Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

Devlet-i ebed müddet ve Millet-i ebed müddet ülküsüyle mimariden eğitime, kültürden sosyal projelere kadar uzanan her bir eser; Türk milliyetçiliğinin ilme, ahlâka ve milli birlikteliğe dayanan anlayışının somut göstergesidir. “Eserlerle Devlet Bahçeli” yakında…

28,624 Aufrufe • vor 6 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

TBMM Başkanvekili Celal ADAN : Aziz Türk milletinin son yıllarında bu ülke için umut ışığı olan en kıymetli evlatlarından biri de hiç şüphesiz liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’dir. Liderimizin siyasi hayatı baştan sona kadar vatanperverliğin, inanmışlığın, adanmışlığın hikâyesidir. Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca; “Milletler, büyük evlatlarıyla soluk alır” demiştir. Aziz Türk milletinin son yıllarında; bu ülke için nefes olan, can suyu olan, umut ışığı olan en kıymetli evlatlarından biri de hiç şüphesiz Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey’dir. Liderimizin varlığı ve vizyonu; sadece ülkücü harekette değil, bütün Türkiye’nin dününde ve bugününde silinmeyecek izler bırakmıştır. Yarınlarımız da onun ustalıklı ellerinde şekillenmekte, Türkiye Yüzyılı’nın ufuk çizgisi Liderimiz tarafından işaret edilmektedir. Siyasi hayatı baştan sona kadar; vatanperverliğin, inanmışlığın, adanmışlığın hikâyesidir. Dürüst politikanın, tavizsiz duruşun, memleket için fedakârlığın ete kemiğe bürünmüş hâlidir. Millet menfaatini siyasi ikbalin önüne koyarak siyaset üretmenin mümkün olduğunu, politikanın çıkar dehlizlerine mahkûm edildiği bu çağda ortaya koyabilmiştir. Tonyukuklardan Nizamülmülklere uzanan bir devlet aklının, Gazi Alparslanlardan Gazi Mustafa Kemal’e uzanan bir feda anlayışının; günümüzdeki sancaktarı olmuştur. Liderimizin hayat macerası; Çukurova’nın bereketli ve sıcak topraklarında başlayıp Ankara’ya taşınan, buradan memleket sathına yayılıp etkisi Türkistan coğrafyasının her bir karışına uzanan bir Türkmen şahlanışıdır. Asya’nın bozkırlarından Torosların zirvesine gölgesi uzanan bir ulu çınarın mirasçısı, Yesevi’den Hacı Bektaşlara ulaşan bilgelik zincirinin muhafızıdır. Onun ismi, Suriye’deki yetim Türkmen çocuktan, yıllar sonra Karabağ’a kavuşan beli bükük ihtiyara kadar; cümle mazlumların yüreğinde umuttur. Onun ismi; inandıkları için can veren binlerce şehidin yücelttiği sancaktır. Onun ismi; aşılmayan hisar, kurumayan pınar, sarsılmayan duvardır. Kısacası liderimiz; Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve onun kurumsal kimliğinde Türk milliyetçiliğinin mücessem ve müşahhas hâlidir. Gelecek vizyonu; milli şuur ve şiarı şekillendiren pusula, istikametimizi belirleyen haritadır. Hayır duamız, kutlu davamız ve vatan sevdamız ile daima Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey’in emrinde ve yanında olacağız.

MHP TBMM Grubu #MHP

105,168 Aufrufe • vor 1 Jahr

Bugün, Türk siyasi tarihine bir utanç vesikası, Türk milliyetçiliğine ise bir onur madalyası olarak kazınan o karanlık günün üzerinden tam bir yıl geçti. Genel Başkanımız Sayın Prof. Dr. Ümit Özdağ; hukukun siyasetin vesayeti altına girdiği, yargının bir sindirme aygıtına dönüştürüldüğü o günlerde, sırf "İkinci İhanet Süreci"ne geçit vermediği için, sırf Gazi Meclis’in kürsüsünü bebek katillerinin propagandasına kapattığı için hürriyetinden mahrum bırakılmıştı.Bu ülkenin bölünmez bütünlüğü ve Türk Milletinin geleceğiyle ilgili pazarlık masaları kuranlar; hakikati haykıran sesi zindan duvarlarıyla susturabileceklerini, "Zafer"e inanan yürekleri demir parmaklıklarla yıldırabileceklerini zannetme gafletine düştüler. Ancak unuttukları tarihi bir gerçek vardı: Bir Türk milliyetçisinin bedenini hapsedebilirsiniz, lakin vatan sevgisini ve devlet ebed müddet fikrini asla tutsak edemezsiniz. 148 gün süren o esaret, bizim için bir geri çekilme değil, aksine irademizin çelikleştiği bir bilenme süreci olmuştur. O gün, anayasal düzeni korumak ve Cumhuriyetin kuruluş felsefesini müdafaa etmek adına ödenen bedel, bugün milletimizin vicdanında beraat etmiş; haklılığımız tarih önünde tescillenmiştir. Bizi "hukuk sopasıyla" korkutmaya çalışanlara, devletin bekasını şahsi ikballerine değişenlere ve terörle müzakereyi "siyaset" zannedenlere buradan, Genel Başkanımızın bıraktığı yerden sesleniyoruz: Zindanlarınız, tehditleriniz ve kumpaslarınız; Türk Milleti'ne olan sadakat yeminimizi bozamaz. Dün "Sizi tarihin çöplüğüne atacağız" derken ne kadar kararlıysak, bugün o kararlılığın üzerine bin yılın devlet aklını ve milletin sarsılmaz desteğini koyarak yolumuza devam ediyoruz. Mücadele bitmedi, bilakis yeni başlıyor. Nerede kalmıştık? #DağGibiÖzdağGibi

