正在加载视频...

视频加载失败

Erkan Baş: “Bülent Arınç'ın oğlu, Mehmet Ağar'ın oğlu, Melih Gökçek'in oğlu milletvekili yapıldı. Türkeş'in her çocuğu bir partiden vekil oldu. Şimdi Bilal Erdoğan'ı tartışıyoruz. Benim yedi sülalem işçi, bir tane devlet memuru bile yok.”

566,519 次观看 • 2 个月前 •via X (Twitter)

0 条评论

暂无评论

原始帖子的评论将显示在这里

相关视频

İbrahim Tatlıses, hasta yatağından oğlu Ahmet Tatlıses hakkında zehir zemberek açıklamalar yaptı. Ece Erken’e ses kaydı gönderen Tatlıses şunları söyledi: - Daha önce neredesin? Yok. Niye? Çünkü televizyon yok, kamera yok. Demek televizyon, kamera oldu mu uçar gelir! Onun için oğlumu sevmiyorum. Sevmiyorum ve sevmeyeceğim de, affetmeyeceğim de. Hakkımı da helal etmeyeceğim. - Benim düşman olduğum insanlarla oturuyor. Benim otelimde kalıyor. Yaparken ben vardım, parayı verdim. 4 milyon para verdim. Para nerede? Bende değil. - Ben beş tane hastaneden aklı dengesi yerindedir raporu aldım. O, yalanlamaya çalıştı. Adli Tıp’tan rapor aldım, ona bile ‘yalan’ dedi. Onun niyeti ne biliyor musunuz? Kendini vasi olarak atatmak istiyor. Sen kimsin lan! - Okuma yazman bile yok. Melek üniversite bitirmiş. İdo böyle şeylerle muhatap olmaz. Bir daha da bu adamı konuşturmayın.” “AHMET’E 7 TANE DÜKKÂN VERDİM, HEPSİNİ BATIRDI” - Sen 4 tane evi Şule’den aldın, parayı kime verdin? Babama götüreceğim dedin, getirmedin. Neden evden aldığın paraları bana getirmedin? Tuğçe’ye ev alsam ne olur? Helal olsun. Benim dostlarım aldı. Melek onların seviyesinde değil ki. İdo da değil. Hiçbir zaman cevap vermez onlara. Ahlaklı çünkü. Dükkan verdim sana 7 tane, hepsini batırdın. “SAFRA KESEMİ YARIN ALACAKLAR” Sanatçı, mesajının sonunda ise sevenlerine iyi olduğunu iletilmesini istedi: “Safra kesemden dolayı hastanedeyim, yarın alacaklar. Sevenlerime lütfen iyi olduğumu söyleyin.”

Aykırı

1,151,660 次观看 • 4 个月前

TİP Genel Başkanı Erkan Baş üzerinden bir ırkçılık yarışına girildi. Erkan Baş, kendisine yönelik dolaşıma sokulan ırkçı paylaşımları organize bir şekilde yeniden yeniden gündeme getirildiğini söyledi. Erkan Baş: “Bakın tek bir laf ne benimle ilgili ne yoldaşlarımla, arkadaşlarımla ilgili söyleyemiyorlar. O yüzden ne yapıyorlar? Kimliğimize saldırıyorlar. Bakın çok açık söylüyorum, çok açık ifade ediyorum: Benimle bir derdiniz varsa, bizimle bir derdiniz varsa ne zaman, nerede, nasıl istiyorsanız sizinle karşı karşıya gelmeye hazırız. Ama benim üzerimden bu ülkedeki milyonlarca Boşnak'a, milyonlarca Balkan göçmenine, milyonlarca gurbetçi çocuğuna hakaret etmenizi, onları hedef haline getirmenizi kabul etmeyeceğim. Bir kez daha ifade ediyorum. Ben bunları siyasete ilk adım attığım günlerde çıktığım her programda söyledim. Ne zaman sorulsa söyledim, kayıtları duruyor: Ben Boşnağım, Sancaklıyım, Novi Pazarlıyım. Benim babam ve annem Almanya'da işçi olduğu için Almanya'nın Berlin kentinde doğdum. Benim ailemin memleketteki aile adı Jusoviç. Be hey cahiller! Türkçesi Yusufoğlu'dur. Türkiye'deki herhangi bir mahalleye gidin, Boşnakların yaşadığı herhangi bir yere gidin, herkes bunu bilir. Niye bilir biliyor musunuz? Çünkü Türkiye'de binlerce Jusoviç vardır. Hemen bir rica ettim bizim Boşnak derneklerinden. Bakın sadece Jusoviç yok; Türkiye'de Ademovic var, Ahmetovic var, Arapovic var, Bilalovic var, Dedovic var, İbrahimovic var, Davudovic var, İslamovic var, Müslümovic var, Osmanovic var, Tahirovic var. Dikkat edin isimlere. Dikkatli dinleyen herkes bu isimlerin anlamını bilir. Be hey cahil, be hey cühela! Şimdi neymiş? Almanya'da doğmuşum. Bu memlekette maalesef ekmeğini burada kazanamadığı için başta Almanya olmak üzere dünyanın dört bir yanına giden milyonlarca gurbetçi yok mu? Bunların çocukları nerede doğuyor? Yani bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Bu nasıl bir delirme halidir? Bakın bir mukayese olsun diye söylemiyorum, sadece aklı anlamanız için söylüyorum: Mustafa Kemal Atatürk 1881'de Selanik'te doğdu ya! Hem yurt dışında doğdu hem Balkanlar'da doğdu. Akılsız cahil! Şimdi bunu niye paylaşıyorum? Bakın Cumhuriyet'te vatandaşlık kan bağına göre değildir, hukuk bağına göredir. Ve ırkçılık bir insanı düşüncesiyle, fikriyle değil de kimliğiyle yargılamaktır. Mesela bir insanın doğum yerini ihanetle ilişkilendirebilir misiniz ya? Bir insanın soy kütüğünü bu ülkeye bağlılığının bir ölçütü haline getirebilir misiniz? Ki getirirseniz hepinizle tartıya da çıkarız da. Yani gerçekten bir kez daha ifade ediyorum, gözlerinin içine bakarak ifade ediyorum: Almanya'da doğmak suç değil. Maalesef ekmeğimizi yurt dışında kazanmak zorunda kalmışız. Balkan göçmeni olmak suç değil. Siz ne dediğinizin farkında bile değilsiniz.“

Onur Öncü

28,178 次观看 • 5 个月前

EKREM, SİLİVRİ’DEYKEN, OĞLU 1.5 MİLYAR KAÇIRDI! MASAK, 1.5 AY ÖNCE HIRVATİSTAN’A GİZLİCE KAÇIRILAN PARALARI YAKALADI! KANKASI SÜZER’İN BANKASI KULLANILDI! NE TESADÜF Kİ; ORTAĞI DA ANİDEN ÖLDÜ! SELİM DE TUTUKLANABİLİR! Bu delilli, belgeli haberden sonra artık İmamoğlu isminin-ailesinin arkasında duran; mutlaka ucundan bir parmak bal almıştır! İsteyen gazeteci, “Bu Ekrem İmamoğlu’nun oğlu Selim’in özel hayatı, üniversite döneminde çalışıp, biriktirmiş” de diyebilir yine! Biz bu tip komik açıklamalara, bu “suratı kayış” davranışlara alıştık ama bu kez biz kayışı kopardık! Bu yeni cenazeyi, bu kez Özgür Özel ve yandaşları bile kaldıramaz. Cenaze derken, gerçekten de bir ölüm gerçekleşti. Bu büyük paralar Türkiye’den Hırvatistan’a gittikten sonra Selim İmamoğlu’nun oradaki ortağı 10 gün önce aniden öldü. Neler anlatacağım size neler!.. Önce sizlere tarihler vereyim. 16 Ocak 2025’te Mehmet Selim İmamoğlu genel müdür olmuştu. Ve 2025 Kasım ayında para gönderildi. Yani 1.5 ay önce… Ekrem İmamoğlu Silivri’deyken, oğlu Selim İmamoğlu çok enteresan bir bankanın(!) yardımıyla paraları yurt dışına çıkarmayı başardı. Banka sahibi, Ekrem’in kankası! Ama bu olayın ortaya çıkmasıyla beraber Selim İmamoğlu da her an alınabilir, hatta tutuklanabilir!.. Yani babası, oğlunu da yaktı. Birileri çıkıp da, Özgür Özel misali, sakın “Tüm İmamoğlu ailesine kafayı taktılar” falan demesin. Çünkü Ekrem İmamoğlu bu işlere, hiç acımadan oğlunu da bulaştırmış. Dilek İmamoğlu’nun kardeşlerini bulaştırdığı gibi… Tüm detayları, Masak’ın büyük bir başarıyla yakaladığı bu çok gizli para transferini, video’da bulabileceksiniz. (Not: İsteyen her haberci, youtube’da tamamını verdiğim tüm detayları, adımı bile vermeden kullanabilir. Benim kimseyle ne yarışım, ne de bir kompleksim var. Tek amacım halkı aydınlatmak) Ve ayrıca sulandırılmaya çalışan özel uçak olaylarının perde arkası… Fatih Keleş, o kızlardan hangisiyle sevgili?.. Uçakta neler oldu?.. Uçak sahibi neden sürekli canlı yayınlara çıkıyor acaba?.. TAMAR TANRIYAR

