Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

F-35'lerin 400.000 $ değerindeki pilot kaskları (headset/helmets)! F-35 kaskları en gelişmiş kasklar olarak nitelendiriliyor ve tam bir multimedia görünüme sahip. Uçaktaki bütün donanım ve özellikler ile entegre bir şekilde çalışan kask takıldığında pilotun tercihine bağlı olarak başta kokpit olmak üzere bütün nesneleri ortadan kaldırıyor ve 360° görüş sağlıyor. F-35...

11,268 просмотров • 2 лет назад •via X (Twitter)

Комментарии: 11

Фото профиля Erdem
Erdem2 лет назад

F 35 kaskları kullanan pilot, ülkesini işgalci Amerikalılardan koruyan halklar.

Фото профиля Dogan
Dogan2 лет назад

Kask karşılaştırması yapacak tecrubede değilim. Lakin Türkiye de kask üretiyor. Hatta Atak pliotlarinin kullandığı kasıklarda pilot nereye bakıyorsa helikopterin silahı da o yöne dönüyor. ABD guzellemesi yapacağına Kendi Ulkeni tanı. Senin aklın 20 yıl öncede kalmış sanki

Фото профиля S.sırrı Katırcıoğlu
S.sırrı Katırcıoğlu2 лет назад

Amerika güzellemesi devam.

Фото профиля AndaSeat
AndaSeat1 год назад

🎯 Holds breath in sniper mode... 🎮 X-Air Pro's clutch features: 💨 Breathable mesh for sweaty 1v5 moments 🔫 Perfect height for that winning headshot ⚡ 5D armrests for precise aim control 😅 "Why did I solo queue" comfort mode 🎯 For those who main AWP and live dangerously! 🪑✨ Aim better: 🎪 Headshot deal: Snipe $20 off! #AndaSeat #CSGO #Valorant #ESports #Gaming

Фото профиля Newgate78
Newgate782 лет назад

Aselsan'ın kaskı daha iyi olacak umarım

Фото профиля 🇹🇷
🇹🇷2 лет назад

F-35 reklam editörü

Фото профиля cgüven
cgüven2 лет назад

Al al sayın tarihçi başkasını yalayacağına biraz da bunu öv

Фото профиля Adnan İnan
Adnan İnan2 лет назад

Yanlış bilinenler bu sistemi Sovyet Ruslar 1987 de kullanmaya başladı . Yeni birşey değil kopya çeken ABD . Eminim ki Kaan da da olacak hatta daha iyisi olacaktır .

Фото профиля Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna!
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna!2 лет назад

Aynı kaskı Aselsan da yapıyor boş yapma!

Фото профиля Unsal
Unsal2 лет назад

onların kaskı varsa bizim allahımız var )

Фото профиля Mehmet Ö
Mehmet Ö2 лет назад

bir tecüe yapmışsın ne yazdığının tamamını okudum, bir cacık anlaşılmıyor. Kaskın faydalarını alt alta yazsan anlaşılır, 360 derece görüş görünür görünmez hedefleri gösterir kaskın ergonomik bir uyumluluğu var, uçak taki tüm donanım gözünün önüne listelenmiş vb.. cacık olmuş

Похожие видео

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Konya’daki Hava Savunma Komutanlığında gerçekleştirilen Eğitim ve Faaliyet Yılı Açılış Töreni’ne katıldı. Beraberindeki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel ile Konya’ya giden Bakan Yaşar Güler, daha sonra "Şehit Hava Savunma Üsteğmen Emre Kargın Müşterek Hava Savunma Eğitim ve Simülasyon Merkezi”nin açılışını gerçekleştirdi. Bakan Yaşar Güler, törenlerde şunu söyledi: KAHRAMAN ORDUMUZ, HER GEÇEN GÜN CAYDIRICILIĞINI PEKİŞTİRMEKTE “Kara Kuvvetlerimizin seçkin birliklerinden biri olan Hava Savunma Komutanlığımızda ‘Eğitim ve Faaliyet Yılı Açılışı’ vesilesiyle Sayın Genelkurmay Başkanımız ve Kara Kuvvetleri Komutanımızla birlikte siz kahraman hava savunma personelimiz ile bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle 30 Ağustos’ta bir üst rütbeye terfi eden arkadaşlarımın yeni rütbelerinin hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Yakın coğrafyamızdan başlayarak uluslararası düzlemde risk ve tehditlerin arttığı, güvenlik kaygılarının ön plana çıktığı kritik bir süreçten geçiyoruz. Bu kritik ortam, ülkelerin hak ve çıkarlarının korunmasını, her zamankinden daha karmaşık bir hâle getirirken başta hava savunması olmak üzere pek çok konuda güçlü ve caydırıcı bir güvenlik kapasitesine sahip bulunmayı da zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini sürekli artırmak, en ileri teknolojileri envanterimize kazandırmak ve personelimizin yeteneklerini geliştirmek en öncelikli hedefimizdir. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, bu kapsamda her geçen gün teknik ve donanım kabiliyetlerini artırmakta, operasyonel yeteneklerini geliştirmekte ve icra ettiği kapsamlı faaliyetlerle caydırıcılığını pekiştirmektedir. Asil milletimizin göz bebeği olan ordumuzun bu güçlü konumunu muhafaza etmek için en önemli ve vazgeçilmez faktörlerden biri de eğitimdir. Bunun bilinciyle eğitimlerimizin; ▪️Çok boyutlu tehdit ortamına uyum sağlayacak esneklikte planlanması, ▪️Analitik bir yaklaşımla sürekli güncellenmesi, ▪️Teknolojik yeniliklerle entegre edilmesi, tüm unsurlarımızın etkinliğinin artırılması bakımından hayati önemdedir. Siz fedakâr silah ve mesai arkadaşlarımdan da beklentimiz; ▪️Sürekli eğitim anlayışıyla bireysel ve mesleki olarak kendinizi geliştirmeniz, ▪️Uzmanlaştığınız konularda ve üstlendiğiniz görevlerde şanlı ordumuza en yüksek katkıları sunmanızdır. EĞİTİM VE TATBİKATLARDA ELDE EDECEĞİNİZ HER KAZANIM, TSK’NIN NİTELİKLERİNİ DAHA DA ARTIRACAK Şu bir gerçek ki hem askerî caydırıcılığımızın hem de hava savunmadaki etkinliğimizin artması, ancak ve ancak fedakârlığa dayalı vazife icrası, disiplinli eğitim faaliyetleri ve üstün bir hazırlıkla mümkündür. Bunun önemine binaen sizler eğitim faaliyetlerinizi ‘Barışta ter dökmeyen, savaşta kan döker.’ anlayışıyla yürütmelisiniz. Unutmayınız ki eğitim ve tatbikatlarda elde edeceğiniz her kazanım; Türk Silahlı Kuvvetlerimizin etkin, caydırıcı ve saygın niteliklerini daha da pekiştirecektir. Son yıllarda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin tasarlayıp ürettiği yerli ve millî teknolojiye dayalı sistemler, millî güvenliğimizin sağlanmasında ve Türkiye’nin bu alanda yükselen bir marka olmasında belirleyici bir etki oluşturmuştur. Bu konuda hayata geçirilen birbirinden değerli projelerin bir kısmını da hava savunma sitemleri teşkil etmektedir. Nitekim Korkut sisteminden Hisar füze sistemlerine, elektronik harp kabiliyetlerinden erken ihbar radarlarına kadar birbirinden kıymetli yerli ve millî üretim harp araç ve gereçlerimiz, şanlı ordumuzun envanterine dâhil edilmiştir. Artık hava savunma birliklerimiz gelişmiş radar ağlarıyla gökyüzünü 7/24 taramakta, yüksek irtifa ve alçak irtifa tehditlerine karşı farklı sistemleri etkin bir biçimde kullanmaktadır. ÇELİK KUBBE İLE YENİ BİR SEVİYEYE ULAŞTIK En son pek çok sistemin entegrasyonuyla oluşturduğumuz 'Çelik Kubbe' konsepti ile ülkemizin hava savunmasında artık yeni bir seviyeye ulaştığımızı memnuniyetle ifade etmek isterim. Hava Kuvvetlerimizin orta ve yüksek irtifada sizlerin de alçak irtifada üstlenmiş olduğunuz vazifeler, stratejik güvenlik zincirinin en kritik halkasını oluşturmaktadır. Esasen çevremizde yaşanan son çatışmalar da göstermektedir ki hava sahasında hâkimiyet sağlayamayan hiçbir ülke, askerî açıdan üstünlüğünü sürdüremez. Dolayısıyla bu kabiliyetlerimiz; ▪️Ordumuzun caydırıcılığını artırarak ülkemizin savunma ve güvenliğini en üst seviyede korumamızı sağlarken, ▪️Türkiye’nin kendi hava savunma doktrinini geliştiren ve uygulayan bir ülke olarak ulaştığı mümtaz seviyeyi de açıkça ortaya koymaktadır. Nitekim birazdan açılışını yapacağımız 'Müşterek Hava Savunma ve Eğitim Simülasyon Merkezimiz' de bu konudaki vizyoner yaklaşımımızın bir göstergesidir. FAALİYETLERİMİZİ BAŞARIYLA İFA ETMEMİZDEKİ TEMEL ETKEN, DİSİPLİNLİ PERSONELİMİZİN VARLIĞIDIR İstiklal Harbi'mizden bu yana en kapsamlı ve en yoğun faaliyetlerini icra eden Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ▪️Sınır güvenliğimizi sağlama görevi ve terörle mücadele operasyonlarını layıkıyla yerine getirirken, ▪️Aynı zamanda Libya’dan Somali’ye, Azerbaycan’dan Kosova’ya kadar farklı coğrafyalarda barış ve güvenliğin tesisi için de önemli sorumluluklar üstlenmektedir. Bu çok yönlü faaliyetlerimizi başarıyla ifa etmemizdeki temel etken ise bu silah ve sistemlerle teçhiz edilmiş, özverili, eğitimli ve disiplinli personelimizin varlığıdır. Şüphesiz bu başarılarda Kara Kuvvetlerimizin en seçkin unsurlarından olan siz hava savunmacılarımızın da müstesna katkıları bulunmaktadır. Bu vesileyle, görevlerini başarıyla icra eden başta Hava Savunma Komutanımız olmak üzere Komutanlığımızın siz kıymetli personelini yürekten tebrik ediyor, hepinize teşekkür ediyorum. PKK VE TÜM İLTİSAKLI GRUPLAR, DERHÂL TÜM TERÖR FAALİYETLERİNE SON VERMELİ 'Türkiye Yüzyılı' vizyonumuz doğrultusunda ülkemizi her alanda güçlendirmek için çalışmalarımızı büyük bir motivasyon ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu konuda önemli bir gündem maddemiz de terörle mücadelede elde ettiğimiz başarıları kalıcı hâle getirmek için Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen 'Terörsüz Türkiye' vizyonudur. Tarihî bir dönemeçte olduğumuz bu süreç ile bin yıllık kardeşliğimizi pekiştirmeyi ve ülkemizin kaynaklarını tamamen kalkınmaya ve refaha yöneltmeyi amaçlıyoruz. Bunun için de PKK ve iltisaklı tüm gruplar yapılan çağrı ve alınan fesih kararı kapsamında derhâl tüm terör faaliyetlerine son vermeli, farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları -nerede bulunduklarından bağımsız olarak- bir an önce ve koşulsuz şekilde silahlarını teslim etmelidir. Bir kez daha hatırlatmak isterim ki başta PKK/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına ve farklı adlar altında faaliyet göstermesine kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Türkiye olarak yegâne hedefimiz; sınırlarımızın güvenliğini sağlamak, aynı zamanda bölgesel güvenlik ve istikrarı korumaktır. Bu çerçevede, sahadaki gelişmeleri titizlikle takip ediyor; Suriye’nin toprak bütünlüğü ile tüm etnik ve dinî grupların birlikte güvenlik, huzur ve refah içinde yaşamalarına yönelik gayretlerimizi sürdürüyoruz. Geleceğe emin adımlarla ilerlediğimiz ve askerî alanda gücümüzü sürekli artırdığımız bu tarihî süreçte, sizlerin de kendi sorumluluk alanınızda yüksek bir aidiyet duygusuyla görevlerinizi ifa edeceğinize, böylelikle daha güçlü bir Türkiye hedefimize güzide katkılar sağlayacağınıza yürekten inanıyorum. Bu vesileyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, rahmet ve minnetle yâd ediyor; kahraman gazilerimiz ile şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sözlerime son verirken her birinize yeni eğitim ve faaliyet yılında kazasız belasız ve başarılı görevler diliyorum. Kalın sağlıcakla." BAKAN YAŞAR GÜLER, ŞEHİT HAVA SAVUNMA ÜSTEĞMEN EMRE KARGIN MÜŞTEREK HAVA SAVUNMA VE EĞİTİM SİMÜLASYON MERKEZİ’NİN AÇILIŞ TÖRENİNDE ŞUNLARI SÖYLEDİ: "Bugün burada Alçak İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi (HİSAR-A) Projesi kapsamında inşa edilen Müşterek Hava Savunma ve Eğitim Simülasyon Merkezimizin açılışını yapmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Bu vesileyle açılışını gerçekleştirdiğimiz Merkezimizin Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Günümüz dünyasında dengeler baş döndürücü bir hızla değişiyor. Jeopolitik gelişmeler ve teknolojik yenilikler artık bizlere sadece olup biteni izleyen değil; değişime hızlıca uyum sağlayan, hatta öncü bir şekilde yön veren bir duruş benimsememiz gerektiğini gösteriyor. Yakın coğrafyamız başta olmak üzere dünya genelinde meydana gelen çatışma ve gerginlikler, Silahlı Kuvvetlerimizin de stratejik bir vizyonla kendini sürekli yenilemesini, değişen harp ortamına en hızlı şekilde ayak uydurmasını zorunlu kılıyor. Bu kritik ortamda hava savunma gücünün, bu alanda sahip olunan imkân ve kabiliyetlerin ne kadar önemli bir stratejik çarpan hâline geldiğini hepimiz yakinen görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde, konuya verdiğimiz önemin bir göstergesi olarak yerli ve millî savunma sanayimizin ürettiği göz bebeği sistemleri ordumuzun envanterine dâhil ettik, ediyoruz. Aynı şekilde geçtiğimiz yıl S-400 ile KORKUT hava savunma sistemlerinin eğitim simülatörlerini, bu yılda ilk millî uzun menzilli hava savunma sistemimiz olan SİPER’in simülatörleri ile Hava ve Füze Savunma Simülatör Merkezimizi başarıyla hizmete aldık. Bu çerçevede, yürüttüğümüz pek çok proje gibi bugün açılışını yaptığımız ve ASELSAN’ımız tarafından simülatörleri yapılan Hava Savunma ve Eğitim Simülasyon Merkezimiz de bu çabalarımızın kıymetli bir yansımasıdır. İNŞA EDİLEN MERKEZİMİZDEKİ İLERİ TEKNOLOJİ SİSTEMLER, PERSONELİMİZİN SENARYO TABANLI EĞİTİMLERLE DONATILMASINI SAĞLAYACAK Hem günümüzün hem de geleceğin harekât ihtiyaçlarını gözeten bir anlayışla inşa edilen Merkezimizde bulunan ileri teknoloji sistemler, personelimizin senaryo tabanlı eğitimlerle donatılmasını sağlayacaktır. Aynı zamanda bu merkezle birlikte temel hedefimiz; ▪️Başta hava savunma birliklerimiz olmak üzere müşterek unsurlarımızın değişen ve karmaşıklaşan harekât ortamına en etkin ve koordineli şekilde karşılık verebilecek şekilde hazırlanması, ▪️Hava savunma sistemlerimizin etkin bir şekilde işlerliğine katkı sağlanması, ▪️Böylece ülkemizin hak, menfaat ve güvenliğinin en güçlü biçimde korunmasıdır. Dolayısıyla bu merkezde icra edilecek çalışmalar ve eğitim faaliyetlerinin de katkısıyla şanlı ordumuzun hava savunmadaki etkinliği daha da artacaktır. ORDUMUZU HEM NİTELİK HEM DE NİCELİK BAKIMINDAN EN İYİ İMKÂNLARLA DONATTIĞIMIZ BİR SÜRECİ YAŞIYORUZ Şu bir gerçek ki ordumuzu hem nitelik ve hem de nicelik bakımından en iyi imkânlarla donattığımız bir süreci yaşıyoruz. Bundan sonra da artan bir gayretle kahraman ordumuzu en gelişmiş silah, araç ve gereçlerle güçlendirmek yegâne gayemizdir. Bu kapsamda başta Savunma Sanayii Başkanlığımız ve ASELSAN gibi paydaşlarımızın da katkılarıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimizi dünyanın en etkin ve caydırıcı gücü hâline getirme vizyonuyla çalışmalarımızı sürdüreceğimize yürekten inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle merkezimizin kurulmasında emeği geçen kıymetli personelimize, Savunma Sanayii Başkanlığımıza ve esasen simülatörleri üreten ülkemizin gurur kaynağı ASELSAN’ın Sayın Başkanı ile yöneticilerine, kıymetli mühendislerimize teşekkürlerimi sunuyorum. Bu vesileyle uzun yıllardır dünyada ilk yüz savunma sanayi şirketi arasında yer alan ASELSAN’ın bu başarısını bu yıl da sürdürmesi nedeniyle tüm seçkin personelini yürekten kutluyorum. Bu güzide Merkezimizin bir kez daha Silahlı Kuvvetlerimize ve ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Sizlerin şahsında tüm kahraman silah arkadaşlarıma görevlerinde üstün başarılar diliyorum. Kalın sağlıcakla.” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

45,620 просмотров • 1 год назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Millî Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu ile Balıkesir’e gitti. Astsubay Meslek Yüksekokulu’ndaki “Astsubay Temel Askerlik ve Astsubaylık Anlayışı Kazandırma (ASTTASAK) Kursu’nu tamamlayan personelin mezuniyet törenine katılan Bakan Yaşar Güler, personele hitap ederek dereceye giren personele mezuniyet belgelerini verdi. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler törendeki konuşmasında şunları söyledi: RİSK VE TEHDİTLERİN ARTTIĞI KARMAŞIK BİR DÖNEMİ YAŞIYORUZ “Türk Silahlı Kuvvetlerimize Astsubaylar yetiştiren, bu güzide ilim ve irfan yuvasında, sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sözlerimin başında, burada aldıkları eğitimleri başarıyla tamamlayarak mezun olan kahraman Astsubaylarımızı yürekten kutluyor; mezuniyetlerinin kendilerine, ailelerine ve Türk Silahlı Kuvvetlerine hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Yakın coğrafyamız başta olmak üzere birçok coğrafyada hassas gelişmelerin yaşandığı, risk ve tehditlerin arttığı karmaşık bir dönemi yaşıyoruz. Buna bağlı olarak da savunma ve güvenlik konuları, her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Yaşanan bu asimetrik gelişmelerden ve jeopolitik çekişmelerden maalesef bölgemiz ve ülkemiz de etkileniyor. Millî Savunma Bakanlığı olarak tüm bu gelişmeleri yakından takip ediyor; ülkemizin ve asil milletimizin güvenlik ve huzuru için büyük bir şevk ve gayretle çalışıyoruz. Bu kapsamda şanlı ordumuz; son bir asrın en yoğun ve en etkili faaliyetlerini gerçekleştirmektedir. Kahraman Silahlı Kuvvetlerimiz, bir yandan hudutlarımızın güvenliğini en üst seviyede sağlarken; aynı zamanda terörle mücadelede büyük başarılar elde etmektedir. Yurt içinde ve sınır ötesinde icra edilen etkili operasyonlar ile örgütün hareket kabiliyeti bitme noktasına getirilmiştir. TERÖR ÖRGÜTLERİNE BÜYÜK DARBE VURUYORUZ Geçmişte yürütülen “sınırlı hedefli ve süreli” askerî harekâtların yerine, bugün artık, “sürekli ve kapsamlı” operasyonlar gerçekleştirerek terör örgütlerine büyük darbeler vuruyoruz. Sınır ötesi harekâtlarımızın etkinlik ve başarısı sayesinde, artık ülkemize ve asil milletimize yönelen tehdit ve tehlikeler, sınırlarımızın ötesinde karşılanmakta; kaynağında bertaraf edilmektedir. Elde edilen bu başarılarda en büyük pay, başta aziz şehitlerimiz ve gazilerimiz olmak üzere kahraman Mehmetçiğimize aittir. Terörle mücadelenin yanı sıra Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi de azim ve kararlılıkla koruyoruz. Bu faaliyetlerimizin yanı sıra başta Kıbrıs ve Azerbaycan olmak üzere kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davasına destek veriyor; uluslararası barış ve istikrara katkı sağlıyoruz. Ayrıca; karada, denizde ve havada büyük ve etkili tatbikatları icra ederek personelimizin harbe hazırlık seviyesini daima diri tutuyoruz. Her geçen gün yenilerini envanterimize kazandırdığımız yerli ve millî savunma sanayi ürünleriyle de, şanlı ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini daha üst seviyelere çıkartıyoruz. ORDUMUZUN DAİMA GÜÇLÜ VE ETKİN OLMASI HAYATİ ÖNEMDEDİR Türkiye; köklü tarihi, stratejik konumu, büyük ve güçlü ordusu, her alanda sahip olduğu imkân ve yeteneklerle, dünyada söz sahibi ülkelerden biridir. Son yıllarda, uluslararası arenada müzakere masalarının ve güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi haline gelen ülkemiz, geleceğe daha büyük hedeflerle ve emin adımlarla yürümektedir. Dolayısıyla ülkemizin huzur ve güvenliği için, kahraman ordumuzun da daima güçlü ve etkin olması hayati önemdedir. Bu bilinçle, eğitim faaliyetlerimizi çok yönlü ve titiz bir şekilde sürdürüyor; sizler gibi birçok kişi arasından seçilmiş yeni personelimizin katılımıyla ordumuzu güçlendiriyoruz. Astsubay okullarımız da millî ve manevi değerlerine bağlı olan sizleri; akademik, teknik, taktik ve fiziksel yönlerden donatıp mesleki değerler kazandırarak göreve en iyi şekilde hazırlamaktadır. Bizler de sizler gibi nice kahramanlarımızın en iyi şekilde yetişmesi için her türlü olanağı sağlamaya, sizleri desteklemeye devam ediyoruz. SİLAHLI KUVVETLERİMİZİN SİZLERDEN BEKLENTİSİ BÜYÜK Türk Silahlı Kuvvetleri; tarih boyunca medeniyetin kaynağı olduğu kadar, her çağın hâkim güçlerinin ilgi ve etki odağındaki bu coğrafyanın en güçlü ordusudur. Sizler de artık bu büyük ordunun seçkin bir üyesi olarak etkin ve önemli görevler üstleneceksiniz. Zira mazisi şan, şeref ve kahramanlıklarla dolu Silahlı Kuvvetlerimizin sizlerden beklentileri büyüktür. Çünkü sizler, ordumuzun bel kemiğini oluşturan Astsubaylar olarak, komuta kademesi ile Mehmetçik arasında kritik roller üstleneceksiniz. Bu kapsamda, siz değerli Astsubaylarıma bazı tavsiyelerde bulunmak isterim: Nerede olursanız olun, hangi görevi üstlenirseniz üstlenin, elinizden gelenin en iyisini yapma gayret ve çabası içinde olun. Tüm vazifelerinizi; kural ve kaideler ile aynı zamanda akıl ve sağduyu ile yerine getirin. Bu anlamda eğitim ve bilgi sahibi olmak, görevlerinizi daima en iyi şekilde yapmanızı sağlayacak ve istediğiniz hedeflere sizi ulaştıracak en önemli unsurdur. Dolayısıyla ferdi eğitiminiz, mesleki teknik ve taktik bilginiz ile kondisyonunuz, her daim üst düzeyde olmalıdır. Bedenen ve fiziken güçlü olabilirsiniz, ancak güç sizi tedbirsiz bırakmasın. Zor durumda kalmamak için sürekli yenilenmeyi ve gelişmeyi ilke edinin. Burada aldığınız eğitimlerle asla yetinmeyin. Mekteb-i aslî olan kıtalarınızda kazanacağınız uygulamalı tecrübelerin yanı sıra daha iyisini yapabilmek için öğrenmeye açık olun, kendinizi ve yeteneklerinizi daha fazla geliştirin. Çünkü bilgi çağında yaşıyoruz ve mevcut bilgiler sürekli bir devinim içerisindedir. “İlim; ilim bilmektir / İlim; kendin bilmektir / Sen kendini bilmezsen / Ya nice okumaktır.” dizelerinde de ifade edildiği gibi, her şeyden önce kendinizi tanıyın; kabiliyetlerinizi, ilgi alanlarınızı ve potansiyelinizi keşfedin. Kendinize anlamlı amaçlar oluşturun ve gelişim hedeflerinizi belirleyin. Buna yönelik çalışmalarınızı planlayın ve bu plana ne derece uyduğunuzu kontrol edin. DİSİPLİN, BAŞARININ VAZGEÇİLMEZ ANAHTARIDIR Kendinizi, hedefinize adayın ve başladığınız çalışmaları bitirin. Çünkü size kıymet kazandıracak yaptığınız işlerdir. Bunun için öz disiplininizi güçlendirin. Kararlı ve inançlı olun. Büyük şeyleri başarmak için bilgi ve cesaret gereklidir. Bilgi okudukça ve gözlemledikçe; cesaret ise bilgi ve tecrübe ile yoğruldukça gelişir, güçlenir. Nitekim Konfüçyüs başarının temel esaslarını şöyle açıklamıştır: “- Etraflıca çalış, - Doğru şekilde araştır, - Dikkatlice düşün, - Düşündüklerini gözden geçir, - Ciddi ve samimi şekilde uygula” Bu bakımdan inançlı, planlı, çalışkan ve azimli olduğunuz sürece, başarı daima yanı başınızda olacaktır. Bu yüzden çalışmak, hayatınızın ana felsefesi; sabır ve disiplin ise bu yolda asla vazgeçmeyeceğiniz iki meziyet olmalıdır. Unutmayın ki taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. Askerlik mesleğinin özü olan disiplin de başarının vazgeçilmez anahtarıdır. Diğer yandan yapacağınız işlerde takım çalışmasına önem verin, iş birliği ve dayanışmayı geliştirin, farklı bakış açılarından faydalanın. Emin olunuz ki birlikte çalışarak daha büyük başarılara imza atabilirsiniz. Tüm bunların yanı sıra sağlıklı ve zinde olmak için sporu bir yaşam tarzı, alışkanlık haline getirin. Yabancı dil öğrenmeniz de bir o kadar önemlidir. Zira dil zenginliği, vizyonunuzu geliştirecek, dünyadaki gelişmeleri çok yönlü takip edebilmenize imkân verecektir. Sonuç olarak sizlerin, bu esaslar çerçevesinde ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “En hakiki mürşit ilimdir, fendir” sözünden hareketle çok okumanızı, çok çalışmanızı ve alanınızda, kendinizi en iyi şekilde yetiştirmenizi bekliyoruz. Yeri ve zamanı geldiğinde, vatan için büyük fedakârlıklar yapmanız isteneceğinin bilincinde olun. Hiçbir engel ya da imkânsızlık, vazifenizi yapmaktan sizleri alıkoyamamalıdır. Bir Türk askerinin en önemli özelliklerinden biri de, karşılaştığı türlü zorluklara göğüs germesini bilmesi ve yüksek bir sebat gösterebilmesidir. Bu bağlamda inancınız, yüksek azminiz ve gayretiniz ile en çetin zorlukların üstesinden gelebilir; yolunuza en güçlü şekilde devam edebilirsiniz. Asla unutmayın ki kahraman ordumuzun geleceği ve gücü sizler olacaksınız. Burada aldığınız kapsamlı askerî ve bilimsel eğitimler ile uygulamalarda göstereceğiniz üstün gayret ve çalışmalarınız sayesinde Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gücüne güç katacağınıza yürekten inanıyorum. Kara Astsubay Meslek Yüksek Okulumuzun Değerli Komutanları, Seçkin Öğretim Üyeleri ve Kıymetli Personeli; Sizlerin tecrübesi, engin bilgi ve birikimiyle icra edilen eğitim-öğretim faaliyetleri; Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu yüksek donanımlı personelin yetişmesi açısından kritik öneme sahiptir. Yoğun gayretleriniz, heyecan ve motivasyonunuz; burada eğitim alan her bir Astsubayımıza, ordumuza en iyi katkıları vermesi ve kendi başarı hikâyesini yazabilmesi bakımından örnek teşkil etmektedir. Bu sorumluluğun bilincinde olarak sizlerin, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da Astsubaylarımızı en iyi şekilde yetiştirmenizi beklediğimi, özellikle ifade etmek istiyorum. Değerli Evlatlarımızın Kıymetli Aileleri; Ne mutlu sizlere ki; desteğinizi hiçbir zaman esirgemediğiniz evlatlarınızın, bugün bu güzide yuvadan mezun olmasının haklı gururunu yaşıyorsunuz. Onlarla ne kadar övünseniz azdır. Başarılarında siz kıymetli ailelerimizin de önemli bir payı bulunmaktadır. Destekleriniz için sizlere teşekkür ediyor, hepinize saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca dost ve kardeş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gelerek burada eğitim gören ve bugün mezun olan genç kardeşlerimizin de mezuniyetlerini kutluyorum. Burada aldığınız eğitimler ve kazandığınız üstün niteliklerle, kardeş vatanımızda başarıyla hizmet edeceğinize yürekten inanıyor; görevlerinizde başarılar diliyorum. Millî Savunma Bakanlığı olarak; - Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi dönemde, “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimiz doğrultusunda; - Daha büyük, daha güçlü bir Türkiye için azim ve kararlılıkla çalışmaktayız. Gücünü bağrından çıktığı asil Türk milletinin sevgi ve güveninden alan kahraman ordumuz da - Anayasa’ya ve Kanunlara bağlı olarak, - Millî, manevi ve mesleki değerlerimiz çerçevesinde, - Atatürk ilke ve inkılapları ile aklın ve bilimin rehberliğinde, - Kendisine verilecek her türlü görevi başarıyla yerine getirecek ve asil milletimizin gurur kaynağı olmaya devam edecektir. Bu vesileyle; - Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Bu duygu ve düşüncelerle, mezun olan kıymetli Astsubaylarımızı başarılarından dolayı bir kez daha kutluyor, gözlerinizden öpüyor; sizleri ve değerli misafirlerimizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Kahraman Astsubaylarım, Yolunuz ve bahtınız açık olsun.” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

