Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Dün, Filistin’e gitmek için Ürdün’den giriş yaptık. Terör devleti İsrail tarafından kontrol noktasında 7 saat bekletildikten sonra ‘İsrail’in güvenliğini tehdit’ gerekçesiyle deport edildik. Bir terör devletinden de ancak bu beklenirdi! #GazaGenocide

61,685 views • 2 years ago •via X (Twitter)

10 Comments

HELENİKA zeus un kizcesi (Ruh tesisatcisi's profile picture
HELENİKA zeus un kizcesi (Ruh tesisatcisi2 years ago

İsrail istemedi gene başımıza kaldı bu

Sıtkı Sakınmaz's profile picture
Sıtkı Sakınmaz2 years ago

Helal olsun adamlara ne olduğunu hemen anlamışlar bravo 🇮🇱🇮🇱🇮🇱

.'s profile picture
.2 years ago

Abla sen oradan İran a sonra Afganistan, Pakistan yap boşuna gitmiş olma..

Çiçek Balbay's profile picture
Çiçek Balbay2 years ago

Sen kimsin ki gri pasaportun var? Uyduruk hikayen de berbat ayrıca

Yahya Kara's profile picture
Yahya Kara2 years ago

İşinize gelince OSMANcılık oynayanlara gelsin. Filistin cephesinde Arapların ihanetine uğrayan Türk Ordusundan Hüseyin Çavuş’ un şiirini dinleyin.

Hamad Alnajjar 🇵🇸🇹🇷's profile picture
Hamad Alnajjar 🇵🇸🇹🇷2 years ago

Hoş geldiniz 🇵🇸🇹🇷

Yunus Can Özarda's profile picture
Yunus Can Özarda2 years ago

İsrail ayıp etmiş! 7 saat bekletilir mi,7 dakikada deport etmeliydiler.Ama gitmişken,önlerine kola döküp,tekbir getirseydiniz bari.Dönüşte,İsrail'e mal götüren gemilerden birine atlatın da,hiç olmazsa temiz hava alıp,yolu da bedavaya getirirsiniz.

Murat ÖZDEMİR's profile picture
Murat ÖZDEMİR2 years ago

Sinirdan niye giriyon kacak girsene gitmissin oraya kadar

JC's profile picture
JC2 years ago

I işte orada savaşacaktın, oraya girmek için uğraşacaktın.. hani Türkiye’de yapıyorsunuz ya kafelerde restaurantlarda masa sandalyeler havada uçuyor , sokaklarda estiriyorsunuz ya.. böyle efendice deport olduk ehühühü mü hepsi bu mu ?

gzmc's profile picture
gzmc2 years ago

Bunu bilerek gitmediniz orada deport edilince şaşırdınız yani 😄

Related Videos

İzmir’de polis merkezine yapılan hain saldırı, ardından 38 ilde yapılan operasyonlarla 161 DEAŞ terör örgütü üyesinin yakalanması ve CIA-MOSSAD’ın Türkiye üzerindeki hesapları… Anlatmaya çalışalım… Malum, ABD ve İsrail iklisi yıllardır Suriye’nin kuzeyinde PKK - PYD’yi kullanarak kukla bir terör devleti inşa ediyor. Gerekçe olarak da PYD - YPG’yi bir başka terör örgütü DEAŞ’a karşı kullandıklarını söylüyorlar. Yani bunların sağ elinde bir terör örgütü sol elinde bir başka terör örgütü var ve birini diğeri ile kontrol ettiklerini söylüyorlar. Tam bir tavşana kaç tazıya tut oyunu! SDG İsrail’in talimatıyla kendi kontrolündeki hapishanelerde bulunan DEAŞ militanlarını Türkiye’ye saldığında kim hesap soracak veya kimin haberi olacak! Şaka gibi ama değil! Maalesef bu yakıcı gerçek Türkiye’nin önünde duruyor. Türkiye bu zinciri kırmak için DEAŞ’a karşı ABD’ye açık güvence veriyor ama bir etkisi olamıyor. Olamıyor çünkü amaçları üzüm yemek değil bağcıyı dövmek! ABD - İsrail ikilisi her iki terör örgütünü kullanarak Türkiye’nin önünü kesiyor, önemli bir küresel güç olmasını engelliyor ve bunu da saklamıyorlar. Bu amaçla Suriye’yi bölmek için ne gerekiyorsa yapıyorlar. Şu bir gerçek ki, dünya üzerindeki bütün terör örgütlerinin ipi ABD’nin, ABD’nin de ipi Siyonist terör devleti İsrail’in elinde. İsrail’in Türkiye ile doğrudan bir çatışmaya girmesi akıl işi değil, ama sağ ve sol elindeki örgütleri Türkiye’ye karşı kullandığı gün gibi ortada. CİA-MOSSAD yeri geliyor, PYD-YPG’yi Türkiye’ye karşı kullanıyor, yeri geliyor DEAŞ’a terör eylemi yaptırıyor. Ve maalesef Türkiye bu kurt kapanını kırıp atamıyor. Türkiye kendi topraklarında terör yapan bu iki örgütü yok etmek için Kuzey Suriye’yi işgal etse, uluslararası hukuka göre meşru gerekçe sayılması gerekir. Ancak Türkiye’nin böyle bir hamlesi başta ABD - İsrail, Avrupa olmak üzere, ne İran’ın ne Rusya’nın ne de bölge ülkelerinin işine gelir. Bu sebeple Türkiye yıllardır bu operasyonu erteliyor ama öyle görünüyor ki artık bıçak kemiğe dayandı, daha fazla ertelemek mümkün olmayacak. Türkiye kendi bekası için gerekeni yapmak zorunda kalacak ama bugün ama yarın!

