Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

Ekonomik programın hayata geçmesiyle, programın mevzi kazanmasıyla birlikte vatandaşlarımızı enflasyona ezdirmeme, emeklimizin, işçimizin, asgari ücretlimizin yanında daha çok bulunma, onlarla ilgili olarak daha ileri adımlara imza atma şeklindeki yaklaşımımız, Orta Vadeli Programın ilerlemesine bağlı olarak muhakkak suretle günümüzdeki en baştaki yerini korumaya devam edecektir.

19,446 görüntüleme • 2 yıl önce •via X (Twitter)

10 Yorum

ÖZCO profil fotoğrafı
ÖZCO2 yıl önce

Benim kanuni hakkımı verin, sonra orta, uzun, kısa ne vadeli programı yaparsanız yapın. #MemurEmeklisineAdelet #EmekliMemur

Nilgün profil fotoğrafı
Nilgün2 yıl önce

Sayın @omerrcelik, Memura 6 ayda bir güncellenen seyyanen ek ödeme +%19,31 Memura emeklisine sadece %19,31 dengesizliği sürdürülebilir midir? Ek Madde İPTAL Edilsin Memur Emeklisi #MemurEmeklisineAdalet

Özgür Uzman 2007(em.)〝☪〞 profil fotoğrafı
Özgür Uzman 2007(em.)〝☪〞2 yıl önce

Ocakta eşit zam şimdi neden %19 memur emeklisine , Ssk Bağkur emeklisine %25 Adaletiniz bu mu? 13 ay önce verdiğiniz sözü de tutmadınız.söz namustur,söz şereftir.Sözünde durmayan namerttir. NEREDE BENİM PRİMLERİM NEREDE ADALET #EMEKLİMEMUR #MemurEmeklisineAdalet

ÖZCO profil fotoğrafı
ÖZCO2 yıl önce

Memur emeklisine sürekli ▪︎VERMEMEK" için çalışma yapıp bir kılıf buluyorsunuz. Yeter da! #MemurEmeklisineAdelet #EmekliMemur

Gülsen yılmaz profil fotoğrafı
Gülsen yılmaz2 yıl önce

Memur emeklisi sadece yasal olan hakkını istiyor 375 sayılı yasa KHK 40.madde iptal edilmeli ivedilikle #EMEKLİMEMUR 13 aydir eksik maas aliyoruz

Kimbilir profil fotoğrafı
Kimbilir2 yıl önce

Sayın cumhurbaşkanı@RTErdogan ın sözü verildiği halde memur emeklisine verilmeyen seyyanen zam dolayısıyla memur emeklisinin maaşı yerlerde seyyanen memur emeklisinin hakkıdır Ekmadde iptal edilsin Memur emeklisi #MemurEmeklisineAdalet

Gökhan profil fotoğrafı
Gökhan2 yıl önce

Bizler vatandaş olarak seçim yılında 2 kez zam yapıldığında iktidar tarafından popülizim olmadıda seçim bitince şimdi zam yapılmıyor neymiş popülizime gerek yokmuş peki bu 4 yıl de geçecek yine seçim zamanı gelecek ben vatandaş olarak bunu unutmayacağım kalın sağlıcakla Ömer bey

Havva Nazlıöz profil fotoğrafı
Havva Nazlıöz2 yıl önce

Memur emeklisinin seyyanen hakkını vermediniz.En düşük memur maaşı hesabı yaptınız.oysa ki memur ile memur emeklisi aynı hakka sahiptir.375/40 madde iptal edilsin .Adalet sağlansın.9000 -10000 gün prim ödedik.#MemurEmeklisineAdalet #EMEKLİMEMUR

Bülent Ceylan profil fotoğrafı
Bülent Ceylan2 yıl önce

Nas ekonomi modeli Türkiye 'nin içinden geçti ve durmayan bir ekonomik kriz var.Sizler bu krize kalıcı bir önlem bulmak istemiyorsunuz.Ben vatandaş olarak seçim istiyorum.

EMADDER. Duman profil fotoğrafı
EMADDER. Duman2 yıl önce

Ülkemizin huzuru için refahı için sadeti için kademeli emeklilik şarttır nokta sayın @omerrcelik Kademesiz Olmaz Sn ELİTAŞ #AkPartiKademeyeSessizKalma

Benzer Videolar

KAMUOYUNA SAYGIYLA DUYURULUR TÜRK-İŞ, 24 Aralık 2024 tarihinde almış olduğu kararla; Asgari Ücret Tespit Komisyonu gerçek anlamda adil ve demokratik bir yapıya kavuşturulana kadar komisyon çalışmalarına katılmayacağını kamuoyu ile paylaşmıştır. Bu doğrultuda, konfederasyonumuzun bugün (12 Aralık 2025 Cuma) gerçekleştirilen Asgari Ücret Tespit Komisyonu Toplantısına katılmama yönündeki gerekçeleri, TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan AĞAR tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yazılı olarak yeniden iletilmiştir. Bu çerçevede basın mensuplarına açıklamalarda bulunan AĞAR, kararı şu ifadelerle kamuoyuna duyurmuştur: “TÜRK-İŞ, 1974 yılından bu yana Asgari Ücret Tespit Komisyonunda işçileri temsil etmektedir. Ancak Komisyonun mevcut yapısı, yıllardır işçilerin karar süreçlerinde etkili bir şekilde yer almasına imkân tanımamakta; kararlar çoğunlukla hükümet ve işveren kesiminin oylarıyla alınmaktadır. TÜRK-İŞ, 24 Aralık 2024 tarihinde aldığı kararla; Komisyon gerçek anlamda adil ve demokratik bir yapıya kavuşturulana kadar komisyon çalışmalarına katılmayacağını kamuoyu ile paylaşmıştır. 24 Aralık 2024 tarihinden buyana geçen yaklaşık bir yıllık sürede Komisyonun yapısı ve işleyişine ilişkin hiçbir iyileştirme yapılmamıştır. Bu nedenle TÜRK-İŞ, almış olduğu kararın arkasındadır ve 2026 yılı Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarına katılmayacaktır. Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki, Asgari Ücret Tespit Komisyonunun üye sayıları ve yapısı tartışılabilir olmakla birlikte, asgari ücretin seviyesini belirleyen esas unsur ekonomik göstergelerin gerçeğe uygun biçimde değerlendirilmesidir. Bu nedenle, üye sayılarındaki değişimlerden bağımsız olarak, ücret tespitinin ekonomik veri temelli yapılması zorunludur. Geçtiğimiz yıl TÜİK tarafından açıklanan yüzde 44,38 oranındaki enflasyona rağmen asgari ücrete yalnızca yüzde 30 oranında zam yapılmıştır. Yapılan zam enflasyon oranının altında kalmıştır. O günden bu yana temel ihtiyaç ürünlerinde fiyat artışları hız kesmeden devam etmiştir. Gıda, kira, eğitim ve ulaşım giderlerinde yaşanan yüksek fiyat artışları hane bütçesini ağır biçimde baskılamaktadır. Elektrik, doğal gaz ve suya yapılan zamlar da bu baskıyı daha da artırmaktadır. Asgari ücretin düşük belirlenmesiyle birlikte, işçi ve ailesi başta zorunlu tüketim ürünleri olmak üzere tüm harcama kalemlerinde ardı ardına gelen fiyat artışlarıyla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bu durum, işçinin ücretinin hızla eridiğini ve alım gücünün her geçen gün daha da düştüğünü açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Ortaya çıkan ekonomik tablo yalnızca çalışanları değil, yıllarca prim ödeyen ve ülkenin kalkınmasına emek vermiş olan emeklileri de derinden etkilemiştir. Türkiye ekonomisi son yıllarda büyümekte; Gayri Safi Milli Hasıla artmakta ve kişi başına düşen gelir yükselmektedir. Ancak bu büyümenin oluşturduğu refah, çalışanlara ve emeklilere yansımamakta; gelir artışı toplumun geniş kesimlerine ulaşmamaktadır. Buna karşılık dolar milyarderi sayısının her yıl artması, zengin ile yoksul arasındaki uçurumun daha da derinleştiğini göstermektedir. Bir kesim servetine servet katarken, milyonlarca işçi ve emekli temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanmaktadır. Bu nedenlerle; asgari ücret belirlenirken öncelikle geçtiğimiz yıl karşılanmayan yüzde 14,38’lik enflasyon kaybı tam olarak telafi edilmelidir. Buna ek olarak gıda, ulaşım, kira, eğitim ve fatura kalemlerinde art arda yaşanan yüksek fiyat artışları ile gerçekleşen enflasyonun yol açtığı kayıplar eksiksiz biçimde karşılanmalıdır. Tüm bunların ötesinde, ekonomik büyümenin oluşturduğu refahın işçiye yansıtılmasını sağlayacak ilave bir artış yapılması zorunludur. Asgari ücret tartışmalarının başladığı her dönemde bazı işveren çevrelerinin, “asgari ücretin bir geçim ücreti olmadığı” yönünde açıklamalar yaptıkları bilinmektedir. Önceki dönemlerde bu söylemin Komisyon tarafından benimsenmesi sonucunda, asgari ücret ülkemizde fiilen bir taban ücret olmaktan çıkarak ortalama ücret seviyesine dönüşmüştür. Bugün çalışanların yarısından fazlası ya asgari ücretle ya da asgari ücrete çok yakın bir ücretle çalışmak zorunda kalmaktadır. Bu durum, ücret skalasının daralmasına, mesleki kıdem ve vasıf düzeylerinin ücretlere yansımamasına yol açmaktadır. Mevcut eğilim sürdüğü takdirde çalışma barışının bozulmasıyla birlikte nitelikli işgücünün de asgari ücret seviyesine sıkışması riski ortaya çıkacaktır. Kamuoyunda zaman zaman dile getirilen “Asgari ücret artarsa enflasyon artar” iddiası, ekonomik verilerle ve enflasyonun temel dinamikleriyle uyumlu değildir. Geçtiğimiz yıllarda enflasyon olağanüstü düzeyde yükselmiş, 2025 yılında ise artış hızı yavaşlamakla birlikte enflasyonun yükselişi devam etmiştir. Enflasyonun artış hızının azalması, enflasyonun düştüğü anlamına gelmemektedir. 2025 yılının Temmuz ayında asgari ücrete herhangi bir artış yapılmamasına rağmen fiyatların yükselmeyi sürdürmesi, enflasyonun kaynağının ücretler olmadığını açık biçimde göstermektedir. Dolayısıyla enflasyonu yalnızca asgari ücret artışına bağlamak, ekonomik sorunların yapısal ve çok boyutlu nedenlerini göz ardı etmek anlamına gelmektedir. Bunun yanında, asgari ücret artışının istihdamı azaltacağı yönündeki söylemler de gerçekçi değildir; Sendikal örgütlenmenin olmadığı işyerlerinde bir işçi zaten iki ya da üç işçinin işini yapmaya zorlanmakta, ağır çalışma koşulları iş sağlığı ve güvenliğini ciddi biçimde tehdit etmektedir. Buna ek olarak, çalışma hayatında çocuk işçiliği halen yaygın şekilde sürmekte; okulda olması gereken, parkta oynaması gereken çocuklar ağır koşullarda çalıştırılmaktadır. Gebze Diloavası’nda meydana gelen yangında yaşamını yitiren çocuk işçiler, bu vahim durumun en çarpıcı örneğidir. Bu tablo karşısında, asgari ücret artışının istihdam kaybına yol açacağı iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Yoksulluğu ve hayat pahalılığını en ağır biçimde yaşayan asgari ücretliler, işsizler ve emekliler için insan onuruna yaraşır bir gelir düzeyi sağlamak Devletin temel sorumluluğudur. Her bireyin insanca yaşama hakkı, sosyal devlet ilkesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle, işçilerin temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek, yaşam kalitesini koruyabilecek ve geleceğe güvenle bakmalarını sağlayacak gelir politikalarının hayata geçirilmesi zorunludur. TÜRK-İŞ, bu hakkın eksiksiz biçimde tanınması ve uygulanması için kararlı mücadelesini sürdürecektir. TÜRK-İŞ olarak toplumun en temel hakkı olan adil gelir ve yaşanabilir ücret için tüm kesimleri sorumluluk almaya ve gerçekçi adımlar atmaya davet ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.“ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan AĞAR’ın açıklamasının tamamını aşağıdaki videomuzdan izleyebilirsiniz.

TÜRK-İŞ

38,225 görüntüleme • 7 ay önce

“Roketsan Üretim Tesisleri Açılışı, Seri Üretim Teslimatları ve Temel Atma Töreni”, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle gerçekleştirildi. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler de törene; beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel ve Bakan Yardımcısı Bilal Durdalı ile katıldı. Törende konuşma yapan Bakan Yaşar Güler, şunları söyledi: YARININ GÜÇLÜ TÜRKİYE'SİNE ATILMIŞ SAĞLAM BİR ADIM Sayın Cumhurbaşkanım, zatıalinizi ve değerli misafirlerimizi saygıyla selamlıyorum. Bugün, ülkemizin savunma ve teknoloji alanındaki kararlı ilerleyişinde yeni bir başarıya daha tanıklık etmenin gurur ve heyecanını hep birlikte yaşıyoruz. Asil milletimizin yüksek idealleri doğrultusunda şekillenen bu yürüyüş; azimle, inançla ve büyük bir özveriyle sürdürülen çalışmaların somut bir tezahürüdür. Elde edilen her başarı, sadece bugünün değil; aynı zamanda yarının güçlü ve bağımsız Türkiye’sinin inşasına atılmış sağlam bir adımdır. Bu vesileyle ROKETSAN tarafından hayata geçirilen üretim tesislerinin, yapılan kritik teslimatların ve yeni yatırımların ülkemize, milletimize ve kahraman ordumuza hayırlı olmasını temenni ediyorum. TARİHİMİZİN EN KAPSAMLI FAALİYETLERİNİ AZİM VE KARARLILIKLA SÜRDÜRÜYORUZ Bölgemizde ve dünyada belirsizliklerin arttığı bu kritik süreçte; Millî Savunma Bakanlığı olarak ülkemizin bekası ve aziz milletimizin huzuru için gece gündüz demeden çalışıyor, tarihimizin en kapsamlı faaliyetlerini azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her şartta görevini başarıyla yerine getirmesi; kahraman, fedakâr ve vatanına yürekten bağlı personelimizin eseridir. Bu başarıların arkasında aynı zamanda zatıalinizin güçlü destekleriyle gelişen yerli ve millî savunma sanayimizin imkân ve kabiliyetleri bulunmaktadır. ORDUMUZUN GÜCÜNÜ VE CAYDIRICILIĞINI ÇOK DAHA İLERİYE TAŞIYACAK Yüksek malumlarınız olduğu üzere köklü savunma sanayi birikimiyle ülkemizin bu alandaki öncü şehirlerinden biri de Kırıkkale’dir. Bugün açılışını gerçekleştireceğimiz üç önemli tesis; ▪️ Kritik yakıt teknolojilerinin geliştirilmesine imkân sağlayacak, ▪️ Mevcut harp başlığı üretim kapasitemizi artıracak, ▪️ Aynı zamanda ileri düzey AR-GE ve mühendislik çalışmalarına ev sahipliği yapacak olmasıyla şehrimizin bu stratejik rolünü daha da pekiştirecektir. Bu kritik tesislerin yanı sıra teslim edilecek balistik ve seyir füzeleri ile hava savunma sistemlerinden oluşan geniş ürün yelpazesi yani TAYFUN’dan SİPER’e, ATMACA’dan HİSAR ve SUNGUR’a kadar uzanan toplam 20 kalem sistem kahraman ordumuzun gücünü ve caydırıcılığını çok daha ileri seviyelere taşıyacaktır. Temeli atılacak Lalahan Füze Entegrasyon Tesislerimizin de üretim kapasitemizi katbekat artırarak ihtiyaçlarımızın karşılanmasına müstesna katkılar sağlayacağına inanıyorum. Özellikle belirtmeliyim ki gerek bugüne kadar hayata geçirdiği stratejik projeler gerekse bu güzide yatırımlarıyla ROKETSAN’ımız savunma sanayimizin gurur kaynağı kuruluşlarından biri olmaya devam etmektedir. BÖLGEMİZDE YAŞANANLAR, SAVUNMA SANAYİMİZİN NE DENLİ HAYATİ OLDUĞUNU GÖSTERMİŞTİR Esasen son dönemde bölgemizde yaşanan gelişmeler, savunma sanayimizin bekamız açısından ne denli hayati olduğunu bir kez daha göstermiştir. Özellikle İran ile İsrail ve ABD arasında yaşanan çatışmalar, modern savaşın doğasını açık şekilde ortaya koymuştur. Öyle ki güçlü bir hava kuvvetine sahip olmakla birlikte çok yönlü hava savunma sistemleri balistik ve seyir füzeleri ile bu sistemlere ait mühimmat kapasitesi artık savaşın seyrini belirleyen en kritik unsurlar hâline gelmiştir. Bu gerçeklik karşısında etkin bir hava savunma mimarisi kurmanın, yüksek hassasiyetli füze ve roket sistemlerine sahip olmanın stratejik bir zorunluluk olduğu açıkça görülmektedir. İşte bu noktada zatıalinizin vizyoner liderliğinde hayata geçirilen ÇELİK KUBBE projesi kapsamındaki çok katmanlı hava savunma sistemlerimiz de ülkemizin savunma konseptinde belirleyici bir rol üstlenmektedir. Bu anlayış doğrultusunda açılışı gerçekleştirilecek ve temeli atılacak tesisler ile ordumuza kazandırılacak hava savunma sistemleri ülkemizin önleyici, caydırıcı ve kararlı duruşunu daha da tahkim edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

30,128 görüntüleme • 3 ay önce

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberindeki TSK Komuta Kademesi ile gittiği Edirne’deki 9’uncu Hudut Tugay Komutanlığımıza bağlı Arda Hudut Bölük Merkezi’nde Mehmetçiklerle bayramlaştı. Törende bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler, şunları söyledi: MİLLETİMİZ, KARŞILAŞTIĞI ZORLUKLARI VATAN SEVGİSİYLE AŞMAYI BAŞARMIŞTIR "Bu müstesna bayram gününde Sayın Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımızla birlikte 9’uncu Hudut Tugay Komutanlığımıza bağlı Arda Hudut Bölük Merkezimizde, sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum. Hudutlarımızın güvenliği için büyük bir fedakârlıkla görev yapan siz kahraman personelimizin Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor; sevdiklerinizle birlikte sağlık, huzur ve mutluluk dolu nice bayramlar geçirmenizi temenni ediyorum. Bayramlar birlik ve beraberliğimizin daha da güçlendiği, dayanışma ruhumuzun pekiştiği, millî ve manevi değerlerimizin en güçlü şekilde hissedildiği özel zamanlardır. Asil milletimiz tarih boyunca karşılaştığı tüm zorlukları, sahip olduğu dayanışma ruhu, güçlü devlet geleneği ve vatan sevgisiyle aşmayı başarmıştır. Bu değerler, bugün de ülkemizin dört bir tarafında yaşayan her bir ferdimizin ortak paydasıdır. Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak bizler de aynı ruh ve kararlılıkla ülkemizin huzuru güvenliği ve bekası için gece gündüz demeden görev yapıyoruz. HUDUTLARIMIZDA ÇOK YÖNLÜ GÜVENLİK MİMARİSİ TESİS ETTİK Hudutlarımızın emniyeti en temel ve en önemli sorumluluklarımızın başında gelmektedir. Bu kapsamda, hudutlarımızın güvenliğinin en üst seviyede sağlanması amacıyla başta siz yüksek harekât kabiliyetine sahip personelimiz olmak üzere gelişmiş teknolojik sistemler, keşif ve gözetleme vasıtaları fiziki güvenlik tedbirleri ile çok yönlü bir güvenlik mimarisi tesis etmiş bulunuyoruz. Bu sayede sınırlarımız, güçlü bir şekilde korunurken yasa dışı geçişler ile düzensiz göç ve terörist eylemler de engellenmektedir. Şunu özellikle ifade etmek isterim ki burada sınırlarımızı korumakla görevli siz kahraman hudut kartallarımız; devletimizin egemenliğini, milletimizin huzurunu ve ülkemizin geleceğini koruyorsunuz. Yüksek vazife şuuru ile ortaya koyduğunuz gayret ve fedakârlıklar ile sergilediğiniz yüksek disiplin asil milletimizin en büyük güvencelerinden biridir. Bundan sonra da sınırdaki tedbirlerimizi aynı kararlılıkla almaya devam edeceğiz. HASSAS BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ Yakın coğrafyamızda güvenlik risklerinin, gerilimlerin ve çatışmaların giderek arttığı hassas bir dönemden geçiyoruz. Güneyimizde son dönemde ABD-İran-İsrail hattında yaşanan gelişmelerin ortaya koyduğu yüksek gerilim Orta Doğu’daki kırılgan güvenlik ortamını daha da derinleştirmektedir. İstikrarsızlığın başlıca kaynağı olan İsrail’in başta Gazze ve Lübnan olmak üzere bölgeyi hedef alan saldırıları ve ihlalleri de bölgesel güvenlik açısından ciddi riskler oluşturmaktadır. Kuzeyimizde ise Rusya-Ukrayna savaşının meydana getirdiği çok boyutlu güvenlik etkileri Karadeniz başta olmak üzere geniş bir coğrafyada hassasiyetini korumaktadır. Böylesine kritik bir jeopolitik ortamda tüm gelişmeleri dikkatle takip etmekte, ülkemizin hak ve menfaatlerini büyük bir kararlılıkla muhafaza etmekteyiz. Bu kapsamda, özellikle Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasına yönelik meseleler de güvenlik politikalarımızın en hassas başlıkları arasında yer almaktadır. HAK VE MENFAATLERİMİZİ HEDEF ALAN HİÇBİR GİRİŞİME KAYITSIZ KALMAYACAĞIZ Özellikle hatırlatmak isterim ki Türkiye olarak başta Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs olmak üzere bölgemize ilişkin tüm meselelerde uluslararası hukuka bağlı, barış ve istikrardan yana, sorunların diyalog yoluyla çözümünü önceleyen bir anlayışla hareket ediyoruz. Ancak bu yaklaşımımız, millî hak ve menfaatlerimizden taviz vereceğimiz anlamına asla gelmemektedir. Ege Denizi, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’taki hak ve çıkarlarımız tarihî, hukuki ve meşru temellere dayanmaktadır. Bu çerçevede oldubitti oluşturmayı amaçlayan, maksimalist ve uluslararası antlaşmaların ruhuna aykırı girişimleri kabul etmediğimizi, bir kez daha vurgulamak isterim. Özellikle gayri askerî statüde olması gereken adaların silahlandırılmasına yönelik faaliyetler iyi komşuluk ilişkileriyle, müttefiklik ruhuyla ve uluslararası hukukla bağdaşmamaktadır. Şu çok iyi bilinmelidir ki egemenlik haklarımızı, güvenliğimizi ve denizlerimizdeki meşru hak ve menfaatlerimizi hedef alan hiçbir girişime de kayıtsız kalmayacağız. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, sahip olduğu yüksek harekât kabiliyeti, modern silah sistemleri, güçlü personel yapısı ve sahadaki tecrübesiyle ülkemize yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek güç ve kararlılığa sahiptir. Aynı şekilde Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin güvenliği, huzuru ve haklarının korunması konusundaki tutumumuz da nettir. Türkiye, her zaman olduğu gibi bugün de garantör ülke olarak soydaşlarının yanında durarak onların güvenliğini ve haklarını korumaya devam edecektir. EFES 2026 TATBİKATI, ŞANLI ORDUMUZUN HAZIRLIK DÜZEYİNİ ORTAYA KOYDU Şanlı ordumuzun yıllar boyunca terörle mücadelede elde ettiği üstün başarılar sayesinde bugün ülkemizin güvenliği, millî bütünlüğümüz ve bin yıllık kardeşliğimiz daha güçlü şekilde tahkim edilmektedir. Bu kapsamda Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde yürütülen 'Terörsüz Türkiye' süreci devletimizin ilgili tüm kurumlarıyla koordinasyon içerisinde büyük bir hassasiyetle sürdürülmektedir. Öte yandan içinde bulunduğumuz çok boyutlu ve çok tehditli güvenlik ortamında gücümüzü daima diri tutmak, hazırlık seviyemizi en üst düzeyde muhafaza etmek ve değişen harp koşullarına uyum sağlamak için eğitim ve tatbikat faaliyetlerimizi de artan bir ivmeyle sürdürmekteyiz. Nitekim son olarak 50 ülkenin katılımıyla büyük bir başarıyla icra edilen Efes-2026 Tatbikatı, kahraman Mehmetçiğimizin harekât kabiliyetini ve şanlı ordumuzun hazırlık düzeyini bir kez daha açık şekilde ortaya koymuştur. Bu başarının arkasında kahraman personelimizin sahip olduğu yüksek mesleki nitelikler ile birlikte yerli, millî ve modern savunma sanayimizin ulaştığı seviyenin de büyük payı bulunmaktadır. Nitekim tatbikat süresince de açıkça görüldüğü üzere kendi imkânlarımızla geliştirilen ileri teknolojiye sahip sistemlerimizin sahadaki etkinliği ve caydırıcı gücü, güvenlik politikamızın en önemli dayanaklarından biri hâline gelmiştir. Nitekim son olarak SAHA EXPO’da sergilediğimiz YILDIRIMHAN başta olmak üzere geliştirilmeye devam edilen yeni nesil sistemlerimiz ile envantere dâhil edilen özgün tasarıma sahip yerli ve millî platformlarımız, ordumuzun gücünü artırmakta, caydırıcılığımızı daha da tahkim etmektedir. Bundan sonra da Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü ordumuz, yerli ve millî savunma sanayimiz ve fedakâr personelimizin üstün gayretleriyle ülkemizin güvenliği, milletimizin huzuru için çalışmalarımızı aynı azim, kararlılık ve yüksek vazife anlayışıyla sürdürmeye devam edeceğiz. SİZLER SAYESİNDE MİLLETİMİZ KENDİNİ GÜVENDE HİSSEDİYOR Şanlı tarihimiz boyunca vatan uğruna büyük mücadeleler veren ecdadımızın emanetini bugün sizler, aynı inanç ve kararlılıkla taşımaktasınız. Sizlerin buradaki varlığı ve sarsılmaz görev anlayışı sayesinde, milletimiz kendisini güvende ve huzurlu hissetmektedir. Bu nedenle gösterdiğiniz dikkat, dirayet ve özveri nedeniyle sizlerle gurur duyuyoruz. Görevlerinizi aynı azim, kararlılık ve yüksek disiplin anlayışıyla yerine getireceğinize yürekten inanıyorum. Bu vesileyle sizleri büyük bir özveriyle yetiştiren kıymetli ailelerinize şükranlarımı sunuyor, burada görev yapan tüm muvazzaf personelimizi sergiledikleri yoğun çabaları nedeniyle yürekten tebrik ediyorum. Sizlerin şahsında bayram gününde dahi görevi başında bulunan bütün silah ve mesai arkadaşlarımın da gözlerinden öpüyorum. Bu vesileyle Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor, aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor; kahraman gazilerimize sağlık ve esenlikler diliyorum. Sizlerin ve ailelerinizin Kurban Bayramı’nı bir kez daha en içten dileklerimle kutluyor, kıymetli ailelerinize selamlarımı gönderiyor, saygılarımı sunuyorum. Kahraman Hudut Kartalları; yolunuz ve bahtınız açık, gücünüz daim olsun. Kalın sağlıcakla." #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

