Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Devlet sorumluluklarını yerine getirsin' Abdullah Öcalan’la İmralı Cezaevinde kalan ve 30 yıldan fazla hapiste kaldıktan sonra tahliye olan Veysi Aktaş: 🔸"Artık süreç bir an önce yasanın çıkarılıp başta dağdakiler olmak üzere Avrupa'dakilerin, zindandakilerin demokratik siyasete dahil olma zamanıdır"

31,650 views • 5 months ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Timur Soykan: • Öcalan’a, İmralı’da bir konut hazırlandı. DEM Partililer bunu söylüyor. Adalet Bakanı yalanlasa da bunu, herkesin artık bildiği bir şey. • Yani ayrı bir konut yapıldı İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan için. • Şimdi Abdullah Öcalan’a bu konuta geçmesi söyleniyordu. • Öcalan da şunu diyordu: “Benim statüm belli değil ki. Benim bir adım yok, bana bir statü verilmediği için ben oraya geçmem.” • Şimdi herhalde bu açıklamadan sonra gerekli adımlar da atılırsa, AKP de desteklerse Devlet Bahçeli’nin bu açıklamasını, burada şunu göreceğiz: Abdullah Öcalan İmralı’daki cezaevinden çıkacak, İmralı’daki bir konuta geçecek ve o konutta bir sekretaryası da olacak. • Hatta bir kurulu da olacak. Anladığımız kadarıyla PKK suçlarından çok uzun süre cezaevinde yatan isimlerle birlikte orada toplantılar yapacak. • Aynı zamanda akademisyenler, gazeteciler, çeşitli kişiler o konuta gidecekler. Orada Öcalan’la görüşecekler. • Öcalan oradan da PKK’ya, örgüte mesajlarını verecek. Örgütün silah bırakması, mağaraları kapatması ve siyasete girmesi yönünde adım atacak. • Bu sırada tabii bakın orada önemli olan “barış süreci” ve “siyasallaştırma koordinatörü” kavramı. • Belki partinin adının değiştirilmesi olabiliyor mu bilmiyoruz. Ya da yönetim mi değişir ama Abdullah Öcalan artık DEM Parti’nin siyasallaştırma koordinatörü olduğu için aynı zamanda DEM’i de çok açıktan oradan yönetmeye devam edecek. • Yani hem PKK biliyorsunuz feshetti kendini, oraya yönelik hamleleri yapacak, hem Türkiye kamuoyuna yönelik hamleleri, röportajları yapacak. • İmralı’da bir konutta, muhtemelen de ciddi bir koruma altında o süreci yürütecek. • Yani özetle Öcalan eve çıkacak. Bu konuda en net tavrı olmayan AKP zaten, diğer herkesin tavrı net!

🎙️ Muhbir

285,320 views • 4 months ago

Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Ömer Çelik: Artık yeni bir aşamadayız. Komisyon raporunun gereklerinin yerine getirilmesini temin etmek üzere silah bırakmayı ve terör örgütünün varlığını ve illegal yapılarını tam anlamıyla sona erdirmeyi temin etmek üzere yasal bir çerçeve ortaya çıkacaktır. Bu yasal çerçevenin ortaya çıkmasının, biz çok gecikmeden bir an evvel meclis gündeminde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu yasal çerçeve terör örgütünün silah bırakmasını ve tüm şube uzantı ve illegal yapılarıyla ortadan kalkmasını temin etmeye dönüktür. Türkiye'nin hem millî güvenliği açısından, Türkiye'nin Yüzyılı hedefleri açısından, terörsüz bölge ve terörsüz Türkiye hedefleri açısından bu önemlidir. Tabii bu yasal çerçeve için bütün siyasi partilerin, bütün çevrelerin katkı vermesi son derece önemli. Hem destek verenlerin hem katkı verenlerin hem hakkaniyetli bir şekilde demokratik eleştiri hakkını kullanmak üzere buraya bir katkı vermeye çalışanların fikirleri çok önemlidir. Türkiye bu meseleyi ortak iradeyle ve büyük devlet tecrübesi, milletin büyük değerleri, büyük basiretiyle aşabilecek kabiliyete ve kapasiteye sahiptir. Yüzyılların, bin yılların içerisinden süzülen tecrübemiz, devletimizin niteliklerinden, milletimizin değerlerinden taviz vermeden, herhangi bir pazarlık söz konusu olmaksızın bu süreçleri nihayete erdirebilecek yüksek kapasiteye sahiptir. Bu çerçevede bir yasal düzenleme yapılmalıdır. Bu yasal çerçeve, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefini gerçekleştirmeye dönük olmalıdır. Bu çerçevede bütün toplumsal kesimlerin, siyasi partilerin, Meclis’te bulunan ve bulunmayan siyasi partilerin katkıları çok önemlidir. Tabii Meclis’te bulunan bütün siyasi partilerin gerek sürece destek veren gerek eleştirel olan ama bunu hakkaniyet içerisinde, demokratik üslup içerisinde yapan yaklaşımların hepsi değerli olacaktır. Bunu son derece önemsediğimizi belirtmek istiyorum. Amaç burada terörün sona ermesi ve bu silahlı yapılardan ve illegal yapılardan Türkiye'nin kurtulmasıdır. Bu çerçeve ortaya çıktıktan sonra silah bırakma süreciyle ilgili olarak terör örgütünün silah bıraktığı devlet kurumlarınca tespit edildiği takdirde ve bu tespit Milli Güvenlik Kurulu tarafından onaylandığı takdirde Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle bir Cumhurbaşkanı kararıyla bu süreç tamamlanmış olacaktır. Ama dediğim gibi bu sürecin bütün bu aşamalardan geçmesi gerekiyor ve bu daha en başta koyduğumuz ilkeler, devletimizin nitelikleri, milletimizin değerleri konusundaki hassasiyetimizi en güçlü şekilde koruyoruz, korumaya devam ediyoruz. PKK-KCK'nın tüm şubeleriyle, uzantılarıyla ve yapılarıyla ortadan kalkması esas bu hedefleniyor.

