Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

Erbil'den öğrenciler, Rojava (Batı) Kürdistan'a yaklaşık 700 dolar değerinde bir milyon dinar bağışladı ve Barzani Yardım Vakfı'nın oradaki çocuklar için kıyafet satın almasını önerdi.

46,674 Aufrufe • vor 6 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

🚨BAKLAVA KUTUSUNDAN SONRA ŞİMDİ DE ÇİKOLATA KUTUSUNDA TAM 1.200.000 DOLARLIK RÜŞVET!DETAYLAR⬇️ 🔴CHP’li Üsküdar Belediyesinin ardından aynı yöntem bu kez CHP’li Etimesgut Belediyesine yönelik soruşturmada ortaya çıktı. ‼️Dosyadaki CİMER ihbarı ve tanık beyanlarına göre bir inşaat firması, Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Kerimoğlu’na çikolata kutusu içerisinde 1 milyon 200 bin dolar verdi. Bunun karşılığında Eryaman Tunahan Mahallesi’ndeki belediye arsasının ihaleye çıkarılmadan firmaya devredildiği öne sürüldü. 🔺Etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen müteahhit Hüdaver Alkaya ise MS hastası kızının tedavi masraflarını karşılayabilmek için tamamladığı konutların iskânını 73 gün boyunca alamadığını anlattı. 🔺Alkaya’nın ifadesine göre Belediye Meclis Üyesi Ozan Yiğit, kendisini makam odasındaki gizli kapının arkasında bulunan özel bölmeye götürdü. ‼️Alkaya, 1 milyon TL’yi poşet içerisinde masaya bıraktı; yaklaşık bir hafta sonra iskân belgesi düzenlendi. 🔺Müşteki Kürşat Kaya da 1000 konutluk Maximum Life Eryaman projesindeki imara aykırı daireler ve kaçak alanlar için Erdal Beşikçioğlu, Mutlu Kerimoğlu ve İmar Müdürü Serpil Zengin ile 250 milyon TL’lik pazarlık yapıldığını öne sürdü. ‼️Otopark kiralamak isteyen Tuncay Karadeniz ise Ozan Yiğit’in odasına gelen Beşikçioğlu’nun kendisine, “Parayı Ozan’a verdin mi?” diye sorduğunu; 8 bin dolar verdiğini söyleyince, “1 milyon 500 bin TL vereceksin” diyerek odadan çıktığını iddia etti. ‼️Organizatör Uğur Şanalan’dan da yasal bedeli 150-300 bin TL olan konser için 1,5 milyon TL nakit ve 3 milyon TL’lik stant alanı istendiği öne sürüldü. Parayı vermeyince zabıta ve kepçelerle konser alanı kuşatıldı. Etkinliği iptal edilen Şanalan, 22 milyon TL’ye varan zararla iflas ettiğini söyledi. ‼️Aynı yöntem daha önce Üsküdar soruşturmasında karşımıza çıkmıştı. Etkin pişmanlıktan yararlanan bir müteahhit, iskân karşılığında alınan 700-800 bin doların yaklaşık 300 bin dolarını Üsküdar Belediyesi otoparkında çikolata kutusuna benzeyen karton kutuyla, kalanını ise spor çantasıyla teslim ettiğini anlatmıştı. Üsküdar’da çikolata kutusunda 300 bin dolar, Etimesgut’ta 1 milyon 200 bin dolar… Makam odasında gizli bölme, poşetle para, iskân karşılığında “bağış”, ödeme yapmayana kepçeli abluka…

vefa yürekli

125,556 Aufrufe • vor 13 Tagen

🚨 UYARI: ŞU ANDA ÇOK OLAĞANDIŞI BİR ŞEY OLUYOR İçeriden büyük oyuncular, Aralık 2026 için 20.000$ seviyesinden altın opsiyonları satın alıyor. Altın şu anda 4.700$ seviyesinde. Evet, yıl sonuna kadar altının %300’den fazla yükselmesini bekliyorlar. Ve eğer bunun sadece rastgele bir kumar olduğunu düşünüyorsan… TAMAMEN YANILIYORSUN. Basitçe açıklayayım: Bu pozisyon zirvede açılmadı. Altın 5.600$ üzerine çıktıktan sonra oluşmaya başladı. Ve ardından, son on yılların en sert günlük düşüşlerinden biriyle çakıldı. İnsanların kaçırdığı detay tam olarak bu. Bireysel yatırımcı panikle sattı. Ama bu büyük alıcılar biriktirmeye devam etti. Altın tekrar 4.200$ seviyelerine gerilerken bile. Şu an pozisyon büyüklüğü yaklaşık 11.000 kontrata ulaştı. Bu da yaklaşık: •1.1 milyon ons •Bugünkü fiyatla yaklaşık 5.17 milyar dolar •20.000$ seviyesinde ise yaklaşık 17.5 milyar dolar Bu normal bir işlem değil. Bu, sistemin tamamen yeniden fiyatlanmasına yönelik bir tail-risk (uç risk) pozisyonu. Şimdi parçaları birleştir: Büyük bankaların 2026 hedefi 6.100–6.300$ aralığında. Ama bu işlem ancak 20.000$ seviyesinde anlam kazanıyor. Bu sana her şeyi anlatıyor. Bu, klasik bir boğa piyasası beklentisi değil. Bu: •Parasal bir şok •Sistemik kriz •Büyük bir piyasa kırılması gibi senaryolar için alınmış bir pozisyon. Ve en kritik nokta: zamanlama. Bu pozisyon hype sırasında açılmadı. Çöküşten SONRA açıldı. Herkes zirve geldi dediğinde. Sentiment tamamen bozulduğunda. İşte bu detay her şeyi değiştirir. Çünkü büyük para: •Haberleri kovalamaz •Stres bekler •Şüphe bekler •Ve sonra sessizce pozisyon alır Peki bu ne anlama geliyor? Büyük sermaye sahibi biri hâlâ altındaki aşırı yükseliş senaryosu için para ödüyor. Bu spekülasyon değil. Bu bir hazırlık. Ben piyasaları 10 yılı aşkın süredir inceliyorum ve birçok büyük tepeyi önceden yakaladım, buna BTC’nin Ekim zirvesi de dahil. Takip et ve bildirimleri aç. Manşetlere düşmeden önce uyarıyı paylaşacağım.