26,518 görüntüleme • 1 ay önce

15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü dolayısıyla Millî Savunma Bakanlığında düzenlenen törende Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, bir konuşma yaptı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kuvvet Komutanları, Bakan Yardımcıları, 15 Temmuz şehitlerimizin aileleri ile 15 Temmuz’da gazi olan vatandaşlarımızın da yer aldığı törende konuşan Bakan Yaşar Güler, şunları söyledi: 15 TEMMUZ GECESİ ONURLU BİR DESTANA DÖNÜŞTÜ "Sözlerimin başında vatanı, bayrağı, mukaddesatı için 15 Temmuz’da hainlere karşı dimdik durarak canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, bu uğurda gazi olan kahramanlarımızı şükranla anıyorum. İstiklal ve istikbalimiz uğruna bu topraklara kanlarıyla mühür vuran şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetleri olan siz değerli ailelerimize ve milletimizin yazdığı bu destanın her bir satırına ortak olan tüm vatandaşlarımıza saygılar sunuyorum. Tarih; geçmişin tanığı, geleceğin de rehberidir. Milletlerin kaderi de tarihten ilham ve ibret alarak şekillenir. Binlerce yıllık şanlı tarihimiz de milletimiz için ibretlik hadiselerle doludur. İşte 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan hain darbe girişimi de şanlı tarihimizin en karanlık olayı olarak ortaya çıkarken, kısa sürede onurlu bir destana dönüşerek hafızalarımızdaki yerini almıştır. Devletimizin bekasına, milletimizin iradesine kasteden bu menfur teşebbüs Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, asil milletimizin sarsılmaz iradesi ve güvenlik güçlerimizin kahramanca mücadelesiyle akamete uğratılmıştır. O gece Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, Jandarma ve Emniyet Teşkilatlarımızın vatansever mensupları, vatandaşlarımızla omuz omuza vererek millî iradeye, bağımsızlığımıza ve hukuka olan bağlılıklarını tüm dünyaya ilan etmişlerdir. BİR MİLLETİN KENDİ KADERİNE SAHİP ÇIKMA İRADESİNİN TESCİLİDİR 15 Temmuz gecesi sadece bir darbe girişiminin püskürtülmesi değil, aynı zamanda bir milletin kendi kaderine sahip çıkma iradesinin tescilidir. Bu şanlı direniş, Türk milletinin topyekûn bir inançla egemenliğine ve istiklaline nasıl sahip çıktığının eşsiz bir örneğidir. Ordu-millet anlayışındaki asil milletimiz, kahraman ordumuz ve güvenlik güçlerimizle birlikte tek yürek, tek yumruk olarak cumhuriyetimize, demokrasimize ve tüm bu kazanımlara canı pahasına sahip çıkmış bir kez daha dosta ve düşmana, Türkiye’nin asla esir edilemeyeceğini Türk milletine asla diz çöktürülemeyeceğini bir kez daha göstermiştir. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Çanakkale’de, İstiklal Harbi’nde, Kore’de ve Kıbrıs’ta sergilediği kahramanlığı karada, denizde, havada ülkemizin ve asil milletimizin huzur ve güvenliğini sağlamak için gösterdiği kararlılığı ve 15 Temmuz’daki asil duruşu ile milletimizin göz bebeği olmuştur. Bugün de içine sızan hain unsurlardan temizlenen kahraman ordumuz, her zamankinden daha güçlü, daha disiplinli, daha caydırıcı ve daha etkin bir şekilde görevlerini ifa ederek necip milletimize nice gururlar yaşatmaktadır. TEK BİR KİŞİ KALMAYANA DEK FETÖ İLE MÜCADELEMİZ SÜRECEK Millî Savunma Bakanlığı olarak FETÖ ile mücadelemizi ilk günkü kararlılıkla sürdürüyoruz. Kim olduğuna bakmaksızın iltisaklı tek bir kişi dahi kalmayana dek bu mücadelemiz hukuk çerçevesinde etkin bir şekilde devam edecektir. Zira devletin kılcal damarlarına sızmış her illegal yapı, güvenliğimiz için ciddi bir tehdittir. Bu konuya dış güvenlik penceresinden bakıldığında da meselenin önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Öyle ki en son İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında aynı şekilde Ukrayna ve Rusya içerisindeki asimetrik saldırılarda, iç tehditlerin dış güvenliği nasıl zafiyete uğratabileceğine hepimiz şahit olduk. Bizler geçmişten ders alarak geleceği inşa etme sorumluluğu taşıyoruz. Bu yüzden ülkemizin güvenliğini zedeleyebilecek en küçük bir zafiyete dahi tahammülümüz yoktur. Gerekli mevzuat çalışmaları stratejik önlemler ve tüm paydaş kurumlarla iş birliği içerisinde tüm tedbirlerimizi kararlılıkla almaya devam ediyoruz. ÜLKEMİZİN HEM BÖLGESEL HEM DE KÜRESEL ÖLÇEKTE GÜÇLÜ OLMASI ZARURET HÂLİNİ ALMIŞTIR Dünya hızla değişiyor krizler, çok yönlü tehlikeler, çatışmalar ve savaşlar her geçen gün yeni boyutlar kazanıyor. Risklerin ve tehditlerin giderek çeşitlendiği bu ortamda ülkemizin hem bölgesel hem küresel ölçekte güçlü olması bir zaruret hâlini almıştır. Bu hassas ortamda Türkiye sadece kendi coğrafyasında değil, gönül coğrafyamızda da umudunu bize bağlamış dost ve kardeş ülkelerin güvenliğini gözeten, aktif ve yapıcı bir rol üstlenmektedir. Bu durum şanlı tarihimizin omuzlarımıza yüklediği büyük bir sorumluluktur. Bugün; ▪️Afrika’da kalkınmanın, Kafkasya’da barışın, ▪️Karadeniz’de istikrarın, Orta Doğu’da huzurun, ▪️Avrupa’da güvenliğin temel taşlarından biri olmuştur Türkiye. Ülkemizin bu vizyoner dış politikasının sahadaki en güçlü temsilcisi ise Türk Silahlı Kuvvetlerimizdir. Kahraman ordumuz; Azerbaycan’dan Libya’ya, Somali’den Katar’a, Kosova’dan Bosna Hersek’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada, barış ve istikrarın teminatı olarak görev yapmaktadır. Tüm vatandaşlarımızın bilmesini isterim ki Millî Savunma Bakanlığı olarak milletimizin sarsılmaz desteği ve millî-manevi değerlerimizin ışığında kutsal vatanımızın güvenliğini sağlamak için gece gündüz demeden çalışıyoruz. AMACIMIZ 'TERÖRSÜZ TÜRKİYE' SÜRECİNİN BAŞARIYLA TAMAMLANMASI 'Terörsüz Türkiye' hedefi yakın zamanda ulaşmayı amaçladığımız en temel eşiklerden biridir. Millet olarak geçmişte olduğu gibi bugün de bir ve beraber olarak her türlü tehdidin üstesinden geleceğimize yürekten inanıyor her türlü kirli planı bertaraf edebilecek güçte olduğumuzu bir kez daha hatırlatıyorum. Gerçek şu ki Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen süreç, sadece bugünümüzün değil, yarınlarımızın da güvenliğini sağlamaya yönelik tarihî bir adımdır. Yegâne amacımız, sürecin başarıyla tamamlanması ile milletimizin birliğinin ve kardeşliğinin pekişmesidir. Bu doğrultuda ilgili kurumlarımızla tam bir koordinasyon içinde dikkatli ve akılcı bir yaklaşımla çalışmaları sürdürüyoruz. Özellikle vurgulamak isterim ki aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin emsalsiz fedakârlıkları sayesinde ülkemizin bölünmez bütünlüğü korunmuş, terör örgütlerine karşı kararlı duruşumuz ve etkin mücadelemiz gerçekleşmiştir. Bu vesileyle tüm şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, hayatta olan gazilerimize sağlık ve esenlikler diliyor, kıymetli ailelerine şükran ve saygılarımı sunuyorum. ÇOK YÖNLÜ FAALİYETLERİMİZİ SÜRDÜRÜYORUZ Savunma ve güvenlik görevimizin bir diğer önemli cephesi de Mavi, Gök ve Siber Vatanımızdır. Bu alanlardaki hak ve menfaatlerimizi korumak için yerli ve millî savunma sanayimizin geliştirilmesinden, geniş çaplı tatbikatlara kadar çok yönlü faaliyetlerimizi büyük bir azim, kararlılık ve başarıyla sürdürmekteyiz. Gelecek nesillere daha güçlü bir Türkiye ve daha kudretli bir Türk Silahlı Kuvvetleri bırakmak için çalışmalarımıza yüksek bir heyecan ve motivasyonla devam edeceğiz. Sözlerime son verirken Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kadar tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygı ve minnetle anıyor; 15 Temmuz gecesi vatan uğruna canlarını veren tüm şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden gazilerimizi rahmetle yâd ediyor; kahraman gazilerimize, şehit ve gazi ailelerimize bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Bu anlamlı programın hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

52,764 görüntüleme • 1 yıl önce

Bugün hem ülkemizin hem de Turkcell’in teknoloji tarihinde bir dönüm noktasındayız. San Francisco’da dünyanın teknoloji devlerinden Google Cloud ile uzun vadeli ve güçlü bir ortaklığa imza attık. Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek küresel ölçekte bir cloud region’ı Google Cloud’la birlikte, ülkemizde hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz. Bu hamleyle Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasındaki dijital köprü konumumuzu güçlendirerek dünya teknoloji sahnesindeki yerimizi sağlamlaştırıyoruz. Hedefimiz net: Ülkemizin dijital egemenliğini korumak. Bu hedef doğrultusunda Google Cloud ile yaptığımız anlaşmayla Turkcell olarak 1 milyar dolarlık yatırımla en az 3 yeni veri merkezi kuracağız. Anlaşmamız sadece veri merkezleriyle de sınırlı değil. Google Cloud’un ileri teknolojilerini kendi altyapımıza entegre ederek operasyonlarımızda verimliliği, dayanıklılığı ve ölçeklenebilirliği daha da artıracağız. Bunun yanı sıra, Google Cloud’un servislerini Türkiye’deki kurum ve işletmelere ulaştırarak ülkemizin dijital dönüşümüne liderlik edeceğiz. Kullanıcılarımız bu anlaşmayla, küresel ölçekte en ileri yapay zeka ve bulut teknolojilerine anında erişim sağlayabilecek. Turkcell olarak, Türkiye’nin verisini, bilgisini ve gücünü yine Türkiye için korumaya, büyütmeye ve geleceğe taşımaya devam edeceğiz. Süreçteki tüm destekleri için Google Cloud CEO’su Thomas Kurian’a, Google Cloud ekibine ve tabii ki bu yatırımın ülkemize gelmesinde çok büyük emeği olan tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ederim. Ülkemize hayırlı olsun 🇹🇷 //////////////////// Today marks a turning point in the technology history of both Türkiye and Turkcell. In San Francisco, we have signed a long-term and powerful partnership with one of the world’s leading technology giants, Google Cloud. For the first time in Türkiye, we are proud to bring to life a global-scale cloud region together with Google Cloud. With this step, we are strengthening our position as a digital bridge between Europe, Asia, and the Middle East — and solidifying Türkiye’s place on the global technology stage. Our goal is clear: to safeguard our nation’s digital sovereignty. Under this agreement with Google Cloud, Turkcell will invest 1 billion USD to establish at least three new data centers across Türkiye. But our partnership goes far beyond building data centers. We will integrate Google Cloud’s advanced technologies into our own infrastructure, further enhancing the efficiency, resilience, and scalability of our operations. At the same time, we will bring Google Cloud’s services to enterprises and organizations across Türkiye, playing a key role in advancing our country’s digital transformation. Through this collaboration, our users will gain instant access to world-class artificial intelligence and cloud technologies. At Turkcell, we remain committed to protecting Türkiye’s data. I would like to extend my heartfelt thanks to Google Cloud CEO Thomas Kurian, the entire Google Cloud team, and all my colleagues whose dedication and hard work have made this investment possible for our country. May this milestone bring prosperity to Türkiye. 🇹🇷

Ali Taha Koç

100,904 görüntüleme • 8 ay önce

ÇEMAŞ DÖKÜM’DE BAŞARILI BİR TİS İMZALANDI! İLK 6 AYLIK DÖNEM İÇİN ÜCRETLERE ORTALAMADA YÜZDE 93 ZAM YAPILDI Uluslararası sermayenin ve onların örgütü IMF ile iktidarın işçi sınıfına yönelik baskı ve saldırılarının arttığı, kazanımlarımıza göz dikildiği bir dönemdeyiz. İktidarın bu politikalarının Orta Vadeli Plan’a da yansıdığını görüyoruz. Sermayenin ve iktidarın işçi sınıfına yönelik saldırıları bitmek bilmiyor. Bir yandan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) adı altında kıdem tazminatını ortadan kaldıracak düzenlemeler gündeme getiriliyor, İş Kanunu’ndaki esneklik içeren maddeler yetmiyormuş gibi yeni esnek istihdam düzenlemeleri hedefleniyor, öte yandan da ücretlerin hedeflenen enflasyona göre artırılması ve dolayısıyla reel ücretlerin düşürülmesi isteniyor. Asgari ücretin de hedeflenen enflasyona ya da biraz üzerinde belirlenmesi için ortam hazırlanıyor. Gerçekleşen enflasyonun bile gerçeğin çok altında olduğunun herkes tarafından bilindiği ve kabul edildiği bir dönemde hedeflenen enflasyon oranında bile bir asgari ücret artışı tartışma konusu edilmeye çalışıyor. Adaletsiz ve ağır vergi yükü altında işçiler, ücretle geçinenler inliyor, aylar ilerledikçe aldığımız ücret artacağına azalıyor. Ücret zammı alıp ücreti düşen tek ülke özelliğimiz korunuyor. İşçiler düşük ücretlerle, yoksullukla baş etmek için, insanca yaşayacak bir ücret için mücadele ediyor. Metal işçileri, ağır çalışma koşullarında yoksulluk sınırının altında çalışmaya isyan ediyor, ekmeklerini büyütme mücadelesi veriyor. Giderek yoksullaşan, reel ücret kaybına uğrayan metal işçileri kendilerine giydirilmek istenilen bu politikaları toplu sözleşmeleri aracılığı ile yırtıp atıyor. Bu ağır çalışma ve yaşama koşullarına karşı metal işçisinin mücadelesi de yurdun dört bir yanında artarak sürüyor. Çeliğe su veren metal işçileri hakları için sendikalarına inanarak, güvenerek ekmek kavgasını yükseltiyor. Metal işçilerinin bu mücadelesi toplu sözleşmelerde hayat ve karşılık buluyor. Metal işçileri toplu sözleşmelerle ağır yaşam koşularını iyileştiriyor. Bu kapsamda bugün Kırşehir’de bulunan ve 600’e yakın işçinin çalıştığı Işıklar Holding’e bağlı Çemaş Döküm’de işçilerin tümünün bilgisi, onayı ve büyük coşkusu ile önemli bir toplu sözleşmeye imza atıldı. Toplu Sözleşmemiz 1 Eylül 2024-31 Ağustos 2026 dönemini kapsamaktadır. Sendikamızın Genel Başkanı Özkan Atar ve Genel Sekreteri Ali Çeltek’in de katıldığı ve uzun saatler süren görüşmeler sonucu imzalanan toplu sözleşme şöyledir: Ücret Zammı: Birinci altı aylık dönem için sadece ücretlere yüzde 93 oranında zam yapıldı. Bu zam ile ortalama bir metal işçisinin ücreti net 65.091 TL oldu. Toplu Sözleşme ile işyerinde 1 Eylül 2024 tarihi itibariyle net ücretler 58.527 TL ile 102.000 TL arasında değişmektedir. Ücretler diğer altı aylarda ise: İkinci altı ay enflasyon artı 5 puan. Üçüncü altı ay enflasyon artı 5 puan. Dördüncü altı ay enflasyon artı 3 puan oranında artacak. Sosyal haklar ise birinci altı aylık dönemde ortalamada yüzde 102 artış sağlandı Kurban Bayramı tutarı ise yüzde 136 oranında artırıldı. Daha önce yıllık artış yapılan sosyal haklar da yeni Sözleşme ile birlikte ücret zamları gibi 6 aylık dönemlerde ve ücret zamları oranında artırılacak. Bunların yanı sıra birçok kazanım elde edildi. Bu kapsamda, daha önce yılda 4 defa alınan erzak artık her ay net 1.500 TL olarak alınacak. Ayrıca, bankadan promosyon alınmaması nedeniyle Ek Ödeme adı altında işveren tarafından 25.000 TL net olarak ödenecek. Önemli hakların kazanıldığı Toplu Sözleşmemiz başta Kırşehir Çemaş Döküm işçilerine olmak üzere tüm metal işçilerine hayırlı olsun. BİRLEŞİK METAL-İŞ GENEL YÖNETİM KURULU #YaşasınÖrgütlüMücadelemiz #İnadınaSendikaİnadınaDİSK

BİRLEŞİK METAL-İŞ

11,378 görüntüleme • 1 yıl önce

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde TSK komuta Kademesi ile gittiği Samsun’da 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Tütün İskelesi'nde düzenlenen törene katıldı. TCG ANADOLU gemisi ile Samsun’a çıkan gençlerin karşılandığı törene, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da katıldı. Törende konuşan Bakan Yaşar Güler gençlere hitaben şunları söyledi: 19 MAYIS, BİR KEZ DAHA ŞAHA KALKIŞIN BAŞLANGICIDIR 19 Mayıs gibi tarihî bir günde donanmamızın gözbebeği TCG ANADOLU ile kutlu bir yolculuk yapan siz kıymetli gençlerimizle Millî Mücadele’mizin ilk adımının atıldığı Samsun’da birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Sözlerimin başında asil milletimizin bağımsızlık aşkıyla verdiği mücadelenin sembolü olan 19 Mayıs’ın 106’ncı yıl dönümünde Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nızı en içten dileklerimle kutluyorum. 19 Mayıs, asil milletimizin yüksek onur ve asaleti ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde tarih sahnesinde bir kez daha şaha kalkışının başlangıcıdır. Öyle ki bütün umutların tükenmeye başladığı bir dönemde Mustafa Kemal Atatürk “Türk milleti için esaretle yaşamaktansa ölmek daha iyidir.” diyerek ülkemizin bu güzide şehri Samsun’a çıkmış, bağımsızlık ve özgürlük mücadelemizin meşalesini de burada yakmıştır. Bu kutlu meşalenin ışığında kısa sürede ülkemizin dört bir yanında milletimizin topyekûn direnişi ortaya çıkmış, cesaret ve fedakârlıkla yürütülen Millî Mücadele’miz, Cumhuriyetimizin ilanıyla taçlanmıştır. ÇOK ANLAMLI VE MÜSTESNA BİR FAALİYET Böylesine eşsiz bir fedakârlığı ortaya koyan atalarımızın torunları olan siz gençlerimizin 19 Mayıs gibi kutlu bir günün yıl dönümünde İstanbul’dan Samsun’a gelmeniz de çok anlamlı ve müstesna bir faaliyettir. Zira 19 Mayıs “Bütün ümidim gençliktedir.” diyen Atatürk’ün aydınlık geleceğimiz ile Türkiye Cumhuriyeti’nin teminatı olan genç nesillere duyduğu güven ve inancın da simgesidir. Bugün bizler Samsun’da ortaya konan azim ve kararlılıktan ilham alıyor, yarınlarımızın güvencesi olan siz gençlerimizle birlikte “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize ulaşmak için sarsılmaz bir iradeyle yolumuza devam ediyoruz. Küresel sorunların ve devletlerarası gerginliklerin had safhaya çıktığı günümüzde, her alanda büyük değişim ve dönüşümler yaşanmaktadır. Risk ve tehditlerin öngörülemez olduğu bu kaotik süreçte, özellikle savunma ve güvenlik teknolojilerinin yerli ve millî imkânlarla elde edilmesi ve geliştirilmesi, bekamız açısından bir zorunluluk hâlini almıştır. Bu stratejik yaklaşım ile ülkemiz Sayın Cumhurbaşkanı’mızın kararlı tutumu ve liderliğinde savunma sanayinde yaptığı yatırımlarla büyük bir sıçrama yakalamış, sahip olduğu imkân ve kabiliyetleriyle dünya çapında övgü ve gıptayla takip edilen bir seviyeye ulaşmıştır. SİLAH SİSTEMLERİMİZ PEK ÇOK ÜLKE TARAFINDAN TAKDİR GÖRÜYOR Nitekim bugün sizler; 19 Mayıs’ın izinde yerli ve millî savunma sanayimizin en güçlü sembollerinden biri ve millî gururumuz olan TCG ANADOLU gemisiyle bir seyahat gerçekleştirdiniz. TCG ANADOLU gibi kendi klasmanının lideri bu gemimizin yanı sıra karada, denizde ve havada ihtiyacımız olan silah sistemlerimiz operasyonel başarılarıyla pek çok ülke tarafından takdir görmekte ve satın alınmaktadır. Bu sistemlerimiz, terörle mücadele başta olmak üzere çok boyutlu tehditler karşısında ülkemizin güvenliğinin korunmasında ve ordumuzun caydırıcı gücünde çarpan etkisi sağlamaktadır. EN BÜYÜK PAY ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİNDİR Terörle mücadelede elde ettiğimiz başarılarda ve “Terörsüz Türkiye” hedefimize doğru ilerlememizde şüphesiz en büyük pay vatan, millet ve bayrak uğruna canları pahasına mücadele eden aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimiz ile onların fedakâr ve cefakâr ailelerine aittir. Bu vesileyle kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm seçkin personeline kahraman jandarma ve polis teşkilatımıza, gözü pek güvenlik korucularımıza, ülkemizin birliği ve dirliği için gösterdikleri gayretlerden dolayı teşekkür ediyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize sağlık ve esenlikler diliyor kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımızı sunuyorum. Elbette ki gençlerimize de önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, gençliğe hitaben söylediği “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” sözünden ilham alan siz gençlerimiz bilmelisiniz ki; birliğimizin özgürlüğümüzün ve geleceğimizin teminatı sizlerin bu ülkeye olan inancı ve gayretiyle mümkündür. Şurası muhakkaktır ki ülke olarak sahip olduğumuz eşsiz mirası ayrım gözetmeden, hep birlikte yaşatmak zorundayız. Sevgi, saygı, hoşgörü ve uzlaşma ortamı içinde üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorunumuz yoktur. Dolayısıyla artık birlik ruhuna, kardeşliğe ve aydınlık dolu ortak bir geleceğe doğru güçlü bir adım atıyoruz. Bu yolculukta siz değerli gençlerimizi ve ülkemizin her köşesinde yaşayan vatandaşlarımızı, bizi biz yapan değerler etrafında daha sıkı kenetlenmeye ve ülkemizi daha güçlü yarınlarına hep birlikte taşımaya davet ediyorum. TÜRK SAVUNMA SANAYİSİNİ DAİMA ÖNDE TUTMAYI HEDEFLİYORUZ Ülkemizin başta savunma güvenlik olmak üzere her alanda elde ettiği birbirinden kıymetli başarıların daha da geliştirilmesi ve geleceğin ihtiyaçlarına göre bu alandaki üretim imkânlarımızın en üst seviyelere çıkarılmasına yönelik çalışmalarımızı büyük bir gayretle sürdürüyoruz. Bugün ve gelecek için; uzay tabanlı teknolojilerden yapay zekâ sistemlerine sürü algoritmalarından otonom platformlara kadar pek çok alanda kapasitemizi geliştirerek ve derinleştirerek Türk savunma sanayisini daima bir adım önde tutmayı hedefliyoruz. Biliyoruz ki tüm bu çalışmaların merkezinde artık sizler varsınız ve sizler olacaksınız. Bunun için de kabiliyetlerinizi, ilgi alanlarınızı ve potansiyelinizi keşfedin. Başarıya ulaşmanızın ilk ve en önemli adımı bu olacaktır. Eğitim, sizi istediğiniz hedeflere ulaştıracak en önemli unsurdur. Çalışmak ise başarmanın yarısıdır. Çünkü başarı; her gün uygulanan birkaç basit disiplinden başka bir şey değildir. Sabırlı olun ve uzun vadeli başarı için sürekli çaba gösterin. Unutmayınız ki taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. Size şunu da hatırlatmak isterim ki; Türkiye’nin hayalleri, sizin hayallerinizle örtüştüğü zaman ülkemiz daha da güçlü olacaktır. BİRLİKTE YÜRÜDÜĞÜNÜZDE GÜÇLÜSÜNÜZ Her birinizin farklı bir disiplinden geliyor olması, işte bu yüzden çok kıymetli. Çünkü teknoloji dediğimiz şey artık tek bir alana ait değil. Yani siz sadece alanınızda değil, birbirinizle birlikte yürüdüğünüzde güçlüsünüz. Bu yüzden farklı bakış açılarını büyük bir merakla takip edin. Şu bir gerçek ki bilim ve teknoloji ile ilgilenen ve yeni proje ve buluşlara imza atan siz gençlerimiz, her şeyin baş döndürücü bir hızla değiştiği bu teknoloji çağında, ülkemizin geleceğinin de teminatısınız. Elde edeceğiniz bilgi birikimi, enginlere ulaşacağına inandığım ufkunuz ve yeteneklerinizi birleştirdiğinizde ortaya çıkacak proje ve ürünlerin, ülkemize ve ordumuza müstesna katkılar sağlayacağından asla şüphem yok. CUMHURİYETİMİZİ DAHA DA YÜKSELTECEKSİNİZ Geçmişle gelecek arasında kurduğumuz bir hatıra mahiyetindeki bu yolculuk sırasında “ben yokum, biz varız” diyen kahraman atalarımızın fedakârlığını ve 19 Mayıs ruhunu bir kez daha anladığınıza inanıyorum. Bakın, bugün sizler ülkemizin 81 şehrinden geldiniz, ama şu anda aynı gemidesiniz ve ortak bir ülküyle hareket ediyorsunuz. Yakın bir gelecekte de ülkemizin yönetiminde söz sahibi olacak ve Cumhuriyetimizi daha da yükselteceksiniz. Asla unutmayın ki binlerce şehit ve gazi vererek türlü sıkıntı ve yokluklar içinde büyük özveriyle kurulan Türkiye Cumhuriyeti sizlere emanettir. Bu değerli emaneti yaşatarak sonsuza kadar korumak ve gelecek nesillere en iyi şekilde aktarmak en önemli görev ve sorumluluğumuzdur. Dolayısıyla bu yolculuktan sadece anılarla değil ifade etmiş olduğum esaslar çerçevesinde büyük bir sorumluluk duygusuyla döneceğinize yürekten inanıyorum. Bu vesileyle başta Millî Mücadele’mizin önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere şanlı ecdadımızı, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum. Bu güzide projenin hayata geçirilmesi ve farklı branşlardan siz gençlerimizin bir araya getirilmesinde emeği geçen başta Sayın Gençlik ve Spor Bakanımız olmak üzere katkıda bulunan herkese teşekkür ediyor; siz kıymetli gençlerimize de sağlık, başarı ve esenlikler diliyorum. TCG ANADOLU’nun kahraman personeline de diyorum ki “Denizleriniz sakin, pruvanız neta, yolunuz ve bahtınız açık olsun.” Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