AK Parti

20,520 views • 3 months ago

Artık yeni bir aşamadayız. Komisyon raporunun gereklerinin yerine getirilmesini temin etmek üzere silah bırakmayı ve terör örgütünün varlığını ve illegal yapılarını tam anlamıyla sona erdirmeyi temin etmek üzere yasal bir çerçeve ortaya çıkacaktır. Bu yasal çerçevenin ortaya çıkmasının, biz çok gecikmeden bir an evvel meclis gündeminde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu yasal çerçeve terör örgütünün silah bırakmasını ve tüm şube uzantı ve illegal yapılarıyla ortadan kalkmasını temin etmeye dönüktür. Türkiye'nin hem millî güvenliği açısından, Türkiye Yüzyılı hedefleri açısından, terörsüz bölge ve terörsüz Türkiye hedefleri açısından bu önemlidir. Tabii bu yasal çerçeve için bütün siyasi partilerin, bütün çevrelerin katkı vermesi son derece önemli. Hem destek verenlerin hem katkı verenlerin hem hakkaniyetli bir şekilde demokratik eleştiri hakkını kullanmak üzere buraya bir katkı vermeye çalışanların fikirleri çok önemlidir. Türkiye bu meseleyi ortak iradeyle ve büyük devlet tecrübesi, milletin büyük değerleri, büyük basiretiyle aşabilecek kabiliyete ve kapasiteye sahiptir. Yüzyılların, bin yılların içerisinden süzülen tecrübemiz, devletimizin niteliklerinden, milletimizin değerlerinden taviz vermeden, herhangi bir pazarlık söz konusu olmaksızın bu süreçleri nihayete erdirebilecek yüksek kapasiteye sahiptir. Bu çerçevede bir yasal düzenleme yapılmalıdır. Bu yasal çerçeve, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefini gerçekleştirmeye dönük olmalıdır. Bu çerçevede bütün toplumsal kesimlerin, siyasi partilerin, Meclis’te bulunan ve bulunmayan siyasi partilerin katkıları çok önemlidir. Tabii Meclis’te bulunan bütün siyasi partilerin gerek sürece destek veren gerek eleştirel olan ama bunu hakkaniyet içerisinde, demokratik üslup içerisinde yapan yaklaşımların hepsi değerli olacaktır. Bunu son derece önemsediğimizi belirtmek istiyorum. Amaç burada terörün sona ermesi ve bu silahlı yapılardan ve illegal yapılardan Türkiye'nin kurtulmasıdır. Bu çerçeve ortaya çıktıktan sonra silah bırakma süreciyle ilgili olarak terör örgütünün silah bıraktığı devlet kurumlarınca tespit edildiği takdirde ve bu tespit Milli Güvenlik Kurulu tarafından onaylandığı takdirde Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle bir Cumhurbaşkanı kararıyla bu süreç tamamlanmış olacaktır. Ama dediğim gibi bu sürecin bütün bu aşamalardan geçmesi gerekiyor ve bu daha en başta koyduğumuz ilkeler, devletimizin nitelikleri, milletimizin değerleri konusundaki hassasiyetimizi en güçlü şekilde koruyoruz, korumaya devam ediyoruz. PKK-KCK'nın tüm şubeleriyle, uzantılarıyla ve yapılarıyla ortadan kalkması esas bu hedefleniyor.

Ömer Çelik

22,238 views • 3 months ago

Sadece Diyarbakır'ın değil, bölgenin, Türkiye'nin, hatta dünyanın dört bir yanında yaşayan ve çatışmanın son bulmasını isteyen herkesin gündeminde uzun süredir Meclis'te bekleyen, ancak henüz gündeme gelmeyen 'Çerçeve Yasa' var. Ancak beklenen süre içerisinde çerçeve yasa konusunda herhangi bir adım atılmadı. Bunun yanında demokratikleşme adımlarında da herhangi bir ilerleme sağlanmadığı gibi, tam tersine geriye gidiş yaşandı. Anayasa ve Meclis İçtüzüğü uyarınca TBMM normal şartlarda 1 Temmuz'da tatile girmesi gerekiyordu; girmedi. Bugün 1 Ağustos; aradan bir aylık süre geçti. Bu süreçte en çok beklenen konu, çerçeve yasa olarak ifade edilen düzenlemenin Parlamentoya gelmesi bekleniyordu; ancak gelmedi. Aldığımız bilgiler -ki bunlar kamuoyuna da yansıyan ve doğruya yakın bilgiler- şunu gösteriyor: Bu konuda bugüne kadar, üyesi bulunduğum YENİ Parti başta olmak üzere muhalefet partileriyle herhangi bir temas kurulmadı. Edindiğimiz bilgilere göre yasa taslağı hükümette ve Adalet ve Kalkınma Partisi Merkez Yönetim Kurulu'nda değerlendirildi. YENİ Parti olarak da diğer muhalefet partileri olarak da taslağın içeriğine ilişkin elimizde somut bir bilgi bulunmuyor. Fiziksel olarak metni görmüş değiliz. Şiddetin, çatışmanın ve silahın bir daha bu topraklarda bir yöntem olarak kullanılmaması için güven veren bir yasal çerçevenin Parlamentodan geçmesi adına üzerimize düşen katkıyı sunmaya hazır olduğumuzu söyledik. Dolayısıyla yalnızca silah bırakmayı düzenleyen değil, demokratik siyasal alanı da güvence altına alan bir çerçeve oluşturulması gerekiyor. Bugün siyaset yapan insanların dahi yeterli güvencesi bulunmuyor. Bu nedenle de yasanın bir an önce, bugüne kadar sürece dahil edilmeyen muhalefet partileriyle de müzakere edilmesini ve mümkün olduğunca geniş bir mutabakat sağlandıktan sonra Parlamentoya getirilmesini daha doğru buluyoruz.

