Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

💥 Fatih Terim: Mesela ben bir örnek anlatayım şimdi: Milan - Inter maçı var biliyorsunuz. 2,5 milyar insan seyrediyor. ​La Gazzetta dello Sport iki hocayı rica etti, bizim basın danışmanlarımız da organize ettiler. Şehre geldik Milan'a. Ben de kulübe uğrayacağım. Çünkü müthiş bir hanımefendi var; orta yaşın üstünde, her...

179,910 views • 1 month ago •via X (Twitter)

3 Comments

Kuzen's profile picture
Kuzen1 month ago

İsmail hoca ; bende biliyorum oraları

Kadir Damar's profile picture
Kadir Damar1 month ago

Hikaye tanıdık geldi @ebekr

Nikola's profile picture
Nikola1 month ago

Yobaz herife medeniyet öğretmişler özeti bu

Related Videos

“60 YAŞLARINDA BİR ADAM, KIZ ÇOCUĞUNU SEVMEYE ÇALIŞIYOR. KIZA BAKIP GÜLÜYOR. SONRA KIZ AĞLAMAYA BAŞLADI.” Market sırasında beklerken iki kız çocuğunun yaşlı bir adam tarafından rahatsız edildiğine tanık olan kadın: “Az önce markete gittim. Orada biraz gerildim. Gerildiğim konuyu anlatacağım size. Şimdi marketten alışveriş yaptım, kasaya geçtim. Kasada sıra vardı. Sıranın önünde yaşlı bir adam, arkasında iki tane çocuk ve bir tane kadın vardı. Bunlar benim önümdeler tabii. Sonra adam sürekli — 60 küsur yaşlarında falan bir adam — sürekli kız çocuğunu sevmeye çalışıyor. Ve çocuk kendini sevdirmek istemiyor. Ben önce dedesi mi diye düşündüm. Ondan sonra dedesi olmadığını anladım. Oradaki herhangi bir müşteri. Ondan sonra kız kendini çekiyor. Hatta böyle bir mızıldanmaya başladı, ağlamaya başladı falan. Adam hâlâ böyle bir sevmeye çalışıyor falan. İşte ‘Senin elindekileri ben sana alacağım’ falan demeye başladı. Ben de önündeki kadına bakıyorum yani, diyorum ki neden tepki vermiyorsun hani diye. Annesi zannederek tabii. Sıra onlara geldi. Diğer ablasının elindeki eşyaları aldı, aynısı olduğu için. ‘Ben ödeyeceğim bunu’ dedi. Neyse ödedi, geri verdi çocuğa. Ondan sonra ‘Seninkileri ödemeyeceğim, sadece küçük kızınkini ödeyeceğim’ dedi. Geçti. Sonra kadın geldi, dedim ki: ‘Çocuklar siz geçin, annenizin yanına.’ Dedi ki: ‘O bizim annemiz değil.’ Ya dedim böyle böyle, ben sizin çocuklarınızı zannettim. Hatta dedim içlerimde size kızdım, diye bir tepki vermiyorsunuz diye. ‘Hakkınızı helal edin’ dedim. ‘Ha yok hayır, helal olsun, benim değil’ dedi. Ondan sonra çocuklara dedim ki: ‘Çocuklar anneniz nerede?’ Dedi ki: ‘Biz burada esnafız, babam pazarcı. Biz buraya kardeşimle beraber abur cubur almaya geldik.’ Paraları da var, sıkıntı yok. Sonra dedim ki: ‘Bakın, yabancı birinden bir şey almayın. Hoşunuza gitmeyen bir şey varsa bunu açık açık belirtin.’ Ben sıradayken o yaşlı adam tekrardan geldi. Ve eğilip eğilip dönüp dönüp kıza bakıyor. Gülüyor. Ve benim hoşuma gitmedi. Yani böyle bir ne bileyim, tiksindim yani. Hoşlanmadım bu durumdan. Sonra onlar pazara girene kadar onları takip ettim. Yani diyeceğim o ki rica ediyorum, kimsenin çocuğunu ısrarlı ısrarlı sevmeyin. Çocuk istemiyorsa, korkuyorsa, ya ne bileyim hoşuna gitmiyorsa sevmeyin. Zaten o oraya parasını almış gelmiş yani. Senin ona almana ihtiyaç yok yani. Onların ihtiyacı yok buna. Yani ben gerçekten hiç hoşlanmadım bu durumdan. Bilmiyorum siz nasıl hissederdiniz ama ben gerçekten iğrendim yani. Çünkü benim çocuğumu bile babası bir yere kadar sevebiliyorsa başka hiç kimse ileri derece sevemez.”

Dürbün

82,002 views • 13 days ago

Almanya’da yaşayan bir kadın, annesiyle yaşadığı ırkçılığı anlattı: • Almanya'ya taşınmadan önce Berlin'e geldiğimde Almanya'daki akrabalarımı biraz agresif bulurdum. • ⁠Hatta “Ya ne oldu da hemen bağırmaya başladın? Adam sana daha bir şey demedi” falan derdim. • ⁠Onlar da bana “Ya bak bunlar böyle. Eğer cevap vermezsen o zaman tepene çıkarlar. O yüzden hemen bir şey söylemem lazım” falan derlerdi. • ⁠Ben çok daha sakin bir insanımdır genel olarak; çok öyle parlamam. • Sonra burada yaşamaya başladıkça şunu fark ettim ki Almanlarda kendini üstün görmekten kaynaklı bir ego var. • ⁠“Biz üstün ırkız, her şeyi doğru yapıyoruz ve her şeyi doğru yapmaya devam ediyoruz” gibi bir tavır var. • İşte o insanları azarlamak gerekiyor. • ⁠Bir gün ben annemle beraber alışverişe gittim. Daha önce hiç girmemiştim oraya. • ⁠Girdikten sonra kadının biri anneme bir şeyler göstermeye çalışıyor. • ⁠Ben de “Ben anneme çeviri yapayım, kendisi Almanca bilmiyor” dedim. Bana “Aaa niye Almanca bilmiyor?” dedi. • ⁠“Annem burada yaşamıyor” dedim. Yok, kadın ikna olmuyor. Yani benim annem sırf turistik geldiği bir ülkenin dilini öğrenmek zorunda mı? • ⁠Sen İspanya'ya gidiyorsun diye, İspanya'da 3 gün kalacaksın diye İspanyolca öğrenmiyorsun. • Ayrıca Türkler burada kaç yıldır yaşıyor, birazcık Türkçe öğrenebilirsiniz ya da Türkçe isimleri doğru okuyabilirsiniz ama yapmıyorsunuz. • ⁠Ama illa istiyorlar ki sen onların diline hakim ol, herkes onların dilini konuşacak çünkü üstün ırk.

Kupür Haber

15,794 views • 28 days ago

Almanya’da yaşayan bir kadın, annesiyle yaşadığı ırkçılığı anlattı: • Almanya'ya taşınmadan önce Berlin'e geldiğimde Almanya'daki akrabalarımı biraz agresif bulurdum. • ⁠Hatta “Ya ne oldu da hemen bağırmaya başladın? Adam sana daha bir şey demedi” falan derdim. • ⁠Onlar da bana “Ya bak bunlar böyle. Eğer cevap vermezsen o zaman tepene çıkarlar. O yüzden hemen bir şey söylemem lazım” falan derlerdi. • ⁠Ben çok daha sakin bir insanımdır genel olarak; çok öyle parlamam. • Sonra burada yaşamaya başladıkça şunu fark ettim ki Almanlarda kendini üstün görmekten kaynaklı bir ego var. • ⁠“Biz üstün ırkız, her şeyi doğru yapıyoruz ve her şeyi doğru yapmaya devam ediyoruz” gibi bir tavır var. • İşte o insanları azarlamak gerekiyor. • ⁠Bir gün ben annemle beraber alışverişe gittim. Daha önce hiç girmemiştim oraya. • ⁠Girdikten sonra kadının biri anneme bir şeyler göstermeye çalışıyor. • ⁠Ben de “Ben anneme çeviri yapayım, kendisi Almanca bilmiyor” dedim. Bana “Aaa niye Almanca bilmiyor?” dedi. • ⁠“Annem burada yaşamıyor” dedim. Yok, kadın ikna olmuyor. Yani benim annem sırf turistik geldiği bir ülkenin dilini öğrenmek zorunda mı? • ⁠Sen İspanya'ya gidiyorsun diye, İspanya'da 3 gün kalacaksın diye İspanyolca öğrenmiyorsun. • Ayrıca Türkler burada kaç yıldır yaşıyor, birazcık Türkçe öğrenebilirsiniz ya da Türkçe isimleri doğru okuyabilirsiniz ama yapmıyorsunuz. • ⁠Ama illa istiyorlar ki sen onların diline hakim ol, herkes onların dilini konuşacak çünkü üstün ırk.

