Sensitive content

This media may contain sensitive content.

Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

60,365 views • 2 months ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

105 yaşındaki anneannemin sağlıklı ve uzun yaşam sırrı Kendisi anneannem olur. 105 yaşına yakın. Tek bir kronik hastalığı olmadığı gibi demans gibi şeyler ona uğramadı. Onunla çok uzun vakit geçirdim küçükken, büyüyünce de… Beraber çok yaşadık. Bunca bilgi, yazılar nerden geliyor! Bir zamanlar eli üstümdeydi, şimdi benim elim onun üstü olmaya çalışıyor. Anneannemim uzun yaşamasının sırrını sorgularım bazen. Sabah hep erken kalkması, hep yalın ayak yürümesi, ölçülü ve sağlıklı yemesi ve sirke içmeyi yaşam biçimi haline getirmesi dışında bence O hep hayatın içinde kaldığı için bu kadar uzun yaşıyor. Çok yardım sever olduğu, misafiri, geleni gideni hep sevdiği için. Ama kendisine göre uzun yaşamasının tek sırrı var: “kimseyi kınamamak”. Her kınamada kınadığın kişinin günahına ortak olursun, yarısı sana geçer, sende hep kalır, diyor. Yani bazı insanlar uzun yaşamanın sırrını pahalı kürlerde, mucize besinlerde arar ya… O “Kimseyi kınamama”da bulmuş. Küçükken rüyasında söylenmiş bu sır kendine. Söylediklerini ben ifade edersem: Her kınama, görünmeyen bir bağ kurar kınadığın kişiyle… Onun yükünün büyük bir kısmını sen alırsın, sende depolanır. Yargılamamayı öğrenmek gerekiyor… Herkesin kendi imtihanında yürüdüğünü bilmek gerekiyor. Belki de mesele gerçekten bu kadar sade… Hepiniz beğeni yapın anneanneme, paylaşın lütfen. Hazineler, sırlar bu topraklarda. Ne Ayurveda'da ne de batı da. Tam burada! #sağlıklıyaşam #uzunyaşamınsırrı #kadimbilgiler #mutluyaşam

kayrafermente

53,514 views • 6 months ago

Tutuklanarak cezaevine gönderilen annenin ifadesi ortaya çıktı: • İmam nikahlı eşim Bilal’le sosyal medya üzerinden tanıştık, bir ay sonra Fatih’teki evime geldi. Annem ve babam sevgilim olduğunu bildiği için bizde kalmasına izin verdi, cinsel birliktelik yaşadık. Sonra hamile olduğumu fark ettim. • Oğlum erken doğduğu için 15 gün yoğun bakımda kaldı. Bebeğimin bakımı ile babam ilgileniyordu, mama ile besliyorduk. • Bebeğimi en son 31 Aralık günü sabah canlı gördüm. Yanımda Bilal ve babam vardı, saat 11.00 gibi uyanık bir vaziyette bebeğe mama vermeye çalıştım ancak bebek mamayı içmedi. • 3 gündür zaten mamasını hiç tüketmediği için ben de bebeği zorlamadım ve yerine bıraktım. • Saat 14.00 sıralarında oğlumun nefesi kesildi. İlk önce eşim oğlumun nefes almadığını fark etti, herhangi bir müdahalede bulunmadık ve bebeğin nefes alışverişi tamamen kesilince aynı şekilde yatağa bıraktık. • Bebeğin öldüğünü fark ettikten sonra yatağın üzerine bıraktık. Ardından yemek hazırlayıp yedik. • Babama neden ambulansı aramadığımızı sorduğumda ‘şu an çalışmıyorlar ben vakti geldiğinde arayacağım’ dedi. • Babam bütün vakit namazlarını kıldıktan sonra akşam ‘ambulansı arayalım’ dedi ve Bilal ambulansı çağırdı. • Yaklaşık üç gündür bebeğimi beslememe izin vermiyordu, babam bebeği bilerek aç bırakıyordu. • Ben ve Bilal mama vermek istiyorduk, ancak babam mama vermemizi engelleyerek 3 gün boyunca mama verdirtmedi; ‘Yaren mama verme bırak ölsün’ diyordu ve beni engelliyordu.” (Dilek Yaman Demir)
3:22