Sezgin Tanrıkulu

30,009 views • 1 month ago

🔴 Cihat Yaycı : Terör örgütünün hapisteki liderine bir heyet gidiyor ve devletin şehirleri olan Van ve Diyarbakır’da büyük ekranlarda onun mesajı okunacak. Bugün televizyonlarda herkes, bu cani ne dedi diye bekleyecek. 📌 Üstelik artık ona “terörist başı” bile denmeyecek. “İmralı” denildiğinde, nasıl “Külliye” dendiğinde Cumhurbaşkanı anlaşılıyorsa, “İmralı” denildiğinde de Abdullah Öcalan anlaşılacak. İmralı, bir makam haline getirildi! Bu inanılmaz bir şey. 📌Atatürk, Türk milletini şöyle tarif ediyor: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” Yani burada ırk, soy, din veya dil ayrımı yok. 📌Anayasamızın 10. maddesinde de bu açıkça belirtiliyor: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” Bu madde varken, anayasaya başka bir madde nasıl eklenebilir? 📌Anayasanın 42. maddesine “Ana dilde eğitim Türkçe dışında başka dillerde de yapılabilir” ibaresi eklenirse, bu durum kendi kaderini tayin hakkını doğurur ve referandum hakkı ortaya çıkar. Bu süreç sonunda Türkiye paramparça olur. 📌Uluslararası hukuk açısından baktığımızda, 1933 Montevideo Sözleşmesi ve 1930 tarihli Cemiyeti Akvam’ın Sürekli Adalet Divanı kararına göre, bir ülkede anayasada birden fazla halk, mezhep, din, dil ve ırk yer almışsa, o halka özerk bölge statüsü verilir ve bu süreç referanduma gider. 📌Terörist başı Abdullah Öcalan’ın daha önce yayınladığı bildiride de “kendi kaderini tayin hakkına giden yol” vurgulanıyordu. Tıpkı Irak’ın kuzeyinde olduğu gibi, Türkiye’de de bir referandum yapılması gündeme gelir. Türkiye buna izin vermese bile, anayasal düzenlemeler yapıldıktan sonra Birleşmiş Milletler devreye girer ve referandum zorunlu hale gelir. 📌Amerika’dan izin alamadığımız için şu anda Ayn el-Arab’a dahi giremiyoruz. Kosova, Sırbistan, Lübnan gibi ülkeler de hep bu şekilde parçalandı. 📌Türkiye’nin parçalanma sürecine girdiğini söyleyenlere tepki gösterenler, korkarım ileride pişman olacaklar. 📌 Eğer anayasanın 42. ve 66. maddelerinde değişiklik yapılır ve “Ana dilde eğitim Türkçe dışında da yapılabilir” ibaresi eklenirse, süreç şöyle ilerler: Önce anaokulları Kürtçe veya Ermenice olur. Ardından ilkokul açılır, sonra ortaokul ve lise açılmak zorunda kalınır. Daha sonra üniversite açılır ve böylece bağımsız bir eğitim sistemi oluşur. Bu da zamanla bölünmeyi kaçınılmaz hale getirir. 📌Şu an zaten Türkiye’de seçmeli olarak Kürtçe eğitim almak mümkün. Ancak eğitim dili Türkçe olmalıdır. Kürtçeye veya Kürtlere karşı bir düşmanlık söz konusu değildir. Benim savunduğum şey, ulusal kimliktir. Türkiye’de yaşayan herkes –Kürt kökenli, Ermeni kökenli, Rum kökenli ya da Türk kökenli olsun– Türk milletinin bir parçasıdır. Bölünmez bütünlük budur. 📌Fransa’da siyaset yapan Ermeni kökenli Deveciyan, Fransız vatandaşı olduğu için kendisini Fransız olarak tanımlıyordu. Ancak Türkiye’de, Ermeniler, Kürtler veya Çerkesler vs farklı kimlikler üzerinden ayrıştırmaya çalışıyor. Bu büyük bir oyundur. 📌Türkiye Cumhuriyeti büyük bir dönemeçte. Ben hayatım boyunca böyle bir tehlikeyle hiç karşılaşmadım. Geçmişte PKK’nın kontrol noktaları kurduğu dönemleri bile yaşadık ama devlet hiçbir zaman taviz vermedi. 📌Fakat şimdi umutsuzluğa kapılıyorum. Çünkü artık Diyarbakır “Amed”, Türkiye Türk milleti değil “Türkiye halkları” olarak anılmaya başlandı. Eğer gerçekten kendinize güveniyorsanız, bu büyük ekranları Aydın’da, İstanbul’da, Manisa’da, Trabzon’da da kurun!