Mehmet Ali ÖNEL

27,928 views • 10 months ago

🔴Cihat Yaycı : Bu tür bir sürecin benim gibi insanların tasvip edebileceği bir durum olması mümkün değil. 📌 Dünyanın hiçbir yerinde 25 yıldır hapiste tutulan bir mahkûmun siyasi muhatap alınarak, "Gel sen bu işe çözüm getir, hem de gel bizim mecliste konuş" denmesi kabul edilebilir bir şey değildir. 📌 Bu, Türk tarihinde değil, dünya tarihinde de görülmüş bir durum değildir. Bu gerçekten çok acı bir tablodur. 📌Türkiye Cumhuriyeti Devleti, şehitlerimiz ve gazilerimiz sayesinde terörü ve terör örgütünü bitirdiği bir noktadayken neden böyle bir çağrıyı yapma ihtiyacı duymuştur? 📌 Bu, kamuoyuna açıklanması gereken bir durumdur. 📌Dahası, burada ciddi bir tezat daha bulunmaktadır. Bu çağrıyı yapan heyette yer alan kişilerden biri, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden terörle iltisaklı olduğu iddialarıyla görevden alınmış bir isimdir. ❓Peki, böyle bir şahıs, nasıl oluyor da mMecliste kapılarda karşılanıyor? Bu, devlet ciddiyetiyle bağdaşıyor mu? Asıl sorulması gereken soru budur. 📌Ben bu konuları gündeme getirdikçe, özellikle şehit aileleri ve gazilerimizin hissettiklerini dile getirdikçe, PKK'lılar ve bölücüler tarafından tehdit edilip hakarete uğramayı normal karşılıyorum. Ancak beni asıl şaşırtan, milliyetçi olduğunu iddia eden bazı kişilerin bana tehdit ve hakaret etme cüretinde bulunmalarıdır. Bu gerçekten çok enteresan bir durumdur. 📌Geldiğimiz noktada, PKK ile milliyetçi olduğu iddia edilen kişiler bir araya gelmiş görünüyor. ❗️Ancak gerçek bir milliyetçinin böyle bir durum içinde yer alması mümkün değildir. ❗️Gerçek bir milliyetçi, PKK'’lının ya da teröre yardım eden birinin elini sıkmaz. ❗️Bu tür davranışlar, "Terörsüz Türkiye" adı altında kılıf uydurularak meşrulaştırılmaya çalışılsa da, Türk Milletinin vicdanında asla kabul görmez. 📌Türk milletinin değerlerine, Atatürk'ün ilkelerine bağlı vatandaşlar için bu tür davranışlar ne kabul edilebilir, ne de sindirilebilir niteliktedir. ❓Bir milliyetçi, vatanperver bir insan, devletin polisini, askerini, öğretmenini, vatandaşını, hatta bebeğini öldüren bir terör örgütü liderinden mesaj getiren heyeti nasıl kapıda karşılayıp dinler? Bu, akıl, mantık ve vicdanla açıklanamaz. ❗️Milletin vicdanında bu tür davranışların karşılık bulması mümkün değildir. ❗️Siyasetçiler kendi koltuklarında bu tür girişimlere destek bulabilir, ancak Türk Milletinin vicdanında destek bulamazlar. 📌Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terörü bitirmiştir. Terör örgütü liderlerinden Duran Kalkan’ın, “Biz başımızı dışarı çıkaramıyoruz, anında vuruyorlar” şeklindeki sözleri, terör örgütünün ne kadar çaresiz bir durumda olduğunu gözler önüne sermiştir. ❓Ancak ne hikmetse, terör örgütü ne zaman sıkışsa, bir "açılım" ya da "çözüm süreci" başlatılmakta ve neredeyse ölmüş olan terör örgütüne yeniden hayat verilerek güçlenmesine zemin hazırlanmaktadır. ❗️Bu durum artık kabul edilemez ve saklanamaz bir hâl almıştır.

TÜRK DEGS / TURK MAGS

11,764 views • 1 year ago

Hem Kürtler hem de Kürtleri desteklediğini söyleyen İsrail’in Erdoğan ve Türk devleti hakkında anlamadığı bir şey var. Türk devleti ve Erdoğan’ın “Filistin/Gazze aşkı” ile “İsrail düşmanlığının” altındaki temel sebep Kürtlere ve Kürdistan’a olan “karşıtlığıdır”. Gazze savaşı başladığı günden beri hep Kürtlerin dikkatini şuna çekmeye çalıştım: ..:: 1. Hakikatte Türk devleti ve Erdoğan İsrail devletinin sahici düşmanları değildirler, Gazze ve Filistin’in de sahici dostları değildirler. ..:: 2. Türk devleti ve Erdoğan bilerek Gazze savaşını büyüterek, tehlikenin Türkiye’ye de sıçrayacağını iddia ederek, İsrail’in Türkiye’ye de saldıracağını iddia ederek kendi içindeki Kürtleri hem korkutmaya çalışıyorlar, hem de Kürtlere siz ABD ve İsrail’den destek almaya çalışmayın ve Türkiye’ye karşı bir girişimde bulunmayınız diyorlar. ..:: 3. Dün Çamlıca Camii çıkışında Erdoğan yine İsrail için “Rabbim, siyonist İsrail'i kahru perişan eylesin!” dedikten hemen sonra “hep birlikte İnşallah orada yaşananları görerek kendi içimizde bir olalım, diri olalım, kardeş olalım, Rabbim bu birliğimizi daim eylesin!” dedi. Yani Gazze savaşını da, İsrail’e karşı sert söylemlerini de Türkiye içindeki Kürtleri korkutmak ve bir hak talebinde bulunmamak için kullanıyorlar! Hem İslam’ı hem de dini söylemi hakikatte bir İngiliz kuruluşu olan Kemalist, laik, NATO üyesi ve Türkçü devleti korumak için kullanıyorlar! İşin garip tarafı da Kemalizme karşı olan Müslüman Türkler ile bazı Müslüman Kürtler de bu söyleme inanıyorlar.

