Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

Ece şeref ve çiğdemin evindeki kahvaltı sofraları.. Birazdan okula ya da işe gidecekler ama buna rağmen çay demlenmiş güzel bi sofra kurulmuş mutfağa gidip geliyorlar bir hareketlilik var sonra oturup birlikte kahvaltı yapıyorlar bi dizi sahnesi bazen ne çok şey hissettiriyo ya

103,018 görüntüleme • 1 ay önce •via X (Twitter)

0 Yorum

Yorum bulunmuyor

Orijinal gönderinin yorumları burada görünecek

Benzer Videolar

Ünlü avukat Deniz Esensu, akşam 6’ya kadar tok tutan kahvaltı: 🔹 Kahvaltı hazırlıyoruz 🔹 Yağ eklemedim çünkü tavam yapışmıyor 🔹 Şimdi bunun yanına çok güzel bir ezme yapacağım. Bunu bol bol yapıyorum. Öğünde yiyorum. Almak için ne kadar bekledim! Harika bir alet. 🔹 Her şeyi böyle ezme gibi küçük küçük doğrayıp salata yapıyorum. 🔹 Bilmiyorum eğlenceli geliyor bayağı. 🔹 Dün de kol günümdü bak, üstüne geldi iyi oldu. 🔹 Salatayla çok iyi oluyor da bitmiş. 🔹 Çok güzel kokuyor be. 🔹 Bakın! 🔹 Mis! Küçük küçük dilim kesiyorum. Ve bunları omletime koyacağım. 🔹 Buna soğan, sarımsak çok yakışıyor ama ben gün boyu yiyeceğim için soğan eklemiyorum. 🔹 Çok güzel bir zeytinyağı, kekik, tuz, nar ekşisi, limon. 🔹 Çılgını, bunu böyle kaşık kaşık yiyorum. 🔹 Cevizim var, bunu da ekliyorum. 🔹 Evet! 🔹 Omletim efsane görünüyor. 🔹 Bu annemin yaptığı seramik kase. 🔹 Proteini arttıralım, iki dilim hindi füme. 🔹 Bir 4-5 tane siyah zeytin ekleyeceğim tabaklarıma. 🔹 Şöyle Amsterdam'dan aldığım çok güzel bir peynir var. Şöyle şu kadar yeter. 🔹 🤭 Çekik, yok ki orada imam ya! 🔹 Böyle tabaklarımı çeşitlendirmeyi peki çok seviyorum. Hem beslenmeyebilir ama tam benlik bir şey. 🔹 Şöyle iki dilim de ananas koyacağım. 🔹 1 dilim, 2 dilim. 🔹 Renkli bir tabak, gözümü, bedenimi, ruhumu hepsini doyuracak. 🔹 Omletimin içinde kaşırım var. 🔹 Yanına da bir çay yapıyorum. Çayın içerisinde limon ve tarçın var. 🔹 Bana afiyet olsun, çok tuttu!

Netlog Medya

1,672,705 görüntüleme • 1 ay önce

isfad’in merdiven sahnelerinde çok güzel bir detay fark ettim.. ilk sahnede fadime iso’yu itip kapıyı kapatıyo ve iso merdivenlerden yalnız iniyo, sanki buraya ait olan fadime iso değilmiş gibi.. sonra abisiyle yukarı çıktığını görüyoruz ama düğün günü adil fadime’yi iso’ya teslim ediyo ve tam o ittiği yerde artık yan yana duruyolar.. beraber merdivenlerden iniyolar. sonrasında adil yukarı çıkarken fadime iso’yla gidiyo. o andan sonra zaten beraber inme sahneleri çoğalıyo. ilginç olan şu ki onları mutlu mesut yukarı çıkarken neredeyse hiç görmüyoruz, olduğunda da ya aralarında bi mevzu oluyo ya da hemen peşine bi şey patlıyo. buna rağmen eve gülerek girdikleri sahneler var ama ‘eve girmek’ ile ‘yukarı çıkmak’ psikolojide aynı şey değil. • eve giriş; ait hissetmeyi ve geçici bi huzuru temsil ediyo. • yukarı çıkmak; kalıcılığı, yerleşmeyi ve gerçekten bi hayat kurmayı simgeliyo. bu yüzden isfad o evin içinde sevgiyi ve sıcaklığı yaşadı ama hiç tam anlamıyla huzuru bulamadı çünkü etraftaki her şey kan davasını ve aile kavgalarını hatırlatıyodu konak bile bunun bi parçasıydı sanki.. bu sebeple hep inme sahnelerine odaklanıldı çıkma sahnelerine değil. merdiven çıkma sahneleri hep acı kararlarla ve sorunlarla bağlıyken beraber inmeleri hep bi gidişi ve oraya tam ait olamayışlarını hissettirdi. ve son sahnede fadime’nin konağa dönüp bakışı.. sanki ilk kez gerçekten oraya ait olmadığını anlamış gibiydi..

