Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

Fetullahçı polisler, Hrant Dink'in katili Ogün Samast'ı Türk bayrağını ile fotoğrafını ve videosunu çekiyor. Bir tane Fetullahçı torospu çocuğu, "bu görüntüler bir yerde çıkarsa torospu çocuğuyum" diyerek kendisini tarif ediyor. Zaten Fetullahçı demek torospu çocuğu demek

189,850 просмотров • 10 дней назад •via X (Twitter)

Комментарии: 0

Нет доступных комментариев

Здесь появятся комментарии из оригинального поста

Похожие видео

15 Temmuz'u nasıl da eniklerine müjdeliyor 14 Haziran 2016'dan hemen sonra Kanada'ya kaçan Fetullahçı terörist Prof. Dr. Osman Özsoy, 15 Temmuz 2016'daki Fetullahçı darbe girişiminden önce terör örgütünün yayın organlarında 14 Haziran 2016'da "Profesör olacağıma keşke albay olsaydım diyerek darbenin mesajını Fetullahçılara veriyor. Fetullahçı terörist Osman Özsoy, "Bakın bu süreci 3-5 tane yiğit adam sona erdirir. Biraz daha gitsin böyle, onda problem yok. Zaten AK Parti seçiminde yüzde 60 da oy alsa, bu dönem ve bu süreç bitmiştir. Herkes bunu bir defa bilsin. Yaşadığımız şeylerin oyla, sepetle, sandıkla bir alakası yok. Bakın bu süreçlerini tamamen bitirmek çok kolay. Yani bu çok kolay bir şey bu. Bu süreç çok yakın sürede Allah'ın izniyle sona erecek. Ben profesör olacağıma keşke bir albay olsaymışım mesela, bu süreçte daha fazla katkım olurdu. Bir albay olacaktım ben. Bu ülkeye daha fazla hizmet ederdim şu an. Bakın bu iş böyle gitmeyecek. Bak ben siyaset bilim profesörüyüm ya. Bu %50 destek yarın öbür gün hemen tersine döner. Ya alt yazı geçin televizyon kanallarından Yarın sokağa çıkma yasağı var diye. Bakın sokağa çıkıyorlar mı? Bütün darbeler cuma günü oluyor. Hocaların evleri cami avlusundadır. Namaza bile geçmezler korkularında. Türkiye'de insanların demokrasi sayesinde çıkmak gibi bir hassasiyeti bir şey yok. Bunlar kuru kalabalıklar. Bir tane sağcı aydın bile çıkmayacaktır yine bakın. Buna itiraz etmeyecektir.

Herodot Diyor Ki

102,377 просмотров • 7 дней назад

Fetullahçıların 11 yıldır sığındığı keskin nişancı yalanı 15 Temmuz 2016’daki Fetullahçı darbe girişimi sonrasında Fetullahçı teröristler, Boğaziçi Köprüsü’nde 34 kişinin darbecilerce canice katledilmesini örtbas etmek ve yaşananlara gölge düşürmek için köprü ayaklarının tepesinde keskin nişancı olduğu yalanına sığındı. Fetullahçı teröristlerin ne kadar korkunç katliamlar yaptığını göstermek için iktidara yakın basın kuruluşları da köprüde Fetullahçı keskin nişancı vardı diye haber yaptı. Fetullahçıların zaten yaptığı yüzlerce korkunç ve canice olay varken bir de keskin nişancı masalı uydurdular. Allah’tan dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, meclis darbeyi araştırma komisyona verdiği ifadede köprü ayaklarında keskin nişancı olmadığını söyledi. Ayrıca köprü davasının iddianamesinde de keskin nişancı olmadığı net bir şekilde anlatıldı da iktidar kanadı bu yalanı bıraktı. Ancak Fetullahçı teröristler ısrarla o dönemki adıyla Boğaziçi Köprüsü şimdiki adı 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde keskin nişancı vardı yalanını sürdürmeye devam ediyor. Ayrıca Köprüyü Fetullahçı teröristler kapatmışken herhangi bir keskin nişancının oraya nasıl çıkacağını bile düşünemiyorlar. Köprünün işgaliyle ilgili hazırlanan iddianamede köprü üzerinde keskin nişancı olduğu iddialarına da son nokta koyuldu. Keskin nişancı olduğu iddia edilen nesnenin aslında kuleye ait üzeri branda ile kapatılmış vinç olduğu belirtildi. Fotoğrafa da yer verilen iddianamede şu bilgilere yer aldı: “Bazı medya ve vatandaşlar tarafından köprünün Beylerbeyi Kulelerinin üst tarafından keskin nişancı tarafından ateş edildiği söylenmesi üzerine köprü kulesine çıkılarak kontrol edilmiş, aşağıdan bakılınca insan gibi görünen nesnenin üzeri branda ile kapatılmış kuleye ait vinç olduğu tespit edilmiştir” denildi. 16 Temmuz 2026 tarihinde çekilen bu kısa görüntü de köprüde keskin nişancı olmadığını net bir şekilde gösteriyor. Ama don koklamayı, Fetullah Gülen adlı teröristin artık çayını içmeyi marifet sanan Fetullahçılar mankurtlaştıkları için kafaları bir halt almıyor.

