Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

🔴F-35 Programında Maliyet Alarmı ABD’nin F-35 programının toplam tedarik maliyeti, 51 milyar dolarlık artışla 485,2 milyar dolardan 536,2 milyar dolara yükseldi. Maliyet artışının; 32 milyar doları uçak ve motor tedarikinden, 19 milyar doları araştırma ve geliştirme faaliyetlerinden kaynaklandı. Artışta Block 4 modernizasyonu, yeni AN/APG-85 radarı, motor güç ve termal...

47,564 görüntüleme • 3 gün önce •via X (Twitter)

0 Yorum

Yorum bulunmuyor

Orijinal gönderinin yorumları burada görünecek

Benzer Videolar

Beta Enerji ve Teknoloji (#BETAE) Halka Arz Detaylı İncelemesi BETAE halka arzında öne çıkan taraf yalnızca fiyat, lot ya da kısa vadeli talep dengesi değil. Şirket, halka arz sürecine mevcut üretim kapasitesini büyütmenin yanında ürün gamını dağıtım transformatörlerinden güç transformatörü, beton köşk ve yüksek gerilim anahtarlama sistemlerine taşıyan daha geniş bir dönüşüm hikayesiyle geliyor. Bu nedenle orta vadeli fiyatlamada belirleyici olacak başlık, büyüme odaklı yeni üretim kampüsünün arz sonrası süreçte satışlara, FAVÖK’e ve nakit üretimine ne kadar hızlı yansıyacağı olacak. 🏭 Şirket Profili Beta’nın geçmişi 1997’de Gal-Sa Sıcak Daldırma Galvaniz’e dayanıyor. 2009’da Beta Transformatör kuruluyor ve aynı yıl ilk ihracat Senegal’e yapılıyor. 2013’te TÜRKAK akredite test laboratuvarı, 2017’de Ar-Ge merkezi, 2022’de Beta Enerji ve Teknoloji Kampüsü yatırımı geliyor. 2025’in ilk yarısından itibaren yeni tesiste güç transformatörleri, YG anahtarlama sistemleri ve beton köşk üretimi başlamış. Şirket bugün güç transformatörü, dağıtım transformatörü, kuru ve yağlı tip trafo, beton köşk ve yüksek gerilim anahtarlama tarafında çalışıyor. Kuru ve yağlı tip dağıtım trafoları daha geniş adetli pazara hitap ederken, güç trafosu ve YG anahtarlama tarafı daha büyük biletli, mühendislik seviyesi yüksek ve teslim kabiliyeti daha kritik bir alan. BETAE’nin yatırım hikayesini değerli yapan yer de tam olarak burası. Ortaklık yapısı sade. Halka arz öncesi Sabit Dağsuyu %34, Yusuf Cenk Dağsuyu %33, Hakkı Mert Dağsuyu %33 pay sahibi. Yönetimde de aynı aile omurgası var. Sabit Dağsuyu 49 yıl, Yusuf Cenk Dağsuyu 24 yıl, Hakkı Mert Dağsuyu 23 yıl sektör tecrübesiyle öne çıkıyor. Sunumda 735 çalışan, 123 mühendis, 104 kadın çalışan ve 6 kıtada 80’den fazla ülkeye ihracat bilgisi yer alıyor. 🏗️ Kampüs ve Kapasite Hamlesi BETAE’nin halka arz hikayesinde en kalın çizgi yeni kampüs. 115.155 m² arsa üzerinde yaklaşık 65.000 m² üretim tesisi ve 20.000 m² idari/sosyal alan planlanmış. Mersin Limanı’na 95 km, İskenderun limanlarına 100 km, Çukurova Havalimanı’na 80 km, Yumurtalık Serbest Bölgesi’ne 58 km mesafede. Adana merkezli bir ihracatçı için bu konum sadece coğrafi bilgi değil aynı zamanda teslim, lojistik ve pazar erişimi açısından da değerli. 2026 ilk çeyrek itibarıyla inşaatın %84’ü, toplam yatırımın %70’i tamamlanmış. Şirket, kampüsün kademeli devreye girmesiyle üretim kapasitesinin 2026 sonuna kadar mevcut seviyenin yaklaşık 3 katına ulaşmasını bekliyor. Sunumda bu yatırım, 2026 sonunda tam kapasite kullanıma hazır hale gelmesi planlanan ve Avrupa’nın tek çatı altında en büyük uçtan uca üretim kabiliyetine sahip enerji ve teknoloji kampüsü olma iddiasıyla konumlandırılıyor. Burada güzel olan taraf, yatırımın halka arzdan sonra başlayacak soyut bir vaat olmaması. Makine kurulumları ve üretim geçişi zaten başlamış. Borçluluk artışına da bu nedenle tek renk bakmıyorum. Borç var, hatta yüksek. Ama bunun önemli kısmı günlük faaliyeti çevirmekten ziyade üretim ölçeğini ve ürün miksini değiştiren bir yatırım döngüsüyle birlikte okunmalı. ⚡ Sektör ve Talep Zemini KPMG raporunda global transformatör pazarının 2022’de 70 milyar doların üzerinde olduğu, 2028’de 111 milyar doların üzerine çıkmasının beklendiği belirtiliyor. Türkiye tarafında ise daha sert bir büyüme projeksiyonu mevcut. Transformatör pazarının 2023-2028 döneminde %28 YBBO ile 189 milyar₺ hacme ulaşması öngörülüyor. Bu büyüme tek bir başlıktan çok ötede. Elektrik tüketimi artıyor, sanayi daha fazla enerji çekiyor, yenilenebilir enerji şebekeye daha fazla bağlanıyor, hızlı şarj altyapısı büyüyor, eski iletim-dağıtım hatları yenileniyor. KPMG raporunda, enerji tasarrufu ve yenilenebilir enerji kullanımının şebeke yapısını değiştirdiğini ve bunun da bazı noktalarda yeni transformatör ihtiyacı, bazı noktalarda mevcut trafoların yenilenmesi anlamına geldiğini yazıyor. Bu yüzden Beta’nın güç trafosu ve YG anahtarlama tarafına geçişini basit bir ürün genişletme gibi görmüyorum. Talebin büyüdüğü taraf zaten daha güçlü, daha verimli, daha dijital ve daha güvenilir şebeke ekipmanlarına doğru gidiyor. Sektör tarafında akıllı şebeke, enerji verimliliği, yenilenebilir entegrasyonu, hızlı şarj ve altyapı modernizasyonu aynı cümlede buluşuyor. Bir de Suriye başlığı var. Bunu bugünden değerlemeye yazılmış kesin gelir gibi okumak fazla rahat olur. Fakat KPMG’nin Mart 2025 ek sektör raporunda Suriye enerji altyapısının savaş sonrası yenilenme ihtiyacı, transformatör pazarındaki potansiyel büyüme ve Türkiye’den enerji ekipmanı ithalatının artabileceği ayrıca işlenmiş. Beta’nın Adana konumu, limanlara yakınlığı ve ihracat geçmişi bu ihtimali izlenebilir kılıyor. Siyasi risk, yaptırımlar ve altyapı sorunları nedeniyle bu başlık benim için bugünün geliri değil, uzun vadeli opsiyon. 💰 Finansal Görünüm Finansallarda 2025 güçlü toparlanma yılı. TMS 29’a göre düzeltilmiş tablolarda şirket 2025’te 4,69 milyar₺ net satış, 1,50 milyar₺ brüt kar, 927,6 milyon₺ esas faaliyet karı ve 1,01 milyar₺ net kar üretmiş. 2024’te net kar 42,7 milyon₺ seviyesindeydi. Bu kadar sert toparlanma önemli, ama 2026 ilk çeyrek yüzünden metni tek taraflı okumak henüz doğru olmaz. 2026/03 döneminde satışlar 704 milyon₺. Geçen yılın aynı döneminde 1,04 milyar₺ idi. Brüt kar 158 milyon₺, esas faaliyet karı 21,4 milyon₺, net kar 42,5 milyon₺. Yıllık karşılaştırmada satış, brüt kar ve faaliyet karı belirgin gerilemiş. Şirket büyüme yatırımına girerken operasyon tarafında çeyreklik dalgalanma var. Halka arz sonrası takip edeceğim ilk alanlardan biri belki de en önemlisi burası olacak. Özellikle çeyreklik ve yıllık sapmalar dönemsel geçişler var mı dikkatle izlenmeli. 2026 ilk çeyrek bilançosu itibarıyla toplam varlıklar 11,17 milyar₺, özkaynak 3,41 milyar₺. Nakit ve nakit benzerleri 293 milyon₺, stoklar 2,04 milyar₺. Net finansal borç 4,5 milyar₺ bandında okunuyor. 2025’te maddi ve maddi olmayan duran varlık alımlarından kaynaklanan nakit çıkışı 2,56 milyar₺ seviyesinde. Bu şirket büyüyor, ama büyümenin bilanço üzerinde bıraktığı yük de küçük değil. Bu yüzden halka arzdan şirkete girecek yaklaşık 2,07 milyar₺ net kaynağı sadece “yatırım parası” olarak görmemek gerek. Bu kaynak aynı zamanda işletme sermayesi, yatırım finansmanı ve bilanço rahatlaması açısından da kritik. Beta’nın 2026-2027 sınavı üretmekten çok, yeni kapasiteyi karlı satışa ve nakde çevirmek olacak. 📌 Halka Arz ve Değerleme Fiyat: 40,00₺ Talep: 17-18-19 Haziran Toplam satış: 60.750.000 lot Sermaye artırımı: 55.000.000 lot Ortak satışı: 5.750.000 lot Halka arz büyüklüğü: 2,43 milyar₺ Şirket net arz geliri: yaklaşık 2,07 milyar₺ Halka arz sonrası sermaye: 405 milyon₺ Halka arz sonrası piyasa değeri: 16,2 milyar₺ Halka açıklık oranı: %15 Tahsisat tarafında yurt içi bireysel %50, yüksek talepte bulunacak yatırımcı %10, yurt içi kurumsal %39, Beta grubu çalışanları %1. Şirket ve satan ortaklar için 1 yıl satmama taahhüdü var. 30 gün fiyat istikrarı planlanıyor. Yıldız Pazar ve BIST Katılım Endeksi hedefleniyor. Fiyat tespitinde iskonto öncesi pay değeri 50,28₺, halka arz fiyatı 40,00₺. İskonto %20,45. Halka arz geliri dahil bakıldığında F/K 17,6x, PD/DD 2,96x, FD/FAVÖK 18,2x ve Net Borç/FAVÖK 2,3x seviyesinde; yani çarpanlar mutlak bir ucuzluk anlatmıyor, fiyat daha çok yeni kampüs sonrası büyüme ve bilanço rahatlaması beklentisini satın alıyor. 16,2 milyar₺ piyasa değerinde Beta için çok ucuz demem. İlk çeyrek zayıf, borçluluk yüksek, işletme sermayesi ihtiyacı belirgin. Ama fiyatlamayı sadece 2026/03 karıyla da yargılamam. 2025 karlılığı, halka arz sonrası özkaynak etkisi, yeni kampüs, güç trafosu/YG anahtarlama geçişi ve sektör talebi birlikte düşünülünce fiyat tamamen havada kalmıyor. BETAE bu fiyatı bugünkü çarpandan çok, 2026-2027’de kapasite artışının FAVÖK’e ve nakde yansımasıyla savunabilir. ⚖️ Sonuç ve Riskler Beta Enerji tarafındaki riskler; 2026 ilk çeyrek zayıf. Borçluluk yüksek. Stok ve çalışma sermayesi tarafı izlenmeli. Kur/faiz riski var. İlişkili taraf işlemleri halka arz sonrası daha şeffaf takip edilmeli. Suriye potansiyel taşır ama siyasi riskler nedeniyle bugünden fazla değer yüklemek doğru olmaz. Mevcut görünümde halka arz fiyatı çok ucuz değil. Buna rağmen BETAE’yi masada tutan taraf güçlü. Halka arzdan önce ciddi mesafe alınmış kampüs yatırımı, 80+ ülkeye ihracat, mühendislik ve test altyapısı, güç trafosu/YG anahtarlama geçişi, Türkiye ve global tarafta artan şebeke yatırımları, yenilenebilir enerji ve hızlı şarj altyapısının açtığı talep alanı bu şirketi sıradan bir üretim hikayesinden ayırıyor. Ben bu halka arza katılım sağlayacağım. Fiyat dengelendikten sonra ise temel ve büyüme odaklı orta vade takip listemde de olacaktır. Bu çerçevede; 35 lot (1.400₺) dengeli 45 lot (1.800₺) temkinli talep gönderilebilir. RT yaparak analizin daha fazla kişiye ulaşmasına destek olabilirsiniz. İşlem görmeye başladıktan sonra gün sonu değerlendirmelerinde BETAE’yi ayrıca gün gün takip edeceğiz. Okuyan herkes için faydalı olması dileğiyle 🍀

Hisse PhD

50,990 görüntüleme • 2 ay önce

#MCARD Metropol Kurumsal Hizmetler halka arzı, yalnızca bir yemek kartı şirketi değil; kurumların maaş dışı personel ödeneklerini ve operasyonel harcamalarını tek platform altında yöneten bir dijital harcama yönetim modeli olarak karşımıza çıkıyor. Burada hikaye, yüksek büyüme ivmesinden çok platform genişlemesi ve ürün çeşitliliği üzerinden şekilleniyor. Gelin net rakamlarla bu halka arzı birlikte inceleyelim. 👇 🏢 Şirket Profili Metropol Kurumsal Hizmetler A.Ş., 2013 yılından bu yana faaliyet gösteriyor. Şirket, 6493 sayılı Kanun ve GVK 23/8 kapsamında kurumların çalışanlarına sağladığı yemek ve yan hak ödeneklerini dijital ortamda yönetiyor. MetropolCard markası altında RestoPay (yemek kartı), GiftPay (kurumsal yardım ve ödüllendirme), PetroPay ve FiloPay (kurumsal akaryakıt ve filo giderleri), OtelPay (kurumsal seyahat harcamaları), PassPay (PDKS) ve OkulPay çözümleri sunuyor. Bu yapı şirketi tek ürün bağımlılığından çıkarıp farklı harcama kalemlerini tek kart ve tek altyapı altında toplayan bir ekosistem haline getiriyor. Bu halka arzda karşımızda 10.000’den fazla kurumsal müşteri, 1 milyonu aşkın kullanıcı ve 100.000’den fazla üye işyeri ağıyla çalışan bir yapı görüyoruz. Aylık KDV dahil yaklaşık 2 milyar₺’lik işlem hacmi oluşuyor. 200’den fazla çalışanı ve iş ortaklarıyla Türkiye genelinde bayilik sistemi, bölgesel yapılanma ve dijital satış kanalları üzerinden ilerleyen ölçekli bir organizasyon karşımıza çıkıyor. 💰 Finansal Görünüm 2025/12 verilerine göre satışlar 2,44 milyar₺ seviyesine ulaşmış durumda ve yıllık bazda %12,95 artış görüyoruz. Brüt kar 781 milyon₺ ile %10,06 artarken, esas faaliyet kârı 267 milyon₺ seviyesine gerilemiş ve %24,06 düşüş kaydetmiş. Net dönem karı 735 milyon₺ olup %3,72 azalmış. Brüt kar marjı %32,06, faaliyet kar marjı %10,95 ve net kar marjı %30,16 seviyesinde. Özellikle faaliyet marjındaki yaklaşık 5 puanlık düşüş operasyonel maliyet baskısını net şekilde gösteriyor; satış büyümesine rağmen karlılık kalitesinde zayıflama dikkat çekiyor. Bilanço tarafında 1,62 milyar₺ özkaynak ve 4,78 milyar₺ dönen varlık yapısı bulunuyor. Net finansal borç -374 milyon₺ seviyesinde; yani şirket net nakit pozisyonunda. Nakit ve nakit benzerleri 982 milyon₺, kısa vadeli finansal borçlar 401 milyon₺ civarında. Öz kaynak karlılığı %45,19 olarak gerçekleşmiş, 2025 yılı hisse başı kârı 9,18₺. Finansal yapı güçlü görünüyor; ancak faaliyet marjındaki gerilemenin kalıcı mı geçici mi olduğu önümüzdeki dönemlerde belirleyici olacak. 📌 Halka Arz ve Değerlendirme Halka arz fiyatı 80₺ olup toplam 18.900.000 lot satışa sunulmaktadır. Halka arz büyüklüğü 1,51 Milyar₺ seviyesindedir. Bunun 12.600.000 lotu sermaye artırımı, 6.300.000 lotu ortak satışı niteliğindedir. Halka arz edilen lot sayısının düşük olması ise büyük bir avantaj olarak ilk sırada yerini alıyor. Halka arz sonrası şirket sermayesi 92.600.000₺’ye yükselecek ve piyasa değeri 7,4 Milyar₺ seviyesinde oluşacaktır. Halka açıklık oranı ise %20,41'dir. Fiyat tespit raporuna göre iskonto öncesi pay değeri 100,05₺ olarak hesaplanmış, %20 iskonto ile 80,00₺ halka arz fiyatı belirlenmiştir. Bu fiyat üzerinden F/K 10,07 ve PD/DD 4,55 seviyesindedir. Çarpanlar agresif bir fiyatlamaya işaret etmiyor; ancak belirgin bir derin iskonto da sunmuyor. Ortaya çıkan tablo, büyüme beklentisini fiyatlayan ama aşırı primli olmayan görece dengeli sayılabilecek bir değerleme görünümü veriyor. ⚖️ Sonuç ve Riskler MetropolCard güçlü işlem hacmi ve net nakit bilanço yapısıyla öne çıkarken, fiyatlama ise belirgin bir derin iskonto sunmaktan ziyade ederine yakın bir tabloya işaret ediyor. Kısa vadede arz-talep dengesi ve fiyat istikrarı olmaması belirleyici olurken, orta vadede ise faaliyet marjlarının yeniden güçlenip güçlenmeyeceği ve fintech yatırımlarının karlılığa katkısı izlenecektir. Özellikle düşük sermaye artışı (lot sayısı) ile arzın gerçekleşecek olması ve dengeli değerleme kombinasyonu nedeniyle yaklaşımım pozitif olup bu halka arza katılım sağlamak yönünde. 📅 Talep: 2–3–4 Mart (Pazartesi-Salı-Çarşamba) 💵 Fiyat: 80₺ 🖥 Başvuru: Hisse Al/Sat ekranından (normal hisse alır gibi) Bu çerçevede katılım için; 13 lot (1.040₺) dengeli 20 lot (1.600₺) temkinli RT yaparak bu analizin yatırımcılara ulaşmasına destek olabilirsiniz. Okuyan herkes için faydalı olması dileğiyle 🍀

Hisse PhD

37,359 görüntüleme • 6 ay önce

AKP İktidarının; “Ekonomi çok iyi, herkes halinden memnun, şu kadar rezervimiz var, bu kadar büyüme gerçekleşti” lafları tamamen hayal ürünüdür. Bu bizlerin yorumu değil, ekonomik verilerin bizlere gösterdiği tablodur. Yıl başı yani 1 Ocak 2025 tarihinde; 📌Dolar 35 lira 25 kuruşken bugün 42 lira, 📌Euro 36 lira 45 kuruşken bugün 48 lira 75 kuruş, 📌Gram altın 2 bin 960 lirayken bugün 5 bin 600 lira, 📌Benzin 44 lira 42 kuruşken bugün 53 lira 14 kuruş, 📌Motorin 45 lira 30 kuruşken bugün 53 lira 35 kuruş oldu. 📌Türkiye’de en çok satılan ve en ucuz araçlardan biri olan bir markanın aracı Ocak 2025’te 1 milyon lirayken bugün aynı araç 1 buçuk milyon lira. 📌Tedavüldeki en büyük banknotumuz olan 200 lirayla; yılbaşında 5 buçuk dolar alınırken, bugün 4 buçuk dolar alınıyor. ➡️Milyonlarca kişi asgari ücretle çalışıp evini geçindirmeye, çocuğunu okutmaya çalışıyor❗️ 📌Asgari ücret açıklandığı 24 Aralık 2024’te 627 Dolar iken; bugün asgari ücret 526 Dolar. Yani 101 dolar erimiş durumda. ➡️Milyonlarca insan icraya, hacze düşmüş durumda❗️ 📌İcra dairelerine 1 Ocak – 17 Ekim günleri arasında UYAP üzerinden gelen yeni dosya sayısı 2024 yılının aynı dönemine göre yüzde 11 oranında artarak 8 milyon 229 bine yükseldi. ➡️Faiz... 📌Türkiye’nin bu yılın ilk sekiz aylık döneminde dış borçları için yurt dışına yaptığı faiz ödemeleri 16,5 milyar dolara ulaştı. 📌Merkezi yönetim bütçesi; yılın ilk dokuz aylık dönemindeki bütçe açığı 1 trilyon 217 milyar liraya kadar çıktı. ➡️AKP iktidarı halkın cebinden alıp yandaşlarının, beşli çetenin cebini doldurmaya devam ediyor.❗️ 📌İktidarın yıllardır, “cebimizden tek kuruş çıkmıyor” sözleriyle savunduğu yap-işlet-devret ve yap-kirala-devret modeliyle yaptırılan projelere 2026 yılında garanti, kira ve hizmet bedeli olarak ödenmek için bütçeden 238 milyar lira ayrıldı. ➡️Vatandaşa ekonomik zulüm böyle de bitmedi❗️ ➡️Cumhurbaşkanı Adayımız ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’na gerçekleştirilen 19 Mart darbesi sonrasında; 📌Borsada panikle 1,5 trilyon liralık değer kaybı yaşandı. 📌Merkez Bankası, 60 milyar dolar rezerv satışı gerçekleştirdi. 📌19 Mart darbesi sonrasında en büyük yabancı sermaye çıkışı yaşandı. Ekonomide artık vatandaşın dayanacak gücü, sıkacak kemeri kalmadı. Hem milletin, hem devletin nefes alması, bu baskılardan, zulümden kurtulmasının tek kurtuluşu erken seçimdir.❗️ #ErkenSeçim #Ekonomi #CHP #Ekremİmamoğlu

Süleyman Bülbül

14,381 görüntüleme • 10 ay önce

Formül Plastik Halka Arz Analizi: Yatırım Planı, Finansal Okuma ve Riskler #FRMPL Formül Plastik’i bu halka arzda ilgi çekici yapan şey, “yeni bir hikaye” değil; mevcut üretim altyapısının üzerine kurulan büyüme ve entegrasyon planıdır. Şirketin odağı net; temiz su (sıcak/soğuk) boruları ve ek parçaları ile atık su boruları ve ek parçaları üretimi. Bu iş kolunda değer; sadece üretmekten değil, doğru kapasiteyi doğru kanala (bayi ağına) bağlayıp, maliyet oynaklığını ve nakit döngüsünü disiplinle yönetebilmekten doğar. Bu nedenle bu şirkette okunması gereken ana tez şudur: Yatırımla ölçek büyütme planı doğru çalışırsa yukarı potansiyel var; ancak finansman giderlerindeki yükseliş ve işletme sermayesi baskısı nedeniyle temkinli okuma da şart. Operasyonun coğrafyası, şirketin “sahada” olduğunu gösteriyor. Genel merkez İstanbul (Büyükçekmece) tarafında; üretim omurgası Tekirdağ/Çerkezköy–Veliköy OSB bandında konumlanmış. Mevcut yerleşimde merkez fabrikanın yaklaşık 20.000 m² arsa ve 14.000 m² kapalı alan ölçeği; metal üretim tarafının 9.000 m² arsa ve 5.000 m² kapalı alan; PVC tarafının ise 15.000 m² açık alan ve 7.000 m² kapalı alan olarak tarif edilmesi, belirli bir üretim platformu ölçeğine işaret ediyor. Bu ölçek, verimlilik ve lojistik açısından avantaj yaratabilir; ancak aynı zamanda “tesis yoğunlaşması” riskini de beraberinde getirir. Olası bir arıza, yangın, doğal afet ya da lojistik kesinti senaryosunda iş sürekliliği planlarının gücü bu noktada daha kritik hale gelir. Satış modeli ağırlıkla bayiler üzerinden ilerliyor. Bayi ağı; pazara yayılma ve hacim yaratma açısından güçlü bir kaldıraçtır, fakat büyüme dönemlerinde iki başlığı büyütür: tahsilat riski ve işletme sermayesi ihtiyacı. İşte bu yüzden FRMPL’de yalnızca ciroyu değil, alacak tahsilat kalitesini, stok–alacak–vade dengesini ve finansman maliyetinin kârlılık üzerindeki etkisini birlikte okumak gerekir. Halka arz gelir kullanımında işletme sermayesine pay ayrılması, bu gerçeğin şirket tarafında da dikkate alındığını gösteriyor. Halka arzın mekaniği net ve matematik olarak temiz: toplam 40.000.000 lot arz ediliyor, fiyat 30,24 ₺. Bu da 1.209.600.000 ₺ brüt arz büyüklüğüne karşılık geliyor. Halka arz sonrasında sermaye 160.000.000 pay olacağı için, aynı fiyattan teorik piyasa değeri 4.838.400.000 ₺. Halka açıklık oranı %25. Bu üç kalem (arz büyüklüğü, piyasa değeri, halka açıklık) birbirini tamamlarken bir uyumsuzluk üretmiyor. Yapının en kritik yanı, arz edilen payların kaynağı: 40 milyon lotun 30 milyonu sermaye artırımı, 10 milyonu ortak satışı. Yani yatırımcının koyduğu kaynağın bir kısmı şirket kasasına girip yatırım ve işletme sermayesi için yakıt olurken, bir kısmı satıcı ortağa gidiyor. Burada ortak satışı var diye otomatik olumsuz okumak doğru değil; asıl önemli olan, ortak satışının kontrolü değiştiren bir büyüklükte olmaması ve şirketin kasasına giren net kaynağın “yatırım hikayesini” finanse edecek düzeyde kalması. İzahnamede net tutarlar açık: toplam halka arz maliyeti 57.386.200 ₺. Şirketin eline geçecek net gelir 859.820.350 ₺. Ortak satışından satıcının net geliri 292.393.450 ₺. Bu netler ve maliyet bir araya geldiğinde brüt arz büyüklüğü olan 1.209.600.000 ₺’ye tam kapanıyor; yani hesaplar teknik olarak tutarlı. Dağıtım tarafında duyurulan tahsisat yapısı, bireysel yatırımcı için okunabilir: %65 yurt içi bireysel (26.000.000 lot), %25 yurt içi kurumsal (10.000.000 lot), %10 yüksek başvurulu (4.000.000 lot). Ayrıca 4.001 lot ve üzeri talepler “yüksek başvurulu” kategorisine giriyor; bu eşik, büyük tekil taleplerin bireysel havuz üzerindeki etkisini sınırlamaya yönelik bir tasarım olarak okunabilir. Teknik bir başka detay da talep davranışını etkiler: T1 + T2 bakiye kullanılamaz notu (bu tip bilgi genelde aracı kurum/bilgilendirme duyurularında yer alır). Bu, katılımı nakit blokajına daha fazla bağlar; talebi azaltabilir veya talebin niteliğini değiştirebilir, ama tek başına fiyat davranışı için garanti vermez. Halka arz gelir kullanımı, FRMPL’de yatırım tezinin omurgası. Net gelirin %75’i yatırımlar, %25’i işletme sermayesi. Şirket kasasına girecek 859,8 milyon ₺ üzerinden kabaca düşündüğünüzde, yatırımlara ayrılabilecek kaynak yaklaşık 645 milyon ₺, işletme sermayesine ayrılabilecek kaynak yaklaşık 215 milyon ₺ mertebesinde okunur (kalemler arası esneklik olduğu da belirtiliyor). Buradaki mantık, yalnızca kapasite artırmak değil; üretim yerleşimini daha entegre hale getirip operasyonel verimlilik ve sevkiyat akışını güçlendirmek. Veliköy OSB civarında daha büyük arsa ölçeği, yeni kapalı alan kurgusu, mevcut hatların taşınması ve ilave hat/makine yatırımları gibi adımlar doğru uygulanırsa marjlara ve nakit döngüsüne olumlu yansıma potansiyeli taşır. Metal tarafında da taşınma ve kapasite artışı motivasyonu var; bu tip yatırımlarda kritik soru “yatırım yapıldı mı” değil, “kapasite ne hızla doldu ve kârlılığa ne hızla yansıdı” sorusudur. Finansallara geldiğinizde resim iki katmanlı. Ölçek var, ancak karlılık tarafında dalgalanma belirgin. Hasılat 2022’de 3,934 milyar ₺, 2023’te 3,494 milyar ₺, 2024’te 3,539 milyar ₺. Ara dönemde 9A24’te 2,524 milyar ₺, 9A25’te 2,449 milyar ₺. Ciro ölçeği korunuyor; fakat 9A25’te yıllık bazda sınırlı gerileme var. Daha öğretici olan brüt kar trendi: 2022’de 1,105 milyar ₺, 2023’te 1,093 milyar ₺, 2024’te 925 milyon ₺; 9A24’te 791 milyon ₺, 9A25’te 664 milyon ₺. Brüt karın zayıflaması, bu iş kolunda genelde maliyet baskısı (hammadde/kur/enerji) veya rekabet kaynaklı fiyatlama sınırı ile birlikte okunur. Operasyonel karlılığı temsil eden “finansman geliri/gideri öncesi faaliyet karı” kalemi (FAVÖK’e yakın bir operasyonel gösterge gibi düşünülebilir) 2022’de 1,033 milyar ₺, 2023’te 1,014 milyar ₺ iken 2024’te 637 milyon ₺’ye geriliyor; 9A24’te 584 milyon ₺, 9A25’te 529 milyon ₺. Bu, 2024’te belirgin bir zayıflama olduğunu gösteriyor. Net kar tarafında da benzer bir görünüm var: 2022’de 296,8 milyon ₺, 2023’te 295,5 milyon ₺, 2024’te 159,8 milyon ₺; 9A24’te 85,9 milyon ₺, 9A25’te 117,1 milyon ₺. 9A25’te toparlanma var; ancak burada ana sinyal finansman giderleri: 9A24’te -204,1 milyon ₺ olan finansman gideri, 9A25’te -405,2 milyon ₺’ye çıkıyor. Finansman giderindeki bu sıçrama, net karda toparlanma olsa bile karlılığı baskılayabilecek bir faktör. Dolayısıyla FRMPL’de yatırımcı için kritik izleme sorusu şu: yatırımlar devreye girerken, finansman maliyeti ve işletme sermayesi ihtiyacı ne kadar kontrol altında tutulabilecek? Varlık tarafında şirketin “elle tutulur” bir üretim tabanı olduğu da görülüyor. 30.09.2025 itibarıyla brüt maddi duran varlık 1.497.073.610 ₺, birikmiş amortisman 714.774.710 ₺; net seviyede yaklaşık 782 milyon ₺ bandında bir maddi duran varlık ölçeği okunuyor. Bu taban uzun vadeli üretim platformu okumasını destekler; fakat yatırımcı açısından asıl mesele, bu varlıkların marj ve nakit üretimine ne kadar etkin dönüştüğüdür. Kurumsal yapı tarafında da bilerek pozisyon almayı gerektiren bir unsur var: A/B pay yapısı ve oy imtiyazı. A grubu 5 oy, B grubu 1 oy. Halka arz edilen paylar B grubudur. Bu, halka açıklık %25 olsa bile yönetim kontrolünün aynı oranda dağılmasını beklememeniz gerektiği anlamına gelir. Bu tür yapılar stratejik süreklilik sağlayabilir; ancak azınlık yatırımcı açısından kurumsal yönetim hassasiyetlerini daha önemli hale getirir. Yani otomatik olumsuz değil; fakat bilmeden alınacak risk de değil. Risk setini yatırımcı diliyle sadeleştirirsek; hammadde maliyet oynaklığı, rekabetin fiyatlama gücünü sınırlaması, bayi kanalı ve tahsilat disiplini, büyüme döneminde işletme sermayesinin pahalı finansmanla taşınması ve yatırımların zamanlama riski en kritik başlıklar. Özellikle finansman gideri trendi, bu halka arzda fiyat ve iskonto ile birlikte en önemli izleme parametrelerinden biridir. Dağıtımın ~60 lot (yaklaşık 1.815 ₺) civarında olabileceğini düşünerek, nakit blokajını gereksiz büyütmeden 100 lot (3.024 ₺) ile temkinli katılım sağlanabilir. 📌 HALKA ARZ BAŞVURU TEKNİK BİLGİLERİ 🏷️ İşlem Kodu: #FRMPL 📅 Talep Tarihi: 7–8–9 Ocak (Çarş.–Perş.–Cuma) ⏰ Saat: 09:00 – 17:00 💵 Halka Arz Fiyatı: 30,24 ₺ 🔄 Toplam Lot: 40.000.000 💰 Arz Büyüklüğü: 1.209.600.000 ₺ 🏦 Halka Arz Sonrası Piyasa Değeri: 4.838.400.000 ₺ 👥 Halka Açıklık: %25,00 🧾 İskonto Oranı: %28,98 🕌 Katılım Endeksine Uygun ❌ T1 + T2 Bakiye Kullanılamaz 🧾 DAĞITIM BİLGİLERİ 💎 %65 Yurt İçi Bireysel • 26.000.000 lot – 786.240.000 ₺ 💎 %25 Yurt İçi Kurumsal • 10.000.000 lot – 302.400.000 ₺ 💎 %10 Yüksek Başvurulu Yatırımcı • 4.000.000 lot – 120.960.000 ₺ ⚠️ 4.001 lot ve üzeri talepler yüksek başvurulu kategorisine girer. (+120.990,24 ₺) 📊 ARZ GELİRİ KULLANIMI • %75 Yatırımlar • %25 İşletme Sermayesi 💬 Benim beklentim: ~60 lot (≈1.815 ₺) ➡️ Tedbiren: 100 lot (3.024 ₺) ile katılacağım. Umarım bu analiz sizin için faydalı olmuştur. Buraya kadar değer verip okuduğunuz için teşekkür ederim...