Arif Zêrevan

106,444 views • 1 year ago

🔴Cihat Yaycı : Özerklik, özel bölge ve eyalet sistemi gibi kavramlar halkta tepki çekebileceği için, bunların adını "güçlendirilmiş yerel yönetimler" olarak değiştiriyorlar. Ancak aslında hepsi aynı anlama geliyor: Türkiye'nin parçalanması. Sadece ambalaj değiştiriliyor, içeriği aynı kalıyor. 📌 Bu noktada tarihe bir not düşelim. Şu an bana tepki gösterenler, 10 sene sonra "Cihat Paşa ne kadar haklıymış" diyecekler maalesef. 📌Biz, Suriye'nin güneyinin İsrail tarafından işgal edileceğini ve Davut Koridoru'nun oluşturulacağını yıllar önce söyledik. 📌Şimdi de elimizdeki belgelerle konuşuyoruz, duygusal değiliz. İsrail'in bölgeye yönelik planlarını nasıl öngördüysek, Türkiye'nin parçalanma sürecini de aynı şekilde bilgi ve belgelerle analiz ediyoruz. 📌Elimizde bir harita var. Bu haritayı 8 Ekim 2023'te yayınladık. Şu an güneyde yaşanan gelişmelere baktığımızda, PKK ve YPG’nin İsrail’in kontrolünde olduğunu açıkça görüyoruz. 📌Zaten herkes Amerika’nın PKK’yı desteklediğini biliyor, dolayısıyla İsrail’in de desteklediği aşikâr. Netanyahu da bunu açıkça ifade etti ve bu bölgeye "Davut Koridoru" adını verdi. Biz, bunun belgelerde yer aldığını zaten biliyorduk ve önceden söyledik. Ancak bazıları, bizim bu konuda uyarıda bulunmamızın, sanki onların aklına bir fikir soktuğumuzu sanıyor! 📌Şimdi Netanyahu, Suriye’de İsrail’in garantörlüğü altında bir Kürt ve Dürzi otonomi bölgesi kurulacağını ilan ediyor. Haritaya baktığımızda, bu yeşil bölge PKK/YPG kontrolünde olan bölge. İsrail bu bölgeyi destekliyor ve bu koridor tamamlandığında, İsrail dolaylı olarak Türkiye’ye komşu olacak. Bunu yıllardır söylüyoruz! 📌İsrailli uzmanlar, Türkiye’ye komşu olma sürecinin İsrail’in hava bombardımanlarıyla ilerlediğini açıkça belirtiyorlar. Dün İsrail, Şam çevresini bombaladı ve yaptığı açıklamada "Biz komşu olacağız" dedi. İsrail’in bu saldırılarla Davut Koridoru’nu Türkiye sınırlarına doğru açtığı açıkça görülüyor. 📌Yani, İsrail himayesinde ve kontrolünde bir Kürt-Dürzi otonomi bölgesi oluşturuluyor. Bu, yıllardır yürütülen Büyük İsrail Projesi’nin bir parçasıdır.