Only a Trader 🔗

258,675 Aufrufe • vor 4 Monaten

🚨AHBAP DOSYASINDA ÇOK AĞIR İDDİA: “OKUL PARASININ TAMAMINI ŞAHSİ HESABINA İSTEDİ”⬇️ 🔴AHBAP’a ilişkin haber dosyamızı hazırlarken mahkeme sorgu tutanağındaki bir bölüm özellikle dikkatimizi çekti. 🔺İddianın sahibi; Haluk Levent’i kripto para işinde reklam yüzü yapan, ardından şirketini kendisine devrettiğini söyleyen Nigella World patronu Fatih Eke. ‼️Yetimhanede büyüdüğünü ve arkasında kalıcı bir eser bırakmak için AHBAP üzerinden okul yaptırmak istediğini anlatan Eke, okul projesinin AHBAP’ın internet sitesinde kendi bilgileriyle birlikte yayımlandığını söylüyor. 🔺Ancak Eke’nin mahkemedeki iddiası çok ağır: 🔺Okulun yapım sürecinde Haluk Levent’in, “AHBAP’ın bana borcu var” diyerek okul için ayrılan paranın tamamını kendi şahsi hesabına göndermesini istediğini öne sürüyor. ‼️Altını çizelim: İddiaya göre şahsi hesaba istenen, çocuklar için yaptırılacak okulun parasının tamamı! 🔺Eke, para şirket kasasından çıkacağı ve resmi harcama olarak gösterileceği için bu talebi kabul etmediğini belirtiyor. Bu isteğin WhatsApp yazışmalarında açıkça görüleceğini de söylüyor. 🔺Aynı ifadede Levent’e elden ve banka yoluyla yaklaşık 300 bin dolar gönderdiğini; Levent’in bir gün milyon dolarlık hesaplar yaparken başka bir gün kendisinden 10 bin lira borç istediğini de iddia ediyor. 🔺Mahkeme tutanağına giren böylesine ağır bir iddia cevapsız bırakılamaz.

vefa yürekli

64,657 Aufrufe • vor 27 Tagen

🟠Eski CIA analisti Johnson: Pilot kurtarma operasyonu aslında doğrudan bir kara harekâtıydı - 400 milyon dolar değerinde hava aracı kaybedildi – Trump delirdi 🔹İskoç kökenli politikacı ve televizyon/radyo sunucusu George Galloway’in sunduğu The Mother of All Talkshows (MOATS) programına konuk olan eski CIA analisti ve BERG Associates kurucusu Larry C. Johnson, ABD’nin son askeri operasyonuna dair çarpıcı iddialarda bulundu. 🔹Johnson, resmi açıklamaların "mantığa aykırı" olduğunu savundu. 🔹Johnson, operasyonun arkasındaki asıl amacın çok daha büyük olduğunu öne sürdü. 🔹Operasyon planlandığı gibi ilerleseydi, şu an sahada İran’ın Natanz nükleer tesisine yönelik özel bir operasyon yürütülüyor olacağını belirtti. 🔹Yaşanan 'fiyaskoların' ise bu nükleer operasyonu şimdilik ertelediğini sözlerine ekledi. 🔹Resmi makamların operasyonu "bir pilotu kurtarma girişimi" olarak sunmasını eleştiren Johnson, bölgede yaşanan askeri kayıpların 'devasa boyutlarda' olduğunu vurguladı. 🔹Johnson, Müşterek Özel Harekat Komutanlığı’na (JSOC) ait özel donanımlı iki C-130 uçağı ile çok sayıda helikopterin imha edildiğini aktardı. 🔹Operasyonun maliyetine dikkat çeken analist, sadece bir kişiyi kurtarmak iddiasıyla yaklaşık 400 milyon dolar değerinde hava aracının kaybedildiğini ifade etti. 🔹Bölgeden gelen görüntülerin resmi verilerle uyuşmadığını kaydeden Johnson, en az bir C-130 uçağının alevler içinde çöle çakıldığını, iki Pave Hawk (Black Hawk), dört MH-6 Little Bird helikopteri ve bir A-10 Warthog uçağının düşürüldüğünü ya da yakıtsız kalarak bölgede bırakıldığını öne sürdü. 🔹Küçük kapasiteli Little Bird helikopterlerinin operasyona dahil edilmesinin, bölgede ciddi bir çatışma yaşandığının kanıtı olduğunu dile getirdi. 🔹Johnson, özellikle MH-6 helikopterlerinin sadece 300 millik savaş menziline sahip olduğunu, bu nedenle operasyon için C-130’ların yakıt ikmali taşıması gerektiğini söyledi. 🔹Ayrıca kurtarma operasyonunun mantık dışı şekilde çok sayıda helikopter ve uçak kullanılarak yürütüldüğünü, tek bir pilotu kurtarmak için operasyonun aşırı maliyetli hâle geldiğini belirtti. 🔹Eski CIA analisti, operasyonun arka planında Natanz’daki İran nükleer tesislerine olası bir saldırının hazırlığı bulunduğunu ve operasyon sırasında yaşanan aksaklıkların daha geniş bir askeri girişimi geciktirmiş olabileceğini öne sürdü. Johnson, ölen ve yaralanan asker sayısının belirsiz olduğunu, ancak kayıpların ciddi olduğunu ifade etti. 🔹ABD Başkanı Trump’ın yönetim anlayışını sert bir dille eleştiren Johnson, durumu "Donald Trump’ın Deliliği" olarak nitelendirdi. 🔹Trump’ın "kayışı kopardığını" ve kontrolsüz bir kara operasyonu emri verebileceğini ileri süren Johnson, askeri komuta zincirinin bu "hukuksuz" emirlere karşı istifa yolunu seçebileceği uyarısında bulundu.

Erhan Güngör

179,331 Aufrufe • vor 4 Monaten

[İMAMOĞLU ÇIKAR AMAÇLI SUÇ ÖRGÜTÜ-1] ❓İddianamede hangi suçlar ve eylemler var? ❓İddianamedeki suçlara konu olan para ne kadar? İBB AK Parti Meclis Üyesi Muhammet Kaynar anlatıyor: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan “Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” iddianamesiyle ilgili yargılama süreci İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Yaklaşık 4.000 sayfalık iddianamede, 143 ayrı eylem başlığında toplam 190 suç isnadı yer alıyor. Bunlar arasında: - Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, örgüt üyeliği, örgüte yardım - Rüşvet (50 kez), rüşvet teşebbüsü (8 kez), rüşvete yardım ve aracılık (2 kez) - İhaleye fesat karıştırma (55 kez) - Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık (40 kez) - Suç gelirlerini aklama (11 kez) - İrtikap (5 kez), irtikap teşebbüsü (1 kez) - Kişisel verileri ele geçirme, verme, yayma - Evrakta sahtecilik - Maden Kanunu, Orman Kanunu, Çevre Kanunu ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet - Halkı yanıltıcı bilgiyi yayma gibi ağır suçlar sıralanıyor. İddianamede Savcılık, Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulan ve yönetilen çıkar amaçlı suç örgütünün, yıllardır İstanbul’un kaynaklarını hortumladığını, elde edilen suç gelirlerini hem kişisel zenginleşme hem de siyasi amaçlar için kullandığını belirtiyor. Örgüt, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminden başlayarak İBB’ye ve iştirak şirketlerine kadar yayılmış bir ahtapot gibi tarif ediliyor. Amaç sadece maddi kazanç değil, siyasi amaçlar da tarif ediliyor. Toplam 407 sanık, bunların 105’i tutuklu. Kamu zararı miktarı ise tam bir facia: Yaklaşık 160-161 milyar TL + 24 milyon dolar + 95 taşınmaz.

