Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

Daha neye razı edilecek toplum? Başka talepler de var mı? Günlerdir sorduklarımız.. Meslek büyüğümüz Müyesser Yıldız da soruyor: Şehit yakınları, gazilerimiz son sözü söylediyse, komisyonun görevi bitmedi mi? Meltem Tv Ana Haber'de anlattık

15,638 Aufrufe • vor 1 Jahr •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

SON DAKİKA | CHP kulisleri kaynıyor… Özgür Özel geri adım mı attı ? Ya da kendi değimiyle sert kayaya mı çarpttı. Özgür Özel, günlerdir kamuoyuna açık çağrı yapmış ve “1 hafta süre” vermişti. “Malvarlığını açıkla” resti çekilmişti. 📢 Süre doldu. Ama beklenen açıklama gelmedi. Parti içinde huzursuzluk var. Milletvekilleri de, teşkilat da soruyor: Neden açıklanmadı? CHP kulislerinde konuşulan tablo dikkat çekici… Tam grup toplantısı günü, beklenti zirveye çıkmışken Özgür Özel kürsüdeydi. 🗞 Herkes o dosyanın açılmasını bekledi. Ancak beklenen çıkış gelmedi. Aynı saatlerde başka bir gelişme yaşanıyordu. ⭕️ Özgür Özel, Murat Emir ve Yunus Emre hakkında fezlekeler grup toplantısından hemen önce Meclis’e ulaşıyor. 🔘 Ve o dakikalarda Adalet Bakanı Akın Gürlek'in aynı saatte Meclis’te Devlet Bahçeli ile görüşmesi… Zamanlama manidar mı? Yoksa tesadüf mü? 📢 Kulislerde konuşulan iddia şu: “Malvarlığı çıkışı sertti ama karşı hamle daha sert geldi.” Dosya varsa ve açıklanırsa hazır olan fezlekeler işleme alınır mıydı ? Siyasi gerilim farklı bir boyuta mı taşınacaktı ? Pazarlık mı var, baskı mı var, yoksa stratejik geri çekilme mi ? CHP tabanı netlik istiyor. Yarım cümle değil, net duruş bekliyor. Çünkü siyaset restle başlar, geri adımla biterse güven aşınır. Şimdi soru şu: Özgür Özel neden sustu? Stratejik zamanlama mı? Yetersiz belge mi? Yoksa kulislerde konuşulan daha büyük bir denge hesabı mı? Ankara’da taşlar yerinden oynuyor. Ve bu sessizlik, açıklamadan daha fazla konuşuluyor. Özgür Özel Akın Gürlek

Çₑₜᵢₙ SAĞSÖZ

18,109 Aufrufe • vor 6 Monaten

-Efendim Türk kültüründe Ayaz Ata var mı, Yel Ana var mı? Kar kız var mı? Nardugan var mı? Gündoğan Gündoğumu, yılbaşı var mı? Çam süslemesi var mı? ... Eee kutlandığına göre var, dün kutlanmaya başlasa bile var, kaldı ki öyle değil, geçmişi de var. ... Kitapları 50 dile çevrilen Cengiz Aymatov'un GÜN OLUR ASRA BEDEL adlı eserinde AYAZ ATA/YEL ANA NARDUGAN dahil Türk mitolojisini anlatıyor. Ülkemizde de 1978 yılı olmalı sinemaya uyarlandı. -Efendim ülkücü ümmetci 3-5 tarihçi müsveddesi yok diyor?, Ruslardan alındı diyor? ... Rus iddiası tamamen o tarihcilerin cahilliğinfen kaynaklanıyor çünkü Ruslar ilk defa Stalin'in yakın arkadaşı Pavel Postyshev tarafından kaleme alınan bir yazı ile Ayaz Ata, Yel Ana, Kar Kız... ve Nardugan dönence şölenini yani gün dönümünü uyarladılar kendilerine ve yayınladılar . Bu Pavel Postyshev'in yazısının 1935 yılında Pravda gazetesinde yayınlanmasıyla bizim Ayaz Ata'yı, DED MAROZ adıyla adlandırıp, ondan sonra da kutlamaya başladılar. Eee ne oldu şimdi? Kim kimden aldı? Demek ki Rus iddiası da doğru değil. -Hemen hemen bütün Türk devletlerinde , 21 Aralık dönence Bayramı var mı, var? Azerbaycan'da İran'da Yelda veya Çille değil mi adı? Kazakistan'da Türkmenistan'da Kırgızistan'da, Tataristan'da Baskurtlarda ve Türkiye'de de Ayaz Ata'lı Nardugan olsun adı, bu niye sizi rahatsiz ediyor? ... -Turan kurultayları düzenleyen Hungary/Macaristan'da da başka bir ad ile kutlanıyor. ... Türk'ün olduğu her yerde kutlanıyor işte daha ne olsun?. -O halde biz, Prof Dr Osman Karatay gibi Prof Dr Salih Yılmaz gibi gerçek tarihçilerin görüşlerini ciddiye alıyoruz çünkü videodan da görüleceği gibi bu kültür yaşıyor ve yaşatılıyor. Yaşayan kültürü kim niye inkar ediyor? Adı Nardugan olsa ne olur? Olmasa ne? Zaten coğrafyalara göre bir sürü değişik adı var, hangisini istersen onu kullanabiliriz. -Efendim Müslüman Oğuzlar da Nardugan yok muydu? Evet, binlerce yıllık tarihimizi Müslümanlık üzerinden okumaya kalkarsan işin içinden çıkamazsın. Çünkü Müslüman Oguzlarda Ayaz atanın yerini Evliyalar aldı, Alevi Bektaşi kültüründe ise Hızır almıştır. Yani yine var, yine adı değişti. İlginçtir, Müslüman Oğuzlar Nevruz kutlardı 21 Mart'ta, ama son yıllara kadar niyeyse unutturuldu! ... Çünkü içinde ateş ritüeli var yani Şamanik... Ne zaman PKK lılar kutlamaya başladı o zaman bizimkiler ateş yakıp Demir dövdü bu Türk Bayramı dediler. ... Bir musibet bin nasihat tan iyidir derler ya o şekilde kabul ettik... Oysa bizim öncü olmamız gerekmiyor muydu? Çünkü Nevruz, Tebriz'de Bakü'de Tataristan'da Kırgızistan'da vb. Türk dünyasında yıllardır kutlanıyordu. -Bir başka dönence Bayramı daha var, o da en kuzeyde, Saha/Yakutslarda yani Yakutistan diye bildiğimiz Sahaların İskitlerin vatanında, ne kutlanıyor? 21 Haziran'da güneşi selamlama Bayramı, Isı bayramı, ısıah kutlanıyor, onbinlerce kişi güneşi selamlayıp halay çekiyor. Bunu da Müslüman Oğuzlar kutlamıyor diye yok mu sayalım?. ... İşin özü ciddi manada MANKURT,laşma yaşıyoruz, Öz'den kök'ten koptuk araplaştık. ... Tahmin edin bakalım burası hangi Türk devletindeki NARDUGAN Şöleni ? (Türkmenistan Nardugan Şöleni) Bahtiyar Aydın Eski Çağ Tarihi Uzmanı

Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı)