159,177 просмотров • 2 лет назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in beraberinde; Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Bakan Yardımcısı Musa Heybet, Millî Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu ve MSB Personel Genel Müdürü Tümgeneral Orhan Gürdal ile gittiği Balıkesir’de Millî Savunma Üniversitesi (MSÜ) Kara Astsubay Meslek Yüksekokulunda “Astsubay Temel Askerlik ve Astsubaylık Anlayışı Kazandırma (ASTTASAK) Eğitimi” mezuniyet törenine katıldı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da Bakan Yaşar Güler’in telefonundan mezun olan Astsubaylarımıza seslendi. "Şüphesiz ki annelerin babaların en mutlu günü, evlatlarının böyle bir mutlu ocaktan mezuniyetini görmeleridir." diyen Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şöyle konuştu: "Şu anda da 1200'ü aşkın astsubayımızın mezuniyet töreninde bu mutluluğu yaşamak gerçekten anne ve babalar için hele hele Türk ordusuna gönderecekleri evlatları için farklı bir mutluluk tablosudur. Bu mutluluğunuzu ben de şimdi komutanlarımla birlikte yaşıyorum. Sizleri tebrik ediyorum. Hayırlı, uğurlu olsun. Ordumuzun yeni bir güç kaynağını elde ettiği bugünde sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum." Bakan Yaşar Güler de törende Astsubaylarımıza özetle şunları söyledi: RİSK VE TEHDİTLERİN ARTTIĞI KARMAŞIK BİR DÖNEMİN İÇİNDEYİZ Türk Silahlı Kuvvetlerimize Astsubaylar yetiştiren, bu güzide ilim ve irfan yuvasında, sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sözlerimin başında, burada aldıkları eğitimleri başarıyla tamamlayarak mezun olan kahraman Astsubaylarımızı yürekten kutluyor; mezuniyetlerinin kendilerine, ailelerine ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Yakın bölgemiz başta olmak üzere birçok coğrafyada hassas gelişmelerin yaşandığı risk ve tehditlerin arttığı karmaşık bir dönemin içindeyiz. Bu kaotik ortamda süregelen çatışmalar, terörizm, siber saldırılar ve çok boyutlu tehlikeler; orduların yalnızca güçlü bir teknolojik altyapıya değil aynı zamanda iyi eğitimli personele olan ihtiyacını da artırmaktadır. Askerî sistemde bilgi ve teknoloji ne kadar önemliyse bunu bilinçli ve etkili şekilde kullanacak nitelikli personel de bir o kadar hayatidir. Bir başka ifadeyle; sürekli olarak kendini yenileyen, öğrenen, adaptasyon yeteneği yüksek, teknolojiyi etkin ve doğru şekilde kullanabilecek personelin varlığı askerî gücü belirleyen en kritik faktördür. İşte bu yüzden, eğitim faaliyetlerimizi çok yönlü ve titiz bir şekilde sürdürüyor; sizler gibi seçilmiş yeni personelimizin katılımıyla ordumuzu güçlendiriyoruz. Bu kapsamda Kara Kuvvetlerimize değerli astsubaylar yetiştiren bu köklü eğitim kurumumuz da; sizleri akademik, teknik, taktik ve fiziksel yönlerden donatıp mesleki değerler kazandırarak göreve en iyi şekilde hazırlamaktadır. Burada aldığınız eğitimlerle bireysel ve mesleki gelişimini artıran siz genç astsubaylarımızın üstleneceği görevler Türk Silahlı Kuvvetlerimizin faaliyetlerinin etkinliğine büyük katkılar sağlayacaktır. EN GÜVENİLİR ORTAK OLARAK HEP TÜRKİYE’NİN ADI ZİKREDİLİYOR Millî güvenliğimizi ve varlığımızı tehdit eden gelişmelerin ortaya çıktığı bu kaotik süreçte Türkiye, alışılmış metotlarla tedbir almak yerine, etkili ve önleyici politikalar ortaya koymaktadır. Ülkemiz, bu güçlü duruşuyla pek çok coğrafyada etkin ve yapıcı bir rol üstlenerek müzakere masalarının ve uluslararası güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi hâline gelmiştir. Dünyanın başat aktörleri dahi, Türkiye’nin güçlü temaslarını ve hayata geçirdiği etkin inisiyatifi, açıkça dile getirmektedirler. - Bugün Afrika’daki güvenlik ve refahın paydaşlığında, - Kafkasya’daki istikrar ve barışın sürekliliğinde, - Karadeniz’de savaşın sona erdirilmesi çabalarında, - Orta Doğu’da barış ve huzurun tesis edilmesinde, - Hatta Avrupa güvenlik mimarisinin korunmasında en güvenilir ortak olarak hep Türkiye’nin adı zikredilmektedir. Ülkemizin etki ve ilgi alanının böylesine genişlediği bir dönemde Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Uluslararası güvenlik, barış ve istikrarın desteklenmesi için Azerbaycan’da, Libya’da, Somali’de, Katar’da, Kosova’da, Bosna-Hersek’te ve daha pek çok coğrafyada engin tecrübesiyle önemli vazifeler ifa etmektedir. Tüm bunların yanı sıra Silahlı Kuvvetlerimiz; - Sınır ötesinden başlayarak hudutlarımızın güvenliğinin sağlanması, - Tüm terör örgütleriyle etkin bir şekilde mücadele edilmesi, - Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunması, Geniş ölçekli tatbikatların icrasından yerli ve millî savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar üstlendiği tüm vazifeleri büyük bir başarıyla yerine getirerek İstiklal Harbi’mizden bu yana en kapsamlı ve en etkin faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu dönemde, Kara Kuvvetlerimiz de aynı etkinlik ve yoğunlukta sorumluluklarını yerine getirmektedir. KARA KUVVETLERİMİZ ÜLKEMİZİN İFTİHAR KAYNAĞIDIR Gururla ifade etmeliyim ki Kara Kuvvetlerimiz; köklü tarihi yetenekli personeli, üstün teknolojisi ve büyük başarılarıyla ülkemizin iftihar kaynağıdır. Kara Kuvvetlerimizin bulunduğu mümtaz konumunu devam ettirebilmesi için; - Bir yandan sizler gibi vatan, millet ve bayrak aşığı yiğit evlatlarımızı ordumuzun saflarına katıyor; - Diğer yandan da çağımızın en büyük kuvvet çarpanlarından biri olan teknolojik yenilikleri vakit kaybetmeksizin personelimizin kullanımına sunarak, imkân ve kabiliyetlerimizi sürekli geliştiriyoruz. Nitekim, Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik vizyonu ve liderliğinde yerli, millî ve modern savunma sanayimizin ürettiği harp araç gereçleri Silahlı Kuvvetlerimizin gücünü artırırken ülkemiz bu ürünlerin ihracatında da büyük bir sıçrama yaşıyor. Bundan sonra da en büyük gayemiz, ordumuzu; personeliyle teknolojisiyle ve harekât yetenekleriyle, dünyanın en kuvvetli kara güçlerinden biri hâline getirmektir. TERÖR ÖRGÜTÜ DERHÂL VE KOŞULSUZ OLARAK SİLAHLARI TESLİM ETMELİDİR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; tarih boyunca olduğu gibi, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne yönelen her türlü tehdide karşı büyük bir kararlılıkla mücadele etmiş, kendisine verilen görevleri başarıyla yerine getirmiştir. Bugün, ülkemizin huzurunu, güvenliğini ve geleceğini 40 yılı aşkın süredir tehdit eden, terörle mücadelede önemli bir dönüm noktasına ulaşılmıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, aynı şekilde jandarma ve emniyet teşkilatımızın ve güvenlik korucularımızın büyük fedakârlık ve üstün gayretle yürüttüğü mücadele ve operasyonlar sayesinde terör örgütlerinin hareket kabiliyeti büyük ölçüde sınırlandırılarak kritik bir aşamaya gelinmiştir. Elbette ki terörle mücadele, yalnızca silahlı bir mücadele değildir. Bu, aynı zamanda milletimizin iradesini, devletimizin kararlılığını ve güvenlik güçlerimizin fedakârlığını ortaya koyan bir millî duruşun göstergesidir. Bu süreçte, gazi ve muzaffer ordumuz; gece gündüz demeden, en zorlu coğrafyalarda, en çetin şartlarda, her türlü fedakârlığı göze alarak, vatanı için canını ortaya koymuş, gerektiğinde şehit olmuş, gerektiğinde gazilik mertebesine ulaşmıştır. Başta Şehit ve Gazilerimiz olmak üzere kahraman Mehmetçiğin azmi, cesareti ve kararlılığı sayesinde ülkemizi terör belasından arındırma noktasında büyük bir mesafe katedilmiştir. Bugün geldiğimiz noktada; Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olduğunu itiraf eden örgütün; terörle bir yere varılamayacağını, ömrünü tamamladığını ve kendisini feshetmekten başka çaresinin olmadığını geç de olsa anlaması kayda değerdir. Ancak, terör örgütü PKK ve farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları (nerede olduklarından bağımsız olarak) bir an önce fesih kararını almalı, derhâl ve koşulsuz olarak silahları teslim etmelidir. Aksi yöndeki hiçbir açıklama ve eylemin bir karşılığı yoktur ve olmayacaktır. Bu kapsamda ateşkes gibi metinde yer almayan hususlar gündeme getirilmemelidir. Zira böyle bir şey asla söz konusu değildir. Nihai hedefimiz; 85 milyon vatandaşımızın ortak temennisi olan terörün sona ermesi, terör örgütlerinin tamamen tasfiye edilmesi ve ülkemize yönelik her türlü tehdidin ortadan kaldırılmasıdır. Bu yüzden sürecin sabote ve suistimal edilmesine veya uzatılmasına müsaade edilmeyecek; temkinli ve rasyonel bir yaklaşım esas alınacaktır. Devletimizin engin tecrübesi ve basiretine herkes güvensin ve vatandaşlarımız bu konuda müsterih olsun. TÜRK ASKERİNİN EN BÜYÜK ÖZELLİĞİ YÜKSEK DİSİPLİN ANLAYIŞIDIR Türk Silahlı Kuvvetleri, stratejik özellikleri nedeniyle tarih boyunca hâkim güçlerin ilgi ve etki odağındaki bu coğrafyanın en güçlü ordusudur. İşte sizler de böylesine köklü, güçlü ve etkin bir ordunun parçası olarak meslek hayatınız boyunca hayati sorumluluklar taşıyacaksınız. Mazisi şan, şeref ve kahramanlıklarla dolu Silahlı Kuvvetlerimizin, sizlerden beklentileri büyüktür. Sizler, ordumuzun bel kemiğini oluşturan Astsubaylar olarak, komuta kademesi ile Mehmetçik arasında kritik roller üstleneceksiniz. Bu kapsamda, siz değerli Astsubaylarıma bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum: - Öncelikle tüm vazifelerinizi; kural ve kaideler çerçevesinde akıl ve sağduyu ile yerine getiriniz. - Bu anlamda ferdi eğitiminiz, mesleki teknik ve taktik bilginiz ile kondisyonunuz, her daim üst düzeyde olmalıdır. - Diğer yandan yapacağınız işlerde, takım çalışmasına önem verin, iş birliği ve dayanışmayı geliştirin, farklı bakış açılarından faydalanın. - Yeri ve zamanı geldiğinde, aziz vatanımız için büyük fedakârlıklar yapmanız isteneceğinin bilincinde olun. - Hiçbir engel veya imkânsızlık, vazifenizi yapmaktan sizi alıkoymamalıdır. - Tüm bunlar için de çalışmak, hayatınızın ana felsefesi sabır ve disiplin ise bu yolda asla vazgeçmeyeceğiniz iki meziyet olmalıdır. Unutmayınız ki kahraman Türk askerinin en büyük özelliği; fedakârlık, azim ve inancının yanı sıra sahip olduğu yüksek disiplin anlayışıdır. Nitekim muzaffer ordumuz; binlerce yıllık şanlı tarihimizden süzülüp gelen ve askerliğin temeli olan kurallardan yani disiplinden ve mutlak itaat anlayışından asla taviz vermeden millî, manevi ve mesleki değerlerimiz doğrultusunda, asil milletimizin güvenine layık bir şekilde görevlerini sürdürmektedir. Bu esaslar doğrultusunda sizlerin de görevlerinizi büyük bir şevk ve heyecanla ve üstün bir disiplinle yerine getirerek Kara Kuvvetlerimize ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize önemli katkılar sağlayacağınıza yürekten inanıyorum. Kara Astsubay Meslek Yüksekokulumuzun Değerli Komutanları, Seçkin Öğretim Üyeleri ve Kıymetli Personeli; sizlerin tecrübesi, engin bilgi ve birikimiyle icra edilen eğitim-öğretim faaliyetleri; Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu yüksek donanımlı personelin yetişmesi açısından kritik öneme sahiptir. Yoğun gayretleriniz, heyecan ve motivasyonunuz; burada eğitim alan her bir Astsubayımıza, ordumuza en iyi katkıları vermesi ve kendi başarı hikâyesini yazabilmesi bakımından örnek teşkil etmektedir. Bu sorumluluğun bilincinde olarak sizlerin, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da Astsubaylarımızı, en iyi şekilde yetiştirmenizi beklediğimi, özellikle ifade etmek istiyorum. Çabalarınız için her birinize teşekkür ediyorum. Kahraman Astsubaylarımızın Çok Kıymetli Aileleri; en değerli hazineleriniz olan evlatlarınız, büyük bir emekle sürdürdükleri eğitimlerini başarıyla tamamlayarak mezun olmanın gururunu yaşıyorlar. Bu özel ve anlamlı günde, onların mutluluğunu paylaşırken, onlara daima rehber olan siz kıymetli ailelerimizin de bu başarıda büyük bir payı olduğunu özellikle ifade etmek isterim. Bu vesileyle, tüm annelerimizin ve kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü de bir kez daha içtenlikle kutluyorum. Sevgileri, şefkatleri ve fedakârlıklarıyla hayatı güzelleştiren kadınlarımız, nice yiğit vatan evladını yetiştirerek, nice zorluklara göğüs gerip büyük başarılar elde ederek ülkemize güzide katkılar sunmaktadırlar. Varlıkları ve emekleri için hepsine minnettarız. Sonuç olarak “Türkiye Yüzyılı”nda daha büyük, daha güçlü bir Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri için çalışmalarımızı artan bir şevk ve gayretle sürdürmeye devam edeceğiz. Sözlerime son verirken; - Mete Han’dan Sultan Alparslan’a Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadar ki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Bu duygu ve düşüncelerle, mezun olan kıymetli Astsubaylarımızı başarılarından dolayı bir kez daha kutluyor, gözlerinden öpüyor; değerli misafirlerimizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Kahraman Astsubaylarım, yolunuz ve bahtınız açık, bileğiniz kuvvetli, gücünüz daim olsun. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

68,346 просмотров • 1 год назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile Çiğli 2’nci Ana Jet Üs Komutanlığında düzenlenen Pilotaj Mezuniyet Töreni’ne katıldı. Törende bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: KRİTİK BİR SÜREÇTEN GEÇİYORUZ "Türk Hava Kuvvetlerimize pilotlar yetiştiren bu güzide eğitim merkezimizde, sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor; mezun olan pilotlarımızı yürekten kutluyorum. Mezuniyetlerinin kendilerine, ailelerine ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Sizlerin de takip ettiği üzere, bölgesel ve küresel ölçekte artan risk ve tehditler nedeniyle güvenlik ortamında belirsizliklerin yaşandığı oldukça kritik bir süreçten geçiyoruz. Savunma ve güvenlik konularının her zamankinden çok daha önemli hâle geldiği bu hassas dönemde Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Sahip olduğu yerli, millî ve modern silah sistemleri ve personelimizin emsalsiz kahramanlığı ile son bir asrın en kapsamlı faaliyetlerini gerçekleştirmekte, - Ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliği için gerekli her türlü tedbiri almaktadır. Bu kapsamda yurt içinde ve sınır ötesinde terörle mücadelemizi başarıyla sürdürürken hudut güvenliğimizi de en üst seviyede sağlıyoruz. Eş zamanlı olarak Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi tavizsiz ve kararlılıkla koruyoruz. Aynı şekilde başta Kıbrıs olmak üzere Azerbaycan’da, Libya’da, Kosova’da, Bosna Hersek’te, Katar’da, Somali’de ve daha birçok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelere destek veriyor; - Pek çok coğrafyada bölgesel ve küresel güvenlik ve barışa katkılar sağlıyoruz. ÜLKEMİZ GELECEĞE EMİN ADIMLARLA YÜRÜYOR Türkiye; köklü tarihi, stratejik konumu, büyük ve güçlü ordusu, her alanda sahip olduğu imkân ve yeteneklerle dünyada söz sahibi ülkelerden biridir. Son yıllarda, uluslararası arenada müzakere masalarının ve güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi hâline gelen ülkemiz, geleceğe daha büyük hedeflerle ve emin adımlarla yürümektedir. Dolayısıyla ülkemizin huzur ve güvenliği için kahraman ordumuzun da daima güçlü ve etkin olması bir tercih değil, zorunluluktur. Bunun için de ordumuzun yüksek teknolojiyi haiz silah sistemleri ile teçhiz edilmesi kadar lider personelinin donanımlı bir şekilde yetiştirilmesi de hayati önemdedir. Bu bilinçle Harp Okullarımızdan sınıf okullarına branş eğitimlerinden meslekî eğitimlere kadar her safhada personelimizin donanımlı olması ve niteliklerinin daha da geliştirilmesine büyük önem veriyoruz. Sizler de bu anlayışla yetiştirildiniz. Sizler gibi nitelikli personelimizin katkısıyla Hava Kuvvetlerimiz, çok daha güçlü olacaktır. Mazisi şan, şeref ve kahramanlıklarla dolu Silahlı Kuvvetlerimizin, sizlerden beklentileri büyüktür. Bölgesinin en etkin ve güçlü Hava Kuvvetlerine sahip olan ordumuzun semalardaki üstünlüğünün devamı ve daha üst seviyelere çıkartılması için hem sizlere hem bizlere görevler düşmektedir. Sizlerin sorumluluğu; - Bir yandan görevlerinizi en iyi şekilde icra ederken, - Aynı zamanda 'sürekli eğitim' anlayışıyla kendinizi çok yönlü geliştirmeniz, - Bilhassa uçuş ve havacılık disiplinine bütünüyle ve derinliğiyle hâkim olmanızdır. Bu kapsamda sizlerden beklentim; - Eğitimlerinizi genişleyen bir tecrübe kazanımı dâhilinde icra ederken, - Havacılık ve uzay teknolojilerindeki gelişmeleri de yakından takip etmeniz ve bu konuda Hava Kuvvetlerimize katkılar sunmanızdır. Havacılık eğitimi zor ve uzun, tecrübesi çok değerli olan bir meslektir. Ancak sizler, bu mesleği yaşam tarzı hâline getireceksiniz. Unutmayınız ki envanterimizdeki silah sistemlerimiz ne kadar gelişmiş olursa olsun, onları kullanan sizlersiniz. Bu açıdan sizlerin bireysel ve mesleki kabiliyetleri hava gücümüzün etkinliği açısından büyük önem taşımaktadır. Artık, kariyerinizde daha büyük başarı hikâyeleri yazmak için yeni bir sayfa açılmıştır. Şundan eminim ki Hava Kuvvetlerimize pilot olmak gibi şerefli bir ünvana sahip olduğunuz için hayatınız boyunca gurur duyacaksınız. Asla unutmayın ki Gök Vatanımız sizlere emanettir. Bu yüzden yapacağınız en iyi iş, bu emanete en güçlü şekilde sahip çıkmaktadır. DAHA ÇOK ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ Son yıllarda Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu stratejik vizyonla yerli ve millî savunma sanayimizde çok büyük aşamalar katettik. Birbirinden değerli ve kritik projeleri hayata geçiren Türk savunma sanayimiz; karada ve denizde olduğu gibi hava sistem ve platformlarında da büyük atılımlar gerçekleştiriyor. Üstelik içinde bulunduğumuz dönemde meydana gelen gelişmeler; Hava platformlarının, ülke güvenliğinin sağlanmasında öncelikle ele alınması ve çok boyutlu geliştirilmesi gereken sistemler olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bu kapsamda şu ana kadar üretilen ve büyük bir başarıyla hizmet veren silahlı, silahsız insansız hava araçlarımız ve mühimmatlarımızın yanı sıra; - Temel eğitim ve hafif taarruz uçağımız ‘HÜRKUŞ’ jet eğitim uçağımız ‘HÜRJET’ genel maksat helikopterimiz ‘GÖKBEY’ ile - Savunma sanayimizin ulaştığı üstün seviyeyi ortaya koyan 5’inci nesil, ilk yerli-millî savaş uçağımız KAAN, ülkemizin hava platformlarındaki büyük atılımlarının en somut göstergeleridir. Tüm bunlarla birlikte Türkiye, artık kendi savaş uçağını, eğitim ve jet uçaklarını, helikopterlerini üretebilen dünyanın sayılı ülkelerinden biri olmuştur. Bizlere düşen de Hava Kuvvetlerimizi ve kahraman ordumuzu, en gelişmiş, en modern silah, araç ve gereçlerle donatmaya devam etmektir. Bu konuda sahip olduğumuz yüksek motivasyon, bilinç, azim ve kararlılıkla çalışmaya; daha çok üretmeye devam edeceğiz. Ülkemizin iftihar kaynağı olan Hava Kuvvetlerimizin sahip olduğu imkân ve kabiliyetler ile sizler gibi yetenekli personelinin ortaya koyacağı üstün gayretlerle bundan sonra da büyük başarılara imza atacağına yürekten inanıyorum. DOSTA GURUR, DÜŞMANA KORKU Değerli Evlatlarımızın Kıymetli Aileleri; ne mutlu sizlere ki desteğinizi hiçbir zaman esirgemediğiniz bu kahraman subaylar, bugün brövelerini takmış karşınızda birer pilot olarak durmakta, dosta gurur, düşmana korku vermektedir. Onlarla ne kadar övünseniz azdır. Sizlere, onları destekleyerek bugünlere getirdiğiniz için teşekkür ediyor; bundan sonraki süreçte de desteğinizin devam etmesini temenni ederek sizlere saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca, bugün brövelerini takan pilotlarımızın eğitilmesinde büyük bir emek sarf eden 2’nci Ana Jet Üs Komutanlığımızın değerli komutan, eğitici ve tüm seçkin personelini kutluyor; kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum. Sonuç olarak Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi süreçte ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda; - Hak ve menfaatlerimizi tavizsiz ve kararlı bir şekilde korumaya, - Daha büyük, daha güçlü bir Türkiye ve Türk Hava Kuvvetleri için artan bir şevk ve gayretle çalışmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle Mete Han’dan Sultan Alparslan’a Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. 2 gün sonra idrak edeceğimiz Hava Kuvvetlerimizin 113’üncü kuruluş yıl dönümünü de şimdiden tebrik ediyor nice yüzyıllara ulaşmasını diliyorum. Bu duygu ve düşüncelerle, mezun olan siz kıymetli pilotlarımızı başarılarından dolayı bir kez daha kutluyor; sizleri ve değerli misafirlerimizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Gök Vatanımızın Koruyucusu olacak Kahraman Pilot Arkadaşlarım, yolunuz ve bahtınız semalar kadar açık olsun. Gözlerinizden öpüyor, emniyetli uçuşlar ve başarılar diliyorum." #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

