Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

📍Devlet dokunmadıkça rahatlamışlar.. rahatladıkça çalmışlar.. çaldıkça rahatlamışlar..o kadar şımarmışlar ki yiyosa silkele beni demeye bile başlamışlar.. sonuç; kepazelik

63,175 Aufrufe • vor 7 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

bursa konserinde tam olarak bu yasandi. festival degil konser oldugu icin golden circle yoktu ama bizim durdugumuz yer golden circlea denk gelen yerdi. 14:00 ile 19:00'a kadar sirada bekledik, yemek standlarina gitmek icin bile arkadasimla sirayla gittik. tuvalete gitme imkanimiz dahi olmadi, sira hinca hinc oldugu icin. festival degil, on sanatci yok, dumduz bekliyorsun sessizlik icinde. kapi acildi biz yerimize gectik bu kez kapali degil de acik diye suyumuz atildi, yerler zaten asiri sıkısık cunku sahne onu gercekten genel giris gibi. (genel giris allaha emanetti zaten) ikinci siradayiz, onumuzde bir sira var sadece, boyum 175 arkadasim da 182 diye bize tepki gosterdi. 'boyunuz uzun, arkaya gecin, cocuklar goremiyor agliyorlar' diyip konser baslayana kadar bizi darladilar. guvenlige sikayet eden bile oldu, neyse ki guvenlik bizi savundu. bizi sıkıstırıp onumuze gecmeye calistilar, laf edince de COCUGUM ETTEN DUVAR GORUYOR dedi bir kadin. one almayinca onumdeki kizlarla kavga etti, arkaya gecti sonra. on bes saniye sonra KIZIM BAYILDI demeye basladi, guvenlikler alandan cikardi ikisini. meger bi kizi daha varmis bu sefer o one gecmeye calisti ANNEME YOL VERMEDINIZ diye bana cirkeflesti, SAYGISIZLIK YAPIYOSUN demeye basladi bana. asla dinlemiyor bu arada dediklerimi tabii. neyse en ondeki kizlar "o senin ablan yasinda, saygisizlik yapmadi sana, gec arkaya" diye tepki gosterince arkaya gecti. ama tabii ki asla SIZ ARKAYA GECIN, BOYUNUZ UZUN, COCUKLARI ONE ALIN laflari bitmedi. ben oraya saatler once gitmisim, her cocugu onume alsam genel giristen izliyim o zaman? neyse sonucta konser 12'ye doğru bitti ve neredeyse 10 saat ayakta durduk. o kadar sıkıstı ki bir ara resmen bayildim, suyumuzu bile aldiklari icin su da yoktu guvenlikler sonra su getirip beni ayiltti ama gercekten dip dibe durdugumuz, hareket etmenin bile imkansiz oldugu bi organizasyondu. neyse ki kizlar harikaydi da her seye degdi diyebiliyorum. o gunden de bunu birakip gidiyorum 💗

rémi

114,975 Aufrufe • vor 1 Monat

Sayın Ahmet Davutoğlu’na Cevabımızdır: “AK Parti beni kaybetmeseydi, bugün %60 oyla iktidarda olurdu” diyorsunuz. Ama biz seçimde gördük: %1 oy aldınız! Siz AK Parti olmadan, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmadan, acaba sizi kim tanırdı? Bence siz yatın kalkın Cumhurbaşkanımıza dua edin. Çünkü sizi bu millet AK Parti sayesinde tanıdı. Balıkesir mitinginde sizi dinlemiştim. Samimiyetle söylüyorum, üç kelimeyi bir araya getiremiyordunuz. Kendi kendime dedim ki: “Benim gibi sade bir vatandaş bile bu kadar zayıf konuşmaz.” Siz de biliyorsunuz, 81 ilde 90 milyon insanımız da biliyor: Recep Tayyip Erdoğan varsa, milletin iradesi vardır. AK Parti varsa, Türkiye dimdik ayaktadır! Ahmet Davutoğlu çıkmış diyor ki: “AK Parti beni kaybetmeseydi, bugün %60 oyla iktidarda olurdu…” Sayın Davutoğlu, biz de diyoruz ki: Siz AK Parti’den ayrıldınız, bu millet size ne kadar itibar etti gördük: %1 bile etmeyen oy oranı! AK Parti sizi bırakmadı, siz milleti bıraktınız! Siz ne sanıyorsunuz? AK Parti sizinle değil, milletle büyüdü! Recep Tayyip Erdoğan sizi tanıtmasaydı, bırakın siyaseti, bu ülkede adınızı bilen bile olmazdı! Balıkesir’de mitingde dinledim sizi. Allah için konuşuyorum; üç cümleyi zor kuruyordunuz! Kendi kendime dedim ki: “Benim gibi sade bir vatandaş, bu adamdan daha iyi konuşur.” Ve hâlâ arkanızda bir şey var sanıyorsunuz… Sayın Davutoğlu, siz o makamları işgal ederken, bu millet saygısından sustu. Ama şimdi söz milletin! Ahmet Davutoğlu Bu millet liderini biliyor: Recep Tayyip Erdoğan! Recep Tayyip Erdoğan Ali Yerlikaya Bu millet partisini biliyor: AK Parti! Milliyetçi Hareket Partisi Cumhur İttifakı’nın temel taşı Sayın Dr. Devlet Bahçelidir Devlet Bahçeli Dr.İzzet Ulvi YÖNTER Liderimizin yanındayız Saygılarımla ABDURRAHİM AVCIOĞLU 

ABDURRAHİM AVCIOĞLU

42,981 Aufrufe • vor 1 Jahr

Çok önemli bir yayın 👇 Sedat Peker: “Abdullah Çatlı’yı önce kokaine alıştırdılar bunlar sonra da öldürdüler.” Cevheri Güven son videosunda gazeteci Güler Kömürci ile Sedat Peker’in 15/09/2004 yılında yaptığı çok önemli bir telefon konuşmasının tapesine ulaşmış.Derin devlet ve adamlarıyla Sedat Peker’le olan ilişkinin 20–30 yıllık bir ilişki olduğunu görüyoruz. Bu taraftan baktığımızda Mehmet Ağırlar, Korkut Ekenler, İbrahim Şahinler gibi isimlerin hepsinin iç yüzünü Sedat Peker’den dinliyoruz. Peker, “Bunların yanında ben MELEK kalırım” diyor. Halka “efsane kahraman” diye anlatılanların aslında ne kadar rezil olduğunu anlatıyor. Kokainmanlar, kadın satan otellerden rüşvet alanlar… Sonra kokaine alıştırıp Abdullah Çatlı’yı öldürten adamlar… Hepsini Sedat Peker’in kendi ağzından duyuyoruz. Ve bunları bize gazeteci Güler Kömürcü aktarıyor. Ama mesele şu: Güler Kömürcü bunları Sedat Peker’den dinliyor ama yazmıyor. Çünkü kendisi de o derin devletin, derin çetenin adamlarından biri olduğu için Peker’le bu kadar rahat konuşabiliyor. Hiçbir insan bir gazeteciyle bu kadar rahat konuşamaz; ancak o gazeteci gerçekten gazeteci değil de kendi grubundan birisi ise bu kadar rahat konuşabilir. Sedat Peker de o kadar emin ki, Güler Kömürcü’ye “sakın yazma” demeye bile ihtiyaç duymuyor. Zaten Güler Kömürcü, emir-komuta zinciri içinde neyi yazıp neyi yazmayacağını biliyor. Bu tape, bir dönemi anlamamız açısından altın değerinde.

CanadianNaz

244,237 Aufrufe • vor 8 Monaten

Sultan Muhammed Saki Hz'lerinin bu hafta köylülere yaptığı sohbet; Her ailenin bir başı vardır. Gavsı Kasrevi ks vefat ettiğinde 10 yaşındaydım. O gitti başımıza Sultan Muhammed Raşid hz geldi. Gökçeada'ya sürgün gitti, fitne başladı. O tarla senin, o hayvan senin, o benim bu benimle (fitne) başladı. Sultan mustarip oldu. ve İzmit ve Afyon’daki yerlere gitti. Babam (Gavs ks) geldi. Ve en büyüğümüz oydu, babam çorbanın kaşığına kadar saydırdı, ben şahidim hepsini amcalarıma taksim etti. Fitneyi kesti. Ve Babam ks da dünyasını değişti. VE KULAĞINIZI İYİ AÇIN VE İYİ DİNLEYİN BENİ, VE HERKESE SÖYLEYİN BU SÖZÜMÜ Ben Seyyid Saki, bütün amcalarımı ailemi ve evlatlarını yeğenlerimi topladım. Seyyid Abdulhalim’e dedim Amca en büyüğümüz sensin, ne emredersen o dedim. Ama o hasta olduğunu ve sen (Seyyid Saki) başımız olduğunu emretti.. Ve şimdi iyi dinleyin beni Ben bu ailenin de, köyün de ağası (büyüğü) Seyyid Saki’yim bunu herkes böyle bilsin. Benim bir çalışanımı bırak işten çıkarmayı dokunamazlar bile. Bu köyün %51 benim ben ne dersem o. İster kabul etsinler. İster etmesinler bu böyle olacak. hiçbir sofimden kira almayacağım. Ben biliyorum ki siz burda dünya için değil Allah için buradasınız ve bu hep öyle olacaktır.. Siz bizi seviyorsunuz bu yüzden bizim hatırımıza onlara (kardeşlerime) dil uzatmayın... Şu konuda hemfikiriz evet onlar babamın halifesidir. Buna kimse bir şey diyemez. Ama bana yok bilmem ney Gavs olmuş diğeri bilmem ne Gavs olmuş buna beni kimse ikna edemez... Bunu sadece Allah cc bilir biz diyor muyuz, bizim makamımız budur diye? Şunu unutmayın bunlar daha tüyleri bile daha terlememişken ben Babamın halifesiydim. Amele başlamıştım, bunların daha tüyü terlememişti.. Onlar beni ne kadar büyük görmese abi yerine koymasalar da ben onların da köyünde AĞASIYIM (büyüğüyüm) bu böyle biline ve herkese de söyleyin; Köydeki diğer personellere de söyleyin, korkmasınlar onlar maaş vermese ben veririm size maaşınızı, onlar çıkarsa ben çıkarmam, ben istemeden hiçbir şey yapamazlar. Biri girecekse de çıkacaksa da buna ben karar veririm o kadar.. Bunlar bazı konularda da fetöden de daha tehlikeli oldular. Benim doğru dediğime yalan demeye başladılar... Bunlar kuran ve sünnete şeriata uymazsa şeytanın maskarası olacaklar. Hatta size şimdi bir şey daha diyeyim bir yerde gördüm diyorlar ki Seyyid Saki Gavsın öz evladı değildir, diyorlar bunlar bu hale gelmiş. Bana diyorlar orda şuan içtiğimiz çayı bile bana haram ilan etmişler. Bunları sizlere anlatıyorum ki ne çektiğimizi nelerle mücadele ettiğimizi bilin. Biz sizin yanındayız merak etmeyin hakkımızı hem hukuken hem manen mücadelesini veriyoruz.. Hak yerini bulacak, Allah’ın cc dediği olacak. Merak etmeyin, benim diyeceklerim bu kadar hadi Allah'a cc emanet olun. ziyaretinizi edin şekerinizi alın inşallah...
2:31

