Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

Ermeni Yazar Sevan Nişanyan'ın, Harvard Üniversitesi'nde tarih doktorası yapan oğlu Arsen Nişanyan: ▪️"Eğer bugün Suriye'de oluk oluk kan akmıyorsa, bunun tek sebebi Türkiye Cumhuriyeti ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'dir. Orta Doğu bir bataklık, vıcık vıcık bir bataklık ve bu bataklığı kurutmaya talip bir güneş T.C. Bir medeniyet vizyonu var."

85,134 просмотров • 7 месяцев назад •via X (Twitter)

Комментарии: 0

Нет доступных комментариев

Здесь появятся комментарии из оригинального поста

Похожие видео

🔴 Cihat Yaycı : Türk Silahlı Kuvvetlerine "işgalci" diyen birinin şu anda el üstünde karşılanıyor. 📌Türk Silahlı Kuvvetlerine "işgalci" diyerek ithamda bulunanlar, bu tür ifadeler kullanıp herhangi bir şeyle karşılaşmazken, bugün yaşanan olaylar vicdanları sızlatıyor. 📌Bu durum asla kabul edilebilir değildir. 📌"Ne mutlu Türküm diyene!" 📌Türklükten kastım, ulusal kimliktir. Altını çizerek tekrar belirtmek isterim ki Kürt kökenlisi, Arap kökenlisi, Türkmen kökenlisi, Çin kökenlisi, Japon kökenlisi, Alman kökenlisi fark etmeksizin, Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartını taşıyan herkes Türktür. 📌Bizi de tutuklasınlar! 📌Türk ulusal kimliğini kimse bozmamalıdır ve vatandaşlar arasında ayrım yapılmamalıdır. Atatürk'ün dediği gibi, tekrar ifade ediyorum: "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir." 📌 Türkiye’de "Türkiyelilik" diye bir kavram yoktur. Türkiye’de halklar yoktur; tek bir millet, tek bir halk vardır, o da Türk milletidir. 📌Anayasa’nın 66. maddesi de bu konuda son derece nettir. 📌 Ayrıca, dünyanın pek çok modern devletinin anayasasında benzer ifadeler bulunur. Örneğin, Almanya'da ve İtalya'da da durum böyledir. 📌Türkiye Cumhuriyeti devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür. Eğer T.C. kimlik kartın varsa Türksün; konu bu kadar net ve tartışmaya gerek yok. 📌 Eğer bunları savunanlar bir bahane ile tutuklanıyorsa, bizi de tutuklasınlar! 📌Bu durum, ırkla ya da etnik kimlikle bağdaştırılarak ırkçılık yapılmaması gereken bir meseledir. Ayrıca, milliyetçilik ile etnikçiliğin birbirinden farklı olduğunu halkımız bilmelidir. 📌Milliyetçilik, bir millet anlayışıdır ve etnisite ile ilişkili değildir. Kürt kökenli Türkler, Arap kökenli Türkler ve diğerleri Türk kimliği çatısı altında bir arada yaşarlar. 📌Tıpkı Alman kimliği çatısı altında farklı ırkların birlikte yaşadığı gibi...

