正在加载视频...

视频加载失败

Devlet Bahçeli’nin bugünkü açıklamalarına Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu zamanında cevap vermişti. Abdullah Öcalan TBMM’ye sadece idam edilmeye gelebilir.

30,689 次观看 • 1 年前 •via X (Twitter)

1 条评论

Devlet 的头像
Devlet1 年前

Şimdide TBMM ye götürür.

相关视频

Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberinde şehadete eren dava arkadaşlarımızın devam eden yargılama sürecine ilişkin olarak yapılan çalışmalar, bugün sayın Genel Başkanımız Mustafa Destici Bey tarafından kamuoyuyla paylaşılmıştır. Temmuz ayının başından itibaren ceza hukuku alanında uzman avukat arkadaşlarımızla birlikte, yargılaması tamamlanan ve devam eden dosyaların tamamı tekraren temin edilmek suretiyle (onbinlerce sayfa evrak) baştan sona titiz bir inceleme yapılmıştır. Yapılan bu inceleme neticesinde olayın oluş şekli, olayın hemen akabinde gerçekleşen bilgi kirlilikleri, arama kurtarma faaliyetindeki aksaklıklar, bugüne kadar yapılan yargılamalar ve bu aşamadan sonra yapılması gerekenler başlıklarıyla bir rapor tanzim edilmiştir. Bu aşamada yapılması gerekenlerin bir kısmını da Sayın Genel Başkanımız bugünkü basın toplantısında tek tek açıklamıştır. Ana soruşturma dosyasını yürütmekte olan ilgili mercilerin, bu hususları dikkate alması gerektiğine dair beklentimiz ortadadır. Aksi takdir de Muhsin Başkan ve dava arkadaşlarımızın şehadet süreci ile ilgili şüphelerin giderilmesi ve maddi gerçeklerin ortaya çıkarılması mümkün olmayacaktır. Bilinmesini isteriz ki, Büyük Birlik Partisi ve Alperen Ocakları; Şehit Liderimiz Muhsin Başkanımızın davasının sonuna kadar takipçisi olacaktır. Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur.

Av. Samet BAĞCI

15,921 次观看 • 1 年前

Sizin hiç liderimiz şehit oldu mu? Bizim oldu. Her müslüman Türk şehit olmak ister. Bu bizler için bir gurur ve şereftir. Hele hele cenaze namazını kıldıran Diyanet işleri başkanının "İstikamet üzere bir kardeşimizdi" demesi ile TBMM'de tekbirlerle uğurlanan ilk milletvekili olması herkese nasip olmaz. Acı olan cenazenin 3 gün dağlarda, şehadet nedeni olan ceza davasının 15 yıldır mahkeme raflarında ve yöneticilerin vicdanlarında saklı kalmasında. İlahi adaletin tecellisinden şüphemiz yok. Dünyevi adaletin olmadığını da hükümet 15 yıldır tescil etti. Acı bitmiyor lakin acı ile yaşamayı öğrendik. Bizim çektiğimiz acıların kat kat fazlasını sebep olanlar, parmak oynatmayanlar da çeksin isteriz. Bu sistemden bir Muhsin Yazıcıoğlu alacağımız var. Bunu sadece kendi acımız için değil, yüce Türk Milletinin onsuz geçen yıllarda yaşadıkları içindir. Rahmetli Deniz Baykal "Türk Milleti sigortasını kaybetti" demişti. Bu söz Muhsin Yazıcıoğlu'nun Türk Milleti için ne kadar gerekli olduğunu özetliyor. Yakından tanıyanlar bilir ki, "Konuşunca yüreği görünen adam" sözü Muhsin başkanı tam tarif ediyor. Konuştuğuna inanan ve bunu hayatına tam olarak uygulayan samimi insanlar için söylenir. Unutmayacağız Unutturmayacağız Yüce Allah'tan niyazımız; sebep olanlardan hesabını sormak için bizi memur etsin. Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte şehadet şerbetini içen gazeteci İsmail Güneş, BBP İl Başkanı Erhan Üstündağ, İl Başkan Yardımcısı Yüksel Yancı ve Belediye Meclis Üyesi adayı Murat Çetinkaya ve pilot Kaya İstektepe' ye Cenabı Allah'tan rahmet ve merhamet diliyorum. Ruhları şad, mekânlar cennet inşallah. #ŞehitMuhsinYazıcıoğlu #MuhsinYAZICIOĞLU #Şehit #Alperen #Ülkücü #25Mart2009 #ÜlküOcakları

Doğan Öztaşkın

13,236 次观看 • 2 年前

“KAHT-I RİCAL” YAŞANIYOR .MUHSİN YAZICIOĞLU’NUN YOKLUĞU DERİNDEN HİSSEDİLİYOR Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu gerçek bir siyaset ve devlet adamıydı. Eskilerin "kahtı ricâl" yani "devlet adamı kıtlığı” dedikleri bir süreç yaşanıyor ülkemizde. Onun yokluğu hem devlet nezdinde hem millet nezdinde derinden hissediliyor. Toplumun bütün kesimleri onu özlemle arıyor. Birleştirici, bütünleştirici, yol gösteren, sağduyulu, itidalli tavrıyla hep örnek olmuştur. Muhsin Başkan Türkiye’nin milli direnç merkeziydi, meclisin sigortasıydı Anadolu’nun bağrından çıkan bu yiğit liderin, bu büyük siyaset ve millet adamının kahramanca, idealist mücadelesi her zaman toplum da büyük saygı uyandırdı. Milyonlarca insan ona sevgi ve hürmet besledi. O’nun dik duruşuna davasına olan bağlılığına hep hayran oldu. Muhsin Yazıcıoğlu’nun cenaze töreni; kalabalığı, kuşatıcılığı, mesajları ve toplumun her kesimini kucaklaması ve her kesime mesaj vermesi açısından çok önemlidir. Devleti kuran ilk meclisten bu yana ilk kez millet meclisinde tekbirler duyuldu. Kocatepe Camii’nden Tacettin Dergâhına uzanan yolları, sokakları, caddeleri dolduran milyonlar onun için gözyaşı döktü ve hüsn-ü şahadet etti. Cumhuriyet tarihi boyunca ölümüyle milyonları ağlatan, hüzne boğan ve ardından dualar, hatimler gönderilen kaç siyaset ve devlet adamı var! Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu, devletin kilit noktalarında görev yapmadı. Ne Cumhurbaşkanı oldu ne başbakanlık yaptı ne bakanlık… Ne iktidara geldi ne de hükümete ortak oldu. Hep milletin ve devletin bekasını savundu. Hep “Türk devleti ve milleti yaşasın” dedi. İstikameti-Kıblesi dosdoğru bir dava adamıydı.. İman ve ahlak abidesi bir şahsiyetti. O, istikamet ve vakar sahibiydi. Hiç yanlış yapmadı, politikanın hiçbir kiri bulaşmadı üzerine. O, makam ve mevkileri değil, sonsuzluğu düşünen bir liderdi. Bütün ömrünü, bütün varlığını Kur'an'a bağlayan bir adamdı. Davasını Kur’an’la anlatan, ülküsünü iliklerine kadar yaşayan Muhsin Yazıcıoğlu, bir Kur’an ve peygamber sevdalısıydı. O’nun referansı Kur’an ve sünnetti. Kamil bir Müslümandı, feraset sahibi bir liderdi. Muhsin Yazıcıoğlu deyince Kur’an’a adanmış bir ömür ve Allah ve peygamber sevdası ile dolu bir yürek karşımıza çıkıyor. Muhsin Yazıcıoğlu deyince dava adamlığı, davaya adanmışlık, fazilet, fedakârlık, vefa, kadirşinaslık, hasbilik, beklentisizlik akla gelir. Kendisi için bir gün yaşamadı. Ömrünü, hayatını, verdiği yüce davasına adadı. Her türlü istibdada karşıydı, İstiklal aşığıydı. Çile adamıydı. Davasının çilesini çekti hep. Hep dik durdu, düz yaşadı, çizgisini bozmadı, istikametini değiştirmedi. İnandığı değerlere hep bağlı kaldı. Kendisi için bir gün yaşamadı. Ömrünü, hayatını, verdiği yüce davasına adadı. Muhsin Yazıcıoğlu’nun siyasi çizgisinde kırıklık yoktur. “Gizli” ajandası yoktur. Açık, şeffaf ve milletiyle, dava arkadaşlarıyla iç içe, bir bütün olan kumaşı, omurgası, ahlakı, sağlam bir liderdi. Muhsin Başkan’ın hayatı cesaret, adalet ve şehadetti. Biz Allah yolunda, Kur’an yolunda, millet yolunda şehit düşen Muhsin Başkan’la beraber olduk. İyi ki onun gibi yiğit bir liderle, adam gibi adamla yol ve dava arkadaşı olmuşuz. Ne mutlu bizlere… Biz büyük lider, Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol arkadaşlarıyız, dava arkadaşlarıyız. Hiçbir güç, odak bize boyun eğdiremez. Misyonuna sahip çıkacağız, onun söylediği gibi dik duracağız, doğru söyleyeceğiz, düz yürüyeceğiz. Bu suikast davasını kapatmalarına asla izin vermeyeceğiz. Hiçbir güç, odak, mihrak bizim davayı takip etmemizi engelleyemez. Oyunlarını bozmaya devam edeceğiz. Muhsin Yazıcıoğlu çizgisini sürdüren dava ve yol arkadaşları, mahkemelerde, adliye binalarında, meydanlarda olmaya ve davayı sonuçlanana kadar takip etmeye devam edecektir. Asla peşini bırakmayacağız. Zannetmesinler ki suikastın peşini bırakacağız. Zannetmesinler ki susacağız, korkacağız, çekineceğiz. Zannetmesinler ki Mahkeme salonlarını, adliye koridorlarını , meydanları terk edeceğiz!