Siberhabertv

132,016 次观看 • 7 个月前

İbretlik Muhteşem Bir Yazı: Daha sonra valilik ve bakanlık da yapan, yakın zamanda kaybettiğimiz Sebahattin Çakmakoğlu, 1965 yılında Bayburt kaymakamıdır. Kaymakamın 4. sınıfa giden Deniz ve 3. sınıfta okuyan Alev isminde iki çocuğu vardır. Deniz’in şımarık davranışları sonunda bir gün sabrı taşan sınıf öğretmeni Enver Özkan, çocuğun kulağını çekerek iki de küçük tokat atar. Ertesi gün Deniz’in okula gelmediğini gören Enver Hoca, dünkü olayla bağlantılı olduğunu düşünerek kaygılanmaya başlar. Bir gözü tahtada, diğer gözü kaymakamın aracının girmesini beklediği bahçe kapısında ders anlatır.Tahmininde yanılmaz; bir müddet sonra kaymakamın aracı okula giriş yapar. Kaymakam Sebahattin Bey, oğlu Deniz ve kızı Alev ile birlikte okula gelir. Enver Hoca’nın tedirginliği ve kaygısı artmış durumdayken, sınıfın kapısını tıklatarak içeri girmek için izin isteyen kaymakam, peşinde Deniz olduğu hâlde sınıfa girer. Şaşkınlık içinde başına gelecekleri bekleyen Enver Hoca’ya, Sebahattin Kaymakam latif ve sıcak bir ses tonuyla: “Enver Hocam, dün Deniz size saygısızlık yapmış. Çok pişman oldu ve sizden özür dilemek istiyor,” der. Bir anda rahatlayan ve içinden derin bir “Ohh!” çeken Enver Hoca’nın cevap vermesine fırsat bırakmadan, samimi bir şekilde dirseğinden tutarak: “Hocam, aynen eskiler gibi: Eti senin, kemiği benim,” der ve tokalaşarak sınıftan ayrılır... Şimdi ise benzer bir olayda, değil kaymakam, herhangi bir çocuğun velisi ikinci gün okulu basıp öğretmen dövüyor… Çocuğu tokatlanan bir kaymakamın ne yapacağını kestirmek ise hayli zor… Demiş ya üstat:“Bir şey koptu benden, bir şey… Her şeyi tutan bir şey…”

Kumandan

19,154 次观看 • 8 个月前

#SonDakika ekrem imamoğlu SİLİVRİ’DEYKEN, OĞLU 1.5 MİLYAR KAÇIRDI! MASAK, 1.5 AY ÖNCE HIRVATİSTAN’A GİZLİCE KAÇIRILAN PARALARI YAKALADI! KANKASI SÜZER’İN BANKASI KULLANILDI! NE TESADÜF Kİ; ORTAĞI DA ANİDEN ÖLDÜ! selim İmamoğlu TUTUKLANABİLİR! Bu delilli, belgeli haberden sonra artık İmamoğlu isminin-ailesinin arkasında duran; mutlaka ucundan bir parmak bal almıştır! İsteyen gazeteci, “Bu Ekrem İmamoğlu’nun oğlu Selim’in özel hayatı, üniversite döneminde çalışıp, biriktirmiş” de diyebilir yine! Biz bu tip komik açıklamalara, bu “suratı kayış” davranışlara alıştık ama bu kez biz kayışı kopardık! Bu yeni cenazeyi, bu kez Özgür Özel ve yandaşları bile kaldıramaz. Cenaze derken, gerçekten de bir ölüm gerçekleşti. Bu büyük paralar Türkiye’den Hırvatistan’a gittikten sonra Selim İmamoğlu’nun oradaki ortağı 10 gün önce aniden öldü. Neler anlatacağım size neler!.. Önce sizlere tarihler vereyim. 16 Ocak 2025’te Mehmet Selim İmamoğlu genel müdür olmuştu. Ve 2025 Kasım ayında para gönderildi. Yani 1.5 ay önce. Ekrem İmamoğlu Silivri’deyken, oğlu Selim İmamoğlu çok enteresan bir bankanın(!) yardımıyla paraları yurt dışına çıkarmayı başardı. Banka sahibi, Ekrem’in kankası! Ama bu olayın ortaya çıkmasıyla beraber Selim İmamoğlu da her an alınabilir, hatta tutuklanabilir!. Yani babası, oğlunu da yaktı. Birileri çıkıp da, Özgür Özel misali, sakın “Tüm İmamoğlu ailesine kafayı taktılar” falan demesin. Çünkü Ekrem İmamoğlu bu işlere, hiç acımadan oğlunu da bulaştırmış. Dilek İmamoğlu’nun kardeşlerini bulaştırdığı gibi. Tüm detayları, Masak’ın büyük bir başarıyla yakaladığı bu çok gizli para transferini, video’da bulabileceksiniz. (Not: İsteyen her haberci, youtube’da tamamını verdiğim tüm detayları, adımı bile vermeden kullanabilir. Benim kimseyle ne yarışım, ne de bir kompleksim var. Tek amacım halkı aydınlatmak) Ve ayrıca sulandırılmaya çalışan özel uçak olaylarının perde arkası. Fatih Keleş, o kızlardan hangisiyle sevgili?.. Uçakta neler oldu?.. Uçak sahibi neden sürekli canlı yayınlara çıkıyor acaba?.. (Kaynak UçanKuş) #KobaneUnderAtson Nusaybin #salı #DefendRojdaha

Kesâfet (Ercan Erbil)

11,869 次观看 • 7 个月前

Annesinin, çıkarları için abisini ve kendisini kullandığını iddia eden kadın: • Anneler oğullarını da kızlarını da hiçbir şekilde masumane sevmiyorlar. • ⁠Kızlarını hizmetçi veya köle olarak kullanmak için seviyorlar. • ⁠Oğullarını ise bir güç savaşı aracı olarak seviyorlar. • ⁠Evliyse gelinine karşı, bekarsa ailesine karşı oğlunu her türlü kullanırlar. • ⁠Geçmişte kendi elde edemedikleri güçlerini oğulları üzerinden kurup saltanat sürmeye çalışırlar. • Annem kendisini koruyan, kollayan, sahip çıkan, başkasına laf söyletmeyen bir kocası olmadığı için oğlunu maşa olarak kullandı. • ⁠Oğluna öyle bir sarıldı, onu o kadar fanusun içinde, kol kanat gererek büyüttü ki… • ⁠Oğlu ise kendi kanatlarıyla uçamayan, hiçbir işi kendisi beceremeyen, kendi başına iş bulamayan yetersiz birine dönüştü. • ⁠Tabiri caizse annemin tasmayla bağlı kölesi gibiydi. Özellikle benim üzerime salmak için, istediğini yaptırabilmek ve beni kendisine boyun eğdirebilmek için oğlunu kullandı. • ⁠Kardeşimle kavgalarımızın en büyük sebebi de annemdi. Çünkü hiçbir şekilde oğlunun hatasını yüzüne vurup "Oğlum, sen de bu konuda hatalısın" demedi. • ⁠Her konuda beni hatalı göstermek, beni küçümsemek ve aşağılamak için elinden geleni yaptı. • Ama şimdi ne oldu? Tam tersine döndü. Oğlu bile artık onun yüzünü görmek istemiyor. • ⁠Anneler şu güç savaşından artık vazgeçsinler. Çünkü bu şekilde devam ettikleri sürece yaşlandıklarında gidecekleri tek yer huzurevi olacak. • Oğluna, kızına gün göstermeyen, diktatörlük yapmaya çalışan, kendi hayatında kuramadığı hükmü çocukları üzerinden kurmaya çalışan anneler maalesef yalnız kalmaya mahkumlar.