Sensitive content

Sultan Muhammed Saki Hz'lerinin bu hafta köylülere yaptığı sohbet; Her ailenin bir başı vardır. Gavsı Kasrevi ks vefat ettiğinde 10 yaşındaydım. O gitti başımıza Sultan Muhammed Raşid hz geldi. Gökçeada'ya sürgün gitti, fitne başladı. O tarla senin, o hayvan senin, o benim bu benimle (fitne) başladı. Sultan mustarip oldu. ve İzmit ve Afyon’daki yerlere gitti. Babam (Gavs ks) geldi. Ve en büyüğümüz oydu, babam çorbanın kaşığına kadar saydırdı, ben şahidim hepsini amcalarıma taksim etti. Fitneyi kesti. Ve Babam ks da dünyasını değişti. VE KULAĞINIZI İYİ AÇIN VE İYİ DİNLEYİN BENİ, VE HERKESE SÖYLEYİN BU SÖZÜMÜ Ben Seyyid Saki, bütün amcalarımı ailemi ve evlatlarını yeğenlerimi topladım. Seyyid Abdulhalim’e dedim Amca en büyüğümüz sensin, ne emredersen o dedim. Ama o hasta olduğunu ve sen (Seyyid Saki) başımız olduğunu emretti.. Ve şimdi iyi dinleyin beni Ben bu ailenin de, köyün de ağası (büyüğü) Seyyid Saki’yim bunu herkes böyle bilsin. Benim bir çalışanımı bırak işten çıkarmayı dokunamazlar bile. Bu köyün %51 benim ben ne dersem o. İster kabul etsinler. İster etmesinler bu böyle olacak. hiçbir sofimden kira almayacağım. Ben biliyorum ki siz burda dünya için değil Allah için buradasınız ve bu hep öyle olacaktır.. Siz bizi seviyorsunuz bu yüzden bizim hatırımıza onlara (kardeşlerime) dil uzatmayın... Şu konuda hemfikiriz evet onlar babamın halifesidir. Buna kimse bir şey diyemez. Ama bana yok bilmem ney Gavs olmuş diğeri bilmem ne Gavs olmuş buna beni kimse ikna edemez... Bunu sadece Allah cc bilir biz diyor muyuz, bizim makamımız budur diye? Şunu unutmayın bunlar daha tüyleri bile daha terlememişken ben Babamın halifesiydim. Amele başlamıştım, bunların daha tüyü terlememişti.. Onlar beni ne kadar büyük görmese abi yerine koymasalar da ben onların da köyünde AĞASIYIM (büyüğüyüm) bu böyle biline ve herkese de söyleyin; Köydeki diğer personellere de söyleyin, korkmasınlar onlar maaş vermese ben veririm size maaşınızı, onlar çıkarsa ben çıkarmam, ben istemeden hiçbir şey yapamazlar. Biri girecekse de çıkacaksa da buna ben karar veririm o kadar.. Bunlar bazı konularda da fetöden de daha tehlikeli oldular. Benim doğru dediğime yalan demeye başladılar... Bunlar kuran ve sünnete şeriata uymazsa şeytanın maskarası olacaklar. Hatta size şimdi bir şey daha diyeyim bir yerde gördüm diyorlar ki Seyyid Saki Gavsın öz evladı değildir, diyorlar bunlar bu hale gelmiş. Bana diyorlar orda şuan içtiğimiz çayı bile bana haram ilan etmişler. Bunları sizlere anlatıyorum ki ne çektiğimizi nelerle mücadele ettiğimizi bilin. Biz sizin yanındayız merak etmeyin hakkımızı hem hukuken hem manen mücadelesini veriyoruz.. Hak yerini bulacak, Allah’ın cc dediği olacak. Merak etmeyin, benim diyeceklerim bu kadar hadi Allah'a cc emanet olun. ziyaretinizi edin şekerinizi alın inşallah...

Câliyetü'l-Ekdâr

58,131 Aufrufe • vor 2 Jahren

📍Cüneyt Özdemir: 📍Şimdi Akın Gürlek’in beni şaşırtıyor olmasının en büyük nedenlerinden bir tanesi şu: Rasim Ozan Kütahyalı yaptığı yayınlarda herhalde “Akın Gürlek’i şu anda en çok kim övüyor?” desen, ben derim ki Rasim Ozan Kütahyalı. Son yayınlarına bakın. En son Lider TV’de yaptığı yayınlarda hatta son tweet’i de o kadar ironik ki; “Yasa dışı bahis çetelerinin tamamı bitecek” diyerek Akın Gürlek’i alıntılıyor. Yani son tweet’i de bu. 📍Hatta bazen sanki savcılarla görüşüyor, bu soruşturmaları götüren savcılarla ilişkisi varmış gibi, ya da ne bileyim MİT’le görüşüyor, devlet içinde birileriyle, AK Parti içinde birileriyle görüşüyor gibi bir izlenim de veriyordu Rasim daha önceki yayınlarında. Bunu açıktan söylemiyordu ama “Benim haberim var” diyordu. “Bak benim dediğim çıktı” diyordu. Yani hep böyle bir iması vardı. Rasim’in bir şekilde devletin içinde, AK Parti’nin içinde görüştüğü insanlar var mı? Vardır hala. Ama buna rağmen böyle bir görüntü verilmesi simgesel olarak çok önemli. 📍Bir dönem AK Parti’nin en önde tuttuğu isimler hala tutuklu biliyorsun, Habertürk’ten. Bir kısmı bırakıldı ama bir kısmı hala bırakılmadı. Şimdi bu bile önemli bir şey. Evet, Akın Gürlek’in kimi icraatları tartışılıyor. Kimi gazetecilerin, muhalif gazetecilerin tutuklanması, haksız yere tutuklanmaları, tutukluluklarının devam etmesi… Tabii bu Akın Gürlek’in özelinde değil de onu bağlayan bir şey. Adalet Bakanı olduğu için ya da eski İstanbul Başsavcısı olduğu için. 📍Ama bu da ilginç. Bir yandan muhalifler eleştiriyor ama bir yandan da iktidara yakın kimsenin de eğer bir şey varsa… Umarım Rasim serbest kalır, umarım hakkında söylenenler kendi dediği gibi yanlış anlaşılmadan ibarettir. Ama diğerlerine yapılan muamelenin aynısını o tarafa da yapıyor. Bu anlamda beni şaşırtıyor. Şu anlamda olumlu bir şey söylüyorum yani. Çünkü hükümeti desteklemek yanlış bir şey değil. İnsanlar AK Parti’yi de destekleyebilir, CHP’yi de destekleyebilir. Ben hiçbir şekilde “birisi iyi, birisi kötü” demem yani.

Siyasi Hat

20,970 Aufrufe • vor 2 Monaten

Türkiye’de 18 Şubat sabahı telefonlara düşen "İsrail’de 7.0 büyüklüğünde deprem" uyarısı, sadece teknik bir aksaklık mıydı, yoksa küresel siber gücün bir "gövde gösterisi" mi? Gelin, madalyonun öteki yüzüne ve Netanyahu’nun o meşhur iddiasının derinliklerine bakalım. 📍 1. Yazılım Değil, Donanım Hegemonyası Netanyahu’nun "Telefonlar İsrail’in bir parçasıdır" sözü boş bir tehdit değil, teknolojik bir gerçektir. Bugün kullandığımız akıllı telefonların işlemci mimarilerinden (ARM vb. tasarımları), veri sıkıştırma algoritmalarına, yüz tanıma sistemlerinden (FaceID'nin kökeni İsrailli PrimeSense firmasıdır) siber güvenlik protokollerine kadar pek çok kritik bileşen İsrail merkezli Ar-Ge laboratuvarlarında geliştirilmiştir. Sonuç: Bir cihazın "beyni" size ait değilse, o cihazın ne zaman "uyanacağına" veya ne mesaj vereceğine siz karar veremezsiniz. 📍 2. "Sahte Deprem" Mesajı: Bir Kaos Provası mı? Deprem gibi hassas bir konuda gönderilen sahte bildirimler, modern literatürde "Bilişsel Harp" (Cognitive Warfare) olarak adlandırılır. Panik Testi: Toplumun refleksleri ölçülür. Güven Sarsma: Resmi makamların (AFAD/Kandilli) açıklaması gelene kadar geçen sürede oluşan bilgi kirliliği, halkın sisteme olan güvenini zedeler. Siber Sızma: Bu bildirimler, sistemlerdeki bir açığın veya "arka kapının" (backdoor) aktif olarak kullanılabileceğinin kanıtıdır. 📍 3. Lübnan Örneği ve "Uykudaki Cihazlar" Kısa süre önce Lübnan’da çağrı cihazları ve telsizlerin uzaktan patlatılması, donanım güvenliğinin ne kadar hayati olduğunu gösterdi. Eğer bir devlet, bir cihazın içindeki bileşene müdahale edebiliyorsa; o cihazı bir dinleme aygıtına, bir mesaj panosuna veya -en uç noktada- bir imha aracına dönüştürebilir. 📍 4. Çözüm: Dijital Egemenlik ve Yerli Teknoloji Yaşanan bu son "deprem uyarısı" olayı bir kez daha hatırlattı ki: Yerli İşletim Sistemi: Sadece arayüz değil, çekirdek düzeyinde kontrol şart. Donanım Bağımsızlığı: Çip tasarımı ve kritik devre elemanlarının yerlileşmesi. Veri Güvenliği: Bildirim sunucularının (Push Notification) yerli altyapılar üzerinden çalışması. Unutmayın: Eğer bir teknoloji için bedel ödemiyorsanız ürün sizsiniz; ama eğer o teknolojiyi kontrol edemiyorsanız, o teknoloji size karşı bir silahtır.

