Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

Ekrem İmamoğlu deprem paralarını nereye harcıyor görün İstanbul’u kişisel tanıtımları için büyük bir felakete sürükleyen İmamoğlu’na millet ittifakı neden dur demiyor? Yaptığınız her türlü yanlışı deşifre etmeye devam edicez.

769,372 просмотров • 3 лет назад •via X (Twitter)

Комментарии: 10

Фото профиля Deniz Allen
Deniz Allen3 лет назад

@06melihgokcek Siz İmamoğlu İstanbul'a dinazor yapmıyor diye sinirleniyorsunuz dimi 😄

Фото профиля abdulsamet
abdulsamet3 лет назад

@06melihgokcek Ya osman sen mi söylüyorsun, 20 yılda babanla yeyip bitirdiniz ankarayı, hala doymadınız.aldığın rüşvetler cabası heralde bir deprem bölgesi inşa eder. Ama nerdeee sizde insanlık.

Фото профиля Almanyanın Sahibi
Almanyanın Sahibi3 лет назад

@06melihgokcek Ahpab’ın yardım için topladığı 850 milyon TL yi dert edeceğinize Dinazor parkı için harcanan 811 MİLYON DOLARI ARAŞTIRIN !

Фото профиля Dikkat Keriz Çıkabilir!
Dikkat Keriz Çıkabilir!3 лет назад

Bananın parsellerini anlat sen. Tv almak kolay mı?

Фото профиля 𝙶𝚊𝚟𝚞𝚛 𝙷𝚊𝚌ı.𓀛
𝙶𝚊𝚟𝚞𝚛 𝙷𝚊𝚌ı.𓀛3 лет назад

İ. Melih'in yavrusu Jr Gökçek Önce babanın Ankapark'ta yaptıklarına cevap verin laaaaa

Фото профиля ÇakırHüsniye
ÇakırHüsniye3 лет назад

Parsel parsel demişti Arınç, milyon dolarlık dinazor,trafoya giren kediler

Фото профиля Fırat Çınar
Fırat Çınar3 лет назад

Boşuna @ekrem_imamoglu 'nun üstünden prim yapmaya çalışma, seni ciddiye almaz. Baban da aynı taktiği uyguluyor ama nafile adam sizi ciddiye alıp cevap bile vermiyor.

Фото профиля KayhanKcygt
KayhanKcygt3 лет назад

Dinazorcu babana sordun mu, pardon jeliboncu, evde sor hangisini beğeniyorsa öyle hitap edelim😁

Фото профиля taylan 🇹🇷
taylan 🇹🇷3 лет назад

Gökçek döneminde ne kadar para harcandı reklama? Onu aciklayabilirmisiz? Tarih ve güncel döviz kuru ile beraber.

Фото профиля Murat Çiçek
Murat Çiçek3 лет назад

Babanın yaptığı şu dizorları bir anlatsan mesela sen oyna diye yaptığı şu hiç kullanılmayan lunaparkı anlatsan

Похожие видео

Bugünkü duruşmada iddia edilen hizmet kusurları, ceza yargılamasının değil idari yargılamanın konusudur. Kaldı ki İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu "Ben işimi titizlikle yaptım." dedi. Adeta bunun için yargılanıyor. Av. Mehmet Pehlivan'ın yargılanması ise daha vahim bir durumu yansıtıyor. Ekrem İmamoğlu, herhangi bir somut suç delili olmadan, Anayasa'da öngörülen koşullar mevcut olmamasına rağmen görevinden alındı ve tutuklandı. Onun en doğal hakkı olan savunma hakkını üstlenen Av. Mehmet Pehlivan'ın tutuklanması da kitleselleştirilen bu davalar zincirinin hukuken ne denli dayanaksız olduğunu ortaya koyuyor. Şu anda Silivri'de inşa edilen büyük duruşma salonu, yapıldıktan sonra işlenen suçlar için değil; saray rejimi tarafından suçlandırılacak olan kişiler için hazırlanıyor. Böyle bir inşaat ve kurgu, adil yargılanma hakkının öncül ilkesi olan doğal yargıç ilkesine aykırıdır. Bu kadar büyük binalara neden ihtiyaç duyuluyor? Bu kadar kişinin suç işleyeceği nereden biliniyor? Böyle bir şey önceden bilinemeyeceğine göre, tıpkı varolan binada yapıldığı gibi, burada da kurgu yargılamalar devam edecektir. Kamu görevlilerini, kendilerine muhalif gördükleri kişileri suçlamak için bina inşa etmeye harcadıkları kaynakları; yoksul halkımız ve günde bir öğün yemeğe erişemeyen öğrencilerimiz için kullanmaya davet ediyorum.

İbrahim Kaboğlu

15,216 просмотров • 4 месяцев назад

Kemal Kılıçdaroğlu'nu CHP'nin başından indirmeleri gerekiyordu Ekrem İmamoğlu, İBB'nin gücünden de rantlarından da vazgeçemediği için genel başkan adayı olmadı, bir emanetçi belirledi, CHP'yi Özel'leştirdi.. Şimdi Özel'leştirmenin mahkemeden dönmesinden korkuyorlar.. Kemal Bey yok olmadıkça CHP içerisinde bekledikleri iktidar gücünü bir türlü bulamıyorlar, Kemal Bey'i yok etmeye çalışıyorlar.. Tek Adam rejimini devam ettirmek ve yeni bir tek adamla yol yürümek istiyorlardı, parlamenter sistem ağızlarında yoktu, 6'lı Masa'dan nefret ediyorlardı, Mansur Yavaş parlamenter sistem dedikçe parlamenter sistem akıllarına geldi.. Mahsur Bey'in altında kalmamak için parlamenter sistem demeye başladılar.. Kemal Beyi her gün aşağılık bir şekilde linç ediyorlar. CHP yönetimi ve Genel Başkanı Özgür Özel bir gün çıkıp 'ne yapıyorsunuz kardeşim siz' demedi, vefalıymış da bilmem neymiş de.. Ferdi başkanın cenazesine gitmiş de, mezarına inmiş de, 10 gün orada kalmış da, kızını sınava götürmüş de,.. Vefa bu değil kardeşim.. Orada doğru yapıyor olabilirsin Burada yanlış yapıyorsun, Vefa bu değil. Kemal Bey'e onca yapılan şeye karşı bir gün çıkıp 'dur' demediniz. Her gün dediniz ki 'İcazet ver, çık bizi akla, biz de yolumuza devam edelim.." Yok ya, Kemal Bey niye konuşsun.. Yapmışlar.. Yapmışlar.. ... CHP Kurultay Davası Düzgün TV | Serdar Altun Gündeme Dair Programı 29.06.2025 CHP 🇹🇷 Kemal Kılıçdaroğlu Özgür Özel Mansur Yavaş DüzgünTV