44,797 görüntüleme • 1 yıl önce

İstanbul Sözleşmesinden Ayrılmak Yetmiyor ‼️ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ’ın imzasını taşıyan Cumhurbaşkanı Kararı ile İstanbul Sözleşmesi feshedilmiştir. Ancak sadece İstanbul Sözleşmesinden ayrılmak yetmez. Bu sözleşme kapsamında çıkarılan 6284 sayılı kanun da iptal edilmeli, bu kanun yerine Anadolu ve İslam kültürüne uygun bir kanun çıkarılmalıdır. Kadına şiddete karşı çözüm, Batı ’nın çürük medeniyetinde değil, kendi köklü medeniyetimizde, dinimizde aranmalıdır. İstanbul Sözleşmesinin feshiyle ilgili kararı görmek isteyenler, 20.03.2021 tarihli Resmi Gazete PDF dosyasında 268. Sayfaya bakabilirler Sadece 6284 sayılı kanunun iptali değil, Anadolu ve İslam Medeniyetine taban tabana zıt olan eşcinsellik yasaklanmalı, eşcinsel örgütlenmelerin faaliyetlerine son verilmelidir. Zinanın serbest olmasına dair kanun maddesi de iptal edilmelidir. Kadına karşı pozitif ayrımcılık saçmalığı sonlandırılmalıdır. Kadının beyanının esas kabul edilmesi saçmalığı sonlandırılmalıdır. Süresiz nafaka zulmü sonlandırılmalıdır. 18 yaş altı evlilik yaptıklarından dolayı hapislerde yatan ve karısı çocukları mağdur olan erkeklere af çıkarılmalı ve bu zulüm sonlandırılmalıdır. İstanbul Sözleşmesi iptal oldu. Buna gerçek Anadolu evlatları ve Müslümanlar olarak seviniyoruz. Peki ama İstanbul Sözleşmesi gereği çıkarılan kanunlar ne olacak ⁉️ Bu kanunlarında iptal olması gerekmiyor mu ⁉️ Ne yazık ki İstanbul Sözleşmesi kapsamında çıkarılan 6284 sayılı kanun ve kanuni düzenlemeler, Anayasamıza aykırı olmadığı gerekçesiyle halen yürürlükte olmaya devam edecektir. O zaman sormak lazım. Madem ki İstanbul Sözleşmesi kapsamında çıkarılan kanunlar, Anayasamıza aykırı değil, mademki kanunlar yürürlükte kalacak, o halde İstanbul Sözleşmesi neden iptal edildi ⁉️ İstanbul Sözleşmesinin gerektirdiği neredeyse bütün yasal düzenlemeler yapıldıktan sonra, kanunlar çıkarıldıktan sonra İstanbul Sözleşmesinin feshedilmesi, ama öte yandan bu sözleşme kapsamında çıkarılan kanunlarda bir sakınca bulunmayıp yürürlükte kalmasının uygun görülmesi, milletin aklıyla alay etmek değil de nedir ⁉️ Zaten tüm mesele bu kanunlar değil miydi ⁉️ Bir an evvel kaldırılması gereken kanunlar ve projeler; 6284 sayılı kanun, eşcinselliğin örgütlenmesi serbest bırakan kanun, zinanın serbest olmasına dair kanun, cinsiyet eşitliği projesidir. Ayrıca eşi 18 yaşının altında iken evlenen erkeklerin tecavüzcü muamelesi görüp hapse atılmasına son verilmelidir. Bu şekilde hapse girenlere de af çıkarılmalıdır. 6284 sayılı kanun kaldırılmalı ve onun yerine Anadolu ve İslam kültürüne uygun kanun düzenlenip getirilmelidir. Aile müessesesinin maddi ve manevi olarak en sağlam temellerde devam etmesi, kadına şiddet ve kadın cinayetleri sorununun çözülmesi, kız ve erkek çocuklarına yapılan çeşitli zulümlerin ortadan kaldırılması için çözümü köklü medeniyetimizde aramalıyız, İslam dininde aramalıyız. Bütün sorunlara Batı ’da çare arama hastalığından kendimizi bir an evvel kurtarmalıyız. İstanbul Sözleşmesi kapsamında çıkarılan 6284 sayılı kanunun, aile içi şiddete veya kadına şiddete karşı hiçbir önleyiciliği olmadığı, aksine şiddetlerin daha da artmasına sebep olduğu, nice yuvaları yıktığı iyice tecrübe edilerek görülmüştür. Kadına karşı yapılan pozitif ayrımcılık, kadına karşı şiddete veya aile içi şiddete çözüm değildir. Bu saçmalık ancak kadın ve erkek arasında cinsiyet çatışmasına, cinsiyet ırkçılığına sebep olur. Bunun yerine çözüm yine köklü ve mücessem medeniyetimizde, dinimiz İslam’da aranmalıdır. Kadını korumak kisvesi altında kadına yapılan pozitif ayrımcılık sebebiyle nice erkekler hiçbir suçları olmadığı halde ciddi mağduriyetler yaşamışlardır. Kadını korumak için kadına pozitif ayrımcılık yapmak ve bu suretle ortalığı daha da karıştırmak yerine, adaleti tesis etmek amacıyla kadına şiddeti, aile içi şiddeti önleyecek caydırıcılıkta kanunlar çıkarılmalıdır. Ama maalesef ki İstanbul Sözleşmesinin akabinde çıkan 6218 sayılı kanun; kadına şiddeti önleyici caydırıcılıkta olmayıp, erkeği kadına şiddete tahrik etmektedir. Çünkü kanun, kadına yapılan en önemli pozitif ayrımcılık olan kadının beyanının esas kabul edilmesiyle, direk olarak sorgusuz ve sualsiz erkeği suçlu ilan etmekte ve cezalandırmaktadır. Süresiz nafaka zulmü ve kadının beyanının hiçbir delil aranmaksızın esas kabul edilmesi kanun maddeleri iptal edilmelidir. Erkeğin kaderi, bir kadının iki dudağının arasına bırakılmamalıdır. Delil olmaksızın yargılamanın ne İslam’da yeri vardır, ne de Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesinde yeri vardır, ne de vicdanda yeri vardır. Erkeğin boşandıktan sonra kadına süresiz nafaka vermesi, akılla ve mantıkla bağdaşacak bir şey değildir ve erkeğe yapılan bir zulümdür. Belli şartlara göre boşandıktan sonra kadının bir süre eski eşinden nafaka alma hakkı elbette vardır. Ama erkeğin eski eşine ömür boyu nafaka vermesinin ne İslam da yeri vardır, ne de vicdanda yeri vardır. Kadın, kocası hakkında iftira attığı zaman adamcağızın savunma yapmasına bile fırsat verilmiyor. Direk olarak adama evden uzaklaştırma cezası uygulanıyor. Devlet, karı-koca arasındaki iletişim ile uzlaşma ortamını bu suretle iptal etmiş oluyor ve boşanmaları için, kadının bu boşanma sonrası süresiz olarak nafaka alması için gerekli yasal işlemleri devreye sokuyor. Halbuki karı-koca arasında her zaman anlaşmazlıklar olabilir, hatta şiddetli tartışmalar olabilir. Böyle bir durumda karı ve kocanın arasını bulmak, onları barıştırmak gerekir. Eğer boşanmalarını gerçekten gerektiren bir durum varsa da bunun için adil bir süreç yönetimi olmalıdır. Son çare boşanmak olmalıdır. Kadının iftira atıp atmadığı dahi belli olmadan, eşler arasındaki meselenin içeriği dahi belirsizken, kadının sözlerine hiç delil aramaksızın güvenip erkeğe zulüm etmek ne inanç bakımından ve ne de vicdan bakımından doğru bir iş değildir. Defaatle belirtiyorum ki Kadının beyanının esas kabul edilmesi, Birleşmiş Miller İnsan Hakları Sözleşmesine de aykırıdır. Kadının beyanının hiç delil aranmaksızın esas kabul edilmesi ile ilgili yazmış olduğum makaleyi gözden geçirebilirsiniz. Eşcinselliğin ve eşcinsel örgütlenmenin serbest olması, çok büyük bir faciadır. LGBT örgütünün ne derece sapkın, ne derece vatan haini, ne derece din düşmanı, ne derece karaktersiz bir topluluk olduğuna Müslüman Anadolu evlatları olarak şiddetle ve ibretle şahit oluyoruz. Yüreğimiz ise adeta kan ağlıyor. Bu toprakları din ve vatan uğruna kanlarıyla sulayan şehitlerimizin, atalarımızın kemikleri sızlıyor. Asırlarca Allah yolunda cihad eden ecdadımızın torunları Lut Kavmine özenmiş ve onlarla aynı sapkınlık içine düşmüş ‼️ O yüzden bu sapkınlığın ortadan kaldırılması için gerekli kanuni ve eylemsel adımların bir an evvel atılması elzemdir. İstanbul Sözleşmesi olarak anılan uluslararası hukuk anlaşmasının en önemli amaçlarından biriside Cinsiyet Eşitliği Projesidir. Nesillerimizin ahlakını, kültürünü, fıtratını bozmayı hedefleyen bu Cinsiyet Eşitliği Projesi de iptal edilmelidir. Cinsiyet Eşitliği Projesi, Kadın ve Erkek arasına uçurumlar koyuyor ve cinsiyet ırkçılığını amaçlıyor. Bunun yanında her türden cinsiyet yönelimini meşrulaştırmayı amaçlıyor. Yani bir kimse erkek olarak doğmuş olabilir ama o kendini kadın hissediyorsa kadındır. Ya da Bir kadın kendini erkek hissediyorsa o erkektir. Anlayışını hakim kılmayı amaçlamakta, bu yönde çocukların başta olmak üzere bütün bireylerin, Cinsiyet Eşitliği Eğitimi almaları sağlanmaya çalışılmaktadır. Bugüne kadar on binlerce öğrenci ve öğretmen, Cinsiyet Eşitliği Eğitimi almıştır. Sonra muhafazakar kesimin tepkisiyle eğitimler durdurulmuştur. Tabi sonrasını bilmiyorum. En son olarak ta CHP ’li Ekrem İmamoğlu ’nun başkanı olduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini yaygınlaştırmak maksadıyla, İBB personeline Toplumsal Cinsiyet Eşitliği eğitimi vermeye başlamıştır. Zinanın serbest olması, zinanın hiç olmadığı kadar yaygınlaşmasına ve normalleşmesine sebep olmuştur. Tabiri caizse kimin kiminle yattığı belli değildir ‼️ Bu tabirimden bütün namuslu insanları muaf tutuyorum ve bu tabirimden ancak yarası olanlar gocunmalıdır. Çeşitli rezalet haberlerini çok sık medya vasıtasıyla duymaktayız ve açıktır ki iş çığrın dan çıkmıştır. Zinanın bu şekilde yaygınlaşmasının maddi ve manevi olarak facialara sebep olduğu ve daha büyük facialara sebep olacağı açıktır. 16 yaşında bir kızın kendi rızasıyla zina etmesi bile suç değildir. Ama 18-19-20 yaşındaki bir delikanlı 18 yaşına girmemiş birisiyle evlenirse tecavüzcü hükmünde ceza almakta ve hapis yatmaktadır. On binlerce adam, zamanında eşi 18 yaşını doldurmadan evlendiği için hapistedir. Bu adamların eşleri ise çocuklarıyla birlikte mağdur ve muhtaç olarak beklemektedir. Bu durumda hem kadın, hem çocukları hem de adam mağduriyet yaşamaktadır. Bu da kadını, çocukları ve aileyi korumaktan bahsedenlerin yaptıkları büyük bir zulümdür ‼️ Zina tekrar suç sayılmalı, karısı 18 yaşına girmediği için evlenen ve bu sebepten hapiste yatanlara af çıkarılmalıdır. Nice katiller, hırsızlar ve hatta tecavüzcüler bile çeşitli gerekçelerle af kararıyla elini kolunu sallayarak dışarılarda gezerken, Allah’ın helal kıldığı şekilde evlenen erkeklerin hapislerde çürümesi, geride kalan eşlerinin ve çocuklarının ise cefa dolu hayat yaşamaya terkedilmesi zulmü ortadan kaldırılmalıdır. Sonuçta onlar evlenmişler yuvalarını kurmuşlar, çocukları olmuş… bunun üzerine kalkıp ta adamı hapse atmanın akılla ve mantık la da açıklaması yoktur. 3718 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile İstanbul Sözleşmesinin feshedilmesi ilk bakışta hepimiz için çok büyük bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak muhafazakar kesimin atladığı bir nokta var. İstanbul Sözleşmesi feshedildi ama, bu sözleşme kapsamında çıkarılan kanunların Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına aykırı olmadığı gerekçesi ile kanunlarda herhangi bir değişiklik yapılmayacağı kararı da alındı. Yani 6218 Sayılı Kanun yürürlükte kalmaya devam edecek, kadının beyanının hiç delil aranmaksızın delil kabul edilmesi devam edecek, süresiz nafaka zulmü devam edecek, eşcinsel ve eşcinsel örgütlenme hakkı devam edecek, zina suç olmamaya devam edecek, 18 yaş altı evlenip yuva kurduğu için erkekler hapse girmeye devam edecek, Toplumsal Cinsiyet eşitliği Projesi devam edecek… Bu kanunlarda kaldırılmadığı, projelerde iptal edilmediği sürece; ben hiçbir şey düzeltildi diyemem. AKP Hükümeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan hatalarından döndüler diyemem. Ben şu an İstanbul Sözleşmesinin kaldırılmasını, muhafazakar kesimin gazının alınması olarak değerlendiriyorum. Bu değerlendirmemde ise haklı olduğumu düşünüyorum. Ne zamanki yukarıda kısaca değindiğimiz kanunlar ve projeler iptal edilir o zaman AKP Hükümeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan hatalarından döndüler derim. Yine de olaya iyi yanından bakabiliriz. Bugün en azından İstanbul Sözleşmesi fesh edilerek, mevcut kanunların devam etmesi için bir gerekçe kalmamıştır. Eğer bu yönde Müslüman Anadolu evlatları olarak haklı eleştirilerimize ve taleplerimize devam edersek, yavaş yavaşta olsa bu kanunlarında, projelerinde birer birer iptal edileceğine inanıyorum. Bu ülkede Müslüman kesimler kitlelere ulaşma konusunda aslında çok güçlü bir potansiyele sahipler ama bu potansiyellerin hakkıyla idrakinde değiller. Müslümanların bu konularda organik bir ittifakla sıkı lobi faaliyetleri yapmaları elzemdir ‼️

Çelebi Güzelce 313 🇹🇷 💙💛🏹

136,957 görüntüleme • 2 yıl önce

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimlerine ilişkin açıklamalarından… ▪ 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerini, demokrasimize yakışır bir olgunlukla hamdolsun, tamamladık. ▪ Milletin kararının, hiçbir baskıyla, dayatmayla, yönlendirmeyle karşılaşmadan sandıkta tebarüz etmesi, demokrasimiz için başlı başına büyük bir kazançtır. ▪ 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde de Türk Milleti, yine sandığı vesile kılarak mesajlarını siyasetçilere ulaştırmıştır. Sonuçlardan bağımsız olarak bu seçimin galibi öncelikle demokrasimizdir, milli iradedir, hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun 85 milyonun tamamıdır. ▪ Seçim maratonunda kazanan; adaylardan önce Türkiye olmuş, milletimiz olmuş, uğruna ağır bedeller ödediğimiz demokrasimiz olmuştur. Bugün, AK Partiye ve Cumhur İttifakına oy verenlerle birlikte, demokratik haklarını kullanarak sandığın gücüne güç katan herkes kazanmıştır. ▪ Buradan, siyasi parti fark etmeksizin iradesini serbestçe sandığa yansıtan tüm vatandaşlarıma içtenlikle teşekkür ediyorum. ▪ 31 Mart seçimleri, son 22 yılda girdiğimiz 18’inci sandık imtihanımız oldu. Hep başardık, başararak geldik. Evelallah bundan sonra da başararak yola revan olacağız. Ben sizlere inanıyorum ve bu yolda sizlerle inşallah bizler kazanarak yine devam edeceğiz. ▪ 14-28 Mayıs seçimlerindeki zaferimizden 9 ay sonra maalesef yerel seçim imtihanından istediğimiz, umduğumuz neticeyi alamadık. ▪ AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, daha öncekiler gibi, bu seçim sınavına da yoğun bir şekilde hazırlandık. Seçim takvimi işlemeye başladığı günden itibaren AK Parti kadroları gece gündüz demeden sahadaydı. Teşkilat mensuplarımız, İttifak ortaklarımız uyum içerisinde olağanüstü bir özveriyle çalıştı, koşturdu, emek verdi. ▪ Buradan bizi muhabbetle bağrına basan tüm illerimize teşekkür ediyorum. Genel merkezimizden il başkanlıklarına; ilçe başkanlıklarından belde, mahalle, köy temsilciliklerine; son dakikaya kadar nöbet yerlerini terk etmeyen sandık görevlilerimizin her birini ayrı ayrı tebrik ediyorum. ▪ Cumhur İttifakında beraber hareket ettiğimiz Milliyetçi Hareket Partisi’nin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye, tüm Milliyetçi Hareket Partili kardeşlerime aynı şekilde şükranlarımı sunuyorum. ▪ Biz, siyasi hayatımız boyunca milletle yol yürümüş, milletin çizdiği istikametten ayrılmamış bir kadroyuz. Bugüne kadar hep sağduyunun, sabrın ve vakarın yanında olduk. Her zaman demokrasinin, milli iradenin, sandığın tarafında yer aldık. ▪ Bugün de aynı sorumluluk duygusuyla hareket ediyoruz. Milletin muazzez iradesinin üstünde hiçbir güç tanımıyoruz. Şimdiye kadar milletimizin takdirini baş tacı etmekten, tebrik etmekten, kabul etmekten, milletin iradesine boyun eğmekten geri durmadık. ▪ Bugün de milletimiz tarafından seçilen büyükşehir belediye başkanlarını, il, ilçe, belde belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini, il genel meclisi üyelerini, muhtarları ve azaları ayrı ayrı kutluyorum. ▪ Elbette her siyasi parti kendi bünyesinde seçim sonuçlarını analiz edecektir. Biz de partimizin organlarında 31 Mart seçimlerinin neticelerini açık yüreklilikle değerlendireceğiz, özeleştirimizi cesaretle yapacağız. ▪ Henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte sandık sonuçları bize ülkemiz genelinde mahalli idarelerde irtifa kaybı yaşadığımızı gösteriyor. Elbette yerel bazda yaşanan bu gerilemenin sebeplerini ayrıca masaya yatıracağız. Kaybettiğimiz, geriye düştüğümüz her yerde, sebepleri çok iyi tespit edecek ve gerekli müdahalelerde bulunacağız. ▪ Milletimizin teveccühüne mazhar olduğumuz yerlerde ise bu güveni boşa çıkarmamak için her zamankinden daha fazla çalışacağız. Ama hiçbir surette milletimizin kararına hürmetsizlik etmeyeceğiz. Milletle inatlaşmaktan, milli iradeye rağmen hareket etmekten, milletin takdirini sorgulamaktan bugüne kadar olduğu gibi yine uzak duracağız. ▪ Milletin sandıkta verdiği mesajları en isabetli, en objektif bir şekilde akıl ve vicdan terazimizde tartarak, gerekli adımları mutlaka atacağız. Bunun için önümüzde yaklaşık 4-5 yıllık bir süre var. Bu süre zarfında yanlışımızı düzelteceğiz. Eksiklerimizi muhakkak tamamlayacağız. Doğrularımızın sayısını artıracağız. ▪ Bir sonraki seçimlere kadar olan dönemi, her açıdan kendimizi yenilediğimiz, hatalarımızı telafi ettiğimiz kapsamlı bir muhasebe zeminine oturtacağız. ▪ Geçen sene bu zamanlar başlayan genel ve yerel seçim maratonu bugün artık tamamlanmıştır. Son bir yıldır ülkemizi, milletimizi ve ekonomimizi yoran seçim defterinin bugün itibarıyla kapanması bile büyük bir kazançtır. ▪ Türkiye’nin önünde hazine değerinde 4 yıldan fazla bir süre vardır. Bu zamanı hep birlikte çok iyi değerlendirmemiz önemlidir. Milletin ve ülkenin vaktini çalacak tartışmalarla bu dönemi heba edemeyiz. ▪ İktidardaki 21’inci yılını tamamlamış bir siyasi parti olarak, hem hükümette, hem de yerel yönetimlerde mesuliyetlerimizin farkındayız. ▪ Deprem bölgesinin yeniden ihyası ve ekonomideki sıkıntılarımızın giderilmesi başta olmak üzere ülkemizin acil meselelerine daha fazla eğileceğiz. ▪ Ekonomide yol haritamız olan Orta Vadeli Program ve 12’inci Kalkınma Planımızı bugüne kadar kararlılıkla uyguladık. Enflasyon başta olmak üzere uyguladığımız ekonomi programımızın olumlu sonuçlarını yılın ikinci yarısında görmeye başlayacağız. ▪ İş dünyamızdan bürokrasiye, esnafımızdan çiftçimize, tüccarımıza, işçimize, öğrencilerimize kadar herkes kendi asıl gündemine odaklanabilecekler. Başarılı operasyonlarımız sayesinde iyice köşeye sıkıştırdığımız bölücü terör örgütüne, ölümcül darbeyi mutlaka indireceğiz. ▪ Bir kez daha altını çizerek söylüyorum. Güney sınırlarımızın ötesinde bir “teröristan” kurulmasına izin vermeyeceğiz. ▪ 15 Temmuz darbe girişiminin faili FETÖ ihanet şebekesinin son kalıntılarını da temizlemekte kararlıyız. ▪ Seçim sürecinin geri plana ittiği konuları süratle gündemimize alarak, gerekli adımları hızlı bir şekilde atacağız. ▪ Türkiye’nin uluslararası rolünü; sözünün ağırlığını, küresel barışın tesisindeki anahtar konumunu güçlendirecek hamleleri devam ettireceğiz. ▪ Buradan bir kez daha milletimize ve tüm Türkiye’ye söz veriyoruz. 85 milyonun her bir ferdinin refahını, huzurunu, güvenliğini ve umutlarını artırmak için durmadan, dinlenmeden koşturacağız. Mazlumlara sahip çıkacak, ihtiyaç sahiplerinin imdadına koşacak, nerede bir zulüm varsa zalimlerin karşısında dimdik duracağız. ▪ Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da eser ve hizmet siyasetimizle farkımızı ortaya koyacağız. Milletimizin yetki verdiği yerlerde “gerçek belediyecilik” vizyonumuzu inşallah başarıyla hayata geçireceğiz. Milletimizin farklı tasarrufta bulunduğu yerlerde de çok daha güçlü bir şekilde gönülleri fethetmenin yollarını arayacağız. ▪ Son 21 yıldır nasıl reformlarımızla, icraatlarımızla, yatırımlarımızla, projelerimizle konuştuysak inşallah önümüzdeki 5 sene boyunca da bu çizgimizden sapmayacağız.

Fahrettin Altun

784,855 görüntüleme • 2 yıl önce

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI YAŞAR GÜLER, TUSAŞ YÖNETİM ZİRVESİ’NDE KONUŞTU Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Bakan Yardımcısı Şuay Alpay ile katıldığı Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) Yönetim Zirvesi’nde konuştu. “Dönüşümün Liderleri: Geleceği Yeniden Şekillendiriyoruz” temasıyla düzenlenen zirvede Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan ve TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu ile pek çok davetli yer aldı. Bakan Yaşar Güler konuşmasında şunları söyledi: PİLOTLAR GÜNÜ’NÜ KUTLUYORUM Türk savunma sanayinin öncü kuruluşlarından biri olan TUSAŞ’ımızın yönetim zirvesi münasebetiyle sizlerle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğumu özellikle belirtmek istiyorum. Sözlerimin başında, “26 Nisan Dünya Pilotlar Günü” vesilesiyle gök vatanımızın güvenliği, asil milletimizin huzuru için mesai mefhumu gözetmeden görev yapan başta kahraman pilotlarımız olmak üzere tüm pilotlarımızın “Pilotlar Günü”nü en içten duygularımla kutluyorum. BU ZİRVENİN YENİ BİR FARKINDALIK OLUŞTURACAĞINA İNANIYORUM “Dönüşümün Liderleri: Geleceği Yeniden Şekillendiriyoruz” temasıyla düzenlenen Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Yönetim Zirvesi’nin; sahip olduğumuz stratejik vizyon ile millî iradeyi içinde barındıran güçlü duruşumuzu bir kez daha ortaya koyacağına, ülkemizin yaşadığı teknolojik gelişim ile birlikte zihniyet dönüşümüne ilişkin yeni bir farkındalık oluşturacağına inanıyorum. Bu vesileyle düzenlenen zirvenin; ülkemize, asil milletimize ve TUSAŞ’ımıza hayırlı uğurlu olmasını ve geleceğimize ışık tutacak nice güzide fikirlere katkı sağlamasını diliyorum. Savunma ve güvenlik konusu, bireyler, toplumlar ve ülkeler için her zaman büyük önem arz etmiştir. Özellikle dünya savaşlarından ve soğuk savaş olarak adlandırılan dönemden sonra yaşanan çok boyutlu gelişmeler ile artan risk ve tehditler, günümüz güvenlik ortamını daha karmaşık ve kritik bir hâle getirmiştir. Böylesine hassas bir dönemde ulusal güvenlik konusu ile onun ayrılmaz parçası olan yerli ve millî savunma sanayinin önemi de her geçen gün daha fazla artmaktadır. Uzun yıllar savunma sanayinde büyük ölçüde tedarikçi olan Türkiye, hayal dahi edilemeyen büyük projeleri Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tam bağımsızlık ülküsüyle hayata geçirmiştir. Bu kapsamda atılan isabetli adımlar ve yapılan kapsamlı yatırımlarla ülkemiz, savunma sanayi alanında dünyanın önde gelen ülkelerinden biri hâline gelmiştir. Yaşadığımız bu değişim ve gelişim ülkemizin: - Yeni nesil harp konseptleri üreten bir strateji merkezine, - Ekonomi ve diplomasiyi maharetle meczeden küresel düzeyde sinerjik bir etki gücüne, - Nihayetinde bir üretim hattından, millî gururumuza ilham veren Türk mühendisliği gerçeğine dönüşümünün simgesi olmuştur. Zira gelinen aşamada şu net bir şekilde ortaya çıkmıştır ki teknoloji üretiminin en stratejik girdisi artık ham madde değil, insan kaynağıdır. Tam da bu yüzden, bu dönüşümün merkezinde teknoloji kadar vizyoner bir perspektif, genç akıl ve millî bir heyecan bulunmaktadır. SAVUNMA SANAYİMİZ, TERÖRLE MÜCADELEDE MÜSTESNA KATKILAR SAĞLADI Bugün ülkemiz insansız kara, deniz ve hava araçlarından helikopterlere, silah ve mühimmattan füzelere, hava savunma sistemlerinden elektronik harp sistemlerine kadar çok geniş bir yelpazede ihtiyacımız olan sistemleri kendi imkânlarımızla tasarlayıp geliştiriyor, hatta ihraç ediyor. Nitekim yerli ve millî savunma sanayimiz; en başta yurt içinde ve sınır ötesinde büyük bir başarı ile icra edilen terörle mücadele harekâtlarında ordumuza müstesna katkılar sağlamıştır. Personelimizin kahramanlığı ve savunma sanayimizin sağladığı teknolojik kabiliyetlerin bir araya gelmesiyle kahraman ordumuz, harekât sahasında büyük bir üstünlük sağlamış ve terör örgütüne ağır darbeler vurmuştur. Bugün PKK / PYD/YPG/SDG terör örgütünün hareket kabiliyetinin bitme noktasına getirilmesinde de bu durum açıkça görülmektedir. Savunma sanayimiz terörle mücadelenin yanında; - Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin kararlılıkla korunmasında, - Başta dost ve kardeşlerimizin haklı davalarına verilen destek olmak üzere birçok coğrafyada Türk Silahlı Kuvvetlerimizin üstlendiği görevleri başarıyla yerine getirmesinde yerli ve millî imkânlar ile üretilen savunma sanayi ürünlerimizin katkısı açıkça görülmektedir. Öyle ki; - Azerbaycan’dan Endonezya’ya, Katar’dan Polonya’ya kadar uzanan dünyanın hemen her coğrafyasında Türk savunma sanayi ürünleri hem etkin bir şekilde kullanılıyor hem de ortak projelerin bir parçası hâline geliyor. - Aynı şekilde NATO ve diğer platformlarda edindiğimiz tecrübeler sayesinde, standardizasyon ve entegrasyon yetkinliğimiz sürekli gelişiyor. - Öte yandan Avrupa ülkelerinin artan savunma yatırımı ve güvenlik kaygıları çerçevesinde tedarik zincirlerini çeşitlendirme ve dışa bağımlılığı azaltma yönündeki eğilimleri Türk firmalarına ortak üretim teknoloji transferi ve ihracat imkânı hususlarında zemin hazırlıyor. Bu sayede ülkemiz; ekonomik kazançla birlikte teknolojik ilerleme elde ederken, kurduğu diplomatik derin bağlarla dünya güvenlik mimarisi içinde yerini ve jeopolitik pozisyonunu da güçlendiriyor. Çok şükür ki dünya çapında talep gören gelişmiş silah sistemlerimizin kardeş, dost ve müttefik ülkelere ihracıyla Türk savunma sanayi uluslararası ekosistemin de başat tedarikçilerinden biri hâline gelmiştir. Savunma sanayinde ulaştığımız bu üstün seviye, bizler için bir gurur kaynağıdır. Elbette ki bu seviyeye gelmemizin ana aktörleri; Savunma Sanayii Başkanlığımız ile hemen her platformda en gelişmiş yerli ve millî ürünleri tasarlayıp üreten ve sürekli olarak kendilerini yenileri ile geliştiren birbirinden değerli firmalarımızdır. TUSAŞ EN KRİTİK PAYDAŞLARDAN OLDU Türkiye’nin bağımsızlığına katkı sunan savunma sanayimiz güçlü altyapısı, sürdürülebilir ekosistemi, kalifiye personeli, geniş istihdam olanakları ve büyük projeleri ile bölgesinde ve dünyada rol model durumundadır. Ülkemizin yükselen markası, tam bağımsızlık ülkümüzün lokomotifi, yerli-millî savunma sanayimizin güzide temsilcisi TUSAŞ’ımız da bu sürecin en kritik paydaşlarından biri olmuştur. Nitekim TUSAŞ’ımız, başta millî muharip uçağımız KAAN olmak üzere, Hürjet, Hürkuş, Aksungur ve Anka İHA’larımız gibi savunma sanayimizin gözbebeği birbirinden değerli sistemleri üretmektedir. Bu çabalarıyla TUSAŞ’ın; Aselsan, Roketsan, MKE ve Asfat’la birlikte dünyanın en iyi savunma sanayi şirketlerinin yer aldığı “Defence News Top 100” listesine girmesi bizleri gururlandırmıştır. Tüm bu başarılar göstermektedir ki artık Türk savunma sanayii, dünyadaki stratejik dengeleri etkileyen ve buna yön veren bir güç hâline gelmiştir. BU VİZYONUN ADI TÜRKİYE YÜZYILI’DIR Günümüz dünyasında dengeler; yaşanan jeopolitik gelişmeler ve teknolojik yenilikler nedeniyle sürekli değişiyor. Bu süreçte artan tehdit türleri ve konjonktürel paradigma bizlere sadece olup biteni izleyen değil, değişime hızlıca uyum sağlayan, hatta öncü bir şekilde yön veren bir duruş benimsememiz gerektiğini gösteriyor. Bunun bilincinde olarak benimsediğimiz vizyonun adı; Kaan’dır, Altay’dır, Kızılelma’dır, Göktürk’tür, Anka’dır, Siper’dir, Sungur’dur, Korkut’tur, Milgem’dir, Milden’dir. Esasen bu vizyonun adı Türkiye Yüzyılı’dır. Cumhuriyetimizin ikinci asrında bu kutlu hedeflerimize ulaşmak istiyorsak hayallerimizi ve buna bağlı olarak çabalarımızı en üst seviyede tutmak, kararlılıkla ve inançla yolumuza devam etmek zorundayız. İşte tam da bu yüzden ülkemizin teknoloji ve savunma sanayide kendini sürekli yenilemesi, kahraman ordumuzun değişen harp teknolojisine adapte olması ve bu süreci stratejik bir vizyonla yönetmesi hayati önem taşıyor. GELECEĞİN TEKNOLOJİLERİNİ ÖNGÖRMEK ÜLKEMİZİ BİR ADIM ÖNDE TUTACAKTIR Burada özellikle TUSAŞ’ımızın ana faaliyet sahası olan havacılık ve uzay sanayine dikkat çekmek isterim. Malumlarınız olduğu üzere içinde bulunduğumuz süreçte ülkelerin hava gücü, savunma kabiliyeti ve etkinliği açısından çarpan etkisi yaratan en önemli unsurlardan biridir. Hava üstünlüğünü sağlayan ülkeler; sadece muharebe sahasında değil aynı zamanda diplomasi masasında da söz sahibi olabilmektedirler. Nitekim Türk Hava Kuvvetlerimiz, köklü tarihi ve başarılarıyla gurur duyduğumuz bir geçmişe sahiptir. Bugün de Hava Kuvvetlerimizin sahip olduğu bu eşsiz mirası TUSAŞ gibi güzide kuruluşlarımızın öncülüğünde modern hava teknolojileri ve savunma sanayindeki yerli ve millî atılımlarımızla taçlandırıyoruz. Elbette ki katetmemiz gereken daha çok mesafeler olduğunun bilincindeyiz ve bu konuda proaktif bir anlayışla hareket ediyoruz. Bu alanda yaşanan baş döndürücü gelişmeler, bizlere çok açık bir mesaj veriyor: Günümüzün icap ettirdiği sistemleri üretirken geleceğin teknolojilerini öngörüp buna şimdiden vakıf olmak, ülkemizi daima bir adım önde tutacaktır. Bu çerçevede teknoloji alanındaki değişim ve dönüşüme ayak uydurmak, ilgili konseptlere yön vermek ve geleceğimizi buna göre en üst seviyede hazırlamak için derinlikli bir vizyona sahip olmalıyız. Başarının bir varış değil bir yolculuk olduğunun bilinciyle savunma sanayinde ulaştığımız bu seviyeyi, en yukarılara taşımak, yegâne hedefimizdir. Bu anlayışla, başta Savunma Sanayii Başkanlığımız olmak üzere tüm paydaşlarımızla tam bir uyum içerisinde, etkin, verimli ve iş birliğine dayalı olarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Güçlü bir Türkiye ve aydınlık bir gelecek için hep birlikte aynı vizyonla ve ideallerimize yürekten bir bağlılıkla daha çok çalışacağız. Bu konuda sarsılmaz bir irade ile gayret gösteren kamu ve vakıf kuruluşlarımıza, üniversitelerimize, firmalarımıza, üstün yeteneklere sahip ve yenilikçi girişimleri benimsemiş Türk mühendislerine, kısacası yerli ve millî tüm kaynaklarımıza inanıyor ve güveniyoruz. TUSAŞ’IN, ASİL MİLLETİMİZİN GURURU OLMAYA DEVAM EDECEĞİNE EMİNİM İfade etmiş olduğum bu hususlar doğrultusunda tüm savunma sanayi paydaşlarımız gibi TUSAŞ’ımızın birbirinden değerli personelinin de bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da elde edeceği başarılarla asil milletimizin gururu olmaya devam edeceğine eminim. Savunma sanayimizin tüm seçkin mensuplarının her zaman yanındayız ve yanında olmaya devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle bu zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen, katkıda bulunan tüm paydaşlara teşekkür ediyor, zirvenin bir kez daha hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sözlerime son verirken, ülkemizin geleceğini yeniden şekillendirme yolculuğunda katkı sunan tüm kurum ve kuruluşlarımıza, mühendislerimize, girişimcilerimize ve liderlerimize şükranlarımı sunuyor, çalışmalarında üstün başarılar diliyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