𝓩𝓮𝔂𝓷𝓸 დ

63,010 görüntüleme • 3 ay önce

Gizem Karaca, anne denilen şey hakikaten psikopatlıkmış: 🔹 Diyordunuz, diyordunuz ama böyle yani hani psikopat gibi davranırsan öyle olur falan diyordum da öyleymiş. 🔹 Çünkü niye? 🔹 Etrafta o kadar çok tehlike var ki. 🔹 Garip garip tehlikeler üretiyorum kafamda. 🔹 Bir anda elini bırakıp başka bir yöne gidebiliyor ve böyle karşında bir sürü mesela bakmasını ya da dokunmasını istemediğin insanlar çıkıyor. 🔹 Ve insanların yüzünü falan analiz etmeye çalışıyorum, yani aklını okumaya çalışıyorum. 🔹 Bebeğimle ilgili yaklaştıklarında kafalarındaki sesi düşünmeye duymaya çalışıyorum, yani iyi niyetli mi bakıyor, iyi bir şey mi düşünüyor diye çok garip bir yer ya, çok garip bir yer. 🔹 Yani niye? 🔹 O da etrafta o kadar değişik tehlikeler var ki. 🔹 Yani mesela çok sevecen, çok iyi kalpli, çok tatlış bir bebeğim var çok şükür. 🔹 Ama mesela koşa koşa herkese sarılmak istiyor, herkese gitmek istiyor erkekler dışında. 🔹 Mesela o nasıl bir şey o böyle yükleniyor mu yani DNA'sına? 🔹 O kadar iyi biliyor ki uzak duracağını şu an erkeklerden. 🔹 Ama mesela atıyorum eczanede'yiz eczacıya uzanıyor işte kucağına gidiyor atıyorum benzinci'deyiz falan biri ufacık ay yapsın ona hemen el sallıyor hemen. 🔹 Ya bunlar çok güzel özellikler bence ama beni biraz korkutuyor. 🔹 Bir de ikinci psikopatlık şu bence annelikte; istiyorsun ki senin en iyi versiyonun olsun. 🔹 Senin yaptığın hataları yapmasın, ama aynı zamanda da senin gibi olsun istiyorsun. 🔹 Çok garip bir his ve dün tamamen bütün gün buna takıldım ya bu nasıl bir kafa? 🔹 Ve bazen gerçekten çok stresleniyorum. 🔹 Yani çok sabırsızlanıyorum, çok tahammülümün çok eksik olduğunu hissediyorum. 🔹 Yani tahammül seviyem çok düştü.

Netlog Medya

73,745 görüntüleme • 1 ay önce

Orhan Uluca, Batrakov'un olumsuz yönü hakkında konuştu: "Olumsuz anlamda bir şeyler söylemek gerekiyorsa; Batrakov'u en etkisiz bulduğum maçlar genelde birebir adam markajının verildiği ve alanın çok daraltıldığı noktalar. Ve bu noktada bazen ne kadar kendisi ortaya bir fiziksellik koymaya çalışırsa çalışsın, var olan bir gerçek var ortada: 1.73 boy ve kilo. Dolayısıyla burada özellikle Avrupa maçlarında sert rakipler karşısında sindirilebilir bir ihtimali var. Özellikle adam adama markajlarda Batrakov'un buradan çıkması çok kolay değil. Ona çok geniş bir oyun alanı içeriği verirseniz eğer, o markajdan kurtarabilir. Bu yüzden mesela 10 numara oynadığında, markaj da verildiğinde, dolaşım alanı çok yüksek olduğunda o markajcısını ancak o şekilde alt edebilir. Bu konuda da zeki bir oyuncu. Ama gerçekten alanı daraltıp markajı sıkılaştırdığınızda top kayıpları da geliyor ya da diğer sorunlar da başlıyor, etkisizleşiyor. Ama buna rağmen hareketliliği hiçbir zaman için aşağıya düşmüyor. Bu en büyük sorun. Dediğim gibi markajda bu kadar kötü maçlar çıkardığını gördüğüm ya da kötü demeyeyim ama beklenen o yıldız performansları sergileyemediği maçları gördüğüm noktada hep bir düşüş oldu; sıradanlaştı çok ciddi markaj altında. Şimdi Rusya futbolundan çıkıp Türkiye de dahil olmak üzere Avrupa futboluna girdiğinde ne kadar etkinliği olacak, onu hep beraber göreceğiz."

