Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

🟠 Eczacıbaşı'dan Jordan Larson paylaşımı "Her an, her mücadele, her hatıra için minnettarız. Bize sonsuza kadar taşıyacağımız anılar bıraktın. Teşekkürler Governor 🧡" 📌 Larson; Eczacıbaşı'nın ilk yabancı kaptanı, kulübün tek Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunun MVP'si ve ilk Dünya Kulüpler şampiyonluğunun da MVP'siydi

37,506 görüntüleme • 5 ay önce •via X (Twitter)

0 Yorum

Yorum bulunmuyor

Orijinal gönderinin yorumları burada görünecek

Benzer Videolar

#KanÇiçekleri dizisinin 3 sezonluk ekran macerası bugün sona erdi. Fenomen dizinin #DilanKarabey'i #YağmurYüksel gözyaşları içinde şu satırları yazdı: 📌"Bazı hikâyeler vardır, sadece bir senaryo değildir… İçine girdikçe büyürsün, onunla gülersin, onunla ağlarsın. “Kan Çiçekleri”, benim için sadece bir dizi değil, hayatımın en özel yolculuklarından biriydi. İlk dizim, ilk yolculuğum… 📌Bu yolculukta Dilan Karabey’i oynamadım, Dilan Karabey oldum. Onunla birlikte sevdim, savaştım, büyüdüm. Dilan çok şey yaşadı ve onun yaşadığı birçok acı, gerçekti. Oynamak zor, hissetmek daha da zordu. Ama Dilan, hayatta dimdik duran her kadının sesi oldu. 📌Ve Baran Karabey… İçindeki fırtınalara rağmen kin yerine sevgiyi, intikam yerine merhameti seçti. Biz, nefretten doğan bir aşkı anlattık. 📌2,5 yıl boyunca yorulduk, güldük, ağladık ama en önemlisi bir aile olduk. 📌✨ Dilan Karabey’e teşekkür ederim. Gücü, inadı, vazgeçmeyişi ve her ne olursa olsun gülümsemeyi unutmadığı için. 📌✨ Baran Karabey’e teşekkür ederim. Gerçek sevginin nasıl bir his olduğunu yaşayıp yaşattığımız için. Partnerim Barış Baktaş çok teşekkür ederim 📌✨ “Kan Çiçekleri”ne teşekkür ederim. Bana ilkleri yaşattığın için hep özel kalacaksın. 📌✨ Yapımcılarımıza, yönetmenlerimize ve tüm ekibe teşekkür ederim. ✨ Oyuncu arkadaşlarıma teşekkür ederim. Sizlerle bu hikâyeyi paylaşmak çok değerliydi.İyi ki sizleri tanıdım 📌✨ Ve siz, değerli izleyicilerimiz sevenlerimiz … Bizimle bu hikâyeyi yaşadığınız, Dilan ve Baran’ı kendi hikâyeniz gibi benimsediğiniz için bizi her gün evlerinizde misafir ettiğiniz için tüm destekleriniz için sonsuz teşekkürler ❤️ “Kan Çiçekleri” benim için hep ilk, hep özel kalacak. İlk göz ağrım, okulum, ailem… 🌹 “Kan Çiçekleri solmaz… Rüzgâr esse de, zaman geçse de, sahneler kararsa da iz bırakan hikâyeler hep yaşar. Bu bir veda ama aynı zamanda bir hatıra… Sonsuza kadar sevgiyle.” 🤍🐣"

birsenaltuntas

120,987 görüntüleme • 1 yıl önce

Amedspor Kalecisi Erce Kardeşler Manisa Fk galibiyetinin ardından konuştu : 🔴Kritik bir maçtı, çünkü geçen hafta hafta içi maçında rakiplerimiz puan kaybetti. Biz de kazandığımız zaman onlara yaklaştık. Şu an maç fazlasıyla da ilk ikiye oturduk. 🟢Yarın rakibimizin maçı var. Yani üç puan almak bizim için şu an en önemli şey ve bunun için mücadele etmemiz lazım. Artık son düzlükteyiz. Telafisi olmayan haftalar, telafisi olmayan maçlar. Herkes yüzde yüzünü vermeye çalışıyor. Taraftarımız da öyle. Bize muazzam bir destek sunuyorlar. E tabii ki buraya gelen rakip bize karşı üstün oynama şansı çok daha fazla kapanıp hızlı hücumla geçiş yakalamaya çalışıyor. Ama bugün çok fazla geçiş de vermedik. Maalesef içeride ilk golü atana kadar her zaman bir zorlanıyoruz, bir can çekişiyoruz. Taraftarlarımız da dokuz doğruyor, kusura bakmasınlar ama önemli olan üç puanı almak. 🟢Yani yarım golle de kazansak önemli olan bugün üç puandı. Gene kazandık, serimiz devam ediyor. Bir pozitifti şey de üç maçtır gol yemiyoruz. Bu da takım savunması adına çok önemli. Çünkü bu yönde eksiğimiz vardı. Bunu da çalışıyoruz. 🔴İnşallah son yedi maçın hepsini kazanmak istiyoruz ama öncelikle pazar günü HataySpor maçı. 🟢Onu da kazanıp zirveye son ana kadar tutulmak istiyoruz. Her maç çok değerli. Yani sizler de buradasınız. 🟢Bu şehir Süper Lig'e çok yakışacak. Tek arzumuz bu. Bazı şeylerin, insanların görerek, önyargıların görerek kırılması gerekiyor. Çünkü duyduklarımız bazen gerçekçi olmuyor. İnşallah bunu başaracağız. 🔴Buradaki insanları mutlu etmek istiyoruz. Onlar da sağ olsunlar. Bize bu saatte bile destek veriyorlar. 🏆İnşallah sezon sonu şampiyon olmak istiyoruz. İlk ikiden olur, üçüncü olup playoff finali oynayıp direk olur. Hedefimiz ilk iki ama olmasa bile üçüncü olup playoff finale ile tek maçta çıkabilme avantajımız da var. Ama dediğim gibi hedefimiz ilk ikiye girmek.