Ayyıldız Tim 🇹🇷

11,036 Aufrufe • vor 5 Monaten

🔥"Galatasaray sıkıyorsa beni dava etsin! Elimde öyle şeyler var ki ŞAMPİYONLUKLAR EL DEĞİŞTİRİR" 🔥YOK ARTIK demeyin! SONUNA KADAR OKUYUN... 🔥FENERBAHÇE TARAFTARI "UYKUDAN UYAN!" 🎫Bir arkadaş diyor ki; Aptalca bir uygulama veya fikir yüzünden Galatasaray'a resmen piyango vurdu. 🥱 Galatasaray İngiltere dönüşü yorgun halde Göztepe maçına çıkacaktı! 🤬 Bu saçma planlama yüzünden iptal oldu! demiş ama; 👹 Başkanı Galatasaray Kongre Üyesi olan ve HER Galatasaray maçında "SAHAYA KAYBETMEK İÇİN ÇIKAN" bir takımdan bahsediyoruz!!! DAHA 1 TANE GALİBİYETİ GEÇTİM, BERABERLİĞİ YOK!!! 👹 Geçin artık arkadaşlar onu bunu şunu! En ve tek umudum Beşiktaş maçıydı! Beşiktaş ne yapar eder bunları yener diyordum ama daha 1 maç önce Alanya maçında KORUNUP KOLLANAN ve HAKEMLE MAÇI KAZANAN Galatasaray'ın Beşiktaş maçında da KOLLANMASINI KİMSE ENGELLEYEMEDİ! 🤝 Şunu kafanıza sokun; İbrahim Hacıosmanoğlu ve Dursun Özbek "LİGİN KADERİNİ ÇOKTAN ÇİZDİLER! KENDİ ARALARINDA KONUŞTULAR! BİRBİRLERİNİ TEHDİT EDİP SAKIN HA" dedikleri günden sonra da AÇIĞA VURDULAR! 😶 Ne devlet yetkilileri, ne spor savcıları ne de bir başkası! KİMSE DE BU OLUŞUMA SES EDEMİYOR! ETMEDİ DE! ETMEYECEK DE... 🫰✊🤜 O yüzden sizlerden ricam; MANTIKLI DÜŞÜNÜN, MANTIKLI KONUŞUN! 🚑 Hocam peki "Bizdeki gibi yıldız 3-4 futbolcuları sakatlansa, yine mi aynı olur?" CEVABIM NET: EVET! 🚑Onlarda Osimhen çaprazı koparsa Kadir Sağlam girer devreye! Torreira'nın bilekte bağlar kopsa Yasin Kol çıkar sahneye! Sara'nın tarak kemiği kırılsa, Ümit Öztürk çıkar oynar ortada!!! YEDEKLERİ DE BÖYLE ETKİLİ İSİMLER... 👨‍🚀 Falcılar bunu diyor, Astrologlar şunu diyor, Büyücüler bunu diyor demeyin kesin!!! LİGİN israilvari sahipleri NE DİYOR SİZ ONA BAKIN!!! ONLAR NEYE KARAR VERİYOR ONA BAKIN!!! 🚨 Pollyannacılık yapmayı bırakın ve gerçekleri konuşun! 🚨İyi oynamak, doğru transfer, fikstür avantajı vs hiçbiri mühim değil! DOĞRU LOBİ İLE YOLA ÇIKMAK ÖNEMLİ! Misal şu anda Beşiktaş "DOĞRU LOBİYİ" arkasına alsın, şuradan ŞAMPİYON OLURLAR! O kadar net... 🚨 Bütün bunları bile bile de lütfen saçma sapan konuşmayalım... NOT: Videodaki şahsı "Galatasaray sıkıyorsa beni dava etsin! Elimde öyle şeyler var ki ŞAMPİYONLUKLAR EL DEĞİŞTİRİR" diye tehdit ettiği için, kimse dava açamıyor bile! Oysa sizler ya da ben desek nelerle uğraştırdık düşünün! SAYGILARIMLA Mustafa Hoca - Kadıköy Sokak

Kadıköy Sokak

25,964 Aufrufe • vor 4 Monaten

Fuat Göktaş Burak Yılmaz'ın söylediklerine Verdiği cevap şaka gibi Gökhan Dinç: Fuat Göktaş beni aradı, öyle oldu, beni bahis yaptın dedi. Yok efendim o sendin dedi. Sonra döndü telefon açtı. Dedi ki yok efendim o sen değildin. Bilmem ne bana yoklama çekti dedi. Ben de Sayın Futbol Federasyonu Başkan Vekili Fuat Göktaş'a telefon açtım. Ve dedim ki normal şartlarda böyle cevap vermezdiniz. Evet biliyorum. Hatta bunu da konuştuk. Ben normalde futbolun önemli paydaşlarından birisiyim. yönetici pozisyonundayım. Ben bir teknik direktöre bu şekilde karşılık vermem. Vermemem lazım. Ama derim ben ısrar ettim. Dedim ki ne oldu? Telefonda neler oldu? Her ikisine de. Her iki konuşmaya da. Şimdi öncelikli olarak Burak Hoca'nın bir kere ilk telefon açması değil. Burak Hoca da bunu anlatıyor. Ve Burak Hoca şunu söylüyor. Diyor ki telefon açtım beni doğradılar. Beni doğuruyorsunuz. Sen beni doğratıyorsun hakemlerine. Demiş ya Fuat Göktaş'a. Fuat Göktaş diyor ki benim maçtan bile haberim yok. Hangi pozisyondan bahsediyor ondan da haberim yok. Bana telefon açtı beni hakemlere doğratıyorsun dedi. Ve sonrasında şöyle bir ifade kullanıyor Fuat Bey. Burak Hoca bana telefon açıp hakemlerinle beni doğrattın yeter artık diye üst perdeden yüksek sesli bir şekilde konuşuyor. Normal şartlar altında bir başkan vekiline. Böyle bir teknik direktörü, daha doğrusu teknik direktörle başkan vekili niye muhatap oluyor o da bilmiyorum da. Başkanı ararsın, başkan vekilini arar, başkan vekilini mevkidaşı konuşur. Öfke nöbeti geçiriyor, sonrasında ellerinden öperim diyerek telefonu kapatıyordu diyor Fuat Göktaş. Burak Hoca bana telefon açıp hakemlerine beni doğrattın yeter dedi, öfke nöbeti geçiriyor. Sonrasında ellerinizden öperim deyip telefonu kapatıyordu. Bir önceki hakem olayında bu yaşandı diyor. Bu son derece ilginç ellerinden öperim falan kısmı. Atıldığı maçtan sonra söyledikleri hani bir nebze hoşgörüyle karşıladım. Ama Burak Hoca öfke nöbeti geçiriyor. Bundan sonraki son söylediği ifadelere hoşgörü göstermem mümkün değil diyor Fuat Göktaş. Nasıl bir hoşgörü göstermez ne yapar ne eder bilmem Fuat Göktaş beyefendi. Ama ifadeleri bu. Bir kez daha söyleyeyim. Bir kez daha söyleyeyim. Toplu halde söyleyeyim de. Toplu halde söyleyeyim de. Burak Hoca bana telefon açıp hakemlerinle beni doğrattın, yeter artık dedi. Öfke nöbeti geçiriyor. Sonrasında da ellerinizden öperim deyip telefonu kapatıyor. Bir önceki hakeme olayında da böyle oldu. Atıldığı maçtan sonra ilk olayda bana söylediklerine hoşgörü gösterdim. Ama buna hoşgörü gösteremem. Biz eski Burak Yılmaz'ı seviyorduk. Bunlar son derece tutarsız davranışlar. Burak Hoca bir önceki maçta da öfke nöbeti geçirdiğini zaten Burak Yılmaz'da kabul ediyor zaman zaman. Kötü konuştum diyor. Kötü konuştum. Ama konuşmayacaksın Burak Hocam, kötü konuşmayacaksın haksız duruma düşüyorsun. Yani Türkiye'de böyle. Haksızsın, isyan ediyorsun, cümlelerinden bir şeyler bahsetmeye çalışıyorsun. Böyle diyorsun, herkesin bir üstü bu var abi, benim de bir üstü bu var. Benim de bir üstü bu var. Ama işte... Haksız duruma düşüyoruz bazen. Böyle bağırarak, çağırarak, yükselderek falan böyle haksız duruma düşüyoruz. Sonuç itibariyle şu. Türkiye'de bugün çekilen fotoğraf çok net. Türk futbolunun ne kadar kötü yönetildiğini gösteriyor. Bir de bakın bu tartışmaların olduğu günlerde şimdi Fenerbahçe'de durduk yere Türkiye Futbol Federasyonu'nu ziyaret ediyor.