99,953 просмотров • 2 лет назад

Millî Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği tarafından basın mensuplarına yönelik verilen Savunma Muhabirliği Eğitimi’nin ikincisi dün başladı. Ülkemizin savunma alanındaki faaliyetlerinin kamuoyuna aktarılması hususunda Millî Savunma Bakanlığı ile basın mensupları arasındaki bilgi alışverişinin etkinliğini artırmak amacıyla planlanan eğitim 5 hafta sürecek. Görsel, yazılı ve dijital medya alanlarında çalışan basın mensuplarının katıldığı eğitimde; - Millî Savunma Bakanlığı teşkilat yapısı ve faaliyetleri, - Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerinin askerî terminolojisi, - Hudut güvenliği ile ilgili alınan tedbirler ve yapılan faaliyetler, - Terörü kaynağında yok etme anlayışı çerçevesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerçekleştirdiği harekâtlar, - Hudut hattında ve operasyon bölgelerinde basın mensupları tarafından dikkat edilmesi gereken konular, - Türk Silahlı Kuvvetlerinin ikili askerî iş birliği ve uluslararası görevler kapsamında bulunduğu ülkeler ile icra ettiği faaliyetler, - NATO kavram ve terminolojisi, - Dezenformasyonla Mücadele konuları aktarılacak. Gün geçtikçe önemi artan savunma muhabirliğine yönelik verilen bu eğitimde Millî Savunma Bakanlığı ve kuvvet komutanlıklarından general, amiral ve eğitim konularında uzman personel ile muhabirler arasında soru-cevap şeklinde karşılıklı etkileşim ve tecrübe paylaşımı da sağlanacak. Savunma Muhabirliği Eğitimi önümüzdeki günlerde Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerinden çeşitli birlik ve müze ziyareti ile son bulacak. Dün başlayan eğitimlerin açılış konuşmasını yapan Millî Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, eğitime katılan basın mensuplarına hitaben şunları söyledi: GÜVENİLİR BİLGİYE ULAŞMAK HER ZAMANKİNDEN DAHA EHEMMİYETLİ HÂLE GELDİ Basınımızın Kıymetli Mensupları ve Değerli Katılımcılar, Millî Savunma Bakanlığına hoş geldiniz. Öncelikle sizleri Bakanlığımızda ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek istiyor; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Sosyal etkileşimin dinamik bir aracı olan iletişim, insan ihtiyaçlarının doğurduğu en temel faaliyetlerinden biridir. İletişim ve etkileşimin baş döndürücü bir hızla arttığı, büyük bir güce dönüştüğü ve dezenformasyon ile mücadelenin kritik öneme sahip olduğu günümüzde; hakiki ve güvenilir bilgiye ulaşmak her zamankinden daha ehemmiyetli hâle gelmiştir. Hepinizin bildiği gibi basın faaliyetlerinin temel değerleri gerçeklik, doğruluk, dürüstlük, tarafsızlık, kamu yararı gözetilmesi, gizlilik ve hesap verilebilirliktir. Ve bu temel değerler üzerine inşa edilen basın faaliyetleri; - Sağlıklı bir kamuoyunun oluşması, - Halkımızın doğru bilgiye ulaşması, - Dezenformasyon ile mücadele edilmesi noktasında son derece kritik bir işleve, - Etik, ahlaki, mesleki değerler ve esaslar çerçevesinde özveri üzerine kurulu müstesna bir yere sahiptir. Bilgiye çok çabuk ulaşılan günümüzde maalesef en büyük sorun, haber ve bilginin sorgulanmadan, araştırılmadan doğru kabul edilmesi veya öyleymiş gibi algı yaratılması; kamu duyarlılığı olan olay ve durumlarda gerekli hassasiyetin kasıtlı ya da kasıtsız olarak sergilenmemesidir. Medya, toplumsal vicdanı zedeleyen olaylara karşı daha hassas olmak durumundadır. Sansasyon yaratma ve reyting kaygısıyla teyit edilmemiş bilgilerin hızla, alelacele servis edilmesi, bunların da popülerlik kazanmış sosyal medya hesaplarından paylaşılması toplumda infial yaratabilmektedir. Son olarak TUSAŞ’a yönelik menfur terör saldırısı sonrasında görüldüğü gibi sorumsuzca, bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde yapılan yayın, haber ve paylaşımlar vatandaşlarımızın, devletimizin ve kurumlarımızın güvenliğine zarar verecek ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Diğer yandan, soruşturma/yargılama süreçlerinde, medyanın etik kurallarına aykırı şekilde çeşitli saiklerle üretilen, soruşturmanın gizliliğine aykırı haberler de bilgi kirliliğine ve kamuoyunun yanlış bilgilendirilmesine yol açabilmektedir. Ayrıca; - Yasal mevzuatı göz ardı ederek kamu kurum ve kuruluşlarının görev ve yetki alanlarına ilişkin karmaşa ve akıl karışıklığı oluşturma, - Görev, yetki ve sorumluluk alanına girmeyen bir konuda kamu kurum ve kuruluşunu hedef ve muhatap gösterme gibi durumlar iletişimde kaçınılmaz ve geriye alınamaz sorunlar ortaya çıkararak maalesef yanıltıcı, karalayıcı bir durum ve iletişim ortamı yaratmaktadır. SAVUNMA VE GÜVENLİK 85 MİLYONUN MESELESİ, TSK DA 85 MİLYONUN ORDUSUDUR Millî Savunma Bakanlığı olarak; tüm faaliyetlerimizi büyük bir şeffaflık içinde icra etmeye, faaliyet alanlarımıza ve gelişmelere ilişkin hususlarda kamuoyunu sizlerin aracılığıyla ilk elden ve zamanında bilgilendirmeye yönelik çabalarımıza devam ediyoruz. Sizlerin de yakından takip ettiği gibi, uluslararası güç dengelerinin yeniden şekillendirilmeye çalışıldığı, nüfuz mücadelelerinin ve jeopolitik gerginliklerin arttığı hassas bir dönemden geçmekteyiz. Jeostratejik önemi son derece yüksek olan ülkemiz, etrafının ateşten bir çember olduğu bu süreçte, artan risk ve tehditlere karşı çok yönlü ve etkin bir savunma ve güvenlik politikası takip etmektedir. Böylesine hassas bir ortamda, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de ülkemizin ve asil milletimizin güvenlik ve huzuru için İstiklal Harbimizden bu yana en yoğun, en kapsamlı ve en etkili faaliyetlerini icra ederek birbirinden kritik görevleri aynı anda yerine getirmektedir. Savunma ve güvenlik 85 milyonun meselesi, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de 85 milyonun ordusudur. Millî Savunma Bakanlığı olarak her türlü eleştiriye açığız. Fakat siyasi saikler, kişisel hayal kırıklıkları, şahsi mülahazalar ile Millî Savunma Bakanlığı/Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhine üretilen kasıtlı yalan haberler kuruma zarar vermekte, özellikle sosyal medya üzerinden yapılan örgütlü dezenformasyon bekamıza yönelik yeni bir tehdit türüne dönüşebilmektedir. Dezenformasyon konusunda İletişim Başkanlığımızla koordineli şekilde yürüttüğümüz mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir. Bakanlığımızı ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizi yıpratmaya yönelik her türlü çabayı bertaraf etmek üzere silahımız her zaman şeffaflık ve bilgi kanallarının açık tutulması olacaktır. Halkımız ve siz basın mensupları şundan her zaman emin olmalıdır ki; anayasa, kanunlar ve yürürlükteki mevzuata uygun olarak görev yapan ve en temel görevi müesses disiplini tesis ve idame olan Türk Silahlı Kuvvetlerimizde, bunlara aykırı hareket eden kim olursa olsun gerekli işlemler tereddütsüz bir şekilde ve hassasiyetle yapılır. Kıymetli Basın Mensupları, malumunuz “Savunma Muhabirliği” eğitimiyle ortak ve millî meselemiz olan savunma ve güvenliğimize yönelik faaliyetlerimizin takibi, millî tezlerimizin bilinmesi, iyi anlaşılması; iç ve dış kamuoyuna doğru anlatılması kapsamında sizlere katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu faaliyette esas amacımızın faaliyetlerimizin daha iyi anlaşılmasının yanında ortak dil ve anlayış birliğinin sağlanması olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum. Bu çerçevede; - Sınır ötesinden başlayarak hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasına, - Tüm terör örgütleriyle etkin ve kararlı bir şekilde mücadeleye, - Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasına, - Uluslararası güvenlik, barış ve istikrarın desteklenmesine, - Geniş ölçekli tatbikatların icrasından yerli ve millî savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar kıymetli vazifeler üstlenen Türk Silahlı Kuvvetlerimizin faaliyetlerini hızlı, doğru ve etkili bir şekilde anlatmak, - Sağlıklı iletişim ortamı oluşturmak, - Bakanlığımız tarafından icra edilen faaliyetlerin önem ve değerini dikkat ve hassasiyetle aktarabilmek amacıyla bugün ikincisini icra ettiğimiz “Savunma Muhabirliği Eğitimi” ile kamuoyunu bilgilendirme görevini büyük bir fedakârlık ve özveriyle yapan siz basın mensuplarına bu önemli görevinizde katkı sağlayacağımıza inanıyor; dünyanın en güçlü, en güvenilir ve en aktif ordularından biri olan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin büyük bir fedakârlık ve kahramanlıkla 24 saat esasına göre icra ettiği tüm faaliyetlerini daha iyi anlatmak ve kavranmasını sağlamak için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da desteklerinizi bekliyoruz. Bu eğitimle savunma ve güvenliğimiz ile ilgili konularda detaylı bilgiler edinecek, belki ilk defa duyacağınız terim ve kavramlarla karşılaşacak ve savunma muhabirliği niteliklerinizi daha da geliştirecek kazanımlar elde edeceksiniz. Konunun uzmanı ve bizzat sahada görev alanlar tarafından gerçekleştirilen eğitimle; - Savunma ve güvenlik gibi zor ve geniş bir alanda bilgi ve deneyimlerinizi artırarak daha etkili haber yapma imkânı bulacağınızı değerlendiriyor, - Burada anlatılanlara haber gözüyle bakmamanızı özellikle rica ediyor, - Bu eğitimin devamı olarak önümüzdeki süreçte “Savaş Muhabirliği Eğitimi” vermek üzere çalışmalarımızın sürdüğünü de ifade etmek istiyorum. Sözlerime son verirken; “Savunma Muhabirliği Eğitimi” verecek personelimize, kıymetli katılımcılara, basınımızın siz değerli mensuplarına ve emeği geçen herkese teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

39,169 просмотров • 1 год назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde TSK Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcıları ile katıldığı SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nın açılış töreninde konuştu. Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: SAHA EXPO, MÜSTESNA BİR PLATFORM Sözlerimin başında dost ve müttefik ülkelerden gelerek uluslararası ölçekteki bu büyük fuarımıza iştirak eden misafirlerimize ve bütün katılımcılara hoş geldiniz diyorum. Bu önemli organizasyonunun açılış töreni vesilesiyle sizlerle birlikte bulunmaktan duyduğum memnuniyeti özellikle ifade ediyor bu güzide etkinliğin ülkemize ve tüm paydaşlara hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Cumhurbaşkanlığımızın himayeleri ile Millî Savunma Bakanlığımız, ilgili bakanlıklarımız ve kurumlarımızın katkılarıyla düzenlenen SAHA EXPO Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük sanayi kümelenmelerinden biri olarak savunma sanayimizin ulaştığı mümtaz seviyeyi açıkça ortaya koymaktadır. Bu yönüyle SAHA EXPO; nitelikli görüşmeleri, uluslararası panelleri ve vizyoner ürün lansmanlarıyla savunma sanayisi ekosistemindeki stratejik iş birliğini pekiştiren son derece müstesna bir platformdur. Bu kapsamda fuarda kurulacak temasların, imzalanacak anlaşma ve mutabakatların sadece ticari birer adım değil, aynı zamanda yeni ve güçlü ortaklıklara zemin hazırlayacak tarihî birer milat olacağına inanıyorum. BÖLGEMİZDEKİ SAVAŞ, SORUMLULUKLARIMIZI ARTIRDI Küresel güvenlik ortamının belirsizleştiği çatışma ve savaşların pek çok coğrafyada aynı anda vuku bulduğu hassas bir dönemden geçiyoruz. Özellikle son dönemde tanıklık ettiğimiz ve bölgemizi doğrudan etkileyen Rusya-Ukrayna Savaşı ile ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaş, bölgesel ve küresel güvenlik mimarisini derinden etkilemiştir. Yakın dönemde meydana gelen bu çatışma ve savaşlar güvenlik doktrininde bizlere çok kritik veriler sunarken sorumluluklarımızı da bir o kadar artırmıştır. Bu kaotik ortamda kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Tüm gelişmeleri yakından ve çok boyutlu bir şekilde takip etmekte, - Savunma ve güvenliğimizi sağlamak için hiçbir ihtimali göz ardı etmeden gerekli tüm önlemleri kararlılıkla almaktadır. Bu kritik dönemde şu gerçek artık net bir şekilde görülmüştür: Yalnızca güncel askerî hareketliliğe odaklanmak yeterli değildir. Karşı karşıya olduğumuz tablo, dünya güvenlik mimarisini caydırıcılık dengesini ve askerî doktrinleri yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir. Modern savaş doktrininin en gelişmiş harp teknolojileriyle harmanlandığı bu yeni nesil konsept; bizlere her zaman “hazır ve etkin” bir orduya sahip olmanın yanı sıra bu orduyu destekleyecek güçlü ve sürdürülebilir bir savunma sanayisi ekosisteminin varlığının da ne denli hayati olduğunu kanıtlamıştır. İHA, SİHA, TİHA TEKNOLOJİSİ İLE TÜRK MÜHENDİSLERİNİN NELER BAŞARABİLECEĞİNİ DÜNYAYA GÖSTERDİK Malumunuz olduğu üzere; 1980’li yıllara kadar savunma sanayisi alanında büyük ölçüde tedarikçi olan ülkemiz Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ortaya konulan kararlı politikalar ve doğru yatırımlar sayesinde artık kendi sistemlerini tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir ülke olmuştur. Bu gelişim vizyonuyla; - Kara platformlarımızda modern teknolojileriyle donatılmış araçlarımız sahada yüksek hareket kabiliyeti sergilerken, - Denizlerimizde ise millî gemilerimiz ve insansız deniz araçlarımızla hak ve menfaatlerimiz kararlılıkta korunmaktadır. - Tüm bunların yanında Türk savunma sanayinin asıl büyük devrimi, dünyada harp doktrinlerini yeniden yazdıran, gökyüzünün yeni hâkimleri olan insansız hava araçlarımızla gerçekleşmiştir. Bugün İHA, SİHA ve stratejik seviyedeki TİHA teknolojilerimiz; sahip oldukları yapay zekâ hassas vuruş gücü ve yüksek irtifa kabiliyetleriyle küresel ölçekte etkiler oluşturmuş özellikle de Türk mühendisliğinin neleri başarabileceğini tüm dünyaya en çarpıcı şekilde göstermiştir. İnsansız sistemlerde ulaştığımız bu mümtaz seviye hava savunma stratejilerimizde de bizi çok daha ileri bir safhaya taşıma yoluna sokmuştur. Gök Vatanımızı koruma irademizin en somut yansıması olan “Çelik Kubbe” bütünleşik hava savunma sistemimiz de bu stratejik aklı yansıtmaktadır. Hava savunma sistemlerimizin birbirleriyle tam bir uyum içinde çalışacağı bu yapı Türkiye’nin teknolojiye istikamet veren bir aktör hâline gelme yolunda emin adımlarla ilerlediğinin de ispatıdır. TÜRKİYE MÜTTEFİKLERİNE TEKNOLOJİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR GÜVENLİK EKONOMİSİ DE SUNUYOR Türk savunma sanayisi ürünleri, bugün sadece kataloglarda değil, dünyanın en zorlu çatışma bölgelerinde de kendini ispat etmiş sistemlerdir. NATO standartlarında geliştirdiğimiz millî hassas güdümlü mühimmatlarımız, yabancı muadillerine göre sunduğu düşük maliyet avantajıyla orduların askerî kabiliyetlerini doğrudan artırmaktadır. Ekonomik maliyetin asimetrik bir silah hâline geldiği bu çağda Türkiye; müttefiklerine silah sistemleriyle birlikte teknoloji ve sürdürülebilir bir güvenlik ekonomisi de sunmaktadır. Gururla söylemeliyim ki bu büyük dönüşüm Türkiye’nin yeni nesil harp anlayışlarını şekillendiren bir stratejik merkez hâline gelmesini sağlamıştır. Bir zamanlar sınırlı ölçüde takip edebildiğimiz teknolojilerde bugün fikrî mülkiyeti bize ait özgün ve yüksek katma değerli çözümler ortaya koymaktayız. SAHA EXPO gibi platformlar bu özgün çözümlerin uluslararası pazarda hak ettiği yeri bulması ve stratejik ortaklıkların kurulması için benzersiz bir zemin teşkil etmektedir. Tüm dünyanın gıpta ile baktığı bu seviyeye ulaşılması birbirinden değerli savunma sanayisi firmalarımızın çalışmalarıyla bir diğer deyişle yöneticisinden işçisine, mühendisinden teknisyenine kadar bir bütün hâlinde Türk savunma sanayisi ailesinin büyük gayretleriyle mümkün olmuştur. BU ÇAĞDA YERİNDE SAYMAK, GERİDE KALMAKTIR Özellikle belirtmeliyim ki ileri teknolojilerin kullanıldığı bu alandaki Ar-Ge faaliyetlerimiz yerli üretim ve nitelikli iş gücü yatırımlarımız bizleri daha yukarı seviyelere taşırken ekonomik kalkınmamızı da perçinlemektedir. Savunma alanında elde ettiğimiz yüksek teknoloji birikimi kahraman ordumuzu ve ülkemizin savunmasına olan eşsiz katkılarının yanı sıra ulaştırmadan enerjiye sağlıktan siber güvenliğe kadar pek çok alanda da millî kabiliyetlerimizi yukarı taşımaktadır. Ulaştığımız bu mümtaz seviye gurur verici olsa da elbette ki yeterli değildir. Zira rekabet çağındayız ve bu durum gelişen teknolojilere bağlı olarak sürekli artmakta ihtiyaçlar çeşitlenmektedir. Bu bilinçle kendimizi daima geliştirmeli ve daha ileriye ulaşma hedefiyle çalışmalarımıza artan bir tempoda devam etmeliyiz. Sürdürülebilir bir savunma gücü; sadece teknolojiye sahip olmak değil, o teknolojiyi ihtiyaç anında kitleler hâlinde sahaya sürebilmektir. Bu yüzden Türk savunma sanayisi; “seri üretim” kapasitesini hem dostlarına yetebilecek seviyede korumalı hem de “seferberlik” esnekliğiyle birleştirme çalışmalarına hız katmalıdır. Unutulmamalıdır ki bu çağda yerinde saymak, geride kalmaktır. Dolayısıyla asimetrik tehditlere karşı hazırlıklı olmak adına İHA ve SİHA teknolojileri, otonom deniz ve kara platformları ile uzay ve siber savaş elektronik harp alanlarındaki imkân ve kabiliyetlerimizi daha üst seviyelere en hızlı şekilde taşıma gayretlerimizi artırmalıyız. Gerçek şu ki bugünün ve geleceğin dünyasında güç merkezi teknolojiyi öncü bir şekilde üretip daha yeni buluşlara imza atanlarda olacaktır. Bu bilinçle bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başta Savunma Sanayii Başkanlığımız olmak üzere tüm paydaşlarımızla uyum içerisinde, etkin, verimli ve koordinasyona dayalı çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Çok iyi biliyoruz ki Türkiye; ordusu ve savunma sanayisi ile ne kadar güçlü olursa yarınlarımız da bir o kadar güvenli olacaktır. Diplomasi ve güvenlik politikalarımızı askerî yeteneklerle entegre ederek uluslararası iş birliklerimizi de güçlendirmeye devam edeceğiz. Böylece Türkiye sadece kendi sınırlarında değil bölgesel ve küresel barışı da tahkim eden en önemli unsurlardan biri olmayı sürdürecektir. Tam bu noktada SAHA EXPO; ülkemizin bu artan etkinliğini ve savunma sanayindeki teknolojik gelişimini başta kardeş, dost ve müttefik ülkelere olmak üzere uluslararası ortaklarımızla aynı zeminde buluşturarak bu büyük vizyona önemli katkılar sunmaktadır. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken; - Savunma sanayisi firmalarımızın kıymetli yönetici ve çalışanlarına, - Ayrıca bu güzide organizasyonun düzenlenmesinde başta SAHA İstanbul Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Haluk BAYRAKTAR olmak üzere emeği geçen ve katkıda bulunan herkese şükranlarımı sunuyorum. Burada yapılacak görüşme ve anlaşmaların, hayırlı uğurlu olması dileğiyle sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

17,307 просмотров • 3 месяцев назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, SETA ve Münih Güvenlik Konferansı Vakfı tarafından düzenlenen “Ankara’daki Müttefikler Konferansı”nın açılış konuşmasını yaptı. İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın da katıldığı törende konuşan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: NATO KENDİSİNİ YENİLEYEBİLDİĞİ İÇİN VARLIĞINI SÜRDÜRDÜ NATO Ankara Zirvesi marjında düzenlenen “Müttefikler Ankara’da” etkinliğinde sizlerle bir arada bulunmaktan memnuniyet duyuyorum. SETA Vakfına, Münih Güvenlik Konferansına ve bu etkinliğe katkı sağlayan tüm kurumlara teşekkür ediyorum. Stratejik, siyasi, endüstriyel ve akademik bakış açılarını bir araya getiren bu etkinlik, İttifak açısından kritik bir dönemde değerli bir platform sunmaktadır. NATO, kuruluşundan bu yana bir askerî ittifaktan daha fazlası olmuştur. Kolektif savunmanın, siyasi dayanışmanın ve transatlantik bağın kurumsal ifadesini teşkil etmiştir. Tarih boyunca ittifaklar ya kısa ömürlü olmuş ya da değişen koşullara uyum sağlayamamaları nedeniyle işlevsiz hale gelmiştir. NATO ise temel amacını gözden kaçırmadan kendisini yenileyebildiği için varlığını sürdürmüştür. Genel hatlarıyla NATO’nun evrimi üç aşamada ele alınabilir. Birinci aşama, “NATO 1.0” olarak adlandırılan, İkinci Dünya savaşını müteakip, Soğuk Savaş dönemini kapsayan ve gerçekçi tehdit değerlendirilmesinin yapılarak İttifakın misyonunu sürdürdüğü dönemdir. Bu kapsamda, hazır kuvvetler, muharebe hizmet desteği kapasitesi ve güvenilir yük paylaşımı ile birlikte çalışabilirliği inşa ederek ortak güvenliği sağlamıştır. Bu dönemde ittifakın temel önceliği, kolektif savunma çerçevesinde güçlü ve caydırıcı bir askerî yapı tesis etmek olmuştur. Ancak Soğuk Savaş sonrasında küresel sistemde yaşanan köklü değişim ile birlikte birçok Avrupalı Müttefik savunma harcamalarını, kuvvetlerini, stoklarını ve sanayi kapasitesini azaltmıştır. “NATO 2.0” olarak tanımlanan bu dönemin odak noktası terörizm ve Balkanlar’daki savaşlar nedeniyle kriz yönetimi ve alan dışı harekâtlar olmuştur. 2014 yılından bu yana konvansiyonel savaş kademeli olarak NATO sınırlarına ulaşmış, yeni büyük güç rekabeti ve eş zamanlı bölgesel krizler bizi yeni bir aşamaya, yani “NATO 3.0” dönemine taşımıştır. Bu sürecin temel sınaması, NATO’nun krizleri yönetme ve her yönden gelen tehditlere karşılık verme kabiliyetini koruyarak güvenilir kolektif savunmayı yeniden tesis etmesidir. Bu durum; Avrupa’nın konvansiyonel savunmada daha fazla sorumluluk üstlendiği, ancak transatlantik bağın ve ABD’nin genişletilmiş caydırıcılığının vazgeçilmezliğini koruduğu, daha güçlü, daha gerçekçi ve daha dengeli bir İttifakı gerekli kılmaktadır. AVRUPALI MÜTTEFİKLER DAHA FAZLA SORUMLULUK ÜSTLENMELİ Bu dönüşüm, olağanüstü karmaşık bir güvenlik ortamında gerçekleşmektedir. Ukrayna’daki savaş Avro-Atlantik güvenliğini şekillendirmeye devam ederken, İran, İsrail ve ABD’yi kapsayan son çatışma, bölgesel krizlerin nasıl küresel sonuçlar doğurabildiğini göstermiştir. Füze ve insansız hava aracı saldırıları, deniz ulaşımındaki kesintiler, enerji arzının sekteye uğraması ve tedarik zincirleri üzerindeki baskı, tehditlerin birbiriyle ne kadar derinden bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle NATO; doğu ve güney kanatları ile Avrupa-Atlantik alanının ötesindeki sınamaları kapsayan kapsamlı bir 360 derece bakış açısını muhafaza etmelidir. Böylesine kritik bir dönemde Avrupalı Müttefikler daha fazla sorumluluk üstlenmelidir. Ancak bu, yalnızca daha yüksek bütçe rakamları açıklamakla gerçekleştirilemez. Savunma harcamaları; hazır birliklere, eğitimli personele, mühimmata, dayanıklı lojistik sistemlere, bütünleşik komuta yapılarına ve muharebe edebilir kuvvetlere dönüşmelidir. Külfet paylaşımı ayrıca operasyonel riski, coğrafi konumu, hazırlık seviyesini, görev katkılarını, sanayi kapasitesini ve kriz anında görev icra edebilme kabiliyetini de dikkate almalıdır. Zira ABD’nin Avrupa’daki askerî varlığına ilişkin düzenlemeleri, İttifak içindeki sorumlulukların yeniden dengelenmesi ihtiyacını daha da belirgin hâle getirmektedir. Bu bakımdan Türkiye’nin tecrübesi son derece değerlidir. Avrupa’nın büyük bölümü Soğuk Savaş sonrasında silahlı kuvvetlerini küçültürken Türkiye aynı yolu izlememiştir. Türkiye, büyük, profesyonel ve faal bir kuvvet yapısını muhafaza etmiş; hazırlık seviyesini artırmış, savunma sanayine yatırım yapmış ve zorlu ortamlarda harekât icra etme kabiliyetini korumuştur. Bu geniş imkân ve kabiliyetler ile sahip olunan devamlılık, bugün hem Türkiye hem de İttifak için stratejik bir avantaja dönüşmüştür. Bazı Müttefikler birliklerini yeniden teşkil etmeye, personel temin etmeye ve stoklarını yenilemeye çalışırken Türkiye mevcut yapıları ve operasyonel bilgi birikimi sayesinde derhâl katkı sağlayabilmektedir. Bu nedenle Türkiye; konuşlandırılabilir kuvvetleri, tecrübeli komutanları, yerleşmiş eğitim kültürü ve sağlam askerî temeliyle NATO 3.0 sürecinde güçlü bir konuma sahiptir. Bu durum Türkiye’nin; hazırlık açıklarının kapatılmasına katkı sağlamasına, farklı kanatlarda caydırıcılığı güçlendirmesine ve krizlere süratle karşılık vermesine imkân tanımaktadır. TÜRKİYE, NATO’NUN EN BÜYÜK İKİNCİ ORDUSUNA SAHİP Saygıdeğer Konuklar, Türkiye, 1952 yılında NATO’ya katılmasından bu yana yalnızca İttifakın coğrafi ön hattında yer alan bir ülke olmamıştır. Aksine Türkiye, risk üstlenen, sorumluluk alan, krizlerde sahada yer alan ve gerektiğinde caydırıcılığın fiilî yükünü taşıyan bir duruş sergilemiştir. Türkiye; yüksek eğitim standartları, operasyonel tecrübesi ve güçlü müşterek harekât kapasitesiyle NATO’nun ikinci büyük ordusuna ve en yetenekli kuvvetlerinden birine sahiptir. Yüksek hazırlık seviyesindeki komando birliklerimiz, geniş bir coğrafyada süratle konuşlanma ve krizlere etkili şekilde müdahale etme imkânı sağlayan önemli stratejik güç çarpanlarıdır. Türkiye olarak Kosova’dan Akdeniz’e, Baltık bölgesinden Karadeniz’e kadar, NATO görevlerine, harekâtlarına ve tatbikatlarına önemli katkılar sağlamaktayız. Bu kapsamda hava polisliği, deniz güvenliği, kriz yönetimi ve eğitim alanlarında sorumluluk üstleniyoruz. Yakın dönemde icra edilen kapsamlı NATO tatbikatları, Türkiye’nin yalnızca yakın çevresinde değil, tüm Avrupa-Atlantik alanında güvenliği sağlayıcı kapasitesini bir kez daha göstermiştir. Türkiye’nin Afrika, Orta Doğu ve Asya’daki saha tecrübesi de boş bırakılan alanların rakip aktörler tarafından hızla doldurulduğu bir dönemde stratejik bir değerdir. YAPILAN HARCAMALAR TEK BAŞINA CAYDIRICILIK ÜRETMEZ Mevcut dönemde NATO’nun önündeki temel soru şudur: NATO, siyasi taahhütlerini ne ölçüde ve ne kadar hızlı somut askerî kabiliyetlere dönüştürebilecektir? Savunma harcamalarının artırılması önemlidir. Ancak yapılan harcamalar, tek başına caydırıcılık üretmez. Caydırıcılık; eğitimli personel, hazır kuvvetler, mühimmat, güçlü lojistik, bütünleşik hava ve füze savunması, etkili komuta ve kontrol, siber dayanıklılık, sanayi kapasitesi ve siyasi kararlılık gerektirir. Bu nedenle Ankara Zirvesi’nin temel mesajlarından biri, taahhütlerin uygulamaya dönüştürülmesi olmalıdır. NATO’nun geleceği yalnızca bütçe oranlarıyla değil, bu bütçelerin hangi kabiliyetleri ne kadar sürede üretebildiğiyle belirlenecektir. Türkiye bu alanda da önemli kabiliyetlere sahiptir. NATO yetenek hedeflerini ve millî ihtiyaçlarımızı karşılamak amacıyla önümüzdeki üç yıl içinde hava ve balistik füze savunması, uzun menzilli ateş sistemleri ve insansız sistemlerin tedarikine öncelik veriyoruz. Savunma sanayimiz; insansız sistemler, hava savunma sistemleri, elektronik harp, mühimmat, deniz platformları, havacılık ile komuta ve kontrol teknolojilerinde ileri bir seviyeye ulaşmıştır. Bugün, ihracat projeleri de dâhil olmak üzere Türkiye’de 50 askerî geminin inşası sürmektedir. İnsansız ve yeni nesil hava platformlarımız da modern harbin şekillenmesine katkı sağlamaktadır. Bunlar yalnızca millî imkân ve kabiliyetler değildir. Doğru şekilde bütünleştirildiklerinde NATO’nun kabiliyet ve üretim açıklarının kapatılmasına katkı sağlayabileceklerdir. Türkiye savunma sanayi alanında rekabet yerine tamamlayıcılığı, dışlama yerine ortak üretimi ve kısıtlamalar yerine güvene dayalı iş birliğini savunmaktadır. Müttefiklik ruhu kısıtlamalarla değil, dayanışma ve ortak vizyonla güçlenmektedir. AVRUPA GÜVENLİK GİRİŞİMLERİ, AB ÜYESİ OLMAYAN NATO MÜTTEFİKLERİNE DE AÇIK OLMALI Bir diğer kritik mesele de Avrupa güvenliğinin gelecekte nasıl yapılandırılacağıdır. Avrupa’nın savunmaya daha güçlü katkı sağlamasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak bu katkı NATO’yla rekabet etmemeli, NATO’yu güçlendirmelidir. Daha güçlü bir Avrupa sütunu transatlantik bağı güçlendirirken NATO, Avrupa’nın kolektif savunmasının temeli olan tek güvenlik sağlayıcı rolünü korumalıdır. Avrupa güvenlik girişimleri, ilgili kabiliyetlere sahip AB üyesi olmayan tüm NATO Müttefiklerine açık olmalıdır. Askerî kapasitesi, gelişmiş savunma sanayi, operasyonel tecrübesi ve jeostratejik konumuyla uluslararası güvenlik mimarisinin başat üyelerinden biri olan Türkiye’nin dışlanması Avrupa’yı daha güvenli hâle getirmeyecektir. Beklentimiz açıktır: NATO-AB iş birliği kapsayıcı, bütünleştirici ve karşılıklı olarak güçlendirici olmalıdır. Daha güçlü, daha gerçekçi ve daha dengeli bir NATO için tüm Müttefiklerin eşit katılımı ve her Müttefikin kabiliyetlerinden tam olarak yararlanılması gerekmektedir. Bu kapsamda Ankara Zirvesi, yalnızca diplomatik bir toplantı değildir. Zirve; NATO’nun birlik ve beraberliğini, savunma yatırımlarını, hedeflerini, savunma sanayi üretimini, Ukrayna’ya desteğini ve caydırıcılığının sürekliliğini ele alacak kritik bir eşiktir. Ankara’dan verilecek mesaj açık olmalıdır: 5’inci maddeye bağlılığımız sarsılmazdır ve siyasi taahhütler güvenilir askerî güçle desteklenecektir. Bu kapsamda Müttefikler savunma yatırımlarını; hazır kuvvetlere, dayanıklı altyapıya, sürdürülebilir mühimmat stoklarına ve modern kabiliyetlere dönüştürmelidir. Üretimi artıran, yeniliği destekleyen kapsayıcı bir savunma sanayi ekosistemi oluşturan iş birliği alanları da genişletilmelidir. Bugün ele alınacak yazılım tanımlı kabiliyetler, yapay zekâ, bilişsel harp gibi teknolojik içeriklerle birlikte altyapı ve deniz güvenliği konuları ile NATO’nun güney kanadı, Karadeniz, Kafkasya, Körfez ve Hint-Pasifik gibi bölgelerdeki jeopolitik denklem, aynı stratejik gerçekliğin farklı boyutlarıdır. Günümüzde caydırıcılık; yalnızca tanklar, uçaklar ve gemilerle inşa edilemez. Caydırıcılık aynı zamanda güvenli veri, etkili stratejik iletişim, güvenilir tedarik zincirleri, korunan altyapı ile dayanıklı toplumların varlığı ve hasımlarımızdan daha hızlı görev icra edebilme yeteneğiyle inşa edilebilir. Bu açıdan NATO’nun geleceği yalnızca silahlı kuvvetlerimizin değil; toplumlarımızın, sanayimizin, teknolojimizin ve siyasi birliğimizin gücüne de bağlıdır. NATO’NUN DÖNÜŞÜMÜNÜ DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ Türkiye, NATO’nun yükünü paylaşan, sahada sorumluluk üstlenen, savunma yatırımlarını ciddiyetle ele alan ve geleceğin kabiliyetlerine yatırım yapan bir müttefiktir. Bundan sonra da NATO’nun savunma ve caydırıcılığına katkı sağlamaya, Müttefiklerimizle yakın iş birliği içinde çalışmaya ve NATO’nun dönüşümünü aktif şekilde desteklemeye devam edeceğiz. Sözlerime son verirken bu etkinlikte gerçekleştirilecek tartışmaların ve yapılacak değerlendirmelerin İttifakın geleceğine ve önümüzdeki muhtemel sınamalara ilişkin ortak anlayışımıza katkı sağlamasını diliyorum. SETA Vakfına, Münih Güvenlik Konferansına, organizasyonda görev alan tüm kurumlara ve katılımlarıyla bu etkinliği onurlandıran tüm değerli konuklara bir kez daha teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. T.C. İletişim Başkanlığı #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler #NATOsummit #WeAreNATO #StrongerTogether