Zafer Partisi

57,249 Aufrufe • vor 7 Monaten

“Bu hareket ümmet davasıdır” çıkışı, son çeyrek asrı şekillendiren siyasal paradigmanın açık ilanıdır. Zira AK Parti, kuruluşundan itibaren kendisini milletin tarihsel hafızasını, devlet aklını ve medeniyet iddiasını yeniden ayağa kaldıran bir siyasal hareket olarak konumlandırmıştır. AK Parti’nin ortaya koyduğu siyasal hat, Türkiye’de uzun yıllar boyunca hâkim olan vesayetçi zihniyetin tasfiyesi anlamına gelmektedir. 27 Nisan’dan 15 Temmuz’a uzanan süreçte milli iradenin devletin asli kurucu gücü haline gelmesi, savunma sanayiindeki yerlileşme hamleleri, enerji bağımsızlığında atılan kritik adımlar ve dış politikada “edilgen müttefik” çizgisinden “stratejik özne” konumuna geçiş; bu dönüşümün somut tezahürleridir. Bugün Türkiye’nin Libya’dan Karabağ’a, Somali’den Katar’a kadar geniş bir jeopolitik hatta oyun kurucu aktör olarak ortaya çıkması tesadüfi değildir. “Millet davası” söylemi içeride demokratik meşruiyeti ve milli egemenliği tahkim ederken, “Büyük Türkiye” iddiası küresel sistemde bağımsız karar alabilen güçlü devlet idealini temsil etmektedir. “Ümmet davası” kavramı ise bu siyasal çizginin medeniyet boyutunu ifade etmektedir. Bu yaklaşım, Türkiye’yi yalnızca fiziki sınırlarla tanımlayan dar devlet perspektifinin ötesine taşımakta; Balkanlar’dan Kudüs’e, Kafkasya’dan Afrika’ya uzanan tarihsel sorumluluk havzasını yeniden hatırlatmaktadır. Nitekim bugün Gazze meselesinde en yüksek siyasi ve ahlaki refleksi ortaya koyan ülkenin Türkiye olması; Arakan’dan Bosna’ya kadar insani diplomasi yürüten başat aktörlerden birinin Ankara haline gelmesi; yalnızca bir dış politika tercihinin ötesinde, medeniyet perspektifinin doğal sonucudur. Bu durum, merhum Erbakan Hocamızın “adil düzen” ve İslam coğrafyasının dayanışması fikrinden, dönemindeki bölgesel açılım vizyonuna kadar uzanan tarihsel sürekliliğin de devamıdır. Ezcümle; AK Parti’nin temsil ettiği siyasal çizgi, uzun yıllar boyunca Türkiye’ye dayatılan edilgen, kimliksiz ve Batı merkezli siyasi tasavvurun karşısında; özgüvenli, çok boyutlu ve medeniyet eksenli yeni bir devlet aklını ortaya koymaktadır. Bu nedenle Erdoğan’ın sözleri Türkiye Yüzyılı vizyonunun hangi tarihsel iddia, hangi jeopolitik yönelim ve hangi medeniyet perspektifi üzerine kurulduğunu, yaşam tarzları farklı olsa da milli ve manevi değerler noktasında ortak noktada buluştuğumuz her kesimle gönül bağı kurabildiğini gösteren güçlü bir manifestodur.