🎙️ Muhbir

48,250 views • 28 days ago

Ataberk Doğan, çocukluk arkadaşı Umur Afan ile tanışma hikayelerini anlatıyor: "Şimdi bu zengin bebesi. Şarköy'ü bilirsin Tekirdağ. Senin bilmediğin yok. Aa yok ezme hiç yok. Zengin çocuğuydun.Tam tersine anlatacağım ben sana şimdi hikayenin geri kalanını. Bunların bir yazlığı var orada iyi bir sitede. Şarköy'de benim de rahmetli babacığım bir sene iyi bir iş yaptı. Tekstilciydi. Tekstil biliyorsun hep böyle dalgalı. Bir sene işler çok iyiydi. Ulan dedi size dedi ev kiralayacağım. 3 ay dedi yazlıkta dedi takılın imparator. Biz heyecanlıyız falan. Neyse. Benim yaş 7- 8, 9 10 yokuz ikimiz de 10 yok. Zaten aramızda bir yaş var. O benden bir yaş küçük. Ondan sonra gittim ben siteye. İşte orada tanıştım çocuklarla falan. Herkes diyor ki Umur gelecek ama bunların evi sitenin en iyi evi. En önde falan böyle. Ulan dedim kim bu yavşak yani? Herkes bunu söylüyor. Sonra bu geldi. 10 dakikada arkadaş olduk. O günlerden bugünlere geldik. Ben çocukluğum, gençliğim hep maddi imkanlar yani aç değildik, açıkta değildik ama hep sınırlıydı. Bu yavşakta da büyük para vardı hep. Yani şöyle söyleyeyim çıkan son telefonların hepsini biz bunda görüyorduk. Geliyordu böyle o ne çıkmış bunda var. Hep orijinal formalar falan. Sonra dostluğumuz ilerledi. 15-16 yaşına geldik. İyice samimi dost olmuştuk. Aradan bir 7-8 sene geçmişti. Beni çok besledi. Kız arkadaşımla bir yere gidiyordum, indiriyordu. E buyur diyordu. Bunu ye falan filan şey yapıyordu yani baktı. Akabinde İstanbul'da üniversiteyi kazandı. Edirne'de yaşıyordu. Aynı evde yaşamaya başladık. Beşiktaş da ev tuttu. Benim kiram yok. Kira parası verecek durumum yok. Kirayı da o veriyor falan. Şartlar bu şekilde ilerlerken bir gün Vine diye bir aplikasyon vardı. Sen hatırlarsın. Sadece iPhone'larda var. Android şeyde Android'lerde yok. Baktı bana dedi ki bu dedi 'sen dedi bunlardan dedi komiksin dedi bunlardan dedi senin dedi bir tane dedi videonu çekeyim dedi paylaşayım' dedi. Onun telefonunda var Vine bende yok. Çekti paylaştı sabah 100 tane takipçi gelmiş. İlk öyle başladı. Öyle öyle tabii tabii. Ondan sonra ertesi gün bir tane daha çekti. 1000 oldu, 2.000 oldu, 3.000 oldu, 5.000 oldu, 10.000 oldu. Ben kendime bir tane iPhone aldım. Oradan yavaş yavaş yürüdü. O da Yıldız Teknik Üniversitesi'nde makine mühendisliği okuyor. Sonra tabii ben Vine'dan bir 7-8 ay sonra yayıncılığa başladım. İşte bundan 13-14 sene önce. İlk 2-3 sene hiçbir şey kazanmadım. Hobi olarak yapıyordum. Sonra para da gelmeye başladı. Sonra o mezun oldu bu süre zarfında. O da dedi ki sen iyi kazanıyorsun dedi. Ben dedi makine mühendisi olmayayım. Onu yanıma aldım. Bu sefer de tam tersine döndük. Ben onu yanıma aldım. O da şimdi artık bugün Türkiye'nin iyi yayıncılarından biri." Ataberk Doğan umurafan LEVENT ÜMİT EROL

LÜE SPORTS

19,628 views • 1 month ago

Neden oynanmadı Açıkladı Ertem Şener: Göztepe Galatasaray karşılaşması neden bugün ya da yarın oynanmıyor? Ben dedim ki ya nasıl bugün ya da yarın oynanmıyor? Böyle şey olur mu? Bu ne biçim iş? Nasıl federasyon bu? Ne yapıyorsunuz? İşte burada bak işte Galatasaray bir ayrıcalık mı? Falan filan yani Inter Milan. Bu arada Milan. Üstümdeki AC Milan. Arkadaşlar Serdar kardeşim çok beğenmiş. AC Milan. Şunu söylemem lazım. Bir dakika. Şunu anlatmam lazım. Dün hatalı konuştum. Ben dün Galatasaray aleyhine konuştum. Dedim ki ya niye oynanmıyor kardeşim Göztepe'nin ne günahı var? İşte perşembe günü İstanbul'a geldiler. Cuma cumartesi arada iki gün var. Niye bugün? Maç oynamıyor ya da işte pazar günü cumartesi. Cumartesi değil de pazar günü maç oynanabilirdi. Pazar günü maçtan sonra da işte pazar günü Galatasaray Göztepe deplasmanından sonra da işte 6 futbolcusu, 5 futbolcusu, 6 tane milli futbolcusu, milli takım futbolcusu. Pazartesi günü de sabah paşa paşa milli takım tesislerine gidip Riva tesislerine gidip birliklerine teslim olabilirlerdi. Bu bir milli görev çünkü. Galatasaray'ın milli futbolcuları. Şimdi ama şöyle bir durum söz konusu. Bir şeyi unuttuk. Bir şeyi unuttuk. Bakın. Bir şeyi unuttuk. Ben bugün 50 kişiye sordum. Ya dedim. Arkadaş neden? Yani Galatasaray-Göztepe-Galatasaray karşılaşması neden pazar günü oynanmıyor? Göztepe-Galatasaray mücadelesi neden pazar günü oynanmıyor? Ona soruyorum öbürüne soruyorum. O bilmiyor öbürü bilmiyor. Bir tanesi biliyor bir tanesi bilmiyor. Herkes bir kafadan bir şey söylüyor. Herkes bir kafadan bir şey söylüyor. Hatta şunu söyleyenler bile vardı ona çok güldüm. Ya abicim işte Galatasaray en fazla milli futbolcu veren takım olduğu için işte sakatlanmasını istemiyor falan filan diye. Saçma geldi bana. Dedim ki ne alakası var olur mu öyle şey ya? Böyle bir saçmalık olur mu dedim. Böyle bir saçmalık olur mu dedim. Ondan sonra abi vallahi ondan olabilir falan filan dediler ama abi işte bak Türkiye'de herkes bir şeyleri eksik yapıyor işte. Bir yanlış var. Doğruyu bir dakika. Doğruyu söylemem gerekirse dedim. Ben buna inanmadım dedim. Biraz daha araştırdım. Biraz daha baktım ettim. Geriye doğru gittim gittim gittim gittim. Sonra. Sonra Montella'nın fixture talebi geldi. Montella'nın fixture talebi. 26 ve 31 Mart tarihlerinde oynanacak playoff maçları için ligde erteleme ya da kaydırma talebinde bulunan İtalyan çalıştırıcı diyor haberde. Ne zaman biliyor musunuz bu haber? 20-11-2025. Amili takımda Montella'dan fixture talebi. Arkadaşlar. Ne federasyona kızın, ne Galatasaray'a, ne bir başkasına. Kimseye kızmayın. Hiç kimseye kızmayın. Hiç kimseye. Hiç kimseye kızmayın. Hiç. Kimse kimseye kızmasın.