TÜRK DEGS / TURK MAGS

21,538 просмотров • 1 год назад

🔴Cihat Yaycı : Ben bunu gerçekten, binlerce yıllık Türk devlet tarihinde ilk defa yaşanan bir olay olarak görüyorum. Devlete başkaldırmış, devlete isyan etmiş, 55.600 kişinin katledilmesi emrini vermiş birinden bahsediyoruz. Onun verdiği emirler ve kurduğu örgüt neticesinde 55.600 vatandaşımız şu veya bu şekilde hayatını kaybetti. Bunun yanı sıra, bu caninin kurduğu örgütle mücadele için trilyonlarca dolar harcandı. 📌Bu örgüt tamamen Siyonist bir örgüttür, bunu çok net bir şekilde ifade etmek gerekir. Bugün PKK, bu caninin ve terörist elebaşının kurduğu bir Siyonist örgüttür. Bunu yalnızca laf olsun diye söylemiyorum. Yurt dışında gerçekleştirdikleri tüm mitinglerde bu örgütün İsrail bayrağı bulunuyor. Daha dün İsrail Başbakanı Netanyahu, Güney Suriye’de bir Dürzi-Kürt otonom yönetimi kuracaklarını ve burayı kendi kontrollerine alacaklarını açıkladı. Suriye'nin güneyinin askerden arındırılarak kendilerine teslim edilmesi gerektiğini, bunun garantörünün de İsrail olacağını belirtti. 📌Bu açıklamalar gösteriyor ki, sözde "Büyük Kürdistan Projesi" aslında "Büyük İsrail Projesi"nin bir parçasıdır. Halkımızın bu gerçeği çok iyi bilmesi gerekiyor. Bu örgütün dinle, imanla hiçbir ilgisi yoktur. Marksist-Leninist ideolojiye sahip bir yapılanmadır. Ne Kur’an’la, ne Müslümanlıkla, ne de başka bir inançla alakası vardır. Tamamen Siyonizme hizmet eden, İslam düşmanı, Türk düşmanı, Türkiye Cumhuriyeti düşmanı ve Osmanlı Devleti’ne de geçmişte düşmanlık etmiş bir yapıdır. 📌Osmanlı’nın son 150 yılında, sözde "Kürt isyanları" adı altında bu tür kalkışmalar zaten vardı. Amaç, devleti bölmekti. 250 yıldır, adı Osmanlı olsun ya da Türkiye Cumhuriyeti olsun, bu toprakları parçalamak için aynı oyunlar oynanıyor. Önceki dönemlerde bu örgütlerin yerinde şeyhler, şıhlar, eşkiyalar ve çeşitli unsurlar vardı. Bunlar, İngiliz ve Siyonist oyunlarının bir parçasıydı. Osmanlı’nın parçalanmasını istediler ki İsrail devleti kurulabilsin, Türkiye Cumhuriyeti parçalanabilsin ki "Büyük İsrail" hayali gerçekleştirilebilsin. Olayın özü budur. 📌Türkiye Cumhuriyeti, bu süreçte binlerce can verdi, kan döktü, trilyonlarca para harcadı. Ancak tüm bunlara rağmen terörle mücadelede büyük bir başarı sağladı. ❗️Bugün “terörsüz bir Türkiye” zaten var. O zaman "Terörsüz Türkiye" sloganı ise yanlış bir ifadedir. İktidar, terörü bitirdiğini ifade ederken neden "Terörsüz Türkiye" diye bir slogan kullanılıyor? Eğer terör bitti deniliyorsa, bu söylem kendi kendini inkâr etmektir. 📌Daha dün Malatya’daydım. Ne terör var, ne başka bir şey. Elazığlıyım, Diyarbakır’a gitmek artık sorun değil. Türkiye’nin her yerinde devlet otoritesi tam anlamıyla sağlanmış durumda. Peki, bu durumda 26 yıldır hapiste tutulan, millet düşmanı, devlet düşmanı ve Siyonist örgüt lideri olan birine neden hala bir anlam atfediliyor? Onunla neden görüşmeler yapılıyor? 📌Bugün onun için Van ve Diyarbakır’da dev ekranlar kurulacağı, paylaşımlar yapılacağı söyleniyor. Bu çok üzücü bir durumdur. Gerçekten akıl tutulması yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terör örgütü liderine muhtaç olur mu? Ondan medet umulur mu? 📌Dem Parti gibi yapılar, Türkiye’de ayrıştırıcı bir dil kullanıyor. Mesela "Amed" gibi ifadelerle Diyarbakır’ın adını değiştirme çabasına giriyorlar. Osmanlı döneminde bile buranın adı Diyarbakır’dı, bugün de Diyarbakır’dır. "Amed" nereden çıktı? 📌Daha da vahimi, bu terörist elebaşına "Sayın" denilmesi, onun sözlerinin "Asrın Çağrısı" olarak lanse edilmesi. Türk milleti bunu nasıl kabul edebilir? Şehitlerimizin aileleri, gazilerimiz bunu nasıl kabul edebilir? Türk tarihi bunu nasıl kabul edebilir? 📌Bu, devletin tarihinde hiç olmadığı kadar küçük düşürüldüğü bir durumdur. Osmanlı Devleti bile bu kadar küçük düşürülmemiştir. Bir milletin bağımsızlığı, şehitlerinin kanıyla ve gazilerinin fedakarlıklarıyla korunur. Ancak bugün, bu kadar mücadele verilmiş bir konuda yapılanlar, milletimizin ve devletimizin onurunu zedelemektedir. 📌Yayının tamamının linki aşağıdadır; 👇👇👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