Hisse PhD

70,768 görüntüleme • 8 ay önce

İşte 23 yılın ağır sonuçları Dolar: 1.45 TL - 39.12 TL Euro: 1.5 TL - 45.72 TL Benzin litre: 1.48 TL - 53 TL Çeyrek Altın: 30 TL - 7.113 TL Dış borç 130 Milyar$- 515 Milyar$ (Aralık 2024 ) İç borç 200 Milyar TL- 7.5 Trilyon TL Bunun dışında olan ödemeler KKM ödemeleri ( zararı 2 yılda 1.1 Trilyon TL ) Döviz garantili ödemeleri (157 Milyar dolar 2021 ) Ve bunun yanında harcanan rakamlar Bedelli gelirleri, Özelleştirme gelirleri, Merkez Bankası Rezervi, Merkez Bankası yedek akçesi, Deprem vergisi, işsizlik sigorta fonu, 2b arazi gelirleri, gayrimenkul satışları, maden ruhsat gelirleri 30 Mayıs 2025 Sadece sizin aldığınız kararlarla onlarca trilyon TL zarardan bahsediyoruz -Dört yılda faize ödenen 4 trilyon TL İki yılda Merkez Bankası’nın 1,5 trilyon TL zarar etmesi, -Yap İşlet devlet projelerindeki zararlar -Kamu özel arasındaki mahsuplaşma da kur hesaplamalarının kamu aleyhine hesaplanması -devletin elektriği özel şirketten pahalıya alıp, özel şirkete ucuza satmasından doğan kamu zararı bu listeye dahil değil Bir ülke ekonomik krizdeyken, yurtdışından yüksek faiz ile dış politikada taviz vererek dış borç bulurken, halkı ucuz gıda kuyruğunda beklerken, döviz, enerji, gıda fiyatları çok yüksekken, halk vergi yükü altında ezilirken bir ülke yönetimi halkın parasını böyle dağıtır mı? Ve bunları yapan Erdoğan, ekonomi muhalefet yüzünden bozuldu diyor... -12 Ocak 2024 Azerbaycan'a 250 Milyon TL hibe -62.3 Milyon Dolar Kırgızistan borcunun silinmesi -kırgızistan vatandaşların Türkiye’de ücretsiz tedavi hizmeti -10 Mayıs 2024 yılda 7000 yabancının Türkiye’de tedavi edilmesi -Suriyeliler için 40 milyar $ harcadık. (Mart 2020 rakamı) -Somali’ye son 10 yılda 1 milyar doların üzerinde hibe yaptık. -9 Aralık 2020, Nijer, Nijerya, Kongo sağlık hibe yardımı -9 Aralık 2020, Tunus’a 5 Milyon dolar hibe -TİKA, Nepal ve Afganistan'da gıda kolisi dağıtması. -34 ülkeye ekipman hibe,156 ülke ve 9 kuruluşa destek." Erdoğan -Sırbıstan ve Bosna Hersek'e destek için sıfır gümrük bedelli ithalat kararları " -4 bin Suriyeli sağlık çalışanı istihdam ettik. -754 bin Suriyeli bebeğimiz doğdu. -Suriyelilere 97 milyon poliklinik hizmeti. -Suriyelilere 3 milyondan fazla yataklı tedavi. -Suriyelilere 2 milyon 600 bin ameliyat." Fahrettin Koca Mart 2022 - Hariri'ye, Türk Telekom’un özelleştirmesi için 4.75 Milyar $ bankalarımızdan kredi verdiler. ( bugünün kuruyla 185 milyar TL ) Telekom’u borçlandırdı. Telekom’un içini boşalttı aldığı krediyi de ödemeden kaçtı gitti. -Pandemi dönemi hiç kimse sokağa çıkamıyor, seyahat edemiyor, yollar bomboş ama AKP’nin döviz üzerinden gelir garantisi verdiği şirketler bomboş yollara rağmen tıkır tıkır gelirlerini alıyorlar. Dönüp diyorlar ki Pandemi var ekonomik sıkıntımız var kira borçlarımızı ödeyemeyeceğiz. AKP, merak etmeyin diyor 2036’ya kadar borçlarını erteliyor.Devletin resmi kurumu belediyelere yapmadığını yandaş ve yabancı şirketlere yapıyor hem de tıkır tıkır döviz üzerinden gelirini ödediği şirketlerin borçlarını erteliyor. Her şey yasal sonuçta. Her şey dava için sonuçta -Yine cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetiminde olan Çaykur, dünyada yıllık kuru çay tüketimi kişi başına sadece 500 gram Türkiye’de ise bu rakam 3,5 kg. Tabii ki şaşırmıyoruz cumhurbaşkanı Erdoğan yönetiminde Çaykur zarar etmeye başlıyor. Olsun her şey yasal. Zarar ediyorsa halk ödüyor sonuçta -Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetiminde olan varlık fonu bünyesine giren Botaş, devletten destek alıyor, yurtdışından borç alıyor, ödediği gazın parasını tahsil ediyor buna rağmen Rusya’dan aldığı gazın parasını ödeyemiyor. Devletten alınan, tahsil edilen ve borç alınan para nerede diye sormak yasa dışı faaliyet sonuçta her şey yasal Tabii ki bunlar olurken ülkemiz sürekli doğal gaz keşfediyor. Ama ne hikmetse Botaş aldığı gazın parasını ödeyemez hale geliyor. -Varlık fonu kuruluyor başkanı cumhurbaşkanı Erdoğan oluyor. Özelleştirilmeyen tüm varlıklar, varlık fonu bünyesinde toplanıyor. Varlık fonu yönetimi ayrı borçlanıyor fonun bünyesindeki tüm şirketler ayrı ayrı borçlanıyor sonuçta her şey yasal. Örneğin geçen hafta vakıfbank 555 milyon $ Çin’den borç aldı. Sonuçta her şey yasal. -Devletin tabii ki belli özel şirketlere ödediği parayı döviz ile öde, yine belli şirketlerin devlete olan ödemelerini TL’ye çevirerek tahsil et. Böylelikle kamu büyük zarara uğrasın Sorun değil her şey yasalara uygun sonuçta Biz buna dava diyoruz dava uğruna her şey mübah diyoruz. -Özel şirketten elektriği pahalıya al, yandaş ve yabancı dağıtım şirketine ucuza sat. Aradaki farkı halkın cebinden öde! sonuçta her şey yasal değil mi ? Ya halkın cebinden trilyonlar gitmiş ha bunlar ufak detaylar. Sonuçta halkın cebinden trilyonlar uçuyorsa her şey yasalara uygun olarak uçuyor. Biz buna dava diyoruz. -Tabii ki yine yandaş ve yabancı şirketler döviz ödeme garantileri var. Pandemi de dahil tıkır tıkır döviz üzerinden gelirlerini öde, bu arada tabii ki onlar için döviz kurunu 6-7 kat arttır. Ama onların vergi borçlarını ötele, borçlarını ötele, vergi borçlarını sil, verilen işletme sürelerini arttır, verilen garanti miktarlarını arttır. Böylelikle halkın trilyonları yandaş ve yabancıya uçsun gitsin ama sorun değil sonuçta her şey yasal. Biz buna dava diyoruz. -Tayyip Erdoğan olarak faizsiz ekonomi özlemimi Gürsesle haykıracağım derken, cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı 2018 yılında 70 milyar TL faiz ödeyen Türkiye 2023 yılında 600 milyar TL faiz ödedi 2024 yılında 1.2 Trilyon TL faiz ödedi 2025 yılının ilk 4 ayında 684 milyar TL faiz ödedi ( 2025 yılında 2 trilyon TL ödeyecek) Her şeyi planlı şekilde yaptılar. İç borcu döviz ile aldılar. Önce döviz kuru arttı sonra faiz arttı. 2018 yılında 1 trilyon TL olan merkezi bütçe borçu 2025 Nisan ayı itibari ile 10.7 trilyon TL’ye çıktı. Artan döviz kuru ile borç arttı. Sonra faizi arttırıp artan borç miktarına yüksek orandan faiz ödenmeye başlandı. Bu planlı bir şekilde halkın cebinden belli bir sermaye çevresine kaynak transferidir. Ortada bir ekonomik kriz yoktur. Yap İşlet devlet projeleri de düşünüldüğünde döviz üzerinden gelir garantisi verildiği düşünülürse onların Aldığı para TL bazında artmış durumda bu şekilde trilyonlarca rakam belli bir gruba aktarılıyor. Bir yıla mahsus değil yıllara mahsus şekilde bu para aktarılma devam ediyor. -Ne güzel değil mi ben faize karşıyım deyip dört yılda 4 trilyon TL faize para ödüyorlar. 86 milyonla dalga geçmek değil mi bu? Ya bu faizi alanlar kim ? İki yılda Merkez Bankası 1,5 trilyon TL zarar ediyor bu para kime gitti? Tabi burada her şey yasalara uygun değil mi? -Sokaktan geçen birisini çeviriyorsunuz bak şurada büyük bir arazim var. buraya devasa bir bina yap bana, ben de senden metrekaresini döviz üzerinden kiralıyım diyorsunuz. işte şehir hastaneleri böyle başlıyor. Şahıs diyor ki yaparım ama benim param yok. Devlet olarak alıyorsunuz bu Vatandaşı finans şirketine götürüyorsunuz, kredi buluyorsunuz. Bulduğunuz krediye kefil oluyorsunuz bir de bu şahsa gelir garantisi veriyorsunuz. Devlet olarak şahsa araziyi verdiniz. Krediyi temin ettiniz, özellikle çok çok büyük bina yaptırıp, metre karesini döviz üzerinden bu şahıstan kiralıyorsunuz. Yetmiyor, Yatakhane, görüntüleme, laboratuvar hizmetlerini ve temizlik hizmetlerini bu şahıstan satın alıyorsunuz. Yetmiyor kafeterya, lokanta, otopark ve otel işletmesini de bu şahsa veriyorsunuz İşte size şehir hastaneleri. Olsun her şey yasal. Halka diyorsunuz ki cebimizden bir kuruş çıkmadan yaptırdık. 2024 yılında 90 milyar TL’nin üzerinde rakam ödendi. Olsun her şey yasal sonuçta. Sonuçta dava meselesi. -Ne güzel değil mi biz bu ülkeyi döviz belasına sokanlara hesap sorup bu ülkeyi döviz belasından kurtaracağız deyip döviz üzerinden ödeme garantisi verip döviz üzerinden iç borç aldılar. Olsun her şey yasal sonuçta. yetmedi dövizi 6-7 katına çıkardılar halkın cebinden büyük parayı yandaş ve yabancıya akıttılar. dediler ki bu kazanç size yetmez bir de faizi arttıralım size ödediğimiz parayı faize yatırın bir de oradan kazanın dediler. Olsun biz faize karşıyız diyeceğiz nas var diyeceğiz sorun çözülecek. çözüldü de -Türk telekom, Hariri’ye Türk telekom’u sana satalım dediler.Hariri‘i param yok dedi. O zaman gel sana devletin bankalarından 4,75 milyar $ kredi verelim dediler. Parayı biz verdik Hariri Türk telekom’u satın aldı. Harari Türk Telekom’un kasasını boşalttı. Faturaları tahsil etti. Borcu ödemeden kaçtı gitti. AKP ne yaptı dersin Hariri’yi kırmızı halııyla karşıladılar. Zarar için sorun değil her şey yasal sonuçta. Halk ödüyor. -Türkiye F - 35 projesinden tek taraflı çıkarıldı. Verdiği 1.4 milyar $ parayı alamadı. Akp’li bakan Varank, ABD verdiği sözlere uymak zorunda değil diye ekranda açıklama yaptı. Çıkarıldığımız projeye geri dönebilmek için lobi faaliyetler için AKP yine para harcadı. Kendi paramızı geri alamadık. alamadıgımız paranın karşılığı F-16 alalım veya F- 16 modernizasyonu yaptıralım dendi. Bunun için dahi taviz vermeyi kabul ettiler. tavizin kabulü için bile ABD’ye üç defa heyet gönderdiler. Ne oldu ?

Nasuh Bektaş

99,046 görüntüleme • 1 yıl önce

■ Antalya turizminin ilk 7 aylık Dış hat yolcu savısı %7 azalarak 8,16 milyona geriledi, ana pazarlardaki kayıp 624 bin 448 kişiyi buldu. ■ Rus Askeri İstihbaratı GRU'dan General Sirotkin. 2015'de Rus uçağının düsürülmesi sonrası Surive'deki Rus bombalamaların artırılmasını. bunun neticesinde Türkiye'ye büyük bir mülteci göçü olacağını ve Türkiye'nin istikrarsızlaşacağını raporunda PUTİN 'E sunmuş olduğu ortaya çıktı. ■ Netanyahu :ABD ile İran arasında müzakereler devam ederken İran'ın "nükleer silah elde etmesini önlemek için" ne gerekiyorsa yapacaklarını savunarak tek başına saldıracaklarını söyledi. ■ Japonya merkezli Asahi gazetesi, Japonya'nın Hava Öz Savunma Kuvvetlerine (ASDF) ait F-2 savaş uçaklarını ilk kez Hindistan'a konuşlandırmayı planladığını bildirdi. ■ Kuzey Kore, Japonya'nın yeniden silahlanmasına karşı askeri tehdit yayınladı. Kim Yo Jong, Pyongyang'ın Japonya'nın genişleyen askeri kabiliyetlerine yanıt olarak "ek askeri seçenekleri" değerlendireceğini açıkladı. Asya'da yeni bir çatışma odağı patlak verdi . Hint-Pasifik genelindeki güvenlik gerilimleri artmaya devam ediyor. ■ DEM’li Abdullah Zeydan: • Kürtler kendi dillerinde eğitim görmeli, kendi şehirlerini yönetmeli ve kimlikleriyle özgürce yaşamalıdır. • Kürtler haklarına kavuştuğunda Türk halkından bir şey eksilmez. ▪︎ANALİZ : TBMM ' NİN çoğunluk sayısını oluştıran MİLLETVEKİLLERİ bunun için harıl harıl TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ olduğu halde, Türk milletinin aleyhine çalışıyor. ■ İSRAİL: 50 ek F-35 gizli savaş uçağı ve 50 F-15EX/F-15I savaş uçağı tedarik etmeye hazırlanıyor, bu da uzun menzilli vuruş kabiliyetini önemli ölçüde güçlendiriyor. ■ İsrail Donanması, Akdeniz ve Kızıldeniz'de savaş gemileri, denizaltılar, füze botları, korvetler, devriye gemileri ve sınır güvenlik unsurlarının katılımıyla geniş çaplı bir askeri tatbikat gerçekleştirdi. İsrail ordusu, tatbikatın son üç yıldaki çatışmalardan çıkarılan dersler doğrultusunda düzenlendiğini açıkladı. TATBİKAT ! MISIR ve Türkiye'yi hedef alıyor. ■GUARDİAN : İran-ABD SAVAŞI: Aralarında Suudi Aramco, BP, Shell ve ExxonMobil'in de bulunduğu borsada işlem gören en büyük sekiz petrol üreticisi, Haziran ayı sonu itibarıyla biten üç aylık dönemde toplam 93 milyar dolar kâr açıkladı. Suudi Aramco ve Batılı rakipleri, jeopolitik gerilimlerin gölgesinde ikinci çeyrekte rekor kârlara ulaşarak dakikada 700 bin dolarlık devasa bir gelire imza attı. ■ GAZETECİ MURAT AKAN : Türkiye’yi savaşa sokma planı devrede!Durum ciddi, Karadeniz’de garip şeyler oluyor. ■ ABD, Irak'taki bazı varlıklarını İran'a yakın bölgelere taşımaya başladı. ABD gizli "Savunma Yayı" planını başlattı.Trump savaştan vazgeçmiyor. Piyasalarda derin kaos hakim. ■ ODESSA VURULDU,FATURAYI DÜNYA ÖDEYECEK Rusya Savunma Bakanlığı, Odessa ve Nikolayev limanlarını vurduğunu açıkladı.Hedefler arasında akaryakıt tankları ve Karadeniz'de yük taşıyan bir gemi vardı. Ukrayna'nın tarım ihracatının yüzde 90'ından fazlası Odessa bölgesindeki üç limandan çıkıyordu. Ukrayna da Rusya'nın Azak Denizi hattını vuruyor. Temmuz'da 100'den fazla gemi hedef alındı. Azak Denizi, Rusya'nın tahıl ihracatının yaklaşık dörtte birini taşıyor. Rusya 2026/27 buğday ihracat tahminini 1,9 milyon ton düşürerek 44,6 milyon tona çekti. Rusya dünyanın en büyük buğday ihracatçısı.USDA'nın tahminine göre küresel ihracatın yüzde 22'si tek başına Rusya'dan çıkıyor.Toplamda dünya buğday ticaretinin yaklaşık üçte biri bu bölgede. SAVAŞ-GIDA KRİZİ KAPIDA ! ■ Daltonlar Çetesinin , Kuzey Irak'ta bulunan PKK'ya ve Ypg terör gruplarına ciddi meblağlarda para yardımı yaptığı ortaya çıktı. ■ Türkiye'de 44,3 milyon kişi kredi kullanırken kişi başına ortalama borç 155 bin liraya ulaştı. ▪︎ Bireysel kredi kartı toplam borcu 3,4 trilyon lirayı geçerek kritik eşiği aştı. ■ Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky : 50.000 Kuzey Kore askeri yakında Rusya'nın savaşına katılacak. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika #UkabPartisi