Sensitive content

Tutuklanarak cezaevine gönderilen annenin ifadesi ortaya çıktı: • İmam nikahlı eşim Bilal’le sosyal medya üzerinden tanıştık, bir ay sonra Fatih’teki evime geldi. Annem ve babam sevgilim olduğunu bildiği için bizde kalmasına izin verdi, cinsel birliktelik yaşadık. Sonra hamile olduğumu fark ettim. • Oğlum erken doğduğu için 15 gün yoğun bakımda kaldı. Bebeğimin bakımı ile babam ilgileniyordu, mama ile besliyorduk. • Bebeğimi en son 31 Aralık günü sabah canlı gördüm. Yanımda Bilal ve babam vardı, saat 11.00 gibi uyanık bir vaziyette bebeğe mama vermeye çalıştım ancak bebek mamayı içmedi. • 3 gündür zaten mamasını hiç tüketmediği için ben de bebeği zorlamadım ve yerine bıraktım. • Saat 14.00 sıralarında oğlumun nefesi kesildi. İlk önce eşim oğlumun nefes almadığını fark etti, herhangi bir müdahalede bulunmadık ve bebeğin nefes alışverişi tamamen kesilince aynı şekilde yatağa bıraktık. • Bebeğin öldüğünü fark ettikten sonra yatağın üzerine bıraktık. Ardından yemek hazırlayıp yedik. • Babama neden ambulansı aramadığımızı sorduğumda ‘şu an çalışmıyorlar ben vakti geldiğinde arayacağım’ dedi. • Babam bütün vakit namazlarını kıldıktan sonra akşam ‘ambulansı arayalım’ dedi ve Bilal ambulansı çağırdı. • Yaklaşık üç gündür bebeğimi beslememe izin vermiyordu, babam bebeği bilerek aç bırakıyordu. • Ben ve Bilal mama vermek istiyorduk, ancak babam mama vermemizi engelleyerek 3 gün boyunca mama verdirtmedi; ‘Yaren mama verme bırak ölsün’ diyordu ve beni engelliyordu.” (Dilek Yaman Demir)

Son Dakika Haberleri

43,747 views • 9 months ago

Değerli Dostlar, Dün bizim bahçede yakınlarımızla, 21 Mayıs olan doğum günümün partisini yaptık. Güzel dostlarla güzel vakit geçirdik, seçim öncesi birbirimizden güç aldık, moral bulduk, motive olduk. Pastayı keserken çok kısa bir konuşma yaptım ve şunu söyledim özetle; “Ben bu seçimi kazanabileceğimize inanıyorum ama en kötü senaryo bile gerçekleşse, hiçbir şey değişmeyecek ve yarın sabahtan itibaren dümdüz mücadeleye, bildiğimiz, inandığımız doğruları savunmaya devam edeceğiz.” Enseyi karartmanın hiç gereği yok. İktidar çok büyük güç kaybetti son yıllarda ve bu seçimi de, Türkiye’de hiçbir hakkı ve hiçbir duygusal yakınlığı olmayan Suriyelilerle ve garip garip ülkelere bedava (güya daire alarak) vatandaşlık dağıtarak ve sandıklarda bildiğimiz bilmediğimiz her şeyi yaparak kazandılar. Bir sonraki seçimde ki bence bu mutlaka erken bir seçim olacak çünkü bitmiş ekonomiyi her şeye rağmen yönetemeyecekler ve yakın zamanda kartlar yeniden dağıtılacak. O yüzden korkmayın, doğru bildiklerinizi savunmaya devam edin, teslim olmayın ve pes etmeyin. Hayat ileriye doğrudur ve dün önemlidir ama yarın ve gelecek daha önemlidir. Ve yurt dışına gitmeyi düşünenler, sakın bunu yapmayın. Burası Atatürk’ün en imkansız şartlarda kurduğu Türkiye Cumhuriyeti ve Atatürk Türkiyesi. Atatürk’ü yedi düvel yenemedi, kimse yenemez. Unutmayın ki, bu dünyada özgürlük bedava değildir ama özgürlüğü ne kadar çok insan talep ederse,bedeli o kadar azalır. Ve son olarak Atatürk der ki; “Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben umudumu hiçbir zaman yitirmedim.” İnsan kendi Vatanında, kendi evinde umutsuz olamaz.