Bülent Gürsoy

80,152 просмотров • 1 год назад

📍Bırakın şimdi butlan, şutlan, Kılıçdaroğlu’nu. Sabahattin Önkibar’ın bu konuşması neden yeterince gündem olmadı? Halbuki yeri göğü inletmesi gerekirdi. Dikkatle dinleyin: “— Dün Silivri’de dehşet bir şeye tanık olundu. — İddianame İmamoğlu’nun kasası olarak görülen ve itirafçı olarak duyurulan Murat Kapki dün mahkeme salonunda adeta çığlık attı. — Dedi ki: ‘Savcılar beni karımla tehdit etti.’ — Dedi ki: ‘Eşimi gözaltına alıp tutuklanacağını ima ettiler. Ben de karımı kurtarmak için ne derseniz evet diyeceğim dedim. Önüme konan her şeyi de imzaladım. Savcı o gün Roma’yı da sen mi yaktın deseydi yine evet diyecektim! — Halbuki değil Ekrem İmamoğlu’nun kasası olmak, değil suç örgütünde bulunmak, suç örgütünün yöneticisi olmak; Ekrem Bey’le hayatımda bir kere bile konuşmadım.’ dedi. — Evet İmamoğlu yargılamalarında en büyük dayanak yapılan Murat Kapki dün mahkemede bunları söyleyerek adeta iddianameyi paramparça etti, davayı bitirdi! — Şimdi anladınız mı İmamoğlu duruşmaları neden televizyonda canlı yayınlanmıyor? — Canlı yayın olsaydı ‘karımla beni tehdit etti’ ifadesi millet tarafından duyulup öğrenilecek ve büyük tepki yaratacaktı. — Bakın yakın tarih, yakın geçmiş ortada. — AKP’lilerin tamamının zulüm mahkemesi dediği 1960 Yassıada yargılamalarında bile o dönem televizyon olmadığı için radyodan naklen yayın yapıldı. — Evet, darbeciler bile mahkemede olanları milletten saklamayı düşünmediler. — Bugün ise tam tersi yapılıyor. Her şey saklanıyor. Çünkü orada edilecek sözlerden korkuyorlar. — Emin olun bilseler mahkemede İmamoğlu rezil olacak, AKP fayda sağlayacak; vallahi 15 kanal canlı yayın yapar!” İBB DAVASI TEMELİNDEN ÇÖKMÜŞTÜR!

avcemilkapanan5

564,916 просмотров • 3 месяцев назад

CHP Manavgat İlçe Teşkilatı'nın adliye önünde yaptığı protestonun bir bölümü. "CHP milletvekilleri, olayı incelediler ve dosyanın boş olduğunu söylüyorlar" diyor. CHP'li Meclis üyesi baklava kutusunda rüşvet alırken polis tarafından kayıt altına alındı, Nefi Kara'nın yeğeni, başkanın talimatı ile bir depoya sakladıkları rüşvet paralarını itiraf edip polise teslim etti. Bu olayla alakalı Özgür Özel, CHP'ye kumpas kuruldu elimizde görüntüler var dedi ama aylardır hiçbir görüntü paylaşmadığı gibi konu hakkındaki sorulara da cevap vermiyor. Nefi Kara'nın "devrimci gelenekten geliyoruz" diyen eşini de tutuklu başkan eşleri toplantısına çağırmıyorlar. Özgür Bey, devrimci gelenekten gelen, uzun yıllar CHP vekilliği, sonrasında da Manavgat Belediye Başkanlığı yapan Nefi Kara'yı neden yalnız bırakıyorsunuz? Siz her gün mitinglerde, "suçu ispatlanana kadar herkes masumdur" demiyor musunuz? Hukuki açıdan İmamoğlu ile Nefi Kara arasında tam olarak ne fark var? Ayrıca elinizdeki şu kumpas videosunu niçin hemen kamuoyuyla paylaşıp Nefi Kara'yı kurtarmıyorsunuz? Videoyu paylaşmadığınız için Nefi Kara tutuklu olarak yargılanmaya devam ediyor. CHP'nin öz çocuğuna bu kötülüğü neden yapıyorsunuz? Yoksa mahkeme kararı olmadan Nefi Kara'yı suçlu mu ilan ettiniz? E siz bunu yaptıysanız başkalarını neden eleştiriyorsunuz? Özgür Özel CHP 🇹🇷

