Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

🟠 Eczacıbaşı'dan Jordan Larson paylaşımı "Her an, her mücadele, her hatıra için minnettarız. Bize sonsuza kadar taşıyacağımız anılar bıraktın. Teşekkürler Governor 🧡" 📌 Larson; Eczacıbaşı'nın ilk yabancı kaptanı, kulübün tek Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunun MVP'si ve ilk Dünya Kulüpler şampiyonluğunun da MVP'siydi

37,506 просмотров • 3 месяцев назад •via X (Twitter)

Комментарии: 0

Нет доступных комментариев

Здесь появятся комментарии из оригинального поста

Похожие видео

Mert Hakan Yandaş’ın paylaşımı; "Bazı yollar vardır... Ne kadar yorulsan da dönmeyi hiç düşünmezsin. Hayat bana hiçbir şeyi kolay vermedi. Küçük yaşlardan itibaren hayallerimin peşinden tırnaklarımla kazıya kazıya yürüdüm. Düştüm, kalktım, mücadele ettim. Vazgeçmeyi hiç öğrenmedim. Çünkü biliyordum ki emek, sabredenlerin en büyük sermayesiydi. Bugün de aynı inanç ve aynı azimle yoluma devam edeceğim. Bugün geriye dönüp baktığımda tek bir şeye daha çok sarılmak istediğimi hissediyorum. Futbola... Ve bana hayatımı veren bu büyük kulübe... Bu formanın ağırlığını, sorumluluğunu ve değerini ilk günkü heyecanımla taşımaya devam edeceğimden kimsenin şüphesi olmasın. Sahada son nefesime kadar mücadele ederek, bu büyük camiaya layık olabilmek için gürültüyü, kırgınlıkları ve geride kalan her şeyi ardımda bırakıp elimden gelenin de fazlasını vermeye devam edeceğim. Bana güvenen başkanıma, yöneticilerimize, teknik ekibimize, takım arkadaşlarıma ve her koşulda yanımda duran büyük Fenerbahçe taraftarına minnettarım. Bir yıllık yeni sözleşme benim için sadece bir imza değil... Yeniden ayağa kalkmak için uzatılmış bir el... Yeniden umut etmek... Yeniden mücadele etmek... Bütün kalbimle bu armaya sarılmak demek. İyi günde de zor günde de, son nefese kadar... HER ŞEY İÇİN FENERBAHÇE💛💙"

Siyah Çoraplılar

29,852 просмотров • 26 дней назад

#KanÇiçekleri dizisinin 3 sezonluk ekran macerası bugün sona erdi. Fenomen dizinin #DilanKarabey'i #YağmurYüksel gözyaşları içinde şu satırları yazdı: 📌"Bazı hikâyeler vardır, sadece bir senaryo değildir… İçine girdikçe büyürsün, onunla gülersin, onunla ağlarsın. “Kan Çiçekleri”, benim için sadece bir dizi değil, hayatımın en özel yolculuklarından biriydi. İlk dizim, ilk yolculuğum… 📌Bu yolculukta Dilan Karabey’i oynamadım, Dilan Karabey oldum. Onunla birlikte sevdim, savaştım, büyüdüm. Dilan çok şey yaşadı ve onun yaşadığı birçok acı, gerçekti. Oynamak zor, hissetmek daha da zordu. Ama Dilan, hayatta dimdik duran her kadının sesi oldu. 📌Ve Baran Karabey… İçindeki fırtınalara rağmen kin yerine sevgiyi, intikam yerine merhameti seçti. Biz, nefretten doğan bir aşkı anlattık. 📌2,5 yıl boyunca yorulduk, güldük, ağladık ama en önemlisi bir aile olduk. 📌✨ Dilan Karabey’e teşekkür ederim. Gücü, inadı, vazgeçmeyişi ve her ne olursa olsun gülümsemeyi unutmadığı için. 📌✨ Baran Karabey’e teşekkür ederim. Gerçek sevginin nasıl bir his olduğunu yaşayıp yaşattığımız için. Partnerim Barış Baktaş çok teşekkür ederim 📌✨ “Kan Çiçekleri”ne teşekkür ederim. Bana ilkleri yaşattığın için hep özel kalacaksın. 📌✨ Yapımcılarımıza, yönetmenlerimize ve tüm ekibe teşekkür ederim. ✨ Oyuncu arkadaşlarıma teşekkür ederim. Sizlerle bu hikâyeyi paylaşmak çok değerliydi.İyi ki sizleri tanıdım 📌✨ Ve siz, değerli izleyicilerimiz sevenlerimiz … Bizimle bu hikâyeyi yaşadığınız, Dilan ve Baran’ı kendi hikâyeniz gibi benimsediğiniz için bizi her gün evlerinizde misafir ettiğiniz için tüm destekleriniz için sonsuz teşekkürler ❤️ “Kan Çiçekleri” benim için hep ilk, hep özel kalacak. İlk göz ağrım, okulum, ailem… 🌹 “Kan Çiçekleri solmaz… Rüzgâr esse de, zaman geçse de, sahneler kararsa da iz bırakan hikâyeler hep yaşar. Bu bir veda ama aynı zamanda bir hatıra… Sonsuza kadar sevgiyle.” 🤍🐣"