Galatasarayultrataraftar

193,906 views • 6 months ago

💥 Murat Aşık: Telefon çaldı, kulüpten Nurgün Hanım. Nurgül Hanım ben bildim bileli Fenerbahçe Spor Kulübü'nde. Aziz Bey'in de kulübümüzün başkan sekreteri. Beni aradı Nurgün Hanım. Dedim, 'Allah Allah hayır olsun inşallah.' 'Başkan görüşecek.' dedi. Sağ olsun başkanımız aradı. Dedi ki, 'Ya Murat, bu Metin Aşık Tesisleri burası böyle böyle. Yani burayı yıkacağız. Artık dökülmeye de başladı. Ama hak sizdedir öncelik. Yani biz burayı yapalım diyorsanız,' dedi. Bir maliyet söyledi başkan, burada dile getirmeyeyim. 'Hatta daha önce daha yüksek çıkmış, biz biraz daha düşürdük,' dedi. ​'Hani sen burayı yapmak istiyorsanız...' Herhalde muhtemelen durumları da biliyorlar yani. 'Bir bak bakalım böyle sponsorla moponsorla bir şeyler yapabiliyorsan sen yap. Yapamıyorsan... Yani ben bu kadar buldum, siz üstünü tamamlayın' diyeceğiz ya da 'Teşekkür ederim başkanım, biz yapamıyoruz. Buyurun o zaman bizim de var.' dedi. ​Ben her şeyden önce teşekkür ettim böyle bir incelik gösterdiği için. Sağ olsun, Allah razı olsun. Ya benim şahsi öyle bir gücüm yok ama dedim, 'Kendisine söyledim, başkanım bir kaç hafta bana müsaade ederseniz bir bakayım ne yapabiliriz, ne kadar yapabiliriz.' Keşke bu arada gücüm olsa, öyle bir gücüm olsa kendi yaptırabilsem. Ama şunu diyeyim: O tesis '92'de yapıldı. 33-34 sene Fenerbahçe'nin yükünü çekti. Biz rahmetli babamı da oradan uğurladık vefat ettiğinde. Yapamazsak da bundan sonra yapacak kişinin adıyla devam edebilir. Önemli olan Fenerbahçe... O zaman için o tesis çok güzeldi, şimdi bu tesis daha güzel olur inşallah. ​Biz yapabiliyorsak biz yaparız, kim yapıyorsa da her zaman söylüyorum; Fenerbahçe'ye bir çivi çakandan Allah razı olsun.

FF TV

324,106 views • 1 month ago

🚨"Teknik direkrtlükte milli takım vs kulüp karşılaştırması" 🗣️Emre Özcan: "Erman'ın bıraktığı yerden eee aslında yani konuyla alakalı şöyle devam etmek isterim. Mourinho örnek verdi Jose Mourinho'nun şöyle bir açıklaması da var. Ben aslında onu sizin özelliğinize merak ediyorum. Çünkü Mourinho'ya bundan bir 15 yıl önce Fabio Capello'nun İngiltere milli takımının başına geldiği dönemler, hemen sonrası olabilir. İngiltere milli takımı ile alakalı dedikodular çıkarken onun bir açıklaması vardı. Ben asla milli takım hocalığı yapmak istemiyorum. Çünkü o bunun beni biraz paslandıracağını düşünüyorum. Benim için teknik direktörlük her gün yapılması gereken bir iş. Milli takım hocaları böyle çalışmıyor, demişti. Sizin çok fazla milli takım döneminiz var. Ama çok uzun kulüp döneminiz de var. Milli takım hocalığına bakışınız nasıl? Yani hakikaten iş anlamında bu yönden teknik direkt çalışma yönünden, işlerlik yönünden dezavantaj getiren bir tarafı olduğunu düşünüyor musunuz?" 🎙️ Fatih Terim: "Emreciğim çok güzel bir soru. Diğer arkadaşlarınki gibi bilinmeyenler de anlatılsın. Şimdi milli takım antrenörüyle kulüp antrenörlüğü arasındaki farkı ortaya koyması açısından doğru. Burada 2 ayda bir maç oynayabilirsiniz, 3 ayda oynayabilirsiniz, ayda bir oynayabilirsiniz. Orada her Çarşamba, her pazar, her salı, her Perşembe neredeyse doğrudur. Ancak bizim milli takım hocalığımızda şöyle bir şey başlattım ben. Derwal ile iki defa Hilton'da İzmir'den geldim. Göztepe'den, Piontek'in yanında olmamı isteyen toplantılara geldiğimde ki ben birinde hayır dedim iki numara hiç olmadım. Bir numara olmayı düşünüyorum ileride filan. Dedi ki ben de biliyorum. Sen ona layıksın ama bak çok seveceksin ,ve senin için çok iyi olacak dedi. Hakikaten de doğru oldu. Şimdi oraya geldikten sonra Futbol Federasyonuun Ulus'ta kiralık bir dairesi var. Çok da böyle odası yok. Şenez Bey, sekreteri, genel sekreter ve yukarıda da ben Piontek ilk yıllar.. Sonra bir sene sonra Rasim Hoca'yı aldım ben yanıma, hem yardımcı hem kaleci antrenörü üçümüz küçük bir odada. Ben sabah 9 akşam bazen 6 çünkü zaten 5'te o bina da boşalıyor. Çünkü başka işler yapanlar var. Bizim tabii diğer çalışan arkadaşlar da boşalıyor bazen 6 bazen 7 Şenez Bey aşağıda giderken eğer bir futbol görüşmesi yapacaksak biraz daha uzun. Ben böyle bir şey başlattım. Hatta bir gün kulağı açınlasın Piontek'in karısı git işte bize geliyorlar. Biz gidiyoruz. Ya Fatih bir şey soracağım dedi. Tabii dedim ya dedim Sepp hiç Danimarka'da federasyona gitmezdi dedi. Burada her gün gidiyorum diyor. Herhalde geliyor dedi. Ben de dedim ki vallahi hep beraberiz yani. Onun bir şey yok. Ne yapıyorsunuz peki dedi, çalışıyoruz dedim. Yani hatırlarsanız, o gün de çok büyük temeller attık. Ülkeyi gezdim ben arkadaşlarımla. 2 ay belki İstanbul'a gelmediğimiz günler oldu. Bütün Türkiye'den yardım istedik. Bütün Türkiye dedik ki hangi yeteneği gördüyseniz bize haber verin. Onu anlatıyorum. Bir gün çok güzel bir yemekten hep beraber çıkıyoruz, eşlerimizle gayet şık bir yerden. Garson giderken hocam dedi çok yetenekli bir arkadaş var diye benim herkesin içinde elime bir isim tutuşturmaz mı telefon.. Bir herhalde suratım hocam siz söyledin dedim ki haklısın. Nitekim iyi bir şey çıktı. Kendine de arkadaşlarımız telefonla döndü onun. Yani böyle çalışınca hem A hem Ümit, biraz daha ileri gidiyor. 125 km mesafe yok mu reklamanda A ile Ümit arası en fazla. Polonyalarda, İngilterelerde ben burayı kat ediyorum. Şoförle antrenman yaptırıyorum. Ter üstümde yıkanmadan A milli takımı antrenmanına geliyorum. Ben bunlar o zaman çok zor. Ama öbür türlü esasında milli takım hocalığı budur."