AlperenFurkanZengin

82,281 Aufrufe • vor 3 Monaten

Devlet-i Aliyye’nin en buhranlı zamanlarında tahta çıkan dedem Sultan 2. Abdülhamid Han, yalnızca bir padişah değil; eserleriyle geleceğe ışık tutan, ince siyasetiyle imparatorluğu ayakta tutan büyük bir devlet adamıdır. Saltanatı boyunca tam 1552 eser bırakmıştır. Bunlardan bazıları: Hicaz Demiryolu, Rumeli Demiryolları, Mekteb-i Mülkiye, Mekteb-i Hukuk, Mekteb-i Sanayi, Mülkiye Baytar Mektebi, Darülaceze ve Hamidiye Etfal Hastanesi gibi milletimizin hafızasında derin izler bırakan abidevi yapılardır. Bu eserlerle yalnızca Osmanlı coğrafyasını değil, ümmetin gönlünü de imar etmiştir. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan hayır kurumlarına kadar her alanda kalıcı yatırımlar yapmış; birçok okul, hastane ve kütüphane açtırmıştır. Bugün hâlâ ayakta duran birçok kurum, onun ileri görüşlülüğünün birer nişanesidir. Sosyal adaleti tesis etmek için Darülaceze gibi örnek müesseseler kurarak kimsesizleri, yoksulları ve düşkünleri koruma altına almıştır. Hamidiye Etfal Hastanesi ile çocuk sağlığını ön plana çıkarmış, sağlık alanında modernleşmenin öncüsü olmuştur. Hicaz Demiryolu gibi projelerle yalnızca ulaşımı kolaylaştırmakla kalmamış; aynı zamanda İslam dünyasının kalbi olan Mekke ve Medine’yi daha erişilebilir hale getirerek ümmetin bağlarını güçlendirmiştir. Ömrünü ümmet-i Muhammed’e ve tüm mazlum milletlere adamış; Afrika’dan Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada Müslümanların sesi olmuş, mazlumların dualarında yer edinmiştir. Siyasi dehası ve ince stratejileriyle Osmanlı Devleti’ni zorlu yıllarda ayakta tutmuş; büyük devletlerin baskılarına karşı denge siyaseti gütmüş ve İslam dünyasının birliğini korumak için gece gündüz çalışmıştır. Bugün bizlere bıraktığı miras yalnızca taş ve topraktan ibaret binalar değil; aynı zamanda adalet, merhamet ve dirayetle yoğrulmuş bir devlet anlayışıdır. Dedem Sultan 2. Abdülhamid Han’ı doğumunun sene-i devriyesinde rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyoruz.

Abdülhamid Kayıhan OSMANOĞLU

12,162 Aufrufe • vor 11 Monaten

Sn DEVLET BAHÇELİ NE YAPIYOR? 5 Şubat 2025’den bu yana Devlet Bahçelinin ameliyat edildiği söylendikten sonra yaşanan süreç bu süreçte Sn Bahçeli adına verilen demeçler, Hiç bir görüntüsü olmadığı halde telefon aramaları Son Olarak Devlet Bahçeli'nin "yeni bir milli kimlik Tebarüz etmektedir (görülmektedir)" şeklindeki yaptığı konuşması şaşkınlığımızı daha da artırmıştır. Benim tanıdığım Bahçeli Yeni bir Milli kimlikten Bahsetmezdi. "Milli Kimlik" açıklaması yapan Bahçeli 4 Nisan günü mezarlıkta Alparslan Türkeş’in kabri başında gördüğümüz Yeni Bahçeli’ye de benzemiyordu. Bu şahsı da Sn Bahçeliye benzetemedik. Sn Bahçeli “Yeni bir Milli Kimlik” gibi uçuk bir söz sarf etmezdi. Eğer bu konuşmaları birisi yazıyor eline veriyor oda okuyorsa bile burada konuşmayı keser yine de böyle bir söz sarf etmezdi. Tereddütlerimizi dillendiriyoruz. Değerli Arkadaşlarım, Bilhassa Türklüğe, Türk Milletine, Türk Ulusal Kimliğine karşı açıkça yapılan bir saldırı ile başlayan ve ileride kapımıza dayanacağının aşikar çok vahim gelişmeler ile karşı karşıyayız! Ulusal bütünlüğümüzü yok etmeye yönelik siyasiler tarafından yapılan son 50 yıldır yanlış işlerin, bizler yaşamasak bile gençlerimizin olaylarla karşı karşıya kalacağı bir sürece doğru olduğunun görüyor ve derin üzüntü yaşıyoruz. Bizde bunlar tekrar yaşanmasın diye her zaman olduğu gibi gece gündüz çırpınıyor milletimizi uyandırmaya çalışıyoruz. Tüm Değerli Arkadaşlarımızdan Türk’ün sesinin daha gür çıkması programları yayına hazırlayan arkadaşlarımızın hevesinin kırılmaması için, Atayurt Tv Kanalına abone olmasını, Atayurt Tv kanalındaki programlarımızı tıklayarak izlemenizi, e posta ile ve Sosyal medya mesajlarıyla yakınlarınıza, tanıdıklarınıza dağıtmanızı istirham ediyorum. Sevgiler, Saygılar, Selamlar. Videomuzun tamamı linktedir. İzleyiniz izletiniz.

TANERUNAL

47,263 Aufrufe • vor 1 Jahr