TÜRK DEGS / TURK MAGS

32,315 views • 1 year ago

Oturma Eylemimiz 4. Gününde TEÇ-SEN Genel Sekreteri S.Burçin POYRAZ'IN Yaptığı Basın Açıklamasıyla Son Buldu. POYRAZ: "Ankara'dan Çalışma Bakanlığı Önünden Tüm Türkiye’ye sesleniyoruz. Bizler devlet memurları ve emeklileri olarak kendimizi kandırılmış hissediyoruz. Siz verdiğiniz sözleri yerine getirmeye biz de gerçekleşene kadar bunları istemeye mükellefiz. Sizler, Memur ve emeklinin velhasıl toplumumuzun genelinin, burada alt alta sıralasak saatler alacak sorun ve isteklerinin bir günde ve hemen çözülmesinin mümkün olmadığını söyleyebilir türlü bahaneler de ileri sürebilirsiniz. Ancak; seçimler öncesinde meydanlarda memur ve emekliye verdiğiniz sözlerin yerine getirilmemesine de bir gerekçe gösteremezsiniz. 3600 EK GÖSTERGE Seçimler olmuş üzerinden de bir buçuk yıl geçmiştir. Birinci Dereceye gelen Tüm Devlet Memurlarına 3600 Ek Gösterge verileceği ifade edilmiş düzenleme hala hayata geçirilmemiştir. Birinci dereceye gelmiş tüm memurlara sınıf ve kadro ayırımı yapılmaksızın 3600 ek gösterge sözünün yerine getirilmesini bekliyoruz. KAŞIKLA VERİLEN ÜCRET ARTIŞLARI, YAPILAN ZAMLARLA KEPÇEYLE GERİ ALINIYOR. Gelinen noktada sabit ücretlisi, memuru, emeklisi yaşanan gelir dağılımı adaletsizliğini iliklerine kadar hissediyor. Kaşıkla verilen ücret artışları, yapılan zamlarla kepçeyle geri alınıyor. Gençlerimiz eğitimlerine uygun iş bulamıyor, eğitimine uygun iş bulacakların umutları ise mülakatlar ile ellerinden alınıyor. Geriye kalan gençlerimiz ise üç harfli marketlerin üç kuruşa çalışan köleleri haline getiriliyor. " dedi. Genel Sekreterimiz S.Burçin POYRAZ açıklamasında Kamu Çalışanları için hayati öneme sahip diğer başlıklara da yer verdi: Birinci dereceye gelmiş tüm memurlara sınıf ve kadro ayırımı yapılmaksızın 3600 ek gösterge sözünün yerine getirilmesini bekliyoruz. Memurlarımıza verilen ve halihazırda 14.500 TL olan seyyanen zammın emeklilerimize de yansıtılmasını bekliyoruz. Kamu da Mülakat uygulamasının sonlandırılmasını ve bir daha geri gelmemek üzere tarihin tozlu raflarına kaldırılmasını bekliyoruz. Ayrıca; En düşük memur maaşının, yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmasını, vergi diliminin %15’e sabitlenmesini istiyoruz. Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının iki yılda bir merkezi olarak yapılmasını istiyoruz. 1 gün önce işe başlayanları emekli edilip,, 1 gün sonra işe başlayanların 17 yıl sonra emekli olmasını asla kabul etmiyoruz. Kademeli emeklilik sisteminin oluşturulmasını ve adaletin tesis edilmesini istiyoruz. Yardımcı hizmetler sınıfının kaldırılmasını, mevcut personelin eğitim ve kadrolarına uygun diğer hizmet sınıflarına atanmasını istiyoruz.” Emeklilerimize ve işçilerimize ödenen bayram ikramiyesinin devlet memurlarına da ödenmesini istiyoruz. 10 yıl hizmeti olan tüm devlet memurlarına,, kadrosuna ve sınıfına bakılmaksızın yeşil pasaport verilmesini istiyoruz. Devlet memurlarının yıllık izinlerinin hafta sonuna gelen kısımlarının yıllık izinden sayılmamasını istiyoruz. Öğretim Yılına hazırlık ödeneğinin ayrım gözetilmeksizin Tüm Eğitim Çalışanlarına verilmesini istiyoruz. Kamuda aşçı ve yardımcısı olarak görev yapan memurların yardımcı hizmetler sınıfından, teknik hizmetler sınıfına geçirilmesini istiyoruz. 3+1 sözleşmeli istihdam süresinin 1+1 olarak değiştirilmesini, gençlerimize yaşatılan eziyetin bir son bulmasını istiyoruz. Devlet memurlarının Fazla Mesai Ücretinin On Lira On Kuruştan, 250 liraya çıkarılmasını istiyoruz. Kamuda eğitim hizmetleri sınıfı dışında istihdam edilen ancak öğretmenlik mesleğinin tüm şartlarını taşıyan eğitim fakültesi mezunu olan öğretmenlerimizin sınıf ve öğrencilerine kavuşmasını talep ediyoruz. Banka Promosyon ücretlerinin eşitlenmesi adına ve banka promosyon ihalelerinin cumhurbaşkanlığınca merkezi olarak yapılmasını istiyoruz. Kamuda görev yapan teknisyen, tekniker. Mimar ve mühendislerimiz için “Teknik Hizmetler Meslek Kanunu”nun çıkarılmasını ve bunlara teknik sorumluluk tazminatı verilmesini istiyoruz. Şef, Şube Müdürü, Müdür Yardımcısı ve Müdür kadrolarında görev yapan yönetici personele görev ve makam tazminatı verilmesini istiyoruz. Ayrıca Kamuda yönetici pozisyonunda görev yapan şeflerimizin özel hizmet tazminatı ve ek ödeme oranlarının 40 puan artırılmasını istiyoruz. Sağlık Bakanlığı dışındaki kurumlarda görevli “Kurum Tabipleri”, “Hemşireler” ve “Diğer Sağlık Çalışanlarının” mali hakları ve ek ödemelerinin Sağlık Bakanlığındaki emsalleri ile eşitlenmesini, Veteriner Hekimlerin mali haklarının artırılmasını istiyoruz. Ticaret Bakanlığında görevli Gümrük Muhafaza ve Gümrük Muayene Memurlarına yıpranma verilmesini, rotasyonda adaletin sağlanmasını, lojman sayısının artırılmasını, fazla çalışma ücretlerinin piyasa koşullarına göre artırılmasını istiyoruz. Koruma ve Güvenlik Memurlarının mesleki itibarlarının korunması amacıyla üniformalarında düzenleme yapılmasını, özel güvenlik ibaresinin “Koruma ve Güvenlik Memuru” şeklinde düzeltilmesini istiyoruz. 4688 sayılı Kanunun mevcut halini sendikal mücadeleye uygun bulmuyor, 4688 sayılı Kanunda yapılacak düzenlemede, örgütlenme özgürlüğünün ve demokratik kuralların geçerli olduğu, dayanışma aidatı, örgütlenme barajı gibi dayatmaların olmadığı, örgütlenme engellerinin kaldırıldığı ve grev hakkının kullanılabildiği bir düzenleme yapılmasını istiyoruz. POYRAZ Açıklamasına son verirken : Devlet memurlarına Verilen sözlerin üzerinden bir buçuk yıl geçmiş ancak hala bu sözler yerine getirilmemiştir. Artık Kamu çalışanlarının siyaset kurumuna olan güveni zedelenmiş, kopma noktasına gelmiştir. Bu kopma gerçekleşmeden, mecliste devam eden bütçe görüşmelerinin hemen ardından söz verilen konular meclis gündemine taşınmalı ve acilen çözüme kavuşturulmalıdır. Bizler Kamu Birliği Konfederasyonu, Teç-Sen ve Savdes-Sen olarak memura ve emeklilerimize verilen sözler yerine getirilene kadar mücadelemize kararlılıkla devam edeceğiz. "dedi