emrex1

42,120 views • 11 days ago

🗣Murat Aşık: Telefon çaldı, kulüpten Nurgün Hanım. Nurgül Hanım ben bildim bileli Fenerbahçe Spor Kulübü'nde. Aziz Bey'in de kulübümüzün başkan sekreteri. Beni aradı Nurgün Hanım. Dedim, 'Allah Allah hayır olsun inşallah.' 'Başkan görüşecek.' dedi. Sağ olsun başkanımız aradı. Dedi ki, 'Ya Murat, bu Metin Aşık Tesisleri burası böyle böyle. Yani burayı yıkacağız. Artık dökülmeye de başladı. Ama hak sizdedir öncelik. Yani biz burayı yapalım diyorsanız,' dedi. Bir maliyet söyledi başkan, burada dile getirmeyeyim. 'Hatta daha önce daha yüksek çıkmış, biz biraz daha düşürdük,' dedi. ​'Hani sen burayı yapmak istiyorsanız...' Herhalde muhtemelen durumları da biliyorlar yani. 'Bir bak bakalım böyle sponsorla moponsorla bir şeyler yapabiliyorsan sen yap. Yapamıyorsan... Yani ben bu kadar buldum, siz üstünü tamamlayın' diyeceğiz ya da 'Teşekkür ederim başkanım, biz yapamıyoruz. Buyurun o zaman bizim de var.' dedi. ​Ben her şeyden önce teşekkür ettim böyle bir incelik gösterdiği için. Sağ olsun, Allah razı olsun. Ya benim şahsi öyle bir gücüm yok ama dedim, 'Kendisine söyledim, başkanım bir kaç hafta bana müsaade ederseniz bir bakayım ne yapabiliriz, ne kadar yapabiliriz.' Keşke bu arada gücüm olsa, öyle bir gücüm olsa kendi yaptırabilsem. Ama şunu diyeyim: O tesis '92'de yapıldı. 33-34 sene Fenerbahçe'nin yükünü çekti. Biz rahmetli babamı da oradan uğurladık vefat ettiğinde. Yapamazsak da bundan sonra yapacak kişinin adıyla devam edebilir. Önemli olan Fenerbahçe... O zaman için o tesis çok güzeldi, şimdi bu tesis daha güzel olur inşallah. ​Biz yapabiliyorsak biz yaparız, kim yapıyorsa da her zaman söylüyorum; Fenerbahçe'ye bir çivi çakandan Allah razı olsun.

Fener Habers

50,903 views • 1 month ago

Murat Aşık: Telefon çaldı, kulüpten Nurgün Hanım. Nurgül Hanım ben bildim bileli Fenerbahçe Spor Kulübü'nde. Aziz Bey'in de kulübümüzün başkan sekreteri. Beni aradı Nurgün Hanım. Dedim, 'Allah Allah hayır olsun inşallah.' 'Başkan görüşecek.' dedi. Sağ olsun başkanımız aradı. Dedi ki, 'Ya Murat, bu Metin Aşık Tesisleri burası böyle böyle. Yani burayı yıkacağız. Artık dökülmeye de başladı. Ama hak sizdedir öncelik. Yani biz burayı yapalım diyorsanız,' dedi. Bir maliyet söyledi başkan, burada dile getirmeyeyim. 'Hatta daha önce daha yüksek çıkmış, biz biraz daha düşürdük,' dedi. ​'Hani sen burayı yapmak istiyorsanız...' Herhalde muhtemelen durumları da biliyorlar yani. 'Bir bak bakalım böyle sponsorla moponsorla bir şeyler yapabiliyorsan sen yap. Yapamıyorsan... Yani ben bu kadar buldum, siz üstünü tamamlayın' diyeceğiz ya da 'Teşekkür ederim başkanım, biz yapamıyoruz. Buyurun o zaman bizim de var.' dedi. ​Ben her şeyden önce teşekkür ettim böyle bir incelik gösterdiği için. Sağ olsun, Allah razı olsun. Ya benim şahsi öyle bir gücüm yok ama dedim, 'Kendisine söyledim, başkanım bir kaç hafta bana müsaade ederseniz bir bakayım ne yapabiliriz, ne kadar yapabiliriz.' Keşke bu arada gücüm olsa, öyle bir gücüm olsa kendi yaptırabilsem. Ama şunu diyeyim: O tesis '92'de yapıldı. 33-34 sene Fenerbahçe'nin yükünü çekti. Biz rahmetli babamı da oradan uğurladık vefat ettiğinde. Yapamazsak da bundan sonra yapacak kişinin adıyla devam edebilir. Önemli olan Fenerbahçe... O zaman için o tesis çok güzeldi, şimdi bu tesis daha güzel olur inşallah. ​Biz yapabiliyorsak biz yaparız, kim yapıyorsa da her zaman söylüyorum; Fenerbahçe'ye bir çivi çakandan Allah razı olsun. ( SportsDigitale )

Fenerbahçe Insider

237,217 views • 1 month ago

BARIŞ YARKADAŞ: "Peki abi dedim, siz naptınız bu pavyon işini bana bi anlat dedim ya. Biz dedi gece yemekten kalktık, Balıkhan restorandan, bizim dedi bu il başkanı aldı bizi pavyona götürdü dedi. Yemekten çıkmışlar, Ulus tarafında bi yere gitmişler. Ankara’dalar, Ankara’da. Bana dedi il başkanı beni dışarı çağırdı, 'Abi senle özel bir şey konuşacağım' diye. Çıktım diyor, içeri gürültülüydü. 'Yusuf abi' demiş, 'Bize 4 imza daha lazım. 4 imza daha lazım.' Başkan da demiş ki; 'Ya arkadaşlar vermiyorlar' demiş, 'Onlar Kemal Bey’e imza veriyorlar.' Hani Özgür Özel için imza toplamak istiyor başkan. Bunun üzerine dedi, il başkanı tuttu bizim delege Yüksel Atabay’ın yerine de imza attı dedi kağıda. Sonra bu belgeyi de dedi gece saat üçte Şaban Sevinç’e yolladı dedi. Şaban Sevinç de tuttu bunu yayınladı gece 02:30-3 gibi. 'Ama ben' dedi 'imza atmadım çünkü atmak istemedik. Biz çünkü gönlümüz Kemal Bey’den yana.' Çıkarttı dedi bize pavyonun önünde gece bazılarımıza 1000 dolar, bazılarımıza 1500 dolar verdi. Hatta bana dedi 1500 verdi, 500’ünü de dedi bir arkadaşa 'Abi sen yarın verirsin' dedi. 'Ben' dedi 'bu parayı aldım cebime koydum' dedi. 'Bak' dedi 'itiraf ediyorum aldım cebime koydum' dedi. Ve dedi bize bu parayı verirken Erzurum İl Başkanı, 'Kurultay günü' dedi 'Özgür Özel’e oy verin, onların da fotoğraflarını çekin, fotoğrafları da bana yollayın' dedi. Biz dedi paraları aldık. Seçim hücre derler ona biliyorsunuz kabine; hücreye girdik, Özgür Özel’e oy verdik, fotoğrafını da çektik, fotoğrafını da yollattık. Tamam mı, yolladık dedi hepimiz. Hepsini savcıya teslim ettim dedi. Bizim dedi HTS’imiz, bazımız... Dedi ki; 'Ben' dedi 'polis olduğum için, ulan arkadaş bu işin içinde bir iş olur, başımıza bir iş gelir, bu paranın nereden geldiği belli değil. Dolarlar havada uçuşuyor duyuyoruz; 100k dolar geldi, 130k dolar gitti, bilmem ne oldu falan oldu filan oldu. Biz diyor böyle paralar görmüş adam değiliz. Bir tane benim Lada otomobilim var diyor satsam satamam, zaten kirada oturuyorum evim bile yok' dedi. 'Ben' dedi 'bu parayı sakladım Gürkan' dedi. 'Sakladım. 1000 dolar bende, bunu sakladım harcamadım.' 'Peki' dedim, 'Siz şimdi ne yapıyorsunuz? Bu parti ne oluyor, nereye gidiyor?' 'Ben' dedi 'Kemal Bey’in geri gelmesini istiyorum' dedi. 'Çünkü Kemal Bey’in genel başkanlığı bizim gözümüzün önünde çalındı' dedi."

