Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

Ekrem İmamoglu'na muhalif olan herkesi AKP'li olmakla yaftalayan troller! Bağımsız gazetecilik nedir gördünüz mü? Doğru duvar yıkılmaz. Erdem Atay bu ülkenin yüz akıdır.

21,381 Aufrufe • vor 1 Jahr •via X (Twitter)

11 Kommentare

Profilbild von CAESAR
CAESARvor 1 Jahr

@medreyata Tek bir şey bekliyordum, onu da yapmamak için kıvranıp durdular. Hem de "İmamoğlu'nun avukatları hukuksuzluğu yapan İÜ diyor" diye yalan söylediler (avukatlar öyle bir şey demiyor, hukuka uygundu diyor). Veryansın ve yalan. Hiç beklemiyordum.

Profilbild von Hakan
Hakanvor 1 Jahr

@medreyata İstisnasız tüm akpli politikacıların tek derdi kendi konum ve keseleridir.

Profilbild von Selcuk.sozen
Selcuk.sozenvor 1 Jahr

@medreyata Biraz da şu yitirdiğimiz 78 can ile ilgili düşüncelerinizi görsek.Sabah akşam İmamoğlu.Sizde hiç mi vicdan yok.Turizm bakanlığını kurcalasanız,şu olmayan bilirkişiyi kurcalasanız Olmaz tabi ucu size dokunacak Acınacak haldesiniz..

Profilbild von Nedim
Nedimvor 1 Jahr

@medreyata 👍👍👍

Profilbild von Yılmaz Ekin
Yılmaz Ekinvor 1 Jahr

@medreyata Abi bunlar alcak veryansintv kuvayi milliye destani

Profilbild von Diplomasız Cumhurbaşkanı
Diplomasız Cumhurbaşkanıvor 1 Jahr

@medreyata :))) Haliniz bundan beter.

Profilbild von Standing for Freedom Center
Standing for Freedom Centervor 2 Jahren

The Berlin Wall fell for a reason. It would be foolish to consider trying to rebuild it - and all it represents - today.

Profilbild von Bergama Zeybeği🇹🇷
Bergama Zeybeği🇹🇷vor 1 Jahr

@medreyata Veryansın TV izlemek cesaret ister.🇹🇷

Profilbild von AKÖÖ
AKÖÖvor 1 Jahr

@medreyata Hahahahahahahahah

Profilbild von deniz öz
deniz özvor 1 Jahr

@medreyata Hadi lan

Profilbild von Emir Deniz
Emir Denizvor 1 Jahr

@medreyata Doğruyu sahiplenmeyen millet eğri duvarın altında yok olur

Ähnliche Videos

#YILMAZÖZDİL: "Siz burada CHP'nin kapatılmasına yönelik bir hamle gördünüz mü?" sorusu üzerine: "Hayır. Burada iddianameye derli toplu çalışılıp, hukuk çerçevesinde cevap vermek yerine olmayan bir şey söyleniyor şu anda topluma. Şimdi bunu söylüyorum diye bak şu anda bile troller mesela hemen hazırlanmıştır; 'AKP'nin köpeği' falan diyecektir. İddianamede savcı diyor ki; 'Ekrem İmamoğlu'nun bu işleri yapmasının iki sebebi vardır: Bir zenginleşmek için yaptı bunu, iki partiyi ele geçirip Cumhurbaşkanı adayı olmak için partiyi ele geçirmek için bunu yaptı' diyor. Dolayısıyla bunların hepsinin sebebinin Ekrem İmamoğlu olduğunu söylüyor savcılık iddianamesi. 'Bu bütün yolsuzlukların iki sebebi var: bir zenginleşme, iki partiyi ele geçirmek' diyor. E şimdi kardeşim, savcı iddianamede bunu söyledikten sonra elbette Yargıtay'a 'bak bu partide böyle şeyler olmuş' diye bildirim yapmak zorunda. Yani bu bir hukuki sebep-sonuç ilişkisi. Şimdi bu tarafını görmeyip dönüp 'vay bizim partimizi kapatacaklar' falan demek; topluma doğru bilgi vermesi gerekirken, Cumhuriyet Halk Partisi'nin toplumu doğru bilgiyle donatması gerekirken, manipüle etmemesi gerekirken burayı tutturup 'vay bizi kapatıyorlar'... Hayır! Ya savcının iddianamesi zaten söylüyor; diyor ki 'kardeşim partiyi ele geçirmek için bu işi yaptı' diyor. Bu kadar net olmasına rağmen dönüp topluma 'bizi kapatıyorlar vay falan' demek yani bu artık olmuyor. Göreceksiniz 2 gün sonra da bu 'bizi kapatıyorlar' muhabbetinden konuşmaktan vazgeçecekler. Çünkü böyle bir şey yok." #ÖzgürÖzel #SözcüTV

CZR HBR

13,239 Aufrufe • vor 4 Monaten

Muhalif trollerin (onlar kendilerine gazeteci diyor) engizisyon mahkemesi kurup kimin gazeteci, kimin akademisyen, kimin trol olduğuna karar verebileceğine kim onay verdi? Ülkede bir gazetecilik krizi yaşanıyor ve krizin göbeğindeki insanın gazeteci mi trol mü olduğuna yıllardır ekranları ahbap çavuş ilişkileri sayesinde işgal eden üç beş tane yetersiz, vasıfsız, omurgasız trol mü karar veriyor? Özgür Özel mesela birisinin trol mü gazeteci mi olduğunun ne zaman tespit makamı oldu? Neden böyle bir konuda herkes onun ağzına baktı? Neden ‘gazeteci’ deyip üstüne düşeni, yapması gerekeni yapınca herkes teşekkür ve övgü sırasına girdi? Mesela trol deseydi, trol mü olunacaktı? Herkes boyun mu eğecekti bu yüce yargısı karşısında? Bu adam başbakan mı oldu, ülkeyi mi yönetiyor, mecliste çoğunluğa mı sahip, nedir bu adama verilen Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan bile daha geniş meşruiyet zemininin sebebi? Psikolojide bir kural varmış’lı mişmışlı masal gazeteciliği (bence trollüğü) yapan, Psikoloji dernekleri tarafından ‘böyle bir kural yok abuk subuk konuşmayın’ diye azarlanan aşağıdaki trol mü kimin gazeteci olup olmadığına karar verecek? Biz ne zaman bu trollerin ağzından çıkacak cümlelerle kendimizi tanımlar olduk? Ne zaman bu trollerin bize ‘lütfedeceği’ payelerle ne olduğumuza karar vermeye başladık? Eşitsiniz efendiler eşit, bunlara bir şey ispatlamak, bunların sizi tanımlamasına izin vermek zorunda değilsiniz Bunlar ne kadar gazeteciyse siz onlardan daha iyi gazetecisiniz, kendinize gelin Denizli’de başörtülü kız öğrencilere iftira haberleri dizmek adına onları fotoğraflamak için pusuya yatan paparazzi İsmail Saymaz ile, Ukrayna’ya Afganistan’a habercilik yapmaya gitmiş kendinizi bir tutup kendinize haksızlık etmeyin Bunlara abi, abla, büyüğüm, filan gibi hitaplarda bulunmayı da doğru bulmuyorum Onlar size ne kadar saygı gösteriyorsa ancak o kadar saygı görmeyi hak ediyorlar, hatta liyakatleri itibariyle onu bile hak etmiyorlar