Le Marca Sports

162,483 görüntüleme • 11 gün önce

Buse Kara, çok güzel hareketlerden neden ayrıldığını açıklıyor: 🔹 Arkadaşlar bana çok fazla sorduğunuz bir soru var. 🔹 Hala bütün videoların altına ÇGH'den neden ayrıldım? 🔹 Yani o kadar kötü bir şey yaşadım ki ben orada falan gibi bir şey, bir hikaye bekliyorsunuz benden muhtemelen ama yani işler başlar ve biter diye geçiştirmeyeceğim, anlatacağım. 🔹 Ama ilk önce neden orada oynamaya başladığımı da anlatayım. 🔹 Çünkü ben konservatuar mezunuyum ve biz de bütün projelere, bütün oyunlara böyle 6 ay falan çalıştığımızı bilirim yani. 🔹 Bu tabii insanı zamanla ne yapıyor? 🔹 Katılaştırıyor. 🔹 Ben de ÇGH ile ilgili böyle bir teklif gelince dedim ki benim bu katılıklarımı atmam lazım. 🔹 Hızlı bir şekilde oyun kurmayı, sahnede daha böyle akışkan olmayı, bunu kendime öğretmem lazım dedim. 🔹 Çok güzel bir fırsat ve girdim. 🔹 Tabii orada 5 yıldır kurulu olan bir düzen var. 🔹 6. sezona girdim ben ve tabii ki ilk başta çok zorlandım. 🔹 İşte Yılmaz hocamız bana sağ olsun çok güzel şeyler söyledi. 🔹 Ben o gazla bir süre daha devam ettim. 🔹 Yalnız sonrasında hani 4. 5. bölüme doğru beraber girdiğim 4 tane arkadaşımın üçü ayrılmıştı ve ben tek başıma kaldım yeni girenlerden. 🔹 Birazcık daha zorlaştı süreç o noktada benim için. 🔹 Yani sen nasıl biliyorsunuz? 🔹 Bir şeye böyle ezber yapıyorsunuz, 10 saniye sonra kendinizi sahnede bulabilirsiniz. 🔹 O kadar dinamik bir yer. 🔹 Ben yavaş yavaş buna alıştım ve adapte oldum sonunda ve kendimi daha da iyi hissetmeye başladım. 🔹 Daha böyle sınırlarımın genişlemeye başladığını hissettim ve bir sezonun sonuna kadar orada kaldım. 🔹 Daha sonra da artık kendimle alakalı daha farklı şeyler yapmak istediğim için ve hani başta giriş amacım vardı ya onu da az ya da çok ama kendime göre tamamladığımı düşündüm. 🔹 O yüzden çok severek, çok herkese sarılarak, teşekkür ederek oradan ayrıldım. 🔹 Hala da arkadaşlarımın çoğuyla güzel bir iletişimimiz var. 🔹 Onları da çok seviyorum. 🔹 Bu şekilde. 🔹 Başka merak ettiğiniz bir şey varsa onunla 3 yıl sonra cevap veririm.