CZR HBR

122,783 views • 3 months ago

🎙️ Yunanistan'daki 19 Mayıs paylaşımı? 🗣️Samet Akaydın: Yunanistan'da 19 Mayıs... O zaman Olympiakos maçımız vardı. Fatih Hoca'nın gittikten iki gün sonraydı maç. Biz kampa girmiştik. Ben de ilk 11 oynuyordum o maçta. Fatih Hoca gitti, ilk 11 oynatıyorlardı beni. Taktik antrenmanlarda falan hep ilk 11'deydim. Sabah kahvaltıya kalktık, 19 Mayıs sabahı. Öğleden sonra paylaşımı yaptım. Paylaşımı yaptıktan sonra maç yemeği vardı, maç yemeğinden sonra toplantı vardı. Ben paylaşımı yaptıktan sonra yemeğimi yedim, toplantıya bir girdim; baktım ilk 11'de değilim. Çıkarmışlar beni ilk 11'den. Sonra toplantıdan çıkınca sportif direktörleri geldi bana, konuştuk. "Böyle bir paylaşım yapmışsın" dediler, "Bunu kaldırmak zorundasın" dediler. "Çok büyük bir tepki var sana karşı" dedi. Bununla ilgili bazı kesimler ama, her kesim değil tabii ki. Bazı kesimler bana aşırı tepkili olduğunu söylediler, "Bunu kaldırman lazım" dediler. Dedim ki; "Bu bizim ülkemizin milli bayramı" dedim yani. "Sizle bir alakası yok bunun" dedim. Ama bunu böyle algılamıyorlar falan, "Silmek zorundasın, silmezsen sıkıntı çıkacak" dediler. "Ben silmiyorum" dedim. "Silmem" dedim. "Niye sileyim? Türk'üm" dedim. "Benim milli bayramım ve onu kutlayacağım" dedim yani. "Sizi ilgilendiren bir şey yok burada" dedim. Neyse dediler, üstünü kapattılar. Sonra arkadan tabii mesajlar falan atıyorlar; "Ne olur sil" falan... Soyunma odasına girdik, sonra baktım bu sefer formam da yok. Formamı da kaldırmışlar. Yanına çağırdı; "Biz seni kadroya alamayacağız. Şu an statta sana çok büyük tepki var" dediler. "Seni burada koruyamayız, sen maç bitene kadar soyunma odasında kalmalısın" dediler. "Siz ne anlatıyorsunuz ya?" dedim. Ben menajerimi aradım direkt tabii. "Gel beni al buradan" dedim. Ben direkt stattın çıktım, kalmadım. Ben daha dönmedim ondan sonra geri zaten. O ara Panathinaikos'ta yani belki de bonservisimi alacaklardı yani Fenerbahçe'den yani... Öyle bir durumdaydı, konuşuluyordu. Fatih Hoca gittikten sonra da konuşuldu ama o olaylardan sonra zaten yollar ayrıldı. (Kafa Sports)

Beyefendi

549,294 views • 7 months ago

Grup Seksendört ve çok merak edilen çıkış noktasını Harun Can’a anlattı. * **Haruncan:** Ben sizi bir şehir efsanesi olarak biliyordum abi. Sizin şarkılarınızı duyuyordum ben sağda solda. O ilk demo albümün yayılması, hatta ben sizi Hacettepe'liler falan diye biliyordum yani. * **Seksendört; Barlarda çalıp işte ön grupluk yapıyorduk. Biz daha çok böyle barda çok çalmayalım da beste çalabilmek için böyle açılış yapalım istiyorduk. Cover çalmaya başlarsak biteriz diye düşünüyorduk. Bardan sıcak para kazanmaya başlayıp da hayatımızı ona göre organize edersek biz beste meste yapamayacağımızı biliyorduk. Tabi gel zaman git zaman Serter'in okulu bitti, biz Okan'la konservatuvardaydık falan derken artık işler durmaya başladı. Aile baskıları falan da artınca dedik ki "Abi biz hadi bir demoyu artık kaydedelim. Ölürüm Hasretinle'yi de yapmışız. Biz bunu artık bırakalım yani. Tadında da bırakmak lazım." gibi aslında bir noktaya gelmişiz. * **Seksendört (Konuşmacı 3):** O bizim aslında kendimize kaydettiğimiz miras gibi bir şeydi. * **Haruncan:** Ha ben onu bilmiyordum. * **Seksendört (Konuşmacı 3):** İleride oturup dön, geriye bakıp döndüğümüzde dinleyecek bir şeyimiz olsun. Zamanında bunları kaydetmişiz. * **Haruncan:** Ben onu bilmiyordum. * **Seksendört (Konuşmacı 2):** Biz orada artık o demoyu kaydettikten sonra insanlara, barlara "Arkadaşlar bizi unutmayın." Tanıdığımız mekanlara falan bizi seven, çıkartan Limon gibi, Garaj gibi işte bilmem ne gibi... * **Haruncan:** Ben hatırlıyorum, Limon'da sizin CD'leri görüyordum, vardı yani. Doğru hatırlıyorum inşallah. Savaş Karakaş mıydı? Star'ın savaş muhabiri. * **Haruncan:** Evet, evet. Stüdyoda biz Okan'la dururken geldi. Adamı da tanıyoruz simaen yani. "Abi" dedi, "Merhaba." "Merhaba." "Ya" dedi, "Ben bir grup arıyorum." Dedi ki "Hacettepeliler burada mı?" Dedim, "Yok, tanımıyoruz. Hiç provaya da falan da gelen yok. * **Haruncan:** O sizsiniz aslında. Ya bilmiyoruz, hiçbir fikrimiz yok. "Kaydı falan varsa" dedik, "Hani bir şey yapalım." "Ya" dedi, "CD var." CD'yi verdi. Taktık CD'yi Okan'la, çaldık. Ölürüm Hasretinle çalıyor. E dedik ki "Seksendört." "Seksendört" dedi adam da, şaşırdı. "Grup" dedim. "E Hacettepeliler" dedi. Dedim, "Değil, bu Seksendört, biziz." O zamanlar tabii sosyal medya yok, forum siteleri vardı. Şarkının adı yoktu. Muhtemelen bilmedikleri için Hacettepe, Hacettepeliler diye böyle dağılmış. Yanımız hemen internet kafeydi. Çıktık yukarı. Adam açtı, tak tak tak o forumu açıyor, bir numara o siteyi açıyor, bir numara orayı açıyor ve millet deli gibi bizi arıyor hemen çocukları aradım. "Erdem, ünlü olduk lan galiba falan." "Lan saçma" falan diye kapattı. Serter'i falan, dedim "Üstünüze iyi bir şeyler giyin, akşam çekim yapacaklar." Adam da dedi ki Savaş'ta: "Sizden tek bir ricam var" dedi, "Bu akşam benden başkasına söz vermeyin" dedi. Ondan sonra, "Bizi kim bilecek, kime söz vereceğiz, nasıl olacak?" falan. Stüdyoya girdik abi, şarkıyı çaldık, aldılar işte onlar büyük büyük zoomlar, tahmin edebiliyorsun. Abi ondan sonra bizi çektiler, gittiler. Abi 10 dakika sonra Harun telefonlar bir başladı... Ve sonra ne oldu biliyor musun? Her şey bitti. Ne bir şirket, ne bir plak firması, ne bir menajer... Bitti abi, bir gün içerisinde saman alevi gibi Yaşandı bitti abi. Ondan sonra şirket şirket gezip dedik ki "Madem bunu kaydedelim." Abi Burak vardı, o Burak bize hayatımızın en büyük iyiliklerinden birisini yapmıştır. Albümü dinledi, "Bu iş bizi aşar" dedi, "Bu büyük bir iş olacak. Biz bunun altına girmeyelim, ben sizi Pasaj'a götüreyim" dedi. Biz de hiç kimseyi tanımıyoruz. Abi adam bizi resmen elimizden tutup Pasaj'a götürdü. Pasaj ile gittik, anlaşmayı yaptık. Ondan sonra her şey başladı.