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

31,510 просмотров • 1 месяц назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Bakan Yardımcısı Salih Ayhan ile "NATO'nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma" konulu konferansa katıldı. İletişim Başkanlığı ve SETA Vakfı iş birliği ile düzenlenen panelde konuşan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: TÜRKİYE NATO’DA BELİRLEYİCİ AKTÖRLERDEN BİRİ HÂLİNE GELDİ Bugün Türkiye’nin NATO’ya katılışının 74’üncü yılı vesilesiyle düzenlenen bu anlamlı panelde sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Öncelikle nazik davetiniz için teşekkür ediyor, böylesine mühim bir organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımıza ve SETA Vakfımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Bu vesileyle İttifak’ın bugüne kadar geçirdiği dönüşümü, Türkiye’nin bu süreçte üstlendiği stratejik rolü ve değişen güvenlik ortamı karşısında NATO’nun gelecek dönem vizyonuna ilişkin değerlendirmelerimizi paylaşmak için kıymetli bir zeminde buluştuğumuza inanıyorum. NATO kurulduğu 1949 yılından bu yana üye ülkelerin güvenliğini korumayı hedefleyen kolektif savunma ilkesini kurumsallaştıran ve uluslararası güvenlik mimarisinin en köklü ve en uzun ömürlü ittifakı olarak varlığını sürdürmektedir. Tarih boyunca birçok ittifak kurulmuşsa da bir kısmı kısa sürede dağılmış bir kısmı ise değişen tehdit ortamı karşısında işlevsiz hâle gelmiştir. NATO ise farklı dönemlerin meydan okumalarına uyum sağlayabilen siyasi dayanışmasını koruyabilen ve askerî caydırıcılığını sürekli yeniden üretebilen yüksek kapasiteye sahip bir yapı olarak varlığını devam ettirmiştir. Bu yönüyle NATO askerî bir ittifak olmanın ötesinde değişen güvenlik ortamına hızlıca entegre olabilen dinamik ve sürdürülebilir bir güvenlik mimarisi olarak öne çıkmıştır. Türkiye ise 1952 yılında İttifak’a katıldığından bu yana bu büyük kurumsal mimarinin yalnızca bir parçası olmamış kararları etkileyen, risk üstlenen, sahada sonuç üreten ve müttefiklerin güvenliğine doğrudan katkı sağlayan belirleyici aktörlerinden biri hâline gelmiştir. Bu çerçevede ülkemiz sahip olduğu jeostratejik konumu, yüksek askerî kapasitesi ve kriz bölgelerine coğrafi yakınlığı ile NATO’nun kolektif savunma yapısının güneydoğu kanadında cephe ülkesi olarak başladığı üyelik sürecinde artık kendisini merkez ülkelerinden biri olarak konumlandırmaktadır. TÜRKİYE SAHADA BELİRLEYİCİ KATKILAR SUNDU Elbette, İttifak’ın bugüne kadar artarak gelişen güçlü yapısının nasıl şekillendiğini daha iyi anlayabilmek için NATO’nun tarihsel gelişim sürecine kısaca bakmak da yerinde olacaktır. Bu bağlamda NATO 1949 yılında imzalanan Vaşington Antlaşması’nın 5’inci maddesi çerçevesinde bölgesel ve küresel gelişmelere göre dönüşümünü sağlayarak tarihin bugüne kadar görmüş olduğu en önemli ittifak özelliğini kazanmıştır. İttifak, İkinci Dünya Savaşı’nı müteakip Soğuk Savaş’ın gerektirdiği büyük askerî kabiliyetler bu kabiliyetleri destekleyecek altyapı ve idame tesisleri ile birlikte çalışabilirliği inşa ederek ortak güvenliği sağlamıştır. Bu dönemde NATO’nun temel önceliği kolektif savunma çerçevesinde güçlü ve caydırıcı bir askerî yapı tesis etmek olmuştur. Ancak Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte uluslararası sistemde köklü bir değişim yaşanmıştır. Fukuyama’nın “Tarihin Sonu” olarak tanımladığı Berlin Duvarı’nın yıkılması ile biten Soğuk Savaş beraberinde küreselleşme ve liberalizmin yaygınlaşmasının da etkisiyle müttefiklerin askerî kabiliyetlerini önemli ölçüde azaltmasına ve NATO’nun gerekliliğinin sorgulanmasına yol açmıştır. Bununla birlikte söz konusu dönemde Balkanlardaki çatışmalar ile Avrupa-Atlantik Bölgesi’ne yönelik terör saldırıları bu tartışmaları kısa sürede sonlandırmıştır. Bu dönemde NATO; ortaklıklar mekanizması ve kapasite inşası ile barışı sağlama ve koruma harekâtlarına ağırlık verirken, müttefiklerin güvenliğini sağlayacak etkili askerî kabiliyetler ve sistemler geliştirmiştir. Konvansiyonel silahlı çatışmaların NATO coğrafyasının kapısına dayanmasıyla birlikte İttifak yeniden bir dönüşüm geçirirken 2020 yılında Savunma ve Caydırıcılık Konseptini onaylamasıyla tekrar ortak savunmayı ön plana çıkarmıştır. Bu kapsamda stratejik ve bölgesel planlar hazırlanmış, bahse konu planları uygulayacak komuta yapıları tesis edilmiş ve alarm sistemleri modernize edilmiştir. Müttefikler bahse konu planların askerî kuvvet ihtiyaçlarını geliştirmek maksadıyla yeni askerî yetenek hedeflerini onaylamış ve bu hedeflerin yakalanması için gerekli savunma bütçesini sağlamayı geçen yıl Lahey’de icra edilen Liderler Zirvesi’nde taahhüt etmişlerdir. Aynı zirve ve müteakip toplantılarda ABD’nin adil külfet paylaşımı talepleri ile Avrupalı müttefikler ve Kanada’nın NATO’da daha fazla sorumluluk alması da kabul edilmiştir. Öte yandan, ABD’nin Avrupa’ya verdiği desteği azaltmaya ilişkin sınamasıyla karşı karşıya kalan NATO’nun bu yeni şartlar altında göstereceği değişim, Avrupa’nın geleceği açısından da belirleyici olacaktır. Bu gelişmeler doğrultusunda Avrupa ülkeleri kendi savunmalarını güçlendirmek amacıyla savunma harcamalarının artırılması, savunma sanayi üretiminin geliştirilmesi, tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve silahlı kuvvetlerin kabiliyetlerinin pekiştirilmesine yönelik adımlar atmaktadırlar. Ayrıca hibrit tehditlere karşı koyma kapasitesinin geliştirilmesi ve silahlı kuvvetler için sürdürülebilir insan kaynağının oluşturulması gibi alanlarda çeşitli inisiyatifler, finansman modelleri ve yatırım tedbirleri hayata geçirilmektedir. Bu çabaların temelinde ise NATO’nun Avrupa güvenliğindeki merkezi rolü yatmaktadır. Nitekim bu rol sadece organizasyon yapısından değil oluşturduğu askerî kabiliyetlerden kaynaklanmakta ve Avrupa’da bu işlevi ikame edebilecek bir uluslararası yapı bulunmamaktadır. İfade etmiş olduğum bu gelişmeler, NATO’nun yalnızca kurumsal dönüşümünü değil aynı zamanda müttefik ülkelerin bu süreçte üstlendiği rollerin önemini de açıkça ortaya koymaktadır. Bu çerçevede özellikle vurgulamak gerekir ki Türkiye uzun tarihsel süreç içerisinde İttifak’ın yüzleştiği her sınamada aktif rol üstlenmiş ve sahada belirleyici katkılar sunmuştur. Şu bir gerçek ki 74 yıllık süreçte hem İttifak hem de ülkemiz çok sayıda sınamayla karşı karşıya kalmıştır. Soğuk Savaş’ın sert kutuplaşmasından Balkan krizlerine, Afganistan’dan Afrika’daki güvenlik sorunlarına, terör tehdidinden hibrit saldırılara, enerji güvensizliğinden siber risklere kadar genişleyen tehdit yelpazesiyle karşı karşıya kalınmıştır. Bu dönemde NATO proaktif bir anlayışla ve dayanışma içinde hareket ederken, tüm bu kriz ortamlarındaki tutum ve reaksiyonlarıyla dünyanın en başarılı savunma örgütü olarak da kendini açıkça kanıtlamıştır. Dolayısıyla tarihsel tecrübenin üzerine inşa edilen günümüz güvenlik ortamına bakmak, NATO’nun neden hâlen vazgeçilmez bir aktör olduğunu ve Türkiye’nin İttifak içindeki artan önemini daha net ortaya koyacaktır. GEÇİCİ ATEŞKESİ MEMNUNİYETLE KARŞILIYORUZ Sizlerin de yakından takip ettiği üzere artan risk ve tehditleri nedeniyle güvenlik paradigmalarının hızlı ve sürekli olarak değiştiği hassas bir süreçten geçilmektedir. Küresel ve bölgesel düzeyde belirsizliğin ve öngörülemezliğin hâkim olduğu bu ortamda konvansiyonel tehditler siber saldırılar ve nükleer riskte artış gözlemlenmektedir. Bölgesel çatışmalar terörizm hibrit harekât ve vekâlet savaşları yaygınlaşmaktadır. Enerji güvenliğinin çatışmaları artırma potansiyeli ticaret savaşlarının yoğun etkisi ve uzay yarışının yeni rekabet ortamı yaratma potansiyeli önümüzdeki dönemin öne çıkan güvenlik konuları arasındadır. Çin’in muhtemel bir rakip olarak ortaya çıkmasıyla başta ABD olmak üzere dünyanın dikkati büyük ölçüde Hint-Pasifik’e yönelmekte, Hindistan-Pakistan ve Pakistan-Afganistan hattında çatışma eğilimleri belirmektedir. Esasen, son 4 yıldır devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı’nın oluşturduğu çok yönlü risklerle birlikte İsrail’in son yıllarda Gazze başta olmak üzere Lübnan ve Suriye’ye yönelik saldırılarıyla bölgesel güvenliği tehdit altında bıraktığı görülmektedir. Bu kaotik ortam geçtiğimiz ay İsrail ve ABD’nin İran’a saldırıları, buna karşı İran’ın bölge ülkelerini hedef alan misillemeleri ile bölgemizi ve tüm dünyayı daha büyük güvenlik riskleriyle karşı karşıya bırakmakta ve tüm dengeleri etkileyecek bir potansiyeli de taşımaktadır. Bu yüzden dün itibarıyla ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi bölgenin daha büyük felaketlerle karşılaşmaması adına memnuniyetle karşılıyor, bu önemli adımın, sahada tam anlamıyla uygulanmasını ve kalıcı barışa giden yolda değerli bir başlangıç olmasını diliyoruz. MİLLÎ DAYANIKLILIĞIMIZI ARTIRACAK ÖNLEMLERİ ALMAYI ZORUNLULUK OLARAK GÖRÜYORUZ Özetle içinden geçtiğimiz dönem uluslararası güvenlik mimarisinin köklü bir dönüşüm sürecine girdiğini açıkça göstermektedir. Bu gelişmelerle ortaya çıkan değişken ve öngörülemez savunma ve güvenlik ortamında NATO’nun kritik önemi de devam etmektedir. Öte yandan içinde bulunduğumuz savunma ve güvenlik denklemi, ulusal güvenliğin ve sınırların korunmasının yanı sıra toplumların direnç kapasitesini kritik altyapıların emniyetini siber ve dijital alanın savunulmasını ve kamuoyunun manipülasyona karşı korunmasını da zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede NATO dâhil olmak üzere uluslararası güvenlik yapılarının makul, dengeleyici ve koruyucu bir bakış açısı benimsemesi yalnızca bölgesel istikrar için değil, küresel düzenin sürdürülebilirliği açısından da hayati önemdedir. Şu bir gerçek ki NATO’nun geleceği artık yalnızca askerî kapasitesine değil stratejik dayanıklılığına, uyum ve koordinasyon kabiliyetine ve siyasi bütünlüğüne doğrudan bağlıdır. Bu nedenle dayanıklılık kavramı İttifak’ın yalnızca askerî gücünü destekleyen bir unsur değil aynı zamanda hibrit ve çok katmanlı tehditlere karşı en kritik savunma hattı hâline gelmiştir. Dolayısıyla müttefik ülkelerin bu alanda geliştirecekleri kapasite NATO’nun bütüncül savunma yaklaşımının ayrılmaz bir parçasını teşkil etmektedir. Bu bakımdan bizler de kahraman ordumuzun ve göz bebeğimiz savunma sanayimizin güçlendirilmesi çabalarımızla millî dayanıklılığımızı daha da artıracak önlemleri almayı bir zorunluluk olarak görüyoruz. Burada temel soru şudur: “Tehdit artık yakındır ancak bu tehdide karşı koyabilecek gerçek bir ordu yapımız var mı?” Bu sorunun cevabı dünyanın pek çok ülkesinde savunma mimarisinde başta personel yetersizliği ve donanımsal eksiklikler olmak üzere ciddi bir stratejik kırılma yaşandığını da göstermektedir. Söz konusu durum aynı zamanda disiplin, tecrübe, muharebe devamlılığı ve komuta-kontrol kültürünün aşınması anlamına da gelmektedir. KAHRAMAN ORDUMUZ PROFESYONEL OMURGASIYLA GÖZ DOLDURUYOR Birçok ülkede askerî hazırlık düzeyi tartışılır hâle gelmişken Türkiye çevresindeki çatışma alanlarının sürekliliği, tehdit çeşitliliği ve çok boyutlu güvenlik baskıları sebebiyle stratejik kültürünü saha tecrübesiyle besleyen nadir devletlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Bugün kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarımızın yüksek muhariplik seviyesi, müşterek harekât kabiliyeti ve gerçek saha deneyimi sayesinde caydırıcılığını her koşulda ortaya koyabilen bütünleşik bir güç yapısına sahiptir. Nitekim kahraman ordumuz her türlü arazi ve iklim şartında meskûn mahal, özel harekât ve sınır ötesi gibi çok yönlü operasyonlarda NATO standartlarındaki ortak harekât, hızlı intikal ve lojistik destek kabiliyetleriyle personelinin eğitim sürekliliği disiplin seviyesi ve profesyonel omurgasıyla göz doldurmaktadır. Bu nitelikler dünya ordularının önemli bir bölümünün aksine hazır olma seviyemizi sürekli yüksek tutan bir kuvvet yapısının en somut göstergesidir. Bu mümtaz seviyeye stratejik öngörü, doğru personel politikaları, etkin kuvvet planlaması ve Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde yerli ve millî savunma teknolojileriyle desteklenen modernizasyon sayesinde ulaşılmıştır. Bugün yerli ve millî savunma sanayimiz; insansız sistemler, hava savunma çözümleri elektronik harp kapasitesi, mühimmat teknolojileri, deniz platformları ve komuta-kontrol altyapılarıyla sadece ulusal savunmamıza değil, NATO’nun caydırıcılık ve savunma kapasitesine de doğrudan katkı sunan stratejik bir kuvvet çarpanı hâline gelmiştir. TÜRKİYE ARTIK MERKEZÎ BİR MÜTTEFİK OLARAK KONUMLANDI NATO’nun Caydırıcılık ve Savunma Konsepti ile beraber Türkiye terör tehdidini öne çıkarmaya devam etmiş, kendi coğrafyasında sağladığı askerî etkilere ilave olarak 360 derece yaklaşımıyla geliştirdiği kabiliyetleri ile hızlı reaksiyon kuvvetlerini harekât alanı seviyesinde sevk ve idare edebilen ender müttefiklerden birisi olmuştur. Böylece ülkemiz Soğuk Savaş dönemindeki kanat ülkesi rolünden artık Avrupa coğrafyasının tamamında güvenlik sağlayabilen merkezi bir müttefik olarak konumlanmıştır. Bu stratejik rol kapsamında ülkemiz Afganistan’dan Bosna-Hersek’e ve Kosova’ya, Akdeniz’den Baltık bölgesine kadar uzanan NATO görev ve operasyonlarında etkin bir rol üstlenmiş; askerî, lojistik ve eğitim katkılarıyla her zaman güvenilir bir müttefik olmuştur. Dolayısıyla Türkiye yalnızca bulunduğu coğrafyada değil İttifak’ın tamamında güvenlik üreten, riskleri dengeleyen ve gerektiğinde sahada sonuç alan bir müttefik olarak öne çıkmaktadır. İttifakın güçlü ve saygın bir üyesi, aynı zamanda ikinci büyük ordusuna sahip ülke olarak askerî eğitim, tatbikat, harekât ve diğer sorumluluklarımızı örnek teşkil edecek şekilde büyük bir başarıyla yerine getirmekteyiz. Türkiye NATO misyonlarına yalnızca kuvvet katkısı sunan bir ülke değildir. Eğitimden müşterek planlamaya, tatbikatlardan komuta-kontrol süreçlerine kadar uzanan geniş bir alanda İttifak’ın operasyonel etkinliğini artıran başlıca müttefiklerden biridir. Bunun en yakın ve somut örneği Steadfast Dart-26 tatbikatıdır. NATO’nun bu kapsamlı tatbikatına 2 bin 67 personelden oluşan müşterek bir kuvvet ve Anadolu Deniz Görev Grubu ile katıldık. Bu unsurların ülkemizden 6 bin 450 kilometre mesafeye, Merkez Bölgesine konuşlanması bölgedeki NATO ve davet tatbikatlarında aktif rol üstlenmesi ve Esnek Caydırıcılık Seçenekleri faaliyetine iştiraki, NATO’nun birlik ve dayanışmasına desteğimizin en açık göstergesi olmuştur. Ayrıca konvansiyonel kapasitemizi artırmaya da devam ediyoruz. Komando Tugayı kapasitemizi 25’e çıkararak ve teröre karşı 6 farklı harekât bölgesinde eş zamanlı olarak doğrudan silahlı mücadeleden kapasite inşasına kadar değişik görevler icra ederek başarılı olduk. Üç yıl içerisinde ilave Komando Tugayları teşkil ederek kapasitemizi 40’lı rakamlara ulaştırmayı planlıyoruz. Bu tugaylar muharebe sahasında kendini ispatlamış olup, günümüzde önem kazanan hibrit savaş tekniklerini en iyi uygulayan birliklerdir. Ayrıca 2028’den itibaren 2 yıl süre ile NATO’nun en kritik ve stratejik kuvveti olan ve müttefiklerin en yüksek oranda kuvvet katkısı sağladığı Müttefik Reaksiyon Kuvvetinin (Allied Reaction Force) emir ve komutası görevini üstleneceğiz. Müttefik Reaksiyon Kuvveti görevi NATO’ya verdiğimiz önemi 360 derece güvenlik perspektifimizi ve Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliğindeki merkezî rolünü bir kez daha vurgulamaktadır. Öte yandan Kosova’da da NATO Kosova Gücü yani KFOR Komutanlığı görevini ikinci kez devraldık. Operatif İhtiyat Taburumuzu dört kez Kosova’ya konuşlandırarak Türkiye’nin Balkanlar’daki barış ve istikrar bakımından ne derece güven verici bir aktör olduğunu açık şekilde ortaya koyduk. Bunun yanı sıra Akdeniz ve Ege’de faaliyet gösteren NATO Deniz Harekât ve Misyonlarının komutası ülkemiz tarafından değişik dönemlerde sürekli olarak deruhte edilmektedir. Ayrıca, bu yıl Estonya’da akabinde Romanya’da NATO Hava Polisliği görevlerini icra edeceğiz. Türkiye tüm bu faaliyet ve katkılarıyla yalnızca sahada değil NATO’nun planlama ve karar alma mekanizmalarında görev yapan yüksek profesyonellik ve sorumluluk bilincine sahip komutanlarımız ve karargâh subaylarımız ile NATO’nun güvenlik mimarisine yön veren başlıca ülkelerden biri olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. CUMHURBAŞKANIMIZIN ETKİLİ VE GÜVENİLİR LİDER DİPLOMASİSİ, ANKARA’DAKİ NATO ZİRVESİ’NDE ÖN PLANA ÇIKACAK NATO’da askerî ve operasyonel katkılarımızın ulaştığı bu seviye doğal olarak diplomatik ve stratejik ağırlığımızı da daha görünür kılmaktadır. Ülkemizin İttifak’a sağladığı katkılar ile güvenlik üretmedeki askerî ve diplomatik güç ve en önemlisi Sayın Cumhurbaşkanımızın etkili ve güvenilir lider diplomasisi 2026 yılı NATO Ankara Zirvesi’nde ön plana çıkacaktır. İttifakların yalnızca ortak tehditlere karşı değil aynı zamanda ortak değerler ve ortak akıl etrafında güçlü kaldığını tarih bize göstermektedir. Dolayısıyla ortak değerleri paylaştığımız müttefiklerimizin liderlerinin dönüşüme ilişkin ortaya koyacağı çabalar NATO’nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlama kararlılığının somut bir göstergesi olacaktır. Bu zirvede hedefimiz ittifakın birlik ve beraberliği ile günümüz tehdit ve sınamalarına karşı Avrupa-Atlantik bölgesinin korunmasına yönelik NATO’nun kararlılığının vurgulanmasıdır. Geleceğin NATO’sunun çok boyutlu bir güvenlik ekosistemi sağlayabilmesi maksadıyla Ankara Zirvesi’nden beklentimiz öncelikle müttefiklerin 5’inci maddeye bağlılıklarını teyit etmeleridir. Buna ilave olarak; - Müttefiklerin savunma harcama taahhütleri ve kendilerine tahsis edilen askeri yetenek hedeflerinde geldikleri aşamayı somut olarak ortaya koymaları, - Savunma üretim kapasitesini artırmak, yenilikçi ve sürdürülebilir savunma sanayi ekosistemini güçlendirmek ve yeni yetenek hedeflerine ulaşmayı kolaylaştıracak iş birliği alanlarını belirlemeleri, - Liderlerimize sunulacak olan savunma ve caydırıcılık hazırlıklarını onaylamalarıdır. Ayrıca Zirvede Avrupa Birliği’nin başta ülkemiz olmak üzere AB üyesi olmayan NATO müttefiklerini dışarıda bırakan güvenlik yaklaşımlarından vazgeçmesini ve NATO’yu destekleyici pozisyonuna geri dönmesini ümit ediyoruz. Aksi takdirde Avrupa Birliği’ni bu yaklaşımının Avrupa’nın güvenliği ve dayanıklılığına, ABD’nin Avrupa’da kuvvet azaltmasından daha fazla zarar vereceğini değerlendiriyoruz. Gerçek şu ki Türkiye güçlü savunma yetenekleri ve sanayisiyle Avrupa’nın güvenliğine ve savunmasına daha da fazla katkı sağlayabilir. Avrupalı pek çok dostumuzun bunun farkında olduğunu biliyor, diğerlerinin de bunu çok iyi analiz edeceğini ve makul bir yaklaşım sergileyeceklerini düşünüyoruz. TÜRKİYE NATO’YA AKTİF KATKI SUNAN BİR MÜTTEFİK OLMAYA DEVAM EDECEK Sonuç olarak küresel güç mücadelelerinin ve buna bağlı çatışmaların daha da artmasının muhtemel olduğu önümüzdeki süreçte NATO’nun devamlılığının ülkemiz ve Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliği açısından büyük önem arz ettiği kanaatindeyim. Türkiye bu hassas süreçte karşılaştığı krizlerde gerilimi artıran değil azaltan, çatışmayı derinleştiren değil yöneten bir yaklaşımı savunmaktadır. Çevremizdeki ateş çemberine rağmen ülkemiz istikrar adası ve güvenlik merkezi olma vasfını sürdürmekte, aynı zamanda diplomasiyi önceleyerek çatışmaların sona erdirilmesi için yoğun bir çaba sarf etmektedir. Nitekim en son İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaşta ülkemizin Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetindeki makul, rasyonel, yapıcı tutum ve yaklaşımı her kesimden vatandaşlarımız tarafından doğru bulunmakta ve desteklenmektedir. Aynı şekilde ülkemizin yerli ve millî savunma sanayinde gerçekleştirdiği atılımlar da takdir edilmekte ve bekamız açısından vazgeçilmez görülmektedir. Yapılan güncel anketler de bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye olarak bekamızın korunması, egemenlik haklarımıza saygı, uluslararası hukuka bağlılık ve müttefik güvenliğinin sağlanması temel ilkelerimizdir. Özellikle belirtmeliyim ki Türkiye’nin NATO içindeki kritik rolü bağımsız karar alma kapasitesi ile müttefiklik sorumluluklarını aynı anda yürütebilen dengeli ve ilkeli bir stratejik anlayışa dayanmaktadır. Bu yaklaşım hem millî menfaatlerimizin korunmasını hem de kolektif savunma yükümlülüklerinin güçlü şekilde yerine getirilmesini mümkün kılmaktadır. Türkiye kendi güvenliğini de içeren NATO’nun uzun vadeli güvenliği kapsamındaki ortak vizyona önemli katkılar sağlama hedefini kararlılıkla sürdürmektedir. Bundan sonra da her türlü tehdide karşı müttefikleriyle entegre bir şekilde çalışan yaklaşımını devam ettirecektir. Türkiye NATO’nun güvenilir bir ortağı, etkin bir katkı sağlayıcısı ve stratejik bir denge unsuru olma rolünü başarıyla yerine getirmeye ve ittifakın dönüşüm sürecine aktif katkı sunan bir müttefik olmaya devam edecektir. Bu çerçevede bugün gerçekleştirilen bu panelin NATO’nun dönüşen güvenlik ortamı içerisindeki rolüne dair farkındalığı artırmasını ve Türkiye’nin bu yapı içerisindeki stratejik konumuna katkı sunacak yeni değerlendirmelere vesile olmasını temenni ediyorum. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken bu anlamlı organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçen başta Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız ve SETA Vakfımız olmak üzere katkı sağlayan herkese bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca programımıza teşrif eden siz kıymetli katılımcılara değerli katkılarınız ve ilginiz için ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