Herodot Diyor Ki

128,521 просмотров • 5 дней назад

Dün Ankara Ulus'ta Vecihi Hürkuş'un meslektaşları, şehit astsubay Semih Özbey'in meslektaşları, şehit astsubay Esma Çevik'in, Ömer Halisdemir'in meslektaşları, babamın meslektaşları ile... Emekli Astsubaylar ile birlikteydik. Kimse bilmez, ben bilirim. Bir asker hastanesinde doğmuş, çocukluğu Sincan'da Bayrak Garnizonu'nda, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde babasının görevi dolayısıyla geçmiş; 5 yıldızlı otellerde değil, orduevlerinde kalmış; tatil köylerinde değil özel eğtim kamplarında -kamp çıkarsa, olur da sıra gelirse- tatilini yapmış bir emekçi astsubayın çocuğuyum. Ben astsubay çocuğu olarak 9 sene önce, 2015’te Parlamento’ya geldim ve iddia ediyorum Cumhuriyet tarihinde bir milletvekilinin astsubaylarla ilgili verdiği en çok soru önergesini, kanun teklifini verdim, meclis konuşmasını yaptım. Meclis kürsüsünde özgüvenle “Ben başçavuşun oğluyum, gurur duyuyorum” dedim. Tekrar söylüyorum; “Başçavuşun oğluyum ve başçavuş çocuğu olmaktan gurur duyuyorum!” Haykırıyorum ve haykırmaya devam edeceğim. Biz sadece astsubayın hakkını savuruz ve diğerlerinin aldığının da arkasında dururuz. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bir disiplin, bir hiyerarşi var, o hiyerarşiye de saygılıyız. Türk Subayı başımızın tacıdır. Biz zaten bir Türk subayının, bir çift mavi gözün, Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giden insanlarız. Bakışımız şudur; Türk Silahlı Kuvvetleri bir aileyse, bu ailede subay da astsubay da uzman çavuş da sözleşmeli er de, şehit olduğunda bir. Hepsi şehit, aynı mertebede. Dolayısıyla sağken de özlük hakları bakımından aynı imkanlara, aynı koşullara sahip olması gerekir. Ben parlamentoda olduğum sürece; TBMM'de astsubayın, askerin, polisin bir odası var. Hep söyledim. Ben CHP Genel Başkan Yardımcısı olduğum sürece; CHP Genel Merkezi'nde de bir odanız, bir kardeşiniz, bir arkadaşınız var, bir ağabeyiniz var. Bunu bilmenizi istiyorum.