288,677 просмотров • 1 год назад

🇹🇷🇬🇷🇮🇱 Yunanistan’ın Türkiye’ye önleyici darbe yapması fikri başarılı olamaz. Bize bu tür şeyleri yaptıran İsrail. Yunan Silahlı Kuvvetleri’nde bir şeyler yolunda gitmiyor. Eskiden Yunan Başbakanı ve Yunan Savunma Bakanı'nın danışmanlıklarını yapmış olan Dimitrios Konstantakopoulos katıldığı bir programda konuyla ilgili şunları söyledi: “Önleyici darbe başarıya ulaşmaz. İlk saldıran ülkeler en azından siyasi açıdan çok ciddi dezavantajlarla karşılaşır. Örneğin hükümet Fransa ile savunma işbirliği anlaşması imzaladı ve bu anlaşmada güvence maddeleri de var. Ama anlaşmanın sınırları Yunanistan’a yönelik bir saldırıyı kapsar, Yunanistan’ın başka bir ülkeye saldırmasını değil.” “Maalesef Yunanistan’daki iki temel sorun tutarsızlık ve derin yabancı bağımlılığıdır.” “Tarihte bir önleyici darbenin başarıya ulaştığı çok fazla örnek yoktur. Yunanistan Genelkurmay Başkanı’nın böyle bir açıklama yapmaması gerekirdi.” “Yunanistan, ne kadar silahı olursa olsun, Türkiye’nin karşılık verme kabiliyetini tamamen yok edecek ezici bir darbe vurma kapasitesine sahip değil. Bunu dünyada yalnızca tek bir devlet yapabilir: İsrail. O da İran’a, Lübnan’a karşı. Çünkü çok güçlü bir ordusu var ve arkasında ABD duruyor.” “Bu tür şeyleri yapan İsrail’dir ve korkarım ki muhtemelen bize de onlardan geliyor. Bunlar İsrail’den ithal edilmiş fikirler. “İsrail’in bir müzakere sürecinde, baskı kurarken, Türkiye ile Orta Doğu üzerine pazarlık yaparken Yunanistan-Türkiye rekabetini kullanmak ve gerekirse (gerilimi) tırmandırmak şeklinde bir çıkarı var. Bizim ise böyle bir çıkarımız yok.” “Türkiye Afrin’e girdiği dönemde Yunanistan’da bütün medya organlarına ‘Türkiye Meis’e çıkarmak yapacak.’ şeklinde bir haber sızdırıldı, bir panik havası yaratıldı. Üç gün sonra To Vima Kyriakis gazetesi bunların bir Orta Doğu ülkesinden geldiğini yazdı. (İsrail’den bahsediyor.)” “Mesela Netanyahu’ya yakın bir gazete bir süre önce ‘Kuzey Kıbrıs’ın kurtarılması için hazırlanması gereken bir plan var.’ yazıyordu.” “Eğer İsrail’in Türkiye ile sorunları varsa bunu kendisi çözmeli. Biz onun adına Türkiye ile çatışmaya giremeyiz.” “Yunanistan Savunma Bakanı çıkıyor ve diyor ki ‘Ege adalarına füzeler yerleştireceğiz.’ Adaların askerden arındırılması meselesi Yunanistan’ın hukuki açıdan en zayıf argümanlarından biridir.” “Bir süre önce aldığımız fırkateynlerin Ege için uygun olmadığını söyledi. Dolayısıyla Doğu Akdeniz’de olacaklar. Tabii pek çok kişi ‘O zaman neden aldık?” diye soruyor. Anladım ki fırkateynlerin alımı kendi savunma ihtiyaçlarımızdan ziyade İsrail, Avrupa ve Batı ile iletişim ihtiyaçlarına hizmet ediyor. Ege için korvet alınmasının daha iyi olacağı söylenmişti, fırkateyn değil. Biz fırkateyn alımını İsrail’in yönlendirmesi ile yaptık.” “Türkiye ile İsrail arasında sert bir rekabet var ama açık ve dramatik bir çatışma yok ve olmayacak da. Gerçekte Batı, Rusya ve Çin’e karşı başlattığı savaşta Türkiye’ye mutlak ihtiyaç duyuyor ve ona gereken tavizleri verecek.” “Tarihte ilk kez Yunan askerinin sokaklara çıktığını gördük. 1 ay içinde 3 kez. Bu da bizim silahlı kuvvetlerimizde bir şeylerin yolunda gitmediğini gösteriyor.” “Gerçekten hem Yunanistan’ın hem Türkiye’nin elindeki korkunç silahlar kullanılırsa, iki ülkede de taş üstünde taş kalmaz. İki ülke de taş devrine döner. Ama Türkiye’nin iç derinlikleri değil. Atina, Selanik, İstanbul ve İzmir.” “Yunan karar vericiler rüzgar İsrail’den mi ABD’den mi esiyor diye bakıyor. Bazen 2 rüzgar karışıyor ve saçmalıyorlar.” Militaire.gr