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

36,274 görüntüleme • 22 gün önce

Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, MKE’nin Ankara’da bulunan Gazi Fişek Fabrikası’nda gerçekleştirildi. Millî Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: MKE, SAVUNMA SANAYİMİZİN TAM BAĞIMSIZLIK HEDEFLERİNE ÖNEMLİ KATKILAR SUNUYOR Temelleri 1453 yılında Tophane-i Âmire ile atılan bu yıl 573’üncü kuruluş yıl dönümünü kutladığımız MKE’nin Ankara’da bulunan Gazi Fişek Fabrikasında gerçekleştirdiğimiz Millî Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı’na hoş geldiniz. Güçlü üretim ve teknoloji altyapısı, yüksek mühendislik kabiliyeti ile mühimmat ve bunlara ait silah sistemlerini tek çatı altında geliştirme ve üretme yetkinliğine sahip olan MKE, dünyanın sayılı savunma sanayi kuruluşları arasında yer almakta, “Türkiye Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda savunma sanayimizde tam bağımsızlık hedeflerine önemli katkılar sunmaktadır. Bu güçlü altyapısını yüksek üretim kapasitesiyle birleştiren MKE, başta Cumhuriyetimizin ilk savunma sanayi tesisleri arasında yer alan Gazi Fişek Fabrikası olmak üzere ülkemizin farklı bölgelerinde faaliyet gösteren fabrika ve işletmeleriyle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaç duyduğu kritik sistemleri yerli ve millî imkânlarla üreterek ordumuzun caydırıcılığına önemli katkılar sağlamaktadır. MKE, 2023-2027 yılları arasını kapsayan 1,5 milyar dolarlık yatırım programı çerçevesinde mevcut üretim hatlarını modernize etmenin yanı sıra Kırıkkale, Samsun ve Kırşehir’de üç yeni fabrikayı daha ülkemize kazandıracak, bu yatırımlarla kritik silah, mühimmat ve kimyasalların üretim kapasitesini önemli ölçüde artıracaktır. MKE tarafından, başta Gazi Fişek Fabrikamızda üretilen çeşitli kalibrelerde hafif silah mühimmatı olmak üzere; - Kamikaze ve sürü dron saldırıları ile sabit kanatlı İHA tehditlerine yönelik TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi ve uçaksavar sistemleri, - Topçu birliklerimizin uzun menzilli ve yüksek hassasiyetli ateş destek kabiliyetini güçlendiren BORAN, GÜRHAN ve FIRTINA obüsleri ile yüksek tahrip gücüne sahip topçu mühimmatı, - Piyade birliklerimizin farklı harekât ortamlarındaki ateş gücü ve harekât kabiliyetini artıran PMT-76, MAM-15, KNT-76, MP5 ile MPT-55, MPT-76 ve farklı çaplarda hafif silah sistemleri, - Zırhlı birliklerimizin ateş gücünü destekleyen tank topu ve tank mühimmatı, - PİRANA Kamikaze İnsansız Deniz Aracı (KİDA), - Deniz Kuvvetlerimizin ateş gücünü ve su üstü harp etkinliğini artıran Millî Deniz Topu Denizhan-76, - Hava platformlarının görev etkinliğini artıran uçak bombaları ile havadan atılan mühimmat çeşitleri, - Gömülü hedeflerin yüksek hassasiyetle etkisiz hâle getirilmesine imkân sağlayan çeşitli roket ve füze sistemleri, - Muharebe sahasında lojistik sürekliliği ve harekâtın idamesini destekleyen çeşitli kalibrelerde mühimmat ve patlayıcı sistemleri ile Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harekât ihtiyaçlarına yönelik çok sayıda stratejik silah sistemi yerli ve millî imkânlarla geliştirilmekte ve üretilmektedir. Savunma sanayisindeki üretim faaliyetlerinin yanı sıra Millî Eğitim Bakanlığı ile MKE arasında imzalanan protokol çerçevesinde hayata geçirilen “MKE Dersliksiz Okul” uygulaması, insan kaynakları alanında dünyanın en prestijli uluslararası ödül programlarından biri olan “Stevie Awards for Great Employers” programında “Bronz” ödülü kazanarak uluslararası düzeyde önemli bir başarı elde etmiştir. Bu vesileyle, başta Gazi Fişek Fabrikamızın fedakâr çalışanları olmak üzere, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyacı olan silah, mühimmat ve savunma sistemlerini millî imkânlar ve en yüksek kalite anlayışıyla geliştiren ve üreten MKE’nin tüm yönetici ve çalışanlarına, ülkemizin savunma gücüne sundukları kıymetli katkılar için teşekkür ediyoruz. 4 PKK’LI TERÖRİST DAHA TESLİM OLDU Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, ülkemizin ve milletimizin güvenliği ile devletimizin bekası için terör başta olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı sürdürdüğü mücadele kapsamında son bir hafta içerisinde; - 4 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, - Harekât bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. HUDUTLARDA 468 ŞAHIS YAKALANDI Kesintisiz devam eden hudut güvenliği faaliyetleri kapsamında hafta boyunca; - 4’ü terör örgütü mensubu olmak üzere sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 468 şahıs yakalanmış, 1.102 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. - Böylece 1 Ocak’tan bugüne kadar, sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 6 bin 953, engellenen kişi sayısı da 43 bin 878 olmuştur. KKTC TOPLUMSAL DİRENİŞ VE SİLAHLI KUVVETLER GÜNÜ KUTLU OLSUN Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ikili ilişkiler ve uluslararası görevler kapsamında, başta Kıbrıs, Azerbaycan, Libya, Kosova, Bosna-Hersek ve Katar olmak üzere kardeş, dost ve müttefik ülkelere destek vermeyi sürdürerek geniş bir coğrafyada dünya güvenliği, barışı ve istikrarına önemli katkılar sağlamaktadır. Bu vesileyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin “Toplumsal Direniş Bayramı ve Silahlı Kuvvetler Günü”nü şimdiden (1 Ağustos) kutluyor; Garanti ve İttifak Antlaşmaları’ndan kaynaklanan hak ve sorumluluklarımız çerçevesinde, Kıbrıs Türkü’nün güvenliği, huzuru ve refahı ile meşru hak ve menfaatlerini desteklemeyi kararlılıkla sürdüreceğimizi, Ada’da kalıcı, adil ve sürdürülebilir bir çözümün ancak egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde iki devletli çözüm modeliyle mümkün olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. 5 ADET F-16 UÇAĞIMIZ ESTONYA’YA İNTİKAL ETTİ Diğer yandan, NATO Geliştirilmiş Hava Polisliği görevi kapsamında, 1 Ağustos-30 Kasım 2026 tarihleri arasında Estonya’daki Amari Hava Üssünde konuşlandırılacak 5 adet F-16 uçağımız ile görevli personelimizin Estonya’ya intikali tamamlanmıştır. Görev süresince unsurlarımız, NATO’nun müşterek hava savunma faaliyetleri çerçevesinde Baltık hava sahasının emniyetine katkı sağlayacak, 7 gün 24 saat esasına göre alarm reaksiyon görevi icra ederek NATO hava sahasının güvenliğinin teminine destek verecektir. Ülkemiz, NATO Geliştirilmiş Hava Polisliği görevini yarın (31 Temmuz) düzenlenecek Devir Teslim Töreniyle Portekiz’den devralacaktır. KUDÜS’TEKİ KUTSAL MEKÂNLARA YÖNELİK PROVOKATİF GİRİŞİMLER KABUL EDİLEMEZ Orta Doğu’daki gelişmeler kapsamında; Bölgede istikrarsızlığın sorumlusu İsrail, ateşkes hükümlerini ihlal etmeyi sürdürerek Lübnan ve Filistin’e saldırılarına devam etmektedir. Filistin halkının yaşam şartlarının iyice zorlaştığı bu dönemde İsrailli yetkililerin kışkırtıcı açıklama ve eylemlerinden kaçınması gerekmektedir. Ayrıca tarihî ve hukuki statüsü bulunan Kudüs’teki kutsal mekânlara yönelik provokatif girişimlerin kabul edilemez olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. İsrail’in uluslararası hukuku ve ateşkes hükümlerini ihlal eden eylemlerine son vermesi, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi ve bölgesel barış ile istikrarı zedeleyen tutumundan vazgeçmesi gerekmektedir. SAYIN BAKANIMIZ, MOLDOVA BAŞBAKAN YARDIMCISI İLE BİR ARAYA GELECEK - Sayın Bakanımız 25 Temmuz’da Suudi Arabistan Savunma Bakanı, 27 Temmuz’da Nijer Savunma Bakanı ile ikili ve bölgesel savunma ile güvenlik konularını ele aldığı telefon görüşmeleri gerçekleştirmiş; yine 27 Temmuz’da Dışişleri Bakanımız ile bir araya gelmiştir. - Sayın Bakanımız 28 Temmuz’da, veda ziyaretinde bulunan Birleşik Krallık Ankara Büyükelçisini kabul etmiş, ardından Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen “2’nci İletişim Şûrası”na katılmıştır. - Sayın Bakanımız, bugün (30 Temmuz) Moldova Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı ile bir araya gelecek, müteakiben Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) “İnebolu’ya İstiklal Madalyası Takdim Töreni”ne iştirak edecektir. Sayın Genelkurmay Başkanımız, - 23 Temmuz’da Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı (SACEUR) ile video konferans yöntemiyle bölgesel savunma ve güvenlik konularının ele alındığı bir görüşme gerçekleştirmiş, - Aynı gün Millî Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreterliğince düzenlenen Millî Güvenlik Konferansları kapsamında “Geleceğin askerî harekât ortamına yönelik değerlendirmeler, askerî doktrinlerin dönüşümü ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin gelecek vizyonu” konulu konferans vermiş, - 26 Temmuz’da Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı ile ikili ilişkiler ve bölgesel konuların ele alındığı bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. TSK EĞİTİM VE TATBİKATLAR İLE ULUSLARARASI GÖREVLERE DEVAM EDİYOR Daha etkin, daha caydırıcı ve daha hazır bir Türk Silahlı Kuvvetleri için eğitim ve tatbikat faaliyetleri de kesintisiz olarak sürdürülmektedir. Bu kapsamda; - 13-24 Temmuz tarihleri arasında Birleşik Krallık’ta düzenlenen Sea Breeze II Tatbikatı başarıyla tamamlanmıştır. - 20 Temmuz’da Slovakya’da başlayan Joint Fire Tatbikatı 7 Ağustos’a kadar devam edecek, - 3 Ağustos’ta Letonya’da başlayacak Baltic Trust Karşı Dron Tatbikatı 14 Ağustos’ta sona erecektir. Diğer yandan; Somali Deniz Görev Grubu faaliyetlerine destek sağlanması ve Somali’ye lojistik nakliyat görevinin icrası kapsamında görev yapan TCG Gaziantep ile TCG Bafra 27 Temmuz’da, TCG Sancaktar ile TCG Yzb. Güngör Durmuş ise 29 Temmuz’da görevlerini başarıyla tamamlayarak bağlı bulundukları limanlara avdet etmişlerdir. - NATO Daimî Deniz Görev Grubu-1 (SNMG-1) görevi hitamında TCG Oruçreis tarafından 31 Temmuz-3 Ağustos tarihleri arasında Lizbon/Portekiz’e, - Millî Savunma Üniversitesi Deniz Harp Okulu öğrencilerimizin Açık Deniz Eğitimleri kapsamında TCG Osmangazi tarafından; - 31 Temmuz-2 Ağustos tarih aralığında Tunus’a, - 5-7 Ağustos tarihleri arasında Livorno/İtalya’ya, - Öğrenci eğitim faaliyetleri kapsamında İtalya Deniz Kuvvetleri unsuru San Marco tarafından 2-6 Ağustos tarih aralığında Antalya’ya, - NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) kapsamında Yunanistan Deniz Kuvvetlerine ait Kountouriotis ve İtalya Deniz Kuvvetleri unsuru Montecuccoli tarafından 4-6 Ağustos tarihleri arasında Aksaz’a liman ziyaretleri gerçekleştirilecektir. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca; 29 Temmuz’da muharip ve destek uçaklarımızın katılımıyla Doğu Karadeniz’de eğitim uçuşu yapılmıştır. Diğer yandan Milletler Ligi’nde ikinci kez şampiyonluğa ulaşarak dünyanın en büyüğü ünvanını bir kez daha kazanan A Millî Kadın Voleybol Takımımızı, ülkemize yaşattığı büyük gurur ve mutluluk dolayısıyla tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz. ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİN FAALİYETLERİ SÜRÜYOR Personel ve askerî öğrenci alım/temin işlemleri kapsamında; 14 Temmuz’da başlayan Millî Savunma Üniversitesi “2026 Yılı Askerî Öğrenci Temini Seçim Aşaması Faaliyetleri” 7 Ağustos’a kadar devam edecektir. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarında İstihdam Edilmek Üzere 2026 Yılı, - “3’üncü Dönem Uzman Erbaş Temini”, - “4’üncü Dönem Teknik Sınıf Uzman Erbaş Temini ile” - “2’nci Dönem Sözleşmeli Er Temini” başvuruları 24 Temmuz-9 Ağustos tarihleri arasında yapılabilecektir. Ağustos, Eylül ve Ekim 2026 dönemlerinde silahaltına alınacak yedek subay/astsubay adayları ile erlerin sınıflandırma sonuçları bugün (30 Temmuz) açıklanmıştır. Sonuçlar; e-Devlet kapısı, askerlik şubeleri ve MSB Mobil uygulamasından öğrenilebilecektir. YÜKSEK ASKERÎ ŞÛRA TOPLANTISI ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA GERÇEKLEŞTİRİLECEK Türk Silahlı Kuvvetlerimizin Komuta Kademesi’nin şekilleneceği 2026 yılı Yüksek Askerî Şûra toplantısı önümüzdeki hafta Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde icra edilecektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın onayını müteakip açıklanacak Yüksek Askerî Şûra kararlarının şimdiden devletimize, milletimize ve Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı olmasını diliyoruz. Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Sahip olduğu güçlü imkân kabiliyetleri ve nitelikli personeliyle her türlü tehdit ve tehlikeyi yok etmeye, - Ülkemizin güvenlik ve huzuru için gece gündüz demeden çalışmaya, - Nitelik ve nicelik olarak her geçen gün daha da güçlenerek üstlenmiş olduğu tüm görevleri büyük bir azim, kararlılık ve başarıyla yerine getirmeye devam edecektir. BASIN MENSUPLARININ GÜNDEME DAİR SORULARI CEVAPLANDIRILDI Basın Bilgilendirme Toplantısı’nın ardından basın mensuplarının gündeme dair soruları cevaplandırıldı. Sorulara verilen cevaplar şu şekilde: Irak Başbakanının ülkemizi ziyareti ve Sayın Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde gerçekleşen görüşmeler ile müteakiben imzalanan anlaşmalar, bölgesel istikrar ve güven açısından önem taşımaktadır. Türkiye ile Irak arasında son yıllarda geliştirilen iş birliği, terörle mücadelede elde edilen başarının önemli unsurlarından biri olmuştur. Irak ile güvenlik alanındaki iş birliği kesintisiz şekilde devam etmektedir. Ortak mekanizmalar işletilmekte, sınır güvenliği ve terörle mücadeleye yönelik koordinasyon kararlılıkla sürdürülmektedir. Daha önce de iki ülke arasında gerçekleştirilen toplantılarda; sınır güvenliği, terörle mücadele, savunma sanayi alanlarında eş güdüm ve iş birliğinin arttırılması konularında mutabık kalınmıştır. Son dönemde gerçekleştirilen temaslarda ekonomi ve enerji alanındaki iş birliği ön plana çıkarken, güvenlik alanında daha önce oluşturulan mekanizmalar etkin şekilde işlemeye devam etmektedir. Türkiye ile Irak arasındaki iş birliğinin güçlenmesi, bölgesel istikrarın yanı sıra Irak Türkmenlerinin güvenliği ve refahı açısından da büyük önem taşımaktadır. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

107,548 görüntüleme • 1 ay önce

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nın kapanış töreninde konuştu. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler de beraberinde TSK Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcıları ile katıldığı törende Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan şunları söyledi: FUARIMIZI YENİ REKORLARLA TAÇLANDIRMANIN KIVANCI İÇİNDEYİZ Ülkemizin savunma, havacılık ve uzay sektörlerinin yıldızlarının bir araya geldiği SAHA 2026’nın bu anlamlı programında sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. SAHA 2026’ya dünyanın farklı yerlerinden iştirak eden değerli Bakanlara, Bakan Yardımcılarına, Genelkurmay Başkanlarına, Kuvvet Komutanlarına, heyet üyelerine ve tüm ziyaretlerimize hoş geldiniz diyorum. Himayelerimizde gerçekleştirilen ve alanında artık bir markaya dönüşen fuarımızın savunma sektörümüz ve bütün katılımcı firmalarımız için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Dünyanın 120 ülkesinden 1700’den fazla firmanın iştirak ettiği fuarın icrasında emeği geçen tüm kurumlarımızı, firmalarımızı, sponsorlarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Kara, deniz, havacılık, uzay ve güvenlik alanlarında geliştirdikleri ürünlerle fuarda boy gösteren tüm şirketlerimize en kalbi tebriklerimi iletiyorum. 1300'ü aşkın üye firması ve bünyesindeki 30 üniversitenin etkin katılımı ile Avrupa'nın en büyük savunma ve havacılık kümelenmesi olan SAHA İstanbul ailesini yürekten kutluyorum. Sektördeki 4500'ü aşkın firmamızın uyum ve koordinasyon içinde faaliyetlerini sürdürmesini sağlayan Savunma Sanayi Başkanlığımızı, kolektif çabaların hasılası olan bu başarı hikâyesinin altında imzası bulunan şirketlerimizi, üniversitelerimizi, kuruluşlarımızı içtenlikle tebrik ediyor, mühendisinden yazılımcısına, işçisinden teknisyenine savunma sanayimizin tüm emektarlarına aynı şekilde şükranlarımı sunuyorum. Rabbim sizlerin başarılarınızı daim eylesin. Bu gayretlerinizi hem ülkemiz hem dost ve kardeşlerimiz, hem de insanlık için hayırlara vesile kılsın. Bu sene beşincisi tertiplenen fuarımızı hamdolsun yeni rekorlarla, yeni anlaşmalarla, yeni iş birlikleriyle taçlandırmanın haklı kıvancı içindeyiz. 8 MİLYAR DOLARLIK İŞ HACMİNE ULAŞILDI SAHA 2026'ya 1500'ü yerli, 263'ü yabancı olmak üzere 1763 firma katıldı. Fuarda sahip oldukları yeni özelliklerle göz dolduran 203 ürün ilk kez görücüye çıktı. 192 resmî heyet ve 108 alım heyeti, sektörümüzle doğrudan temas kurma imkânı buldu. İmzalanan 182 anlaşmayla toplam 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını doğrudan ihracata dönük mutabakatlar oluşturdu. Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara tam olarak şudur: Türk savunma sanayi artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören, güven veren, dikkatle izlenen ve tercih edilen bir ekosistem hâline gelmiştir. Türkiye, savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır. Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan yüz bini aşkın vatan evladının gayreti, milletimizin desteği ve devletimizin iradesi vardır. İnşallah daha iyi yerlerde olacak, daha büyük başarı hikâyelerini birlikte yazacak, savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağız. GÜVENLİK HER YÖNÜYLE BÜTÜNCÜL BİR KONSEPTİR Dünyamız hızla değişirken, harp sanayimiz köklü bir dönüşüm sürecinden geçerken, bundan elbette güvenlik kavramı da nasibini alıyor. Bir defa şunu hepimiz görebiliyoruz: Bugün geldiğimiz noktada güvenlik artık yalnızca tek bir alana, tek bir sahaya, tek bir sanayi koluna hapsedilemez. Fabrikadan test sürecine, veri merkezinden akademiye, tedarik zincirinden geri bildirime güvenlik her yönüyle bütüncül bir konsepttir. Aynı şekilde bugün bir ülkenin caydırıcılığı sahip olduğu platformların sayısıyla ölçülecek eşiği de çoktan aşmıştır. Envanterinizdeki platformları hangi yazılımla yönettiğiniz, bunlarda hangi sensörleri kullandığınız, bu ürünler için hangi motorları geliştirdiğiniz ve hangi mühimmatı ne kadar sürede üretebildiğiniz önemlidir. Siber saldırılara, elektronik harp tehditlerine, insansız sistemlere ve hibrit savaş yöntemlerine karşı ne denli hazırlıklı olduğunuz belirleyicidir. Bölgemizde ve dünyada son dönemde meydana gelen savaş ve çatışma ortamlarında bu gerçeklere bir kere daha şahitlik ettik. Yapay zekâdan insansız araçlara, otonom sistemlerden karar destek mekanizmalarına uzanan geniş bir yelpazede muharebe sahasının nasıl dönüştüğüne hep birlikte tanık olduk, olmaya da devam ediyoruz. YENİ DÖNEMİN KURUCU AKTÖRLERİNDEN BİRİ TÜRKİYE’DİR Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim: Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye'dir. Bugün Türkiye yeni nesil millî muharip uçağını, insansız savaş uçağını, helikopterini, İHA’sını, SİHA’sını üreten, elektronik harp sistemlerini, uydu teknolojisini, harp savunma sistemini, radarını geliştiren, tankını, roketini, füzesini, zırhlı araçlarını, savaş gemisini, insansız deniz araçlarını imal ve inşa eden, velhasıl denizin derinliklerinden uzayın boşluğuna kadar her kademede kendi imzasını taşıyan yazılım, platform ve sistemleri kendi yapabilen bir ülkedir. Türkiye, istiklal ve istikbaline kastetme cüretini gösterecek her muhasım unsurun bileğini bükecek kudrete ve kuvvete ziyadesiyle sahip bir devlettir. HEDEFİMİZ İLK 10 ÜLKE ARASINA ADIMIZI YAZDIRMAK Gerek SAHA 2026'da sergilenen gurur verici ürünlerimiz, gerekse geçen hafta açıklanan ihracat rakamlarımız ne demek istediğimizi çok net anlatırken aynı zamanda ülkemizin ulaştığı seviyeyi de ortaya koyuyor. Burada tek tek isimlerini saymaya kalksak değil saatler, günler sürecek ürünleri, projeleri, tasarımları ve çalışmaları sizler zaten gördünüz. İnanç, irade, cesaret, gayret, adanmışlık ve vizyon bir araya geldiğinde nelerin başarılabileceğine bizzat tanıklık ettiniz. Aynı iftihar tablosuyla ihracat tarafında da karşılaşıyoruz. Bakınız, biz göreve geldiğimizde savunma ve havacılık ihracatımız yılda sadece 248 milyon dolardı, Türkiye savunma sanayinde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlılığımızı yıllar içerisinde azaltarak biz bunu tersine çevirdik, 2025 yılında savunma ve havacılık ihracatında tarihimizde ilk defa 10 milyar doların üzerine çıktık, Nisan ayı ihracat rakamları geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösteriyor. Savunma ve havacılık ihracatımız Nisan'da 962 milyon dolara yükseldi. 2026'nın ilk 4 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış oldu, böylece ilk 4 ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Yani bundan 23 yıl önce senede 248 milyon dolar ihracat yapan Türkiye bugün bu rakamı aşağı yukarı bir haftada gerçekleştiriyor, Cenabıallah'a sonsuz şükürler olsun. Kısa vadede hedefimiz 11 milyar doları aşarak bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına adımızı yazdırmaktır. İnşallah genişleyen uluslararası iş birliklerimiz, derinleşen ekosistemimiz ve artan üretim kapasitemiz ile bu hedefimize de vasıl olacağız. NİCE ENGELLERLE KARŞILAŞTIK Tabi burada şu gerçeğin de altını önemle çizmek istiyorum: Milletimizin göğsünü kabartan, dost, kardeş ve müttefiklerimize güven veren bu başarı hikâyesini yazmamız elbette öyle kolay olmadı. Görünür, görünmez nice engelle karşılaştık, ambargolarla, kısıtlamalarla önümüz kesilmek istendi, parasını ödediğimiz sistemlerin verilmediği günler oldu. Sadece dışarıdan, sadece dost bildiklerimizden değil, içeriden de ihanete, kumpasa, umutlarımızı kırmaya dönük operasyonlara maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş, kimi zaman da sureti haktan görünen Truva atlarının sabotajlarıyla mücadele ettik. Şurası son derece dikkat çekicidir: Türkiye, savunma sanayinde ne zaman kabuğunu kırsa, ne zaman büyük bir adım atsa birileri hemen devreye girdi, başımıza yeni icat çıkarmayın dediler, dışarıdan almak daha kolay dediler, ekonomik olarak fizibıl değil dediler savunma sanayi yatırımları verimsiz dediler. Kimi zaman ekonomik verileri eğip bükerek, kimi zaman millî şirketlerimizi hedef alarak, kimi zaman küçümseyerek, kimi zaman da balıklar ürküyor gibi komik argümanlarla savunma sanayi hamlelerimizi engellemeye çalıştılar, biz bunların hiçbirine kulak asmadık. Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler, ama balıkların herhâlde ürkmediğini gördüler. Öğrenilmiş çaresizlik sendromuyla malul karakterlerin bizi de kendi ruhsuz, umutsuz, ufuksuz dünyalarına çekmelerine müsaade etmedik. Yapamazsınız diyenlere cevabımızı işte bugün SAHA 2026'da olduğu gibi yaptığımız, tamamladığımız, harp sahalarında başarıyla test edilmiş ürünlerle verdik. Nuri Killigil’lerin, Şakir Zümre’lerin, Vecihi Hürkuş’ların, Nuri Demirağ’ların canlarını koruyarak ortaya koydukları, sabırla yürüyerek savunma sanayinde hamdolsun bugünkü seviyelere ulaştık. Aralarında merhum Özdemir Bayraktar ağabeyimizin de olduğu Türk savunma sanayinin öncülerini bugün bir kez daha rahmetle yad ediyor, Cenabıallah hepsinden razı olsun diyorum. Vecihi Hürkuş’un havacılıkta yıllar önce yükselttiği bayrağı, rahmetli Özdemir Bayraktar insansız hava araçlarında doruklara çıkarmış, göklerde büyük bir gururla dalgalandırmıştı. İnanıyorum ki, onun izinden gidenler bu emanete hakkıyla sahip çıkacak, Türk savunma sanayinin şanını yüceltmeye devam edeceklerdir. MİLLÎ BÜNYE NE KADAR SAĞLAM OLURSA ÜLKENİN GÜVENLİĞİ DE O KADAR KUVVETLİ OLUR Savunma sanayi ve caydırıcılığın yanı sıra ulusal güvenliğin bir diğer kritik halkası, bizim iç cephe olarak tarif ettiğimiz milletin birlik ve beraberliğidir. Şurası bir hakikat ki, millî bünye ne kadar sağlam olursa bir ülkenin güvenliği de o derece kavi ve kuvvetli olur. Kader ve istikbal birliği yapmış, ortak değerler etrafında kenetlenmiş, aynı ideallere gönül vermiş bir halkı dışarıdan müdahalelerle teslim almak, böyle bir millete diz çöktürmek kolay değildir. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa, böyle bir durumda da millet ayakta kalamaz. Bunu istikbal ve İstiklal Harbimizin en hararetli günlerinde merhum Mehmet Akif, Nasrullah Camisinde yaptığı konuşmada şöyle dile getirmişti: Milletler topla, tüfekle, zırhlıyla, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatine, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır. Dün olduğu gibi bugün de, yarın da meselenin nirengi noktası işte budur. TERÖRSÜZ TÜRKİYE, BARIŞIN EGEMEN OLDUĞU BÜYÜK BİR VİZYONUN ADIDIR Bizim binlerce yıllık tarihimizin neredeyse her devri mücadele ile geçmiştir. Hem devlet hem de millet olarak verdiğimiz her mücadeleyi iç cephemizi tahkim ederek kazandık. Yeri geldi top seslerini yavrularımıza ninni yaptık. Yeri geldi aç kaldık, susuz kaldık, silahsız kaldık, mühimmatsız kaldık, ama hiçbir zaman inancımızı yitirmedik, yeise kapılmadık, birlik ve bütünlüğümüzden ödül vermedik, harimiismetimize uzanan kirli ellere teslim olmadık. Biz de iktidarlarımız boyunca maruz kaldığımız nice saldırıyı, nice darbe girişimini, bekamızı hedef alan nice kuşatmayı işte bu ruhla püskürttük. Burada şunu büyük bir kararlılıkla ifade etmek durumundayım: Bugün iç kalemizi tahkim etme yolunda attığımız en stratejik adım, 18. ayını dolduran Terörsüz Türkiye süreci ve terörsüz bölge hedefidir. Terörsüz Türkiye süreci, Türkiye'yi ve komşu ülkeleri iç cepheleriyle birlikte güçlendirerek huzurlu, güvenli, müreffeh ve barışın egemen olduğu bir geleceğin inşasını hedefleyen büyük bir vizyonun adıdır. Terörsüz Türkiye, bölgemizde yürütülen paylaşım kavgası karşısında milletimizin bilincinde ve kalbinde kurulan müstahkem bir mevzidir. Bu mevziinin fikrî ve siyasi müşterek karargâhı elbette Cumhur İttifakı'dır. Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı'dır. Sürecin katalizörü ise Türk milletinin ulaşmayı çoktan hak ettiği hedeflerdir. Bu hedefe ezber kalıplarla değil, basiretli, cesaretli, büyük millet ve devlet olmanın sağladığı özgüvenli yaklaşım ile kararlı adımlarla varılabilir. Türkiye, devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir. Bu iradenin temelinde, vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların aziz hatırası, kutlu emaneti vardır. BU İRADENİN TEMELİNDE ŞEHİT AİLELERİMİZ VAR Bu iradenin temelinde, vatan sağ olsun diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır. Bu iradenin temelinde, şehit eşleri, şehit çocukları, şehit yakınlarımız vardır, gazilerimizin fedakârlıkları vardır. Allah'ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır. Muhabbet iklimini çok sağlam bir şekilde tesis edip kardeşlik bilincini güçlendirerek, husumet duvarlarını tek tek yıkıp fitnelerin kökünü kurutarak, terörün kanlı ve karanlık gölgesini sebepleriyle birlikte bu toprakların üstünden tamamen kaldırarak, aziz şehit ve gazilerimizin fedakârlıklarının boşa gitmediğini tüm dünyaya inşallah hep birlikte göstereceğiz. İnanıyoruz, Allah'ın izniyle başaracağız. Kararlıyız, inşallah hedefimize ulaşacağız. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Bu düşüncelerle SAHA 2026'nın bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Fuarın düzenlenmesinde emeği geçen tüm kurumlarımızı, katkı veren herkesi tekrar tebrik ediyor, katılımcı firmalarımıza teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