birsenaltuntas

120,695 просмотров • 1 год назад

Amedspor Kalecisi Erce Kardeşler Manisa Fk galibiyetinin ardından konuştu : 🔴Kritik bir maçtı, çünkü geçen hafta hafta içi maçında rakiplerimiz puan kaybetti. Biz de kazandığımız zaman onlara yaklaştık. Şu an maç fazlasıyla da ilk ikiye oturduk. 🟢Yarın rakibimizin maçı var. Yani üç puan almak bizim için şu an en önemli şey ve bunun için mücadele etmemiz lazım. Artık son düzlükteyiz. Telafisi olmayan haftalar, telafisi olmayan maçlar. Herkes yüzde yüzünü vermeye çalışıyor. Taraftarımız da öyle. Bize muazzam bir destek sunuyorlar. E tabii ki buraya gelen rakip bize karşı üstün oynama şansı çok daha fazla kapanıp hızlı hücumla geçiş yakalamaya çalışıyor. Ama bugün çok fazla geçiş de vermedik. Maalesef içeride ilk golü atana kadar her zaman bir zorlanıyoruz, bir can çekişiyoruz. Taraftarlarımız da dokuz doğruyor, kusura bakmasınlar ama önemli olan üç puanı almak. 🟢Yani yarım golle de kazansak önemli olan bugün üç puandı. Gene kazandık, serimiz devam ediyor. Bir pozitifti şey de üç maçtır gol yemiyoruz. Bu da takım savunması adına çok önemli. Çünkü bu yönde eksiğimiz vardı. Bunu da çalışıyoruz. 🔴İnşallah son yedi maçın hepsini kazanmak istiyoruz ama öncelikle pazar günü HataySpor maçı. 🟢Onu da kazanıp zirveye son ana kadar tutulmak istiyoruz. Her maç çok değerli. Yani sizler de buradasınız. 🟢Bu şehir Süper Lig'e çok yakışacak. Tek arzumuz bu. Bazı şeylerin, insanların görerek, önyargıların görerek kırılması gerekiyor. Çünkü duyduklarımız bazen gerçekçi olmuyor. İnşallah bunu başaracağız. 🔴Buradaki insanları mutlu etmek istiyoruz. Onlar da sağ olsunlar. Bize bu saatte bile destek veriyorlar. 🏆İnşallah sezon sonu şampiyon olmak istiyoruz. İlk ikiden olur, üçüncü olup playoff finali oynayıp direk olur. Hedefimiz ilk iki ama olmasa bile üçüncü olup playoff finale ile tek maçta çıkabilme avantajımız da var. Ama dediğim gibi hedefimiz ilk ikiye girmek.

CEGA Medya

41,086 просмотров • 4 месяцев назад

Sevgili Dostlarım, Kıymetli üyelerimiz, Emek camiasının bir neferi olarak, yıllardır büyük bir onur ve kararlılıkla sürdürdüğüm T.Haber-İş Sendikası Sendikası Genel Başkanlığı görevimi, 30–31 Ağustos 2025 tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz 15. Olağan Genel Kurulumuzda, kendi kararım doğrultusunda devrettim. Uzun soluklu, mücadele dolu yılların ve onurlu bir yolculuğun ardından bugün geriye dönüp baktığımda; içimde belki biraz hüzün ama fazlasıyla gurur var. Otuz iki yıllık sendikacılık hayatımda öğrendiğim en önemli şeylerden birisi: “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” Bu anlayışla, çağın ruhuna uygun bir yenilenme sürecinin sendikamız içinde gerekli olduğuna inanarak görevimi devretme kararı aldım. Her makam gelip geçicidir; geride kalan yalnızca yaptığımız hizmetlerdir. Aldığım bu karar, benim için sadece bir makamı bırakmak değil; aynı zamanda hayatımın en önemli dönemlerinden birini geride bırakmak anlamına geliyor. Bu göreve ilk başladığım günü dün gibi hatırlıyorum. Çalışma hayatım boyunca, sizlerin haklarını savunmak, emekçilerin koşullarını iyileştirmek ve daha adil bir gelecek inşa etmek için, teveccühünüzle seçildiğim her görevde gece gündüz mücadele verdim. Bu yolda sizlerle birlikte sayısız zorluğun üstesinden geldik, nice zaferlere imza attık. Uzun yıllar omuz omuza verdiğimiz bu mücadele de, bir çok kez şahsımı onurlandırdınız, her daim varlığınızı yanımda hissettirdiniz. Sizlerle geçirdiğim acı,tatlı her an, alın terimiz uğruna ne pahasına olursa olsun verdiğimiz her mücadele, kazandığımız her hak, imzaladığımız her sözleşme, birlikte attığımız her adım, benim için daima onur vesilesi oldu. Biliyorum, bu süreçte zaman zaman hatalarımız da olmuştur. Esasında insanız ve hatalar hayatın bize sunduğu en güzel öğretmenlerdir. Ancak şundan emin olun ki, sendikal mücadeleye başladığım 1993 yılından bu yana her zaman emekçilerin ve üyelerimizin çıkarlarını her şeyin üstünde tutarak çalıştım. Çünkü sendikacılık benim için sadece bir görev değil, bir adanmışlık ve inanç meselesidir. Şimdi bu bayrağı bir kardeşime devrediyorum. Eminim ki o da bu görevi en iyi şekilde sürdürecek ve sendikamızı çok daha ileriye taşıyacaktır. Bende nefesim yettiği sürece emek camiasının ve sendikamızın yanında olmaya devam edeceğim. Yeni yönetimde görev alan kardeşlerimin enerjisi ve heyecanıyla sendikamızın daha büyük başarılara ulaşacağına yürekten inanıyorum. Bugüne kadar şahsıma verdiğiniz destek ve güven için sonsuz teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum. Bana ve mücadeleme omuz veren herkese minnettarım. Unutmayalım; Türkiye Haber-İş Sendikası sadece bir kurum değil, koca bir ailedir. 63 yıllık çınarımızın bir parçası olmaktan her zaman gurur duydum, gurur duymaya da devam edeceğim. Yaşasın T.Haber-İş Sendikası yaşasın TÜRK-İŞ Birliğimiz daim olsun. Sevgi ve saygılarımla, sağlıcakla kalın.