TÜRK DEGS / TURK MAGS

39,131 views • 1 year ago

Ben Özgür Özel'in bize anlattığı Filistin politikasından hiçbir şey anlayamıyorum. Bir taraftan, "HAMAS bir terör örgütüdür" derken diğer taraftan da "Filistin meselesinde Deniz Gezmiş'in çizgisindeyiz" diyor. Deniz Gezmiş, 1969 yılında Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi isimli Marksist Leninist direniş örgütüne katılıp dört ay sonra da dönüyor. Deniz Gezmiş'in Filistin çizgisi, 4 aylık kısa bir geziden ibaret ama katıldığı FDHKC öyle değil. Özgür Özel'in gururla bahsettiği örgüt, 1974 yılında İsrail hapishanelerindeki 26 Filistinlinin serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla Ma'alot kasabasındaki bir okula baskın düzenleyip çoğunluğu çocuk 115 kişiyi rehin alıyorlar. Tıpkı HAMAS'ın 7 Ekim tarihinde yaptığı gibi amaçları esir takası yoluyla hapisteki arkadaşlarını kurtarmak. İsrail, müzakerelerin bir noktasında, okula operasyon düzenliyor ve çıkan çatışmada 22'si çocuk 25 kişi ölüyor. FDHKC, rehineleri İsrail askerlerinin öldürdüğünü, İsrail ise FDHKC'nin öldürdüğünü söylüyor ve tabiiki Batılı ülkeler bugün de olduğu gibi İsrail'in açıklamasını doğru kabul ediyorlar. Yani bugün yaşananların neredeyse aynısı 1974'te de yaşanmış. Özgür Özel, o gün FDHKC'nin söylediğine inanırken bugün ise HAMAS'a değil İsrail'in açıklamasına inanıyor. Aradaki tek fark, HAMAS'ın Müslüman, FDHKC'nin ise Marksist Leninist bir örgüt olması. İsrail'in içindeki pek çok kaynak da 7 Ekim'de İsrail'in Hannibal Protokolü'nü uyguladığını ve HAMAS'a rehine pazarlığı kozu vermemek için kendi vatandaşlarını da öldürdüğünü söylüyor. Zaten İsrail'in böyle bir protokolünün olması bile 7 Ekim'deki İsrail iddialarını tartışmalı bir hale getiriyor. İsrail, asker-sivil ayrımındaki uluslararası bütün anlaşmaları ihlal eden ve çocuklar da dahil neredeyse bütün halkını silahlandırmış, dünyada benzeri olmayan bir ülke. Bu bölgedeki terör tanımının, dünyanın diğer bölgeleri ile aynı olamayacağı ortada. Yani bütün halkını silahlandırmış işgalci bir devlet, Filistin halkını keyfince katlediyor, kanunsuzca tutuklayıp hapishanelerde işkencelere, tecavüzlere maruz bırakıyor, topraklarına, evlerine bütün uluslararası kanunları çiğneyerek el koyuyor. Buna direnen Filistinliler tek ve son çare olarak İsraillileri esir almaya kalkarsa, İsrail bu kez kendi vatandaşları da dahil herkesi öldürüp suçu da karşı tarafa atıyor. Devamında da hakim finansal ve siyasal gücünü kullanıp karşı tarafı terörist ilan ediyor. Yani bir halkın, terörist ilan edilmeden Filistin'deki işgale, tecavüzlere, işkencelere karşı koyabilmesinin herhangi bir yolu mevcut değil. Erdoğan bu durumu gördüğü için HAMAS bir terör örgütü değil, direniş örgütüdür diyor. Deniz Gezmiş'in çizgisinden giden Özgür Özel ise HAMAS bir terör örgütüdür diyerek bu korkunç denklemde İsrail'i destekliyor. İsrail çok uzun zamandır yaptığının bir soykırım olduğunu biliyor ama direnişçileri terörist ilan edecek gücü olduğu için katliamlarına devam ediyor. Yani Özgür Özel, İsrail karşıtı gibi gözükmesine rağmen aslında İsrail'in titizlikle hazırlanmış bu planına hizmet ediyor. Bir başka çelişkili durum ise Özgür Özel'in izinden gittiği Deniz Gezmiş ve arkadaşları ile ilgili. Özgür Özel belliki Deniz Gezmiş'in de terörist olmadığını düşünüyor. Terörist olmayan Deniz Gezmiş ve arkadaşları, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu isminde Marksist Leninist bir örgüt kuruyorlar. Çaldıkları bir araba ile ABD Büyükelçiliğini tarayıp iki polisi ağır şekilde yaralıyorlar. Daha sonra 4 Amerikalıyı kaçırıp tutuklu arkadaşlarının serbest bırakılmasını talep ediyorlar. Deniz Gezmiş yakalandıktan sonra onun terörist olmayan arkadaşları, 1 Kanadalı ve 2 İngiliz teknikeri kaçırıp Deniz Gezmiş'in serbest bırakılmasını talep ediyor. Bunu yapanların başında da İsrail Başkonsolosu'nu öldürmek suçundan aranan Mahir Çayan var. Askerler, Mahir Çayan ve arkadaşlarını Kızıldere'de sıkıştırıyor ve çıkan çatışmada biri hariç hepsi ölüyor. Solcular, rehineleri askerin öldürdüğünü, askerler ise solcuların öldürdüğünü söylüyor. Bu yukarıda anlattığım ve bugün solcuların da onayladığı bu olayların hiçbirisi Özgür Özel'e göre terör eylemi değil çünkü failleri solcular. Terör eylemi sayılması için işin içinde Müslümanların olması lazım. Bunları HAMAS yapmış olsaydı terör eylemi olurdu mesela. Özgür Özel, Kızıldere'deki 3 sivilin öldürülmesi olayında Türk devletinin açıklamasına değil de sol örgütçülerin iddiasına inanıyor. Deniz Gezmiş'in arkadaşları terörist olmadığına göre, hiç sivil de öldürmemiş olmaları gerekir değil mi? Yani Özgür Özel, bu olayda devletin yalan söylediğini düşünüyor. Gazze'de ise nedense hiç sorgulamadan İsrail devletinin doğru söylediğine inanıyor. Demek ki Özgür Özel, İsrail devletini, Türk devletinden daha güvenilir buluyor. Muhtemelen kendisine sorulsa, "onlar asker değil cuntacı" diyecektir. İyi de İsrail de soykırımcı ve işgalci değil mi? Darbeciye inanmıyorsun da soykırımcıya mı inanıyorsun Özgür Özel ?