Murat BAKAN

93,629 просмотров • 2 лет назад

Bildiğiniz gibi Takvim Gazetesi, bir süre önce FETÖ'cü Cemil Çiçek'in savcılık ifadesini yayınladı. Çiçek ifadesinde, FETÖ'ye nasıl ve ne zaman katıldığını detaylı şekilde anlatmasının yanı sıra telefonunda Bylock kullandığını ve örgüt içinde Ulvi kod adı ile tanındığını da itiraf ediyor. Yani adamın yıllardır Atatürkçü taklidi yaparak Atatürkçüleri kandırdığı tescillenmiş oldu. Zaten kendisi de bu rezaletle yüzleşmemek için geçen hafta Hollanda'ya, diğer firari FeTÖ'cülerin yanına kaçtı. Bir kaç gün önce X hesabı da kapatılmıştı ama firari Cemil hemen yeni bir hesap açmış. Şimdi FETÖ ile Kemalistlerin nasıl bir işbirliği içinde olduğunun muazzam bir kanıtını sizinle paylaşıyorum. Hani bu sene bilmem kaç milyon Kemalist Anıtkabir'i ziyaret etti diyorlar ya, işte bu da Kemalistlerin Anıtkabir'den sonra en çok ziyaret ettiği ikinci yer; Fetullahçı Cemil'in X profili. Solda Cemil'in takip çağrısını alıntılayan, sağda ise RT'leyen Kemalistler var. Atatürkçü olduğu için AKP'nin zulmüne uğrayan Cemil arkadaşımıza yardım edelim falan yazmışlar. Okurken insanın beyni yanıyor. FETÖ'cüler de destek vermiş tabiiki ama doğal olarak azınlıkta kalmışlar. Ünlü kemalist gazeteciler, ve İmamoğlu destekçisi akademisyenler de var aralarında. Ben bir yerden sonra kayıt almaktan vazgeçtim çünkü sonu bir türlü gelmedi. FETÖ'cü Cemil'in profiline girip bu rezaleti kendi gözlerinizle de görebilirsiniz.

Abese İrca

206,240 просмотров • 8 месяцев назад

Atatürk, tarikatların devlet düşmanı olduğunu bildiğinden 1925’te tarikatlar kapatılmıştır. Dün FETÖ’ye, bugün Süleymancılara operasyon yapılması Atatürk’ü bir kez daha haklı çıkarmıştır. Tüm tarikatlara operasyon yapılmalıdır. Tarikatların tamamı Türk düşmanıdır; Mossad, CIA, MI6 gibi dış istihbarat örgütlerine hizmet etmektedir. ⚡ İsrail bunu zaten itiraf etmiştir. ⚡ Tanınmış bir tarikat lideri CIA ile görüşüyor, İngiliz Kraliyet Muhafızları düğmeleri takıyor. ⚡ Diğer tarikat liderinin İsrail’den para aldığı mahkeme tutanaklarında vardır. Netanyahu ile görüştüğünü, İsrail’e bilgi sızdırdığını kendi itiraf ediyor. ⚡ Bu tarikatlar Türk ordusuna CIA ile ortak Ergenekon ve Balyoz kumpaslarını kurdu. ⚡ Hepsi de Türk, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanıdır! Özellikle Nakşibendiliğin Hâlidiyye kolu. Zaten tarikatların çoğunluğu Nakşibendiliğin Hâlidiyye koluna bağlıdır. ⚡ Kurtuluş Savaşı’nda İngiliz ve Yunan saflarındaydılar. Kurtuluş Savaşı’nı bu nedenle reddederler. “Kurtuluş Savaşı yoktur.” diyen meczuplar bunlardandır. ⚡ Şeyh Sait bunlardandır. ⚡ Menemen’de Kubilay’ı katledenler bunlardandır. “Bütün cemaatler ve tarikatlar, Haçlılar’ın Anadolu’da kurdukları ileri karakollarıdır.” 💬 Mareşal Fevzi Çakmak T.C. 1. Genelkurmay Başkanı Videoyu sonuna kadar izleyiniz, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

