden gelip Neptün’e doğru ilerliyor olması da onun zihinsel üretim, hikâye anlatıcılığı, sanat ve ifade alanında çok güçlü bir ruhsal akış taşıdığını düşündürüyor. Zaten Neptün’ün sinema ve sanatla bağlantısını düşündüğümüzde, onun sanat aracılığıyla kolektife dokunan bir ruh olduğunu hissediyoruz. Mars’ın deklinasyon dışı olması da dikkat çekici. Bu çok güçlü bir enerji verir ama bazen öfkenin kontrolsüz ya da aşırı yoğun yaşanmasına da neden olabilir. Yani içinde çok büyük bir yaşam gücü olduğu gibi, zaman zaman yıkıcı bir yoğunluk da olabilir. Ama zaten büyük sanatçıların çoğunda bu “taşan enerji” hissi vardır. Gerçekten çok güçlü, çok derin ve etkileyici bir haritası olduğunu düşünüyorum. Ve bence insanlar onu sadece oyunculuğu için değil, ruhundaki gerçekliği hissettikleri için seviyorlar. Yolu açık olsun… 🤍 Sanatıyla kolektife ışık olmaya devam etsin.

Zuhal Bilge Gökay

10,943 görüntüleme • 3 ay önce

$AOE DEĞERLENMEYE MAHKUM. Bundan birkaç ay önce Oxbull Telegram gruplarında Agentic Open Economy'den bahsedildiğini gördüm ama açıkçası pek dikkatimi veremedim. Birkaç hafta önce start verilmiş bir proje olmasına rağmen, hatırı sayılır bir topluluğa ulaşmışlar ve o günden beri tahtayı tüm bu kaosa rağmen yukarı taşımışlar. Peki nasıl? #AOE aslına bakarsanız bir AI ajanı ve deneyimlediğim kadarıyla Telegram'da istediğiniz birine Base ağı üzerinden çok hızlı bir şekilde USDC ile "tip" (bahşiş) göndermenizi sağlıyor. Bunun ne anlama geldiğini anlayabiliyor musunuz? Telegram kanalımda artık tek tıkla istediğim takipçime USDC gönderebilirim! Siz de AOE Bot'unu kullanmak isterseniz tek tıkla bir depozito adresi oluşturabilir ve Base ağında içine bir miktar USCD gönderebilirsiniz. Yada birinin size tip göndermesi bekleyebilirsiniz. Ayrıca, bu tip gönderme işlemlerinde hiçbir ETH masrafı da yok. Sorduğumda ise bunun "x402 teknoloji sihri" olduğunu söylüyorlar. Doğal olarak şunu sorabilirsiniz: Eğer USDC gönderiyor ve işlem masrafları için de ETH tutmamız gerekmiyorsa $AOE'ye neden ihtiyaç var!? Aslında teknik açıdan gerek yok gibi; fakat her tip gönderiminden küçük (kimseyi rahatsız etmeyecek kadar) bir ücret (fee) kesiliyor ve bu ücretler ile marketten $AOE alınıp yakılıyor. Böylece token deflasyonist bir hâl alıyor. Takım dâhil kimseye ücretsiz token verilmemiş; yani AOE istiyorsanız marketten almak zorundasınız. Bu yüzden fiyat, bu kaos ortamına rağmen tırmanmaya devam ediyor. Sadece 24 saatte %54'ten fazla yükseliş var. Ben bir miktar aldım ama size alın diyemem. İnceleyin, botu test edin ve alıp almayacağınıza kendiniz karar verin. Bot şu anda test grubu içinde kullanılıyor ama yakında herkese açılacak.