TEÇ-SEN - Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası

26,413 views • 1 year ago

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetlerine ilişkin haftalık basın bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: HASTANENİN VURULMASI İNSANLIĞIN BİTTİĞİ NOKTADIR İki gün önce El-Ehli Baptist Hastanesinin vurularak çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşan masum sivillerin, uluslararası hukukun ve en temel insani değerlerin hiçe sayılarak katledilmesi tüm insanlığın bittiği noktadır. Saldırılarda hayatını kaybeden Filistinli kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara ise acil şifalar diliyoruz. İsrail ve Filistin arasında yaşanan çatışmaların bir an önce son bulmasının bölge ve dünya barışı adına büyük önem taşıdığını, Gazze’deki sivillere yönelik saldırıların derhâl sonlandırılması ve kalıcı çözüm için karşılıklı olumlu adımların atılması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. SON 1 HAFTADA 42 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ Millî Savunma Bakanlığının tüm birlik ve kurumları ülkemizin savunma ve güvenliği için üstlenmiş olduğu tüm görevleri büyük bir azim ve kararlılıkla yerine getirmektedir. 24 Temmuz 2015’ten bugüne kadar 39 binden fazla (39.025) teröristi etkisiz hâle getiren Türk Silahlı Kuvvetlerimizin; PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri başta olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı kesintisiz ve kararlı mücadelesi devam etmektedir. Bu kapsamda; Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil, son bir haftada etkisiz hâle getirilen 42 terörist ile birlikte, bu yıl içerisinde toplam 1.682 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Eli kanlı teröristler bu coğrafyadan sökülüp atılıncaya kadar terör yuvalarını yerle bir etme irade ve kararlılığımız, gereken yer ve zamanda artan bir etki ve yoğun bir baskıyla sürecektir. SURİYE’DE 26 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ İstikrarın bir an önce tesis edilmesi, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşlerinin sağlanmasına yönelik çalışmalarımızın devam ettiği Suriye’de, harekât alanlarımızda sağlanan güvenlik ve huzur ortamını bozmaya yönelik, teröristlerin taciz ve saldırı girişimleri devam etmektedir. 1 Ocak’tan itibaren birliklerimize 400 taciz ve saldırı gerçekleştirilmiştir. Anında ve misliyle verilen karşılık ile 26’sı son bir haftada olmak üzere 1.272 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. HUDUTLARDA 633 ŞAHIS YAKALANDI Teknolojik vasıtalarla desteklenmiş, fiziki güvenlik tedbirleri ve tesis edilen çok katmanlı emniyet sistemi ile korunan hudutlarımızda, alınan ilave ve etkin tedbirler sayesinde; - Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 633 şahıs yakalanmıştır. Bu şahıslardan 9’u FETÖ mensubu olmak üzere 11’i terör örgütü üyesidir. 4 bin 956 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece yıl içerisinde hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 9.863’e yükselmiştir. Bu şahıslardan 382’si FETÖ mensubu olmak üzere toplam 548 terör örgütü mensubu kolluk kuvvetlerine teslim edilmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 176 bin 338 olmuştur. FETÖ İLE MÜCADELE SÜRÜYOR Yeni bilgi, belge ve veriler ışığında hassasiyetle devam eden FETÖ ile mücadelemiz karalılıkla sürmektedir. BİRÇOK COĞRAFYADA KÜRESEL BARIŞA KATKI SAĞLIYORUZ Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; terörle mücadele ve hudut güvenliği ile mavi ve gök vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasının yanı sıra; - Millî meselemiz olan Kıbrıs, - “İki devlet, tek millet” anlayışı ile bir ve beraber olduğumuz Azerbaycan, - Tarihî ve kültürel bağlarımız olan Balkanlar, - 500 yıllık dostluk ve kardeşlik ilişkilerimiz bulunan Libya başta olmak üzere birçok coğrafyada bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkı sağlamayı da sürdürmektedir. Bu vesileyle kardeş Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü'nü bir kez daha kutluyoruz. Ayrıca Sayın Bakanımız tarafından; - 17 Ekim’de kardeş, dost ve müttefik ülke Kosova’ya, - 18 Ekim’de ise NATO müttefikimiz Estonya’ya resmî ziyaretlerde bulunulmuştur. Söz konusu temaslarda ikili, bölgesel savunma ve güvenlik ile savunma sanayi konularında kapsamlı, faydalı ve yapıcı görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Estonya ziyaretinde savunma sanayi ürünlerinin tedarikine ilişkin “Niyet Mektubu ve Protokol” imzalanmıştır. SN. BAKANIMIZ NATO SAVUNMA BAKANLARI TOPLANTISI’NA KATILIM SAĞLADI Türkiye; aktif ve yapıcı bir üyesi olduğu NATO’nun değerlerini ve sorumluluklarını paylaşmayı, İttifak’a katıldığı günden bu yana üstlenmiş olduğu tüm görev ve misyonları başarı ile yerine getirmeyi sürdürmektedir. Son olarak Sayın Bakanımız, 11-12 Ekim tarihlerinde Brüksel’deki NATO Karargâhında Ukrayna Savunma Temas Grubu Toplantısı ile NATO Savunma Bakanları Toplantısı'na katılım sağlamıştır. Söz konusu toplantılarda Sayın Bakanımız tarafından; - Başta toprak bütünlüğü olmak üzere Ukrayna’ya olan desteğimiz, - Karadeniz Tahıl Girişimi’nin yeniden canlandırılması için başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere çabalarımızın yoğun bir şekilde devam ettiği, - Karadeniz’deki dengenin “bölgesel sahiplik” ilkesi çerçevesinde korunmasının önemi ve bu doğrultuda Montrö Sözleşmesi’ni dikkatli ve sorumlu şekilde uygulamaya devam edeceğimiz, - Terörizmin tüm biçim ve tezahürleriyle kararlılıkla mücadele etmekte olduğumuz ve bu konuda müttefiklerimizden destek beklediğimiz, - Ülkemize yönelik yaptırım