263,537 Aufrufe • vor 8 Monaten

Susalım diyoruz ama... TÜRK olunca susamıyorsun... Dedik ya elimizdeki belgeleri dökmeye kalkarsak hiç hoş şeyler çıkmaz... Bunun için susuyoruz. Susarkende bari bir sorma hakkımız olsun: DEM PKK'nın siyasi uzantısı mı ? Evet. TÜRK milleti bu adamları mecliste bile görmekten rahatsız mı ? Evet. Hatta ''Ne zaman kravatlılara sıra gelecek'' diye haykırmıyor mu ? Evet. Bırakın kravatlıyı biz BAŞ TERÖRİSTİ salıp salmamayı konuşuyoruz. Hemde sayın Devlet bahçeli eli ile. Bu teklifi özgür özel yapsaydı kemal kılıçdaroğlu yapsaydı anlardık. Bizi yaralamazdı bile. Ama bunu Sayın devlet bahçeli terörün tam bitme noktasında iken yapması ne demektir ? Terör bitmedi mi ? Evet tarihin en bitik seviyesinde. Buna şöyle örnek verebiliriz. Bir boks maçındasınız rakibinizi yere seriyorsunuz NAKAVT olacak. Ama bir anda son yumruğu indirmeden önce elinden tutup ayağa kaldırıyorsunuz ''NAKAVT OLDUĞUNU AÇIKLA VURMAYACAM'' diyorsunuz. Buna ne denir ? Sayın meteyarar Çok önemli bir yere vurgu yaptı. Ve şuan canlı yayında aklımızdan geçen herşeyi bir bir anlatıyor. Birde bunlara özel yasa mı çıkartılacak yoksa ? Peki cephedeki askerimizi nasıl tutacaksınız ? Şehit ailelerine ne anlatacaksınız ? 40 bin şehit ailesi demek, her ailede yakın akrabaları dahil 15 kişi desek ki daha fazladır. Ortalama 600 bin canı yanmış insanı, evladı için her bayram mezarlıkta ağlıya ağlıya bayram geçirenlere siz ne anlatacaksınız ? Bir önceki videomuzda anlattık ya... Ne diyeceksiniz ? Bu arada bizim ailemizdede şehit var... Ve sürekli kabrini ziyaret ederiz. Beni ikna edemediniz... Benim rızamı alamadınız... 600 bin şehit yakının rızasını nasıl alacaksınız ? Gazileri saymıyoruz. Yetimleri de saymıyoruz. Kürd'ün hakkıymış... Bu hak nedir şunu açık açık bir anlatın ? Bu ülkede kim ayrımcılık yapmış ? Kürtler istediği yerde yaşayamamış mı ? Heryerden dışlanmış mı ? Aksine bizi izleyen binlerce Kürt kardeşimiz var hepsi vatanın bayrağına sımsıkı sarılı... Ozaman biz neyin mücadelesini veriyoruz ? Umuyoruz ki değerli tarih hocamızın da dediği gibi Sayın Devlet Bahçeli hepimizi ters köşe yapsın. Çünkü bugüne kadar hep yapmıştı... Eğer aksi olursa herkes şunu bilsin ki BİZ İKNA OLMADIK ve SUSMAYIZ da... Devlet Bahçeli Recep Tayyip Erdoğan T.C. Millî Savunma Bakanlığı Hakan Fidan

GERÇEKLER TV

24,419 Aufrufe • vor 1 Jahr

Kemerburgaz Önlemine Sitem etti Kaya Temel: Telefon geldi. Zaten o konuyla alakalı. Tam şu an teyit ediyordum. Onu teyit ettirdim. Şimdi ilk önce bir videoyu ekrana getirebilir miyiz? Varsa getirebiliyor muyuz? Hazır mı? Hazır mı değil. Hazır değil. Konuş ben indirmeye çalışıyorum. Tamam şöyle başlayalım. Şimdi son zamanlarda biliyorsunuz ki Göztepe karşılaşmasından sonra Okan Hoca'nın açıklaması vardı. Benimle alakalı. Direkt hedef alınan bendim burada ve hala da bu sürüyor. Sürebilir de sorun yok. Ben her zaman söylüyorum işimi yapıyorum, görevimi yerine getiriyorum diye. Bugün de daha doğrusu Galatasaray'ın taktik idmanlarının yapıldığı günlerde Kemerburgaz'a hiçbir şekilde ziyaretçi alınmıyor. Hiç kimsenin yakını da alınmıyor. Bu isterse dursun başkanın yakını olsun. Yani böyle bir statü. Format var ya da vardı bilemiyoruz. Taktik günlerinde ziyaretçi kabul edilmiyor tesislere. Ama bugün Victor Osime'nin yakını veya yakınları daha doğrusu yakınları Kemerburgaz tesislerindeydi. Ve az önce aldığım bilgiye göre de şöyle bir durum var. Teyit ettireceğim demiştim ya. Bugün üst düzey güvenlik önlemi alındı Kemerburgaz'da. Bu kadro olaylarıyla ilgili. Ve bütün personeller. Antrenmandan önce Kemerburgaz'dan çıkarıldı. Gönderildi. Peki burada Osime'nin yakını da olabilir. Başka futbolcunun da yakını olabilir. Sonuçta bu taktik idmanı. Yani antrenman saat 17'de başlıyor. 17'den önce bütün personeller Kemerburgaz'dan çıkarılıyor ama misafirler kalıyor. Yani siz personellere tatil mi verdiniz izin mi verdiniz burada? Ben bunu anlayamıyorum. İkincisi kadroyla alakalı hedef alınan basın mensupları ama taktik idmanının gerçekleştiği gün Kemerburgaz'da misafirler girip şu görüntüyü verebiliyor. Saatler sonrasında paylaşıyor ama bu görüntüyü. Bugün taktik idmanı vardı Galatasaray'ın. Tedbirler üst seviyeydi ama misafirler görüntü çekebiliyor. Siz içeriden herkesi çıkarıyorsunuz. Yani benim anlayamadığım konu bu burada. Zaten basın toplantısından sonra Okan Hoca da söylemişti. Staftan mı çıkıyor? Teknik ekipten mi çıkıyor? Futbolcudan mı çıkıyor? Oyuncudan mı çıkıyor? Yani şimdi biz gazeteci olarak hep söylüyorum. Kendimizi savunmak için bunu söylemiyorum. Gerçekleri görün diye anlatıyoruz burada bu arada. Gazetecinin kaynağı 8-9 kişi abi. 10 kişi 11 kişi. 20 kişi 30 kişi. Kaç kişi olursa olur. Bir kişidir, iki kişidir, üç kişidir. Bütün gazetecinin bir kaynağı vardır. Ama siz bir tedbir alıyorsanız, bir kural yerine getiriyorsanız, içeride siz kendi çalışanlarınızı hain gözüyle bakıp hepsini bugün dışarıya gönderiyorsanız, misafirleri orada bırakıyorsanız ben daha söyleyecek bir şey bulamam buna. Burada ben de hedef alınmayayım o zaman. Hiç kimse kusura bakmasın. Kemerburgaz herkes elini kolunu sallayarak girmesin. Şimdi basın mensupları üzerinden şu söyleniliyor. Elini kolunu sallayan Kemerburgaz'ın yolunu tutuyor içeriye geçiyor. Şampiyonlar Ligi maçından hariç Galatasaray kulübü herhangi bir antrenmanı basın mensubunu açtı mı? Soruyorum. Hayır açtı mı açtı mı değil. Şöyle bilgi verelim. Galatasaray