KABAC 𐱅𐰇𐰼𐰰 🇹🇷

22,958 просмотров • 2 дней назад

Boykot Yoluyla İcbar Özgür Özel, Sincan Cezaevi önünde Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan için açıklamalar yaptı; - "Bir vakfa bağış yap sonra yanıma gel demek suçsa, Türkiye'nin en büyük suçlusu Recep Tayyip Erdoğan'dır." - "Tanju ve arkadaşları, Bolu'yu sömüren 3 harflilerin ettiği kârın bir kısmını Bolu'daki öğrencilere verdiler." - "Bolu'da da şikayetçi kimse yok, bir tek o üç harflilerden biri mi ikisi mi, o da sonradan pişman olmuşlar.. ben pişman edecem onları Allah'ın izniyle.." - "Bizim arkadaşımızı, kardeşimizi, böyle, bu kadar haksız yere içeri attırmaya çalışan savcıya alet olmayı görecekler.. o savcı mı lazım size biz mi lazımız size, göreceniz bakalım,.. görcez." dedi. Kendi fikrim: bu kadar yanlış, bu kadar kavramsal hatalar içeren bir konuşma yapılamaz. Özgür Bey'in ayaküstü yaptığı bütün açıklamalarda böyle büyük vahim hatalar var. 1- Bir vakfa bağış yap sonra yanıma gel demek suç değil demiş oluyor. Bu davranışı meşrulaştırıyor. Burada bir zorlama şikayeti olduğunu yok sayıyor. 2- 'Bolu'yu sömüren 3 harflilerin ettiği kâr' ifadesi ile hem tüccarları 'sömürgeci' olarak itham ediyor hem de ettikleri kâra göz koyuyor. Üç harfliler kavramını kullanarak tüccarları şeytanlaştırmak da ayrı bir problem. 3- 'Bağış yap sonra yanıma gel' tavrını reddeden tüccara, 'sizi pişman edecem' diyor. 4- Savcı'ya adet oluyorsunuz diyerek hem tüccarları hem savcıyı suçla itham ediyor. Tüccarları Bolu'da elinde bulundurduğu güçle tehdit ediyor. Bu sözleri ve yaklaşımlarının tamamı büyük hatalar içeriyor. İleride olası iktidarında, kamu görevlilerine ve ekonomideki aktörlere nasıl davranacağının da bir işaretini veriyor. Özgür Bey, genel başkanlığını sağlıklı bir şekilde sürdürmek istiyorsa, bu tür ayaküstü konuşmaları artık bir yerde bırakmalı, bu kadar da detaylı ve çok konuşmamalı. CHP 🇹🇷

Bülent Gürsoy

13,799 просмотров • 5 месяцев назад

Cihat Yaycı : Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin yaklaşımı şu şekildedir: “Kıbrıs adasının tamamı benimdir” demektedir. Bu iddiaya dayanarak da “Benim Lübnan ile karşılıklı kıyılarım vardır” ifadesini kullanmaktadır. Ancak harita bu şekilde çizildiğinde, Kıbrıs adasının kuzeyinden, yani Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden de alan alınmış olmaktadır. Buna rağmen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kıyıları da zaten benimdir” diyerek bu durumu meşrulaştırmaya çalışmakta ve bu varsayıma dayanarak Lübnan ile söz konusu anlaşmayı imzaladığını ileri sürmektedir. Oysa karşılıklı kıyıların büyük bir bölümü fiilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne aittir. Buna rağmen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, adanın bütününün kendisine ait olduğunu iddia ederek “Dolayısıyla bu anlaşmayı ben imzalarım” demektedir. Bu noktada şu soru ortaya çıkmaktadır: Türkiye, Lübnan üzerinde etkili bir ülke değil midir? Eğer Türkiye’nin Lübnan üzerinde bir etkisi varsa, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kıyıları üzerinden, üstelik bu kıyıları yok sayarak Lübnan ile bir anlaşma imzalamasına neden engel olunamamıştır? Demek ki burada dikkat çekici bir sorunlu durum bulunmaktadır. Daha da dikkat çekici olan, bu açık kayba rağmen Lübnan’ın söz konusu düzenlemeyi kabul etmiş olmasıdır. Üstelik bu gelişmeden önce İsrail ile Lübnan arasında bir yan sınır sorunu bulunmaktaydı. Bu yan sınır sorunu da yine Lübnan’ın aleyhine olacak şekilde İsrail ile karşı karşıya gelmesine yol açmış, nihayetinde 2022 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin devreye girmesiyle mesele İsrail lehine çözüme kavuşturulmuştur. Amerika Birleşik Devletleri’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni sevmesinden kaynaklanmamaktadır. Asıl belirleyici unsur, ABD içindeki Yunan ve Rum lobisinin etkisidir. Bu lobiler aracılığıyla Doğu Akdeniz’de adım adım bir “oldu bitti” politikası yürütülmekte ve bölgedeki dengeler bu şekilde şekillendirilmektedir. YAYININ TAMAMININ LİNKİ;