Netlog Medya

223,100 görüntüleme • 14 gün önce

Neden oynanmadı Açıkladı Ertem Şener: Göztepe Galatasaray karşılaşması neden bugün ya da yarın oynanmıyor? Ben dedim ki ya nasıl bugün ya da yarın oynanmıyor? Böyle şey olur mu? Bu ne biçim iş? Nasıl federasyon bu? Ne yapıyorsunuz? İşte burada bak işte Galatasaray bir ayrıcalık mı? Falan filan yani Inter Milan. Bu arada Milan. Üstümdeki AC Milan. Arkadaşlar Serdar kardeşim çok beğenmiş. AC Milan. Şunu söylemem lazım. Bir dakika. Şunu anlatmam lazım. Dün hatalı konuştum. Ben dün Galatasaray aleyhine konuştum. Dedim ki ya niye oynanmıyor kardeşim Göztepe'nin ne günahı var? İşte perşembe günü İstanbul'a geldiler. Cuma cumartesi arada iki gün var. Niye bugün? Maç oynamıyor ya da işte pazar günü cumartesi. Cumartesi değil de pazar günü maç oynanabilirdi. Pazar günü maçtan sonra da işte pazar günü Galatasaray Göztepe deplasmanından sonra da işte 6 futbolcusu, 5 futbolcusu, 6 tane milli futbolcusu, milli takım futbolcusu. Pazartesi günü de sabah paşa paşa milli takım tesislerine gidip Riva tesislerine gidip birliklerine teslim olabilirlerdi. Bu bir milli görev çünkü. Galatasaray'ın milli futbolcuları. Şimdi ama şöyle bir durum söz konusu. Bir şeyi unuttuk. Bir şeyi unuttuk. Bakın. Bir şeyi unuttuk. Ben bugün 50 kişiye sordum. Ya dedim. Arkadaş neden? Yani Galatasaray-Göztepe-Galatasaray karşılaşması neden pazar günü oynanmıyor? Göztepe-Galatasaray mücadelesi neden pazar günü oynanmıyor? Ona soruyorum öbürüne soruyorum. O bilmiyor öbürü bilmiyor. Bir tanesi biliyor bir tanesi bilmiyor. Herkes bir kafadan bir şey söylüyor. Herkes bir kafadan bir şey söylüyor. Hatta şunu söyleyenler bile vardı ona çok güldüm. Ya abicim işte Galatasaray en fazla milli futbolcu veren takım olduğu için işte sakatlanmasını istemiyor falan filan diye. Saçma geldi bana. Dedim ki ne alakası var olur mu öyle şey ya? Böyle bir saçmalık olur mu dedim. Böyle bir saçmalık olur mu dedim. Ondan sonra abi vallahi ondan olabilir falan filan dediler ama abi işte bak Türkiye'de herkes bir şeyleri eksik yapıyor işte. Bir yanlış var. Doğruyu bir dakika. Doğruyu söylemem gerekirse dedim. Ben buna inanmadım dedim. Biraz daha araştırdım. Biraz daha baktım ettim. Geriye doğru gittim gittim gittim gittim. Sonra. Sonra Montella'nın fixture talebi geldi. Montella'nın fixture talebi. 26 ve 31 Mart tarihlerinde oynanacak playoff maçları için ligde erteleme ya da kaydırma talebinde bulunan İtalyan çalıştırıcı diyor haberde. Ne zaman biliyor musunuz bu haber? 20-11-2025. Amili takımda Montella'dan fixture talebi. Arkadaşlar. Ne federasyona kızın, ne Galatasaray'a, ne bir başkasına. Kimseye kızmayın. Hiç kimseye kızmayın. Hiç kimseye. Hiç kimseye kızmayın. Hiç. Kimse kimseye kızmasın.