Galatasarayultrataraftar

47,789 Aufrufe • vor 3 Monaten

📍Hintli Sajawal Khan, Türkiye’de iş fırsatlarını anlatıyor arkadaşlar. Diğer videolarında da sınırdan nasıl geçilir, nasıl gelinir, Kıbrıs’ta nasıl çalışılır hepsini tek tek anlatıyor. Daha 74 Barış Harekâtı’na katılmış akrabalarım kurtardıları Kıbrıs’ı hayatlarında ikinci kez daha görememişken adamlar elini kolunu sallaya sallaya burada düzen kuruyor. Bu videolar sayesinde arkadan daha on binlercesi yüz binlercesi daha geliyor. Oysa burada kapı kapalı olsaydı bu videoları asla yapamayacaklardı. 📍20-25 bin maaşları ballandıra ballandıra anlatıyor pek tabii ki geçen seneki 25 bin şimdinin 30-35 bini. Ayrıca bunların on yirmi tanesi aynı evde kaldıkları için gayet rahatlar. Ev sahibi Mahmut amca da mutlu çünkü adam başına beş bin alıyor. 📍Normal koşullarda 20 binlik evler bu yüzden 40-50 bine fırlıyor. İşte bu sebepten ev stoku azalıyor ve ülkenin öğretmeni akademisyeni kiralık ev bulmak için Survivor mücadelesi veriyor. 📍Boşuna iş aramayın demiyorum ama şunu görün artık. En alt düzey işlerin bile maaşını ve kalitesini belirleyen şey ülkedeki işçi stokudur. İşçi azsa kasiyer bile olsan iyi kazanırsın. Ama doğudan sürekli kontrolsüz vasıfsız işgücü akıyorsa, o piyasada emeğin değeri her gün biraz daha düşer. 📍Çünkü ekonominin en vurucu ve acı gerçeği şudur. İşgücü ne kadar ucuz ve sınırsız hale gelirse, patron için insan da o kadar kolay değiştirilebilir olur. Bugün gençlerin yaşadığı şey sadece işsizlik değil aynı maaşa daha kötü şartlarda çalışmaya razı milyonlarca insanla rekabet etmek. 📍Bir buçuk milyarlık Hindistanla, 300 milyonluk Pakistanla rekabet ediyorsunuz. 40 milyonluk Afganistanla rekabet ediyorsunuz ö 📍Bir ülkede vatandaş kendi ülkesinde gelecek kuramaz hale gelmişse, sorun bireysel değil sistemseldir. Ücret dediğin şey artık emeğin değeri değil, ülkedeki çaresiz insan sayısının fiyatı olmuştur. 📍Artık her “milliyetçiyim” diyen kişi, ülkesinin geleceği için ekonomik düzeni sorgulamak zorundadır. Çünkü üretim ve refah dengesi bozulduğunda, sonuç sadece ekonomik değil toplumsal bir çöküştür. 📍Sosyal düzeni korumayan hiçbir ekonomik model uzun vadede sürdürülebilir değildir. Çözüm tartışması ideolojiden çok, gerçeklik zemini üzerinden yapılmak zorundadır. 📍Bir ülkenin kaderi, insanına ve emeğine verdiği değerle yazılır. Değer gördüğünüzü düşünmüyorsanız devam edin. Sosyalist üretim ekonomisi olsun ama serbest pazarda kalalım. Bunu yapan onca ülke var aksi taktirde tarım alanlarınızı araplara satıp iki Arap turiste çay satmayı ekonomi sanırsınız. Bu da sizi uzun vadede bitirir. 📍Sosyalist ekonomi uygulayacağız diyen milliyetçi bir parti çıkmalıdır. Yoksa da var edilmelidir. Yoksa Fawzuddin, nawazuddin, sancay kapur gibilerinin açık apış arası politikası ile akın akın geldiği, sokakları köri kokan bir bok çukuru oluruz. Saygılar.

⚜️Jxlhš (Dr.Yuksel Hoš)🇹🇷

17,525 Aufrufe • vor 2 Monaten

"X'TE NASIL PARA KAZANILIR? @xpatlacom İLE VİRAL OL VE BÜYÜ!" @xpatlacom kullanmaya başladığımda 1.5 ay öncesine kadar bu aracın ismini bile bilmiyordum şimdi içerik stratejimi bu sistem üzerinden kuruyorum ve sonuçlar ortada Kullanım videosunu çektim çünkü bunu göstermem gerekiyordu sadece anlatmak yetmiyor X patla yapay zeka destekli bir içerik motoru senin nişini analiz ediyor rakiplerini tarıyor sen sadece uyguluyorsun bize bu platformda viral olmamızı sağlayan hurri teşekkür ederim. Eskiden viral olmak için ya şans lazımdı ya da aylarca deneme yanılma yapman gerekiyordu şimdi o deneme yanılma sürecini yapay zeka senin yerine yaşıyor ve sana direkt sonuç üreten formülü veriyor Benim gördüğüm şu oldu ilk hafta etkileşimler farklı bir seviyeye çıktı ikinci hafta profilime gelen ziyaretçi sayısı katlandı üçüncü hafta insanlar beni alıntılamaya başladı ve bunun maliyeti aylık iki kahve parası... iki kahve parasına görünür olmak, iki kahve parasına doğru kitleye ulaşmak, iki kahve parasına içeriklerini veri ile üretmek. Kirpik iki bin lira, tırnak iki bin lira, makyaj üç bin lira ama dijital varlığına yatırım yapmak söz konusu olduğunda insanlar düşünüyor Bu dengesizliği anlamak lazım çünkü 2026 da görünmeyen kazanamıyor X patla yokken viral olan insanlar bile diyor ki oramız buramız çatlıyordu o süreci yaşamış biri olarak söylüyorum bu araç o çatlama sürecini ortadan kaldırıyor Videoda her şeyi adım adım gösterdim nasıl kurulur nasıl kullanılır ve ilk sonuçlar ne zaman gelir merak eden izlesin

AIVersePlay

28,404 Aufrufe • vor 3 Monaten

📌 CHP CBK ADAYI EKREM İMAMOĞLU ‘nun 20 YAŞINDAKİ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİ SEVGİLİSİ KİM? Bakın #ekremimamoğlu ‘na karşı herhangi bir husumetim, nefretim, kötü eleştirim bugüne kadar olmamış ve o kadar şey biliyorumki henüz bu bilgilere savcılık ulaşmadı, ama bizzat ben ulaştıracağım. Bilgileri de sizlerle paylaşacağım. Hala #herseyguzelolacak beklentisinde olan arkadaşlar evet olacakta “ EKREM İMAMOĞLU “ ile değil. Adamı neredeyseyse Gazi #mustafakemalatatürk yerine koyan kör, cehaletin kılıcı ulama olmuş bir grup zihniyet ve onu kışkırtan maddi desteklerle sosyal medyayı ve sokakları karıştıran troller, iyi dinleyin. Sizin ambalajınız bana sökmez. Ben sustum. Konuşmadım. Ekrem İmamoğlu’ndan korkumuzdan değil, ona teveccüh gösteren halkımız için sustum. Ama yeter. Gerçekten yeter. Tiyatro bile olamayacak çocuk müsameresi gibi bir “ olağanüstü kurultay “ yapmaları, yaşadıkları panik, halka kendilerini aklama çabası maalesef sonuç vermeyecek. Çünkü liderler yanlış. Bu arkadaşlar lider siyasetçi değil, vatandaşı kışkırtarak önce sokağa çıkardı, şimdi de #boykot demokratik hak deyip Türkiye ekonomisine zarar veriyorlar. Bu insanlar kendini düşünüyor Özgür Özel’in ve Ekrem İmamoğlu’yla ilgili size öyle şeyler anlatacağım ki öyle belgeler sunacagım ki Türkiye beni takip edecek şaşıracak şok olacak .. bakın ilk Bomboşum Ekrem İmamoğlu‘nun İstanbul alkent 2000 hadımköy‘de evin fotoğraflarını da istiyorsanız yayınlayayım çok merak ediyorsanız bir hatunla birlikte hatun 20 yaşında bir öğrenci üniversiteli bir öğrenci dilek İmamoğlu bu olayı biliyor hatta bu genç kızımız Ekrem İmamoğlu‘yla Dilek İmamoğlu‘nun yazışmasını dahi okuyor … ne mi yazıyor vallahi de tillahi de hepsini anlatacağım Seyhan Soylu asla yalan söylemez bugüne kadar sustu bundan sonra konuşuyor takip edin paylaşın ve gerçek yüzlerini herkes bilsin . Arkadaşlar bu vatan bizim ha başkasının değil. #ekremimamoğlu #chp #özgürözel #kurultay #akıngürlek #erdoğan #ecevit

Seyhan SOYLU (Sisi)