TÜRK DEGS / TURK MAGS

25,875 просмотров • 8 месяцев назад

🎙️ Emre Kaplan : 🔸 Haberi yapan Burhan Can Terzi benim hayatta sözüne en çok güvendiğim insanlardan bir tanesidir. Yani beni bugüne kadar normal hayatımızda da herhangi bir yanlış bir söylemine ya da yanıltıcı bir söylemine hayatımda hiç denk gelmedim. Çok eski ve çok da sevdiğim, hayattaki en yakın olduğum insanlardan bir tanesi." "Şimdi kulübün yalanlaması Musiala ile bir ilgimiz yok şeklinde değil. 🔸 Kulübün yaptığı yalanlama dün çünkü Burhan Can'ın yaptığı haber 'Bu iş bitti, işte önümüzdeki hafta kampa katılacak, anlaşma noktasına gelindi.' şeklinde ki sonrasında da bazı televizyon kanalları da bazı resmi kurumlar da buna benzer haberler yaptılar ve çok büyük bir heyecan uyandırdı açıkçası. Gün, saat yanılmıyorsam 11'e doğru falan gerçekleşti bu." 🔸 "Zaten açıklamada 11.30'da geldi." "Sonrasında Galatasaray Kulübü İletişim Ekibinden sevgili Coşkun'un attığı bir mesaj:" "'Musiala ile ve Bayern Münih ile anlaştığımıza dair haberler doğru değil' şeklinde bir yalanlama geçti. Yani bu şu demek değil: 'Galatasaray'ın gündeminde Musiala yok. Galatasaray Musiala ile görüşmüyor. Bu haberleri toptan reddediyoruz' gibi bir durum söz konusu değil. Sadece şu an anlatılan aşamada olmadığını söyleyen ve bunu yalanlayan bir açıklama. Çünkü Musiala ile ilgili Galatasaray'ın girişimi, görüşmesi var. 🔸 Hatırlayacaksın senle de burada konuşmuştuk daha önce. Yani menajerler tarafından getirildi şeklinde bana bilgi gelmişti. Dün tabii bu konu bu kadar büyüyünce biraz daha araştırma yapma imkanım da oldu. Bir kere mart ayından beri Galatasaray Musiala'yı takip ediyor. Mart ayından beri Galatasaray'ın masasındaki isimlerden bir tanesi. Durumu takip ediliyor. Çünkü yani bunun belli sebepleri var. 🔸 Biz geçen sene Dünya Kulüpler Şampiyonası oynanmadan önce 'Musiala Türkiye', 'Musiala Galatasaray' gibi bir şeyi yan yana getirmeye çalışsak bayağı mizahi içerikli bir program haline gelirdi muhtemelen konuştuklarımız, söylediklerimiz ama oyuncunun yaşadığı bir sakatlık var. Şimdi işte Dünya Kupası'na gitti ama normal şartlarda Jamal Musiala, Almanya'nın bu jenerasyonunun altın çocuğu. Yani oradaki 1 numaralı yıldız. Hatta işte haberlerde var, Almanya'yı daha yakından bilen insanların yaptığı haberlerde var. 🔸 Almanya'da şu anda en çok para kazanan oyuncu. Yaklaşık 30 milyon euro maaşı, 20 milyon artı bonuslar falan gibi 30 milyona yakın bir maaşı olan bir oyuncu. Sezon öncesi kampını Bayern Münih ile birlikte geçirmiyor ve Bayern Münih 'Bu oyuncu bizim için çok değerli, çok önemli bir oyuncu yani. Zaten yaşı genç, ilerleyen dönemde de katkı alabiliriz ama bu sene bu sert rekabetin içinde olmasın, daha farklı bir yerde forma şansı bularak kendini hazır hale getirsin' düşüncesine sahip. ▪️ KAYNAK : Libero