MAH Ajansı

37,536 Aufrufe • vor 5 Monaten

🚨“100 BİN LİRA MAAŞLA BU LÜKS HAYAT NASIL?” DİYE SORMUŞTU: KUŞADASI’NDA RÜŞVET ÇEMBERİ GENİŞLEDİ⬇️ 🔴Özlem Çerçioğlu, aylar önce Belediye Meclisi’nde Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’e dönerek şu soruyu sormuştu: ❓“Bir ilçe belediye başkanı 100 bin lira maaşla nasıl bu kadar lüks hayat sürüyor? Bana bunu açıkla!” ‼️Şimdi o sorunun peşinden İzmir, Aydın ve Antalya’da yeni bir operasyon dalgası geldi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü “rüşvet” ve “irtikap” soruşturmasında 21 şüpheli hakkında işlem başlatıldı, 15 şüpheli gözaltına alındı. Belediye yöneticileri, CHP’li meclis üyesi, avukatlar, müteahhitler, firma ve otel sahipleri ile mimar ve mühendislerin de aralarında bulunduğu şüphelilerin adreslerinde arama yapıldı. Peki dosyada ne var? 🔺Soruşturma kapsamında etkin pişmanlıktan yararlanan eski Kuşadasıspor Başkanı ve müteahhit Ferdi Zenginoğlu, imar değişikliği için kendisinden önce 2,5 milyon lira istendiğini, pazarlıkla rakamın 1,6 milyon liraya indirildiğini öne sürdü. 🔺Bu paranın 800 bin liralık kısmına karşılık gelen dolar ve avroyu İmar Müdürü Ahmet Taşkan’a belediyedeki makam odasında verdiğini; kalanını ise Ömer Günel ile sonradan Özel Kalem Müdürü yapılan Şebnem Kars Şenol’a parça parça teslim ettiğini anlattı. 🔺Belediyedeki işlerinin hızlandırılması için eski Başkan Yardımcısı ve ARYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Turan’a 250 bin lirası elden döviz, 25 bin lirası banka üzerinden olmak üzere 275 bin lira verdiğini iddia etti. ‼️Banka transferinin gerçek amacını gizlemek için gerçeğe aykırı bir “borç belgesi” düzenlediğini de itiraf etti. 🔺Zenginoğlu, Turan’ın yaklaşık 200 bin liralık takım elbise, kıyafet ve ayakkabı alışverişini de kendi kredi kartıyla ödediğini söyledi. 🔺Bir inşaat firmasından ruhsat karşılığında istendiği ileri sürülen 3 milyon liranın 2 milyonunun belediye başkanına elden verildiği, kalan 1 milyon liranın ise “bağış” görüntüsü altında Kuşadasıspor’un resmî hesabına yatırıldığı iddia edildi. 🔺Kuşadasıspor’un 60 milyon liraya satışında 50 milyonun kulüp hesabına yatırılması, 10 milyon liranın ise kayıt dışı olarak elden alınması planlandığı öne sürüldü. 🔺Piyasa değerinin 550-600 milyon lira olduğu belirtilen bir belediye taşınmazının 300-320 milyon liraya verilmesi ve karşılığında 50 milyon lira rüşvet alınması iddiası da soruşturma dosyasına girdi. ‼️Dosyanın Antalya ayağı ise çok daha dikkat çekici: 📌Ömer Günel’in amcası Macit Günel adına, Günel’in belediye başkanı seçilmesinden yaklaşık bir yıl sonra, 22 Ekim 2020’de Günel Otelcilik Turizm Yatırımları AŞ kurulduğu belirlendi. Şirketin “DAM Otelleri” adıyla faaliyet gösterdiği ve kısa süre içerisinde ikinci otel yatırımına başladığı ortaya çıktı. 📌Etkin pişmanlık ifadesinde, Kuşadası’nda toplandığı ileri sürülen rüşvet paralarının dövize çevrilerek Antalya’ya götürüldüğü ve otel yatırımları üzerinden sisteme sokulduğu iddia edildi. Savcılığın şimdi otel şirketlerini, banka hesaplarını ve kaynağı açıklanamayan para girişlerini incelediği belirtiliyor. ‼️İfadede ayrıca Bülent Tezcan’ın cezaevinde Zenginoğlu’nu iki kez ziyaret ederek “Sessiz kal, hiçbir şey anlatma; çıkınca daha güzel işler yapacağız” mesajı verdiği öne sürüldü. 🔺Bugünkü operasyonun tanık anlatımlarıyla sınırlı olmadığı özellikle vurgulanıyor. Dosyada etkin pişmanlık ifadelerinin yanında HTS kayıtları, MASAK raporları, banka hareketleri ve şirket hesapları bulunuyor. Özlem Çerçioğlu’nun aylar önce sorduğu soru artık yalnızca siyasi bir tartışma değil, savcılık dosyasının merkezindeki soru haline geldi: ❓100 bin lira maaşla bu lüks hayatın ve milyonlarca liralık para trafiğinin kaynağı ne?

vefa yürekli

28,080 Aufrufe • vor 12 Tagen

🚨İMAMOĞLU “SEN KAZAN, BİZ HALLEDERİZ” DEDİ: ŞİLE’DE FATURA 92 YILA ÇIKTI!🔽 🔴Şile Belediyesi’ndeki yolsuzluk soruşturmasında iddianame kabul edildi. Belediye Başkanı Özgür Kabadayı hakkında 92 yıla kadar hapis cezası istendi. ‼️Ancak dosyanın İmamoğlu’na uzanan hikâyesi, seçimden önce başladı. Kabadayı’nın savcılık ifadesine göre; adaylığı, Ekrem İmamoğlu, Özgür Karabat ve Özgür Çelik’in bulunduğu Beşiktaş’taki toplantıda kesinleştirildi. Kabadayı, İmamoğlu’na açıkça: “Ben belediye işlerinden hiç anlamam, kazansak nasıl yapacağız?” dedi. İmamoğlu’nun cevabı ise şuydu: 🔺“Sen kazan, biz bir şekilde hallederiz.” Ardından İBB Muhtarlık Daire Başkanlığında çalışan Oğuz Kaçmaz, Kabadayı’nın seçim ekibine gönderildi. 🔺Kabadayı ayrıca seçime son 10 gün kala İBB kanalıyla ilçe teşkilatına market kartlarının “yağmaya başladığını” anlattı. Seçim kazanıldıktan sonra bu kez belediyenin imar kadrosu şekillendirildi. Kabadayı’nın ifadesine göre İmamoğlu, kendisini Haliç’teki ofisine çağırdı; danışmanı Tonguç Çoban’ın vereceği isimleri belediyeye almasını söyledi. Kabadayı, AKOM’daki görüşmenin ardından Tuncay Tolga Özçakmak ve ekibini Şile Belediyesinde görevlendirdi. 🔺Şişli Belediyesinden Şile’ye gelen ekip görev başı yaptıktan sonra imar ve ruhsat işlemlerine ilişkin rüşvet iddiaları peş peşe patladı. Bir iş insanı, Özçakmak’ın kendisine bizzat: “Beni Ekrem İmamoğlu gönderdi.” dediğini savcılıkta anlattı. Dosyada yalnızca sözlü iddia da yok: • 20 bin avroluk ilk taksitte suçüstü yapıldı. • 50 bin avronun teslim anına ait ses kaydı ve para fotoğrafları dosyaya girdi. • Paraların seri numaraları, belediye avukatının banka kasasındaki avrolarla eşleşti. • Ruhsat için 2,5 milyon TL “bağış” ve 500 bin TL’lik BİM kart verildiği belirlendi. • Bir iş bitirme belgesi için 35 bin dolar ödendiği anlatıldı. Dosya ruhsat masasıyla da sınırlı kalmadı. Bilirkişi raporunda Şile Bezi Festivali için belediyeden 22,79 milyon TL çıktığı, sanatçı ve sunuculara ise yaklaşık 1,93 milyon TL ödendiği; arada 20,86 milyon TL fark bulunduğu tespitine yer verildi. Kabadayı’nın ifadesine göre adaylık masasında İmamoğlu vardı, seçim ekibi İBB’den geldi, imar kadrosu Haliç–AKOM hattında belirlendi. ‼️“Sen kazan, biz hallederiz” sözünün Şile’deki faturası: Rüşvet, irtikap, ihaleye fesat iddiaları ve 92 yıla kadar hapis istemi…