Abese İrca

74,732 просмотров • 11 месяцев назад

Çağlayan Adliyesi'ndeyiz; bekleyişimiz devam ediyor, savcılık beyanları bitmedi. 20.00 itibariyle Necati Özkan’ın beyanı savcılıkta devam ediyor. Diğer beyanlar tamamlandı. Milletvekili arkadaşlarımızla birlikte buradayız, süreci takip ediyoruz. Sabah saat 10’dan beri buradayız. Bu arada emniyette verilen ifadeleri okuma imkanımız da oldu. Ben neredeyse tamamını okudum. Esas dayanak olarak gösterilen 362 sayfalık beyanı da inceledim. O beyanlara baktığımızda, dayanaktan yoksun olduklarını; özellikle Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan bakımından herhangi bir irtibatın bulunmadığının açıkça ifade edildiğini görüyoruz. Ekrem İmamoğlu’nun ifadesi az önce tamamlandı. Kendisine yöneltilen tüm sorulara yanıt verdi. Kesinlikle bu şahısla bir irtibatının olmadığını, kendisini tanımadığını, 2019 seçimlerinden sonra yanında giyimi nedeniyle hatırladığı bir kadınla birlikte geldiği için o kişiyi yalnızca giyiminden hatırladığını söyledi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanını bu kadar ağır bir suçlamayla karşı karşıya getireceksiniz, büyük önlemler alacaksınız, kamuoyunda büyük bir algı yaratmaya çalışacaksınız ama elinizde hiçbir kanıt, hiçbir delil başlangıcı olmayacak. Ayıptır; insanların onurlarıyla bu kadar ucuz bir biçimde oynayamazsınız. Asıl itibarıyla Ekrem İmamoğlu’na şunu soruyorlar; “Sen 2019 seçimlerini neden kazandın? Nasıl kazandın? Hangi çalışmaları yaptın?” Bir avukat olarak söylüyorum; 362 sayfalık beyanları ve bugün savcılıkta verilen beyanları okudum. İtirafçı olduğu iddia edilen şahsın, Sayın İmamoğlu’nu suçlayabilecek veya onunla bir irtibatını gösterebilecek hiçbir kanıt dosyada yok. Bir belediye başkanını bu kadar ucuz biçimde en ağır suçlamalarla itham etmek kabul edilemez. Sulh Ceza Hakimliklerinin bulunduğu yerdeyiz; burada büyük güvenlik önlemleri alındı. Daha önceki örneklerden de biliyoruz; güvenlik güçleri sevk edildi, bariyerler kondu. Biraz sonra işlemler tamamlandığında hangi durumla karşı karşıya kalacağımızı biliyoruz. Ancak şundan emin olun ki bu soruşturma dosyası tamamen siyasal iletişime dönük. Şimdiye kadar yürütülen soruşturmalarda kamuoyunda bir algı oluşturamayınca, böyle yalan, yanlış ve vicdansız iddialara başvuruyorlar. #Ekremİmamoğlu #ÇağlayanAdliyesi

Sezgin Tanrıkulu

32,916 просмотров • 10 месяцев назад

BÜYÜK BALIĞI(!) OLTALAMIŞLAR! ŞOK OLACAKSINIZ! BU ORTAKLIK EKREM’İ TÜMDEN BİTİRİR! KIYAMET KOPACAK! ÖZEL HABER! BUGÜN ÇOK BÜYÜK SUÇLAMALARLA GÖZALTINA ALINAN BERKİN KAYA, EKREM İMAMOĞLU’NUN ÖZ TEYZE OĞLU-YANİ KUZENİ SANER AYAR’LA ORTAK ÇIKTI!.. TV KANALLARI DAHİL ORTALIK KARIŞACAK! Bu haberi medya nasıl yazacak çok merak ediyorum, çünkü işin içinden İmamoğlu çıkınca kilitlenecekler!.. Hatta, İmamoğlu’nun bizzat teyzesinin oğlu üzerinden yapılan TV dizilerini yayınlayan kanalları duyunca, sizler de şok olacaksınız. Valla, herkes İmamoğlu’na çalışıyor. Her karanlık dünyada İmamoğlu ismi ortaya çıkıyor. Ahtapot kelimesi bu haberle beraber artık çok zayıf kalacak. Muhalif kesim ise bugün, bol bol, bu sabah gözaltına alınan ve önümüzdeki haftalar, hatta aylar boyunca çok konuşulacak kadar önemli olan Gain platformunun sahibi Berkin Kaya’yla ilgili haberler yaptı. Ama Berkin Kaya’nın Ekrem İmamoğlu’nun kuzeniyle ortak olduğunu öğrendiklerinde nasıl bir ani fren yapacaklarını gülerek izleyeceğim. Sonuç olarak, Ekrem İmamoğlu’nun dolaylı olarak ulaşamadığı tv kanalı yok. Hep diyordum ya, “bu TV’ler neden İmamoğlu’nun haberlerini es geçiyor” diye… Bu haber videomla beraber bu konu tamamen çözülüyor artık. Hatta hani hep İBB’nin reklam panoları falan konuşuluyor ve orada dönen yolsuzluklar yüzünden de birçok iş insanı da şu an Silivri’de cezaevindeki ya… Peki bu konudaki İBB’nin en güçlü olduğu mecra, yani metrolardaki, deniz otobüslerindeki yayınlar, yani Modyo TV kimde?.. İşte Ekrem İmamoğlu bunu yandaş iş insanlarına bile vermemiş. Onun yerine direkt kendisinde, yani kuzeni Saner Ayar üstünde bırakmış… Yani Modyo TV gerçeği de böylece ilk kez ortaya çıkmış oluyor. Bu olaylar da, büyük ihtimalle Ekrem İmamoğlu’nun iddianamesine ek olarak girecektir sanıyorum. Tamar Tanrıyar’ın, televizyon kanallarını da büyük sıkıntıya sokacak olan özel haberi için profildeki siberhabertv youtube kanalı linkine tıklayınız, şok olacaksınız.

Siberhabertv

46,452 просмотров • 8 месяцев назад

Gözümüzü nereye çevirsek yıkım, acı ve çaresizlik görüyoruz. Çocuklar, hayata gözlerini açtıkları andan itibaren bombaların gölgesinde yaşam mücadelesi veriyor. Ölümden kurtulsalar bile açlık kapılarında bekliyor. Bir annenin kanlı kundakta cansız yatan bebeğini sarmalaması, bir babanın evladından geriye kalan küçücük bir parçayı avuçlarında taşıyarak feryat etmesi nasıl bir acıdır? Bu tarifsiz acı, hepimizin ruhunu derinden yaralıyor. Artık Gazze dışında hiçbir gündem acil ve öncelikli olamaz. Siyaset, ekonomi, kişisel dertler... Hepsi bu büyük trajedinin yanında anlamsız kalıyor. Vicdan sahibi her insan, bu zulme karşı sesini yükseltmek zorunda. Sessiz kalmak, bu suça ortak olmak demektir. Neden bu katliamı durdurmak için somut adımlar atmıyorlar? Çaresizlik mi diyelim, gaflet mi, yoksa ihanet mi? Her gün Gazze'den gelen acı haberlerle kahroluyoruz. Uykularımız kaçıyor, boğazımız düğümleniyor. Bu zulmü görmezden gelen, sessiz kalan herkes, insanlığa karşı işlenen bu suçun bir parçasıdır. Artık susma zamanı değil, haykırma zamanıdır. Gazze'deki masum çocukların, annelerin, babaların çığlıklarını duyurma zamanıdır. Ey dünya! Neredesin? İnsanlık onuru nerede kaldı? Bu kadar masum kanı dökülürken nasıl sessiz kalabiliyorsun? Vicdanı olan herkesi Gazze için ayağa kalkmaya, bu zulme dur demeye çağırıyoruz. Unutmayalım ki, insanlık sınavından geçiyoruz ve Gazze bu sınavın en acımasız yüzü. #TekbirCuması ☝️ “Allahu Ekber” ☝️ “Allahu Ekber”

