Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'tan Hamas'a: "İtoğlu itler, elinizdeki rehineleri bırakın da kurtulalım artık. Bahane vermeyin bunlara."

80,395 просмотров • 1 год назад •via X (Twitter)

Комментарии: 3

Фото профиля Pars
Pars1 год назад

Hamasta İsraile çalışıyor

Фото профиля ANICETVS
ANICETVS1 год назад

Veledül kelb haha 😂😂

Фото профиля ÜretkenYoldaş
ÜretkenYoldaş1 год назад

Aynen kanka rehineleri verince soykırım duracak. Filistin Devlet Başkanının ilgisini çekerse satılık köprüm var

Похожие видео

Ben Özgür Özel'in bize anlattığı Filistin politikasından hiçbir şey anlayamıyorum. Bir taraftan, "HAMAS bir terör örgütüdür" derken diğer taraftan da "Filistin meselesinde Deniz Gezmiş'in çizgisindeyiz" diyor. Deniz Gezmiş, 1969 yılında Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi isimli Marksist Leninist direniş örgütüne katılıp dört ay sonra da dönüyor. Deniz Gezmiş'in Filistin çizgisi, 4 aylık kısa bir geziden ibaret ama katıldığı FDHKC öyle değil. Özgür Özel'in gururla bahsettiği örgüt, 1974 yılında İsrail hapishanelerindeki 26 Filistinlinin serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla Ma'alot kasabasındaki bir okula baskın düzenleyip çoğunluğu çocuk 115 kişiyi rehin alıyorlar. Tıpkı HAMAS'ın 7 Ekim tarihinde yaptığı gibi amaçları esir takası yoluyla hapisteki arkadaşlarını kurtarmak. İsrail, müzakerelerin bir noktasında, okula operasyon düzenliyor ve çıkan çatışmada 22'si çocuk 25 kişi ölüyor. FDHKC, rehineleri İsrail askerlerinin öldürdüğünü, İsrail ise FDHKC'nin öldürdüğünü söylüyor ve tabiiki Batılı ülkeler bugün de olduğu gibi İsrail'in açıklamasını doğru kabul ediyorlar. Yani bugün yaşananların neredeyse aynısı 1974'te de yaşanmış. Özgür Özel, o gün FDHKC'nin söylediğine inanırken bugün ise HAMAS'a değil İsrail'in açıklamasına inanıyor. Aradaki tek fark, HAMAS'ın Müslüman, FDHKC'nin ise Marksist Leninist bir örgüt olması. İsrail'in içindeki pek çok kaynak da 7 Ekim'de İsrail'in Hannibal Protokolü'nü uyguladığını ve HAMAS'a rehine pazarlığı kozu vermemek için kendi vatandaşlarını da öldürdüğünü söylüyor. Zaten İsrail'in böyle bir protokolünün olması bile 7 Ekim'deki İsrail iddialarını tartışmalı bir hale getiriyor. İsrail, asker-sivil ayrımındaki uluslararası bütün anlaşmaları ihlal eden ve çocuklar da dahil neredeyse bütün halkını silahlandırmış, dünyada benzeri olmayan bir ülke. Bu bölgedeki terör tanımının, dünyanın diğer bölgeleri ile aynı olamayacağı ortada. Yani bütün halkını silahlandırmış işgalci bir devlet, Filistin halkını keyfince katlediyor, kanunsuzca tutuklayıp hapishanelerde işkencelere, tecavüzlere maruz bırakıyor, topraklarına, evlerine bütün uluslararası kanunları çiğneyerek el koyuyor. Buna direnen Filistinliler