ve kısıtlamaların; İttifak’ın birlik, dayanışma ve uyum ilkeleriyle bağdaşmadığı ve sonlandırılması gerektiği bir kez daha ifade edilmiştir. Ayrıca Türkiye olarak, - NATO’nun komuta ve kuvvet yapısına, harekât ve misyonlarına uydu desteği de dâhil olmak üzere tüm harekât alanlarında yaptığımız katkılar, - Kosova’da kısa süre önce üstlendiğimiz KFOR Komutanlığının önemi ve bu görevi tam bir tarafsızlık ve şeffaflık ile yerine getireceğimiz vurgulanmıştır. Diğer yandan; - AB üyesi olmayan Müttefiklerin AB savunma girişimlerine katılımının önemi, - İsveç’in terörle mücadeleye yönelik yeni hukuki düzenlemeleri somut bir şekilde uygulamasını beklediğimiz, üyelikle ilgili nihai kararın ise Meclisimizde olduğu, - Filistin’de yaşanan olaylar kapsamında tarafları itidale davet ettiğimiz; çatışmaların ve sivillere yönelik saldırıların bir an önce sonlandırılması gerektiği belirtilmiştir. Sayın Bakanımız söz konusu toplantıda mevkidaşları ile ikili ve üçlü görüşmeler de gerçekleştirmiştir. Bu görüşmelerde, Bulgaristan ve Romanya ile Karadeniz'de deniz mayınlarıyla mücadeleye yönelik "üçlü girişim" oluşturulması konusunda da mutabık kalınmıştır. EĞİTİM VE TATBİKAT GÖREVLERİMİZ DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, hâlihazırda yürüttüğü tüm operasyonları ve görevleri ile eş zamanlı olarak eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de aralıksız sürdürmektedir. Bu kapsamda; - 2-13 Ekim tarihleri arasında; Millî Anadolu Ankası, NATO Tiger Meet, Yıldırım Seferberlik, - 5-19 Ekim tarihleri arasında NATO STEADFAST JUPITER Tatbikatları, - 10-13 Ekim tarihleri arasında ise Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ateş gücünün gösterildiği Ateş Serbest-2023 Faaliyeti başarıyla icra edilmiştir. - 2-20 Ekim tarihleri arasında Erciyes Hava İndirme-2023, - 6-25 Ekim tarihleri arasında Indus Shield, - 9-20 Ekim tarihleri arasında Deniz Güvenliği, - 13-22 Ekim tarihleri arasında BREEZE-2023, - 13-27 Ekim tarihleri arasında; Ocean Sky-2023, Steadfast Noon, - 16-27 Ekim tarihleri arasında ise Çok Uluslu Mayın Harbi Tatbikatları icra edilmektedir. - “Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü Yılı” ve “Haydar ALİYEV’in 100’üncü Doğum Yılı” münasebetiyle 2023 yılına özel iki tatbikat planlanmıştır. Bunlardan ilki Haydar Aliyev adıyla 19 Nisan-10 Mayıs’ta ülkemizde gerçekleştirilmiş, ikincisi ise Mustafa Kemal Atatürk adıyla 16-25 Ekim’de Azerbaycan’da icra edilmektedir. - KKTC’de 23-27 Ekim tarihleri arasında icra edilecek Şehit Teğmen Caner Gönyeli Tatbikatı’na kara, deniz ve hava unsurlarımız ile katılım sağlanacaktır. - 23 Ekim - 6 Kasım tarihleri arasında da Dynamic Mariner/MARE APERTO II Tatbikatı’nın icra edilmesi planlanmaktadır. Diğer yandan, NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 kapsamında; - Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait ALS BUTRINTI tarafından 10-15 Ekim, - Alman Deniz Kuvvetlerine ait "FGS FRANKFURT” tarafından ise 13-17 Ekim tarihleri arasında İzmir’e liman ziyaretleri icra edilmiştir. Askerî eğitim, yardım ve danışmanlık faaliyetlerimizin devam ettiği Azerbaycan ile personel mübadelesi kapsamında; Azerbaycan Millî Müdafaa Üniversitesi Rektör Yardımcısı Albay Reşad Tahirov Millî Savunma Üniversitemizde, Üniversitemiz Rektör Yardımcısı Profesör Doktor Talat Canbolat ise Azerbaycan Millî Müdafaa Üniversitesinde bir yıl süreyle görevlendirilmiştir. MİLLÎ DENİZ TOPU TCG AKHİSAR’A ENTEGRE EDİLECEK Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve teşvikiyle yerlilik ve millîlik oranı yüzde 80’lere ulaşan ve bu alanda marka hâline gelen savunma sanayi ürünlerimiz ile Silahlı Kuvvetlerimiz her geçen gün daha da güçlenmekte ve caydırıcılığını artırmaktadır. İstanbul Tersanesi Komutanlığı ile Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından yerli ve millî olarak geliştirilen ve Deniz Kuvvetlerimizin vurucu gücünü oluşturan 76/62 mm Millî Deniz Topu; Açık Deniz Karakol Gemisi Projesinin ilk gemisi TCG AKHİSAR'a entegre edilmek üzere İstanbul Tersanesi Komutanlığına teslim edilmiştir. Ayrıca Millî Deniz Topu’nun; Açık Deniz Karakol Gemisi Projesinin ikinci gemisi TCG KOÇHİSAR'da kullanılması için de üretim faaliyetleri devam etmektedir. Diğer taraftan, Bakanlığımıza bağlı ASFAT ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü arasında yapılan sözleşme kapsamında; ASFAT’ın yüksek hızlarda üstün manevra yeteneği ile göz dolduran, yerli ve millî asayiş ve emniyet botu ASBOT’un ikincisinin teslimi yarın (20 Ekim 2023) yapılacaktır. GAZZE VE LİBYA İÇİN HAZIRLANAN YARDIMLARI ULAŞTIRDIK Başta deprem bölgelerinde hayatın normalleştirilmesi olmak üzere orman yangınları ve diğer afetlerle mücadele çalışmaları ile insani yardım faaliyetlerine yurt içinde ve dışında ilgili bakanlık ve kurumlarla tam bir koordinasyon içerisinde destek verilmektedir. Bu kapsamda, Sn. Cumhurbaşkanımızın direktifleriyle hazırlanan insani yardım malzemeleri; - Gazze için 13-14 Ekim’de üç adet A400M uçağımız ile Mısır’a, - Sel felaketinden etkilenen dost ve kardeş ülke Libya için ise TCG BAYRAKTAR gemimiz ile 16 Ekim’de Libya’ya ulaştırılmıştır. Sonuç olarak başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere Millî Savunma Bakanlığının tüm birlik ve kurumları, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve “Türkiye Yüzyılı” hedefleri doğrultusunda; - Bekamıza yönelen her türlü tehdit ve tehlikeyi bertaraf etmeye, - Ülkemizin ve asil milletimizin güvenlik ve huzuru için gece gündüz demeden çalışmaya devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