Galatasarayultrataraftar

11,720 Aufrufe • vor 4 Monaten

Nihat Kahveci: Yüzümün halinden beklediğim futbolun çıkmadığını, çıkma ihtimalinde olmadığı durumlar oldu. Bizi izleyen seyirciler anlıyordur. Gerçekten kupa maçları bittikten sonra son dönemlerde böyle en çok konuşulan bir Beşiktaş Galatasaray önünü yaşadım böyle. Yapılan programlar, taraftarların işin içinde olması, bu maçın önemi, ciddiyeti, Beşiktaş'ın form durumu. Galatasaray'ın Liverpool maçı öncesi ne yapacağı kazandığı takdirde puan farkı 7 olur. Bundan psikolojik üstünlük çıkar çıkmaz mı? Bu arada yendi Galatasaray. 3 puanı aldı. İstediğini elde etti. 10 kişi kalmasına rağmen elde etti. Yalnız şunu söyleyeceğim. Ben pozisyonları konuşmak istiyorum. Ben... Atılan güzel golleri konuşmak istiyorum. Ben teknik direktörlerin bir oyuncuları neden değiştirdiğini, sahanın içinde hangi niyetle bu değişiklikleri yaptıklarını, giren oyuncuların ne kattıklarını konuşmak istiyorum. Ben sahadaki yıldızların çalımlarını, şutlarını, kombinasyonlarını, pas trafiğini, işin defansında o fansında neler yaptığını konuşmak istiyorum. Ama ben bunları istedikçe bizim Süper Lig'de maç yöneten hakemler bunların önüne geçiyor. Sanki... Futbolcuları konuşmayın. Teknik direktör değişiklerini konuşmayın. Yıldız biziz. Biz ne dersek o olur. Biz istersek maçı katlederiz. Biz istersek maçı yok ederiz. Hep bizi konuşacaksınız. Performans gösteriyorlar. Bugün de öyle bir hakem performansı gördük. Kaç tane sarı kart oldu artık yazmayı bıraktım. Kaç tane verilmeyen faal oldu yazmayı bıraktım. Maçın içinde penaltı mı değil mi? Kırmızı mı değil mi? İkinci sarı mı değil mi? O mu değil mi? Bu mu değil mi? Şu mu değil mi? Ya biraz futbolu öğrenin. Öğrenin futbolu. Pozisyonları daha iyi takip edin. Yan hakemin var. Varın var. Avarın var. Dördüncü hakemin var. Var da var. Devre arası telefonla aranılmanız var. Devre arasında pozisyonları izlemeniz var. O var, bu var, şu var. Yeter artık. Kahraman olmaya çalışmayın bana ya. Bıktım ya. Maçta ben heyecanla geliyorum buraya. İki tane takım. Beştaş akıyor ön tarafta. Uçanı kaçanı. Galatasaray aynı şekilde. Neler bekliyoruz? Maça bir bakıyorum ilk yarı. Beşiktaş bir tane korner atmadı, isabetli şutu yok. Diğer tarafta Galatasaray tamam bir gol attı, beklenilen oyun yok. Tamam Galatasaray deplasmanda diyorsun falan filan. İkinci arı Beşiktaş'ın... Daha çok domine etti. Çünkü sana atıldı. 10 kişi kaldı Galatasaray. Beştaş sağlı sollu ortalar. Attığı şutlar Uğurcan üzerine geldi. Uğurcan zaten Beştaş maçlarında enteresan bir şekilde mıknatıs mı desem ne desem toplar da üstüne de geliyor. Bugün Beştaş oyuncular da genelde üstüne vurdu. Ama Uğurcan yine ikinci arıda üstüne düşen görevi yaptı. Maç önü dedim ki Uğurcan ve Ersin performans önemli olacak. 10 kişiyken Barış Alper ile karşı karşıya kaldı. Ersin çok iyi çıkardı. Maç 2-0 olabilirdi orada. Ama bu maç... İşte daha çok şey olabilirdi. Evet. Oyuncular da biraz birbirlerinden tedirgindi. Kontrol ederek başladılar. Çok bas hatalarıyla başladılar. Oyun kilitlendi. Ama Hakem o kapının üzerine ikinci kilit attı. Maç akmamalı. Maç gitmemeli. Tedirgin etti ya. Hakem tedirgin. Çünkü biliyor vermedikleri verdiklerinin ne kadar yanlış olduğunu. İlk defa maça geldi değil mi? İlk derbi. İlk derbi. Ya böyle bir maça. Tecrübesi olmayan bu standartlarda bir hakem neden atanılır bir kere? Ben bu kadar hakem takım etmem. Maç esnasında görüyorum ilk maçı ama izliyorum. Kaldıramadın. Kusura bakmasın Ozan kardeşimiz. Maçın ağırlığını kaldıramadı. Çok basit hataları var. Çok yanlışları var. Çok etkilendiği pozisyonlar var. Devre arası belki sosyal medyaya girdi. Etkilendi, etkilenmedi. Onu bilemem ama. Gerçekten hakemlerimiz çok kötü ve arkadaşlar bundan sonra var ya. Şöyle başlamayacağım derbe önlerine. İnşallah hakemi konuşmayacağımız bir maç olur cümlesini literatürümden kaldırıyorum. Hep konuşturtuyorlar kendilerini. Hep kahraman olmak istiyorlar. Ve nasıl da bu kadar eleştiriyle hayatlarına devam edebiliyorlar. Bu kadar kötü performanslığı gösterip nasıl memnun olabiliyorlar. Benim aklım almıyor. Bu arada sahanın içinde de beklenilen futbolu. %50'sini görüp keyif aldım desem çok almadım. Zaten anketimizde bununla alakalı derbide oynanan futbolu beğendiniz mi diye sorduk. Şimdiden 35.000'e yakın oy.

Galatasarayultrataraftar

108,832 Aufrufe • vor 5 Monaten

Fenerbahçe Şampiyon olsun diye söz verilmiş Fatih Altaylı'ya Cevap verildi 🤔 🗣İbrahim Seten: Abi, "akım" derken "mokum" demek diye bir şey vardır, tamam mı? Yani kaba tabirle söyleyeceğim, çünkü o da bu kabalıkla yazmış. Şimdi bu ne demek abi mesela? Gerçekten istemiyorlardır; şampiyon olmamak için emir almış gibi davranıyorlar falan. Hani burada söylemeye çalıştığı şeyi hepimiz anlıyoruz. Tam da söylemiş yani. Mesela "peki niye istesin? Niye böyle bir şey olsun?" Sezon başı böyle bir şeye gerek var mı? Bu resmen provokasyon. Mesela her sezon başı yapılır ya, atıyorum, bizim Rasim de söylerdi. Atıyorum, kim vardı başka böyle? Hıncal abi söylerdi, rahmetli. Ne derdi abi? "Her sezon başı da ayarlandı, söz vermişler, kesin Fenerbahçe şampiyon olacak" deyip bir ters sarma yapardı. Abi bu ne demek? Şimdi sen bir Galatasaraylı olarak bana bunun açıklamasını yapar mısın abi? Abi bunlar Neye dayanarak? Bir kere duvara dayanarak yapıyorsun bu açıklamayı, tamam mı? Taraftar olarak yaparsın, anlarım. Ama koskoca Fatih Altaylı'sın; sebep-sonucu kur, lütfen. 🗣Haluk Yürekli: Yani burada demesi lazım ki: "Evet, Galatasaray bir yerden talimat aldı, bu sene şampiyon olmayacak" diyorsan, bunun argümanını koyman lazım. "Böyle davranıyorlar"la falan böyle bir yumuşak geçiş olmaz. Ben şimdi yazıyı bilmiyordum, burada gördüm. Fatih Altaylı'nın yazısını gördüm. Girişteki bölümlere katılıyorum. Yani "Galatasaray transferde geç kalmış, 4 yıl üst üste şampiyon olmuş, Dursun Özbek'in..." Yani bugün geldiğimiz 2 Ağustos'a geldik. 2 Ağustos'ta Galatasaray'dan şu ana kadar, geçen senenin yani bıraktığımız gün kadroda 5 oyuncu gitmiş, 1 oyuncu gelmiş. Yani sen sayını arttırman gerekirken bir de sayısal olarak azalmışsın. Her şeyi hedef göstermişsin. Önce limiti hedef göstermişsin, sonra 10+'yı hedef göstermişsin, sonra Dünya Kupası'nı hedef göstermişsin. Yani bir sürü şeyi hedef göstermişsin. Bu hedef göstermemişsin aslında; zaman kazanmışsın. Ya bugün geldiğimiz durumda 13'ünde mi başlıyor lig? 11 gün kaldı. Galatasaray ligin başlamasına 11 gün kala hâlâ eksiklerini gidermiş değil. Bak, burada şu yanlış anlaşılmasın: Galatasaray mutlaka eksiklerini giderecek. Yani Galatasaray 3 transfer mi yapacak, 4 transfer mi yapacak, 5 transfer mi yapacak? Bunu bize zaman gösterecek. Bunları yapacak Galatasaray. Ama burada en tartışma konusu, İbrahim abi, Galatasaray taraftarının da Galatasaraylı genel kurul üyelerinin de, işte Fatih Altaylı'nın da eleştirisi, bunun geç kalınmış olması üzerine. Yani Fatih Altaylı'nın geç kalındı hikâyesine katılırım ama eğer bir bilgi varsa, yani bu konuda bir anlaşma yapıldıysa, emir aldılarsa, bunu da çıkıp argümanlarıyla ortaya yani belgeleriyle beni ikna edecek açıklamayı yapması lazım. Benim yaklaşımım bu. Yani öyle oturduğun yerden emir mi aldın falan, çok kıraathane Çok kıraathane yaklaşımı bu. 🗣İbrahim Seten: Şimdi hiçbir konuda bu kadar net bir sonuca gidemezsin, tamam mı? Yani siyasetle ilgili de, ekonomiyle ilgili de gidemezsin. Sporla ilgili de gitmeyi de ben anlamıyorum. Yani burada sana siyaset, şampiyon olmamak için emri neden verir abi mesela? Tamam mı? Siyasetin delirmiş olması lazım. Üstüne Galatasaray'ın da delirmiş olması lazım. Niye 4 senedir vermiyor? Üst üste 4 kere yaparken de o zaman siyaset mi yaptı falan? O kadar izaha muhtaç bir nokta ki burası. 🗣Haluk Yürekli: Çok boş ya 🗣İbrahim Seten: Ve abi, boşsa da boş dememiz lazım. Ben o yüzden istedim bunu. Yani abi, koskoca Fatih Altaylı'sın, sen bunu koyuyorsun ya. Hani bunu koyarken bence ciddiye aldığımız için okuyoruz. Yani bunu herhangi birisi yazsa, derim ki: "Ya delirmiş zaten, ne yapıyorsa yapsın" derim. Yani neredeyse küfrediyordum. Şimdi hani abi, koskoca Fatih Altaylı deyince bakıyorsun, kim bilir belki de gerçekten istemiyorlardır, belki de şampiyon olmamak için emir almış gibi davranıyorlar. 🗣Haluk Yürekli: Abi bu da zaten bu bir de yazıda benim yani yayın öncesinde gördüğüm, daha kalın puntolarla yazmış, büyük yazmış. Ama işte bu bir Soruyu da soruyor, cevabı da veriyor Abi ne farkı var o zaman diğerlerinin eleştirdiğimizden? Kıraathane yaklaşım dediğim şey bu. Yani herkes böyle konuşuyor. Abi şimdi geçen benim bir arkadaşım aradı, aynı bu yaklaşımdaydı. Dedi ki: "İşte seneye seçim olma ihtimali var, o yüzden Türkiye'de bu süreçte herkes futbol konuşsun, o yüzden 4 takımlı bir lig mücadelesi olsun, o yüzden Galatasaray ekonomik olarak daha az para harcayacak ve işte ona göre uygun..." Ya dedim ki, ya bu çok fazla niyet okuma değil mi? Dedim, ben böyle niyet okuyorum Eğer 5 safhalı okunu Hayır, bana bunu söyleyen arkadaşım aynen şöyle söyledi: "Dedim ki, biz geçen sene futbol konuşmadık mı her hafta?" Dedim, yani Türkiye'de zaten.