vefa yürekli

52,753 Aufrufe • vor 8 Tagen

ÖNEMLİ: LÜTFEN SONUNA KADAR İZLEYİP PAYLAŞMANIZI RİCA EDİYORUM. Türkiye’de çıkan yalan dolan haberlerden, zift medyasından o kadar uzağım ve kopmuşum ki bugün bir kardeşimizin bana şu son çıkan “mesajla taciz” haberini gönderdiği zaman ilk defa okudum, okudum ve çok güldüm. Kaynağı Oda Tv olan saçma sapan bir haber. Asılsız, usulsüz, yalan, dolan bir sürü kelime. Şimdi çıkıp açıklama yapsan bu şeref yoksunlarına değer veriyormuşum zannedecekler. Ellerinde ne bir delil var ne de bir mesaj kaydı, ona rağmen bu kadar boş laf. Gerçekten acıyor insan. Beni bilen bilir, bilmeyenlerde bilenlere sorsun, öğrensin. Hatta size şunu da söyleyeyim. Bunu ben ilk defa burada açıklıyorum, şu ana kadar küçük kardeşlerime yanlış örnek olurum diye hiç bahsetmedim ama şimdi söyleyeyim sizlere, bırakın bir kız ile mesajlaşmayı, ben Hizmetimizin üzerinde bu kadar kara bulutlar gezerken kendime evliliği bile yasak kılmışım. Biliyorum yanlıştır, evlilik sünnettir ama vaziyeti biliyorsunuz. Şu ana kadar gelen teklifler 200 küsürlere ulaştı. Ama yeminim var, Türkiye’de masum yere tutulan içerideki kardeşlerimiz serbest kalana kadar, oradaki her bir masum ruh kurtulana kadar, bırakın bir kıza bakmayı, içime acaba bir kızdan hoşlanır mıyım diye, şu belalar geçmeden birisine bir şey hisseder miyim diye, kalbime, gönlüme, gözlerime yasak kılmışım. Düşünün lütfen, gelmişim 32 yaşına, ne ana var, ne baba, ne kardeş var, ne kariyer. Ne bir yemek yapanım var, ne de arkamdan temizleyenim. Hepsini bu dava uğrunda feda etmişim. Bunları bana acımanız için söylemiyorum, beni anlayın istiyorum. Normalde baktığınız da, ben bir NBA oyuncusuyum, banka da milyonlarca dolar, milyonlarca hayran kitlesi, etrafımda milyonlarca kız, milyonlarca takipçi, gider her istediğimi yapabilirdim, hala yapabilirim ama sırf Allah rızası için, şu kutsal Hizmet için ne yapabiliriz, dünya ya bu güzelliği nasıl başka duyurabiliriz diyip derdini çekmeye çalışıyoruz. Şimdi diyecekler, abi milyonlarca doların varsa niye sağa sola vermezsin diye, hani en ince ayrıntısına kadar bakıyorlar ya. Ben kariyerim boyunca yaklaşık 110 milyon dolar yapmış bir NBA oyuncusuyum, inanmayanlar Google’dan bakabilirler. Kardeşi açken tok yatan bizden değildir, Türkiye’de o kadar aile mağdurken veya kardeşlerimiz içeride acı çekerken ben tok yatamam diyip verdim, hepsini verdim. Hatta alın size banka hesaplarımı da göstereyim. Evet yanlış görmediniz, kalan para 260 bin dolar bile değil. 110 milyon dolar nerede, 260 bin dolar nerede. Elhamdülillah, pişman değilim olsa tekrardan daha çoğunu verirdim. Onun için ben bu kutsal Hizmet yolunda bırakın parayı, pulu, ailemi ve kariyerimi feda etmişim. Geriye kaldı bir canım. O da…. Neyse. Gerçekten bir gün insanların beni anlamasını isterdim, ana yok, baba yok, kardeş yok, aile yok. Hatta bırakın onları, bir yemek yemek yapanım veya arkamdan temizleyenim bile yok. Bunları sizin bana acımanız için değil, sadece gerçekler olduğu için söylüyorum. Allah’tan başkasına da ihtiyacım yok şükür. Ama Allah bu yalan haberi çıkaranları da affetsin. Onlarıda ıslah eylesin. Ben onlarada hakkımı helal ediyorum. Ama işin ucu Allah’ın davasına uzanmışsa işte orasına ben karışamam. O zavallıları Rabbime havale ediyorum. Vesselam.

