Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

Devlet Bahçeli'nin 15 Mart 2022'de yaptığı konuşma: "Kılıçdaroğlu, iktidar olduklarında, terörist Demirtaş'ı, Soroscu Osman Kavala'yı serbest bırakacaklarını ifade etmiş. Sorarım sana, Öcalan canisini de serbest bırakacak mısın?"

153,966 görüntüleme • 6 ay önce •via X (Twitter)

0 Yorum

Yorum bulunmuyor

Orijinal gönderinin yorumları burada görünecek

Benzer Videolar

Bahçeli'e soruyorum, terörist başı Öcalan sizden PKK’yı dağıtmak için ne istedi, siz ne verdiniz? MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün MHP Grup Toplantısında yaptığı konuşmada terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan’ın umut hakkı çerçevesinde affını istemiş ve TBMM’de DEM grubuna hitap ederek PKK’nın lağv edilmesini istemesini tekrar gündeme getirmiştir. Bahçeli, Abdullah Öcalan’ın serbest kalması için çalışmaktadır. Türkiye Yüzyılı, süper güç, gibi süslü lafların arkasına saklanarak terör örgütü elebaşısı Öcalan’ı İmralı’dan çıkarmak için mücadele etmektedir. Bahçeli, ‘Tabular kalktıkça, ezberler bozuldukça statüko delindikçe, insanlar birbirine dürüst davrandıkça içlerinden geçeni özgürce söyledikçe bir anlaşma ve mutabakat noktasından diğerine küçük adımlar ile ilerlemek daha kolaydır.’ Diyerek açıkça Öcalan ve PKK terör örgütü ile müzakereleri savunmaktadır. Öcalan’a umut hakkı vermek, Türk Milletinin gelecek umudunu elinden almaktır. Öcalan’a umut hakkı vermek binlerce asker, polis, jandarma, öğretmen, savcı, hakim, korucu şehidinin ailelerinin adalet umudunu ellerinden almaktır. Öcalan’a umut hakkı vermek, bacağını, kolunu gözünü bazen hepsini kaybetmiş şehitlerimizin gazilerimizin adalet umutlarını ellerinden almaktır. Bahçeli Türk Milletini Öcalan’ın serbest bırakılmasının ile terörün biteceği konusunda aldatmaktadır. Öcalan’ı ‘TBMM’ye gelse ve PKK’yı lağvettim, terörü lanetliyorum’ dese de PKK içinde birçok grup bu açıklamayı reddedecek, PYD Suriye’de, PJAK İran’da varlığını ve terör eylemlerini sürdürecek, Türkiye için tehdit olmaya devam edecektir. Devlet Bahçeli, terörist başının ‘TBMM DEM parti grubuna gelmesine itiraz ediyor da İmralı’da kalmasına niye tepki göstermiyor? Bu ne yaman çelişkidir’ diyor. İnanılır gibi değil. TBMM Gazi, İstiklal Harbi vermiş milli mabettir. İmralı ise Türk adaletinin terörist başını yolladığı hapishane. Nasıl bir akıl bahçelinin söylediğini söyleyebilir. Bunu Türk Milletinin sağ duyusuna bırakıyorum. Öcalan’ı TBMM’de konuşmaya davet etmek, Türkiye Cumhuriyeti’ni terör örgütü karşısında mağlup etmek demektir. Bahçeli, Atatürk’ün Şeyh Sait’i TBMM’de konuşmaya davet ettiğini duymuş mu? Bahçeli, Atatürk’ün Seyyit Rıza’yı TBMM’de konuşma yapmaya davet ettiğini duymuş mu? Türk Milleti hiç böyle rezil bir teklif ile karşı karşıya gelmedi. Bahçeli, ‘Zaman Türk ve Türkiye yüzyılı zamanıdır’ diyor. Biz de Bahçeli’ ye soruyoruz, Türk ve Türkiye yüzyılını Öcalan’ı TBMM de konuşturarak mı kuracaksınız? Bahçeli, ‘Osmanlı İmparatorluğu yerel kültürleri ve etnik toplulukları bünyesinde nasıl bir arada tutup barış ve sükunet ortamına tesis etmişse, ecdadımızın ayak izlerini takip ederek Türk barışı devrinde aynısını yaşatabilecektir ’diyor. Türkiye Cumhuriyeti milli-üniter-laik devletinin 101. yılında Bahçeli’nin kafasında gelmiş olduğu yer burası mıdır? Üstelik Osmanlı yerel kültür ve etnik toplulukları bünyesinde tutamadığı için parçalanmıştır Şimdi, Türk Milleti önünde ve Türk tarihi önünde Devlet Bahçeli’ye şu soruları soruyorum: Mayıs 2023 de ‘önümüzdeki günlerde çok şey değişecek, inşallah Türkiye değişmez’ dediniz. Türkiye’yi nasıl bir badireye sürükleyeceksiniz ki inşallah Türkiye değişmez diyorsunuz? Yapacaklarınız Türkiye’nin parçalanmasına neden olabilir mi? Mayıs 2024’te TBMM’de ‘Türkiye Milleti’ dediniz. Milletimizin adını bu şekilde mi değiştireceksiniz? Öcalan sizden PKK’yı dağıtmak için ne istedi, siz ne verdiniz? Osmanlı Devleti’nin verdiği hakları mevcut Anayasamızın ilk dört maddesini değiştirmeden nasıl vereceksiniz? Erdoğan ve Bahçeli’nin temel amacı Erdoğan’ın ölene değin cumhurbaşkanlığı yapacak bir düzenleme için Türk Devleti ve Türk Milletini bir tehdit ile karşı karşıya getiriyorlar. Bahçeli basın toplantısında ‘Sefaletin doruk noktası bir başkasının iradesine bağımlı olmaktır.’ diyor. Evet, gerçekten de bu sefaletin doruk noktasıdır. Son olarak size İmralı’da ilçe başkanlığı açmanızı öneririm. Bir oy bir oydur. Türk milliyetçilerinden alamadığınız oyu Öcalan’dan alın.