tek ve son çare olarak İsraillileri esir almaya kalkarsa, İsrail bu kez kendi vatandaşları da dahil herkesi öldürüp suçu da karşı tarafa atıyor. Devamında da hakim finansal ve siyasal gücünü kullanıp karşı tarafı terörist ilan ediyor. Yani bir halkın, terörist ilan edilmeden Filistin'deki işgale, tecavüzlere, işkencelere karşı koyabilmesinin herhangi bir yolu mevcut değil. Erdoğan bu durumu gördüğü için HAMAS bir terör örgütü değil, direniş örgütüdür diyor. Deniz Gezmiş'in çizgisinden giden Özgür Özel ise HAMAS bir terör örgütüdür diyerek bu korkunç denklemde İsrail'i destekliyor. İsrail çok uzun zamandır yaptığının bir soykırım olduğunu biliyor ama direnişçileri terörist ilan edecek gücü olduğu için katliamlarına devam ediyor. Yani Özgür Özel, İsrail karşıtı gibi gözükmesine rağmen aslında İsrail'in titizlikle hazırlanmış bu planına hizmet ediyor. Bir başka çelişkili durum ise Özgür Özel'in izinden gittiği Deniz Gezmiş ve arkadaşları ile ilgili. Özgür Özel belliki Deniz Gezmiş'in de terörist olmadığını düşünüyor. Terörist olmayan Deniz Gezmiş ve arkadaşları, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu isminde Marksist Leninist bir örgüt kuruyorlar. Çaldıkları bir araba ile ABD Büyükelçiliğini tarayıp iki polisi ağır şekilde yaralıyorlar. Daha sonra 4 Amerikalıyı kaçırıp tutuklu arkadaşlarının serbest bırakılmasını talep ediyorlar. Deniz Gezmiş yakalandıktan sonra onun terörist olmayan arkadaşları, 1 Kanadalı ve 2 İngiliz teknikeri kaçırıp Deniz Gezmiş'in serbest bırakılmasını talep ediyor. Bunu yapanların başında da İsrail Başkonsolosu'nu öldürmek suçundan aranan Mahir Çayan var. Askerler, Mahir Çayan ve arkadaşlarını Kızıldere'de sıkıştırıyor ve çıkan çatışmada biri hariç hepsi ölüyor. Solcular, rehineleri askerin öldürdüğünü, askerler ise solcuların öldürdüğünü söylüyor. Bu yukarıda anlattığım ve bugün solcuların da onayladığı bu olayların hiçbirisi Özgür Özel'e göre terör eylemi değil çünkü failleri solcular. Terör eylemi sayılması için işin içinde Müslümanların olması lazım. Bunları HAMAS yapmış olsaydı terör eylemi olurdu mesela. Özgür Özel, Kızıldere'deki 3 sivilin öldürülmesi olayında Türk devletinin açıklamasına değil de sol örgütçülerin iddiasına inanıyor. Deniz Gezmiş'in arkadaşları terörist olmadığına göre, hiç sivil de öldürmemiş olmaları gerekir değil mi? Yani Özgür Özel, bu olayda devletin yalan söylediğini düşünüyor. Gazze'de ise nedense hiç sorgulamadan İsrail devletinin doğru söylediğine inanıyor. Demek ki Özgür Özel, İsrail devletini, Türk devletinden daha güvenilir buluyor. Muhtemelen kendisine sorulsa, "onlar asker değil cuntacı" diyecektir. İyi de İsrail de soykırımcı ve işgalci değil mi? Darbeciye inanmıyorsun da soykırımcıya mı inanıyorsun Özgür Özel ?