Galatasarayultrataraftar

28,209 Aufrufe • vor 25 Tagen

PEGASUS MU TÜRK HAVAYOLLARI MI⁉️ HADİ KARŞILAŞTIRALIM❣️ Bugün tek hisse değil, doğrudan karşılaştırma yapıyoruz: PGSUS vs THYAO: 2026’da Hangisi Daha Çok Uçacak? Biri düşük maliyetli yıldız, diğeri global bayrak taşıyıcı… 2025’te ikisi de rekor ciro yaptı ama kârlılık ve borçta farklar var. 2026’da kapasite, yakıt, jeopolitik risk… Hangisi avantajlı? 2025 Faaliyet Raporları + kaplar + güncel analist beklentileriyle en taze analiz! Hadi başlayalım! #PGSUS #THYAO Ne iş yapıyorlar? İki Farklı Model: Full Service vs Low Cost THYAO: Türkiye’nin bayrak taşıyıcısı, 300+ destinasyon, geniş gövdeli uçaklarla global ağ. PGSUS: Düşük maliyetli taşıyıcı (LCC), Avrupa ağırlıklı, yan gelirlerde (ancillary) çok güçlü. THYAO filo: ~532 uçak PGSUS filo: 127 uçak THYAO yolcu: Çok daha büyük hacim PGSUS: Daha çevik, daha yüksek doluluk. İkisi de Türkiye havacılığının lokomotifi! 2025 Performansı (Ciro & Kâr) Başlık: 2025’te Kim Daha Çok Büyüdü? THYAO : Ciro: 955,4 milyar TL (+%28) Net kâr: 118,2 milyar TL (+%4) Esas faaliyet kârı: 90,1 milyar TL PGSUS: Ciro: 154,1 milyar TL (+%37,8) Net kâr: 13,75 milyar TL (+%3,5) FAVÖK: 37,1 milyar TL (+%16,8) – Marj %24,1 THYAO ciroda ezici üstünlük, PGSUS ciro büyümesinde önde!" Operasyonel Güç & Yolcu Başlık: Yolcu ve Dolulukta Kim Önde? PGSUS: 2025’te yolcu +%15 (tam yıl), Q4’te +%19 (11,3 milyon yolcu) Doluluk: %88,4 (+160 bp) Kapasite (AKK): +%20 THYAO: Daha büyük hacimde yolcu taşıyor ama büyüme hızı PGSUS’un gerisinde. PGSUS yan gelirlerde (koltuk seçimi, bagaj vs.) çok güçlü → birim gelirleri destekliyor. THYAO ise premium ve kargo gelirleriyle dengeliyor." Borçluluk Durumu (En Kritik Konu) Borçta PGSUS Riskli mi? PGSUS: Net borç 161,4 milyar TL → Net borç/FAVÖK 4,3x 2025’te borç arttı ama filo yatırımlarından. THYAO: Çok daha güçlü özkaynak (911 milyar TL), toplam varlıklar 1,99 trilyon TL. Borç/FAVÖK oranı PGSUS’a göre belirgin daha düşük. THYAO bilanço olarak daha sağlam, PGSUS ise borç azaltımına odaklanıyor." 2026 Beklentileri 2026’da Hangisi Daha Güçlü? "Her ikisi de kapasite artırıyor ama: PGSUS: Yakıt ihtiyacının %61’ini 65-71 USD bandında hedge etti → petrol riski sınırlı. THYAO: Global talep ve geniş gövde avantajı devam edecek. Analistler: PGSUS’ta kapasite disiplini ve borç azaltımı önde, THYAO’da küresel büyüme ve kargo avantajı. 2026’da jeopolitik risk (Orta Doğu) her ikisini de etkileyebilir." Artılar (Karşılaştırmalı) Büyük Artılar THYAO Artıları: • Global network + kargo geliri • Çok güçlü özkaynak ve bilanço • Bayrak taşıyıcı avantajı (devlet desteği algısı) PGSUS Artıları: • Düşük maliyet yapısı • Yüksek ancillary gelir • Daha yüksek büyüme hızı ve doluluk • Yakıt hedge avantajı Eksiler ve Riskler Dikkat Edilecek Riskler Ortak Riskler: • Petrol fiyatı • Jeopolitik gerilim (Orta Doğu) • TL reel değerlenmesi THYAO’ya özgü: Daha yavaş büyüme, yüksek operasyonel maliyet PGSUS’a özgü: Daha yüksek borç oranı, filo genişletme maliyeti Her ikisi de 2026’da birim gelir baskısı yaşayabilir." Son KAP’lar ve Yönetim En Güncel KAP’lar (Mart 2026) "4 Mart 2026: Her ikisi de 2025 tam yıl finansallarını açıkladı. THYAO: Olağan Genel Kurul 9 Nisan 2026 PGSUS: 2025 Faaliyet Raporu + Sürdürülebilirlik Raporu yayınlandı. Yönetimden son açıklamalar: PGSUS → “Kapasite disiplini ve borç azaltımı” THYAO → “Global büyüme ve verimlilik” vurgusu" Uzun Vadeli Oyun 2026 ve Ötesi: Hangisi Daha Cazip? "THYAO: Daha büyük ölçek, uluslararası prestij, kargo ve premium segmentte lider. PGSUS: Daha çevik, daha yüksek getiri potansiyeli, Avrupa LCC pazarında güçleniyor. Analist hedefleri: PGSUS için %60+ upside potansiyeli işaret eden raporlar var, THYAO için de sağlam getiri beklentisi." Hangisi Daha İyi? Karşılaştırma Tablosu (Özet) Ciro Büyümesi thyao +%28 pgsus +%37,8 Net Kâr Büyümesi thyao +%4 pgsus +%3,5 FAVÖK Marjı thyao Güçlü pgsus %24,1 Net Borç/FAVÖK thyao Daha düşük pgsus 4,3x 2026 Avantajı Global network Yakıt hedge + çeviklik Hangisi senin portföyüne daha uygun?" Sonuç PGSUS mu THYAO mu? Yorumlarda Tartışalım! "Özetle: 2025’te ikisi de kârlı büyüdü ama farklı yollarla. THYAO bilanço ve ölçek üstünlüğüyle, PGSUS ise büyüme hızı ve maliyet avantajıyla öne çıkıyor. 2026’da yakıt, kapasite ve jeopolitik riskler belirleyici olacak. Sizce hangisi daha çok kazandıracak? Yorumlarda tartışalım! Yarın başka bir devin devle ya da devlerin karşılaştırmasıyla devam ediyoruz. Takipte kalın! #thyao #pgsus