Veli Mutlu

19,728 görüntüleme • 9 ay önce

Model Y Juniper izlenimlerim Rakiplerinin işi çok zor.. Dış tasarım; Eskisine göre çok güzel, bence bu formda daha iyisini yapamazlardı. Yeni kasa deseler kimse itiraz etmezdi. Bütün açılardan tatmin edici, ön ve arka aydınlatma grubu gerçekten başarılı. Jantlar daha iyi olabilirdi. İç tasarım; Majör değişiklik yok gibi görünse de, müşterilerin şikayet ettiği kısımlar elden geçirilmiş. Plastik veya kalitesiz görünen yer kalmamış. Özellikle direksiyon, koltuk, ön konsol, orta saklama gözü, kapı döşemesi değişimi başarılı. Orta kol dayama daha iyi olabilirdi. Entegre koltuk kafalıkları hala demode görünüyor, onu da değiştirmelerini beklerdim. Ambiyans aydınlatma ve arka ekran kalite hissiyatını artırmış. Malzeme kalitesi; Aynı fiyat, hatta daha üst seviyedeki rakiplerinden daha iyi duruma gelmiş. Ekran, kameralar, yazılım konusunda zaten eksiği yok. Müzik sistemi geliştirilmiş, midler hariç beğendim. High end sistem değil tabi ama çoğu kullanıcıyı tatmin eder. Türkiyeye hangi versiyon gelecek soru işareti? Sürüş; Vites kolu gitmiş, ekrandan kullanılıyor. İlk defa deneyimlememe rağmen hiç yabancılık çekmedim. Sanki çok uzun zamandır kullanıyorum gibi hissettim. İstanbul gibi kaotik ortamlarda nasıl olur soru işareti? Sinyal kolu; aşağı/yukarı tek fonksiyon, hafif dokunma yok, ileri/ geri yok. Biraz basit kalmış, sanki son anda koymaya karar vermişler gibi. %51 daha iyi sürüş konforu olduğunu iddia ediyorlar. O kadar olduğunu düşünmüyorum fakat aradaki fark bariz hissediliyor. Kabul edilebilir ve rahat bir sürüşü var. Vibrasyon azaltılmış ama hala biraz var. %22 daha sessiz diyorlar. Evet sürüşü sessizdi, fakat aynalardan ve ön camdan hafif rüzgar sesi duyuluyordu. Yol koşullarından yüksek süratlere çıkamadım, o kısımda yorum yapamam. Ioniq 5 ile aynı ses seviyesine sahip, ID4 çok daha sessiz. Direksiyon oranı değişmiş, daha kolay park manevrası yapılıyor fakat dönüş çapı değişmemiş. Hala biraz uğraştırıyor. Direksiyon hassasiyeti güzel, çok net ve anında tepki veriyor. Yol ile iletişimi iyi. Güç pedalı kalibrasyonu iyi, fren dozlaması güzel fakat bana göre pedal biraz yukarıda geldi. Regen hafifletilmiş ayarda naturel ve yormayan, rahat sürüşü var. Unuttuğum, sormak istediğiniz bir konu varsa yazabilirsiniz. Teşekkürler.

Dr Tr ⚡️

146,737 görüntüleme • 1 yıl önce

Şurada Deno'nun ve Esme'nin kendine attığı bir tokat var... Peşinden saçlarına yolacak kadar sıkı yapıştığı... Bu sahnede Esme’nin patlaması, Deniz Baysal Yurtcu 'ın da bağırarak ağlamayı tecrübe etmesi var... Ki ikisi de alışkın değil buna. İlk zamanlar hıçkırarak ağladığı sahnelerde bile hıçkırık sesini pek az duyardık Deno'nun. Onun oyunculuğuna aşina olan biri onun ağlama ritmini bilir zaten. Genelde gözlerinin doluşunu, sesinin pesleşmesini, yüzünde beliren "acı çekiyorum ama ben söyleyemem siz görün" ifadesini ve tek tek iri taneler halinde düşen yaşları izleriz. Hatta çoğu zaman ağlamayı büyüten şey tam olarak o sakinliği olur. Deno’nun alametifarikası biraz bu: sessiz acı. En zor olanı ve ayakta alkışlanası... Öfkelendiği sahnelerde bile bağırmaktan çok sertleşen bir enerjisi vardır onun. Daha keskin bakar, daha hızlı nefes alır, cümleleri dişlerinin arasından çıkarır. O yüzden burada duyduğumuz şey sadece yüksek sesli bir ağlama değil; sınırlarını kaybeden bir insan sesi. Esme'nin acısını içinde tutamıyor burada artık. Bu onun için yeni olsa gerek. Öyle ki Ayşe Şasa'da bu denli bir taşmayı canlandırırken kalıbını ve sınırlarını bilmediği yerlere kadar zorladığı için bayılmıştı. O yüzden seyirci olarak "üzüldüm" demiyorsun izlerken sadece; boğuluyormuş gibi oluyorsun Deniz'in de artık bağırmak için nefesinin yetmediği, sesinin boğulduğu yerde. Ödül işleri tarafsız, katakullisiz işleseydi bizde, hakkı olana hakkı verilseydi yani... Şimdiye kadar hak ettiği çok performansı vardı zaten ama bu sektörde henüz ödül falan olmasaydı, Esme performansı Deniz Baysal'ın bu sektördeki insanların aklına "biz oyunculara bir ödül verelim adı da Oscar olsun" fikrini ilk kez sokacak kadar etkili olurdu. Hatta ödülün adı Deno veya Çavuş bile olabilirdi. Doğduğun ülkenin sektörü kaderindir... #TaşacakBuDeniz #DenizBaysal

şeyma 🕊️

10,820 görüntüleme • 3 ay önce