Galatasarayultrataraftar

193,882 görüntüleme • 5 ay önce

Zehra Çilingiroğlu, 1998 doğumlu genç bir isim olup, Türkiye'nin tanınmış ailelerinden birinin çocuğudur. Annesi ünlü oyuncu ve şarkıcı Hülya Avşar, babası ise iş insanı Kaya Çilingiroğlu'dur. Zehra çilingiroğlu çantasında ne var? 🔹Evet arkadaşlar, bugün çok yoğun bir gündü ve daha yeni gelebildim. Bugün size hayatımda ilk defa ne var videosu çekiyorum ve bu çok gerçekçi bir video, gerçekten şu anda çantamda ne oldu ben bile bilmiyorum. 🔹Evet, bir de gözlük. Bu gözlüğü hiçbir zaman yanımdan ayırmam. Her zaman çantamda bir gözlük olur. Yaz-kış fark etmez. 🔹Cüzdanım. 🔹Bir adet el kremi. Bu el kremi de benim için çantamda olmazsa olmazlardan bir tanesidir. Çünkü benim cildim çok kuru olduğu için her elimi yıkadıktan sonra mutlaka el kremini sürüyorum. Benim için çok önemli. 🔹Bu da tırnak yağı. Bu da benim için çok önemli. Bunu da aynı şekilde kremim gibi her dakika kullandığım bir şey. 🔹Bir adet tespih. Bu tespihi bu aralar yeni kullanmaya başladım ama çok hoşuma gitti. Sürekli bu tespihle arabada giderken ya da herhangi bir yerde birini beklerken bu tespihi çok kullanıyorum ve rengi çok hoşuma gidiyor. 🔹Tabii ki de AirPods'um. Bu AirPods'um da inanılmaz asla yanımdan ayırmadığım şeylerden bir tanesi. Acayip ihtiyaç oluyor. Özellikle uzun gün içinde uzun süre telefonla konuştuğum için karşıdakini iyi duymama ve konsantre olmama sebep olduğu için bunu yanımda taşıyorum. Bu da çok önemli benim için. 🔹Yüzüme güneş kremi sürüyorum. Bu güneş kremini de yeni kullanmaya başladım. Daha önce hiç güneş kremi kullanmıyordum ama dermatoloğum sayesinde bu güneş kremini önerdi ve benim de birazcık lekelenmeye müsait bir cildim olduğu için artık bunu kullanmaya başladım bir yaştan sonra. Yani bazen kullanıyorum, bazen kullanmıyorum. Çok kullanmak hoşuma gitmiyor ama bazen de hava çok sıcak olduğu ya da çok güneşin altında kalacağım zaman mutlaka yüzüme güneş kremi sürüyorum. 🔹Bu da yara bandı. Çünkü sürekli bir yerlerimi itikliyorum ya da kesiyorum, onunla alakalı sürekli ihtiyacım oluyor ya da tırnağım kırılıyor. Sürekli böyle şeyler geliyor başıma ve sürekli bir yara bandına ihtiyacım oluyor. 🔹Apple Pencil kalemim. Buna da çok ihtiyaç oluyor. Çünkü gün içinde iPad'imi yanımda taşıyorum. Bazen çizimler yapıyorum. Bu da benim için önemli bir alet çantamda olması gereken. 🔹Bu dudak yumuşatıcısı. Bunu inanılmaz çok kullanıyorum. Hem böyle renkli hem de dudakları acayip yumuşatıyor, o yüzden çok hoşuma gidiyor. Bunu da aslan yanımdan ayırmıyorum bunu da hiç zaman. 🔹İkinci bir el kremi. Bu el kreminin de bir arkadaşım Paris'ten almıştı ve o günden sonra bayıldım ve artık her gittiğimde ya da biri gittiğinde hep bu el kreminden sipariş ediyorum çünkü kokusu inanılmaz güzel. Hatta şu anda süreyim. 🔹Evet, bu kadar çantamdakiler. Normalde metre oluyor bir de çantamda. Çünkü sürekli gün içinde bir şeyleri ölçmem gerekiyor, o yüzden sürekli yanımda metre taşıyorum. Onun dışında da o kadar. Teşekkür edelim, görüşürüz.

Netlog Medya

351,081 görüntüleme • 1 ay önce

Kuzeniyle olan ve herkese tuhaf gelen ilişkisini anlatan kadın: • Kuzenimle olan ilişkimizde herkese garip ama bize çok normal gelen şeylerden bahsedeceğim. • ⁠Duygu benimle dışarı çıkarken yanına asla cüzdanını almaz. • ⁠Cüzdanını alsa da ondan para harcamaz; çünkü içtiği içecekten aldığı takıya kadar her şeyini ben öderim. Ve bu hiçbirimize garip gelmiyor, neden bilmiyorum. • Bir gün ben erkek arkadaşımla oturuyorum ve yanımıza Duygu geldi. • ⁠Duygu'yla ilk defa tanışıyorlar orada ve biz alkol alıyorduk. Sonra benim kalkmam gerekti ama Duygu'yla erkek arkadaşım oturmaya ve alkol içmeye devam ettiler. • ⁠Hatta günün ilerleyen saatlerinde, akşam 23.30'a doğru Duygu çok fazla alkol almış olduğu için erkek arkadaşım evi çok ters bir yerde olmasına rağmen onu sağ salim eve bıraktı mesela. • Ayrıca hala görüşüyorlar ikisi, ama biz görüşmüyoruz tabii ki. • ⁠Ya da mesela günlerden bir gün Duygu sevgilisiyle oturuyor ve ben buluşmaya elimde çiçekle gittim. • ⁠Duygu'ya ilk çiçeğini ben aldım ve çiçeği verirken "Yarın bir gün elin erkeğinden bekleme, ilk çiçeğini ben alıyorum” dediö. Arda utanmış mıdır, sanmıyorum. • ⁠Bazen Duygu duşa girecek oluyor ya da sıkılmış oluyor falan. Sevgilisiyle ya da flörtüyle konuşurken telefonu bana veriyor ve "Sen mesajlaşsana" diyor. • Bu çok sık oluyor, kimse bunu garip karşılamıyor. • ⁠Bir diğeri, Duygu'nun hayatına çok müdahale oluyorum. • ⁠Ben "Bir şey yapma" diyorsam, "Böyle böyle sonuçlarla karşılaşacaksın, yapma, kesinlikle yapma" diye kızıyorum falan ama gidiyor onu yapıyor ve sonra ben topluyorum. • ⁠Öyle güvene dayalı tatlı bir ilişkimiz var.