Furkan Bölükbaşı

63,654 Aufrufe • vor 2 Jahren

Zeynel, senin hangi itibarın var da ben sana “itibar suikasti deneyeyim…” Bırak bu içi boş lafları… Kendi kendine “bağımsız gazeteci” pozlarına giriyorsun. Senin 10 yıl öncesine kadar iktidarları eleştiren tek bir haberini hatırlayan yok. Sen Brüksel’de iken rahmetli Ahmet Sever’le birlikte “CHP karşıtı AK PARTİ hayranı” olarak bilinirdin CHP çevrelerinde.. Tanımasak, bilmesek bizi de muhalif olduğuna inandıracaksın… Bak Zeynel; bağımsız - bağlantısız gazeteci isen yazsana İBB’deki yolsuzluk iddialarını… Yazamazsın… Mesela seni 90 bin TL maaşla çalışan İBB’ci Yakup Öner’in 100 milyon TL’lik kayıtlı malvarlığının çıkması hiç mi rahatsız etmez? Tabii ki etmez… Çünkü senin görevin “muhalif gazeteci” pozuna girip bu gerçeklerin üstünü örtmek… CHP’deki kliğin gözüne girmek için yine hiç bilmediğin alanlara girip saçmalamışsın. Bak şunu kabul et artık; Sen gazetecilik değil; CHP içindeki bir kliğin kalemşorlüğünü yapıyorsun. Yaz diyecekler yazacaksın! Sus diyecekler susacaksın! Bak alttaki videoyu izle… Senin ne kadar “bağımsız” olduğunu anlatıyor Özgür Özel… Bir de şu boş lafları bırak artık… Yok CHP içinde beklediğini alamamış da vs.. Ne beklemişim mesela? Tek bir örnek ver! Ayrıca bu kuyruklu yalanını doğru kabul edelim…. Sen CHP sözcüsü müsün? Sana ne bizim iç tartışmalarımızdan? Yahu sen beni Gökhan Günaydın’a şikayet edip göze girmeye çalışan bir adamsın.. & “Siyaset yapan kişiler gazeteci sıfatı taşımayacak”mış.. Böyle buyurmuş Zeynel Efendi.. Sen kimsin de buna karar veriyorsun? 40 yıl gazetecilik yapmış ama gazetecilik - siyasetçi ilişkisi üzerine hiçbir şey öğrenememiş… Ecevit, Öymen, Toker, Balbay diyeyim belki bir çağrışım yapar.. Biz kendimize “Gazeteci” demeyecekmişiz.. Peki CHP’deki GM kliğinin sözcüsü senin gibi sözde “bağımsız gazeteciler” hangi sıfatı taşıyacak? Yolsuzlukları aklayıp paklayıp bunu da gazetecilik kisvesi altında halka yedirmenize göz mü yumacağız? Yok öyle yağma… CHP milletvekilinin tahsis ettiği ofisten yayın yapacak bana da “Ben bağımsız gazeteciyim” diye ahkam keseceksin öyle mi? İBB Ankara Temsilcisi’ni yayınına “Gazeteci” diye çıkarıp bana da “Sen siyaset yaptın gazeteci değilsin” diyeceksin öyle mi? Hayırdır; biz görmeyeli fetva makamı mı oldunuz? Bak Zeynel; Bana muhaliflik vs dersi vermeye ve boyundan büyük işlere kalkışma.. Bu hayat sana bile BİR KEZ DE OLSA muhaliflik yapabilme ve geçmişteki mesleki günahlarını affettirme şansı verdi. Ancak senin damarlarında bir gram bile muhalif kan dolaşmadığı için o şansı da kaybettin. TELE 1’e haksız ve hukuksuz kayyım atandığı o gece DİRENMEK ve BİNAYI TERK ETMEMEK yerine twit atıp “Buraya niye hiç kimse gelmiyor” diye adeta ‘ağladın.’ Oysa ki; o gece direnebilir; binayı terk etmeyebilir; yayın açıp dünyaya sesini duyurabilirdin. Ama sen ne yaptın.. Büroyu kayyıma kuzu kuzu teslim ettin. Bir gün sonra ise yine Kemal Bey’e saldırdın. Yok Kemal Bey niye susmuş vs? Sanki dert Kemal Bey imiş gibi.. O twiti atarak sözcüsü olduğun kalemşorlüğünü yaptığın ve yeni TV’yi kurabilmek için para beklediğin CHP GM’deki kliğe sinyal çaktın. Madem çok muhalifsin Zeynel; kayyım gelince neden direnmedin? Twit atıp Kemal Bey’e saldırmak kolay… Hiçbir bedeli yok. Aksine CHP GM’deki klikten ödül var… Kayyıma direnmenin ise bedeli… Değil mi Zeynel? Laflara bak bir de… Toplum Barış Yarkadaş’ı nasıl hatırlayacakmış? Toplum beni; senin yaptığın gibi kayyıma teslim olarak değil; SÖZCÜ Gazetesi, Cumhuriyet Gazetesi baskınlarındaki tavrımla… Toplum beni İMC TV’ye, HAYAT TV’ye, Kanaltürk’e kayyım geldiğinde ortaya koyduğum duruşla… YÖN RADYO’yu kapattırmamak için verdiğim mücadele ile… Hiçbir meslektaşımı ŞUBEDE, ADLİYEDE, CEZAEVİNDE yalnız bırakmamamla hatırlayacak. Peki ya seni? Seni ise TELE 1’in Ankara Bürosu’nu kuzu kuzu teslim etmenle… Ben yazı yazmamış; güya kusmışum.. Öyle diyor Zeynel; Şu yaptıklarına bakınca insanın kusmaması mümkün mü Zeynel?

Barış Yarkadaş

111,510 Aufrufe • vor 4 Monaten

Bu emeklilik fonlarının bireysel yatırımcıya olan nefreti nerden kaynaklı henüz onu çözemedim 40 TL dan 440 a gitmiş hisseyi alıyor 5-6 Milyar TL para yatırıyor #asels Ve bunu yapabilmek için Hali hazırda gevşemiş olan güzide şirketlerin hisselerini 10 kademe birden aşağı doğru satıyor #oyakc #tralt Amaç Hisseyi düşürmek Başka açıklaması yok Allah ıslah etsin Eksi 2% düştü piyasa #odas artı kapadı Yine bir dedikodu var Siyasi tarafta Neymiş Özgür Özel CHP den ayrılıp parti kuracakmış Ben geçen söyledim Ben olsam bağımsız çıkarım yola Madem kendine güveniyorsun Al gençliğe hitabeyi kolunun altına Düş yollara CHP kendi içinde birbirinin kuyusunu kazan bir yapıda yıllardır O yüzden de iktidar olamadılar Ben ne AKP ne CHP tarafında yer alarak konuşmadım geçen gün Ben bir vatandaş olarak 50 yıldır olanı söyledim Durum tespiti yaptım AtaTürk kurdu partiyi evet ne güzel Ülkeyi kim kurdu peki Onu da AtaTürk kurdu Şükranlarımız sonsuz Onun kurduğu Ülkenin geldiği durum ve yine onun kurduğu partinin içinde bulunduğu durum belli Ben AtaTürk ‘çü ve CHP liyim Diyenler kızıyor bana Ben de onlara kızıyorum Kuruplaştırdınız herkesi Bir annenin 2 evladı var Biri doktor oluyor diğeri okumuyor okulu asıyor kırıyor dersleri futbolcu oluyor Bunun böyle olduğunu söylediğinde Anneye ya da çocuklarına laf etmiş olmuyor Durum tespiti yapıp Olanı söylemiş oluyorsun Bu seni çocuklara ya da annesine karşı olduğunu göstermez Ülke bizim Tüm siyasi partiler bizim AtaTürk bizim Körü körüne bir şeye bağlı olduğunu savunmak O bağlı olduğun şeyin doğru olduğu anlamına gelmez CHP karışık Ülke de karışık Ne yapalım yani Fikrimizi söylemeyelim mi HisseChat Esenlikler dilerim