34,388 просмотров • 4 месяцев назад

KIZILELMA üzerinde tam boyutlu bir AESA radarın bulunması, onu kategorizasyon olarak “drone” sınıfından çıkarıp 5. nesil savaş uçağına yaklaşan bir sensör taşıyıcı platform hâline getiriyor. Bu, teknik olarak neden kritik ve diğer insansız platformlarda neden yok? Bunu mühendislik düzeyinde, net şekilde açıklayayım. --- 1. AESA RADAR NEDİR VE NEDEN KRİTİKTİR? AESA (Active Electronically Scanned Array) radar, yüzlerce/milyonlarca küçük T/R modülünün elektronik huzme yönlendirmesi ile çalışan bir sistemdir. Temel avantajları: • 1) Elektronik tarama → Işın yönlendirmesi mekanik değil Bu sayede: 1 ms’den kısa sürede hedef tarama 50–60° off-boresight açıda bile verimli takip Aynı anda çoklu hedef takibi (MIMO benzeri radar davranışı) Bu kabiliyet hava-hava angajmanında BVR üstünlüğü demektir. • 2) Düşük olasılıklı tespit (LPI) AESA, T/R modüllerini dağıtık şekilde çalıştırdığı için: Radar uyarı alıcıları tarafından çok geç tespit edilir Düşmanın RWR sistemlerinin “radar seni tarıyor” uyarısı çok geç düşer Bu, KIZILELMA gibi stealth-odaklı bir platform için yaşamsal önemdedir. • 3) Aynı anda hem radar hem elektronik harp görevi AESA modülleri yüksek güç yoğunluğu ve faz kontrolü sayesinde: Jammer Deception (aldatma) DRFM tabanlı karıştırma Hedef işaretleme fonksiyonlarını aynı anda yapabilir. İNSANSIZ bir platformda bu, otonom taarruz + kendi kendini koruma kabiliyeti anlamına gelir. --- 2. KIZILELMA’DA AESA OLMASININ OPERASYONEL ETKİSİ • KIZILELMA’nın BVR kabiliyet kazanması GÖKDOĞAN / BOZDOĞAN gibi milli hava-hava füzelerini uzun menzilde kullanabilmesi için: Hedef tespiti Hedef takibi Füze için mid-course guidance (ara safha yönlendirme) gerekiyor. Bunu ancak AESA radar sağlar. IRST veya EO sistemler tek başına yeterli değildir. • Sürü hâlinde veri füzyonu Birden fazla KIZILELMA uçtuğunda AESA radarların verileri birleştirilir: “Distributed aperture sensing” oluşur Düşmanın stealth uçaklarını bile daha erken tespit etme ihtimali artar F-35’in yaptığına benzer kolektif bir algı küresi ortaya çıkar Bu özellik onu İHA dünyasından çıkarıp 6. nesil mimariye yaklaştıran temel teknolojilerden biridir. --- 3. PEKİ NEDEN BAŞKA İHA’LARDA AESA YOK? 1) Güç gereksinimi (kW seviyesinde) AESA radarlar: Yüksek elektrik üretimi Yüksek soğutma kapasitesi ister. Bayraktar TB2, ANKA, İHA’lar, AESA radar çalıştıracak kadar güçlü jeneratör ve soğutma altyapısına sahip değildir. KIZILELMA ise: Jet motoru Entegre güç üretim sistemi Yakıt ısı değiştiricili gelişmiş ECS kullanıyor. Bu yüzden AESA’yı taşıyabilir. 2) Burun hacmi ve geometrisi AESA antenleri büyük çap ister (70–80 cm optimum). Çoğu İHA’nın burnu buna uygun değildir. KIZILELMA’nın stealth burnu, tıpkı F-35 / Su-57 sınıfı uçaklara benzer şekilde geniş bir radar anteni taşımaya uygundur. 3) Ağırlık ve yapısal yükler AESA radar 100–200 kg olabilir. Normal İHA’lar için bu yük: Menfiyi azaltır Uçuş karakterini bozar Görev süresini kısaltır KIZILELMA’nın gövdesi ve kanat kökleri yüksek yük taşıyacak şekilde tasarlandığından bu bir problem değildir. 4) Maliyet ve entegrasyon karmaşıklığı AESA radarlar çok pahalıdır (platform fiyatını katlar). TB2 gibi sınıflarda maliyet-verimlilik dengesi bozulur. KIZILELMA ise doğrudan “maliyet etkin savaş uçağı” rolüne tasarlandığı için AESA’nın maliyeti platform içinde anlamlıdır. --- 4. ÖZET: AESA KIZILELMA’YI NEDEN EŞİTSİZ KILIYOR? En mühendislik düzeyindeki kısa özet: 1. BVR angajman kabiliyeti 2. LPI modları ilə stealth platforma uygun sensör mimarisi 3. Sürü uçuşunda dağıtık radar füzyonu 4. Aynı anda EH + radar yapabilme 5. Jet motoru + ECS altyapısı AESA’yı destekliyor 6. Burun hacmi 5. nesil uçak seviyesinde 7. İHA sınıfında rakibi yok; F-35 ve loyal wingman sınıfına yaklaşıyor Bu yüzden KIZILELMA, dünyada AESA radar taşıyan çok az insansız savaş platformundan biri olma potansiyeline sahip.

lt col temmuz

157,966 просмотров • 9 месяцев назад

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetlerine ilişkin haftalık basın bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: HASTANENİN VURULMASI İNSANLIĞIN BİTTİĞİ NOKTADIR İki gün önce El-Ehli Baptist Hastanesinin vurularak çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşan masum sivillerin, uluslararası hukukun ve en temel insani değerlerin hiçe sayılarak katledilmesi tüm insanlığın bittiği noktadır. Saldırılarda hayatını kaybeden Filistinli kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara ise acil şifalar diliyoruz. İsrail ve Filistin arasında yaşanan çatışmaların bir an önce son bulmasının bölge ve dünya barışı adına büyük önem taşıdığını, Gazze’deki sivillere yönelik saldırıların derhâl sonlandırılması ve kalıcı çözüm için karşılıklı olumlu adımların atılması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. SON 1 HAFTADA 42 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ Millî Savunma Bakanlığının tüm birlik ve kurumları ülkemizin savunma ve güvenliği için üstlenmiş olduğu tüm görevleri büyük bir azim ve kararlılıkla yerine getirmektedir. 24 Temmuz 2015’ten bugüne kadar 39 binden fazla (39.025) teröristi etkisiz hâle getiren Türk Silahlı Kuvvetlerimizin; PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri başta olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı kesintisiz ve kararlı mücadelesi devam etmektedir. Bu kapsamda; Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil, son bir haftada etkisiz hâle getirilen 42 terörist ile birlikte, bu yıl içerisinde toplam 1.682 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Eli kanlı teröristler bu coğrafyadan sökülüp atılıncaya kadar terör yuvalarını yerle bir etme irade ve kararlılığımız, gereken yer ve zamanda artan bir etki ve yoğun bir baskıyla sürecektir. SURİYE’DE 26 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ İstikrarın bir an önce tesis edilmesi, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşlerinin sağlanmasına yönelik çalışmalarımızın devam ettiği Suriye’de, harekât alanlarımızda sağlanan güvenlik ve huzur ortamını bozmaya yönelik, teröristlerin taciz ve saldırı girişimleri devam etmektedir. 1 Ocak’tan itibaren birliklerimize 400 taciz ve saldırı gerçekleştirilmiştir. Anında ve misliyle verilen karşılık ile 26’sı son bir haftada olmak üzere 1.272 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. HUDUTLARDA 633 ŞAHIS YAKALANDI Teknolojik vasıtalarla desteklenmiş, fiziki güvenlik tedbirleri ve tesis edilen çok katmanlı emniyet sistemi ile korunan hudutlarımızda, alınan ilave ve etkin tedbirler sayesinde; - Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 633 şahıs yakalanmıştır. Bu şahıslardan 9’u FETÖ mensubu olmak üzere 11’i terör örgütü üyesidir. 4 bin 956 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece yıl içerisinde hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 9.863’e yükselmiştir. Bu şahıslardan 382’si FETÖ mensubu olmak üzere toplam 548 terör örgütü mensubu kolluk kuvvetlerine teslim edilmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 176 bin 338 olmuştur. FETÖ İLE MÜCADELE SÜRÜYOR Yeni bilgi, belge ve veriler ışığında hassasiyetle devam eden FETÖ ile mücadelemiz karalılıkla sürmektedir. BİRÇOK COĞRAFYADA KÜRESEL BARIŞA KATKI SAĞLIYORUZ Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; terörle mücadele ve hudut güvenliği ile mavi ve gök vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasının yanı sıra; - Millî meselemiz olan Kıbrıs, - “İki devlet, tek millet” anlayışı ile bir ve beraber olduğumuz Azerbaycan, - Tarihî ve kültürel bağlarımız olan Balkanlar, - 500 yıllık dostluk ve kardeşlik ilişkilerimiz bulunan Libya başta olmak üzere birçok coğrafyada bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkı sağlamayı da sürdürmektedir. Bu vesileyle kardeş Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü'nü bir kez daha kutluyoruz. Ayrıca Sayın Bakanımız tarafından; - 17 Ekim’de kardeş, dost ve müttefik ülke Kosova’ya, - 18 Ekim’de ise NATO müttefikimiz Estonya’ya resmî ziyaretlerde bulunulmuştur. Söz konusu temaslarda ikili, bölgesel savunma ve güvenlik ile savunma sanayi konularında kapsamlı, faydalı ve yapıcı görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Estonya ziyaretinde savunma sanayi ürünlerinin tedarikine ilişkin “Niyet Mektubu ve Protokol” imzalanmıştır. SN. BAKANIMIZ NATO SAVUNMA BAKANLARI TOPLANTISI’NA KATILIM SAĞLADI Türkiye; aktif ve yapıcı bir üyesi olduğu NATO’nun değerlerini ve sorumluluklarını paylaşmayı, İttifak’a katıldığı günden bu yana üstlenmiş olduğu tüm görev ve misyonları başarı ile yerine getirmeyi sürdürmektedir. Son olarak Sayın Bakanımız, 11-12 Ekim tarihlerinde Brüksel’deki NATO Karargâhında Ukrayna Savunma Temas Grubu Toplantısı ile NATO Savunma Bakanları Toplantısı'na katılım sağlamıştır. Söz konusu toplantılarda Sayın Bakanımız tarafından; - Başta toprak bütünlüğü olmak üzere Ukrayna’ya olan desteğimiz, - Karadeniz Tahıl Girişimi’nin yeniden canlandırılması için başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere çabalarımızın yoğun bir şekilde devam ettiği, - Karadeniz’deki dengenin “bölgesel sahiplik” ilkesi çerçevesinde korunmasının önemi ve bu doğrultuda Montrö Sözleşmesi’ni dikkatli ve sorumlu şekilde uygulamaya devam edeceğimiz, - Terörizmin tüm biçim ve tezahürleriyle kararlılıkla mücadele etmekte olduğumuz ve bu konuda müttefiklerimizden destek beklediğimiz, - Ülkemize yönelik yaptırım ve kısıtlamaların; İttifak’ın birlik, dayanışma ve uyum ilkeleriyle bağdaşmadığı ve sonlandırılması gerektiği bir kez daha ifade edilmiştir. Ayrıca Türkiye olarak, - NATO’nun komuta ve kuvvet yapısına, harekât ve misyonlarına uydu desteği de dâhil olmak üzere tüm harekât alanlarında yaptığımız katkılar, - Kosova’da kısa süre önce üstlendiğimiz KFOR Komutanlığının önemi ve bu görevi tam bir tarafsızlık ve şeffaflık ile yerine getireceğimiz vurgulanmıştır. Diğer yandan; - AB üyesi olmayan Müttefiklerin AB savunma girişimlerine katılımının önemi, - İsveç’in terörle mücadeleye yönelik yeni hukuki düzenlemeleri somut bir şekilde uygulamasını beklediğimiz, üyelikle ilgili nihai kararın ise Meclisimizde olduğu, - Filistin’de yaşanan olaylar kapsamında tarafları itidale davet ettiğimiz; çatışmaların ve sivillere yönelik saldırıların bir an önce sonlandırılması gerektiği belirtilmiştir. Sayın Bakanımız söz konusu toplantıda mevkidaşları ile ikili ve üçlü görüşmeler de gerçekleştirmiştir. Bu görüşmelerde, Bulgaristan ve Romanya ile Karadeniz'de deniz mayınlarıyla mücadeleye yönelik "üçlü girişim" oluşturulması konusunda da mutabık kalınmıştır. EĞİTİM VE TATBİKAT GÖREVLERİMİZ DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, hâlihazırda yürüttüğü tüm operasyonları ve görevleri ile eş zamanlı olarak eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de aralıksız sürdürmektedir. Bu kapsamda; - 2-13 Ekim tarihleri arasında; Millî Anadolu Ankası, NATO Tiger Meet, Yıldırım Seferberlik, - 5-19 Ekim tarihleri arasında NATO STEADFAST JUPITER Tatbikatları, - 10-13 Ekim tarihleri arasında ise Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ateş gücünün gösterildiği Ateş Serbest-2023 Faaliyeti başarıyla icra edilmiştir. - 2-20 Ekim tarihleri arasında Erciyes Hava İndirme-2023, - 6-25 Ekim tarihleri arasında Indus Shield, - 9-20 Ekim tarihleri arasında Deniz Güvenliği, - 13-22 Ekim tarihleri arasında BREEZE-2023, - 13-27 Ekim tarihleri arasında; Ocean Sky-2023, Steadfast Noon, - 16-27 Ekim tarihleri arasında ise Çok Uluslu Mayın Harbi Tatbikatları icra edilmektedir. - “Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü Yılı” ve “Haydar ALİYEV’in 100’üncü Doğum Yılı” münasebetiyle 2023 yılına özel iki tatbikat planlanmıştır. Bunlardan ilki Haydar Aliyev adıyla 19 Nisan-10 Mayıs’ta ülkemizde gerçekleştirilmiş, ikincisi ise Mustafa Kemal Atatürk adıyla 16-25 Ekim’de Azerbaycan’da icra edilmektedir. - KKTC’de 23-27 Ekim tarihleri arasında icra edilecek Şehit Teğmen Caner Gönyeli Tatbikatı’na kara, deniz ve hava unsurlarımız ile katılım sağlanacaktır. - 23 Ekim - 6 Kasım tarihleri arasında da Dynamic Mariner/MARE APERTO II Tatbikatı’nın icra edilmesi planlanmaktadır. Diğer yandan, NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2 kapsamında; - Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait ALS BUTRINTI tarafından 10-15 Ekim, - Alman Deniz Kuvvetlerine ait "FGS FRANKFURT” tarafından ise 13-17 Ekim tarihleri arasında İzmir’e liman ziyaretleri icra edilmiştir. Askerî eğitim, yardım ve danışmanlık faaliyetlerimizin devam ettiği Azerbaycan ile personel mübadelesi kapsamında; Azerbaycan Millî Müdafaa Üniversitesi Rektör Yardımcısı Albay Reşad Tahirov Millî Savunma Üniversitemizde, Üniversitemiz Rektör Yardımcısı Profesör Doktor Talat Canbolat ise Azerbaycan Millî Müdafaa Üniversitesinde bir yıl süreyle görevlendirilmiştir. MİLLÎ DENİZ TOPU TCG AKHİSAR’A ENTEGRE EDİLECEK Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve teşvikiyle yerlilik ve millîlik oranı yüzde 80’lere ulaşan ve bu alanda marka hâline gelen savunma sanayi ürünlerimiz ile Silahlı Kuvvetlerimiz her geçen gün daha da güçlenmekte ve caydırıcılığını artırmaktadır. İstanbul Tersanesi Komutanlığı ile Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından yerli ve millî olarak geliştirilen ve Deniz Kuvvetlerimizin vurucu gücünü oluşturan 76/62 mm Millî Deniz Topu; Açık Deniz Karakol Gemisi Projesinin ilk gemisi TCG AKHİSAR'a entegre edilmek üzere İstanbul Tersanesi Komutanlığına teslim edilmiştir. Ayrıca Millî Deniz Topu’nun; Açık Deniz Karakol Gemisi Projesinin ikinci gemisi TCG KOÇHİSAR'da kullanılması için de üretim faaliyetleri devam etmektedir. Diğer taraftan, Bakanlığımıza bağlı ASFAT ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü arasında yapılan sözleşme kapsamında; ASFAT’ın yüksek hızlarda üstün manevra yeteneği ile göz dolduran, yerli ve millî asayiş ve emniyet botu ASBOT’un ikincisinin teslimi yarın (20 Ekim 2023) yapılacaktır. GAZZE VE LİBYA İÇİN HAZIRLANAN YARDIMLARI ULAŞTIRDIK Başta deprem bölgelerinde hayatın normalleştirilmesi olmak üzere orman yangınları ve diğer afetlerle mücadele çalışmaları ile insani yardım faaliyetlerine yurt içinde ve dışında ilgili bakanlık ve kurumlarla tam bir koordinasyon içerisinde destek verilmektedir. Bu kapsamda, Sn. Cumhurbaşkanımızın direktifleriyle hazırlanan insani yardım malzemeleri; - Gazze için 13-14 Ekim’de üç adet A400M uçağımız ile Mısır’a, - Sel felaketinden etkilenen dost ve kardeş ülke Libya için ise TCG BAYRAKTAR gemimiz ile 16 Ekim’de Libya’ya ulaştırılmıştır. Sonuç olarak başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere Millî Savunma Bakanlığının tüm birlik ve kurumları, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve “Türkiye Yüzyılı” hedefleri doğrultusunda; - Bekamıza yönelen her türlü tehdit ve tehlikeyi bertaraf etmeye, - Ülkemizin ve asil milletimizin güvenlik ve huzuru için gece gündüz demeden çalışmaya devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

157,782 просмотров • 2 лет назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Bordo Berelilerin mezun olduğu 18’inci Dönem Özel Kuvvetler Komutanlığı İhtisas Kursu Kapanış Töreni’ne katıldı. Beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile Özel Kuvvetler Komutanlığına giden Bakan Yaşar Güler, törende bir konuşma yaparak şunları söyledi: BORDO BERELİLER, TERÖRÜN BİTME NOKTASINA GETİRİLMESİNDE ÖNEMLİ ROL OYNADI Şanlı ordumuzun en güzide birliklerinin başında gelen Özel Kuvvetlerimizin mezuniyet töreninde sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sözlerimin başında aldıkları birbirinden zorlu eğitimleri başarıyla tamamlayarak mezun olmaya hak kazanan Bordo Berelilerimizi yürekten kutluyor; brövelerinin kendilerine, ailelerine ve Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Bölgesel ve küresel ölçekte güvenlik ortamının giderek daha karmaşık ve öngörülemez olduğu kritik bir dönemden geçiyoruz. Özellikle ABD-İran arasında yaşanan savaşın bölge geneline yayılan etkileri, İsrail’in Gazze’ye ve diğer bölge ülkelerine yönelik saldırıları, Rusya-Ukrayna Savaşı, ayrıca farklı coğrafyalarda devam eden çatışma ve krizler, tehdit dinamiklerini her zamankinden daha karmaşık ve çok boyutlu hâle getirmiştir. Böylesine hassas bir süreçte Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, yurt içinde ve sınır ötesinde tüm kuvvet unsurlarıyla birlikte etkin, caydırıcı ve saygın bir şekilde vazifelerini icra etmektedir. Şüphesiz Özel Kuvvetlerimiz de bu faaliyetlerin icrasında üstlendiği kritik görevlerle kahraman ordumuzun etkinliğinde ve başarılarında büyük pay sahibi olmaktadırlar. Bordo Berelilerimiz yıllardır sürdürdüğümüz terörle mücadelede destanlar yazmış, görevlerini kahramanca ve fedakârca icra ederek terörün bitme noktasına getirilmesinde önemli bir rol oynamıştır. Terörle mücadelenin yanı sıra üstlendiği diğer vazifelerde de üstün bir başarı gösteren Bordo Berelilerimizi yüksek azim, gayret ve cesaretlerinden ötürü tebrik ediyor, gözlerinden öpüyorum. ÖZEL KUVVETLER, YENİ SAVAŞ KONSEPTİNİN EN STRATEJİK UNSURLARINDAN BİRİDİR Günümüz harp ortamında başarı artık yalnızca sayısal üstünlükle değil çok yönlü ve donanımlı personel ile mümkündür. Özellikle hızla gelişip dönüşen teknolojiler, muharebe sahasının doğasını değiştirirken, bu değişime en hızlı şekilde uyum sağlayabilen görev alanı geniş, etkisi derin ve manevra kabiliyeti yüksek birlikler, modern orduların en kıymetli kuvvet çarpanları hâline gelmiştir. Özel Kuvvetler de bu yeni savaş konseptinin en stratejik unsurlarından biridir. Türk Özel Kuvvetleri sahip olduğu yüksek fiziki yeterlilik, zihinsel dayanıklılık, taktik derinlik ve teknik kapasite gibi çok boyutlu yetenekleriyle dünyada en elit birliklerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Sizleri farklı ve değerli kılan asıl hususiyetler, imkân ve kabiliyetlerinizin ötesinde cesaretiniz, fedakârlığınız, vatana adanmışlık duygunuz ile sarsılmaz disiplin ve mutlak görev bilincinizdir. Özel Kuvvetlerimizin taşıdığı bordo bere de bir simge olmanın ötesinde sahip olduğunuz millî ve manevi değerlerin güçlü bir sembolüdür. Şanlı tarihimizdeki nice dönüm noktası sizler gibi vatan sevdalısı nice yiğidin adanmışlıkları ve gayretleriyle şekillenmiştir. Bugün sizler de o büyük mirasın izinden giderek tarihî sorumluluğu devralan ve göreve hazır bekleyen kahraman neferlersiniz. BORDO BERELİLER, YERİ DOLDURULAMAYAN PERSONEL KONUMUNDADIR Bu çerçevede siz kıymetli silah ve mesai arkadaşlarıma bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum: Meslek hayatınızda karşınıza birbirinden zorlu ve meşakkatli vazifeler çıkacaktır. Ancak biliniz ki Özel Kuvvetler mensubu olmak her an ve her şartta vazifeye hazır ve nazır olmak demektir. Şüphesiz ki sahip olduğunuz hasletler ve kabiliyetlerinizin bilinciyle hareket ettiğinizde aşamayacağınız hiçbir engel, erişemeyeceğiniz hedef yoktur. Sizler aldığınız eğitimler neticesinde sadece mesleki birikimle değil, çelikten bir irade, vazgeçilmez disiplin anlayışı, yüksek bir özveri ile donanmış olarak bu kutsal ocağın saflarına katılıyorsunuz. Biliniz ki bir Özel Kuvvetler mensubu sadece iyi olmakla değil, her zaman en iyisi olmakla mükelleftir. Zira Bordo Bereliler boşlukları dolduran değil, yeri doldurulamayan personel konumundadır. ÜLKEMİZİN GÜVENLİK VE İSTİKBALİNİN SORUMLULUĞUNU DA SIRTINIZDA TAŞIYORSUNUZ Bunun için fiziksel gücünüz ile cesaretinizi, stratejik zekânızla harmanlamalı ve vazifelerinizi en iyi şekilde icra etmelisiniz. Sizlerden beklediğimiz yalnızca verilen emirleri uygulamanız değildir. Bunun yanında çok yönlü analitik düşünebilmeniz, öngörülü olmanız, operasyon sahasında ve görev icrasında hızlı karar verebilmeniz ve gerektiğinde tek başınıza büyük zorlukların üstesinden gelebilmenizdir. Bu çerçevede her bir arkadaşım tüm beşerî şartlara hükmedebilen, çetin koşulları dahi lehine çevirebilen ve gerektiğinde inisiyatif kullanma becerisini ustalıkla yöneten bir profile ulaşmalıdır. Diğer yandan üstleneceğiniz görevlerde hem ekip ruhunu ortaya koymalı hem de bireysel ve mesleki yeteneklerinizi en üst seviyede sergilemelisiniz. Bu yüzden bilgi düzeyinizi sürekli yenilemeli, her zaman daha iyisi için çalışmalı ve daima bir adım önde olmalısınız. Gerçek şu ki öğrenmek ve yeterlilik asla durağanlık kabul etmeyen ve sürekli geliştirilmesi gereken hususlardır. Unutmayınız ki sizler sadece bir silah veya üniforma değil aynı zamanda ülkemizin güvenlik ve istikbalinin sorumluluğunu da sırtınızda taşıyorsunuz. Bordo bereyi taşıdığınız her an hatırlamaktan gurur duyacağınız nice anı biriktireceksiniz. Dolayısıyla vazifelerinizi yüksek bir aidiyet duygusu, büyük bir motivasyon ve keyif alarak yapın. Tüm bunların bilincinde olan siz kahraman Bordo Berelilerimizin her türlü zorluğu aşabileceğine yürekten inanıyor görevlerinizde üstün başarılar diliyorum. TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİMİZE ULAŞMAYA YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATILDI Güçlü ordumuz dün olduğu gibi bugün de yarın da ülkemizin güvenliğinin, asil milletimizin huzurunun ve bölgemizde tesis etmek istediğimiz barış ve istikrar ortamının en güçlü güvencesidir. Bu amaç doğrultusunda terörle mücadelede geldiğimiz nihai nokta yaklaşık kırk yıldır büyük fedakârlıklarla sürdürülen çok boyutlu mücadelenin ve özellikle son yıllarda sahada elde edilen tarihî başarıların bir sonucudur. Sınırlarımızın güvenliğinin sağlanmasından Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde terör örgütlerinin hareket kabiliyetlerinin ortadan kaldırılmasına kadar elde ettiğimiz kazanımlarda kahraman personelimizin alın teri, cesareti ve fedakârlığı vardır. Bu mücadelede canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, kahraman gazilerimize bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Bugün geldiğimiz noktada Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen Terörsüz Türkiye süreci de işte bu mücadeleyle elde edilen güvenlik kazanımlarını kalıcı hâle getirmeyi, terörü bir daha geri dönmemek üzere ülkemizin ve milletimizin gündeminden tamamen çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu sürecin en büyük hedefi bin yıllık kardeşliğimizi daha da pekiştirmek, toplumsal bütünlüğümüzü güçlendirmek, huzur ve güven ortamını kalıcı kılmak ve ülkemizin bütün imkânlarını kalkınmaya, üretime ve refaha yöneltmektir. Şunu da özellikle ifade etmek isterim ki bu süreçte atılan tüm adımlar, şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Bu çerçevede Gazi Meclisimiz de sürecin ihtiyaç duyduğu hukuki zeminin tesis edilmesine yönelik çalışmalarını titizlikle sürdürmüştür. Bu çalışmalarının sonucunda meclisimizin ezici bir çoğunlukla kabul ettiği ilgili kanunla, milletimizin arzu ettiği Terörsüz Türkiye hedefimize ulaşmaya yönelik tarihî bir adım atılmıştır. Böylece terör belasından tamamıyla kurtulmayı, yüzyıllara dayalı kardeşliğimizi tahkim etmeyi ve ülkemizin her alanda önünü açmayı hedefliyoruz. İçeride toplumsal barış ve huzurunu kalıcı hale getiren bir Türkiye elbette ki uluslararası alandaki güçlü etkisini daha da artıracak ve milletimize ve umudunu Türkiye’ye bağlamış mazlumlara nice gururla yaşatacaktır. MEKKE ANLAŞMASI DA ÜLKEMİZİN ULUSLARARASI ARENADAKİ ETKİSİNİ GÖSTERDİ Küresel güvenlik mimarisinin temellerinin sarsıldığı, belirsizliklerin arttığı bir ortamda benimsediğimiz çok yönlü politikalar ve üstlendiğimiz çözüm odaklı inisiyatifler sayesinde ülkemiz, müzakere masalarının ve uluslararası güvenlik mimarisinin vazgeçilmez aktörlerinden biri hâline gelmiştir. En son Mekke’de imzaladığımız Ortak Savunma Anlaşması da ülkemizin uluslararası arenadaki etkisini ve geliştirdiği güçlü iş birliklerini açık bir şekilde göstermiştir. Birbirinden kritik geniş imkân ve kabiliyetlere sahip olan ve kolektif caydırıcılığı benimseyen üç kardeş ve dost ülkenin ortaya koyduğu bu güçlü irade, bölgesel ve küresel güvenlik, barış ve istikrarın tesis edilmesi ve sürdürülmesi açısından son derece önemlidir. Attığımız tüm adımlarda ülkemizin ve milletimizin hak ve menfaatlerini en etkin şekilde korumak için büyük bir gayretle çalışıyor, Türkiye Yüzyılı hedeflerimize emin adımlarla yürüyoruz. Bu kutlu yürüyüşte Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ve elbette ki Özel Kuvvetlerimiz de daha güçlü ve daha büyük Türkiye vizyonumuzun temel dayanaklarından biri olmaya devam edecektir. Bu duygu ve düşüncelerle Özel Kuvvetler İhtisas Kursu’nu başarıyla tamamlayan Bordo Berelilerimizi, ayrıca dost ve kardeş ülkeler Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Azerbaycan ve Libya’dan gelerek mezun olma başarısı gösteren Misafir Askerî Personeli yürekten tebrik ediyor, burada kurdukları bağların ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin daha da güçlendirilmesine katkılar sağlamasını temenni ediyorum. Bu vesileyle tüm personelimizin yetişmesinde emeği geçen başta Özel Kuvvetler Komutanımız olmak üzere Komutanlığımızın tüm seçkin eğiticilerine ve personeline canı gönülden teşekkür ediyorum. Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Yiğitler Ocağının Güzide Mensupları, Kahraman Bordo Bereliler! Yolunuz ve bahtınız açık, bileğiniz kuvvetli, gücünüz daim olsun. Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

