正在加载视频...

视频加载失败

Devletimiz Fetihtepe’de, bir yandan yalanlarla mücadele ederken bir yandan da vatandaşımızı evlerine kavuşturdu. Kim emek verdi, kim engel olmaya çalıştı vatandaşımız görüyor. Rabb’im devletimize zeval vermesin. Beyoğlu’muza ve İstanbul’umuza hayırlı olsun.

27,217 次观看 • 5 个月前 •via X (Twitter)

0 条评论

暂无评论

原始帖子的评论将显示在这里

相关视频

Ne pahasına olursa olsun, Türkiye yeni Ortadoğu planında saf dışı kalmamalıdır. 2 gündür, Sn. Bahçeli'nin yaptığı konuşma ve Ortadoğudaki güçler, ittifaklar ve bugüne gelinmesinin nedenlerini gözden geçiriyorum. Türkiye yıllardır Suriye'nin toprak bütünlüğü için mücadele ediyor. Lakin, sahadaki güçler ve ittifaklarının hiçbirinin böyle bir derdi yok. Esad'ın bile.. Rusya, İran, Amerika , Fransa, İsrail, Almanya, İngiltere, Suud ve BAE, PKK ve YPG'yi, Türkiye'ye karşı besliyorlar. Fİnansman, silah ve eğitim.. Her türlü destek sağlanıyor. Batılı sözde yardım kuruluşları örgüte ciddi destek veriyorlar. Aynı zamanda, Ruslar ve Amerikanlar arasında da, örgütü kucaklama konusunda ciddi bir yarış söz konusu. 📌DAEŞ'ilileri hapislerden kim çıkardı? 📌Musul'u ele geçirmelerine hangi ülkeler destek verdi? 📌DAEŞ, Suriye'de zuhur ettiğinde, DAEŞ'e karşı savaşan muhalif grupları, hangi muhalif gruplar arkadan vurdu? 📌Ahrar komutanları ve Abdulkadir Salih neden öldürüldüler? 📌Hassan Abbdud ve Abdulkadir Salih sonrası, Ahrar Şam ve Tevhid Tugayı nasıl bu hale geldi? 📌MOC operasyon odasını kuran ülkeler, Suriye güneyini ve Şam'ı, Rusya ve İran'a neden verdiler? Hangi anlaşmaların bir parçaysıdı? 📌PKK'ya kim Suriye'de alan açtı? 📌Muhalifler saldırmaları için, YPG'ye (Tel Rıfat) hangi ülkeler emir verdi? Çok lanet bir planın içindeyiz. Benim anladığım tek bir şey var. Türkiye bu sefer saf dışı kalmak istemiyor.

İbrahim Bozan

65,299 次观看 • 1 年前

Hayırlı sabahlar, Kendi düşünce ve yaşam biçimlerimiz üzerinden inşa ettiğimiz bireysel ve kolektif dünyalarımız, her birimiz için saygıdeğerdir. Farklılıkların varlığı, bir olmaya engel değildir. Aksine, farklılıkları hak ve adalet temelinde bir şemsiye altında buluşturabilen bir yönetim modeli, barışı korumanın en temel şartıdır. Ne yazık ki bugün toplumsal fay hatlarımız son derece gergin. Bu gerginliği aşmak zorundayız. Çünkü biz, Anadolu’da biriz. Hem de tüm farklılıklarımızla birlikte biriz. Anadolu’nun vahdet esaslı (birlik temelli) sosyolojisi artık güncellenmek zorundadır. Aşırı gerginlik, bizi bırakın sevmeyi, birbirimizden nefret eder hale getiriyor. Bu ise hepimizi karşılıklı olarak büyük bir yanlışa sürüklüyor. Bu durumun ne bireylere, ne topluma, ne de milletimize ve devletimize hiçbir faydası olmaz. Bakınız, bu ülkede hangi yaşam biçiminden, düşünce tarzından olursa olsun –ister dindar, ister seküler; ister solcu, ister sağcı; ister Atatürkçü, ister Atatürkçü olmayan– herkesin üzerinde ittifak ettiği en temel değerlerden biri “kul hakkı” ve “hazinenin hakkı”dır. Kul hakkına ya da devlet hazinesine el uzatan kim olursa olsun, bu yanlıştır ve adalet önünde hesap vermelidir. Buna hiçbirimizin itirazı yoktur. İşte bu noktada, üzerinde uzlaştığımız değerler üzerinden birliğimizi daha da güçlendirmeliyiz. Yanlış yapan ister Atatürk’ü kullanarak, ister dini kullanarak hareket etsin, fark etmez. Atatürk’ün adı üzerinden haksızlık ve yolsuzluk yapanla, dindarlık kisvesiyle aynı şeyi yapan arasında hiçbir fark yoktur. Her ikisi de adalet önünde hesap vermeye mecburdur. Bu noktada hepimizin ortak bir düşüncede buluştuğu açıktır. İşte bu nedenle, birbirimizle konuşabilmeli, iletişim kanallarımızı güçlü ve açık tutmalıyız.