Hakkı Öznur

23,804 次观看 • 3 个月前

Son Dakika Bir Kürt olark Kürt’ler Karşı Değilim . Bende Kürt Oğlu kürdüm! Ve sadaca vatan hayınlar. Karşıyım Terö örgütü PKK karşıyım.! Çünkü Kürt Türk Milleti kardeştir. Kürt Türk Milleti Birdir Bir kalacaklar. Yüce Rabim Devlet Milletimiz zeval vermesin Ömer Öcalan çıkmış Türkiye Büyük Millet Meclisisi’nde soyisimle gurur duymuş ben de Ömer Öcalan’a diyorum ki o bebek katili Abdullah Öcalan sizin soy soy isminiz amcanız KürAli Yerlikayaarı T.C. İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığıe Çekin bırakın Kürt Türk 🇹🇷kardeşliği devam etsin ve devam edecektir başaramayacaksınız siz İsrail uşaklısınız Yahudi tohumlu terör örgütünün yuvası DEM Kürtleri rahat bırakın bir Kürt olarak Kürtlere karşı değiliz bölücü terör örgütü PKK Vatan hainler FETÖ karşıyız. Bölmeyeceksiniz! Devletimizin yanındayız. Her zaman Sayın İçişleri bakanımız Ali Yerlikaya ve T.C. İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığı devletimizin polisimizin askerimizin yanındayız yanında olmaya da devam edeceğiz Her zaman Türkiye Cumhuriyeti’nin başkomutan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ ın Cumhuriyet İttifakıı’nın temel taşı MHP ve ülkü Ocakları liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin yanındayız yanında olmaya devam edeceğiz sizi daha çok rahatsız edeceğiz uykunuzu kaçıracağız  Kendini bilmez bazı insanlar benim paylaşımlarımdan rahatsız olmuş rahatsız etmeye de devam edeceğim ülkesini seven ırkçılık yapmaz sizin gibi ırkçı zihniyette Kürt milleti kandıran kandırmaya çalışan Kürtlerden değiliz Beni ölümle tehdit ettiniz ailemle tehdit ettiniz eş dostlarımla tehdit ettiniz öldürebilirsiniz önümden korkan namerttir vatan sevgisinden dönen namerttir bölücü terör örgütüne Eyvallahımınız yoktur Ali Yerlikaya Recep Tayyip Erdoğan @Devlet_024 Devlet Bahçeli Numan ÖKSÜZ T.C. İçişleri Bakanlığı Türk Polis Teşkilatı T.C. Jandarma Gn. K Kürt’Türk Milet birdir biri kalacaktır. Na Mutlu Kürt doğdum Ne mutlu Müslüman oldum NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE. Abdurrahim Avcıoğlu 🇹🇷

Abdurrahim Avcıoğlu

31,273 次观看 • 2 年前

Bahçeli'e soruyorum, terörist başı Öcalan sizden PKK’yı dağıtmak için ne istedi, siz ne verdiniz? MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün MHP Grup Toplantısında yaptığı konuşmada terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan’ın umut hakkı çerçevesinde affını istemiş ve TBMM’de DEM grubuna hitap ederek PKK’nın lağv edilmesini istemesini tekrar gündeme getirmiştir. Bahçeli, Abdullah Öcalan’ın serbest kalması için çalışmaktadır. Türkiye Yüzyılı, süper güç, gibi süslü lafların arkasına saklanarak terör örgütü elebaşısı Öcalan’ı İmralı’dan çıkarmak için mücadele etmektedir. Bahçeli, ‘Tabular kalktıkça, ezberler bozuldukça statüko delindikçe, insanlar birbirine dürüst davrandıkça içlerinden geçeni özgürce söyledikçe bir anlaşma ve mutabakat noktasından diğerine küçük adımlar ile ilerlemek daha kolaydır.’ Diyerek açıkça Öcalan ve PKK terör örgütü ile müzakereleri savunmaktadır. Öcalan’a umut hakkı vermek, Türk Milletinin gelecek umudunu elinden almaktır. Öcalan’a umut hakkı vermek binlerce asker, polis, jandarma, öğretmen, savcı, hakim, korucu şehidinin ailelerinin adalet umudunu ellerinden almaktır. Öcalan’a umut hakkı vermek, bacağını, kolunu gözünü bazen hepsini kaybetmiş şehitlerimizin gazilerimizin adalet umutlarını ellerinden almaktır. Bahçeli Türk Milletini Öcalan’ın serbest bırakılmasının ile terörün biteceği konusunda aldatmaktadır. Öcalan’ı ‘TBMM’ye gelse ve PKK’yı lağvettim, terörü lanetliyorum’ dese de PKK içinde birçok grup bu açıklamayı reddedecek, PYD Suriye’de, PJAK İran’da varlığını ve terör eylemlerini sürdürecek, Türkiye için tehdit olmaya devam edecektir. Devlet Bahçeli, terörist başının ‘TBMM DEM parti grubuna gelmesine itiraz ediyor da İmralı’da kalmasına niye tepki göstermiyor? Bu ne yaman çelişkidir’ diyor. İnanılır gibi değil. TBMM Gazi, İstiklal Harbi vermiş milli mabettir. İmralı ise Türk adaletinin terörist başını yolladığı hapishane. Nasıl bir akıl bahçelinin söylediğini söyleyebilir. Bunu Türk Milletinin sağ duyusuna bırakıyorum. Öcalan’ı TBMM’de konuşmaya davet etmek, Türkiye Cumhuriyeti’ni terör örgütü karşısında mağlup etmek demektir. Bahçeli, Atatürk’ün Şeyh Sait’i TBMM’de konuşmaya davet ettiğini duymuş mu? Bahçeli, Atatürk’ün Seyyit Rıza’yı TBMM’de konuşma yapmaya davet ettiğini duymuş mu? Türk Milleti hiç böyle rezil bir teklif ile karşı karşıya gelmedi. Bahçeli, ‘Zaman Türk ve Türkiye yüzyılı zamanıdır’ diyor. Biz de Bahçeli’ ye soruyoruz, Türk ve Türkiye yüzyılını Öcalan’ı TBMM de konuşturarak mı kuracaksınız? Bahçeli, ‘Osmanlı İmparatorluğu yerel kültürleri ve etnik toplulukları bünyesinde nasıl bir arada tutup barış ve sükunet ortamına tesis etmişse, ecdadımızın ayak izlerini takip ederek Türk barışı devrinde aynısını yaşatabilecektir ’diyor. Türkiye Cumhuriyeti milli-üniter-laik devletinin 101. yılında Bahçeli’nin kafasında gelmiş olduğu yer burası mıdır? Üstelik Osmanlı yerel kültür ve etnik toplulukları bünyesinde tutamadığı için parçalanmıştır Şimdi, Türk Milleti önünde ve Türk tarihi önünde Devlet Bahçeli’ye şu soruları soruyorum: Mayıs 2023 de ‘önümüzdeki günlerde çok şey değişecek, inşallah Türkiye değişmez’ dediniz. Türkiye’yi nasıl bir badireye sürükleyeceksiniz ki inşallah Türkiye değişmez diyorsunuz? Yapacaklarınız Türkiye’nin parçalanmasına neden olabilir mi? Mayıs 2024’te TBMM’de ‘Türkiye Milleti’ dediniz. Milletimizin adını bu şekilde mi değiştireceksiniz? Öcalan sizden PKK’yı dağıtmak için ne istedi, siz ne verdiniz? Osmanlı Devleti’nin verdiği hakları mevcut Anayasamızın ilk dört maddesini değiştirmeden nasıl vereceksiniz? Erdoğan ve Bahçeli’nin temel amacı Erdoğan’ın ölene değin cumhurbaşkanlığı yapacak bir düzenleme için Türk Devleti ve Türk Milletini bir tehdit ile karşı karşıya getiriyorlar. Bahçeli basın toplantısında ‘Sefaletin doruk noktası bir başkasının iradesine bağımlı olmaktır.’ diyor. Evet, gerçekten de bu sefaletin doruk noktasıdır. Son olarak size İmralı’da ilçe başkanlığı açmanızı öneririm. Bir oy bir oydur. Türk milliyetçilerinden alamadığınız oyu Öcalan’dan alın.