🇹🇷 Gökhan Bilik 🇹🇷

13,909 Aufrufe • vor 2 Monaten

Bu videodaki meczupun iftiraları ile bana hakaret eden ilk 33 kişi SAVCILIĞA verildi. Devamı da geliyor.🙏 ==== ✍️BU meczubun, erotik videosunu, Sn Özgür ÖZEL'e küfür eden ve peşinden de Sn Cumhurbaşkanına (küfürleri TV tarafından sessize alınan) "lan" diyen videosunu izleyin. ✍️Bu meczupun, “40 yıl önce HARAÇ alamadığı için" kin biriktirip, TV de bir evlatlığın programı olunca bunu fırsat bilerek TV ye çıkıp bize attığı iftira ve yalan ÇAMURLARINA dayanarak, şahsıma "hakaret, küfür ve tehditler" eden herkesi avukatım tek tek savcılığa veriyor. ✍️Bu meczupun iftiralarını FIRSAT bilip HAYVANLAR için çalışmalarımı engellemek amacı ile "ilave yalan iftiralar ile" beni hedefe koyarak "güç ve itibar" kaybettirme peşinde olan bütün KÖPEK DÜŞMANLARI da, hakaret ve tehditleri için yargı önünde hesap verecekler. 🙏Sevgili Hayvan Severler, Desteğiniz için teşekkür ederim. Aşağıda, çok önceden tanıdığım üst düzey ve konulara hakim bir kişiden bana gelen yazıyı okuyun, bizlere kurulan TUZAKLARI biliyoruz ama bir kez daha görün: 🖍️🖍️🖍️🖍️"Nesrin Kardeşim Merhaba. Afiyettesindir inşallah. Daha emekli olmadım. Malum çevreler ve KÖPEK DÜŞMANLARI seni ENGEL olarak görüp, hayvan koruma mücadelesinden çıkarmak peşinde olduklarını görüyorum. Hayvan koruma kanununu ilk çıkaran AK PARTİ'yi takdir ettiğini her ortamda söylediğin için, gerektiğinde CHP ve diğer partileri de tenkit ettiğin için hükümete MUHALİF diyemiyorlar. Mama lobisi bağışla alakan yok, oradan girişemiyorlar. Halkta önemli karşılığın var itibar kaybettirme peşindeler. Güçlü dur, üzülme, bizim yaşlarımız üzülmeye gelmez. Doğru duvar sarsılır ama yıkılmaz. Hoşça kal".🖍️🖍️🖍️ Sevgilerimle.. Nesrin Çıtırık/ 05445568803 1- Not: Bu meczup bankalara sormuş! ve bizim 8 milyar dolarımız! olduğunu öğrenmiş. KOÇ un serveti 7 milyar dolar, ÜLKERİN serveti ise 5.5 milyar dolar! 8 Milyar Dolara inanan AKILSIZ CAHİLLERE akıl dilerim. 2- Ben HAYTAP tan ayrılalı 10 yıl oldu. 3- Adana'da "ÇÜ TIP FAKÜLTESİ Numune Hastanesi" dışında hiç bir hastanede çalışmadım. 4- Erçin Çıtırık, muayenehane açtı ve hiç bir devlet hastanesinde hiç görev yapmadı. 40 yıl önce HARAÇ vermediklerinden birisi olan bu meczubun iftirasına uğradı.

nesrin çıtırık

120,108 Aufrufe • vor 6 Monaten

İsmail Saymaz dahil muhalif tetikçilerin, milyarlarca liralık yolsuzluk, rüşvet, irtikap ve ihaleye fesat dahil çok sayıda yüz kızartıcı suçlamayı içeren İBB merkezli CHP’li belediyelere yönelik operasyonlardaki tavırlarının çıkara, beslendikleri fonların çapına göre belirledikleri bilinmeyen bir şey değil. Ama öyle detaylar var ki; bu bilinenler ete kemiğe bürünüyor bunlarda. Mesela İsmail Saymaz'ın, Ekrem İmamoğlu’nun suç örgütü iddiasıyla tutuklu bulunduğu İBB merkezli milyarlarca liralık yolsuzluk soruşturmasındaki tanık ve itirafçılar için kullandığı ifadelerle Antalya’da Muhittin Böcek’in tutuklandığı ifadelerin sahibi olan “itirafçı” için kullandığı ifadeler arasındaki tezatlık, aslında tepkilerini ve kullandıkları dili hakikatin değil beslendikleri para kaynaklarının belirlediğini ispatlar türden. Gelin İsmail Saymaz'ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) operasyonlarıyla ilgili itirafçılar hakkında kullandığı ifadelere bir göz atalım. 2 Haziran 2025 tarihli X paylaşımı: - “İtirafçı dedikleri, İBB’den ihale alamayan, kendini kurtarmak için iftira atanlar.” - “AKP’ye hizmet eden, fütursuzca yalan söyleyebilen seyyar müfteriler.” Halk TV Programları ve Yazılarından: - “Bu itirafçılar, kamu zararına yol açıldığı yalanıyla CHP’yi karalamak için kullanılıyor.” - “İtirafçıların ifadeleri, siyasi amaçlarla soruşturmayı yönlendirmek için bir araç.” - “Etkin pişmanlık adı altında yalan söyleyerek kendilerini kurtarmaya çalışıyorlar.” Saymaz, İBB soruşturmalarındaki “itirafçılar” için kullandığı SEYYAR MÜFTERİ, İFTİRA ATANLAR gibi ifadelerle “itirafçıların” İBB soruşturmalarında siyasi bir araç olarak kullanıldığını iddia ediyor. İsmail Saymaz, özellikle Aziz İhsan Aktaş, Eyüp Subaşı, Güngör Gürman ve Ertan Yıldız gibi en önemli itiraflarda bulunan ve soruşturmaların seyrini değiştiren isimlerin ifadelerinin altında siyasi motivasyon olduğu imalarında da bulunuyor. İsmail Saymaz, hem CHP Kurultayı hem de İBB soruşturmalarında açık tanık olan Tolgahan Erdoğan'ı da "seyyar müfteri" olarak nitelendiriyor, yalancı tanıklık yaptığını iddia ediyor. İŞİN UCU CAFER MAHİROĞLU’NA DEĞİNCE “İTİRAFÇI” BİR ANDA “İŞ ADAMI” OLDU! Şimdi asıl bomba geliyor… İBB soruşturmasındaki “itirafçılar” için demediğini bırakmayan sözde gazeteci İsmail Saymaz, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in gözaltına alınması ve tutuklanmasına sebep olan “itirafların” sahibi Yusuf Yadoğlu için bambaşka bir dile evriliyor. Sözde gazeteci Saymaz, 21 Temmuz 2025 günü Halk TV’de Kürşad Oğuz’la Rota programında, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in tutuklanma sürecinin konuşulduğu bölümde, tutuklanmaya sebep ifadelerin sahibi Yusuf Yadoğlu’nun ismini vermeden sürekli “iş adamın” tanımlaması yapıyor. Peki İBB soruşturmasındaki “itirafçılara” yönelik hakaret içeren ifadelerin aksine Yusuf Yadoğlu’na neden bu özenli dili kullanıyor İsmail Saymaz? Cevabı çok basit! Çünkü Yusuf Yadoğlu, İsmail Saymaz’ın patronu Halk TV sahibi Cafer Mahiroğlu ile iş ilişkileri bilinen yakın hemşehrilik hukuku olan hatta Aziz İhsan Aktaş’ın iddiasına göre CHP’li belediyelerdeki vurgunları Cafer Mahiroğlu ile üleşen, Mahiroğlu’nu işlerinde aracı olarak kullandığı iddiası kayıtlara geçen biri. İBB soruşturmasındaki itirafçı ve tanıklarla ilgili kullandığı hakaret içeren ifadelerin aksine Muhittin Böcek’in tutuklanmasına sebep olan itirafların sahibi Yusuf Yadoğlu’nun, çalıştığı kanalın patronuyla bağlantılı olması sözde gazeteci İsmail’i daha temkinli daha özenli ifadeler kullanmaya itmiş. Ne diyelim; Bağımsız gazetecilik cesaret ister İsmail. Para kaygısıyla sergilenen bu çifte standart da güven kaybettirir İsmail.