CEGA Medya

41,086 görüntüleme • 6 ay önce

Sevgili Dostlarım, Kıymetli üyelerimiz, Emek camiasının bir neferi olarak, yıllardır büyük bir onur ve kararlılıkla sürdürdüğüm T.Haber-İş Sendikası Sendikası Genel Başkanlığı görevimi, 30–31 Ağustos 2025 tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz 15. Olağan Genel Kurulumuzda, kendi kararım doğrultusunda devrettim. Uzun soluklu, mücadele dolu yılların ve onurlu bir yolculuğun ardından bugün geriye dönüp baktığımda; içimde belki biraz hüzün ama fazlasıyla gurur var. Otuz iki yıllık sendikacılık hayatımda öğrendiğim en önemli şeylerden birisi: “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” Bu anlayışla, çağın ruhuna uygun bir yenilenme sürecinin sendikamız içinde gerekli olduğuna inanarak görevimi devretme kararı aldım. Her makam gelip geçicidir; geride kalan yalnızca yaptığımız hizmetlerdir. Aldığım bu karar, benim için sadece bir makamı bırakmak değil; aynı zamanda hayatımın en önemli dönemlerinden birini geride bırakmak anlamına geliyor. Bu göreve ilk başladığım günü dün gibi hatırlıyorum. Çalışma hayatım boyunca, sizlerin haklarını savunmak, emekçilerin koşullarını iyileştirmek ve daha adil bir gelecek inşa etmek için, teveccühünüzle seçildiğim her görevde gece gündüz mücadele verdim. Bu yolda sizlerle birlikte sayısız zorluğun üstesinden geldik, nice zaferlere imza attık. Uzun yıllar omuz omuza verdiğimiz bu mücadele de, bir çok kez şahsımı onurlandırdınız, her daim varlığınızı yanımda hissettirdiniz. Sizlerle geçirdiğim acı,tatlı her an, alın terimiz uğruna ne pahasına olursa olsun verdiğimiz her mücadele, kazandığımız her hak, imzaladığımız her sözleşme, birlikte attığımız her adım, benim için daima onur vesilesi oldu. Biliyorum, bu süreçte zaman zaman hatalarımız da olmuştur. Esasında insanız ve hatalar hayatın bize sunduğu en güzel öğretmenlerdir. Ancak şundan emin olun ki, sendikal mücadeleye başladığım 1993 yılından bu yana her zaman emekçilerin ve üyelerimizin çıkarlarını her şeyin üstünde tutarak çalıştım. Çünkü sendikacılık benim için sadece bir görev değil, bir adanmışlık ve inanç meselesidir. Şimdi bu bayrağı bir kardeşime devrediyorum. Eminim ki o da bu görevi en iyi şekilde sürdürecek ve sendikamızı çok daha ileriye taşıyacaktır. Bende nefesim yettiği sürece emek camiasının ve sendikamızın yanında olmaya devam edeceğim. Yeni yönetimde görev alan kardeşlerimin enerjisi ve heyecanıyla sendikamızın daha büyük başarılara ulaşacağına yürekten inanıyorum. Bugüne kadar şahsıma verdiğiniz destek ve güven için sonsuz teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum. Bana ve mücadeleme omuz veren herkese minnettarım. Unutmayalım; Türkiye Haber-İş Sendikası sadece bir kurum değil, koca bir ailedir. 63 yıllık çınarımızın bir parçası olmaktan her zaman gurur duydum, gurur duymaya da devam edeceğim. Yaşasın T.Haber-İş Sendikası yaşasın TÜRK-İŞ Birliğimiz daim olsun. Sevgi ve saygılarımla, sağlıcakla kalın.