Erdal ELİBÜYÜK

23,645 просмотров • 1 год назад

Timur Soykan’ın şu cümlesini duyduğumda kanım dondu: “Ekrem İmamoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu için ‘Beni burada betona gömmek istiyor’ diyor…” Evet, tam olarak mesele bu! Kemal Kılıçdaroğlu’nun derdi ne parti, ne millet, ne de ülkenin geleceği. Tek derdi kendi egosu. Kendi gölgesinden bile korkuyor. Genç, halkta karşılığı olan, cesur siyasetçileri bir bir tasfiye etmeye çalışıyor. Ekrem İmamoğlu’nun üstünü çizebilmek için her yolu mubah görüyor. Zindanda mı kalır, unutturulur mu, siyaset dışı mı bırakılır ,umurunda bile değil! Yeter ki kendi koltuğu sarsılmasın. Özgür Özel şehir şehir dolaşıp halkla buluşuyor, umut aşılıyor, bir kıpırdanma yaratıyor. Buna bile çıkıp “doğru değil” diyebiliyorlarsa, amaçlarının ne olduğu ortada: Kendilerinden başka kimse kalmasın. Herkes silinsin, her şey yansın, ama onlar orada otursun. Bu açıkça AKP’ye hizmettir. Muhalefet maskesiyle yapılan düpedüz sabotajdır. Sonra da çıkıp “neden kimse beni istemiyor” diye soruyorlar. Çok basit! Sizinle ilgili paylaşımlara bir bakın !Yorumların %95’i öfke, hakaret, isyan ve beddua dolu. Herkes mi yanlış, bir siz mi doğrusunuz? Gerçekten mi? Milletin sabrı kalmadı artık! Laf kalabalığıyla, süslü cümlelerle kimseyi oyalayamazsınız. Özgür Özel’in Akit’e söylediği o cümle var ya, işte o tek başına her şeyi özetliyor: “Akit’e ceza veremeyenler, Akit’in yaptığı itliğin ortağıdır.” İşte böyle konuşacaksın! Açık, net, korkusuz! Çünkü halk artık laf değil, duruş görmek istiyor. Bu dil, halkın dili. Bu netlik, halkın sesidir!Öncelerde göremediğimiz… Yeter! Yeter artık bu kibirden, bu koltuk sevdasından, bu halktan kopuk, sağır siyasetten! Ve bu yüzden son söz şudur: Ya kenara çekilin, ya da halkın öfkesini göğüslemeye hazır olun!. Özgür Özel Kemal Kılıçdaroğlu adalet! Ekrem İmamoğlu (International)

Naz YAVUZARSLAN

95,234 просмотров • 1 год назад

Eski HDP milletvekili Altan Tan: - Kürtlerin oyunu Ekrem İmamoğlu’na bedava alırken bunlar feryat etmediler. Hatta o zaman PKK şiddete de teröre de devam ediyordu. - 2023’te Kılıçdaroğlu Diyarbakır’da, Şişli’de, Kadıköy’de aldığı oydan daha fazla oy aldı. - Kent Uzlaşısı diye HDP ile kol kola gezerken neden karşı çıkmıyordunuz? Şimdi niye karşı çıkıyorsunuz, neye karşı çıkıyorsunuz? Silahların bırakılması neden sizi rahatsız ediyor? Özgür Özel dünkü konuşmasında DEM Parti’ye seslenerek “Herkesi Stockholm Sendromu’na kapılmamaya, dün elinden zor kurtulduğunuz celladınıza âşık olmamaya davet ediyorum. Meydanların susmadan haykırdığı gibi; kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” diyor. Kardeşlerim, lafın tamamı deliye denir. Açıkçası Özgür’ün demek istediği şudur: “AK Parti ve MHP sizi silah bıraktırmaya davet ediyor. Onlar sizin celladınız, biz ise dostunuzuz; sakın silahları bırakmayın, biz sizi silahlı olarak da kabul ediyoruz, gelin yine aynen eskiden olduğu gibi birlik olalım.” Ezcümle, bugün süreci budamak için ellerinden geleni ardına koymayanlar, yarın silahlı terör örgütüyle kucaklaşmak için fırsat kollayanlardır. Süreç nereye evrilir bilmem ama bildiğim bir şey var ki o da taraflar için buradan geriye dönüşün olmadığıdır. Eğer vazgeçilirse bu işin en büyük kaybedeni, buna sebep olanların olur. Allah hainlere fırsat vermesin, hangi taraftan olursa olsun.