Enes Kanter FREEDOM

306,450 Aufrufe • vor 2 Jahren

İstanbul'un Bakırköy ilçesinde, genç bir adamın başına gelen akıl almaz bir dolandırıcılık olayı, herkesin tüylerini diken diken etti. 23 yaşındaki T.Y.D., elindeki değerli kol saatini satmak için internette ilan vermişti. Saat, tam $40.000 dolar değerindeydi – güncel kurla yaklaşık 1 milyon 700 bin Türk Lirası'na denk gelen bir servet. Bir gün, kendisini alıcı olarak tanıtan bir kişi T.Y.D.'yi aradı. Fiyatta anlaşıldıktan sonra, genç adamı Bakırköy'de yeni kiralanmış bir ofise davet etti. T.Y.D., heyecanla saati yanına alıp randevuya gitti. Ofise girdiğinde, alıcı olduğunu söyleyen adam saati dikkatle inceledi, çok beğendiğini söyledi ve "Kesinlikle alıyorum" diye söz verdi. Adam, parayı getirtmek için telefonla bir arkadaşını aradı. "Parayı bankadan çekip getir" talimatı verdi. Ancak nakit hemen gelmeyeceği için, saati güvende tutmak adına bir dolaba kilitlemeyi önerdi. T.Y.D. de kabul etti. Saati dolaba koydular, kapıyı kapattılar. Alıcı, "Biraz bekleyelim, arkadaşım geliyor" diyerek sohbeti uzattı. Bir süre sonra adam, "Tuvalete gitmem lazım" diye ofisten ayrıldı. T.Y.D. beklemeye devam etti, ama adam uzun süre dönmedi. Şüphelenmeye başlayan genç, dolabı açmak istedi. Dolabı açtığında şok oldu: Arkasında kocaman bir delik vardı ve saat yoktu! Meğer dolandırıcılar, ofisi önceden hazırlamışlardı. Dolabın arkasını delmişler, deliği de koridordaki "Sigara İçilmez" yazılı tabelayla gizlemişlerdi. Alıcı ofisten çıkınca, iş birlikçisi koridordan tabelayı indirip delikten saati almış, sonra tabelayı tekrar asıp kaçmıştı. Güvenlik kameraları bu inanılmaz anı saniye saniye kaydetmişti. T.Y.D. hemen polise başvurdu. İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri devreye girdi. Kamera görüntülerini inceleyen polis, şüphelileri hızla tespit etti. Biri Y.Ç. (54), diğeri ise C.E. (50) idi. C.E.'nin tam 11 adet dolandırıcılık suç kaydı vardı. Y.Ç. İstanbul'da, C.E. ise kaçtığı Balıkesir'de yakalandı. Balıkesir'deki evde arama yapıldığında, çalınan milyonluk saat bulundu. İki şüpheli de çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Saat, sahibine teslim edildi. Bu olay, eski ünlü dolandırıcıların yöntemlerini hatırlattı ve bir kez daha gösterdi ki, değerli eşya satarken yüz yüze görüşmelerde bile aşırı dikkatli olmak gerekiyor. Neyse ki adalet yerini buldu ve genç adam saati geri aldı.

Serkan Tanyildizi

46,963 Aufrufe • vor 8 Monaten

💥Hamdi Ulukaya & Ivanka Trump GIDA İSRAFINA KARŞI EL ELE Chobani’nin CEO’su Hamdi Ulukaya ile Planet Harvest’ın kurucusu Ivanka Trump, gıda israfını azaltmaya yönelik yeni bir iş birliğini açıkladı. Model, tarlada kalan ürünleri ekonomiye kazandırarak çiftçilere ek gelir sağlarken çevresel sürdürülebilirliğe katkıda bulunuyor. ABD’DE İSRAFIN BOYUTU Amerika’da her yıl üretilen meyve ve sebzelerin yaklaşık yüzde 30’u yalnızca şekil, boyut ya da renk nedeniyle tarlada bırakılıyor. 2023’te bu yüzden 16 milyon ton gıda çöpe giderken, çiftçilerin zararı 13 milyar doları buldu. GÖRÜNMEYEN ÜRÜNLERE İKİNCİ PAZAR ŞANSI Ulukaya ve Trump’ın iş birliği, görünümü nedeniyle satılamayan ürünler için ikinci bir pazar oluşturuyor. Çiftçiler bu ürünleri doğrudan gıda şirketlerine satıyor, ürünler yoğurt, püre, dondurulmuş gıda ya da sos olarak değerlendiriliyor. CHOBANI’DEN İLK BÜYÜK ORTAKLIK! Chobani, Planet Harvest’ın ilk büyük ortağı oldu. Şirket, 545 ton çilek satın alarak 55 milyon şişe yoğurt içeceği üretti. Çiftçiler ise daha önce değer görmeyen ürünlerden gelir elde etmeye başladı. HAMDİ ULUKAYA’DAN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK MESAJI Hamdi Ulukaya, “Açlığı çözmek için daha fazla üretmemiz gerekmiyor. Yetiştirdiklerimizin daha iyi yöneticileri olmalıyız” diyerek girişimin sadece yardım değil, çiftçi, tüketici ve çevre için ortak değer yaratan bir iş modeli olduğunu vurguladı. BEYAZ SARAY VE YENİ YATIRIMLAR Hamdi Ulukaya, Nisan ayında ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’da düzenlediği özel toplantıya katılan 50 CEO arasında yer almıştı. ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı olan Ulukaya, son olarak Idaho ve New York’ta 1,7 milyar dolarlık yeni yatırım açıkladı ve 1200 kişiye istihdam yaratacağını duyurdu. Göçmen olarak kurduğu Chobani’yi ABD’nin en hızlı büyüyen markalarından biri haline getiren Ulukaya, bu iş birliğiyle küresel ölçekte gıda israfına karşı ses getiren bir adım daha atmış oldu.

fenertalks

33,295 Aufrufe • vor 11 Monaten

🔴Sena Nur Çelik Kanat: 'Savaş hiçbir zaman kadınları özgürleştirmemiştir' STRATCOM 2026 kapsamında organize edilen "Kadın Liderler Perspektifinden Küresel Krizler ve Gelecek Arayışı" panelinde, Gazze'de, "bombardıman altında doğum yapmak zorunda bırakılan" kadınlara dikkat çekildi. Panelde söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Sena Nur Çelik Kanat, uluslararası sistemin iflasından Gazze'deki insani drama, Batı'nın çifte standardından Türkiye'nin kriz yönetimindeki diplomatik ve insani rolüne kadar kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. 🗣"Savaşları, kitlesel vahşetleri ve insani felaketleri önlemekte defalarca başarısız olmuş bir sistemle karşı karşıyayız. Ukrayna’nın işgalinden İsrail’in Gazze’deki soykırımına, Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerin genişlemesinden Lübnan’da bir milyon insanın zorla yerinden edilmesine ve İran’la genişleyen savaşa kadar bu sistem, savunduğunu iddia ettiği ilkeleri koruyamamıştır. Tek taraflılığın yükselişi, Güvenlik Konseyi’nin işlevsizliği ve uluslararası hukukun seçici biçimde uygulanması, derin bir meşruiyet krizine yol açmıştır." 🗣"Bu durumun en açık şekilde görüldüğü yer Gazze’dir; burada uluslararası toplumun eylemsizliği ve suç ortaklığı, tarihin ilk canlı yayınlanan soykırımına yol açmıştır. Bu tablo, uluslararası sistemin ve Batı’nın kredibilitesinin ahlaki çöküşünü gözler önüne sermiştir. 'Bir daha asla' ilkesi, mağdurlar siyasi açıdan rahatsız edici bulunduğunda içi boş bir söyleme indirgenmiştir." "Uluslararası düzen, çok kutuplu bir dünyayı yansıtacak şekilde reforme edilmeli ve bir azınlığın dar çıkarları yerine insan haklarını, adaleti ve barışı esas almalıdır. Anlamlı bir reform gerçekleştirilmediği takdirde bu sistem başarısız olmaya devam edecek ve en başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en savunmasız kesimler en ağır bedeli ödemeyi sürdürecektir." "Bugünün krizlerinin en ağır bedelini kimlerin ödediğine baktığımızda, bu perspektifin önemi göz ardı edilemez. Küresel krizler nedeniyle yerinden edilenlerin yüzde 75’inden fazlasını kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Kriz ortamlarında kadınlara yönelik şiddet, küresel ortalamanın yaklaşık iki katına çıkıyor." "Batı’daki bazı meslektaşlarımızın, kadınların özgürleştirilmesi söylemini savaşa ahlaki meşruiyet kazandıran bir kılıf olarak kullanması kabul edilemez. Bu söylemi Afganistan’da duyduk, Irak’ta duyduk ve şimdi İran bağlamında yeniden duyuyoruz. Oysa savaş hiçbir zaman kadınları özgürleştirmemiş ve bombalar hiçbir zaman özgürlük getirmemiştir." 🗣"Bölgemizdeki kadınları dış müdahaleyle kurtarılmayı bekleyen pasif mağdurlar olarak gören bu sömürgeci ve oryantalist zihniyeti ilk reddetmesi gerekenler kadın liderlerdir. İran’daki kadın hakları, evrensel insan hakları mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ancak bu mücadelenin asli sahibi, her şeyden önce İranlı kadınların kendisidir. Bu mücadele dayanışmayla ve insan hakları mekanizmaları yoluyla desteklenebilir; fakat asla savaşı meşrulaştırmak için araçsallaştırılmamalıdır." 🗣 "Minab’daki kız okulunu hedef alan ve 160 kız çocuğunu katleden saldırı, özgürlük söyleminin şiddeti meşrulaştırmak için kullanıldığında ne kadar ölümcül sonuçlar doğurabileceğini dehşet verici biçimde hatırlatmaktadır."