343,798 Aufrufe • vor 1 Jahr

🧵 1/ AKKUYU, SUİKASTLER, SABOTAJLAR: İSRAİL MERKEZLİ DERİN TEHDİT! 📌 Rubin ve benzeri yapıların söylemi artık analiz değil, açık bir çağrı: ➡️ "İsrail, Akkuyu Nükleer Santrali'ni vurmalı!" ➡️ "Ama NATO devreye girer, o hâlde üstlenmesin!" ➡️ "Türkiye'de sabotajlar, suikastlar organize edilsin!" 2/ NATO TÜRKİYE’Yİ KORUMAZ MI? 🛡️ NATO 5. Madde devreye girer mi? Rubin diyor ki: ➡️ "Hayır! Çünkü bu madde için oybirliği gerekir. ABD veto eder, Türkiye'yi korumaz." ❗Yani açıkça şunu söylüyorlar: İsrail vurabilir, Türkiye yalnız kalır! 3/ HEDEF: TÜRKİYE İÇİNDEKİ KRİTİK NOKTALAR 📍 Yönlendirme çok net: ▪️ "Devlet içindeki önemli şahıslara suikast yapın!" ▪️ "Kritik merkezlere sabotajlar gerçekleştirin!" 📌 Tıpkı İran'da olduğu gibi! 🔻 İran’da neler oldu? ➡️ Genelkurmay başkanları odalarında öldürüldü, ➡️ Komutanlar hedef alındı, ➡️ İsrail ajanları devletin içinde cirit attı! 4/ TÜRKİYE İÇİN EN BÜYÜK RİSK: İÇERİDEN SIZMA! 🇹🇷 Açık konuşalım: 🔴 FETÖ, bu sızmanın temel taşıdır! 🔻 Siyonizmin içimizdeki resmî ajanlarıdır! 📍 Nerede bu adamlar? ▪️ Devletin içinde hâlâ gizli hücreler, ▪️ Silahlı kuvvetlerde, emniyette, adliyede… 5/ MİT’İN OPERASYONLARI NEDEN HAYATİDİR? 🔍 Son yıllarda Milli İstihbarat Teşkilatı büyük operasyonlar yaptı. 📌 Mossad’a karşı yürütülen mücadele, 📌 Sessizce temizlenen hücreler çok önemlidir! Ama yetmez! 6/ TÜRKİYE NE YAPMALI? 📍 Akkuyu gibi stratejik tesislerde hava savunma sistemleri güçlendirilmelidir! 📍 Kritik kamu görevlileri en üst düzeyde korunmalıdır! 📍 MOSSAD’ın bir kolu olan FETÖ, son moleküllerine kadar ayıklanmalıdır! 📍 İsrail ajanlarına karşı iç güvenlik uyanıklığı en üst seviyeye çıkarılmalıdır! 7/ SONUÇ: BU SADECE TEHDİT DEĞİL, PROJENİN OPERASYON AŞAMASIDIR! Bu yazılanlar ve konuşulanlar: ❗ Bir senaryo değil, ❗ Türkiye’yi zayıflatma planının uygulamaya konulmasıdır. 🇹🇷 Türkiye hedefte. Ama Türkiye bu oyunu bir kez daha bozar! Yayının tamamı:

TÜRK DEGS / TURK MAGS

12,914 Aufrufe • vor 1 Jahr

-ABD ve İsrail emellerine ulaştı -Tarih sevinenleri şöyle yazacak: ABD, İsrail ve Türkiye -Bir Esad gitti bin tane Esad getirecekler senin başına -Irak'ı üçe böldüler. Suriye'nin de dörde bölünmesi söz konusu -Bundan sonra ilk hedefleri İran olacak -Nihai hedef Türk'ün parçalanmasıdır -Ne yazık ki Amerika'nın ve İsrail'in çıkarları için hareket eden bir hükümetimiz var -15- 20 sene içinde devlet ve vatan diye bir şey bırakmayacaklar” -BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’tan Suriye değerlendirmesi… BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, “Suriye'yi bölmek isteyen İsrail emellerine ulaştı. Suriye'nin kuzeyinde terör devleti kurmak isteyen ABD emellerine ulaştı. Suriye'yi istikrarsızlaştırmak isteyen emperyalizm emeline ulaştı. Ben buna bakıyorum ve sizin o çok derin, çok müthiş, hiç kimsenin göremediğini gören devlet aklınız var ya, aklını ABD'ye kiraya verdi. Ne yazık ki ancak ve ancak Amerika'nın ve İsrail'in çıkarları için hareket eden bir hükümetimiz var” dedi. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Uşak’ta partisinin 9. Olağan İl Kongresine katıldı. Halil İbrahim Çakın’ın yeniden il başkanı seçildiği kongrede konuşan Hüseyin Baş, Suriye’de Esad döneminin sona ermesi üzerine dikkat çekici değerlendirmeler yaptı. Hüseyin Baş şunları söyledi; ‘ABD ve İsrail emellerine ulaştı’ “Bugün şunu görüyorum; Suriye'yi bölmek isteyen İsrail emellerine ulaştı. Suriye'nin kuzeyinde terör devleti kurmak isteyen ABD emellerine ulaştı. Suriye'yi istikrarsızlaştırmak isteyen emperyalizm emeline ulaştı. Ben buna bakıyorum ve sizin o çok derin, çok müthiş, hiç kimsenin göremediğini gören devlet aklınız var ya aklını ABD'ye kiraya verdi. “Bir Esad gitti bin tane Esad getirecekler senin başına” 2003'te Amerika Irak'a girdi. Ne faydanıza oldu? Irak'ta Saddam idam edildiğinde aynı şekilde davullar zurnalar çalındı. Sonuç? Bakın size çok enteresan bir anektodu aktarayım; Hasan El Jaburi Saddam'ın heykelini balyozla kıran adam. Bu adam aradan yıllar geçiyor diyor ki ‘O meydandan her geçtiğimde utanıyorum’ diyor. Neden? ‘Bir Saddam gitti bin Saddam geldi’ diyor. Ben Saddam'ı da savunmuyorum, O da verecek hesabını, bu başka konu ama sen benim coğrafyama, benim komşuma bin tane Saddam getirmek için beni bir tane Saddam’la tehdit ediyorsun ve bizim o derin devlet aklımız da ‘Evet, bu tehlikeli bir adam’ diyor. Bugün Esad'ı sevsen de sevmesen de eğer ona zalim diyorsan haberin olsun kardeşim; bir #Esad gitti bin tane Esad getirecekler senin başına. “Irak'ı üçe böldüler. Suriye'nin de dörde bölünmesi söz konusu” #Irak'ı üçe böldüler. Suriye'nin de dörde bölünmesi söz konusu. Ne olacak? Ne olacak ya, ne olacak? Bugün olaya şöyle bakın; Irak'ı Osmanlı'dan koparan, Suriye’yi Osmanlı’dan koparan, bütün Arap yarımadasını Osmanlı’dan koparan İngiliz’di. Onların başına İstedikleri adamları getiren İngiliz’di. Şimdi bu kadar işi İngiliz yaptı ve sen de bana diyorsun ki, ‘Biz de İngiliz'in kurduğu oyunu bozduk, onları geri indirdik.’ Geç o işi, geç o hikayeyi... “Ne yazık ki ancak ve ancak #Amerika'nın ve İsrail'in çıkarları için hareket eden bir hükümetimiz var” Ne yazık ki ancak ve ancak Amerika'nın ve İsrail'in çıkarları için hareket eden bir hükümetimiz var. Unutmayın arkadaşlar; Hani denir ya ateş düştüğü yeri yakar. Evet, ateş düştüğü yeri yakar ama ateşin şöyle bir özelliği var; yayılır ve büyür. O ateş düştüğü yeri yaktıktan sonra yayılır gelir ve seni de yakar. Bak, aklını başına al, gelir seni de yakar. Şimdi sizi türlü bahanelerle, hikayelerle uyutmak isteyecekler ve ‘Biz #Suriye'nin kuzeyinde asla bir terör yapılanmasına ve devletine müsaade etmeyiz’ diyecekler. Batılı ülkelerin hepsi sıraya girmiş, ‘Suriye'deki bütün muhalif gruplarla iletişim halindeyiz’ diyor. +++