Turan Oguz

138,170 просмотров • 8 месяцев назад

🇹🇷 Avrupa Parlementosu toplantısında Türkleri Kıbrıs’da işgalci olarak ağzına alanlara cevabımız: “Bir Kıbrıs Türkü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olarak, Türkiye’nin Kıbrıs’ta işgalci bir güç olarak tanımlanmasını kesinlikle reddediyorum. Türkiye’nin 1974 yılında gerçekleştirdiği Barış Harekâtı, Kıbrıs Türklerini soykırımdan kurtarmış ve Ada’da kalıcı barışın temelini atmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki en hayati güvenlik sigortasıdır. Türkiye, uluslararası anlaşmalardan doğan hakları ve garantör ülke statüsüyle Kıbrıs’ta meşru bir güçtür. İki devletli çözüm, yalnızca Kıbrıs Türklerinin hak ve güvenliğinin korunması için değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarın sağlanması için de tek gerçekçi yoldur. Ne var ki bugün Rum–Yunan ikilisi, Avrupa Birliği üyeliklerini kullanarak Türkiye’yi Antalya Körfezi’ne hapsetmeye çalışmakta ve sözde Sevilla Haritası üzerinden uluslararası hukuka aykırı taleplerini dayatmaktadır. Avrupa Birliği, Kıbrıs meselesinde tartışmasız bir şekilde tarafsız bir tutum benimsemelidir. Ayrıca vurgulanması gereken bir husus da şudur: Türkiye her ne kadar Avrupa Birliği üyesi olmasa da, coğrafi konumu, Avrupa’da yaşayan ve Avrupa ekonomisine ve işgücüne katkıda bulunan güçlü Türk diasporası ve yoğun ticari ilişkileri nedeniyle Avrupa ile bağları inkâr edilemeyecek derecede güçlüdür. Türkiye’nin bir NATO üyesi ülke olduğunu da özellikle belirtmek gerekir. Ayrıca, Suriye’deki iç savaş bir kez daha Türkiye’nin Avrupa ile Orta Doğu arasında kritik bir tampon rol üstlendiğini göstermiştir. Türkiye’nin kuzey Suriye’de gerçekleştirdiği başarılı operasyonlar, hem kitlesel göç akımlarını hem de terörizmin yayılmasını engellemede belirleyici olmuştur. Avrupa Birliği, Türkiye’nin katkılarını teslim etmelidir. Terörle mücadelede, kuzey Suriye’de muhtemel bir terör devleti oluşumunun önlenmesinde ve göç politikalarının şekillendirilmesinde Türkiye’ye destek vermelidir. Son olarak, yaklaşık yüzde 80’i yerli üretime dayanan savunma sanayii başarısıyla birleşen güçlü ve modern Türk ordusu görmezden gelinemez. Teşekkür ederim.” İYİ Parti Ahmet Erozan Müsavat Dervişoğlu Ersin Tatar T.C. Dışişleri Bakanlığı Hakan Fidan