Haber 7

20,563 Aufrufe • vor 4 Monaten

💢🇮🇱 İsrail Ordusuna 'ARAD' teslimatı tamamlandı İsrail Savunma Bakanlığı, ülke genelindeki güvenlik güçlerine ARAD tüfeklerinin teslimatını tamamladı. İsrail Savunma Bakanlığı (IMOD) ile İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Israel Weapon Industries (IWI) tarafından üretilen binlerce Arad piyade tüfeğinin ülke genelindeki hızlı müdahale ekiplerine teslimatını tamamladı. Israel Weapon Industries tarafından 8 Ocak 2026 tarihinde yapılan açıklamada, teslimat, İsrail’in savunma tedarik politikasında yerli üretim ve standartlaşmaya verdiği önemin arttığını gösteren bir satın alma programının tamamlanması anlamına geldiğini belirtti. Özel kuvvetler ve zorlu koşullarda görev yapan kolluk kuvvetleri için geliştirilen #Arad, 5,56 mm mühimmat kullanan, kısa stroklu gaz piston sistemine sahip AR platformunu kullanan bir piyade tüfeği olarak öne çıkıyor. Çift elle kullanım imkânı sunan silah, serbest salınımlı ve soğuk dövme namlusu sayesinde yüksek baskı altında nokta atışı hassasiyeti sağlıyor. Entegre Picatinny rayı ve M-LOK el kundağı, optik ve çeşitli aksesuarlar için tam uyumluluk sunuyor. Yaklaşık 100 milyon İsrail şekeli (27 milyon avro) değerindeki sözleşme, IMOD’a bağlı Savunma Tedarik Direktörlüğü (DPD) ile Kara Tedarik Birimi aracılığıyla yürütüldü. Program, 7 Ekim 2023’te İsrail’e yönelik düzenlenen saldırı ve Hamas’la yaşanan savaş sonrasında edinilen tecrübeler doğrultusunda, ülke genelinde yerel güvenliğin ve operasyonel hazırlığın artırılmasını hedefleyen daha geniş kapsamlı bir girişimin parçası olarak hayata geçirildi. Anlaşma yalnızca tüfeklerin teslimatını değil, silahların uzun vadeli kullanılabilirliğini sağlamak amacıyla 10 yıllık bakım ve lojistik destek paketini de kapsıyor. Program çerçevesinde, hâlihazırda IDF envanterinde bulunan Meprolight M5 nişangâhları silahlara entegre edilerek hızlı müdahale birliklerinde ekipman standardizasyonu sağlandı. #IWI, #İsrail ordusu ve polisinin ana tedarikçilerinden biri konumunda bulunuyor. Şirketin çatışma sahasında test edilmiş ürünleri, 60’tan fazla ülkede askeri birlikler, kolluk kuvvetleri ve özel kuvvetler tarafından kullanılıyor. #Uzi hafif makineli tüfeğinin geliştiricisi olarak tanınan IWI’nin ürün gamı içinde Arad piyade tüfeği, #Negev hafif makineli tüfeği ve Tavor piyade tüfekleri de yer alıyor. Silah sistemi, 5,56×45 mm NATO mühimmatlarla uyumlu olarak tasarlandı. Namlu uzunluğu 292 milimetre (11,5 inç) olan tüfeğin, dipçiğin kapalı konumda toplam uzunluğu 720 milimetre, açık konumda ise 800 milimetredir. Şarjörsüz ağırlığı yaklaşık 2,85 kilogram olan silahın, dakikadaki atım hızı, konfigürasyona bağlı olarak 700 ila 1.100 mermi arasında değişiyor.