Eyüp Gündoğdu

45,442 Aufrufe • vor 1 Jahr

Murat Bardakçı "Vahdettin, Atatürk'ü ülkeyi kurtarması için gönderdi" palavrasının yayılmasına hizmet etmiş bir insan. Buna rağmen televizyonlarda "Hayır, ben onu söylemedim" diyerek günah çıkarıyor. Peki bu beyanı samimi mi? İnceleyelim... Ama sadece bu konuların meraklıları için yazıyorum. O yüzden biraz uzun olacak. Meraklısı olmayanlar burada bırakabilir. Önce hikayenin gelişimine bakalım... Murat Bardakçı yakın zamanlarda 19 Mayıs: Devlet Operasyonu isimli bir kitap yazdı. Kitabın ismi bile insana tuhaf geliyor. Çünkü devletin başında o tarihlerde Vahdettin var. Ee 19 Mayıs da devlet operasyonu olduğuna göre Atatürk'ü ülkeyi kurtarması için Vahdettin göndermiş oluyor. Yani kitabın ismi böyle bir izlenim yaratıyor. Bardakçı bu izlenimi yarattıktan sonra bazı çevreler harekete geçerek türlü palavralarla, tabii bu kitabı da kullanarak "Vahdettin, Atatürk'ü ülkeyi kurtarması için gönderdi" argümanını öne çıkarıyor. Sonrası malum... Bu argümanı ileri sürenlerle bu argümana karşı çıkanlar arasında meydan savaşı yaşanıyor. Murat Bardakçı da tepkilerden nasibini alıyor. Peki sonra ne oluyor? Murat Bardakçı tekrar sahneye çıkıyor "Hayır, ülkeyi kurtarması için Vahdettin göndermedi, ben böyle bir şey yazmadım" diyor. Kitabında kullandığı tartışma yaratan "devlet operasyonu" kavramını başka türlü izah ediyor. Devlet derken Vahdettin'i değil, devlet içindeki bazı kliklerin Atatürk'ü gönderdiğini söylüyor. (Buraya bir dipnot koyalım: Murat Bardakçı başka yerlerde başka şeyler de söylüyor, hem de neler neler... Ama oraya sonra geleceğiz. Düğüm orada çözülecek zaten. Dikkatle o kısmı bekleyin) Yani özetle, "Vahdettin'i kastetmedim, derin devleti kastettim" diyor. Peki bu argümanın altını doldurabiliyor mu? Bana göre hayır. Gerçi bazı "tanınan" tarihçiler de (isimlerini vermeyeyim) niyedir bilinmez, "Vahdettin göndermedi" demekle birlikte Bardakçı'nın "Derin devlet gönderdi" tezine yüzeysel şekilde destek çıkıyor. Halbuki "derin devlet gönderdi" lafı da safsatadan ibarettir. Tabi, önce "derin devlet gönderdi" diyenlerin bunu iddia etmesi ve ortaya delil koyması lazım. Koyabiliyorlar mı? Çok merak ederek çok fazla inceledim ama ortada somut bir delil göremedim. Mesela derin devlet kimdir, devletin hangi organıdır, Atatürk'e bu görev nerede ve ne zaman tebliğ edilmiştir? Bunların cevabı yok. Yani bir derin devlet olacak, bunlar toplanıp karar alacak sonra da Atatürk'e görev senindir diyecekler. Bunlar kimdir, ne zaman bu işleri yapmıştır? Bardakçı bunlara cevap veremiyor. Onu destekleyen "bilindik" tarihçiler de bunlara destek veremiyor. Ortaya atılan en bilindik argüman "Erenköy'de bazı toplantılar olmuş" karar burada alınmış. Ama bu kararın Atatürk'e nerede kimler tarafından tebliğ edildiği konusunda da bir argüman yok. Hatta Bardakçı'nın kendisi "Erenköy" toplantılarının zabıtlarına ulaşamadım diyor. Yani elinde belge de yok. Her fırsatta "belgeyle" yazdığını söyleyen Bardakçı bu önemli argümanına belge bulamıyor. Ama buna rağmen kitabının ismini "Devlet Operasyonu" koyarak türlü tartışmaları ateşliyor. Bu oldukça samimiyetsiz bir tutum. Ortada somut argüman olmadığı için "derin devlet gönderdi" tezini çürütmek zor çünkü menfi durumun ispatı pek mümkün değildir. Ama yine de tarihi incelediğimizde Atatürk'ün milli mücadele fikrine İstanbul'a gelmeden önce Adana civarında sahip olduğunu biliyoruz. (Atatürk, İbrahim Süreyya, Ali Cenani, Ali Fuat ve Fahrettin Altay'ın anlattıkları bunu doğruluyor) Üstelik Mayıs 1919'da yani Atatürk artık Samsun'a gidecekken ordunun en önemli mevkiindeki Fevzi Paşa ve Cevat Paşa, Atatürk'ün milli mücadeleyi başlatmak için gittiğini bilmiyor. Çünkü herkesin bildiği "Bir şey mi yapacaksın Kemal" sözünü söyleyen Cevat Paşa bu sözü 14 Mayıs'ta söylüyor. Yani hareketten iki gün önce. Demek ki bilmiyor. Bilse sormazdı. Fevzi Paşa ise Atatürk'ün milli mücadeleyi başlatmak için gittiğini 15 Mayıs günü öğrendiğini ve Cevat Paşa ile yemin ettiklerini kendisi söylüyor. Bu durumda Cevat Paşa "14 Mayıs'ta" şüphelenmiş, ertesi gün öğrenmiş ve destek vermiş. Bu durumda "derin devlet gönderdi" argümanındaki derin devletin içinde, ordunun başındaki iki önemli isim Fevzi ve Cevat Paşalar yok... Vahdettin zaten olamaz. Ve Damat Ferit Paşa da olamaz... Bu durumda bu derin devlet kim olabilir? Vahdettin ve Damat Ferit'in seçip hükümete koyduğu bakanlar mı? Yani düşünün ki derin devlet, Atatürk'ü milli mücadele için görevlendiriyor ama bunun içinde ordunun ve devletin zirvesi yok ama bazı no name bakanlar var. Bu mümkün mü? İşin tuhafı, Atatürk, kendi milli mücadele planını kimselere anlatmış değil. Planı derli ve toplu şekilde bilen bir iki isim var. Birisi Ali Fuat, diğeri onun babası ve Rauf... Bunlar haricinde Karabekir bile plandan habersiz. Çünkü hatıratında Atatürk'ün Trabzon'a değil de Samsun'a çıkışını yadırgıyor. Çünkü planın detaylarını bilmiyor. Özetle lafı uzatmayayım, "derin devlet gönderdi" lafı delili olmayan safsatadan ibaret bir iddia. Hele hele Atatürk'ün ömrü boyunca milli mücadeleyi örgütlerken kendi ve milletinin ruh ve vicdanından ilham aldığını söylediği ortadayken... Zaten "derin devlet gönderdi" dediğimizde Atatürk'ü otomatikmen yalancı çıkarmış oluruz. Öyle ya, derin devlet göndermişken bunu saklayıp onlardan bahsetmemesi hatta 1919'un bazı devlet adamlarını ihanetleri nedeniyle sürgüne göndermesi tam bir nankörlük olurdu. Kaldı ki Ahmet İzzet Paşa, Tevfik Paşa ve diğer sabık paşalar, Ali Fuat, Karabekir, Rauf ve Refet gibi sonradan ayrı düştüğü isimler illa ki bu "derin devlet gönderdi" masalını ifşa ederek Atatürk'ün itibarını hedef alırlardı. Mesela Atatürk'ü Samsun'a kendi telkinleriyle çıkardığını iddia eden Karabekir, bunu iddia ettiğine göre "derin devlet gönderdi" masalını da illa ki bilir ve söylerdi. Neyse, bu uzun izahatı geride bırakalım. Özetlemek gerekirse: - Bilindik tezler Atatürk'ün etrafındaki bazı kimselerle kendi kendine hareket etmek suretiyle milli mücadeleyi başlattığını söylüyor. - Bardakçı "Devlet operasyonu" kavramıyla tartışmaları başlatıyor. - Atatürk karşıtları "Devlet operasyonu" kavramını "Vahdettin gönderdi" olarak propaganda ediyor. - Bardakçı tepkiler üzerine "Devlet operasyonu" kavramını "Vahdettin değil derin devlet gönderdi" teziyle tevil ediyor. - Fakat "derin devlet gönderdi" tezinin de altı doldurulamıyor. Bu manzaranın anlamı nedir? Çok basit. Bu tartışmalar Atatürk'ün milli mücadeledeki önemini son derece yumuşak ve dolaylı şekilde azaltan ve başarıyı "derin devlet" ile "vahdettin" arasında bölüştüren bir etki yaratıyor. Bardakçı ise "vahdettin değil derin devlet gönderdi" sloganıyla Anti-Kemalist taşlamalardan kendini sıyırarak bir köşede kahvesini yudumluyor. Bardakçı bu söylemlerle kendisini bu işten sıyırma üstatlığını gösterdiğini düşünüyor olabilir ama kazın ayağı öyle değil. Yukarıda "Murat Bardakçı başka yerlerde başka şeyler de söylüyor, hem de neler neler... Ama oraya sonra geleceğiz. Düğüm orada çözülecek zaten" demiştim. Şimdi oraya gelebiliriz. Her ne kadar Bardakçı "devlet operasyonu" tezi ters tepince "derin devlet gönderdi demek istedim" teviliyle postu kurtardığını düşünmüşse de geçmişte "devlet operasyonu" tezini "vahdettin gönderdi" şeklinde yorumlayan bazı argümanlar sunmuştu. Bu Bardakçı'nın pek bilinmeyen ve anılmayan programıdır. Programın ilgili kısmını video olarak paylaşıyorum. İçeriğini de kısaca özetleyelim... Programın başlangıcında Atatürk'ün 1926 anlattığı bir hatıra mevcut. Buna göre Atatürk, Samsun'a gitmeden önce Vahdettin'le görüşmüş. Sultan, Atatürk'e "Paşa paşa devleti kurtarabilirsin" demiş. Bu hadise doğru. Fakat devamı var. Atatürk, hatıratının devamında Vahdettin'in "devleti kurtarabilirsin" derken "işgalcilerin isteklerine boyun eğmeyi" kastettiğini bizzat söylüyor. Zaten bilindik tez de böyle. Fakat Bardakçı 1. manipülasyonunu yapıyor. Bu kısmı anlatmıyor. Bunun yerinde "Paşa paşa devleti kurtarabilirsin" sözünü kendisi tefsir etmeye başlıyor ve "Vahdettin gönderdi" tezine adım adım göz kırpıyor. Bardakçı bu sözün iki manası olabileceğini söylüyor: 1- Git mücadele başlat başarılı ol 2- İşgalcilerin isteklerine boyun eğ, isyanı bastır. Atatürk'ün kendisi, o dönemin insanları ve tarihin akışı açıkça ikinci maddenin doğru olduğunu haykırırken Bardakçı ne söylüyor? "Tam olarak kesin bir şey söyleyemem. Çünkü belgesi olmadan bir şey diyemem." Burada Bardakçı'nın 2. manipülasyonu devreye giriyor. "Belirsizlik yaratmak..." Yani açıkça "Vahdettin mücadeleyi başlatmak için gönderdi" diyemiyor ama "öyle değildir" de diyemiyor. Çünkü elinde belge yokmuş. Halbuki yukarıda söyledik, Erenköy toplantılarının da belgesi yok. Ama kitabın adını "devlet operasyonu" koyabiliyor. Bu başka bir tutarsızlık. Halbuki Bardakçı, yıllar sonra "Vahdettin gönderdi demedim, göndermemiştir" diye açıkça hüküm veriyor. Yani yıllar önce "bilemem" derken, yıllar sonra "Vahdettin göndermedi, derin devlet gönderdi" diyor. Niye? Kurgulamaya çalıştığı tez çöktüğü için mi? Bardakçı devamında "vahdettin gönderdi" tezine göz kırpıyor. Diyor ki "Vahdettin, Atatürk'ün bir şey yapacağını biliyor" Az önce belgesi yok konuşamam, bilemeyiz derken 3. manipülasyon geliyor ve "bir şeyler yapacağını biliyor" diyor. Bunun için belge arama lüzumu görmüyor. Devamında Erhan Afyoncu "tahmin ediyor ama milli mücadele çapında şeyler değil" diyor. Bardakçı yine "Bilemeyiz" diyor. Yani o çapta da düşünüyor olabilir. Yani özetle kim niye gönderdi bilemiyoruz, yani Vahdettin'in göndermiş olabileceği opsiyonu açık. İkinci olarak da Vahdettin Atatürk'ün milli mücadele başlatmak istediğini de biliyor olabilir. Bu cümleler kabaca, "Vahdettin Atatürk'ün mücadele başlatacağını tahmin ediyordu, önünü açtı" argümanını bir ihtimal olarak kabul ediyor. Bardakçı devamında bu tezini iki belge ile destekliyor. Bu arada şunu söylemek lazım, programda bu hususu dakikalarca konuştuğuna ve "Vahdettin Atatürk'ün mücadele başlatacağını tahmin ediyordu, önünü açtı" argümanı için belge araştırdığına göre bu konuya epey eğilmiş olmalı. Yıllar sonra yazacağı "devlet operasyonu" kitabının ön çalışmaları bunlar. Az önce iki belgeye dayanıyor dedik... İlkini okuyor... Padişahın hattı hümayunu... Bu evrakta açıkça "git memleketi kurtar" gibisinden bir ifade var mı? Yok. Ama Bardakçı kendi tezini kurgulayabilmek adına belgedeki bazı ifadelerde ima olduğunu öne sürüyor. Belgede "hükümetin aldığı karar uyarınca" ibaresi var. Bardakçı burayı okurken "enteresan" diyor. Yani izleyiciyi biraz sonraki imalar için hazırlıyor. Devamında "cümleten, gayret ederek" manasına gelen bir ibare okuyor ve diyor ki: "Şimdi öyle bir kelime kullanmış ki" Bardakçı burada 4. manipülasyonunu yaparak Vahdettin'in kullandığı kelimelerden Atatürk'ü milli mücadele başlatmak için göndermiş olabileceği iması çıkarıyor. Bardakçı cidden sanatkar. Vahdettin gönderdi dese olay olacak. Diyemiyor. Göndermiş "olabileceğini ima etmiş olabilir" gibi bir ihtimal yaratıyor. Çok esnek, sıkıştığında anında dönebileceği elastik bir argüman... Gerçek bir manipülasyon... Bardakçı devam ederken bir cümleye geliyor "ve şimdi" diye uyarıyor. Yani yine heyecan uyandırıyor. İmayı işaret ediyor ve okuyor... İfadeyi günümüz Türkçesine çevirirken "işgal manasına da gelebilir bu" diyor. Yani Vahdettin, burada karmaşık bir ifade kullanarak "Atatürk'e ülkeyi işgalden kurtar demiş olabilir" diyor. Bardakçı devamında üçüncü imaya geliyor... Vahdettin cümlelerini bitirirken durumun "askere, memura ve ahaliye bildirilmesini" istemiş. Bardakçı buradan da ima çıkarabilmek için cümleyi okuduktan sonra üstüne basa basa "askere, memurlara ve halka" diyor... Bardakçı okumayı bitirdikten sonra elastik yorumu icabı "açık açık git silahlan diren demedi" diyor. Ama yukarıda izah ettiğim gibi belirsizlik yaratarak imaları açık tutuyor. Pelin Batu, böyle bir argümana karşı sorulacak en mantıklı sorulardan birini soruyor. Diyor ki, böyle olsaydı Atatürk bunu Nutuk'ta veya başka yerde söylemez miydi? Bardakçı hemen cevap veriyor: Bahsedilmez. Peki niye? Onun da belgesi mi var? Hayır. Ama Bardakçı hükmünde kararlı. Bahsedilmez. Çünkü iki kişi arasında geçmiş. Böyle saçma ve çürük bir argüman... Halbuki en yukarıda iki kişi arasında geçen "Paşa paşa devleti kurtarabilirsin" lafından bahsediyor. Kaldı ki "Vahdettin-Atatürk" ortaklığı varsa ve bundan asla bahsedilmemesi gerekiyorsa, bu durumda Atatürk "Paşa paşa devleti kurtarabilirsin" lafından niye bahsetsin? Bu lafı aktararak neden "Vahdettin-Atatürk" ortaklığı tezinin anlaşılmasını sağlasın? Bardakçı bu soruyu soramayacak kadar aptal biri değildir. O halde neden kendi çelişik durumunun farkına varamıyor? Çünkü bir tez üretmeye çalışıyor. İmalarla, dolaylı ve elastiki şekilde, kendisini kahraman yapmadan insanlara bir karşı argüman alanı açıyor. Tartışmaları başlatıyor. Aradan yıllar geçiyor. "Devlet operasyonu" kitabıyla argümanı somutlaştırıyor. Ama işler istediği gitmediğinden olsa gerek veya belki de ihale kendisine kalmasın diye "ben vahdettin demedim, derin devlet dedim" lafıyla postu kurtarmak istiyor. İşte burada izliyoruz, açık açık Vahdettin'in göndermiş olabileceğini, hattı hümayundaki imaların bu ihtimali açık tuttuğunu, böyle bir şey varsa bile Atatürk'ün bunu asla konuşmayacağını söyleyerek "Vahdettin gönderdi" tezini güçlendiriyor. Dahası, mantıken eğer "Vahdettin-Atatürk" ortaklığı varsa, bunu Atatürk gibi Vahdettin de açıklayabilir. Bardakçı bu ihtimali de öldürmek ve argümanın çürütülmesini engellemek için diyor ki: Hükümdar da yazmaz zaten. Yani Vahdettin de söylemez. Niye? İkisi arasındaymış. Komik. Düşünsenize, Bardakçı'nın argümanları aslında nasıl bir tablo ortaya çıkarıyor: Vahdettin ve Atatürk yola birlikte çıkmış. Fakat Atatürk gücü ele geçirince Vahdettin'in adını haine çıkarıp ülkeyi kontrolüne almış. Vahdettin nankörlüğe uğrayarak ülkeyi terk etmiş. Yurt dışında sefalete düşmüş. Hazır ülke kurtulmuşken demez mi ki "Atatürk'le yola birlikte çıktık ama o beni hain ilan ettirerek ihanet etti" diye. Vahdettin öyle kötü bir konumdaydı ki, şayet böyle bir şey olmasa bile kendi adını temize çıkarmak adına böyle bir yalan üretebilirdi. Bu durumda Atatürk de onu yalanlardı ama Vahdettin yine de belki inanan olur diye bu yalanda ısrarcı olabilirdi. Peki böyle bir yalan ortaya attı mı? Hayır. Denebilir ki Vahdettin olgun düşünmüştür, "Nasılsa memleket kurtuldu, bana nankörlük edildi diye bunu ifşa edip Atatürk'ü zor durumda bırakmayayım, varsın adımız haine çıksın ama memleket payidar olsun vsvs" diyebilir. Bu da bir ihtimal. Ama bunu da çürütmek kolay. Çünkü Vahdettin, ülke kurtulmasına rağmen yurt dışında Atatürk'e hakaretler ve iftiralar yağdırmaya devam etmiş hatta ABD'den yardım bile istemiştir. Yani Bardakçı'ya göre Vahdettin, "Vahdettin-Atatürk" ortaklığını assssla ifşa etmez. O kadar kalender. Ama aynı Vahdettin, yurt dışında türlü numaralar çevirerek hala memlekette karışıklık yaratıyor. Arabistan'da yayımladığı beyanname ile Atatürk'e iftiralar atıyor. Bardakçı bunları bilmiyor mu? Biliyor. O halde neden bu bildiklerine rağmen "Vahdettin-Atatürk" ortaklığı tezini ima ediyor, niye "devlet operasyonu" kavramıyla ortalığı kızıştırıyor? Bunların amacı nedir? Aslında bu sorunun cevabı da belli ama Bardakçı amacına ulaşamadı. Ters tepti. En adi anti-kemalistlerin ağzına düşünce çareyi "vahdettin demedim, devlet operasyonu" dedim manevrasında buldu. Bu programda ima ettiklerinin de unutulacağını düşündü.