34,155 görüntüleme • 3 ay önce

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Tersanesi Komutanlığımızda gerçekleştirilen “Deniz Platformlarının Hizmete Giriş, Bayrak Çekme ve İlk Sac Kesim Töreni”nde konuştu. Bakan Yaşar Güler’in de beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Bakan Yardımcıları Musa Heybet ve Salih Ayhan ile birlikte katıldığı törende, Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan şunları söyledi: TÜRKİYE-PAKİSTAN DOSTLUĞU, KIYAMETE KADAR DEVAM EDECEK Bugün çok özel bir program münasebetiyle dünyanın göz bebeği şehri İstanbul’da, İstanbul Tersane Komutanlığımızda sizlerle bir aradayız. Deniz platformlarımızın hizmete giriş, bayrak çekme ve ilk sac kesme töreni vesilesiyle sizlerle bir arada olmaktan memnuniyet duyuyorum. Törenimize Pakistan'dan teşrif eden kıymetli misafirlerimize, ikinci evleri olan Türkiye’ye hoş geldiniz, sefalar getirdiğiniz diyorum. Mavi Vatan'ın dört bir yanında büyük bir adanmışlıkla görev yapan tüm personelimize, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın tüm mensuplarına ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Türkiye için çalışan, Mavi Vatan'ın muhafazası ve gerektiğinde müdafaası için gecesini gündüzüyle birleştiren herkesten Cenabıallah razı olsun. Yine bu vesileyle; asırlardır nazlı hilalin özgürce dalgalanması için toprağa düşen şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Evet, bugün Türk tersaneciliği ve donanması açısından bir gurur anına, hem de çok büyük bir gurur anına hep beraber şahitlik ediyoruz. Öncelikle bizlere bu gururu yaşatan İstanbul Tersane Komutanlığımızın işçisinden mühendisine bütün mensuplarını canıgönülden tebrik ediyor, kendilerine şahsım ve milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum. Ülkemiz tersanelerine güvenmekte ne kadar haklı olduğumuzu bugün bir kez daha görüyoruz. Malumunuz Pakistan Deviz Kuvvetlerinin ihtiyacını karşılamak üzere Eylül 2018 tarihinde 4 adet MİLGEM inşa sözleşmesi imzalamıştık. İlk gemi PNS Babür’ü 24 Mayıs 2024 tarihinde Pakistan’a teslim ettik. Bugün de her türlü test ve tecrübe faaliyetlerini başarıyla tamamlayan PNS Hayber’in teslimini yapıyoruz. Projenin 4’üncü gemileri Karaçi Tersanesinde inşa ediliyor. 3’üncü gemi PNS Bedir’in Haziran 2026 sonunda, 4’üncü gemi PNS Tarık’ın ise 2027 yılının ilk çeyreğinde teslimi planlanıyor. En son teknolojiyle donatılmış bu gemilerin kardeş Pakistan donanmasına şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Kökleri ortak tarihimizin derinliklerine uzanan ve asırlar boyunca sınanarak bugünlere gelen Türkiye-Pakistan dostluğu; Allah’ın izniyle kıyamete kadar devam edecek, serpilecek, güçlenecektir. Değerli arkadaşlar, çok değerli misafirler; bugün burada denize uğurladığımız ve bayrak çektiğimiz platformlar alın terinin, aklın, emeğin, cesaretin ve adanmışlığın eseridir. Bunların en başında havadan bağımsız tahrik sistemi ve gelişmiş sonar yetenekleriyle sessiz derinliklerin millî bekçisi olacak TCG Hızırreis denizaltımız vardır. Hızırreis denizaltımızı bugün hizmete veriyoruz. Hizmete aldığımız bir başka platformumuz, yeni tip çıkarma gemimiz Ç159’dur. Bu platform hem askerî harekâtlarda hem de barış dönemindeki insani yardım operasyonlarında fırtınalı sularda görev yapacaktır. Ulaq silahlı insansız deniz aracımız bir diğer kıvanç kaynağımızdır. Dijital dönüşümün, yapay zekâ tabanlı otonom sistemlerin denizlerdeki sembolü olacak Ulaq, geleceğin harekât sahasının öncülerindendir. Ulaq SİDA’nın bir başka özelliği, Türk mühendislerinin geliştirdiği yüzde 90 yerlilik oranına sahip Marin motorunu kullanmasıdır. Her 3 deniz platformunun da hayırlı olmasını temenni ediyorum. TCG KOÇHİSAR’I MAYIS SONUNDA DONANMAMIZA KATACAĞIZ TCG Koçhisar karakol gemimiz, Mavi Vatan’daki hak ve hukukumuzu koruma irademizin nişanesidir. Barış zamanında milletimize hizmet edecek, kriz zamanlarında caydırıcı gücümüz olacak Koçhisar’ı mayıs sonunda donanmamıza katacağız. Son olarak bugün ayrıca, açık deniz karakol gemimiz Seferihisar’ın sac kesimini gerçekleştireceğiz. Şimdiden hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Türkiye olarak savunma sanayi alanında yürüttüğümüz her projede ürün geliştirmekle kalmıyor; ekosistemi, insan kaynağını ve teknoloji üretim kapasitesini de büyütmeyi hedefliyoruz. Savunma Sanayi İcra Komitesinde aldığımız kararları önce millet, önce devlet anlayışıyla ilgili kurumlarımızın koordinasyonunda tek tek hayata geçiriyoruz. Şurası bir gerçek ki savunmada başarı ancak bütüncül bir stratejiyle elde edilir. Havada güçlü olmadan, denizde etkin olmadan karada caydırıcı olamazsınız. Hamdolsun, biz tüm bu alanlarda çok güçlü bir varlık gösteriyoruz. Kapasitemizi günden güne artırıyor, imkân ve kabiliyetlerimizi aralıksız geliştiriyor, kendi teknolojimizi yine kendimiz üretiyoruz. Savunma sektöründeki 3.500’ü aşkın firmamız, 100 bini aşkın insan kaynağımız, varını yoğunu Türkiye’nin güvenli yarınlarına vakfediyor. Araştırma-geliştirme çalışmalarından tasarıma, yazılımdan seri üretime, tüm süreçleri yerli ve millî kaynaklarımızla yönetiyoruz. Şu anda savunma ihracatında dünyanın en büyük 11’inci ülkesiyiz. Son 11 aylık dönemde savunma ve havacılık ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30 artarak 7 milyar 445 milyon dolara ulaştı. Sadece kasım ayı ihracatımız önceki kasım ayına kıyasla yüzde 22 artışla 742 milyon dolar oldu. Bu sabah itibarıyla, 8,6 milyar doları aşmış bulunuyoruz. Kendimize inandık, Türk savunma sanayisine güvendik, kısa sürede işte bu rakamları yakaladık. Elbette burada durmayacağız, 2028 senesi için belirlediğimiz hedef 11 milyar dolarlık ihracat rakamıyla savunma ve havacılık ihracatında dünyada ilk 10’a girmektir, bu hedefe doğru sağlam adımlarla ilerliyoruz. KENDİ SAVAŞ GEMİSİNİ DENİZE İNDİREN 10 ÜLKEDEN BİRİYİZ Şunu da burada büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim: Dünyada kendi savaş gemisini geliştirip denize indiren 10 ülkeden biri Türkiye’dir. Türk tersaneleri bugüne kadar dünyanın birçok ülkesine farklı ebatta 140’ın üzerinde deniz platformu ihraç etti. Güvenlik kuvvetlerimiz; kendi ürettiğimiz araç, ekipman ve mühimmatlarla havada, karada ve denizde âdeta destan yazıyor. Sahadan aldığımız verileri titiz bir şekilde analiz ediyor, geri bildirimler ışığında mevcut teknolojimizi daha da ileri noktalara taşıyoruz. Tüm bunları yaparken doktrin ve pratik arasındaki dengeyi birbirlerini besleyecek şekilde en verimli surette temin ediyoruz. Başkanı olduğum Savunma Sanayi İcra Komitesinde aldığımız kararlar çerçevesinde başlayan projelerimizin meyvelerini birer birer topluyoruz. Bakınız, 4 ay önce sistemler sistemi Çelik Kubbe'yi envanterimize kattık. Geçen ay insansız savaş uçağımız KIZILELMA, dünya havacılık tarihinde bir ilki başardı. Ana muhalefetin "Balıklar rahatsız oluyor." diyerek testlerimizi eleştirdiği Sinop’ta, KIZILELMA’mız jet motorlu bir hedefi görüş ötesi hava-hava füzesiyle vurarak etkisiz hâle getirdi. Bir diğer stratejik projemiz olan Bayraktar TB3 envantere girdi. TCG Anadolu’nun abisi olacak 300 metre uzunluğundaki uçak gemimizin inşa süreçlerini evet başlattık. İnsansız araçlardan fırkateyne kadar tüm deniz platformlarında hem kendi ihtiyaçlarımızı hem de dost ve müttefiklerimizin taleplerini karşılıyoruz. Savunma Sanayii Başkanlığımız, ASFAT’ımız, askerî tersanelerimiz, sivil tersanelerimiz; uyum içinde iş birliği ve güç birliği içerisinde çalışıyor, imar ve inşa ediyor, ürettikleri ürünleri dünyanın farklı ülkelerine ihraç ediyor. Buradaki başarıyı görmek için uzaklara gitmeye hiç gerek yok, Türkiye’nin savunma sanayisinde son 23 senede kat ettiği mesafeyi görmek için öyle 70’leri, 60’ları evet deşelemeye de gerek yok, bunun için geçtiğimiz haftalarda kamuoyumuzla paylaşılan projelere ve çalışmalara bakmak fazlasıyla kâfidir. Füzelerden tüfeklere, insansız araçlardan roketlere, deniz toplarından elektronik harp sistemlerine sektörün tamamında büyük bir dinamizm var, üretkenlik var, maşallah heyecan ve gayret var. Buradan kamu-özel ayrımı yapmadan Türk savunma sanayinin gelişmesi ve güçlenmesi için ter döken tüm firmalarımıza, oralarda çalışan tüm kardeşlerime ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. MORALİMİZİ BOZMAYA ÇALIŞANLARA ALDIRMAYIN Sizlerin şahsında sektördeki tüm kardeşlerimden şunu rica ediyorum: Moralimizi bozmaya çalışanlara lütfen aldırmayın. Cesaretimizi kırmak için uğraşanlara lütfen pirim vermeyin. Televizyon ekranlarında, sosyal medyada ve gazete köşelerinde sağa-sola karamsarlık aşılayan felaket tellallarına lütfen kulak asmayın. Biz bugüne kadar ne yaptıysak unutmayın, bunlara rağmen yaptık. Yüzde 20 yerli sermayeyle başlatıp şu anda yüzde 80 yerli sermayeye biz ulaştık. Eğer biz çalışırsak, biz hedeflerimizden kopmadan mücadele edersek, evvelallah bunların hiçbiri bizim önümüzü kesemez, şevkimizi kıramaz. Bizi yolumuzdan çevirmeye çalışanlara inat hep beraber omuz omuza verecek, çok daha kararlı bir şekilde hedeflerimize yürüyeceğiz. İşte bugün hem Mavi Vatanımızın güvenliği hem Pakistan’ın savunma kapasitesi açısından çok stratejik adımlar attık. Yakın gelecekte inşallah başka müjdelerimiz olacak, başarılarımıza yenilerini ekleyecek, karada, denizde, havada ve elbette siber vatanda caydırıcılığımızı artıracak projeleri tek tek devreye alacağız. Kendimizle birlikte komşularımızın, müttefiklerimizin ve kardeşlerimizin güvenliğine katkı sunmaya devam edeceğiz. Burada her fırsatta vurguladığım bir hususu tekrar hatırlatmak istiyorum. Bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yok. Biz, hiçbir ülkeyle gerilim istemiyoruz, kriz, kavga, çatışma istemiyoruz. Komşularımız için huzur ve istikrardan başka bir şey murat etmiyoruz. Türkiye olarak herkesin emin olabileceği, güven duyabileceği, en zor, en sıkıntılı günlerinde sırtını yaslayabileceği bir ülke biziz. Bununla birlikte biz, hak ve hukukunun çiğnenmesine müsaade etmeyen ve asla etmeyecek olan bir ülkeyiz. Bugün burada olduğu, hayata geçirdiğimiz bütün bu yatırımlarımız savaşa hazırlanmak için değil; barışı, istiklali, istikbali korumak içindir. Rabb'im yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Sözlerime son verirken bu önemli platformların Türk donanmasına ve Pakistan Deniz Kuvvetlerine hayırlı olmasını temenni ediyor; emeği geçen herkese, tüm kurumlarımıza, tersanelerimize şükranlarımı sunuyorum. Sizleri tekrar sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Dost ve kardeş Pakistan halkına buradan selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum. Tüm gemilerimizin denizleri sakin, pruvası inşallah neta olsun. Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

41,502 görüntüleme • 8 ay önce

Davos'tan bir Trump geçti! İşte konuşmadan çarpıcı bölümler... BİRLEŞİK KRALLIK EN BÜYÜK PETROL REZERVLERİNİN ÜZERİNDE OTURUYOR AMA ÇIKARILMASINA İZİN VERMİYOR "Avrupa'da, radikal solun Amerika'ya dayatmaya çalıştığı kaderi gördük. Çok uğraştılar. Almanya şu anda 2017'de ürettiğinden yüzde yirmi iki daha az elektrik üretiyor ve bu mevcut şansölyenin hatası değil. O sorunu çözüyor. Harika bir iş çıkaracak. Ama oraya gelmeden önce yaptıkları, sanırım bu yüzden oraya geldi. Ve elektrik fiyatları yüzde altmış dört daha yüksek. Birleşik Krallık, 1999'da ürettiği tüm kaynaklardan gelen toplam enerjinin sadece üçte birini üretiyor. Düşünün, üçte bir ve Kuzey Denizi'nin üzerinde oturuyorlar, dünyanın her yerindeki en büyük rezervlerden biri, ama kullanmıyorlar ve bu onların enerjisinin eşit derecede yüksek fiyatlarla felaket derecede düşük seviyelere ulaşmasının bir nedeni. Yüksek fiyatlar, çok düşük seviyeler. Düşünün, üçte bir ve Kuzey Denizi'nin üzerinde oturuyorsunuz ve şöyle demeyi seviyorlar: "Bilirsin, enerji tükendi." Tükenmedi. Beş yüz yılı var. Daha petrolü bile bulmadılar. Kuzey Denizi inanılmaz. Kimsenin sondaj yapmasına izin vermiyorlar. Çevresel olarak, sondaj yapmalarına izin vermiyorlar. Petrol şirketlerinin gitmesini imkansız hale getiriyorlar. Gelirin yüzde doksan ikisini alıyorlar, bu yüzden petrol şirketleri "Bunu yapamayız" diyorlar. (Petrol şirketleri) Beni görmeye geldiler: "Yapabileceğiniz bir şey var mı?" Avrupa'nın harika olmasını istiyorum. Birleşik Krallık'ın harika olmasını istiyorum. Dünyadaki en büyük enerji kaynaklarından birinin üzerinde oturuyorlar ve kullanmıyorlar. Aslında elektrik fiyatları yüzde yüz otuz dokuz fırladı. Avrupa'nın her yerinde yel değirmenleri var. Her yerde yel değirmenleri var ve kaybediciler. Fark ettiğim bir şey, bir ülkede ne kadar çok yel değirmeni varsa, o ülke o kadar çok para kaybediyor ve o ülke o kadar kötü durumda. Çin neredeyse tüm yel değirmenlerini yapıyor, ama ben Çin'de hiç rüzgar çiftliği bulamadım. Bunu hiç düşündünüz mü? Çinlilerin akıllı olduğunu görmenin iyi bir yolu. Akıllılar. Çin çok akıllı. Onları yapıyorlar, bir servet karşılığında satıyorlar. Onları satın alan aptal insanlara satıyorlar, ama kendileri kullanmıyorlar. Birkaç büyük rüzgar çiftliği kurdular, ama kullanmıyorlar. İnsanlara nasıl göründüklerini göstermek için onları koydular. Oradaki rüzgar gülleri dönmüyor." BİZ OLMASAYDIK HEPİNİZ ALMANCA VEYA JAPONCA KONUŞUYOR OLURDUNUZ. GRÖNLAND'I VERİSENİZ MİNNETTAR OLURUZ, VERMEZSENİZ BUNU UNUTMAYIZ "Nihayetinde, bunlar ulusal güvenlik meseleleridir ve belki de mevcut hiçbir konu, durumu şu anda Grönland ile olanlardan daha net hale getirmiyor. Grönland hakkında birkaç kelime söylememi ister misiniz? Ben, bunu konuşmadan çıkaracaktım, ama düşündüm ki... Sanırım çok olumsuz değerlendirilirdim. Hem Grönland halkına hem de Danimarka halkına muazzam saygım var, muazzam saygım var. Ama her NATO müttefikinin kendi topraklarını savunabilme yükümlülüğü var ve gerçek şu ki, Amerika Birleşik Devletleri dışında hiçbir ulus veya ulus grubu Grönland'ı güvence altına alma konumunda değil. Biz büyük bir güçüz, insanların anladığından çok daha büyük. Sanırım bunu iki hafta önce Venezuela'da öğrendiler. Bunu İkinci Dünya Savaşı'nda gördük, Danimarka sadece altı saatlik savaştan sonra Almanya'ya düştü ve ne kendisini ne de Grönland'ı savunamadı. Bu yüzden Amerika Birleşik Devletleri o zaman Grönland topraklarını tutmak için kendi güçlerimizi göndermeye mecbur kaldı, yaptık, bunu yapmak için bir yükümlülük hissettik, ve tuttuk, büyük maliyet ve masrafla. Oraya girme şansları yoktu ve denediler. Danimarka bunu biliyor. Kelimenin tam anlamıyla Grönland'da Danimarka için üsler kurduk. Danimarka için savaştık. Başka kimse için savaşmıyorduk. Onu kurtarmak için, Danimarka için savaşıyorduk. Büyük, güzel bir buz parçası. Ona toprak demek zor. Büyük bir buz parçası. Ama Grönland'ı kurtardık ve düşmanlarımızın yarımküremizde ayak basmasını başarıyla önledik, bu yüzden bunu kendimiz için de yaptık. Ve sonra savaştan sonra, ki biz kazandık, büyük kazandık. Şu anda biz olmasaydık, hepiniz Almanca ve biraz Japonca konuşuyor olurdunuz belki. Savaştan sonra Grönland'ı Danimarka'ya geri verdik. Bunu yapmak ne kadar aptallıktı! Ama yaptık. Ama geri verdik. Ama şimdi ne kadar nankörlük ediyorlar? Hiçbir şey talep etmedik ve hiçbir şey almadık. Açıkçası durdurulamaz olacağımız bu noktada aşırı güç ve kuvvet kullanmaya karar vermedikçe muhtemelen hiçbir şey alamayacağız. Ama bunu yapmayacağım, tamam mı? Şimdi herkes "Oh, iyi" diyor. Bu muhtemelen yaptığım en büyük açıklama çünkü insanlar güç kullanacağımı düşünüyordu. Ben, ben güç kullanmak zorunda değilim. Güç kullanmak istemiyorum. Güç kullanmayacağım. Amerika Birleşik Devletleri'nin istediği tek şey Grönland adında bir yer, zaten onu vasi olarak elimizde bulundurmuştuk ama 2. Dünya Savaşı'nda Almanları, Japonları, İtalyanları ve diğerlerini yendikten sonra, çok uzun zaman önce değil, saygıyla Danimarka'ya geri verdik. Onlara geri verdik. Yani NATO'dan elde ettiğimiz şey Avrupa'yı Sovyetler Birliği'nden ve şimdi Rusya'dan korumak dışında hiçbir şey. Yani, onlara yıllarca yardım ettik. Hiçbir şey almadık, NATO için ödeme yaptık dışında ve ben gelene kadar yıllarca ödeme yaptık. NATO'nun yüzde yüzü için ödeme yaptık, bence, çünkü faturalarını ödemiyorlardı. Ve tek istediğimiz Grönland'ı almak, tam mülkiyet hakkı ve sahiplik dahil, çünkü onu savunmak için sahipliğe ihtiyacınız var. Bir kiralama üzerinden onu savunamazsınız. Birincisi, yasal olarak, bu şekilde savunulabilir değil, kesinlikle. Ve ikincisi, psikolojik olarak, kim bir lisans anlaşmasını veya kiralamayı savunmak ister ki, okyanusun ortasında büyük bir buz parçası, eğer bir savaş olursa, eylemin çoğu o buz parçası üzerinde gerçekleşecek? Bir düşünün. O füzeler o buz parçasının tam merkezinin üzerinden uçacak. Danimarka'dan ulusal ve uluslararası güvenlik için ve çok enerjik ve tehlikeli potansiyel düşmanlarımızı uzak tutmak için, istediğimiz tek şey üzerine şimdiye kadar inşa edilmiş en büyük altın kubbeyi inşa etmek için bu toprak. Yani dünyayı korumak için bir buz parçası istiyoruz ve vermiyorlar. Başka hiçbir şey istemedik ve o toprak parçasını tutabilirdik ve tutmadık. Yani bir seçenekleri var. Evet diyebilirsiniz ve çok minnettar olacağız, ya da hayır diyebilirsiniz ve hatırlayacağız." MACRON'U O GÜZEL GÜNEŞ GÖZLÜKLERİYLE İZLEDİM, NE OLMUŞ ÖYLE İlaç fiyatları için en çok tercih edilen ulus politikam altında, reçeteli ilaçların maliyeti hesaplama şeklinize bağlı olarak % 90’a kadar düşüyor. Beş, altı, yedi, sekiz yüz yüzde de diyebilirsiniz. Bunu hesaplamanın iki yolu var. Ama her başkanın istediği bir tercih edilen uluslar politikamız var, hiçbir başkan alamadı. Ben aldım ve diğer uluslar onayladı ve bunu almak için tarifeleri kullanmak zorunda kaldım, çünkü "Asla!" dediler. Başka bir deyişle, Londra'da on dolar olan bir hap, yüz otuz dolar. Londra'da on dolar, New York'ta veya Los Angeles'ta yüz otuz dolar ve "Vay canına, bu kötü" dedim. Arkadaşlarım derdi, "Biliyorsunuz, Londra'ya gidiyoruz, bu şeyleri neredeyse bedava satın alabiliyorsunuz. Dünyanın her yerine gidiyoruz, neredeyse bedava satın alabiliyoruz." Çünkü temelde, Amerika tüm dünyayı sübvanse ediyordu çünkü başkanlar bundan kurtulmalarına izin verdi. Çok zor oldu. Bu yüzden Emmanuel Macron'u aradığımda, dün onu o güzel güneş gözlükleriyle izledim. Ne halt oldu? [gülüyor] Onu biraz sert tavırlarıyla izledim, ama bir hap için on dolardaydı ve dedim ki, "Emmanuel..." Ve... tüm büyük ilaç şirketleri tam mutabakat halinde. Bu arada kolay değildi. Serttirler, akıllıdırlar. Bu dolandırıcılıktan uzun zamandır kurtuluyorlardı, ama vazgeçtiler. Ama dediler ki, "Ülkelerin bunu onaylamasını asla sağlayamazsınız." "Neden?" dedim. "Çünkü sağlayamazsınız. Her zaman dediler ki, 'Daha fazla ödemiyoruz. Geri kalanını Amerika Birleşik Devletleri'nden alın.'" Yani yıllar içinde, aynı kaldılar. Biz sadece yukarı, yukarı, yukarı gittik ve, yani, on üç, on dört, on beş kat daha fazla öderdik belirli ülkelerin ödediğinden. Ben de dedim ki, "Hayır, yüzde yüz onaylayacaklar." "Efendim, onaylamalarını asla sağlayamazsınız." "Garanti ediyorum" dedim. Ama aslında Emmanuel ile başladım, muhtemelen odada da var ve onu seviyorum. Aslında onu seviyorum. İnanması zor, değil mi? Ve dedim ki, "Emmanuel, o hapın fiyatını yirmi dolara, belki otuz dolara çıkarmak zorunda kalacaksın." Düşünün. Yani bu, bu demek oluyor ki reçeteli ilaçlar iki katına çıkıyor. Üç katına çıkabilir, dört katına çıkabilir. Kolay değil. "Hayır, hayır, hayır, Donald, bunu yapmayacağım." "Evet, yapacaksın, yüzde yüz" dedim. "Hayır, hayır, hayır. Benden iki katına çıkarmamı istiyorsun" dedi. "Emmanuel, otuz yıldır reçeteli ilaçlarla Amerika Birleşik Devletleri'nden faydalanıyorsun. Gerçekten yapmalısın ve yapacaksın, hiç şüphem yok. Aslında, yüzde yüz eminim sen-" "Hayır, hayır, hayır, bunu yapmayacağım." Çünkü, evet, ona karşı adil olmak gerekirse, iki katına veya üç katına çıkarmak zorunda, çünkü dünya Amerika Birleşik Devletleri'nden daha büyük bir yer olduğu için, ortada buluşmanız değil, sadece biraz yukarı çıkmanız gerekiyor ve biz çok aşağı iniyoruz. Onlar biraz yukarı çıkıyor, biz çok aşağı iniyoruz. Yani biz yüz otuz dolardayız, onlar on dolarda, bu yüzden yirmi veya otuza çıkmak zorunda kalabilirler, bundan fazla değil. "Emmanuel, iki katına veya üç katına çıkartacaksın" dedim. "Hayır, hayır, hayır." "İşte hikaye, Emmanuel. Cevap, bunu yapacaksın, hızlı yapacaksın. Ve eğer yapmazsan, Amerika Birleşik Devletleri'ne sattığın her şeye yüzde yirmi beş tarife koyuyorum ve şaraplarına ve şampanyalarına yüzde yüz tarife, ve bu istediğimin yaklaşık on katı. Ve yapacaksın. Bunu halka açıklamak istemiyorum, ama beni bunu yapmaya zorlayabilirsin." "Hayır, hayır, Donald, yapacağım. Yapacağım." Ülke başına ortalama üç dakika sürdü, aynı şeyi söyleyerek, "Yapacaksın." Hepsi "Hayır, hayır, hayır, yapmayacağım. Benden reçeteli ilaç maliyetini iki katına çıkarmamı istiyorsun-" dediler. "Doğru, çünkü otuz yıldır bizi kandırıyorsun" dedim. Ve "Bunu yapmayacağız" dediler. "Sorun değil. Pazartesi sabahı, yirmi beş, otuz, elli..." Farklı ülkeler için farklı rakamlar verdim. Bu da ulusal güvenlik hakkında konuşuyoruz. Olamaz-- Adil değil. Tüm dünyayı sübvanse etmeyeceğiz ve bu ülkelerin her biri bunu yapmayı kabul etti. JEROME 'TOO LATE (ÇOK GEÇ)' POWELL Çok uzak olmayan bir gelecekte yeni bir Fed başkanı açıklayacağım. Sanırım çok iyi bir iş çıkaracak. Bakın, bazılarını verdim. Elimizde bir şey var ama çok saygı duyulan bir isim. Hepsi saygın. Onlar, onlar harikalar. Görüştüğüm herkes (adaylar) harika. Hepsinin sanırım harika bir iş yapabileceğini düşünüyorum. Sorun şu ki işi aldıktan sonra değişiyorlar. Yapıyorlar. Bilirsiniz, duymak istediğim her şeyi söylüyorlar ve sonra işi alıyorlar. Altı yıllığına kilitleniyorlar. İşi alıyorlar ve bir anda, "Hadi oranları biraz yükseltelim." Onları arıyorum, "Efendim, bunun hakkında konuşmamayı tercih ederiz." İnsanların işi aldıklarında nasıl değiştikleri inanılmaz. Çok kötü. Bir tür sadakatsizlik, ama doğru olduğunu düşündüklerini yapmalılar. Şu anda korkunç bir başkanımız var, Jerome "Çok Geç" Powell. Her zaman çok geç kalıyor ve faiz oranlarında çok geç kalıyor, seçimden önce hariç. O zaman diğer taraf için gayet iyiydi. Yani biz, harika birini atacağız ve umarız doğru işi yapar." İSVİÇRE'YE TARİFEYİ YÜZDE 30 YAPTIM, BAŞBAKANI ARADI. TARİFEYİ YÜZDE 39'A ÇIKARDIM, ORTALIK KARIŞTI. ROLEX BENİ ZİYARETE GELDİ İ"sviçre ile bir vaka yaşadım. İsviçre'de olmamız tesadüf oldu. Belki size kısa bir hikaye anlatırım. Ama hiçbir şey ödemiyorlardı. Güzel saatler, harika saatler yapıyorlar, Rolex, hepsi. Ürünlerini gönderdiklerinde Amerika Birleşik Devletleri'ne hiçbir şey ödemiyorlardı ve 41 milyar dolarlık bir açığımız vardı. 41 milyar bu güzel yerle. Üzerinden uçtuk. Güzel değil mi? Ben de dedim ki, "Hadi onlara yüzde 30 tarife koyalım ki bir kısmını geri alalım," hiç değilse. Hala büyük bir açığımız olurdu. 41 milyar $. Bu büyük bir açık ve dedim ki, "Hadi bir tarife koyalım..." Farklı tarifeler, farklı yerler. Hepiniz bunlara tarafsınız, bazı durumlarda kurbanısınız, ama sonunda adil bir şey ve çoğunuz bunu fark ediyor. Ama İsviçre'ye % 30 tarife koyduk ve ortalık karıştı. Arıyorlardı, yani inanmazsınız ve İsviçre'den çok fazla insan tanıyorum, inanılmaz yer, inanılmaz, zeki yer. Ama fark etmedim ki... Onlar sadece bizim sayemizde iyiler ve başka pek çok örnek var. Yani, biz, muhtemelen başka yerler, ama kazandıkları paranın çoğunluğu bizim sayemizde, çünkü onlardan asla bir şey almadık. Yani geliyorlar, saatlerini satıyorlar, tarife yok, hiçbir şey yok. Çekip gidiyorlar, sadece bizden kırk bir milyar dolar kazanıyorlar. Ben de dedim ki, "Hayır, bunu yapamayız, bu yüzden artıracağım." Hala bir açığım olurdu, oldukça önemli, ama yüzde otuza çıkardım ve, sanırım başbakan, başkan olduğunu sanmıyorum, başbakan olduğunu düşünüyorum aradı, bir kadın ve çok tekrar ediciydi. "Hayır, hayır, hayır, bunu yapamazsınız, % 30. Bunu yapamazsınız. Biz küçük, küçük bir ülkeyiz" dedi. Dedim ki, "Evet, ama büyük, büyük bir açığınız var. Küçük olabilirsiniz ama büyük ülkelerden daha büyük bir açığınız var." "Hayır, hayır, hayır, lütfen, bunu yapamazsınız" dedi. Aynı şeyi tekrar tekrar söylemeye devam etti. "Biz küçük bir ülkeyiz." Dedim ki, "Ama açısından büyük bir ülkesiniz..." Ve açıkçası beni yanlış yönden ovdu. Ve dedim ki, "Tamam. Teşekkür ederim, hanımefendi. Takdir ediyorum. Bunu yapmayın. Çok teşekkür ederim, hanımefendi." Ve tarifeyi % 39 yaptım ve sonra gerçekten ortalık karıştı ve herkes beni ziyaret etti. Rolex beni görmeye geldi. Hepsi beni görmeye geldi. Ama fark ettim ve azalttım, çünkü insanlara zarar vermek istemiyorum. Onlara zarar vermek istemiyorum. Ve daha düşük bir seviyeye indirdik. Yükselmeyeceği anlamına gelmiyor, ama daha düşük bir seviyeye indirdik. Ama şimdi tarife ödüyorlar. Ama, ama fark ettim ki birçok böyle yerimiz var, Amerika Birleşik Devletleri sayesinde servet yapan yerler. Amerika Birleşik Devletleri olmadan, hiçbir şey kazanmazlardı. Düşünün, İsviçre bizden 41 milyar dolar kazandı ve dediği gibi, küçük bir yer."