🎙️ Muhbir

856,676 görüntüleme • 5 gün önce

Erkeklerin kadınları etkileyeceğini sandığı ama kadınları o kadar da etkilemeyen şeyler. Üzgünüm, bu pek mantıklı bir şey ifade etmiyor ama ne demek istediğimi anlıyorsunuz. Küçük spor arabanız olduğunda, topuklu ayakkabılarım ile eğilip o küçük spor arabaya çömelmek istemiyorum ve muhtemelen sadece hava atıp deliler gibi sürmeye çalışacaksınız, ben de endişeleneceğim ve bunu söyleyemeyeceğim." 〽️: "Ve şey gibi, yani erkekler gerçekten güzel spor arabalar almak için bütün bu zahmete giriyor ve bir sürü para harcıyor gibi hissediyorum. Ve günün sonunda, eğer gerçekten bir kızla dışarı çıkmaya çalışıyorsanız, bu benim için gerçekten eğlenceli değil. Çok küçük, o şeylerin içi çok küçük. Bence bu daha çok sizin için eğlenceli bir tur gibi. Sanırım erkekler onları kızlar için alıyor. Ve eğer onları kendiniz için alıyorsanız, güç sizinle olsun, kendiniz için alıyorsunuz. Ama kızları buluşmalara çıkarmak söz konusu olduğunda, lanet olası küçük Lamborghini'nize ya da lanet olası her neyiniz varsa ona sıkışmaya çalışmak istemiyorum. Birçok kız adına konuştuğuma eminim, yüksek topuklu ayakkabılarım ve kısa elbisemle çok daha mutlu ve çok daha rahat olurdum, böylece yukarı kaymazdı ve Uber'den sipariş ettiğiniz siyah bir SUV gibi olurdu, ve eminim ki bu sizin için zaten çok daha ucuzdur. Üzgünüm, bunda kaba olmak istemiyorum. Ama lanet olası küçük spor arabanıza çömelmek istemiyorum Bölüm 2: Kadınları Mutlu Edecek Uygun Fiyatlı Şeyler 〽️: "Peki, konuyu değiştiriyorum, herhangi bir kızı mutlu edeceğini düşündüğüm çok uygun fiyatlı bir şey. Diyelim ki annesi ve babası milyoner, milyarder ya da banliyöden gelmiş olsun, fark etmez, bence çiçekler. O kadar ucuzlar ki, yanlış anlamayın, çok pahalı da olabilirler. Ama Trader Joe's'a gidiyorum, güzel çiçekler görüyorum, kendi buketlerinizi kendiniz yapabilirsiniz, kelimenin tam anlamıyla 10 dolara güzel bir buket yapabilirsiniz. Her şeyi göze alıp 100 dolarlık buketler de yapabilirsiniz. Ama dürüst olmak gerekirse, çiçekler öyle bir şey ki hangi kız çiçek alsa mutlu olur. Çiçekler bence çok iyi bir yatırım çünkü bilmiyorum, çiçeklerde insanı kur yapılıyormuş gibi hissettiren bir şeyler var. Çok tatlı hissettiriyor. Aslında tek bir kuruş bile mal olmayan ve bence çok tatlı olan ve büyük bir fark yaratan bir diğer şey de kapıyı açmak. Bu çok hoş çünkü bu kelimenin tam anlamıyla söylediğim gibi çok küçük bir şey, hiçbir para maliyeti yok. Ve yani bir erkek kapıyı açmazsa dünyanın sonu değil ama bir araba kapısını açmak, insana yeniden eski zamanlardak gibi hissettiren şeylerden biri. Şöyle ki, sanki hâlâ bir nezaket varmış gibi - o kelimeyi söyleyemiyorum, nezaket. Ne demek istediğimi biliyor musunuz? Hâlâ o duygu var, bana kendimi tekrar... ne bileyim, bir prenses gibi hissettiriyor. Ve hiçbir paraya mal olmuyor." Bölüm 3: Restoranda Sipariş Vermek ve Evde Yemek 〽️: "Peki, bunu beğendim. Şey, yanılıyor olabilirim, kızlar bunun hakkında ne düşündüğünüzü bana bildirin. Bir restoranda kız için sipariş vermek, ne sipariş edeceğimi lanet olası bir şekilde bilmiyorum. Dolayısıyla, eğer benim için siz sipariş verirseniz, bir erkek öylece sipariş verdiğinde bunu gerçekten takdir ediyorum, buna bayılıyorum, muhtemelen nefret etmeyeceğim yemeği bile benim için sipariş edin. Bence bunu yapmanın en iyi yolu muhtemelen farklı farklı şeyler alıp sonra bana ne sevdiğimi sormak, yani sadece sipariş vermek ama 'Ne istersen, benim için sen sipariş ver' demek gibi. Ne? Şey, bilmiyorum, sen sipariş ver." 〽️: "Peki, gerçek bir ilişki içinde olmadığınız sürece, eğer bu hâlâ flört aşamasındaysa, evde yemek yapmayı sevmiyorum çünkü beni dinleyin. Şey, hayattaki birçok kızın giyinip süslenmeyi sevdiğini hissediyorum, dolabımızda tonlarca elbisemiz ve ayakkabımız falan var ve Amazon'da alışveriş yaptığımız bir çağdayız, bunun gibi şeyler, beni bir yere götürün. Ve ayrıca, evde bana yemek pişirmek için alacağın tüm o malzemeler, biftek şu bu, muhtemelen sevimli bir restoranla neredeyse aynı paraya mal olacak