39,103 görüntüleme • 1 yıl önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bakırköy'deki Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Hava Harp Okulu Diploma Alma ve Sancak Devir Teslim Töreni'nde mezun olan teğmenlerimize seslendi. 14'ü misafir ülkelerden olmak üzere 198 öğrencinin mezuniyet sevinci yaşadığı törendeki konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, bu ay başta Zafer Bayramı olmak üzere askerî başarıları kutlarken, diğer taraftan Harp Okullarının diploma ve sancak devir törenlerini gerçekleştirdiklerini söyledi. Zaferlerin coşkusuna teğmenlerin mezuniyet sevincini ekleyerek hep birlikte çok farklı bir atmosferi teneffüs ettiklerini belirten Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Tabii bir mutluluğum var, onu söylemek durumundayım. Gerek Kara Harp Okulu mezuniyet töreninde gerek Deniz Harp Okulu mezuniyet töreninde gerekse Hava Harp Okulu mezuniyet töreninde birincilikleri kızlarımız aldı. Bu tabii bizim için ayrı bir şeref nişanesi. Demek ki kızlarımız başarır, başarılı olmanın ötesinde özellikle de asker olarak başarır." dedi. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, geçen hafta Ahlat'ta olduğunu hatırlatarak, "Anadolu'nun tapu senedi olan Ahlat'ta hem gençlerimizle kucaklaştık hem de çok kritik mesajlar içeren önemli bir birliktelik fotoğrafı verdik. Devlet-millet bir olduğumuzu, teröre ve bölücü emellere karşı tek yürek, tek bilek olduğumuzu Ahlat'ta çok net biçimde ortaya koyduk. Ertesi gün Malazgirt zaferimizin 953'üncü seneidevriyesini, her yaştan, her kökenden binlerce vatandaşımızın katılımıyla gururla idrak ettik. Sultan Alparslan'ın ve kahraman ordusunun bize emaneti olan toprakları ebedi vatanımız olarak koruyacağımızı orada bir kez daha ilan ettik." değerlendirmesinde bulundu. 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kutladıklarına vurgu yapan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Milletin evinde dualarla, marşlarla yine büyük bir coşkuyla kutladık. Dün Kara Harp Okulumuzun hem mezuniyet sevincini paylaştık hem de inşası tamamlanan yaklaşık 1500 kişi kapasiteli camimizi ibadete açtık. Bugün önce Deniz Harp Okulumuzda bahriyelilerimize diplomalarını takdim ettik, şimdi de sizlerin mezuniyet heyecanına ortak oluyoruz." diye konuştu. Diplomalarını alan teğmenleri tebrik eden ve "Hudutsuz göklerin pervasız kartallarına görev yerlerinde Rabbimden üstün başarılar diliyorum." ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, teğmenlerin yetişmesine vesile olan aileleri, komutanları ve hocaları kutladı. ORDUMUZU HER ALANDA DAHA DA GÜÇLENDİRDİK SUTASAK mezunları da dahil edildiğinde okulun toplam mezun sayısının 1462'ye ulaştığını kaydeden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Sadece 8 yıl gibi kısa sürede geldiğimiz bu noktayı çok önemsiyoruz. Dün de ifade ettim, bugün tekrar vurgulamak istiyorum. Türk Silahlı Kuvvetleri, bir ordunun karşılaşacağı en ağır imtihanlardan birini, olabilecek en az hasarla atlatmayı başarmıştır. Yaklaşık 40 yıl boyunca habis bir ur gibi büyüyen FETÖ ihanet çetesini söküp atmakla kalmadık, ordumuzu her alanda daha da güçlendirdik." dedi. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, gerçekleştirilen terörle mücadele faaliyetlerine işaret ederek, ''15 Temmuz başarısız darbe girişiminden yalnızca 40 gün sonra Fırat Kalkanı harekâtını yapmak suretiyle devletimizin tökezlemesini, zayıflamasını, sendelemesini bekleyenlere çok önemli mesajlar verdik. Ardından Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Bahar Kalkanı harekâtlarıyla Suriye'nin kuzeyinde yuvalanan terör örgütlerine ölümcül darbeler indirdik. Gabar'da bu darbeyi vurduk, Tendürek'te bu darbeyi vurduk, Bestler Deresi'nde bu darbeyi vurduk ve terör örgütleri kaçacak delik arıyorlar ama bulamayacaklar." diye konuştu. Libya'da darbeciler karşısında meşru hükümete verilen destekle Libya halkının daha büyük acılar yaşamasının önüne geçtiklerini belirten Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Somali'den Katar'a kadar ihtiyaç duyulan her yerde dost ve kardeşlerimizle dayanışma hâlindeyiz. Son 2 yıldır da Pençe harekâtlarımızla Irak'ın kuzeyindeki terör bataklığını kurutmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı. Azerbaycan Karabağ'da da Azeri kardeşleriyle düşman güçlerini tamamıyla yok ettiklerini anımsatan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "İnşallah çok yakında buradaki hedeflerimize de ulaşacağız. Kilidi kapatacak, bölücü alçakları milletimiz ve Iraklı kardeşlerimiz için bir tehdit kaynağı olmaktan mutlaka çıkaracağız. Şunu çok açık söylemek isterim. 15 Temmuz vari bir ihanetin ardından dünyadaki hiçbir devlet Türkiye'nin yaptığını yapamazdı. Türk Silahlı Kuvvetleri dışında dünyadaki hiçbir ordu, çok kısa sürede sınırları ötesinde böyle bir başarıya imza atamazdı." dedi. FETÖ ihanetinin Silahlı Kuvvetlerin bünyesinde açtığı yaraları sarmanın yanında, ordunun gücüne güç, itibarına da itibar kattıklarını kaydeden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Elbette mücadelemiz henüz bitmiş değil. Gardımızı indirmememiz gerektiğinin bilincindeyiz. Rehavete kapılma gibi bir lüksümüz asla bulunmuyor. Çok daha iyi seviyelere geleceğimize yürekten inanıyoruz." dedi. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, ''Ya zafer ya şehadet'' diyerek ölüme meydan okuyan aziz şehitleri rahmetle yâd edip kahraman gazilere şükranlarını sundu. Türkiye Yüzyılı'nın inşası için emek veren, ter döken herkese teşekkür eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Çelikten kanatlarıyla gurur kaynağımız olan havacılarımız, aynı zamanda Gök Vatan'ın savunmasında da çok kritik roller üstlenmektedir. Terörle mücadele başta olmak üzere ülkemizin güvenliğine dair tehditlerin bertaraf edilmesinde de Hava Kuvvetlerimiz büyük sorumluluklar alıyor. 'İstikbal göklerdedir.' düsturuyla Hava Kuvvetlerimizi her alanda güçlendirmenin çabasındayız. İnsansız hava araçlarında yakaladığımız ivme sadece dost ve kardeş halklar tarafından değil tüm dünyada gıptayla takip ediliyor. Biliyorsunuz bu alanda dünyanın ilk üç-dört ülkesinden biriyiz." diye konuştu. BÖLÜCÜ TERÖR ÖRGÜTÜ ELEBAŞLARINI KIRMIZI HALILARLA KARŞILAMAKTAN ÇEKİNMEDİLER Avrupa'dan Asya'ya, Afrika'dan Orta Doğu'ya 50'yi aşkın ülkede Türk şirketlerin ürettiği Türk SİHA'larının kullanıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Testleri devam eden Kızılelma ve ANKA-3'ün devreye girmesiyle birlikte bu alanda artık yeni bir ligin oyuncusu olacağız. Millî muharip uçağımız KAAN hepimizi heyecanlandıran projelerimizin en başında geliyor. Bir taraftan 5. nesil savaş uçağımızı geliştirirken, eş zamanlı olarak da F-16'larımızı modernize ediyoruz. ATAK helikopterlerimizi terörle mücadelede çok etkin şekilde kullanıyoruz. Çok amaçlı helikopterimiz GÖKBEY ve eğitim uçağımız HÜRJET'le de önemli bir ihtiyacımızı karşılayacağız. EFES-2024 Tatbikatı'nda HÜRJET ve GÖKBEY başta olmak üzere birçok sistemimiz ilk defa görev aldı. Sistemler sistemi olarak geliştireceğimiz 'Çelik Kubbe' projemizi inşallah tüm unsurlarıyla hayata geçireceğiz. Birilerinin Demir Kubbesi varsa bizim de Çelik Kubbemiz olacak. Çelik Kubbe, katmanlı hava savunma sistemlerimiz ile tüm algılayıcı ve silahlarımızın birbirleriyle entegre çalışmasını sağlayacak. Füzelerden hava savunma sistemlerine kadar, vatan savunmasında Hava Kuvvetlerimiz neye ihtiyaç duyuyorsa, hiç tereddüt etmeden onu üretmenin, geliştirmenin veya tedarik etmenin gayretindeyiz." Bölgede yaşanan gelişmelerin son 22 yıldır savunma sanayinde atılan adımların önemini tekrar hatırlattığını kaydeden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Şu gerçeği akıl ve basiret sahibi herkes çok rahat görebiliyor. Türkiye kendi göbeğini kendi kesmek zorunda olan bir ülkedir. Üyesi olduğumuz ittifakların ihtiyaç durumunda nasıl davrandıklarını Suriye krizinde bizzat gördük. Bir-iki ülke dışında, patriot bataryası göndermekten bile imtina ettiler. PKK'nın Suriye uzantısına açıkça destek vermekten, bölücü terör örgütü elebaşlarını kırmızı halılarla karşılamaktan çekinmediler. Savunma sanayi alanında maruz bırakıldığımız gizli-açık ambargoları, ihracat kısıtlamalarını burada saymıyorum." diye konuştu. Kıbrıs Barış Harekâtı'ndan, son yıllarda terör örgütlerine yönelik sınır ötesi operasyonlara, hep aynı engellerle karşılaştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Hep ikircikli tutumlar... Allah korusun, yarın ülkemizin başına bir sıkıntı gelse, yine aynı durumla karşılaşmamız kuvvetle muhtemeldir. Dolayısıyla devlet olarak ne yapıyorsak, geçmişteki bu acı tecrübelerin ışığında yapıyoruz. Kendi bileğimiz, kendi yeteneklerimiz, kendi gücümüz dışında kimseye bel bağlamıyoruz. Zor günlerimizde daima yanımızda bulduğumuz kardeşlerimiz dışında, sadece milletimize güveniyoruz, kendi insan kaynağımıza güveniyoruz. Bundan sonra da aynı şekilde yolumuza devam edeceğiz. Bizimle yol yürümek isteyenlere elbette sırtımızı dönmeyeceğiz ama tüm yumurtalarımızı tek sepete koyma yanlışına da düşmeyeceğiz." dedi. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, teğmenlerin, Hava Harp Okulunda son derece modern, kaliteli, çok yönlü bir eğitim aldıklarını, eğitim hayatlarında edindikleri niteliklerin ve değerlerin üstlenecekleri bütün görevlerde kendilerinin pusulası olacağını belirterek, orduyu çok daha ileri seviyelere taşıyacaklarına yürekten inandığını söyledi. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, mezun öğrencilerin, kendilerinden önceki mezunların tecrübelerinden istifade ederek Türkiye'nin aydınlık yarınları için çalışacaklarından şüphesi olmadığını ifade etti. "Meslek hayatınızın farklı kademelerinde, vatanımızın farklı köşelerinde görev yaparken şu hususları lütfen unutmayınız." diyen Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şöyle devam etti: "Sizler bu milletin, bu ülkenin göz bebeği olan bir kurumun mensuplarısınız. Üzerinizdeki emanetin ne derece şerefli olduğunu sizler zaten çok iyi biliyorsunuz. Kendinizi geliştirmeye lütfen devam edin. Milletimizin size duyduğu güveni lütfen boşa çıkarmayın. Hukuktan, demokrasiden, millî iradenin egemenliğinden asla sapmayın. Milletimizi ayakta tutan inanç ve medeniyet değerlerimize sıkı sıkıya sahip çıkın. Milletimizin cumhurbaşkanı, devletimizin başı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başkomutanı olarak siz genç teğmenlerimize sonuna kadar güveniyorum. Tüm ailenize inanıyorum ki layık olacaksınız. Zira aileleriniz sizleri bu harp okullarına gönderirken çok büyük bir inançla, idrakle gönderdiler. Sizlerin de ailelerinize aynı şekilde layık olacağınıza inanıyorum. Rabbim yar ve yardımcınız olsun diyorum." Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, törenin ardından açılışını yapacakları Hava Harp Okulu Camisi'nin hayırlara vesile olması temennisinde bulunarak, "Geçen sene Deniz Harp Okulu Camimizi açmıştık. Dün de Kara Harp Okulumuzda inşa edilen camiyi hizmete verdik. Milli Savunma Üniversitesindeki diğer okul yerleşkelerimizde ise 7 cami inşaatımız sürüyor. Bunları da Allah nasip ederse 2025 baharına bitirmeyi arzu ediyoruz. Heybeliada Bahriye Mektebi Camisi bizim için ayrıca önemli. Geride hiçbir iz kalmayan bu güzide eseri aslına uygun olarak yeniden yapıyoruz. Bugün hizmete girecek Hava Harp Okulu Camimizle bir eksiği gidermenin bahtiyarlığını yaşıyoruz. Emeği geçenleri, katkısı bulunanları canıgönülden tebrik ediyor, Rabbim gök kubbemizden Ezan-ı Muhammedi'leri eksik etmesin diyorum." ifadelerini kullandı. Mezun olan öğrencileri tebrik eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, misafir öğrencilere de ülkelerinde yapacakları görevlerde başarılar diledi. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

93,654 görüntüleme • 1 yıl önce

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Millî Savunma Üniversitesinde gerçekleşen 14'üncü Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi ile Kuvvet Harp Enstitüleri 7'nci Dönem Komuta ve Kurmay Eğitimi Mezuniyet Töreni'ne teşrif ederek bir konuşma yaptı. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in de beraberinde TSK Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcıları ile katıldığı törende konuşan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Kurmaylık Eğitimlerini başarıyla tamamlayan subayları tebrik etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, bugün 80'i dost ve kardeş ülkelerden gelen askerî misafir personel olmak üzere toplam 241 subayın mezuniyet heyecanına şahitlik ettiklerini kaydederek 14'üncü Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi ile 7'nci Dönem Kuvvet Harp Enstitüleri Komuta ve Kurmay Eğitimlerini alınlarının akıyla nihayete erdiren her bir subayı yürekten tebrik etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Ordumuzun farklı kademelerinde kurmay unvanıyla üstlenecekleri yeni vazifelerinde kendilerine şimdiden başarılar diliyorum. Peygamber ocağı olarak gördüğümüz silahlı kuvvetlerimizin istisnasız her bir ferdi milletimizin göz bebeği, umudu, kıvanç kaynağı ve iftihar beratıdır. Rabb'im sizleri her türlü tehlikeden, beladan, musibetten korusun, yolunuzu da bahtınızı da açık eylesin diyorum." ifadelerini kullandı. HER İHTİYACINDA ÜNİVERSİTEMİZİN YANINDA OLDUK Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan; Azerbaycan, Bosna Hersek, Endonezya, Gambiya, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs, Kuzey Makedonya, Mali, Moğolistan, Pakistan, Somali, Suudi Arabistan ve Ürdün'den gelerek burada eğitim alan misafir subayları da yürekten tebrik ettiğini belirtti. Sahip oldukları mesleki donanımı, yüksek bir vazife şuuruyla perçinleyen subayları eğiten komutanlara ve hocalara da milleti adına teşekkür eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, emekleri ve gayretleri için takdirlerini iletti. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, 2016'da kurdukları Millî Savunma Üniversitesinin kendi alanında dünyanın önde gelen eğitim kurumlarından biri olma özelliğini sürdürdüğünü belirterek "Silahlı Kuvvetlerimizin geleceğini şekillendirecek, savunma stratejimize yön verecek, kahraman ordumuzu daha ileri noktalara taşıyacak kurmay kadrolarımız bu ocakta yetişiyor. Üniversitemiz bilhassa güvenlik, strateji ve savunma gibi disiplinlerde yüksek düzeyli eğitim, yayın ve araştırma faaliyetleriyle askerî çalışmalar noktasında dünya çapında ses getiren işlere imza atıyor. Üstlendiği misyon ve sahip olduğu vizyonla sivil asker iş birliğine çok kıymetli katkılar yapan üniversitemiz, başarı çıtasını her geçen gün daha yükseğe taşıyor." değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bünyesindeki harp enstitüleri, harp okulları ve meslek yüksek okulları ile ordumuza bilgili, ahlaklı, vatanına, milletine, millî iradeye bağlı subay ve astsubaylar kazandıran üniversitemize Sayın Rektör ve yöneticilerimize, üniversitemizin sivil asker eğitimci kadrosuna teşekkür ediyorum. Kuruluşundan itibaren Millî Savunma Üniversitemize daima destek verdik. Her ihtiyacında üniversitemizin yanında olduk. İnşallah bundan sonra da tüm imkânlarımızla bu güzide kurumun yanında olmaya devam edeceğiz. Değerli arkadaşlarım şu hakikati burada evvel emirde ifade etmek durumundayım. İkinci Cihan Harbi'nden sonra tesis edilen uluslararası sistemin askerî, siyasi ve iktisadi kırılmalar yaşadığı zorlu bir dönemden geçiyoruz. Ticaret, teknoloji, enerji ve kültür savaşları, askerî ve siyasi rekabetin dozunu günden güne artırıyor." KÜRESEL PLANDA ADINDAN SÖZ ETTİREN ÜLKELER ARASINDAYIZ Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan; yapay zeka, insansız teknolojiler, yarı iletkenler ve nadir toprak elementleri gibi yeni değişkenlerin, konvansiyonel stratejilerin dönüşümünü de zaruri hâle getirdiğini söyledi. Geçmişin siper savaşlarının yerini bugün artık siber savaşlarını aldığını ifade eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, hem bölgede hem dünyada yeni denklemler kurulurken jeopolitik dinamiklerin de büyük oranda değişim ve dönüşüme uğradığını belirtti. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, post liberal dönem olarak da adlandırılan bu yeni gerçeklikte, Türkiye'nin güçlü bir şekilde var olması ve yeni sistemde kutup başı olarak yerini alması için ellerinden gelen her türlü çabayı gösterdiklerini vurgulayarak şunları söyledi: "Bilhassa yerli ve millî yüksek teknoloji yatırımlarımızla, savunma sanayisindeki hamlelerimizle küresel planda adından söz ettiren ülkeler arasındayız. Millî Savunma Üniversitemiz burada da hayati sorumluluk üstlenmektedir. Bir yandan ülkemizin caydırıcı gücünü oluşturan kahraman askerlerimizi yetiştirirken diğer yandan stratejik imkân ve kabiliyetlerimizin tekâmülü noktasında önemli adımlar atıyoruz. Buradan yetişen vatan evlatları bölgemizde ve dünyanın farklı ülkelerinde üstlendiği misyonlarla, küresel barış ve güvenliğin tesisine çok mühim katkılar yapıyor. Bu vesileyle tüm komutanlarımıza, tüm hocalarımıza, milletimizin istiklal ve istikbali, devletimizin bekası için fedakârca görev yapan tüm askerlerimize ve elbette Türk Silahlı Kuvvetlerimizin komuta kademesine bir kez daha tebriklerimi iletiyorum." SAVAŞ HUKUKUNUN, SAVAŞ AHLAKININ TEMEL İLKELERİNE HER ŞARTTA RİAYET ETTİK Mezuniyet töreninin yanı sıra bugün Millî Savunma Üniversitesi ve bağlı birimlerinde yapımı tamamlanan 6 yeni caminin ibadete açıldığını anımsatan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, rektörlük camisiyle birlikte açılışı yapılan diğer camilerin de üniversiteye hayırlı olması temennisinde bulundu. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, geçmişi şanla, şerefle, sayısız zaferlerle dolu bir ordu millet olarak, tıpkı diğer alanlar gibi dünya askerî müktesebatına da çok önemli katkılarda bulunulduğuna dikkati çekerek şöyle devam etti: "Kurmaylık zekamızı yalnızca harp sahalarında değil, cephe gerisindeki çalışmalarımızda da dost, düşman herkese gösterdik. Tarih boyunca atalarımız, bir yandan yeryüzünde iyiliği, adaleti, huzur ve emniyeti hakim kılmak için çabalarken diğer yandan dünya tarihine geçen önemli başarılara imza attılar. Savaş hukukunun, savaş ahlakının temel ilkelerine her şartta riayet ettik. Bu noktadaki hassasiyetimizi her seferinde vurguladık. Akıncılarımızın 'Allah Allah' nidaları cenk meydanlarından hiç eksik olmadı. Sayıca bizden katbekat nice orduyla karşı karşıya geldik. Ancak tarihimizin hiçbir döneminde en kanlı muharebe koşullarında dahi kadınlara çocuklara, yaşlılara, masum ve sivillere dokunmadık." Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Farklı kıtalara nizam veren idari ve siyasi teşkilatlanma kabiliyetimizi askerî taktik ve stratejilerimizle besledik, zenginleştirdik. İlk düzenli ve disiplinli ordumuzu bundan tam 2 bin 234 yıl evvel milattan önce 209'da kurduk. Modern ordularla uygulanan 10'lu sistemi dünya askerî literatürüne 2 bin yıl önce biz hediye ettik. Alplerimizle, erenlerimizle, gazilerimizle, fetih ve gaza ruhunu gönül coğrafyamızın dört bir yanına yayarken istimalet anlayışımızla aynı zamanda kalpleri de fethettik. Bugün sert ve yumuşak gücün mükemmel terkibini ifade eden akil güç, ecdadımız tarafından istimalet politikası olarak yıllarca uygulandı. Sultan Fatih'in liderliğinde 1453'te topları etkin bir şekilde kullanarak yalnızca İstanbul'u fethetmekle kalmadık, aynı zamanda savaş konseptini de baştan aşağı değiştirdik. Lojistik yapılanmadan sefer planlamasına, haritacılıktan haber alma operasyonlarına harp sahasına yeni bir ufuk kazandırdık." BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’Yİ İNŞA ETMEK BİZİM EN TEMEL VAZİFEMİZDİR Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, muharip unsurların sevk ve idaresinde, taktik ve manevra kabiliyetinin geliştirilmesinde dünyada eşi benzeri olmayan yeniliklere imza atıldığını dile getirerek şöyle konuştu: "Bakınız şu örneği özellikle sizlerle paylaşmak istiyorum; Hadimü'l Harameyn-i Şerifeyn Yavuz Sultan Selim Han, Mısır seferi sırasında geçilmez denilen Sina Çölü'nü sadece 13 günde geçti. Kendisinden üç asır sonra Napolyon ordularının dahi geçemediği bu çölü üstün bir askerî zekayla, tasarladığı ikmal ve su tedarik sistemiyle neredeyse hiçbir zayiat vermeden aşmayı başarmıştır. Aynı şekilde Malazgirt Savaşı'nda Sultan Alparslan Türk askerî dehasının bir başka örneği olan hilal taktiğini son derece başarılı şekilde uygulayarak Anadolu'nun kapılarını ardına kadar açmıştır. Hayat ve haysiyetimiz için çarpıştığımız yedi düvele meydan okuduğumuz İstiklal Mücadelesi de hiç şüphesiz milletimizin iman ve cesaretinin yanı sıra subaylarımızın feraset ve dehasıyla zafere ulaşmıştır." Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, bu zaferlerden birinin de 26 Ağustos 1922'de Gazi Mustafa Kemal'in büyük taarruzla başlayan ve 30 Ağustos'ta Başkomutan Meydan Muharebesi'yle taçlanan harekâtı olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: "Subaylarımızı 'ordunun ruhu' olarak tanımlayan Gazi Mustafa Kemal, bu harekâta ilişkin şu değerlendirmeyi yapmıştır: 'Her safhasıyla düşünülmüş, hazırlanmış, idare edilmiş ve zaferle sonuçlandırılmış olan bu harekât; Türk ordusunun, Türk subay ve komuta heyetinin yüksek kudret ve kahramanlığını tarihe bir kere daha geçiren muazzam bir eserdir.' Her sayfasını zaferle, erdemle hakkaniyetle süslediğimiz köklü tarihimiz, askerî deha ve kabiliyet anlamında daha nice başarılarla doludur. Şehit ve gazilerimizden emanet aldığımız bu toprakları çok daha güçlü bir şekilde geleceğe taşımak büyük ve güçlü Türkiye'yi inşa etmek bizim en temel vazifemizdir. Çalışmalarımızı şanlı mazimizden aldığımız güç ve cesaretle milletimize duyduğumuz sarsılmaz güvenle işte bu istikamette sürdürüyoruz." BUGÜNÜN SAVAŞ KONSEPTİNİ DE YİNE BİZ BELİRLİYORUZ Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "İHA'larımızla, SİHA'larımızla, son teknoloji ürünü kara, hava, deniz ve haberleşme araçlarımızla bugünün savaş konseptini de yine biz belirliyoruz. Diğer taraftan iç cephemizi de tahkim ediyor; birliğimizi, dirliğimizi, kavlimizi güçlendirmek için tarihî nitelikte adımlar atıyoruz. Bu adımlarla 'Terörsüz Türkiye' ve terörsüz bölge hedeflerimize doğru kararlı, ümitli ve dikkatli bir şekilde ilerliyoruz. Bu menzile vardığımızda inşallah çok daha güçlü, çok daha müessir, çok daha muteber bir Türkiye'yi hep birlikte hayata geçirmiş olacağız." ifadelerini kullandı. Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin "Söz tirendazın çektiği oka benzer." sözünü anımsatan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Tüm dünya bilsin ki bizim birlik ve kardeşliğimiz de gerilmiş bir yay gibidir. Bu yaydan çıkan her ok, milletimizin bekasına kasteden düşman her kimse ona yönelmiştir. Okun er ya da geç hedefi tam isabetle vuracağına, kirli kuşatmaları yarıp geçeceğine, Allah'ın izniyle emperyalist planları yırtıp atacağına biz tüm kalbimizle inanıyoruz. Bundan hiçbir şüphe duymuyoruz." diye konuştu. ZÜMRÜDÜANKA GİBİ HER SEFERİNDE KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞDUK Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan; tüm dost, kardeş ve soydaşlarına seslendiğini belirterek şöyle devam etti: "Gazze ve Suriye başta olmak üzere bölgemizdeki kardeşlerimizin yaşadığı ağır imtihanlar kimseyi endişeye sevk etmesin. Coğrafyamızı kana, katliama, vahşete ve gözyaşına boğmak isteyenlerin pervasızlıkları kimseyi karamsarlığa sürüklemesin. Bin yıldır yaşadığımız bu topraklarda biz nice imtihanlarla karşılaştık, nice badireler atlattık, nice musibetlere göğüs gerdik. İçeriden ve dışarıdan nice ihanete muhatap olduk. Hepsinin de üstesinden gelmeyi hamdolsun başardık. Zümrüdüanka gibi her seferinde küllerinden yeniden doğduk. Zalimler karşısında diz çökmedik, müstevliler karşısında boyun eğmedik, zorbalar karşısında teslim olmadık. Can verdik, canımızdan aziz bildiklerimizi kara toprağa verdik fakat istiklal ve istikbal sevdamızdan asla taviz vermedik." Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Türk milletinin mücadele azmine işaret ederek "Bize ömür biçenler oldu. Bize kefen biçenler oldu. 'Hasta adam.' dediler, 'Bu sefer tamam.' dediler. 'Türkler yok olacak, esir olacak.' dediler. Her defasında Türk'ün sarsılmaz imanına ve çelikten iradesine çarptılar. Her defasında Türk milletinin mücadele azmi, sabrı, cesareti karşısında kaybettiler. Bize ömür biçenlerin çoğu tarih oldu, çoğu unutulup gitti, şimdi onları kimse hatırlamıyor ama Türk milleti olarak biz hamdolsun dimdik ayaktayız, tarih yazmaya devam ediyoruz. Değerli kardeşlerim, dün vardık, bugün varız. İnşallah kıyamete kadar da var olacağız." dedi. Her karışı şehit kanlarıyla mühürlenmiş kutsal vatan topraklarında özgürce yaşamaya, zalime kabus, mazlum ve mahzun gönüllere umut ışığı olmaya ebediyen devam edeceklerini kaydeden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Unutulmasın ki karanlığın en koyu olduğu an, aydınlığın en yakın olduğu andır. Etrafımızdaki karanlık kimseyi ürkütmesin, kimsenin umutlarını kırmasın. Allah'ın izniyle bölgemizin üzerine barış güneşinin doğmasına kimse engel olamayacak. Coğrafyamızın her köşesinde, huzurun hâkim olmasına kimse set çekemeyecek." diye konuştu. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Karanlıktan beslenenler, kandan ve kaostan beslenenler eninde sonunda kaybedecek. Kazanan kardeşlik olacak, insanlık olacak. Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla geniş coğrafyamızda merkezinde zulmün ve çatışmanın değil, inşallah istikrarın, adaletin, özgürlüğün ve işbirliğinin olduğu yepyeni bir sayfa açacağız. Bu coğrafyanın ebedi sakinleri olarak sırt sırta verecek, kenetlenecek, fitne tüccarlarına aldanmayacak, kurulan tuzaklara düşmeyecek, hep beraber bölgemize yönelik kirli senaryoları inşallah yırtıp atacağız." ifadelerini kullandı. Kurmaylık eğitimlerini tamamlayan 241 subayı tebrik eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin farklı kademelerinde üstlenecekleri vazifelerde her bir subaya üstün başarılar diledi. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan; misafir subayların da ülkeleri, orduları ve milletleri için hayırlı görevler icra etmelerini, alacakları yeni vazifelerle aradaki gönül bağını daha da güçlendirmelerini temenni etti. Vatan, bayrak, milletin istiklal ve istikbali için toprağa düşen tüm şehitleri rahmetle yâd eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, gazilere de hayırlı ve bereketli ömür diledi. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