FUNDA | ALPHA 💎

21,468 Aufrufe • vor 5 Monaten

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile gittiği Kahramanmaraş’ta 2’nci Zırhlı Tugay Komutanlığına geçerek inceleme ve denetlemelerde bulundu. Bakan Yaşar Güler ve beraberindeki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, iftarı ise kışlada şehit ailelerimiz, gazilerimiz ve Mehmetçiklerimiz ile yaptı. İftarda bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ, VATANDAŞIMIZIN YANINDA OLDU Tarihî ve doğal güzellikleriyle, sahip olduğu kültürel değerlerle, nice alimler ve şairler yetiştiren, Sütçü İmam’ın ve edelerin şehri, kahramanlar yurdu Maraş’ı ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Siz kıymetli kardeşlerim ile mübarek Ramazan ayının bu güzel iftar sofrasında birlikle olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Bu vesileyle, Sayın Cumhurbaşkanımızın da sizlere selamlarını iletiyorum. Sözlerimin başında, 6 Şubat tarihinde meydana gelen deprem felaketinde, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, tedavisi devam eden kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Asrın felaketi karşısında devletimiz, ilk andan itibaren Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tüm kurum ve kuruluşlarıyla vatandaşlarımızın yardımına koştu. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; buradaki unsurlarının yanı sıra birçok noktadan sevk edilen birliklerimiz ile; başta arama-kurtarma olmak üzere iaşe-ikmal, ulaştırma, güvenlik gibi gereken her türlü tedbiri almak üzere hızlıca sahaya çıktı ve vatandaşlarımızın yanında oldu. Şu anda da tüm kurumlarımız, yaraların sarılması ve bölgenin hızlı bir şekilde kalkındırılmasına yönelik çalışmalarını, azim ve kararlılıkla devam ettiriyor. GÖREV VE SORUMLULUKLARIMIZ DAHA DA ARTTI Binlerce yıldır, şehitlerimizin ve gazilerimizin kanıyla sulanan cennet vatanımız, şanlı ecdadımızın bizlere miras bıraktığı en kutsal emanettir. Bizler de bu mirasa sahip çıkma ve onu gelecek nesillere daha müreffeh ve daha güvenli bir şekilde aktarma sorumluluğunu taşıyoruz. İçinde bulunduğumuz hassas ve kritik dönemde bu konudaki görev ve sorumluluklarımız daha da artmıştır. Bu kapsamda ülkemizin savunması, asil milletimizin huzur ve güvenliği için gece gündüz var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Kahraman ordumuz; - Hudutlarımızın emniyetinin sağlanmasından terörle mücadeleye, - Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasından uluslararası barış ve istikrarın desteklenmesine, - Geniş kapsamlı tatbikatların icrasından yerli ve millî savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar birçok faaliyeti eş zamanlı olarak ve büyük bir başarıyla icra etmektedir. EN BÜYÜK PAY ŞEHİTLERİMİZE VE GAZİLERİMİZE AİT Yiğitlik Timsali Gazilerimiz ve Aziz Şehitlerimizin Kıymetli Aileleri; elde edilen tüm başarılarda elbette en büyük pay, kahraman şehit ve gazilerimize aittir. Bu aziz toprakları bizlere vatan yapan, şehit ve gazilerimizin kanıdır. İstiklal Marşı’mızın “Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda” mısrasında da ifade edildiği gibi, vatanımızın her karış toprağında aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin kanları vardır. Şehit ve gazilerimiz; şanlı tarihimizin, vatan, millet ve bayrak sevgimizin ölümsüz abideleri; Türk kahramanlığının ve fedakârlığının gurur timsali; mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun ilham kaynağıdır. Kahraman gazilerimiz ile aziz şehitlerimizin bizlere emaneti olan siz değerli aileleri, başımızın tacıdır. Sizlerin metaneti, vakur duruşu, düşmanlarımıza korku verdiği gibi tarih boyunca nice badireler atlatmış asil Türk milletinin dik duruşunun da en mümtaz örneğidir. Çok iyi biliyoruz ki aziz şehitlerimizin, kahraman gazilerimizin ve siz değerli ailelerinin hakkını, hiçbir zaman ödeyemeyiz. Ancak yine de kahraman gazilerimiz ile şehit ve gazi ailelerimizin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarını yükseltmek için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte yoğun bir gayret içindeyiz. Bu doğrultuda, Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak her zaman vefa ve minnet duygularıyla sizlerin yanında olacağız. Şehitlerimizin aziz hatıralarını da daima kalbimizde yaşatacak; fedakârlıklarını şükran ve minnetle yâd edeceğiz. MEHMETÇİK, TERÖRİSTLERE BÜYÜK BEDELLER ÖDETİYOR Aziz şehitlerimizin silah arkadaşları kahraman Mehmetçik, onların bıraktığı şanlı sancağı gururla taşıyor. Şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak ve siz kıymetli ailelerinin göz yaşlarının hesabını sormak için alçak teröristlere büyük bedeller ödetiyor. Kahraman ordumuz, ülkemizin ve asil milletimizin hakkına, hukukuna saldıran bu cani sürüsüne karşı büyük bir azim ve gayretle terörle mücadelesini sürdürüyor. Bu kapsamda yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla, terör örgütünün belini kırdık. Kararlılıkla yürüttüğümüz terörle mücadelemizde maalesef şehit ve gazilerimiz de oluyor. Nitekim dün, Pençe-Kilit Harekâtı bölgesinde Tabip Teğmen Hulusi Elçi, şehadet makamına ulaştı. Aziz şehidimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve asil milletimize başsağlığı ve sabır; yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Evet, bu haberler karşısında yaşadığımız acı çok büyük. Ancak evlatlarımızın intikamını almak için kudretimiz daha büyük, irademiz ve kararlılığımız ise tamdır. Nitekim son çırpınışlarını veren teröristlerin başı, tereddütsüz bir şekilde ezilmektedir. Bu kapsamda yılbaşından itibaren 608; 24 Temmuz 2015’ten bu yana 40 bin 177 terörist etkisiz hâle getirildi. Şu ana kadar büyük bir başarıyla sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi ve genişletilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmayacağız. TÜRKİYE, YÜKSELEN BİR GÜÇ KONUMUNDA Ülkemiz; köklü tarihi, stratejik coğrafi konumu, büyük ve güçlü ordusu, her geçen gün gelişen yerli, millî ve modern savunma sanayisi ve her alanda sahip olduğu imkân ve yeteneklerle dünyada yükselen bir güç konumundadır. Son 20 yılda, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, içeride çok daha gelişmiş; dışarıda ise çok daha güçlü ve sözü dinlenen bir ülke hâline gelmiştir. Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihî dönemde, “Türkiye Yüzyılı” vizyonuyla, ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda depremden en çok etkilenen illerimizden biri olan Kahramanmaraş’ımızı, güçlü bir şekilde ayağa kaldırmak ve şehrimize daha güzel bir gelecek oluşturmak, en temel önceliğimizdir. Kahramanmaraş’ımızı eskisinden daha güvenli ve daha görkemli hale getirme hedefiyle çalışıyoruz. Sizlerin de desteği ile Hükûmetimiz ve mahallî idarelerimiz, hep birlikte el ele vererek “Durmaksızın Hizmet” anlayışı ile Kahramanmaraş’ı mamur hale getirinceye kadar, artan bir gayret ve tempoyla çalışacağız. Bu vesileyle; - Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi ve depremde kaybettiğimiz kardeşlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Kahraman gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla…” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