Metin KÜLÜNK

146,360 次观看 • 1 年前

18 Eylül 2025 Tarihli Şikayetim ve Vatanıma Olan Bağlılığım18 Eylül 2025 tarihinde, Devlet Bahçeli’nin terör örgütü elebaşı, bebek katili Abdullah Öcalan’ı övme, meşrulaştırma ve umut hakkı tanıma girişiminde bulunduğu iddiasıyla Türkiye Cumhuriyeti Başsavcılığı’na şikayette bulundum. Ancak bu şikayetimin ardından, Ülkü Ocakları üyelerinden sert tepkiler ve tehditler almaya başladım.Ben, babası terörle mücadelede şehit olmuş bir evladım. Babam, bu ülkede kirli siyasi oyunların bir parçası olmak için canından vazgeçmedi. O, vatanımızın, bayrağımızın ve gökyüzünde dalgalanan kutsal emanetlerimizin bekası için hainlere, alçaklara ve kalleşlere karşı gözünü kırpmadan mücadele etti ve kahramanca şehit düştü. Şehit ve gazi aileleri olarak, hiçbir tehdide boyun eğmeyeceğiz. Vatanımıza, bayrağımıza ve devletimize ihanet eden kim olursa olsun, er ya da geç hesap verecektir. Ben, bir terörle mücadele şehidinin evladı olarak, babamın emanet ettiği hakları ve idealleri, kanımın son damlasına kadar korumaya ant içtim.Babalarımızın bize emanet bıraktığı bu kutsal toprakları canımız pahasına koruyacağız. Hainlere, alçaklara ve kalleşlere asla boyun eğmeyeceğiz. Terör örgütleriyle ve teröristlerle ne barıştık ne de kardeş olduk; bundan sonra da barışmayacağız, kardeş olmayacağız.Türk milleti olarak, kutsal vatan topraklarımızı namusumuz ve şerefimiz üzerine yemin ederek koruyacağımıza söz veriyoruz. Bu toprakların bir karışını bile alamayacaksınız; bu ülkeyi hiçbir şekilde bölemeyeceksiniz!Saygılarımla, [Serkan TARAKCI] Terörle Mücadele Şehidinin Evladı 🇹🇷🇹🇷

Serkan Tarakçı

257,084 次观看 • 9 个月前

FİLİSTİN ADIM ADIM TASFİYE EDİLİYOR; • Gazze adım adım tasfiye edilirken ABD'den kongre üyesi 250 senatör Batı Şeria'nın kuzeyindeki antik Samiriye bölgesini ziyaret etti. Heyete İsrail adına Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar eşlik etti. • Sa'ar "Burada bir Filistin devleti kurulması, İsrail'in kıyı ovasını kolay bir hedef haline getirir ve ülkenin güvenliğini tehlikeye atar" ifadesini kullanarak 23-29 Eylül 2025 tarihinde BMGK toplantısında gündeme alınacak "1967 Sınırlarında Başkenti Doğu Kudüs olan Bağımsız Filistin Devleti Projesi"ne atıfta bulunarak İsrail'in güvenliği için Filistin'in yok olması gerektiğini vurguladı. • BM Genel Sekreterliği nezdinde İngiltere ve Suudi Arabistan'ın tekrar gündeme getirdiği İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM aslında Filistin'in tarihe karışarak yok olmasını ihtiva ediyor. • İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM ile Batı adına İngiltere ve İslâm dünyası adına Suudi Arabistan bir yandan vicdanlarına kanla gusül aldırıp günah çıkarma fırsatına kavuşacak, diğer taraftan İsrail'e Filistin'i topyekûn işgal ve ilhak etmek için ihtiyaç duyduğu zeminle de buluşturacak. • Zira Netanyahu iki gün önce Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alarak "Kudüs'ün bir bütün olarak İsrail'in ebedî başkenti olduğu"nu ilan ederken bu anlatıya fiili olarak karşı çıkacak her ülkeyi de doğrudan tehdit etmişti. • İsrail bir yandan Gazze'de imha, yıkım ve soykırımı artan bir şiddetle uygulamaya devam ederken diğer taraftan Kızıldeniz'den Başta körfezine kadar her yere saldırılar düzenliyor. • Netanyahu bir yandan MOSSAD marifetiyle Charlie Kirk suikastı gibi stratejik cinayetler işleyerek insanlığa karşı işlediği suçlarda ayak izlerini siliyor ve suç ortaklarını tasfiye ediyorken ABD'de başlayan, İsrail ve siyonizm'i sorgulayan toplumsal talepleri bastırmak üzere suçluluk psikolojisiyle garip izahlar yapıyor. • İsrail son olarak AIPAC yardımıyla Samiriye'de topladığı 250 ABD Kongre üyesi marifetiyle ABD kamuoyunu İsrail'in masumiyetine ikna etmede aracı olarak kullanırken yine aynı senatörler marifetiyle Filistin'in işgal, ilhak ve tasfiye edilmesi için gerekli ve yeterli toplumsal destek ve meşruiyete ulaşmayı hedefliyor. • MS. 70'ten günümüze kadar geçen sürede sapkın bir itikadi kimya ve dinî motivasyon kaynağıyla Yahudiler tarihte hiç olmadığı kadar hedeflerine yaklaşmış durumdadır. • Gazze Türkiye dahil tüm Ortadoğu'nun sigortasıydı. Gazze'nin düşmesi tüm Ortadoğu'nun düşmesi demekti. Eğer İsrail Gazze'de durdurulmuş olsaydı, İsrail için mutlak sonun başlangıcı sayılacak ve Yahudi Terörizmi son bulabilecekti. Malesef tam tersi oldu. • Realitede hiçbir karşılığı olmayan ve uygulanabilir olmaktan sınırsız bir uzaklıkta olan İki Devletli Çözüm ile uyutulan insanlık, malesef Yahudiler'in gerçek yüzünü görmekte oldukça geç kaldı. • Bir bütün olarak Filistin adım adım tasfiye ediliyor olsa da; İsrail orta ve uzun vadede yeryüzünün Gazze'ye dönüşmesine, milyarlarca insanın Gazzelileşerek insan olmanın ahlâkî üstünlüğüyle buluşmasına ve Siyonizm'in yargılanmasına asla engel olamayacak. Allah'ın lâneti İsrailoğulları üzerine olsun. #KudüsNamustur