54,033 görüntüleme • 1 yıl önce

Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, Efes-2026 Tatbikatı’nın icra edildiği İzmir’deki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesinde gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: 19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN Efes-2026 Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü münasebetiyle Seferihisar/İzmir’de icra ettiğimiz Millî Savunma Bakanlığı Basın Bilgilendirme Toplantısı’na hoş geldiniz. Öncelikle, - Milletimizle birlikte birçok anlamlı ve özel etkinlik gerçekleştirdiğimiz 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızı bir kez daha kutluyor, - Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Ayrıca; - 162 yıl önce (21 Mayıs 1864) ana yurtlarından sürgün edilen Çerkez kardeşlerimiz ile - Sürgün edilmelerinin 82’nci yıl dönümünde (18-20 Mayıs 1944) Kırım Tatar Türkü soydaşlarımızın acılarını paylaşıyor, hayatını kaybedenlere bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz. EFES-2026 TATBİKATI BAŞARIYLA DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; dost ve müttefik ülkelerle müşterek çalışabilirlik seviyesini artırmak, koordinasyon kabiliyetlerini geliştirmek ve bölgesel güvenliğe katkı sağlamak amacıyla tatbikat faaliyetlerini kesintisiz sürdürmektedir. Bu kapsamda; Efes-2026 Tatbikatı; ülkemiz ev sahipliğinde, Ege Ordusu Komutanlığımızın sevk ve idaresinde, dost ve müttefik ülke unsurlarının katılımıyla, 11-17 Nisan tarihleri arasında Bilgisayar Destekli Komuta Yeri ve 20 Nisan-21 Mayıs tarihleri arasında Fiilî Atışlı Arazi Safhası olmak üzere iki safha hâlinde İzmir Körfezi ve Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesinde icra edilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin en büyük birleşik, müşterek tatbikatlarından olan Efes-2026’ya millî unsurlarımız ile birlikte 50 ülkeden gözlemci, birlik ve unsurların yer aldığı 10 binden fazla personel katılmaktadır. Efes-2026 Tatbikatı’nın maksadı, birleşik ve müşterek harekâtta; - Planlama, koordinasyon ve icra konusunda birlikte çalışabilirliği geliştirmek, - Komuta-kontrol usullerini, elektronik harp taktik ve tekniklerini denemek, - Katılımcı ülkelerin envanterindeki harp silah ve araçlarının müşterek kullanılma usullerini uygulamak, - Lojistik desteğin planlama ve icra esaslarını geliştirmek, - Ortak siber güvenlik anlayışı oluşturmak, - Asimetrik tehditlere karşı koyma ve hibrit harekât icra etme kabiliyetlerini artırmaktır. Efes Tatbikatı’nda, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tam bağımsız savunma sanayi hedefi doğrultusunda geliştirilen yüksek teknoloji ürünü silah sistemlerimiz de başarıyla kullanılmaktadır. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterinde bulunan; - GÖKBEY helikopteri, - M-60 T1 tankı, - Panter ve Boran obüsleri, - TRLG-230 ve Sungur füzeleri, - Tayfun, Hisar-A ve Hisar-O Hava Savunma füze sistemleri, - KORKUT Hava Savunma Silah Sistemleri, - 35 mm Modern Çekili Top, - Kalkan Hava Savunma Radarı, - İhtar İHA Karşı Sistemi, - Zırhlı Taktik Araç Uzaktan Komutalı Silah Sistemi(ZTA-UC), - KARAOK Tanksavar Silahı, - UMTAS Tanksavar Füzesi, - Özel Maksatlı Taktik Tekerlekli Zırhlı Sensör Keşif, Radar, Komuta ve KBRN Araçları, - SARP Kuleli Geliştirilmiş Zırhlı Personel Taşıyıcı, - KARAYEL Karinalı Bot, - Mekanik Mayın Temizleme Teçhizatı (MEMATT), - Araca Monte Mayın/EYP Tespit Sistemi (AMMTS), - ALKAR 120 mm Havan Silah Sistemi, - GEZGİN Uydu Terminali, - Atış Destek ve Yönlendirme (ADY) Sistemleri, - TARAS-II Radyolink Sistemi, - Elektronik Devreli EYP Tespit ve Zararsız Hâle Getirme Sistemi, - Zırhlı Akaryakıt Tankeri, - KBRN Temizleme Dronu, - ASLAN İKA, - Paramotor, - Motorsikletli Komando Ekibi, - Dragoneye-2, - DORUK-2 Elektro-Optik Sensör Sistemleri, - Kentsel Arama Kurtarma Aracı, - Patlayıcı Madde Keşif ve İmha (PMKİ) Aracı, - Mobil Diş Ünitesi, - Seyyar Sahra Üniteleri, - Konteyner Köpek Kulübesi, - TEBER ve MAM-T SİHA Mühimmatı ile Envantere alınması planlanan; - Taşınabilir Elektronik Taarruz (MİLKAR-A) Sistemi, - ALKA Lazer Silah Sistemi, - MAGAS-E, - TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi, - GÖKBERK Lazer Silah Sistemi ve - Kamikaze Sürü Dron gibi muhtelif silah ve sistemler Efes-2026 Tatbikatı’nda ilk defa kullanılmaktadır. Bu tatbikatta, daha önceki EFES tatbikatlardan farklı olarak; - Ağ-Kara КОСАТЕРЕ Harekât Yönetim Sistemi, - Askerî Karar Verme Sürecinde yapay zekâ destekli analiz uygulaması kullanılmıştır. Ayrıca, 16 Mayıs’ta Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi Seferihisar/İzmir’de açılan ve 55 savunma sanayi firmamızın yer aldığı sergide; “Efes-2026 Savunma Bilim ve Teknolojileri” konulu üniversiteler arası proje yarışması kapsamında 69 üniversiteden 292 başvuru arasından ilk 10’a giren projeler de yer almaktadır. Türk Yıldızları Akrobasi Timimiz tarafından tatbikat kapsamında yarın (21 Mayıs) gösteri uçuşu yapılacaktır. Değerli Basın Mensupları, - 18-22 Mayıs tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Türkiye-KKTC Doğal Afetler Arama Kurtarma Tatbikatı icra edilmekte, 11-29 Mayıs tarih aralığında; - Hollanda’da Teknik Birlikte Çalışabilirlik, - Sırbistan’da NATO-Sırbistan, - İtalya’da Italian Minex, - Tunus’ta Tunus Deniz, - Romanya’da OPEX (OperationalExperimentation Exercise) tatbikatlarına katılım sağlanmaktadır. 4-14 Haziran tarihleri arasında Karadeniz, Marmara, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de Denizkurdu-II Tatbikatı’nın icra edilmesi planlanmaktadır. - İtalya Deniz Kuvvetlerine ait Alpino tarafından 18-21 Mayıs tarihleri arasında Antalya’ya liman ziyareti gerçekleştirilmekte, - 23 Mayıs-20 Ağustos tarihleri arasında NATO Daimî Deniz Görev Grubu-1’de (SNMG-1) görevli TCG Oruçreis gemimiz, 30-31 Mayıs’ta Rota/İspanya’ya, - Italian Minex Tatbikatı’na katılan TCG Amasra mayın avlama gemimiz 24 Mayıs’ta Augusta /İtalya’ya, - Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL)’nde görevli Bangladeş Deniz Kuvvetlerine ait Sangram 26-30 Mayıs tarihleri arasında Mersin’e, liman ziyaretleri yapacaktır. Bugün (20 Mayıs) Perşembe/Ordu’da düzenlenen “Mayıs Yedisi, Su Bayramı, Deniz Bayramı Festivali”ne katılan TCG Barbaros gemimiz, halkımızın ziyaretine açılmıştır. - Bahreyn’de 27-28 Mayıs’ta icra edilecek “Çok Uluslu Deniz Ortaklığı (CMF) Deniz Güvenliği Konferansı”na Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızdan bir heyet katılacak, - Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi Komutanlığı (Maritime Security Centre of Excellence-MARSEC COE) tarafından, 6’ncı Deniz Güvenliği Konferansı 9-10 Haziran’da İstanbul’da gerçekleştirilecektir. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca; yarın (21 Mayıs) NATO bünyesinde Polonya hava sahasında icra edilecek “Dinamik Hedefleme Görevi”ne Tanker ve Havadan İhbar Kontrol (HİK) uçaklarımız ve uzay temelli istihbarat desteğiyle (GÖKTÜRK-1) katılım sağlanması planlanmaktadır. SOLOTÜRK tarafından “Türk Silahlı Kuvvetleri ve Havacılık Tanıtım Faaliyeti” çerçevesinde; bugün (20 Mayıs) Giresun’da, 22 Mayıs’ta Ordu’da gösteri uçuşları yapılacaktır. Diğer yandan, - Günümüzün çatışma ve belirsizlik ortamı ile geleceğin muharebe sahasında ortaya çıkabilecek risk ve tehditlere karşı hava savunma konseptine girdi sağlayacak hususları değerlendirmek üzere Genelkurmay Başkanlığı ev sahipliğinde Bakanlığımız, Kuvvet Komutanlıkları, Savunma Sanayii Başkanlığı ve Savunma Sanayi firmalarının katılımıyla “Hava ve Füze Savunma Alt Çalıştayı” 15 Mayıs’ta interaktif olarak icra edilmiştir. - “Bahriye ve Deniz” temalı “Resim ve Gemi Modeli Yarışmaları Sergisi” 18-31 Mayıs tarihleri arasında, Ankara Resim ve Heykel Müzesinde halkımızın ziyarete açılmıştır. - 7-13 Mayıs tarihleri arasında Hırvatistan’da düzenlenen “Ateşli Silahlar Avrupa Şampiyonası”nda 25 metre Tabanca Düet Takım Branşı’nda Avrupa Üçüncüsü olan sporcumuzu, - 14-16 Mayıs tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirilen “Uluslararası Masterlar Uzun Kulvar Yaz Yüzme Şampiyonası”na, TSK Spor Gücü adına katılan ve 12 birincilik, yedi ikincilik ve dokuz üçüncülük elde eden Deniz Harp Okulu Yüzme Takımımızı, - 16 Mayıs’ta Tuzla-Heybeliada rotasında düzenlenen “42’nci Millî Savunma Üniversitesi Deniz Harp Okulu Kupası Yat Yarışı”nda derece elde eden TSK Spor Gücü Yat Takımızı ve sporcularımızı bir kez daha tebrik ediyoruz. TERÖRİSTLER TESLİM OLMAYA DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ülkemizin huzur, güvenlik ve istikrarı için gerçekleştirdiği görev ve faaliyetler kapsamında geride bıraktığımız hafta içerisinde; - 5 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, - Harekât bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. HUDUTLARDA 218 ŞAHIS YAKALANDI Hudutlarımızda alınan yoğun ve etkin tedbirler sayesinde, son bir hafta içerisinde yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 3’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 218 şahıs yakalanmış, 976 şahıs ise sınırı geçemeden engellenmiştir. Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar yasa dışı yollarla geçiş teşebbüsünde bulunurken yakalananların sayısı 3 bin 162’ye, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı ise 30bin 170’e ulaşmıştır. TSK BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARA KATKILARA DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; uluslararası görevler ve ikili ilişkiler kapsamında, geniş bir coğrafyada barışın tesisi ve istikrarın sürdürülmesine katkı sunmaya devam etmektedir. - 13-15 Mayıs tarihleri arasında Sayın Cumhurbaşkanımızın Kazakistan ziyaretine refakat eden Sayın Bakanımız; - 16 Mayıs’ta, ülkemiz ile ABD’nin NATO Daimî Temsilcilerini, - 18 Mayıs’ta Pakistan Hava Kuvvetleri Komutanı’nı kabul etmiştir. - Bugün (20 Mayıs) ve yarın (21 Mayıs) Efes Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü’ne iştirak eden Sayın Bakanımız, dost ve müttefik ülkelerin savunma bakanları ve genelkurmay başkanları ile ikili görüşmeler de gerçekleştirmektedir. Sayın Genelkurmay Başkanımız, 18-19 Mayıs’ta Belçika’da düzenlenen NATO Askerî Komite Toplantısı’na katılmıştır. Sayın Kara Kuvvetleri Komutanımız, - 12-14 Mayıs tarihleri arasında Özbekistan Savunma Bakanlığının resmî davetlisi olarak Taşkent’e gitmiş, Özbekistan Savunma Bakanı dâhil çeşitli temas ve görüşmeler gerçekleştirmiş, - 18 Mayıs’ta resmî davetlisi olarak ülkemize gelen Romanya Kara Kuvvetleri Komutanı ve beraberindeki heyetle bir araya gelmiştir. Sayın Deniz Kuvvetleri Komutanımız 22 Mayıs’ta, ülkemizde bulunan Polonya Deniz Kuvvetleri Komutanı ve beraberindeki heyet ile görüşecektir. Sayın Hava Kuvvetleri Komutanımız 18 Mayıs’ta, Pakistan Hava Kuvvetleri Komutanı’nı makamında ağırlamıştır. Bakan Yardımcılarımızdan; - Sayın Musa Heybet, 13 Mayıs’ta, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından Ankara’da düzenlenen Türkiye-Belçika Ekonomi Forumu’na, - 15 Mayıs’ta Harita Genel Müdürlüğümüzün kuruluşunun 131’inci yıl dönümü etkinliğine katılmış, - Sayın Salih Ayhan ise; 13-15 Mayıs tarihleri arasında Bükreş/Romanya’da düzenlenen Karadeniz Savunma, Havacılık ve Deniz Güvenliği Fuarı’na iştirak etmiş, fuar kapsamında; Romanya’nın Maliye Bakanı; Ekonomi, Dijitalizasyon, Girişimcilik ve Turizm Bakanı ve Millî Savunma Bakan Yardımcısıyla ile ikili görüşmeler gerçekleştirmiştir. İSRAİL YENİ BİR KORSANLIK EYLEMİ GERÇEKLEŞTİRDİ Diğer yandan, Orta Doğu’daki gelişmeler kapsamında; Filistin halkıyla dayanışmasını göstermek ve Gazze’ye yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan “Küresel Sumud Filosu”na, uluslararası sularda İsrail güçleri tarafından müdahale edilerek yeni bir korsanlık eylemi daha gerçekleştirilmiştir. İsrail, alıkonulan vatandaşlarımızla beraber tüm katılımcıları derhâl serbest bırakmalıdır. Gazze’de yaşanan bu insani trajedinin ve İsrail’in hukuk tanımaz eylemlerinin sona erdirilmesi için uluslararası toplumun daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini yineliyoruz. Ayrıca, İran ile ABD arasında devam eden müzakere sürecinde tarafların sağduyulu ve yapıcı davranmasının önemini ve bu yöndeki çabalara her türlü desteği vermeye devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz. İsrail ve Lübnan arasında 45 gün süre ile uzatılan ateşkes kararını da memnuniyetle karşılıyor, İsrail’in ateşkes ruhuna uygun davranması gerekliliğini yineliyoruz. YENİ SİLAH SİSTEMLERİ ENVANTERE GİRDİ Yerli ve millî savunma sanayimizin sunduğu imkânlarla savunma kabiliyetlerini modernize etmeyi sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ileri teknoloji donanımı ve caydırıcı gücünü daha da artırma çalışmaları kapsamında Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; - TAYFUN Blok-2 Füzesi ilk kez olmak üzere, - Fırtına-2 obüsü, - Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA) ile - Millî Piyade Tüfeği (MPT-76) muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz (MKE) tarafından hafta içerisinde; - Muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmış, - Yerli ve millî olarak geliştirilen Millî Deniz Topu Denizhan’ın üretimi tamamlanan 7’ncisi, atışlı kabul testlerini başarıyla tamamlayarak MİLGEM Projesinin10’uncu Gemisine monte edilmek üzere teslim edilmiştir. RESİM YARIŞMASI İÇİN BAŞVURULAR DEVAM EDİYOR Bakanlığımız ile Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğinde düzenlenen, ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik “Kahramanım Mehmetçik ve Vatan” konulu resim yarışmasına başvurular 25 Mayıs’a kadar devam edecektir. Çocuklarımızın; vatan sevgisi, millî değerlerimiz ve kahraman Mehmetçiğimize duydukları bağlılığı sanatın güçlü diliyle ifade edecekleri yarışmaya tüm öğrencilerimizi davet ediyoruz. Efes-2026 Tatbikatı’yla; Türk Silahlı Kuvvetlerimizin sahip olduğu yüksek harekât kabiliyeti, müşterek çalışma yeteneği ve güçlü caydırıcılığı bir kez daha ortaya konmuş; kara, deniz ve hava unsurlarımızın koordineli şekilde görev icra etme kabiliyeti başarıyla sergilenmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, modern ve güçlü savunma ve güvenlik kapasitesiyle ülkemizin yanı sıra bölgesel ve küresel barış ve istikrarın teminatı olmaya kararlılıkla devam edecektir. Son olarak başta ülkemiz ve asil Türk milleti olmak üzere tüm İslam âleminin Kurban Bayramı’nı şimdiden kutluyor; sağlıklı ve huzurlu bayramlar diliyoruz. BASIN MENSUPLARININ GÜNDEME DAİR SORULARI CEVAPLANDIRILDI Basın Bilgilendirme Toplantısı’nın ardından basın mensuplarının gündeme dair soruları cevaplandırıldı. Sorulara verilen cevaplar şu şekilde: TÜRKİYE’NİN NATO’YA SUNDUĞU ASKERÎ AKARYAKIT BORU HATTI ÖNERİSİ NATO Akaryakıt Boru Hattı Projesi; NATO’nun Ortak Fonları kullanılmak suretiyle, NATO’nun doğu kanadındaki müttefiklerin enerji tedarikini güçlendirmek maksadıyla hazırlanan ve hâlihazırda NATO’da onay çalışmaları devam eden bir yetenek paketinin münferit bir projesidir. Söz konusu proje, Hürmüz Boğazı’ndaki son gelişmelere paralel olarak İttifak’ın deniz yakıt taşımacılığına olan bağımlılığı azaltması ve NATO’nun akaryakıt idamesi ve birlikte çalışabilirliğini artırması bakımından önem arz etmektedir. Projemiz alternatiflerine kıyasla 5 kat daha maliyet etkindir ve onaylanması hàlinde çok daha kısa sürede faaliyete geçirilecektir. Bu hattın hayata geçirilmesi durumunda, müttefiklerin yatırdığı katkı paylarından oluşan NATO Ortak Fonları ekonomik ve efektif kullanılacaktır. PATRIOTLARIN GÖREV DEĞİŞİMİ Ülkemizde konuşlu hava savunma sistemlerine ilişkin faaliyetler, müttefik ülkelerle koordinasyon içerisinde planlanmakta ve mevcut güvenlik ortamı çerçevesinde düzenli olarak değerlendirilmektedir. Ülkemizde görev yapan İspanya Patriot hava savunma sistemine ilave olarak ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan çatışmalardan dolayı NATO tarafından görevlendirilen ilave iki Patriot sisteminden biri Almanya tarafından değiştirilecektir. Söz konusu değişimin Haziran ayı içerisinde tamamlanması planlanmakta olup ilgili sistemin yaklaşık altı ay süreyle görev yapması öngörülmektedir. Süreç mevcut güvenlik değerlendirmeleri doğrultusunda müttefiklerle koordineli şekilde sürdürülecektir. SON DÖNEMDE ALMANYA İLE OLUMLU İLİŞKİLER Türkiye; sahip olduğu güçlü ve tecrübeli ordusu, NATO içerisindeki etkin konumu, gelişen savunma sanayisi altyapısı ve Avrupa, Karadeniz, Kafkasya ile Orta Doğu arasında kritik öneme sahip jeopolitik konumuyla bölgesel güvenlik açısından vazgeçilmez bir müttefik konumundadır. Bu çerçevede Avrupa ülkelerinin, Avrupa güvenlik mimarisinin geleceğinde ülkemizin stratejik rolünü daha güçlü şekilde değerlendirdiği; savunma, güvenlik ve stratejik iş birliği alanlarında ilişkileri derinleştirmeye önem verdiği görülmektedir. EFES-2026 TATBiKATI'NA LiBYA VE SURİYE’NİN KATILIMI Türkiye’nin ev sahipliğinde icra edilen Efes-2026 Tatbikatı'nda Libya’nın doğusundan 331, batısından 171 personel olmak üzere toplam 502 personel, Türk Silahlı Kuvvetleri ile müşterek olarak eğitim yapmaktadırlar. Flintlock-2026’da ülkemizin desteğiyle başlatılan bu süreç, Libya ordusunun Libya toprakları dışında ilk defa Efes-2026 tatbikatına katılımıyla devam etmektedir. Tatbikata Libya bayrağı altında, tek Libya olarak katılan, Libya askerî personeline; Bot, Mayın/EYP, Tahkimat ve Beka, Özel Kuvvet Harekâtı, SAT/SAS, İlk Yardım ve Sıhhi Tedavi, Amfibi Harekât, MEBS ve Muharebe Enkazı Arama Kurtarma alanlarında eğitimler verilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri; Libya’da “Tek Libya, Tek Ordu” hedefi doğrultusunda somut adımlar atarak, yürütülen faaliyetlere destek vermekte; Türkiye’nin katkılarıyla icra edilen bu çalışmalar, taraflar arasındaki koordinasyon ve operasyonel uyumun geliştirilmesine önemli katkı sağlamaktadır. Aynı şekilde; yeniden yapılanma sürecine olan desteğimizin bir parçası olarak Suriye Ordusu çekirdek bir unsur ile Efes 2026 Tatbikatı'na katılım sağlamaktadır. Suriye toprakları dışında ilk defa bir tatbikata katılan Suriye ordusuna olan eğitim desteğimiz devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