Kumandan

123,657 просмотров • 8 месяцев назад

Ekrem İmamoğlu'nun diplomasında sahtekarlık olduğunu sadece CHP'nin yaptığı aptal taklidine bakarak anlayabiliriz. Şu an hiçkimse İmamoğlu'nun elinde bir diploma yok demiyor, üniversiteye gitmediğini iddia eden de yok. İddia tam olarak şu; Ekrem İmamoğlu Türkiye'de üniversite sınavını kazanamadığı için Kıbrıs'taki paralı bir üniversiteye kayıt yaptırmış, daha sonra ülkenin en iyi üniversitelerinden birisine hem yatay hem de dikey geçiş yapmış. Ancak Kıbrıs'taki üniversitenin denkliği yok. Yani böyle bir geçişin yapılabilmesi teknik olarak mümkün değil. Ama tanıdıklar vasıtasıyla ve muhtemelen de parayı basarak kanunsuz şekilde bu yatay geçiş gerçekleşmiş. YÖK'ün yürüttüğü soruşturmada da bu kanunsuzluk ortaya çıkıyor. Yani Ekrem İmamoğlu, kanunen mümkün olmayan bir yatay geçiş ile sınavsız girdiği üniversiteden ülkenin en iyi üniversitesine geçmiş, orada okumuş, arkadaşları ile fotoğraf çektirmiş ve diploma almış. İddialar üniversiteden çıkışıyla yani diploma alması ile ilgili değil girişi ile ilgili. Ama CHP'liler savunmayı diploma üzerinden yapıyor ve girişi ile alakalı soruları duymazlıktan geliyor. Diplomasını ve okulda arkadaşları ile çekildiği fotoğrafları paylaşıyorlar. Giriş belgesi sorusuna çıkış belgesi ile cevap veriyorlar. Yani aptal numarası yapıyorlar. Yalnız CHP'nin bu stratejisinde çalışmayan bir taraf var. Aptal numarası kitle halinde yapılamaz. Mesela bir kişinin aptal olduğunu düşündüren şey nedir? Adını sorduğunda doğum yerini söylüyorsa ve bunu her sorduğunda tekrarlıyorsa kişinin aptal olduğuna kanaat getirebilirsin. Birisi aptal değilse bile bu numarayı yaparak sizi aptal olduğuna belki inandırabilir. Ama bu numarayı, bütün CHP'liler aynı anda yaparsa hiçbirimiz inanmayız değil mi? Tamam haksızlık etmeyeyim aralarında ciddi boyutta aptal olanlar var ama hepsinin aynı anda aynı numara ile aptal olduğuna inanmak da bizim aptal olduğumuzu gösterir. Belediye ihalelerinden bin bir türlü dümenle milyarları götüren adamların en azından bir kısmının aptal olmadığını biliyoruz. Şimdi bu adamlara adını soruyoruz hepsi aynı anda doğum yerini söylüyor, giriş belgesini soruyoruz diplomayı gösteriyorlar. Yemiyoruz kardeşim yaptığınız aptal numarasını, saçmalamayı bıraksanıza artık. CHP 🇹🇷

Abese İrca

114,212 просмотров • 1 год назад

#İBBDAVASI'NDA 2.CELSE 65.gün "Bu rezaletin dik alasıdır." YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel (Özgür Özel) mahkeme başkanının Ekrem İmamoğlu'nun savunma hakkını kullanması kararı sonrası Silivri'de konuştu. "Silivri’de hep birlikte geçen celsede savunma hakkının nasıl kısıtlandığını konuşmuştuk. Ve bunun ne 1960 darbesinde, ne 12 Eylül darbesinde, ne Almanya’daki Nüremberg mahkemelerinde, ne 12 Eylül dönemindeki büyük işte DİSK’in yargılandığı süreçlerde yaşanan ki onların hepsi darbe dönemlerinin yargılamalarıydı hiçbirisinde yaşanmayan bir şey yaşandı. Ve burada Ekrem İmamoğlu’na şöyle söylendi: Hakkında 150’ye yakın işte örgüt kurucusu olmakla, örgüt lideri olmakla suçlandığı için güneşin altındaki gerçekleşen her olaydan, her iddiadan Ekrem İmamoğlu’nu da mesul tutuyorlar. Ve bu konuda, bu konular görüşülürken Ekrem İmamoğlu itiraz ettiğinde, "Savunma süreniz geldiğinde konuşacaksınız, açıklayacaksınız. Sınırsız savunma hakkınız var" demişti. Sonra tutturdu: "Ben 9 Temmuz günü bu davayı bitireceğim." Ve işte 8 Temmuz günü: "Sözü al. Sen ve avukatların 5-6 saatte ne yapacaksanız yapın." Ya 5-6 saatte ben ve avukatlarım nasıl böyle bir şeyi yapabilir? Dedi ki: "O zaman savunma hakkından feragat ediyorsun." "Öyle bir şey etmiyorum, savunma hakkımı kullanmak istiyorum." "Yok, ediyorsun." Tutanağa öyle tuttu. Paldır küldür nereye gidecekse çekti gitti. Bugüne işaret etmişlerdi. Bugüne geldik. Bugün Sayın İmamoğlu’nun avukatları yapılan yanlışı ve işin doğrusunu hukuki dille anlattı. O gün çok iddialıydı. "Hayır, bir daha savunma hakkı vermem, onu yapmam, bunu yapmam..." Biz de burada söyledik: Doğrudan bozma sebebi. Bu mahkemeyi bozdurmaya mı çalışıyor? Demek ki iddiaları dile getirip Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımızın yüzüne cevaplarını almaya cesaretleri yok. "Böyle yapacaklar herhalde" diye. Geçen zamandan sonra bugün de gördüğünüz gibi oyalaya oyalaya oyalaya en son şimdi kararını verdi. Diyor ki: "Savunma hakkını kullandıracağım ama belirsiz bir gün, benim bildiğim bir gün." Sonra avukatlar üstleyince, "Onu size önceden söyleyeceğim." Bir de söylemeseydin! Savunma yapacağı günü bilmeyecek. Belirli bir süre, "Bir ara" diyor. "Bir ara, uygun yerde, makul zamanda..." Yani yerine, zamanına, süresine hakim karar verecek. Oysaki asla kısıtlanamaz savunma hakkı. "Bu haktan yararlandıracağım" deyip bahşetti beyzade. Gerçekten burada artık böyle bir göstermelik yargılama bile yapılmıyor. Biliyorsunuz geçen sefer savunma hakkını kısıtladığı sürede NATO gündemi vardı ve Ankara’da NATO toplantısı varken, bütün televizyonlar NATO’ya kilitlenmişken burada kimseler duymadan ve kısacık bir sürede hakkında 1,5 yıldır bütün televizyonların attığı iftiralara ki birçoğu iddianameye bile girememişti ve iddianameye yazdıklarımıza ve burada konuşulan her şeye o kadar bir sürede cevap verdi. Şimdi tabii onu sürdüremez o tutumunu, savunma hakkını verecek ama yine: "Benim uygun gördüğüm gün, saatte, benim uygun gördüğüm kadar savunma yapacaksınız" diyor. Bu rezaletin daniskasıdır yani. Bu rezaletin dik alasıdır. Ayrıca şuna da değinmem lazım, belki siz onu ayrıca takip ettiniz, haberleştireceksiniz ama bu meşhur yeni büyük duruşma salonunda ilk gün bugün. Bilmiyorum görüntü alma imkanı oldu mu ama seyircilerden dürbün getirenler vardı. Çünkü mahkeme salonunda seyircilerle sanıklar arasında bilmiyorum ama bir futbol sahasından daha fazla, belki iki futbol sahasına yakın bir mesafe var ve dürbünle izleyenler var."