139,183 просмотров • 17 дней назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, basın ve yayın organlarının Ankara Temsilcileri ile bir araya geldi. Millî Savunma Bakanlığındaki buluşmada Bakan Yaşar Güler terörle mücadele başta olmak üzere 2024 yılında icra edilen faaliyetleri anlattı. Bakan Yaşar Güler basın mensuplarına şu bilgileri verdi: EN YOĞUN, EN KAPSAMLI VE EN ETKİLİ FAALİYETLERİ İCRA EDİYORUZ Ülkemizin savunma ve güvenliğini sağlamak için görevlerimizi en iyi şekilde yapmaya çalıştığımız yoğun ve başarılı bir yılı geride bırakmanın haklı gururunu yaşıyor, artan bir azim ve kararlılıkla yeni yıla hazırlanıyoruz. Hakiki ve güvenilir bilgiye ulaşmanın her zamankinden daha önemli hâle geldiği, dezenformasyon ile mücadelenin kritik öneme sahip olduğu günümüzde; tüm faaliyetlerimizi büyük bir şeffaflık içinde icra ediyor, kamuoyunu sizlerin aracılığıyla ilk elden bilgilendiriyoruz. Bugün de 2024 yılında gerçekleştirdiğimiz faaliyetler hakkında sizleri bilgilendirecek, değerli görüşlerinizi alacak ve sorularınızı cevaplayacağız. Stratejik önemi yüksek olan ülkemiz; aynı zamanda çatışma ve ihtilafların çevrelediği bölgenin tam kalbinde yer almaktadır. Yakın coğrafyamızdan başlamak üzere bölgesel ve küresel gerilimlerin arttığı, istikrarsızlığın ve belirsizliğin hat safhaya çıktığı bir güvenlik ortamından geçiyoruz. Bu kritik dönemde ülkemiz; güvenlik, huzur ve barışı önde tutan çok yönlü ve etkin bir savunma ve güvenlik politikası takip ediyor. Çok boyutlu ve karmaşık hâle gelen mevcut güvenlik ortamı ve bölgemizdeki kaotik gelişmeler, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her an harekâta hazır, etkin ve caydırıcı bir güç olmasını ve bu gücünü pekiştirmesini zorunlu kılmaktadır. Böylesine hassas bir süreçte, görev ve sorumlulukları artan Millî Savunma Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Tüm tehdit ve tehlikelere karşı ülkemizin ve asil milletimizin savunma ve güvenliğini sağlamak için aralıksız çalışmakta, - İstiklal Harbimizden bu yana en yoğun, en kapsamlı ve en etkili faaliyetlerini icra etmekte, - Terörle mücadelede, hudut güvenliğinde, yurt içi ve yurt dışında icra edilen faaliyetlerde elde edilen başarı ve etkinliğin çıtasını, her geçen gün daha da yukarılara taşımaktadır. YILBAŞINDAN BU YANA 2 BİN 939 TERÖRİSTİ ETKİSİZ HÂLE GETİRDİK Sizlerin de bildiği gibi Silahlı Kuvvetlerimizin en çok odaklandığı, enerjisini ve zamanını en çok harcadığı konu terörizmle mücadeledir. Terörle mücadelede yaptığımız konsept değişikliğiyle “terörü kaynağında yok etme” anlayışını uygulamaya koyduk. Geçmişte yürütülen “sınırlı hedefli ve süreli” askerî harekâtların yerine bugün artık, “sürekli ve kapsamlı” operasyonlarla terör örgütüne ağır darbeler vuruyoruz. Sahanın gerekliliğine uygun, alışılmadık, öngörülemez, süratli ve sürekli icra esaslarında gerçekleştirdiğimiz operasyonlarla; Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil bu yılın başından itibaren 2.939 teröristi etkisiz hâle getirdik. Ayrıca, yıl içerisinde 99 terörist de teslim olmuştur. Terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmıyor, alandaki hâkimiyetimizi her geçen gün geliştiriyoruz. Nihai hedefimiz; Irak ve Suriye sınırlarımız boyunca Türkiye’ye tehdit olabilecek tüm terörist faaliyetleri kaynağında yok etmek ve terör belasını milletimizin gündeminden tamamen çıkarmaktır. Bu vesileyle - Terörle mücadelede elde edilen başarılarda en büyük paya sahip olan aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, - Bugüne kadar terörle mücadelede emeği geçen, katkı sağlayan bütün devlet büyüklerimize, komutanlarımıza, Türk Silahlı Kuvvetleri personeline teşekkür ediyor, saygı ve şükranlarımı sunuyorum. PENÇE-KİLİT OPERASYONU İLE 1.136 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ 17 Nisan 2022’de Irak’ın kuzeyinde başlatılan Pençe-Kilit Operasyonu’nda kahraman ordumuzun büyük cesaret, fedakârlık ve yoğun gayretleriyle Zap’ta kilidi kapattık. Irak sınırımızın tamamının emniyetini sınır ötesinden tesis ettik. Terör örgütü tarafından önemsenen ve Suriye ile Kandil arasında kilit konumda olan bu bölgede 1.136 teröristi etkisiz hâle getirdik. Ayrıca, Pençe-Kilit Harekâtı’nda bugüne kadar toplam 3.158 Mayın ve El Yapımı Patlayıcı imha edilmiş, 1.327 mağara ve sığınak kullanılamaz hâle getirilmiş, 957’si ağır silah olmak üzere 2.421 muhtelif silah ve bu silahlara ait 910 binden fazla mühimmat ele geçirilmiştir. Bölgedeki operasyon ve faaliyetlerimiz aynı azim ve kararlılıkla devam etmektedir. Öte yandan Sayın Cumhurbaşkanımızın 22 Nisan’da Bağdat ve Erbil’e gerçekleştirdiği ziyaretlerin, Türkiye-Irak ilişkilerinde bir dönüm noktası olduğunu düşünüyoruz. Terörle mücadelede ülkelerimiz arasındaki iş birliğini kalıcı hâle getirmek için görüşmelere devam ediyoruz. Bu kapsamda ülkemiz ile Irak arasında sonuncusu Bağdat’ta düzenlenen Yüksek Düzeyli Güvenlik Mekanizması toplantılarının dördüncüsünü, 15 Ağustos’ta Ankara’da icra ettik. Irak Savunma Bakanı ile “Askerî, Güvenlik İş Birliği ve Terörle Mücadeleye Dair Mutabakat Zaptı”nı imzaladık. PKK’yı kendi problemi olarak da görmeye başlayan Irak’ın PKK terör örgütünü “yasaklı örgüt” ilan etmesi yönünde aldığı kararı memnuniyetle karşılıyor, en kısa sürede “terör örgütü” olarak da ilan etmesini bekliyoruz. SURİYE’NİN BİRLİĞİNİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ DESTEKLİYORUZ Öncelikle belirtmek isterim ki, Suriye’de yaşanan olayların maddi, manevi, sosyal ve toplumsal yükünü en fazla çeken ülke Türkiye’dir. Malumunuz DEAŞ, ardından da PKK/KCK-PYD/YPG-SDG terör örgütü Suriye’deki güç boşluğundan yararlanarak bölgede terör devleti kurmaya çalıştılar. Suriye’de icra ettiğimiz harekâtlarla terör örgütünü engelledik ve sınırlarımızın güvenliğini sağladık. Bölgede yaşayan veya göç etmiş olan Suriye vatandaşları için güvenli ve istikrarlı bir yaşam alanı oluşturduk. Suriye’deki son gelişmeleri en başından itibaren bölgedeki muhataplarımızla iş birliği ve koordinasyon içerisinde yakından takip ediyoruz. Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğünü destekliyor, terörle mücadeleye ise büyük önem ve öncelik veriyoruz. SURİYE’DEKİ SON GELİŞMELERDE BİR DAHLİMİZ YOK Yaşanan son gelişmeler ve ortaya çıkan durum; muhalefetin talepleri ve rejimin bunları dikkate almaması, keza rejimin kendisine iyi niyetle uzatılan eli tutmaması nedeniyle uzun süredir çözülemeyen ve Suriye’nin iç dinamiklerinden kaynaklanan sorunlardı. Yerel unsurların bu faaliyetlerinin öncesinde veya herhangi bir aşamasında ülkemizin bir dahli olmamıştır. Ayrıca Suriye Millî Ordusunun Suriyeli muhaliflerden meydana geldiğini, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarında Suriye’deki ihtilafın bir tarafı olarak açıkça kabul edilen Suriye Geçici Hükümetinin bir parçası olduğunu ve bu hükümetin Savunma Bakanlığının emri altında çalıştığını da vurgulamakta yarar var. Bu kapsamda; - Suriye’nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve bölgemizin güvenliğine yönelik ağır tehdit oluşturan PKK/YPG terör örgütünün bölgedeki belirsizlikten faydalanmasına asla izin vermeyeceğimizi, Bölgede varlık gösteren terör örgütleriyle mücadele konusundaki tutumumuzun net olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. SURİYE’NİN ARTIK MÜREFFEH BİR ÜLKE OLMA VAKTİ GELDİ Şimdi Suriye’de ortaya yeni bir durum ve gerçeklik çıktı. Suriye’nin artık; istikrarlı, demokratik ve siyasi açıdan birleşmiş müreffeh bir ülke olma vakti gelmiştir. Bunun için bizler de Suriye’de kapsayıcı bir anayasanın kabulü, serbest seçimlerin yapılması, tam normalleşme ve güvenlik ortamının sağlanması konusunda elimizden gelen her türlü desteği vereceğiz. Bu çerçevede Suriye’de 2254 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı temelinde kalıcı siyasi çözüme ulaşılacağına da inanıyoruz. HUDUTLARDA 93 BİN 349 KİŞİNİN GEÇİŞİ ENGELLENDİ Hudut hattımızda dünya standartlarında ve teknoloji yoğunluklu sistemler etkin şekilde kullanılıyor. Meydana gelen teknolojik gelişmeler ile tedbirlerimizi geliştiriyoruz. Böylelikle hudutlarımızda kaçak geçişlere asla imkân tanımıyoruz. Hâlen hudutlarımızda 8 Hudut Tugayımız, 6 Hudut Alayımız olmak üzere toplam 60 bin personel de görev yapıyor. 1 Ocak 2024’ten itibaren hudutlarımızda 93 bin 349 kişinin geçişi engellenmiş, yakalanan 13 bin 551 düzensiz göçmen ile 280 terörist ve 801 kilogram uyuşturucu madde kolluk kuvvetlerine teslim edilmiştir. Tüm bunlara rağmen hudutlarımızla ilgili daha önce de karşılaştığımız gibi farklı ülke ve zamanlarda çekilmiş, eski ve benzer görüntülerle özellikle sosyal medya üzerinden kamuoyu yanıltılmaya ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yıpratılmaya çalışılmıştır. Yakın zamanda Van-İran sınırımıza bir basın turu düzenledik. Katılan tüm basın mensupları alınan tedbirlerden çok etkilendiklerini belirttiler. TÜRKİYE İLE BİRLİKTE OLANLAR KAZANDI Türkiye; Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik öngörüsü ile son yıllarda savunma ve güvenlik alanında önemli adımlar atarak bölgesinde ve dünyada etkin bir konuma ulaştı. Bölgesel ve küresel barış için öncü bir rol üstlenen Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de birçok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davalarına destek olmayı sürdürmektedir. Samimi bir yaklaşımla desteklediğimiz kardeş ve dost ülkeler, Türkiye benzeri bir silahlı kuvvetler yapısını kurmamızı talep ediyorlar. Dostlarımızın bu tutumları, güvenlik ve istikrarın tesisine yönelik küresel ölçekte ortaya koyduğumuz gayretin ne denli başarılı olduğunun da bir göstergesidir. Türkiye ile birlikte olanlar kazanacak demiştik. 2024, Türkiye ile birlikte olanların kazandığı bir yıl oldu. 2025, bu gerçeğin perçinlendiği bir yıl olacak diye düşünüyoruz. AZERBAYCAN’A HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERİYORUZ İfade etmiş olduğum uluslararası misyonlarımız çerçevesinde en başta kederde ve kıvançta bir ve beraber olduğumuz Can Azerbaycanlı kardeşlerimizin haklı davalarına her türlü desteği verdik, veriyoruz. Bugün, Karabağ’ın tamamında şanlı Azerbaycan bayrağının dalgalanmasından büyük bir memnuniyet duyuruyoruz. “Tek Millet, İki Devlet” anlayışıyla sarsılmaz bağlara sahip ilişkilerimizi, başta savunma sanayi ve askerî iş birliği olmak üzere, daha üst seviyelere taşımak için aralıksız gayret gösteriyoruz. Öte yandan Kafkasya’da güvenlik ve huzurun tesisi, Azerbaycan ve Ermenistan arasında kapsamlı ve kalıcı bir barış antlaşmasından geçmektedir. Bu konuda iki ülkenin gösterdikleri çabayı ve son dönemde katettikleri ilerlemeyi memnuniyetle karşılıyoruz. AMACIMIZ İSTİKRAR İÇİNDE TEK BİR LİBYA’NIN OLUŞUMUNA KATKI SUNMAK Yakın bağlarımızın olduğu bir diğer ülke ise Libya’dır. Dost ve kardeş Libya ile son yıllardaki iş birliğimiz artarak devam etmektedir. Bu kapsamda askerî eğitim, yardım, iş birliği ve danışmanlık faaliyetleriyle Libyalı kardeşlerimize destek sağlıyoruz. Amacımız, toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini sağlamış; barış, huzur ve istikrar içerisinde yaşayan tek bir Libya’nın oluşumuna katkıda bulunmaktır. Tek Libya hedefine katkı sağlayan her adımı önemli ve değerli buluyoruz. Nitekim son olarak 28 Kasım’da davetimiz üzerine 5+5 Ortak Askerî Komisyonu ile Ankara’da heyetler arası bir görüşme gerçekleştirdik. SOMALİ’YE DENİZ GÜVENLİĞİ ALANINDA DA DESTEK VERECEĞİZ Türkiye olarak Afrika’nın huzur ve istikrarına büyük önem veriyor, Afrikalı dostlarımızla ilişkilerimizi daha da geliştirmeyi hedefliyoruz. Dost ve kardeş ülke olarak gördüğümüz Somali’de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik olarak eğitim, danışmanlık ve destek kapsamında icra ettiğimiz faaliyetler artarak devam ediyor. Somali ile 8 Şubat’ta imzaladığımız İş Birliği Anlaşması ile şu ana kadar yapılan faaliyetlerimizin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Somali’nin isteği üzerine terörle mücadele konusunda kendilerine verdiğimiz desteği deniz güvenliği alanında da vermeye başlayacağız. Bu amaçla Oruç Reis Sismik Araştırma Gemimiz, donanma gemilerimizin (TCG Gökova ve TCG Gediz, TCG Ütğm. Arif Ekmekçi) refakat ve korumasında Somali’de görevlerine devam etmektedir. Öte yandan Çarşamba günü, Sayın Cumhurbaşkanımızın arabuluculuğunda Somali ve Etiyopya arasında tarihî bir uzlaşmaya da ev sahipliği yaptık. KATAR’DA DENİZ VE HAVA UNSUR KOMUTANLIKLARIMIZI TEŞKİL ETTİK Etkin bir şekilde faaliyetlerimizi yürüttüğümüz bölgelerden biri de Basra Körfezi’dir. Nitekim dost ve kardeş ülke Katar’da konuşlu Türk-Katar Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığımız vasıtasıyla Katar Silahlı Kuvvetlerinin savunma kabiliyetlerinin geliştirilmesini desteklemeye devam ediyoruz. Son olarak Katar’da Deniz ve Hava Unsur Komutanlıklarımızı teşkil ederek bölgede yeni bir sorumluluk üstlendik. Böylece birliklerimiz; bölgesel deniz ve hava güvenliği için caydırıcı bir unsur olurken, aynı zamanda dost Katar Deniz ve Hava Kuvvetlerinin imkân ve kapasitesini daha da geliştirecektir. 89 ÜLKE İLE ASKERÎ ANLAŞMALAR YAPTIK Bu çalışmalarımızın yanı sıra millî menfaatlerimiz doğrultusunda ve ikili ilişkilerimizin geliştirilmesi kapsamında çok sayıda kardeş, dost ve müttefik ülke ile askerî çerçeve, eğitim, iş birliği ve yardım anlaşmaları da imzaladık. Bu bağlamda, bugüne kadar 89 ülke ile Askerî Çerçeve Anlaşması, 65 ülke ile Askerî Eğitim İş Birliği Anlaşması, 33 ülke ile Askerî Mali İş Birliği Anlaşması ve Nakdî Yardım Uygulama Protokolü imzalanmıştır. Ayrıca, 42 ülke ile Askerî Çerçeve Anlaşması ve 13 ülke ile Askerî Eğitim İş Birliği Anlaşması ve 14 ülke ile de Askerî Mali İş Birliği Anlaşması ve Nakdî Yardım Uygulama Protokolü’nün imzalanmasına yönelik müzakere süreci devam etmektedir. Bunların yanı sıra yeni anlaşmalar imzalamaya ve eski tarihli anlaşmaları güncellemeye yönelik gayretlerimiz de devam etmektedir. 2024’TE 74 ÜLKE İLE 216 GÖRÜŞME YAPTIK Tüm bunlarla birlikte 74 ülke ile ikili ve çoklu yüz yüze ve telefon görüşmeleri olarak 216 görüşme gerçekleştirildi. 28 yurt dışı ziyaret icra edildi, 24’ü Savunma Bakanı olmak üzere 55 görüşme yapıldı. 158 yabancı zevatı kabul ettik. 3 Savunma Bakanı ile telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Ayrıca, 3 yurt dışı, 21 yurt içi olmak üzere 24 birlik ziyareti gerçekleştirdik. YUNANİSTAN İLE İLİŞKİLERDE TANSİYONUN YÜKSELMEMESİ İÇİN GAYRET SARF EDİYORUZ Yunanistan ile ilişkilerimize baktığımızda ise son dönemde iki ülke arasındaki ilişkileri yapıcı bir yaklaşımla ilerletmeyi hedefleyen ortak bir tutum mevcuttur. Biz de bu sürecin barış ve huzur içinde devamına yönelik gerekli tedbirleri alıyor, tansiyonun yükselmemesi için gayret sarf ediyoruz. Diğer yandan, Yunanistan ile aramızdaki güveni artırmayı amaçlayan Güven Artırıcı Önlemler Toplantıları ve bunun sonucu olarak gerçekleştirilen karşılıklı üst düzey ziyaret ve faaliyetler de devam etmektedir. Akdeniz ve Ege Denizi’ni ilgili tüm tarafların meşru menfaatlerine saygı duyulan, iş birliği içerisinde bir istikrar ve refah bölgesi olarak görmek istiyoruz. Tabii barışçıl bir çözüm için çaba gösterirken millî menfaatlerimizden asla taviz vermeyeceğimizi ve bu konuda kararlılığımızın tam olduğunu da vurgulamak isterim. KIBRIS TÜRKÜ’NÜN GÜVENLİĞİ İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALMA KARARLILIĞIMIZ TAMDIR Millî meselemiz olan Kıbrıs konusunda ise bugüne kadar ortaya konulan çözüm yöntemlerinden, maalesef bir sonuç elde edilememiştir. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50’nci yıl dönümünde şunu rahatlıkla ifade edebiliriz ki, 50 yıldır Ada'ya (hem soydaşlarımıza hem de Rumlara) barış ve huzur ortamı gelmiş, akan kan durmuştur. Kıbrıs Adası’nda dengeleri bozabilecek ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğine tehdit oluşturabilecek her türlü gelişmeyi yakından takip ediyoruz. Orta Doğu’da yaşananlar sonrası Kıbrıs adasında son dönemde artan hareketlilik ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin silahlanma faaliyetleri Ada’daki hassas dengeye zarar vermektedir. Malumunuz son olarak ABD ile GKRY arasında “Savunma İş Birliğine İlişkin Yol Haritası” anlaşması yapıldı. Bu tutum ABD’nin Kıbrıs Adası’na yönelik tarafsızlığına zarar vermektedir. ABD’nin 2020 yılında aldığı, 2022’de kapsamını genişlettiği ve 2023’te uzattığı GKRY’ye yönelik silah ambargosunu kaldırma kararını, 1 Ekim 2024 itibarıyla bir yıllığına yeniden uzatacağını açıklaması da kabul edilemez bir durumdur. Ada’da tek ve kesin çözüm; Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesidir. Türkiye’nin; geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da Kıbrıs Türklerinin güvenliğini, huzurunu ve refahını korumak için her türlü askerî ve siyasi tedbiri alma kararlılığı tamdır. İSRAİL DEVLET TERÖRÜ UYGULUYOR Krizin en başından bugüne kadar, yalnızca bölgedeki değil dünyadaki herkesin güven ve huzuru için acil ve kalıcı ateşkes sağlanarak çatışmaların bir an önce sona erdirilmesi gerektiğini savunuyoruz. İsrail bugüne kadar alınmış kararlara rağmen, bölgede haksız ve hukuksuz uygulamalarına, masum sivilleri, özellikle çocukları hedef alan katliamlarına devam etmekte, Filistinlilere devlet terörü uygulamaktadır. Öte yandan, İsrail’in Lübnan’a yönelik son saldırıları ve İran ile yaşadığı gerginlik tüm bölgenin kaosa sürüklenme tehlikesini artırmış, İsrail saldırılarının Gazze ile sınırlı kalmayacağı, bölge geneline yayılacağı endişemizin ne kadar haklı olduğunu da göstermiştir. Zira İsrail, işgalci zihniyetini her fırsatta ve gittikçe artan bir saldırganlık ve hukuk tanımazlıkla ortaya koymaktadır. Öyle ki Suriye’de meydana gelen son gelişmeler sonrası İsrail’in Golan tepeleri bölgesindeki yeşil hattı işgali ve Şam’a yönelik saldırıları, bu konudaki haklılığımızın son göstergeleridir. Uluslararası camianın bölgeyi büyük bir tehlikeye sürükleyen bu saldırgan devlete karşı daha da somut adımları bir an önce atması gerekmektedir. Bir kez daha vurgulamak isterim ki; Orta Doğu’da kalıcı barış ve istikrar için 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan egemen, bağımsız ve coğrafya bütünlüğüne sahip bir Filistin Devleti’nin kurulması şarttır. Öte yandan İsrail’in saldırganlığı altında zor durumda kalan Gazze’ye ve Lübnan’a insani yardımlarımızı ulaştırmaya devam ediyoruz. Bu kapsamda, 19 uçak ve 11 gemi ile 275 bin ton yardım malzemesi bölgeye gönderilmiştir. Ayrıca 10 Ekim’de, çok az sayıda ülkenin yapabileceği çok önemli bir tahliye operasyonunu, Beyrut Limanı’ndan gerçekleştirdik. RUSYA-UKRAYNA SAVAŞININ SONLANDIRILMASI İÇİN ÇOK YÖNLÜ ÇABALARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ Karadeniz’de ise Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş nedeniyle hassasiyet devam etmektedir. İki komşumuz arasındaki bu savaşın sonlandırılması için Türkiye olarak en başından itibaren ortaya koyduğumuz çok yönlü çabalarımızı sürdürüyoruz. Barış olacaksa yine iki tarafla da görüşebilen tek lider olan Sayın Cumhurbaşkanımızın girişimleriyle olacaktır. Karadeniz’e en uzun kıyı şeridine sahip ülke olarak bölgesel sahiplik yaklaşımımızın her zaman altını çiziyor, bu yaklaşımımız çerçevesinde faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Bu doğrultuda Karadeniz’de gerginliği azaltan ve dengeyi tesis eden Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni dikkatle, sorumlu, tarafsız ve tavizsiz bir biçimde uyguladık, uygulamaya devam ediyoruz. Aynı şekilde NATO Müttefiklerimiz; Bulgaristan ve Romanya ile birlikte tesis ettiğimiz Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu ile Karadeniz’deki güvenliğe katkılar sağlıyoruz. Temennimiz, tüm dünyayı etkileyen ve yaklaşık üç yıldır devam eden bu savaşın bir an önce son bulmasıdır. NATO’YA KATKI SAĞLAMAYA DEVAM EDİYORUZ Türkiye; NATO İttifakı’na katıldığı günden bu yana üstlenmiş olduğu tüm görevleri başarıyla yerine getirmeye; NATO’nun ikinci büyük ordusu olarak NATO kuvvet yapısına, misyon, operasyon ve karargâhlarına katkı sağlamaya devam etmektedir. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - 10 Ekim 2023’te bir yıl süreyle komutasını devraldığı Kosova Barış Gücü (KFOR) Komutanlığı görevini uluslararası sorumluluğun gerektirdiği tam bir tarafsızlık ve şeffaflık içerisinde başarıyla yerine getirmiş, - 18 Ekim 2024’te üstlendiği KFOR Komutan Yardımcılığı görevini devralmış, - 1 Aralık 2024-1 Aralık 2025 tarihleri arasında 65’inci Mekanize Piyade Tugayı Komando Taburumuz ile KFOR İhtiyat Taburu görevini, - 1 Temmuz 2024’te; 4 yıl süreyle üstlendiğimiz Karadeniz Müşterek Görev Kuvveti (CTF BLACK) ile yine 1 yıl süreyle üstlendiğimiz Akdeniz Müşterek Görev Kuvveti (CTF MED) Komutanlıklarını, - 24 Temmuz 2024’te 7’nci kez devraldığı deniz haydutluğuna karşı Birleşik Görev Kuvveti (CTF-151) komutasını, - 3 Aralık 2024’te Kanada Deniz Kuvvetlerinden devraldığı NATO Daimî Deniz Görev Grubu-2’nin komutasını başarıyla sürdürülmektedir. Ayrıca, NATO Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2’nin komutasını da 16 Aralık’ta, 6 aylığına devralınacaktır. Bosna Hersek’teki Avrupa Birliği Gücü Althea Harekâtı Manevra Bölüğü rotasyonu kapsamında ise bir motorlu piyade bölüğümüz 1 Ocak 2025 tarihi itibarıyla İtalya’dan görevi devralacak ve 30 Haziran 2026’ya kadar 18 ay süreyle görevini sürdürecektir. TSK 2024’TE 140 TATBİKATI BAŞARIYLA İCRA ETTİ Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, hâlihazırda yürüttüğü tüm operasyonları ve görevlerinin yanı sıra; etkinlik ve caydırıcılığını daha da artırmak için ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de aralıksız sürdürmektedir. 1 Ocak’tan itibaren 39’u NATO, 32’si Millî, 48’i Davet ve 21’i Özel olmak üzere toplam 140 tatbikat başarıyla icra edilmiştir. 2024 yılında; Kara Kuvvetlerimiz, 10 bölgede aynı anda harekât icra etmiş ve etmekte, Deniz Kuvvetlerimiz, 125 bin 766 saat seyir gerçekleştirmiş, Hava Kuvvetlerimiz, 72 bin 965 sorti, 143 bin 726 saat uçuş yapmış, Farklı coğrafyalarda 70 bin personel ile 20 görev icra edilmektedir. 35 BÜYÜK ORMAN YANGINI SÖNDÜRMEK İÇİN 114 HELİKOPTER İLE DESTEK SAĞLADIK Bakanlığımız tüm bu faaliyetlerinin yanı sıra, yaşanan afet ve acil durumlarda, diğer kamu kurum ve kuruluşlarından gelen talepler çerçevesinde arama, kurtarma, ulaştırma, güvenlik, barınma ve iaşe desteği de sağlamaktadır. 1 Mayıs-30 Kasım 2024 (yangın mevsimi) tarihleri arasında Orman Genel Müdürlüğünün talebine istinaden 35 büyük orman yangınına 114 helikopter ile 3.558 sorti ve 7 bin tondan fazla su atımı yapılarak destek sağlanmıştır. MİLLÎ TEKNOLOJİ HAMLESİ, ÜLKEMİZ İÇİN ELZEMDİR Savunma sanayii alanında güçlü ve bağımsız olmayan milletlerin geleceğe güvenle bakabilmeleri mümkün değildir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve teşvikiyle mütemadiyen geliştirilen yerli ve millî savunma sanayii ürünü silah sistemleriyle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkân ve kabiliyetleri her geçen gün daha da artırılmaktadır. Bu anlayışla başlatılan ve üzerinde hassasiyetle durduğumuz “Millî Teknoloji Hamlesi”, egemenlik ve bağımsızlığımız için vazgeçilmez olduğu gibi ülkemizin jeopolitik ve stratejik konumu itibarıyla da elzemdir. Savunmamız ne kadar güçlü ve bağımsızsa, yarınlarımız o kadar güvenlidir. Bugün insansız kara, deniz ve hava araçlarından helikopterlere, silah ve akıllı mühimmatlardan füzelere, hava savunma ve elektronik harp sistemlerine kadar geniş bir yelpazede ihtiyacımız olan teknolojileri, yerli ve millî olarak tasarlayıp üretiyor ve çok sayıda ülkeye de ihraç ediyoruz. Tasarımdan üretime kendi imkânlarımızla geliştirdiğimiz sistemleri kardeş, dost ve müttefik ülkelere de ihraç ederek ekonomimize de önemli katkılar sağlıyoruz. Bu kapsamda büyük bir başarıyla hizmet veren ve dünya klasmanında takdir gören silahlı/silahsız insansız hava sistemlerimiz; Akıncı, TB-2,TB-3, Aksungur, Anka ve üretimi devam eden Kızılelma ve Anka-3’ün yanı sıra; - Temel eğitim ve hafif taarruz uçağımız “HÜRKUŞ”, - Jet eğitim uçağımız “HÜRJET”, - Genel maksat helikopterimiz “GÖKBEY” ve taarruz helikopterimiz ATAK, - İlk yerli ve millî savaş uçağımız KAAN, - Ana Muharebe Tankımız ALTAY, - MİLGEM projesi kapsamında üretilen korvetler, - Millî Denizaltı (MİLDEN Projesi), - İSTİF sınıfı fırkateynler ve özellikle TCG ANADOLU ülkemizin savunma sanayi atılımlarının en somut örnekleridir. Son olarak geçtiğimiz ay Bayraktar TB-3’ün, millî gururumuz ve donanmamızın amiral gemisi TCG Anadolu’dan ilk kalkış ve inişini başarıyla gerçekleştirmesi de / yerli ve millî savunma sanayindeki adımlarımızın en son örneğidir. Ayrıca, Dizayn Proje Ofisimiz tarafından, yerli ve millî olarak tasarlanan ve üretilen Ada Sınıfı korvetlerimiz ve İstanbul firkateynimizden sonra / 3’üncü proje olan TF-2000 hava savunma harbi muhribi ile 4’üncü proje olan millî uçak gemisinin tasarım faaliyetleri de başarıyla devam etmektedir. Önümüzdeki yılın ilk aylarında, bu iki proje kapsamında sac kesme faaliyetlerinin de yapılmasını planlıyoruz. Öte yandan uzun menzilli hava savunma sistemleri (SİPER), füze teknolojileri ve elektronik harp sistemleri gibi kritik savunma sanayi projelerimizde de önemli aşamalar kaydedilmiştir. Türk savunma sanayisinin önemli bir yapıtaşı olarak hayata geçirilmekte olan Çelik Kubbe; kısa, orta ve uzun menzilli hava savunma silah sistemlerimizin (KORKUT, HİSAR-A/HİSAR-O, GÖKDEMİR, SİPER) entegre biçimde görev yapmasını sağlayan, günümüzün tehditlerini bertaraf etme kabiliyetine sahip etkili ve katmanlı bir hava savunma mimarisidir. Bu “güvenlik şemsiyesi”ni inşa edecek teknolojik olgunluğa erişmiş durumdayız. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