Veli SOLAK

70,748 просмотров • 10 месяцев назад

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Gazeteci ve Yazarlar ile İftar Programı’nda konuştu: “Her cephede adeta bir ‘hakikat savaşı’ verdiğimiz bu dönemde, medya kuruluşlarımızın daha fazla inisiyatif almasını, daha aktif ve etkili olmasını bekliyoruz. Özellikle, İkinci Dünya Savaşı sonrasına inşa edilen küresel sistemin tarihî bir kırılma yaşadığı bugünlerde, gerçeklerin tek tek ve tüm çıplaklığıyla dünya kamuoyuna duyurulması gerekiyor. Bakınız, şu an bölgemizde İsrail’in koç başlığını üstlendiği yıkıcı bir savaş yaşanıyor. Masum çocuklar okullarında ders dinlerken acımasızca katlediliyor. İnsanlar asırlardır sahibi oldukları topraklarından göç etmeye zorlanıyor. İsrail, tamamen keyfi sebeplerle, hiçbir yetkisi olmadığı halde, ilk kıblemiz Mescidi Aksa’yı 17 gündür Müslümanların ibadetine kapalı tutuyor. Önce Gazze’yi, ardından Yemen ve Lübnan’ı, son olarak da İran’ı hedef alan saldırıların amacının sadece güvenlik olmadığını hepimiz biliyoruz. Saldırılarla eş zamanlı olarak ‘Vaat edilmiş topraklar’ hezeyanından kıyamet senaryolarına kadar, çeşit çeşit garabetin gündeme getirilmesi elbette tesadüf değildir. Eline güç geçmiş, kendilerini diğer insanlardan üstün gören bir şebeke, bölgemizi adım adım felakete sürüklemektedir. İşte, bize dayatılan gündemlerin çekim alanından kurtulup, tüm bu gerçeklerin, bu barbarlığın, bu cinnet halinin yankı uyandıracak şekilde tüm dünyaya anlatılması önemlidir.”

T.C. İletişim Başkanlığı

16,806 просмотров • 4 месяцев назад

Sana ben şiirler sözler büyüttüm, Sana ben baharlar yazlar büyüttüm, Sana ben hummalı gizler büyüttüm, Söyleyemedim...🥀 Herkese merhaba 🤍 Gözlerim dolu bir şekilde başladığım ilk yorumum bu olabilir.Sahnelerin büyüsü,altında yatan derin hisleri içime öylesine işledi ki bir türlü etkisinden çıkamıyorum. Daha iyi bir bölüm gelene kadar en güzel Uzak Şehir bölümü 25'tir... Alya'nın konağın kapısını yakma girişimi sadece Deniz için değildi.Bir yabancı olarak geldiği,geldiği yere dair her şeyi yadırgadığı konağa kendini ait hissettiği,zorunlu olsa da benimsediği ve Cihan'ın yokluğunda ordan ayrılmak istemediği için yaptığını hepimiz biliyoruz.Yoksa daha önce yaptığı gibi Deniz'i konaktan çıkarmaya çalışıp gitmek isteyebilirdi. Cihan, hapishaneyken onu görmeye gelen Alya'yı karşısında görmesiyle her şeyi herkesi yok sayıp yalnızca anın tadını çıkarmak istedi keza Alya da öyle...Hatta ikisi de o an birbirinin boynuna sımsıkı sarılmak istedi ama ikisi de buna cesaret edemedi. Yan yana olduklarında bile birbirlerine hasret kaldıkları yetmez gibi bir de bunun üzerine kapılarını mecburi ayrılık çaldı.Aşkları,özlemleri hat safhadayken bunu bastırmak için ne kadar çabalasalar da faydasız...Her iki taraf da hislerini kontrol edemedikleri noktaya ulaştı ve bu hislerin farkına varan artık sadece kendileri değil... Cihan önceliğinin ne olduğunu ilk kez bu kadar net gösterdi.Onun için en önemli olan kişi Alya... Her fırsatta aradı,durumlarla ilgili bizzat kendisi haber verdi,tehlikede olduğunu öğrendiği an gözünü intikam hırsı bürümüşken intikamı bile yok sayıp Alya'nın yanına koşar adım gitti. Endişeden de olsa çekinmeden dokunması,korkusunu Alya'ya hissettirmesi duygularının önüne ket vuramadığının bir göstergesiydi. Alya,annesinin nasihatlerini dinledikten sonra Cihan'la bir geleceğinin olamayacağını,yapamayacağını söylemesi,annesine karşı Cihan'ı sevdiğinin bir itirafıydı aslında.Belli ki kendi içinde hislerinin farkına varıp kabullenmiş, olurunu olmazını düşünmüş,bunun sorgulamasını yapmış ve olmayacağına kanaat getirmiş. Bilmiyor ki akan suyun önünde durulmaz sen suyun akışına engel olmaya çalıştıkça o su, bulduğu ilk fırsatta kendi yolunu kendi açar daha coşkun akar... Cihan,Nare’nin söylediklerinin ardından belki de ilk defa bu kadar Alya'yı kaybetmekten korktu.Daha önce de korkularını görmüştük ama bu sefer ki korkusu Alya'nın ellerinden kayıp gitmesi ve varlığından bile mahrum kalmakla ilgiliydi...Cihan'ın kendisi de biliyordu eğer bu yüzden Alya'yı kaybederse Cihan yıkılır ve onu Alya'dan başka kimse onu ayağa kaldıramazdı.İşte bu yüzden "eğer ben seni kaybetmekle yüzleşip yıkılırsam beni sen ayağa kaldır ve beni hiç bırakma" demek istedi. Cihan,söyleyemediği,boğazında bir yumru gibi duran o iki kelimeyi gizlice haykırıverdi. Alya da bırakmayacağının sözünü verdi ve kendilerince birbirlerine olan aşklarını da sakince itiraf ettiler. Alya... yaşadığı onca acının üzerine annesini affetmişken onu sonsuza dek kaybetti.Annesizliğin acısını dindirmeye başka hiç kimsenin yüreği de gücü de yetmez ama Cihan Alya'nın kapanmayan,yenileri açılan yaralı kalbinin en etkili şifası olacak... "İmkansız diye bir şey yok.İnsana dair, sevdaya dair olanı kabul edin.Hayat size kabul ettirecek. Aranızdaki bağa hiç kimse, hiçbir sey engel olamayacak..." Bölümü izlemek kadar bölümle ilgili düşüncelerimi yazmak da beni derinden etkiledi... Tüm ekibin eline emeğine sağlık 🍀 Değerli vaktinizi ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim 🤍 Sürçülisan ettiysek affola.... #UzakŞehir #CihAl