20,055 görüntüleme • 2 ay önce

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, NATO Savunma Bakanları Toplantısı için gittiği Brüksel’de, Türk basın mensupları ile de bir araya geldi. NATO Savunma Bakanları Toplantısı ve gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Bakan Yaşar Güler, şunları söyledi: NATO SAVUNMA BAKANLARI TOPLANTISI Ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi öncesinde Brüksel’deki NATO Karargâhında düzenlenen Ukrayna Savunma Temas Grubu ve NATO Savunma Bakanları toplantılarına bugün katıldık. Genel olarak NATO'nun caydırıcılık ve savunma duruşu, Ukrayna'ya sağlanabilecek destek ve diğer güvenlik konularının ele alındığı toplantılar yaptık. ▪️ NATO’ya kuvvet katkısı sağlayan ülkeler arasında daima ilk 5’te yer alan bir ülke olarak İttifak’ın savunma ve caydırıcılığına sağladığımız katkıları, ▪️ %5 savunma taahhüdü hedefine ulaşılması konusunda kaydettiğimiz kararlı ilerlemeleri -ki %5 hedefine süratle ilerliyoruz, ▪️ Ukrayna’ya ikili düzeyde ve NATO kapsamında destek ve katkılarımız ile barışa yönelik diplomatik çabalara desteğimizi, ▪️ Ankara Zirvesi kapsamındaki hazırlıklarımız ve beklentilerimizi ifade ettik, ▪️ Bölgesel barış ve istikrarın sağlanması kapsamında İran-ABD Savaşı’nı sona erdirmek amacıyla varılan mutabakatı memnuniyetle karşıladığımızı da ilettik, teşekkür ettik ve gerektiğinde Hürmüz Boğazı’nda mayın temizliğine destek vermeye hazır olduğumuzu vurguladık. Toplantılar vesilesiyle muhataplarımızla savunma ve güvenlik ajandasındaki gündemi, ikili ve çok taraflı ilişkiler ile iş birliğini geliştirme imkânlarını ele aldık. 70 yılı aşkın süredir NATO Müttefiki bir ülke olarak katılım sağladığımız bu toplantılarda; hem İttifak gündemindeki konularda hem de bölgesel konulardan Avrupa Güvenliğine uzanan geniş bir yelpazede millî tutum ve değerlendirmelerimizi muhataplarımıza ilettik. Ayrıca Müttefik Savunma Bakanlarını Ankara Zirvesi’nde ağırlamaktan memnuniyet duyacağımızı da kendilerine ilettik. NATO LİDERLER ZİRVESİNİN ÖNEMİ Bugün NATO, tarihinin en karmaşık güvenlik ortamlarından biriyle karşı karşıyadır. Konvansiyonel tehditlerin yanı sıra hibrit tehditler, siber saldırılar, terörizm, enerji güvenliği riskleri ve bölgesel istikrarsızlıklar güvenlik anlayışını yeniden şekillendirmektedir. Nisan ayında düzenlenen “NATO'nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma” konferansında da ifade ettiğim gibi, Türkiye NATO'nun yalnızca coğrafi merkezlerinden biri değil, aynı zamanda stratejik aklının ve operasyonel kapasitesinin de ayrılmaz bir parçasıdır. Ankara'da gerçekleştireceğimiz NATO Zirvesi'ni yalnızca bir liderler toplantısı olarak görmüyoruz. Bu zirve, NATO'nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlama kararlılığını ortaya koyacağı ve geleceğe yönelik stratejik yöneliminin şekilleneceği önemli bir dönüm noktası olacağını değerlendiriyoruz. Türkiye'nin zirveye ev sahipliği yapması, İttifaka sunduğumuz askerî katkıların, operasyonel tecrübemizin ve güvenlik üretme kapasitemizin doğal bir yansıması olarak görüyoruz. Bununla birlikte, Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu etkili, güvenilir ve sonuç odaklı lider diplomasisi de Ankara Zirvesi'nin en önemli unsurlarından birisi olacağını değerlendiriyoruz. Türkiye, krizlerin çözümüne katkı sunan, diyalog kanallarını açık tutan ve bölgesel istikrarı destekleyen yaklaşımıyla İttifak içerisinde müstesna bir konuma sahiptir. Hedefimiz; NATO'nun birlik ve dayanışmasını güçlendirmek, Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliğine yönelik ortak kararlılığı vurgulamak ve İttifakı geleceğin tehditlerine karşı daha hazırlıklı hâle getirecek stratejik vizyonun geliştirilmesine katkı sağlamaktır. Ankara Zirvesi'nin, NATO'nun birlik ve beraberliğini pekiştiren, ortak aklı güçlendiren ve İttifakın geleceğine yön veren tarihî bir buluşma olacağına inanıyoruz. ABD-NATO-AVRUPA GÜVENLİĞİ ABD Avrupa’dan tam manasıyla çekilmiyor, Avrupa’daki asker sayısını azaltıyor. Avrupa ülkeleri de oluşabilecek boşluğu doldurma gayretindeler. Savunma sanayi yatırımlarını artırmaktalar ve zorunlu askerlik uygulamasına dönmekteler. Avrupa’nın güvenliğinin Avrupalılar tarafından sağlanması gerektiğinin farkındalar. YERLİ VE MİLLÎ SAVUNMA SANAYİ VE NATO Türkiye'nin savunma sanayinde elde ettiği başarılar yalnızca ulusal güvenliğimize değil NATO'nun kolektif savunmasına da katkı sunmaktadır. Yerli ve millî sistemlerimiz, müttefiklerin birlikte çalışabilirlik kapasitesini desteklemekte ve İttifakın genel caydırıcılığına katkı sağlamaktadır. Güçlü savunma sanayi, güçlü caydırıcılık ve güçlü NATO demektir. Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilecek “Savunma Sanayi Forumu”nun, müttefikler arasında savunma sanayi alanındaki iş birliğinin geliştirilmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Toplantılar esnasında NATO üyesi üç ülkenin savunma bakanı, Türk savunma sanayinin gelişmişliği ve Türkiye ile iş birliğinin artırılmasının önemli ve gerekli olduğunu özellikle vurguladılar. TÜRKİYE’NİN NATO VİZYONU Türkiye'nin vizyonu; güçlü, dayanıklı, birlikte hareket etme iradesini koruyan, müttefiklerinin güvenlik kaygılarına eşit hassasiyet gösteren ve değişen tehdit ortamına hızla uyum sağlayabilen bir NATO'dur. Ankara Zirvesi'nden beklentimiz; öncelikle NATO'nun temelini oluşturan kolektif savunma anlayışının ve 5'inci maddeye olan bağlılığın güçlü şekilde teyit edilmesidir. Bunun yanında müttefiklerin savunma harcamaları ve yetenek hedeflerine ilişkin kararlılıklarını somut adımlarla ortaya koymaları, savunma üretim kapasitesini güçlendirecek ve caydırıcılığı artıracak ortak iradeyi göstermeleri büyük önem taşımaktadır. ÜLKEMİZİN NATO’YA KATKILARI Türkiye’nin NATO’ya katkıları konusunda ise Türkiye; NATO'nun güçlü ve saygın bir üyesi, aynı zamanda İttifakın en büyük ikinci ordusuna sahip müttefikidir. Askerî eğitimden tatbikatlara, harekâtlardan komuta-kontrol faaliyetlerine kadar NATO'nun tüm temel görev ve sorumluluklarına etkin katkı sunmaya da devam ediyoruz. Bildiğiniz gibi Steadfast Dart-26 Tatbikatı’na katıldık. Binlerce personelimiz ve Anadolu Deniz Görev Grubumuzla NATO'nun caydırıcılık ve savunma duruşuna güçlü destek verdik. Uzak coğrafyalara süratle kuvvet intikal ettirebilme kabiliyetimiz, yüksek hazırlık seviyemiz ve operasyonel etkinliğimiz burada bir kez daha teyit edilmiş oldu. Kahraman ordumuz, terörle mücadeleden sınır ötesi harekâtlara kadar geniş bir alanda edindiği tecrübeyle NATO'nun en etkin ve en hazırlıklı kuvvetleri arasında yer almaktadır. Bu kapsamda komando birliklerimizin kapasitesini artırmaya ve değişen tehdit ortamına uygun yeni kabiliyetler geliştirmeye de devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde NATO'nun en kritik kuvvet yapılarından biri olan Müttefik Reaksiyon Kuvveti'nin komutasını üstlenecek olmamız da Türkiye'nin İttifak içerisindeki güvenilirliğinin ve stratejik öneminin somut bir göstergesidir. Aynı şekilde KFOR Komutanlığı, NATO Hava Polisliği görevleri ve deniz harekâtlarına sunduğumuz katkılar, Türkiye'nin Balkanlar'dan Karadeniz'e, Akdeniz'den Avrupa'nın güvenliğine kadar geniş bir coğrafyada üstlendiği sorumluluğu açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye bugün yalnızca NATO'nun güvenliğine katkı sağlayan bir müttefik değil; askerî kapasitesi, operasyonel tecrübesi ve liderlik sorumluluğuyla İttifakın caydırıcılığına, dayanıklılığına ve geleceğine yön veren başlıca ülkelerden biridir. RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI VE KARADENİZ’İN GÜVENLİĞİ Rusya-Ukrayna Savaşı, iki ülke arasındaki savaş olmanın ötesinde Avrupa güvenlik mimarisini, enerji güvenliğini, küresel ticaret yollarını ve NATO’nun güvenlik gündemini doğrudan etkilemektedir. Türkiye, savaşın başlangıcından itibaren dengeli, ilkeli ve yapıcı bir politika izlemiş; hem Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklemiş hem de diplomasi kanallarının açık tutulmasına katkı sağlayarak çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve adil, kalıcı bir barışın tesis edilmesine de gayret göstermiştir. Karadeniz'in istikrarı Avrupa-Atlantik güvenliğinin ayrılmaz parçasıdır. Türkiye, Montrö Sözleşmesi'ni kararlılıkla uygulayarak bölgesel istikrara katkı sağlamaya devam etmektedir. Bu nedenle bölgesel sahiplenme anlayışını destekliyor, Karadeniz'e kıyıdaş ülkeler arasındaki iş birliğini de önemsiyoruz. Türkiye hem Rusya hem Ukrayna ile konuşabilen az sayıdaki ülkeden birisidir. Bu durum ülkemize önemli sorumluluklar da yüklemektedir. Tahıl Koridoru Girişimi, esir değişimleri ve taraflar arasındaki temaslarda üstlendiğimiz rol bunun en somut göstergesidir. Türkiye bundan sonra da diplomasi ve diyalog çabalarına katkı sunmaya devam edecek; krizlerin tarafı değil, çözümün parçası olmayı da sürdürecektir. NATO’NUN GÜNEY KANADININ ÖNEMİ Terörizm, düzensiz göç, enerji güvenliği riskleri, bölgesel çatışmalar ve hibrit tehditler NATO’nun güney kanadını doğrudan etkilemektedir. Türkiye, NATO’nun güney kanadında yer alması nedeniyle bölgesel tehditlerle doğrudan mücadele eden bununla birlikte son yıllarda gelişen gücüne bağlı olarak İttifakın merkezinde önemli katkılar sunan müttefiklerin başında gelmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin güvenliğine yönelik tehditler aynı zamanda NATO’nun güvenliğine yönelik tehditler olarak da değerlendirilmektedir. Günümüz güvenlik ortamı, güney kanadının yalnızca çevresel değil, merkezî bir güvenlik meselesi olduğunu da göstermektedir. ORTA DOĞU’DAKİ GELİŞMELER Orta Doğu'da yaşanan gelişmeler yalnızca bölgesel değil küresel güvenliği de doğrudan etkilemektedir. Orta Doğu'daki istikrar NATO'nun güvenliğiyle de doğrudan bağlantılıdır. NATO müttefiklerimiz de Orta Doğu’daki gelişmelere oldukça ilgililer ve çalışıyorlar. Türkiye bölgesel barış, istikrar ve güvenliği destekleyen yapıcı bir yaklaşım izlemekte, çatışmaların büyümesini değil, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesini savunmaktadır. Öte yandan, millî güvenliğimize yönelik risklerin oluşmaması için gerekli tedbirler alınmakta, ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde çalışmalar devam etmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri ülkemizin güvenliğini sağlamak için her türlü hazırlığa da sahiptir. HÜRMÜZ BOĞAZI Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Daha önce de vurgulamıştık. Enerji arz güvenliği, deniz ticaretinin kesintisiz sürdürülmesi ve seyrüsefer emniyetinin korunması yalnızca bölgesel değil, küresel istikrar açısından da önem taşımaktadır. Türkiye, gerilimin tırmanmaması ve sorunların diplomasi temelinde çözülmesi yönündeki yaklaşımını da sürdürmektedir. Bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sunan bir ülke olarak, uluslararası hukuk çerçevesinde deniz güvenliği ve seyrüsefer emniyetini destekleyecek girişimlere gerekli katkıyı sağlamaya da hazırız. DOĞU AKDENİZ’İN GÜVENLİĞİ İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaş ve buna bağlı olarak ortaya çıkan füze ve insansız hava aracı tehditleri, Doğu Akdeniz'in güvenliğinin bir kez daha ne kadar hassas bir konu olduğunu da göstermiştir. Bu süreçte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliği için aldığımız ilave tedbirler yalnızca Kıbrıs Türklerinin güvenliğine değil, Ada'nın tamamında istikrar ve güvenliğin korunmasına hizmet etmektedir. Türkiye'nin yaklaşımı her zaman olduğu gibi gerilimi artırmak değil, riskleri önlemek ve bölgesel istikrarı desteklemektir. NATO Savunma Bakanları Toplantısı'nda da vurguladığımız üzere, Avrupa-Atlantik güvenliği parçalı değil bütüncül bir anlayışla ele alınmalıdır. Güvenlik üretmesi gereken aktörlerin, bölgesel gerilimleri derinleştirecek adımlardan kaçınması; diyalog, iş birliği ve ortak güvenlik anlayışını öncelemesi büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede Doğu Akdeniz'de son dönemde şekillenen bazı askerî iş birliği girişimlerini ve bölgesel güvenlik denklemini etkileyebilecek gelişmeleri de yakından takip ediyoruz. Son olarak garantörlük sıfatı olmayan Fransa ile GKRY arasında imzalanan anlaşma; aslında meşruiyeti olmayan, hassas dengeleri bozan ve uluslararası hukuka aykırı olan bir girişimdir. Türkiye'nin askerî kapasitesi, caydırıcılığı ve bölgesel konumu dikkate alındığında, ülkemizi ve KKTC’nin hak ve menfaatlerini hedef alan herhangi bir girişimin veya ittifakın başarı şansı bulunmamaktadır. Burada asıl üzerinde durulması gereken husus, bölgesel güvenliği artırmak yerine belirli aktörleri çatışma ve krizlerin parçası hâline getirebilecek yaklaşımların uzun vadede bölge halklarının güvenliğine zarar verme riskidir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Kıbrıs Türklerinin güvenliğini hedef alan oldubittilere ve hasmane girişimlere karşı gerekli karşılığı verecek güce ve kabiliyete ve sarsılmaz bir iradeye sahiptir. Kıbrıs Adası'nın güvenliği ve statüsüne ilişkin düzenlemeler uluslararası anlaşmalarla belirlenmiştir. Türkiye, garantörlük hak ve sorumluluklarını uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru zeminde sürdürmektedir. Kıbrıs Türklerinin güvenliği, huzuru ve refahı bizim için hayati öneme sahiptir. Bu vesileyle bir kez daha ifade etmek isterim ki; Türkiye, Doğu Akdeniz'de barışın, istikrarın ve yapıcı diyaloğun tarafıdır. Ancak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliğini tehdit edecek gelişmeler karşısında da garantörlük sorumluluklarımızın gereğini yerine getirme irademiz tamdır. Sonuç olarak, bugün karşı karşıya bulunduğumuz güvenlik ortamı, ülkelerin millî kabiliyetlerini güçlü tutmalarını zorunlu kılarken; müttefikler arasındaki iş birliği ve dayanışmanın da kritik rolünü bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu çerçevede dayanışma, caydırıcılık, birlikte çalışabilirlik ve stratejik öngörü, ortak güvenliğin temel unsurları olarak öne çıkmaktadır. Türkiye; güçlü ordusu, gelişmiş savunma sanayi, etkin diplomasisi ve sahip olduğu stratejik vizyonla NATO'nun, Avrupa-Atlantik güvenliğinin ve bölgesel istikrarın temel aktörlerinden biri olmayı sürdürmektedir. Karadeniz'den Akdeniz'e, Balkanlar'dan Afrika'ya kadar uzanan geniş coğrafyada ortaya koyduğumuz yaklaşımın özü nettir: Gerilim değil istikrar, çatışma değil iş birliği, belirsizlik değil güvenlik üretmektir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında da millî güvenliğimizi kararlılıkla korurken, bölgemizin ve müttefiklerimizin güvenliğine katkı sunmaya devam edeceğiz. Çünkü bugün artık çok açık bir gerçek vardır: Türkiye, güvenlik mimarisinin kenarında değil, merkezinde yer alan bir ülkedir. NATO'nun geleceği şekillenirken Türkiye; gelişmeleri uzaktan izleyen değil, kararların alınmasına katkı sunan, sorumluluk üstlenen ve güvenlik üreten başlıca müttefiklerden birisidir. Güçlü ordusu, stratejik vizyonu ve üstlendiği görevlerle İttifak'ın geleceğine yön veren Türkiye'nin imzası, NATO'nun yarınlarında güçlü ve belirleyici şekilde yer almaya devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

17,249 görüntüleme • 1 ay önce

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde TSK Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcıları ile katıldığı SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nın açılış töreninde konuştu. Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: SAHA EXPO, MÜSTESNA BİR PLATFORM Sözlerimin başında dost ve müttefik ülkelerden gelerek uluslararası ölçekteki bu büyük fuarımıza iştirak eden misafirlerimize ve bütün katılımcılara hoş geldiniz diyorum. Bu önemli organizasyonunun açılış töreni vesilesiyle sizlerle birlikte bulunmaktan duyduğum memnuniyeti özellikle ifade ediyor bu güzide etkinliğin ülkemize ve tüm paydaşlara hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Cumhurbaşkanlığımızın himayeleri ile Millî Savunma Bakanlığımız, ilgili bakanlıklarımız ve kurumlarımızın katkılarıyla düzenlenen SAHA EXPO Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük sanayi kümelenmelerinden biri olarak savunma sanayimizin ulaştığı mümtaz seviyeyi açıkça ortaya koymaktadır. Bu yönüyle SAHA EXPO; nitelikli görüşmeleri, uluslararası panelleri ve vizyoner ürün lansmanlarıyla savunma sanayisi ekosistemindeki stratejik iş birliğini pekiştiren son derece müstesna bir platformdur. Bu kapsamda fuarda kurulacak temasların, imzalanacak anlaşma ve mutabakatların sadece ticari birer adım değil, aynı zamanda yeni ve güçlü ortaklıklara zemin hazırlayacak tarihî birer milat olacağına inanıyorum. BÖLGEMİZDEKİ SAVAŞ, SORUMLULUKLARIMIZI ARTIRDI Küresel güvenlik ortamının belirsizleştiği çatışma ve savaşların pek çok coğrafyada aynı anda vuku bulduğu hassas bir dönemden geçiyoruz. Özellikle son dönemde tanıklık ettiğimiz ve bölgemizi doğrudan etkileyen Rusya-Ukrayna Savaşı ile ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaş, bölgesel ve küresel güvenlik mimarisini derinden etkilemiştir. Yakın dönemde meydana gelen bu çatışma ve savaşlar güvenlik doktrininde bizlere çok kritik veriler sunarken sorumluluklarımızı da bir o kadar artırmıştır. Bu kaotik ortamda kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Tüm gelişmeleri yakından ve çok boyutlu bir şekilde takip etmekte, - Savunma ve güvenliğimizi sağlamak için hiçbir ihtimali göz ardı etmeden gerekli tüm önlemleri kararlılıkla almaktadır. Bu kritik dönemde şu gerçek artık net bir şekilde görülmüştür: Yalnızca güncel askerî hareketliliğe odaklanmak yeterli değildir. Karşı karşıya olduğumuz tablo, dünya güvenlik mimarisini caydırıcılık dengesini ve askerî doktrinleri yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir. Modern savaş doktrininin en gelişmiş harp teknolojileriyle harmanlandığı bu yeni nesil konsept; bizlere her zaman “hazır ve etkin” bir orduya sahip olmanın yanı sıra bu orduyu destekleyecek güçlü ve sürdürülebilir bir savunma sanayisi ekosisteminin varlığının da ne denli hayati olduğunu kanıtlamıştır. İHA, SİHA, TİHA TEKNOLOJİSİ İLE TÜRK MÜHENDİSLERİNİN NELER BAŞARABİLECEĞİNİ DÜNYAYA GÖSTERDİK Malumunuz olduğu üzere; 1980’li yıllara kadar savunma sanayisi alanında büyük ölçüde tedarikçi olan ülkemiz Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ortaya konulan kararlı politikalar ve doğru yatırımlar sayesinde artık kendi sistemlerini tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir ülke olmuştur. Bu gelişim vizyonuyla; - Kara platformlarımızda modern teknolojileriyle donatılmış araçlarımız sahada yüksek hareket kabiliyeti sergilerken, - Denizlerimizde ise millî gemilerimiz ve insansız deniz araçlarımızla hak ve menfaatlerimiz kararlılıkta korunmaktadır. - Tüm bunların yanında Türk savunma sanayinin asıl büyük devrimi, dünyada harp doktrinlerini yeniden yazdıran, gökyüzünün yeni hâkimleri olan insansız hava araçlarımızla gerçekleşmiştir. Bugün İHA, SİHA ve stratejik seviyedeki TİHA teknolojilerimiz; sahip oldukları yapay zekâ hassas vuruş gücü ve yüksek irtifa kabiliyetleriyle küresel ölçekte etkiler oluşturmuş özellikle de Türk mühendisliğinin neleri başarabileceğini tüm dünyaya en çarpıcı şekilde göstermiştir. İnsansız sistemlerde ulaştığımız bu mümtaz seviye hava savunma stratejilerimizde de bizi çok daha ileri bir safhaya taşıma yoluna sokmuştur. Gök Vatanımızı koruma irademizin en somut yansıması olan “Çelik Kubbe” bütünleşik hava savunma sistemimiz de bu stratejik aklı yansıtmaktadır. Hava savunma sistemlerimizin birbirleriyle tam bir uyum içinde çalışacağı bu yapı Türkiye’nin teknolojiye istikamet veren bir aktör hâline gelme yolunda emin adımlarla ilerlediğinin de ispatıdır. TÜRKİYE MÜTTEFİKLERİNE TEKNOLOJİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR GÜVENLİK EKONOMİSİ DE SUNUYOR Türk savunma sanayisi ürünleri, bugün sadece kataloglarda değil, dünyanın en zorlu çatışma bölgelerinde de kendini ispat etmiş sistemlerdir. NATO standartlarında geliştirdiğimiz millî hassas güdümlü mühimmatlarımız, yabancı muadillerine göre sunduğu düşük maliyet avantajıyla orduların askerî kabiliyetlerini doğrudan artırmaktadır. Ekonomik maliyetin asimetrik bir silah hâline geldiği bu çağda Türkiye; müttefiklerine silah sistemleriyle birlikte teknoloji ve sürdürülebilir bir güvenlik ekonomisi de sunmaktadır. Gururla söylemeliyim ki bu büyük dönüşüm Türkiye’nin yeni nesil harp anlayışlarını şekillendiren bir stratejik merkez hâline gelmesini sağlamıştır. Bir zamanlar sınırlı ölçüde takip edebildiğimiz teknolojilerde bugün fikrî mülkiyeti bize ait özgün ve yüksek katma değerli çözümler ortaya koymaktayız. SAHA EXPO gibi platformlar bu özgün çözümlerin uluslararası pazarda hak ettiği yeri bulması ve stratejik ortaklıkların kurulması için benzersiz bir zemin teşkil etmektedir. Tüm dünyanın gıpta ile baktığı bu seviyeye ulaşılması birbirinden değerli savunma sanayisi firmalarımızın çalışmalarıyla bir diğer deyişle yöneticisinden işçisine, mühendisinden teknisyenine kadar bir bütün hâlinde Türk savunma sanayisi ailesinin büyük gayretleriyle mümkün olmuştur. BU ÇAĞDA YERİNDE SAYMAK, GERİDE KALMAKTIR Özellikle belirtmeliyim ki ileri teknolojilerin kullanıldığı bu alandaki Ar-Ge faaliyetlerimiz yerli üretim ve nitelikli iş gücü yatırımlarımız bizleri daha yukarı seviyelere taşırken ekonomik kalkınmamızı da perçinlemektedir. Savunma alanında elde ettiğimiz yüksek teknoloji birikimi kahraman ordumuzu ve ülkemizin savunmasına olan eşsiz katkılarının yanı sıra ulaştırmadan enerjiye sağlıktan siber güvenliğe kadar pek çok alanda da millî kabiliyetlerimizi yukarı taşımaktadır. Ulaştığımız bu mümtaz seviye gurur verici olsa da elbette ki yeterli değildir. Zira rekabet çağındayız ve bu durum gelişen teknolojilere bağlı olarak sürekli artmakta ihtiyaçlar çeşitlenmektedir. Bu bilinçle kendimizi daima geliştirmeli ve daha ileriye ulaşma hedefiyle çalışmalarımıza artan bir tempoda devam etmeliyiz. Sürdürülebilir bir savunma gücü; sadece teknolojiye sahip olmak değil, o teknolojiyi ihtiyaç anında kitleler hâlinde sahaya sürebilmektir. Bu yüzden Türk savunma sanayisi; “seri üretim” kapasitesini hem dostlarına yetebilecek seviyede korumalı hem de “seferberlik” esnekliğiyle birleştirme çalışmalarına hız katmalıdır. Unutulmamalıdır ki bu çağda yerinde saymak, geride kalmaktır. Dolayısıyla asimetrik tehditlere karşı hazırlıklı olmak adına İHA ve SİHA teknolojileri, otonom deniz ve kara platformları ile uzay ve siber savaş elektronik harp alanlarındaki imkân ve kabiliyetlerimizi daha üst seviyelere en hızlı şekilde taşıma gayretlerimizi artırmalıyız. Gerçek şu ki bugünün ve geleceğin dünyasında güç merkezi teknolojiyi öncü bir şekilde üretip daha yeni buluşlara imza atanlarda olacaktır. Bu bilinçle bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başta Savunma Sanayii Başkanlığımız olmak üzere tüm paydaşlarımızla uyum içerisinde, etkin, verimli ve koordinasyona dayalı çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Çok iyi biliyoruz ki Türkiye; ordusu ve savunma sanayisi ile ne kadar güçlü olursa yarınlarımız da bir o kadar güvenli olacaktır. Diplomasi ve güvenlik politikalarımızı askerî yeteneklerle entegre ederek uluslararası iş birliklerimizi de güçlendirmeye devam edeceğiz. Böylece Türkiye sadece kendi sınırlarında değil bölgesel ve küresel barışı da tahkim eden en önemli unsurlardan biri olmayı sürdürecektir. Tam bu noktada SAHA EXPO; ülkemizin bu artan etkinliğini ve savunma sanayindeki teknolojik gelişimini başta kardeş, dost ve müttefik ülkelere olmak üzere uluslararası ortaklarımızla aynı zeminde buluşturarak bu büyük vizyona önemli katkılar sunmaktadır. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken; - Savunma sanayisi firmalarımızın kıymetli yönetici ve çalışanlarına, - Ayrıca bu güzide organizasyonun düzenlenmesinde başta SAHA İstanbul Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Haluk BAYRAKTAR olmak üzere emeği geçen ve katkıda bulunan herkese şükranlarımı sunuyorum. Burada yapılacak görüşme ve anlaşmaların, hayırlı uğurlu olması dileğiyle sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