🎙️ Muhbir

28,655 次观看 • 22 天前

"HELAL Olsun Doğru Konuşmuş"👏 Hakan Balta'nın oğlu. Balta ailesi diyelim. Balta ailesi diyelim mi? Balta ailesi diyelim. Öyle dediler ya. Evet, Balta ailesi dediler. Avukat açıklama yaptı ya. Şimdi bu Balta ailesi Fenerbahçe'de idmana çıkmış. Evet, görüntüsü varsa ekranı da getirelim. Var var, gelir birazdan. Hazırlar şimdi Aleyhan. Koyar onu. Şöyle söyleyeyim, bir kere Galatasaray için bir kayıp değil. Çocuğun da yolu açık olsun. Söyleyecek hiçbir şey yok. Tedesco bu arada çok allandıra ballandıra anlattı. Normal ne diyecek? Nereden buldunuz bunu mu diyecek ya? Demeyecek de böyle bir şey. Şimdi bir kere bu çocuğun Galatasaray'da görev yaptığı dönemde Galatasaray'ın altyapısına geldiği andan itibaren 17 yaşındayken U19 takımında babası U19 hocası olduğu için direkt oynatıldığını orada normal olarak şöyle düşünün. Mesela şimdi 17 yaşındasın sen U19 takımında direkt oynuyorsun. Her maç hatada yapsan, golde kaçırsan, kötü de oynarsan oynuyorsun. Sende ısrar ediliyor. Bu otomatik olarak bir gelişim sağlar. Ama o sırada orada hakkı yenen çocuklar vardı. Sırf Hakan Balta'nın oğlu olduğu için U19 takımında oynayan bir çocuk sayesinde Galatasaray'da Santrafor olabilecek, geleceği parlak olabilecek çocukların hakkını yediler. Çatır çatır. Hiç kimsenin sesi çıkmadı Galatasaray'da. Bak hiç kimsenin sesi çıkmadı. Önce bunun hesabını verecekler. Galatasaray camiası verecek. Bir bu. İki. Şimdi bu fotoğrafı, işte bu videoyu, görüntüleri gördükten sonra, Tedesco'nun açıklamanı falan gördükten sonra ufak bir araştırma yaptım. Şimdi Fenerbahçe'li muhabirlere, gazetecilere şeyi söylemişler. Demişler ki ailesi muvaffakatname verdi. O yüzden sadece antrenmanlara çıkacak yıl sonuna kadar. Yıl sonunda da kadromuzu alacağız. Değil mi? Şimdi ailenin verdiği muvaffakatnamenin Türkiye Futbol Federasyonu nezdinde ve FIFA nezdinde herhangi bir hükmü yok. Bunu bir kenara koyayım. Çünkü aile bir sene içerisinde iki tane muvaffakatname veremez. Muvaffakatnameyi sezon başında vermiş Galatasaray'a. Çağrı Galatasaray'ın lisanslı oyuncusu olarak Mayıs ayına kadar Galatasaray futbolcusudur. Tamam. Sen istersen git federasyona 5 milyon lira yetişme bedelini yatır. Ancak Mayıs'ta alabilirsin. Fenerbahçe ne yaptı? Bu çocuğu antrenmana çıkarttı. Görüntüleri de yayınladı. Bak sana yemin ediyorum cahil. Cahil bir adam olsa, babası, ailesi, annesi cahil olsalar ancak bu kadarını yaparlardı. Fenerbahçe buna nasıl alet oldu bilmiyorum. Çok büyük bir acemilik ve buradan ceza alacaklar. Açık söyleyeyim. Hem Çağrıbalta ceza alacak sportif anlamda hem Fenerbahçe ceza alacak. Galatasaray'dan bir yönetici çıkıp efendilik falan kalite, karakter... Yok öyle bir dünya yok. Ben konuştum. Galatasaray yönetimi sürecin başından itibaren... Gerek Hakan Balta'yla gerek hanımıyla gerekse Çağrı'yla birebir görüşmelerini yapıyorlar. En az 4 defa birebir görüşme var. Hiçbirinde anlaşmaya yanaşma gibi bir durum söz konusu değil. Hatta diyorlar ki siz bize oynama garantisi veriyor musunuz vermiyor musunuz? Soru bu. Her seferinde soru bu. En son kontrat gönderiliyor. Bir süre veriliyor saat 5'e kadar. Onun da haberini ben yapmıştım yine. O sürede de şey olmayınca Balta ailesi bir açıklama yayınladı avukatı aracılığıyla. Açıklamada da şunu dediler. Biz artık idmanlara çıkmayacağız Galatasaray'da. Kalmayacağız dediler. Peki bu size Fenerbahçe'yle idmanlara çıkma hakkı mı veriyor? Başka bir kulüpte faaliyet gösterme hakkı veriyor mu size? Yani sen şimdi avukatınla bir açıklama yaptın. Dedin ki biz balta ailesi olarak antrenmana çıkmayacağız. Eee? Sözleşmen mi bitti Galatasaray'la? Galatasaray fesih mi yaptı? Yok. Ben bugün sordum. Ve ilgili yöneticiler yarın... Ya da cuma günü. Cuma ya da önümüzdeki pazartesi günü. Hem FIFA'ya hem UEFA'ya hem UEFA'ya hem FIFA'ya hem Türkiye Polis Federasyonu'nda şikayette bulunacaklar. Kesin mi bu? Kesin. Kesin. Çünkü bu illegal, usulsüz, kanunsuz bir durum. Burada bir çocuğun hayatını karartmakla falan alakalı değil bu durum. Kimse oradan egzecere etm