Fatoş Erdoğan

11,043 просмотров • 10 дней назад

📌 İBB iddianamesinde bugün mahkeme tensip işlemini yaptı. Tensip, yani duruşma hazırlığı; mahkeme duruşma gününü belirledi ve duruşma tarihini 9 Mart olarak verdi. 📌 Bu dosyada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun yanı sıra belediye başkanlarımız, belediye meclis üyelerimiz, İBB bürokratları ve partililerimiz de dahil olmak üzere 402 yurttaşımız yargılanıyor. Aynı zamanda bu kişilerden 105’i tutuklu. 📌 Yargılama 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılacak ve Silivri’de görülmesine karar verildi. Oysa iddianame bir ay önce kabul edilmişti; ancak mahkeme bu süre boyunca tensip yapmadı. ❓Peki neden? Bir duruşma hazırlığı bir ay sürer mi? Şimdi öğreniyoruz ki; Silivri’de, yeni cezaevi yerleşkesinin içinde Avrupa’nın en büyük duruşma salonu yapılacakmış. 📌 Böyle büyük duruşma salonları en son darbe dönemlerinde görülmüştü. Mevcut salonlar zaten yeterli; fakat belli ki “bakın nasıl büyük bir dosyayla karşı karşıyayız” diyebilmek için devasa bir salon hazırlanıyor. 🔴 Bu salonun 3 ya da 4 ay içinde tamamlanması planlanıyor ve ihaleyi TOKİ yapacakmış. Tam da bu nedenle tensip bir ay geciktirildi ve 105 tutuklu, gözaltına alınmalarından neredeyse bir yıl sonra ancak 9 Mart’ta hakim karşısına çıkabilecek. 🔴 Peki tensiple birlikte bir tahliye kararı çıktı mı? Hayır. Aralarında haklarında isnat edilen suç sabit olsa bile en fazla 2–3 yıl ceza istemiyle yargılanan dostlarımız var. ❓Buna rağmen tek bir kişi için bile tahliye kararı verilmedi. Neden? Çünkü “iddianamemiz sağlam, mahkeme de sağlam buldu ki tahliye etmedi” algısını yaratmak istiyorlar. Oysa gerçek böyle değil. 🔴 Üstelik 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yeni bir heyet atandığını da biliyoruz; bu da adil yargılama ilkelerine aykırılık oluşturuyor. 📌 Bir avukat ve insan hakları hukukçusu olarak açıkça söylüyorum: Bu yargılama adil değildir. 📌 Savunma hakkı yok sayılmıştır. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ihlal edilmiştir. Sürecin tamamı en başından itibaren hatalı kurgulanmıştır. Yasaya aykırı yöntemlerle ve yasak delillerle hazırlanmış bir iddianame söz konusudur. 🔴 Biz bu sürecin tamamını takip edeceğiz ve yaşanan tüm hukuksuzlukları her gün, her ortamda ifşa etmeye devam edeceğiz. #İBB #Ekremİmamoğlu

Sezgin Tanrıkulu

30,475 просмотров • 8 месяцев назад

Büyük Türk Milleti, Suriye'nin kuzeyinde Türk ordusunun kontrolündeki bölgelerde başlayan olayların sebebi Kayseri de yaşanan olay değildir. Olayların sebebi Türkiye ve Esad arasında başlayan görüşme ve ticaret ve buna Rusya'yanin da destek vermesidir. Geçen hafta El bab'ı Halep'e bağlayan yol üzerinde rejim görüşmeler ve anlaşmalar sounucu ticaret ve ulaşın amaçlı açılan Ebu El Sendin kapısının açılması ve rejim ile başlayan ticaret ÖSO ve yerel halk son derece rahatsız oldu. Aşağıdaki videoda bir ÖSO mensubunu Azez’de Türk tırına ateş ederken görüyorsunuz. Ancak ÖSO’nun büyük kısmı TSK’nın yanında yer aldı ve bugün Türk birliklerine saldıranlara ateş açtı. Sonrasında Azez yerel meclisi de Azez Halep arasındaki yolu açmak için girişimde bulundu. Bu durum kuzey kesimdeki yabancı güçleri ve son derece rahatsız etmeye ve halkı provoke etmeye başlamasına sebep oldu. Asıl sebep Türkiye’nin rejim ile yapmaya başladığı görüşmelerin önünü kesmek ve PYD devleti projesini devam ettirmektir. Bölge her türlü provokasyona açıktır. Bu akşam üstü Kilis Öncüpinar sınır karşısındaki Es Selam'e kapsini geçer geçmez Sucu kapısında halk Sucu. Meydanında olayları protesto ederken kimin açtığı belli olmayan yerlerden açılan ateş sonucu ilk belirlemelere göre iki kişinin ölmesi ve yaralıların olması bunun somut örneğidir. Keza Afrin’de durum daha da kötü. Bana gelen bilgilere göre güvenlik güçlerimiz Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’ye saldıran çete bozuntularına gereken her türlü cevabı veriyor ve vermeye de devam edecektir. Ordumuz Suriye’nin kuzeyinde bir provokasyon ile karşı karşıya iken Türkiye’de sokaklarda Suriyeli sığınmacı sorununu öfke ve kin ile sözde çözmeye çalışmak ülkemize yapılan büyük bir kötülük olacaktır. Bugün Kayseri’de, Hatay’da, Kilis’te, Konya’da sokakta olan veya olmaya hazırlanan bütün vatansever yurttaşlarımıza sesleniyorum. Yaptığınız 13 milyon sığınmacı/kaçağın geri dönmesini sağlamayacak, aksine onları mağdur gösterecektir. Bu insanların yurtlarına dönmesini istiyorsanız 8/9 Ağustos’ta kalkın Çanakkale’ye gelin. Başınızı 8 Ağustos gecesi şehitlerin kalp atışlarını duyabileceğiniz o mübarek topraklara koyarak geçirin. 9 Ağustos sabahı yüzbinlerce insan işgale karşı yürüyelim. Şu anda Suriye’nin kuzeyinde saldırıya uğrayan Türk askerine ancak böyle yardım edebilirsiniz. Öte yandan hükümet olayların yatışmasını hızlandırmak amacı ile Okay çıkan ve çıkması muhtemel illerde saat 22.00-05.00 arasında sokağa çıkma yasağı ilan etmelidir. Zafer Partisi