125,726 Aufrufe • vor 2 Jahren

Teknik Direktörlük Farklı birşey detaylı anlattı 🗣Levent Tüzemen: Bizim çocuklar falan deme ya, bırak. Bu kadar aşağı çekmeyelim. 🗣Konuşmacı: Abi, o kadar da yapmayalım yani. Ama bir, ya bir şey sana söyleyeyim abi. Şimdi maç sonlarını izledim, işte maçı izledim. Çok yüklenmiyor muyuz? Yani sonuçta Dünya Kupası'na kadar gittik abi. 🗣Levent Tüzemen: Ya biz rakibi Dünya Kupası'na gittik. Bu bir başarılı bir maç. Ya Erdem, biz seninle sanki burada bir program yapmamış gibi, birdenbire bir şey yapıyorsun yani. Acıtasyon yapıyorsun. Allah'ını seversen, bu takım gitmeden uyarı yaptık. Dedik ki Bosna'yı zor geçtiniz, Roma'yı zor yendiniz. 1-0, 1-0 nasıl bir maç olduğuna tanık olduk. Sakat oyuncular var. 4 tane burada Makedonya'ya atmak marifet değil. Hazırlık maçı. Evet, hazırlık maçı. Venezuela'yı yendin ama Venezuela'ya verdiğin pozisyonlar var. Sıcakmış, uyuyamadık, şusu busu. O zaman erken gitseydiniz. Lig erken bitti, erken gitseydiniz. Daha erken İstanbul'a çalışacağınıza daha erken gidebilirdiniz. Şunu söylemeye çalışıyorum; bir kaybetmenin de bir adabı vardır diye düşünüyorum. Ya rakip 2. dakikada gol atmış sana. 88 dakika atamamışsın. 1. yarı 6, 2. yarı 7 dakika uzatmış. 13 dakika, 88, 13 daha yaparsan ne olur? 98, 105 dakika gol atamamışsın ya. Affedersin yani, bu nasıl bir şey burada? Çıkıp da şimdi Montella'nın konuşmalarını dinledim. Abi, bize dalga mı geçiyorsun ya? Allah aşkına, dalga mı geçiyorsun ya? Seni uyardık, burada takım yaptık. Ne dedim takıma sana? Kalede Uğurcan olmazsa Altay, olabilir ikisi de. Ama Uğurcan oynayan kaleci olduğu için. 1, 2. Sağ bek Mert Müldür, sol bek Ferdi. Ne dedik orada? Ozan Kabakoyunç, çabuk oyuncu. Evet. İkisi olmuyor. Abdülkerim'le beraber oynasın, Meri oynamasın dedik. Orta sahayı kimden yaptım? İsmail Orkun. Gene aldı Hakan'ı. Bir dakika, İsmail Orkun 10 numara Arda. Sağ açık Barış, sol açık Kenan Yıldız. Center forward'a Deniz Gül. Bu kadar basit ya. Ya bunu, şunu anlamıyorum ben ya. Bunun neden bu şekilde bu işlerin yapıldığını anlamıyorum. Bak, ben sana bir şey söyleyeceğim. Ya bu Kerem Aktürkoğlu 2 yıl Galatasaray takımında oynadı. Bir kez yeni değiştirdi Zaha yüzünden. Sol açıktan alıp forvet arkasına koydu. Eleştiriyorsun sen, biz de eleştirecek yönleri olabilir belki. Şeyi, Icardi'yi gol kralı yaptı kenarda. Ya sol açıktan center forward yaratmaya çalışıyorsun. Geniş alan seven, rakibi geçen bir oyuncudan center forward yaratmaya çalışıyorsun. Bu nedir biliyor musun? Herkes oynasın, kimse darılmasın. Bunlar benim oyuncularım demek yok. Bu Dünya Kupası. Çünkü bunun rövanşları yok. Öyle maçlar oynuyorsun. Barış'ın sahada ne kadar etkili olduğunu görüyoruz mesela. Barışsız başladı abi, çok eleştirildi. Tamam, bir dakika, tamam. Başladı. Ama bu neye göre? Kimle inatlaşıyorsun ya? Bizle mi inatlaşıyorsun? Ben senden daha fazla Türküm diyorsun. Teşekkür ederiz Türklere gösterdiğin ilgiye ama bizden daha iyi Türk olamazsın ya. İtalyansın. Biz saygı duyuyoruz sana yaptığın hocalığından dolayı. Ben bir şey demiyorum. Asla asıp kesenlerden bir tanesi değilim. Ama bir insan bir hatayı yapar da aynı hatayı iki defa yapar mı ya? Ya bitti Roma'da, iki maçta da aynı hatalar olur mu? Aynı goller yenir mi? Defansif zafiyet yok mu? Bak, Galatasaray takımında Sanchez'le Abdülkerim Lemine oynamadığı zaman saçmalıyorlar. Çünkü Lemine oradan topla çıkıyor. Kim çıkar bu topu oradan? Orkun çıkar. Beşiktaş'la da o çıkıyor. İyi iken. Neden oynamış? Ne suçu var adamın? Sezon formda geçirmiş, bir sezonu var. Hakan sakat gelmedi mi kardeşim? Evet. Kerem son idmanda sakatlanmadı mı? Evet. Evet. Kenan Yıldız sakat gelmedi mi? Evet. Arda sakat değil miydi? Evet. Ferdi sakat değil miydi? Evet. E peki kalan sağlam niye oynatıyorsun abi bunu? Orada yok mu abi adamlar yerinde? Adam var. Ve rakip üstelik 10 kişi kalıyor, sana davetiye çıkarmış ya. Sen Kenan Yıldız'ın yerine Can Uzun'u alıyorsun, aynı yerde oynuyorlar. Birbirlerine mi çalım atacaklar? Ben, bak bir teknik direktör farkı şu; beğenirsin beğenmezsin. İstersen Meri'yi oynatıyorsan, 10 kişi kalmışsa git önce center forward at Meri'ye ya. Önce center forward at. Değil mi? Kafa vuruyor. Bak, ben maçı izledim. Abdülkerim şut atıyor. Bir tanesine Meri vuruyor kafayı, şut atıyor. Forvetler atmıyor ya. Abi, ne iş bu? Ben anlamadım. Mumi takımı hükmetmek yok. Oyun planı yok. Oyuncu tercihleri yanlış, değişiklikler ondan daha yanlış.