Galatasarayultrataraftar

129,135 次观看 • 5 个月前

Mirceu Lucescu'nun Hikayesi Galatasaray'ın Çöküşü Rasim Ozan Kütahyalı: Lucescu'yu tabii ben futbolculuğunda izlemedim. 45'li, benim babamdan bile büyük. Lucescu, 2000 senesinde Fatih Terim, Galatasaray'ı UEFA Kupa Şampiyonu yaptı, 4 şampiyonluk yaptı. Ama o arada da, aslında Galatasaray artık mali olarak, finansal olarak, iktisadi olarak kötü yönetiliyordu. Faruk Süren, ben de çok severim Faruk abiyi ama, Galatasaray artık dağılmıştı. Sonra ortaya çıktı. Maaşları Terim ödüyordu. Terim, Böyle bir meşhur bir büyük su araba markası da anahtarını sallıyordu çocuklara. Sonra da onlar anlamadı. Anlamayınca kulüpte daha büyük kriz çıktı. 2000 senesinde terim kalabilecekken biraz böyle sürenle terim arasındaki lüzumsuz itişmeler süren de bıkmıştı. Terim fiyonetine gitti. Hiç gitmeyebilirdi, kalabilirdi bir süre daha. Gittikten sonra Hagı Lucescu'yu getirdi. Bu dediği futbol dehasıdır. Hakikaten dediği gibi Lucescu geldi. Yine berbat maaşlar ödelemeyen bir 2001 krizi oldu. Galatasaray 2001 yazında tam çöktü. Mehmet Cansun geldi. Mehmet Cansun, Faruk Süren dayanamadı. Mehmet Cansun geldi. Unutuldu bunlar. Kulüpte para yok. Galatasaray gitti. Fransız 2. Liginden bir oyuncu. İspanya 2. Liginden bir oyuncu. Uruguay'dan bir oyuncu. Bilmem. Bu şekilde Ümit Karan'ı aldı falan. Bi kadro yaptı. Eyvah meyvah derken Lucescu dehası o sene Luchescu Galatasaray'ı şampiyon yaptı. 2003'te Galatasaray salak gibi yeniden Terim'i aldı. Terim başarısız oldu. Lucescu gitti Beşiktaş'ı şampiyon yaptı Sinan Engin. Yeniden Terim'i aldı. Terim başarısız oldu. Lucescu gitti Beşiktaş'ı şampiyon yaptı Sinan Engin'le. Sonra 2004'te işler karıştı. O Lucescu'nun başarısızlığı diye görmüyorum ben. 2004'te Beşiktaş şampiyonluğa giderken şampiyonluk elinden alındı. Beşiktaş camiası dağıldı. Serdar Bilgili o günden beri dünya Türk futbolunda yoktur. Neden olmadı da belli değil. Sonra bu adam yurt dışına gitti. Ve aldığı kupanın sayısı yok. Ve dünya futbolunda gelmiş gelmiş en büyük teknik direktörlerden biri oldu ve resmen ayakta öldü. Romanya maçında hep biz izledik daha ki sağ kenarındaydı. Kaç kupa, kaç takım her gittiği yerde başarılı oldu. Bugünkü milli takımın temelini 2017-19 arası Lucescu attı. Bütün gençlerin temelini Lucescu attı. Ve hiç unutmuyorum, Lucescu geldi. Böyle konuşuluyor 2001-2002 dönemi. Ceza bu tevazi ya. Terimde Lucescu'da, terim bağlandıydı. Ya dedi, kıyaslamaya kalkıyorsunuz dedi. Bu adamcağızınla ne yaptıkları belli, bizimle ne yaptıklarımız belli dedi. Nasıl kıyaslarsınız bu adamcağızla belli dedi. Öyle olunca bizim Yalaka Türk futbol yorumcuları, tabii siz bir yalıysanız o bir gece kondu. Çingene. Bir de böyle ırkçılıklar da yaparak. Şimdi dünya futbolunda birine Lucescu'yla terim desen gülerler. Fatih Hoca yerel, lokal başarıları olan bir adam olarak kaldı. Galatasaray'da başarılı oldu. Mil takım da 2008'e kadar başarılı oldu. Sonra mil takım da başarısız oldu. Galatasaray'da da... 2020'li yıllarda hiçbir başarısı yok maalesef Fatih Hoca'nın. Lucescu dünya futbolunda büyük bir marka. PSG'li bir futbol maçı nasıl anıldı gördün mü? Herkes ağlıyor. Barış Sencemel de yoruldu. Dünya futbolunun büyük markalarından biri. Yani Johan Cruyff öldüğünde falan Lucescu için yapılan yapıldı. Türkiye Lucescu'nun kıymetini bence yeterince bilemedi. Galatasaray 2002'de Lucescu'yu kovmasa bir seri daha elde edebilirdi. Hatalı oldu açık söyleyeyim. Ve böyle büyük bir hocayı gerçekten dünya futbolu kaybetti. Oğlu da bence yalnız kendisi gibi akıllı bir adam. Razvan da daha da başarılı olacak gibi gözüküyor. Bir kere Lucescu daha futbolculuğunda bile eski küpürler çıkıyor. Dünyanın en kültürlü futbolcusu. O zamandan bile... Farklı bir adam. Yani şimdi Luchescu, Terim o muhabbetleri hatırlıyorum. Fatih Terim ona adamcağız. Bu adamcağızla beni mi kıyaslıyorsunuz? Dediğini hatırlıyorum ki Lucescu süper kupayı aldı. Aldığı dakika bu kupa Fatih Terim'indir dedi. Benim değildir dedi. Böyle bir olgunluk. Ne Terim'de ne Şonal Güneş'te ne Mustafa Deniz'de bu olgunluk olmamıştır. Birbirlerini de sevmezler de numaradan yan yana geliyorlar arada. Onun için Lucescu'yu rahmetle hem Türk futbolu adına hem de bir futbol sever olarak minnetle anıyorum. Çok büyük adamdı. Çok büyük hocaydı. Türk teknik adamlarının da Lucescu'yu örnek alması gerektiğini düşünüyorum.

Galatasarayultrataraftar

60,254 次观看 • 4 个月前

1 HAFTA ÖNCE BİZZAT YAŞADIĞIM BİR OLAY. OKURSANIZ SEVİNİRİM. İkamet ettiğim site, yazlık bir site. Kışın 3-4 aile varız, yazın ise 110 daire neredeyse full doluyor. Belki on yıl olmuştur, anamı memlekette yanımıza getiriyoruz. Kışın yanımızda kalıyor ama benim eve gelmek istemiyor. “Ezan sesi yok.” diyormuş. Neyse, çok uğraştım. Sitenin hem arka tarafına hem de ön tarafına merkezi ezan sesi için birer hoparlör koydurabildim. O sene, temmuz ayında site genel kurul toplantısında bir kadın itiraz etti. Eşi emekli albaymış. “Bu ezan olayı kesin Mustafa Bey'in başının altından çıkmıştır.” dedi. Neyse, kadın diye fazla üstüne gitmedim. “Elhamdülillah, benim başımın altından çıktı.” dedim ve oylanmasını istedim. Oy çokluğuyla kabul edildi. Gelelim, size bunu neden anlattığıma... Bu kadının son bir sene içinde eşi kalp krizinden vefat etti, sonra 40'lı yaşlarda oğlu vefat etti. Eşi dağ başında yürüyüş yaparken yanında kriz geçirmiş. Hemen 112'yi aramışlar. Bölgeye ambulans gelemez denilince ambulans helikopterle gelip götürmüşler ve eşi ambulansta vefat etmiş. Oğlu için de buna benzer bir durum olmuş. Bunları nereden mi öğrendim? Geçen gün siteye gelmiş, televizyonu göstermiyormuş. Site yöneticimiz de bir bayan. Beni aradı: “Abi, sana zahmet, Semra ablanın televizyonu göstermiyormuş. Bakabilir misin?” dedi. “Bakarım kardeşim.” dedim. Gittiğinde, “Lütfen eşinden ve oğlundan hiç bahsetme.” dedi. “Psikolojik tedavi görüyor, uzun zamandır. Ben site sakinlerini, komşuları uyardım.” dedi. “Tamam.” dedim ve gittim. Uydusunu ayarladım, kanalları tarattım. İşim bitti, çıkarken: “Kahve yapacağım, lütfen bir kahve içelim.” dedi. “Peki, olur.” dedim. “Mustafa Bey, sizden özür diliyorum.” dedi. “Yıllar önceki hatamdan dolayı.” dedi ve başladı anlatmaya. “Sanırsam siz Erdoğancısınız.” dedi. “Evet.” dedim. Eşinin olayını anlattı, helikopter olayını... Oğlu da dağın başında, bir bungalov evinde kriz geçirmiş. Gelini aramış, ona da ambulans helikopter gelmiş. Ben de artık “Başınız sağ olsun, Allah rahmet eylesin.” demek zorunda kaldım. Yönetici, “Deme.” demişti ama konu açılmış oldu. Demesem ayıp olur diye söyledim. Ağlamaya başladı. “Ağlamayın ablam.” falan diye teselli ettim. “Peki, bana neden bunları anlattınız, abla?” dedim. “Benim kadar Recep Tayyip Erdoğan'a düşman birisi belki de bu ülkede yoktu. Ben şu an gittiğim her yerde onu anlatıyorum. İnan bana, lütfen.” dedi. “İnandım.” dedim. “Peki, bu yeni partiyle CHP'ye ne diyorsun?” dedim. “Onlar beni artık alakadar etmiyor.” dedi ve ekledi: “Ekrem İmamoğlu, Atatürk'ün partisini bitirdi.” “Hadi, bana müsaade.” dedim. “Ağlamak yok, bol bol dua et.” dedim. Gülümsedi. Şimdi şu arkadaşın videosunu gördüm de bunu anlatmak istedim. Cümleten Hayırlı geceler.