Mustafa Doğan

81,301 次观看 • 10 个月前

🔴Cihat Yaycı : Suriye'de SDG/PKK'nın sözde entegrasyonu için “kadın tümeni”nden de söz edilmektedir. Yani tüm kadın muharip birliklerin ayrı bir tümen hâlinde yapılandırılması öngörülmektedir. 📌Bu ne demektir? Güya Şara İslamcı olarak tanıtılmaktadır. Peki o zaman şu soru ortaya çıkmaktadır: Madem böyle bir iddia var, kadınların silahlı olarak yapılandırılmasına neden ses çıkarılmamaktadır? Kadınların asker olmasına itiraz edilmiyor; 📌Ona da bir çözüm bulalım, bari kadınla erkek bir arada olmasın gibi bir gerekçeyle ayrı bir tümen kurulması tercih ediliyor. Bu durum, Şara’nın kendi tabanına ve kamuoyuna izah edilmesi zor bir tabloyu “kurnazca” dengelemeye yönelik bir hamle olarak karşımıza çıkmaktadır. 📌Sonuçta ne değişmektedir? Terörist kadınlar yine silahlı kalmakta, kadın teröristler terörist olmaya devam etmektedir; sadece ayrı bir tümen hâlinde örgütlenmektedirler. 📌Ancak asıl trajikomik, hatta inanılmaz boyuttaki paradoks üçüncü bir tümenle ortaya çıkmaktadır. Üçüncü tümen “terörle mücadele tümeni” olarak tanımlanmaktadır. Yani teröristlerden oluşan bir yapı, terörle mücadele görevi üstlenecektir. Bu akıl almaz bir çelişkidir. Terörle mücadele tümeni denilen bu yapı, iç güvenlikten sorumlu olacak ve “radikal gruplara” yönelik operasyonlarda, güya Şam hükümetiyle koordinasyon içinde çalışacaktır. yani emrinde değil, fiilî yetkiyle sahada kendi inisiyatifi ile görev yapacaktır. 📌Bu noktada şu soru kaçınılmazdır: “Radikal grup” tanımı kim tarafından ve nasıl yapılacaktır? IŞİD gibi örgütler mi kastedilmektedir, yoksa başka yapılar mı? Peki Türkmenler ne olacaktır? Eğer bir gün Türkmenler “radikal grup” olarak etiketlenirse, bu terörist tümen onlara karşı operasyon yaptığında kim dur diyecektir? Kim engel olacaktır? Ortada sağlıklı bir emir-komuta zinciri yoktur. Böyle bir mekanizma bulunmamaktadır. Şam hükümetinin bu yapılar üzerinde gerçek bir denetimi de söz konusu değildir. Fiilen ortada, kendi ordusu, kendi güvenliği ve kendi iç düzeni olan bir yapı vardır. Bu, açıkça devletleşme sürecidir. 📌Üstelik bununla da yetinilmemektedir. Suriye medyasında yer alan ve birebir tercüme edilen anlaşma maddelerine bakıldığında, durum daha net biçimde ortaya çıkmaktadır. Anlaşmanın en dikkat çekici maddelerinden biri şudur: Şam hükümetine bağlı ordu ya da güvenlik servislerine ait hiçbir birliğin Suriye’nin kuzeydoğusuna girmesine izin verilmeyecektir. Burada özellikle vurgulanan nokta şudur: Şam hükümetine bağlı ordu ve güvenlik servisleri ayrı bir kategori olarak tanımlanmakta, bu yapılar SDG’nin kontrolündeki alanlardan tamamen dışlanmaktadır. Ne jandarma, ne polis, ne istihbarat, ne de silahlı kuvvetler bu bölgeye girebilecektir. İç güvenlikten sorumlu hiçbir Şam biriminin Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunmasına izin verilmemektedir. 📌Bu tablo, artık özerklik tartışmasının da ötesindedir. Özerklik meselesi fiilen aşılmış, ortada ayrı bir devlet yapısı ortaya çıkmıştır. Suriye’nin kuzeydoğusunda, Şam’dan bağımsız bir güvenlik mimarisi, silahlı güç ve yönetim alanı tesis edilmiştir. Dahası, bu düzenlemenin yalnızca Suriye’nin kuzeydoğusuyla sınırlı kalmayacağı da anlaşılmaktadır. 📌Bu durum Türkiye açısından son derece kritik bir örnektir. Burada SDG/PKK ve Amerika’nın Suriye’de nasıl bir proje yürüttüğü açık biçimde görülmektedir. 📌Daha da çarpıcı olan ise, bu Suriye projesinin Türkiye’de yürütülmek istenen projelere büyük ölçüde benzemesidir. Önümüzde somut bir örnek durmaktadır. Bu örnek görüldükten sonra herkesin, özellikle de Türk milletinin uyanması gerekmektedir. 📌Bu tablo, yalnızca Suriye’nin değil, bölgenin ve doğrudan Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren son derece tehlikeli bir sürecin işaretidir. 📌YAYININ TAMAMININ LİNKİ;

TÜRK DEGS / TURK MAGS

25,931 次观看 • 6 个月前

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarından... ▪️Kamu hizmetlerinin etkin ve verimli şekilde yürütülmesi; eğitim, sağlık, gıda, ticaret gibi alanlar başta olmak üzere tüm hizmetlerin vatandaşların hak ve menfaatlerini koruyacak şekilde icra edilmesi, önceliğimiz olmaya devam ediyor. ▪️Vatandaşlarımıza hizmet veren her kurumun denetim ve teftişi konusunda bugüne kadar gösterdiğimiz hassasiyet kamuoyumuzun malumudur. ▪️Ancak son günlerde kamuoyuna yansıyan birtakım hadiselerde denetim ve yaptırım zafiyeti olduğuna dair bir intiba oluştu. Bu algının önüne geçmekte kararlıyız. ▪️Kim olursa olsun hiç kimse hukuktan, nizamdan, kanunun kendisine yüklediği mesuliyetleri yerine getirmekten azade değildir. ▪️Devlet kadroları içinde farklı vasıflarda çalışan herkesin görevi, halkımıza en iyi şekilde hizmettir. ▪️Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 85 milyonunun tamamının hizmetindedir, bütün vatandaşlarının emrindedir. Millete hizmetten kaçmanın, halkın verdiği imkanları suistimal etmenin hiçbir mazereti olamaz. ▪️Hele hele bulunduğu konumu menfaat sağlama vasıtası olarak görenlere asla müsamahayla yaklaşamayız. Bir süredir milletimizden çokça şikâyet aldığımız yetkisiz çakar ve tepe lambası kullanımıyla ilgili cezaları artırıyoruz. ▪️Ruhsatsız ateşli silahlar konusunda da kapsamlı bir düzenlemeyi hayata geçiriyoruz. Her iki hususta da bundan sonra kimsenin gözünün yaşına bakmayacağız. ▪️Kamu kurum ve kuruluşlarının inceleme ve denetleme faaliyetlerinin daha etkin ve düzenli bir şekilde yürütülmesi amacıyla bir adım daha atıyoruz. ▪️Denetim konusunu düzenleyen bir genelgeyi inşallah bugün yürürlüğe koyuyoruz. ▪️Cumhurbaşkanlığına bağlı Devlet Denetleme Kurulumuz, teftiş, rehberlik ve denetim faaliyetlerini budan sonra çok daha sıkı takip edecek. ▪️Hatası, kusuru, ihmali, yanlışı olan kim varsa, bunun gereğinin yapılmasını temin edecek. Aldığımız kararların ve yaptığımız istişarelerin hayırlı olmasını diliyorum.