157,870 views • 2 years ago

Tehlikeyi gördü taktik değiştirdi Özgür Özel, Bahçeli ile ilgili yaptığı değerlendirmede "Devlet Bey'in; hukukun üstünlüğü, demokratikleşme ile ilgili beklentisi ve derdi, ittifak ortağıyla birlikte yürüyemeyecek noktaya gelirse, biz demokrasi yolunda herkesle yürürüz ona da bir itirazım yok. Demokratik ve terörsüz Türkiye için biz herkesle yürürüz." ifadelerini kullandı. Dün, CHP Osmaniye Milletvekili ve Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, olağanüstü oturum için toplanan TBMM'de, kuliste oturan Devlet Bahçeli'nin yanına gitti ve "Meclis sizinle güzel.. Sizi kurabiyeleri yiyor görünce memnuniyetimi ifade etmek istedim." dedi. Ne konuştuğunu soranlara da "Büyükbabam tarafından, merhum babamızla tanışıklığı, komşuluğu var.." ifadelerini kullandığını söyledi. Ve Veli Ağbaba devreye girdi. TGRT Haber Ankara Temsilcisi Fatih Atik, Veli Ağbaba ile konuştuğunu ve kendisine "İmamoğlu aday olamazsa en güçlü aday Mansur Yavaş!" dediğini belirtti. Veli Ağbaba'nn, Özgür Özel'in Genel Başkan olmasından önce de sonra da üzerinde en çok etkili olan isim olduğu herkesçe biliniyor. Şimdi bu gelişmelere bakınca; Öncelikle şu anlaşılıyor ki Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi; Özgür özel ve kurmayları, Ekrem imamoğlu'ndan umudu kesmiş görünüyor. Mevcut durumun sürdürülemeyeceğini anlamış durumdalar. Önlerinde iki somut gerçeklik var; Birincisi, Ekrem İmamoğlu üzerine kurdukları adaylık süreci sonlanmış durumda, İkincisi, 38 Kurultay Davası ile ilgili mutlak butlan kararı çıkma ihtimali çok fazla yükselmiş durumda. Durum böyle olunca, Özgür özel ve Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminin kurmayları ile birlikte yeni bir stratejiye geçmeleri gerekiyordu. Yukarıdaki verdiğim bilgilerden anlaşılacağı üzere yeni strateji şöyle gelişiyor; MHP Cumhur İttifakı'ndan kopar, koptuğu anda yüzünü Cumhuriyet Halk Partisine dönmek zorunda.. MHP'nin Cumhur ittifakı'ndan kopması ile birlikte yüzünü de CHP'ye döndüğünde yeni bir ittifak süreci başlamak zorunda.. Bu yeni ittifak süreci de milliyetçi-ulusalcı bir temelde oluşmak zorunda.. Daha önce ittifakla bir araya gelmiş olan; Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Parti, Zafer Partisi ve (DEM Parti dışındaki) bütün muhalif kesimleri bir arada tutabilecek olan, temelde de; Cumhuriyetçi, Atatürkçü, laiklik temelinde, Anayasa'nın ilk 4 maddesini koruma güdüsü içerisinde olan, 42. ve 66. maddelerine sahip çıkan bir yeni oluşum hayata geçirilmek zorunda.. Bu oluşumda Cumhuriyet Halk Partisi tarafında olası görülen ve halkta güçlü desteğe sahip olan tek aday da Mansur Yavaş olmak zorunda.. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi yeni stratejisi ile bu oyunu kurmak, bu oyuna dahil olmak sonuçta da kitlesini iktidar ışığıyla ayakta tutmak için yukarıdaki yeni hamleleri yapıyor. Böylece de, olası bir yeni oyunda, MHP'nin Cumhuriyet Halk Partisi'ne yüzünü döndüğünde, uzlaşabileceği isim olan Kemal Kılıçdaroğlu ve rahatlıkla onun adayı olabilecek olan Mansur Yavaş, esasta Kemal Kılıçdaroğlu ile olabileceği düşünülen yeni stratejiden koparılıyor ve MHP'ye ve Devlet Bahçeli'ye mesaj verilerek deniliyor ki: "Kemal Bey geri gelmese de biz oyun planımızı değiştiririz, stratejimizi değiştiririz, sizinle bu işbirliğini yaparız." Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi; Kurultay davası ile ilgili yargı süreçlerinde, iktidarın iki ortağının, AKP ve MHP'nin, yargı üzerinde ayrı ayrı oyun oynadığı kabulüyle hareket ederek, bu kez de MHP kanadına diyorlar ki: "Kesinlikle Kemal Kılıçdaroğlu'nu geri getirmeyin biz ne istiyorsanız yapacağız." Bakalım; yargı bağımlı mı bağımsız mı.. Hukuk halen işliyor mu işlemiyor mu.. Hepsini 15 Eylül ve sonrasında yaşayarak göreceğiz. Çıkacak sonucu da herkes kendi meşrebine göre ve içine düştüğü duruma göre yorumlayacaktır. CHP 🇹🇷

