Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

Devletsizim! Kimliksizim kimsesizim…

14,250 görüntüleme • 2 yıl önce •via X (Twitter)

2 Yorum

SecBriefs | Making Cybersecurity Simple profil fotoğrafı
SecBriefs | Making Cybersecurity Simple1 yıl önce

🇺🇸 The Future of America is Digital—And So Are the Threats! 🔐 It’s time for a bold, national cybersecurity strategy. The new government must act fast. So must you. 🦅 🎯 Be part of the solution! Get the CYBERSECURITY DICTIONARY for Everyone, on Amazon:

vatandaş profil fotoğrafı
vatandaş2 yıl önce

Hepsi de var bizim sen rahat ol

Benzer Videolar

Şu Videoyu Feyyaz Uçar hocama ulaştıralım... Sezon: 1993-1994 Tarih: 23 Mayıs 1994 Cumhurbaşkanlığı Kupası final maçı sonrası. Yer: Etap Altınel Otel, Tandoğan - Ankara Muhabirler: Ayberk Yurtsever, Tuğrul Eraç Kameraman: Münir Ertuğ Beşevler Kartalları arma aşkına Beşiktaş'ın peşinde... Beşiktaş, o yıllarda Ankara'ya her gelişinde Tandoğan'daki Etap Altınel Otel'de kalırdı. Biz üç liseli arkadaş ise Beşevler'de oturuyorduk ve otel evlerimize yaklaşık on beş dakika yürüme mesafesindeydi. Beşiktaş'ın Ankara'ya gelişi bizler için adeta bayram gibiydi! Bir hafta önceden heyecanı başlardı. "Ne zaman gidelim otele, nerede bekleyelim, bir yolunu bulup nasıl içeri girelim" derdine düşerdik.. Tüm bu sorular yüzünden bir gece önce uykularımız kaçardı. Beklenen gün geldiğinde saatler öncesinden otelin yolunu tutardık. Herkes cadde tarafındaki ana kapıda uzun süre beklerdi, ancak bir tanıdığınız yoksa kapıdaki güvenlikleri atlatıp içeri girmek imkansız gibiydi. Biz ise otelin yan taraftaki bahçedeki döner kapıyı fark ettik ve kalplerimiz güm güm attığı halde kaçak olarak otele girip, kendimizi lobiye attık. Ne macera ama... Endüstriyel futbola henüz geçmemiştik o zamanlar. Üzerimizde şimdiki gibi lisanslı formalar yoktu belki ama kalbimizde BeşiktAŞK'ımız vardı. Ne forma ne de poster imzalatma derdindeydik. Fotoğraf çektirmeyi bile unutuyorduk heyecandan. Kaldı ki hayranı olduğumuz futbolcuların lobiden otobüse geçişlerindeki o sayılı dakikalarda onları yakından görmek, sarılmak, öpmek yeterliydi bizler için. Ne eşsiz hatıralar... Ancak o gün, Münir, babasının video kamerasını da yanına almıştı. O dönemler için büyük teknoloji video kamera, kimselerde yok! Benim ve Tuğrul'un hedefi de gazeteci olmak, daha lise yıllarında kafaya koymuşuz. En büyük hayalimiz de idolümüz Feyyaz Uçar ile bir röportaj yapmak. Münir daha çok babası gibi matematik kafasında, o gün dedi ki 'Ben kameraman olurum, siz röportajı yaparsınız.' Futbolcular yavaş yavaş odalarından çıkıp lobiye inmeye başladı. Biraz sonra takım otobüsü ile ayrılacaklar. İlk olarak hızlı adımlarla gelen Şifo Mehmet'i görüyoruz. Sonra birden Feyyaz ve Küçük Metin (Metin Uzun) beliriyor. Bizden büyük ağabeylerimizle fotoğraf çektirirken, bizler kendi aramızda son hazırlıkları yapıyoruz. Ne heyecan ama... Aslında o gün Feyyaz Uçar ile röportaj yapma hedefimize çok yaklaşmıştık, hatta hızlı adımlarla yanımızdan geçerken ben bir anda önüne atlayınca bir an duraksadı. Röportaj teklifinde bulundum ama maalesef takım otobüse giderken telaşla bize vakit ayıramadı. Efsane golcümüz 'Ne çekimi? Ceza yerim çocuklar' deyince biz de fazla ısrar edemedik elbette. Yine de kamerayı fotoğraf makinesi sanıp, bir an için objektife gülümsemesi bile yetmişti bize. Bir de tokalaşıp öpüşmüştük üstelik. Başka kimler yoktu ki! Kaptan Rıza, Recep Çetin, 'Sarı Fırtına' Büyük Metin (Metin Tekin), Küçük Ali (Ali Günçar), Madida, Nartallo ve otobüsün orta kapısının merdivenlerinde 'genç yetenek' Sergen Yalçın...Hepsini yakından görmüştük, bazılarıyla tokalaşmıştık. Daha ne olsundu? Mutlu mesut evin yolunu tuttuk. Okula gidince sınıftaki tüm arkadaşlarımıza yaşadıklarımızı anlatmıştık en ince ayrıntısına kadar. Doksanlı yılların başlarında Beşiktaş'ın Gordon Milne yönetiminde üst üste şampiyonlukları sebebiyle, birçok okulda olduğu gibi bizim Deneme Lisesi'ndeki her sınıfta da Beşiktaşlıların ezici çoğunluğu vardı. Arkadaşlarımızın gözünde birer 'kahraman' olmuştuk bir anda... Yıllar sonra Tuğrul ile hayallerimizi gerçekleştirip, ikimiz de muhabir olmayı başardık. O televizyonculuğu tercih etti, ben ise gazeteciliği... Meslek hayatlarımızda birçok ünlü isimle röportajlar yaptık belki ama o röportaj ikimizin de içinde her zaman bir 'uhde' olarak kaldı. Umarım gelecekte bir gün 'yarım kalan' o röportajı yaparız... Çok güzel bir anıymış gerçekten.... Ayberk Yurtsever

Beşiktaş Iğdır

19,549 görüntüleme • 5 ay önce

Biraz da escorttan nasihat dinleyelim bakalım
1:37

Sensitive content

Biraz da escorttan nasihat dinleyelim bakalım

Bulvar Medya

2,776,976 görüntüleme • 1 yıl önce