Netlog Medya

66,926 views • 3 months ago

Bir kadın, buluşacağı adamın tavrı yüzünden buluşmanın nasıl iptal olduğunu anlattı: • Yemin ederim bak, o kadar sinirliyim ki hala elim ayağım titriyor ya. • ⁠Evet, bugün date'e çıkamamamak kombini yapıyoruz. • ⁠Date'e çıkacağım kişiye cidden inanılmaz sinir oldum. Bodrumlu, 35 yaşında, işinde gücünde, eli yüzü düzgün, yurt dışında okumuş. • ⁠Benim yine CV kıstasları tutuyor. Gerçekten artık CV'ye bakmayacağım ya, İK nefreti! • Zaten en başından beni kendisine 10 dakika mesafede olan yerlere davet ederek falsoya başladı. • ⁠Benim yapacağım mesafe ise minimum 1.5 saat. “Hadi bu seferlik böyle olsun, belki bildiği güzel bir mekan var” falan dedim. • Sonra "Işıklar/karşı tarafı alırım, siz nerede beğenirsiniz?" dedim. “Karşı taraf büyük sorun olur" diyor. • ⁠Pardon, ben o tarafa gelirken neden sorun yok? Sen bu tarafa gelince mi sorun? • ⁠Pişkinlik diz boyu gerçekten. "Aa tüh ya, çok yazık oldu o zaman" dedim ben de. • ⁠Geri adım attı falan filan ama benim için orada bitmişti. O yüzden cevap vermedim. Üç kere daha yazınca her halde gerçekten pişman, hadi bir şans daha vereyim diye tekrar konuşmaya başladım. • ⁠Ama bu sefer nakliyeciler gelebilirdi buluşmayı kararlaştırdığımız akşam. Ben de "Benim evden çok uzaklaşmamam lazım” dedim. Bana 13, ona 16 km mesafede orta noktada bir yerde buluşmayı teklif etmeme rağmen gelmek istemedi. • ⁠”Ben 1.5 saat yol gelmesem görüşemeyeceğiz, o zaman boş ver kalsın" dedim. • ⁠O da işte biraz daha geveledi. Bana "Bir şeye ihtiyacın olursa her zaman yaz” dedi. • ⁠Ona "35 yaşında buralı bir erkek olarak daha ilk buluşmada eşit oranda özveri gösteremeyen birine ne ihtiyacım için neden yazayım?" dedim. • ⁠O da bana emoji attı, ben de engelledim. Bundan hiçbir şey olmaz.

🎙️ Muhbir

117,415 views • 1 month ago

Sosyal Medyada "Kadın Kadının Yurdudur" Söylemi Üzerine Çarpıcı Analizi 🔹 Size şimdi net bir bilgi vereceğim. 🔹 Bu sosyal medyada kadın kadının yurdudur kadın kadını desteklemelidir gibi kelimeler cümleler kuran herkes kadın düşmanıdır aslında. 🔹 Kadın kadının yurdudur falan değildir nerede bir toplulukluk var kadın topluluğu var orada hasetlik düşmanlık fesatlık iftira her türlü pislik var. 🔹 Şahsen ben kadının topluluğu olan her yerden uzaklaşmaya çalışırım. 🔹 Fakat işim gereği mesela influencer'ım ortamlara giriyorum, imentlere giriyorum herkes nasıl biliyor musun? 🔹 Gülüyor ya arkandan nasıl konuştuğunu sinsice konuştuğunu anlayabiliyorsun ve duyuyorsun kulağımıza geliyor bu bir. 🔹 Şimdi burada bir süredir linçlenen bir kız var. 🔹 Bir durum imentle ilgili bir şey çıktı, onu linçlediler ben değilim. 🔹 Bugün de kalktı biri açıklama yaptı, şişkoluk hakkında bilgi verdi bir şey demiş yine ben değilim dedi. 🔹 Şahsen ben kendi fikrimce ben senin olduğunu düşünüyorum neden? 🔹 Çünkü seni hiç samimi bulmuyorum. 🔹 O ilk linçlenmede senin yorumlarına baktığımda sen takipçilerine o kadar sert yorumlar yapıyordun ki bir takipçin sana kalkıyor diyor ki ya çok güzel şu üstündeki nerede aldın? 🔹 Takipçisine o kadar sert mesaj cevaplar veriyordu ki ben şöyle algılıyorum ya bu ne kadar egoist bir kız ne kadar böyle üstten bakan bir kız? 🔹 Hani şöyle yapıyor kadın kadının yurdudur kadınlar şöyledir hayır kusura bak ya da bakma ben senin kesinlikle oynadığını düşünüyorum. 🔹 Kesinlikle bir kadın yanlısı olduğunu düşünmüyorum kadın karşıtı olduğunu düşünüyorum. 🔹 Ve sadece işin gereği oynadığını düşünüyorum. 🔹 Bir de aşırı yalak olduğunu düşünüyorum çünkü nerede birini görsem bir beğenmemin var. 🔹 Herkesi beğeniyorsun bir dururun yok bir çizginin yok. 🔹 Ben mesela beğenmediğim şey yapmadığım kişilere bana uymayan kişilere gidip sırf aa beni tanısın beni görsün beni ben tanınan biriyim onlar da beni tanısın diye her şeyini beğenip atsmam. 🔹 Ama bu kadın bakıyor ondan daha iyi bak yarıştırdığı kişilere yarıştırdığı kişilerle asla görüp beğeni atmıyor ve ben bir zat şahidim. 🔹 Kesinlikle bu sosyal medya çok aldatmacı bir yer. 🔹 Kadınlar şöyledir böyledir falandır filandır. 🔹 Ben aşırı fevri bir insanım. 🔹 Ben direkt söylüyorum ben burada 4 tane kadın otursam birinden hasetlik alıyorsam onunla bir daha görüşmüyorum ama sen öyle bir insan değilsin. 🔹 Kusura bak ya da bakma benim görüşüm bu. 🔹 Şimdi yorumlarına giriyorum o linçlenmeden sonra. 🔹 Yorumlarında herkese evet aşkım tatlım bebişim diye cevap vermeye başladım. 🔹 Hayır gidin önceki yorumlarına bakın herkese usulsuz sert sert cevaplar vermişsin. 🔹 Şimdi de onun farkında olarak çünkü herkes sana şöyle yorum yapmış bu kadın çok üstten konuşuyor cevapları bile çok sert. 🔹 Sen şimdi herkese cevap vermeye çalışıyorsun evet bitanem buradayım evet aşkım şurada teşekkür ediyorum böyle. 🔹 Şu an sevgi gösterisi yapıyorsun. 🔹 Bunu millet yemez insanlar salak değil. 🔹 Yani seni öne atmak için söylemiyorum. 🔹 Ama bu böyle aşkım iki kere iki dört yapacak hiçbir şey yok.

Netlog Medya

14,964 views • 1 month ago

Vakko'nun Merter Fabrikasındaki Stajında Düğme Sayarak Öğrendiği Hayat Dersinin Hikayesini Anlatan Kadın Fenomen: 🔹 Vakko'nun Merter'deki fabrikasında lise stajı yapıyorum. 🔹 İkinci ya da üçüncü haftam her hafta başka bölüme veriliyoruz her bölümü tanıyalım öğrenelim diye. 🔹 Eee o hafta beni aksesuar deposuna verdiler. 🔹 Koşa koşa gittim, sabah sekizde başlıyor mesaimiz akşam beşte bitiyor. 🔹 Eee gittim merhaba ben Ayşin, işte merhaba ben Ercan. 🔹 Ercan abi ne olur beni bul. 🔹 Eee Ercan abi yanıma geldi bir çuval gömlek düğmesiyle. 🔹 Gömlek düğmesi, erkek gömleği düğmesi şu kadar böyle ama bir çuval böyle kocaman bir çuvalı böyle önüme koydu ve dedi ki mesai bitimine kadar bana bu çuvalda kaç tane düğme var söyleyeceksin. 🔹 Dedim ki nasıl? 🔹 Dedi ki işte bu çuvalda kaç tane düğme var, stok gireceğiz, bugünkü görevin bu dedi bana. 🔹 Bırak çuvalı gitti. 🔹 Ben başladım saymaya, sayıyorum, sayıyorum, onlu ayırdım, yüzlü ayırdım, artık böyle binli ayırdım. 🔹 Yani ayırıyorum, sayıyorum, öyle paydosu geldi, artık gözlerim görmüyor kör oldum böyle her yerde düğme görüyorum falan. 🔹 Korkunç bir süre yani ne zaman bitiyor ne düğme bitiyor hiçbiri bitmiyor. 🔹 Ben habire böyle deli posteki sayar gibi pirinç diyecektim gömlek düğmesi sayıyorum. 🔹 Saydım saydım saydım saydım mesai bitti saat beş. 🔹 Ben çuvalın beşte birini sayamamıştım. 🔹 Ercan abi yanıma geldi dedi ki ne yapıyorsun? 🔹 Dedim ki Ercan abi bitmedi tabii çok mahcubum yani nasıl üzgünüm, o gün bana verilen görevi bitirmemişim, kahrolmuşum. 🔹 Dedim ki Ercan abi bitiremedim, ben yarın da geleyim burada saymaya devam edeyim ya da eve gitmeyeyim, akşam oturayım ben bunları sayayım yani, nasıl bitmez verilen görev? 🔹 Ercan abi dedi ki böyle öbeklere baktı, bu öbeklerde kaç tane var dedi? 🔹 Dedim ki yüz tane var, her öbek yüz yüz. 🔹 Aldı bir tane yüz öbeğini hassas teraziye koydu, gramını bir kağıda not aldı, sonra çuvalı teraziye koydu, sonra çuvalın sonucunu hassas terazinin sonucuna böldü. 🔹 Gözüm döndü tabii, yani o kadar sinirlendim ki bir şey de diyemiyorsunuz, çok küçüğüm daha stajyerim yani, hani hiçbir şey değilim orada. 🔹 Dedim ki Ercan abi Ercan abi hani neden neden kör oldum ya, kör oldum. 🔹 Bana dedi ki bunu hayatın boyunca unutmayacaksın. 🔹 Yirmi yedi yıl geçti, unutmadım. 🔹 O hesabın öyle yapıldığını da unutmadım. 🔹 O hesap milyonlarca kere saçma sapan yerlerde öyle bir hesap biliyor olmam aşırı işime yaradı. 🔹 İnanılmazdı, inanamazdım. 🔹 Sonra şunu öğrendim, aslında en güzel hikayesi, en güzel dersi şuydu bana; bazen her şeyi kısa yoldan öğrenmek ya da eee hap bilgi şeklinde almak faydalı değil, bazen de biraz da burnumuz sürtsün ki onu hayatımıza adapte edebilelim o bilgiyi. 🔹 Şimdi diyeceksiniz ki bu hikayenin satışla ne alakası var? 🔹 Eee hiçbir alakası yok gibi geliyor. 🔹 Ama biraz düşünün. 🔹 Hım. 🔹 O teraziyi elinize almadan önce eee biraz düğme sayın, bakalım ne ilgisi var?