Ümit Özdağ

7,606,402 просмотров • 2 лет назад

🔴İşte size bomba. ‼️Bodrum Mandalinci'nin Özel ve İmamoğlu tarafından atandığını biliyormuş! ‼️Aday adayları o dönem duruma isyan etmiş ama dikkate alınmamış. 16 aday adayı İTİRAZ DİLEKÇESİ VERMİŞ, GÖRMEZDEN GELİNMİŞ! 🔺Gazeteci Tamar Tanrıyar'ın CHP Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci hakkında, "Özgür Özel’e 6,5 milyon dolar ve Ekrem İmamoğlu’na 2,5 milyon dolar verip adaylığı satın aldı" iddiaları sonrası adaylık sürecini bir araştırayım dedim. 🔺Şubat 2024'te aday adaylarının belirleneceği parti meclisi toplantısından önce ön seçim olacağı duyurulmuş, CHP'den 30'a yakın kişi adaylık için başvurmuş. 🔺Ancak ne olduysa adaylığın belirleneceği toplantıda ön seçim yapılmamış ve Tamer 29 yaşındaki Tamer Mandalinci'nin Bordum Belediye Başkanı Adayı olduğu duyurulmuş. 🔺Bunun üzerine diğer adaylar isyan ederek 5 Şubat 2024'te Bodrum ilçe teşkilatı önünde bir basın toplantısı düzenlemişler. ⬇️Aşşağıda yayınlayacağım o basın toplantısındaki çarpıcı ifadeleri yazılı olarak da veriyorum: 🗣️Aday adaylarından Cafer Taşkan: ‼️“Saygıdeğer Bodrum Halkı ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ne; bizler, aday adayı olmuş 23 yetkin kişiyiz. ‼️İl ve ilçe örgütlerinin öngörülerine rağmen, Bodrum’da aday adaylığı sürecinin yok sayılıp, adaylık başvurusu dahi yapmamış dışarıdan bir aday ile yola devam kararı, büyük bir şaşkınlık ve hayal kırıklığı yaratmıştır. ‼️ "Kıymetli Bodrumlular Cumhuriyet Halk Partisi ilke ve disiplini içerisinde aylardır çalışan adayların emek ve çabaları heba edilip yok sayılmıştır. Hatalar yapılabilir. ‼️Ama önemli olan bu hatalardan vahim sonuçlar doğmadan dönebilmektir. ‼️Bizlerin talebi, aday adayları arasında ön seçim yapılarak Bodrum Belediye Başkan adayımızın bu yöntemle belirlenmesidir. Gereğinin yapılmasını arz ederiz. 🔺Aday adaylarından eski Yalıkavak Belediye Başkanı Mustafa Saruhan ise şu soruları soruyor: ❓Neden bizler aday adayı olduk, neden bizler mülakata tabi tutulduk, neden bizler kamuoyuna sunulduk, ne eksiğimiz vardı da hiçbirimiz değerlendirilmedik ‼️Saruhan’ın soruları bugün bile cevabını bekleyen sorular. ❓Ne oldu da aday atandı? 🔺Açıklama sonrası 16 aday sürecin hukuki olmadığını belirterek itiraz dilekçesi verdi. 🔺Ancak itirazları kabul görmedi. 🚨Üstelik basın açıklamasının yayınlandığı videoya yorum yapan Bodrumlular, Ekrem İmamoğlu’na para verildiği iddiasını dile getirdi.🚨