derya 🇹🇷

49,163 просмотров • 1 год назад

Eski adıyla Şampiyon Kulüpler kupası yeni adıyla Şampiyonlar Ligi 2.tur elemesinde Manchester United'ın rakibi Galatasaray olur kibirli ingilizlere göre Türk lokumu çantada kekliktir. İngiltere'deki maç başlar ve henüz 2.dakikada Manchester United öne geçer 14.dakikaya gelindiğinde durum 2-0 a gelmiş ve ekran başındaki bir çok futbol severe göre Galatasaray maçı ağır farkla kaybedip turdan eklenecektir. Ancak 16.dakikada o meşhur dillere pelesenk olan "Arifin Manchester'a attığı golü arıyorken nereye geldim ben" geyiğindeki müthiş gol gelir ve Galatasaray oradan geri döner hem de öyle bir döner ki maçı 2-0 dan 3-2 ye getirir. 80.dakikada futbol tarihinin en hırçın adamlarından Eric Cantona sahneye çıkar ve skoru 3-3 olarak belirler. Oynanacak bir maç olmasına rağmen Türkiye'nin her yerinde kutlamalar yapılır çünkü sadece Galatasaray taraftarları değil bütün Türkiye GALATASARAY'ın müthiş geri dönüşünden etkilenmiş ve ikinci maçta rakibin dünya devi kırmızı şeytanlar olmasına rağmen turun geçileceğine inanılmıştır. Ali Samiyen cehennemindeki rövanş maçında Galatasaray ilk maçtaki skor avantajının verdiği öz güvenle sahaya çıkıp turu geçer ve dünya devi Manchester United'ı kupa dışına iterek bütün dikkatleri üzerine çeker. Galatasaray adı ve statüsü değişen eski şampiyon kulüpler kupasında yeni adıyla Şampiyonlar Ligi'nde yeni bir maceraya adını yazdırırken Avrupa'nın zirvesinde kazan kaynamaktadır. Manchester United gibi majör bir kulübün statüsü yeni değişen görkemli Şampiyonlar Ligi'nden daha ilk turnuvada gruplara kalmadan elenmesi UEFA' da şaşkınlık ve korku yaratmış, bunun üzerine diğer majör kulüplerin de aynı akıbeti yaşayabileceği ihtimaline karşı statüde tekrar değişiklik kararına gidilmiştir. Galatasaray'ın Manchester United'ı elemesinin ardından şampiyonlar ligine katılacak takım sayısı 8 den 16 ya çıkarılmış daha sonra da büyük liglerin şampiyonları ön elemede elenmesinler diye eleme oynanmaksızın turnuvaya direkt katılımları sağlanmıştır. Şimdi arkadaşlar Türk futbol tarihinin en başarılı teknik direktörü unvanına sahip Fatih Terim'in hepimizin bildiği "Aynı yollardan yürümedik, aynı yollardan da geçmedik, benzer başarılarımız da yok. Üstüne üstlük, rütbemiz de farklı" sözü yine akıllara düşüyor. Hani şuan İcardi sayesinde çocuklar Galatasaraylı oluyor dediğimizde hadi canım abartmayın diyenler var ya onlara sesleniyorum; Ben Fenerbahçeli sülalenin, Beşiktaşlı babanın aksine hiç kimsenin etkisinde kalmadan Galatasaraylı oldum ben 3-3 lük Manchester maçında 8-9 yaşlarında çocukluk aşkıma gerçekten aşık oldum. 💛♥️ Galatasaray'ın olduğu yerde imkansız yoktur. Galatasaray önce hayal eder sonra gerçekleştirir. Bu ülkenin enleri ve ilkleri Galatasaray Spor kulübüne aittir. Galatasaray Spor kulübü bu ülkenin medar-ı iftihar'ıdır. Galatasaray Spor kulübünü türlü oyunlarla durdurmaya ve itibarsızlaştırmaya calışanlara en büyük tokadı her zaman bu büyük taraftar vurmuştur. Yeni sezon bu haftasonu başlıyor izlemeye doyamayacağımız bir GALATASARAY dileğiyle 🌟🌟🌟🌟

Ender🌟🌟🌟🌟🌟

1,192,614 просмотров • 3 лет назад

📍13.02.2024 tarihli “Bireysel Silahlanmanın Kontrol Altına Alınması Önergesi” üzerine TBMM Genel Kurulu’nda yapmış olduğum konuşmamdır. 📌Ülkemizde bireysel silahlanma her geçen gün daha büyük bir toplumsal şiddet öğesi ve tehdit olmaya devam etmektedir. Özellikle, son yıllarda gündelik yaşamda silahlı çatışma haberlerine ve silahlı olaylara kamuoyunda daha sık karşılaşmaktayız. 📌Ülkemizde silahla adam yaralama ve cinayet haberlerine tanık olmadığımız tek bir gün dahi yok. 📌Hangi haber sitesini açarsanız açın her gün mutlaka böyle bir habere denk gelirsiniz. Silahlar sokaklardan tutun işyerlerine, eğitim kurumlarına ve hastanelere kadar girmekte, vatandaşlarımızın yaşamına kastetmektedir. 📌Değerli arkadaşlar, daha dün Adana Büyükşehir Belediye Başkanının Özel Kalem Müdürü belediye binasında uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti kendisine Allah’tan rahmet ve yakınlarına baş sağılığı diliyorum. 📌İşte ülkemizdeki kontrolsüz bireysel silahlanmaların sonuçları bunlar trafikte, işyerlerinde, belediyelerde, kamu kurumlarında, hastanelerde dahası her yerde her an birisi size bir silah doğrultabilir. 📌Değerli arkadaşlar, İçişleri Bakanlığının verilerine göre ülkemizde 20 Haziran’dan bu yana yapılan operasyonlarda tam 4 bin 999 ruhsatsız silah ele geçirilmiş. Ülkede kafası atan herkes mafyacılık oynar hale geldi. 📌İstanbul’da tekel büfelerinde yaşanan olaylar da durumu özetleyen en açık tablodur, sokaklarda kontrolsüz bireysel silahlanma, kaçak ve ruhsatsız silahlanma kaynaklı suç olayları her geçen gün artıyor. Kayıtsız ve ruhsatsız silahlanmalar yeterince tehdit oluştururken kayıtlı olanlarında bir kısmının yeterli psikolojik testlerden geçmemiş kişilere, kontrolsüzce ruhsatlandırmalar yapıldığı görülmektedir. 📌Bireysel silahlanmanın artmasıyla birlikte, cinayetler, gasp olayları ve diğer suçlar da artış göstermektedir. 📌Sokaklarda herhangi bir anlaşmazlıkta veya gerginlikte silahların devreye girmesi, hayat kayıplarına ve travmatik olaylara yol açmaktadır. Ayrıca, silahların yasadışı yollarla temin edilmesi, organize suç örgütlerini ve kaçakçılığı teşvik etmektedir. 📌Bireysel silahlanmanın bir diğer endişe verici boyutu ise gençler arasında yaygınlaşmasıdır. Genç yaşlarda silah kullanımı, geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin zarar görmesine ve toplumsal değerlerimizin zedelenmesine neden olmaktadır. 📌Eğitim ve iş imkanlarının sınırlı olduğu yerlerde, özellikle kenar mahalleler diye nitelendirilen ekonomik olarak zayıf mahallelerde gençlerin suça yönelmesinde silahların etkisi büyük olmaktadır. 📌Ekonomik olarak büyük bir buhran yaşadığımız şu günlerde maalesef ki insanlarımızın sinir halinde ilk başvurduğu yol şiddettir. 📌Bu sorunla etkili bir şekilde başa çıkmak için hem hükümetin hem de toplumun birlikte çalışması gerekmektedir. İlk adım olarak, mevcut yasaların sıkı bir şekilde uygulanması ve denetlenmelerin arttırılması gerekmektedir. 📌Ruhsatlı silah sahiplerinin kayıt altında tutulması ve periyodik denetlemelerin sıkılaştırılması denetlenmesi çok önemlidir. Ayrıca, toplumda silahsızlanma ve şiddetin alternatif çözümleri konusunda mahalle mahalle, ev ev çalışmalar yapılarak farkındalık oluşturulmalı, rehabilitasyon süreci hanelere kadar inmelidir. 📌Değerli arkadaşlar, sizleri bu sorunu çözmek adına, birlikte çalışarak buradan çıkaracağımız kanunlarla, cezaların caydırıcılığıyla toplumumuzun güvenliğini sağlamak için birlikte mücadeleye davet ediyorum.