ZİHNİ ÇAKIR

19,441 Aufrufe • vor 1 Jahr

Videoyu dikkatle izleyelim ! Efendi Hazretlerimizin yolunu koruduğunu iddia edenlere soruyorum!!! Efendi Hazretlerimizden hiç böyle çirkin fiiller, gördünüz mü ? duydunuz mu ? Gelin beraber bakalım 3 dakikalık videoya... Kaç tane caiz olmayan fiil var ? Merhum(e) dedi diye ; 1- Tahkir ediyor ! (cahil demek istiyor) 2- Alay ediyor ! (cemaati güldürüyor) 3- Aldatıyor, çarpıtıyor ! Çünkü ; Teşe'üm yapmış, ancak Tefe’ül yapmış gibi anlatıyor. Halbuki ; Ebu Hüreyre'den (ra) Resülullah'ın (asm): "İslâm'da teşe'üm yoktur, en hayırlısı tefe'üldür" buyurduğunu işittim, dediği rivayet olunmuştur. Mecliste bulunanlar: Tefe'ül nedir Ya Resülallâh! diye sordular. Resül-i Ekrem: Sizden birinizin duyduğu güzel sözdür buyurdu" Teşe'üm, şom tutmak ve hayırsız saymak demektir. 4- Sevenlerini kandırıyor ! Çünkü ; Dil sürçmesini kusur gibi anlatıyor. 5- İfşa ediyor ! Kusur bile olsa setretmesi gerekirken insanlara duyuruyor. 6- Saptırıyor ! Hakkında konuştuğu kişi muhalifi olduğu için, mugalatayı delil gibi göstererek kendisinin haklı, muhalifinin batıl olduğu izlenimi veriyor. 7- Küçük düşürüyor ! Muhalifi duayı çok kısa tutmuş, bi dua bile bilmiyormuş gibi gösteriyor. Halbuki bu kadar yoğun kalabalıkta kısa ve hafif tutmak sünnete daha uygun olandır. 8- Benlik yapıyor ! Muhalifim bi dua bile okuyamazken bakın ben uzun uzun okuyabiliyorum. Hatta bütün hocaların malzemesi bitmiş ! Diyor. 9- Çarpıtıyor ! Yanlışı doğru gibi gösteriyor. Çokda tevazu iyi değil diyor. Halbuki alimin övünmesi caiz bile değildir. Hele kürsü benliğin yeri hiç değildir. Çünkü (Allah, kendini beğenip övüneni sevmez) Lokman-18 Şimdi ; - bunların Hangisi caiz ? - Topluma örnek olması gereken kişinin bunları yapması suçu daha da ağırlaştırmaz mı ? - Tarikat bu işin neresinde ? - "Dört sünneti, yani parmakla sayılı bir sünneti bile terkedersem beni terkedin" diyen bir Mürşidin en yakını, hatta sırdaşı olduğunu iddia eden bir kişinin Cübbeli Ahmet Hoca, bu çirkin fiilleri yapması size göre normal mi ?

Muhittin Ödemiş

47,354 Aufrufe • vor 2 Jahren

Serdal Adalı Divan kurulunda transferlere taksit yaptıran önceki yönetim için "2025 Mayıs sonrasına bırakılan ödemeler hiç iyi niyetli değil, sadece bonservis 22 milyon euro toplam 45 milyon euro. Takdiri kongre üyelerine bırakıyorum" dedi. O zaman soralım Mesela ligde yine erken havlu attık yine seçim kararı alındı. Yeni başkan çıkıp şöyle dese : 25 milyon Orkuna vermişler ödemeler 2026 Mayıs sonuna bırakmışlar 15 milyon Abrahama vermişler ödemeler 2026 Mayıs sonuna bırakmışlar Bugün alınan Cerny yine taksit yapılmış Ndidi Taylan Djalo falan Daha sol forvet alınacak Çıkıp bunlar hiçbir şey ödememiş hepsini sonraya atmış dese, kötü niyetli bu harcamaların takdirini size bırakıyorum dese Adalı çıkıp ne diyecek? O zaman mevzu ne? Önceki yönetim bu transferleri yaparken, tıpkı Adalı'nın şuan yaptığı gibi, seçim olacak kadar işlerin kötü gideceğini düşünmedi. Beşiktaşın bütçesi her şeyi peşin yapacak bütçede değil taksitlendirme yapılması normal olduğu halde Adalı bunu koz olarak kullandı. Üstüne Adalı bu transferler dışında Emerson Okafor Cengiz Fati gibi bitik kronikleri de çakacaktı. Özetle kaliteli oyuncuların bonservisine taksit yapılması doğru ve olması gerekendir. Kötü niyetli olan transfer nasıl olur? Çebi nin son transfer sezonu gibi Amartey Onana Bailly Chamberlain Rebic Rashica Zaynutdinov gibi çöplerin hepsini tek transfer döneminde alıp Beşiktaşın maddi manevi elini kolunu bağladığında olur. Peki Adalı'nın Çebi ye hiç laf attığını gördünüz mü? Adalı 6 yıllık Çebi yönetimine gelince melek kesilirken 6 aylık Arat Yücel yönetimine kaplan kesiliyor. Aynı Adalı 8 ayda, eleştirdiği Arat Yücel yönetiminden fersah fersah kötü yönetim gösterdi her kulvarda elendi. Fark ettiyseniz artık eski yönetimi ağzına bile alamıyor. Çünkü onlar bile 2 kupa aldı avrupaya katıldı. O zaman Kim kötü niyetli? Kimin amacı bağcı dövmek? Kim eleştirdiği kişilerin yaptığının daha beterini yaptığı halde başını kuma sokuyor? O zamanlar ağzından salyalar saçarak konuşan her devrim adamı muhabirler yorumcular bugün neden çok sakin? Bu troller ve tatlı su fenomenlerinin iki yönetime karşı yorumlarını karşılaştırıldığınızda fark neden çok? Neden Adalıya gıkları çıkmıyor? Şimdi anladınız mı Beşiktaşın kimler için araç kimler için amaç olduğunu?