Kumandan

51,524 次观看 • 24 天前

Göğün altında son savaş! Bozkırın sonsuz ufkunda at nalı sesleri yankılanıyordu. Türkler ve Düşmanları kaderleri belirleyecek son savaş için karşı karşıyaydı. Kök Tengri'nin kutsadığı Türkler savaş meydanında defalarca Zafer Kazanmıştı! Ancak bu kez farklıydı. Düşman sayıca üstündü, hilekardı ve en önemlisi Türklerin içindeki bazı boylar ihanet etmişti! Töre bozulmuş, birlik dağılmıştı! Büyük Kağan elinde kılıcıyla son kez ordusuna baktı. Onların gözlerinde korku yoktu! Ama Ölümle dans edeceklerini biliyordu. Düşman dalga dalga üzerlerine gelirken Türk atlıları bozkır rüzgarı gibi saldırıya geçti. Oklar yağmur gibi yağdı, mızraklar çarpıştı, kılıçlar kanla beslendi! Ancak Savaşın kaderi kanla yazılan bir kitaptı ve bu kez sayfalar Türkler aleyhine dönüyordu. Savaşın ortasında düşmanın öncü birlikleri Türk saflarına yarmaya başladı. Ancak asıl yıkım içerden gelen İHANETTİ! Bazı Türk boyları düşmanla anlaşarak savaş meydanını terk etti. Kutsal sancak düştü, Kağan yaralandı ve Türk savaşçıları birer birer şehit oldu. Kağanın oğlu genç ve cesur bir savaşçı! Son kalan birlikleri ile kaçmak zorunda kaldı. Onların artık ne bir Devleti vardı ne de bir yurdu vardı. Dağılan Türkler ya köleleştirildi yada Bozkırın sonsuzluğunda kayboldu! Ancak küçük bir grup tarihin en büyük sırrına dönüşecek olan bir yolculuğa çıkacaktı. O yol Ergenekon'a giden yoldu. Gece çöktüğünde kan ve külden doğan sessizlik her yeri sardı. Büyük Türk Milleti tarihten silinmiş gibi görünüyordu ancak; Kader henüz tamamlanmamıştı! Kağanın oğlu ve bir avuç Türk dağların arasında gizlenmiş kimsenin bilmediği bir geçiti keşfettiler. O geçit onları Ergenekon'a götürecekti! Geniş vadilerle çevrili, bereketli suların aktığı etrafı geçit vermez dağlarla sarılı gizli bir ülke! Türkler burada düşmandan uzak bir şekilde Kadim törelerini, geleneklerini ve savaşçı Ruhlarını koruyarak yeni bir hayat kurdu. Ama bu sürgün bir Kurtuluş muydu yoksa sonsuz unutuluş muydu? Türkler Ergenekon'a ulaştığında geride kalan Dünyaya son kez baktılar. Geldikleri yol kayalarla kapandı. Bozkırın sonsuz ufku artık yoktu. Kök Tengri'nin altında özgürce at süren halk şimdi dört dağın arasında hapis olmuştu. Ama kader bazen en büyük sınavları vermeden en büyük Zaferleri yazmazdı. İlk yıllar büyük hayatta kalma mücadelesi oldu. Ellerinde ne bir ordu, ne de bir Devlet vardı. Sadece eski töreler ve bilgelikle yaşamlarını yeniden kurdular. Demirciler ocaklarını yaktı, Avcılar dağlara çıktı. Kadınlar kumaştan zırhlar dokudu. Yaşlı bilginler çocuklara eski destanları anlattı. Çünkü Türkler için bir toprak kaybolabilir ama bir ruh kaybolursa Millet gerçekten yok olurdu. Tarihte görülmemiş bir şeyi yaptık. Demirden dağları eritmek için dev ateşler yaktık. Günlerce gecelerce tüm ocakları yaktık,ateşi besledik. O kadar büyük bir alev yükseldim ki gece bile bozkır gündüz gibi Aydınlandı. Kızıl dumanlar gökyüzüne ulaştı. Alevler adeta göğü yaktı. Demir dağ erimeye başladı. Ateşin gücü, zamanın sabrı ve Türklerin iradesi birleşmişti! Tarih yeniden yazılmaya başlamıştı. —Hani hep diyorum TÜRK, "Her şey bitti" denildiği an yeniden başlayandır. —2. Kez Ergenekon'dan çıkacağız. Gerekirse 3,4,5 kez çıkacağız ama asla Türklük bilincini kaybetmeyeceğiz. Töremize sahip çıkacağız. Her şeyi unutsanızda Türk olduğunuzu asla unutmayın. TANRI TÜRK'Ü KORUSUN! #TaşacakBuDeniz