Doğan Demir

14,409 просмотров • 2 лет назад

“Ayrılık bize kader olarak yazıldı” Eleni’nin doğum sırrı, herkes için yıkıcı bir darbe olacak; bu enkazın altından İsfad’ın sağ çıkması mümkün değil. Dramatik olarak ayrılıkları kaçınılmaz görünüyor: Aşklarının büyüklüğünü gerçekten anlayabilmeleri için, birbirlerini kaybettiklerinde yaşayacakları o boşlukla yüzleşmeleri gerekiyor. *“Ayrıluk yazıldı bize bu kader* *Gülmedi yüzümüz hep keder* *Bu sancı dinmedi ruhumuz yasta* *Dermanı yok bu derdun gönlümüz hasta”* Fadime'nin aşkı şu an hiç olmadığı kadar savunmasız; çünkü ilk defa birine, yani İso’ya bu denli güvendi ve bu güven onu korumasız bıraktı. Omzuna başını yasladığı adamın ondan bir sır sakladığını öğrenirse, bu güven küle dönecek. “Kökünden söker atarım” yemini bir tehdit değil, bir gerçek. Yarım yamalak affetmeyi bilmez; yalanın büyüklüğünü anladığı an köprüleri yakacak, o acı patlamasında hem kendini hem de İso’yu yok edecektir. İso için ise Fadime’yi kaybetmek, inşa ettiği her şeyin çöküşü demek. Onun için ailesini, kan davasını karşısına aldı; Fadime onun ışığı ve tek amacı oldu. Başkasının sırrı yüzünden onu kaybetmek, her şeyini yitirmekle aynı şey. Paramparça olacaktır. *“Uçan atmaca iken* *Şimdi kaldum kanatsuz* *Geldum kondum daluna* *Senda çiktun hayirsuz”* Fadime, onunla tanışmadan önceki sessizliğine ve yalnızlığına geri dönecek ama bu sefer buna ihanetin ağırlığı da eklenecek. Hangisinin daha çok canının yanacağını söylemek imkansız çünkü ikisi de uçurumun kenarında. Hayatlarında en çok değer verdikleri kişiye aşık oldular; bu bağ koparsa sadece yolları ayrılmayacak, birbirlerinin olmadığı bir dünyada ikisi de kaybolup gidecek. #isfad

𝐂𝐮𝐫𝐢𝐨𝐬𝐢𝐭𝐲

18,727 просмотров • 3 месяцев назад

Mete Yüksel { Mete Yüksel } 🗣️Temmuz’a kadar olan ilk 5 toplantıda bence her birinde en az 200 baz puanlık faiz indirimi görürüz. Bu da bizi toplamda %25–30 bandına getirir. 🗣️O noktaya geldiğimizde şunu net şekilde görmeye başlayacağız: Şu an faizler fazlasıyla yüksek. Stopaj sonrası aylık cebimize kalan getiri yaklaşık %2,5–3 civarında. Aralık enflasyonunu %1 kabul edersek, bunun 2–2,5 katı bir faizden bahsediyoruz. Bu kadar bonkör bir faize aslında gerek yok. 🗣️Temmuz ayına gelindiğinde mevduat faizi artık ne mudiyi ne de yatırımcıyı tatmin edecek. Aylık faizler %1’ler, %1,5’ler seviyesine düşmüş olacak. İşte tam bu noktada paranın daha anlamlı şekilde borsaya kanalize olduğunu görürüz. 🗣️Şu anda yabancı yatırımcı daha çok carry trade tarafında; swap, overnight, tahvil gibi sabit getirili araçlarda. Borsaya gelmiyorlar çünkü buna gerek duymuyorlar. Ama faizler düştüğünde bu sabit getiri artık cazibesini kaybedecek. 🗣️O aşamada çarklar dönmeye başlar, ekonomi hızlanır, bankalar daha fazla kazanmaya başlar ve makro ihtiyati önlemler kademeli olarak kalkar. Yabancı da “Türkiye’de artık borsaya gireyim” der. 🗣️Yerli yatırımcı açısından da faiz Temmuz itibariyle tatmin edici olmaktan çıkacağı için, borsa neredeyse tek adres gibi görünmeye başlar diye düşünüyorum. CNBC-e Elif Saygılıer #borsa #bist100 Yayının tamamı için: 📌 Burada yer alan değerlendirmeler yatırım tavsiyesi değildir.