Veli SOLAK

70,748 görüntüleme • 1 yıl önce

Kayseri’de 90’lı yıllarda 3 büyük tekstil firması vardı, 3’ü de dev üretim tesislerine sahipti, Türkiye’de ilk 500 sanayi kuruluşu arasındaydı ve ihracatta şehrin yükünü tek başlarına çekerlerdi. Bu firmalar arasında en büyüğü ve sadece Türkiye değil, dünya çapında üretim yapanı Orta Anadolu Mensucat’tı. Orta Anadolu’yu çocukluğumuzda babası burada çalışan arkadaşlarımızdan bilirdik, çok iyi ve güvenli çalışma koşulları ile tatmin edici ücretlerle tanınırdı bu firma. Alıntıladığım paylaşımda bahsi geçen global üne sahip denim firmalarına kumaşı bu fabrika verirdi, Mavi Jeans’in 1997 yılında çekilen reklamında da ismi geçmeden Orta Anadolu’dan bahsedilirdi. O fabrikada aileleriyle birlikte bu zamana kadar on binlerce insanı kapsayan 4-5 farklı nesil ekmek yedi ve bugün bir çırpıda varlığı son buldu. Yukarıda bahsettiğim, global ölçekte kumaş ihracatı yapan 3 firmadan bir diğeri bundan 10-15 yıl kadar önce iflas etmişti, üçüncü firma ise hâlâ ayakta ancak o günlerden çok uzak. Türkiye’deki ilk 500 sanayi tesisi listesine girmeyi hayal bile edemez şu an ve belki de aynı acı sona o da ilerliyor. Bu söylediklerim sadece tekstil sektörü için geçerli değil, 90’lı yıllarda sanayi şehri olarak bilinen Kayseri üretimin her sektöründe hızla kan kaybediyor ve Kayseri dışındaki tüm şehirlerde de durum ne yazık ki aynı. 30 Yıl önce taşı sıkıp suyunu çıkaran fabrikalar tek tek satılarak oturdukları yerden risksiz ve kolay para kazanmanın malum yatırım araçlarına yöneliniyor. Aklıyla düşünene ve görüp ibret almasını bilene bu da böyle bir Eski-Yeni Türkiye hikayesi.

Cem Türktekin

102,578 görüntüleme • 12 gün önce

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Gazeteci ve Yazarlar ile İftar Programı’nda konuştu: “Her cephede adeta bir ‘hakikat savaşı’ verdiğimiz bu dönemde, medya kuruluşlarımızın daha fazla inisiyatif almasını, daha aktif ve etkili olmasını bekliyoruz. Özellikle, İkinci Dünya Savaşı sonrasına inşa edilen küresel sistemin tarihî bir kırılma yaşadığı bugünlerde, gerçeklerin tek tek ve tüm çıplaklığıyla dünya kamuoyuna duyurulması gerekiyor. Bakınız, şu an bölgemizde İsrail’in koç başlığını üstlendiği yıkıcı bir savaş yaşanıyor. Masum çocuklar okullarında ders dinlerken acımasızca katlediliyor. İnsanlar asırlardır sahibi oldukları topraklarından göç etmeye zorlanıyor. İsrail, tamamen keyfi sebeplerle, hiçbir yetkisi olmadığı halde, ilk kıblemiz Mescidi Aksa’yı 17 gündür Müslümanların ibadetine kapalı tutuyor. Önce Gazze’yi, ardından Yemen ve Lübnan’ı, son olarak da İran’ı hedef alan saldırıların amacının sadece güvenlik olmadığını hepimiz biliyoruz. Saldırılarla eş zamanlı olarak ‘Vaat edilmiş topraklar’ hezeyanından kıyamet senaryolarına kadar, çeşit çeşit garabetin gündeme getirilmesi elbette tesadüf değildir. Eline güç geçmiş, kendilerini diğer insanlardan üstün gören bir şebeke, bölgemizi adım adım felakete sürüklemektedir. İşte, bize dayatılan gündemlerin çekim alanından kurtulup, tüm bu gerçeklerin, bu barbarlığın, bu cinnet halinin yankı uyandıracak şekilde tüm dünyaya anlatılması önemlidir.”