Ümit Özdağ

518,552 次观看 • 1 年前

📍TBMM Genel Kurulu Bu kürsüye elbette, Diyarbakır’ın Milletvekili olarak çıktım. Ama her zaman övüneceğim kimliğim Diyarbakır’ın Kızı olmaktır. Bu konuşmayı da geçmişi yaralarla dolu ve bu günlerde fazlaca ümitli Diyarbakır’ın Kızı olarak yapacağım… Sizlerinde bu konuşmayı bu hassasiyetle dinlemenizi rica ediyorum. Takdir edersiniz ki; benim konuşmam Terörsüz Türkiye sürecine dair olacaktır… Malumunuz İçinde bulunduğumuz süreç bilinen yaraları sebebiyle en fazla Diyarbakır’ı ilgilendiriyor… Tabi ki; en başta annelerimizi… Bilinmeli ki; Bu ülke; Annelerin gözyaşı üzerinden değil duası üzerinden yükselecektir. Hepimizin bildiği gibi 30 yılı aşkın bir süreçte seçmen; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı adayı Sayın Recep Tayyip Erdoğan için 230 milyon kereden daha fazla evet mührü basmıştır. Siyasi rakipleri için hayal dahi edilemeyecek bu mühür bereketi, Cumhurbaşkanımız için mazidir… Elbette; o bereketin artarak devamı en samimi, en içten arzumuzdur... Fakat o güne daha var… Meclisimizin çatısı altında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu marifetiyle bu millet için paha biçilmez bir süreç yürütülmektedir. Yüce Meclisimizin sahiplendiği bu süreç büyük siyasi risklerin yanında cesaretle alınması gereken kararları da gerektirmektedir. Güçlü ve kararlı bir siyasi irade gerektiren bu süreci 2013 yılında; “çözüm için baldıran zehri içmek gerekirse biz o zehri içeriz” diyen Cumhurbaşkanımız ile ancak Devlet Bahçeli bilgeliği başlatabilirdi ve O başlatmıştır. Yarım asrı geçkin süre boyunca Türkiye’nin birliği, Bütünlüğü için düşünen, fikirler üreten Devlet Bahçeli… Türkiye’nin yarınları için taşın altına konulacak el bulunamadığı zamanlarda gövdesini taşın altına koymakta tereddüt etmeyen Devlet Bahçeli… Sayın Bahçeli’nin çağrısı ancak Abdullah Öcalan’ın cevabıyla amacına ulaşabilirdi ki… o da olmuştur. Abdullah Öcalan dışında; hiçbir muhatap o çağrıyı anlamlı kılamazdı… İşte bu şartlar altında bu ülke bu sorunu şimdi, bugün, bu meclis ve bu iktidarla çözmek zorundadır ve ikinci bir şansı yoktur. Bu iklim bir daha oluşmayacaktır ve ufukta bu liderlerin yerine ikamesi mümkün kimse gözükmemektedir… Hep birlikte; “ya şimdi ya hiçbir zaman” noktasındayız… Aksi halde bu millet hepimize cevabını veremeyeceğimiz şu soruyu sorar; Bu kadar can verdik, kaç can daha istersiniz… Ne olur… Uzatın ellerinizi… Cumhuriyetin ikinci asrı, birinci asrının en büyük sıkıntısından kurtularak başlasın… Ne kadar becerdim bilmiyorum ama, Diyarbakır’ın kızı olarak duygularına tercüman olmaya çalıştım… Siz yine de Diyarbakır’a gelin ve kendisinden dinleyin… Oradaki yaslı annelerin YAŞLI gözlerinde yeşeren ümidi görün… Bu da son sözüm olsun: O ümide kıymayalım. Ayrıca bu meselede kimse şehit ailelerini istismar etmemeli. Bir daha Şehit cenazesinin olmayacağı bir Türkiye arzusuyla tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. TBMM TBMM Genel Kurulu

Suna KEPOLU ATAMAN

191,108 次观看 • 8 个月前

Şemdin Sakık’ı kim, hangi amaçla Ergenekon’un gizli tanığı yaptı. OdaTv yıllar sonra konuyu neden gündeme taşıdı. Bahçeli’nin 17-25 takvimi ile Soner Yalçın ve Tuncay Özkan provakasyonları ne alaka…. Zamanlama manidar, ama ilk önce gizli tanık ve PKK tanık, TSK sanık yapıldı konusu. Şemdin Sakık 1993’te sözde Diyarbakır komutanıyken, İlker Başbuğ da Diyarbakır 8. Kolordu’da Albaydı. Jandarma komutanı Bahtiiyar Aydın’ın da şehit olduğu Lice katliamı ile 33 askerin şehit olduğu PKK saldırısı bu ikili döneminde yaşandı. Sis perdesi kalkmadı, halen soru işaretleri ve tuhaflıklar konuşuluyor. 1998 yılında PKK eylem planını sızdırdığı gerekçesiyle Abdullah Öcalan tarafından infaz emri verildi. Irak’a kaçan Sakık, Barzani tarafından Türkiye’ye teslim edildi. 28 Şubat sürecinin başladığı günlerdi. Sakık ifadesinde, Refah partisi, Milli Gazete ve Akit gazetesi PKK ile anlaştı diyordu. 7. Kolorduda alınan ifade gazete ve televizyonlara servis edildi, çarşaf çarşaf yayınlandı. Şemdin Sakık, Refahyol hükümeti devrilip 28 Şubat tamamlandıktan sonra yargılandığı davada, kurum isimlerini ifademe askerler ekledi dedi, Genel Kurmay da ifadenin andıç olduğunu doğruladı. Yedi yıl sonra İstanbul’da Ergenekon soruşturmaları başladı. Şemdin Sakık cezaevinden gazetelere bir çok mektup yazdı. Tanık olup, Ergenekon-PKK-Öcalan ilişkilerini anlatacaktı!. Soruşturma makamlarının açıktan yaptığı çağrılara karşılık vermemesi üzerine 4 Haziran 2008 yılında dilekçe yazarak avukatı aracılığıyla Ergenekon dosyasına gönderdi. Bu şekilde zorlamayla gizli tanık olmayı başardı. Gizli tanık olduktan sonra farklı tarihlerde ‘Deniz’ kod ismiyle bir çok ifade verdi. Veli Küçük, Muzaffer Tekin, Doğu Perinçek ve Tuncay Özkan’ın Ergenekon ile bağlantılı olduğunu söyledi ama somut hiç bir bilgi paylaşmadı. İlker Başbuğ’dan ise hiç bahsetmedi, ismini bir sefer bile ağzına almadı. 2012 yılındaki duruşmada gizli tanık olarak ifade verirken, artık ülkede konjonktür değişti ve kimliğimi saklamama gerek kalmadı deyip, sürpriz bir şekilde ismini açıkladı. İlker Başbuğ’un avukatı İlkay Sezer duruşma salonundaydı ama kendisi katılmamıştı. Avukat İlkay duruşmada İlker Başbuğ’un mesajını okudu (ikinci video). Başbuğ kısaca, teröriste soru sormam diyordu. O esnada cezaevinde olan Başbuğ, gizli tanık Deniz’in duruşmada kimliğini açıklayacağını ve isminin Şemdin Sakık olduğunu ne şekilde öğrendi, notu avukatına nasıl gönderdi, halen bilinmiyor. Şemdin Sakık, kendisine terörist diyen İlker Başbuğ’a iki gün sonraki duruşmada cevap verdi. ‘Benim yaptığım hizmetleri ya bilmiyor ya da vicdansızca inkar ediyor’, dedi. Kısacası Sakık’ın beyanları, somut bilgi olmadığı için soruşturma makamlarına hiçbir katkı sağlamadı. Fakat PKK tanık TSK sanık sloganını ve ‘KUMPAS’ algısını, gizli tanık Deniz’e borçluyuz. Şemdin Sakık’ın gizli tanık oluşu, mahkumiyet kararına itiraz etmek için de kullanıldı ve işe yaradı. Sonuç olarak Başbuğ 2014 yılı Mart ayında tahliye oldu. Zamanlamaya dair; PKK’nın iki numarası Şemdin Sakık gizli tanık yapılmış, Devlet Bahçeli de duruma sert tepki göstermişti. Bahçeli o dönem ki açıklamalarında; ‘Nitekim ‘Parmaksız Zeki’ kod dağda yapamadıklarını duruşma salonlarında, karanlık odalarda iftiralarıyla yerine getirmişlerdir’ demişti. Bugünlerde de OdaTv Bahçeli’ye sahip çıkıyor. Soner Yalçın çeşitli tarihlerde yazdığı yazılarda; ‘Sinan Ateş cinayeti MHP’yi bitirmeye yönelik bir komplodur, Sinan Ateş‘i öldüren kurşunun kimden çıktığı belli değil’ şeklinde açıklamalar yapmıştı. Devlet Bahçelii’nin 17-25 takvimini makam odasına koymasıyla, Soner Yalçın’ın PKK tanık TSK sanık çıkışı da aynı tarihe denk geldi. Bugünkü gündemimiz de, Ergenekon sanığı Tuncay Özkan’ın Tayyip Erdoğan’ın yaptığı hakarete, aynı tonda cevap vermesi oldu. AKP cenahından da, Tuncay Özkan’a yönelik çok sert açıklamalar var. Tuncay Özkan, AKP tabanı ile CHP tabanı arasındaki çukura çok sert bir kazma daha vurmuş oldu. Saflar netleşiyor.