ATAY HAN

24,931 次观看 • 9 个月前

EKREM İMAMOĞLU’NUN SOYAĞACI YALANI VE İNSANLARI KANDIRMASI… Kimsenin soyuyla sopuyla bir işim yok. Bu konuya gelme nedenim, İmamoğlu İnşaat’ın resmi web sitesinde yer alan ‘TARİHÇE’ başlığı altındaki bilgiler. Ekran görüntüsünü paylaştığım bölümde şunlar yazılı: -1950: Merhum Mevlüt İmamoğlu ve çocukları MEHMET, Alican, Osman İmamoğlu Trabzon merkezine yerleşerek kereste ve ahşap dekorasyon işine başladı. -1970: Hasan ve Alican İmamoğlu ortaklığında, inşaat malzemeleri toptan ve perakende satışı ve müteahhitlik firmasının alt yapısı oluşturuldu. -1980: Ali İmamoğlu, Ahmet İmamoğlu ve Murat İmamoğlu gibi ikinci kuşak yöneticilerin firmaya katılmasıyla bir çok farklı noktada yeni şantiyeler kuruldu. -1989: Yalova ve İstanbul’da kurulan şantiyelere paralel olarak İmamoğlu İnşaat faaliyetlerini İstanbul merkezinde sürdürme kararı aldı. -1995: İmamoğlu İnşaat, başta İstanbul olmak üzere Trabzon dışındaki faaliyetlerini Hasan İmamoğlu ve Ekrem İmamoğlu yöneticiliğinde sürdürmeye devam etti. İmamoğlu İnşaatın resmi web sayfasında yazan tarihçesi, kelimesi kelimesine bu şekilde. MEHMET adını büyük yazmamın nedenini aşağıda anlayacaksınız! Ekrem İmamoğlu , 2019 Seçimlerinden önce konuk olduğu Veyis Ateş’in Habertürk TV’deki yayınındaysa şu beyanlarda bulunmuştu: ’Soyadımız İmamoğlu. Aile kökümüz İmamoğlu. Bizim Osmanlı tapularımız var mesela, yazar orada İmamzade diye. Fakat soyadı kanunu çıkınca herkes bir ailesine baksın önce hiçbir aile oğlu soyadını alamamış. Dedem gidiyor Mevlüt dedem soyadını istiyor, diyor ki İmamoğlu, yok diyor oğlu soyadı yok seç oradan Taş, Kaya, Deniz…Bağırıyor çağırıyor dedem kavga ediyor aslında, nüfus müdürüyle ve terk ediyor. Bizim soyadımızı nüfus müdürü koydu biliyor musunuz. Kendisini savundu diye Müdafa yani kendisini savundu diye Müdafa yani çok afedersiniz Gıcık koyabilirdi hani. Müdafa’nın hikayesi bu. Sonra bu yönetmelik değişince ailede ilk babam soyadını değiştiriyor, gerekçe olarakta tapuları gösteriyor.’ Şimdi gelelim Ekrem İmamoğlu ‘nun nasıl yalan konuştuğuna. İlk olarak İmamoğlu İnşaatın ‘TARİHÇE’ kısmında yer alan hikayeden başlayalım ve Mevlüt Müdafa’ya gelelim. İmamoğlu İnşaat’ın kronoloji olarak verdiği ilk tarih 1950 yılı. Bu yılda Mevlüt İmamoğlu ve çocukları Mehmet, Alican ve Osman İmamoğlu isimleri geçiyor. ÖNCELİKLE MEVLÜT İMAMOĞLU yani MEVLÜT MÜDAFA’NIN MEHMET ADINDA BİR OĞLU YOK! Mevlüt İmamoğlu olarak yazılan Mevlüt Müdafa, Mineş ve Mehmet çiftinden 1 Temmuz 1900 yılında dünyaya geliyor. Mevlüt Müdafa, 1925 yılında 25 yaşındayken 1913 doğumlu ve nikah tarihinde 13 yaşında olan Ali ve Ayşe çiftinin kızları Zeliha hanımla evleniyor. 25 yaşındaki Mevlüt (Müdafa) ile 13 Yaşındaki Zeliha (Müdafa) hanımın 1 yıl sonra 1926’da ilk çocukları Emine (İnan) dünyaya geliyor. Emine’nin doğumundan 2 yıl sonra 1928 de Mevlüt (Müdafa) beyin ikinci eşi olan Fatime hanımdan Asiye (Serdar) dünyaya geliyor, Asiye’nin doğumundan yaklaşık 2 ay sonra Mevlüt (Müdafa) beyin birinci eşi olan Zeliha hanımdan da üçüncü çocuğu olan Hava (Cimşit) dünyaya geliyor. Yani, Mevlüt Müdafa’nın 1928 yılında 2 tanesi Zeliha hanım 1 tanesi Fatime hanımdan olmak üzere 3 çocuğu dünyaya gelmiş durumda. 1934’te Ali dördüncü çocuk olarak, 1935’de beşinci çocuk olarak Osman, 1940 yılında da altıncı çocuk olarak Alican, birinci eşi Zeliha hanımdan dünyaya gelirken 1945’te de yedinci çocuk olarak Zekiye hanım, Mevlüt (Müdafa) beyin ikinci eşi Fatime hanımdan dünyaya geliyor. Mevlüt Müdafa’nın Zeliha hanımdan Emine, Hava, Ali, Osman ve Alican olmak üzere 5 çocuğu, ikinci eşi Fatime hanımdan da Asiye ve Zekiye olmak üzere 2 çocuğu, toplamdaysa 7 tane çocuğu oluyor. İşte Ekrem İmamoğlu ‘nun ilk yalanı, İmamoğlu İnşaatın ‘TARİHÇE’ kısmında Mevlüt Müdafa/İmamoğlu’nun çocukları diye sıraladığı MEHMET isminde karşımıza çıkıyor. Mehmet kim? Birazdan ona değineceğim… Şimdi dönelim yeniden Mevlüt Müdafa’nın çocuklarına. 7 çocuğunun ilki olan 1926 doğumlu Emine (Müdafa) hanım, 1946 yılında kendisinden 4 yaş küçük olan 1930 doğumlu Hasan (İnan) ile evleniyor. Evlendiklerinde Hasan 16, Emine hanım ise 20 yaşında. İlk çocukları Kemal 1 yıl sonra 1947 de, ikinci çocukları Hava (İnan) 1948 de, üçüncü çocukları Cemal (İnan) 1949 da, dördüncü çocukları Ahmet (İnan) 1952 de, beşinci çocukları Murat (İnan) 1959 da, altıncı çocukları Cemal (İnan) 1964’te ve yedinci çocukları Meryem (Günaydın) ise 1966’da dünyaya geliyor. Emine-Hasan çiftinin ikinci çocukları olan ve 1948’de dünyaya gelen Hava İnan, Ekrem İmamoğlu ‘nun annesi. Yani Ekrem İmamoğlu ‘nun ‘DEDEM’ diye her yerde anlattığı Mevlüt Müdafa, Ekrem İmamoğlu ‘nun değil annesi Hava İnan’ın anne tarafından dedesi. Ekrem İmamoğlu ‘nun annesi Hava hanımın babası Hasan İnan ise, Talip bey ve Sakine hanımın oğulları. 1904 doğumlu Talip (İnan) beyin Sakine hanımdan 1930’da Hasan adında, 1938’de Mevlüt adında, 1945’te Aslan adında ve 1947 yılında da Seyfettin adında 4 çocuğu dünyaya geliyor. Ekrem İmamoğlu ‘nun annesi Hava hanımın baba tarafından dedesinin adıysa Talip (İnan). Ekrem İmamoğlu ‘nun annesi Hava İnan’ın anne ve baba tarafından soyağacı bu şekilde. Peki babası Hasan İmamoğlu’nun soyağacı nasıl? 1948 doğumlu olan Hasan İmamoğlu, Mehmet bey ve Zehra hanımın ilk oğlu. Mehmet beyin babası ve annesinin adı kayıtlarda mevcut değil. Mehmet beyin eşi Zehra hanım ise Ayşe ve Osman çiftinden 1916’da dünyaya gelirken Ayşe ve Osman çiftinin Zehra hanım dışında başka çocuğunun kaydı yok. Kayıtlara göre Hasan İmamoğlu’nun babası Mehmet bey, meşhur dede Mevlüt Müdafa’nın ne oğlu ne kardeşi. Mehmet-Zehra çiftinin ilk çocukları Hasan İmamoğlu dışında ikinci çocukları Asiye hanım 1953, üçüncü çocukları Sakine hanım 1954, dördüncü çocukları Ali bey 1956, beşinci çocukları Ahmet bey 1958 ve altıncı çocukları Murat bey ise 1963 yılında dünyaya geliyor. Yani Ekrem İmamoğlu ‘nun 2 halası ve 7 Şubat 2012’de borcundan dolayı gururuna yediremeyip aile kabristanı başında intihar eden amcası Ali İmamoğlu dışında 2 amcası daha var. Ekrem İmamoğlu ‘nun babası Hasan İmamoğlu ‘nun da soy ağacında Mevlüt diye bir dedesi mevcut değil. Ekrem İmamoğlu ‘nun ikinci yalanı burada ortaya çıkıyor. Habertürk TV’de Veyis Ateş’in programında soyadımızı ilk değiştiren babam oldu beyanıda doğruyu yansıtmıyor. Baba Hasan İmamoğlu’nun babası Mehmet beyin ne baba ne anne tarafının arşivlerde bir kaydı yok. Dolayısıyla @ekrem_İmamoglu ‘nun baba tarafından dedesinin adının Mehmet, babaannesinin adının Zehra olduğunu, Zehra hanımın babasının adının Osman, annesinin adının da Ayşe olduğunu biliyoruz. BU SOYAĞACI NEDEN ÖNEMLİ? İnsanların soyu-sopu kimseyi ilgilendirmez ama birisi çıkıp milyonların gözünün içine baka baka yanlış bilgiler veriyor, bunu seçim malzemesi yapıyor ve bu yalan-yanlış bilgiler üzerine bir şirket profili ve başarı hikayesi kurguluyorsa, işte bu soyağacı o zaman önem kazanıyor. Çünkü 2004 yılında batmış, 2012 yılında amcaları Ali İmamoğlu’nu iflastan kurtaramayıp intihar etmesine tanıklık etmiş bir aile, nasıl oluyorda oğullarının 2008'de CHP üyesi, 2009'da kurucusu olarak CHP Beylikdüzü İlçe Teşkilatı Başkanı ve 2014'te de CHP Beylikdüzü Belediye Başkanı olduktan sonra ultra zenginleşiyor, sorusu cevap bulmalı. Sonuç olarak, Ekrem İmamoğlu ‘nun Mevlüt Müdafa diye bir dedesi yok! Ne Hasan İmamoğlu’nun ne babası Mehmet ne de annesi Zehra'nın Mevlüt Müdafa diye bir babası veya dedesi yok! Kayıtlarda bir Mevlüt Müdafa var o da Ekrem İmamoğlu ‘nun anneannesi Emine hanımın babası. Çok yakında Ekrem İmamoğlu ve babası Hasan İmamoğlu'nun Yalova ve Güngören maceralarıyla yeniden bu soy ağacını güncelleyeceğim...