T.C. İletişim Başkanlığı

16,806 görüntüleme • 6 ay önce

“Cahildim dünyanın rengine kandım” Bu dize yalnızca bir aşk yanılgısını değil, insanın dünyayla kurduğu ilişkiyi de anlatır. Çünkü dünya bize renksiz gelmez; ailemiz, toplum, çağın idealleri ve başkalarının arzuları tarafından çoktan boyanmıştır. Daha ne istediğimizi bilmeden, neyi istememiz gerektiği öğretilir. Lacan’ın “simgesel” dediği düzen budur: dil, yasalar, gelenekler ve bize verilen roller… İnsan kendi arzusuna ulaşmaya çalışırken çoğu zaman Öteki’nin çizdiği hayatı yaşar; sevilirse, sahip olursa tamamlanacağını sanır. Dünyanın rengine kanmak, bu vaatlerin bizi tamamlayabileceğine inanmaktır. Türküdeki asıl kırılma, sevilen kişinin sonsuza kadar “benim” kalacağının sanılmasıdır. Aşk, sevilen kişiyi kaybedilmeyecek bir nesneye dönüştürme arzusuna dönüşür. Oysa arzu hiçbir şeyle doymadığı gibi sevdiğimiz insan da “bizim” olmaz; karşımızdaki de eksik, bölünmüş ve arzusu bize ait olmayan bir öznedir. Gerçeklik, yaşayabilmek için imgeler ve sözcüklerle kurduğumuz dünyadır. Gerçek ise bu hikâyenin açıklayamadığı, dile gelmeyen ve geri dönüp bizi sarsan eksiktir. Ayrılık, sevilenin başka bir arzusu olduğunu göstererek bizi bu Gerçek’le karşılaştırır. Bu yüzden “kandım”, safça aldatılmış birinin yakınması değil, kendi yanılsamasını fark eden öznenin cümlesidir: Dünya bana yalan söylediğinden çok, ben onun vaadine inanmak istedim. Her kuşak dünyayı kendi korkuları ve arzularıyla boyar; sonra o renkleri gençlere hakikatin kendisi diye sunar. Gençler inanmayınca da onları yozlaşmakla suçlar. Mesele renkten vazgeçmek değil; onun nerede aşka, nerede arzuya, nerede yalana dönüştüğünü görebilmektir. Hayal kırıklığına uğrayan kişinin, o kırıklığa vesile olan kişiyi değil, hayallerini elden geçirmesi daha kıymetli sonuçlar üretir. Gençlerin dünyanın rengine kanması için elimizden geleni yapmalıyız; çünkü umut, hakikatin gençlikte aldığı ilk renktir. Ama o rengin utanca dönüşmemesi için büyüklerin sözleriyle hayatları birbirine benzemelidir. Agah Aydın - Güzelbahçe Sohbetleri, 2026

Agâh Aydın

17,876 görüntüleme • 24 gün önce

Eski adıyla Şampiyon Kulüpler kupası yeni adıyla Şampiyonlar Ligi 2.tur elemesinde Manchester United'ın rakibi Galatasaray olur kibirli ingilizlere göre Türk lokumu çantada kekliktir. İngiltere'deki maç başlar ve henüz 2.dakikada Manchester United öne geçer 14.dakikaya gelindiğinde durum 2-0 a gelmiş ve ekran başındaki bir çok futbol severe göre Galatasaray maçı ağır farkla kaybedip turdan eklenecektir. Ancak 16.dakikada o meşhur dillere pelesenk olan "Arifin Manchester'a attığı golü arıyorken nereye geldim ben" geyiğindeki müthiş gol gelir ve Galatasaray oradan geri döner hem de öyle bir döner ki maçı 2-0 dan 3-2 ye getirir. 80.dakikada futbol tarihinin en hırçın adamlarından Eric Cantona sahneye çıkar ve skoru 3-3 olarak belirler. Oynanacak bir maç olmasına rağmen Türkiye'nin her yerinde kutlamalar yapılır çünkü sadece Galatasaray taraftarları değil bütün Türkiye GALATASARAY'ın müthiş geri dönüşünden etkilenmiş ve ikinci maçta rakibin dünya devi kırmızı şeytanlar olmasına rağmen turun geçileceğine inanılmıştır. Ali Samiyen cehennemindeki rövanş maçında Galatasaray ilk maçtaki skor avantajının verdiği öz güvenle sahaya çıkıp turu geçer ve dünya devi Manchester United'ı kupa dışına iterek bütün dikkatleri üzerine çeker. Galatasaray adı ve statüsü değişen eski şampiyon kulüpler kupasında yeni adıyla Şampiyonlar Ligi'nde yeni bir maceraya adını yazdırırken Avrupa'nın zirvesinde kazan kaynamaktadır. Manchester United gibi majör bir kulübün statüsü yeni değişen görkemli Şampiyonlar Ligi'nden daha ilk turnuvada gruplara kalmadan elenmesi UEFA' da şaşkınlık ve korku yaratmış, bunun üzerine diğer majör kulüplerin de aynı akıbeti yaşayabileceği ihtimaline karşı statüde tekrar değişiklik kararına gidilmiştir. Galatasaray'ın Manchester United'ı elemesinin ardından şampiyonlar ligine katılacak takım sayısı 8 den 16 ya çıkarılmış daha sonra da büyük liglerin şampiyonları ön elemede elenmesinler diye eleme oynanmaksızın turnuvaya direkt katılımları sağlanmıştır. Şimdi arkadaşlar Türk futbol tarihinin en başarılı teknik direktörü unvanına sahip Fatih Terim'in hepimizin bildiği "Aynı yollardan yürümedik, aynı yollardan da geçmedik, benzer başarılarımız da yok. Üstüne üstlük, rütbemiz de farklı" sözü yine akıllara düşüyor. Hani şuan İcardi sayesinde çocuklar Galatasaraylı oluyor dediğimizde hadi canım abartmayın diyenler var ya onlara sesleniyorum; Ben Fenerbahçeli sülalenin, Beşiktaşlı babanın aksine hiç kimsenin etkisinde kalmadan Galatasaraylı oldum ben 3-3 lük Manchester maçında 8-9 yaşlarında çocukluk aşkıma gerçekten aşık oldum. 💛♥️ Galatasaray'ın olduğu yerde imkansız yoktur. Galatasaray önce hayal eder sonra gerçekleştirir. Bu ülkenin enleri ve ilkleri Galatasaray Spor kulübüne aittir. Galatasaray Spor kulübü bu ülkenin medar-ı iftihar'ıdır. Galatasaray Spor kulübünü türlü oyunlarla durdurmaya ve itibarsızlaştırmaya calışanlara en büyük tokadı her zaman bu büyük taraftar vurmuştur. Yeni sezon bu haftasonu başlıyor izlemeye doyamayacağımız bir GALATASARAY dileğiyle 🌟🌟🌟🌟