17,307 görüntüleme • 2 ay önce

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Millî Savunma Üniversitesinde Kara Harp Okulu öğrencileriyle iftar programında bir araya geldi. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ı, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler beraberindeki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ve Millî Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu ile karşıladı. İftarda Harbiyelilere hitap eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 110’uncu yıl dönümünü hatırlatarak şunları söyledi: "Şanlı tarihimizin kilometre taşlarından olan Çanakkale Deniz Zaferimizin 110'uncu yıl dönümü kutlu olsun diyorum. Canları ve kanlarıyla hafızalara kazınan direniş kıyamıyla Çanakkale'de destan yazan şehitlerimizin tamamını kemal-i edeple yâd ediyorum. Başta Anafartalar kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere müstahkem mevki kumandanı Cevat Paşa'dan Yarbay Selahaddin Adil Paşa'ya, kahraman ordumuzun tüm komutanlarını saygıyla anıyorum. Anadolu'nun ve gönül coğrafyamızın dört bir yanından gelerek devrin zalimlerinin karşısına dikilen düvel-i muazzama müstevlilerine geçit vermeyen tüm kahramanlara Rabb’imden bir kez daha rahmet diliyorum." BU ZAFER MİLLETİMİZE DİRİLİŞ ÜMİDİ AŞILADI Mehmet Âkif Ersoy'un Çanakkale şehitleri için yazdığı, "Sen ki son ehl-i salibin kırarak savletini, Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin'i, Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran... Sen ki İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran; O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın." dizelerini okuyan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şöyle devam etti: "Aziz vatanı düşman çizmelerine çiğnetmeyen, o demir çemberi göğsünde kırıp parçalayan tüm kahramanlarımıza bir kere daha şükranlarımı sunuyorum. Rabb'im şehit ve gazilerimizin emanetine hakkıyla sahip çıkmayı, istiklal ve istikbal sancağını bundan sonra da aşkla, şevkle, gururla dalgalandırmayı bizlere de nasip eylesin diyorum." Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Çanakkale Zaferi'nin, Balkan Harbi'nden ve üst üste gelen ihanetlerden yorgun düşmüş, işgalci güçlerin "hasta adam" olarak gördükleri bir milletin yeniden şahlanışının ve dirilişinin müjdecisi olduğunu ifade ederek şunları kaydetti: "Genciyle, yaşlısıyla, kadını ve erkeğiyle el ele, yürek yüreğe verip zaferle taçlandırdığımız Millî Mücadele’nin fitili Çanakkale Zaferi ile ateşlenmiş; bu zafer milletimize, taptaze bir kıyam ve diriliş ümidi aşılamıştır. Milletimizin hücrelerine işleyen şehadet bilinci İstiklal Harbi'nde tüm ışıltısıyla bir kez daha parlamış, dünyanın diğer milletleri için mümtaz bir mücadele örneği teşkil etmiştir. Kore'de, Kıbrıs'ta ve daha pek çok yerde Mehmetçiğin sergilediği vakur ve erdemli tavır millî kimliğimizin tarihe düştüğü birer eşsiz not hükmündedir. Merhameti ve merhameti kadar mücadelesiyle de örnek bir ecdadın ahfadı olmaktan hepimiz iftihar ediyoruz. Burada şunu da büyük bir gururla ifade etmek istiyorum, 110 yıl önceki hayâsız akınları nasıl bozguna uğratıp vatanımızın birliğini, milletimizin dirlik ve kardeşliğini temin ettiysek bugün de aynı azim ve kararlılıkla mücadelemizi sürdürüyoruz." ULUSLARARASI BASINDAKİ DEĞERLENDİRMELER, ÜLKEMİZİN BAŞARILARINI AÇIKÇA TEYİT VE TESCİL ETMEKTEDİR Ülkemizi hedef alan sinsi planları, hain emelleri, karanlık senaryoları arkasında kim olduğuna bakmadan tek tek yırtıp atıyoruz." ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şunları söyledi: "Devletimizin payidar, milletimizin ebediyen muzaffer ve muvaffak olması için ne yapılması gerekiyorsa onu yapmaktan bir an olsun çekinmiyoruz. Şu gerçeği artık dost düşman fark etmeksizin artık herkes ikrar etmektedir. Türkiye, Avrupa ve Orta Doğu başta olmak üzere dünyayı etkisi altına alan değişim fırtınasını en hazırlıklı karşılayan ülkelerden biridir. Son dönemde uluslararası basında ülkemizle ilgili çıkan değerlendirmeler, ülkemizin başarılarını açıkça teyit ve tescil etmektedir. Daha üç beş sene öncesine kadar bizi kıyasıya eleştirenlerin çoğu şimdi bize hak vermeye başladı. Suriye ve Filistin'de takip ettiğimiz insani, vicdani ve onurlu politikaların ne kadar isabetli olduğu bugün herkes tarafından açıkça dillendiriliyor. Rusya-Ukrayna arasındaki savaşta ilk günden beri izlediğimiz dengeli tutumun doğruluğu bugün daha iyi anlaşılıyor. Aynı tabloyu Libya'dan Sudan'a, Somali'den Karabağ'a, Balkanlar'dan Doğu Akdeniz'e pek çok yerde görüyoruz." FETÖ’CÜ ALÇAKLARLA MÜCADELEMİZ HIZ KESMEDEN DEVAM EDİYOR Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Yurtta sulh, cihanda sulh!" ilkesini "Daha adil bir dünya mümkündür." şiarıyla birleştirerek girişimci bir dış politika tasavvuruyla Türkiye'yi küresel bir oyuncu hâline getirdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Ülkemiz içindeki bazı çevreler hâlen kabullenmese de doğru zamanda hayata geçirdiğimiz doğru stratejimiz sayesinde bugün Doğu ve Batıyla eşit ilişkiler geliştiren, küresel adaletsizliklere korkusuzca tepki veren, millî politikalarını her şart altında kararlılıkla uygulayan, çıkarları ile değerleri arasında tercih yapmak mecburiyetinde kalmayan bir Türkiye gerçeğine kavuştuk." dedi. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Türkiye Yüzyılı'nı adım adım inşa ederken milletin şevkini, azmini ve cehdini kıran engelleri de teker teker kaldırdıklarını belirterek konuşmasına şöyle devam etti: "15 Temmuz gecesi milletin namusuna emanet ettiği silahlarla devletimizi işgale yeltenen FETÖ'cü alçaklarla mücadelemiz ihanetin üzerinden geçen yaklaşık 9 yıla rağmen hız kesmeden devam ediyor. Finans desteği ve eleman havuzunu önemli ölçüde yitiren bu hain şebeke, Pensilvanya'daki elebaşının ölümü sonrasında çöküş dönemine girmiştir. Tıpkı hain elebaşı gibi örgütün de son nefesini vereceği günler yakındır. Aynı şekilde, 40 yıldır başımıza musallat edilen bölücü terör belasından ilelebet kurtulmak için de yoğun bir çalışmanın içindeyiz. 85 milyon vatandaşımızın tamamının kardeşlik şuurunu perçinleyecek, müreffeh geleceğini güvence altına alacak, iç cephemizi güçlendirecek terörsüz Türkiye hedefimize doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Bölgemizin hasretini çektiği kalıcı barış ortamına kavuşmasını sağlayacak bu çalışmaların semeresini inşallah yakında göreceğiz. Bizim gayemiz; son iki asırdır kimi zaman etnik, kimi zaman mezhebi fay hatları üzerinden sahnelenen planları tarihin çöp sepetine yollamaktır. Derdimiz huzurdur, kardeşliktir, muhabbettir, kader ve gönül birliğini bu topraklarda ilelebet hâkim kılmaktır. Allah'ın izniyle bu amacımızda da muvaffak olacağız." COĞRAFYAMIZI KANA BOĞMAK İSTEYENLERİN SONUNA KADAR KARŞISINDA DURACAĞIZ Bir asır evvel olduğu gibi istilacı heveslerle bu coğrafya üzerinde ameliyat yapmaya yeltenenlerin karşılarında Türkiye'yi bulacağını belirten Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Şunu çok açık ve net söylemek isterim; Arzımevut hezeyanıyla coğrafyamızı kana, gözyaşına ve zulme boğmak isteyenlerin sonuna kadar karşısında duracağız." ifadesini kullandı. "Siyonist rejim dün gece Gazze'ye düzenlediği vahşi saldırılarla masumların kanından, canından ve gözyaşından beslenen bir terör devleti olduğunu bir kez daha gösterdi." diyen Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "330 masumu düşünebiliyor musunuz? Bir sahur vaktinde bu siyonist rejim maalesef soykırım yaparak katletmiştir. Çoğu çocuk ve kadın. Akşam aldığım haberle 400'ün üzerinde kardeşimizin şehit edildiği, vahşetin sorumluları döktükleri her damla kanın hesabını vereceklerdir." açıklamasında bulundu. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, bugün masum çocukları, bebekleri ve kadınları yakan ateşin, bu şımarıklıkla, bu cinnet hâliyle, bu pervasızlık ve küstahlıkla devam edilirse elbet bir gün çırayı tutanları ve ateşe benzin dökenleri de saracağını dile getirerek "Türkiye olarak bu mübarek günlerde Gazzeli mazlumların ve Filistinli kardeşlerimizin yanındayız. Katliamların durması, sükûnetin tesisi ve ateşkesin tekrar sağlanması için diplomatik çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz." ifadesini kullandı. SAVUNMA VE HAVACILIKTA İHRACATIMIZI 7 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNE ÇIKARDIK Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, milletin medarıiftiharı kahraman Türk ordusunun eriştiği yüksek caydırıcılık kapasitesiyle küresel düzeyde müessir bir güç hâline geldiğini belirterek son dönemde yapılan yüksek teknoloji hamlesiyle yerlilik oranının yüzde 20'lerden yüzde 80 seviyesinin üzerine taşındığını, savunma sanayisi alanında parmakla gösterildiklerini söyledi. Kendi mühendisleriyle ürettikleri İHA, SİHA, uçak, helikopter, gemi, denizaltı ve daha nicelerinin, güvenlik mimarisinin ulaştığı seviyeyi ortaya koyduğunu belirten Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şöyle devam etti: "Savunma ve havacılık ihracatımızı 2024'te bir önceki yıla göre yüzde 29 oranında artırarak 7 milyar doların üzerine çıkardık. Son 10 yıl içinde 185 ülkeye 230 çeşit savunma sanayi ürünü ihraç ettik. İnşallah kısa bir zaman içinde ikinci uçak gemimizi de yapıyoruz, yapacağız. Sadece geçtiğimiz yıl toplam değeri 10 milyar doları aşan sözleşmelere imza attık. 180 farklı ülkeye ihracat gerçekleştirdik. İnşallah bu sene çok daha yüksek rakamları yakalayacağız." ORDUMUZUN DEDİKODULAR ÜZERİNDEN YIPRATILMASINA İZİN VERMEYİZ Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, kahraman Türk ordusunun, Afganistan'dan Somali'ye, Irak'tan Kosova'ya gönül ve kültür coğrafyasının dört bir yanında barışa katkı sunduğunun altını çizerek "Desteğimize ve kardeşliğimize ihtiyaç duyulan her bölgede dostlarımızın yanında olmayı bundan sonra da inşallah sürdüreceğiz." diye konuştu. Bu süreçte en büyük dayanaklarından birinin Türk Silahlı Kuvvetleri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Ordumuzu güçlendirmek, caydırıcılığını artırmak, imkân ve kabiliyetlerine yenilerini eklemek önümüzdeki dönemde de önceliğimiz olacaktır. Şurası da son derece önemlidir. Üzerine titrediğimiz ordumuzun dedikodular üzerinden yıpratılmasına, kimi kendini bilmez siyasetçiler tarafından örselenmesine izin vermeyiz. Kimden gelirse gelsin, bu tür hadsizlikler karşısında ordumuzun ve komuta kadememizin her daim yanındayız. Disiplini, cesareti ve fedakârlığıyla bilinen Türk Silahlı Kuvvetlerinin, her ne surette olursa olsun bu vasıflarının zedelenmesine de göz yummayız." dedi. Disiplin, vakar ve imanın, kahraman Türk ordusunun kahraman mensuplarının en önemli özelliği olduğunu ve kimsenin bunlara halel getiremeyeceğini belirten Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev üstlenen her bir evladımız, kardeşimiz ve arkadaşımız da askerlik mesleğinin temel prensipleri olan bu hasletlere sıkı sıkıya sahip çıkmalıdır." ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, harbiyelilerin gerek eğitim gerekse görevi boyunca bu değerlerden asla sapmayacağına inandığını dile getirerek şunları kaydetti: "Türkiye Cumhurbaşkanı ve Başkomutanı olarak kahraman ordumuzun asil mensuplarıyla her zaman kıvanç duyduğumu bilmenizi istiyorum. Çanakkale Deniz Zaferimizin 110’uncu yıl dönümünü tekrar tebrik ediyorum. Şehitlerimizi, gazilerimizi bir kere daha rahmetle, minnetle yâd ediyorum. Rabb’im sizlerle birlikte tüm askerlerimizi korusun, kollasın, yolunuzu da bahtınızı da açık eylesin diyorum. Gönül elçilerimiz olarak gördüğümüz misafir öğrencilerimize de aynı şekilde Rabb’imden üstün başarılar temenni ediyorum. Hepinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum." #18Mart1915 #ÇanakkaleGeçilmez #18MartŞehitleriAnmaGünü #ÇanakkaleDenizZaferi #GaziMustafaKemalAtatürk #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

188,206 görüntüleme • 1 yıl önce

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: KAHRAMAN SİLAH ARKADAŞIMIZA ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUZ 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı/Balıkesir’den kalkan bir F-16 savaş uçağımız dün (25 Şubat) kaza kırıma uğramıştır. Olayın meydana geliş sebebi, kaza kırım ekibinin incelemesi sonrası açıklığa kavuşacaktır. Elim kazada şehit olan kahraman silah arkadaşımız Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’a bir kez daha Allah’tan rahmet; ailesine, Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve asil milletimize başsağlığı dileriz. 5 PKK’LI TERÖRİST DAHA TESLİM OLDU Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; terörle mücadelesine, sınırlarımızı korumaya; karada, denizde ve havada ülkemizin savunma ve güvenliğini sağlamaya azim ve kararlılıkla devam etmektedir. Bu kapsamda geçtiğimiz hafta içerisinde; - 5 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, - Kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla sınırlarımızda ve ötesinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. Bu vesileyle Suriye’nin kuzeyinde icra ettiğimiz Bahar Kalkanı Harekâtı’nın 6’ncı yıl dönümünde (27 Şubat 2020), aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyor; gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımızı sunuyoruz. HUDUTLARDA 108 ŞAHIS YAKALANDI Kesintisiz devam eden hudut güvenliği faaliyetleri çerçevesinde son bir haftada; - Sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 3’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 108 şahıs yakalanmış, 551 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. - Böylece, yıl içerisinde sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1.074, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 10 bin 265 olmuştur. HOCALI’DA KATLEDİLEN SOYDAŞLARIMIZI RAHMETLE ANIYORUZ Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; millî güvenliğimizin yanı sıra pek çok bölgede güvenlik, barış ve istikrara etkin katkılar sunmaya da devam etmektedir. - 26 Şubat 1992’de Hocalı’da acımasızca katledilen soydaşlarımızı, katliamın 34’üncü yıl dönümünde rahmet ve saygıyla anıyor, Azerbaycan Türkü kardeşlerimizin acısını yürekten paylaştığımızı ve her daim yanlarında olduğumuzu ifade ediyor, - Dost ve kardeş ülke Bosna Hersek’in Bağımsızlık Günü’nü (1 Mart 1992) ise şimdiden kutluyoruz. İSRAİL’İN ATEŞKES İHLALLERİ SÜRÜYOR Gazze’de, Barış Kurulu’nun faaliyete geçmiş olmasına rağmen İsrail’in ateşkes ihlalleri sürmekte, insani kriz devam etmektedir. Gazze’nin yeniden inşası ile insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasının hayati önem taşıdığını bir kez daha vurguluyoruz. Ayrıca, İsrail’in ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları hilafına Batı Şeria’da yasa dışı yerleşimleri genişletme çabaları, barış ve istikrarın tesisine zarar vermektedir. Tüm aktörleri, yapıcı bir dil kullanmaya ve sağduyulu hareket ederek iki devletli çözüm hedefine bağlı kalmaya davet ediyoruz. SAYIN BAKANIMIZ TÜRKİYE-ABD İŞ KONSEYİ ÜYELERİNİ KABUL ETTİ 21 Şubat’ta Bayburt’a giden Sayın Bakanımız, Kurtuluş Günü Törenlerine katılmış, 17’nci Komando Tugay Komutan Yardımcılığında inceleme ve denetlemelerde bulunmuş, ardından Mehmetçiklerimizle birlikte, şehitlerimizin kıymetli aileleri, kahraman gazilerimiz ve aileleri ile iftar yapmıştır. 24 Şubat’ta Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle gerçekleştirilen “HAVELSAN Sancar Silahlı İnsansız Deniz Aracı Hizmete Alma, Tesisler Temel Atma ve Açılış Töreni”ne Komuta Kademesiyle katılan Sayın Bakanımız, 25 Şubat’ta Türkiye-ABD İş Konseyi üyeleri ile Japonya’nın Ankara Büyükelçisini kabul etmiş, müteakiben kahraman gazilerimiz ile şehit ve gazilerimizin kıymetli aileleriyle Ankara’da düzenlenen iftar yemeğinde bir araya gelmiştir. 20 Şubat’ta Steadfast Dart Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü’ne Kara Kuvvetleri Komutanımızla birlikte katılan Sayın Genelkurmay Başkanımız ise tatbikat kapsamında Almanya ve Letonya Genelkurmay Başkanları ve NATO Brunssum Müşterek Kuvvet Komutanıyla ikili görüşmeler gerçekleştirmiştir. STEADFAST DART 2026 TATBİKATI BAŞARIYLA TAMAMLANDI Türk Silahlı Kuvvetlerimizin; ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetleri de kesintisiz bir şekilde sürmektedir. Bu kapsamda; NATO’nun 2026 yılı içerisindeki en geniş kapsamlı ve en yüksek katılımlı fiilî tatbikatı olan Steadfast Dart 2026 başarıyla tamamlanmıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, yaklaşık 2 bin personel ile iştirak ettiği tatbikatta; stratejik intikal, süratli kuvvet konuşlandırma ve sürdürülebilir lojistik idame kabiliyetini yüksek hazırlık seviyesiyle icra ederek ittifakın kolektif savunma yapısına etkin katkı sağlamıştır. Tatbikat süresince kara ve deniz unsurlarımız müşterek harekât anlayışıyla görev yapmış; hava savunma, topçu atışları, amfibi ve deniz harekâtı ile komuta-kontrol faaliyetleri başarıyla icra edilmiştir. TCG Anadolu’dan kalkan Bayraktar TB-3 Silahlı İnsansız Hava Aracımızın gerçekleştirdiği başarılı atış faaliyeti başta olmak üzere, yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizin sahadaki etkin kullanımı, teknolojik yetkinliğimizin ve operasyonel kabiliyetimizin ulaştığı seviyeyi NATO ortamında bir kez daha ortaya koymuştur. Tatbikata katılan kara unsurlarımız, bugün (26 Şubat) itibarıyla hava ve deniz yoluyla ülkemize geri intikal etmektedir. Anadolu Türk Deniz Görev Kuvvetimiz ise, 5-20 Mart tarihleri arasında Norveç’te temel deniz harekâtı eğitimlerine yönelik icra edilecek Dynamic Mariner/Joint Warrior/Cold Response-2026 Tatbikatı’na; TCG Anadolu, TCG Derya, TCG İstanbul, TCG Oruçreis, 1 Amfibi Deniz Piyade Taburu, SAT/SAS timlerimiz, 3 adet Bayraktar TB-3 Silahlı İnsansız Hava Aracı, helikopterler ve çıkarma araçları ile iştirak edecektir. Tatbikat kapsamında 26 Şubat-1 Mart tarihleri arasında Rotterdam/Hollanda’ya liman ziyareti yapan Görev Kuvvetimiz, 3-8 Mart tarihleri arasında Southtampton/İngiltere’ye liman ziyareti gerçekleştirecektir. 23 Şubat-6 Mart tarihleri arasında İtalya’da düzenlenen Dynamic Manta Denizaltı Savunma Tatbikatı’na TCG I. İnönü denizaltımız ve bir deniz karakol uçağımız ile katılım sağlanmaktadır. 28 Şubat-13 Mart tarihleri arasında, - Konya’da Şehit Hava Pilot Yarbay Gökhan Korkmaz Millî Anadolu Kartalı Eğitimi icra edilecek, - İspanya ve Almanya’da Ramstein Ambition Hava Savunma Harbi, - Kenya’da Justified Accord tatbikatlarına katılım sağlanacaktır. - 3-13 Mart tarihleri arasında Suda/Yunanistan’da mayın harekâtına yönelik eğitimlerin icra edileceği Ariadne-2026 Davet Tatbikatı’na, NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 (SNMCMG-2)’de görevli TCG Anamur gemimiz katılacaktır. Aden Körfezi, Somali açıkları ve Arap Denizi’nde görevlendirilen TCG Sancaktar ve TCG Gökova tarafından 28 Şubat-1 Mart tarihlerinde Cibuti’ye, 3-5 Mart tarihleri arasında Cidde/Suudi Arabistan’a liman ziyaretleri yapılması planlanmaktadır. Yabancı askerî gemilerin limanlarımızı ziyaretlerine ilişkin olarak NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) görevi kapsamında; - Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait Oriku tarafından 25-28 Şubat tarihleri arasında İzmir’e, - Almanya Deniz Kuvvetleri unsuru Elbe tarafından 26 Şubat-3 Mart tarihleri arasında İstanbul’a liman ziyareti gerçekleştirilmektedir. Türkiye-Suudi Arabistan Deniz Kuvvetleri İş Birliği Toplantısı, 2-6 Mart tarihleri arasında ülkemizde gerçekleştirilecektir. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca; - İlk hava şehidimiz Yüzbaşı Fethi Bey’in şehadetinin 112’nci Yılı Anma Töreni kapsamında 27 Şubat’ta, Fethiye’de muharip uçak geçişi, - 27 Şubat ile 4 ve 6 Mart’ta, tanker uçağımız tarafından NATO AWACS uçağına hava sahamızda havada yakıt ikmali yapılacak, - NATO Müttefik Hava Komutanlığı tarafından Artırılmış Teyakkuz Faaliyetleri bünyesinde yürütülmekte olan Esnek Caydırıcılık Seçenekleri kapsamında Polonya hava sahasında 5 Mart’ta icra edilmesi planlanan “Dinamik Hedefleme Görevi”ne tanker ve Havadan İhbar Kontrol uçaklarımızla katılım sağlanacaktır. Diğer yandan, Bakanlığımız ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında yapılan protokol kapsamında 28 Şubat’ta, Harbiye Askerî Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığımızda Devlet Opera ve Balesi tarafından Tarihin İzinde “Anadolu Ezgileri” adlı müze konseri icra edilecektir. HELİKOPTER YAKALAMA VE TRANSFER SİSTEMİNİN KALİFİKASYON SÜRECİ TAMAMLANDI Türk Silahlı Kuvvetlerimizin güçlü, modern ve etkin savunma kapasitesinin yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle geliştirilmesi çalışmalarına da devam edilmektedir. Geçtiğimiz hafta içerisinde muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatını tamamlayan Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz (MKE) tarafından 23-25 Şubat tarihleri arasında Almanya’da düzenlenen savunma ve güvenlik fuarı “Enforce Tac 2026”ya katılım sağlanmıştır. Bakanlığımıza bağlı ASFAT ile Sonitus şirketi iş birliğinde yerli ve millî imkânlarla geliştirilen “Helikopter Yakalama ve Transfer Sistemi”, Açık Deniz Karakol Gemimizde icra edilen helikopter harekâtında başarıyla test edilmiş, sistemin kalifikasyon süreci tamamlanmıştır. Kuruluşundan bu yana ülkemizin ekonomik gücüne ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkân ve kabiliyetlerine önemli katkılar sunan OYAK’ın kuruluş yıl dönümünü (1 Mart 1961) şimdiden kutluyor, başarılarının artarak devam etmesini temenni ediyoruz. MSÜ ASKERÎ ÖĞRENCİ TEMİNİ ADAY BELİRLEME SINAVI 1 MART’TA GERÇEKLEŞTİRİLECEK Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde devam etmektedir. 25 Şubat’ta başlayan “Kuvvet Komutanlıklarında İstihdam Edilmek Üzere 2026 Yılı Teknik Sınıflarda Uzman Erbaş Temini” başvuruları 9 Mart’a kadar yapılabilecektir. Millî Savunma Üniversitesine askerî öğrenci temini kapsamında; 340 bin 513’ü kadın olmak üzere 645 bin 402 başvurunun yapıldığı aday belirleme sınavı 1 Mart’ta gerçekleştirilecektir. Önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl yapılacak sınava da müracaat eden kadın aday sayısının erkek aday sayısından fazla olmasından memnuniyet duyuyor, öğrenci adaylarımıza ve ailelerimize teşekkür ediyor, sınava girecek gençlerimize başarılar diliyoruz. Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Bekamıza yönelen her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye, - Ülkemizin caydırıcı gücü olarak bağımsızlığımızın, vatanımızın bölünmez bütünlüğü ile millî birlik ve beraberliğimizin güvencesi olmaya devam edecektir. BASIN MENSUPLARININ GÜNDEME DAİR SORULARI CEVAPLANDIRILDI Basın Bilgilendirme Toplantısı’nın ardından basın mensuplarının gündeme dair soruları cevaplandırıldı. Sorulara verilen cevaplar şu şekilde: DÜŞEN F-16 UÇAĞIMIZ Hava sahamızın kontrolü ve güvenliği; radar, erken ihbar, elektronik harp ve önleme unsurlarını kapsayan, katmanlı ve entegre bir mimariyle büyük bir fedakârlıkla 7 gün 24 saat esasına göre sağlanmaktadır. Radarlarımızda tanımlanan veya tanımlanamayan hava izlerinin teşhis ve takibine yönelik uçaklarımızla alarm reaksiyon görevleri icra edilmektedir. 25 Şubat’ta Bulgaristan sınırımızda tanımlanamayan bir radar izi tespit edilmesi üzerine, alarm reaksiyon görevi kapsamında 2 adet F-16 savaş uçağımız 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı-Balıkesir’den aynı anda kalkış yapmıştır. Savaş uçağımızın biri ile 00.56’dan itibaren telsiz irtibatı ve radar iz bilgisi kesilmiştir. Derhâl başlatılan arama kurtarma çalışmaları sonucu kaza kırıma uğrayan uçağımızın enkazına ulaşılmıştır. Kahraman pilotumuzun uçağı terk etmek için fırlatma sistemini son anda çalıştırdığı tespit edilmiştir. Meydana gelen kazada kahraman pilotumuz şehit olmuştur. Olayın meydana geliş sebebi, kaza kırım ekibinin detaylı incelemesi sonrası açıklığa kavuşacaktır. Bu konuda yapılacak resmî açıklamalarımız dışında iddia ve yorumlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir. Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu olayda hayatını kaybeden aziz şehidimize bir kez daha Allah’tan rahmet; kederli ailesine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır diliyoruz. İRAN’DAKİ GELİŞMELER VE HUDUTTA ALINAN TEDBİRLER Türkiye olarak bölgemizdeki tüm ihtilafların barışçıl yollarla çözülmesi ve kalıcı istikrarın tesis edilmesi yönündeki çabalarımız devam etmektedir. Öte yandan, doğabilecek risklere karşı devletimizin ilgili kurumlarıyla koordineli olarak gerekli önlemler alınmaktadır. Bazı basın ve sosyal medya yayınlarında yer alan “ABD’nin İran’a saldırması durumunda Türkiye’nin de güvenlik gerekçesiyle İran topraklarına girmeyi planladığı” yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. ABD’NIN SURİYE’DEN ÇEKİLMESİ Suriye’nin DEAŞ ile Mücadele Koalisyonuna 90’ıncı üye olarak katılması ve hükûmetin ülkede otoritesini her geçen gün daha da artırmasının; ABD’nin Suriye’de bulunan askerî varlığını yeniden gözden geçirmesinde etkili olduğu değerlendirilmektedir. ABD’nin Suriye ve Irak’taki faaliyetleri bölgedeki tüm gelişmeler gibi devletimizin ilgili birimleri ile koordineli bir şekilde yakından takip edilmektedir. S-400’LERİN SOMALİ’YE GÖNDERİLECEĞİNE DAİR İDDİALAR Somali ile ülkemiz arasında imzalanan anlaşmalar çerçevesinde; Somali Silahlı Kuvvetlerinin teşkilatlanmasına ve terörle mücadelesine destek sağlamak, Somali’nin ekonomik kaynaklarının güvenliğini ve ülkemizin millî çıkarlarını korumak amacıyla yürüttüğümüz faaliyetler kararlılıkla sürdürülmektedir. Daha önce açıkladığımız üzere, S-400 hava savunma sistemleri Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harekât ihtiyaçları doğrultusunda alınmış olup göreve hazır durumdadır. S-400 hava savunma sistemlerinin Somali’de kullanılması yönünde herhangi bir planlama bulunmamaktadır. S-400’lerle ilgili bazı basın yayın organları ile sosyal medyada dönem dönem spekülasyonlar yapılmaktadır. Bu konuda açıklamalarımız dışındaki iddia ve yorumlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