Nasuh Mahruki

613,187 views • 3 years ago

Eğer bir uzay gemisine binip ışık hızına çok yakın bir hızla seyahat ederseniz zaman sizin için yavaşlar ama korkunç kısım bu değil. Diyelim ki bu gemiye bindiniz ve uzayda sadece birkaç ay süren bir yolculuğa çıktınız. Sizin için her şey normal, saçınız biraz uzadı, birkaç kitap okudunuz, kahvenizi içtiniz. Ama Dünyaya geri döndüğünüzde burada yüzlerce yıl geçmiş olduğunu göreceksiniz. Fizik kuralları son derece nettir, sadece geleceğe doğru zamanda yolculuk yapabilirsiniz, geçmişe dönmek evrenin kodlarında yoktur. Sizin için geçen o kısacık 3 ayın bedeli, Dünyada bıraktığınız herkesin yaşlanması, ölmesi ve toza dönüşmesiydi. Şimdi şunu düşünün, bu videoyu izlerken kafamda bir şey patladı çünkü hepimiz birer zaman yolcusuyuz ve bazı insanlar kendi kişisel uzay gemilerinde ışık hızına ulaşmış durumdalar. Kariyer, başarı, statü veya daha fazla para uğruna o kadar hızlı yaşıyorlar ki, kendi zamanlarını kelimenin tam anlamıyla büküyorlar. Sabahları erken kalkıyorlar, maillere saniyeler içinde dönüyorlar, toplantıdan toplantıya koşuyorlar ve her şeyi optimize ettiklerini sanıyorlar. Ama olayı kaçırıyorsunuz, tıpkı o uzay gemisindeki astronot gibi, onlar hızlandıkça etraflarında sabit duran herkesin zamanı acımasızca akıp gidiyor. Başarıya ulaşmak için kendi ışık hızlarına çıktıklarında, çocuklarının ilk kelimelerini, eşlerinin yüzündeki yeni çizgileri, anne babalarının yavaş yavaş sessizleşmesini kaçırıyorlar. Onlar için aylar geçiyor gibi hissederken, sevdikleri için yıllar devriliyor. Günün birinde o geminin motorlarını kapatıp tamam başardım, artık sevdiklerimle vakit geçirebilirim diyerek Dünyaya döndüklerinde karşılaştıkları manzara tam bir enkaz oluyor. Çünkü geride bıraktıkları herkes ya çoktan geçmişte kalmış ya da aralarındaki bağ yüzyıllar öncesine aitmiş gibi kopmuş oluyor. Sırf gelecekte bir yere varmak için kendi zamanını büküp etrafındaki herkesi yaşlandırmaya değiyor mu emin değilim. Ama bildiğim tek bir şey var, hızlandıkça yalnızlaşırsın ve o gemiden indiğinde başarını kutlayacak kimseyi bulamazsın. Sadece evrenin bize söylediği o acımasız yalanla baş başa kalırsın.