Netlog Medya

408,527 views • 1 month ago

İbrahim Selim: 1 Kadın 1 Erkek setinden unutamadığın bir anın var mı? Demet Evgar: Yani... Hazır mısınız? Ne kadar dolu geldim. Şimdi... 1 Kadın 1 Erkek'in böyle artık kapı pencere yıktığı bir zamanda beni Londra'da bir filmin galasına davet ettiler. İbrahim Selim: Bilenler gülmeye başladı. Demet Evgar: Davet ettiler beni. Tabii ki gelirim, süper. Çok güzel, kimler gelecek, ne giyeyim, ne yapayım falan... Onları şey yapıyorum. Sonra sette oturuyoruz Emre'ciğimle. Bana bir telefon geldi. "Allah Allah, Manisa'dan arıyorlar." Alo, evet. Haa evet. Öyle mi? Tabii çok isterdim ama o tarihlerde zaten... Çok teşekkür ederim. Sağ olun. Emre dedi ki "Kimle konuştun?" "Ya" dedim "Manisa'dan aradılar." Söylemez olaydım! Mesir şenlikleri için dedim. Bizi Hafsa Sultan'la Merkez Efendi olmamızı istiyorlarmış. "Eee?" dedi. Böyle gözleri parladı. "Eee ne?" dedim yani. "Ay Emre" dedim "saçmalama. Merkez Efendi ile Hafsa Sultan mı olacağız yani Manisa'da? Ayrıca" dedim "o tarihte Londra'da galam var yani." Dedi ki "Demet... Benim çocukluk hayalim." Yani Adana'da yaşayan bir çocuğun çocukluk hayatının mesir macunu... Camiden mesir macunu atmak Merkez Efendi olarak nasıl böyle bir hayal olabilir? Merkez Efendi olma hayali varmış. Hep Merkez Efendi o sene kim oluyorsa camiden ilk mesiri atıyormuş, çocukken hep onu istemiş. E ne yapayım? Ne yapayım? İbrahim Selim: Yemin et. Ay... Bunun fotoğrafı mı var? Demet Evgar: Olduk çünkü Merkez Efendi ile. Ben Londra'ya galaya gitmedim. Aşkım bana "çocukluk anım" deyince Emre, kıyamadım yani. Ve çocuklar... Bakar mısın? Şaban gibi oldu, bakar mısın? Görüyor musunuz? Görüyor musunuz çocuklar? Şaban'ı görüyor musunuz? Bak. Ve 1 Kadın 1 Erkek'in en popüler olduğu zaman artık ne olmuş biliyor musun? Yani kaç binler... Ege Bölgesi orada. Yani Aydın'dan, Denizli'den... Ben Hafsa Sultan gidiyorum, "Aaa Müge! Kız ne yapıyorsun?" Çocukluk arkadaşlarımın hepsini görüyorum. Zaten ama böyle bir kalabalık olamaz. Bu bizimki atın üstünde, boş bir kazan var. At sürekli kişneyip duruyor. Bu boş kazanı karmaya çalışıyor. Ve diyor ki: "Abi yani ben şu an kırmızı halıda..."

Kaliteli İzleme Rehberi

535,326 views • 1 month ago

Yasin Kol'un neden derbiye atandığını açıkladı 🤔❌️ Yağız Sabuncuoğlu: Galatasaray Yasin Kol verilmesin diyor. Niye üstüne veriliyor? Ben de bunu merak ettim, sordum. Sorduğumda şöyle bir cevap aldım. Biz de biliyoruz. Dünyanın en iyi hakemi midir? Türkiye'nin en iyi hakemi? Mesele o değil. Mesele kimseyle iletişime girmiyor. Kendi bir tarzı var. İşte çok fazla... Saha içinde muhatap olmuyor. Direkt oyuna odaklanıyor. İletişim anlamında da hani biraz daha böyle bizim için güvenli alan diyorlar yani. TFF özelinde. Yoksa kalkıp da biz mesela bir de insanlar duymak istediklerini duymayınca bunu az önce konuya giremiyorum. Duymak istediklerini duymayınca hemen böyle car car konuşuyor. Bizim taraftar gruplarımız her zaman böyle. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş hepsi öyle. Yani şimdi ben burada çıkıp desem ki Yasin Kol çok kötü atama aa ne oldu sana niye böyle diyorsun diyebilir Galatasaraylı arkadaşlar. Yasin Kol ile ilgili ben desem ki şu anda kötünün iyisi ve ben bunu 5 defa falan dedim burada. Hatta yazdılar işte Yasin Kol'a iyi hakem diyen futbol yorumlamışsın. Ben iyi hakem demedim Yasin Kol'a. Benim dediğim şu bizim ülkemizde yıllardır bir hakem problemi var. Ha biz ne yapmışız çok büyük hatalar yapmışız. Fırat Aydunuslar varken, Bünyamin Gezerler varken, Cüneyt Çakırlar varken yine hakem her zaman eleştiriliyordu. Her zaman günden baştan sonra hakem oluyordu ama öyle kötü hakemlere düştük ki bunların içinde de olayların dışında kalan bence yani fahiş hata var mı mesela bunun üzerine konuşalım. Mesela şu hata fahiştir dediğinde mesela diyorlar ki 50 metreden penaltı verdi Fenerbahçe'ye. E penaltı? Yani şimdi sen bunu kendi gözlüğünden bakıp ben senin istemediğini söylüyorum diye ben fenerbahçeli diyorsan bana. Sorun yok diyebilirsin. Ama şöyle. Uğur Karakullukçu: Doğru bile olsa. Görmediğin bir şeyi çalma. Şöyle olabilir. Görmedin. Onu vara bırakırsın. Var gelir uyarıp gel ver. Ama görmediği bariz bir pozisyonu çalarak. Varı da kitledi. Varında müdahale alanı. %100 olmadığında var. Yani. Aşırı net bir şekilde görmediği bir pozisyon. Ben çalayım da var baksın la. Ben devam ettireyim göremedim çünkü. Ama hem koşup hem 40 metreden bir şey görmedim. İmkansız. Hele o açıdan çizginin içinde mi dışında mı neye göre veriyorum. Neye penaltı verdin. Dışarıda içeride nasıl karar verdin. Olacak iş değil. Ama toplamda karar doğrulabilir. Zaten var bu yüzden var. Varın yorumlamasına ayrı koyuyorum ama Yasin Kol'un ilk anda verdiği refleksin yanlış olduğu ortada. Ben dedim ki pozisyona penaltı diyene de penaltı değil diyene saygım var. Ama Yasin Kol'un yönetiş biçiminde bir idare etme havası var. Ben yine çalayım. Bakarız gerisine. Böyle hakemlik yapılmaz ki. Neye göre çalıyorsunuz? Şunu sorayım ben.