BUZZ medya

34,101 görüntüleme • 1 ay önce

"Bütün dünyadaki insanlara eşit para dağıtılsa, 10 yıl sonra zengin olan yine zengin, fakir olan yine fakir." Mert Başaran: Bu çok kırıcı ve çok üzücü bir söz olmakla beraber küçükken buna çok karşıydım. 1999 yılında bana TOKİ'den bir ev çıktı. TOKİ'den o ev çıktığında, TOKİ'den bu ev sadece evi olmayanlara, imkanı olmayanlara, yoksullara çıkıyor. Biz de o günün koşullarıyla yoksul sınıfına giriyorduk. Evim yoktu, bir şeyim yoktu falan filan. Ondan sonra girdim. 30 tane insanla tanıştım o kuraya çıkan. O kuraya çıkanların hepsi bu koşullarda; yani evi yok, barkı yok, geliri yok falan filan. TOKİ'nin evi teslim oldu Halkalı'da. Ev teslim olduktan sonra gittik. Herkesle randevulaştık falan, sonra aradım hepsini “Evi ne yapacaksınız? falan dedim.” Herkesin dediği şey şu biliyor musun? “Biz o evi sattık, devrettik.” Ve devlet diyor ki, “Bu evi satamazsın.” Ona rağmen noterden satış vaadiyle insanlar oradan bile bir delme yolu bulup sistemi satmışlar. Bir yerde mesela bir köprü yapılırken, Çanakkale Köprüsü ya, yer süper. Başkası var, oranın sahibi satıyor. Abi diyorum, “Burayı gerçekten niye satıyorsun ya? Burada köprü geçecek, şu olacak, bilmem ne olacak, 2 lira metrekaresi.” “Ya köprü geçecek de 3 yıl sonra da şu olacak da bu... Ölümlü dünya kardeşim.” diyor. “Ben paramı alayım da...” diyor. Hemen diyor, “Bu akşam başlıyorum.” gibi diyor. Hemen pavyona veya başka alışkanlıklara.. Dolayısıyla insanların karakteriyle alakalı bir şey. Rich mindset yani zengin kafa yapısı veya poor mindset, fakir ya da yoksul kafa yapın varsa buna göre hayatın şekilleniyor.