𝐒𝐄𝐑𝐇𝐀𝐓 𝟏𝟗𝟎𝟓

72,452 просмотров • 19 дней назад

Ümit Özdağ’dan Erdoğan’ın milli birlik çağrısına cevap Erdoğan ülkemiz etrafındaki kuşatmadan bahsederek böyle kritik bir dönemde milli birliğin önemini vurgulamış. 2002’den bu yana bilinçli bir kutuplaştırma, gerginlik üretme ve düşmanlaştırma politikası ile Türkiye’yi düşman kamplara bölen Erdoğan’ın 22 sene sonra milli birliğin önemini vurgulaması önemli ancak inandırıcı değil. Evet, ülkemizin çevresinde bir ateş çemberi var. Bu çemberin alevleri, aslında ülkemizin sınırlarını uzun süredir yakıyor. Türk ordusu Irak ve Suriye’de savaş halinde. Türkiye, Azerbaycan-Ermenistan savaşında savaş alanındaydı ve Kafkaslar ikinci bir çatışmaya gebe ve Türkiye tekrar Azerbaycan’ın yanında olmak zorunda kalabilir. Türk ordusu Libya iç savaşında da sahada. Afrika’nın değişik bölgelerinde Türk askeri/istihbarati operasyonları devam ediyor. Özetle aslında ülkemiz düşük yoğunluklu bir savaşı zaten yaşıyor. Bu sırada ülkemizde 13 milyon sığınmacı ve kaçak yaşıyor. Ve büyük bölümü travmalı bu insanlara her geçen gün sınırdan kaçak giren 1000-1250 kişi ekleniyor. Ülkemizde Amerikan ordusu tarafından yetiştirilmiş ve savaş deneyimine sahip yüzbinlerce Afgan var. Ve sayıları bilmediğimiz selefi cihatçılar değişik örgütler halinde uyuyan hücreler olarak bekliyorlar. Özetle, Erdoğan haklı. Milli birliğe ve bütünlüğe ihtiyaç var. Ancak 22 sene hor görülen, aşağılanan, düşmanlaştırılan insanlara "Milli birliğe ihtiyaç var, toplanın" denmesi ile milli birliğin yani Atatürk’ün ifadesi ile "iç cephe"nin sağlanması mümkün değil. Üstelik, bu insanlara “Anayasanızı A’dan Z’ye değiştireceğiz, değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek olan ilk 4 maddeyi de değiştireceğiz. 66. Maddeyi değiştirerek "Türk milleti" tanımını "Türkiyeli" yapacağız. Unutmadan söyleyelim "Malazgirt meydan muharebesini de siz Türkler kazanamadınız. Zaten Malazgirt Türk zaferi de değildi" derseniz, biz de size "Milli kimliğimizi yok sayan, tarihimizi yok sayan bir birlik, milli birlik olamaz" cevabını veririz. Ülkemize doldurduğunuz milyonlarca Suriyeli, Afgan vs. kalacak diyorsunuz. Türk Milleti’nden bunlar ile milli birlik oluşturmasını istiyorsanız hayal görüyor olmalısınız Sayın Erdoğan. Bu insanlar ülkelerine dönmeden milli birlik olmaz. 85 yaşındaki nineler sokaklarda kapıt mendil satıp pazar yerinden geride kalan domatesleri toplayarak yaşamaya çalışırken birilerinin vergi vermeden aldıkları ihalelerden kazandıkları paralar ile Londra’da sokak satın aldıkları bir ülkede milli birliği sağlamak zordur. Atatürk’ün fotoğrafını takmayan soytarılara müdahale eden genç subayları ordudan atarak milli birlik sağlayamazsınız. Emri anayasa ve yasalar ile belirlenmiş komutanlarından ve amirlerinden değil, Tanrı ile irtibatlı olduğuna inandıkları şeyhlerinden alan üniformalılar ile de vatan savunmazsınız. Evet sayın Erdoğan, Türkiye bıçak sırtında yürüyor. Size çevrenizin ilettiğinden daha tehlikeli bir süreçten geçiyoruz. Böyle büyük bir tehlike karşısında milli birliğimiz önemli. Siz sokak röportajlarında size yönelik öfkeli konuşan insanlardan rahatsız olmuşsunuz. Bu insanları size bu kadar öfkeli olma noktasına siz bilerek ve isteyerek getirdiniz. "Bana yüzde 51 lazım, yüzde 49’un canı cehenneme" şeklindeki politik anlayışınız ile seçim kazanabilirsiniz ancak vatan savunmak çok zor olur. İç cepheyi güçlendirmek mi istiyorsunuz gerçekten? Sayın Erdoğan, önce size oy vermeyenleri düşman, ikinci sınıf vatandaş olarak görmediğinizi herkese gösterin. Yasaları hepimize eşit uygulayın ve Anayasanın üstünlüğünü kabul edin. Yoksa hiç kimse kendisini güvende hissetmez. Güvenin olmadığı yerde milli birlik olmaz. Herhangi bir tarikate/cemaate üye olmadan da devlet memuru olabileceğimizi gösterin bize. Bakın ben sıkı bir Yeşilaycıyım. Ama neden rakı içen emniyet müdürü ve valilerimiz yok? Suç mu rakı içmek? Veya neden Alevi yurttaşlarımız vali, emniyet müdürü olmasın? Atatürk’e saygı gösterin ve bunun göstergesi olarak İstanbul Hava Limanı’nın adını "Atatürk Hava Limanı" yapın. Ve anayasamızın girişi, ilk 4 maddesi ve 66. maddesi ile bir sorununuz olmadığını ifade edin. Üç tane emperyalizm destekli zıp çıktı unsuru memnun etmek için 4000 senelik devletli tarihi olan Türk Milleti ile karşı karşıya gelmeyin. İleri de Türk tarihinin parçası olarak anılmanızı sağlayacak işler yapın. Bunun ön şartı ise Atatürk ve kurucu değerler ile olan kavganızı bitirmenizdir.