Mustafa Okumus

13,918 次观看 • 2 年前

Mhp Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Terör Örgütü tüm unsurlarıyla silah bırakmalı ( Suriye kolu dahil ) söyleminden sonra, SDG’nin silah bırakmayacağını beyan etmesiyle betimlenen süreçte, bebek katili Öcalan’ın ayağına MHP’li üyeleri göndermemesi gerekir. Teröristbaşı Öcalan’ın muhatabı TBMM’değil MİT’dir. Teröristbaşı Öcalan, yakalandığı dönemde İmralı’da kendisine verilen çorbayı beğenmediği için kendine “hücre hapsi” verilen bir dönemden, TBMM üyelerini muhatap etme dönemi geçişine izin verilmemeli! PKK’nın biz pişman değiliz, Terörsüz Türkiye söylemini kabul etmiyoruz, Onurlu Barış söylemleriyle, Türkiye ile başabaş konumda olduklarını, Komisyonun adını beğendiremedikleri, 30 tane silah yakıp tiyatro sergiledikleri bir süreçte, Türk’ün bağımsız devletinin topraklarında egemenlik haklarımızı çiğnemeye çalışanlara, topraklarımıza göz koymaya çalışanlara, askerlerimizi evlatlarımızı kahpece şehit edenlere uygulanacak tarife bellidir. Buradan hümanistlik çıkmaz. Ambalaj değiştirip huy değiştirmeyen Kandil’in Meclis şubesi o parti sadece mağduriyetle siyaset yapıyor. Yıllarca bunu hep başardılar. Bölücülükten başka üretebilecek bir argümanları olmadığı için sürekli mağdurlar. Çünkü sahipleri AB-D’ye bir şey satmak zorundalar. Kendi feodal sistemlerine, toprak ağalarına isyan etmeyenler, devlete isyan ediyor. Mesela Diyarbakır Cezaevinde Kürtler işkence görmüş. Evet gördüler! Sadece size mi işkence yapıldı? Ulucanlar ve Mamak’ta Ülkücüler ve Solculara işkencenin alası yapılmadı mı? Ama hep siz mağdursunuz! MHP Kurucu Lideri merhum Alparslan Türkeş’in “Davran ey Türk Oğlu! Davran artık... Elde ne elde harcanacak Rumeli, ne Macar ülkeleri, ne Suriye ve Irak, ne Filistin ve Mısır, ne Trablus, ne Tunus ve Cezayir, ne de Kırım ve Kafkas kaldı. Elde kalan, son vatan parçasıdır. Son Vatan…” sözleri hafızalarda tazedir. Ya Vatan şairi Namık Kemal’in, “Vatan” adlı makalesinde: “Vatan bize kılıcımızın ekmeğidir. Bir millet, vatanını sevmezse çok zaman geçmez, vatanını, vatan sevgisiyle dolu olan başka milletlerin istilası altında görür. İnsan vatanını sever. Çünkü vatan, öyle bir galibin kılıcı veya bir katibin kalemiyle belirsiz hatlardan, sınırlardan ibaret değil; millet, hürriyet, menfaat, kardeşlik, hakları kullanma, hakimiyet, atalara hürmet, aileye sevgi, çocukluk hatıraları gibi bir çok yüce duygunun toplanmasından oluşmuş, mukaddes bir düşüncedir.” diyerek değişmeyen tarihi düşmanlara ve sizlere çağrı yapıyor…

Adem Taşkaya

16,371 次观看 • 11 个月前

🔴 ABD’de iki gün önce gerçekleşen cami saldırısında, canı pahasına 140 çocuğu kurtararak şehit düşen güvenlik görevlisi Amin Abdullah, yıllar önce dünyaya böyle seslenmiş. Abdullah’ın hidayet öyküsünü anlattığı videosundan kesitler: - "Henüz Müslüman değilken İncil'de Hz. İsa'nın 'İnsan avcıları (fishers of men) olmamda bana kim yardım edecek?' dediğini gördüm. Bu ne anlama geliyor? İnsanları hakikate çağırmak için, göklerin yaratıcısının davasında ona yardım edecek kişiler... Ve kalbimde hissettim: 'Vay canına, bu çok havalı, keşke ben de böyle bir şey yapabilseydim.' Ve işte Allah kalbimdeki o duyguyu biliyordu ve beni İslam'la şereflendirdi." - "Çaresiz bir anımda Kur'an mealini rastgele açtım. 'Şüphesiz Allah tövbeleri kabul edendir' ayeti çıktı. Arabada hıçkıra hıçkıra ağladım. Kalbimin sorusuna Rabbim anlık cevap vermişti. O an anladım ki Kur'an, kıyamet gününe kadar yaşayan, seninle konuşan bir mucizedir." -"Popüler bir söz vardır, derler ki: 'YOLO' (You Only Live Once) yani sadece bir kez yaşarsın. Biz ise İslam'da "YODO" (You Only Die Once) yani sadece bir kez ölürsün deriz. Dünyadaki sınavların tekrarı vardır. Ama hayat sınavından kalırsanız bunun geri dönüşü yok. O yüzden şimdi yaratıcınıza dönün. - "Medyanın size İslam'ın ne olduğunu söylemesine izin vermeyin. Hayır; siz bundan daha zekisiniz, araştırın. Ne için yaratıldığınızı, Yaratıcınızın sizden ne istediğini görün ve oradan devam edin." - "Bazen ortama ayak uydurmak, arkadaşlarınızla takılmak ve bir nam sahibi olmak istersiniz. Ama bunun size hiçbir faydası olmayacak. Asıl namınız şu olmalı: 'Ruhumu geri alacak olan Rabbim ve melekler benim hakkımda ne düşünüyor?' - "Bazı insanlar soruyor: 'İslam senin için ne kadar değerli?' Şöyle ifade edeyim: Eğer sağ elime güneşi, sol elime de ayı verseler ve 'İslam'ı bırak' deseler, Allah'ın izniyle asla vazgeçmem!" - "Hz. Ömer'in dediği gibi, dünyanın kralları kalbimizdeki bu teslimiyet huzurunu bilselerdi, onu söküp almak için bizimle savaşırlardı. İşte o huzurla ölürseniz, bu dünyada başarmışsınız demektir."

