正在加载视频...
视频加载失败
DEVA Partisi Sözcüsü Sadullah Kısacık: "Biz, DEVA Partisi'ni kurarken AKP'de vardı CHP'de vardı İYİ Parti'de vardı. Ama biz belli noktalarda başka bir vizyonla DEVA Partisi'ni kurduk. Sonuç olarak bu partiler daha önce vardı. Ayrılan arkadaşlar kurucu arkadaşlar. Madem halihazırda var olan partilere gidecektin niye bu partiyi kurdun? Ben siyaseti... show more
64,068 次观看 • 5 个月前 •via X (Twitter)
0 条评论
暂无评论
原始帖子的评论将显示在这里
相关视频
4:05
Sensitive content
Bülent Ersoy’a alışverişte eşlik eden şahıs, yaşadığı ilginç anıyı paylaştı: Bir gün anons geldi. Dediler ki: — Mağaza müdürü seni çağırıyor. Neyse, gittim. Mağaza müdürü dedi ki: — Eylem, Bülent Ersoy kozmetik reyonunda alışveriş yapıyor. Biraz sonra kadın reyonuna gelecek. Senin onunla ilgilenmeni istiyorum. Servis vermeyeceksin, sadece yanında duracaksın. Ben de: — Tamam, dedim. O sırada Bülent Hanım’ın medyaya yansımamış, biraz çılgın bir sevgilisi vardı. Onu da göndermiş. O da erkek reyonunda alışveriş yapıyormuş. Ben önce bir korktum. Düşünsenize, 20 yıl önce Bülent Ersoy’un kadın reyonuna geldiğini… Yanlış bir şey yapsam mahvolurum diye düşünüyorum. Neyse, reyonda bekliyorum. Karşıdan geliyor. Arkadaşlar, simsiyah ama çok şık bir kadın geliyor. Zaten yaklaşık 1.80 boyunda. Uzun, simsiyah bir elbise giymiş, topuklu ayakkabıları var. Saçları benim saçlarım kadar siyah. Makyajı da simsiyah. İkonik zümrüt takımı vardı; kafam kadar büyük taşları olan bir set takmıştı. Parlayarak geliyor. Biz de iç giyimin ortasına bir sandalye getirdik. Oraya oturdu. Çorap istedi. İstediği çorabın markası Calvin Klein’dı. Konuşurken bir anda bacağını kasığına kadar açtı. Abartmıyorum, bunu hiç unutmuyorum. Kadının bir bacağı neredeyse benim boyum kadardı. Gerçekten inanılmaz uzun ve çok düzgün bacakları vardı. Tam o sırada mağaza müdürü beni gösterdi ve: — Eylem, sizinle o ilgilenecek, dedi. Bülent Hanım beni baştan aşağı süzdü. Hafifçe başını salladı, sonra arkasını döndü. O sırada iç giyimdeki arkadaşlar geldi. Dediler ki: — Bülent Hanım, Calvin Klein yok ama bu marka var. Mağazanın en pahalı markası bu. Bülent Ersoy da ağzı bozuktu. Kıza sert bir şekilde: — Anan giysin, dedi. Kızcağız bir anda kızardı, bozardı; resmen korktu. Bülent Ersoy, “İstemiyorum.” dedi ve konuyu kapattı. Aşağı katta sevgilisi alışveriş yapıyordu. Bir markanın kabanını beğenmişti ama istediği beden yoktu. O sırada erkek reyonundan iki arkadaş geldi. Biri ürünü gösterdi, diğeri de: — Giy bakalım, dedi. Sevgilisinin beğendiği paltoyu kısa boylu bir arkadaş giydi. Bülent Ersoy baktı ve: — Ay, bu nasıl bir tip? Ferda, kış, kış, kış! Çekil gözümün önünden! dedi. Çocuk yer yarılsa içine girecek durumdaydı. Hepimiz çok mahcup olmuştuk. Sonra uzun boylu bir personel arkadaş geldi. Paltoyu ona giydirdik. Gerçekten çok yakıştı. Bülent Ersoy bu kez: — İşte böyle personeller çalıştırmanız lazım, Ferda’cığım, dedi. Ferda, mağaza müdürünün adıydı. Ardından beğendiği ürünün bedeninin başka mağazada olduğunu öğrendi. Ancak sevgilisinin alışverişi henüz bitmediği için mağaza müdürü: — Bülent Hanım, sizi odama alayım, dedi. Bülent Hanım da: — Tamam Ferda’cığım, dedi. Koluma girdi. Ben de eşlik ederek müdürün odasına götürdüm. Kadın gerçekten çok heybetliydi. Ben de yanında iyice küçük kalıyordum. Bugünkü hâliyle kıyaslanmaz; o dönem gerçekten çok etkileyici bir duruşu vardı. Odaya girdik. Koltuğa oturdu. Bana da: — Sen burada oturacaksın. Hiçbir yere gitmeyeceksin, dedi. Ben de: — Bir çay ya da kahve içer misiniz? diye sordum. — Hadi bana bir kahve söyle dedi. Ben de kahvesini söyledim. Kapıyı da kapattırdı. Tam o sırada telefonu çaldı. Bir erkekle konuşuyordu. Küfürler havada uçuşuyordu. Hayatımda böyle bir telefon konuşmasına şahit olmamıştım.
🎙️ Muhbir
712,199 次观看 • 4 天前