Con Sinov

341,958 Aufrufe • vor 11 Monaten

Sabahattin Önkibar, ‘örtülü manda sistemine geçiliyor’ diyerek kamuoyunu uyardı: • Ekonomideki işler o kadar feci, o kadar vahim ki işte size sıcak bir haber. • İngiltere vatandaşı Mehmet Şimşek biliyorsunuz siyaset öncesinde Londra’da fon yöneticiliği yapıyordu. Ali Babacan’ın tavsiyesiyle onu Türkiye’ye, devlet yönetimine getirmişti. • Dolayısıyla Şimşek’in uluslararası foncular, yani traderlar aleminde geniş bir çevresi var. • Mehmet Bey kısa bir süre önce Londra’da o foncularla bir araya geldi ve dedi ki: “İngiltere’de vergiler çok yüksek. Türkiye’ye, İstanbul Finans Merkezi’ne gelin. Size sıfır vergiyle faaliyet yapma imkânı verelim.” • Foncular, traderlar bu teklifi değerlendirmeye aldılar. Zira aynı şeyi yapan Dubai, İran savaşı sonrasında güvenlik zaafı içindeydi. • Mehmet Şimşek’in bu teklifteki amacı ise hem uluslararası piyasalara güven vermek hem de rezervi sanal olsa da yükseltmek, yüksek göstermekti. • Bu teklif üzerine Londra’daki fon yöneticileri, yani traderlar Mehmet Şimşek’e şu teklifi iletmiş: “Türkiye’ye gelmemiz için olmazsa olmaz koşulumuz, anlaşmazlık halinde İngiltere hukukuyla İngiltere yargısının kararlarına uyulmasının kabul edilmesidir.” • Başka bir anlatımla dediler ki: “An itibarıyla Dubai’de hüküm süren ikili hukuk sistemine geçilmesi şartımızdır.” • Peki Şimşek’in buna tepkisi ne mi oldu? Şaka yapmıyorum, “Ben bunu sağlayabilirim” dedi. • Evet, Ankara kulislerine göre AKP’nin Hazine ve Maliye Bakanı bu teklife “hayır” dememiş, ikili hukuk sistemine yeşil ışık yakıp Tayyip Erdoğan’la görüşeceğini söylemiş. • Konu an itibarıyla sarayda değerlendirme safhasında. • Peki sonuç ne olur derseniz; ikili hukuk sistemi Türkiye’nin ekonomide manda idaresine girmesi demek olur ve kabul edilmesi mümkün değildir. • Zira hatırlayın, bu AKP iktidarı İstanbul Havalimanı ihalesinde bile Türk müteahhitlerine, anlaşmazlık halinde Londra mahkemelerinde hak arama imtiyazını vermişti. • Evet, Türkiye’deki bir iş için, bir ihale için Türk iş adamına İngiltere yargısının kapısı açılmıştı. Dün bunu yapan AKP iktidarı, bugün de “Londra foncular İstanbul’a gelsin” diye aynı şeyi pekâlâ yapabilir. • Zira ekonomimiz buna muhtaç. Bıçak sırtında. • Kısaca Türkiye, İslamcı iktidarla beraber ülke içinde ikili bir hukuk sistemine kapı aralayacak. • Kamuoyuna duyuruyorum, kamuoyunu uyarıyorum: Bunun siyasi literatürde adı açıkça konulmasa da örtülü manda idaresine geçmektir.