Mahfil

64,542 次观看 • 3 个月前

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün yaptığı açıklamada terörist başı Öcalan'ın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde konuşup DEM grubuna seslenmesi gerektiğini söylemiştir. Devlet Bahçeli'nin bu çağrısı Recep Tayyip Erdoğan ve Özgür Özel tarafından da desteklenmiştir. Bu çağrıya çözülme ortakları DEM, CHP, AKP'nin açık desteğinin olduğunu görüyoruz. Artık Türkiye'de Cumhur İttifakı ve CHP'den oluşan yeni adıyla Cumhur Halk Partisi vardır. Cumhur Halk Partisi, DEM'le koalisyon içerisindedir. Artık Erdoğan, Özel, Bahçeli ve Öcalan'ın el ele yürüdüklerini görüyoruz. Devlet Bahçeli'nin ‘terörist başı Öcalan TBMM'de DEM grubuna konuşsun’ ifadesi tam bir siyasal cinnettir. Devlet Bahçeli belli ki terör örgütünü hiç tanımamış. Terör örgütünün sözde başkanlık konseyi yapmış olduğu edepsiz açıklamada, ‘Savaşa biz karar veririz’ mealinde açıklamalar yaptı. Terör örgütünde terörist başı Öcalan'ın artık fiili bir otoritesi yok. Ancak kurucu olmasından kaynaklanan simgesel bir otoritesi var. Öcalan'ın ne demesini bekliyorsunuz? ‘Hadi silahlarınızı gömün, barış yapalım.’ Böyle mi demesini istiyorsunuz? Siz önce Türk milletine itiraf edin. Öcalan'a bu konuşmayı yapması için ne verdiniz? Özgür Özel, ‘El yükseltiyorum. Devlet Bey, Kürtlere bir devlet teklif ediyorum. Tam olarak kendilerine ait hissetmeyen bütün Kürtlere Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sahibi olmayı teklif ediyorum’ diyor. Erdoğan'a, Bahçeli'ye, Özel'e soruyorum; Öcalan'a Türk Milletine ait olan neyi teklif ediyorsunuz? Neyi vermeye karar verdiniz? Türkiye'nin bir bölgesinin Kürdistan olmasına mı karar verdiniz? Devletin resmi dilini değiştirmeye mi karar verdiniz? Federal bir Türkiye kurmaya mı karar verdiniz? Güneydoğu'da, Doğu Anadolu'da özel bir Kürdistan kurmaya mı karar verdiniz? Öcalan size ne karşılığında ne veriyor? Bunu Türk Milletine açıklamak zorundasınız. Bu iş öyle Meclis’te yapılacak konuşmalarla halledilecek bir iş değil. Öcalan'a hangi tavizleri verdiniz? Öcalan, Suriye PKK'sı PYD'nin 140 bin kişiden oluşan yapısını dağıtacak mı? Yoksa Öcalan'a sadece Türkiye'de değil Suriye'de de mi devlet kurma izni veriyorsunuz? Öcalan'ın terör örgütünü lağvetme gücü yoktur. İlginç olan çözüm süreci faciasını bu ülkeye yaşatan AKP'nin DEM ve ardılı partilerin ve terör örgütünün aklına bile gelmeyen terörist başını Meclis’te konuşturması teklifi Türk Milliyetçiliğini temsil iddiasındaki Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den gelmiştir. Terörist başı Öcalan'a olmayan payeler sunmak Devlet Bahçeli'ye düşmez. Devlet Bahçeli'nin bu ifadelerinden dolayı ortaya haklı bir infial çıkmıştır. Vatanseverler, Türk Milliyetçileri derin bir hayal kırıklığı içerisindedirler. Şehitlerimiz, Gazilerimiz kendilerine hakarete uğramış hissetmektedirler. Devlet acziyet içine sokulmuştur. Türk Devleti'nin terörü durdurmak için terörist başının desteğine ihtiyacı yoktur. Bahçeli'nin bu ifadeleri, Erdoğan'ın destek açıklamaları, Özgür Özel'in destek açıklamaları terör örgütü ile can siperane mücadele eden kahraman ordumuzu, kahraman jandarmamızı ve kahraman polisimizi demoralize etmektedir. ‘Biz ne uğruna şehit oluyoruz’ sorusunu sormalarına neden olmaktadır. Türk ordusunun ve polisinin en seçkin evlatlarından 793 tanesi, jandarma ve polis özel harekat mensupları Hendek Çatışmalarında şehit düşmüşlerdi. Binlerce yaralımız vardı. Sizin siyasette yaptığınız hataların bedelini onlar aziz kanlarıyla düzeltmeye çalıştılar. Ülkemiz terörle mücadele bulunduğu konumdan daha geriye düşürülmeye çalışılmaktadır. Bahçeli böyle bir sürece alet olmaktadır. Bahçeli'nin terörist başını Meclis’te konuşturma fikri kendisine mi aittir? Yoksa yerli ve milliliği elden bırakmayan AKP tarafından mı kendisine söyletilmiştir? Bahçeli bir süre önce ‘Çok şey değişecek. İnşallah Türkiye değişmez’ demişti. Sayın Bahçeli Türkiye'yi değiştirmeye karar vermişsiniz anlaşılan. Nereye kadar değiştireceksiniz? Öcalan'a neler vereceksiniz? Türk halkına, Türk Milletine ait olan neleri Öcalan’a devretmeye karar verdiniz? Bahçeli bunu kimin söylettiğini Türk Milletine açıklamak zorundadır. Kendi fikri midir yoksa Erdoğan böyle söylediği için mi söylemiştir? Biz, Zafer Partisi olarak bu çağrıya verilen desteklere hiç şaşırmadık. Çünkü bu çağrının sahibi Bahçeli, zamanında ortağı olduğu koalisyon hükümetini bozdu ve erken seçimle AKP'yi iktidara taşıdı. Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olabilmesi için Meclis oturumuna katıldı, ön ayak oldu. Parlamenter sistemden tek adam rejimine geçişin ve sonrasındaki çöküşün mimarlarından birisi oldu. Ne zaman sıkışsa AKP'nin stepnesi olduğu, koltuk değneği olduğu, destek olduğu ayakta kalmasını sağladı. Şimdi de görüyoruz ki Bahçeli, Öcalan'a koltuk değneği olmaya karar vermiş. Terörist başını Meclis’e çağırmak sadece kahraman gazilerimiz ve aziz şehitlerimize değil, büyük Türk Milletine Gazi Meclisimize ve Cumhuriyetimize hakarettir. Bu hakareti yapan kişi Devlet Bahçeli'dir. Şimdi tekrar soruyorum; Bahçeli, Erdoğan, Özel, terörist Öcalan Meclis’te konuşursa terörün bitmeyeceğini, sona ermeyeceğini bilmez mi? Bahçeli, Erdoğan, Özel, terörün arkasında Batılı emperyalist güçler olduğunu ve onların Türkiye Sevr koşullarına gelmedikçe, terörü vekil güç olarak kullanmaya devam edeceğini kestiremez mi? Bahçeli, Erdoğan ve Özel, PKK'yı Öcalan'ın yönettiğini mi zannediyorlar? Bahçeli, Erdoğan ve Özel, terör örgütü alanda yenilip silah bırakmaya zorlanmadıkça kendiliğinden silah bırakmayacağını bilmez mi? 10 yıl önceki çözüm sürecinin memlekete ne ağır maliyetler ödettiğini bilmezler mi? Dün lideri ölen FETÖ terör örgütü Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni bombalamıştı. Çok aşağılık bir eylemdi bu bombalama eylemi. Bir başka ülkenin ordusu bile bizim parlamentomuzu bombalamaz, bizim ordumuz da başka bir ülkenin parlamentosunu bombalamaz. Ama terör örgütü FETÖ, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni Gazi Meclisimizi bombalatmıştı. Şimdi Bahçeli, Öcalan’ı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin içine sokup vicdanını, manevi şahsiyetini meclisin bombalatmaya hazırlanıyor. Bahçeli Türkiye'de bozulma, çözülme ve çöküşlerin daimi işaret fişeği olarak kullanıldı. Bahçeli attığı siyasi adımlarla AKP'yi bu milletin başına musallat etti, tek adam sistemiyle parlamenter demokrasiyi değiştirdi ve şimdi Öcalan ve DEM'le işbirliği yaparak kalanı da yok etmek istiyor. Bahçeli'nin yolu yıkım yoludur. Onunla olan veya destek verenler de bu yıkıma ortaktırlar. Şimdi buradan Milliyetçi Hareket Partisi'ne gönül vermiş bütün kardeşlerime seslenmek istiyorum. Lider bildiğiniz kişinin terör seviciliği yapması sizi kızdırıyorsa, parti içindeki emeklerinizin değişik klikler tarafından keyfi menfaatlerine kurban edilmesinden bıktıysanız, sizleri Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ilkeleri ve Alparslan Türkeş’in ülküleri doğrultusunda vatan uğruna mücadele etmeye ve terörün karşısında duran, dimdik duran Zafer Partisi’ne gelmeye davet ediyorum. Gün, devletimiz, milletimiz ve bayrağımız için mücadele günüdür. Sizlere düşen bu kutlu mücadele de bizi yalnız bırakmamanız, yanımızda olmanızdır. Bu vesileyle sevgili Cumhuriyet Halk Partililere de seslenmek istiyorum. Gerçek Atatürkçülere seslenmek istiyorum; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu devleti Öcalan'a vermeyi teklif eden Özgür Özel'in arkasından gitmeyin. Atatürk'ün kurduğu genç Cumhuriyete ihanet eden bir başka terörist başı Şeyh Said'e vatan haini diyemeyen adamlar Atatürkçü olamazlar, Atatürk'ün partisine genel başkanlık edemezler. Onun için bütün gerçek Atatürkçü Cumhuriyet Halk Partilileri Zafer Partisi'ne davet ediyorum. Sevgili AK Partililere de seslenmek istiyorum; sevgili vatansever, AKP'li kardeşlerim: PKK ile ilk müzakere sürecinde Dolmabahçe'de ulaşılan ve halka duyurulan mutabakat terörle mutabakat sürecini Haziran 2015 seçimlerinde siz oylarınızla sandığa gömerek durdurdunuz. Erdoğan'ı siz iktidardan düşürdünüz. ‘Allah devlete ve millete zeval vermesin’ diyorsunuz. Evet, Allah devlete ve millete zeval vermesin Cumhur İttifakı ve CHP şimdi devlete ve millete zeval vermeye hazırlanıyorlar. Buna izin vermeyelim sevgili kardeşlerim. Bütün vatansever AK Partilileri de Zafer Partisi'nin çatısının altına davet ediyorum. Devletimize ve milletimize zeval gelmesini birlikte engelleyelim diyorum. Biz Zafer Partisi olarak, Atatürk'ün bize emanet olan Cumhuriyeti ve devletimizi, kurucu ilkeler ve değerler ışığında ve hukuk devleti esaslarına göre korumaya oluşan tehditleri milletimize anlatmaya ve bunlara kararlılıkla karşı koymaya devam edeceğiz. Bu rezil gidişe Yunanistan'ın önünde diz çökerek Doğu Akdeniz ve Ege'de verilecek tavizlere, Kıbrıs'ta verilecek tavizlere karşı çıkıyoruz. Biz bu rezil gidişle terör örgütüne teslim olup Öcalan'a verilen tavizlere karşı çıkıyoruz. Bunun için de artık Türk milletine gitmenin zamanı geldiğini düşünüyoruz. Hodri meydan! Siz yanınıza Öcalan’ı alın, biz Türk Milletini alalım. Erken seçimde sandığa gidelim. Ne mutlu Türk’üm diyene!