Defence and Technology

30,057 Aufrufe • vor 7 Monaten

HASAN İMAMOĞLU VE AVUKATI, YAKAYI NASIL ELE VERDİ? Umarım bu bilgileri, Ekrem İmamoğlu'nu aklamak için ortaya namusunu ve şerefini koyan Sn Özgür Özel de okur... Ekrem İmamoğlu, 19 Mart 2025 sabahı gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından Avukatı Mehmet Pehlivan, Halk TV'ye çıkarak Sarıyer'deki villalar hakkında aşağıda paylaştığım videoda yer alan açıklamaları yapmıştı. Pehlivan, açıklamasında, "İmamoğlu İnşaat'ın Güllece Tarımcılık isimli şirketin hisselerini satın aldığını, hisseleri 15 Milyon TL'ye değil 48 Milyon TL'ye aldığını, Ali Nuhoğlu ile bir sözleşme yapıyor, sözleşmeye göre 48 Milyon TL'ye satın alınan şirketin 15 Milyon TL'si nakit vadeli çeklerle, 48 Milyon TL'den geri kalan 33 Milyon TL'de adresi belirtilen İmamoğlu İnşaat'a ait bir taşınmazı devrederek ödediğini, sözleşmenin devamında şirketin değerini belirleyen varlığının 2 villa olduğunu, şirketin borcunun 87 Milyon TL olduğunu ve İmamoğlu İnşaatın şirketin borcunuda devraldığını, 48 Milyon + 87 Milyon TL olarak aldığını, şirket kayıtlarının vergi denetleme kurulundan alındığını ve herhangi bir sorun görünmediğini, İmamoğlu İnşaat şirketi, toplamda 135 Milyon TL'ye Güllüce Tarımcılık isimli şirketi Ali Nuhoğlu'ndan aldığını, üstlenilen 87 Milyon TL'lik borcun ödenmesi noktasında Ali Nuhoğlu tarafından bir ara buluculuk başvurusu yapıldığı, 87 Milyon TL'lik borcun Ali Nuhoğlu'na ödenmediği için bir anlaşma yapıyor, anlaşmaya göre sahibi olduğu 2 villayı devredeceğini devretmediği takdirde o günkü dolar kuruyla bunun karşılığını ödeyeceği yönünde anlaşma yapıldığını" söyledi. Mehmet Pehlivan'ın bu açıklamalarının tarihi 7 Nisan 2025. Açıklamanın üzerinden 7 ay geçti. Aradan geçen bu 7 ay içinde Ali Nuhoğlu, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak itirafçı olurken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kurumlar arası yapılan yazışmalar ve talep edilen raporlar doğrultusunda, söz konusu hisse devri eylemiyle alakalı somut belgeler, soruşturma dosyasında yerini aldı. Ali Nuhoğlu, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadesinde özetle: "Sarıyer de bulunan iki adet villayı kurmuş olduğum, GÜLLÜCE TARIM AŞ.'ye aldım. Bu villaları satın almamdan devre kadarki süreç içerisinde bu villaların bulunduğu şirkete ilişkin tüm mali ve muhasebe, vergi tüm işlemlerinin takibini İMAMOĞLU İNŞAAT'ın yetkilileri yürütmüştür. Bu şirketi ben 2024 yılının Mart ayında İMAMOĞLU İNŞAAT'a devrettim. Devirle alakalı bu süreçte 15 Milyon TL ve Beylikdüzü'nde 6+1 villa vereceklerine (toplamda 48 Milyon TL) ilişkin bir sözleşme yapıldı. Bu olayların basında çok tartışılması üzerine Şubat ayı içeresinde formaliteden bir ek sözleşme 87 Milyon TL cari borç tanımı altında ne olduğu belirsiz ibare eklediler. Eğer bu para ödenmediği takdirde iki adet daha villanın verileceğine dair sözleşmenin kapsamını genişlettiler. Şirketin devrinden sonrasında toplam bedeli 15 Milyon TL olan 3 adet çek verildi. Söz konusu olayın meydana geliş şekli anlattığım gibidir. GÜLLÜCE TARIM benim üzerimdeyken söz konusu villalara yapılan yaklaşık 15 Milyonluk tadilat işleri de tarafımca karşılanmıştı." dedi. Bugün ifade için İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne gelen Hasan İmamoğlu'na, GÜLLÜCE TARIMCILIK isimli şirketin hisse devri konusuna yönelik önce savcılık makamının elde ettiği şu deliller ve tespitler sunuldu: "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu(TMSF) tarafından, Başkanlığımıza gönderilen ve söz konusu şirketler arasında imzalanan Hisse Devir Sözleşmesinde, Güllüce Tarımcılık şirketinin hisselerinin tamamına 48 Milyon TL değer biçildiği, İmamoğlu İnşaat A.Ş tarafından söz konusu hisse devrine ilişkin ödemelerin 5 Milyon şeklinde 3 taksitle toplam 15 Milyon TL lik kısmının nakit olarak ödeneceği, kalan 33 Milyon TL lik kısmının ise İmamoğlu İnşaat A.Ş tarafından 1185 Ada 5 parsel, Gürpınar Mah. Omer Seyfettin Cad. No:88/1 Beylikdüzü/İSTANBUL adresindeki 1 adet villanın devri karşılığında ödeneceği hususlarına yer verilmiştir. TMSF tarafından Başkanlığımıza gönderilen evraklarda villanın devrine yönelik olarak yapılan araştırmalarda; İmamoğlu İnşaat A.Ş ve Ali NUHOĞLU arasında Satış Vaadi Sözleşmesi imzalandığı, ancak söz konusu sözleşmenin noter onaylı olarak yapılmadığı ve adi sözleşme şeklinde düzenlendiği hususu tespit edilmiştir. Bahse konu Satış Vaadi Sözleşmesi Rapor ekinde yer almaktadır. Ayrıca söz konusu sözleşmede, İmamoğlu İnşaat tarafından Güllüce Tarımcılık şirketinin devir tarihinde muaccel hale gelmemiş 87 Milyon TL borcunun ise İmamoğlu İnşaat A.Ş tarafından üstlenileceği hususu da yer almaktadır. Bahse konu Hisse Devir Sözleşmesi Raporumuz ekinde yer almaktadır. İmamoğlu İnşaat A.Ş'nin 2024 yılı yasal defterleri ve bankacılık işlemleri üzerinde yapılan araştırmalarda; Güllüce Tarımcılık şirket hisselerinin İmamoğlu İnşaat A.Ş yasal defterlerinde 245-Bağlı Ortaklıklar hesabına 48 Milyon TL bakiye ile kaydının yapıldığı sözleşmede belirtilen 15 Milyon TL tutarın İmamoğlu inşaat A.Ş tarafından Ali Nuhoğlu'nun banka hesaplarına gönderildiği yasal defter kayıtları ve bankacılık işlemleri üzerinden anlaşılmıştır. Ancak, yukarda bahse konu villanın devrinin henüz yapılmadığı (projenin devam ediyor olabileceği) anlaşılmıştır. Ayrıca sözleşmede Güllüce Tarımcılık A.Ş'nin muaccel hale gelmemiş olduğu belirtilen 87 Milyon TL ye ilişkin İmamoğlu İnşaat A.Ş'nin yasal defterlerine herhangi bir kayıt yapılmadığı anlaşılmıştır. Hisse devir sözleşmesinde belirtilen, Güllüce Tarımcılık şirketinin muaccel hale gelmemiş 87 Milyon TL tutarındaki borcuna yönelik yapılan araştırmalarda; söz konusu şirketin devir tarihindeki yasal defter kayıtlarında şirketin herhangi bir kurum, kuruluş, işletme ve şahsa borçlu olduğunu gösteren bir hesap kaydına rastlanılmamıştır. Güllüce Tarımcılık A.Ş'nin devir tarihi itibariyle yevmiye kayıtlarında 252-Binalar hesabının bakiyesinin bile 158.323.438,79-TL olduğu bilgisine rastlanılmıştır. Söz konusu 252- Binalar hesabının, şirket tarafından 31 Milyon TL ye alınan 2 adet villayı içerdiği ve bakiyenin villalara yapılan tadilat harcamaları ve enflasyon muhasebesi düzeltmeleri nedeniyle söz konusu tutara yükseldiği anlaşılmıştır." Savcılık tarafından elde edilen raporların Hasan İmamoğlu ve avukatlarına sunulmasının ardından, baba İmamoğlu'na şu soru soruldu: "Yukarıda MASAK Raporunda ve Ali Nuhoğlu isimli şahsın etkin pişmanlık hükümleri kapsamında verdiği ifadesiyle birlikte değerlendirildiğinde; bahse konu villa satış olayının muvazaalı şekilde yapıldığı, söz konuşu Güllüce Tarım unvanlı firmanın 87 milyon TL borcu olmamasına rağmen Hisse Devir Sözleşmesinde 87 milyon TL'lik borç gösterildiği ve bu borcunda şirketi devralan İmamoğlu İnşaat firması tarafından karşılanacağına dair tespitlere yer verilmesine rağmen söz konusu borcun Imamoğlu Inşaat firmasının defter kayıtlarına borcun işlenmediği anlaşılmıştır. Ali Nuhoğlu isimli şahsın beyanlarında da yapılan tespitleri doğrular nitelikte beyanlarının bulunduğu anlaşılmıştır. Yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen tespitler hakkında ifadenizi veriniz. Hisse devir sözleşmesinde Güllüce Tarım'ın belirtildiği gibi bir borcunun olmamasına rağmen borç gösterilmesi ve borcun İmamoğlu İnşaat firması tarafından üstlenilmesindeki amaç nedir? Detaylıca açıklama yapınız." Hasan İmamoğlu ve avukatlarına sorulan bu soru karşısında Sn Özgür Özel gibi Ekrem İmamoğlu için ortaya namusunu, şerefini koyanlar normalde ne bekler? Gerek Hasan İmamoğlu olsun gerek Avukatları olsun aradan geçen 1 yıl içinde bu iddiaları çürütecek tüm belgeleri teslim edip masumiyetlerini ortaya koymaları beklenir değil mi? Ama cevap bu şekilde olmuyor. Bu sorular ve tespitler karşısında savunma ve açıklama beklenen Hasan İmamoğlu, şu cevabı verdi: "Ben yukarıda da beyan ettiğim gibi söz konusu olaya vakıf değilim. Şirketin bu tür işlemleriyle Tuncay Yılmaz isimli şahıs ilgilenmektedir. Detaylarına kendisi vakıftır. Ayrıca benim ismim söz konusu soruda geçmemektedir." İşte Hasan İmamoğlu ve avukatları, İmamoğlu İnşaat'ın Güllüce Tarımcılık'a ait hisselerin satışına yönelik hiç bir belge sunmamaları, sunamamaları, aslında tek bir şeyi ifade ediyor. BABA-OĞULUN YAKAYI ELE VERDİKLERİNİ...