Abese İrca

38,397 views • 9 months ago

TERÖRE KALKAN OLMAYIN Kanlı Esat rejiminin devrilmesinin Suriye kadar Türkiye’yi de derinden etkileyeceği görülüyor. Çünkü Türkiye’de 1960’lardan bu yana Sovyetler’in desteğiyle güç bulan Sol terör örgütleri, SSCB’nin yıkılmasıyla birlikte bu köhne rejimin Ortadoğu’daki kalıntısı olan “sözde devletler” eliyle varlığını devam ettirdi. Bunların başında ise 54 yıl boyunca Suriye’ye hâkim olan Esat rejimi bulunuyordu. Esat’ın Moskova’ya kaçmasıyla bu karanlık yapı çöktü. Ancak 40 yıldan fazla bir süredir topraklarında besleyip Türkiye’ye karşı terör saldırıları yaptırdığı örgütler Suriye’de hala varlığı sürdürüyorlar. Reyhanlı katliamını yapan THKP-C Acilciler Örgütü ve elebaşısı Mihraç Ural, Hatay’ın güney komşusu Lazkiye’den başlayarak Tartus’a uzanan hatta faaliyetlerini sürdürüyor. Örgüt halk ayaklanmasının başladığı 2011 yılından sonra Esat rejiminden çok daha güçlü bir şekilde hem silah hem de militan desteği alarak terör saldırılarını arttırdı. Bu terör örgütü bir yandan Suriye halkını sindirebilmek için Sünni köylere baskınlar düzenlerken, ülkemizde de kanlı saldırılar organize etti. Benzer şekilde TİKKO ve MLKP gibi terör örgütleri de Suriye’de Esat rejiminin kendilerine tahsis ettiği kamplarda Türkiye’den getirdikleri militanlarına silahlı eğitim verdiler. Rejimle kurdukları ilişki, iç savaş sırasında artık “himaye” boyutunu aşıp, omuz omuza mücadeleye evrildi. Rejimin daha iç savaşın başında Türkiye sınırındaki şehirleri PKK’ya teslim ederek çekilmesi bu birlikteliğin en açık göstergesiydi. Bugün Suriye’de 9’dan fazla Türkiye kökenli sol terör örgütü bulunuyor. Rejimin çökmesiyle bir kısmı PKK’nın kontrol ettiği bölgelere kaçarken, diğer kısmı Humus, Lazkiye ve Tartus’taki Alevi köylerine ve Nusayriye ismiyle de bilinen Sahil Sıra Dağları’na çekildiler. Bu dağlar 1000 yıl önce de “Haşhaşiler’in karargâhı” konumundaydı. Aradan geçen yüzlerce yıla rağmen teröristlerin aynı bölgede tutunmaları bir tesadüf değil. Yıkılan rejimin halka işkence yapan unsurları da büyük çoğunlukla bu bölgenin ahalisi oldukları için devrimden sonra buraya sığındılar. Öyle ki insanın kanını donduran Sedneya İşkencehânesi’nin müdürü Hasan Kanjo da kaçtığı Tartus’taki yakalandı. Ancak operasyon sırasında Suriye Güvenlik Güçleri’ne mensup 17 asker, teröristler tarafından pusuya düşürülüp katledildi. Aynı bölgede yapılan operasyonda 2012’de 34 kadın ve 49 çocuğun kılıç ve bıçaklarla kesilerek feci bir şekilde öldürüldüğü Hula Katliamı’nın sorumlusu Şuca Ali ise ölü olarak ele geçirildi. Esat rejimine mensup 16 binden fazla savaş suçlusu isimleriyle tespit edilmiş durumda. Bunların bir kısmı İran, Lübnan ve Irak’a kaçmayı başarsa da önemli bir bölümü hala bu dağlarda ve köylerde saklanıyor. Suriye’deki yeni yönetim bu suçluları yakalayıp adalet önüne çıkartmaya çalışırken, operasyonları durdurabilmek için İran lideri Hamaney bölgedeki Alevilere ayaklanma çağrısı yaptı. Suriye’deki pek çok Alevi ve Şii kanaat önderi İran’ın mezhep kışkırtmasına karşı sağduyu çağrısı yapsa da rejimin suçlarına ortak olan terör grupları güvenlik operasyonlarını “Alevilere saldırı” olarak dünyaya lanse etmeye çalışıyor. Elbette dünya yıkılan rejimin geride bıraktığı toplu mezarlar, işkence merkezleri ve enkaza dönen şehirlerden sonra bu yalana artık inanmayacak. Ancak bu terör örgütlerinin Türkiye’deki destekçileri yoldaşlarını kurtarabilmek için her türlü kirli propagandayı sürdüreceklerdir. Esat’ın çöküşüyle birlikte bu “kirli rejimin ürettiği mezhep savaşı” bitti. Sıra PKK ve diğer sol terör örgütlerinin bitirilmesinde. ✒️ 🎧 Murat Özer, Akşam Gazetesi, 28 Aralık 2024, Cumartesi.