Dr. Ayyüce Türkeş Taş

24,166 просмотров • 11 месяцев назад

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekilimiz Sayın Yaşar Yıldırım: Orta Doğu'da savaş başlamış. İran'a saldırı var. Kan oluk gibi akıyor. Özgür Özel diyor ki “Bizim uçağımız yok. Füzemiz yok. Ordumuz geri.” Bir yere duyuruyor. Birilerine duyuruyor. Kime duyuruyorsun Özgür Özel? Savaş zamanı ateşin içerisindeyken Türkiye'nin ordusu yok. Türkiye'nin ordusu güçsüzdür. Silahı yok, füzesi yok diye kime mesaj veriyorsun? Kimlere duyuruyorsun? Maksadın ne? Niyetin ne? Kime çalışıyorsun? Yarın kalkacaksın Cumhurbaşkanlığı'na aday olacaksın. Burası Orta Doğu. Burası ateş çemberinin içerisinde bu ülkeye nasıl hizmet edeceksin? Bu vatandaştan nasıl oy isteyeceksin? Kime duyuruyorsun? İsrail'e mi? Yunanistan'a mı? Amerika'ya mı? Türk ordusu güçsüz. Türkiye güçsüz. Buyurun kardeşim. Bu ülkeye de saldırın. Bu ülkeye de efendim tecavüz edin diye. Kime davetiye çıkarıyorsunuz? Işte sıkıntı burada. Mavi Vatan'ı kim kabul etmez? Cumhuriyet Halk Partisi yöneticileri bir de Yunanistan kabul etmez. Şimdi böyle bir muhalefetimiz böyle bir gelecekte seçime hazırlanan cumhurbaşkanlığını talep eden ve CHP iktidara geliyor diye kampanya yapan bir muhalefet liderimiz var. Bunlara nasıl güvenelim? Bunlara bu ülke teslim edilir mi? Yarın da bizim karşımıza, sizin karşınıza, sizin eski arkadaşlarınızı, sizinle siyaset yapmış olan arkadaşlarınızla ittifak yaparak beraberlikler uğrarak, müttefiklik yaparak çıkaracaklar. Sizden de bu manada oy isteyecekler. Yaşar Yıldırım

Murat KOTRA

14,052 просмотров • 5 месяцев назад

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekilimiz Yaşar Yıldırım: Orta Doğu'da savaş başlamış. İran'a saldırı var. Kan oluk gibi akıyor. Özgür Özel diyor ki “Bizim uçağımız yok. Füzemiz yok. Ordumuz geri.” 🇹🇷Yaşar Yıldırım : Bir yere duyuruyor. Birilerine duyuruyor. Kime duyuruyorsun Özgür Özel? Savaş zamanı ateşin içerisindeyken Türkiye'nin ordusu yok. Türkiye'nin ordusu güçsüzdür. Silahı yok, füzesi yok diye kime mesaj veriyorsun? Kimlere duyuruyorsun? Maksadın ne? Niyetin ne? Kime çalışıyorsun? Yarın kalkacaksın Cumhurbaşkanlığı'na aday olacaksın. Burası Orta Doğu. Burası ateş çemberinin içerisinde bu ülkeye nasıl hizmet edeceksin? Bu vatandaştan nasıl oy isteyeceksin? Kime duyuruyorsun? İsrail'e mi? Yunanistan'a mı? Amerika'ya mı? Türk ordusu güçsüz. Türkiye güçsüz. Buyurun kardeşim. Bu ülkeye de saldırın. Bu ülkeye de efendim tecavüz edin diye. Kime davetiye çıkarıyorsunuz? Işte sıkıntı burada. Mavi Vatan'ı kim kabul etmez? Cumhuriyet Halk Partisi yöneticileri bir de Yunanistan kabul etmez. Şimdi böyle bir muhalefetimiz böyle bir gelecekte seçime hazırlanan cumhurbaşkanlığını talep eden ve CHP iktidara geliyor diye kampanya yapan bir muhalefet liderimiz var. Bunlara nasıl güvenelim? Bunlara bu ülke teslim edilir mi? Yarın da bizim karşımıza, sizin karşınıza, sizin eski arkadaşlarınızı, sizinle siyaset yapmış olan arkadaşlarınızla ittifak yaparak beraberlikler uğrarak, müttefiklik yaparak çıkaracaklar. Sizden de bu manada oy isteyecekler.