Ender🌟🌟🌟🌟🌟

1,197,126 görüntüleme • 3 yıl önce

“Ayrılık bize kader olarak yazıldı” Eleni’nin doğum sırrı, herkes için yıkıcı bir darbe olacak; bu enkazın altından İsfad’ın sağ çıkması mümkün değil. Dramatik olarak ayrılıkları kaçınılmaz görünüyor: Aşklarının büyüklüğünü gerçekten anlayabilmeleri için, birbirlerini kaybettiklerinde yaşayacakları o boşlukla yüzleşmeleri gerekiyor. *“Ayrıluk yazıldı bize bu kader* *Gülmedi yüzümüz hep keder* *Bu sancı dinmedi ruhumuz yasta* *Dermanı yok bu derdun gönlümüz hasta”* Fadime'nin aşkı şu an hiç olmadığı kadar savunmasız; çünkü ilk defa birine, yani İso’ya bu denli güvendi ve bu güven onu korumasız bıraktı. Omzuna başını yasladığı adamın ondan bir sır sakladığını öğrenirse, bu güven küle dönecek. “Kökünden söker atarım” yemini bir tehdit değil, bir gerçek. Yarım yamalak affetmeyi bilmez; yalanın büyüklüğünü anladığı an köprüleri yakacak, o acı patlamasında hem kendini hem de İso’yu yok edecektir. İso için ise Fadime’yi kaybetmek, inşa ettiği her şeyin çöküşü demek. Onun için ailesini, kan davasını karşısına aldı; Fadime onun ışığı ve tek amacı oldu. Başkasının sırrı yüzünden onu kaybetmek, her şeyini yitirmekle aynı şey. Paramparça olacaktır. *“Uçan atmaca iken* *Şimdi kaldum kanatsuz* *Geldum kondum daluna* *Senda çiktun hayirsuz”* Fadime, onunla tanışmadan önceki sessizliğine ve yalnızlığına geri dönecek ama bu sefer buna ihanetin ağırlığı da eklenecek. Hangisinin daha çok canının yanacağını söylemek imkansız çünkü ikisi de uçurumun kenarında. Hayatlarında en çok değer verdikleri kişiye aşık oldular; bu bağ koparsa sadece yolları ayrılmayacak, birbirlerinin olmadığı bir dünyada ikisi de kaybolup gidecek. #isfad

𝐂𝐮𝐫𝐢𝐨𝐬𝐢𝐭𝐲

18,727 görüntüleme • 5 ay önce

Mete Yüksel { Mete Yüksel } 🗣️Temmuz’a kadar olan ilk 5 toplantıda bence her birinde en az 200 baz puanlık faiz indirimi görürüz. Bu da bizi toplamda %25–30 bandına getirir. 🗣️O noktaya geldiğimizde şunu net şekilde görmeye başlayacağız: Şu an faizler fazlasıyla yüksek. Stopaj sonrası aylık cebimize kalan getiri yaklaşık %2,5–3 civarında. Aralık enflasyonunu %1 kabul edersek, bunun 2–2,5 katı bir faizden bahsediyoruz. Bu kadar bonkör bir faize aslında gerek yok. 🗣️Temmuz ayına gelindiğinde mevduat faizi artık ne mudiyi ne de yatırımcıyı tatmin edecek. Aylık faizler %1’ler, %1,5’ler seviyesine düşmüş olacak. İşte tam bu noktada paranın daha anlamlı şekilde borsaya kanalize olduğunu görürüz. 🗣️Şu anda yabancı yatırımcı daha çok carry trade tarafında; swap, overnight, tahvil gibi sabit getirili araçlarda. Borsaya gelmiyorlar çünkü buna gerek duymuyorlar. Ama faizler düştüğünde bu sabit getiri artık cazibesini kaybedecek. 🗣️O aşamada çarklar dönmeye başlar, ekonomi hızlanır, bankalar daha fazla kazanmaya başlar ve makro ihtiyati önlemler kademeli olarak kalkar. Yabancı da “Türkiye’de artık borsaya gireyim” der. 🗣️Yerli yatırımcı açısından da faiz Temmuz itibariyle tatmin edici olmaktan çıkacağı için, borsa neredeyse tek adres gibi görünmeye başlar diye düşünüyorum. CNBC-e Elif Saygılıer #borsa #bist100 Yayının tamamı için: 📌 Burada yer alan değerlendirmeler yatırım tavsiyesi değildir.