Galatasarayultrataraftar

219,622 views • 5 months ago

Alemin Kıralı dizisindeki "Oben" rolüyle tanınan Birsu Demir, ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve bütün eğitim hayatım zarbalanmakla geçti dedi: 🔹 Birincisi kaşlarım, ikincisi çocuk oyuncu olduğum için "Aa, sen hangi dizi de oynadın?amalara giriyorsun" gibi gibi şeyler. 🔹 Ben nasıl havaya gireyim? 🔹 Zaten ben arkadaşlarımla oyun oynayamıyorum ki. 🔹 Ben setteyim ya, çalışıyorum. 🔹 Benim zaten oradan yana bir iç yaram... 🔹 Neyse ilkokul, ortaokul, lisede olur bunlar; çocuktuk, küçüktük, ergendik, eyvallah. 🔹 Üniversiteye başladım, sınıfta da benden yaşça büyük arkadaşlarım var. 🔹 Hala dalga geçiyorlar: "Senin de o zaman kaşların şöyledir, bu insanlar o zaman 26 yaşında falan." 🔹 Sen orada çok komiktin, ne kadar aptalaktın ya, ne kadar aptal aptaldım! 🔹 Sonra ben onlara şans verdim ve onlarla arkadaş oldum biliyor musunuz? 🔹 Şey deriz ya hani; "Her şey bir tecrübe, herkesten bir şey öğreniyoruz." 🔹 Ya ben keşke onlardan bir şey öğrenmeseydim! 🔹 Çünkü günün sonunda ben hayatımda çok büyük bir kayıp yaşadım. 🔹 Ve beni arayıp da bana "Bir şey lazım mı? 🔹 İyisin mi? 🔹 Geçmiş olsun, başın sağ olsun" hiçbiri demedi. 🔹 E sen zaten seni zorbalamış birinden niye iyi niyet bekliyorsun ki? 🔹 Eve geldim anneme dedim ki: "Kendi ben üniversiteyi bırakıyorum." 🔹 Dedi ki: "Kızım neden?" 🔹 Çünkü dedim: "Anne böyle böyle beni dalga geçiyorlar." 🔹 Ve çok uzun süre en arka sırada oturdum. 🔹 Öğretmenlere göre tembel bir öğrenciydim. 🔹 Ha günün sonunda yine mezuniyet oyununda başrol oynadım da... 🔹 Hiç olayı dramatize etmiyorum ama onlar da kesin şimdi konuşsak şey derler: "Ya biz sana şaka yapıyorduk. 🔹 Tamam o zaman bana şaka yapıyordun, peki neden sen beni zorbaladıktan ve ben sana şans verenden bir arkadaş olduktan sonra, üniversite bitince en kötü zamanında bana bir şeye ihtiyacın var mı, iyi misin diye sormadın?" 🔹 Kimse değişmez, kimseye güvenmeyin! 🔹 He bu arada, hayatınızda max bir ya da iki tane dostunuz olacak. 🔹 Lisede, üniversitede hepsi gelip geçecek.

Netlog Medya

218,622 views • 1 month ago

Fuat Göktaş Burak Yılmaz'ın söylediklerine Verdiği cevap şaka gibi Gökhan Dinç: Fuat Göktaş beni aradı, öyle oldu, beni bahis yaptın dedi. Yok efendim o sendin dedi. Sonra döndü telefon açtı. Dedi ki yok efendim o sen değildin. Bilmem ne bana yoklama çekti dedi. Ben de Sayın Futbol Federasyonu Başkan Vekili Fuat Göktaş'a telefon açtım. Ve dedim ki normal şartlarda böyle cevap vermezdiniz. Evet biliyorum. Hatta bunu da konuştuk. Ben normalde futbolun önemli paydaşlarından birisiyim. yönetici pozisyonundayım. Ben bir teknik direktöre bu şekilde karşılık vermem. Vermemem lazım. Ama derim ben ısrar ettim. Dedim ki ne oldu? Telefonda neler oldu? Her ikisine de. Her iki konuşmaya da. Şimdi öncelikli olarak Burak Hoca'nın bir kere ilk telefon açması değil. Burak Hoca da bunu anlatıyor. Ve Burak Hoca şunu söylüyor. Diyor ki telefon açtım beni doğradılar. Beni doğuruyorsunuz. Sen beni doğratıyorsun hakemlerine. Demiş ya Fuat Göktaş'a. Fuat Göktaş diyor ki benim maçtan bile haberim yok. Hangi pozisyondan bahsediyor ondan da haberim yok. Bana telefon açtı beni hakemlere doğratıyorsun dedi. Ve sonrasında şöyle bir ifade kullanıyor Fuat Bey. Burak Hoca bana telefon açıp hakemlerinle beni doğrattın yeter artık diye üst perdeden yüksek sesli bir şekilde konuşuyor. Normal şartlar altında bir başkan vekiline. Böyle bir teknik direktörü, daha doğrusu teknik direktörle başkan vekili niye muhatap oluyor o da bilmiyorum da. Başkanı ararsın, başkan vekilini arar, başkan vekilini mevkidaşı konuşur. Öfke nöbeti geçiriyor, sonrasında ellerinden öperim diyerek telefonu kapatıyordu diyor Fuat Göktaş. Burak Hoca bana telefon açıp hakemlerine beni doğrattın yeter dedi, öfke nöbeti geçiriyor. Sonrasında ellerinizden öperim deyip telefonu kapatıyordu. Bir önceki hakem olayında bu yaşandı diyor. Bu son derece ilginç ellerinden öperim falan kısmı. Atıldığı maçtan sonra söyledikleri hani bir nebze hoşgörüyle karşıladım. Ama Burak Hoca öfke nöbeti geçiriyor. Bundan sonraki son söylediği ifadelere hoşgörü göstermem mümkün değil diyor Fuat Göktaş. Nasıl bir hoşgörü göstermez ne yapar ne eder bilmem Fuat Göktaş beyefendi. Ama ifadeleri bu. Bir kez daha söyleyeyim. Bir kez daha söyleyeyim. Toplu halde söyleyeyim de. Toplu halde söyleyeyim de. Burak Hoca bana telefon açıp hakemlerinle beni doğrattın, yeter artık dedi. Öfke nöbeti geçiriyor. Sonrasında da ellerinizden öperim deyip telefonu kapatıyor. Bir önceki hakeme olayında da böyle oldu. Atıldığı maçtan sonra ilk olayda bana söylediklerine hoşgörü gösterdim. Ama buna hoşgörü gösteremem. Biz eski Burak Yılmaz'ı seviyorduk. Bunlar son derece tutarsız davranışlar. Burak Hoca bir önceki maçta da öfke nöbeti geçirdiğini zaten Burak Yılmaz'da kabul ediyor zaman zaman. Kötü konuştum diyor. Kötü konuştum. Ama konuşmayacaksın Burak Hocam, kötü konuşmayacaksın haksız duruma düşüyorsun. Yani Türkiye'de böyle. Haksızsın, isyan ediyorsun, cümlelerinden bir şeyler bahsetmeye çalışıyorsun. Böyle diyorsun, herkesin bir üstü bu var abi, benim de bir üstü bu var. Benim de bir üstü bu var. Ama işte... Haksız duruma düşüyoruz bazen. Böyle bağırarak, çağırarak, yükselderek falan böyle haksız duruma düşüyoruz. Sonuç itibariyle şu. Türkiye'de bugün çekilen fotoğraf çok net. Türk futbolunun ne kadar kötü yönetildiğini gösteriyor. Bir de bakın bu tartışmaların olduğu günlerde şimdi Fenerbahçe'de durduk yere Türkiye Futbol Federasyonu'nu ziyaret ediyor.

Galatasarayultrataraftar

47,804 views • 5 months ago