Galatasarayultrataraftar

59,782 Aufrufe • vor 2 Monaten

MARİNA IŞIKLARINA VERGİ LEVHASI GÖLGESİ Bu bir Umut Akdoğan yazısıdır... Bir şirket düşünün. Turistik bir merkezde. Marina hattında büyüyor. Lüks segmentte konumlanıyor. Yeni şube hazırlığında. Şirketin resmi web sayfasında yer alan haberlerde anlatılan hikaye şu: "İşler çok iyi." Peki kağıt üzerindeki hikaye ne diyor? Hemen şirkete ait Vergi Levhasına bakıyoruz. Yıllık kurumlar vergisi matrahı: 2022 Yılı: 14 BİN TL. 2023 Yılı: 47 BİN TL. 2024 Yılı: 77 BİN TL. Bu rakamların anlamı basit. Şirketin vergiye esas karı bu. Aylık ortalama net kar 6–7 BİN TL bandında. Şimdi dürüst bir soru soralım! Ayvalık gibi turistik bir bölgede, özellikle marina hattında faaliyet gösteren, hatta lüks restoran açma hazırlığında olan bir işletmenin yıllık vergiye esas karı gerçekten bu seviyede olabilir mi? Elbette olabilir. Ama o zaman ikinci soru gelir! Bu karla yeni bir marina şubesinin dekorasyon maliyeti nasıl karşılanacak? Çünkü marina hattında lüks bir restoranın sadece dekorasyon maliyeti milyonları bulabiliyor. Peki bu finansman nereden geliyor? Elbette cevabı verilecektir. Şirketin Vergi levhasında yer alan ana faaliyet kodu: "479114 – Radyo, TV, posta yoluyla veya internet üzerinden yapılan perakende ticaret." Burada durup düşünmek gerekmiyor mu? Marina hattında açılan lüks bir restoranın ana faaliyet kodu neden e-ticaret? Restoran işletmeciliğinin NACE kodu farklıdır. Yeme-içme hizmetleri 56'lı kodlarla tanımlanır. O halde soralım: Şirket fiilen restoran mı işletiyor, yoksa başka bir faaliyet mi yürütüyor? Restoran başka bir şirket üzerinden mi faaliyet gösteriyor? Ana faaliyet kodu neden güncellenmemiş? Yoksa ticari yapı birden fazla tüzel kişilik üzerinden mi kurgulanmış? Bu sorular teknik sorulardır. Ama cevapları önemlidir. Çünkü faaliyet kodu, şirketin ana gelir modelini gösterir. Eğer sahada restoran, kağıt üzerinde e-ticaret varsa, burada açıklanması gereken bir durum vardır. Tabi birde sermaye artışı ve hayatın olağan akışı durumu var... Şirket bir noktada Milyonlarca Liralık sermaye artışına gidiyor. Ortaklık yapısı değişiyor. Yönetim tek elde toplanıyor. Münferit imza yetkisi veriliyor. Burada üçüncü ve en kritik soru ortaya çıkıyor! Vergi levhasına göre düşük karlı görünen bir şirkete, detaylı mali analiz yapılmadan milyonlarca lira sermaye artırımı yapılır mı? Bir yatırımcı düşünün. Tek sahibi olacağı şirketi devralmadan önce: -Geçmiş kar performansına bakmaz mı? -Nakit akışını incelemez mi? -Karlılık projeksiyonu istemez mi? -Vergi matrahını görmez mi? Hele ki tüm imza yetkisini alacaksa… Şimdi daha zor bir soru soralım. Eğer şirket gerçekten düşük kar ediyorsa, yatırımcı neden tam kontrolü almak ister? Yok eğer şirketin gerçek potansiyeli resmi matrahlardan daha yüksekse, o zaman şu soru kaçınılmazdır! Vergi levhasındaki kar ile sahadaki ticari büyüme arasında neden fark vardır? Ve sabah-akşam "Hak-Hukuk-Adalet" sloganı atan bir Milletvekili neden böyle şüpheli bir şirketi satın alır? Öte yandan Marina yatırımı gibi büyük projelerde yönetimin sadeleşmesi anlaşılabilir. Ama burada zamanlama önemlidir. Şirket yıllarca mütevazı kar gösteriyor. Ardından Marina hattında şube hazırlığı başlıyor. Hemen öncesinde Milyonlarca liralık sermaye artırımı yapılıyor. Yönetim tek kişide toplanıyor. Bu bir yatırım öncesi yeniden yapılandırma mı? Yoksa yatırım sürecinde risk konsolidasyonu mu? Ve en önemlisi... Sermaye artırımı gerçekten şirkete nakit olarak girdi mi?Yoksa taahhüt mü edildi? Ödeme takvimi nedir?Finansman kaynağı nedir? Bunlar teknik ama hayati sorular. Bir olasılık daha var. Düşük matrah ve yüksek sermaye arttırımı kombinasyonu genelde üç ihtimali işaret eder. 1.İhtimal: Yüksek ciro, düşük kar modeli 2.İhtimal: Grup içi finansal yapı 3.İhtimal: Yeni yatırım öncesi şirket kabuğunun kullanılması Hangisi? Şeffaflık varsa Sn Umut Akdoğan da bu soruların cevabı da vardır. Ama şu gerçek değişmez! Hayatın olağan akışında, aylık birkaç bin lira net kar eden bir işletmeye Milyonlarca lira yatıran kişi, o şirketin mali yapısını bilmeden hareket etmez. Bilerek yatırım yapıyorsa, resmi rakamların ötesinde bir projeksiyona güveniyor demektir. O projeksiyon nedir? Beklenen büyüme nedir? Gerçek karlılık nerededir? Ve şimdilik son soru... Marina ışıkları parlak olabilir. Ama ticari hayatta en parlak ışık şeffaflıktır. Sermaye artışı büyümenin işareti olabilir. Tek imza yetkisi güven göstergesi olabilir. Faaliyet kodu teknik bir detay olabilir. Ama bütün bu parçalar bir araya geldiğinde ortaya çıkan tablo şu soruyu doğurur. Kağıt üzerindeki şirket ile sahadaki şirket aynı hikayeyi mi anlatıyor? Eğer anlatıyorsa mesele yok. Ama anlatmıyorsa, o zaman sorular büyür. Ve sorular büyüdükçe kamuoyu cevap bekler.

Emre Ercis

25,463 Aufrufe • vor 6 Monaten

🔴CİHAT YAYCI AYLAR ÖNCESİNDE İRAN'DA BUGÜN GELİNEN DURUMU ADIM ADIM ANALİZ ETMİŞTİ... 📌8 Ekim 2023'ten bu yana Cihat Yaycı'nın Youtube, TV ve diğer platformlardaki İran analizi; 📌İran’daki mevcut rejim artık Batı’nın kendisine biçtiği görevi tamamlamış durumdadır. Özellikle Gazze’de başlayan son süreçle birlikte, Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilme planı devreye sokulmuştur. 📌Bu planın bir parçası olarak Suriye’nin, Irak’ın parçalanması ve Lübnan’a müdahale edilmesi gibi adımlar atılmıştır. İran da bu süreçte sürekli olarak bölgedeki gelişmelerin içinde yer almış, bir anlamda bu planın uygulanmasına hizmet etmiştir. 📌Bugün geldiğimiz noktada, İran’daki rejimin sonunun yaklaştığını açıkça söyleyebiliriz. Mevcut yapı yıkılacak. İran belki üçe, belki beşe bölünecek. 📌En iyi ihtimalle ise, artık Batı’ya daha yakın, Batı tipi bir yönetim kurulacaktır. Belki eski Şah dönemindeki gibi tam anlamıyla bir monarşi değil ama benzer nitelikte, Batı’nın güdümünde bir sistem yeniden tesis edilecektir. 📌Bu rejim artık eski işlevini yitirmiştir. İran, kendisine biçilen rolü tamamlamış, şimdi sıra yeniden yapılandırılmasındadır. Bu nedenle İran’daki rejimin yıkılması artık an meselesidir. Bunu Batı da biliyor, İran’ın kendisi de biliyor. 📌İran’a yönelik bu kadar baskı yapılırken Rusya’dan ses çıkıyor mu? Aksine, Rusya ile İran arasında yeni bir anlaşma imzalandı. İran Dışişleri Bakanı Moskova’ya gitti. Bu bir destek anlamına gelmez mi? Amerika’ya karşı “Sen İran’a bir şey yapamazsın kardeşim” tarzında bir duruş var mı? 📌İsrail’e ya da İran’a karşı “bir şey yapamazsınız, siz mahalle kabadayısı değilsiniz” deniliyor mu? Hayır. Bu meseleye daha geniş ve ciddi bir çerçeveden bakmak gerekiyor. 📌İran sadece İsrail için değil, Amerika için de bir hedef konumunda. İsrail burada bir gerekçe gibi gösteriliyor ama asıl mesele, İran’ın Çin’e petrol ve doğalgaz tedarik eden bir ülke olmasıdır. Aynı zamanda ulaşım açısından da kritik bir noktada bulunuyor. Dolayısıyla İran’daki rejimin değişmesi, mevcut anlaşmaların iptali, ABD’nin ekonomik politikalarıyla doğrudan ilişkilidir. 📌İran konusu oldukça önemli. Bugünkü durumda İran rejiminin görevini tamamladığı ve miadını doldurduğu düşünülüyor. Görünen o ki rejim yıkılacak ve Orta Doğu’da daha önce defalarca dile getirildiği gibi sınırlar yeniden çizilecek. İran da bu süreçten nasibini alacak ve işgalle değil, içten parçalanarak dağılacak.