Deepcosmoss

534,973 views • 3 months ago

Metafiziği modern bilim kabul etmese de kadim tarihte görünmeyen varlıklar, yani cinlerin varlığı inanç sistemlerindeydi. Özellikle bilinçli veya bilinçsiz olarak yatak odalarında kullanılan aynalı gardıropların ve banyolardaki devasa büyük aynaların, özellikle geceleri üzerlerinin örtülmesi veya mümkünse kaldırılması; Aynaların karşısında çıplak olarak görünmek, uzun süre konuşmak, şarkı söylemek, ağlamak veya gülmek özellikle gece saatlerinde aynaların karşısında uyumak veya uzun süre vakit geçirmek kaçınılması gerekebilir.Yatak odalarındaki büyük aynaların gece üzerlerinin örtülmesi bir tedbir olarak düşünülebilir. Evlerinde sıkıntı kavga durumu olanların bunu ciddi bir şekilde uygulaması ve sonucu deneyimle görebilirsiniz. Şu an içinde bulunduğumuz Ahir Zaman’da, özellikle 5G ve dijital sisteme geçişle birlikte bir emniyet kemeri olabilir. Özellikle boşanmaların, çıkan kavgaların veya yaşanan depresyon ve panik atak sıkıntılarının nedenlerinden biri de olabilir mi? Bununla ilgili kadim tarihteki araştırmaları ve yaşanmış örnekleri aşağıda sizlere sunuyoruz. Eski kadim tarihte insanlar aynayı sadece saçlarını taramak için kullanmıyorlardı. Ayna, ritüel ve kehanet aracı olarak da kullanılıyordu. Antik Yunan dünyasında catoptromancy denilen, aynaya bakarak kehanette bulunma uygulaması vardı. Cambridge University Press tarafından yayımlanan 2025 tarihli akademik çalışmada, aynaların bazı dini ortamlarda insan ile ilahi olan arasında iletişim aracı olarak kullanıldığı ve Pausanias gibi antik kaynaklarda aynayla kehanetin anlatıldığı incelenmektedir. Mısırlılar, MÖ 3000’lerden itibaren cilalanmış bakır ve bronz aynalar kullanıyorlardı. Aynanın parlak metal diski Güneş diskiyle ilişkilendiriliyor, aynalar ritüellerde özellikle Hathor ile bağlantılı semboller taşıyordu. Mezarlara da aynalar konuluyordu. Babil ve Asurlularda astroloji, alametler ve çeşitli kehanet sistemleri kullanılıyordu. Bunlarla ilgili çok sayıda çivi yazılı belge bulunmaktadır. Mezopotamya toplumlarında metal aynalar da kullanılıyordu. Meksika’daki Azteklerde ise obsidyen aynalar; yansıma, görünmeyeni görme, kehanet ve ritüellerle ilişkilendiriliyordu. 16.yüzyıl İngiliz matematikçisi ve okültisti John Dee ile ilişkilendirilen ünlü siyah obsidyen ayna bugün British Museum koleksiyonunda bulunmaktadır. Aynanın obsidyeninin Meksika’daki Pachuca bölgesinden geldiği tespit edilmiştir. İtalyan psikolog Giovanni B. Caputo, 2010 yılında Perception dergisinde Strange-Face-in-the-Mirror Illusion adlı çalışmayı yayımladı. Deneyde 50 sağlıklı kişi, loş ışıkta yaklaşık 10 dakika boyunca kendi yüzlerine aynadan baktı. Yaklaşık bir dakika sonra katılımcılar sıra dışı görüntüler bildirmeye başladı: %66 kendi yüzünün ciddi biçimde değiştiğini, %28 tanımadığı bir insan yüzü, %28 yaşlı kadın, çocuk veya ataya benzer arketipsel yüzler, %18 hayvan yüzleri, %18 değişmiş biçimde bir akrabasının yüzünü, %48 ise fantastik veya canavar benzeri yüzler gördüğünü söyledi. Romalılar metal aynaların yanında erken dönem cam aynalar da kullandılar. Günümüzdeki gibi arkasında yansıtıcı metal tabaka bulunan kaliteli cam aynalar ise özellikle Venedik ve Murano’daki cam ustaları tarafından geliştirildi ve Avrupa’da çok pahalı lüks ürünler olarak pazarlandı.

SİRKECİ

95,964 views • 1 month ago