Fahrettin Altun

51,599 次观看 • 1 年前

Söz verdik ve sözümüzü tuttuk! #HatayaVefa #HatayaVeda Değerli dostlarımız: Bildiğiniz ve takip ettiğiniz üzere, depremin ilk gününden bu yana, Hatay başta olmak üzere tüm deprem bölgesindeydik ve akabinde Hatay'da kalıcı olarak faaliyetlerimize devam ettik. O günden beri de Hatay'dayız. Sizlerin de maddi manevi katkılarıyla hayli iş yaptık, çok insana dokunduk ve çok da dualar aldık. Üzerimize düşeni fazlasıyla yapmaya ve insanımıza kavuşmaya gayret ettik. Depremzede vatandaşlarımız, sıcak evlerine kavuşana kadar da Hatay'da kalacağız demiştik. Kalıcı konut inşaatlarında sona gelinmesi ve konteyner kentlerde ailelerimizin yavaş yavaş kendi düzenlerinin kurulabilmesi sebebiyle artık bizim de Hatay'dan ayrılma vaktimiz geldi. Üzgünüz ama ufak da olsa insanlara faydalı bir şeyler yapabilmiş olmanın haklı gururu ile burukluğumuz bir nebze de olsa hafiflemiş olarak çıkacağız yola. Yemek kazanlarımızın altını söndürdük; son ihtiyaç tespitlerini yapıp dağıtımlarımızı gerçekleştirdikten sonra, Ocak 2024 itibarıyla da depremzede kardeşlerimizle sarılıp, kucaklaşıp, helâlleşip Hatay'dan ayrılacağız. Türk Yurdu Hatay'da yaşadıklarımızı ve acılarımızı asla unutmayacağız. Çok hikâyeler birikti; çok hatıralarımız ve çok kıymetli dostluklarımız oldu. Vazifemizi karınca kararınca yapabilmişizdir inşallah! Allah, bir daha böyle acılar yaşatmasın! Ancak biz eksiklerimizi de bilerek milletimiz için her türlü hazırlığımızı yapmaya devam edeceğiz. Her türlü doğal afet ve zor günler için de plânlamalarımızı yapıyoruz. Şehitlerimizi, kaybettiğimiz herkesi, yitirdiğimiz her şeyi, insanımızın fedakârlıklarını, adanmışlık hikâyelerini ve yaşadıklarımızı asla unutmayacağız! #DepremiUnutmaUnutturma Hatay bizim gönül sızımız; Hatay bizim alın yazımız! Biz, asırlık Türk Yurdu ve medeniyetler beşiği Hatay'dan asla kopmayız, kopamayız. Biz, ilelebet fahri Hataylıyız artık. Asi Nehri'nin kenarında yine çayımızı içeceğiz ve yine Hatay künefemizi yiyeceğiz. Kadim ve güzel Hatay, yine ayağa kalkacak. Biz şimdilik, fiilen ayrılmış olsak da Hatay'dan asla kopmayacağız. Bu mücadelemizde; maddi manevi katkı sunan ve zerre emeği dahi olsun geçen herkese, devletimizin ve resmî kurumlarımızın yetkililerine, bu güzel ve hayırlı yolculuğun bir şekilde içinde olmuş olan herkese, her gönüllümüze, her arkadaşımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Hep var olsunlar... Allah, devletimize, milletimize zeval vermesin. Türk Milleti'ne her şartta ve her durumda hizmet etmek için, her zaman hazırız ve #BizVarız...

İnisiyatif Merkezi Derneği

28,294 次观看 • 2 年前

9 yaşımdan bu yana basketbol oynuyorum, birçok zorlu maça çıktım, ağır sakatlıklar geçirdim, mental anlamda epey zorlandığım süreçler oldu fakat hiç bir zaman bu satırları yazarken zorlandığım kadar zorlanmadım. Elbette bugünün geleceğini biliyordum ama insan oyunun içindeyken kariyerini noktalayacağı günü hiç düşünmüyor. Kim bilir belki de sahadaki tutkumuzu buna borçluyuzdur. Hayatımın her anına, her köşesine yerleşen basketbol, zamanla bir oyun olmaktan da çıkıp, beni ben yapan her şeyin temellerini attı. Tüm heyecanımı kontrol altına alıp sabretmeyi, zorluklarla mücadele etmeyi ve her koşulda yoluma devam etmeyi öğretti. Bu yolculuğun en güzel kısmı, bu yolu asla yalnız yürümemiş olmamdı. Çalıştığım ve bana inanan tüm antrenörlerime, omuz omuza mücadele ettiğim, beraber ter döktüğüm, birlikte sevinip, birlikte üzülen takım arkadaşlarıma, sahada sağlıklı olabilmem için her zaman yanımda olan sağlık ekiplerine, kulüplerimizin görünmeyen, en az bizim kadar emek veren o güzel insanlarına, her adımımda bana güç veren, beni ben yapan aileme ve her zaman, oynadığım her kulüpte, bana sevgisini hissettiren, desteğini hiç esirgemeyen taraftarlara çok teşekkür ederim. Hayatım boyunca iyi bir sporcu olmanın yanında, iyi bir insan olmaya çalıştım. Benden küçüklere örnek olabilmek, yollarını aydınlatabilmek için uğraştım. Eğer bir gencin bile kalbine dokunup, ona umut olabildiysem, bu yolculuk benim için kazanılmış en büyük maçtır. Şimdi belki o çok sevdiğim sahalardan oyuncu olarak ayrılıyorum. Ama mücadele ruhu, dostluklar, hatıralar ve öğrendiğim her şey hep benimle kalacak. Bundan sonra da Türk basketboluna faydalı olmak için aynı heyecan, tutku ve disiplinle çalışmalarıma devam edeceğim. İyi ki basketbol. Teşekkür ederim.