TÜRK DEGS / TURK MAGS

14,758 Aufrufe • vor 1 Jahr

KADINLAR KENDİLERİNİ KULLANILMIŞ HİSSEDİYORLARMIŞ. Ne kadar acı acı cümleler sıralanıyor. Sadece bu kadın değil birçok kadın, hayat arkadaşı kocasına, asli görevlerinden birisini yapan kadını bu şekilde tahrik etmiş oluyor. Erkekler de o zaman şöyle mi demeli: Bu kadın beni hiçbir zaman hatırlamıyor, görmüyor yok sayıyor ama ne zaman paraya ihtiyacı olursa beni o zaman hatırlıyor. Dolayısıyla beni cüzdan olarak görüyor. Benim paramı kullanıyor diye mi düşünmeli o zaman? Siz hayat müşterektir diye bir şey bilmiyor musunuz? Evlenirken kadın ve erkek biri diğerinin tüm ihtiyaçlarını ve bu bağlamda cinsel ihtiyaçlarını, öbürü de hayat arkadaşının maddi manevi tüm ihtiyaçlarını karşılayacak diye söz veriyor, imza atıyor, taahhütte bulunuyor. Kadın ve erkek birbirlerine evlenirken demiş oluyor ki; evlilik kaynaklı tüm ihtiyaçların bundan sonra benim tarafımdan karşılanacaktır. Sen bir kadın olarak evlenirken imzanı at, taahhütte bulun, adamla ölene kadar evlilik akdi gerçekleştir, sonra adamın mahrem ihtiyaçları için yok bana iltifat etmedin yok beni değersiz hissettirdin yok bana benim ne kadar değerli olduğumu fark ettirmedin yok bana güzel sözler söylemedin yok bana hediye almadın yok başka erkeklerin karılarına yaptıklarını yapmadın yok beni cinsel obje olarak görüyorsun vs vs vs diye erkeğe aşılmaz çıtalar koy. Her gün yeni engeller çıkar. Adam iş yerinde uğraşsın, çırpınsın, didinsin, bu yetmez iş yerinden eve dönerken karısına hangi iltifatı, hangi sözü söyleyeceğini düşünsün. Çünkü aynı sözü söyleyemez aynı sözü söylerse kadın kendini değersiz hissedermiş. Her gün yeni bir söz bulmak zorunda. Senede 365, 10 senede 3650 kelime eder. Adam bunların hepsini bulmak zorunda. Her defasında yeni yeni iltifatlar, hediyeler, davranışlar geliştirmek zorunda yoksa kadın kendisini değersiz hissedermiş. İşte kadınımızı bu tür çıtalar koydurtarak erkeğiyle çatıştırıyorlar. Halbuki bir erkek evinin ihtiyaçlarını karşılamak için çırpınıyorsa, evini ihtiyaç içinde bırakmıyorsa o, karısına da evine de çocuklarına da asgari ilgiyi göstermiş olur. Daha fazla ilgi göstermiş olsa iyi olmaz mı, tabii ki iyi olur ama her defasında ortalıkta, sürekli yükseltilen ilgi çıtaları erkeği canından bezdiriyor. Eve dönerken erkek iş yerinde yaşadığı stresin aynısını yolda yaşayacak. Çünkü karısına dünden farklı ne söyleyecek? Bir gün, üç gün, beş gün, bir hafta, iki hafta, 1 ay, 3 ay, 5 ay öncesinden söylemediği hangi cümleleri söyleyecek, hangi davranışları kullanacak. Bunları düşünüp bulmak zorunda. Ama kadın eşine hiçbir şekilde iltifat etmeyecek. Bakın, biz bunu söylerken kadına da kocasına iltifat etmesi bağlamında çıta üstüne çıta koymuyoruz. Kocası kadına şu şekilde iltifat etmiyor, değer verdiğini göstermiyor derken karısı kocasına değer veriyor mu vermiyor mu diye soruyor musunuz? Her işten döndüğünde ya da her işe giderken kadın kocasına her gün yeni yeni iltifatlar yeni yeni davranışlar sergiliyor mu diye soruyor musunuz? Evin rızkını temin ediyorsun, Allah razı olsun, eline, emeğine sağlık türünden her Allahın günü ve her gününde de değişik değişik iltifatlarda kadın bulunuyor mu? Kadınlara bu tür iltifat çıtaları koyuluyor mu? Kadınların kocalarına göstermediği bu iltifat çıtaları erkeklerden neden bekleniyor? BAKIN BUNLARI REDDEDİYOR DEĞİLİM. Kadınlar ve erkekler birbirlerine elbette güzel davranmalılar ama bu mecburiyet haline getirilmemelidir. KADIN DA ERKEK DE EVLİLİK KAYNAKLI İŞLERİNİ YAPIYORSA KARŞILIKLI BİRBİRLERİNE İLTİFATLAR EDİYOR , DEĞER VERİYOR DEMEKTİR. Bunun üzerine lüzumsuz çıtalar koymak sadece çiftleri yorar, evlilikleri yıkar. Fakat ne yazık ki görüyoruz ki bu tür kişiler evlilikte çıta üstüne çıtalar koyarak kadınlarımızı, hayatına almış oldukları erkeklerden soğutuyorlar. Bunun devamında da sergilemiş oldukları soğuk davranışlarla da erkeği canından bezdiriyorlar ve o yuvanın dibine dinamit koymuş oluyorlar.

Ebubekir SOFUOĞLU

49,648 Aufrufe • vor 10 Tagen

🔴Adalet ve Kalkınma Partisi 2002'de iktidara geldiğinde çatışmanın, silahın, terörün olmadığı bir Türkiye'yi devraldı ve kendilerinden siyasi olarak bir adım atmaları beklendi. 🔴 Hatırlayalım; o dönem #Türkiye'nin demokratikleşmesi, AB sürecinin başlaması gibi eş zamanlı ilerleyecek süreçler vardı. O dönem tek bir çatışma olmamasına rağmen Adalet ve Kalkınma Partisi o siyasi vizyonu koyamadı. 🔴Adalet ve Kalkınma Partisinden önce de bu sorun vardı ama Adalet ve Kalkınma Partisi bu sorunu daha bölgesel, uluslararası müdahaleye açık ve karmaşık hale getirdi. 🔴 Mesela 2016 yılından önce de terör yok muydu Türkiye'de? Daha şiddetli biçimde vardı ama hiçbir siyasal iktidarın aklına kayyum ataması gelmemişti. 2016 yılında bunu Adalet ve Kalkınma Partisi icat etti. 🔴 2016'dan önce yargı uygulamaları da bu kadar berbat durumda değildi. 2016'da dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla, siyasetçiler cezaevine atıldılar, belediyelere kayyum atandı, siyasetçiler sürgüne gitmek zorunda kaldı ve adil olmayan yargılama süreçlerinden sonra da çok ağır cezalar aldılar. 🔴 Parlamentoda aralarında benim de olduğum, çatışma çözümü konusunda uzun çalışmalar yapmış milletvekilleri var. Çatışma çözümü, artık bir bilim dalı. Dolayısıyla her siyasetçinin aklına eseni söyleyebileceği meseleler değil. 🔴 Şu anda dünyada bölgesel hale gelmiş, uluslararası etkiye açık, 40 yıldır süren, travması çok büyük olan başka bir mesele kalmadı. Birçok yerde çatışma çözüldü, birçok yerde sivil yaşama dönüldü, 🔴 Türkiye'de Adalet ve Kalkınma Partisi bu meseleyi kendi siyasi geleceğiyle bağlantılı gördüğü için çözülemedi maalesef. 🔴 Genel Başkanımız da bir tespit yapıyor ve diyor ki; Türkiye'nin bir Kürt meselesi vardır ve Kürtler benim sorunum yoktur deyene kadar da bu sorun vardır. 🔴 Yöntem de parlamentoda açık, şeffaf ve toplumsal mutabakatı sağlayacağımız bir süreçle olur diyoruz. 🔴 Adalet ve Kalkınma Partisinin beklentilerine, siyasi gündemine göre siyaset yapacak halimiz yok. 🔴 Yedi ay önce yaptığımız seçimlerde yüzde elli beş, yüzde altmış oy almış belediye başkanlarını bu halkın iadesine rağmen #Mardin'de, #Hakkari'de, #Batman'da, #Halfeti'de, #Esenyurt'ta görevden alırsanız, böyle bir ortamı yaratırsanız kimse sizin bu tarzınıza rıza göstermez, biz de razı olmayız. #kayyum 🔴Bu bir niyet meselesidir. O niyet demokratik adımlarla olur ve kendi bozduğunuz demokrasi dışı yöntemleri ortadan kaldırmakla olur. 🔴 2016 yılında 15 Temmuz darbesini Kürtler mi yaptı? Belediye başkanları mı darbeye katıldı? Ağızlarından tek bir övgü lafı mı çıktı? Darbeyle ilgili kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi alıyorsunuz ama bu yetkiyi darbeyle bağı olmamış ve darbeye karşı çıkmış belediye başkanlarına karşı kullanıyorsunuz. 🔴 1980 yılında anayasa yaparken darbecilerin bile aklına böyle bir yöntem gelmedi. 2016 yılında darbeden sonra bu yetkiyi alan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin aklına geldi. 🔴 Şimdi kim darbeci? Kim demokrasiden yana değil? Tele1 TV İnan Demirel

Sezgin Tanrıkulu

20,134 Aufrufe • vor 1 Jahr