Ümit Özdağ

2,269,431 次观看 • 1 年前

Cihat Yaycı : ❗️Milliyetçilik hiç kimsenin tekelinde değildir, kimsenin tekelinde olamaz. ❗️Hele bizim gibi adamlara kimse milliyetçilik öğretemez. ❗️Sokakta öğrendiği milliyetçilikle bize kimse milliyetçilik satamaz. ❗️Milliyetçiliği bize anamız babamızdan öte, 13,5 yaşımızdan itibaren milliyetçiliği bize devlet öğretti. ❗️Hem de öyle bir milliyetçilik ki; devletin, vatanın, milletin ve bayrağın için düşünmeden canını vereceksin diye iliklerimize, beyinlerimize işledi. ❗️Bu nedenle, sadece siyaset yapıp, maddi kazançlar peşinde koşanlar, bize milliyetçilik öğretmeye kalkmasınlar. ❗️Biz, bildiğimizi söyleriz. ❗️Kimseden de milliyetçilik dersi alacak durumda değiliz. ❗️Milliyetçilik dersi almak isteyen varsa gelsin, biz ona anlatalım. ❗️Milliyetçilik dersi, Mavi Vatan haritasıyla, Libya Anlaşmasıyla, Montrö Sözleşmesi’nden elde edilen yıllık 3 milyar dolarla olur. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’taki hak ve menfaatleri savunmakla olur. Kerkük’ü ve Musul’u savunmakla, Türkmenlere sahip çıkmakla olur. Bugün, Suriye’de Araplardan sonra ikinci büyük etnik grup olan Türkmenlerden bahsetmeyeceksiniz, onları himaye etmeye kalkışmayacaksınız, Kerkük ve Telafer’den bahsetmeyeceksiniz ve tüm bu toprakları Barzani/Talabani’ye teslim edeceksiniz. Sonra da bunu bize milliyetçilik olarak yutturmaya çalışacaksınız. ❗️Üstelik terörist başını Meclis’e çağırıp bizi dünyaya rezil edeceksiniz. Sonra da ben ve benim gibilere “milliyetçilik dersi” vermeye kalkacaksınız. ❗️Ben milliyetçi değilsem, siz hiç değilsiniz! ❗️Kafamızı kesseniz, benim gibi bir milliyetçi, terörist başını Meclis’e çağırmaz, bunu kabul etmez. ❗️Bu devletin yok olma projesidir. ❗️Eğer bu projeyi “devlet aklı” olarak savunan varsa, çıksın, bu millete anlatsın. ❓Devlet bu kadar aciz duruma nasıl düşürülür? ❓Hapisteki bir terörist başını muhatap alır hale nasıl gelirsiniz? Bu bir kabus gibi. ❗️Şimdi bana “Devlet aklı var” diyen varsa, bu milletin karşısına çıksın ve arkasındaki planı açıklasın. ❗️Eğer bu plan, 42 ve 66. maddeleri değiştirip federatif bir yapı kurmak içinse, bunun adı Büyük Ortadoğu Projesi’dir ve İsrail’e hizmet etmektir. Sonra da “Ben İsrail’e karşıyım” diyemezsiniz. ❗️Hem iktidarı hem muhalefeti kınıyorum. Hiçbiriniz devlete sahip çıkmıyorsunuz. Bu kadar asker ve polis neden şehit oldu? PKK’nın şehit ettiği öğretmenler neden öldü? ❗️Ana muhalefet partisi lideri, “Şehit ve gazi derneklerinden icazet aldım” diyor. Ama bu dernekler, kendilerinin aranmadığını söylüyor. Aranan da biz böyle şey söylemedik diyor. ❓Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? ❗️Devlet elden gidiyor. ❗️Günlük siyaset ve koltuk uğruna ülkenin parçalanmasına göz yumuluyor. ❗️Bugün eski HDP’li bir milletvekili çıkmış,televizyonda parmak sallayarak “Rojava’yı kabul edeceksiniz” diyor. Aynı eski milletvekili çıkmış, “Silahla yapamadıklarımızı siyasetle yapacağız” diyor. ❓Daha ne desin? ❓Eğer bir siyasetçi çıkıyor, “Abdullah Öcalan Meclis’e gelip PKK’ya çağrı yapsın, serbest bırakalım” diyorsa, bu nasıl bir hukuk devletidir diye sormazlar mı? ❓40.000 kişinin katilini nasıl siyasi bir aktör haline getirirsiniz? ❗️Açılım sürecindeki tüm bölücüler ve FETÖ’cüler bugün piyasada. ‼️Eğer güçlüyüz, güçleneceğiz diyorsanız, Türkmeneli Devleti’ni kurun. ❗️Suriye’de Türkmenlerin üzerinden ekmek yediniz, şimdi onları başkalarına mı teslim edeceksiniz? Türkmenler her yerde savaştı. ❗️Suriye’nin bir kısmının ve Türk yurtlarının YPG’ye teslim edilmesine göz yuman milliyetçi parti olabilir mi? ❗️Anayasa’da, bölünmeye götürecek değişiklikler yapılması tehlikesi var. Çıkın ve deyin ki: “Türkçeden başka ana dilde eğitim olmaz. Türk vatandaşlığı tartışılmaz.” ‼️Uyan Türk milleti! Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkese sesleniyorum: Uyanın! Kardeş kavgasına dönüşmeden uyanın. Irak’ı ve Suriye’yi parçaladıkları gibi bizi de parçalamaya çalışıyorlar. Silahla yapamadıklarını şimdi siyasetle yapmaya çalışıyorlar. Yayının tümü linki 👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

249,540 次观看 • 1 年前

BASINA VE KAMUOYUNA “Uzlaşmak istiyor musunuz?” dediler. “Şartınız nedir?” diye sordum. Verdikleri cevaba bakın: “Selahattin Demirtaş’ın ve bebek katili Abdullah Öcalan’ın kitaplarını okuyacaksın.” Cevabım nettir, tekrar ediyorum: Ben ölürüm ama o kitapları elime bile almam! Demirtaş da, Öcalan da benim gözümde terörün kalemşörüdür. Yıllardır aynı senaryo: “Öldüreceğiz, keseceğiz, susturacağız…” Buyurun, hodri meydan! Ne ölümden korkarız ne tehdidinizden! Bugüne kadar nasıl dik durduysak, bundan sonra on katıyla dimdik duracağız! Ben, Abdurrahim Avcıoğlu olarak tüm milletin huzurunda ilan ediyorum: Ne Demirtaş’ın ne de Öcalan denen katilin kitabını okumam! Terörün edebiyatına yer yok bu yürekte! Siz gerçekten samimi olsaydınız, şunu teklif ederdiniz: “Şehit polislerimiz ve Mehmetçiklerimiz için bağış yapın.” Gururla, şerefle yapardım! Çünkü biz şehitlerin davasının neferiyiz, gazi ailelerinin yoldaşıyız! ⸻ DEM Parti Eş Genel Başkanı ve Siirt Milletvekili Tuncay Bakırhan’a sesleniyorum: Bizi mahkemeye vermişsiniz. Verin! Daha da verin! Siz Türkiye Cumhuriyeti’nin şerefli polislerine, Mehmetçiğine, güvenlik korucularına ağzınıza geleni söyleyeceksiniz… Biz ise susacak mıyız? Yok öyle yağma! Cumhurbaşkanımıza, Cumhur İttifakı’na, devletimize hakaret edeceksiniz… Sonra biz tepki verince “dava açıyoruz” diyorsunuz. Hadi oradan! Biz sustukça siz azıttınız! Ama bilesiniz: Bundan sonra susan değil, konuşan bir millet var karşınızda! ⸻ Ben bir Kürt evladı olarak ilan ediyorum: Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, İçişleri Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya’nın, Adalet Bakanımız Sayın Yılmaz Tunç’un ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin emrindeyiz! Bu kutlu davadan bir adım geri atmayacağız! Devletimizin, milletimizin ve bayrağımızın yanındayız! ⸻ Siirt Cumhuriyet Başsavcımıza da sesleniyorum: Sayın Başsavcım, ya DEM Parti eş başkanının konuşmasını izlemediniz, ya da bizim açıklamamızı hiç okumadınız! Eğer izlemiş ve okumuş olsaydınız, vicdanınız susmaz, kaleminiz durmazdı! Bizim sözümüz nettir: Kürt ve Türk milleti et ile tırnak gibidir, bir ve beraber yaşayacaktır! Bizim yeminimiz budur: “Baş koymuşum Türkiyem, ölürüm Türkiyem! Ne mutlu Türküm diyene!” ⸻ Ne söyledim ben? Bu ülkenin dağlarında terör estiren Murat Karayılan, Cemil Bayık, Duran Kalkan gibi alçaklar; Kürt halkının yüz karasıdır! Tecavüzlerin, infazların, ihanetin adıdır bunlar! Bunlara “alçak” dedim, “namussuz” dedim, evet dedim! Çünkü onlar insan değil, mahlukattır! Bu sözlerimden dolayı yargılanacaksam, Bin kez yargılanmaya hazırım! Biz bu vatan için can vermeye, bedel ödemeye hazırız! Siz susturamazsınız! Siz korkutamazsınız! Siz yolumuzu kesemezsiniz! Kararı bu aziz milletin ve yüce Türk adaletinin vicdanına bırakıyorum. Recep Tayyip Erdoğan Devlet Bahçeli Yılmaz TUNÇ MHP Ali Yerlikaya Mehmet Aktaş Mahmut Demirtaş Dr. M. Hidayet VAHAPOĞLU 🇹🇷 Sabri Amca (caps) Faik Oktay SÖZER Şefik AYGÖL Önder BAKAN Birol Ekici Davut Gürkan Davut GÜL T.C. Jandarma Gn. K Ömer Çelik Habertürk Bengü Türk Zeki Korkutata Zafer Şahin Faik Oktay SÖZER Hakan Fidan TBMM TSK Numan Kurtulmuş Dr. İdris AKBIYIK Mehmet Ali Çelebi Adem Taflan T.C. İçişleri Bakanlığı Murat Zorluoğlu ⸻ Saygılarımla,🇹🇷 Abdurrahim Avcıoğlu