🎙️ Muhbir

210,888 Aufrufe • vor 2 Monaten

Midyeci Ahmet’in evlenmek istediğini açıklamasından sonra gelen ilk taliplisi hanımefendi, herkes merakla midyeci Ahmet’in ilk date vlogunu bekliyor: 🔹 Midyeci Ahmet, sana talibim. 🔹 Ben artık evlenmek istiyorum. 🔹 40 yaşındayım, hiç evlenmedim. 🔹 Finansal özgürlüğüm var. 🔹 Midyeye ve köy hayatına bayılıyorum. 🔹 Yalnız tek bir sorunum var: Balık burçuyum. 🔹 Midyeci Ahmet'in bu videosunu görmüşsünüzdür. 🔹 Bu videoyu görünce hem çok hoşuma gitti hem de beni düşündürdü. 🔹 Artık hepimiz yalnızlaşıyoruz. 🔹 Kadınlar da erkekler de birbirine asla güvenmiyor artık. 🔹 Biz Y kuşağına küçüklüğümüzden beri tek bir şey öğretildi arkadaşlar. 🔹 Okulunu bitir, işe gir, evlen, çocuk yap. 🔹 Çünkü ailelerimize göre hayatın doğru sıralaması buydu. 🔹 Ve tüm arkadaşlarım 30'lu yaşlarının başlarında evlenirken, ben o treni kaçırdığım için o kadar üzülüyordum ki. 🔹 Galiba geç kaldım, galiba yalnız kalacağım diye düşünüp düşünüp depresyona girdiğim günler oluyordu. 🔹 Ama 30'larının sonlarına doğru kendini keşfetmeye başlıyorsun. 🔹 Ve sonra fark ediyorsun ki iyi ki evlenmemişim ben ya diyorsun. 🔹 Ben aslında özgürüm. 🔹 İstediğim gibi kursa gidiyorum, istediğim gibi bir tatile gidiyorum. 🔹 Paramı istediğim gibi harcayabiliyorum. 🔹 Kimseye hesap vermek zorunda değilim. 🔹 Sonra hatta geçmişe dönüp baktığımda, birlikte olduğum ya da belki de sadece flört ettiğim insanları düşündüğüm zaman kendi kendime demeye başladım ki; 🔹 İlk evlenmedim ben ya, ben bu insanlarla aynı hayatı geçirmeyi hayal bile edemiyorum şu anda. 🔹 Çünkü ben o zaman kendimi tanımıyordum. 🔹 Okey, özgürsün Müge, okey. 🔹 İstediğin kursa gidiyorsun, istediğin gibi tatile gidiyorsun falan filan. 🔹 Ama bir de işin tabii ki diğer tarafı var. 🔹 Artık hepimiz yalnızlaşıyoruz. 🔹 Kadınlar da erkekler de birbirine asla güvenmiyor artık. 🔹 Aldatılma hikayeleri, hayal kırıklıkları ve sürekli tüketilen ilişkiler. 🔹 Bir noktadan sonra herkes boşver ya deyip ilişki yaşamaktan da vazgeçiyor. 🔹 Hadi gel biraz kaydıralım. 🔹 Bu arada Midyeci Ahmet ve dating applarda ben de yokum, her neyse. 🔹 Y kuşağına, hatta Z kuşağına size seslenmek istiyorum. 🔹 Sizce biz gerçekten özgürleşiyor muyuz, yoksa fark etmeden yalnızlaşmayı mı normalleştiriyoruz? 🔹 Yorumlarda buluşalım, çünkü bak gerçekten fikrinizi merak ediyorum. 🔹 Bu konu artık sadece benim değil, Y ve Z kuşağının da hikayesidir. 🔹 Hadi gelin midye yemeye gidelim ya, hadi!

BUZZ medya

590,046 Aufrufe • vor 5 Tagen

Ahmet Konanç: Bu yaz acaba balkonlarda Galatasaray bayrağı mı göreceğiz? Yine yine yine. Yoksa Fenerbahçe bayrağı mı göreceğiz? Ne geçiyor içinden? Hakikaten soruyorum. Ciddi soruyorum. Bütün bu yorumculuk kimliğini kenara bırakarak cevaplasana. Hislerin ne diyor? Hislerimi söylesem. Şelale gibi akarım. Ak abi. Söyle hislerini. Birkaç Fenerbahçeli yöneticiyle maçtan sonra orada sohbet etme fırsatı yakaladık. Hepsi aynı şeyi söylüyor biliyor musun? Ne diyorlar abi? Biz diyorlar şampiyon olacağız. Ve şöyle şampiyon olacağız. 4 puan gerideyiz. Trabzon'la ve bizimle Galatasaray'ın maçları var. Biz son maç, son dakika, son düdükle şampiyon olacağız diyorlar. Ben Doğan'da hemen fikşürü açtım. Son maç Fenerbahçe'nin Galatasaray'ın nedir falan diye. Buna çok inanıyorlar. Biz son dakika, son maç, son düdükle şampiyon olacağız diyorlar. Böyle bir inançları var. Acaba böyle bir yaz mı geçecek? Valla olabilir abi. Ama hocanın bu oyunuyla ki onu birazdan konuşacağız. Konuşuruz konuşuruz yani. Hocanın vücut diliyle oyunuyla. Abi ben hocayı böyle ne gördüm biliyor musun? Ne gördüm? Böyle kırılmış gibi böyle sanki vazgeçmiş gibi değil mi? Üstüne bir de öfkeli gördün. Öfke, kırgınlık. Bu beni endişelendirdi. O yüzden onu birazdan konuşacağım. Ama acaba diyorum belki hastalığıyla mı ilgili falandır? O da yani konuşuruz birazdan. Mesela oraya bir daha gireriz ama şu bölümü gireyim. Söyle abi. Mesela orada bir laf etti. Ben anlamadım önce. İşte dominanta oynayacakmışız. Bu kadar eksikle nasıl oynayacağız falan dedi. Kızdı orada. Sonra kızarak devam edip. İşte önümüzdeki hafta kara gümrük maçında dedi. Tedesco yok dedi. Junior Tedesco da yok dedi. O ne demek? Abi Tedesco yok. Kendisi sarı kart cezalısı. Tamam. Sonra baktım. Junior Tedesco yardımcılığını yapan ekipte Umberto Tedesco var. Kardeşi. O da kırmızı kart görmüş. İdari menajer Emir Yolaç ile beraber. Onu kastediyor. E tamam da babacım. Şöyle söylüyor. Hani beni beğenmiyorsunuz diyor. Vücut dinini okuyorum şimdi mealen. Ben yokum cezalıyım. Junior Tedesco kardeşim de cezalı diyor. Kara gümrük maçında. İyi diğerleri oynatsın diyor. Ya hocam bir. Niye bu kadar öfkelisin? İki. Sen yoksan kardeşin yoksa Fenerbahçe bitecek mi yani? Zeki Murat Göle var. Zaten kardeşi Junior Tedesco. Umberto Tedesco. Junior küçük. Evet ondan küçük. Tedesco zaten antrenör bile değil ki abi. Scout eski. Zeki Murat Göle var hocam. Zeki Murat Göle çıkar. Kara Gümrük maçında çatır çatır yönetir. Zaten 11'i sen veriyorsun. Değişiklikleri sen yapıyorsun. Tribünde olacaksın. Oradaki ben o tavrını da beğenmedim hocanın. Junior Tedesco'da yok. Hadi bakalım falan. Ben de yokum. Hepimiz cezalıyız. Zeki Murat Göle var. O kızgınlık beni biraz endişelendiriyor. Abi ama uzun zaman sonra ilk kez ben de bu kadar kızgın gördüm. İnsanların aklına da şöyle bir soru geliyor tabi. Acaba içeride yönetimsel tarafta bir problem mi yaşıyor acaba Tedesco? Gibi aklıma öyle şeyler geliyor. Bir taraftar olarak baktığımda acaba bir şey mi var diye. İster istemez teklifler aldı Almanya'dan, İtalya'dan. Bu da mı kafasını karıştırdı diye de geliyor. Bunlara gerek yok. Tedesco'nun bu son bası toplantısındaki vücut dilini biraz daha yumuşatması, biraz daha sahaya motive olduğunu göstermesi lazım. Önceden ne diyordu? Biz diyorduk sahaya motiveyiz. Dışarıyı konuşmam. Ama maziret sunmam. E sen sakatlıklarla hem maziret sunmaya başladın hem de Hakemlerden adalet bekliyoruz demeye başladın ki bunu çoktan yapmalıydın. Yönetim de yapmalıydın. Gireriz oralara. Peki. Sen soruları sor. O zaman abi tekrardan hoş geldin. Chatleri yazsınlar. Chatlerine bir iki soru cevaplayalım. Chatleri de ekrana getiririz. Konularla başlayalım. Şimdi ilk önce stat'taki garip olay dedik. Ki ben sana bunu yayına girmeden önce de sormadım. Hakikaten merak ettim. Sen de yayında öğrenirsin dedim. Ne var bu stat'taki garip olay dediğin hikaye? Abi stat'ta çok garip bir olay var. Nedir abi? Bak çok garip. Şimdi. İnsanlar. bilet bulamayınca

Galatasarayultrataraftar

18,950 Aufrufe • vor 4 Monaten