Abdullah Canlı

17,768 görüntüleme • 8 ay önce

Bülent Timurlenk hakkında sustuğum yeter Barhan Can Terzi: Kaya 4-5 yıldır Galatasaray muhabirliği yapan bir arkadaşımız. 2021'den o civarlardan beri. Şimdi Kaya 1-2 sene önce işsiz kaldı. Bakıyorum işte Bülent Timurlenk Kaya'ya duruma üzüldüğünü söylemiş ama işte yine o kendi aksanınca işte iliştirilmiş gazetecilik öyle olmaz falan bir şeyler söylemiş. Bülent abi. Her fırsatta muhabirliği, muhabirleri eleştiriyorsun da. Yani seni sahada hiç görmedik. Bak iki sene önce seninle bir konuşma yaptık. O günden beridir yine muhabirlere sallıyorsun ama iki sene oldu artık hani susuyorum. Sırası geldi artık şimdi bu meselede. Sabah gazetesinde çalışıp, ulusal çok büyük bir gazete. Sabah gazetesinde çalışıp oradan A Spor açıldı. Çok büyük bir kurum. Orada görev yapıp ondan sonra BeinSpor. bir yerlere gelmek kolay ama ve 2000'lerde bunu yapıp ilerlemek kolay. Sen de diyorsun gazetecilik değişti. Şimdi 2020 yılındayız. Şu an bir gazetecinin veya medyada yer edinmek isteyen birinin ön plana çıkması için yapacağı 3 şey var. Biri, şimdi genç kardeşlerimiz yapıyor işte böyle idmanda veya maç sonunda bir çekim yapıyor. Kendini çekiyor işte arabada gaz pedal falan edipler yapıyor işte tak tak tak tak. Ya öyle şaklabanlık yapacaksın. Ya bir taraf olacaksın ya böyle Ali Koç öyledir, Ali Koç böyledir ya da Dursun Özbek öyledir, Okan Buruk böyledir diye bir tarafın kalem şörlüğünü yapacaksın. Ya da haber yapacaksın. Kaya'da haber yapıyor. 11 ise 11 bu çünkü orada kendine kaynak bulmuş. O 11'i vererek de işte işsizken şimdi a spora çıkıyor. Yani bir şekilde kendini göstermesi lazım. Nasıl gösterecek? Ona buna mı vursun? Ali Koç öyledir. O böyledir mi desin? E senin gibi frankafon bir tarzı da yok. E ne yapsın? Bir yerden tutunacak bu mesleği. Dolayısıyla kolay. Sağdaki muhabirleri eleştirmek çok kolay. Ya muhabirleri bu kadar eleştiriyorsanız çıkın bir gün siz yapın muhabirlikte. Biz de sizle övünelim. Ya da siz muhabir olun işte dediğim gibi. Siz gelin soru sorun. Siz transfer haberi yapın. O yüzden kolay yani böyle oturduğu yerden muhabirleri eleştirmesi insanların. Kimseye de ben şunu da söyleyeceğim. Galatasaray muhabirlerinin kimseye bir saygısızlık yaptığı da yok. Ama Kaya herhalde şundan dolayı bir de akreditasyon yasağı gelmiş. En güldüğüm nokta da o. Akreditasyon yasağı hiçbir geçerliği yok biliyor musun? Kulüp tarafından verilen akreditasyon. Çünkü sebebi şu. Basın türbününe, maçları izlemek için basın türbününe akreditasyonu TSE'de ve TFF iş ortaklığıyla yapılıyor. Kulüplerin bir söz hakkı yok orada. Galatasaray'ın akreditasyon yasağının geçerli olacağı iki yer var. Bir Kemerburgaz bir de lansman toplantıları. Kemerburgaz'a zaten muhabirler senede 4-5 kere giriyor. O da Şampiyonlar Ligi olmasa onu da giremez. Şampiyonlar Ligi zorunlu kılıyor da idmana 15 dakika açmayı. Yoksa Galatasaray'ın bu sezonun idman açlığı falan da yok. Sanıyorlar ki Galatasaray muhabirleri her hafta Kemerburgaz. Öyle bir şey yok arkadaşlar. En son Şampiyonlar Ligi maçına zaman oynandıysa 15 dakika o da. 15 dakika basına açık antrenman yapılıyor. O kadar. Her hafta her gün Galatasaray muhabirleri Kemerburgaz'da diye bir şey yok. Bunu da bilmeyenler için söyleyeyim ben. Buradan tekrar üstüne Galatasaray muhabirleri her gün Kemerburgaz'da falan değil. Dolayısıyla Kayaya gelen akreditasyon yasağının hiçbir geçerliği yok. Zaten Kemerburgaz'da değil. Yani akreditasyonu olan da Kemerburgaz'da zaten değil. Zaten açsanız idmanları her hafta 1-2 açsanız Belki Kaya ilk 11 haberi vermeye ihtiyaç duymayacak. Oradan kendi gözleminden bir haber çıkaracak, yorum yapacak. Artık kulüpler o kadar kapalı oldu ki. Yani bu akreditasyon yasağı. Ben de işte zaman 4-5 yıl önce bir sene aldım. Ne oldu? Ne kaybettirdi bana? Hiçbir şey. Hadi Yakup niye? Kaya ile aynı programda olduğu için mi? Yakup mu yani mesela akreditasyon yasağı aldı? Komedi bunlar komedi. Gerçekten. Hani Galatasaray hocasına hakaret eden, Galatasaray hocasına... kaptanına neredeyse

