正在加载视频...

视频加载失败

10,232 次观看 • 1 年前 •via X (Twitter)

0 条评论

暂无评论

原始帖子的评论将显示在这里

相关视频

Arkadaşlar, atladığınız bir nokta var. Altay’ın fikrini Hazret-i Peygamber gelse değiştiremez. Bu adam zaten demedi mi “bu rivayetler doğru olsa peygamberi de inkar ederim” diye? Bu ne demek, anlamıyor musunuz? Şu video gözünüzün önünde dururken, “şerefsizliğe” razı olup ehl-i sünnet imamlarının bu görüşünü kabul edebilir mi sanıyorsunuz? Biz ona dinde sabit bir hükmün varlığını gözüne soka soka gösteriyoruz. Fakat o bir türlü yola gelmiyor. Siz de şaşırıyorsunuz. Şaşırmayın arkadaşlar. Çünkü bizim haklı olduğumuzu kabul ettiği anda kâfir olmak zorunda kalacağı bir pozisyona konumlandı. Gidip kurancıyım, reformistim, tarihselciyim falan da dedirtemezsiniz Altay’a. Ben size söylüyorum, akıl ve kalp çatışıyorsa, kalp kaybeder. Sanıyor musunuz ki Altay bilmiyor bu işin aslını? Zorluyor, zorluyor, zorluyor… Önünde duran gerçekliği inlar etmeye bir yol arıyor… Demedi mi zaten, “sizin dediğiniz gibi olsa bile ulemanın sözlerini tevil ederiz” diye?.. Tabii, tabii, tabii… Edersin… -Ara not: kitaplarda bazı ibareler var ki ne ben ne de diğer hocalar hala ortaya koymadı. Siz bu adamlara kurban olun. Geçeceksiniz “halkı dara koydular” işlerini…- Uzun vadede size olacak şeyi söylüyorum. Hastalıklı düşünceler kalbi mağlup edecek. Ulemaya karşı, bugün bastırmaya ve “lazım-ı mezhep” saçmalıklarıyla etrafından dolanmaya çalıştığı gerçeklikle yüzyüze gelmek zorunda kalacak. Senelerce bastırdığı o nefret hissi su yüzüne çıkacak. Ulemadan tiksinecek. Nihayetinde de korkarım deist olacak…

cihan

28,109 次观看 • 1 个月前

Emperyalist güçlerin İran, Venezuela gibi ülkeleri darmadağın etmesinden çıkarılacak dersler var… Bir ülke, bu tür durumlarda hedef olmaktan korunmak için ne yapmalı? ✅ İran ve Venezuela örneklerinde görüyoruz ki halklar iç siyaset eliyle, parti devleti yaklaşımıyla birbirinden ayrı düşmüş, nefret ettirilmiş, kutuplaştırılmış… Halkın bir bölümü saldırıları mutlulukla karşılarken, bir bölümü saldırıya tepki gösteriyor... Benzeri durum Irak’ta, Libya’da, Suriye’de de yaşandı... Plan hep aynıydı. Parti devleti… Tüm gücün bir yerde toplanması, gücüm kurumlarla paylaşılmaması, kutuplaşmış, birbirine düşmanlaştırılmış halk, zayıf düşmüş ülke… Beş çıtayı kırmak kolaydır… On çıta, sımsıkı bir arada olursa kırmak zorlaşır… ✅ Devletin gücü, muhalefeti susturmasında değil muhalefete alan açabilmesindedir... Farklı düşünceler tehdit olarak algılanmamalı, sistemin güvencesi olarak değerlendirilmeli… Eleştirinin olmadığı yerde hata büyür, hata büyüdükçe ülke zayıflar… Avrupa ülkelerinin gücü en başta buradan gelir. ✅ Yargı, kurumlar ve güvenlik birimleri siyasal amaçlarla kullanıldığında kısa vadede kontrol sağlanabilir fakat uzun vadede devletin; halkın tamamı tarafından kabullenilmesi ve geçerliliği zarar görür… Zarar gördüğünde dış baskılar daha etkili hale gelir. Dış müdahalelerde halk siyasallaşmış güvenlik güçlerinin yanında yer almaz ve sessiz kalır. Hatta müdahaleden mutlu bile olur… ✅ Bir ülkenin en büyük savunma hattı tankından, tüfeğinden, füzesinden vs. den çok hukuka, sisteme güvenen bütün vatandaşlarıdır... Toplumsal güven yoksa, halk bölünmüşse, dış tehditler ülke içinde karşılık bulur. ✅ Eğitimli, özgür düşünebilen, eleştirebilen bir gençlik, sanat gerçek stratejik güçtür… Beyin göçü veren ülke olmak yerine beyin göçü alan ülke olmak zorunluluktur… ✅ Gerçek bağımsızlık üretimle, bilimle, hukukun üstünlüğüyle, adaletle korunur… Bir ülke kendi vatandaşlarını birbirinden ayırmadan tamamına güven veremiyorsa, dışarıdan gelecek hiçbir ittifak, hiçbir güç onu kurtaramaz. ✅ Dışarıdan gelen emperyal güçlerin amacı da özgürlük, demokrasi vs. değildir. Onlar ülkenin yer altı, yer üstü kaynaklarını sömürmek için bahane ararlar… Demokrasi, özgürlük gelseydi Irak’a, Libya’ya, Suriye’ye gelirdi. Film hep aynı sebeplerle başlar, aynı sonla biter… Tarih, benzeri filmlerle doludur. Bir ülkenin en sağlam savunması, birleşmiş bir toplumdur…