CNBC-e

34,242 görüntüleme • 7 ay önce

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetlerinin anlatılarak gündemdeki soruların cevaplandırıldığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, İstanbul’da konuşlu olan Millî Savunma Üniversitesi Rektörlük Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: EĞİTİM CAMİAMIZIN BAŞI SAĞ OLSUN Dün (15 Nisan) Kahramanmaraş’ta gerçekleşen ve ülkemizi derin bir acıya boğan menfur saldırıda hayatını kaybeden evlatlarımız ile fedakâr öğretmenimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyor; kederli ailelerimize, eğitim camiamıza ve milletimize başsağlığı ve sabır diliyoruz. MİLLÎ SAVUNMA ÜNİVERSİTESİ, TSK’NIN GÜCÜNE GÜÇ KATIYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünü; - Millî değerler ve çağın gereklerini esas alan eğitim anlayışıyla, - Akademik yetkinlik ile askerî disiplini, fiziki dayanıklılık ile liderlik vasıflarını, sportif ve kültürel gelişim ile yüksek ahlaki değerler ve sorumluluk bilincini bir arada kazandırarak yetiştiren, - Savunma, güvenlik ve strateji alanlarında sunduğu katkılarla ulusal ve uluslararası düzeyde temayüz eden Millî Savunma Üniversitemizin İstanbul’daki Rektörlük Yerleşkesi’nde icra ettiğimiz Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısına hoş geldiniz. Üniversitemiz bünyesinde yer alan; - Kara, Deniz, Hava Harp Okulları ve Harp Enstitüleri aracılığıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli subaylar yetiştirilirken, - Araştırma enstitüleri vasıtasıyla savunma ve güvenlik alanında bilimsel çalışmalar yürütülmekte, bilgi üretimi ve doktriner gelişime katkı sağlanmakta, - Yabancı Diller Yüksekokulu ile personelin dil yetkinliği geliştirilirken, - Astsubay meslek yüksekokulları aracılığıyla teknik bilgi ve beceriye sahip, görev bilinci yüksek astsubaylar yetiştirilmekte; bu kapsamlı ve bütüncül yapı, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin etkinliğini artıran nitelikli insan kaynağının sürekliliğini temin etmektedir. Geçmişimizin köklerinden beslenerek geleceğe ilham veren bir değer olan Millî Savunma Üniversitemiz; yerli ve millî savunma sanayimizin ileri teknoloji sistemlerini etkin şekilde kullanacak kara, deniz ve hava kuvvetlerimizin lider personelini yetiştirerek, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gücüne güç katmakta, bu onurlu yürüyüşe katılmak isteyen tüm gençlerimizi bünyesine davet etmektedir. ÜÇ HAFTADA 84 BİN ADAY MSÜ’YÜ TERCİH ETTİ 25 Mart’ta başlayan 2026 Yılı Millî Savunma Üniversitesi Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları Askerî Öğrenci Aday Tercih İşlemleri kapsamında üç haftalık süreçte yaklaşık 84 bin aday tercihlerini tamamlamıştır. Millî Savunma Üniversitemize gösterilen yoğun ilgi, milletimizin Türk Silahlı Kuvvetlerimize duyduğu güvenin en somut göstergelerinden biridir. Bu vesileyle tüm adaylarımıza ve kıymetli ailelerine teşekkür ediyor, tercih işlemlerinin 24 Nisan’da tamamlanacağını hatırlatıyoruz. Diğer yandan, 2026 Yılı Millî Savunma Bakanlığına Sözleşmeli Bilişim Personeli Temini başvuruları yarın (17 Nisan) başlayacak, 4 Mayıs’ta sona erecektir. Bölgesel Kariyer Fuarları kapsamında; - 15-16 Nisan’da Aydın’daki Ege Kariyer Fuarı’na katılım sağlanmakta, - 21-22 Nisan’da ise Trabzon’da Doğu Karadeniz Kariyer Fuarı’na iştirak edilmesi planlanmaktadır. Nisan, Haziran ve Temmuz 2026 dönemlerinde silahaltına alınacak yedek subay/astsubay adayları ile erlerin sınıflandırma sonuçları yarından (17 Nisan) itibaren e-Devlet kapısından, askerlik şubelerinden ve MSB Mobil uygulamasından öğrenilebilecektir. TSK, EĞİTİM VE TATBİKATLAR İLE ULUSLARARASI GÖREVLERE DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetleriyle harekât kabiliyetini geliştirmeye, modern harp yeteneklerini ileri seviyeye taşıyarak etkinlik ve caydırıcılığını artırmaya devam etmektedir. - 3-9 Nisan tarihleri arasında Karadeniz, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de gerçekleştirilen Mavi Vatan-2026 ile - 29 Mart-9 Nisan tarihleri arasında Isparta ve Ankara’da icra edilen Türkiye-Pakistan Ortak Komando ve Özel Kuvvet (Cinnah-13) tatbikatları başarıyla tamamlanmıştır. - 2 Nisan’da başlayan Türkiye-Azerbaycan Haydar Aliyev Fiilî Atışlı Müşterek Tabur Görev Kuvveti Tatbikatı Kars’ta 22 Nisan’a kadar devam edecek, - 4 ülkenin fiilî, 14 ülkenin gözlemci olarak katıldığı Konya’da icra edilen Uluslararası Anadolu Ankası Tatbikatı yarın (17 Nisan) tamamlanacaktır. Sayın Genelkurmay Başkanımız, beraberinde kuvvet komutanları ile Mavi Vatan Tatbikatı’nın 9 Nisan’daki Fiilî Atış Safhası’na, Uluslararası Anadolu Ankası Tatbikatı’nın 14 Nisan’daki Seçkin Gözlemci Günü’ne iştirak etmiştir. Ege Ordusu Komutanlığı koordinatörlüğünde icra edilen EFES-2026 Birleşik Müşterek Harekât Tatbikatı’nın 11-17 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen Bilgisayar Destekli Komuta Yeri Safhası’nın Seçkin Gözlemci Günü faaliyetleri dün (15 Nisan) İstanbul’da yapılmış, bugün de İzmir’de icra edilmektedir. EFES Tatbikatı’nın fiilî safhası 20 Nisan-21 Mayıs tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirilecektir. Dynamic Minotaur/Kurtaran Denizaltı Arama-Kurtarma Tatbikatı ülkemizin ev sahipliğinde, 15-21 Nisan tarihleri arasında, 20 ülkenin katılımıyla Doğu Akdeniz’de gerçekleştirilmektedir. Tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü 20 Nisan’da TCG Alemdar’da icra edilecektir. Ayrıca, - 13 Nisan-1 Mayıs tarih aralığında Libya ve Fildişi Sahili’nde düzenlenen Flintlock Tatbikatı’na katılım sağlanmakta, - 20-24 Nisan tarihleri arasında yerinden katılımla icra edilecek Kilitli Kalkan (Locked Shields) Tatbikatı’na iştirak edilmesi planlanmaktadır. Yabancı askerî gemilerin limanlarımızı ziyaretlerine ilişkin olarak; - 13-17 Nisan tarihleri arasında Fransa Deniz Kuvvetleri unsuru Provence tarafından Antalya’ya, - Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) görevi kapsamında, Bangladeş Deniz Kuvvetlerine ait Sangram tarafından 14 Nisan-5 Mayıs tarihleri arasında Mersin’e, - NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) görevi kapsamında 16-19 Nisan tarihleri arasında Arnavutluk Deniz Kuvvetleri unsuru Oriku tarafından İzmir’e, liman ziyaretleri yapılmaktadır. TCG Gaziantep, TCG Bayraktar, TCG Bartın ve TCG Yzb.Güngör Durmuş ile Çağrı Bey sondaj gemisi ve beraberindeki destek gemileri 9-10 Nisan’daMogadişu/Somali’ye ulaşmıştır. TCG Gaziantep fırkateynimiz ve TCG Yzb.Güngör Durmuş akaryakıt gemimiz Somali açıklarında Çağrı Bey sondaj gemisine refakat ve koruma görevine devam etmektedir. Viyana Belgesi kapsamında Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatına üye ülke temsilcileri tarafından 6-10 Nisan tarihleri arasında, Eskişehir’de konuşlu 1’inci Ana Jet Üs Komutanlığımız ile Ankara/Polatlı’da bulunan Topçu ve Füze Okul Komutanlığımıza ziyaret gerçekleştirilmiştir. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca, - 13-16 Nisan tarihleri arasında ABD’de düzenlenen Uzay Sempozyumu ile - 14-17 Nisan tarihleri arasında Çekya’da gerçekleştirilen Hava Savunma Konferansı’na iştirak edilmektedir. - 10-12 Nisan tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen Serik Triatlonu Türkiye Kupası müsabakasına TSK Spor Gücü adına katılan ve derece elde eden Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları öğrencilerimiz ile - Mersin’de 7-12 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen Muaythai (Muaytay)Türkiye Şampiyonası’nda 57 kilo elit kadınlar kategorisinde birinci, Mae Muay kategorisinde Türkiye Şampiyonu olan sporcularımızı bir kez daha tebrik ediyoruz. YILBAŞINDAN BU YANA 75 PKK’LI TERÖRİST TESLİM OLDU Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; terörle mücadelesine, sınırlarımızı korumaya; karada, denizde ve havada ülkemizin savunma ve güvenliğini sağlamaya azim ve kararlılıkla devam etmektedir. Bu kapsamda geçtiğimiz hafta içerisinde; - 8 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, böylece, 1 Ocak’tan bugüne kadar teslim olan terörist sayısı 75’e ulaşmış, - Sınırlarımızda ve ötesinde arazi arama tarama; mağara, sığınak, barınak ile mayın ve el yapımı patlayıcı tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. Ayrıca, Menbic’de imha edilen 4 kilometre tünel ile birlikte Suriye Harekât Alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 772 kilometre olmuştur. HUDUTLARDA MÜCADELE SÜRÜYOR Güvenliğin 7 gün 24 saat esasıyla en üst seviyede tesis edildiği hudutlarımızda son bir haftada; - 17’si terör örgütü mensubu olmak üzere 270 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2 bin 92 olmuş, - Engellenen 2 bin 625 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 22 bin 617’ye ulaşmıştır. Ayrıca hafta içerisinde; Hakkâri, Van ve Iğdır hudut hatlarında yapılan arama tarama faaliyetlerinde toplam 167 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir. SOMALİ ULUSAL ORDUSUNUN 66’NCI KURULUŞ YIL DÖNÜMÜNÜ KUTLUYORUZ İkili ilişkiler ve uluslararası görevler kapsamında, geniş bir coğrafyada etkin şekilde görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; bölgesel ve küresel barış, güvenlik ve istikrara güçlü ve sürdürülebilir katkılar sunmaya devam etmektedir. “Savunma ve Ekonomik İş Birliği Çerçeve Anlaşması” kapsamında, Somali’ye konuşlandırdığımız F-16 savaş uçakları ile ATAK ve Cougar helikopterlerimiz, Somali Ulusal Ordusunun kuruluş yıl dönümü münasebetiyle 12 Nisan’da Mogadişu’da gerçekleştirilen törende selamlama uçuşu yapmıştır. Bu vesileyle dost ve kardeş ülke Somali’nin Ulusal Ordusunun 66’ncı kuruluş yıl dönümünü bir kez daha kutluyoruz. İSRAİL-ABD VE İRAN ARASINDAKİ SAVAŞTA KALICI ATEŞKES İÇİN DESTEK VERMEYE DEVAM EDECEĞİZ Ortadoğu’daki gelişmeler kapsamında; Devam eden geçici ateşkesin, daha karmaşık ve yönetilmesi zor bir hâle gelmeden kalıcı ateşkese dönüşmesi ve nihayetinde kalıcı barışa ulaşılması amacıyla elimizden gelen desteği vermeye devam edeceğiz. Bölgesel etkilerinin yanı sıra küresel etkileri de her geçen gün daha fazla hissedilen bu savaşın bir an önce sonlandırılmasını ve devam eden müzakere sürecinde tarafların yapıcı olmasını temenni ediyoruz. Öte yandan, İsrail’in bölgesel yayılmacılığının bir parçası olan saldırıları da devam etmektedir. Lübnan’daki saldırılar, sadece Lübnan’ın toprak bütünlüğüne değil, aynı zamanda bölgenin istikrar ve huzuruna zarar veren, devam eden müzakere sürecini de sekteye uğratan saldırılardır. İsrail ile Lübnan arasında Vaşington’da müzakerelerin başlatılmasını memnuniyetle karşılamakla birlikte İsrail’in, müzakere ruhuyla bağdaşmayan saldırılarının olumlu sonuç alınmasının önündeki en büyük engel olduğunu ifade ediyoruz. SAYIN BAKANIMIZ ANTALYA DİPLOMASİ FUARI’NA İŞTİRAK EDECEK 11 Nisan’da, beraberinde Komuta Kademesi ile Kara Kuvvetleri Komutanlığımızda icra edilen “Değerlendirme Toplantısı”na iştirak eden Sayın Bakanımız, 13 Nisan’da, Ankara Ticaret Odasını ziyaret ederek Başkan ve Yönetim Kurulu Üyeleriyle görüşmüş, aynı gün (13 Nisan) resmî ziyaret kapsamında Katar’a giderek Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığında inceleme ve denetlemelerde bulunmuş, akşam yemeğinde Mehmetçiklerimizle bir araya gelmiştir. 14 Nisan’da, Katar programına devam eden Sayın Bakanımız; Evkaf ve Şeriye, Dışişleri ve Savunma Bakanları ile görüşmüş, Katar Emiri tarafından kabul edilmiştir. 15 Nisan’da, Uluslararası Askerî Sporlar Konseyi (CISM) müsabakalarında başarılı olan sporcularımız ile konsey tarafından 2025 yılının kadın sporcusu seçilen İlke Özyüksel Mihrioğlu’nu kabul eden Sayın Bakanımız, Bugün (16 Nisan), Ankara’da düzenlenen “Verimlilik ve Teknoloji Fuarı”na, 17-19 Nisan tarihleri arasında ise Antalya Diplomasi Forumu’na iştirak edecektir. Sayın Genelkurmay Başkanımız, 15-17 Nisan tarihleri arasında Almanya Genelkurmay Başkanı’nın resmî davetlisi olarak Almanya’ya ziyaret gerçekleştirmektedir. Donanma Komutanımız Oramiral Kadir Yıldız, NATO Müttefik Deniz Komutanlığı tarafından, 15-17 Nisan tarihleri arasında Birleşik Krallık’ta düzenlenen “11’inci NATO Deniz Harekât Komutanları Konferansı”na katılmaktadır. AKINCI TİHA, KARA KUVVETLERİMİZİN ENVANTERİNE GİRDİ Yerli ve millî savunma sanayimizin sunduğu imkânlarla savunma kabiliyetlerini modernize etmeyi sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ileri teknoloji donanımı ve caydırıcı gücünü daha da artırma çalışmaları kapsamında; Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; - Fırtına-2 obüsü, - Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. Yine, ASELSAN tarafından muhtelif miktarda ACAR 300-G Kara ve İHA Gözetleme Radarı Kara Kuvvetlerimize teslim edilmiştir. Bakanlığımıza bağlı ASFAT ile Makine ve Kimya Endüstrisi anonim şirketlerimiz, 16-19 Nisan tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen “Verimlilik ve Teknoloji Fuarı”na katılmaktadır. MKE’NİN YATIRIMLARI İLE PATLAYICI HAM MADDE KONUSUNDA DIŞA BAĞIMLILIK SONA ERECEK 2023-2027 dönemini kapsayan toplam 1,5 milyar dolarlık yatırım programını hayata geçiren Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz, kapsamlı yatırım programı ile; - 155 mm obüs mühimmatı, 76 mm Denizhan Millî Deniz Topu, topçu ve 2.75 inç roketi; 60, 81 ve 120 mm havan mühimmatları, tank ve obüs silah sistemleri, keskin nişancı fişekleri ve hafif kalibre silah üretim kapasitesini önemli ölçüde artıracak, - 2026 yılında üretime başlaması planlanan Kırıkkale’deki Hüseyin Kahya Enerjik Malzemeler Fabrikası’nda nitroselüloz, barut ve roket yakıtları başta olmak üzere birçok stratejik patlayıcının üretimi gerçekleştirilecek, ayrıca Derişik Nitrik Asit ve Katı TNT gibi enerjik malzemelerin üretimi ilk kez hayata geçirilecek, böylece Türkiye’nin patlayıcı ham madde konusunda dışa bağımlılığı tamamen sona erdirilmiş olacaktır. Sonuç olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Hudut güvenliğinden terörle mücadeleye, - Mavi ve Gök Vatan’daki hak ve menfaatlerimizin korunmasına kadar her alanda etkin, caydırıcı ve hazır olmaya, - Tevdi edilen görev ve sorumlulukları azim, kararlılık ve başarıyla yerine getirmeye devam edecektir. BASIN MENSUPLARININ GÜNDEME DAİR SORULARI CEVAPLANDIRILDI Basın Bilgilendirme Toplantısı’nın ardından basın mensuplarının gündeme dair soruları cevaplandırıldı. Sorulara verilen cevaplar şu şekilde: MİLLÎ SAVUNMA BAKANI YAŞAR GÜLER’İN KATAR ZİYARETİ Sayın Bakanımız Yaşar Güler, Katarlı mevkidaşının daveti üzerine 13-14 Nisan 2026 tarihlerinde Doha’ya resmî bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Ziyaret kapsamında Katar Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığında inceleme ve denetlemelerde bulunan Sayın Bakanımız, Katar’da görevli Mehmetçiklerimizle de bir araya gelmiştir. Sayın Bakanımız ayrıca Katar Emiri, Katar Başbakanı ve Katar Savunma Bakanı ile ikili ve bölgesel konuların ele alındığı görüşmeler de gerçekleştirmiştir. Görüşmelerde, İsrail-ABD ile İran arasında yaşanan savaşın bölgeye etkileri değerlendirilmiş; iki ülke arasında başta savunma sanayii olmak üzere iş birliği imkânları ele alınmıştır. Ayrıca, Katar’dan tedarik edilmesi planlanan Eurofighter uçaklarına ilişkin son durum gözden geçirilmiştir. KOMANDO TUGAY SAYILARININ ARTIRILMASI Bakanlığımız, harbin doğasında ve teknolojide meydana gelen değişimleri yakından takip etmektedir. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Rusya-Ukrayna çatışması ile ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasında elde edilen tecrübeler ve ihtiyaçlar doğrultusunda teşkilat yapısını sürekli olarak güncellemektedir. Bu çerçevede, komando tugaylarının sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştır. Kurulacak yeni komando tugaylarının; mevcut teşkilat yapılarından farklı olarak, güncel tehdit değerlendirmeleri ve harekât konseptlerine uygun şekilde, modern bir anlayışla teşkil edilmesi planlanmaktadır. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