Birkan Batuk

89,263 次观看 • 1 年前

Sanatın Hegemonyası mı, İnsaniyeti mi? Zülfü Livaneli’nin YouTube'a yaptığı bir programı izledim. Sayın Livaneli'nin dile getirdiği ifadeler, hem içerik hem de tutarlılık açısından çokça çelişkileri içinde barındırıyor. (Aşağıda eklediğim videolara bakınız.) Livaneli özetle, “sağ kültür-sanat üretemez” diyor ve sanatı yalnızca solun üretebildiğini iddia ediyor. (Solun genel ezberi.) Ancak hemen ardından “Anadolu köylerini dolaştım, Toros dağlarında derlemeler yaptım ve bu eserleri dünyaya tanıttım.” diyerek, bizzat Anadolu insanının ürettiği sanat ürünlerinden beslendiğini itiraf ediyor. Burada haklı olarak şu soruyu sormak gerekiyor: Derlemeler yaptığınız Anadolu insanını sol olarak mı, sağ olarak mı tanımlıyorsunuz? Köylünün, yerel halkın ürettiği sanat, ancak siz onu orkestral bir forma soktuğunuzda, binlerce insana ulaştırdığınızda mı 'gerçek sanat' oluyor? Üç kişinin dinlediği, beş kişinin bildiği bir türkü, duygusunu ve derinliğini koruyorsa sanat değil midir? Livaneli “Sağ para gücünü, dinî duyguları ve silahları kullanır; solun silahı ise sadece sanattır” gibi klişe ifadeler kullanıyor. Görünüşte masum görünse de aslında son derece kutuplaştırıcı ve dışlayıcı bir söylem. Livaneli'nin bu söylemi, sanatı bir ideolojik silaha dönüştürüyor. Sanatı, metaforik de olsa silah gibi görmek, hele ki bunu bir tarafın tekelinde sunmak, sanatın evrensel barış diliyle çelişiyor. Burada ciddi bir kavramsal dengesizlik de var: Sağ = Gerçek güç araçları (fizikî silah, ekonomik güç, dinî otorite) Sol = Sembolik araç (sanat) Solun ürettiği sanatı (!) geçtiğimiz günlerde Leman örneğinde de gördük. "Sol sadece sanat üretir. Mücadelesini sanatla yapar" sözü de ezber bir slogandır ve yalandır. Sol gerektiğinde çatır çatır acımasızca silah kullanır. Misal, Che Guevara. Romantize edilmiş, ikonlaştırılmış, portresi tişörtlere, bardaklara işlenmiş, ticari bir figüre dönüşmüş olsa da, özünde bir militan, bir sol silahlı devrimci(!) değil miydi? Ya da Bolşevik Devrimi. Binlerce insanın kanıyla yazılmış bir süreç. Keza, FARC Kolombiya Marksist Leninist silahlı örgütü. Yüzlerce cana kıyan sol Kızıl Tugaylar. Bunlar ellerinde otomatik silahlarla sanat mı yapıyorlardı? Bu örneklerin sanatla doğrudan bir ilgisi olduğunu kim iddia edebilir? Oysa Livaneli, bir yandan bu örnekleri yok sayarak solun yalnızca sanatla var olduğunu savunuyor, diğer yandan kendi derlemelerinden örnekler veriyor. Böylesi bir yaklaşım, sanatı yalnızca ideolojik bir platforma indirgemiyor mu? Oysa Van Gogh’un eserleri, yaşarken kimseye ulaşmamıştı. Peki şimdi milyonlarca dolara satıldığı için mi sanat eseri sayılıyor? Anadolu’da bir köyde, sadece kendi mahallesine türkü yakan bir amcanın üretimi sanat değil midir? Ya da bir annenin söylediği ninni, bir teyzenin halıya işlediği motifler? Sanat, ille de küresel olmak, ille de Spotify'da milyonlarca kişi tarafından dinlenmek zorunda mıdır? (Burada evrensellikle küreselliği karıştırmamak gerekir.) Sanatı yalnızca solculukla ya da sağcılıkla tanımlamak ne kadar doğrudur? İnsanlığa dair iyi, güzel ve derin duygular taşıyorsa; sanat ister bir Afrika kabilesinden, ister Anadolu’nun bir köyünden, isterse bir modern kentten gelsin, çok değerlidir. Livaneli konuşmasının bir yerinde “sağ hiçbir zaman kültürel hegemonya kuramayacaktır” diyor. Burada da kültür ve sanatı hegemonik bir araç olarak sunuyor. Oysa sanat, hegemonya kurmak için değil, insanlara güzellik ve anlam taşımak için vardır. Sanatı bir mücadele aracı, bir tarafın üstünlük simgesi haline getirmenin onun doğasına aykırı olduğunu düşünüyorum. Sanat, ne sağa ne sola aittir. Sanat, kalbe aittir, o yüzden aynı zamanda manevidir. Hegemonya değil, empati kurar. Kılıç değil, kalemdir. Silah değil, sestir. Vesselam. Programın tamamı:

Hasan Kaçan

75,223 次观看 • 1 年前

📜 Yine bir torba yasayı görüştük. ‼️ Bu torbanın başlığı: "Vergi demeyelim de vatandaşa kolaylık, savunmaya destek diyelim" olsun. 🪙 Kripto varlıkların vergilendirilmesi elbette gerekli. Ancak getirilen kanun teklifi iyi çalışılmamış. Yanlış bir vergilendirme bu pazarın önünü tamamen kapatabilir. 🪖 “Savunma sanayiine kaynak aktaracağız” gerekçesiyle bedelli askerlik ücreti belirlenen kuralın da üzerinde artırılıyor. Geçen yıl da yine “savunma sanayiyi desteklemek için” denilerek kredi kartı limitlerine vergi konulmaya kalkılmıştı. Savunma adı altında gelen her şeyi kutsal ve dokunulamaz ilan edip halkın hassasiyetleri üzerinden siyaset yapılıyor. Oysa savunma sanayinin kaynağa ihtiyacı varsa, birkaç ay önce bütçeyi görüştük; o zaman isteseydiniz o bütçeye olumlu oy veriyoruz. Çünkü mesele savunma sanayi değil. 🏚️ Deprem konusunda da benzer bir tablo var. 2023 depremleri gerekçe gösterilerek konulan veya artırılan vergilerden 2026 yılında 1 trilyon 240 milyar TL tahsil ediyorsunuz; buna karşılık deprem konutları için ayrılan ödenek 600 milyar TL. Bir yandan da depremzede vatandaşlara kolaylık sağladığınızı söylüyorsunuz: peşin ödemede konutta %74, işyerinde %48 indirim. Ama önümüzdeki 18 yıl boyunca Türkiye’de ortalama enflasyon %13,2’nin üzerine çıkarsa vatandaşa yapılacak hiçbir ek iyileştirme yok. Kim önümüzdeki 18 yılda enflasyonun yıllık ortalama %13’ün altında kalacağını iddia edebilir? Kaynakları böyle kullanmaya devam ederseniz her afet, her felaket “asrın felaketi” olmaya devam eder. #BedelliAskerlik #Deprem #KriptodaVergiyeHayır

Dr. Erhan Usta

25,064 次观看 • 4 个月前

#HakanTosunaNeOldu #HakanTosunİçinAdalet Gazeteci Hakan Tosun’un sokak ortasında dövülerek öldürülmesinin üzerinden 50 gün geçti. Hakan Tosun'un (Hakan Tosun) yeğeni Mahru Asya, dayısını anlattı. 'Küçüğüm o kadar cesur değilim' dedi ama kocaman yüreğinden seslendi. "Yaşım sizlere göre daha küçük. Evet ama bu ülkede bu toplumda dayım gibi insanlar adının kalınca kaç yaşında olursan ol her şeyin farkında oluyorsun. Benim dayım kimseye zararı olmayan, aksine faydası olsun diye elinden gelen gelmeyen her şeyi yapardı. Kimse dayımın en sevdiği rengi, en sevdiği hayvanı ya da tuttuğu takımı bilmezdi. Benim dayım bukalemun gibi olduğu ortamda her rengi değişirdi. O bizim için sadece bir aile büyüğü değildi. Adaletin, doğanın ve hayvanların cesur savunucusuydu. Kimsenin görmediğini görür, kimsenin cesaret edemediği yerde ses olurdu. Mesleğini iş diye değil sorumluluk diye yapan, tehlikeye rağmen gerçeklerden kaçmayan bir insandı. Ben Mahru Asya, onun yeğeniyim. O benim için dünyayı güzelleştirmeye gerçekten çalışan bir kahramandı. Bana hep doğru olanı savunmaktan vazgeçme derdi. Hala kulağımda ve asla gitmeyecek. Onun kaybı sadece bizi değil adaletin peşinde koşan herkesin derinden, herkesi derinden sarstı. Büyük bir boşluk bıraktı ama aynı zamanda büyük bir miras da ışığını söndürmemek. Onun kaybı sadece bizi değil adaletin peşinde koşan herkesi derinden sarstı. Büyük bir boşluk bıraktı ama aynı zamanda büyük bir miras da ışığını söndürmemek. Bunu tekrar okudum. Çünkü çok önemli bir yerdi. Bugün onu anarken hem acı hem gurur hep hissediyorum. Cesareti, doğruları ve mücadele ettiği değerler yaşamaya devam edecek. Şimdi bizi kim savunacak diye soruyorum bazen. Ama biliyorum. Bıraktığı miras da hala yanımızda. Biz de onun değerlerini yaşatarak savunuculuğunu sürdüreceğiz. Hakan Tosun sadece bir gazeteci olarak değil cesur bir yürek, adalet savaşçısı ve sessizliğe savunan bir kahraman olarak hatırlanacak. Onun sorduğu soruları, gösterdiği cesareti ve savunduğu doğruları yaşatmak bize miras. Şimdi bizi kim savunacak? Tekrar soruyorum. Ama cevabı biliyorum. Bizde o bize bıraktığı miras da hala yanımızda. Sesimizin yetmediği yerde bize güç olmaya devam ediyor. Biz de onu unutmadan değerlerini yaşatarak savunuculuğunu sürdüreceğiz. Hakan Tosun her zaman kalbimizde, her zaman doğruların tarafında." Hakan Tosun için Adalet