Abdullah Canlı

17,756 просмотров • 7 месяцев назад

Bülent Timurlenk hakkında sustuğum yeter Barhan Can Terzi: Kaya 4-5 yıldır Galatasaray muhabirliği yapan bir arkadaşımız. 2021'den o civarlardan beri. Şimdi Kaya 1-2 sene önce işsiz kaldı. Bakıyorum işte Bülent Timurlenk Kaya'ya duruma üzüldüğünü söylemiş ama işte yine o kendi aksanınca işte iliştirilmiş gazetecilik öyle olmaz falan bir şeyler söylemiş. Bülent abi. Her fırsatta muhabirliği, muhabirleri eleştiriyorsun da. Yani seni sahada hiç görmedik. Bak iki sene önce seninle bir konuşma yaptık. O günden beridir yine muhabirlere sallıyorsun ama iki sene oldu artık hani susuyorum. Sırası geldi artık şimdi bu meselede. Sabah gazetesinde çalışıp, ulusal çok büyük bir gazete. Sabah gazetesinde çalışıp oradan A Spor açıldı. Çok büyük bir kurum. Orada görev yapıp ondan sonra BeinSpor. bir yerlere gelmek kolay ama ve 2000'lerde bunu yapıp ilerlemek kolay. Sen de diyorsun gazetecilik değişti. Şimdi 2020 yılındayız. Şu an bir gazetecinin veya medyada yer edinmek isteyen birinin ön plana çıkması için yapacağı 3 şey var. Biri, şimdi genç kardeşlerimiz yapıyor işte böyle idmanda veya maç sonunda bir çekim yapıyor. Kendini çekiyor işte arabada gaz pedal falan edipler yapıyor işte tak tak tak tak. Ya öyle şaklabanlık yapacaksın. Ya bir taraf olacaksın ya böyle Ali Koç öyledir, Ali Koç böyledir ya da Dursun Özbek öyledir, Okan Buruk böyledir diye bir tarafın kalem şörlüğünü yapacaksın. Ya da haber yapacaksın. Kaya'da haber yapıyor. 11 ise 11 bu çünkü orada kendine kaynak bulmuş. O 11'i vererek de işte işsizken şimdi a spora çıkıyor. Yani bir şekilde kendini göstermesi lazım. Nasıl gösterecek? Ona buna mı vursun? Ali Koç öyledir. O böyledir mi desin? E senin gibi frankafon bir tarzı da yok. E ne yapsın? Bir yerden tutunacak bu mesleği. Dolayısıyla kolay. Sağdaki muhabirleri eleştirmek çok kolay. Ya muhabirleri bu kadar eleştiriyorsanız çıkın bir gün siz yapın muhabirlikte. Biz de sizle övünelim. Ya da siz muhabir olun işte dediğim gibi. Siz gelin soru sorun. Siz transfer haberi yapın. O yüzden kolay yani böyle oturduğu yerden muhabirleri eleştirmesi insanların. Kimseye de ben şunu da söyleyeceğim. Galatasaray muhabirlerinin kimseye bir saygısızlık yaptığı da yok. Ama Kaya herhalde şundan dolayı bir de akreditasyon yasağı gelmiş. En güldüğüm nokta da o. Akreditasyon yasağı hiçbir geçerliği yok biliyor musun? Kulüp tarafından verilen akreditasyon. Çünkü sebebi şu. Basın türbününe, maçları izlemek için basın türbününe akreditasyonu TSE'de ve TFF iş ortaklığıyla yapılıyor. Kulüplerin bir söz hakkı yok orada. Galatasaray'ın akreditasyon yasağının geçerli olacağı iki yer var. Bir Kemerburgaz bir de lansman toplantıları. Kemerburgaz'a zaten muhabirler senede 4-5 kere giriyor. O da Şampiyonlar Ligi olmasa onu da giremez. Şampiyonlar Ligi zorunlu kılıyor da idmana 15 dakika açmayı. Yoksa Galatasaray'ın bu sezonun idman açlığı falan da yok. Sanıyorlar ki Galatasaray muhabirleri her hafta Kemerburgaz. Öyle bir şey yok arkadaşlar. En son Şampiyonlar Ligi maçına zaman oynandıysa 15 dakika o da. 15 dakika basına açık antrenman yapılıyor. O kadar. Her hafta her gün Galatasaray muhabirleri Kemerburgaz'da diye bir şey yok. Bunu da bilmeyenler için söyleyeyim ben. Buradan tekrar üstüne Galatasaray muhabirleri her gün Kemerburgaz'da falan değil. Dolayısıyla Kayaya gelen akreditasyon yasağının hiçbir geçerliği yok. Zaten Kemerburgaz'da değil. Yani akreditasyonu olan da Kemerburgaz'da zaten değil. Zaten açsanız idmanları her hafta 1-2 açsanız Belki Kaya ilk 11 haberi vermeye ihtiyaç duymayacak. Oradan kendi gözleminden bir haber çıkaracak, yorum yapacak. Artık kulüpler o kadar kapalı oldu ki. Yani bu akreditasyon yasağı. Ben de işte zaman 4-5 yıl önce bir sene aldım. Ne oldu? Ne kaybettirdi bana? Hiçbir şey. Hadi Yakup niye? Kaya ile aynı programda olduğu için mi? Yakup mu yani mesela akreditasyon yasağı aldı? Komedi bunlar komedi. Gerçekten. Hani Galatasaray hocasına hakaret eden, Galatasaray hocasına... kaptanına neredeyse