Emre Ercis

301,872 次观看 • 2 年前

Gazeteci Deniz Zeyrek, Özgür Özel'e yöneltilen rüşvet suçlamaları hakkında; ​"Kendisi de söyledi, dedi ki: 'Ya insan bir utanır.' Yani birine rüşvet suçu diye işlem yapacaksın, onunla ilgili algı yaratmaya çalışacaksın... Rüşvet nedir? Kim alır rüşveti? Neam kamu görevlisi diyor Özgür Özel. 'Yaptığım iş ne? İhale mi dağıtıyorum? Utanmazlığın dik alasıdır' diyor. ​Halbuki gerçekten de böyle bir... Yani gerçekten suçların içi boşaltılıyor. Yani rüşvet, irtikap vesaire falan bu tanımların içi boşaltılıyor. ​Yani bugün... Bugüne kadar Özgür Özel'e yöneltilen rüşvet suçlamalarına bak. Özcan Yalım, 'Haluk Başkan' diyorlardı ya o, 'duvardan atmış Özgür Özel'in sitesine.' Özgür Özel almış mı, almamış mı bilmiyor, duvardan atmış. ​Muhittin Böcek, 'Ferdi Zeyrek'e vermiş 950 bin euro.' Ondan sonra Özgür Özel'e aktarılmak üzere... İşte bilmem Gökhan Böcek CHP'de 6. katta 1 milyon euroyu Veli Ağbaba'nın danışmanına vermiş falan... ​Hiçbirinde Özgür Özel hiçbir yerde yok. Yani ne somut bir şey... Koskoca Adalet Bakanı çıktı dedi ki: 'Özgür Özel Manisa'nın girişinde bir benzinlikte Muhittin Böcek'le buluştuğuna dair, orada da 20 milyon euro aldığına dair bir şey var, bilgi var' dedi. 'Muhittin Böcek yakında itirafçı olacak' dedi. Ne oldu o iddia mesela? ​Yani bu gerçekten de Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir şey bu. Ülkenin Adalet Bakanı çıkıyor, bir iddia ortaya atıyor ve o iddianın unutulması için şimdi çaba gösteriyorlar. Ne oldu ya? Yani bu Manisa'nın girişindeki benzinlikte Muhittin Böcek'le Özgür Özel'in buluştuğuna dair, 20 milyon dolardı galiba, Özgür Özel'e Muhittin Böcek'in verdiğine dair bu iddia ne oldu? ​Yani ben hesapladım oturdum üşenmeden. Arada kaynadı gitti ama tekrar söyleyeceğim. Muhittin Böcek ile oğlu Gökhan Böcek'in Veli Ağbaba'ya, Özgür Özel'e, Ekrem İmamoğlu'na ve rahmetli Ferdi Zeyrek'e verdiklerini iddia ettiği para miktarı ne kadar biliyor musunuz? 1 milyar 260 milyon lira! 1 milyar 260 milyon lira, eski parayla 1 katrilyon 260 trilyon lira! Ya dalga mı geçiyorsunuz siz arkadaşlar ya? ​Şimdi buradan Özgür Özel'e rüşvet, zincirleme rüşvet falan... Ya el insaf! Bir de adamın hayatı ortada ya! Özgür Özel'in hayatı ortada. Kızına bir tane ev almışlar, onu bile teşhir ettiler. Adresini sızdırdılar, bilmem rüşvet şeyiymiş gibi gösterdiler. Karı koca eczacı, iki tane eczaneleri var, milletvekili yıllardır... Yani yaşamı ortada ya! Parayla pulla ilişkisi olmadığı her halinden belli olan bir adam var orada. Bu adama kalkmışlar zincirleme rüşvet algısı yaratmaya çalışıyorlar. O da haklı olarak 'Tüh, el insaf ya' diyor"

Pardon

47,677 次观看 • 13 天前

Gazeteci Deniz Zeyrek, Özgür Özel'e yöneltilen rüşvet suçlamaları hakkında; ​"Kendisi de söyledi, dedi ki: 'Ya insan bir utanır.' Yani birine rüşvet suçu diye işlem yapacaksın, onunla ilgili algı yaratmaya çalışacaksın... Rüşvet nedir? Kim alır rüşveti? Neam kamu görevlisi diyor Özgür Özel. 'Yaptığım iş ne? İhale mi dağıtıyorum? Utanmazlığın dik alasıdır' diyor. ​Halbuki gerçekten de böyle bir... Yani gerçekten suçların içi boşaltılıyor. Yani rüşvet, irtikap vesaire falan bu tanımların içi boşaltılıyor. ​Yani bugün... Bugüne kadar Özgür Özel'e yöneltilen rüşvet suçlamalarına bak. Özcan Yalım, 'Haluk Başkan' diyorlardı ya o, 'duvardan atmış Özgür Özel'in sitesine.' Özgür Özel almış mı, almamış mı bilmiyor, duvardan atmış. ​Muhittin Böcek, 'Ferdi Zeyrek'e vermiş 950 bin euro.' Ondan sonra Özgür Özel'e aktarılmak üzere... İşte bilmem Gökhan Böcek CHP'de 6. katta 1 milyon euroyu Veli Ağbaba'nın danışmanına vermiş falan... ​Hiçbirinde Özgür Özel hiçbir yerde yok. Yani ne somut bir şey... Koskoca Adalet Bakanı çıktı dedi ki: 'Özgür Özel Manisa'nın girişinde bir benzinlikte Muhittin Böcek'le buluştuğuna dair, orada da 20 milyon euro aldığına dair bir şey var, bilgi var' dedi. 'Muhittin Böcek yakında itirafçı olacak' dedi. Ne oldu o iddia mesela? ​Yani bu gerçekten de Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir şey bu. Ülkenin Adalet Bakanı çıkıyor, bir iddia ortaya atıyor ve o iddianın unutulması için şimdi çaba gösteriyorlar. Ne oldu ya? Yani bu Manisa'nın girişindeki benzinlikte Muhittin Böcek'le Özgür Özel'in buluştuğuna dair, 20 milyon dolardı galiba, Özgür Özel'e Muhittin Böcek'in verdiğine dair bu iddia ne oldu? ​Yani ben hesapladım oturdum üşenmeden. Arada kaynadı gitti ama tekrar söyleyeceğim. Muhittin Böcek ile oğlu Gökhan Böcek'in Veli Ağbaba'ya, Özgür Özel'e, Ekrem İmamoğlu'na ve rahmetli Ferdi Zeyrek'e verdiklerini iddia ettiği para miktarı ne kadar biliyor musunuz? 1 milyar 260 milyon lira! 1 milyar 260 milyon lira, eski parayla 1 katrilyon 260 trilyon lira! Ya dalga mı geçiyorsunuz siz arkadaşlar ya? ​Şimdi buradan Özgür Özel'e rüşvet, zincirleme rüşvet falan... Ya el insaf! Bir de adamın hayatı ortada ya! Özgür Özel'in hayatı ortada. Kızına bir tane ev almışlar, onu bile teşhir ettiler. Adresini sızdırdılar, bilmem rüşvet şeyiymiş gibi gösterdiler. Karı koca eczacı, iki tane eczaneleri var, milletvekili yıllardır... Yani yaşamı ortada ya! Parayla pulla ilişkisi olmadığı her halinden belli olan bir adam var orada. Bu adama kalkmışlar zincirleme rüşvet algısı yaratmaya çalışıyorlar. O da haklı olarak 'Tüh, el insaf ya' diyor"