ENSONHABER

223,218 görüntüleme • 5 ay önce

Ataşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında ruhsat ve iskân işlemleri karşılığında 7 milyon dolarlık rüşvete ilişkin telefon görüşmesi dinlemeye takıldı. İşte teknik takipte elde edilen tapeler: MUHASEBECİ: günün bombasını duydun mu MÜHENDİS: yok hayır olsun inşallah MUHASEBECİ: iskanı MUHASEBECİ: 7 milyon dolar istiyorlarmış MÜHENDİS: ne için istiyorlarmış yedi milyon doları MUHASEBECİ: iskana MÜHENDİS: e binayı onların üstüne yapalım MUHASEBECİ: acaba diyorum bu erhanın puştu mu bi fırıldak çeviriyor ya MÜHENDİS: abi yani yedi milyon dolar da olmaz ya ha yedi milyon hani şey dersin iki milyon dolar dersin üç milyon dolar dersin hani onu bir yere bağlarsın da MUHASEBECİ: hayır şimdi yükse he yediden başlayıp bire ikiye belki de razı edecekler o pazarlık için de yapmış olabilirler onu da MUHASEBECİ: çok garip değil mi ya bu nasıl oğlum ben ben sana bir şey söyleyim mi biz bu ben bu heriflere kızıyorum bunlara operasyon yapılıyor diye bilmem ne siyasi diye ama bunlar harbiden demek ki hak ediyorlar bazen ya MUHASEBECİ: emsal emsal vermeniz lazım diyordu emsaliniz eksik diyordu mevcut emsali hastaneye saydık orayı verdik diyordu ama diyordu burda emsaliniz eksik bilmem kaç bin metre kare emsal vermeniz lazım falan diyorlardı herhalde şimdi ya MÜHENDİS: ama hatırlıyor musun ıı hastanenin iskan sürecinde de aynı sıkıntı oldu ben parayı verdim vermedim mevzusu oldu hatırlıyor musun başkan imzalıyorsan imzala imzalamıyorsan işte yok evden aldıracaklar da ordan aldıracaklar da oraya koyacaklar da hatırlıyorsan MUHASEBECİ: hayır hayır onu demiyorum babacım şimdi biz vermese bu XXXX hanım buna parayı verme ben beş kuruş vermiyorum kardeşim siz bana ruhsatımı verdiniz MUHASEBECİ: esat esat şey diyor abi o kadar diyor şey değilim ben diyor esat panik olmamış mesela çok bunlar diyor belliydi bunlar bir şey bir şey alacaklar ama diyor şimdi burdan kapıyı açtılar ama ha bu kadar almazlar ama diyor bir şey alacaklar baktığın zaman

TRX

19,804 görüntüleme • 4 ay önce

Reynmen, milli takıma yapılan eleştiriler hakkında konuştu: Ya arkadaşlar, sabahtan beri yorum okuyorum da… En küçüğü 20, en büyüğü taş çatlasa 30 yaşında. Hayatlarında futboldan daha iyi yaptıkları bir şey olmadığı için milli takımda oynayan gencecik çocuklarla ilgili o kadar ağır ithamlarda bulunuluyor, o kadar zorbalayıcı şeyler yazılıyor ki… Ne güzel işte; Kaş’ta antik tiyatroya ekran kurulmuş, camilerde ekranlar kurulmuş. Ülkede bir sinerji yaratılmış. Biraz da keyif almaya baksak. Bu kadar “Allah kahretsin seni Arda!”, “Adam akıllı oynasana Kenan!” falan… Zaten ellerinden gelenin en iyisini yapmak için oraya gitmediler mi? Bazen yapamazsın. Olur yani. Bu kadar büyütmeye gerek var mı? Ne güzel sabah 7’de kalktık, maçı izledik, sinir olduk. Sonra başlıyorlar: “Primleri aldınız, bonusları aldınız…” Abi alacak tabii. Siz deli misiniz? Adamın hayatında para kazandığı tek alan, yapmayı bildiği en iyi şey futbol. Bu işten para kazanacak tabii ki. Bu arada çok kazanıyorlar, harbi. Ama adam hayatı boyunca bunun için çalışmış. Asıl reklam filmlerinden para kazanmasınlar, asıl çocukları o alanda sömürmesinler. Bir bakıyorum Türk Hava Yolları, bir bakıyorum başka bir marka… Sürekli her yerdeler. Üstelik çoğu zaman da gerçeğini oynatamayan yapay zekâlarla reklam çekiliyor. Bence bunlar çok makul hareketler değil. Bence eleştirilecekse teknik direktör eleştirilmeli. Futboldan çok anlamıyorum açıkçası; son 1-2 senedir daha ilgiliyim, biraz takip ediyorum. Ama çok özür dilerim, o adam ne alaka ya? Milli takımın başında milli bir teknik direktör olamaz mıydı? Çok mu önemliydi? O kadar mı iyi? Neden vazgeçemedik? Bilmiyorum. Sadece soruyorum.

Anonim Muhabir

752,341 görüntüleme • 2 ay önce