Emre Ercis

79,396 Aufrufe • vor 9 Monaten

ACUN ILICALI HALKA ARZ SONRASI SHOW TV’Yİ ALMAK İÇİN HAZIRLANIYOR (KULİS) Acun Ilıcalı’nın sahibi olduğu TV8 TV Yayıncılık A.Ş., hem sermaye artırımı hem de ortak satışı yoluyla halka arz edilmek üzere Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) başvuru yaptığını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda duyurmuştu. Ilıcalı medya patronu olmadan önce spor muhabiri olarak Karamehmet döneminde Show TV’de çalışmış ve ilk yapımlarını bu kanala satmıştı. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) 2013 yılında Çukurova Grubu''nun 70 milyon dolar borcuna karşılık, Show TV, Sky Türk, 360 TV ve BMC'ye el koymuştu. Kanal, el konma işleminin ardından, yaklaşık 15 gün sonra, Ciner Grubu’na ihalesiz olarak 402 milyon dolara satılmıştı. Acun Ilıcalı TMSF kanala el koymadan önce kanaldan 106 bölüm programının parasını alamadan ayrılmıştı. TMSF kanalı Turgay Ciner’e satarken önce kanalın borçlarını ödenmesini şart koşmuştu. Ilıcalı TV8’i TMSF’den gelen para ve bir ortakla satın aldığını sıkça dile getiriyor. TMSF tarafından el konulan Can Medya'ya bağlı medya kuruluşlarının tek parça olarak değil bölünerek satılacağı gündeme geldi. Bu noktada Ilıcalı’nın bu satışta grup bünyesinde bulunan Show TV, Show Türk, Show Max’e almak için hazırlık yaptığı konuşuluyor. Ilıcalı 3 yıl önce Candaş Tolga Işık’ın programında Show TV’den nasıl ayrıldığını şöyle anlatmıştı:

Bora Erdin

437,286 Aufrufe • vor 8 Monaten

✅ AKP’nin Haluk Levent ve Ahbap soruşturmasında inandırıcı olması için cevaplaması gereken sorular var yoksa birileri suç ortağı ve göz mü yumdu❓ 🔴 Deprem gibi ulusal bir felakette milyarlarca liralık (yaklaşık 158 milyon dolar civarı) bağışın sivil bir derneğe akmasına izin verilirken, devlet neden etkin denetim mekanizmalarını (Dernekler Kanunu denetimleri, Maliye ve İçişleri Bakanlığı teftişleri) önceden ve yeterince işletmedi? ❓ 🔴 Bu paraların şeffaf kullanımını sağlamak devletin temel sorumluluğu değil miydi? ❓ 🔴 Ahbap Derneği yıllardır büyük ölçekli yardım faaliyetleri yürütüyordu; devlet denetim birimleri (örneğin Gelir İdaresi, Sayıştay veya bakanlık müfettişleri) bu derneğin hesaplarını, faaliyet raporlarını ve bağış akışlarını neden düzenli ve etkin şekilde denetlemedi? ❓ 🔴 Yıllık zorunlu denetimler yapılmış mıydı, yoksa göz yumuldu mu? ❓ 🔴 Deprem sonrası “Devlet nerede?” eleştirileri varken, AFAD ve Kızılay gibi kurumların yetersiz kaldığı algısı oluşunca devlet, sivil derneklere akan muazzam kaynakları neden daha sıkı bir denetim altına almadı? ❓ Bağışların amacı dışında kullanımını önlemek için önleyici tedbirler (protokol zorunluluğu, bağımsız denetim) alınmadı mı? ❓ 🔴 Haluk Levent’in geçmişteki hukuki sorunları (çek davaları vb.) bilinirken, devlet büyük miktarda bağış toplayan bir derneğin başkanını ve yönetimini neden daha yakından izlemedi? ❓ Riskli görülen kişilere/derneklere bu kadar büyük kaynak emanet etmek ihmalkârlık değil midir? ❓ 🔴 Dernekler Kanunu’na göre dernekler belirli aralıklarla denetlenmek zorundadır; Ahbap Derneği’ne yönelik etkili ve bağımsız denetimler ne zaman, nasıl yapıldı ve sonuçları kamuoyuyla neden paylaşılmadı? ❓ 🔴 Denetim raporlarında sorun tespit edilmişse neden zamanında müdahale edilmedi? ❓ 🔴 Deprem bağışları üzerinden milyonlarca dolarlık taşınmaz alım iddiaları (örneğin Başaran Holding olayı) gibi ciddi şikayetler varken, devlet savcılıkları ve mali polis bu iddiaları ne zaman, ne kadar hızlı soruşturdu? ❓ 🔴 Gecikme veya siyasi kaygılar nedeniyle ihmal mi edildi? ❓ 🔴 Haluk Levent’in yurtdışına çıkış girişiminde bulunduğu iddia edilirken yakalama kararı çıktı; devlet, böylesine kritik bir soruşturmada şüpheliyi daha erken neden tespit edip önlem almadı? ❓ 🔴 Mali akışlar ve uluslararası transferler izlenmiyor muydu? ❓ 🔴 Genel olarak, devlet büyük sivil yardım kampanyalarında şeffaflık ve hesap verebilirliği sağlamak için yasal çerçeveyi neden yeterince güçlendirmedi veya uygulamadı? ❓ 🔴Bu ihmaller, kamu kaynaklarına ve vatandaş bağışlarına güvensizliğe yol açmadı mı? ❓

BİRCAN YILDIRIM

90,558 Aufrufe • vor 1 Monat