Frekans

55,481 次观看 • 13 天前

Ahmet Davutoğlu İTİRAFÇI OLMALIDIR ? 2 dakikanızı ayırıp Hayko Bağdat ın muhteşem tesbitini dinleyebilir misiniz ? “Ona ihtiyacı olduğu bilgisi, yani kitlelerin dayanılmaz bir ihtiyaçla ona beklediği, adeta Mesih bekler gibi Davutoğlu’nu beklediğimiz bilgisi nereden haiz olmuş bilmiyorum. Ne seçim sonuçlarında böyle bir durum var, ne partisinin gördüğü itibarda böyle bir durum var. Hem medyada yer aldığına bakıyoruz hem yaptığı açıklamalara, yani 10 yıldır ortada. Hadi gel şimdi üst üste koyalım, bir saat daha sürer. Türkiye Cumhuriyeti iktidarı ve devleti bu 10 yılda ne suçlar işledi Erkan yani kendi başbakanlığı döneminde. 10 Ekim Gar Katliamı ile, eee değil mi, 33 çocuğun öldüğü Suruç katliamıyla başlayalım ve 10 yıl boyunca kaç insan öldüğünü bir konuşalım. Bu ülkede kimlere ne haksızlıklar yapıldı? Kimlerin mallarına çöküldü? Mafyayla siyaset iç içe girdi, narkotiği kim, hangi devlet kurumları üzerinden yapıyor? Madem bu kadar iyi biliyor ve muhalefette bugün ve ona ihtiyacımız olduğunu düşünüyor. Evet, bu konuda ihtiyacımız var. İtirafçı olmalıdır Ahmet Davutoğlu. Rejimin son 10 yıllarının işlediği suçların itirafçısı olmalıdır. Bir tanesi de Babacan değil mi Mehmet Şimşek’le görüntü vermiş, bir de ekonomi konuşmuşlar. O ne demişti? O da dedi ki ‘benim Erdoğan’a zaten bir kırgınlığım yok ya. Erdoğan gibi bir adama kırgın olmak için Erdoğan’ın daha ne yapması lazım?’ Kardeşim bu ülkeye… Ya bireysel olarak benim şahsen kırgınlığım var. Benim aileme, hayatıma, yaşama dokunmuştur mesela. Yani hayatımın bireysel olarak kırgınlığım var. Şahsen bile var. Yani Türkiye’de kaç milyon insanın hayatına dokunuldu? Kaç milyon insanın malına çöküldü? Yani Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde mafyayla siyasetçiler poz verdiğinde devlet burada oluyormuş. Hani tokatı yiyince mi kızacaksın? Ülkesi adına da mı kırılmamış Erdoğan’a? Yani kadınlar adına da mı kırılmamış? İstanbul Sözleşmesi’nden çıktı. Her gün Avrupa’da en çok kadın öldürülen ülke haline geldik. Organ ticareti yapılıyor. Mülteci satılıyor ülkede. Yani bu adama kızmak için onun siyasetiyle arına mesafe koymak için değil mi? İki garip insan bunlar ya. Bunlar nasıl altılı masada beraber… Yani nasıl nasıl yüzsüzlük bu? Yani ne çabuk oldu bunlar. Biz Muharrem İnce’ye laf ettik, Sinan Oğan’a laf ettik falan da bu arkadaşlar da yani bravo yani. Hepimiz Ahmet Davutoğlu’na bekliyoruz. Kurtaracak bizi öyle mi yani?

Kanadalı Naz

35,847 次观看 • 9 个月前

CHP'lilerin her fırsatta selâm gönderdiği, "Siyasî tutsak" diyerek demogoji yaptığı ve “Cözüm, TBMM'de, İmralı'da değil” diyerek hedef saptırdığı ortamda, o çok sevdikleri Selo, cezaevinden açıklama yaptı: "Ben neysem Öcalan da o! DEM, Öcalan'ın partisidir." “1- Sayın Öcalan’ın inisiyatif aldığı, Sayın Cumhurbaşkanı ile Sayın Bahçeli’nin de büyük cesaretle sahiplendikleri, Sayın Özel başta olmak üzere muhalefetin de güçlü bir şekilde desteklediği barış girişimlerinin içindeyim, yanındayım, arkasındayım. Bu konuda Sayın Öcalan ile aramızda bir rekabetin, ayrılığın ya da çatışmanın sözü bile edilemez. Sayın Öcalan’ın rolü, misyonu ve tarihi sorumluluğu son derece önemlidir ve bunları ancak kendisi yerine getirebilir, ben dahil bir başkası değil. Benim demokratik siyasetteki rolüm ve misyonum da barış çabalarını destekleyecek ve tamamlayacak niteliktedir. Bunu da benim dışımda ve benim adıma kimsenin yerine getirme şansı yoktur. Bununla birlikte, İmralı ile Edirne koşullarında bu misyonu sağlıklı bir şekilde tamamlama imkanımız yoktur. Bu da bir gerçektir; dayatma, pazarlık veya koşul değildir. Umarım Meclis Komisyonu İmralı’ya gider ve ne demek istediğimi yerinde görür, gözlemler, ilk ağızdan tüm gerçekleri dinler. 2- Benim kimseye karşı kinim de nefretim de yoktur; öyle bir lüksüm de yoktur. Ola ki bir gün özgür koşullara kavuşursam ve kendileri de kabul ederlerse Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere Sayın Özgür Özel, Sayın Devlet Bahçeli, Sayın Ali Babacan, Sayın Ahmet Davutoğlu, Sayın Fatih Erbakan, Sayın Erkan Baş, Sayın Mahmut Arıkan, Sayın Müsavat Dervişoğlu dahil olmak üzere tüm siyasi aktörlerle yüz yüze görüşmeyi, varsa öneri ve eleştirilerini dinlemeyi, kendi görüşlerimi ve ülkenin geleceği yararına düşüncelerimi samimiyetle paylaşmak isterim. Bunu da hiçbir siyasi ikbal, koltuk, makam, mevki hesabına girmeden içtenlikle yaparım. Eğer Sayın Cumhurbaşkanı demokratik reformlarla yeni bir sayfa açmayı ve ülkeyi bambaşka sosyal ve ekonomik koşullara taşımayı hedefleyen bir politikayı hayata geçirmeyi ciddiyetle ortaya koyarsa tıpkı barış sürecini koşulsuz desteklediğim gibi bunu da tereddütsüz desteklerim. 3- Ben siyasete Demokratik Toplum Partisi DTP’de girdim ve siyasi geleneğimizin bugünkü temsilcisi DEM Parti benim tek partimdir. Bir gün siyasette olma zorunluluğum ortaya çıksa bile benim evim, yuvam DEM Parti’dir. Başka parti kuracağıma, başka partiye geçeceğime yönelik her yorum sadece spekülasyondur. 4- Siyasi mücadele sadece siyasi partilerin çatısı altında yürütülmez. Yaşamın her alanı politiktir ve mücadele zeminidir. Aktif siyasette olmasam bile aktif mücadelenin her zaman içinde olmaya devam ediyorum, edeceğim. Belirttiklerim dışında her şey yakıştırmadır, yorumdur, spekülasyondur. Önce barışı, sonra adaleti, eşitliği ve kardeşliği hep birlikte sabırla, adım adım inşa edeceğiz. Umutsuzluğa, karamsarlığa, yılgınlığa yer yok. Mutlaka başaracağız. Şimdi gözümüz kulağımız, Meclis Komisyonunun alacağı cesur ve tarihi kararda olacak.” Selahattin Demirtaş 20 Kasım 2025 Edirne Cezaevi

NE KADAR OLDU?

15,880 次观看 • 9 个月前