Ümit Özdağ

781,076 просмотров • 1 год назад

Bu iki sahne birbirine aşırı paralel yazılmış ve benim aklıma nedense en kötüsü gelmeye başladı İlk sahnedeki kırmızı kuşak baba evinden bakire çıkan kızlara takılıyor, malesef manası çok kötü kültürümüzde keşke olmasa ama şimdi konumuz bununla ilgili Adil fadimeye kuşağı bağlıyor oradan sonra onu isoya yani kocasına teslim ediyor İkinci sahnede Fadimenin üzerinden ilk çıkardığı şey kırmızı kuşak ve bunu isonun gizune sokarak yapıyor sonra o kuşak isonun tam ayaklarının dibine düşüyor İso ve Fadime mahremiyet sınırlarını yavaş yavaş birbirine alışarak aştılar en son fadimenin bundan sonra birlikte uyuyalımmı sözüde çok aşikar üstüne saç örmeden sonra iso kimse yok sadece sen ben varız burada kalalımda dedi Sonra kırmızı kuşak gözümüze sokularak isonun ayağının dibini boyladı beni ayak altı yaptınmı demek istedi Fadime acaba Kırmızı aidiyet teslimiyet ve sadakat rengide baya bir sürü mana çıkıyor bunun altından Burada acaba şöyle bir manamı verilmek istediler bunlar zaten resmi nikahla evliler Fadimenin demek istediği kırmızı kuşakla sana geldim bir kırmızı kuşakla senden gidiyorum benden aldıklarına say demek olabilirmi acaba Bazı sahneler çok hızlı ve üst üste oldu bunlar birlikte oldularda bu sahnede bizi onun sinyalinimi vermek istediler Fadimenin öfkesi çok fenaydı çünkü isonun ondan her türlü menfaat için birşeyler aldığını düşünüyor buna bekâretde dahil olabilirmi sizce İkinci sezonda hamile Fadime görürsek şaşırmam Fadime boşanma evraklarını imzaladı isoda bu öfke ile imzalarsa o çocuğu Fadime hayatta isoya söylemez hatta yüzünü göstermez başka birinden der ki biliyoruz fadimenin tersi çok fena #isfad #tasacakbudeni̇z

Seyyah 🕊️

66,083 просмотров • 2 месяцев назад