Bülent Gürsoy

103,219 views • 1 year ago

MHP İstanbul yönetimindeki Selçuk Köroğlu çok direndi ama gözaltından kurtulamadı. Aylardır bekletilen operasyonu İzzet Ulvi’ye yapılmış sayarım. Anlaşılan Süleyman Soylu geçen günkü Beştepe mülakatını başarıyla geçip tek kişilik koltuk kadrosunu kapmış. Semih Yalçın, İzzet Ulvi Yönter, İzzet’in asenası Arzu Karaailioğlu, Nevzat Ünlütürk. Hepsi aynı dalın armudu, İstanbul’u da, ülkeyi de, MHP’yi de illegalize eden birliğin önemli üyeleri. Selçuk Köroğlu, Doğukan ÇEP, Ufuk Köktürk ise yargılandıkları cinayetler nedeni ile meşhur olan birlik tetikçileri. Aralarındaki bağlantıyı gösteren paylaşımlar yapmıştım, tekrar o kısma dönmek istemiyorum. Savcılar birşey bilmiyorsa, Selçuğun gözaltına alındığı Erenköy Tır parkına baksa, arkasında İzzet Ulvi’yi bulacak ama rekabet henüz o aşamaya gelmedi. Köroğlu kardeşlerin cinayetten yaralamaya onlarca sabıkası var ve hayatlarının ciddi bir bölümü hapiste geçti. Onlarca suç kaydına rağmen, İstanbul’un otoparkcılar kralı olmaları, Erenköy Tır Parkı, Ötüken Depolama, Anadolu Depo Lojistik gibi şirketlerle İstanbul’un göbeğinde yüzlerce dönüm kıymetli araziyi, arkalarında siyasi güç olmadan ele geçirmeleri mümkün değil. Selçuk Köroğlu’nun kardeşi Uğur, 2021 yılında Maltepe’deki bir arazi kavgasında çıkan çatışmada öldürülmüştü. Uğur öldükten birkaç ay sonra başka bir cinayet davasından cezaevinde olan abi Selçuk hernasılsa anında tahliye olup, MHP İl yönetim kuruluna girmiş ve kardeşinden kalan mülklerin de başına geçmişti. Bunların bir de yazılım işleri var, Elif Acarer bugün kısaca değinmiş. Ben biraz daha açıp detayını araştırmayı gazetecilere bırakıyorum. Amerika menşeli bir yazılım şirketi var, ismi Universal. Şirketin Türkiye yatırımlarının iki ortağı Nevzat Ünlütürk ve Mehmet Özyirmidokuz. Yazılımı, belediyeler başta olmak üzere kamu kurumlarına satıyorlar. Sancaktepe, Şile, Kadıköy, İstanbul, Mersin, Kastamonu benim bildiğim belediyeler. Tek mesele üç kuruşluk maldan, yüz kuruş kazanmaları değil. Asıl mesele yazılımın casusluk amacıyla kullanılıyor olması. Yazılımın, vatandaşların kamu kurumlarındaki kişisel verilerini otomatik olarak Amerika’ya yönlendirdiğine dair iddialar var.

Mustafa Okumus

112,826 views • 2 years ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kahramanmaraş ziyaretinde Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği ile Türkiye Muharip Gaziler Derneğini ziyaret ederek şehitlerimizin kıymetli aileleri ve kahraman gazilerimizle bir araya geldi. Bakan Yaşar Güler, Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği’ni ziyarette kısa bir konuşma yaparak şunları söyledi: ÇALIŞMALARI MEMNUNİYETLE TAKİP EDİYORUZ Millî Mücadele ruhunun sembol şehirlerinden biri olan güzide şehrimiz Kahramanmaraş’ımızda bulunmaktan ve bu vesileyle Derneğimizi ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneğimizin; aziz şehitlerimizin hatırasını yaşatmak, kahraman gazilerimizin ve kıymetli ailelerinin yanında olmak, karşılaştıkları sorunların çözümüne katkı sunmak adına yürüttüğü çalışmaları memnuniyetle takip ediyoruz. Bu kapsamda Derneğimizin faaliyetlerini son derece kıymetli buluyor, bu anlamlı hizmetlerde gayret sarf eden tüm yönetici ve mensuplarına teşekkür ediyorum. FEDAKÂRLIKLARININ BEDELİ ASLA ÖDENEMEZ Cennet vatanımız, aziz şehitlerimizin ve yiğit gazilerimizin kahramanlık ve fedakârlıkları sayesinde bizlere miras kalan en kutsal emanetimizdir. Ülkemizin savunma ve güvenliğinin sağlanmasında en büyük paya sahip olan şehit ve gazilerimiz, bu güzel topraklarda huzur içerisinde bir arada yaşamamızın ve bayrağımızın gururla dalgalanmasının da manevi mimarlarıdır. Vatan ve bayrak uğruna mücadelenin en büyük temsilcileri olan şehitlerimiz ve onlara yoldaş, şehadete âşık gazilerimizin göğsünü siper ederek yazdığı kahramanlık destanları hiçbir zaman unutulmayacak, asil milletimizin vefa dolu gönlünde daima yaşayacaktır. Fedakârlıklarının bedeli hiçbir şeyle ölçülemez ve karşılığı asla ödenemez. Her zaman başımızın tacı olan kahraman gazilerimiz ile çok kıymetli şehit ve gazi ailelerimizin daima yanlarında olacağız. “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” HEDEFİNE DOĞRU KARARLI YÜRÜYÜŞ İÇİNDEYİZ Bugün, 40 yılı aşkın süredir ülkemizin huzurunu ve güvenliğini tehdit eden terör belasından kurtulmak, milletimizin önüne konulan engelleri ortadan kaldırmak ve evlatlarımızın geleceğini teminat altına almak için “Terörsüz Türkiye” hedefine doğru kararlı bir yürüyüş içindeyiz. Devletimizin Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik liderliğinde yürüttüğü bu tarihî süreç, kardeşliğimizi pekiştirme, milletimizi güvenli ve müreffeh dolu yarınlara ulaştırma kararlılığının da en açık göstergesidir. Şu hususu özellikle belirtmek isterim ki bu süreçte atılacak tüm adımlar, şehitlerimizin aziz hatırasına asla leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna, asaletine ve emeklerine zarar vermeyecek niteliktedir. Milletimizin birliğini, kardeşliğini ve güvenliğini zedeleyecek hiçbir adım atılmamış, bundan sonra da atılmayacaktır. Türkiye asırlara uzanan derin devlet aklı ve millî tarih şuurundan ilham alarak en kapsamlı planlamayla süreci yönetmektedir. Yegâne amacımız; artık evlatlarımızı yitirmediğimiz, kanın ve gözyaşının sona erdiği, ayrılık tohumlarının kökünden söküldüğü, çocuklarımızın sadece barış ve kardeşlik ortamında büyüdüğü bir geleceği inşa etmektir. Bu tarihî yolculukta aziz şehitlerimizin mirasını yaşatmak, gazilerimize minnettarlığımızı ifade etmek ve çok kıymetli ailelerinin her zaman yanında olmak en temel görevimizdir. Bir kez daha vurgulamak isterim ki en büyük ilham kaynağımız olan şehit ve gazilerimizin bu destansı mücadeleleri, hiçbir zaman unutulmayacaktır. Sonuç olarak ülkemizin ve milletimizin gündeminden terörü ebediyen yok etmek, bu güzel topraklarda huzur ve güveni kalıcı şekilde tesis etmek için çalışmalarımıza yoğun bir gayretle devam edeceğiz. Sözlerime son verirken başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, sizlerin şahsında tüm kahraman gazilerimize değerli ailelerimize sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum. Derneğimize çalışmalarında üstün başarılar temenni ediyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

17,130 views • 3 months ago