Galatasarayultrataraftar

65,006 görüntüleme • 5 ay önce

Öve öve bitiremedi helal olsun Nihat Kahveci: Şimdi Göztepe'nin içinde olduğu maçlarda inanılmaz mücadele oluyor. Orta sahadaki mücadele, dönen topları alma, işte serbest vuruşlar, kafayı vurdun vurmadın... Yalnız şunu söyleyeyim, Galatasaray'la ilgili konuşulacak çok şey var. Bir: Osimhen'i Galatasaray'dan alsak ne olur? İki: Leao geldi, Şampiyonlar Ligi'nde ve Süper Lig'de ne katar? Üç: Bugün Batrokov oyuna girdi, mücadelesi, Galatasaray'a katkısı ne olabilir? Konuşulacak çok detay var. Yalnız şunu söyleyeyim, Süper Lig'de Galatasaray normalde Okan hoca geldiğinden bu sezona kadar iç sahadaki maçları domine eden, genelde de rahat kazanan, berabere kaldığı maç sayısını az hatırladığımız, rakibin dominasyonuna az izin veren bir Galatasaray performansı vardı. Bu sene iç sahada ilk maç, sezonun ilk maçı, Çorumspor; yenilen gol 2. Evet. Bugün ikinci maç, iç sahada Göztepe; kazandın, evet, ama yenilen gol 2. 4 tane gol yedin iç sahada. Bugün taraftarın ara sıra, hı hı, atağa çıkarkenki pas seçimleri, kaptırılan toplar ya da yan paslardaki homurdanmalar... Galatasaray'ın ilk yarıdaki futbolu, tek izlediğimiz oyun, organizasyonun o'su olmayan bir futbol. İlk 45 dakika Sara kesti, Sara korner kullandı, Shalay kesti, Yakobs kesti. Ne Barış'ın ne Yunus'un işin içinde olduğu orta saha organizasyonları, ne Sara'nın işin içinde olduğu akan oyunda, üretimdeki organizasyonlar... Hiçbir şey olmayan Galatasaray, öyle ya da böyle, ilk yarıda frikik oldu, topun başına Shalay geldi, topun başına Sara geldi, Sara gitti, kenara açıldı. Shalay ortamı kesti, orta şut mu yaptı, ne yaptı bilmiyoruz, şut attı. Rakibin kafası, Davinson olduğu yerde şöyle bir "döneyim" dedi, göğsüne çarptı, gol attı. Gol oldu, aynen. İlk yarı Galatasaray'ın futbolu, Şampiyonlar Ligi'nde 0-0. Bak, bu kadar netim. Ya bir takımda geriden bir organizasyon, bir teknik direktör dokunuşu ve sahada Osimhen'in, Barış'ın, Yunus'un, Sara'nın, Torer'in Leminan'ın, sol bek jakobs'un, sağ bek sallai... Son 4 yılın şampiyonu bir takım ilk yarıda nasıl bir tane organize atak yapamaz ya? Bütün kesilen toplarda, x bir santrafor olsun, Osimhen'in yerine ilk 45 dakikada hiçbir tane pozisyon neredeyse not almayacağız. Her topa dokunuyor. Kafa vurdu zayıf, kafa vurdu avut, kafa vurdu defans, kafa vurdu kaleci, kafa vurdu taç. Ya yemin ediyorum, Osimhen'i şu an Okan hoca bence direkt gitsin, alsın omuzlarına. Barış gelsin, Yunus gelsin, Batrokov gelsin, tribünden Leao'yu da indirsinler. Ki indi sahaya şu an. Pamuklara sarsınlar, böyle bak, pamuklara. Evet. "Gözünü seveyim, sana bir şey olmasın" desinler. Bir oyuncu Süper Lig'de 3 maç oynanıldı: Çorum, Erzurum, Göztepe, Paris Saint-Germain, Barcelona... Sporting maçı değil. 270 dakikadır basmadığı yer, koşmadığı yer, vurmadığı kafa topu, atmadığı gol, yapmadığı asist kalmadı ya. Yemin ediyorum, bak, Osimhen'i al, Galatasaray var ya, ilk beşe girer mi? Özellikle Şampiyonlar Ligi'ndeki rakipleri düşündüğümde...