Galatasarayultrataraftar

64,826 просмотров • 3 месяцев назад

56 🧵 Uzunca bir aranın ardından herkese merhaba 🌸 Epeydir,hem vakit darlığından dolayı yaz(a)mıyordum hem de elim gitmiyordu ve yazmaya dair motivasyonumu kaybetmiş gibi hissediyordum.Bana o motivasyonu yeniden kazandıran yine CihAl oldu,beni uyandırmayı başardılar. CihAl öyle büyülü bir çift ki hem hayatın içinden,"bizden" hissettiriyorlar hem de hasretini çektiğimiz gerçek bağa sahipler. Sırrını çözemediğim,hepimizi çepeçevre kuşatan bir ahenkleri var. Gerçek bir ilişki bana göre tabiri caiz mi bilmem ama binaya benzer.Bir binanın temeli ne kadar sağlam olursa sarsılması,aldığı darbelerle yıkılması pek mümkün değildir.İlişkiler de böyledir.Temeline ne kadar çok emek harcarsan hem sağlam hem de ömrü uzun olur.CihAl,ilk günden beri bu temeli farkında olmasalar bile büyük bir titizlik ve özenle inşa etti. Cihan ve Alya birbirinden farklı sorunlarla mücadele ederken geçmişten gelen misafir yüzünden kendilerini yeni bir krizin ortasında buldu. Cihan,Alya'nın içten içe ne kadar üzüleceğini,tetikleneceğini bildiği için mrymin gelişini ondan saklamayı seçti ama Alya istemediğimiz bir şekilde öğrendi. Karşılaştığı görüntüden sonra Cihan'dan uzaklaşmak yerine gerçekleri ve gerekçeleri öğrenmek için açıkça her şeyi konuştu,muhatabı ise sadece Cihan oldu.Alya'nın bu yönünü çok seviyorum kartlar daima açık,muhatabı yalnızca bir kişi. Alya duyduklarından sonra içi rahat gibi görünse,öyle davransa da sonuçta bir insan,bir kadın ve bir aşık...duygularının yoğunluğu ne kadar kesinse,kadınsal dürtüleri,kıskançlığı o kadar keskin. Bu dürtüler bizim elimizde değildir ya hani,ne kadar güvenirsek güvenelim içimizi yer bitirir bazı düşünceler. Alya'da da böyle... Cihan ise fazlasıyla net ! Tavırları ve sözleri,hiçbir şüpheye,yanlış anlaşılmaya,umut vaad etmeye açık değil.Alya'nın onun için tek gerçek olduğunu,bugününün ve geleceğinin Alya'dan ibaret olduğunu net bir şekilde ortaya koydu. Alya'nın korkuları,Cihan'ın korkuları ile paralel... Sezon başında hatırlarsınız b*ran döndüğünde Cihan'ın da içini yiyip bitiren kurtlar vardı."Ya b*ran uyanırsa,uyandığında Alya'yı isterse,ya Alya da çocuğunun öz babasına dönerse"... İşte Alya'nın korkuları da Cihan'ınkilerden farklı değil,aynı yerden sınanıyorlar. Alya,bastırmaya çalıştığı sesleri Nare'ye sorular sorarak susturmaya çalışırken Cihan da ilk kez tüm şeffaflığıyla Kaya ve Şahin'e içini açtı. Cihan,Alya'yı tanıyana dek hislerinin etkisinde kalmadan,mantığını devrede tutup o an olması gereken neyse,aşiret için,aile için,bekâları için üzerine düşenin fazlasını yerine getirmiş,yeri geldiğinde kendinden vazgeçmiş bir adamdı. Ne zaman Alya geldi işte o zaman başkalarının,Alya'ya karşı duyduğu aşka yön vermesine müsaade etmemeye başladı.Diyor ya "Alya'yı dimdik seviyorum" sözünün hakkını hep verdi vermeye de devam ediyor. Cihan,mrymi gördüğünden beri ona karşı yaklaşımı hep dostaneydi,insanca bir yerden destek oldu.Çünkü karşısında eskiden sevdiği kadın değil,vicdanen suçluluk duyduğu,hayatı mahvolmuş,yardıma ve korunmaya muhtaç biri vardı.Yardımlarını,desteklerini sadece ona değil hiç tanımadığı başka bir insana da yapabilecek biri bu da su götürmez bir gerçek benim gözümde. Son sahnede "sen benim emanetimsin" cümlesine gelecek olursak,o "emanet" kelimesini "himaye" olarak görüyorum.Cihan köklerine,geleneklerine bağlı bir adamken ve Albora'nın reisiyken "benden bu kadar hadi başının çaresine kendin bak" diyebilecek biri değil.Sırf bu yüzden de ilk başta uzattığı yardım elini geri çekmedi,tehlike geçene kadar "burdayım" dedi. (Ayrıca emanetin de sözlükteki anlamı da bir kimseye korunması veya gereğinde geri alınması amacıyla GEÇİCİ olarak bırakılan eşya, mal, insan veya görev anlamına gelir.) Alya,Cihan'ın vicdanına,merhametine en başından beri şahit.( bkz Demir'e bile Şeyda'nın aşık olduğunu söylemeyişi ve daha nice hadise ) Alya da bu durumu anlayışla karşılayacak ve aşık olduğu adama bunun için sırt çevirmeyecektir. Onlara da aşklarına da güvenim her dem bâki 🥹 #UzakŞehir #CihAl

derya

14,424 просмотров • 3 месяцев назад

ASELSAN'dan ambargo yanıtı: Kanada'ya kamera satmaya hazırız! ASELSAN Genel Müdürü @Ahmet_AKYOL82: "CATS'in ardından biz, 'dünyada bu alanda en iyi ürünü ortaya koyma' iddiasıyla çalışmalarımızı başlatmıştık. ASELFLIR-500'ün meşhur birkaç yabancı ürüne göre her kanalda %20-%30 daha fazla performans gösteren bir kamera olduğu, artık bütün kullanıcılarımızca kabul edilmiş durumda. Lazer işaretleme menzili açısından gerçekten çok hassas bir kabiliyete ulaştı. Böylelikle daha uzakta görüntüleme yapma imkanına ve daha hassas hedefleme imkanına da kavuşmuş olduk. Şu an içinde bulunduğumuz ayda seri üretim aşamasında. Yakında fabrikadan ilk kullanıcılarına ulaşmış olacak. Kanada, NATO müttefikimiz. Ambargoyu kaldırmış olmasını, iyi bir adım olarak değerlendiriyorum. Bugüne kadar ambargo koyarak bize bu teknolojiyi kazandırdığı için biz mutluyuz, keyifliyiz. Bu teknolojileri geliştirdiğimiz için gururluyuz. Bizim kameramız, daha iyidir. Kanada başta olmak üzere herkese hizmet vermeye hazırdır. Geldiğimiz seviye budur. Bunun daha iyisini yapmak için de İnşallah ASELFLIR-600 geliyor. Bu yıl, ASELFLIR-600'ü de uçuracağız. Sonra, TOYGUN diye adlandırdığımız hem KIZILELMA'nın hem ANKA-3'ün hem de KAAN'ın hizmetine girecek daha yüksek bir teknolojiyi, Türk güvenlik güçlerine kazandırmak için ekiplerimiz çalışıyor.