KAAN GEDİK

25,860 Aufrufe • vor 11 Monaten

Arşiv olarak bir köşede bulunsun! Alışılmışın dışında biraz uzun bir video oldu. Altı dakika kırk dokuz saniye. Bana göre üç sebepten; 1-KHK hukuksuzluğunun açtığı derin travmayı ve oluşturduğu adaletsizliğin boyutunu anlamak, 2-"Ayrımsız Adalet" için verilen emek ve çabaya saygı, 3-Sessizligin bedelinin ağır olduğu gerçeğini anlamak için seyredilmeye değer; #KHK'lar, Türkiye’nin yakın tarihinde derin yaralar açan bir insanlık dramıdır! OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lar, yüz binlerce insanın hayatını bir gecede altüst etti. Sadece ihraç edilmekle kalmayıp "sosyal ölüme" mahkûm edilen insanlar, aileleriyle birlikte tarifsiz acılar yaşadı! Bu haksızlıklar ve ölümler hem duygu dolu bir çığlık hem de soğuk bir gerçeklik olarak hâlâ karşımızda duruyor! Bir sabah uyandığınızda, yıllarca emek verdiğiniz mesleğinizden, hiçbir somut delil olmadan, sadece bir listede adınız geçtiği için koparılıyorsunuz! Öğretmenler, doktorlar, akademisyenler, polisler, memurlar, askerler, sanatçılar, her biri, bir anda "terörist" damgasıyla yaftalandı! Bu damga, sadece işlerini değil, ailelerini, gelecek hayâllerini de ellerinden aldı! Çocuklarına, "Baban işsiz" diyemeyenler, eşinin hastalığına çare bulamayanlar, toplumdan dışlanıp dört duvar arasında nâçar bekliyorlar. Bu insanların hikâyeleri, gözyaşlarıyla yazılmış bir destandır! Haksızlık, sadece işten çıkarmayla sınırlı kalmadı. Pasaportları ellerinden alındı, özel sektörde çalışmaları engellendi, banka hesapları donduruldu. Emekli edilmedi, edilenlerin maaşları ellerinden alındı, çocuklarının eğitim hakkı bile sorgulandı! Adeta bir "sivil ölüm" yaşatıldı. Bu süreçte, kimi kanserden, kimi kalp krizinden, kimi intihardan kimi ise çaresizlik stresinden hayatını kaybetti! Meriç Nehri’nde boğulanlar, cezaevlerinde sessiz/kimsesiz yitenler, camide intihar eden teğmen Adem Gürbüz, Galata kulesinden atlayan KHK'lı anne babanın çocuğu üniversite öğrencisi Nahit Emre Güney, kendini apartman boşluğuna bırakan KHK'lı babanın 16 yaşındaki oğlu Bahadır Odabaşı, kanser illetine yakalanan ve anne özlemiyle yiten 7 yaşındaki melek Yusuf Kerim, 8 yaşında kanser hastalığının pençesine düşen ve baba hasretiyle inleyerek melek olan Ahmet Ataç ve daha sayamadığım nice can! Her biri, bu hukuksuzluğun kanlı birer izi oldu. Aileler parçalandı; anneler, babalar, çocuklar, sevdiklerini toprağa verirken bir yandan da adalet arayışını sürdürdü! Bu insanların çoğu, ne bir mahkeme kararıyla suçlu bulundu ne de adil bir yargılama sürecinden geçti. Yargısız infazla hayatları karartıldı. AYM'nin "dernek üyeliği suç değildir" kararına rağmen, sendika üyeliği gibi masum gerekçelerle ihraç edilenler maalesef görevlerine iade edilmedi. İnsanlar, her şeyi yapmayanlardan, her şeyi yapamayacak olanlardan bile her şeyi bekleyerek yaşar oldu! Yıllardır bekleyenlerin umutları tükeniyor, sesleri duyulmuyor. Bu dram, bir sayıdan ibaret değil. Her bir KHK’lı; anne, baba, evlat! Kanserle mücadele ederken işinden atılan bir öğretmenin, son nefesinde çocuklarına sarılamadan ölmesi, Meriç’te botu devrilen bir ailenin, karanlık sularda kaybolurken birbirine veda edememesi. Bunlar, istatistik değil, kanayan yara! Bu haksızlıklar, sadece mağdurları değil, toplumun vicdanını da sınadı. Hakîkat bu insanların gözlerindeki çaresizlikte, sessiz çığlıklarında, hakikat; hukukun çiğnendiği, masumiyetin hiçe sayıldığı bir sistemin soğuk yüzünde yatıyor! KHK ile ihraç edilenlerin uğradığı bu zulüm, ne unutulabilir ne de affedilebilir! Onların hikâyesi, adaletin yeniden inşa edilmesi için bir çağrı; çünkü bu yaralar, ancak hakikati görmek ve vicdanlı olmakla iyileşebilir! Düşünceye düşünce ile karşı çıkılır, cezayla değil! Bir ülkenin gelişmişliği insan haklarına verdiği önem ile ölçülür! Beyaz, saflık ve temizliği temsil eder. Özünde saflık/temizlik olan her şey/renk ona koşar!