Ümit Özdağ

518,502 görüntüleme • 1 yıl önce

Genel Başkan Vekili Prof. Dr. Ali Şehirlioğlu'ndan yaşanan hukuksuzluklara karşı basın açıklaması; "Aziz Türk Milleti; Ülkemizde inanılmaz hukuk faciaları yaşanmaktadır. Türkiye’de hukuk, birilerinin çıkarlarına göre şekillendirilecek bir araç değil, milletin vicdanını temsil eden bir mekanizma olmalıdır. Bu hukuksuz süreç, hükümetin demokrasiye geçiş iddialarıyla çelişmektedir. Son yerel seçimlerden sonra ve “İkinci Açılım Süreciyle” ortaya çıkan atmosferde, iktidar, önündeki engelleri kaldırmak adına baskılarını giderek artırmıştır. Terörist başı Abdullah Öcalan canisini serbest bırakmak ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğünü tehdit edecek Anayasal değişiklikler yapmak için, öncelikle Zafer Partisi Genel Başkanı Sn. Prof. Ümit Özdağ, hukuksuzca tutuklanmış ve hatta tabiri caizse esir alınmıştır. Ardından dün önce Sayın Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali ile devam eden süreç, bugün onunla birlikte 106 kişinin de gözaltına alınması ile daha da inanılmaz hukuksuz boyutlara ulaşmıştır. Öte yandan bu hukuksuz uygulamalar, muhalif seçmeni susturmayı, hatta korkutmayı amaçlamaktadır. AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın siyasi geleceği için, Türk Milleti’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği karartılmak istenmekte, Türk halkının İmralı Süreci üzerinde düşünmesi ve soru sorması engellenmeye çalışılmaktadır. Siyasetin, hukuku bir sopa gibi kullanması kimsenin yararına değildir. Türkiye’nin geleceğini her açıdan olumsuz etkileyen bu süreç karşısında, adaletin her zaman herkese lazım olduğunun unutulmaması gerekmektedir. Yapılan hukuksuzluklar karşısında tek yürek olmak, demokrasi ve hukuk devletinin gereğidir. Biz Zafer Partisi olarak bu hukuksuzluğa karşı çıkıyor ve “Türk Devletini Türk Milleti'ne geri vereceğimiz” sözünü tekrarlıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve yasalarının uygulanmasını titizlikle takip etmeye devam edeceğiz. Kimse, yasalar ve Anayasa’dan almadığı bir gücü kullanamaz ve kimse, sahip olduğu hukuk gücünü başkalarının kötüye kullanmasına göz yumamaz. Genel Başkanımızın da söylediği gibi; “KORKAK GİBİ TESLİM OLMAKTANSA, KAHRAMAN GİBİ ÖLMEYİ TERCİH EDERİZ." Ne Mutlu Türk’üm Diyene!"