51,702 просмотров • 1 год назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile ABD Ticaret Odası tarafından düzenlenen Savunma Sanayii Çalışma Yemeğinde bir konuşma yaptı. TOBB’da düzenlenen yemekte konuşan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: İLİŞKİLERİMİZ HER GEÇEN GÜN ARTAN BİR İVMEYLE DEVAM EDİYOR Sözlerimin başında NATO Ankara Zirvesi vesilesiyle siz ABD’li dostlarımızı ülkemizde ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum. Başta ekonomik ve ticari alanlar olmak üzere Türk-Amerikan ilişkilerinin gelişmesine yönelik katkılarınızdan dolayı sizlere teşekkür ediyorum. ABD Ticaret Odası ve Türk-ABD iş dünyasının değerli temsilcileriyle zaman zaman bir araya geliyoruz ve görüş alışverişinde bulunuyoruz. İkili düzeyde iş birliğimizin derinleşmesinin yanı sıra bölgesel ve küresel konularda da ABD ile birlikte çalışmaya önem veriyoruz. İlişkilerimiz savunmadan enerjiye kadar birçok alanda her geçen gün artan bir ivmeyle ilerliyor. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın ABD Başkanı arasında tesis edilen samimi diyalog da ikili ilişkilerimizin olumlu seyrinde belirleyici rol oynamaktadır. Nitekim NATO’nun Ankara’da düzenlenecek Liderler Zirvesi vesilesiyle Sayın Başkan Trump’ı ilk kez Türkiye’de misafir edeceğiz. Zirve’nin, İttifak’ın yanı sıra ABD ile ikili ilişkilerimiz için de önemli bir dönüm noktası olmasını temenni ediyoruz. GERÇEK POTANSİYELİMİZİ ORTAYA KOYACAK SOMUT ADIMLAR ATMALIYIZ Ülkelerimiz arasındaki ilişkilerde başat rol oynayan ekonomik ve ticari ilişkilerimiz mütemadiyen gelişmektedir. Bu çerçevede ikili ticaret hacmimiz 2025 yılında 35 milyar dolara yaklaşarak son 10 yılda istikrarlı bir yükseliş göstermiştir. Elbette ki bunu yeterli görmüyoruz. Liderlerimizin belirlediği 100 milyar dolar ticaret hedefimize bir an önce ulaşmak için gerçek potansiyelimizi ortaya koyacak somut adımlar atmalıyız. Ticaret engellerini kaldırmak kesinlikle ekonomik iş birliğimizi artırmaya yardımcı olacaktır. Ayrıca ticaret alanında olduğu gibi yatırımlar konusu da ekonomik ilişkilerimizin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Bugün Türkiye’de yaklaşık 15 milyar dolarlık cari yatırımı bulunan 2000’den fazla Amerikan şirketi faaliyet göstermektedir. Türkiye kaynaklarını çeşitlendirmeyi planlayan ABD şirketleri için muazzam yatırım fırsatlarına sahiptir. Bu fırsatlardan yararlanacağınızı umuyoruz. BİRÇOK BAŞLIKTA ABD’Lİ FİRMALARLA İŞ BİRLİĞİNE HAZIRIZ Savunma sanayi de ikili iş birliğimizin daha da geliştirilebileceği önemli ve kritik bir alan olarak öne çıkmaktadır. Gerek ekonomik hedeflerimize ulaşma noktasında gerekse bölgesel ve uluslararası düzeyde ortak güvenlik çıkarlarımıza hizmet etmesi bakımından bu alandaki iş birliğimizin daha da artırılmasını son derece kıymetli görüyoruz. Türk-Amerikan iş dünyasının değerli temsilcilerine de her fırsatta belirttiğimiz üzere savunma sanayisinde ortak üretim Ar-Ge ve teknoloji transferi dâhil birçok başlıkta ABD’li firmalarla iş birliğine hazırız. Bu kapsamda Bakanlığımıza bağlı birimler ve şirketler tarafından hazırlanan tekliflerimiz ABD makamlarına iletilmiştir ve iletilmektedir. TÜRK SAVUNMA SANAYİSİ, TÜM DÜNYANIN DİKKATİNİ ÇEKTİ Şu bir gerçek ki Türk savunma sanayisinin son yıllarda gösterdiği büyük ilerleme tüm dünyanın dikkatini çekmiştir. Bugün itibarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri envanterindeki ekipmanların yerlilik oranı yüzde 80’i aşmış durumdadır. Savunma sanayi ekosistemimiz; 3 bin 500’den fazla şirketi ve 100 binin üzerinde nitelikli personeli bünyesinde barındırmaktadır. Bu süreçte bir yandan kendi ihtiyaçlarımızı karşılarken diğer yandan dost ve müttefiklerimiz için güvenilir savunma tedarik alternatifleri sunuyoruz. Türkiye, 2025 yılında 185 farklı ülkeye 230 çeşit savunma ürünü ihraç ederek toplamda 10 milyar 54 milyon dolarlık bir ihracat hacmine ulaşmıştır. Bu rakamlar hem büyüyen kapasitemizi hem de küresel rekabet gücümüzü yansıtmaktadır. Artık Türkiye küresel bir tedarikçi olma yolundadır. Savunma sanayi şirketlerimiz 50’den fazla ülkede yerleşik temsilciliklere sahip olup yerel ortaklarıyla ortak girişimler kurmaktadır. Bu bağlamda Türk ve Amerikan şirketleri arasında daha güçlü ortaklıklar için önemli bir potansiyel olduğuna inanıyoruz. Nitekim Mayıs ayında İstanbul’da düzenlenen SAHA EXPO Fuarına 100’e yakın Amerikan firmasının katılmış olması ve Lockheed Martin ve GE Aerospace gibi Amerikan şirketleriyle milyarlarca dolarlık sözleşmeler imzalanması iş birliğimizin önemli göstergeleridir. Aramızdaki bu güçlü iş birliğini daha da derinleştirmek istiyoruz. Ülkemiz özellikle gemi inşasından uçak gemisi ve denizaltılara, insansız deniz araçlarından yüksek teknolojiye sahip savaş gemilerine kadar birçok alanda büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Bu kapsamda tersanelerimizin ABD donanmasının da ihtiyaçlarına uygun gemileri inşa edilebilecek, bölgemizde görev yapan deniz platformlarının bakım ve onarımlarını gerçekleştirebilecek yeteneklere sahip olduğunu özellikle ifade etmek isterim. Sonuç olarak savunma sanayi iş birliğimizin bu muazzam potansiyelini ortaya çıkarmak için ülkemize yönelik uygulanan tüm engellerin kaldırılmasını bekliyoruz. YARIN GENİŞ KAPSAMLI SAVUNMA SANAYİ FORUMU DÜZENLEYECEĞİZ Sizlerin de yakından takip ettiği üzere küresel ve bölgesel düzeyde belirsizliğin öngörülemezliğin ve çok katmanlı tehditlerin hüküm sürdüğü bir dönemden geçiyoruz. Bu değişken ve öngörülemez ortamda tarihin en başarılı savunma örgütü olan NATO’nun ve müttefikler arası dayanışmanın kritik önemi her zamankinden daha fazla artmaktadır. Ev sahipliği yaptığımız NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi ülkemizin İttifak’ın ilke ve hedeflerine olan sarsılmaz bağlılığını ve diplomatik etki gücünü küresel ölçekte mühürleyecek tarihî bir fırsattır. Zirve kapsamında yarın geniş kapsamlı bir Savunma Sanayi Forumunu da düzenleyeceğiz. Burada özellikle vurgulamak isterim ki bu Forum, geçmiş dönemlerdeki gibi bir “side event” yani bir yan etkinlik veya sosyal bir buluşma platformu değildir. Aksine bu Forum, Ankara Zirvesi’nin ajandasında doğrudan yer alan bir “zirve faaliyeti” olarak ilk kez resmî etkinlik planlamasına dâhil edilmiştir. Bu çerçevede Forum, müttefik ülkelerin kamu kurumlarını, savunma sanayi şirketlerini ve küresel paydaşları bir araya getirerek yeni ortaklıkların geliştirilmesine zemin hazırlayacaktır. Ayrıca Forumda müttefiklerimizin teknolojik entegrasyonunu bir üst seviyeye taşıyacak, küresel savunma pazarında büyük yankı uyandıracak stratejik önemdeki projeler için resmî imza törenleri de düzenlenecektir. İkili temaslarımız Türkiye-ABD iş birliği ve bölgemizin istikrarı bakımından önemlidir. Bu anlayışla Türkiye-ABD ilişkilerinin; karşılıklı güven, ortak çıkarlar ve dostluk temelinde önümüzdeki dönemde çok daha ileri seviyelere ulaşacağına yürekten inanıyorum. Bu konuda başta Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimizin ve Sayın Başkanın yoğun gayretler sarf ettiğini büyük bir memnuniyetle müşahede ediyor, değerli katkılarından ve nazik ev sahipliğinde dolayı kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

44,446 просмотров • 1 месяц назад

SESLİ MAKALE 🇷🇺🇨🇳🇮🇷Rusya ve Çin, İran’daki Savaşa Sanılandan Daha Fazla Müdahil ✍🏽Michael Snyder ➖Batı gerçekte neler olup bittiğinin farkında değil, iyi günler hiç bitmeyecekmiş gibi eğlenip duruyorlar, hem Rusya hem de Çin ile savaşa girme ihtimaliyle karşı karşıyayız. ➖ İran, Rusya ve Çin’den sessiz sedasız oldukça ciddi bir askeri ve teknik destek alıyor. ➖ Çinli drone üreticisi DJI’dan en az yedi teknisyen, İran’a yönelik hava saldırılarında hayatını kaybetti. ➖ 300 ila 400 Çinli askeri ve teknik personelin, iletişim imkânı olmaksızın yer altı sığınaklarında mahsur kaldığı iddia ediliyor. ➖ Nanjing’deki 14. Araştırma Enstitüsü’nden üç seçkin radar uzmanının, ilk bombardıman dalgasında bedenlerinin tamamen buharlaştığı belirtiliyor. ➖ Rusya’nın, ABD güçlerini hedef alabilmesi için Tahran’a uydu görüntüleri ve geliştirilmiş drone teknolojisi sağladığı öne sürülüyor. ➖ Rusya'nın sağladığı istihbarat desteğinin; Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt’teki ABD radar sistemlerine yönelik saldırılarda etkili olduğu düşünülüyor. ➖ İran tarafından fırlatılan füzelerin, dünyanın doğal gaz üretiminin %20’sini karşılayan Katar’daki Ras Laffan tesisini vurduğu bildirildi. ➖ Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın füzelerle hedef alınmasının ardından, gökyüzünü büyük bir ateş topunun aydınlattığı aktarılıyor. ➖ Pekin yönetimi, kamuoyuna dâhil olmadığını söylediği bir yabancı savaşta personelinin öldüğünü kabul etmeyi reddediyor. ➖ Bu tablo, Rusya ve Çin’in İran’daki savaşa çoğu insanın fark ettiğinden çok daha derin bir şekilde dahil olduğunu gösteriyor. Makalenin tamamı👇🏾 Görünüşe göre İran, Rusya ve Çin’den sessiz sedasız oldukça ciddi bir destek alıyor. Aşağıda göreceğiniz üzere, Çin’in İran için insansız hava araçlarını seri şekilde ürettiği iddia ediliyor; ayrıca bir raporda, ABD ve İsrail hava saldırılarıyla tahrip edilen yer altı sığınaklarında saklanan yüzlerce Çinli askeri ve teknik personelin “ölmüş ya da yavaş yavaş boğularak can veriyor olabileceğinden endişe edildiği” öne sürülüyor. Öte yandan Wall Street Journal, Rusya’nın İran’la teknoloji paylaştığını ve insansız hava aracı ile füze saldırıları için hedefleme verileri sağladığını iddia ediyor. Tüm bunlar, Rusya ve Çin’in İran’daki savaşa çoğu insanın fark ettiğinden çok daha fazla dahil olduğunu gösteriyor—ve bu durumun hepimizi derinden endişelendirmesi gerekir. Şimdi sizinle, ilk karşılaştığımda beni gerçekten sarsan bazı bilgileri paylaşacağım. Bağımsız gazeteci Jennifer Zeng, hâlâ üst düzey erişime sahip eski bir Çinli üst düzey yetkiliden gelen istihbarata erişimi olduğunu iddia ediyor. Bu kaynağa göre, İranlıların ABD ve İsrail’i yenmesine yardımcı olmak amacıyla gönderilen yüzlerce askeri ve teknik personel, “şu anda hiçbir iletişim imkânı olmaksızın yer altı sığınaklarında mahsur kalmış durumda”. Aşağıda, Zeng’in X’te paylaştığı raporun tamamı yer almaktadır… Çin Komünist rejiminin içinden gelen yeni istihbarat, daha önce bilinenden çok daha büyük bir felaketi ortaya koyuyor: Çinli drone üreticisi DJI’dan en az yedi teknisyen, İran’a yönelik ABD-İsrail hava saldırılarında öldürüldü; 300 ila 400 Çinli askeri ve teknik personel ise şu anda hiçbir iletişim imkânı olmaksızın yer altı sığınaklarında mahsur kalmış durumda — bunların birçoğunun ölmüş ya da yavaş yavaş boğularak can veriyor olmasından endişe ediliyor. Bu bilgi, hâlâ erişimi bulunan eski bir üst düzey ÇKP yetkilisinden doğrudan geliyor ve Kanadalı yazar ve muhalif Sheng Xue (盛雪SHENG Xue) aracılığıyla aktarılıyor. Pekin ve Tahran’ın “tamamen güvenli” olarak nitelendirdiği sığınaklar, İran içinden bazı kişilerin tam koordinatları İsrail’e sızdırmasının ardından yıkıcı bir hassasiyetle vuruldu. Kritik varlıkları korumak amacıyla tasarlanan bu yapılar, İran’daki askeri tesislerin derinliklerine yerleştirilmiş Çinli danışmanlar için bir toplu mezara dönüşmüş durumda. Nanjing’deki CETC’ye bağlı 14. Araştırma Enstitüsü’nden üç seçkin radar uzmanının — ABD’nin ilk bombardıman dalgasında bedenleri tamamen buharlaşan — teyit edilmiş ölümlerine ek olarak, ortaya çıkan tablo artık Xi Jinping’in İran’a verdiği örtülü desteğin feci bir başarısızlığına işaret ediyor. Amerikan F-35 ve F-22 hayalet savaş uçaklarına karşı koymak üzere Pekin’in kendi tanımıyla “en iyileri” olan bu üç uzman, İranlı personelle birlikte hayatını kaybetti ve geriye hiçbir kalıntı kalmadı. Nanjingli bu üç uzmanın aileleri, “olay sonrası işlemler” için ÇKP’nin Örgüt Departmanı’na çağrıldı. Tazminat sözü verildi, ancak miktar hâlâ açıklanmadı. Rejimin alışıldık yöntemi — sessizliği satın almak için yüksek miktarda sus payı ödemek — şimdiden devreye girmiş durumda. Çin Dışişleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı ya da devlet medyasından herhangi bir resmi açıklama yapılmış değil. Pekin, kamuoyuna dâhil olmadığını söylediği bir yabancı savaşta personelinin öldüğünü kabul etmeyi reddettiği için bilgi akışı tamamen kesilmiş durumda. Gelişmekte olan bu trajedi, Xi için acımasız bir kamusal aşağılanma niteliği taşıyor. Başkan Trump’ın saldırıları, İran’ın çökmekte olan savunmasını ayakta tutmaya çalışan Çin’in pervasız vekil rolünü açığa çıkardı; Avrupa elitleri ise — İran petrolündeki geniş ve gizli çıkarlarını korurken — küreselci ağlarının bozulmasına öfke duyuyor. Yüzlerce Çinlinin hayatı tehlikede; yabancı sığınaklarda diri diri gömülmüş, sus payıyla susturulmuş ve dünyanın en etkili sansür mekanizması tarafından görünmez kılınmış durumdalar. Xi’nin kumarı ölümcül sonuçlar doğurdu — ve ölü sayısı artmaya devam ediyor. (Yalnızca Sheng Xue’nin, ÇKP rejimi içindeki kaynağı — hâlen erişimi bulunan eski bir üst düzey yetkili — aracılığıyla sağlanan güncel ve birinci el bilgilere dayanmaktadır. Herhangi bir spekülasyon veya uydurma yoktur.) Söylemeye gerek yok ki, Çin’deki komünist hükümet bunların hiçbirini resmî olarak asla doğrulamayacaktır. Ancak Jennifer Zeng, yıllardır Çin içinde olup bitenleri doğru şekilde aktarıyor. Bu nedenle onu güvenilir bir kaynak olarak değerlendiriyorum. Elbette Çin’in İranlılara sağladığı yardımdan söz eden tek kişi o değil. The Sun, bir Çin fabrikasının İran’a ait intihar dronlarını seri şekilde ürettiğini gösterdiği öne sürülen çarpıcı yeni video görüntülerini ele alan bir makale yayımladı… Çin, Shahed üretim hattını gösterdiği öne sürülen bir videonun ortaya çıkmasının ardından İran’ın intihar dronu filosunu kurmasına yardım etmekle suçlanıyor. Pekin’in yerel TikTok’u olan Douyin’de bir fabrika tarafından paylaşılan görüntüler, bir atölyede insansız hava araçlarının monte edildiğini gösteriyor. Diğer görüntülerde ise, Tahran’ın ölümcül Shahed dronlarına benzeyen çok sayıda insansız hava aracının, sevkiyat öncesinde bir depoda sıralandığı görülüyor. Bence Çin’in gerçekten açıklaması gereken çok şey var. Bu arada Wall Street Journal, Rusya’nın “bölgedeki ABD güçlerini hedef alabilmesi için Tahran’a yardımcı olmak amacıyla uydu görüntüleri ve geliştirilmiş insansız hava aracı teknolojisi sağladığını” iddia ediyor… Konuya aşina kaynakların aktardığına göre Rusya, İran ile istihbarat paylaşımını ve askeri iş birliğini genişleterek, Tahran’ın bölgedeki ABD güçlerini hedef almasına yardımcı olmak amacıyla uydu görüntüleri ve geliştirilmiş insansız hava aracı teknolojisi sağlıyor. Rusya, ABD ve İsrail’in askeri gücüne karşı mücadelede en yakın Orta Doğu müttefikini ayakta tutmaya ve kendisine askeri ve ekonomik açıdan fayda sağlayan bu savaşı uzatmaya çalışıyor. Eğer bu doğruysa, bu durum Rusya’yı İran’daki savaşın bir tarafı hâline getirir; tıpkı Ukraynalılara sağladığımız destek nedeniyle bizim de Ukrayna’daki savaşın bir tarafı olmamız gibi. Rusların paylaştığı teknoloji sayesinde İranlıların, insansız hava araçlarının navigasyon ve hedefleme kabiliyetlerini geliştirebildiği bildiriliyor… Kaynaklara göre sağlanan teknoloji, iletişim, navigasyon ve hedeflemeyi geliştirmeyi amaçlayan modifiye edilmiş Shahed insansız hava araçlarının bileşenlerini içeriyor. Kaynaklar — aralarında üst düzey bir Avrupalı istihbarat yetkilisinin de bulunduğu kişiler — Rusya’nın ayrıca Ukrayna’da insansız hava araçlarını kullanma deneyiminden yararlanarak, operasyonlarda kaç dronun kullanılacağı ve hangi irtifalardan saldırı düzenlenmesi gerektiği konusunda taktiksel rehberlik sunduğunu belirtti. Şüphesiz, İran’a ait insansız hava araçları geçmişe kıyasla daha etkili hâle geliyor. Bunun ne kadarında Rusların payı var? Buna ek olarak, Rusların görünüşe göre “uydu görüntülerini doğrudan İran’a sağladığı” ve bunun da İranlıların Orta Doğu genelindeki hedefleri son derece yüksek bir hassasiyetle vurabilmesine imkân tanıdığı belirtiliyor… The Wall Street Journal’ın haberine göre Rusya, İran’a Orta Doğu’daki ABD askeri güçlerinin konumlarının yanı sıra bölgedeki müttefiklerinin yerlerini de sağlıyor. Yetkili ve bir Orta Doğulu diplomat olan iki kaynağın aktardığına göre, bu iş birliği savaşın ilk günlerinde derinleşti ve Rusya son dönemde İran’a doğrudan uydu görüntüleri sağlamaya başladı. Analistler, bu yardımın ABD ve Avrupalı müttefiklerin son yıllarda Ukrayna’ya sağladığı istihbarata benzer nitelikte olduğunu belirtiyor. Kaynaklara göre Körfez bölgesinde Moskova’nın desteğinin, İran’ın bölgede ABD radar sistemlerine yönelik son saldırılarında etkili olduğu düşünülüyor. Bu saldırılar arasında Ürdün’deki Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunması (THAAD) sistemi için kullanılan bir erken uyarı radarı ile Bahreyn, Kuveyt ve Umman’daki diğer hedefler de yer alıyor. Görünüşe göre Batı dünyasındaki çoğu insanın hayal ettiğinden çok daha yakın bir noktada, hem Rusya hem de Çin ile savaşa girme ihtimaliyle karşı karşıyayız. Ancak Batı dünyasındaki insanların büyük bir kısmı hâlâ bir şekilde her şeyin yoluna gireceğine inanıyor. İran böylesine yakın bir müttefik olduğu için, hem Rusya hem de Çin İran’daki rejimin ayakta kalmasını ister. Fakat her geçen gün daha fazla rejim lideri öldürülüyor ve bize “bir kargaşa hissinin hâkim olmaya başladığı” söyleniyor… En üst düzey liderlerden alt rütbeli askerlere kadar binlerce rejim mensubunun öldürülmesiyle birlikte, İranlılar bir kargaşa hissinin giderek hâkim olmaya başladığını bildiriyor. Güvenlik güçleri baskı altında ve kaçış hâlindeyken, protestocuları sokaklardan uzak durmaları için tehdit ediyor ve ABD’ye, İsrail’e ve Basra Körfezi’ndeki Arap komşularına yönelik saldırılar düzenliyor. Rejim kesinlikle zayıflatıldı, ancak henüz etkisiz hâle getirilmiş değil. Nitekim rejim tarafından kısa süre önce fırlatılan füzeler, dünyanın en büyük doğal gaz tesisini vurdu… İran’ın Orta Doğu genelindeki enerji tesislerine saldırarak “tam ölçekli bir ekonomik savaş” başlatma tehdidinde bulunmasından saatler sonra, bu gece Katar’da füzelerin “geniş çaplı hasara” yol açtığı bildirildi. Videolarda, dünyanın en büyük doğal gaz tesisi olan Ras Laffan’da ve Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da büyük patlamaların meydana geldiği görülüyordu. Tahran’ın “önümüzdeki saatler içinde” saldırılar düzenleyeceği uyarısında bulunmasının ardından, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’daki enerji tesisleri tahliye edildi. Şu anda tanık olduğumuz şey kesinlikle eşi benzeri görülmemiş bir durum. Katar’daki bu tesis, dünyanın doğal gaz üretiminin yaklaşık yüzde 20’sini karşılıyor. Eğer bu tesis devre dışı kalırsa, derhal küresel bir doğal gaz kıtlığıyla karşı karşıya kalırız. Suudi Arabistan’da ise başkent Riyad’ın İran füzeleri tarafından vurulmasının ardından “parlak turuncu bir ateş topunun gökyüzünü aydınlattığı” bildirildi… Etkileyici görüntüler, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın füzelerle hedef alındığı anı gösteriyor. Şehri sarsan büyük patlamalar sırasında parlak turuncu bir ateş topu gökyüzünü aydınlattı. Bu olay, İran’ın Orta Doğu genelindeki enerji tesislerine saldırarak “tam ölçekli bir ekonomik savaş” başlatma tehdidinde bulunmasından yalnızca birkaç saat sonra gerçekleşti. Suudi Arabistan, dünyanın kanıtlanmış petrol rezervlerinin yüzde 17’sine sahiptir ve savaş başlamadan önce günde yaklaşık 10 milyon varil petrol üretiyordu. Bu, on yıllardır uyarıldığımız türden bir kabus senaryosudur. Ve artık bu senaryo gerçekleşmiş durumda. Bu savaşın yakın zamanda sona ereceğine dair hiçbir işaret yok ve şu ana kadar yaşadıklarımız yalnızca buzdağının görünen kısmı. Ne yazık ki Batı dünyasındaki çoğu insan gerçekte neler olup bittiğinin tamamen farkında değil ve iyi günler hiç bitmeyecekmiş gibi eğlenip duruyor. Via Kritik Bakış Dergi