Murat Özer

13,976 views • 1 year ago

🔴Cihat Yaycı : Ben bunu gerçekten, binlerce yıllık Türk devlet tarihinde ilk defa yaşanan bir olay olarak görüyorum. Devlete başkaldırmış, devlete isyan etmiş, 55.600 kişinin katledilmesi emrini vermiş birinden bahsediyoruz. Onun verdiği emirler ve kurduğu örgüt neticesinde 55.600 vatandaşımız şu veya bu şekilde hayatını kaybetti. Bunun yanı sıra, bu caninin kurduğu örgütle mücadele için trilyonlarca dolar harcandı. 📌Bu örgüt tamamen Siyonist bir örgüttür, bunu çok net bir şekilde ifade etmek gerekir. Bugün PKK, bu caninin ve terörist elebaşının kurduğu bir Siyonist örgüttür. Bunu yalnızca laf olsun diye söylemiyorum. Yurt dışında gerçekleştirdikleri tüm mitinglerde bu örgütün İsrail bayrağı bulunuyor. Daha dün İsrail Başbakanı Netanyahu, Güney Suriye’de bir Dürzi-Kürt otonom yönetimi kuracaklarını ve burayı kendi kontrollerine alacaklarını açıkladı. Suriye'nin güneyinin askerden arındırılarak kendilerine teslim edilmesi gerektiğini, bunun garantörünün de İsrail olacağını belirtti. 📌Bu açıklamalar gösteriyor ki, sözde "Büyük Kürdistan Projesi" aslında "Büyük İsrail Projesi"nin bir parçasıdır. Halkımızın bu gerçeği çok iyi bilmesi gerekiyor. Bu örgütün dinle, imanla hiçbir ilgisi yoktur. Marksist-Leninist ideolojiye sahip bir yapılanmadır. Ne Kur’an’la, ne Müslümanlıkla, ne de başka bir inançla alakası vardır. Tamamen Siyonizme hizmet eden, İslam düşmanı, Türk düşmanı, Türkiye Cumhuriyeti düşmanı ve Osmanlı Devleti’ne de geçmişte düşmanlık etmiş bir yapıdır. 📌Osmanlı’nın son 150 yılında, sözde "Kürt isyanları" adı altında bu tür kalkışmalar zaten vardı. Amaç, devleti bölmekti. 250 yıldır, adı Osmanlı olsun ya da Türkiye Cumhuriyeti olsun, bu toprakları parçalamak için aynı oyunlar oynanıyor. Önceki dönemlerde bu örgütlerin yerinde şeyhler, şıhlar, eşkiyalar ve çeşitli unsurlar vardı. Bunlar, İngiliz ve Siyonist oyunlarının bir parçasıydı. Osmanlı’nın parçalanmasını istediler ki İsrail devleti kurulabilsin, Türkiye Cumhuriyeti parçalanabilsin ki "Büyük İsrail" hayali gerçekleştirilebilsin. Olayın özü budur. 📌Türkiye Cumhuriyeti, bu süreçte binlerce can verdi, kan döktü, trilyonlarca para harcadı. Ancak tüm bunlara rağmen terörle mücadelede büyük bir başarı sağladı. ❗️Bugün “terörsüz bir Türkiye” zaten var. O zaman "Terörsüz Türkiye" sloganı ise yanlış bir ifadedir. İktidar, terörü bitirdiğini ifade ederken neden "Terörsüz Türkiye" diye bir slogan kullanılıyor? Eğer terör bitti deniliyorsa, bu söylem kendi kendini inkâr etmektir. 📌Daha dün Malatya’daydım. Ne terör var, ne başka bir şey. Elazığlıyım, Diyarbakır’a gitmek artık sorun değil. Türkiye’nin her yerinde devlet otoritesi tam anlamıyla sağlanmış durumda. Peki, bu durumda 26 yıldır hapiste tutulan, millet düşmanı, devlet düşmanı ve Siyonist örgüt lideri olan birine neden hala bir anlam atfediliyor? Onunla neden görüşmeler yapılıyor? 📌Bugün onun için Van ve Diyarbakır’da dev ekranlar kurulacağı, paylaşımlar yapılacağı söyleniyor. Bu çok üzücü bir durumdur. Gerçekten akıl tutulması yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terör örgütü liderine muhtaç olur mu? Ondan medet umulur mu? 📌Dem Parti gibi yapılar, Türkiye’de ayrıştırıcı bir dil kullanıyor. Mesela "Amed" gibi ifadelerle Diyarbakır’ın adını değiştirme çabasına giriyorlar. Osmanlı döneminde bile buranın adı Diyarbakır’dı, bugün de Diyarbakır’dır. "Amed" nereden çıktı? 📌Daha da vahimi, bu terörist elebaşına "Sayın" denilmesi, onun sözlerinin "Asrın Çağrısı" olarak lanse edilmesi. Türk milleti bunu nasıl kabul edebilir? Şehitlerimizin aileleri, gazilerimiz bunu nasıl kabul edebilir? Türk tarihi bunu nasıl kabul edebilir? 📌Bu, devletin tarihinde hiç olmadığı kadar küçük düşürüldüğü bir durumdur. Osmanlı Devleti bile bu kadar küçük düşürülmemiştir. Bir milletin bağımsızlığı, şehitlerinin kanıyla ve gazilerinin fedakarlıklarıyla korunur. Ancak bugün, bu kadar mücadele verilmiş bir konuda yapılanlar, milletimizin ve devletimizin onurunu zedelemektedir. 📌Yayının tamamının linki aşağıdadır; 👇👇👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

288,586 views • 1 year ago

Sayın Neçirvan Barzani’ye yönelik gerçekleştirilen saldırı sebebiyle geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Kendisi, Türkiye ile dostane ilişkilerin geliştirilmesine büyük katkılar sunmuş, yakinen tanıdığımız ve istişarelerde bulunduğumuz bir siyasetçidir. Can kaybı yaşanmamasını memnuniyetle karşılıyoruz. Kuzey Irak’taki Kürt kardeşlerimizin güvenliğini ve refahını her zaman önemsediğimizi bir kez daha ifade ediyoruz. İsrail tarafının, Kürt kardeşlerimizi bölgedeki bu savaşın içine çekmek için yoğun bir faaliyet yürüttüğünü hem istihbari verilerle hem de açık kaynaklara yansıyan beyanlarla biliyoruz. Bazı örgüt temsilcileri, İsrail ile yakın iş birliği içinde olduklarına dair açıklamalar yaptı. Burada hayati bir ayrım yapmak zorundayız. Irak, Suriye ve İran’daki Kürt kardeşlerimizin onurlu ve kardeşçe geleceği bizim için esastır ancak Kürtler adına hareket ettiğini iddia eden PJAK ve Komala gibi terör örgütlerini bu kardeşlerimizden hassasiyetle ayırmak gerekir. Kürt kardeşlerimizi terör denklemlerine hapsetme çabalarına karşı, bölgedeki Kürt kanaat önderlerinin sergilediği sağduyulu duruş takdire şayandır. Bu haksız savaşın bir parçası olmayacaklarını ilan eden kardeşlerimizin ferasetini ve basiretini tebrik ediyoruz. Türkiye olarak, bu kaos planlarına karşı duran tüm kardeşlerimizin yanında olmaya ve bölge barışını savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.