Fatoş Erdoğan

16,036 次观看 • 7 个月前

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, NATO Karargâhı’nda görev yapan personelimizin Kurban Bayramı’nı kutlayarak onlara hitaben bir konuşma yaptı. Bakan Yaşar Güler, şunları söyledi: ÜLKEMİZ, KOLEKTİF YÜKÜN KENDİSİNE DÜŞEN KISMINI EN İYİ ŞEKİLDE YERİNE GETİRİYOR NATO Savunma Bakanları Toplantısı’na katılmak maksadıyla gelmiş olduğum Brüksel’de siz kıymetli personelimizle de bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğumu özellikle belirtmek istiyorum. Bölgesel ve küresel gerginliklerin ciddi ölçüde arttığı, pek çok bölgede çatışmaların savaşlara evrildiği, bu bağlamda tüm dünyayı derinden etkileyen kritik bir süreçten geçiyoruz. Bu kaotik dönem, kurulduğu günden bugüne en büyük aynı zamanda en başarılı savunma ve güvenlik paktı olan NATO’nun varlığını her zamankinden daha önemli hâle getirmiştir. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı günümüzde NATO mevcut güvenlik sorunlarına yapısal ve güçlü çözümler getirebilmek için proaktif tedbirler almaktadır. Stratejik ve bir o kadar zorlu bir coğrafyada bulunan ülkemiz de risk ve tehditler karşısında stratejik yaklaşımlar geliştirmekte, kolektif yükün kendisine düşen kısmını da en iyi şekilde yerine getirmektedir. Bu bağlamda Türkiye, NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olarak ittifakın harekât ve misyonlarına en çok katkıda bulunan üyeler arasında yer almaktadır. EKİM AYINDA KFOR KOMUTANLIĞI GÖREVİNİ YENİDEN ÜSTLENECEĞİZ Nitekim geçen yıl devraldığımız NATO KFOR Komutanlığını, büyük bir başarıyla yerine getirdik. Komutayı üstlendiğimiz süre boyunca NATO ve Birleşmiş Milletler kararlarına uygun olarak, uluslararası sorumluluğun gerektirdiği tam bir tarafsızlık, şeffaflık ve profesyonellik anlayışı ile hareket ettik. Hâlihazırda yüksek bir hassasiyet ve titizlikle KFOR Komutan Yardımcılığını da yürütmekte, bölgenin istikrarına önemli katkıda bulunmaya devam etmekteyiz. Bu kritik misyonun komutanlığını Ekim ayında yeniden üstleneceğiz. TERÖRLE MÜCADELEMİZE MÜTTEFİKLERİN DE DESTEK VERMESİ SON DERECE ÖNEMLİ Ülkemizin NATO’ya bu şekilde katkıları devam ederken Avrupa-Atlantik coğrafyasında güvenlikle ilgili meselelerde en mühim platform olmayı sürdüren NATO da ülkemizin güvenliğinde merkezi bir role sahiptir. Gerçek şu ki üyeler ne kadar güçlü olursa İttifak da o kadar güçlü olur. Bu kapsamda özellikle vurgulamam gerekirse 75’inci yılına ulaşan NATO’nun daha da güçlenmesi mühim olduğu gibi müttefiklerin birlik, beraberlik ve dayanışma ruhuna uygun hareket etmesi de bir o kadar zaruridir. Bilhassa pek çok terör örgütüyle başarıyla mücadele eden ülkemizin bu çabalarına Müttefiklerimizin de destek vermesi son derece önemlidir. Türkiye olarak NATO’nun güvenlik politikası ve stratejik hedefleri doğrultusunda bölgesel ve küresel güvenlik, barış ve istikrara katkılar sağlamaya devam edeceğiz. TÜRKİYE ARTIK GÜVENLİK MİMARİSİNİN BAŞAT BİR AKTÖRÜ Sizlerle bir araya gelme fırsatı bulmuşken gerek tarihî perspektifte, gerek güncel gelişmeler bağlamında önemsediğim bazı hususları paylaşmak istiyorum. Bir asır önce istiklal ve istikbali için varlık yokluk mücadelesi veren ülkemiz artık; - Bölgesel ve küresel meselelere karşı yürüttüğü aktif diplomasisi, - Seçkin, saygın, caydırıcı ve güçlü ordusu, - Yerli, millî ve modern savunma sanayisi ile uluslararası alanda etkin bir rol oynamaktadır. Birçok coğrafyada üstlendiğimiz çok yönlü görevler, Türkiye’nin artık müzakere masalarının vazgeçilmez bir üyesi ve güvenlik mimarisinin başat bir aktörü olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ulaştığımız bu üstün seviyeyi çok iyi anlamalı, bu gücümüzü muhafaza edip daha da üst seviyelere taşıyabilmek için her birimiz kendi alanımızda büyük bir şevk ve gayretle çalışmalarımızı sürdürmeliyiz. Bu çerçevede kahraman silah arkadaşlarınız; - Ülkemizin güvenliğinin sağlanmasından hudutlarımızın korunmasına, - Terörle mücadeleden Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin muhafazasına kadar tüm faaliyetlerini yüksek bir fedakârlıkla yerine getirmektedir. Sizler de burada onlarınki kadar hayati vazifeler üstleniyorsunuz. Zira uluslararası arenada ülkemizin saygınlığını ve itibarını temsil etme misyonu NATO Karargâhı’nda sizlere emanet edilmiştir. Sizler tüm nitelikleriniz hassasiyetle dikkate alınarak emsalleriniz arasından bu kıymetli görevlere seçildiniz. Buradaki sorumluluklarınızla bir yandan ülkemizi ve kahraman ordumuzu en güzel şekilde temsil ederken diğer yandan da tüm dünyanın güvenli geleceğine katkılarda bulunuyorsunuz. Şüphesiz ki vazifelerinizin icrasında önemli tecrübeler kazanıyorsunuz, eminim ki daha fazlasını da kazanacaksınız. Bu tecrübeler hem kişisel olarak hem de Silahlı Kuvvetlerimizin gelişimi açısından kayda değer olacaktır. Ülkemize döndüğünüzde buradaki kazanımlarınızı arkadaşlarınız ile paylaşmanız, onların da stratejik bakış açılarının gelişmesine fayda sağlayacaktır. Bu nedenle sizler görev süreniz boyunca; - Bölgesel ve küresel gelişmeleri yakından takip ederek, bunları çok boyutlu bir perspektifle değerlendirebilmeli, - Muhtemel ve çok yönlü risk ve tehditleri öngörüp derin analizler yapabilmelisiniz. Sahip olduğunuz özellikleriniz ile azminiz, kararlılığınız ve sergileyeceğiniz gayretler, sorumluluklarınızı en mükemmel şekilde ifa etmenize imkân tanıyacaktır. Unutmayınız ki inançlı, planlı ve çalışkan olduğunuz sürece, başarı daima yanı başınızda olacaktır. Tüm bu hususlarla birlikte millî, manevi ve mesleki değerlerimiz ışığında aldığınız eğitim ve kurslar da sizlere tevdi edilen vazifenin altından rahatlıkla kalkmanızı sağlayacaktır. BİRİNCİ ÖNCELİĞİNİZ ÜLKEMİZİN HAK VE MENFAATLERİNİN KORUNMASI Daima aklınızda bulundurmanız gereken en önemli husus şudur: Üstlendiğiniz tüm görevlerinizde birinci önceliğiniz, ülkemizin hak ve menfaatlerinin korunması ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin yüksek itibarının gözetilmesidir. Bunun farkında olarak her türlü iş ve faaliyetinizde elinizden gelen azami gayreti gösteriniz. Daha da iyisini yapabilirim diyerek idealist ve vizyoner bir bakış açısıyla kendinizi sürekli geliştiriniz. Ayrıca vazifelerinizde başarı sağlamanız, disiplin ve iş birliğini de gerekli kılmaktadır. Dolayısıyla takım ruhu ve birlikte çalışabilme becerisini göz ardı etmeden ekip halinde ve dayanışma içinde hareket ediniz. Öte yandan buradaki göreviniz sırasında, diğer ülkelerin personeli ile de iyi ilişkiler geliştiriniz. Aynı şekilde hâl ve hareketleriniz, kılık ve kıyafetiniz, disiplininiz ve duruşunuz herkese örnek olsun. Çalışmalarınıza şahit olan muhataplarınız, Türk askerinin yüksek ruh gücünü ve karakterini görsün. Ayrıca bilgi ve becerilerinizi artırın, yabancı dilinizi geliştirin, hobilerinize zaman ayırın. İmkânlarınız ölçüsünde spor ve egzersiz yapmayı da ihmal etmeyin. Çocuklarınızın çok başarılı olması için de yoğun bir gayret sarf edin. Bu duygu ve düşüncelerle; bugüne kadar yaptığınız özverili çalışmalar için sizlere teşekkür ediyor, bundan sonra da görevlerinizi en iyi şekilde yerine getireceğine yürekten inanıyor ve hepinize üstün başarılar diliyorum. Bu vesileyle Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor, aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyor ve sizleri sevgiyle selamlıyor, gözlerinizden öpüyorum. Cuma günü idrak edeceğimiz Kurban Bayramı’nızı da şimdiden en içten dileklerimle kutluyor, kıymetli ailelerinize de selamlarımı gönderiyor, saygılarımı sunuyorum. Yolunuz ve bahtınız açık olsun, kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