MHP TBMM Grubu #MHP

26,228 просмотров • 5 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler; Kıbrıs’ın fethinin 454’üncü, Türk Mukavemet Teşkilatının (TMT) kuruluşunun 67’nci, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığının ise 49’uncu kuruluş yıl dönümleri ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Toplumsal Direniş Bayramı ve Silahlı Kuvvetler Günü dolayısıyla düzenlenen resepsiyonda konuştu. Bakan Yaşar Güler, şunları söyledi: KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI’NIN 51’İNCİ YIL DÖNÜMÜNÜ ŞANINA YAKIŞIR ŞEKİLDE KUTLADIK "Bu özel ve anlamlı gün vesilesiyle sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Malumlarınız 20 Temmuz’da kardeş vatanımız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeydik. Sayın Cumhurbaşkanımızın da iştirakleriyle Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 51’inci yıl dönümünü şanına yakışır şekilde bir kez daha gururla kutladık. Bugün de; ▪️Kıbrıs’ın fethinin 454’üncü, ▪️Türk Mukavemet Teşkilatının (TMT) kuruluşunun 67’nci, ▪️Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığının ise 49’uncu kuruluş yıl dönümleri ile ▪️Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Toplumsal Direniş Bayramı’nı ve Silahlı Kuvvetler Günü’nü bir arada kutlamanın haklı gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Kıbrıslı soydaşlarımızın bu tarihî ve özel günlerini yürekten kutluyorum. TÜRKİYE, DAİMA KIBRIS TÜRKÜ’NÜN YANINDA OLDU Kıbrıs’ta 1950’li yılların ortalarından itibaren yaşanan kaotik gelişmeler özellikle 1960’ta kurulan Ortaklık Devleti’nin Rumlarca tek taraflı olarak bozulması ve Kıbrıs Türklerinin dışlanmasıyla doruğa ulaşmıştır. Soydaşlarımız maruz kaldıkları baskı politikalarının yanı sıra katliam girişimleri karşısında öz yurdunda azınlık olmayı kabul etmemiş, kimliklerini ve haklarını korumak için kararlı bir mücadeleye yönelmiştir. Türkiye ise bu haklı direnişte can yoldaşı olan Kıbrıs Türkü’nün daima yanında olmuş, Kıbrıs Barış Harekâtı ile hem askerî hem insani bir adım atarak bu mücadelede sonuç alınmasına öncülük etmiştir. Cumhuriyet tarihimizde gerçekleştirdiğimiz en kapsamlı harekâtlardan biri olan ve Mehmetçiğin kahramanlığı ile yüksek disiplinini bir kez daha tarihe altın harflerle yazan bu harekât sayesinde Ada’da 51 yıldır barış, istikrar ve güvenlik ortamı korunabilmektedir. Ne var ki hâlâ bazı çevrelerin bölgedeki varlığımızı farklı biçimlerde yorumlama gayretleri ve bu konudaki manipülatif söylemeleri, Ada’daki hakikati çarpıtma girişiminden başka bir anlam taşımamaktadır. Hâlihazırda Kıbrıs Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ile omuz omuza sürdürdüğümüz bu görevin bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de Ada’da barış ve huzurun en önemli güvencesi olacağını bir kez daha vurgulamak isterim. MİADI DOLMUŞ SÖYLEMLERİN BİR KENARA BIRAKILMA ZAMANI GELDİ Türkiye olarak Kıbrıs’taki çok boyutlu süreçleri analiz ederek Ada’da makul, sürdürülebilir, her iki halkın da haklarını muhafaza edecek kalıcı barışa ve çözüme ulaşılması için yıllardır yapıcı bir politika yürütüyoruz. Ancak 60 yıldır çözüm masasına getirilen tüm önerileri reddeden Rumların tek taraflı ve soydaşlarımızın eşit-egemen varlığını inkârcı yaklaşımı çözümün önündeki yegâne engel oldu, olmaya da devam ediyor. Artık, geçmişten süregelen ve miadı dolmuş söylemlerin bir kenara bırakılmasının zamanı gelmiştir. Her zaman ve her ortamda ifade ettiğimiz gibi Kıbrıs Türklerinin kazanılmış hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statülerinin teyidi dışındaki herhangi bir yaklaşım bizim için kabul edilemez. Esasen Rum tarafının kendini Ada’nın tek hâkimi gibi gösterme çabalarına karşın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti artık Türk Devletleri Teşkilatından İslam İş Birliği Teşkilatına kadar uluslararası platformlarda temsil edilmektedir. Tüm bu olumlu gelişmelerin sağlanabilmesi için Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yanında güçlü bir şekilde durmakta, her alanda soydaşlarımızın haklı davasını kararlılıkla desteklemektedir. Birlikte omuzladığımız tarihî sorumluluğu, aynı kararlılık ve kardeşlik bilinciyle sürdürüyor, kardeş devletimizin daha güçlü, üretken ve müreffeh bir geleceğe kavuşması için somut adımlar atıyoruz. KKTC’NİN MEŞRU HAK VE ÇIKARLARINI KORUMAYA DEVAM EDECEĞİZ Bu bağlamda, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde enerjiden tarıma, ulaşımdan sağlığa, turizmden eğitime kadar pek çok stratejik alanda hayata geçirilen projelerle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni Doğu Akdeniz’in yükselen değeri hâline getirmek için tüm imkânlarımızla çalışıyoruz. Bundan sonra da hem ülkemizin hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin meşru hak ve çıkarlarını korumaya ve geliştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Sözlerime son verirken bu anlamlı gün vesileyle; ▪️Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin lideri Dr. Fazıl Küçük’ü, kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı, tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımız ile şehit Mücahit, Mücahide ve Mehmetçiği, ▪️Ebediyete irtihal etmiş kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyor, hayatta olan kahramanlarımıza ve onların değerli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca Kıbrıs Türkü’nün bu önemli gününe bizlerle birlikte katılım sağlayan ve desteklerini açıkça gösteren kardeş, dost ve müttefik ülkelerin çok kıymetli Ataşelerine de özellikle teşekkür ediyorum. Kıbrıs’ın fethinin, Türk Mukavemet Teşkilatının ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığının kuruluş yıl dönümlerini, Toplumsal Direniş Bayramı’nı ve Silahlı Kuvvetler Günü’nü bir kez daha kutluyor, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum. İyi akşamlar." #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

45,221 просмотров • 1 год назад

🇹🇷İşte milli duruş ve tavır budur! 🇹🇷 Muhalefet Partisi milletvekili olmasına rağmen İyi Parti Milletvekili Ayyüce TÜRKEŞ, AB PARLAMENTOLAR ARASI KONFERANSI’nda bakın Türkiye Cumhuriyeti’ni, KKTC’yi nasıl savunuyor ve yaptıklarını anlatıyor! İşte konuşmasının Türkçe’ye çevrilmiş hali; 👇 “Bir Kıbrıs Türkü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olarak, Türkiye’nin Kıbrıs’ta işgalci bir güç olarak tanımlanmasını kesinlikle reddediyorum. Türkiye’nin 1974 yılında gerçekleştirdiği Barış Harekâtı, Kıbrıs Türklerini soykırımdan kurtarmış ve Ada’da kalıcı barışın temelini atmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki en hayati güvenlik sigortasıdır. Türkiye, uluslararası anlaşmalardan doğan hakları ve garantör ülke statüsüyle Kıbrıs’ta meşru bir güçtür. İki devletli çözüm, yalnızca Kıbrıs Türklerinin hak ve güvenliğinin korunması için değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarın sağlanması için de tek gerçekçi yoldur. Ne var ki bugün Rum–Yunan ikilisi, Avrupa Birliği üyeliklerini kullanarak Türkiye’yi Antalya Körfezi’ne hapsetmeye çalışmakta ve sözde Sevilla Haritası üzerinden uluslararası hukuka aykırı taleplerini dayatmaktadır. Avrupa Birliği, Kıbrıs meselesinde tartışmasız bir şekilde tarafsız bir tutum benimsemelidir. Ayrıca vurgulanması gereken bir husus da şudur: Türkiye her ne kadar Avrupa Birliği üyesi olmasa da, coğrafi konumu, Avrupa’da yaşayan ve Avrupa ekonomisine ve işgücüne katkıda bulunan güçlü Türk diasporası ve yoğun ticari ilişkileri nedeniyle Avrupa ile bağları inkâr edilemeyecek derecede güçlüdür. Türkiye’nin bir NATO üyesi ülke olduğunu da özellikle belirtmek gerekir. Ayrıca, Suriye’deki iç savaş bir kez daha Türkiye’nin Avrupa ile Orta Doğu arasında kritik bir tampon rol üstlendiğini göstermiştir. Türkiye’nin kuzey Suriye’de gerçekleştirdiği başarılı operasyonlar, hem kitlesel göç akımlarını hem de terörizmin yayılmasını engellemede belirleyici olmuştur. Avrupa Birliği, Türkiye’nin katkılarını teslim etmelidir. Terörle mücadelede, kuzey Suriye’de muhtemel bir terör devleti oluşumunun önlenmesinde ve göç politikalarının şekillendirilmesinde Türkiye’ye destek vermelidir. Son olarak, yaklaşık yüzde 80’i yerli üretime dayanan savunma sanayii başarısıyla birleşen güçlü ve modern Türk ordusu görmezden gelinemez. Teşekkür ederim.” İYİ Parti Dr. Ayyüce Türkeş Taş AK Parti T.C. Dışişleri Bakanlığı KKTC BAŞBAKANLIK KKTC Cumhurbaşkanlığı Ersin Tatar MHP CHP 🇹🇷 SSB T.C. Millî Savunma Bakanlığı Müsavat Dervişoğlu Devlet Bahçeli Hürriyet.com.tr Yeni Şafak Yeni Akit Gazetesi Sabah T.C. Cumhurbaşkanlığı C Gazette Sözcü Zafer Partisi Ümit Özdağ A Haber