Zeki Kayahan Coşkun

29,379 次观看 • 6 个月前

Görüyorsun ama konuşmak istemiyorsun Biliyorsun ama bir kelime bile artık israf geliyor sana… Oradan ayrıldıktan sonra bir daha dönmek istemiyorsun… Eski ülke, eski şehir, eski yollar… Eski korkular, eski savaşlar, eski sancılar… Eski sen, eski çevren, eski insanlar… 3B’den kalma son kuruntuların… “Acaba bu yolculukta yanımda olur mu?” diye tutundukların… En sevdiğim dediğin, can dostların, umutların… Hepsi orada kaldı… Şimdi o dostlarınla bile karşılaştığında garip bir sessizliktesin. Sen onların frekansında değilsin. Onlar da senin… Öyle değişti ki aradaki uzaklık artık kilometreler ile değil ışık yılı ile ölçülebilir oldu… Aranızda, sokaklar, caddeler, şehirler, ülkeler vardı. Şimdi yıldızlar, gök adalar, galaksiler doldu… Konuştukları her konu artık sana süflî geliyor. Hâl hareket, tavır, trip… Gündem, ekonomi, ucuz film, klip… Eğlence, moda, magazin, boş bakışlar.. Sahte yüzler, sahtelikler, mış gibi hayatlar… Sen çıkalı çok oldu oradan… Bu yüzden ora’lı değilsin artık. Oralı olan kendine, eski versiyonlarına bile yabancısın… Senin oradan ayrılmanı istemiyor, bu yüzden tüm kapıları tutuyorlardı. Ama sen bir şekilde çıkmayı başardın. Sistemi hackledin bir şekilde ve ayrıldın. Şimdi geriye dönüp baktığında diyorsun ki: “Ben gerçekten orada mıydım?” “Orada yaşamış mıydım” Düş mü gerçek mi tam bilemediğin. Kısmen kanıtları da olan bir hayattı… Geçmiş yaşamlara gerek yoktu. Aynı ömrün içinde yüzlerce geçmiş yaşamın vardı… Ve evet şimdi bir kelime bir ağır geliyor sana o tarafa ait… “İnan sana değil kastım Cahille sohbeti kestim” demek istiyorsun eski versiyonda kalmaya devam edenlere… Biliyorsun yine seni mezbeleliğe, 3B çukurlarına simülasyonun içine çekmeye çalışacaklar… O bilindik hileler ile gelecekler… Diyalektik ile, cerbeze ile, kelime oyunları ile… Senin çoktan vazgeçtiğin heveslerin, tutkuların, hazların ile… Korkular ile, kaygılar, ile, baskı ve şiddetle… Parayla, siyasetle, şehvetle, aşk iksirleri, uyuşturucular veya şöhretle… Fark ettin mi? Alışkanlık eseri arada o tarafa meyletsen bile ruhun artık kanmıyor. Bir zamanlar kendinden, özünden kaçarcasına gittiğin şeyler… gittiğin yerler… gittiğin kişiler de senden kaçıyor… “Çok sevdiğin, ulaşmak için çırpındığın eski mesleğin bile belli bir frekansta iken keyif veriyormuş…” Şimdi için kaldırmıyor. Tutundukça elini yakıyor… Ve soğuyorsun günden güne… Evet Güzellik Yine senin hikayendeyiz. Bana yazmasan da anlatıyorsun. Söylemesen de yazılıyor düşüncelerin bir yerlerde. Akaşayı ne sanıyordun? Düşünceler bile orada kayıt altında demiştik hatırla! Ve astral oyunlarda gidiyorduk bir yerlere… Biz kahraman oluyorduk… Ya da rüyalarda çıkıp geliyordu kahramanlarımız… O çocuk çağımızda bile çağırıyorduk Akaşayı…. İçimiz hala çocuk olsa da… Çocuk değiliz artık büyüdük… O yüzden şimdi söyleyeceklerimi iyi dinle… Çünkü duyman gerekenler var… Bu yolun bir sahibi, yolculuğun bir gayesi var… Yolun öğretileri ve yolun kudsî rehberleri var… Yolunu kesmek isteyen şakîler yolundan etmek isteyen NPC”ler var… Bu fırtınalı zeminde, bu dağdağalı dünyada yolunu ve yolculuğunu hatırla ve O’na teslim ol… Çünkü: “Hepinizin dönüşü Allah'adır; ( Hud Suresi 4) diyen bir Rabbin var. O, tüm yolculara bizzat rehberlik ediyor… Zihnini burak kalbini dinle, bak ne diyor… “Beni yaratan ve bana hak yolu gösteren, O (Allah)’tır.” ( Şura 78) Zannetme ki başı boş bırakıldın. Seni an be an gören işiten yol gösteren ne diyor… “İnsan, kendisinin başı boş bırakılacağını mı sanıyor? ( Kıyame 36) Ne diyordun bana? Sana bir düş getirdim, perdesi açılmamış Lahuti pencereli rüyalar ülkesinden... Sana bir aşk getirdim, dünyaya bulaşmamış Hurilerin gezdiği cennet köşelerinden... ( Bitmeyen Şiir2 ) Biz sadece mekânı değil zamanı da aşmaya, gelenekleri, anlayışları da aşmaya geldik.. Dünyalık değildi aşktan muradımız… Bitmeyen bir aşkı tatmaya geldik… Gerekirse her şeyden geçmeye… Sadece aşkta kalmaya geldik… Sevgilerimle ~Akaşa~

Akasha Oku/yorum

33,900 次观看 • 2 年前