Ümit Özdağ

287,434 görüntüleme • 1 yıl önce

Tehlikeyi gördü taktik değiştirdi Özgür Özel, Bahçeli ile ilgili yaptığı değerlendirmede "Devlet Bey'in; hukukun üstünlüğü, demokratikleşme ile ilgili beklentisi ve derdi, ittifak ortağıyla birlikte yürüyemeyecek noktaya gelirse, biz demokrasi yolunda herkesle yürürüz ona da bir itirazım yok. Demokratik ve terörsüz Türkiye için biz herkesle yürürüz." ifadelerini kullandı. Dün, CHP Osmaniye Milletvekili ve Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, olağanüstü oturum için toplanan TBMM'de, kuliste oturan Devlet Bahçeli'nin yanına gitti ve "Meclis sizinle güzel.. Sizi kurabiyeleri yiyor görünce memnuniyetimi ifade etmek istedim." dedi. Ne konuştuğunu soranlara da "Büyükbabam tarafından, merhum babamızla tanışıklığı, komşuluğu var.." ifadelerini kullandığını söyledi. Ve Veli Ağbaba devreye girdi. TGRT Haber Ankara Temsilcisi Fatih Atik, Veli Ağbaba ile konuştuğunu ve kendisine "İmamoğlu aday olamazsa en güçlü aday Mansur Yavaş!" dediğini belirtti. Veli Ağbaba'nn, Özgür Özel'in Genel Başkan olmasından önce de sonra da üzerinde en çok etkili olan isim olduğu herkesçe biliniyor. Şimdi bu gelişmelere bakınca; Öncelikle şu anlaşılıyor ki Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi; Özgür özel ve kurmayları, Ekrem imamoğlu'ndan umudu kesmiş görünüyor. Mevcut durumun sürdürülemeyeceğini anlamış durumdalar. Önlerinde iki somut gerçeklik var; Birincisi, Ekrem İmamoğlu üzerine kurdukları adaylık süreci sonlanmış durumda, İkincisi, 38 Kurultay Davası ile ilgili mutlak butlan kararı çıkma ihtimali çok fazla yükselmiş durumda. Durum böyle olunca, Özgür özel ve Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminin kurmayları ile birlikte yeni bir stratejiye geçmeleri gerekiyordu. Yukarıdaki verdiğim bilgilerden anlaşılacağı üzere yeni strateji şöyle gelişiyor; MHP Cumhur İttifakı'ndan kopar, koptuğu anda yüzünü Cumhuriyet Halk Partisine dönmek zorunda.. MHP'nin Cumhur ittifakı'ndan kopması ile birlikte yüzünü de CHP'ye döndüğünde yeni bir ittifak süreci başlamak zorunda.. Bu yeni ittifak süreci de milliyetçi-ulusalcı bir temelde oluşmak zorunda.. Daha önce ittifakla bir araya gelmiş olan; Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Parti, Zafer Partisi ve (DEM Parti dışındaki) bütün muhalif kesimleri bir arada tutabilecek olan, temelde de; Cumhuriyetçi, Atatürkçü, laiklik temelinde, Anayasa'nın ilk 4 maddesini koruma güdüsü içerisinde olan, 42. ve 66. maddelerine sahip çıkan bir yeni oluşum hayata geçirilmek zorunda.. Bu oluşumda Cumhuriyet Halk Partisi tarafında olası görülen ve halkta güçlü desteğe sahip olan tek aday da Mansur Yavaş olmak zorunda.. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi yeni stratejisi ile bu oyunu kurmak, bu oyuna dahil olmak sonuçta da kitlesini iktidar ışığıyla ayakta tutmak için yukarıdaki yeni hamleleri yapıyor. Böylece de, olası bir yeni oyunda, MHP'nin Cumhuriyet Halk Partisi'ne yüzünü döndüğünde, uzlaşabileceği isim olan Kemal Kılıçdaroğlu ve rahatlıkla onun adayı olabilecek olan Mansur Yavaş, esasta Kemal Kılıçdaroğlu ile olabileceği düşünülen yeni stratejiden koparılıyor ve MHP'ye ve Devlet Bahçeli'ye mesaj verilerek deniliyor ki: "Kemal Bey geri gelmese de biz oyun planımızı değiştiririz, stratejimizi değiştiririz, sizinle bu işbirliğini yaparız." Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi; Kurultay davası ile ilgili yargı süreçlerinde, iktidarın iki ortağının, AKP ve MHP'nin, yargı üzerinde ayrı ayrı oyun oynadığı kabulüyle hareket ederek, bu kez de MHP kanadına diyorlar ki: "Kesinlikle Kemal Kılıçdaroğlu'nu geri getirmeyin biz ne istiyorsanız yapacağız." Bakalım; yargı bağımlı mı bağımsız mı.. Hukuk halen işliyor mu işlemiyor mu.. Hepsini 15 Eylül ve sonrasında yaşayarak göreceğiz. Çıkacak sonucu da herkes kendi meşrebine göre ve içine düştüğü duruma göre yorumlayacaktır. CHP 🇹🇷

Bülent Gürsoy

103,140 görüntüleme • 11 ay önce