Abese İrca

39,067 просмотров • 11 месяцев назад

İsrail'in Hannibal Protokolünün çöküşünü izliyoruz. Aşağıdaki video 7 Ekim günü bir İsrail tankının kendi vatandaşlarına ait evleri, içindeki İsraillilerle birlikte bombaladığını gösteriyor. Bu görüntüler İsrail'i karıştırdı ve her yeni gün benzer başka görüntüler sızdırılıyor. Hannibal Protokolü nedir önce kısaca onu anlatayım. İsrail Filistin'i işgal ettiği günden beri Filistinlileri tutukluyor. Esasen İsrail'de hapishane değil toplama kampları var. Siyonistler bunu dünyadan saklayabilmek için üstünü kapatarak hapishane görüntüsüne sokmuşlar. Bu toplama kamplarında uluslararası kanunlara göre hapsedilmesi yasak olan çocuklar, yaşlılar, zihinsel ve fiziksel engelliler ve çok ağır hastalar da var. Tutuklular daracık hücrelerde üstü üste tutuluyor, işkenceye, tecavüze uğruyor ve aç bırakılıyor. İşte Filistin direnişi, bu rehineleri kurtarmak için zaman zaman İsrailli işgalcileri kaçırıp pazarlıkta kullanıyor. Bu durum da israil hükümetlerinin başını fazlasıyla ağrıtıyor. İsrail bu sorunu çözebilmek için 1986 yılında Hannibal Protokolü isminde bir rehine krizi eylem planı oluşturuyor. Buna göre İsrail ordusuna rehine kaçırılma olaylarında Filistinlilerle birlikte kaçırılan rehineleri de öldürme yetkisi veriliyor. Tam Siyonist ahlakına göre bir çözüm bulmuşlar. Rehine yoksa pazarlık da, kriz de olmuyor. Bu eylem planının ikinci aşamasında ise İsrail satın aldığı medyayı kullanarak, ölümleri Filistinlilerin üzerine yıkıyor. Pazarlık krizi ile uğraşmaktansa dünya medyalarındaki satılık gazetecilere para ödeyerek algı çalışması yürütmek, İsrail'in çok daha kolayına geliyor. 90'lı yıllarda bu protokol uyarınca öldürdükleri İsraillileri de "Filistinlilerin canlı bomba saldırılarında öldüler" diye dünyaya duyurmuşlardı. Şaşırmamak lazım çünkü Yahudiler tarih boyunca bu algı çalışmalarını sayısız defa yaptılar. Yahudi kültürü aslında tam olarak gerçekleri eğip bükme ve bundan fayda sağlama üzerine kurulu. 7 Ekim'de de yaşananlar aslında tarih boyunca binlerce kez yaşananların aynısı. İsrail ordusu, yeni bir rehine krizi yaşamamak için hareket eden her şeye ateş etti ve devamında dünyanın her ülkesinde kendisine çalışan, satılık gazeteciler vasıtasıyla ortaya bambaşka bir senaryo attı. Farkındaysanız ülkemizdeki israil yanlısı gazeteci ve siyasetçiler, İsrail ile birlikte Hamas'a da terörist diyor çünkü sadece Hamas'ı terörle suçlarlarsa Müslüman toplumun tepkisiyle baş edemeyeceklerini biliyorlar. Bu söylem İsrail'in işine geliyor çünkü İsrail terörist de ilan edilse, Batı'nın desteğini arkasına aldığı için onu kimse durduramıyor. Filistinliler için ise bunun anlamı çocuk yaşlı demeden bombalanmak ve bu soykırımın yasal hale gelmesi demek. Ülkemizdeki İsrailciler soykırımı "iki terör yapılanmasının savaşı" olarak gösterip üstünü örtmeye çalışıyor. Ama işte dünya değişiyor. Dünya artık 1986 yılında değil, Batının bir silah olarak geliştirdiği sosyal medya, hiç beklemediği şekilde elinde patladı. Artık haber ve bilgi kaynaklarını kontrol edemiyorlar, eski yöntemlerle toplumları yönlendiremiyor, insanları yalanlarına inandıramıyorlar. Artık herkesin elinde bir kamera ve bunu saniyeler içinde bütün dünyaya gösterebilme imkanı var. Siyonist akıl yeni dünyanın aklı ile eskisi gibi baş edemiyor. Zaten Siyonizm'in bütün orduları da bu yüzden o bölgede toplanmaya başladı. Akılla baş edemedikleri bu sorunu, silahla ortadan kaldırmayı deneyecekler. "Filistin bizim sorunumuz değil" diyen o yerli Siyonistler de aslında bizden bu gerçeği saklamaya çalışıyor. Bakın Fatih Altaylı'nın salya saça saça Hamas'ı terörist ilan ettiği gün aslında neler yaşanmış.