ABDURRAHİM AVCIOĞLU

68,298 次观看 • 1 年前

CHP'lilerin her fırsatta selâm gönderdiği, "Siyasî tutsak" diyerek demogoji yaptığı ve “Cözüm, TBMM'de, İmralı'da değil” diyerek hedef saptırdığı ortamda, o çok sevdikleri Selo, cezaevinden açıklama yaptı: "Ben neysem Öcalan da o! DEM, Öcalan'ın partisidir." “1- Sayın Öcalan’ın inisiyatif aldığı, Sayın Cumhurbaşkanı ile Sayın Bahçeli’nin de büyük cesaretle sahiplendikleri, Sayın Özel başta olmak üzere muhalefetin de güçlü bir şekilde desteklediği barış girişimlerinin içindeyim, yanındayım, arkasındayım. Bu konuda Sayın Öcalan ile aramızda bir rekabetin, ayrılığın ya da çatışmanın sözü bile edilemez. Sayın Öcalan’ın rolü, misyonu ve tarihi sorumluluğu son derece önemlidir ve bunları ancak kendisi yerine getirebilir, ben dahil bir başkası değil. Benim demokratik siyasetteki rolüm ve misyonum da barış çabalarını destekleyecek ve tamamlayacak niteliktedir. Bunu da benim dışımda ve benim adıma kimsenin yerine getirme şansı yoktur. Bununla birlikte, İmralı ile Edirne koşullarında bu misyonu sağlıklı bir şekilde tamamlama imkanımız yoktur. Bu da bir gerçektir; dayatma, pazarlık veya koşul değildir. Umarım Meclis Komisyonu İmralı’ya gider ve ne demek istediğimi yerinde görür, gözlemler, ilk ağızdan tüm gerçekleri dinler. 2- Benim kimseye karşı kinim de nefretim de yoktur; öyle bir lüksüm de yoktur. Ola ki bir gün özgür koşullara kavuşursam ve kendileri de kabul ederlerse Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere Sayın Özgür Özel, Sayın Devlet Bahçeli, Sayın Ali Babacan, Sayın Ahmet Davutoğlu, Sayın Fatih Erbakan, Sayın Erkan Baş, Sayın Mahmut Arıkan, Sayın Müsavat Dervişoğlu dahil olmak üzere tüm siyasi aktörlerle yüz yüze görüşmeyi, varsa öneri ve eleştirilerini dinlemeyi, kendi görüşlerimi ve ülkenin geleceği yararına düşüncelerimi samimiyetle paylaşmak isterim. Bunu da hiçbir siyasi ikbal, koltuk, makam, mevki hesabına girmeden içtenlikle yaparım. Eğer Sayın Cumhurbaşkanı demokratik reformlarla yeni bir sayfa açmayı ve ülkeyi bambaşka sosyal ve ekonomik koşullara taşımayı hedefleyen bir politikayı hayata geçirmeyi ciddiyetle ortaya koyarsa tıpkı barış sürecini koşulsuz desteklediğim gibi bunu da tereddütsüz desteklerim. 3- Ben siyasete Demokratik Toplum Partisi DTP’de girdim ve siyasi geleneğimizin bugünkü temsilcisi DEM Parti benim tek partimdir. Bir gün siyasette olma zorunluluğum ortaya çıksa bile benim evim, yuvam DEM Parti’dir. Başka parti kuracağıma, başka partiye geçeceğime yönelik her yorum sadece spekülasyondur. 4- Siyasi mücadele sadece siyasi partilerin çatısı altında yürütülmez. Yaşamın her alanı politiktir ve mücadele zeminidir. Aktif siyasette olmasam bile aktif mücadelenin her zaman içinde olmaya devam ediyorum, edeceğim. Belirttiklerim dışında her şey yakıştırmadır, yorumdur, spekülasyondur. Önce barışı, sonra adaleti, eşitliği ve kardeşliği hep birlikte sabırla, adım adım inşa edeceğiz. Umutsuzluğa, karamsarlığa, yılgınlığa yer yok. Mutlaka başaracağız. Şimdi gözümüz kulağımız, Meclis Komisyonunun alacağı cesur ve tarihi kararda olacak.” Selahattin Demirtaş 20 Kasım 2025 Edirne Cezaevi

NE KADAR OLDU?

15,880 次观看 • 9 个月前

Biz çocukken oyun oynamayı değil, işe geç kalmamayı öğrendik..! Recep Tayyip Erdoğan Devlet Bahçeli Mustafa Destici Cevdet Yılmaz Prof.Dr.Kürşad ZORLU Prof. Dr. Vedat Işıkhan Mehmet Simsek Yılmaz TUNÇ Mahinur Özdemir Göktaş Alparslan Bayraktar Dr. Osman Aşkın Bak Ali Yerlikaya Mehmet Nuri Ersoy Yusuf Tekin Dr. Fahrettin Koca Mehmet Fatih KACIR İbrahim Yumaklı Abdulkadir URALOĞLU Av. M.Emin AKBAŞOĞLU 🇹🇷 Av. Özlem Zengin 🇹🇷 Dr.Betül Sayan Kaya 🇹🇷 Kemal ŞAMLIOĞLU Vedat Bilgin Murat KURUM Muhammed Levent BÜLBÜL Erkan Akçay E. Semih Yalçın Feti Yıldız Mustafa Kalaycı İsmail Faruk Aksu Prof.Dr.Kamil Aydın Dr.İzzet Ulvi YÖNTER Sadir Durmaz 🇹🇷 Yaşar Yıldırım Prof. Dr. Filiz Kılıç İsmet Büyükataman Ümmü Gülşen Öztürk Doç. Dr. Resul Kurt Abdullah Güler Hasan Turan 🇹🇷🇵🇸 TBMM AK Parti Grup Başkanlığı MHP TBMM Grubu #MHP BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Osman Nuri Kabaktepe SGK MESLEK-DER Çünkü daha çocukken öğrendik; işin başında çok konuşulmaz. Sabah karanlığında çıktık evden. Ayakkabının altı inceydi, ellerimiz daha küçüktü ama kimse “küçüksün” demedi. Dükkân açtık, atölye süpürdük, makinenin başına geçtik. Ellerimiz yağ oldu, yüzümüz is oldu. Akşam eve gelince aynaya bakmadık bile. Usta kızdı, sesimizi çıkarmadık. “İş aksamasın” dedik. Bize böyle öğretildi. Yıllar geçti. Bir gün durduk, “Biz ne yaptık onca sene?” dedik. Cevap kısa oldu, çok kısa: “Sayılmaz.” İnsanın içi orada kırılıyor işte. Çalıştığın günler siliniyor, gençliğin yok sayılıyor. Sabrettik ama duyulmadık. Bizim derdimiz siyaset değil, bizim derdimiz kavga hiç değil. Bu ülkeye küsmedik, bayrağa sırt çevirmedik. Asker uğurladık, şehit haberinde sustuk; çünkü bazen ağlamak bile ayıp sayıldı. Bayram geldiğinde yine bayrağı astık, içimiz yanarken bile. Sadece şunu söylüyoruz: Madem bu devlete emek verdik, madem fiilen çalıştık, o günler bir kalemde silinmesin. Hükümete sesleniyoruz; sözümüz sert değil, niyetimiz temiz. Bu mesele ertelenecek bir mesele değil, vicdanla çözülecek bir meseledir. Bir kalem, bir düzenleme… Bizim için yılların yükünü hafifletecek. Kimseyi suçlamıyoruz, kimseyi hedef almıyoruz ama susmamız da istenmesin. Bizim çocukluğumuzun adı oyun değil sorumluluktu; daha çocukken yorulmayı öğrendik, büyümeye vaktimiz olmadı, sabah karanlığında evden çıkmakla başladı her günümüz; yaşımız küçüktü ama yükümüz büyüktü, bazı çocuklar oyuncak büyütürken biz ekmek parasını büyüttük. Kimse Susturamaz #HükümetStajyerÇıraklaraHakkınıVersin