Sırrı Er

21,639 Aufrufe • vor 1 Jahr

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’ndeki konuşmalarından... ▪ Gazze ve Filistin’de işlenen insanlık suçlarının hesabının, hukuk önünde sorulması için her türlü çabayı gösteriyoruz. Güney Afrikalı dostlarımızın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına, biz de müdahil olmayı kararlaştırdık. İsrail’in soykırım suçu işlediğine dair elimizdeki tüm belgeleri ve bilgileri muhataplarımıza iletiyoruz. ▪ Türkiye, Filistin halkının ve doğdukları toprakları kahramanca savunan Filistinli direnişçilerin yanındadır. Gazze’ye gönderdiğimiz insani yardımların toplamı 54 bin tonu geçti. Ülkemize getirdiğimiz hasta ve yaralıların tedavileri devam ediyor. ▪ İsrail’e olan ithalat ve ihracat işlemlerini geçen ay tamamen durdurduk. Yaklaşık 9,5 milyar dolarlık ticaret hacminden sarfınazar ettik. İsrail’i ateşkese zorlamak için dost ve kardeş ülkeler nezdinde diplomatik temaslarımızı yoğunlaştırdık. ▪ Yabancı liderlerle yaptığımız görüşmelerin vazgeçilmez gündem maddesi, Filistin Devletinin tanınması ve Gazze’de katliamların durmasıdır. Uluslararası alanda bu yönde başlatılan tüm girişimlere destek veriyoruz. ▪ Filistinli kardeşlerimiz, tüm imkansızlıklara rağmen verdikleri mücadeleyle, dik ve dirayetli duruşlarıyla insanlığın yüz akı oldular. 229 gündür uyguladığı soykırıma rağmen İsrail yönetimi, Gazze halkının çelikten iradesini kıramadı, mücadele azmini yok edemedi. ▪ Filistinliler; yaralandılar, öldürüldüler, sürüldüler, göçe zorlandılar, açlıkla, susuzlukla sınandılar, öpmeye kıyamadıkları yavrularını toprağa verdiler.İşkencenin her türlüsüne mazur bırakıldılar. Küresel sistemin tüm acizliklerini bizzat yaşadılar. Ama zulme ve zalime asla boyun eğmediler. İnsanlığın onurunu savunmaya devam ettiler, halen de devam ediyorlar. ▪ Buradan Gazze’nin ve Ramallah’ın yiğit evlatlarını ülkem ve milletim adına bir kez daha saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Filistinli şehitleri rahmetle anıyor, yaralılara Allah’tan acil şifalar diliyorum. ▪ Avrupa’dan Amerika’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar dünyanın dört bir yanında her hafta sokakları ve meydanları dolduran tüm vicdan sahibi insanlara da sizlerin vasıtasıyla teşekkürlerimi iletiyorum. Siyonist lobinin tehditlerine rağmen Filistin’e sahip çıkan, Gazze için kıyama kalkan üniversite öğrencilerini, hocaları, sanatçıları ayrıca tebrik ediyorum. ▪ İsrail, insanlığın gözünde bu vahşi savaşı kaybetmiştir. İsrail yönetimi, insanlığın vicdanında mahkûm olmuştur. Gazzeli kardeşlerimiz bir kez daha adlarını tarihe yazdırmışlardır. ▪ Filistin davası küresel ölçekte daha da güçlenerek, Allah’ın izniyle 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin Devletinin kurulmasıyla zafere ulaşacaktır. ▪ Bugün; Norveç, İrlanda ve İspanya’nın Filistin Devletini tanıyacaklarını açılamalarından büyük memnuniyet duyduk. Her üç ülkenin liderine, tarihin doğru tarafında yer alan bu vicdanlı kararlarından dolayı takdirlerimizi iletiyoruz. Henüz Filistin devletini tanımayan ülkeleri de, daha fazla vakit kaybetmeden aynı adımı atmaya çağırıyoruz.

Fahrettin Altun

103,250 Aufrufe • vor 2 Jahren

“Biz bu savaşı kaybettik. ABD, tarihinin en büyük yenilgisini alıyor. Bir daha asla Asya’ya geri dönemeyecek.” Alon Mizrahi, İsrailli bir gazeteci ve dünyanın en saygın Yahudi yazarlarından biri olarak şöyle diyor: “Tarihe tanıklık ediyoruz. İran, herkesi şaşırtacak şekilde Amerikan üslerini o kadar kapsamlı, o kadar büyük ölçekli ve o kadar kararlı bir biçimde yok ediyor ki dünya buna hazır değil. İran, dört gün içinde bölgedeki askerî üstünlük alanını genişletmeyi başardı. Dünyanın en değerli ve pahalı askerî üslerini, mülklerini ve teçhizatlarını imha etti. Bahreyn, Kuveyt, Katar ve Suudi Arabistan’daki Amerikan üsleri, dünyadaki en büyük askerî tesisler arasında yer alıyor. Bu tesislerin inşası onlarca yıl sürdü ve trilyonlarca dolara mal oldu. Otuz yılı aşkın süredir yapılan askerî harcamaların büyük bir kısmının boşa gittiğinden söz ediyoruz. Yüz milyonlarca dolar değerindeki radarların bir anda imha edildiğini görüyoruz. Tüm askerî üslerin terk edildiğini, yakıldığını, yağmalandığını ve yok edildiğini görüyoruz. Ve size şunu söyleyebilirim: Bildiğim kadarıyla ABD, Pearl Harbor hariç, tarihinde böyle bir yıkım yaşamadı; ancak o sadece bir saldırıydı. Geleneksel bir savaşta hiçbir düşman, İran’ın şu anda Amerikan askerî güçlerine yaptığı ölçekte bir şey yapmadı. İnanması güç. Askerî durum o kadar ciddi ki sansür, bu savaşla ilgili neredeyse tüm yeni bilgileri engelliyor. Fark ettiyseniz, her geçen gün daha az bilgi ediniyoruz. Otuz beş yıl önce, Birinci Körfez Savaşı sırasında Irak’tan sayısız görüntü izliyorduk. O zamanlar akıllı bombalar ve kameralar yeniydi, ama her gece görüntüler yayınlanıyordu. Şimdi ise neredeyse hiç video göremiyoruz. Şunu anlayın: Güya dünyanın en büyük askerî gücü ve en büyük hava kuvvetine sahip ülkesi olan ABD’nin, İran’a karşı savaşın dördüncü gününde bile hava üstünlüğüne dair hiçbir işaret görmüyoruz. Tahran ya da İran’ın herhangi bir bölgesi üzerinde uçan Amerikan uçaklarının görüntüleri nerede? Amerikan askerleri İran topraklarına ayak basmayı hayal bile edemiyor. Bu savaşın ne kadar umutsuz olduğunu anlamak için, daha dördüncü günde Trump yönetiminden gelen akıl almaz öneri ve fikirleri dinlemek yeterli. Basra Körfezi’nden ayrılan petrol tankerlerine askerî refakat öneriyorlar. Bu ne demek? Binlerce İran füzesinin menzilindeki bir bölgeye Amerikan gemileri mi gönderilecek? Şu anda Hürmüz Boğazı’ndan kimse geçemiyor. İranlılar buna onlarca yıldır hazırlanıyor. Kürt milislerini silahlandırarak İran’ı işgal etme fikrini ortaya atıyorlar. İran haritasını hiç gördünüz mü? Görünüşe göre Trump yönetimi görmemiş. İran’ın ne kadar büyük olduğunu biliyor musunuz? İran’ı işgal etmek ne demek? 10.000 kişilik bir milis gücünün İran’ı işgal edebileceğini mi düşünüyorsunuz? Ya 50.000? Ya 100.000? İran onları yutar. ABD ve İsrail bu savaşı çoktan kaybetti. Evet, milyonlarca sivili evlerinde öldürebilirler; güçlü bombaları var ve binaları yok edebilirler. Ancak bu savaşı kazanamayacaklar. İran’ın askerî altyapısı ve silahları ülkenin dört bir yanında, yerin derinliklerinde bulunuyor. Ne Amerikalıların ne de özellikle İsraillilerin bunlara ulaşma şansı var. Çok kötü bir durumdalar. Başlattıkları işi bitirme ihtimalleri yok. Bütün bunlar sona erdiğinde ABD bir daha Batı Asya’ya geri dönemeyecek. Orta Doğu’da Amerikan varlığı kalmayacak. Bunu şimdiden kesin olarak söylüyorum.” Not: İran’ın son yayınladığı füzeler ise alttaki videoda…