vefa yürekli

22,256 просмотров • 3 месяцев назад

“KAHT-I RİCAL” YAŞANIYOR .MUHSİN YAZICIOĞLU’NUN YOKLUĞU DERİNDEN HİSSEDİLİYOR Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu gerçek bir siyaset ve devlet adamıydı. Eskilerin "kahtı ricâl" yani "devlet adamı kıtlığı” dedikleri bir süreç yaşanıyor ülkemizde. Onun yokluğu hem devlet nezdinde hem millet nezdinde derinden hissediliyor. Toplumun bütün kesimleri onu özlemle arıyor. Birleştirici, bütünleştirici, yol gösteren, sağduyulu, itidalli tavrıyla hep örnek olmuştur. Muhsin Başkan Türkiye’nin milli direnç merkeziydi, meclisin sigortasıydı Anadolu’nun bağrından çıkan bu yiğit liderin, bu büyük siyaset ve millet adamının kahramanca, idealist mücadelesi her zaman toplum da büyük saygı uyandırdı. Milyonlarca insan ona sevgi ve hürmet besledi. O’nun dik duruşuna davasına olan bağlılığına hep hayran oldu. Muhsin Yazıcıoğlu’nun cenaze töreni; kalabalığı, kuşatıcılığı, mesajları ve toplumun her kesimini kucaklaması ve her kesime mesaj vermesi açısından çok önemlidir. Devleti kuran ilk meclisten bu yana ilk kez millet meclisinde tekbirler duyuldu. Kocatepe Camii’nden Tacettin Dergâhına uzanan yolları, sokakları, caddeleri dolduran milyonlar onun için gözyaşı döktü ve hüsn-ü şahadet etti. Cumhuriyet tarihi boyunca ölümüyle milyonları ağlatan, hüzne boğan ve ardından dualar, hatimler gönderilen kaç siyaset ve devlet adamı var! Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu, devletin kilit noktalarında görev yapmadı. Ne Cumhurbaşkanı oldu ne başbakanlık yaptı ne bakanlık… Ne iktidara geldi ne de hükümete ortak oldu. Hep milletin ve devletin bekasını savundu. Hep “Türk devleti ve milleti yaşasın” dedi. İstikameti-Kıblesi dosdoğru bir dava adamıydı.. İman ve ahlak abidesi bir şahsiyetti. O, istikamet ve vakar sahibiydi. Hiç yanlış yapmadı, politikanın hiçbir kiri bulaşmadı üzerine. O, makam ve mevkileri değil, sonsuzluğu düşünen bir liderdi. Bütün ömrünü, bütün varlığını Kur'an'a bağlayan bir adamdı. Davasını Kur’an’la anlatan, ülküsünü iliklerine kadar yaşayan Muhsin Yazıcıoğlu, bir Kur’an ve peygamber sevdalısıydı. O’nun referansı Kur’an ve sünnetti. Kamil bir Müslümandı, feraset sahibi bir liderdi. Muhsin Yazıcıoğlu deyince Kur’an’a adanmış bir ömür ve Allah ve peygamber sevdası ile dolu bir yürek karşımıza çıkıyor. Muhsin Yazıcıoğlu deyince dava adamlığı, davaya adanmışlık, fazilet, fedakârlık, vefa, kadirşinaslık, hasbilik, beklentisizlik akla gelir. Kendisi için bir gün yaşamadı. Ömrünü, hayatını, verdiği yüce davasına adadı. Her türlü istibdada karşıydı, İstiklal aşığıydı. Çile adamıydı. Davasının çilesini çekti hep. Hep dik durdu, düz yaşadı, çizgisini bozmadı, istikametini değiştirmedi. İnandığı değerlere hep bağlı kaldı. Kendisi için bir gün yaşamadı. Ömrünü, hayatını, verdiği yüce davasına adadı. Muhsin Yazıcıoğlu’nun siyasi çizgisinde kırıklık yoktur. “Gizli” ajandası yoktur. Açık, şeffaf ve milletiyle, dava arkadaşlarıyla iç içe, bir bütün olan kumaşı, omurgası, ahlakı, sağlam bir liderdi. Muhsin Başkan’ın hayatı cesaret, adalet ve şehadetti. Biz Allah yolunda, Kur’an yolunda, millet yolunda şehit düşen Muhsin Başkan’la beraber olduk. İyi ki onun gibi yiğit bir liderle, adam gibi adamla yol ve dava arkadaşı olmuşuz. Ne mutlu bizlere… Biz büyük lider, Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol arkadaşlarıyız, dava arkadaşlarıyız. Hiçbir güç, odak bize boyun eğdiremez. Misyonuna sahip çıkacağız, onun söylediği gibi dik duracağız, doğru söyleyeceğiz, düz yürüyeceğiz. Bu suikast davasını kapatmalarına asla izin vermeyeceğiz. Hiçbir güç, odak, mihrak bizim davayı takip etmemizi engelleyemez. Oyunlarını bozmaya devam edeceğiz. Muhsin Yazıcıoğlu çizgisini sürdüren dava ve yol arkadaşları, mahkemelerde, adliye binalarında, meydanlarda olmaya ve davayı sonuçlanana kadar takip etmeye devam edecektir. Asla peşini bırakmayacağız. Zannetmesinler ki suikastın peşini bırakacağız. Zannetmesinler ki susacağız, korkacağız, çekineceğiz. Zannetmesinler ki Mahkeme salonlarını, adliye koridorlarını , meydanları terk edeceğiz!

Hakkı Öznur

23,804 просмотров • 4 месяцев назад

👉Suç örgütü lideri olduğu iddia edilen Aziz İhsan Aktaş’ın, Audi A8 olmak üzere toplam 11 araç hediyesi karşılığında Isparta Belediyesi’nden 10 tane ihale aldığı iddiaları doğru mudur? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın; İstanbul Beşiktaş Belediyesi’ne yaptığı yolsuzluk operasyonunda ‘çete lideri’ olduğu iddia ettikleri bu şirketin sahibinin 2019 yılında Isparta Belediyesi’ne biri 2018 model Audi A8 olmak üzere toplam 11 araç hediye ettiği ortaya çıktı. 🗣️Şirketin, Isparta Belediyesi’nden 10 farklı ihale aldığı konuşuluyor. Ben de bunu hem soru önergesi ile Meclis Gündemine hem de basın açıklaması ile halkın gündemine taşıdım. 📌Aziz İhsan Aktaş’ın, Audi A8 olmak üzere toplam 11 araç hediyesi karşılığında Isparta Belediyesi’nden 10 tane ihale aldığı iddiaları doğru mudur? 📌Bu şirket Isparta Belediyesi’nden bugüne kadar kaç ihale aldı? Bunlar nelerdir ve bedelleri nedir? 📌Bunların kaçı Kamu İhale Kanunu’nun 21’inci maddesinin B bendinde belirtilen usullerle verildi? Yani doğal afet ve hayati şartlarda ancak kullanılması gereken ve doğrudan adrese teslim ihaleyle verildi? 📌 Bunların bütçesi ve ihale bedelleri neydi? Bu şirket, Isparta belediyesine neden lüks makam aracı ve başka vasıtalar hibe etmiştir? Bunların tamamının şeffaf bir şekilde ortaya çıkartılması gerekmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerine siyasi operasyonlar yapılıyor. Halk iradesine darbe vuruluyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun "Suç örgütü lideri denen kişi AK Partili Isparta Belediye Başkanına çok lüks kategorisine giren Audi A8 marka makam otomobili hediye etmiş, hibe etmiş. Her gün bin beni hatırla, sakın unutma. Bunu araştıracak mısınız? Bunlar savcı beylerin neden dikkatini çekmiyor? Çok heyecanlı, şehvetlisiniz. Neden gözünüz hep İstanbul’da? Nedeni siyasi müsteşarlıkta gizli?" açıklaması da konuyu özetler niteliktedir. Bizler de konuyu en ince ayrıntısına kadar takip edeceğiz. Vatandaşımızı kim zarara uğratırsa uğratsın karşısında olacağız. Partimizi, kirli ellerin operasyonlarıyla yıldıramazlar. Hizmet etmeye, dürüst siyaseti egemen kılmak için mücadele etmeye, Türkiye’de hukukun gerçek anlamda üstün kılınması için çalışmaya devam edeceğiz. Özgür Özel Ekrem İmamoğlu CHP 🇹🇷

Hikmet Yalım Halıcı

247,726 просмотров • 1 год назад