Ömer Çelik

29,052 views • 3 months ago

Dışişleri Bakanı Fidan, İsrail'in Gazze saldırısı, Filistin halkına yaptığı soykırım ve zulüm ile kıtlık politikaları ve bölgede var olan güncel durumu görüşmek üzere olağanüstü toplanan TBMM Genel Kuruluna hitap etti — İsrail iki yıldır Gazze’de soykırım suçu işleyerek dünyanın gözü önünde temel insani değerleri hiçe saymaktadır. — Filistin halkının Gazze'den tehcirini öngören plana karşıyız. Kim tarafından sunulursa sunulsun, böyle bir plan bizim için hükümsüzdür. — İsrail'in Gazze başta olmak üzere Filistin'de pervasız saldırılarına devam etmesine izin verilirse bu sadece Filistinlilerle kalmaz bütün bölgeyi ateşe atar. — İsrail Suriye'deki hassas noktaları kaşıyarak istikrarlı, güçlü, milli birlik ve beraberliğini sağlamış ve toprak bütünlüğüne sahip bir Suriye istemediğini açıkça göstermiştir. Suriye'nin kadim ve değerli toplulukların bu çarpık hedefler doğrultusunda istismar edilmesine izin vermeyeceğiz. — İsrail bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyerek kendi güvenliğini sağlayabileceği bir yanılgı ve gaflet içindedir. — İsrail'in yıl boyunca Gazze, Lübnan, Yemen, Suriye ve İran'a gerçekleştirdiği saldırılar uluslararası hukuku ve insani değerleri hiçe sayan, Bölgesel istikrarı tehdit eden ve tüm coğrafyamızı kaosa sürükleyebilecek nitelikteki eylemlerdir. Bu pervasız tavır, devlet sorumluluğu taşımaktan uzak, uluslararası düzene meydan okuyan bir terör devleti zihniyetinin en açık göstergesidir.

Abdullah Çiftçi

34,963 views • 10 months ago

🇺🇸 ABD'li gazeteci Jeremy Scahill, Yarbay Daniel Davis'e: "İsrail her şeyi kontrol ediyor ve başarılıymış gibi görünüyor" "20-30 yıl sonra farklı bir tarih olacak" "Bu savaş İsrail'in sonunun başlangıcı" "Gazze’de Filistinliler teslim olmadı" "Kassam şeker dağıttı, burdayız dedi" "Filistin mücadelesi son 77 yıldır sürekli yok edilmenin eşiğinde gibi gösterildi ve sonra tarihin başka bir sayfası dünyayı şoka uğrattı." "Netanyahu, aslında tüm bu Siyonist projenin yıkımını başlatan en etkili figür olabilir." ➖ Bakınız, günün sonunda ABD-İsrail ilişkileri açısından bakıldığında, bir anlamda asıl kazanan Netanyahu oldu. ➖ Çünkü Netanyahu istediği savaşı elde etti; İran devletine yönelik ağır bir darbe indirilmesini sağladı. ➖ Ancak bence hem ABD hem de İsrail, İranlıların nasıl bir tepki vereceğini ve dirençlerini büyük ölçüde hafife aldı. ➖ Eğer bu süreç böyle devam ederse, İsrail’deki can kaybının çok daha yüksek seviyelere çıktığını görebiliriz. ➖ Çünkü halka, İran’ın elinde kalan füze kapasitesi hakkında dürüst bir değerlendirme sunulduğuna inanmıyorum. ➕ Tek kazananın Netanyahu olduğunu söylüyorsunuz; bu kesinlikle bir "Pirus Zaferi" (yıkıcı bir zafer). ➕ Çünkü arzu ettiğimiz şartlarda askeri bir sonuca ulaştıracak askeri imkanlara sahip olmadığımız bir yola girdik. ➖ Artık gerçek anlamda büyük bir sıkıntının içerisindeyiz. ➖ Daha geniş bir çerçeveden bakarsak; bence yıllar, hatta belki on yıllar sonra geriye dönüp bakacağız. ➖ Şu an yazılmakta olan tarihin; 20-30 yıl, hatta 5-10 yıl sonra okuyacağımız tarihle aynı olmayacağını düşünüyorum. ➖ 7 Ekim’den sonra yaşananlar ve İsrail’in buna verdiği yanıtla Orta Doğu’da patlak veren tüm bu savaşlar... ➖ Bence geriye dönüp bakıldığında bunun, İsrail projesinin büyük bir kısmının "sonunun başlangıcı" olduğunu fark edeceğiz. ➖ Şu an İsrail her şeyi kontrol ediyor ve yaptığı her şeyde başarılı oluyormuş gibi görünüyor. ➖ Fakat tarih bu konuda şaşırtıcıdır; bence burada hedefi çok ciddi şekilde aştılar. ➖ Yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda bunu Orta Doğu tarihinde devasa bir dönüm noktası olarak göreceğiz. ➖ Kısa vadede evet, Netanyahu kazanıyor gibi görünüyor; ancak tarihin uzun vadeli akışına karşı bahse girmezdim. ➖ İsrail’in atıldığı bu gelecekten dolayı ciddi endişe duyuyorum. ➖ Birçok Filistinliyle konuştuğunuzda, İsrail’in yaptıklarından dolayı kendi sonunu hazırladığına inanıyorlar. ➖ Unutmayın, Gazze’deki Filistinliler beyaz bayrak sallamadı; silahlarını bırakıp teslim olduklarını söylemedi. ➖ İsrail şu an Gazze’nin %60’ını kontrol ediyor olabilir ➖ Ancak Ramazan Bayramı’nda Kudüs Seriyyeleri ve Kasım Tugayları’nın üniformalı üyeleri sokaklardaydı. ➖ Çocuklara şeker dağıtarak hala var olduklarını ve orada olduklarını gösteriyorlardı. ➖ Filistin mücadelesi son 77 yıldır sürekli yok edilmenin veya teslim olmanın eşiğinde gibi gösterildi. ➖ Ve sonra tarihin başka bir sayfası dünyayı şoka uğratıyor. ➖ Bu yüzden bence Netanyahu, "Büyük İsrail" yolunu başlatan adam olarak tarihe geçeceğini düşünse de; ➖ Aslında tüm bu Siyonist projenin yıkımını başlatan en etkili figür olabilir.