TÜRK DEGS / TURK MAGS

36,925 просмотров • 11 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde TSK Komuta Kademesi ile katıldığı Azerbaycan Silahlı Kuvvetler Günü resepsiyonunda bir konuşma yaptı. Türkiye ve Azerbaycan arasındaki kardeşliğe vurgu yapan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: ŞEHİTLERİMİZE ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUZ “Bu anlamlı ve özel günde, sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, kardeş Azerbaycan ordusunun Silahlı Kuvvetler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum. Bu vesileyle sizlere Sayın Cumhurbaşkanımızın da selamlarını iletiyor, sizlerin şahsında gardaş Azerbaycan halkına da buradan saygılarımı sunuyor, selamlarımı gönderiyorum. Sözlerimin başında Azerbaycan’ın egemenliği ve bağımsızlığı için cesaret ve fedakârlıkla mücadele ederken şehadete ulaşan aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, bu uğurda gazi olan kahramanlarımıza acil şifalar diliyor, şehitlerimizin ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. ÜLKELERİMİZİN CAYDIRICILIĞI ARTIRMASI TERCİH DEĞİL ZORUNLULUKTUR Hörmetli Gardaşlarım, hepinizin yakından takip ettiği üzere küresel ve bölgesel düzeydeki risk ve tehditlerin çapı ve etkisi her geçen gün artmaktadır. Tüm bu gelişmelerin barışı, istikrarı ve refahı tehdit ettiği bu süreçte; stratejik konumdaki ülkelerimizin her alanda güçlü olması ve caydırıcılığını artırması bir tercih değil zorunluluktur. Böylesine kritik bir ortamda, Türkiye ve Azerbaycan’ın bölgesel ve küresel düzlemdeki yakın iş birliği de her zamankinden daha fazla önem arz etmektedir. Stratejik ortaklığa sahip ülkelerimiz arasında iki devlet ilişkisinden ziyade ezeli ve ebedî kardeşlik bağları ile sarsılmaz bir dayanışma ruhu vardır. Şu bir gerçektir ki Azerbaycan-Türkiye ilişkileri çok köklü, çok güçlü, çok boyutlu ve derindir. Ülkelerimiz tarih boyunca sevinç ve kederleri birlikte yaşamış, zorlu zamanlarda birbirine destek olmuş, her koşulda yan yana durmuştur. AZERBAYCAN’IN GÜCÜ BİZİM GÜCÜMÜZ, TÜRKİYE’NİN GÜCÜ AZERBAYCAN’IN GÜCÜDÜR Tarihten gelen bu birliktelikle Türkiye ve Azerbaycan arasında başta savunma ve güvenlik olmak üzere hemen her alanda yakın iş birliği bulunmaktadır. Bu kapsamda Silahlı Kuvvetlerimiz omuz omuza çalışarak birçok faaliyeti başarıyla icra etmektedir. Öyle ki karşılıklı personel eğitimlerinden, kardeş Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri ile icra edilen ikili ve çok uluslu tatbikatlara kadar geniş bir alanda ortak faaliyetlerimiz artan bir etkinlikle sürdürülmektedir. Şu bir gerçek ki Azerbaycan’ın gücü bizim gücümüz, Türkiye’nin gücü Azerbaycan’ın gücüdür. Bu gücümüzü ‘Vatan Muharebesinde’ tüm dünyaya bir kez daha gösterdik. Bugün Karabağ’ın tamamında şanlı Azerbaycan bayrağının dalgalanmasından büyük bir gurur ve mutluluk duyuyoruz. AZERBAYCAN’IN ZAFERİ TÜM TÜRK DÜNYASI İÇİN GURUR KAYNAĞI OLDU Özellikle belirtmeliyim ki, şanlı Azerbaycan ordusunun, ‘vatanı gülistan olsun, ay yıldızlı ve üç renkli bayrağı özgürce dalgalansın’ diye bu muharebede elde ettiği zafer, sadece Azerbaycan için değil tüm Türk dünyası için de büyük bir gurur kaynağı olmuştur. Millî marşta da yer aldığı gibi ‘Senin için can vermeye hepimiz hazırız!’ sözünden ilham alan muzaffer Azerbaycan ordusunun her bir neferi, bu mısraları Karabağ’da fiilen yaşatmış, namus bildiği vatan toprağı için kanıyla tarih yazmıştır. Onlar, emsalsiz cesaretleri ile vatan sevgisinin ne demek olduğunu ortaya koymuş ve kalplerimizde çok özel bir yer kazanmışlardır. Yüreği daima yurt aşkıyla yanıp tutuşan, vatan sevdasıyla yoğrulmuş bir inanmışlık timsali olan kahramanlarımız, anasının sütünü ancak vatana hizmetle helal kılacağını bilmiş, gözünü kırpmadan ‘Bu toprağa can kurban’ demişlerdir. Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin ruhunu oluşturan askerî gelenek / işte bu millî ve manevi değerlere olan bağlılıktır. Toprağını 30 yıl boyunca sabırla bekleyen, tek bir gün bile hakkından vazgeçmeyen can gardaşlarımız, kendi topraklarına öz evlatlarıyla, değerlerine sımsıkı bağlı öz ordusuyla kavuşmuşlardır. TÜRKİYE OLARAK DAİMA CAN GARDAŞLARIMIZIN YANINDA OLACAĞIZ Bu şanlı zafer, aynı zamanda Kafkasya bölgesinde barış ve istikrarın hâkim olması için de büyük bir kapı aralamıştır. Elde edilen bu tarihî fırsatın değerlendirilmesi ve kalıcı barış antlaşmasının imzalanması da yegâne temennimizdir. Tüm bunlarla beraber, kalıcı huzurun sağlanabilmesi için ülkelerimizin Silahlı Kuvvetlerinin daha etkin, daha güçlü ve caydırıcı olması gerekmektedir. Bu kapsamda Türk ve Azerbaycan orduları arasındaki yakın iş birliği, güçlü entegrasyon ve sarsılmaz dayanışma da bölgedeki barış ve istikrarın devamı için vazgeçilmez önemdedir. Dolayısıyla başta savunma sanayi ve askerî iş birliği olmak üzere her alanda ortaya koyduğumuz birlikteliği daha üst seviyelere taşımayı hedefliyoruz. ‘İki Devlet, Tek Millet ve Tek Ordu’ anlayışı ile tatbikatlardan eğitim faaliyetlerine, mayın temizleme çalışmalarından karşılıklı personel görevlendirilmesine kadar yakın iş birliğimizi, etkin bir şekilde sürdüreceğiz. Türkiye olarak daima can gardaşlarımızın yanında olacağız. Sözlerime son verirken; - Kurucu liderlerimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Haydar Aliyev’i, - İstiklal ve istikbalimiz için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi, - Ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor; - Hayatta olan kahraman gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Azerbaycan ordusunun Silahlı Kuvvetler Günü’nü bir kez daha en içten dileklerimle kutluyor, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Yaşasın Azerbaycan-Türkiye kardeşliği! Hamınız salamat ve yahşı galın...” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