Kuşçu

13,699 просмотров • 5 месяцев назад

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ VE ÜNİTER YAPISI KORUNMALI Bakanlığımızın geniş bir stratejik vizyon çerçevesinde, devletimizin bekası ve milletimizin güvenliği için gerçekleştirdiği görev ve faaliyetleri başarıyla devam etmektedir. Karanlık bir dönemin ardından yeni bir sayfanın açıldığı Suriye’de barış, huzur ve istikrara yönelik adımları destekliyor, güney komşumuzun toprak bütünlüğü ve üniter yapısının korunması gerektiğini ifade ediyoruz. Bu kapsamda; - Suriye’deki yeni yönetimin tek ordu çağrısını ve çalışmalarını desteklediğimizi, - Suriye yönetimiyle terörle mücadele konusunda ortak çalışma arzusunda olduğumuzu, - Suriye’nin ve bölgemizin geleceğinde DEAŞ, PKK/YPG ve uzantıları dâhil hiçbir terör oluşumuna yer olmadığını ve bunlara izin vermeyeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz. Suriyelilerin gönüllü, güvenli ve saygın bir şekilde dönüşlerinin sağlanmasına yönelik çalışmalarımız devam edecek, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Suriye halkının yanında olmayı sürdüreceğiz. Önümüzdeki süreçte; - Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, Suriye'nin yeni yönetimiyle savunma alanında yapacağı iş birliğini, yalnızca iki ülkenin çıkarları değil aynı zamanda bölgemizin barış ve istikrarı için de önemli bir fırsat olarak görüyor, - Türkiye'nin güçlü savunma sanayi altyapısı, savunma teknolojileri alanındaki deneyimleri ve terörle mücadele tecrübesi ile birçok ülkenin örnek aldığı ordusunun, Suriye'nin güvenlik ve savunma kapasitesinin artırılmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. SON 1 HAFTADA 62 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ Ülkemize yönelik terör tehdidini tamamen ortadan kaldırmak, bölgemizin güvenlik ve istikrarına katkı sağlamak için yurt içinde ve sınır ötesinde gerçekleştirdiğimiz önleyici ve yok edici operasyonlarımız kararlılıkla devam etmektedir. Son bir hafta içerisinde 17’si Irak, 55’i Suriye harekât alanlarında olmak üzere birliklerimize yönelik 72 taciz ve saldırı girişiminde bulunulmuştur. Bölgedeki sivillere de zarar veren bu taciz ve saldırılara anında ve misliyle verilen karşılık ve devam eden operasyonlarla Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil son bir haftada 62 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Böylece yıl içerisinde etkisiz hâle getirilen terörist sayısı 3 bin 21’e ulaşmıştır. Ayrıca geçtiğimiz hafta içerisinde; - 2 PKK’lı terörist Hudut Karakollarımıza teslim olmuş, - Irak’ın kuzeyindeki arama tarama faaliyetlerinde tespit edilen bir mağarada çok sayıda silah, mühimmat ve yaşam malzemesi ele geçirilmiştir. HUDUTLARDA 85 ŞAHIS YAKALANDI Kaçakçılığın, yasa dışı geçişlerin engellenmesi ve terörle mücadele etkinliğinin artırılması kapsamında sınır güvenliğinde alınan etkili ve modern teknolojiye dayalı tedbirlerle; - Son bir hafta içerisinde 8’i terör örgütü mensubu olmak üzere 85 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 13 bin 830 olmuştur. - Son bir haftada engellenen 527 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 95 bin 340’a ulaşmıştır. SN. BAKANIMIZ, SUUDİ ARABİSTAN GENELKURMAY BAŞKANI’NI KABUL EDECEK Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; uluslararası görevler ile dost ve müttefik ülkelerdeki eğitim ve danışmanlık faaliyetlerine başarıyla devam etmektedir. Bu vesileyle köklü tarihî ve kültürel ilişkilerimizin olduğu Libya’nın Millî Günü’nü (24 Aralık) bir kez daha kutluyoruz. Sayın Bakanımız, - 20 Aralık’ta “Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Yıllık Komutanlar Toplantısı”na katılmış, 21 Aralık’ta; - Komuta Kademesi ile Kilis/Çıldıroba’da bulunan 6’ncı Kolordu ve Müşterek Özel Görev Komutanlığı Esas Komuta Yerinde inceleme ve denetlemelerde bulunmuş, - Yurt içi ve sınır ötesindeki birlik komutanlarının katılımıyla video telekonferans toplantısı gerçekleştirmiş, - Ardından Gaziantep/İslahiye’de bulunan 2’nci Zırhlı Tugay Komutanlığını ziyaret ederek faaliyetlere ilişkin bilgi almıştır. - 24 Aralık’ta Balıkesir/Karesi’deki mühimmat fabrikasında meydana gelen patlama sonrası olay yerine giderek incelemelerde bulunan ve yaralıları ziyaret eden Sayın Bakanımız, aynı gün ABD Savunma Bakanı ile ikili ilişkiler ve Suriye başta olmak üzere bölgesel savunma, güvenlik konularının ele alındığı bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. - 25 Aralık’ta Irak İçişleri Bakanı ile Bakanlığımızda bir araya gelen, ardından Dışişleri Bakanımız ile görüşen Sayın Bakanımız, bugün de (26 Aralık) Genelkurmay Başkanımızın resmî davetlisi olarak ülkemize gelen Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanını kabul edecektir. Öte yandan Sayın Genelkurmay Başkanımız, 19 Aralık’ta resmî davetlisi olarak Ankara’da bulunan Senegal Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanını makamında ağırlamış, aynı gün Birleşik Krallık Genelkurmay Başkanı ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Sayın Genelkurmay Başkanımız bugün (26 Aralık) de Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı ile görüşecektir. Sayın Kara Kuvvetleri Komutanımız da, 23 Aralık’ta Azerbaycan’a resmî ziyarette bulunarak Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile görüşmeler gerçekleştirmiştir. Millî Savunma Bakan Yardımcımız Musa Heybet ise 19-22 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilen Vietnam Uluslararası Savunma Fuarı'na katılmış ve çeşitli temaslarda bulunmuştur. İSRAİL BİR AN EVVEL GAZZE’DE ATEŞKESİ KABUL ETMELİ İsrail’in, 13 yıldan fazla süren iç savaşın yıkıcı etkilerini atlatmaya çalıştığı bir dönemde Suriye’ye yönelik müdahalesine son vermesi, Lübnan’la imzalanan ateşkes anlaşmasına tümüyle uyması ve Gazze’de ateşkesi bir an evvel kabul etmesi gerektiğini tekrar vurguluyoruz. Bir yıldan uzun bir zamandır yoğun bombardıman altında yaşayan Filistin halkı şimdi de açlık ve bulaşıcı hastalık riskiyle karşı karşıyadır. Yaşananları uluslararası toplum artık görmezlikten gelmemelidir. Bölgemizde barış ve istikrarın hâkim olması ve Filistin halkının uğradığı mezalimin sona ermesi gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz. TSK EĞİTİM-TATBİKAT VE ULUSLARARASI GÖREVLERE DEVAM EDİYOR Türk Silahlı Kuvvetlerimizin eğitim ve tatbikat faaliyetleri de aralıksız devam etmektedir. 17 Aralık’ta Pakistan’da başlayan Ayyıldız Türkiye-Pakistan İkili Sat Tatbikatı bugün (26 Aralık) sona erecektir. Bosna Hersek’teki Avrupa Birliği Gücü Althea Harekâtı Manevra Bölüğü rotasyonu kapsamında 1 Ocak 2025’te İtalya’dan görevi devralacak ve 30 Haziran 2026’ya kadar görev yapacak motorlu piyade bölüğümüzün intikali 20 Aralık’ta tamamlanmıştır. - 15-31 Aralık tarihleri arasında Bangladeş Deniz Kuvvetlerine ait SANGRAM gemisi tarafından Mersin’e liman ziyareti gerçekleştirilmektedir. 30 Aralık 2024-5 Ocak 2025 tarihleri arasında, - Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait ORIKU gemisi tarafından İzmir’e, - Pakistan Deniz Kuvvetleri unsuru Yamama gemisi tarafından ise Gölcük’e liman ziyaretleri yapılacaktır. - 19 Aralık’ta Romanya hava sahasında icra edilen Entegre Hava ve Füze Savunma Harekâtı faaliyetine 2 adet F-16 ve tanker uçağımız ile katılım sağlanmıştır. Söz konusu görev kapsamında Romanya’ya ait 5 adet F-16 uçağına havada yakıt ikmali yapılmıştır. YENİ NESİL FIRTINA OBÜSÜ ENVANTERE ALINDI Bekamızın ayrılmaz bir parçası olan yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizin de katkısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkân ve kabiliyetleri her geçen gün daha da artmaktadır. Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; - Yeni Nesil Fırtına Obüsü envantere alınmış, - 122 mm Çok Namlulu Roket Atar (ÇNRA) Fırlatma Aracının, - 40 mm Tamburalı Bombaatar ile - Sırt Tipi Karıştırma Sisteminin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır. NATO müttefikimiz İspanya ile “Jet Eğitim Uçağı Projesi”ne yönelik Mutabakat Zaptı, Savunma Sanayii Başkanlığımız ile İspanya Savunma Bakanlığı arasında 20 Aralık’ta imzalanmıştır. Bu tarihî anlaşmadan dolayı Savunma Sanayii Başkanlığımızı ve emeği geçenleri bir kez daha kutluyoruz. PERSONEL TEMİN FAALİYETLERİ SÜRÜYOR Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde devam etmektedir. 23 Aralık’ta başlayan “2024 Yılı Millî Savunma Bakanlığında İstihdam Edilmek Üzere Engelli ve Terörle Mücadelede Malul Sayılmayacak Şekilde Yaralananlardan İşçi Temini” başvuruları yarın (27 Aralık) sona erecektir. “Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Millî Savunma Üniversitesine” personel alımı kapsamında; - 28 Kasım’da başlayan “Sözleşmeli Personel Temini” başvuruları 28 Aralık’a kadar, - 20 Aralık’ta başlayan “Memur Temini” başvuruları ise 20 Ocak 2025 tarihine kadar devam edecektir. Millî Savunma Üniversitesi Askerî Öğrenci Aday Belirleme Sınavı (2025-MSÜ) başvuruları 2-27 Ocak 2025 tarihleri arasında yapılabilecektir. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanlığı tarafından düzenlenen Bölgesel Kariyer Fuarları kapsamında 23-24 Aralık’ta Adana’da gençlerimizle bir araya gelinmiştir. Bu çerçevede bugün ve yarın da Şanlıurfa’daki fuara iştirak edilmektedir. Millî Savunma Bakanlığı olarak Şubat ayında Çanakkale, Konya, Antalya ve Manisa’da; Nisan ayında ise Van, Samsun, Erzurum, Giresun, Malatya ve Kocaeli’de düzenlenecek Bölgesel Kariyer Fuarları’na katılım sağlanacak ve Bakanlığımızın temin faaliyetleri anlatılacaktır. Asil milletimiz ve personelimizin bağış ve katkılarıyla şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine, kahraman gazilerimiz ve silah arkadaşlarımıza destek olan Türk Silahlı Kuvvetleri Dayanışma Vakfının 25’inci (28 Aralık 1999) kuruluş yıl dönümünü kutluyor, başarılı çalışmalarının devamını diliyoruz. Sonuç olarak Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri; - Cumhuriyetimizin ikinci asrında, - Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve “Türkiye Yüzyılı” hedefleri doğrultusunda, - Yeni yılda da ülkemizin ve milletimizin güvenliği ve huzuru için terörle mücadeleden sınır güvenliğine, uluslararası misyonlardan insani yardım faaliyetlerine kadar çok geniş bir alanda, üstlenmiş olduğu tüm görevleri bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başarıyla yerine getirme azim ve kararlılığındadır. Ayrıca; - Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 105’inci yılında, Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, şehadetlerinin 94’üncü yıl dönümünde başta Asteğmen Kubilay, Bekçi Hasan ve Şevki Beyler olmak üzere tüm aziz şehitlerimizi; ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet, minnet ve saygıyla yâd ediyor; - 2025 yılının ülkemize ve milletimize sağlık, başarı ve mutluluk; bölgemize ve dünyaya ise daha fazla barış, huzur ve istikrar getirmesi temennisiyle milletimizin yeni yılını en içten dileklerimizle şimdiden kutluyoruz. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

42,586 просмотров • 1 год назад

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Millî Savunma Üniversitesinde gerçekleşen 16’ncı Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi ile 8’inci Dönem Kuvvet Harp Enstitüleri Komuta ve Kurmay Eğitimi Mezuniyet Töreni'ne teşrif ederek bir konuşma yaptı. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Azerbaycan Savunma Bakanı Orgeneral Zakir Hasanov, TSK Komuta Kademesi ve Bakan Yardımcılarının katıldığı törende konuşan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Kurmaylık Eğitimlerini başarıyla tamamlayan subayları tebrik etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasında şunları söyledi: Millî Savunma Üniversitemizin kıymetli Rektörü, şanlı ordumuzun kahraman subayları, kıymetli hocalarımız, saygıdeğer misafirler; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Kurmaylık eğitimini başarıyla tamamlayan subaylarımızın mezuniyet merasimlerinde sizlerle beraber olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Bugün 125'i dost ve kardeş ülkelerden gelen misafir askeri personel olmak üzere toplam 301 subayımızın gurur gününe iştirak ediyor, mezuniyet sevinçlerini paylaşıyoruz. Dereceye girenlerle birlikte 16’ncı Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi ile 8’inci Dönem Kuvvet Harp Enstitüleri Komuta ve Kurmay eğitimlerini neticelendiren tüm subaylarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Biraz önce diplomalarını alan subaylarımız kurmay ünvanıyla farklı kademelerde Türk Silahlı Kuvvetlerimize, devletimize ve milletimize yüksek bir vazife şuuruyla inşallah hizmet edecekler. Türk ordusunun tarih boyunca dünya ölçeğinde temayüz etmiş en güçlü vasıflarından biri olan kurmay akla; bilgi ve kabiliyetleriyle öyle inanıyorum ki en güçlü katkıları yapacaklar. Kurmay subaylarımıza yeni vazifelerinde şimdiden üstün muvaffakiyetler temenni ediyor, Cenabıallah ayağınıza taş değdirmesin, sizleri her türlü tehdit ve tehlikeden emin ve muhafaza eylesin diyorum. 26 farklı ülkeden gelerek burada modern, kapsamlı ve nitelikli eğitimler alan misafir askerlerimizi de aynı şekilde canıgönülden kutluyor, üstlenecekleri görevlerle ülkelerimiz arasındaki dostluk, dayanışma ve iş birliklerini daha da geliştireceklerine yürekten inanıyorum. Son olarak subaylarımızı hem kuramsal çerçevede hem de uygulama zemininde titizlikle eğiten, bilgi ve deneyimleriyle genç kurmaylarımızı teçhiz eden komutan ve hocalarımıza da takdir ve tebriklerimi iletiyorum. Bu vesileyle devletimizin bekası, ülkemizin güvenliği, milletimizin huzur ve selameti için can veren şehitlerimizin tamamını rahmetle yâd ediyorum. Merhum Nurettin Topçu'nun ifadesiyle “Şehit bir fertte barınan milletin ruhu bir millet iradesidir ki, bir vücudun gömüldüğü yerden bize ebedi hayat gönderir, bize ebediyeti kazandırır.” Türk milletine ebediyeti kazandıran milletimizin hürriyet abideleri, devletimizin ebet müddet nişaneleri olan aziz şehitlerimiz destanlaşan mücadeleleri ve hatıralarıyla yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir. Ay yıldızlı al bayrağımızda temerküz eden millî ve mukaddes değerlerimiz uğruna canlarını ortaya koyan gazilerimize şükranlarımı sunuyor, hepsine hayırlı ve bereketli ömürler diliyorum. Bugün mezun ettiğimiz kurmay subaylarımızın ülkemizde bölgemizde ve sınırlarımızın ötesinde ifa edecekleri görevlerle şehit ve gazilerimizin emanetini layıkıyla taşıyacaklarından hiçbir şüphe duymuyorum. MİLLÎ SAVUNMA ÜNİVERSİTEMİZ KÜRESEL ÖLÇEKTE YILDIZI PARLAYAN EN SEÇKİN EĞİTİM KURUMLARIMIZDAN BİRİ HÂLİNE GELDİ Değerli arkadaşlar; 31 Temmuz'da, yani 20 gün sonra Millî Savunma Üniversitemizin 10. kuruluş yıl dönümünü idrak edeceğiz. Şunu en başında ve özellikle ifade etmek isterim: 10 yıl gibi kısa sürede Millî Savunma Üniversitemiz küresel ölçekte yıldızı parlayan en seçkin eğitim kurumlarımızdan biri hâline gelmiştir. Vatanına, milletine, devletine aşkla bağlı, donanımlı, vicdanlı, özgüven ve sorumluluk sahibi subay ve astsubayların yetiştiği bu ocak milletimizin iftihar kaynağıdır. Savunma, güvenlik ve strateji gibi alanlarda yürüttüğü araştırmalarla, ulusal ve uluslararası yayın, rapor ve danışmanlık faaliyetleriyle askerî harekât ortamı ve askerî kültürün gelişimine yönelik doktriner çözümleriyle üniversitemiz hayati bir misyonu yerine getirmektedir. Millî Savunma Üniversitemiz bünyesindeki 7 enstitü, 3 harp okulu, 4 astsubay meslek yüksekokulu ve yabancı diller yüksekokulu ile bir yandan millî iradeyi hareket noktası olarak belirleyen vatan ve millet sevdalısı genç yürekleri ülkemize kazandırırken, diğer yandan askerî bilimler müktesebatımızın daha da derinleşmesinde başrolü üstleniyor. Bunun için değerli rektörümüzün ve yöneticilerimizin şahsında Millî Savunma Üniversitemizin sivil, asker, eğitimci kadrosunu, bu ailenin tüm mensuplarını tebrik ediyor, başarılarının daim olmasını diliyorum. Hükûmet olarak kurulduğu günden beri üniversitemizin yanında olduk. Subay ve astsubaylarımızın daha yüksek standartlarda, daha iyi şartlarda eğitim alabilmeleri için fiziki ve teknik altyapı başta olmak üzere ihtiyaçları karşılama noktasında ayrı bir hassasiyet taşıdık. Bundan sonra da Millî Savunma Üniversitemizin daha da güçlenmesi için ne gerekiyorsa yapacağız. Rabbim yâr ve yardımcımız olsun diyor, üniversitemizin 10. kuruluş yıl dönümünün Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ve aziz milletimiz için şimdiden hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. SAVUNMA SANAYİNDE YÜZDE 82 YERLİLİK ORANINA ULAŞTIK Kıymetli misafirler; keskin değişimlerin istisna olmaktan çıkıp sıradanlaştığı bir dönemi yaşıyoruz. Yapay zekâ ve yeni teknolojiler eğitimden sağlık ve finansa ulaştırmadan kamu hizmetlerine hayatın her alanını hem de çok derinden etkiliyor. Savunma ve güvenlikte ise bu dönüşümün tezahürlerini çok daha net bir şekilde gözlemliyoruz. Şu gerçeği en iyi sizler biliyorsunuz: Klasik harp ortamlarında belirleyici faktörler kuvvet yoğunluğu ve platform sayısıydı. Günümüzde bunlara teknolojinin, enformasyonun, insansız sistemlerin, hızlı karar destek mekanizmalarının da eklendiğini görüyoruz. Savaşlar artık sadece cephelerde verilmiyor, siber saldırılar ve dezenformasyon kampanyalarıyla birlikte yürütülüyor. Kamikaze dronelarla kritik altyapılar, enerji nakil hatları, ticaret güzergâhları hedef alınıyor. İnsansız hava ve deniz araçlarının sonuca doğrudan etki ettiği yapay zekâ merkezli yazılımların harekâtın seyrini değiştirdiği yeni bir denklemle karşı karşıyayız. Keşif ve gerçek zamanlı haber almanın vazgeçilmez birer kuvvet çarpanı olduğu bu yeni ortam planlamayla birlikte sevk ve idareyi de her zamankinden daha kritik hale getirmiştir. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim: Millî Savunma Üniversitemizde yetişen subaylarımız hem planlama hem de sevk ve idare noktasında eşsiz bir performans ortaya koyuyorlar. Gazi Mustafa Kemal tuttuğu notlardan birinde “Komutanlık çare aramaktan ibarettir, bunu da harp tarihi öğretir.” diyordu. Farklı misyonlarda görüyoruz ki komutanlarımız eşsiz zaferlerle dolu olan tarihimizden aldıkları ilhamla, harp tarihinden edindikleri bilgilerle hamdolsun yeni destanlar yazmaya devam ediyorlar. Biz de devlet olarak uluslararası güvenlik paradigmasının radikal bir dönüşüme uğradığı bu dönemde, yeni sistemin kutup başlarından biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Savunma sanayinde yüzde 82 yerlilik oranına ulaştık. Geliştirdiğimiz ürünleri doğrudan sahada test ediyor, geri bildirimler ışığında sürekli yeniliyor, güncelliyoruz. Mühendislerimiz, yazılımcılarımız, teknisyenlerimiz, sektörde faaliyet gösteren 4 bine yakın firmamız başarılarına her gün yenilerini etkiliyor. Bu eklemeyle birlikte güvenlik birimlerimizi yerli ve millî ekipmanlarımızla son teknolojiye sahip teçhizatlarımızla donatıyoruz. Bilhassa ihracatta çıtayı her geçen gün daha da yükseltiyoruz. Son 12 ayda 11 milyar doların üzerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ederek yeni bir rekora İmza attık. Ocak-Haziran dönemi ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30’a yakın artışla 4 milyar 665 milyon dolara ulaştı. Sadece geçtiğimiz ay 803 milyon dolar değerinde ürün ihraç ettik. Tabii şurası da mühimdir: Risk ve tehditleri doğru okuyabilen, bu sistem ve teknolojileri etkin kullanabilen, farklı platformlardan gelen verileri uygulamaya döken subaylarımız ve askerlerimiz de savunma sanayinde yakaladığımız bu ivmeyi sahada millî kazanımlara dönüştürmektedir. Kurmay aklın üretim merkezi olan Millî Savunma Üniversitemiz ise yetiştirdiği vatan evlatlarıyla bu kazanımları sürdürülebilir kılmaktadır. KÖKLÜ VE ZENGİN BİR ASKERÎ BİRİKİME SAHİBİZ Değerli arkadaşlar; Türk milleti olarak dünyada başka hiçbir milletle mukayese edilemeyecek ölçüde köklü ve zengin bir askerî birikime sahibiz. Kara Kuvvetlerimiz iki hafta önce 2235’inci yaşını kutladı. Dünyanın en eski askerî müzesi olan Harbiye Askerî Müzesi'ni 1453'te kurmuş bir milletiz. Şunun altını özellikle çizmek durumundayım: Bakın biz yalnızca bugünkü orduların temelini teşkil eden onlu sistemi kuran değil, aynı zamanda hilal taktiğine asıl derinliğini veren yontma keser taktiğini ve örtme harekâtını da dünya savaş literatürüne kazandıran bir milletiz. Evcilleştirdiğimiz atları cenk meydanlarında fırtına gibi kullanarak piyade ağırlıklı savaşın konseptini biliyorsunuz biz değiştirdik. Süvariye 360 derecelik manevra imkânı sunan üzengiyi ordu millet olarak biz icat ettik. İstanbul'un fethiyle bir çağı kapatıp diğerini açarken Sultan Fatih'in döktürdüğü Şahi toplarıyla, karadan yürüttüğümüz gemilerle, askerî dehamızın ışıltısıyla yeni bir destan kaleme aldık. Mehteri savaş alanında birlikleri yönlendiren bir orkestra olarak yine biz kullandık. Daha burada saymayacağımız birçok yeniliği harp sahasına ve sanatına biz kazandırdık. Tüm bunları yaparken toprakla birlikte gönüller de fethettik. Gücümüzü iyilik ve adaletle, zekâmızı erdem ve merhametle taçlandırdık. NATO LİDERLER ZİRVESİ’NE ANKARA'DA BAŞARIYLA EV SAHİPLİĞİ YAPTIK Değerli arkadaşlarım; bugün de aynı çizgide ilerliyor, ecdadın mirasına en güzel şekilde sahip çıkıyoruz. Gönül coğrafyamızda kanayan yaraları biz sarıyor, diyalog kanallarının açık tutulmasında öncü roller üstleniyoruz. Balkanlardan Kafkasya'ya, Ortadoğu'dan Afrika'ya barışın ve huzurun kalıcı hale gelebilmesi için her türlü kapıyı zorluyoruz. Aynı şekilde mensubu olduğumuz uluslararası ittifaklarda çok güçlü varlık gösteriyoruz. Biliyorsunuz iki gün önce NATO Liderler Zirvesi’ne Ankara'da başarıyla ev sahipliği yaptık. Değişen güvenlik koşulları ekseninde ittifakın geleceğini Türkiye'de ele aldık. NATO'nun Güneydoğu kanadının emanet edildiği bir ülke olarak mevcut gündeme dair değerlendirmelerimizi müttefiklerimizle paylaştık. Ankara Zirvesi’nin bölgemizde ve dünyada barış ve istikrarın tesisine katkı sağlamasını temenni ediyorum. Son olarak burada şu hususun da altına çizmek istiyorum: Hangi teşkilata üye olursak olalım, içinde bulunduğumuz zorlu coğrafyada alnımız ak, başımız dik, bu şekilde yaşamak için güçlü olmak zorundayız. Türkiye'nin güvenliğini kimseye emanet edemez, millî güvenliğimizden asla taviz veremeyiz. Dolayısıyla hem millî güvenliğimizi eksiksiz biçimde tahkim etmek, hem de bunu hukuk, meşruiyet ve demokrasi içinde yapmak mecburiyetindeyiz. Bunun için her fırsatta söylediğim gibi iç kalemizi sağlam tutacağız. Türkiye yüzyılı hedeflerimize doğru yol alırken 86 milyon olarak kardeş ve kaderdaş olduğumuzu hiçbir zaman unutmayacağız. Özellikle ülkemizi yaklaşık yarım asırlık bir sorundan kurtarmak amacıyla yürüttüğümüz terörsüz Türkiye sürecimizin başarıya ulaşmasıyla inşallah içeride ve dışarıda yeni bir hikâye yazmaya başlayacağız. Rabbim yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle eğitimlerini başarıyla tamamlayan subaylarımızı tekrar tekrar tebrik ediyor, üstlenecekleri görevlerinde her birine başarılar diliyorum. Aynı samimi duygularla misafir subaylarımızı da kutluyor, ülkelerindeki dostlarımıza bizlerden selam götürmelerini bilhassa rica ediyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Mezuniyetiniz hayırlı olsun, kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

42,197 просмотров • 1 месяц назад