STAJ VE ÇIRAKLIK SİGORTASI MAĞDURLARI FEDERASYONU

41,085 次观看 • 7 个月前

Dem parti Şımarıklığına karşı Basın Bildirimizdir Yüce Türk Milleti Malumunuz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kutsal çatısı altında, DEM Parti adlı grubun gerçekleştirdiği son derece vahim bir provokasyona tanık olduk. 1 Ekim’de TBMM’deki grup toplantısında, Diyarbakır’dan Ankara’ya “Umutla Özgürlüğe Yürüyoruz” sloganıyla yürüyen ve terörist başı Öcalan’ın serbest bırakılması talebiyle gelen bir grup, salonda hep bir ağızdan terörist başı lehine sloganlar attı. Gazi Meclis’imizin tarihinde ilk defa, bir terör örgütü liderinin ismi, böylesine pervasız tezahüratlar ile yankılanmıştır. Şehitlerimizin mübarek kanıyla kurulmuş, millet iradesinin tecelli ettiği Meclis’te terör propagandası yapılması, akıl alır gibi değildir. Bu rezalet, Türk Milletinin bağrından çıkan Şehitlerimizin kemiklerini sızlatmış, Şehit Yakını ve Gazilerimizin hafızasında, Yüce Türk Milletinin vicdanında derin bir yara açmıştır. Bu olay tabii ki tek başına düşünülemez; 21 Ekim 2024’te terörist başının TBMM’de konuşturulmasına dair çağrıyla başlayan ve sözde “barış süreci” adı altında yürütülen gelişmelerin ulaştığı ihanet dolu zirvedir. Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz yıl bazı siyasi odaklar ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm PKK elebaşını yeniden muhatap almaya kalkmış, hatta onu Meclis’te konuşturmayı dahi telaffuz etmişlerdi. Bu girişimler milletçe kabulü mümkün olmayan vahim bir ihanet olarak tarihe geçti. Ne var ki, bu yanlış adımların ardından terör örgütüyle yürütülen pazarlıklar hız kazanmıştır. Gelinen noktada, sözde “demokratik çözüm” arayışı adıyla terör örgütünü meşrulaştırma çabaları açıkça ortaya dökülmüştür. TBMM bünyesinde bir “Barış Komisyonu” kurulmuş, terör örgütünün dayatmaları bu komisyonda tartışılır hale gelmiştir. Terör örgütünün siyasi uzantıları, bu gelişmeleri “tarihi adımlar” diye niteleyip propaganda aracı haline getirmiştir. Daha da vahimi, “Terörist başına umut hakkı tanınmalıdır” sözleriyle, eli kanlı bir teröriste af yolunu açacak yasal düzenleme talep edilmiştir. Görüldüğü gibi terör örgütü ve yandaşları, “barış” söylemleriyle masumane taleplermiş gibi sundukları isteklerle aslında devletimizi teröristle masaya oturmaya zorlamakta, terör elebaşını siyasi bir aktör olarak kabul ettirmeye çalışmaktadır. Bugün yapılanlar açıkça, milletimizin güvenliği ve devletimizin bekası pahasına teröristlere siyasi meşruiyet kazandırmaktır. İmralı’daki cani ile doğrudan diyalog kurulması fikri normalleştirilmeye çalışılmakta, hatta komisyondaki siyasi partilere “Öcalan barışın anahtarıdır, gelin dinleyin” çağrıları yapılmaktadır. Böylesi bir gaflet ve ihanet, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiştir. TBMM’de yaşanan “Biji Serok Apo” rezaleti, yukarıda bahsedilen sürecin cesaretlendirdiği bir neticedir. Terör örgütünün güdümündeki çevreler o kadar cüretkâr hale gelmişlerdir ki, Gazi Meclis’imizde terörist başı lehine tezahürat yapmaya kalkışabilmişlerdir. Türk milletinin psikolojik eşiklerini aşmak amacıyla bilinçli olarak tertiplenen bu sahneler, milletimizin sabır bardağını taşıran son damlasıdır. Aziz şehitlerimizin al kanıyla yoğrulmuş bu mübarek vatan toprağı üzerinde, gazilerimizin onurlu mücadelesi sayesinde ayakta duran yüce Meclisimizde bir terör elebaşını yüceltmeye cüret edenler, milli birliğimize ve devletimizin bölünmez bütünlüğüne kalleşçe bir darbe vurmuştur. Bu tablo karşısında her vatanseverin öfkesi de son derece haklı ve meşrudur. Gazi Meclis çatısı altında eli kanlı bir terör örgütünün elebaşı lehine slogan atılması sadece hadsizlik değil, doğrudan doğruya milli iradeye hakaret ve devlete meydan okumaktır. Şehit verdiğimiz evlatlarımızın, eşini babasını toprağa veren kahraman ailelerin acısı henüz tazeyken, onlara “Vatan sağ olsun” dedirten değerlerimiz hiçe sayılarak Meclis’te terör propagandası yapılması asla kabul edilemez. Dün bu vatan için canını verenleri bugün unutturup katillerini kahramanlaştırmaya yeltenenler, en az 15 Temmuz’da Meclisimize bomba atanlar kadar haince bir tahribat peşindedir. Burada bir hususun altını özellikle çizmek istiyoruz: Teröre karşı canı pahasına mücadele etmiş, kollarında silah arkadaşlarını şehit vermiş, gazilik onuruyla şereflenmiş Türk Silahlı Kuvvetleri ve Diğer Güvenlik Güçlerinin emekli olmuş personeli yıllardır terör örgütüne karşı duruş sergiledikleri ve toplumun sesi oldukları için çeşitli yargı kumpaslarıyla baskılara maruz kalmaktadırlar. “Çözüm süreci” adı altında açılım politikalarına karşı çıktıkları için Ergenekon, Balyoz, 28 Şubat gibi kumpas davalar ve sahte suçlamalarla zindanlara atılan kahraman komutanları milletimiz unutmadı. Bugün de “hakaret” gibi yalanlarla susturulmak için hapsedilenleri unutmayacak. Dün terörle mücadeleyi zaferle sonuçlandırmış komutanlara “faili meçhul” davaları açanlar, bugün kalkıp teröristlerle müzakereye zemin hazırlamaktadırlar. Vatanseverlere reva görülen bu hukuki baskılar devam ederken, öte yandan Anayasa’yı alenen ihlal ederek terör propagandası yapanların cezasız kalması ve hatta alkışlanması tam anlamıyla bir çifte standart ve ihanettir. Devletin en temel görevi, teröristle mücadele eden evlatlarını koruyup kollamak iken, onları baskı altına almak; buna karşılık teröristlere zeytin dalı uzatmak affedilmeyecek bir yanlıştır. Şu iyi bilinmelidir ki: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü tartışılamaz, pazarlık konusu edilemez. Terör örgütüyle müzakere görüntüsü verecek en küçük adıma dahi milletimiz rıza göstermeyecektir. Unutulmasın ki bu millet, yeri geldiğinde “Ya istiklal ya ölüm!” diyerek emperyalizme ve bölücü haine karşı dünyaya meydan okumuş bir millettir. Bugün de millî birliğimize kastedenlere karşı çelikten bir irade sergilemeye hazırdır. Şehitlerimizin aziz ruhları ve gazilerimizin fedakârlıkları, bize emanet edilmiştir. Bu emanete halel getirecek, şehitlerin kutsal kanı üzerinden kirli siyaset yapmaya kalkışacak herkes, karşısında Türk milletinin çelikten iradesini ve vatan sevdalılarının sarsılmaz öfkesini bulacaktır. Hiç kimse boş hayaller peşinde olmasın. Terörle mücadelede zafer kazanmak, teröriste ödün vermekle değil, onu kayıtsız şartsız teslim almakla ve Türkiye Cumhuriyeti yargısının karşısına çıkarmakla mümkündür. “Barış” masallarıyla milletimizi aldatarak teröriste mevzi kazandırmaya çalışanlar tarihte hep yenilgiye uğramıştır. Bizler teröre terör, katile katil demekten ve hukuk önünde hesap sorulmasını talep etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Eğer “Terörsüz Türkiye” hayali uğruna, terör örgütünün 40 yıllık hain emellerine uluslararası meşruiyet kazandırılacaksa, vatan evlatlarının canı pahasına kazandığı zafer “biz başaramadık” denilerek heba edilecekse, bu hesabı yapan gaflet içindekiler karşılarında bizleri bulacaktır. Türkiye terör belasından elbette kurtulacaktır; ancak bu, şanlı mücadelemizi ve şehitlerimizin aziz hatırasını yok sayacak tavizlerle değil, hukuk içinde teröristlerin hak ettiği cezayı bulmasıyla ve hainlerin silahlarını kayıtsız şartsız bırakılmasıyla olacaktır. Şayet terörün son bulması adına devlete diz çöktürmeye kalkarsanız, buna en başta bu milletin kendisi izin vermez. Teröristle müzakere değil, mücadele esastır. Sayın Devlet Bahçeli’nin “süreç” adı altında terörist başını yeniden muhatap alan, Meclis zemininde normalleştirmeye kapı aralayan beyan ve hamleleri; başta kendi siyasi oluşumunun kurucu iradesine, Alparslan Türkeş’in çizdiği millî güvenlik ve devlet aklı eksenli kırmızı çizgilere, Türk töresinin adalet–mukabele esasına ve Türk Milletinin bölünmez bütünlüğüne aykırıdır. Bu tutum, terörle mücadelenin bedelini kanıyla ödemiş şehit ailelerinin ve gazilerimizin vicdanında kabul edilemez bir yara açmakta ve terörü siyasetin meşru öznesi kılmaktadır. Çağrımız kesindir. Kendisini Türk Milleti nezdinde onarılması güç yaralar açan bu “muhatap alma” ve “normalleştirme” çizgisinden derhâl vazgeçmeye; kurucu ilkelere ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın değişmez hükümlerine sadakatle, tavizsiz terörle mücadele politikasına geri dönmek için çabalamaya davet ediyoruz. Buradan, özellikle TBMM bünyesindeki Barış Komisyonu’nda temsil edilen siyasi partilere ve tüm siyasi liderlere sesleniyoruz: Gazi Meclis’i ve Aziz milletimizi temsil eden bu çatıyı terör propagandasına açtırmamak sizin de sorumluluğunuzdur. Komisyonda “barış” adı altında yürütülen çalışmanın, şehit yakınlarını yaralayan, gazilerimizi inciten bir ihanet sürecine dönüşmesine ortak olmayınız. Sizin göreviniz, Terör örgütünün taleplerine aracılık etmek değil, milletimizin hassasiyetlerine tercüman olmaktır. Komisyon, terörist başının taleplerine kulak vereceğine, önce şehit analarının feryadına kulak vermelidir. Aksi takdirde tarihe millet iradesini teröre peşkeş çekenler olarak geçeceğinizi hatırlatırız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, katillerle müzakere masasına oturmaz. Buna yeltenen kim olursa millet vicdanında mahkûm olacaktır. Aynı şekilde basın kuruluşlarımıza da çağrıda bulunuyoruz: Terör örgütünü ve elebaşını aklamaya, meşrulaştırmaya yönelik propagandaya karşı uyanık olunuz. Medya, “barış” söylemleri ardına gizlenen bu tuzağı ifşa etmeli, gerçekleri milletimize doğru bir şekilde aktarmalıdır. Şehitlerimizin canı pahasına koruduğu bu vatanın birliğini savunmak, kalemini namus bilen her basın mensubunun da görevidir. Terör propagandasına aracı olan yayınlar, basın özgürlüğünün değil ihanetin parçasıdır. Kamuoyunu yanıltmaya çalışan algı operasyonlarına karşı milli duruş sergileyen basın emekçilerimizi selamlıyoruz. Son olarak bu “ihanet süreci”, geçmişteki sözde barış girişimlerinde defalarca görüldüğü üzere, terör örgütünün ve destekçilerinin yeni bir ihanet dalgasıyla sonuçlanmaya mahkûmdur. Terör örgütü ve destekçilerinin, her zaman normalleşme adı altında taktikleri, sahada mevzi kazanma ve devleti baskı altına almaktan ibarettir. Bugün terörist başını muhatap alıp Türk Milletine gözdağı vermeye yeltenenler, yarın hukuki, siyasi ve toplumsal yaptırımların kaçınılmaz ağırlığıyla yüzleşecektir. Bu nedenle, ihanetle beslenen her “süreç” er ya da geç duvara çarpacak; bedelini de o sürecin öznesi ve aracısı olanlar, millet iradesi ve hukuk düzeni önünde eksiksiz ödeyecektir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ya istiklal ya ölüm” parolasıyla kurduğu bu Cumhuriyeti korumak ve bölücülüğe geçit vermemek hepimizin namus borcudur. Bu vesileyle vatan uğruna canını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz. Onların emaneti olan tam bağımsız ve bölünmez Türkiye Cumhuriyeti’ni, sonsuza dek yaşatacağımıza söz veriyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Migazider Muharip ve İç Güvenlik Gazileri, Harp Malülleri Dul ve Yetimleri Derneği Adına Genel Başkan Gazi İdris Tuğunmuş

MuharipGazi

38,112 次观看 • 10 个月前