53,543 просмотров • 1 год назад

15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü dolayısıyla Millî Savunma Bakanlığında düzenlenen törende Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, bir konuşma yaptı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kuvvet Komutanları, Bakan Yardımcıları, 15 Temmuz şehitlerimizin aileleri ile 15 Temmuz’da gazi olan vatandaşlarımızın da yer aldığı törende konuşan Bakan Yaşar Güler, şunları söyledi: 15 TEMMUZ GECESİ ONURLU BİR DESTANA DÖNÜŞTÜ "Sözlerimin başında vatanı, bayrağı, mukaddesatı için 15 Temmuz’da hainlere karşı dimdik durarak canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, bu uğurda gazi olan kahramanlarımızı şükranla anıyorum. İstiklal ve istikbalimiz uğruna bu topraklara kanlarıyla mühür vuran şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetleri olan siz değerli ailelerimize ve milletimizin yazdığı bu destanın her bir satırına ortak olan tüm vatandaşlarımıza saygılar sunuyorum. Tarih; geçmişin tanığı, geleceğin de rehberidir. Milletlerin kaderi de tarihten ilham ve ibret alarak şekillenir. Binlerce yıllık şanlı tarihimiz de milletimiz için ibretlik hadiselerle doludur. İşte 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan hain darbe girişimi de şanlı tarihimizin en karanlık olayı olarak ortaya çıkarken, kısa sürede onurlu bir destana dönüşerek hafızalarımızdaki yerini almıştır. Devletimizin bekasına, milletimizin iradesine kasteden bu menfur teşebbüs Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, asil milletimizin sarsılmaz iradesi ve güvenlik güçlerimizin kahramanca mücadelesiyle akamete uğratılmıştır. O gece Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, Jandarma ve Emniyet Teşkilatlarımızın vatansever mensupları, vatandaşlarımızla omuz omuza vererek millî iradeye, bağımsızlığımıza ve hukuka olan bağlılıklarını tüm dünyaya ilan etmişlerdir. BİR MİLLETİN KENDİ KADERİNE SAHİP ÇIKMA İRADESİNİN TESCİLİDİR 15 Temmuz gecesi sadece bir darbe girişiminin püskürtülmesi değil, aynı zamanda bir milletin kendi kaderine sahip çıkma iradesinin tescilidir. Bu şanlı direniş, Türk milletinin topyekûn bir inançla egemenliğine ve istiklaline nasıl sahip çıktığının eşsiz bir örneğidir. Ordu-millet anlayışındaki asil milletimiz, kahraman ordumuz ve güvenlik güçlerimizle birlikte tek yürek, tek yumruk olarak cumhuriyetimize, demokrasimize ve tüm bu kazanımlara canı pahasına sahip çıkmış bir kez daha dosta ve düşmana, Türkiye’nin asla esir edilemeyeceğini Türk milletine asla diz çöktürülemeyeceğini bir kez daha göstermiştir. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Çanakkale’de, İstiklal Harbi’nde, Kore’de ve Kıbrıs’ta sergilediği kahramanlığı karada, denizde, havada ülkemizin ve asil milletimizin huzur ve güvenliğini sağlamak için gösterdiği kararlılığı ve 15 Temmuz’daki asil duruşu ile milletimizin göz bebeği olmuştur. Bugün de içine sızan hain unsurlardan temizlenen kahraman ordumuz, her zamankinden daha güçlü, daha disiplinli, daha caydırıcı ve daha etkin bir şekilde görevlerini ifa ederek necip milletimize nice gururlar yaşatmaktadır. TEK BİR KİŞİ KALMAYANA DEK FETÖ İLE MÜCADELEMİZ SÜRECEK Millî Savunma Bakanlığı olarak FETÖ ile mücadelemizi ilk günkü kararlılıkla sürdürüyoruz. Kim olduğuna bakmaksızın iltisaklı tek bir kişi dahi kalmayana dek bu mücadelemiz hukuk çerçevesinde etkin bir şekilde devam edecektir. Zira devletin kılcal damarlarına sızmış her illegal yapı, güvenliğimiz için ciddi bir tehdittir. Bu konuya dış güvenlik penceresinden bakıldığında da meselenin önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Öyle ki en son İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında aynı şekilde Ukrayna ve Rusya içerisindeki asimetrik saldırılarda, iç tehditlerin dış güvenliği nasıl zafiyete uğratabileceğine hepimiz şahit olduk. Bizler geçmişten ders alarak geleceği inşa etme sorumluluğu taşıyoruz. Bu yüzden ülkemizin güvenliğini zedeleyebilecek en küçük bir zafiyete dahi tahammülümüz yoktur. Gerekli mevzuat çalışmaları stratejik önlemler ve tüm paydaş kurumlarla iş birliği içerisinde tüm tedbirlerimizi kararlılıkla almaya devam ediyoruz. ÜLKEMİZİN HEM BÖLGESEL HEM DE KÜRESEL ÖLÇEKTE GÜÇLÜ OLMASI ZARURET HÂLİNİ ALMIŞTIR Dünya hızla değişiyor krizler, çok yönlü tehlikeler, çatışmalar ve savaşlar her geçen gün yeni boyutlar kazanıyor. Risklerin ve tehditlerin giderek çeşitlendiği bu ortamda ülkemizin hem bölgesel hem küresel ölçekte güçlü olması bir zaruret hâlini almıştır. Bu hassas ortamda Türkiye sadece kendi coğrafyasında değil, gönül coğrafyamızda da umudunu bize bağlamış dost ve kardeş ülkelerin güvenliğini gözeten, aktif ve yapıcı bir rol üstlenmektedir. Bu durum şanlı tarihimizin omuzlarımıza yüklediği büyük bir sorumluluktur. Bugün; ▪️Afrika’da kalkınmanın, Kafkasya’da barışın, ▪️Karadeniz’de istikrarın, Orta Doğu’da huzurun, ▪️Avrupa’da güvenliğin temel taşlarından biri olmuştur Türkiye. Ülkemizin bu vizyoner dış politikasının sahadaki en güçlü temsilcisi ise Türk Silahlı Kuvvetlerimizdir. Kahraman ordumuz; Azerbaycan’dan Libya’ya, Somali’den Katar’a, Kosova’dan Bosna Hersek’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada, barış ve istikrarın teminatı olarak görev yapmaktadır. Tüm vatandaşlarımızın bilmesini isterim ki Millî Savunma Bakanlığı olarak milletimizin sarsılmaz desteği ve millî-manevi değerlerimizin ışığında kutsal vatanımızın güvenliğini sağlamak için gece gündüz demeden çalışıyoruz. AMACIMIZ 'TERÖRSÜZ TÜRKİYE' SÜRECİNİN BAŞARIYLA TAMAMLANMASI 'Terörsüz Türkiye' hedefi yakın zamanda ulaşmayı amaçladığımız en temel eşiklerden biridir. Millet olarak geçmişte olduğu gibi bugün de bir ve beraber olarak her türlü tehdidin üstesinden geleceğimize yürekten inanıyor her türlü kirli planı bertaraf edebilecek güçte olduğumuzu bir kez daha hatırlatıyorum. Gerçek şu ki Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen süreç, sadece bugünümüzün değil, yarınlarımızın da güvenliğini sağlamaya yönelik tarihî bir adımdır. Yegâne amacımız, sürecin başarıyla tamamlanması ile milletimizin birliğinin ve kardeşliğinin pekişmesidir. Bu doğrultuda ilgili kurumlarımızla tam bir koordinasyon içinde dikkatli ve akılcı bir yaklaşımla çalışmaları sürdürüyoruz. Özellikle vurgulamak isterim ki aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin emsalsiz fedakârlıkları sayesinde ülkemizin bölünmez bütünlüğü korunmuş, terör örgütlerine karşı kararlı duruşumuz ve etkin mücadelemiz gerçekleşmiştir. Bu vesileyle tüm şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, hayatta olan gazilerimize sağlık ve esenlikler diliyor, kıymetli ailelerine şükran ve saygılarımı sunuyorum. ÇOK YÖNLÜ FAALİYETLERİMİZİ SÜRDÜRÜYORUZ Savunma ve güvenlik görevimizin bir diğer önemli cephesi de Mavi, Gök ve Siber Vatanımızdır. Bu alanlardaki hak ve menfaatlerimizi korumak için yerli ve millî savunma sanayimizin geliştirilmesinden, geniş çaplı tatbikatlara kadar çok yönlü faaliyetlerimizi büyük bir azim, kararlılık ve başarıyla sürdürmekteyiz. Gelecek nesillere daha güçlü bir Türkiye ve daha kudretli bir Türk Silahlı Kuvvetleri bırakmak için çalışmalarımıza yüksek bir heyecan ve motivasyonla devam edeceğiz. Sözlerime son verirken Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kadar tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygı ve minnetle anıyor; 15 Temmuz gecesi vatan uğruna canlarını veren tüm şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden gazilerimizi rahmetle yâd ediyor; kahraman gazilerimize, şehit ve gazi ailelerimize bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Bu anlamlı programın hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

52,764 просмотров • 1 год назад