Filtre Yok

26,779 Aufrufe • vor 4 Monaten

Karayılan kimi tehdit ediyor sanıyorsunuz? Aptal olmayın! Bakıyorum da herkes bir heyecan içinde. Manşetlerde Murat Karayılan denilen teröristin sözleri. Neymiş efendim? PKK elebaşı, CHP’yi tehdit etmiş. “CHP hata yaptı, Apo’nun sürecine destek vermedi, bunun bedelini öder” minvalinde zırvalamış. Sosyal medyada bir bayram havası... İktidar kanadı “Gördünüz mü, terör örgütü bile CHP’den şikayetçi” diye seviniyor; muhalif kanat ise “Bakın, biz Kandil’le araya mesafe koyduk, işte ispatı” diye göbek atıyor. Yahu siz gerçekten bu kadar saf mısınız?Yoksa numara mı yapıyorsunuz? Bunu anlamak için siyaset bilimci olmaya gerek yok, ortalama bir zeka yeterli ama maalesef ülkede o bile karaborsada. Gelin size işin aslını, o perdenin arkasında dönen dolabı bir anlatayım. Biyolojiden Siyasete: Simbiyotik Yaşam Biyolojide "simbiyotik yaşam" diye bir kavram vardır. İki farklı organizma, hayatta kalmak için birbirine muhtaçtır. Biri ölürse, diğeri de besinsiz kalır. Türkiye siyaseti yıllardır bu biyolojik yasa ile yönetiliyor. Bir tarafta "beka sorunu" diyerek koltuğunu koruyan bir iktidar bloğu... Diğer tarafta varlığını "çatışma ortamına" ve "devletin sertliğine" borçlu olan bir parti ve onun terör örgütü. Net iddia ediyorum; CHP, son dönemde ilk defa, ama gerçekten ilk defa "akıllı" bir iş yaptı. Halkın nabzını tuttu. "Ben bu kayıkçı kavgasına girmiyorum" dedi. İktidarın "Anayasa değişikliği" ve "Apo'yu Meclis'e getirme" oltasına gelmedi. Halkın gerçek gündemi olan yoksulluğa, sefalete odaklandı. Ve ne oldu biliyor musunuz? Sistem kilitlendi. Çünkü CHP, o denklemin dışına çıktığı an, hem Kandil'in hem de Ankara'daki şahinlerin elindeki oyuncak alındı. Karayılan Neden Şimdi Konuşuyor? Murat Karayılan aptal bir adam değil. Cani olabilir, katil olabilir ama 40 yıldır o dağda hayatta kalmayı başarmış bir organizasyonel zekaya sahip. Karayılan'ın CHP'yi tehdit etmesi, CHP'nin "yanlış" yaptığını değil, Kandil için "ölümcül" derecede doğru bir şey yaptığını gösterir. CHP; DEM çizgisine, yani Kandil'in ipoteğindeki siyasete teslim olmadığı an, PKK'nın Türkiye siyasetindeki manivelası kırılıyor. PKK, marjinalleşiyor. Sadece bir "güvenlik sorunu"na indirgeniyor. Siyasi bir aktör olma vasfını yitiriyor. Kandil'in karın ağrısı budur! Karayılan "Zarar görürler" derken, aslında CHP'ye değil, kendi örgütüne ve o örgütün varlığından beslenen siyasi statükoya verilecek zarardan bahsediyor. Tiyatro Bitti mi? Halk aylardır CHP’ye sahip çıkıyor dediniz ya... İşte bütün mesele bu. Türk halkı, Kürt'üyle Türk'üyle, Alevi'siyle Sünni'siyle ilk defa bu "terör parantezinden" bıkmış durumda. Millet ekmek derdinde, bunlar Apo derdinde. CHP bunu gördü. Ve o mayınlı tarlaya girmedi. Karayılan'ın sesi, işte o mayınlı tarlaya girmeyenlerin yarattığı sessizlikten duyulan rahatsızlığın sesidir. Ama asıl sorulması gereken soru şu: Bir terör örgütü elebaşı, ana muhalefet partisini tehdit ederken, devletin o "yerli ve milli" yetkilileri neden bıyık altından gülüyor? Neden kimse çıkıp "Sen kimsin de Türkiye'nin kurucu partisine ayar veriyorsun?" demiyor? Yoksa Karayılan'ın bu çıkışı, Ankara'da birilerinin de işine mi geliyor? Görünen o ki, CHP'nin "normalleşmesi" ve halkın gündemine dönmesi, sadece Kandil'in değil, Ankara'daki bazı koltuk sahiplerinin de uykularını kaçırıyor. Birde aklıma takılan bir şey var; Karayılan'ın o videodaki yaptığı lakırtı metnini Kandil kendi mi yazdı, yoksa o metin Kandil'e faksla mı gönderildi? Bir bilen cevaplarsa sevinirim... Hepimiz seviniriz!