25,410 次观看 • 1 年前

Kimse bana gelip de “Sen Sayın Ali Yerlikaya’nın adamısın” demesin! Ben onun adamı değilim… Kardeşiyim, kardeşi! Biz Sayın Ali Yerlikaya’yı koltuk için sevmedik! Makam için hiç sevmedik! Biz onu Allah için sevdik, adamlığı için sevdik! 30 yıldır tanırım! Tam 30 yıl… Bir gün çıkıp da “şu işimi hallet” demedim, demem! Çünkü onun kapısı torpile değil, hakka açıktır! Allah devletimize zeval vermesin! Polisimizin, askerimizin sonuna kadar arkasındayız! Kim devletine laf ederse, kim iftira atarsa karşısında bizi bulur! Buradan açık açık söylüyorum: Zihni Çakır… Zihni Çakır Sen Ali Yerlikaya’yı tanımıyorsun! Tanısaydın böyle konuşamazdın! Bak sana anlatayım: valilik yaptığı yerler. Şırnak’ta görev yaptı, Ağrı’da görev yaptı, Gaziantep’te, Tekirdağ’da, İstanbul’da görev yaptı! Bu milletin her köşesinde iz bırakmış bir devlet adamından bahsediyoruz! Sen kalkıp böyle bir isme iftira atacaksın, öyle mi? Yok öyle yağma! Buna asla izin vermeyiz! Ben onu Erzin’den, ilk kaymakam adaylığından beri bilirim! Bir kuruş haram yediğini görmedim! 0,01 TL’ye bile el uzatmaz! Özgür Özel Saraçhane’de konuşma yaptı diye, Bakan oraya gitti diye, alışveriş yaptı diye neyin hesabını soruyorsunuz? Orası Türkiye Cumhuriyeti değil mi? Devletin bakanı halkın içinde olmayacak mı? Bu nasıl bir zihniyet? Bir de utanmadan ima ediyorsunuz! Ben de açık açık soruyorum: Siz kendi hesabınızı verdiniz mi? “Özelden yazarım, içinizden geçerim” diyorsun… Hadi geç! Görelim seni! Biz korkuyu bilmeyiz, diz çökmeyiz! Buradan son kez söylüyorum: Ben Ali Yerlikaya’nın dostuyum, kardeşiyim! Ali Yerlikaya Kim ne derse desin! İtirazı olan varsa… hodri meydan! Biz Recep Tayyip Erdoğan’ın yolundayız! Biz Devlet Bahçeli’nin yanındayız! Recep Tayyip Erdoğan Devlet Bahçeli Bu devlet sahipsiz değildir! Bu millet sahipsiz değildir! Konya’nın iki yiğit evladı: Ali Yerlikaya ve Mustafa Çiftçi İkisi de bu milletin onurudur, gururudur! Mustafa ÇİFTÇİ T.C. İçişleri Bakanlığı İçişleri Bakanlığı makamına uzanan kirli dillere, iftiralara, yalanlara asla boyun eğmeyeceğiz! Son söz: Devlete uzanan el kırılır! İftiranın karşısında dimdik dururuz! Akın Gürlek Saygılarımla, Abdurrahim Avcıoğlu

Abdurrahim Avcıoğlu

39,887 次观看 • 3 个月前