SavunmaSanayiST.com

228,345 просмотров • 2 лет назад

🔴Eşbaşkan Hatun'dan dikkat çekici açıklamalar 📌"KGM, mahsur kalan polislerin talebini de karşılamadı. Emniyet müdürü bizi aradı" 📌"Diyarbakır'da AKP ve HÜDA-PAR elimizde tepsi ile dolaşmamızı bekliyor" Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Doğan Hatun, kentteki kar yağışına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Rudaw'a degerlendirmelerde bulanan Hatun'un konuşmasının satır başları şöyle: "Biz 15 yıl öncesine göre kendimizi hazırladık, ama beklediğimiz gibi olmadı." "Kayyım kar yağışı bu şehirde o kadar yok diye iş makinelerini satmış. En yeni Greyderimiz 2010'da alınmış. Yeni araç 15 yıl önce alınmış yani. 15 yıl boyunca makine alınmamış, yerine satılmış." "Eksikliğimiz olmadı değil, oldu. Bu yüzden halkımızdan özür diliyoruz" "Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM), ilk gün sahayı terk etti. Gerekçeleri ise 'yağış devam ediyor boşuna yakıt harcıyoruz' oldu" "Denetime çıkmak isteyen (Kış lastiği) trafik polisleri için Emniyet bizi arıyordu. Diyordular ki 'KGM gelmiyor. Bizim denetleme yapmamız lazım gidemiyoruz. Biz gidip onlara yol açıyorduk. Emniyet müdürü sağ sorabilirsiniz. Yani yolda kalıyorlardı KGM gidip onları kaldıkları yerden çıkarmıyordu." "Kar yağışı için ayarladığımız personel sayısı ve araç sayısı vardı. Ancak KGM olmadığı için bu yetersiz kaldı. Eğer onlar da görevini sahada yapmış olsaydı bizim araç ve personel sayısı yeterli olurdu. Sahada olmadıkları için birinci günden sonra personel sayısını 4 katına çıkardık." "AKP, HÜDA-PAR istiyor ki tepsiyi alıp şehirde gezelim ve bir tek kar tanesi yere düşmesin. Herhalde amaçları buydu. Siz yanlış bilgilerle ve ahlâkî olmayan tutumla halkı bize karşı dolduruyorsunuz. Böyle bir şey gerçekten utanç vericidir" "Biz işin uzmanlarına her zaman danışıyoruz. Biz eksik olduğumuz durumda herkesten destek isteriz. Biz, her şeyi biz biliyoruz demiyoruz." "İş makinelerimiz yeterli olmadığı için Diyarbakır'da elinde iş makinesi olan şirketlerle arkadaşlarımız konuştu. Dedik, gelin yakıtımız var, araçlarınızı kiralayalım diye. 10 arkadaşımız bunun için çalışıyor ve araştırma yapıyor." "Diyarbakır tarihinde bir ilktir. Biz 3 bin ton tuz döktük buzlanmaya karşı." #Amed #karyağışı #don #sondakika

SurAjans.com.tr

127,317 просмотров • 7 месяцев назад

Kürtçe müzik ve Kürt müzisyenler hakkında, DEM Parti Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit doğru soruyu sormuş, ama aynaya bakmadan. Evet, Van'daki Kültür Yolu Festivali'nde Kürtçenin "K"si yok. Peki Kürt müzisyenler neden yok? Gelmediler mi, gelemediler mi? Cevap: KCK ve DEM Parti'nin silahlı tehdit korkusundan gelemediler. Türkiye Kültür Bakanlığı adına festival organizatörleri Kürt müzisyenlere büyük bir nezaket ve hayatlarında görebileceği en yüksek ücretleri teklif ettiler; birçok şehirde sahne teklif ettiler. Hatta Türkî illerde bile konserlerde Kürtçe şarkılarını söylemeleri için davet ettiler. Sanatçıların cevabı "gelemeyiz, çünkü korkuyoruz" oldu. Sebep bütçe değil, devlet yasağı da değil; DEM Parti ve KCK'den gelen tehditlerdi. DEM Parti bu şekilde tehdit ediyor: ''Çocuğun her gün okula gidiyor başına bir şey gelir... Parktaki arabının tekeri patlar veya normal yolda trafik kazası geçirebilirsin her an... Yoldaşımızla seni tuzağa düşürdük onunla yattığında videoya çektik, her dediğimizi yapmazsan, yayınlarız... Gençlik yapılanmamız dünyanın heryerinde konserlerine baskınlar yapar, bir daha Kürtçe şarkı söyleyemezsin... Sana öyle iftiralar atarız ki utançtan toplum içine çıkmaya yüzün olmaz, nasılsa ne dersek Kürt halkı bize inanıyor...'' Tablo daha da geniş: Kürt müzisyenlerin yüzde 90'a yakını DEM Parti belediyelerinin kara listesinde, yani DEM Parti belediyelerinde Kürtçe şarkı söylemeleri yasaktır. DEM belediyelerinde Kürtçe konser veremiyorlar; başka belediyelerin, Kültür Bakanlığı'nın ve özel şirketlerin sahnelerine çıkmaları da aynı tehditlerle engelleniyor. Şimdi bu tabloyu kuran DEM Parti mecliste "festivalde Kürtçe yok" diye yakınıyor. Kürt sanatçıyı sahneden kendi eliyle indiriyor, sonra sahnenin boşluğunu hükümete fatura ediyor. Emin olun günümüzde, tüm dünya genelinde, Kürtçe müziği yasaklayan tek parti DEM Parti'dir, tek siyasi hareket KCK'dir. Kürtçeye sahip çıkmak festival eleştirisiyle olmaz. Önce kendi kara listenizi yırtın; Kürt sanatçının önündeki ilk barikat sizsiniz.

Bedel Boseli

45,789 просмотров • 13 дней назад