SERKAN YILDIZ

63,938 Aufrufe • vor 9 Monaten

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Yargı Reformu Stratejisi Tanıtım Toplantısındaki konuşmalarından... ▪ Bizler; adaleti mülkün, yani devletin temeli olarak gören bir geleneğin mirasçılarıyız. Sultan Birinci Murat, Evrenos Bey'e tevcih ettiği sancak beyliğinin beratına "Cümlenin serçeşmesi adalettir" yazdırarak, adaletin devlet idaresindeki ehemmiyetini izah ve izhar etmiştir. ▪ Adalet, hem millî hem de manevî yapımızda, diğer her türlü hasletin onun etrafında ve ona göre şekillendiği bir mihver hükmünde olmuştur. ▪ Tarih ve medeniyetimiz, merkezinde adaletin yer aldığı devirlerin birbirini takip etmesiyle bugüne ulaşmış bir iftihar tablosudur. ▪ Toplum yaşantımız, kişisel hayatımız ve değer müktesebatımız gibi devlet tasavvurumuz da asırlar boyunca adalet mihengine vurduğumuz fikir ve faaliyetlerle şekillenmiş; hak ve hukuka göre tekemmül etmiştir. ▪ Bin yıldır hakla, hukukla, hakikatle yoğurduğumuz bu topraklar; en doğusundan en batısına iyilik ve erdem tohumlarıyla yeşerttiğimiz gönül coğrafyamız, yüksek adalet şuurumuzun en yakın şahididir. ▪ Böyle köklü ve zengin bir birikimin rehberliğinde, adalet hizmetlerinin en üst seviyede vatandaşlarımıza sunulması için yoğun gayret gösteriyoruz. ▪ Şurası bir gerçek ki; adalet sistemimizin tüm unsurlarıyla güçlü, hızlı ve etkin bir şekilde işlemesi, milletimizin her bir ferdini yakından ilgilendiriyor. ▪ Hâkim ve savcılarımız başta olmak üzere, adalet teşkilatımızın her bir mensubunun kılı kırk yaran bir titizlikle, yüksek bir vazife şuuruyla hareket etmesine bu bakımdan büyük önem veriyoruz. ▪ Adalet hizmetlerinin etkinliği kadar adaletin gecikmeksizin, vaktinde tecelli etmesinin de önemini her fırsatta vurguluyoruz. ▪ Şunun bilinmesini isterim: Türk Milleti adına karar veren yargı makamının itibarına halel gelmemesi ve toplumun adalete olan inancının sarsılmaması, bizim için her türlü mülahazanın üzerindedir. ▪ Göreve geldiğimiz 2002’den beri bu konuda gerçekten büyük hassasiyet gösterdik. Adliye binalarımızın, sunulan hizmetin mehabetine uygun hale getirilmesinden personel sayısına, mevzuattan dijitalleşmeye kadar geniş bir alanda çok sayıda adım attık. ▪ Yargının bağımsızlığı ilkesine, "tarafsızlığı" ilkesini de ekleyerek, hâkim ve savcılarımızın görevlerini layıkıyla yerine getirebilmelerinin önünü açtık. ▪ Eski Türkiye’nin imtiyazlı çevreleri bunu halen hazmetmekte zorlansa da, "üstünlerin hukukunun" egemen olduğu vesayetçi yapıdan "hukukun üstünlüğünü" referans alan âdil bir yargı sistemine geçiş sağlanmıştır. ▪ Darbecileri alkışlayan yargı yerine darbecilerden millet adına hesap soran, mağdurların hak ve hukukunu savunan yargı pratiğinin yerleşmesini, Türk demokrasisi adına önemli bir kazanım olarak görüyoruz. ▪ Türk yargısının bu vasfını, inşallah gelecekte daha da güçlendireceğiz. ▪ Hiç kimse hukukun üstünde değildir, layüsel değildir, imtiyazlı değildir. ▪ Suç işleyenler, suçta kibirlenenler, hukuka kast edenler, kim olursa olsun, yaptıklarının hesabını bağımsız Türk mahkemelerine vermek zorundadır. ▪ Dolayısıyla kanunun verdiği yetkiyle hukuksuzlukların peşine düşen yargı mensuplarını kimse tehdit edemez, mahkemeler üzerinde baskı kuramaz, yargı camiamıza parmak sallayamaz. ▪ Geçmişte yargı mensuplarını hain terör saldırılarında kaybetmiş bir ülke olarak, hakim ve savcılarımız ile ailelerinin hedef gösterilmesini asla tasvip etmiyoruz. ▪ Daha önce de ifade ettim; yargı kararlarını doğru bulur veya bulmazsınız. Hatta mahkeme kararlarını, gerekli nezaketi göstererek, eleştirebilirsiniz. Ama, bu ülkenin ana muhalefet partisi de olsanız, çıkıp kameralar önünde hukuk insanlarına, hem de çok yakışıksız, çok pervasız biçimde tehditler savuramazsınız. Buna biz de izin vermeyiz, hedef haline getirilen yargımız da izin vermez. ▪ Devam eden yargı süreçleriyle ilgili herkesten sorumlu, sakin ve siyaseten dürüst bir tutum beklediğimizi bugün tekrar vurgulamak istiyorum.

Fahrettin Altun

83,026 Aufrufe • vor 1 Jahr

Erdem Atay: Şimdi fezleke geldi. Fezleke sonrasında Veli Ağbaba... Şu anda Veli Ağbaba bundan inanılmaz gerilmiş durumda. Hani öğrendiğim bilgiyi söyleyeyim: Veli Ağbaba gerçekten kendi ailesine büyük bir saldırı yapıldığını düşünüyor, kendisinin masum olduğunu düşünüyor. "Kesinlikle benim dokunulmazlığımı kaldıracaklar ve beni muhtemelen tutuklayacaklar, bunu planladıklarını" düşünüyor ve bayağı morali bozuk, bayağı canı sıkkın. Bakalım yani... Bir de üzerine tabii söz konusu kişiyi, yani Veli Ağbaba'yı zannedersem Avrupa Parlamentosu'ndan sorumlu bir komisyona koymuş. Tam ona bakmadım ama orada da şöyle bir durum var; hani "Avrupa'dan da tepki gelsin eğer Veli Ağbaba olur ya gözaltına alınırsa" falan tarzında. Bilmiyorum, bakalım, belki de Avrupa'ya gider. Orada komisyonda çalışmalarını devam ettirir diye düşünüyorum. Bilmiyorum ama tedirgin olduğu kesin. Özgür Özel, o da çok tedirgin. O da ne yapacağını bilmiyor. Ama bütün bunları yaparken, bakın fezlekeler dün geldi. Bütün bunlar olurken çok güvendikleri... Şimdi Özgür Özel'in sağ kolu Veli Ağbaba, ya sol kolu kim? Sol kolu da Ali Mahir Başarır. Ali Mahir Başarır da dün akşam bir balıkçının yeri var Bodrum'da. Bizim arkadaşlar da oradaymış, haber ettiler. Dediler ki: "Ali Mahir Başarır burada." Dedi ki: "Rakı içmeye gelmiş. Bir de üzerine oradakilere demiş ki 'Üyeliklerimiz açıldı, herkesi üye olmaya davet ediyorum' diye şey yapmış." Hani parti programı için çalışıyor arkadaş. İşte ahtapot falan pilav almışlar, bir şey almışlar. Onun üzerine tabii güzel şeyler de yani... İşte şalgamı acısız almışlar ama öğrendiğim o, en azından bir şeyler almışlar. Bunu şunun için söylüyorum: Tabii ki içecekler, yiyecekler. Bunda hiçbir şey söylemiyorum, yani bunlar en doğal hakları. Ama Veli Ağbaba ve Özgür Özel'e fezleke geldiği gün Bodrum'da gidip de ne bileyim yani... Yani herkes çok rahat yani. Niye bu kadar rahatsınız? Çerçeve yasa çıktı, oyunuzu verdiniz, "evet" dediniz. Ertesi gün Bodrum'da rakı da içmeyin ya arkadaş. Bu millet kahrolurken, herkes gazileri, şehitleri için ağlarken ya siz de bir kere, ya bir kere vatandaşın yerine kendinizi koyun ya. Bir kere ya! Ya bir elinizi vicdanınıza koyun ya. Bu nedir ya? Bilmiyorum abi ben... Herhalde bizim ahlakımızla alakalı. Yani kendileri böyle bir dert etmiyor, falan şey yapmıyorlar. Şimdi ben mesela... Ben bunu yapabilirim. Ben gidebilirim hani bir yerde, hani rakımı içebilirim, oturabilirim falan filan. Çünkü oy kullanmadım, etmedim ama içimde kahroluyorum. Oy kullanmadım, eğlenmeye git... Yani gittim diyelim, kafamı da dağıtmaya gittim. Ama sen yapamazsın! Sen siyasetçisin ve şu anda bu ülkede umutsuz olan insanlara umut vermek zorundasın. Senin sorumlulukların var! Git 3 gün sonra, git 5 gün sonra, git sana kimse gitme demiyor. Hatta defalarca git, zaten hatta bunları söyleyenlere de karşı geliyoruz. Eğlen... *Tamam, sizin gitmeniz en doğal hakkınız ama yapmayın bunu ya! Arkadaşın senin... Sen sol kolusun değil mi ya? Özgür Özel senin Genel Başkanın hakkında fezleke geliyor Meclis'e. Sağ koluna, Veli Ağbaba'ya fezleke geliyor. Sen bunların yanında üçüncü adamsın. Ve sen bir çözüm üretin ya, bir şey söyleyin ya! "Özgür Özel'i nasıl tutuklatmayız acaba, Veli Ağbaba'yı nasıl tutuklatmayız?" diye bir düşünün bakalım yani.

Haber Filesi

14,091 Aufrufe • vor 10 Tagen