21,197 görüntüleme • 4 ay önce

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, basın ve yayın organlarının Ankara Temsilcileri ile bir araya geldi. Millî Savunma Bakanlığındaki buluşmada Bakan Yaşar Güler terörle mücadele başta olmak üzere 2024 yılında icra edilen faaliyetleri anlattı. Bakan Yaşar Güler basın mensuplarına şu bilgileri verdi: EN YOĞUN, EN KAPSAMLI VE EN ETKİLİ FAALİYETLERİ İCRA EDİYORUZ Ülkemizin savunma ve güvenliğini sağlamak için görevlerimizi en iyi şekilde yapmaya çalıştığımız yoğun ve başarılı bir yılı geride bırakmanın haklı gururunu yaşıyor, artan bir azim ve kararlılıkla yeni yıla hazırlanıyoruz. Hakiki ve güvenilir bilgiye ulaşmanın her zamankinden daha önemli hâle geldiği, dezenformasyon ile mücadelenin kritik öneme sahip olduğu günümüzde; tüm faaliyetlerimizi büyük bir şeffaflık içinde icra ediyor, kamuoyunu sizlerin aracılığıyla ilk elden bilgilendiriyoruz. Bugün de 2024 yılında gerçekleştirdiğimiz faaliyetler hakkında sizleri bilgilendirecek, değerli görüşlerinizi alacak ve sorularınızı cevaplayacağız. Stratejik önemi yüksek olan ülkemiz; aynı zamanda çatışma ve ihtilafların çevrelediği bölgenin tam kalbinde yer almaktadır. Yakın coğrafyamızdan başlamak üzere bölgesel ve küresel gerilimlerin arttığı, istikrarsızlığın ve belirsizliğin hat safhaya çıktığı bir güvenlik ortamından geçiyoruz. Bu kritik dönemde ülkemiz; güvenlik, huzur ve barışı önde tutan çok yönlü ve etkin bir savunma ve güvenlik politikası takip ediyor. Çok boyutlu ve karmaşık hâle gelen mevcut güvenlik ortamı ve bölgemizdeki kaotik gelişmeler, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her an harekâta hazır, etkin ve caydırıcı bir güç olmasını ve bu gücünü pekiştirmesini zorunlu kılmaktadır. Böylesine hassas bir süreçte, görev ve sorumlulukları artan Millî Savunma Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Tüm tehdit ve tehlikelere karşı ülkemizin ve asil milletimizin savunma ve güvenliğini sağlamak için aralıksız çalışmakta, - İstiklal Harbimizden bu yana en yoğun, en kapsamlı ve en etkili faaliyetlerini icra etmekte, - Terörle mücadelede, hudut güvenliğinde, yurt içi ve yurt dışında icra edilen faaliyetlerde elde edilen başarı ve etkinliğin çıtasını, her geçen gün daha da yukarılara taşımaktadır. YILBAŞINDAN BU YANA 2 BİN 939 TERÖRİSTİ ETKİSİZ HÂLE GETİRDİK Sizlerin de bildiği gibi Silahlı Kuvvetlerimizin en çok odaklandığı, enerjisini ve zamanını en çok harcadığı konu terörizmle mücadeledir. Terörle mücadelede yaptığımız konsept değişikliğiyle “terörü kaynağında yok etme” anlayışını uygulamaya koyduk. Geçmişte yürütülen “sınırlı hedefli ve süreli” askerî harekâtların yerine bugün artık, “sürekli ve kapsamlı” operasyonlarla terör örgütüne ağır darbeler vuruyoruz. Sahanın gerekliliğine uygun, alışılmadık, öngörülemez, süratli ve sürekli icra esaslarında gerçekleştirdiğimiz operasyonlarla; Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil bu yılın başından itibaren 2.939 teröristi etkisiz hâle getirdik. Ayrıca, yıl içerisinde 99 terörist de teslim olmuştur. Terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmıyor, alandaki hâkimiyetimizi her geçen gün geliştiriyoruz. Nihai hedefimiz; Irak ve Suriye sınırlarımız boyunca Türkiye’ye tehdit olabilecek tüm terörist faaliyetleri kaynağında yok etmek ve terör belasını milletimizin gündeminden tamamen çıkarmaktır. Bu vesileyle - Terörle mücadelede elde edilen başarılarda en büyük paya sahip olan aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, - Bugüne kadar terörle mücadelede emeği geçen, katkı sağlayan bütün devlet büyüklerimize, komutanlarımıza, Türk Silahlı Kuvvetleri personeline teşekkür ediyor, saygı ve şükranlarımı sunuyorum. PENÇE-KİLİT OPERASYONU İLE 1.136 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ 17 Nisan 2022’de Irak’ın kuzeyinde başlatılan Pençe-Kilit Operasyonu’nda kahraman ordumuzun büyük cesaret, fedakârlık ve yoğun gayretleriyle Zap’ta kilidi kapattık. Irak sınırımızın tamamının emniyetini sınır ötesinden tesis ettik. Terör örgütü tarafından önemsenen ve Suriye ile Kandil arasında kilit konumda olan bu bölgede 1.136 teröristi etkisiz hâle getirdik. Ayrıca, Pençe-Kilit Harekâtı’nda bugüne kadar toplam 3.158 Mayın ve El Yapımı Patlayıcı imha edilmiş, 1.327 mağara ve sığınak kullanılamaz hâle getirilmiş, 957’si ağır silah olmak üzere 2.421 muhtelif silah ve bu silahlara ait 910 binden fazla mühimmat ele geçirilmiştir. Bölgedeki operasyon ve faaliyetlerimiz aynı azim ve kararlılıkla devam etmektedir. Öte yandan Sayın Cumhurbaşkanımızın 22 Nisan’da Bağdat ve Erbil’e gerçekleştirdiği ziyaretlerin, Türkiye-Irak ilişkilerinde bir dönüm noktası olduğunu düşünüyoruz. Terörle mücadelede ülkelerimiz arasındaki iş birliğini kalıcı hâle getirmek için görüşmelere devam ediyoruz. Bu kapsamda ülkemiz ile Irak arasında sonuncusu Bağdat’ta düzenlenen Yüksek Düzeyli Güvenlik Mekanizması toplantılarının dördüncüsünü, 15 Ağustos’ta Ankara’da icra ettik. Irak Savunma Bakanı ile “Askerî, Güvenlik İş Birliği ve Terörle Mücadeleye Dair Mutabakat Zaptı”nı imzaladık. PKK’yı kendi problemi olarak da görmeye başlayan Irak’ın PKK terör örgütünü “yasaklı örgüt” ilan etmesi yönünde aldığı kararı memnuniyetle karşılıyor, en kısa sürede “terör örgütü” olarak da ilan etmesini bekliyoruz. SURİYE’NİN BİRLİĞİNİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ DESTEKLİYORUZ Öncelikle belirtmek isterim ki, Suriye’de yaşanan olayların maddi, manevi, sosyal ve toplumsal yükünü en fazla çeken ülke Türkiye’dir. Malumunuz DEAŞ, ardından da PKK/KCK-PYD/YPG-SDG terör örgütü Suriye’deki güç boşluğundan yararlanarak bölgede terör devleti kurmaya çalıştılar. Suriye’de icra ettiğimiz harekâtlarla terör örgütünü engelledik ve sınırlarımızın güvenliğini sağladık. Bölgede yaşayan veya göç etmiş olan Suriye vatandaşları için güvenli ve istikrarlı bir yaşam alanı oluşturduk. Suriye’deki son gelişmeleri en başından itibaren bölgedeki muhataplarımızla iş birliği ve koordinasyon içerisinde yakından takip ediyoruz. Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğünü destekliyor, terörle mücadeleye ise büyük önem ve öncelik veriyoruz. SURİYE’DEKİ SON GELİŞMELERDE BİR DAHLİMİZ YOK Yaşanan son gelişmeler ve ortaya çıkan durum; muhalefetin talepleri ve rejimin bunları dikkate almaması, keza rejimin kendisine iyi niyetle uzatılan eli tutmaması nedeniyle uzun süredir çözülemeyen ve Suriye’nin iç dinamiklerinden kaynaklanan sorunlardı. Yerel unsurların bu faaliyetlerinin öncesinde veya herhangi bir aşamasında ülkemizin bir dahli olmamıştır. Ayrıca Suriye Millî Ordusunun Suriyeli muhaliflerden meydana geldiğini, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarında Suriye’deki ihtilafın bir tarafı olarak açıkça kabul edilen Suriye Geçici Hükümetinin bir parçası olduğunu ve bu hükümetin Savunma Bakanlığının emri altında çalıştığını da vurgulamakta yarar var. Bu kapsamda; - Suriye’nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve bölgemizin güvenliğine yönelik ağır tehdit oluşturan PKK/YPG terör örgütünün bölgedeki belirsizlikten faydalanmasına asla izin vermeyeceğimizi, Bölgede varlık gösteren terör örgütleriyle mücadele konusundaki tutumumuzun net olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. SURİYE’NİN ARTIK MÜREFFEH BİR ÜLKE OLMA VAKTİ GELDİ Şimdi Suriye’de ortaya yeni bir durum ve gerçeklik çıktı. Suriye’nin artık; istikrarlı, demokratik ve siyasi açıdan birleşmiş müreffeh bir ülke olma vakti gelmiştir. Bunun için bizler de Suriye’de kapsayıcı bir anayasanın kabulü, serbest seçimlerin yapılması, tam normalleşme ve güvenlik ortamının sağlanması konusunda elimizden gelen her türlü desteği vereceğiz. Bu çerçevede Suriye’de 2254 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı temelinde kalıcı siyasi çözüme ulaşılacağına da inanıyoruz. HUDUTLARDA 93 BİN 349 KİŞİNİN GEÇİŞİ ENGELLENDİ Hudut hattımızda dünya standartlarında ve teknoloji yoğunluklu sistemler etkin şekilde kullanılıyor. Meydana gelen teknolojik gelişmeler ile tedbirlerimizi geliştiriyoruz. Böylelikle hudutlarımızda kaçak geçişlere asla imkân tanımıyoruz. Hâlen hudutlarımızda 8 Hudut Tugayımız, 6 Hudut Alayımız olmak üzere toplam 60 bin personel de görev yapıyor. 1 Ocak 2024’ten itibaren hudutlarımızda 93 bin 349 kişinin geçişi engellenmiş, yakalanan 13 bin 551 düzensiz göçmen ile 280 terörist ve 801 kilogram uyuşturucu madde kolluk kuvvetlerine teslim edilmiştir. Tüm bunlara rağmen hudutlarımızla ilgili daha önce de karşılaştığımız gibi farklı ülke ve zamanlarda çekilmiş, eski ve benzer görüntülerle özellikle sosyal medya üzerinden kamuoyu yanıltılmaya ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yıpratılmaya çalışılmıştır. Yakın zamanda Van-İran sınırımıza bir basın turu düzenledik. Katılan tüm basın mensupları alınan tedbirlerden çok etkilendiklerini belirttiler. TÜRKİYE İLE BİRLİKTE OLANLAR KAZANDI Türkiye; Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik öngörüsü ile son yıllarda savunma ve güvenlik alanında önemli adımlar atarak bölgesinde ve dünyada etkin bir konuma ulaştı. Bölgesel ve küresel barış için öncü bir rol üstlenen Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de birçok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davalarına destek olmayı sürdürmektedir. Samimi bir yaklaşımla desteklediğimiz kardeş ve dost ülkeler, Türkiye benzeri bir silahlı kuvvetler yapısını kurmamızı talep ediyorlar. Dostlarımızın bu tutumları, güvenlik ve istikrarın tesisine yönelik küresel ölçekte ortaya koyduğumuz gayretin ne denli başarılı olduğunun da bir göstergesidir. Türkiye ile birlikte olanlar kazanacak demiştik. 2024, Türkiye ile birlikte olanların kazandığı bir yıl oldu. 2025, bu gerçeğin perçinlendiği bir yıl olacak diye düşünüyoruz. AZERBAYCAN’A HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERİYORUZ İfade etmiş olduğum uluslararası misyonlarımız çerçevesinde en başta kederde ve kıvançta bir ve beraber olduğumuz Can Azerbaycanlı kardeşlerimizin haklı davalarına her türlü desteği verdik, veriyoruz. Bugün, Karabağ’ın tamamında şanlı Azerbaycan bayrağının dalgalanmasından büyük bir memnuniyet duyuruyoruz. “Tek Millet, İki Devlet” anlayışıyla sarsılmaz bağlara sahip ilişkilerimizi, başta savunma sanayi ve askerî iş birliği olmak üzere, daha üst seviyelere taşımak için aralıksız gayret gösteriyoruz. Öte yandan Kafkasya’da güvenlik ve huzurun tesisi, Azerbaycan ve Ermenistan arasında kapsamlı ve kalıcı bir barış antlaşmasından geçmektedir. Bu konuda iki ülkenin gösterdikleri çabayı ve son dönemde katettikleri ilerlemeyi memnuniyetle karşılıyoruz. AMACIMIZ İSTİKRAR İÇİNDE TEK BİR LİBYA’NIN OLUŞUMUNA KATKI SUNMAK Yakın bağlarımızın olduğu bir diğer ülke ise Libya’dır. Dost ve kardeş Libya ile son yıllardaki iş birliğimiz artarak devam etmektedir. Bu kapsamda askerî eğitim, yardım, iş birliği ve danışmanlık faaliyetleriyle Libyalı kardeşlerimize destek sağlıyoruz. Amacımız, toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini sağlamış; barış, huzur ve istikrar içerisinde yaşayan tek bir Libya’nın oluşumuna katkıda bulunmaktır. Tek Libya hedefine katkı sağlayan her adımı önemli ve değerli buluyoruz. Nitekim son olarak 28 Kasım’da davetimiz üzerine 5+5 Ortak Askerî Komisyonu ile Ankara’da heyetler arası bir görüşme gerçekleştirdik. SOMALİ’YE DENİZ GÜVENLİĞİ ALANINDA DA DESTEK VERECEĞİZ Türkiye olarak Afrika’nın huzur ve istikrarına büyük önem veriyor, Afrikalı dostlarımızla ilişkilerimizi daha da geliştirmeyi hedefliyoruz. Dost ve kardeş ülke olarak gördüğümüz Somali’de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik olarak eğitim, danışmanlık ve destek kapsamında icra ettiğimiz faaliyetler artarak devam ediyor. Somali ile 8 Şubat’ta imzaladığımız İş Birliği Anlaşması ile şu ana kadar yapılan faaliyetlerimizin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Somali’nin isteği üzerine terörle mücadele konusunda kendilerine verdiğimiz desteği deniz güvenliği alanında da vermeye başlayacağız. Bu amaçla Oruç Reis Sismik Araştırma Gemimiz, donanma gemilerimizin (TCG Gökova ve TCG Gediz, TCG Ütğm. Arif Ekmekçi) refakat ve korumasında Somali’de görevlerine devam etmektedir. Öte yandan Çarşamba günü, Sayın Cumhurbaşkanımızın arabuluculuğunda Somali ve Etiyopya arasında tarihî bir uzlaşmaya da ev sahipliği yaptık. KATAR’DA DENİZ VE HAVA UNSUR KOMUTANLIKLARIMIZI TEŞKİL ETTİK Etkin bir şekilde faaliyetlerimizi yürüttüğümüz bölgelerden biri de Basra Körfezi’dir. Nitekim dost ve kardeş ülke Katar’da konuşlu Türk-Katar Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığımız vasıtasıyla Katar Silahlı Kuvvetlerinin savunma kabiliyetlerinin geliştirilmesini desteklemeye devam ediyoruz. Son olarak Katar’da Deniz ve Hava Unsur Komutanlıklarımızı teşkil ederek bölgede yeni bir sorumluluk üstlendik. Böylece birliklerimiz; bölgesel deniz ve hava güvenliği için caydırıcı bir unsur olurken, aynı zamanda dost Katar Deniz ve Hava Kuvvetlerinin imkân ve kapasitesini daha da geliştirecektir. 89 ÜLKE İLE ASKERÎ ANLAŞMALAR YAPTIK Bu çalışmalarımızın yanı sıra millî menfaatlerimiz doğrultusunda ve ikili ilişkilerimizin geliştirilmesi kapsamında çok sayıda kardeş, dost ve müttefik ülke ile askerî çerçeve, eğitim, iş birliği ve yardım anlaşmaları da imzaladık. Bu bağlamda, bugüne kadar 89 ülke ile Askerî Çerçeve Anlaşması, 65 ülke ile Askerî Eğitim İş Birliği Anlaşması, 33 ülke ile Askerî Mali İş Birliği Anlaşması ve Nakdî Yardım Uygulama Protokolü imzalanmıştır. Ayrıca, 42 ülke ile Askerî Çerçeve Anlaşması ve 13 ülke ile Askerî Eğitim İş Birliği Anlaşması ve 14 ülke ile de Askerî Mali İş Birliği Anlaşması ve Nakdî Yardım Uygulama Protokolü’nün imzalanmasına yönelik müzakere süreci devam etmektedir. Bunların yanı sıra yeni anlaşmalar imzalamaya ve eski tarihli anlaşmaları güncellemeye yönelik gayretlerimiz de devam etmektedir. 2024’TE 74 ÜLKE İLE 216 GÖRÜŞME YAPTIK Tüm bunlarla birlikte 74 ülke ile ikili ve çoklu yüz yüze ve telefon görüşmeleri olarak 216 görüşme gerçekleştirildi. 28 yurt dışı ziyaret icra edildi, 24’ü Savunma Bakanı olmak üzere 55 görüşme yapıldı. 158 yabancı zevatı kabul ettik. 3 Savunma Bakanı ile telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Ayrıca, 3 yurt dışı, 21 yurt içi olmak üzere 24 birlik ziyareti gerçekleştirdik. YUNANİSTAN İLE İLİŞKİLERDE TANSİYONUN YÜKSELMEMESİ İÇİN GAYRET SARF EDİYORUZ Yunanistan ile ilişkilerimize baktığımızda ise son dönemde iki ülke arasındaki ilişkileri yapıcı bir yaklaşımla ilerletmeyi hedefleyen ortak bir tutum mevcuttur. Biz de bu sürecin barış ve huzur içinde devamına yönelik gerekli tedbirleri alıyor, tansiyonun yükselmemesi için gayret sarf ediyoruz. Diğer yandan, Yunanistan ile aramızdaki güveni artırmayı amaçlayan Güven Artırıcı Önlemler Toplantıları ve bunun sonucu olarak gerçekleştirilen karşılıklı üst düzey ziyaret ve faaliyetler de devam etmektedir. Akdeniz ve Ege Denizi’ni ilgili tüm tarafların meşru menfaatlerine saygı duyulan, iş birliği içerisinde bir istikrar ve refah bölgesi olarak görmek istiyoruz. Tabii barışçıl bir çözüm için çaba gösterirken millî menfaatlerimizden asla taviz vermeyeceğimizi ve bu konuda kararlılığımızın tam olduğunu da vurgulamak isterim. KIBRIS TÜRKÜ’NÜN GÜVENLİĞİ İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALMA KARARLILIĞIMIZ TAMDIR Millî meselemiz olan Kıbrıs konusunda ise bugüne kadar ortaya konulan çözüm yöntemlerinden, maalesef bir sonuç elde edilememiştir. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50’nci yıl dönümünde şunu rahatlıkla ifade edebiliriz ki, 50 yıldır Ada'ya (hem soydaşlarımıza hem de Rumlara) barış ve huzur ortamı gelmiş, akan kan durmuştur. Kıbrıs Adası’nda dengeleri bozabilecek ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğine tehdit oluşturabilecek her türlü gelişmeyi yakından takip ediyoruz. Orta Doğu’da yaşananlar sonrası Kıbrıs adasında son dönemde artan hareketlilik ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin silahlanma faaliyetleri Ada’daki hassas dengeye zarar vermektedir. Malumunuz son olarak ABD ile GKRY arasında “Savunma İş Birliğine İlişkin Yol Haritası” anlaşması yapıldı. Bu tutum ABD’nin Kıbrıs Adası’na yönelik tarafsızlığına zarar vermektedir. ABD’nin 2020 yılında aldığı, 2022’de kapsamını genişlettiği ve 2023’te uzattığı GKRY’ye yönelik silah ambargosunu kaldırma kararını, 1 Ekim 2024 itibarıyla bir yıllığına yeniden uzatacağını açıklaması da kabul edilemez bir durumdur. Ada’da tek ve kesin çözüm; Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesidir. Türkiye’nin; geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da Kıbrıs Türklerinin güvenliğini, huzurunu ve refahını korumak için her türlü askerî ve siyasi tedbiri alma kararlılığı tamdır. İSRAİL DEVLET TERÖRÜ UYGULUYOR Krizin en başından bugüne kadar, yalnızca bölgedeki değil dünyadaki herkesin güven ve huzuru için acil ve kalıcı ateşkes sağlanarak çatışmaların bir an önce sona erdirilmesi gerektiğini savunuyoruz. İsrail bugüne kadar alınmış kararlara rağmen, bölgede haksız ve hukuksuz uygulamalarına, masum sivilleri, özellikle çocukları hedef alan katliamlarına devam etmekte, Filistinlilere devlet terörü uygulamaktadır. Öte yandan, İsrail’in Lübnan’a yönelik son saldırıları ve İran ile yaşadığı gerginlik tüm bölgenin kaosa sürüklenme tehlikesini artırmış, İsrail saldırılarının Gazze ile sınırlı kalmayacağı, bölge geneline yayılacağı endişemizin ne kadar haklı olduğunu da göstermiştir. Zira İsrail, işgalci zihniyetini her fırsatta ve gittikçe artan bir saldırganlık ve hukuk tanımazlıkla ortaya koymaktadır. Öyle ki Suriye’de meydana gelen son gelişmeler sonrası İsrail’in Golan tepeleri bölgesindeki yeşil hattı işgali ve Şam’a yönelik saldırıları, bu konudaki haklılığımızın son göstergeleridir. Uluslararası camianın bölgeyi büyük bir tehlikeye sürükleyen bu saldırgan devlete karşı daha da somut adımları bir an önce atması gerekmektedir. Bir kez daha vurgulamak isterim ki; Orta Doğu’da kalıcı barış ve istikrar için 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan egemen, bağımsız ve coğrafya bütünlüğüne sahip bir Filistin Devleti’nin kurulması şarttır. Öte yandan İsrail’in saldırganlığı altında zor durumda kalan Gazze’ye ve Lübnan’a insani yardımlarımızı ulaştırmaya devam ediyoruz. Bu kapsamda, 19 uçak ve 11 gemi ile 275 bin ton yardım malzemesi bölgeye gönderilmiştir. Ayrıca 10 Ekim’de, çok az sayıda ülkenin yapabileceği çok önemli bir tahliye operasyonunu, Beyrut Limanı’ndan gerçekleştirdik. RUSYA-UKRAYNA SAVAŞININ SONLANDIRILMASI İÇİN ÇOK YÖNLÜ ÇABALARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ Karadeniz’de ise Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş nedeniyle hassasiyet devam etmektedir. İki komşumuz arasındaki bu savaşın sonlandırılması için Türkiye olarak en başından itibaren ortaya koyduğumuz çok yönlü çabalarımızı sürdürüyoruz. Barış olacaksa yine iki tarafla da görüşebilen tek lider olan Sayın Cumhurbaşkanımızın girişimleriyle olacaktır. Karadeniz’e en uzun kıyı şeridine sahip ülke olarak bölgesel sahiplik yaklaşımımızın her zaman altını çiziyor, bu yaklaşımımız çerçevesinde faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Bu doğrultuda Karadeniz’de gerginliği azaltan ve dengeyi tesis eden Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni dikkatle, sorumlu, tarafsız ve tavizsiz bir biçimde uyguladık, uygulamaya devam ediyoruz. Aynı şekilde NATO Müttefiklerimiz; Bulgaristan ve Romanya ile birlikte tesis ettiğimiz Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu ile Karadeniz’deki güvenliğe katkılar sağlıyoruz. Temennimiz, tüm dünyayı etkileyen ve yaklaşık üç yıldır devam eden bu savaşın bir an önce son bulmasıdır. NATO’YA KATKI SAĞLAMAYA DEVAM EDİYORUZ Türkiye; NATO İttifakı’na katıldığı günden bu yana üstlenmiş olduğu tüm görevleri başarıyla yerine getirmeye; NATO’nun ikinci büyük ordusu olarak NATO kuvvet yapısına, misyon, operasyon ve karargâhlarına katkı sağlamaya devam etmektedir. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - 10 Ekim 2023’te bir yıl süreyle komutasını devraldığı Kosova Barış Gücü (KFOR) Komutanlığı görevini uluslararası sorumluluğun gerektirdiği tam bir tarafsızlık ve şeffaflık içerisinde başarıyla yerine getirmiş, - 18 Ekim 2024’te üstlendiği KFOR Komutan Yardımcılığı görevini devralmış, - 1 Aralık 2024-1 Aralık 2025 tarihleri arasında 65’inci Mekanize Piyade Tugayı Komando Taburumuz ile KFOR İhtiyat Taburu görevini, - 1 Temmuz 2024’te; 4 yıl süreyle üstlendiğimiz Karadeniz Müşterek Görev Kuvveti (CTF BLACK) ile yine 1 yıl süreyle üstlendiğimiz Akdeniz Müşterek Görev Kuvveti (CTF MED) Komutanlıklarını, - 24 Temmuz 2024’te 7’nci kez devraldığı deniz haydutluğuna karşı Birleşik Görev Kuvveti (CTF-151) komutasını, - 3 Aralık 2024’te Kanada Deniz Kuvvetlerinden devraldığı NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2’nin komutasını başarıyla sürdürülmektedir. Ayrıca, NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2’nin komutasını da 16 Aralık’ta, 6 aylığına devralınacaktır. Bosna Hersek’teki Avrupa Birliği Gücü Althea Harekâtı Manevra Bölüğü rotasyonu kapsamında ise bir motorlu piyade bölüğümüz 1 Ocak 2025 tarihi itibarıyla İtalya’dan görevi devralacak ve 30 Haziran 2026’ya kadar 18 ay süreyle görevini sürdürecektir. TSK 2024’TE 140 TATBİKATI BAŞARIYLA İCRA ETTİ Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, hâlihazırda yürüttüğü tüm operasyonları ve görevlerinin yanı sıra; etkinlik ve caydırıcılığını daha da artırmak için ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de aralıksız sürdürmektedir. 1 Ocak’tan itibaren 39’u NATO, 32’si Millî, 48’i Davet ve 21’i Özel olmak üzere toplam 140 tatbikat başarıyla icra edilmiştir. 2024 yılında; Kara Kuvvetlerimiz, 10 bölgede aynı anda harekât icra etmiş ve etmekte, Deniz Kuvvetlerimiz, 125 bin 766 saat seyir gerçekleştirmiş, Hava Kuvvetlerimiz, 72 bin 965 sorti, 143 bin 726 saat uçuş yapmış, Farklı coğrafyalarda 70 bin personel ile 20 görev icra edilmektedir. 35 BÜYÜK ORMAN YANGINI SÖNDÜRMEK İÇİN 114 HELİKOPTER İLE DESTEK SAĞLADIK Bakanlığımız tüm bu faaliyetlerinin yanı sıra, yaşanan afet ve acil durumlarda, diğer kamu kurum ve kuruluşlarından gelen talepler çerçevesinde arama, kurtarma, ulaştırma, güvenlik, barınma ve iaşe desteği de sağlamaktadır. 1 Mayıs-30 Kasım 2024 (yangın mevsimi) tarihleri arasında Orman Genel Müdürlüğünün talebine istinaden 35 büyük orman yangınına 114 helikopter ile 3.558 sorti ve 7 bin tondan fazla su atımı yapılarak destek sağlanmıştır. MİLLÎ TEKNOLOJİ HAMLESİ, ÜLKEMİZ İÇİN ELZEMDİR Savunma sanayii alanında güçlü ve bağımsız olmayan milletlerin geleceğe güvenle bakabilmeleri mümkün değildir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve teşvikiyle mütemadiyen geliştirilen yerli ve millî savunma sanayii ürünü silah sistemleriyle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkân ve kabiliyetleri her geçen gün daha da artırılmaktadır. Bu anlayışla başlatılan ve üzerinde hassasiyetle durduğumuz “Millî Teknoloji Hamlesi”, egemenlik ve bağımsızlığımız için vazgeçilmez olduğu gibi ülkemizin jeopolitik ve stratejik konumu itibarıyla da elzemdir. Savunmamız ne kadar güçlü ve bağımsızsa, yarınlarımız o kadar güvenlidir. Bugün insansız kara, deniz ve hava araçlarından helikopterlere, silah ve akıllı mühimmatlardan füzelere, hava savunma ve elektronik harp sistemlerine kadar geniş bir yelpazede ihtiyacımız olan teknolojileri, yerli ve millî olarak tasarlayıp üretiyor ve çok sayıda ülkeye de ihraç ediyoruz. Tasarımdan üretime kendi imkânlarımızla geliştirdiğimiz sistemleri kardeş, dost ve müttefik ülkelere de ihraç ederek ekonomimize de önemli katkılar sağlıyoruz. Bu kapsamda büyük bir başarıyla hizmet veren ve dünya klasmanında takdir gören silahlı/silahsız insansız hava sistemlerimiz; Akıncı, TB-2,TB-3, Aksungur, Anka ve üretimi devam eden Kızılelma ve Anka-3’ün yanı sıra; - Temel eğitim ve hafif taarruz uçağımız “HÜRKUŞ”, - Jet eğitim uçağımız “HÜRJET”, - Genel maksat helikopterimiz “GÖKBEY” ve taarruz helikopterimiz ATAK, - İlk yerli ve millî savaş uçağımız KAAN, - Ana Muharebe Tankımız ALTAY, - MİLGEM projesi kapsamında üretilen korvetler, - Millî Denizaltı (MİLDEN Projesi), - İSTİF sınıfı fırkateynler ve özellikle TCG ANADOLU ülkemizin savunma sanayi atılımlarının en somut örnekleridir. Son olarak geçtiğimiz ay Bayraktar TB-3’ün, millî gururumuz ve donanmamızın amiral gemisi TCG Anadolu’dan ilk kalkış ve inişini başarıyla gerçekleştirmesi de / yerli ve millî savunma sanayindeki adımlarımızın en son örneğidir. Ayrıca, Dizayn Proje Ofisimiz tarafından, yerli ve millî olarak tasarlanan ve üretilen Ada Sınıfı korvetlerimiz ve İstanbul firkateynimizden sonra / 3’üncü proje olan TF-2000 hava savunma harbi muhribi ile 4’üncü proje olan millî uçak gemisinin tasarım faaliyetleri de başarıyla devam etmektedir. Önümüzdeki yılın ilk aylarında, bu iki proje kapsamında sac kesme faaliyetlerinin de yapılmasını planlıyoruz. Öte yandan uzun menzilli hava savunma sistemleri (SİPER), füze teknolojileri ve elektronik harp sistemleri gibi kritik savunma sanayi projelerimizde de önemli aşamalar kaydedilmiştir. Türk savunma sanayisinin önemli bir yapıtaşı olarak hayata geçirilmekte olan Çelik Kubbe; kısa, orta ve uzun menzilli hava savunma silah sistemlerimizin (KORKUT, HİSAR-A/HİSAR-O, GÖKDEMİR, SİPER) entegre biçimde görev yapmasını sağlayan, günümüzün tehditlerini bertaraf etme kabiliyetine sahip etkili ve katmanlı bir hava savunma mimarisidir. Bu “güvenlik şemsiyesi”ni inşa edecek teknolojik olgunluğa erişmiş durumdayız. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

51,702 görüntüleme • 1 yıl önce

Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan, Muğla'nın Marmaris ilçesinde, Aksaz Tersanesi Komutanlığı Açılış ve Deniz Platformları Teslim Töreni'ne teşrif etti. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve beraberindeki Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu tarafından karşılanan Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan, açılış töreninde bir konuşma yaptı. Tersane Komutanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri için kritik öneme haiz PİRİREİS denizaltısının hizmete alınacağını bildiren Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan, şunları söyledi: "HIZIRREİS denizaltımıza bayrak çekiyor ve seyir testlerini başlatıyoruz. MURATREİS denizaltımızın havuz donatım faaliyetlerine başlıyor, ilaveten iki, üç, dört numaralı akaryakıt gemileri ile 3 bin tonluk denizaltı havuzunu da hizmete veriyoruz. Gemilerimizin ve denizaltımızın inşasında emeği geçen her bir kardeşime kalpten teşekkür ediyor, ülkemiz ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz için hayırlı olmasını diliyorum." Vatanın bekası, milletin istiklal ve istikbali uğrunda can veren aziz şehitleri rahmetle yâd eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, kahraman gazilere ülke ve millet adına şükranlarını sundu. ADIMLARIMIZI DOSTLARIMIZ GIPTAYLA, MUARIZLARIMIZ KORKUYLA TAKİP EDİYOR Kahraman ecdadın emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti'ni yüceltmek ve hak ettiği yerlere getirmek için mücadelelerini aralıksız sürdürdüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şunları kaydetti: "Üç tarafı denizlerle çevrili, tüm dünyanın gözü üzerinde olan bir ülkeyiz. Asırlar boyunca küresel güç mücadelelerine sahne olmuş bir coğrafyanın tam merkezinde yer alıyoruz. Bu topraklardaki bin yıllık mevcudiyetini şehitlerinin mübarek kanlarına ve fedakârlıklarına borçlu olan bir milletiz. Topraklarımızda huzur içerisinde yaşamak için hem Mavi Vatanımızda hem de uzak coğrafyalarda güçlü ve etkin bir donanmaya sahip olmamız gerektiğinin bilincindeyiz. Bu anlayışla 2002'den beri 'Güçlü Türkiye, Güçlü Ordu' şiarıyla Türk Silahlı Kuvvetlerini her alanda güçlendirmenin çabası içindeyiz. Bugün burada olduğu gibi, Türkiye'nin attığı adımları dostlarımız gıptayla, kardeşlerimiz minnet ve destek duygularıyla, muarızlarımız ise korkuyla takip etmektedir. Ordumuzu güçlendirme hedefimizin bel kemiğini ise donanmamızın kapasitesini ve caydırıcılığını artırma çalışmalarımız oluşturmaktadır. Deniz Kuvvetlerimizin ihtiyacı olan her türlü platform ve sistemin tedariki için bütün imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız. Projesi tamamlanan, yapımına başlanan, modernize edilen veya teslim alınan her bir gemiyle donanmamızı hedeflediğimiz seviyeye bir adım daha yaklaştırıyoruz." DENİZALTILARIMIZI 2029’A KADAR HİZMETE ALACAĞIZ Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının stratejik unsurlarının başında denizaltıların geldiğini belirterek, şu bilgileri verdi: "Bugün hizmete giren TCG PİRİREİS, 6 adet havadan bağımsız tahrik sistemine sahip denizaltılarımızın ilkidir. PİRİREİS denizaltımızda şimdiye kadar 380'in üzerinde fabrika, liman ve seyir kabul testi başarıyla icra edildi. Reis sınıfı denizaltılarımız dünyadaki emsallerine kıyasla çok daha üstün özelliklerle donatılmaktadır. PİRİREİS denizaltımız uzun süre satha çıkmak zorunda kalmadan harekât icra edebilecektir. Bayrak çekme ve seyir deneyimleri başlangıcını gerçekleştirdiğimiz HIZIRREİS denizaltımızı 2025 yılında, havuz donatım faaliyetlerini başlattığımız MURATREİS denizaltını da 2026 yılında hizmete almayı planlıyoruz. Dördüncü denizaltımız AYDINREİS'in, beşinci denizaltımız SEYDİALİREİS'in ve altıncı denizaltımız SELMANREİS'in inşa faaliyetleri süratle devam ediyor. Proje dâhilindeki tüm denizaltılarımızı 2029 yılına kadar hizmete alarak donanmamızın gücüne güç katacağız." DÜNYADAKİ LİDER ÜLKELER ARASINA GİRMİŞ OLACAĞIZ Yeni tip denizaltı projesinin sözleşmenin ötesinde bir muhteviyata sahip olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şöyle devam etti: "Bu projemiz, Silahlı Kuvvetlerimizin, kamu ve özel sektörümüzün ahenk içerisinde çalıştığı teknik personel yetiştirme, ürün yerlileştirme ve sanayileşme gibi çok boyutlu hedefleri içeren örnek bir projedir. Biliyorsunuz hâlihazırda kendi savaş gemisini tasarlayan, inşa eden ve idamesini gerçekleştirebilen sayılı ülkeler arasındayız. Tabii ki bununla yetinmiyoruz. Yaklaşık 138 yıllık hayalimiz olan kendi denizaltımızı inşa etme hedefimize MİLDEN Projemizle ulaşmayı ümit ediyoruz. Böylece kendi denizaltısını dizayn edip, inşa edebilen dünyadaki lider ülkeler arasına girmiş olacağız. MİLDEN Projemizle ilgili çalışmalarımız da kendi mecrasında ilerliyor." PİRİREİS denizaltısının inşasında birçok savunma sanayi firmasının alt yüklenici olarak görev aldığını aktaran Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Böylece MİLDEN için büyük bir birikim elde edilmiştir. PİRİREİS, kendi güdümlü mermilerimiz Atmaca ve Gezgin'in yanı sıra, kısa süre önce harp atışıyla etkisini gördüğümüz gururumuz AKYA torpidomuzu da kullanacaktır. Millî denizaltımızı, millî sistem ve cihazlarla donatıp tamamen millî silahlarla kullanmayı hedefliyoruz." diye konuştu. Deniz Kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu imkân ve kabiliyetlere erişebilmesi için Savunma Sanayii İcra Komitesi'nde alınan kararlarla çok önemli projeleri hayata geçirdiklerini belirten Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, millî hücum bot, yeni tip mayın avlama gemisi, İstif sınıfı fırkateyn, açık deniz karakol gemisi, yeni tip çıkarma aracı gibi önemli platformların inşasının devam ettiğini söyledi. Deniz Kuvvetlerinde çığır açacak TF-2000 Hava Savunma Harbi Muhribi, millî denizaltı ve millî uçak gemisinin dizayn çalışmalarının sürdüğünü ifade eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "İstanbul Tersanesi Komutanlığında yakın zamanda inşasına başlanacak TF-2000 Hava Savunma Harbi Muhribi ile ülkemizin hava savunmasını denizden itibaren kademeli olarak sağlayacağız. Hava tehdidine karşı TCG Anadolu ve Millî Uçak Gemisi gibi kritik kabiliyetlerimizin korunmasını temin edeceğiz. Millî Uçak Gemimizde HÜRJET, KIZILELMA, TB3 ve ANKA-3 yerli ve millî hava araçlarımız ile deniz aşırı etki alanlarındaki hak ve menfaatlerimiz korunacaktır." diye konuştu. MAVİ VATAN’DAKİ HAKLARIMIZ ETKİN ŞEKİLDE SAVUNULACAK Millî gemileri, yerli ve millî imkânlarla geliştirilen Millî Dikey Atım Lançer Sistemi ile (MİDLAS) donattıklarını dile getiren Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Bu sayede Atmaca, Sapan ve Gezgin gibi güdümlü mermilerimizi kendi lançerlerimizden atma kabiliyeti kazanıyoruz. Deniz Kuvvetlerimizin tüm yüzer, dalar, uçar ve karada konuşlu platformlarını ADVENT Savaş Yönetim Sistemi ile teçhiz ediyoruz. Tüm bu projelerimizin devreye girmesiyle Deniz Kuvvetlerimiz çok daha üstün kabiliyetlere kavuşacak, Mavi Vatan'daki haklarımız daha etkin bir şekilde savunulacaktır." ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, sadece deniz platformlarına sahip olmanın güçlü bir donanma için yeterli olmadığına dikkati çekerek şöyle devam etti: "Gerçek bir deniz kuvveti demek, bu platformları inşa edecek, bakımını ve onarımını yapabilecek, modernizasyonlarını gerçekleştirecek tersanelere de sahip olmayı gerektirir. Şanlı tarihimizde donanmamızın en güçlü zamanları aynı zamanda güçlü bir tersanecilik kültürüne sahip olduğumuz dönemlerdir. Bugün, bu anlayışla tersane altyapımızı güçlendiren kritik bir adım daha atıyoruz. MİLGEM, korvet ve fırkateynlerimizi bağrından çıkaran İstanbul Tersanesi, REİS sınıfı denizaltıları inşa eden Gölcük Tersanesi ve Ege'deki İzmir Tersanesinden sonra hamdolsun şimdi dördüncü tersanemize kavuşuyoruz." Açılışı yapılan tersanenin 13 bin metrekaresi kapalı olmak üzere toplam 113 bin metrekare alana sahip olduğunu bildiren Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Bu tersanemiz Ege ile Akdeniz'in kesiştiği konumda bulunması, doğal yapısının elverişliliği ve korunaklı bir limana sahip oluşuyla stratejik açıdan fevkalade önemlidir. Aksaz Tersanesi, uhdesinde bulunan 11 fabrika, ambarlar, 7 bin 500 tonluk yüzer havuz, 450 tonluk çekek yeri, 100 tonluk yüzer vinç ile Deniz Kuvvetlerimize önemli onarım ve inşa kabiliyetleri sağlıyor." dedi. SAVARONA’YI BAŞTAN AŞAĞI YENİLEDİK Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, nitelikli mühendislik gücü ve tecrübeli işçiler sayesinde gemilerin burada istenilen performans ve maliyette inşa edildiğini belirterek şunları söyledi: "Ayrıca yaşanan arızalara dünyanın neresinde olursa olsun 7/24 esasına göre süratle müdahale edebiliyoruz. Buna en güzel örnek, Cumhuriyet'imizin banisi Gazi Mustafa Kemal'in emaneti olan Savarona gemimizdir. Yıllarca kaderine terkedilen, hatta bir dönem kumarhane olarak kullanılan, ismi utanç verici olaylarla gündeme gelen Savarona gemisini aslına sadık kalarak kısa sürede ve düşük maliyetle baştan aşağı yeniledik. Gazi Mustafa Kemal'in, 'bir çocuğun oyuncağını beklemesi gibi bekledim' dediği Savarona'yı bakımsızlıktan kurtarıp, Cumhuriyet tarihimizin 86 yılına şahitlik eden bir eser olarak milletimize kazandırdık. Birileri sadece Gazi'nin ismini kullanarak siyasi rant peşinde koşarken, biz, binlerce yıllık tarihimizin tamamını bir bütün olarak kucaklıyoruz." Tersane altyapısının güçlendirilmesi için çalışmaların devam edeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "İleride inşallah Mersin'de de bir tersanemiz olacak. İstanbul ve Gölcük Tersanelerimize ilaveten Ege ve Akdeniz kıyılarımızda da Mavi Vatan'ın muhafızlarının her türlü bakım, onarımını yapabileceğiz." ifadesini kullandı. "Denizlere hâkim olan cihana hâkim olur" prensibiyle bu alandaki kapasiteyi sürekli ileriye taşımayı sürdüreceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Nitekim bugün Deniz Kuvvetlerinin muharip unsurlarına harekat alanında lojistik destek sağlayacak, millî tersanelerimizde dizayn ve inşa edilen her biri 200'er tonluk 3 adet yakıt gemisini de hizmete alıyoruz. Bundan sonra Deniz Kuvvetlerimiz ile Sahil Güvenlik Komutanlıklarımıza bağlı yüzer unsurlar ve dost, müttefik unsurların lojistik ihtiyaçlarını daha rahat karşılayabileceğiz." diye konuştu. SAVUNMA SANAYİSİ PROJELERİNİN TOPLAM BÜYÜKLÜĞÜ 96 MİLYAR DOLARI AŞTI Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, savunma sanayinin asla ihmale gelmeyen, duraksamayı kabul etmeyen, sürekli ve yüksek tempolu çalışmayı gerektiren bir alan olduğuna dikkati çekerek şunları ifade etti: "Şöyle geriye doğru baktığımızda, çok kısa sürede nasıl büyük mesafeler katettiğimizi hepimiz görebiliyoruz. Son 22 yılda savunma sanayinde özellikle vakıf ve özel şirketleri, KOBİ'leri, araştırma kuruluşları, teknoloji merkezleri, askerî, özel sektör tersaneleriyle adeta bir devrim gerçekleştirdik. 2002'de ülkemizde 62 olan savunma sanayi projesi sayımız 1013'e, 56 olan savunma sanayi firmamız 2 bin 500'e çıktı. Savunma sanayisi projelerinin toplam büyüklüğü 96 milyar doları aştı. Daha önce askerî gemilerimizi yurt dışından hazır alım veya yabancı tasarımla, yurt içinde üretim yöntemiyle temin ederken bugün farklı kategorilerde pek çok ürünü tasarlıyor, üretiyor ve ihraç ediyoruz. Sadece 2023 yılı başından bu yana MİLGEM İstif Sınıfı gemilerimizin ilki olan İstanbul, çok amaçlı amfibi hücum gemimiz Anadolu, denizde ikmal muharebe destek gemimiz Derya, lojistik destek gemileri Yüzbaşı Güngör Durmuş ve Üsteğmen Arif Ekmekçi ile ilk insansız ve otonom deniz aracımız Mardin'in kabulleri yapıldı. Gemilerimiz ihtiyaç duyduğu farklı özellikteki radarların geliştirilmesi, yakın hava savunma sistemimiz GÖKDENİZ'in üretiminin tamamlanarak gemilerimize entegrasyonu, helikopter yakalama ve transfer sistemimizin yerli ve millî imkânlarla üretilerek gemilerimize entegrasyonu gibi pek çok faaliyeti aynı anda ve büyük bir kararlılıkla yürütüyoruz." TÜRKİYE YÜZYILI HEDEFLERİMİZ DOĞRULTUSUNDA EMİN ADIMLARLA YÜRÜYECEĞİZ Geçmiş yıllarda tamamlanan birçok projeye ek olarak 200 deniz platformu ile 40 su üstü ve su altı otonom ve insansız deniz aracı projesinin halen devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: "Hepimiz biliyoruz ki tüm bunlar sadece birer başlangıçtır. Türkiye çok daha fazlasını başaracak kapasiteye sahiptir. Yaptıklarımızı yapacaklarımızın, başardıklarımızı yeni zaferlerin birer müjdecisi olarak görüyoruz. Karşılaştığımız nice ambargoya rağmen elde ettiğimiz neticeler inancın, azmin ve gayretin neleri başarabileceğini hepimize göstermiştir. Karada, havada, denizde ve her yerde güçlü bir Türk Silahlı Kuvvetleri için gerekeni yapmaya devam edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Mavi Vatan'a masal diyen bedhahlara aldırmadan, bizi yolumuzdan çevirmeyi amaçlayan engellere takılmadan, yılmadan, yorulmadan, kesinlikle geri adım atmadan Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda emin adımlarla yürüyeceğiz." Temel hedefin güçlü ve tam bağımsız bir savunma politikası, güçlü ve tam bağımsız bir savunma sanayisi olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Ülkemizin kaynaklarını en etkin şekilde kullanarak, vakit ve nakit kaybına mahal vermeden inşallah savunma sanayisindeki hedeflerimize ulaşacağız. Rabbim, yolumuzu, bahtımızı açık etsin. Bu düşüncelerle yeni deniz platformlarının ve Aksaz Tersanesinin ülkemize ve Deniz Kuvvetlerimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum." dedi. Savunma sanayisi alanında görev yapanları tebrik eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, deniz platformları ve tersanede devlete sadakatle hizmet edecek tüm askerler, mühendisler ve işçilere başarılar diledi. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