Kuşçu

26,185 views • 3 months ago

🔴Cihat Yaycı ; ❗️“Misakı Milli sınırlarına ulaşıyoruz” kandırmacasıyla ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)’nin hayata geçirilmesine dair emareler vardır. ❗️Yapılmak istenen şey, 2005 yılında imzalanan sözde KCK sözleşmesinin aynısıdır. ❗️Yani; - Anayasa değişikliği yapılarak; Türkçe dışında anadilde eğitim yapılamayacağını belirten 42 ve Türk tanımının yapıldığı 66. maddeler kaldırılacak ya da Kürtçe ve Kürt eklenecek. - Anayasadan Türk ifadeleri kaldırılacak⁠ - ⁠Yerel özerklik ihdas olunacak - Sonunda sözde Kürdistan'ın Türkiye’deki parçası ile İran, Irak, Suriye topraklarıyla birleşmesi hedefleniyor.⁠ ❗️Peki Meclisteli siyasi partilerden 42 ve 66’ncı maddelerin değiştirilmesine karşı olduğunu beyan eden var mı? ❗️Bir gazeteci, "Misak-ı Millî'ci oldular" diyor. ❗️Türkiye'ye sunulan ABD projesinde, "Büyük Kürdistan Türkiye'nin himayesinde kurulsun, böylece Türkiye büyüyor görünsün" deniyor. ❗️Irak'ın kuzeyindeki özerk yapı ve Suriye'nin kuzeyindeki terörist özerk bölgelerle birleşilsin, anayasa değişiklikleri yapılsın, federatif yapıya geçilsin, sonra bağımsızlık ilan edilsin. ❗️Türk halkı da "Misak-ı Millî sınırlarına ulaşıldı" diyerek uyutulacak. Zira nihayetinde Türkiye parçalanacak. ❗️PKK terör örgütü kendini lağvetsin, 40.000 kişinin katili İmralı’daki terörist başı gelsin Meclise çağrı yapsın ve “umut hakkı” verilerek affedilsin demek de ne demek? ❗️Türkiye'de hukuk yok mu, kanun yok mu? Siyasiler ne zamandan beri istediklerini affedebiliyorlar? ❗️Bu tür pazarlıklar dünya tarihine rezalet olarak geçer. ❗️Muhatap alınan Katil Öcalan, şımarıkça hapisten şart koşuyor; bir garantör bir devlet talep ediyor ve bu devletin Amerika olması gerektiğini belirtiyor. Anayasa’da değişiklik istiyor. Bu durum Türkiye için çok alçaltıcıdır. ❗️Öte yandan, PKK 2002'de kendini lağvetmişti, ama isim değiştirerek "KADEK" oldu, sonra "Kongra Gel-KCK" oldu. Sürekli isim değiştirerek devam ettiler. Bu yüzden PKK’nın terör listesinde kalması için büyük gayret sarf ettik. ❗️Şu an PKK Türkiye'de ve yurt dışında eylem yapamaz hale geldi, iktidar bu konuda başarı sağladı ve biz de memnunuz. Devletin otoritesini sağladığı için teşekkür ediyoruz. ❗️Ancak, PKK’yi yeniden gündeme getirme çabası nereden çıktı? ❗️PKK uluslararası bir terör örgütü olarak tanınıyor; Avrupa Birliği, NATO ve diğer devletler tarafından bu listeye dahil edilmiş durumda. Ancak, YPG terör listesinde değil. ❗️PKK'nın genç kadroları Suriye’de yapılandı ve YPG adını aldı. İsim değişiklikleriyle terör örgütü listelerinden çıkıyorlar, başka bir terör örgütü kuruluyor ve onu terör örgütü olarak tanıtmak zorlaşıyor. ❗️Türkiye YPG'yi terör örgütü olarak tanıyor ama Suriye’ye yönelik bir kara harekâtı yapamıyor çünkü YPG, Amerika'nın müttefiki ve terör örgütü listesinde değil. ❗️Suriye’de terör örgütü YPG'ye yönelik hava harekâtı dahi yapamıyoruz çünkü Rusya ve Amerika buna izin vermiyor. Bu sebeple Suriye’ye sınırlarımız içinden top ve SİHA atışlarıyla sınırlı kalıyoruz. ❗️Amerika ve Rusya YPG’yi koruyor ve terör listesine almıyor. Bu yüzden artık sınır ötesi harekât yapmamız da iyice zorlaştı. 👇👇👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

56,558 views • 1 year ago