17,440 görüntüleme • 4 ay önce

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, "Roketsan Üretim Tesisleri Açılışı, Seri Üretim Teslimatları ve Temel Atma Töreni"nde konuştu. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in de beraberinde TSK Komuta Kademesi ile katıldığı törende konuşan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan şunları söyledi: TERÖRÜN HER TÜRLÜSÜYLE MÜCADELEMİZ SÜRECEK Öncelikle bugün öğle saatlerinde İstanbul Beşiktaş'ta meydana gelen ve kahraman güvenlik güçlerimizin başarılı müdahalesiyle boşa çıkartılan kalleş saldırıyı lanetlediğimizin bilinmesini istiyorum. Menfur terör eyleminde biri ölü, ikisi yaralı olmak üzere üç terörist etkisiz hâle getirilmiş; müdahale sırasında iki kahraman polisimiz hafif yaralanmıştır. Saldırıyla ilgili hem İstanbul Başsavcılığımız hem de emniyet ve istihbarat birimlerimiz, gerekli tahkikatlarını süratle başlatmıştır. Yaralı polislerimize Cenabıallah'tan acil şifalar diliyor, İstanbul Emniyetine ve İstanbul halkına geçmiş olsun diyorum. Terörün her türlüsüyle mücadelemizi kararlılıkla sürdürecek, bugünkü gibi alçak ve zaman ayarlı provokasyonlarla Türkiye'nin güven iklimine zarar verilmesine müsaade etmeyeceğiz. Aziz kardeşlerim, bu anlamlı tören vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sizlerin şahsında; karada, denizde, havada destan yazan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin geliştirdiği proje, ürün, sistemlerle başarılarına her gün bir yenisini ekleyen ROKETSAN ailemizin ve savunma sanayinde faaliyet gösteren 4 bin 500'ü aşkın firmamızın her bir mensubuna buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. BİZ ŞEHİTLERİYLE YAŞAYAN, ŞEHİTLERİNİN DE YAŞADIĞINA İNANAN BİR MİLLETİZ Evvelemirde şu hakikati tüm kalbimle ifade etmek arzusundayım: Biz, şehitleriyle yaşayan ve şehitlerinin de yaşadığına inanan bir milletiz. Tam bin yıldır ezan-ı Muhammediler semalarda inlesin; ocaklar, haneler, ümitler sönmesin; bayrağımız gönderde şanla, şerefle, gururla dalgalansın diye, vatanımız baki, devletimiz ebedî, milletimiz özgür olsun diye canlarını feda eden tüm şehitlerimizi kemali hürmetle yâd ediyorum. Ülkemizin ve milletimizin istikbali için kahramanca mücadele eden tüm gazilerimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Savunma sanayinde canını dişine takarak çalışan, yalnızca elini değil gerektiğinde gövdesini de taşın altına koyarak sektörü bugünlere taşıyan tüm mühendislerimize, yazılımcılarımıza, teknisyenlerimize, işçi, yönetici ve akademisyenlerimize canıgönülden teşekkür ediyorum. Bütüncül yönetim kapasitesiyle bu çalışmaların uyum içinde yürümesini sağlayan Savunma Sanayii Başkanlığımızı da tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum; Cenabıallah sizlerden razı olsun. Türkiye'nin güçlü, müessir, muteber ve aydınlık yarınları için ortaya koyduğunuz şu emeği, harcadığınız şu çabayı inşallah hepimiz için hayırlara vesile olsun diyorum. ORDUMUZUN CAYDIRICILIĞINI ÇOK DAHA ÜST SEVİYELERE ÇIKARACAĞIZ Değerli arkadaşlar, bugün savunmada tam bağımsız Türkiye yolunda çok önemli bir eşiği daha geride bırakıyoruz. Birazdan inşallah Kırıkkale Yakıt Üretim Tesislerimizin, Lalahan Harp Başlığı Tesisimizin, İleri Teknolojiler AR-GE ve Mühendislik Merkezimizin açılışını yapacağız. Ayrıca; TAYFUN, SİPER, ATMACA, HİSAR-A, HİSAR SIFIR ve SUNGUR sistemlerimiz ile ÇAKIR, SOM, SİHA’larımızın keskin pençesi MAM-T ve MAM-L gibi birçok silah grubunu kahraman ordumuza teslim edeceğiz. Lalahan füze entegrasyon tesislerimizin de temellerini atacağız. Savunma sanayimizi daha güçlü bir kalkınma ekseni hâline getirecek ve nitelikli istihdam oranını yükseltecek bu yatırımlarla katmanlı hava savunma sistemimizi güçlendirecek, stratejik gücümüzü artıracak, seyir ve balistik füze kabiliyetlerimizi perçinleyecek, akıllı mühimmat ailemize, seri üretim hızımıza ve AR-GE kapasitemize çok önemli katkılar yapacağız. ÇELİK KUBBE'nin vurucu gücünü oluşturan bu sistemlerin daha yüksek üretim temposuna ulaşmasıyla hava savunma mimarimizi daha da tahkim etmiş olacağız. Kritik hava savunma sistemlerimiz, stratejik füze projelerimiz ve akıllı mühimmat kabiliyetlerimiz için kurulan bu yeni altyapı ile kahraman ordumuzun caydırıcılığını çok daha üst seviyelere çıkaracağız. ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM HEDEF, DAHA HIZLI ÜRETİM Şunun altını özellikle çizmek istiyorum: Savunma sanayisinde önümüzdeki dönemin ana hedefi, yüksek teknolojili ürünleri daha hızlı, daha efektif ve daha yüksek adetlerde üretmektir. Bugün devreye aldığımız yatırımlar, belirlediğimiz hedefe giden yolda çok kritik bir merhaleyi teşkil etmektedir. Tamamlanan yatırım bedeli 1 milyar dolar, toplam yatırım ölçeği ise 3 milyar dolara ulaşan bu tesis ve sistemlerle menzile daha çabuk varacak, attığımız kararlı adımları daha da hızlandırmış olacağız. Bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyorum. Sektöre yeni bir ufuk çizen bu eserlerin tasarım aşamasından seri üretim sürecine emeği geçen, her türlü bu noktada adımı atan kardeşimi yürekten tebrik ediyor, ROKETSAN ailemize bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum. BİZ BU YENİ NİZAMIN KURUCU AKTÖRLERİNDEN BİRİYİZ Kıymetli misafirler, değerli kardeşlerim; dijitalleşme ve yapay zekâ temelli algoritmaların savunma konseptini sil baştan şekillendirdiği bir dönemi yaşıyoruz. Teknoloji ilerledikçe sahada ihtiyaç duyulan ürün ve yazılımların niteliği de günden güne değişiyor. Özellikle son dönemde yakın çevremizde patlak veren savaş, çatışma ve kriz ortamlarında buna hem de çok yakından şahitlik ediyoruz. Artık teşhis, tespit, karar alma, müdahale ve imha süreçlerinde milisaniyelerin dahi büyük bir fark oluşturduğunu en iyi sizler biliyorsunuz. Hava, kara ve deniz hâkimiyetinin iç içe geçtiği insansız teknolojilerin ve siber uzaydaki konumlanmanın tüm dengeleri değiştirdiği bir çağdayız. Bu noktada şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim: Biz, kuralların ve süreçlerin yeniden şekillendiği bu yeni nizamın kurucu aktörlerinden biriyiz. Siper savaşlarının yerini siber savaşların aldığı bu yeni sisteme ayak uydurma kaygısı taşımıyoruz, çünkü hem sahada, hem teknolojide yön ve gidişatı artık ülke olarak biz de tayin ediyoruz. Son 23 yılda geliştirdiğimiz ürün, sistem, yazılım ve platformlarla, güçlü insan kaynağımız ve kurumsal kapasitemizle bu alanda norm koyan ülkelerden biri hâline geldik. Hamdolsun bugün Türkiye; kendi semalarını koruyan, kendi platformlarını donatan, kendi mühimmatını geliştiren bir ülkedir. Dahası, tüm bunları kendi aklımız, mühendisliğimiz ve insan kaynağımızla yapabiliyoruz. Talep etmeleri durumunda dost ve müttefiklerimizin yardımına koşuyor, küresel barış ve güvenliğe en yüksek düzeyde katkı sunuyoruz. KENDİ BİLEĞİMİZİN GÜCÜNE GÜVENİYORUZ Bakınız, burada bir gerçeği sizlere ve ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarıma hatırlatmak durumundayım. Evet, bugün savunma sanayisi alanında dünyada parmakla gösterilen bir seviyede yer almanın haklı gururunu yaşıyoruz. Bugün etrafımızda füzeler ve dronelar uçuşurken biz kendimizi güvende hissediyor, gece yastığa başımızı gönül huzuruyla koyabiliyoruz. Bugün Allah korusun, başımıza bir şey gelse başkasına değil, her şeyden önce kendi bileğimizin gücüne güveniyoruz. Bunları sadece biz değil, rakiplerimiz ve hasımlarımız da gayet iyi biliyor. Ama şurası da bir gerçek ki savunma sanayisinde önemi bugünlerde daha iyi anlaşılan gurur verici seviyelere asla kolay gelmedik. Sınandık, oyalandık, yarı yolda bırakıldık, engellendik, tehdit edildik, hiç hak etmediğimiz kısıtlamalara maruz kaldık. Ama biz bunların hiçbirine boyun eğmedik. Aziz milletimizin duası ve desteğiyle, savunma sanayinde akıl ve alın teri döken siz kardeşlerimizin emeğiyle, kurumlarımızın eş güdümü ve devletimizin güçlü iradesiyle çok şükür bugünlere ulaştık. Tabii, bunları yaparken trajikomik manzaralara da şahitlik ettik. Hatırlayın, biz Sinop'ta füze testleri yaparken ana muhalefet partisinin Genel Başkanı, “Balıklar füze seslerinden ürküyor, yuvalarını terk ediyor.” diyordu. Biz savunma araçlarımızı çeşitlendirmeye çalışırken bu zatın timsah gözyaşlarıyla uğurladığı selefi ise "Bölgemizin yangın yerine döndüğü bir dönemde bunlara ne gerek var, bize kim saldıracak." diyordu. İktidara gelince savunma sanayisine dokunacağız, diyeninden Tank Palet Fabrikası üzerinden istismar yapanına kadar akla, vicdana, ahlaka sığmayan nice sabotaj girişimiyle karşılaştık. Değerli kardeşlerim; eğer biz bunlara kulak verseydik, savunma sanayisinde bugün geldiğimiz noktanın Allah muhafaza yakınından bile geçemezdik. Ama biz, “Bütün emelim Türk gençliğinin kanatlanmasını görmektir, bu uğurda bütün şahsi servetimi feda etmiş bulunuyorum, icap ederse sırtımdaki gömleğimi bile bu maksat uğruna satmaya hazırım.” diyen rahmetli Nuri Demirağ’ın yolundan gittik. "Biz, önüne çıkan sayısız engele rağmen biz durumdan vazife çıkardık." diyerek ömrünü büyük ve güçlü Türkiye'ye vakfeden merhum Özdemir Bayraktar ağabeyimizin mirasına sahip çıktık. Biz döktürdüğü Şahi topları dönemin savaş konseptini değiştiren, çağ açıp çağ kapatan Sultan Fatih'in emanetini omuzladık. Ve neticede Vecihi Hürkuş'un, Barbaros Hayrettin Paşa'nın, Piri Reis'in çektiği sıkıntıları, zorlukları, cefaları bugünün başarılarıyla taçlandırmayı, bunları gurur tablosuna dönüştürmeyi başardık. SAVUNMA İHRACATINDA İNŞALLAH DÜNYADA İLK 10’A GİRECEĞİZ Şu rakamlara sizlerin ve aziz milletimin dikkatini çekmek istiyorum: Savunmada dışa bağımlılık oranımızı yüzde 80’den yüzde 20’ye indirdik. Sektörel ciromuz 20 milyar doları geçti, AR-GE harcamalarımız 3,5 milyar dolar düzeyine ulaştı. Aktif proje sayımız 1.400’ü geride bırakırken proje portföyümüz 100 milyarı aştı. 2002'de sadece 248 milyon dolar olan savunma ihracatımızı geçtiğimiz sene 10 milyar doların üzerine çıkardık. 2026’nın ilk çeyreğinde savunma ve havacılık ihracatımız geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 12,1 artışla 1 milyar 910 milyon dolara ulaştı. 2028 hedefimiz olarak belirlediğimiz 11 milyar dolarlık ihracat hacmini yakalayacak, inşallah savunma ihracatında dünyada ilk 10’a gireceğiz. Yakın çevremizdeki savaşlar sona erdikten sonra milletçe başta savunma sanayisi olmak üzere her alanda büyük bir şahlanışa imza atacağız. Türkiye'nin önünü şimdiden kesmeye dönük çabalara rağmen inşallah bu büyük atılımı hep birlikte gerçekleştireceğiz. ROKETSAN, SAVUNMA SANAYİMİZİN YÜKSEK TEKNOLOJİ KARAKTERİNİ GÜÇLENDİRMEYE ÇALIŞIYOR Türkiye'nin mühendislik iddiasını, stratejik aklını, yüksek teknoloji vizyonunu temsil eden kurumlarımızdan biri olan ROKETSAN’ımız bu kutlu yürüyüşe çok önemli bir misyonu yerine getiriyor. Geliştirdiği ürünleri bugün 50’nin üzerinde ülkeye ihraç eden ROKETSAN, ülkemizin teknoloji eksenli kalkınmasına çok önemli katkılar yapıyor. ROKETSAN ailemiz 7 bini aşkın çalışanı, yürüttüğü yüzlerce proje ve derin mühendislik birikimiyle 3 binin üzerinde personelle çalışan 4 AR-GE merkezi, millî patent performansı ve yetişmiş insan kaynağı ile savunma sanayimizin yüksek teknoloji karakterini güçlendirmeye devam ediyor. Şunu da bilhassa ifade etmekte fayda görüyorum: Türkiye olarak uzaya bağımsız erişim hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Roket teknolojilerinden uydu fırlatma kabiliyetlerine varan geniş bir alanda güçlü adımlarla ilerliyoruz. Savunma ile uzayı aynı ufukta buluşturan bu vizyonun hayata geçirilmesinde ROKETSAN’ın çalışmaları inşallah gücümüzü arttıracaktır. Sektöre yaptıkları bu kritik katkılardan ötürü ROKETSAN ailemizin tüm mensuplarına şahsım ve milletim adına ayrı ayrı teşekkür ediyorum. KOBİ’lerimizden alt yüklenicilerimize, mühendislerimizden emekçilerimize, bu büyük ekosistemin tüm bileşenlerine şükranlarımı sunuyorum. Rabb'im yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle açılışını gerçekleştirdiğimiz tesislerin, teslimatı yapılan sistemlerin ve temellerini attığımız yeni yatırımların ülkemiz, milletimiz ve güvenlik güçlerimiz için bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Millî Savunma Bakanlığımızı, Savunma Sanayii Başkanlığımızı, ROKETSAN’ımızı, bu projelerde emeği geçen tüm kurumlarımızı ve özel sektör paydaşlarımızı canıgönülden tebrik ediyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyor, hepinizi Allah'a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

21,060 görüntüleme • 3 ay önce

Mezhepler, Müttefiklikler ve Müdahaleler Arasında Yeni Suriye İbrahim Halil Baran 2 Mayıs 2025 Dürzi toplumu, Suriye’deki siyasi ve mezhepsel dinamiklerin kesişim noktasında, uluslararası gerginliklerin, İran’ın zayıflamasıyla birlikte başlayan Türkiye-İsrail çekişmesinin ve Ortadoğu’daki diğer gelişmelerin önemli bir aktörü haline geldi. 1 milyon civarındaki nüfuslarıyla Dürziler, özellikle Şam’ın güney banliyöleri olan Cermana, Sahnaya, Suveyde, Deraa ve Kuneytra bölgelerinde yoğunlaşmış durumda. Dürziler’in Suriye’nin HTŞ liderliğindeki yeni geçiş hükümeti ile ilişkileri, İsrail’in koruması ve Türkiye’nin bölgesel nüfuz mücadelesi arasında sıkışmış bir pozisyonda. Dürziler, Suriye nüfusunun yaklaşık %3’ünü oluşturuyor ve Şii İslam’ın bir kolu olarak kabul edilen monoteistik bir inanca sahip. Suveyde, Dürziler’in dini ve siyasi merkeziyken, Şam banliyöleri, Dürziler ile Sünnilerin ortak yaşadığı ve mezhepsel gerilimlerin yoğunlaştığı alanlar oldu. Cermana’da bir Dürzi din adamının, Hz. Muhammed’e hakaret ettiği iddia edilen bir ses kaydının yayılmasıyla, Sünni silahlı gruplar ile Dürzi milisler arasında çatışmalar patlak verdi. Çatışmalar Sahnaya’ya sıçradı ve yirmiden fazla kişi öldürüldü. Suriye İçişleri Bakanlığı, ses kaydının sahte olduğunu belirtse de gerilim azalmadı. İsrail, Sahnaya’da Dürzilere saldıran HTŞ’li aşırılıkçı grupları hedef aldığını açıklayarak hava saldırıları düzenledi ve yaralı Dürzileri tedavi için tahliye etti. Bu, İsrail’in Dürzileri koruma politikası çerçevesinde ilk açık askeri müdahalesi olarak kayıtlara geçti. Bununla da kalmadı ve HTŞ'nin Dürzilere saldırıya devam etmesi üzerine hükümet sarayına yakın bölgeleri vurdu. Suveyde’deki Dürzi lider Şeyh Hammud Hannavi, yeni Suriye hükümetini desteklediğini ve Suriye’nin bütünlüğünü savunduğunu açıklamıştı. Ancak, Dürzi toplumu içinde birlik yok; Şeyh Carbuva gibi bazı liderler Şam’a bağlı kalırken, Şeyh Hikmet Hicri ve beraberindeki şeyhler adem-i merkeziyetçi bir Suriye’yi savunuyor. Ayrıca Lübnan Dürzilerinin sosyalist Kürt lideri Velid Canpolat, İsrail’e karşı katı bir tutum içerisinde. Bu durum, aslında Dürzi toplumunun akıl şeyhleri olan ukkalar, ecevitler ve aristokratlar arasındaki bir çatlağa da işaret ediyor. Suriye’de Türkiye ve İsrail arasındaki rekabet, Dürzi meselesini de doğrudan etkiliyor. Beşar Esad’ın devrilmesinden sonra Türkiye, HTŞ lideri Colani’yi destekleyerek kuzey ve orta Suriye’de askeri üsler kurmaya başladı. İsrail ise güneyde bir steril savunma bölgesi oluşturdu ve Dürzileri koruma stratejisiyle bölgesel müdahalesini artırdı. Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve HTŞ liderliğindeki yeni hükümetin otoritesini savunuyor. Böylece hem Yeni Suriye’yi hem de Kürtleri kontrol altında tutmak istiyor. Eğer fırsat bulursa da Osmanlı hayallerini, o da olmazsa Misâk-ı Milli'yi gerçekleştirmek istiyor. Fakat İsrail’in, Hama ve T4 hava üslerini vurması, Türkiye’nin bu üslerde jet ve hava savunma sistemleri konuşlandırma planlarını hedef aldı. Türkiye Dışişleri, İsrail’i bölgeyi istikrarsızlaştırmakla suçlarken aynı zamanda Rojava’yı da işgale hazırlanıyordu. Şam yönetimi ise merkezi hükümet kurmakta ısrarcı ve diğer taraftan ülkenin diğer bileşenlerini saf dışı bırakmaya çabalıyor. Kürtler, Aleviler, Mesihiler ve Dürziler, Esad’ın devrilmesinden bu yana oluşturulan yapının dışında bırakılmış durumda. Kürtlerin federasyon talepleri, Alevilerin katliama uğraması ve Dürzilerin silahlı direnişi, Colani’nin tüm silahlı grupları merkezi otoriteye bağlama çabasını imkânsız hale getiriyor. İsrail, HTŞ’yi Sünni İslamcı bir tehdit olarak görüyor ve güney Suriye’nin tamamen silahsızlandırılmasını talep ediyor. Netanyahu, sık sık Dürzileri koruma taahhüdünü yineliyor ve nitekim Sahnaya operasyonları bu politikayı somutlaştırdı. Ancak, İsrail’in Dürzilerle ilişkisi eklektik bir politikaya dayanıyor. Dürzi bölgeleri yekpare değil ve örneğin Suveyde’deki Sünni Arap nüfusu görmezden geliniyor. Bu da önümüzdeki günlerde DAEŞ gibi yapıların da müdahil olabileceği bir iç çatışma riskini artırıyor. Buna karşılık Türkiye de Şam’ın, İsrail tarafından sıkıştırıldığı bu ortamda kendi kartını oynuyor ve Tişrin ve Münbiç gibi alanlarda bir süredir kestiği İHA faaliyetlerini yeniden başlatıyor. Bu da İsrail’e açık bir mesaj: “Sen Dürziler üzerinden HTŞ’ye vurursan, ben de Kürtleri hedef alırım…” İran’ın bölgede zayıflamasıyla karşı karşıya gelen Türkiye ve İsrail, bir çatışmasızlık hattı kurmak için İlham Aliyev’in arabuluculuğunda Azerbaycan’da görüşmelere başlamıştı. Her iki taraf da Suriye’de doğrudan çatışmadan kaçındığını belirtiyor. Ancak, İsrail’in T4 ve Hama üslerini vurması, Dürzilere doğrudan sahip çıkması ve sık sık Kürtlere yönelik destekleyici ifadeler kullanması bu kırılgan diyaloğu test ediyor. Dürzi meselesi diğer taraftan uluslararası gerginliklerin bir yansıması olarak çeşitli dinamiklerle öne çıkıyor. ABD, Türkiye ve İsrail’in Suriye’deki çekişmesini dengelemeye çalışıyor. ABD, Suriye’de kesinlikle nihai hakemdir ve Washington elbette gerilimi düşürmek istiyor. Ancak, ABD’nin Suriye’den çekilme ihtimali, İran operasyonu, Çin meselesiyle ilgili ABD’nin bölgeden uzaklaşan dikkati gibi konular, Türkiye ve İsrail’e hareket alanı bırakıyor. Keşmir saldırısı sonrası tırmanan Hindistan-Pakistan krizi, Ortadoğu’daki gerginlikleri dolaylı etkiliyor. Pakistan’ın Çin’le yakınlığı ve Hindistan’ın ABD-İsrail eksenine kayması, Suriye’deki güç dengelerini karmaşıklaştırıyor. Tıpkı Belucistan ve Keşmir meselesi gibi, Dürzi meselesi de bu küresel rekabetin bir alt cephesi olarak görülüyor. İran, Esad sonrası Suriye’de etkisini kaybetti, ancak Alevistan, Suveyde ve Dera’daki eski rejim yanlısı milisleri desteklemeye devam ediyor. Lazkiye ve Tartus’taki saldırılar, İran’ın hâlâ elinin ulaşabildiği alanlarda istikrarsızlığı körüklediği iddialarını güçlendiriyor. Öte yandan Suudi Arabistan ve Katar, Suriye’nin Dünya Bankası’na 15 milyon dolarlık borcunu ödedi. Bu, yeniden inşa için umut olsa da, neredeyse ülkenin tamamına yayılan yoksulluk ve altyapı eksikliği gerilimleri körüklüyor. Birkaç gün önce Kamışlo’da düzenlenen ve tüm Kürt kesimlerini bir araya getiren Birlik ve Ortak Tutum Konferansı, Kürtlerin ülke içindeki konumuna yeni bir ivme kattı ve Kürtlerin federalizm taleplerini yükseltti. Şam, bu talepleri bölücülük olarak gördüğünü sert bir açıklamayla duyurdu. Türkiye’nin hoşuna giden bu açıklama, bir süredir ilişkilerini güçlendirme eğiliminde olan Kürtler ile Şam arasındaki bağları biraz daha zayıflatmışa benziyor. Buna rağmen diğer taraftan Kürtlerin elini güçlendirmiş durumda. Zira ABD ve İsrail başta olmak üzere büyük aktörler, Kürtlere Rojava’dan daha çok Şam’da ihtiyaç duyacak ve ABD’nin küresel politikalarıyla çelişmeyecek bir Suriye’de en önemli kart, Kürtlerin Şam’daki varlıkları olacaktır. Bunun bir benzeri daha önce Erbil ve Bağdat’ta görülmüştü. Saddam sonrası oluşan Irak’ta Kürtler, ABD’nin desteğiyle yeni yapılandırmanın başat aktörüydüler. Tam da bu noktada Aleviler, Mesihiler ve Dürziler, Kürtlerin özerklik taleplerinden ilham alabilir, bu da Şam’ın merkezi otoritesini yerle bir edecektir. Bu durumda ortada iki seçenek var: İlki, Colani yönetiminin gitmesi ve yerine diğer bileşenlerle ortak bir Şam kurmayı hedefleyecek bir yönetimin gelmesi. İkincisi, Suriye’nin artık gerçekten bölünmesi ve Balkanize olması. Özetle İsrail, kendisine tehdit yaratmayacak güçsüz bir Suriye istiyor ama onu Türkiye’nin de etki alanından çıkarmak zorunda. Kürtleri, federe bölgeye sahip olmak istiyor ama Türkiye bunun tam karşısında. Aleviler katliama uğramak istemiyor ama İsrail ve ABD ile ilişki geliştirmenin çok uzağında. Dürziler hükümetle çatışmak istemiyor ama namlunun tam ucunda. Türkiye, Suriye’yi işgal etmek istiyor ama ekonomik olarak batmış durumda. Daha önemlisi, her ne kadar Suriye bölünmeye doğru gidiyor görünse de aslında uluslararası aktörlerin tercihi bu yönde değil ve tarafları birbirini idare edecek bir pozisyona taşıyacaklar. Eski Suriye bitmişti, şimdi Yeni Suriye de bitecek, sonra belki yeni bir Yeni Suriye inşa edilir.

ibrahim halil baran

39,864 görüntüleme • 1 yıl önce