53,428 görüntüleme • 2 yıl önce

ASELSAN’ımızın 50. yılını kutladığımız 2025’e finansal ve teknolojik performansımızla damga vurduk.🇹🇷 İşte satırlara sığmayan başarılarımızdan “bazıları”… ⭐️Borsa İstanbul’un en değerli şirketi konumuna yükseldik. ⭐️Türkiye’de ilk kez 1 Trilyon Lira piyasa değerine ulaşan şirket olduk. Bu rakamla, dünyada en değerli ilk 20, Avrupa’da en değerli ilk 10 savunma sanayii şirketi arasına girdik. ⭐️Seri üretim altyapımıza yaptığımız yatırımların katkısıyla, tarihimizin en yüksek yurt içi ve yurt dışı teslimatlarını gerçekleştirdik. ⭐️Şirket tarihimizin en yüksek tutardaki yurt içi ve yurt dışı sözleşmelerine imza attık. ⭐️Beyin göçünü ilk defa pozitife çevirdik. Bir yıl içinde yurt dışından dönüp ASELSAN’da işe başlayan mühendis sayısı, ayrılan mühendis sayısının 2.5 katına ulaştı. ⭐️Uluslararası açılım stratejimiz ve yeni ihracat anlaşmalarımız kapsamında yurt dışı ofis/iştirak/tesis kurduğumuz ülke sayısını 25’e çıkardık. ⭐️Bu sene ilk defa eklenen 3 yeni ülke ile toplam ihracat yaptığımız ülke sayısını 95’e çıkardık. Önemli Faaliyetler/Teknolojik Gelişmeler: ✅ Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle Cumhuriyet tarihimizin en büyük savunma sanayii yatırımı, 1.5 Milyar Dolar değerindeki Oğulbey Teknoloji Üssü’nün temel atma törenini gerçekleştirdik. ✅ ASELSAN’ı geleceğe taşıyacak, %40 kapasite artışı sağlayan 280 Milyon Dolar değerindeki 14 yatırımın açılışınıgerçekleştirdik. ✅ Aynı törende, 47 unsurdan oluşan ÇELİKKUBBE sistemlerinin ilk büyük teslimatını yaptık. ✅ MURAD AESA Burun Radarı entegre edilen Bayraktar KIZILELMA, ASELSAN Arayıcı Başlığı ile donatılmış GÖKDOĞAN füzesiyle hedefi tam isabet vurdu. Bir insansız savaş uçağından ilk defa gerçekleştirilen bu hava-hava füzesi atışı, dünya havacılık tarihine geçti. ✅ ÇELİKKUBBE’nin Uzun Menzilli Bölge Hava Savunma Sistemi SİPER’in ilave batarya kabullerini gerçekleştirdik. ✅ ÇELİKKUBBE’nin bileşenlerinden HİSAR O Hava ve Füze Savunma Sistemi’nin seri teslimatlarına devam ettik. ✅ GÖKBERK Mobil Lazer Silah Sistemi; FPV, Sabit Kanatlı ve Döner Kanatlı dronlara karşı etkinliğini kanıtladı. ✅ TCG İSTANBUL üzerinden HİSAR D Atış Kontrol Sistemi ile yapılan atışı başarıyla tamamladık. ✅ Bu yıl lansmanını yaptığımız EJDERHA, testlerde sürü dronları başarıyla imha ederek üretim aşamasına geçti. ✅ Sahada başarıyla kullanılan KORKUT’un birden fazla ülkeye ihracatını gerçekleştirdik. ✅ GÖKDENİZ için yeni ihracat sözleşmeleri imzaladık. Seri teslimatlarına devam ettik. ✅ Mavi vatanın caydırıcı gücü nokta hava savunma sistemi GÖKSUR, deniz yüzeyine yakın uçan (sea-skimming) hedefi başarıyla imha etti. ✅ Kahraman ordumuza seri teslimatlarına devam etiğimiz ALP 100-G ve ALP 300-G Erken İhbar Radarlarımızın ilk ihracatlarını da gerçekleştirdik. ✅ Ülkemizin havadan erken ihbar kabiliyetinin artırılması maksadıyla, hava aracına entegre (İnsanlı/İnsansız) Erken İhbar Radarı geliştirilmesine yönelik sözleşme imzaladık. ✅ CENK Dört Boyutlu Arama Radarımız, ülkemizden sonra dost ve müttefik ülkelerde de kullanıma alındı. ✅ STR Silah Tespit Radarımızın ilk ihracatını gerçekleştirdik. ✅ HTRS Hava Trafik Kontrol Radar Sistemimizin ilk ihracatını gerçekleştirdik. ✅ Ülkemizin düşük görünürlüklü hedef tespitinde erken ihbar kabiliyetini artıracak ALP-400 UHF Radarı geliştirmeyebaşladık. ✅ SERDAR Sahil Gözetleme Radarımıza ilişkin ilk ihracat sözleşmelerini imzaladık. ✅ NATO üyesi Polonya ile elektronik harp sistemlerimize yönelik ihracat sözleşmesi imzaladık. ✅ Gelişmiş özelliklere sahip PUHU 3-LT Elektronik Harp Sistemimizin teslimatlarına devam ettik. ✅ Uçuş testleri tamamlanan ANTIDOT 2-U/EA Elektronik Harp Sistemimiz, yurt içi ve yurt dışında operasyonel hale getirildi. ✅ Geliştirilmesi tamamlanan ANTIDOT 2-U/ES Elektronik Destek Sistemimizin seri üretim teslimatlarına başladık. ✅ Aktif Koruma Sistemimiz AKKOR’un teslimatlarına devam ettik. ✅ Parçacık etkili, milli sert hedef tapalı sığınak delici ve kızılötesi arayıcı başlıklı(IIR) olmak üzere 3 yeni varyantıgeliştirilen TOLUN’un çok uzun menzilli atışları başarıyla gerçekleştirildi. TOLUN’un ihracat faaliyetlerine de devam ettik. ✅ AKINCI, KIZILELMA ve ANKA-III platformlarına entegre edilen TOLUN, ülkemizin gövde içerisinden atılan ilk mühimmatı oldu. ✅ GÖKTAN Sistemi ile; TOLUN Mühimmatına, karadan karaya vuruş kabiliyeti kazandırdık. ✅ TOLUN atışlarında ASELSAN’ın özgün tasarımı KILAVUZ-31 Ataletsel Ölçüm Birimi kullanıldı. Seri üretime aktarılan KILAVUZ-31’le, güdümlü mühimmatların en kritik bileşenlerinden birinin daha millileştirme faaliyetlerini tamamladık. ✅ AKINCI, ANKA III ve AKSUNGUR’a entegrasyonu sağlanan LGK 82’nin yurt içi ve yurt dışı teslimatlarına devam ettik. ✅ GÖZDE Güdüm Kiti, F-16 üzerinden yapılan atış testinde yüksek hızla hareket eden hedefi nokta atışla vurdu. Böylece ülkemiz milli güdüm kitleriyle hareketli hedefi vurma yeteneği kazandı. ✅ KGK-84’ün ilk uçuş ve atış testini başarıyla yaptık.Böylece 1 ton ağırlığında bir bombanın ilk kez çok uzun mesafeye milli güdüm kitleriyle atışı gerçekleştirerekülkemize önemli bir kabiliyet kazandırdık. ✅ Yeni Nesil Elektro-Optik Hedefleme SistemimizTOYGUN’u, Bayraktar KIZILELMA’ya entegre ettik.Böylece dünyada sayılı ülkenin yapabildiği elektro-optik teknolojisini ülkemize kazandırdık. ✅ Sahada yüksek adetlerde başarıyla kullanılan SARP ve SMASH sistemlerimizin birden fazla ülkeye ihracatınıgerçekleştirdik. ✅ ASAF-155 MOFA Çok Maksatlı Topçu Tapasının seri üretimine başladık. ✅ ASELFLIR-600, AKINCI ile tam performans test uçuşlarını başarıyla tamamladı. 225 km’den elde edilen net görüntüyle SİHA’ların keşif gözetleme kabiliyetini stratejik seviyeye ulaştırdık. ASELFLIR-600’ün seri teslimatlarına yönelik üretim faaliyetlerine başladık. ✅ Alanında dünyada lider ürün konumuna gelen ASELFLIR-500’ün 100. teslimatı gerçekleştirdik. NATO üyesi ülkeler dahil 20’den fazla ülkeye ihracat başarısına ulaştı. ✅ Bu yıl teslim ettiğimiz DRAGONEYE-2 kameralarımızda, ilk defa milli olarak geliştirdiğimiz foton dedektörlerikullanmaya başladık. ✅ Platform entegrasyonları yapılan Türkiye’nin ilk Yönlendirilmiş Kızılötesi Karşı Tedbir Sistemi YILDIRIM, atış testlerinde başarısını kanıtladı. ✅ LUNA-1 alçak yörünge IoT uydumuz, SpaceX Falcon-9 ile fırlatıldı ve ilk sinyalleri Ankara'daki yer istasyonumuzdan alındı. ✅ TÜRKSAT 6A, ASELSAN’ın geliştirdiği haberleşme görev yükleriyle uzaydaki mesaisine başladı. ✅ Uydu haberleşme terminalimiz AcroSat Ku53-A, entegre edildiği çeşitli insansız hava platformları ile birlikte 10 farklı ülkeye ihraç edildi. ✅ SİHA’lara entegre edilen AcroSat Ku27-A terminali ile uçuşlar başarıyla gerçekleştirildi. ✅ Bayraktar KIZILELMA, düşük görünürlüklü milli IFF Birleşik Sorgulayıcı/Cevaplayıcı çözümümüz ile ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. ✅ ASELSAN tarihinin en büyük hacimli haberleşme ihracat sözleşmesini imzaladık. ✅ Yerli ve milli AcroSAT Ku120-M’yi ilk defa Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın kullanımına sunduk. ✅ Yeni nesil ARTCom 9682 V/UHF telsizimizin,SİHA’larımızla ihracatı gerçekleştirildi. ✅ Türkiye’nin ilk ve en büyük Kamu Güvenliği Haberleşme Sistemi olan JEMUS Projesi, 2025 yılında devreye alınan sahalarla 81 ilin tamamında aktif hale geldi. ✅ Emniyet Genel Müdürlüğü için kurulan kriptolu haberleşme sistemi KETUM, 8 yeni ilde daha aktif hale geldi. ✅Türkiye’de ilk defa Adana ilinde Emniyet Teşkilatımız için geniş bant LTE Görev Kritik Haberleşme Sistemi devreye alındı. ✅ Mili data linkimiz T-Link’in yaygınlaştırma faaliyetlerine devam ettik. ✅ Denizlerde yeni bir savunma konseptini daha ülkemize kazandırdık. TCG ANADOLU'dan havalanan Bayraktar TB3, ASELSAN ALBATROS-S Kamikaze İDA'nın uzun mesafeden kontrol edilmesini sağladı. ✅ Türkiye’nin ilk yerli ve milli Ufuk Ötesi Düşük Frekans Çekili Sonar Sistemi DÜFAS’ın seri üretimine başladık. ✅ Farklı varyantlara sahip DERİNGÖZ Otonom Sualtı Aracımız, dalış testlerinde görevlerini başarıyla gerçekleştirdi. ✅ MARLİN SİDA’mızdan SMASH Uzaktan Komutalı Silah Sistemi atışlarını başarıyla tamamladık. ✅ Denizlerimizin kontrolü ve güvenliği için ASELSAN mühendisliğinin gücüyle geliştirilen NAVTEX sistemleri, Mavi Vatan'da göreve başladı. ✅ Deniz Ataletsel Navigasyon Sistemimiz ANS 610-M’yi ilk defa donanmamızın envanterine kazandırdık. ✅ ASELSAN ana yükleniciliğinde yürütülen, dünyanın en kapsamlı MEKO Sınıfı Fırkateyn Modernizasyon Projesi olan BARBAROS yarı ömür modernizasyonu kapsamında ilk geminin teslimatını gerçekleştirdik. ✅ ASELSAN’ın gelişmiş teknolojileriyle donatılan ZMA’ların modernizasyonlarını tamamlayarak Türk Silahlı Kuvvetlerimize teslim ettik. ✅ FIRTINA-II Obüslerinin Atış Kontrol Sistemlerimizin teslimatlarına devam ettik. ✅ Atış kontrol, aktif koruma, kayar bilezik, periskop ve benzeri kritik ASELSAN teknolojileriyle donatılan ALTAY tanklarının ilk teslimatları gerçekleşti. ✅ Yeni Nesil Temel Eğitim Uçağı HÜRKUŞ-II, yerli ekran ile tasarlanmış olan ADEN Çok İşlevli Gösterge Birimi ile ilk uçuşunu gerçekleştirdi. ✅ Sivil Sertifiye Hava Navigasyon Sistemi ANS 611-A’nın ilk teslimatını gerçekleştirdik. ✅ Yeni nesil aselMAS aviyonik suitimiz kullanılarak modernize edilen S-70A Helikopterini Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine kazandırıldı. ✅Milli Muharip Uçağın kritik bileşeni olan ve ASELSAN tarafından özgün olarak geliştirilen KILAVUZ 40 AtaletselÖlçüm Birimlerinin ilk teslimatını tamamladık. ✅ Kamu Hastanelerinin kullanımına yönelik 330 adet cihazı kapsayan sözleşme kapsamında, HealthView Mobil Dijital Röntgen Cihazlarımızın ilk 30 adedini Sağlık Bakanlığımızateslim ettik. ✅ 2025 yılında kan testleri başarıyla tamamladığımız LIFELINE HLM Kalp Akciğer Makinesinin seri üretimine yönelik çalışmalarımız hızla devam ediyor. ✅ Taşınabilir Otomatik Şok Cihazımız Heartline OED cihazımız yurt içinde ve yurt dışında 15 binden fazla adette teslim edildi. ✅ BorderGuard Sınır Güvenliği Sistemimiz yeni eklenen bölgelerle birlikte 3 bin kilometreye yakın alanda hudutlarımızın korunmasına etkin şekilde katkı sağlamaya devam etti. ✅ Ülke genelinde yaygın kullanımda olan CityGuard Kent Güvenliği ve FacilityGuard Kritik Tesis Güvenliği çözümlerimizin ilk ihracatı gerçekleşti. ✅ 225 km/saat işletme hızı ile Türkiye’de geliştirilip, üretilecek en hızlı tren olma özelliğine sahip Milli Hızlı Tren için aselRAIL Çekiş Sistemi ve Tren Kontrol Yönetim Sistemlerimizi TÜRASAŞ’a teslim ettik. ✅ GoA4 seviyesi tam otomatik (sürücüsüz) Milli Metro Sinyalizasyon Sistemimizin test ve kalifikasyon sürüşleribaşarıyla gerçekleştirildi. ✅ 2025 sonu itibariyle yapay zekâ analizleri ve görüntü işleme özelliklerine sahip, 100 bini aşkın ODAKAN Yaka Kamerası milletimizin güvenliği için kullanıma alındı. ✅ Güvenlik birimlerimiz için geliştirilen ODAKAN Yaka Kamerası, Türk futbol sahalarında görevine başladı. Ekosistemimize Kattığımız Güç: ✅Yerli tedarikçilere verdiğimiz toplam sipariş tutarını geçtiğimiz seneye göre %82 oranında artırdık. ✅Bu yıl içinde tedarik ekosistemimizle birlikte 103 ürünü millileştirdik. ✅ Yerli ve milli üretimi artırmak, kritik teknolojilerin üretiminin Anadolu’ya taşınmasını ve kapasite artırımını sağlamak amacıyla Gaziantep ve Malatya’da iki yeni iştirak kurduk. Bu sayede spin-off firma sayımız 5’e yükseldi. ✅ Akademi-sanayii iş birliklerimiz kapsamında geleceğin teknolojilerini üretmek üzere ODTÜ, İTÜ ve Hacettepe Üniversitesinde, 6 farklı ortak araştırma laboratuvarı (ASELABS) kurduk. ✅ Yeni açılanlarla birlikte toplam Ar-Ge Merkezi sayımız11’e çıktı. ✅ ASELSAN Girişimcilik Merkezimizde 10 girişimciyi destekledik; bunlardan 4 girişimin geliştirdiği bileşenlerürünlerimizde yer aldı. Ödüller/Kurumsal Gelişimimiz: ✅ BİST Sürdürülebilirlik 25 Endeksine, A+ not ile birinci sıradan girdik. ✅ Kurumsal Yönetim derecelendirme notumuz, 9,50 ile tarihi zirveye ulaştı. ✅ Ar-Ge 500 sıralamasında, 9 kategoride 6 birincilik alarak Ar-Ge’deki gücümüzü bir kez daha kanıtladık. ✅ İSO “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırmasında 17’nci sırada yer aldık. ✅ En Gözde Şirketler Araştırması savunma sanayii sektöründe birincilik ödülünün sahibi olduk. ✅ Capital500 listesine göre savunma sektörünün en büyük şirketi olduk. ✅ Sürdürdüğümüz İnsan Kaynakları projeleriyle uluslararası alanda 9 farklı ödül almaya hak kazandık. ✅ Bilgi yönetimi ağ altyapılarında uyguladığımızçözümlerle, Global Technology Awards tarafından NetworkTech kategorisinde en yüksek puanla Altın Plaket ödülünü kazandık. ✅ Net sıfır emisyon yol haritamız, karar destek yapay zekâ uygulamalarımız, The Stevie International Business Awards2025’te 3 kategoride ödül kazandı. ✅ CDP İklim Değişikliği ve Su Yönetiminde küresel ve ülke ortalamasının üzerinde puan alarak ve Su kategorisinde A- puanı ile liderlik seviyesine ulaştık. ✅ RoSPA Sağlık ve Güvenlik Ödüllerinde altın ödül alarak iş sağlığı ve güvenliği kültürüne olan bağlılığımızı kanıtladık. ✅ “ASELSAN’ın Sürdürülebilirlikte Lider Uygulamaları” başlıklı başvurumuz ile Green Apple Çevre Ödüllerinde ilk altın ödülümüzü alarak sürdürülebilirlik alanındaki başarımızı da zirveye taşımış olduk. ✅ Endüstriyel tasarım faaliyetlerimiz kapsamında uluslararası prestijli tasarım ödüllerinden biri olan iF Design Award 2025’ten ödülle döndük. ✅ LinkedIn’in Türkiye genelinde kariyer gelişimi için en iyi iş yerlerini açıkladığı Companies 2025 listesinde yer aldık. ✅ ASELSAN’da devreye alınan yapay zekâ uygulamaları ile bir yılda ortalama 35 milyon dolarlık verimlilik artışı sağladık. ✅ “Gençler Tarafından En Çok Çalışılmak İstenen Savunma Sanayi Şirketi” kategorisinde altın ve a Yetenek Programıyla “En Beğenilen İşe Alım Programı” kategorisinde gümüş ödülün sahibi olduk. Bütün bu başarılarda bize her zaman destek veren Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere tüm devlet büyüklerimize, Savunma Sanayii Başkanlığımıza, tüm paydaşlarımıza, kahraman ordumuza ve aziz milletimize şükranlarımızı sunuyorum. Bu başarıların esas kahramanı olan, ASELSAN’daki fedakâr arkadaşlarımın her birine yürekten teşekkür ediyorum. 2026’da da ilkleri ve alanında en iyileri geliştirmek için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz.🇹🇷 #ASELSAN #2025