Galatasarayultrataraftar

93,421 görüntüleme • 26 gün önce

56 🧵 Uzunca bir aranın ardından herkese merhaba 🌸 Epeydir,hem vakit darlığından dolayı yaz(a)mıyordum hem de elim gitmiyordu ve yazmaya dair motivasyonumu kaybetmiş gibi hissediyordum.Bana o motivasyonu yeniden kazandıran yine CihAl oldu,beni uyandırmayı başardılar. CihAl öyle büyülü bir çift ki hem hayatın içinden,"bizden" hissettiriyorlar hem de hasretini çektiğimiz gerçek bağa sahipler. Sırrını çözemediğim,hepimizi çepeçevre kuşatan bir ahenkleri var. Gerçek bir ilişki bana göre tabiri caiz mi bilmem ama binaya benzer.Bir binanın temeli ne kadar sağlam olursa sarsılması,aldığı darbelerle yıkılması pek mümkün değildir.İlişkiler de böyledir.Temeline ne kadar çok emek harcarsan hem sağlam hem de ömrü uzun olur.CihAl,ilk günden beri bu temeli farkında olmasalar bile büyük bir titizlik ve özenle inşa etti. Cihan ve Alya birbirinden farklı sorunlarla mücadele ederken geçmişten gelen misafir yüzünden kendilerini yeni bir krizin ortasında buldu. Cihan,Alya'nın içten içe ne kadar üzüleceğini,tetikleneceğini bildiği için mrymin gelişini ondan saklamayı seçti ama Alya istemediğimiz bir şekilde öğrendi. Karşılaştığı görüntüden sonra Cihan'dan uzaklaşmak yerine gerçekleri ve gerekçeleri öğrenmek için açıkça her şeyi konuştu,muhatabı ise sadece Cihan oldu.Alya'nın bu yönünü çok seviyorum kartlar daima açık,muhatabı yalnızca bir kişi. Alya duyduklarından sonra içi rahat gibi görünse,öyle davransa da sonuçta bir insan,bir kadın ve bir aşık...duygularının yoğunluğu ne kadar kesinse,kadınsal dürtüleri,kıskançlığı o kadar keskin. Bu dürtüler bizim elimizde değildir ya hani,ne kadar güvenirsek güvenelim içimizi yer bitirir bazı düşünceler. Alya'da da böyle... Cihan ise fazlasıyla net ! Tavırları ve sözleri,hiçbir şüpheye,yanlış anlaşılmaya,umut vaad etmeye açık değil.Alya'nın onun için tek gerçek olduğunu,bugününün ve geleceğinin Alya'dan ibaret olduğunu net bir şekilde ortaya koydu. Alya'nın korkuları,Cihan'ın korkuları ile paralel... Sezon başında hatırlarsınız b*ran döndüğünde Cihan'ın da içini yiyip bitiren kurtlar vardı."Ya b*ran uyanırsa,uyandığında Alya'yı isterse,ya Alya da çocuğunun öz babasına dönerse"... İşte Alya'nın korkuları da Cihan'ınkilerden farklı değil,aynı yerden sınanıyorlar. Alya,bastırmaya çalıştığı sesleri Nare'ye sorular sorarak susturmaya çalışırken Cihan da ilk kez tüm şeffaflığıyla Kaya ve Şahin'e içini açtı. Cihan,Alya'yı tanıyana dek hislerinin etkisinde kalmadan,mantığını devrede tutup o an olması gereken neyse,aşiret için,aile için,bekâları için üzerine düşenin fazlasını yerine getirmiş,yeri geldiğinde kendinden vazgeçmiş bir adamdı. Ne zaman Alya geldi işte o zaman başkalarının,Alya'ya karşı duyduğu aşka yön vermesine müsaade etmemeye başladı.Diyor ya "Alya'yı dimdik seviyorum" sözünün hakkını hep verdi vermeye de devam ediyor. Cihan,mrymi gördüğünden beri ona karşı yaklaşımı hep dostaneydi,insanca bir yerden destek oldu.Çünkü karşısında eskiden sevdiği kadın değil,vicdanen suçluluk duyduğu,hayatı mahvolmuş,yardıma ve korunmaya muhtaç biri vardı.Yardımlarını,desteklerini sadece ona değil hiç tanımadığı başka bir insana da yapabilecek biri bu da su götürmez bir gerçek benim gözümde. Son sahnede "sen benim emanetimsin" cümlesine gelecek olursak,o "emanet" kelimesini "himaye" olarak görüyorum.Cihan köklerine,geleneklerine bağlı bir adamken ve Albora'nın reisiyken "benden bu kadar hadi başının çaresine kendin bak" diyebilecek biri değil.Sırf bu yüzden de ilk başta uzattığı yardım elini geri çekmedi,tehlike geçene kadar "burdayım" dedi. (Ayrıca emanetin de sözlükteki anlamı da bir kimseye korunması veya gereğinde geri alınması amacıyla GEÇİCİ olarak bırakılan eşya, mal, insan veya görev anlamına gelir.) Alya,Cihan'ın vicdanına,merhametine en başından beri şahit.( bkz Demir'e bile Şeyda'nın aşık olduğunu söylemeyişi ve daha nice hadise ) Alya da bu durumu anlayışla karşılayacak ve aşık olduğu adama bunun için sırt çevirmeyecektir. Onlara da aşklarına da güvenim her dem bâki 🥹 #UzakŞehir #CihAl

derya

14,424 görüntüleme • 5 ay önce