Ahmet Akyol

61,845 görüntüleme • 8 ay önce

Mühendislik gücümüzle 2024’e damga vurduk.🇹🇷 30 ürünümüz için ilk defa ihracat sözleşmesi imzaladık. 7 yeni ülkeye ilk defa ihracat gerçekleştirdik. 29 yeni ürünü ilk defa kullanıcılarımıza teslim ettik. Yerli firmalarımızla birlikte 106 ürünü millileştirdik. Teslimatta ve yeni alınan siparişlerde, yurt içinde ve yurt dışında tarihimizin en yüksek rakamlarına ulaştık. Defense News Top 100 listesindeki şirketler arasında dünyada en hızlı büyüyen 10 savunma şirketinden birisi olduk. #ASELSAN 2024 Z Raporu: Üretim/Teslimatlar ✅Çelik Kubbe katmanlı hava savunma konseptimizi milletimize tanıttık, paydaşlarımızla birlikte üretim ve geliştirmelere devam ettik. ✅HİSAR Hava Savunma Sistemlerinin seri üretim faaliyetleri kapsamında yeni bataryalarının teslimatlarına devam ettik. ✅KORKUT Yakın Hava Savunma Sistemlerinin seri üretim faaliyetleri kapsamında yeni bataryaları son kullanıcılarımıza sunduk. ✅GÖKDENİZ Hava Savunma Sistemi’nin kullanıldığı ülke sayısını artırdık. ✅GÜRZ Hibrit Yakın Hava Savunma Sistemimizin seri üretim faaliyetlerine yönelik çalışmalara başladık. ✅Türkiye’nin kritik tesislerine İHTAR Drone Önleme Sistemlerinin kurulumuna devam ettik. ✅Donanmamıza teslim edilen TCG İSTANBUL, TCG DERYA gemilerini; yarı ömür modernizasyonu yapılan TCG ORUÇREİS gemisini, ilk seyrine çıkan TCG AKHİSAR’ı ASELSAN teknolojileriyle donattık. ✅Akıncı, Aksungur, TB2, Anka gibi oyun değiştirici SİHA’larımızı elektro-optik, haberleşme, elektronik harp, güdümlü mühimmat ve seyrüsefer sistemlerimiz ile donattık. ✅ASELSAN’ın aviyonik sistemiyle uçan GÖKBEY Helikopterleri Jandarmamıza teslim edildi. ✅Modernize ettiğimiz M60T Tanklarını ve ZMA’ları ordumuz envanterine katmaya devam ettik. ✅TÜRKSAT 6A uydumuz, ASELSAN’ın geliştirdiği Ku-Bant ve X-Bant LOCUS haberleşme görev yükleri ile görevine başladı. Böylece denizin derinliklerinden uzayın derinliklerine tüm platformlara haberleşme çözümü sunabilir hale geldik. ✅Milli sinyalizasyon sistemimiz, COBaLT CITYLINE’nın kullanıldığı İstanbul Havalimanı Metrosu Kağıthane-Gayrettepe etabı kullanıma açıldı. ✅ Milli Araç Üstü Sinyalizasyon Sistemi COBaLT ONBOARD’un 99 yeni tren setine daha yaygınlaştırması için çalışmalara başladık. ✅Sınır güvenliği çözümlerimizin kurulumuna devam ederek 2000 kilometreyi aşacak şekilde yaygınlaştırdık. ✅Kent güvenliği faaliyetlerimiz kapsamında güvenlik güçlerimize yapay zekâ destekli ODAKAN yaka kamerası ve güvenlik kameralarının teslimatına devam ederek, envanterdeki yerli güvenlik kamerası sayımızı 250 binin üzerine çıkardık. ✅Afet ve acil durumlarda kesintisiz haberleşmeyi sağlayan Kamu Güvenli Haberleşme Sistemlerimizin 81 ildeki kurulumlarına devam ettik. Böylece kullanımdaki sayısal telsiz sayımızı 200 binin üzerine çıkardık. Envantere İlk Defa Giren Ürünler ⭕️SİPER Uzun Menzilli Hava Savunma Sistemimizi kahraman ordumuza ilk defa teslim ettik. ⭕️İlk Taşınabilir Erken İhbar Radar Sistemi ALP 300-G’yi ordumuz envanterine kazandırdık. ⭕️MARLİN Silahlı İnsansız Deniz Aracı, donanmamız envanterine giren ilk SİDA oldu. ⭕️ALBATROS-S Sürü İDA ve ALBATROS Kamikaze İDA Donanmamızın envanterine girdi. ⭕️Türkiye’nin oyun değiştirici ufuk ötesi sonarı DÜFAS’ı Mavi Vatan’a kazandırdık. ⭕️TCG SAKARYA denizaltımıza entegre ettiğimiz FERSAH ailemize ait 6 farklı SONAR envantere girdi. ⭕️AREAS 2-NC ve ARES 2-N/NGE Deniz Elektronik Harp Sistemlerinin ilk teslimatlarını yaptık. ⭕️PUHU 3-LT Elektronik Harp Sistemlerimizi kullanıcılarımızın hizmetine sunduk. ⭕️Elektronik Harp Podumuz ANTIDOT 3-U’nun ilk teslimatlarını gerçekleştirdik. ⭕️TCG PİRİREİS’e entegre ettiğimiz AcroSAT X38-S ile ilk defa bir denizaltıya haberleşme sistem çözümü sunmuş olduk. ⭕️ASELFLIR 500 ve ASELFLIR 410 elektro optik sistemlerimizi ilk defa envantere kazandırdık. ⭕️DRAGONEYE-2 Elektro-Optik Sensör Sistemini ordumuzun kullanımına sunduk. ⭕️Yeni nesil uzun menzil termal kameramız ODAKAN IP UMA8T5’i ilk kez envantere kazandırdık. ⭕️Aynı anda 8 hedefe kadar atış yapabilen TOLUN Güdümlü Mühimmatımız kahraman ordumuzun envanterine girdi. ⭕️Türkiye’nin haberleşme güvenliğinde önemli yer tutacak Milli Monitör Sistemini teslim ettik. ⭕️AcroSAT Ku120-M Ku Bant Deniz Uydu Haberleşme Terminali ile AcroSAT Ku240-Center Uydu Haberleşme Yer Terminalini envantere kazandırdık. ⭕️Yüksek doğrulukta tanıma yapabilen yeni nesil GEKO Araç Tanıma Sistemini ilk kez kullanıma sunduk. ⭕️ASELSAN Mobil Dijital Röntgen Cihazı ADR-M100, ilk kez Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde kullanılmaya başlandı. ⭕️Türkiye’nin ilk milli SCADA sistemi GridMENTOR, petrol boru hatlarımızda kullanıma alındı. ⭕️MİRSAD AI Kara Komuta Kontrol sistemimizi ilk defa üs bölgelerinde kullanıma alındı. Önemli Faaliyetler / Teknolojik Gelişmeler ➡️SİPER Ürün-2 Hava Savunma Sistemimizin atışlarına devam ettik. ➡️HİSAR O Hava Savunma Sistemimizin uzun menzil atışını başarıyla gerçekleştirdik. ➡️TCG İSTANBUL’dan HİSAR-D Hava Savunma Sistemimizin ilk atışını gerçekleştirdik. ➡️KORKUT 150/25, BUKALEMUN, KANGAL FPV ve SEDA 100-cUAV gibi drone avcısı sistemleri ve ATOM 25 mühimmatını SAHA İstanbul’da ilk kez görücüye çıkardık. ➡️KORKUT 100/35 Yakın Hava Savunma Sistemimizin tekerlekli araç versiyonunu uluslararası arenada sergiledik. ➡️Roket ve havanlara karşı tedbir sistemi KORKUT C-RAM’in başarılı atışlarını gerçekleştirdik. ➡️EJDERHA (HPEM) sistemimizin drone tehditlerine karşı etkinliğini saha denemelerinde gösterdik. ➡️KALKAN 400-G Hava Savunma Radarımız ilk kez HİSAR-O ile gerçekleştirilen uzun menzilli atışlarda görev yaptı. ➡️İlk ALP 100-G Alçak İrtifa Radar Sisteminin fabrika kabul testlerini tamamladık. ➡️MURAD 100-A Burun Radarımızın muharip uçaklarımıza entegrasyon faaliyetleri tamamlanarak üretim faaliyetlerine devam ettik. ➡️ACAR 100-G Orman İçi Gözetleme Radarı ve STR 200-G Roket/Füze İkaz Radarının geliştirme çalışmalarını tamamladık. ➡️FULMAR 200-A SAR Podu Bayraktar TB2 ile ilk uçuşu gerçekleştirildi ve ilk görüntü elde edildi. ➡️Ülkemiz için uydudan görüntüleme yeteneğinin aktif sensör vasıtasıyla karşılayacak şekilde yapılmasını sağlayan GÖKTÜRK-3 SAR Uydu Sistemi Geliştirme Projesi imzaladık. ➡️T-Link Hava Terminali ve yer terminalinin sistemlere entegrasyonunu başarı ile tamamladık. ➡️ARTCOM 9681 V/UHF Hava Telsizinin TB2 ve AKINCI İHA’lara entegrasyonlarını tamamladık. ➡️Kıyı Emniyeti Seyrüsefer Sistemleri kapsamında kullanılan NAVTEX alıcı/ verici sistemleri millileştirme çalışmalarını başarıyla tamamladık. ➡️ASELSAN’ın aviyonik teknolojilerinin yer aldığı Milli Muharip Uçak KAAN, ilk uçuşunu yaptı. ➡️ASELFLIR 500 kameramızı ve TOLUN güdümlü mühimmatımızı ANKA III’e entegre ettik ve başarılı atışları gerçekleştirdik. ➡️Bayraktar AKINCI TİHA, ASELFLIR-500 ile ilk atış testinde deniz üstünde seyreden hedefi başarıyla imha etti. ➡️TOLUN Mühimmatı Türkiye’de ilk kez, aynı anda yapılan dörtlü atışta hedeflerini tam isabetle vurdu. ➡️TOLUN mühimmatının oyun değiştirici varyantı olan Kızılötesi Arayıcı Başlıklı TOLUN IIR başarılı bir şekilde AKINCI TİHA’dan atıldı. ➡️AKINCI TİHA, GÖZDE Güdüm Kitimiz ile hedefi tam isabetle vurdu. ➡️İHA üzerine ilk defa entegre edilen GERGEDAN 4-U Elektronik Harp Sistemini teslim ettik. ➡️ANTIDOT 2-U Elektronik Harp Podumuzun Bayraktar TB2’ye entegrasyonunu tamamladık. ➡️Türkiye’nin ilk Otonom Sualtı Aracı DERİNGÖZ’ün dalışlı testlerini başarıyla tamamladık ve ilk sözleşmesini imzaladık. ➡️ Deniz Altı Tespit Sistemi aselBOUY’un başarılı atışları ile birlikte geliştirme çalışmalarını tamamladık. ➡️Otonom ZMA’yı TEKNOFEST Adana’da ilk kez tanıttık. ➡️ASAF 155 MOFA Akıllı Çok Maksatlı Topçu Mühimmat Tapası geliştirmelerini tamamladık. ➡️Mobil sismik sensor aselZone SISMIK-T’nin geliştirme faaliyetlerini tamamladık. ➡️Çip tasarım çalışmalarımız kapsamında geliştirdiğimiz ve üretimine başladığımız CANIS, LEOP ve FELIS detektörlerimizi, arayıcı başlık ve elektro-optik sistemlerimizde kritik alt bileşen olarak kullanmaya başladık. ➡️TOBB Üniversitesi’nde yürütülen Kuantum teknolojileri çalışmaları kapsamında Türkiye’nin ilk Kuantum bilgisayarı geliştirildi. Uluslararası Başarılarımız 🌐Defense News Top 100 listesinde beş basamak birden yükselerek 42’nci sıraya yerleştik. 🌐Uluslararası açılım stratejimiz ve kullanıcılara yerelde destek verme vizyonumuz kapsamında 6 yeni ülkede daha yapılanmamızı tamamladık. 🌐Bu yıl 7 yeni ülke ile ihracat sözleşmesi imzalayarak ihracat yaptığımız ülke sayısını 92’ye çıkardık. 🌐30 ürünümüz için ilk kez ihracat sözleşmesi imzaladık. 🌐 Örneğin bu yıl üretimine başladığımız alanında en iyi performanslı kameramız ASELFLIR-500 için 14 ülke ile ihracat sözleşmesi imzaladık. 🌐Hem doğrudan ihracatımızı hem de platform üreticileri üzerinden gerçekleştirdiğimiz dolaylı ihracatı %50’den fazla artırdık. Kurumsal Gelişimimiz ⭐️Borsa İstanbul piyasa değeri sıralamasına göre geçen yıl 7’nci olduğumuz listede bu yıl 6’ncı sıraya yükseldik. ⭐️Kurumsal Yönetim derecelendirme Notumuz, 9,49 ile tarihi zirveye ulaştı. ⭐️ARGE ve seri üretim kapasitemizi artırmaya yönelik 400 Milyon Doları aşan yeni yatırımlara başladık. ⭐️Türkiye Ar-Ge 250 Araştırmasında, Ar-Ge projeleri sayısında ilk sıraya yerleştik. ⭐️Yeni Girişimcilik destek programımız çerçevesinde 8 dış girişimi ve 1 iç girişimi destek kapsamına aldık. ⭐️Yurt dışındaki mühendislerimizin geri dönüşü için uyguladığımız Next Big Move to Türkiye programına başvurular geçen yıla göre 4 kat arttı. ⭐️Bini aşkın çalışanımızın lisans üstü eğitim aldığı ASELSAN Akademi’nin iş birliği yaptığı üniversiteler arasına Hacettepe Üniversitesi de katıldı. ⭐️“a Yetenek” aday mühendislik programımızı üniversite 3. Sınıf öğrencilerini dahil edecek şekilde genişlettik. ⭐️ASELSAN Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ilk mezunlarını verdi. ⭐️CDP’de Su Yönetiminde “Lider” seviyesinde puan aldık. ⭐️Capital Dergisi, En Büyük 500 Özel Şirketi araştırması sonuçlarına göre savunma sektörünün lider şirketi olduk. ⭐️TİM - İnovaLİG inovasyon kaynakları kategorisi birincilik ödülünü aldık. ⭐️ASELSAN, Universum araştırmasında kendi alanında 10. kez "En Çekici İşveren" seçildi.🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷

Ahmet Akyol

97,595 görüntüleme • 1 yıl önce

🇹🇷 BAYKAR Bayraktar TB2 1.000.000 uçuş saatini aştı! Türkiye’nin ilk milli SİHA’sı Bayraktar TB2, 1 milyon uçuş saatini başarıyla tamamlayan ilk milli hava aracı oldu. Rekorlarına bir yenisini ekleyen milli SİHA, ulaşılması güç bir rekor kırarak Türk havacılık tarihine bir kez daha imzasını attı. Türk havacılık tarihinde ilklere imza atan Bayraktar TB2 SİHA (Silahlı İnsansız Hava Aracı), 1 milyon uçuş saatini başarıyla tamamlayarak önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı. Bayraktar TB2 SİHA, böylece envantere girdiği 2014’ten bu yana geçen 10 yıllık süreçte gökyüzünde tam 1 milyon saati aşarak en uzun süre görev yapan ilk ve tek milli hava aracı oldu. DÜNYANIN ÇEVRESİNİ 3742 KEZ KATETTİ Dünyanın en büyük SİHA şirketi olarak ABD’li, İsrailli ve Çinli rakiplerini geride bırakan Baykar, elde ettiği ihracat başarısı sayesinde Türkiye’yi dünya SİHA pazarının %65’ine sahip bir konuma taşıdı. Bu başarıda önemli bir rol oynayan Bayraktar TB2 SİHA’lar, 1 milyon saatlik uçuş süresi boyunca gökyüzünde yaklaşık 150.000.000km mesafe katetti. Milli SİHA’lar gökyüzündeki bu uzun yolculuk sırasında, 40.075km olan dünyanın çevresini tam 3.742 kez dolaşmaya eşdeğer bir mesafeye ulaştı. TÜRKİYE’Yİ DÜNYA LİDERLİĞİNE TAŞIDI Milli SİHA Bayraktar TB2’nin Libya, Dağlık Karabağ ve Ukrayna gibi çatışma bölgelerindeki başarısıyla birlikte Türkiye, küresel SİHA pazarında lider konuma geldi. Türkiye 2021 itibarıyla SİHA ihracatında Amerika, İsrail ve Çin’i geride bırakarak dünyanın en büyük tedarikçisi oldu. Bayraktar TB2, yüksek teknolojisi, uygun maliyeti, hızlı teslimat süreci ve sahada kanıtlanmış etkinliğiyle dünyanın dört bir yanında birçok ülkenin tercihi haline geldi. ABD merkezli düşünce kuruluşu CNAS’ın (Yeni Amerikan Güvenlik Merkezi) raporuna göre, Türkiye küresel SİHA ihracatının %65'ini gerçekleştirerek büyük bir başarıya imza attı. Türkiye'nin yenilikçi üretim yaklaşımı, askeri alanın yanı sıra stratejik diplomasi ve uluslararası güvenlik dengelerindeki lider aktör konumunu güçlendirdi. İHRACAT ŞAMPİYONU Başlangıçtan bugüne tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003 yılındaki İHA Ar-Ge sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin %83’ünü ihracattan elde etti. 2023’te 1.8 milyar dolarlık ihracat yapan Baykar, ülkemizdeki tüm sektörlerde en çok ihracat gerçekleştiren ilk 10 firma arasında yer aldı. İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında Savunma Sanayi Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. Son yıllarda gelirlerinin %90’ından fazlasını ihracattan elde eden Baykar, 2023’te savunma ve havacılık sektöründeki ihracatın 3’te 1’ini tek başına yaptı. Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar’ın hâlihazırda imzalanan sözleşmelerinin %97,5’i ihracat kaynaklı gerçekleşti. Bayraktar TB2 SİHA için 34 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 10 ülke ile olmak üzere toplam 35 ülkeyle ihracat anlaşması imzalandı. NATO VE AB ÜLKELERİNİN SEMALARINDA Bayraktar TB2 SİHA’lar, dünya üzerinde birçok noktada rekabete dayalı bir sürecin sonunda ülkelerin envanterlerine giriyor. 2023’te de Kuveyt Savunma Bakanlığı’nın yürüttüğü rekabete dayalı sürecin kazananı Bayraktar TB2 SİHA oldu. Bayraktar TB2 SİHA’lar yapılan demo faaliyetlerinde Amerika, Avrupa ve Çinli rakiplerini geride bırakarak kazandı. Böylece Baykar, Kuveyt Savunma Bakanlığı ile önemli bir ihracat sözleşmesi imzaladı. Öte yandan milli SİHA’ların görev yaptığı coğrafyalar da artmaya devam ediyor. 19 Kasım 2024’te Zagreb’te imzalanan anlaşma neticesinde Hırvatistan’a gerçekleştirilen ihracatla birlikte Bayraktar TB2 SİHA’lar, Kasım 2024 itibariyle NATO üyesi 6 ülke ile AB üyesi 4 ülkenin envanterine girmiş oldu. 2014’TE ENVANTERE GİRDİ Türkiye’nin milli SİHA sistemlerini üreten Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen, teknik özellikleri ve katıldığı operasyonlar değerlendirildiğinde kendi sınıfında dünyanın en iyisi olarak gösterilen milli SİHA Bayraktar TB2, 2014 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) envanterine girdi. 2015’te silahlandırılan insansız hava aracı şu anda TSK, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT tarafından operasyonel olarak kullanılıyor. Bayraktar TB2 SİHA, güvenlik güçleri tarafından 2014’ten beri yurt içinde ve sınır ötesinde terörle mücadelede etkin olarak görev alıyor. DÜNYADA BİR İLK: OTONOM FIÇI TONOSU 31 Mayıs 2024 tarihinde Bayraktar TB2, sarmal bir yörünge izleyip ve kendi ekseni etrafında tam tur dönerek icra ettiği otonom fıçı tonosu manevrası ile dünya havacılık tarihine bir kez daha adını yazdırdı. Bayraktar TB2 SİHA, savaş uçaklarının en önemli kaçış manevralarından biri olan otonom fıçı tonosunu tam 3 kez başarıyla tamamladı. Dünya üzerinde bu manevrayı başarıyla yapabilen ilk ve tek SİHA olan Bayraktar TB2, otonomi ve aerodinamik kabiliyetlerinin ne kadar gelişmiş olduğunu gösterdi. YERLİLİK ORANI REKOR DÜZEYDE Baykar 2000’li yılların başından itibaren insansız hava araçları alanında en büyük katma değer olan yazılım ve donanım sistemlerini Türk mühendislerinden oluşan ekibiyle milli ve özgün olarak geliştiriyor. Baykar 15 farklı disiplindeki mühendislik gücüyle alanında dünyanın lider teknoloji firmalarından biri olarak gösteriliyor. Tüm kritik aksamı, tasarım ve yazılımları Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar TB2 SİHA’lar, rekor düzeyde %93'lük yerli sanayi katılımıyla Özdemir Bayraktar Milli Teknoloji Merkezi’nde üretiliyor. REKORLARIN SAHİBİ Bayraktar TB2 SİHA, 16 Temmuz 2019 tarihinde Kuveyt’te katıldığı demo uçuşunda yüksek sıcaklık ve kum fırtınası gibi zorlu coğrafi ve iklim şartlarında tam 27 saat 3 dakika kesintisiz uçarak rekor kırdı. Milli SİHA’lar Avrupa’dan Afrika’ya kadar dünyanın birçok farklı bölgesinde karşılaştığı çöl sıcağı, dondurucu soğuk, kar ve fırtına gibi tüm olumsuz hava şartlarında görev yapmaya devam ediyor. Türk havacılık tarihinde taktik sınıfta 27 saat 3 dakika havada kalarak en uzun havada kalış süresi ve 27.030ft yükseklikle Türkiye irtifa rekorunu kıran milli SİHA, 1 milyon saati aşan uçuşla birlikte ulaşılması zor bir rekorla Türk havacılık tarihine geçti. Milli SİHA en uzun süre başarıyla Türkiye’ye hizmet eden hava aracı unvanını da elinde bulunduruyor. ZEYTİN DALI HAREKATI’NA DAMGASINI VURDU Milli SİHA Bayraktar TB2, TSK tarafından sınır içi ve ötesinde gerçekleştirilen Hendek, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarında aktif rol aldı. Savunma uzmanları harekatların beklenenden çok daha kısa sürede sona ermesini ve daha az kayıp yaşanmasında en önemli etkenlerden birinin milli SİHA’lar olduğunu belirtti. Bayraktar TB2 SİHA sistemleri özellikle Afrin’de düzenlenen Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında gerçekleştirilen tüm uçuşlarının %90’ından fazlasını yaparak, 5.300 saat uçuşla adeta harekâta damgasını vurdu. MAVİ VATAN’I GÖZLÜYOR Terör örgütüne yönelik Pençe ve Kıran gibi birçok operasyonda görev alan Bayraktar TB2 SİHA’lar, bölücü terör örgütünün sözde yöneticilerine yapılan operasyonlarda da önemli bir rol üstlenmeye devam ediyor. Milli SİHA’lar bu görevlerinin yanı sıra Mavi Vatan’ın korunmasında da görev alıyor. Bu kapsamda Doğu Akdeniz’de arama faaliyeti yürüten sondaj gemilerimize de güvenlik için havadan refakat etti. Yine aynı kapsamdaki görevler için KKTC’de konuşlandırılmak üzere 16 Aralık 2019’da Dalaman Deniz Hava Üs Komutanlığından kalkarak Geçitkale Havaalanına inen Bayraktar TB2 SİHA tarihi bir uçuşa imza atmıştı. DEPREMLERDE GÖREV YAPIYOR Bayraktar TB2 İHA’lar depremlerde görev alarak büyük katkı sağlıyor. 24 Ocak 2020’de meydana gelen Elazığ Sivrice merkezli 6,8 büyüklüğündeki depremin ardından çok kısa sürede bölgeye intikal ederek 25. dakikadan itibaren Ankara ve deprem olan illerin kriz komuta merkezlerine anlık görüntü ve bilgi aktardı. Asrın Felaketi olarak nitelenen 6 Şubat 2023 depremlerinde 2.417 saat 6 dakika uçarak görev icra etti. Bu kapsamda toplamda 8'i Baykar Hızlı Haritalama Podu entegreli 42 Bayraktar TB2 görev aldı. Bayraktar TB2 SİHA’lar arama ve kurtarma çalışmalarına gökyüzünden destek vermenin yanı sıra deprem sonrası oluşan yoğun araç trafiğinin kontrol edilmesi ve yardımların aksamadan ulaştırılabilmesi için de görev yaptı. GÖÇMENLERİN KURTARILMASINDA ROL ALIYOR Bayraktar TB2’ler, Ege ve Akdeniz’de devam eden düzensiz göç hareketlerini gökyüzünden takip ederek birçok düzensiz göçmenin hayatının kurtarılması ve dünyanın gündeminden düşmeyen geri itmeler gibi insan hakları ihlallerinin belgelenmesine de önemli katkı sağlıyor. ULUDAĞ’DA KAYBOLAN TURİSTİ BULDU Bayraktar TB2 SİHA’lar aynı zamanda doğada gerçekleştirilen arama kurtarma faaliyetlerinde de etkin olarak görev yapıyor. 31 Aralık 2021 günü Bursa Uludağ’da yürüyüşe çıkan ve hava şartlarının kötüleşmesi üzerine kaybolan Danimarka uyruklu Yusuf Sepehizade’nin bulunmasında da rol aldı. Hava koşullarının ağırlaşması nedeniyle bölgedeki ekipler tarafından bulunamayan Danimarkalı turistin yeri, Aydın’dan havalanan Jandarma Genel Komutanlığı’na ait Bayraktar TB2 SİHA tarafından tespit edildi. Kayıp turist bulunduğu yerin gökyüzünden tespit edilmesinin ardından bölgedeki ekipler tarafından kurtarıldı. ORMAN YANGINLARINI TESPİT EDİYOR Bayraktar TB2 İHA’lar güvenlik ve insani yardım görevlerinin yanı sıra orman yangınlarıyla mücadelede de önemli bir rol üstleniyor. Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ile yapılan iş birliğiyle Bayraktar TB2 İHA’lar, 2020 yılından itibaren orman yangınlarının erken tespiti ve söndürme çalışmalarının verimli yönetilmesinde etkin görev alıyor. 2020 yılından bugüne dek toplam 4.091 orman yangını Bayraktar TB2 tarafından tespit edildi. Bu sayede Avrupa’da ilk kez yüksek teknolojiye sahip İHA’lar orman yangınlarıyla mücadelede kullanılmaya başlandı. Türkiye’nin orman yangınlarıyla mücadelede izlediği öncü ve yenilikçi çözüm 2020’den günümüze büyüyerek devam ediyor. OGM’nin belirlediği merkezlerde konuşlanan Bayraktar TB2 İHA’lar, Baykar’ın uzman ekibinin koordinasyonunda görev yapıyor. Baykar’ın OGM’nin Ankara’daki yangın yönetim merkezine kurduğu gelişmiş yazılım ve teknolojik altyapı ile görev yapan Bayraktar TB2’ler, tek seferde 400km² alanı termal kamera vasıtasıyla tarayabiliyor ve 185km'ye kadar uzaklıktaki yangınları başlangıç aşamasında tespit edebiliyor. Bayraktar TB2 İHA’lar, 2020’de 345, 2021’de 267, 2022’de 1.109, 2023'te 1.445 ve 2024’de ise 924 yangını ilk anda tespit ederek orman yangınlarının söndürülmesinde etkin rol aldı. Bunun neticesinde ülkemizde orman yangınlarına ilk müdahale süresi 45 dakikadan 11 dakikaya kadar düştü. DÜNYADA HAYRANLIK UYANDIRDI Barış Pınarı Harekatı’nda Türk Silahlı Kuvvetlerinin keşif gözetleme kabiliyetlerini büyük oranda artırarak başarıya ulaşılmasına katkı sağlayan Bayraktar TB2 SİHA’lar aynı zamanda harekat boyunca birçok hedefi başarıyla imha etti. Bahar Kalkanı Harekatı’nda ise ilk defa filolar halinde uçarak birçok zırhlı araç, obüs, Çok Namlulu Roketatar (ÇNRA) ve hava savunma sistemini imha etti. Bayraktar TB2 SİHA dünyada ilk defa muharebe sahasında birincil unsur olarak SİHA’ların kullanıldığı Bahar Kalkanı Harekâtı’na katılan hava araçlarının yaptığı tüm sortilerin %80’ini gerçekleştirdi. Suriye’nin İdlib bölgesinde düzenlenen harekât kapsamında her türlü elektronik harbe rağmen başarıyla görev yapan Bayraktar TB2 SİHA’lar, 2.000 saatin üzerinde uçtu. Bayraktar TB2 SİHA’ların dünya muharebe tarihinde ilk kez filolar halinde uçarak harekâtta etkin görev yapması dünya basınında da büyük yankı uyandırdı. KARABAĞ’IN KURTARILMASINDA ÖNEMLİ ROL ÜSTLENDİ Bayraktar TB2 SİHA’lar kardeş ülke Azerbaycan’ın yaklaşık 30 yıldır devam eden Karabağ işgalini sonlandırmasında da önemli bir rol üstlendi. Azerbaycan, Ermenistan’ın işgali altındaki Dağlık Karabağ’a yönelik 27 Eylül 2020 tarihinde bir askeri harekat başlattı. Harekatın başlangıcından 44 gün sonra, 10 Kasım 2020 tarihinde Azerbaycan Ordusu, Ermenistan’ın işgalini sonlandırarak Dağlık Karabağ’ı kontrol altına aldı. Ermenistan’a yönelik harekât esnasında Azerbaycan Ordusu, Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar TB2 SİHA’ları tüm cephe hattında kullandı. Savunma analistleri tarafından teyit edilen çalışmalara göre Bayraktar TB2 SİHA’lar ile Ermenistan Ordusu’na ait birçok hava savunma sistemi, radar sistemi, tank, zırhlı araç, kamyon, cephanelik, mevzi ve birlik imha edildi. Azerbaycan Ordusu’nun dünyayı imrendiren bu başarısı dünya medyası ve savunma uzmanları tarafından Türk SİHA’larının harp tarihini değiştirerek oyun kurucu bir güce ulaştığı yorumlarına neden oldu. UKRAYNA’DA ÇOCUKLARA “BAYRAKTAR” ADI VERİLDİ 2022 Şubat ayında başlayan Ukrayna-Rusya savaşında gösterdiği üstün başarı ile Bayraktar TB2 SİHA, Ukrayna halkı nezdinde bir kahraman haline geldi. Savaşta bir güç çarpanı olarak dengeleri değiştirdi. Hakkında marşlar bestelenen ve oyuncakları yapılan silahlı insansız hava aracı adına Kiev’de “Bayraktar Radyosu” yayına başladı. Yeni doğan erkek çocuklarına “Bayraktar” adı dahi verildi. Bayraktar TB2 Ukrayna’da muharebedeki etkisinin yanında artık umudun sembolü oldu. Ukrayna’daki bu başarı Bayraktar TB2’nin etkisini ve sınıfının en iyisi olduğunu tüm dünyaya gösterdi. 7 ÜLKEDE YARDIM KAMPANYASI DÜZENLEDİ Bayraktar TB2’leri satın alarak Ukrayna Ordusu’na bağışlamak için Litvanya, Ukrayna, Polonya, Letonya, Norveç, İspanya ve Kanada’da halk tarafından yardım kampanyaları düzenlendi. Bayraktar TB2 SİHA’ları hediye eden Baykar, toplanan yardımları da Ukrayna halkının insani ihtiyaçlarının karşılanması için bağışladı.

Turan Oguz

11,918 görüntüleme • 1 yıl önce