Abese İrca

134,683 просмотров • 2 лет назад

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul’da Dünya İslam Bilginleri İstişare Zirvesi Açılış Programındaki konuşmalarından... ◾ İsrail, Filistin topraklarına ilk kez saldırmıyor. İsrail, Filistin halkına yönelik ilk kez soykırım uygulamıyor. 1948 yılından beri, neredeyse her gün, her ay, İsrail’in saldırılarına şahit oluyoruz. ◾ Bundan 76 yıl önce Nekbe’yle başlayan işgal ve katliam politikası, o günden bugüne sürekli artarak devam etti. Siyonist yayılmacılık, Filistin halkının topraklarını gasp etmeyi, gerekirse bunun için masum kanı akıtmayı kendine hak görüyor. ◾ Vadedilmiş topraklar hayali, bunların gözünü adeta kör etmiş durumda. Bu amaca ulaşmak için İsrail yönetimi hiçbir kural, sınır, ahlak tanımıyor. Uluslararası hukuka bağlı bir devlet gibi değil de, eli kanlı bir terör örgütü gibi hareket edenlerden insanlık bekleyemeyiz. ◾ Artık bir gerçeği kabullenmemiz gerekiyor… Siyonistler ve işbirlikçileri, katliamcı ideolojileri neyi emrediyorsa, bugüne kadar hep onu yaptılar, yapmaya da devam edecekler. Siyonist lobinin esiri olan batılı ülkeler de, savundukları değerleri çiğneme pahasına, kendilerine verilen talimatları yerine getirecekler. ◾ “Bu zulme ortak olmayalım” çağrısıyla her hafta meydanları dolduran vatandaşlarına rağmen, İsrail’e karşı seslerini asla yükseltemeyecekler. Gazze’deki soykırımı görmezden gelecek, Hamas’ı bahane ederek İsrail’e destek olmayı sürdürecekler. ◾ Vicdan sahibi ülkeler ve toplumlar haricinde, küresel sistemin efendilerinin İsrail’e baskı uygulamasını beklemek, tamamen beyhudedir. Bunlar “tavşana kaç tazıya tut” diyerek, hem uluslararası kamuoyundaki tepkiyi azaltıyor, hem de İsrail’e sütre gerisinden yol veriyorlar. ◾ Son ateşkes görüşmelerinde buna bir kez daha şahit olduk. Biliyorsunuz pazartesi günü Hamas; Katar, Mısır, Amerika ve Birleşmiş Milletler garantörlüğündeki ateşkes teklifini kabul ettiğini açıkladı. Bizim de tavsiyelerimizle Hamas, kalıcı ateşkese giden yolda gerçekten çok kritik bir adım attı. Netanyahu yönetiminin cevabı ise Refah’taki masumlara saldırmak oldu. ◾ Kimin barıştan ve diyalogdan, kimin de çatışmaların sürmesinden ve daha fazla kan dökülmesinden yana olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Peki, Netanyahu bu şımarıklıkları karşısında ciddi bir tepki gördü mü? Tabii ki hayır… ◾ Ne Avrupa’dan ne de Amerika’dan İsrail’i ateşkese zorlayacak kaydadeğer hiçbir tepki gelmedi. Yasak savma kabilinden açıklamalarla süreci geçiştirmeyi seçtiler.Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki son oylamada, insanlığın ortak vicdanı yerine, gittiler, yine İsrail’in yanında saf tuttular. Öncesinde de, Güvenlik Konseyi’nde Filistin Devleti’nin tam üyeliğini veto etmişlerdi. Oysa evvelsi gün; 143 ülkenin evet dediği, 25 ülkenin çekimser kaldığı karar, İsrail’in ve işbirlikçilerinin ne kadar yalnız olduğunu göstermiştir. ◾ Kararla birlikte Filistinli kardeşlerimiz, Birleşmiş Milletler çalışmalarına artık daha geniş haklar ve ayrıcalıklarla katılabileceklerdir. Türkiye olarak, bizim de güçlü destek verdiğimiz bu kararın çıkmasından memnuniyet duyuyor, henüz Filistin Devletini tanımayan bütün ülkeleri bir an önce Filistin Devletini tanımaya davet ediyoruz.

Fahrettin Altun

93,120 просмотров • 2 лет назад

TÜRKİYE israil'e NE ZAMAN SALDIRACAK !! Suriye'de Esat'ın devrilmesini İslami bir zafer olarak adlandıranlara şu 4 soruyu soruyorum: 1- Cumhurbaşkanı Erdoğan, "sınırımızda Ypg-Pyd yapılanmasına izin vermeyeceğiz" demişti. Amerikan desteğiyle kurulan Ypg-Pyd'nin, yeni adıyla Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) özerk bir devlet olmasına engel olunacak mı? 2- "israil ile sınırımız yok bir şey yapamıyoruz" deniliyordu. Desteklediğimiz muhaliflerin şuanda israil ile sınırı var. Aynı zamanda 15 günde Suriye'yi ele geçirecek kadar da donanımlı bir orduya sahipler. Hadi o zaman artık israil'e saldıralım. Hatta bırakın israil'i, birkaç gün içinde israil'in resmen işgal ettiği Suriye toprakları var. Golan Tepesini geçtiler ve Kuneytre'yi de işgal ettiler. HTŞ kendine ait olan bu toprakları almak için israil'e saldırabilecek mi? 3- Şimdi rejim değişti ve yeniden yapılanması gerekiyor önce vs. gibi bahaneler sunulabilir. Örneğin 3 ay gibi bir süre sonra, rejim kurulup Esat'tan boşalan makamları doldurulduktan sonra Türkiye ve desteklediği yeni Suriye rejimi israil'e saldıracak mı? Yoksa israil'in Suriye sınırından 15 km'den fazla içeri girerek işgal ettiği topraklar yanına kar mı kalacak? 4- HTŞ Lideri Golani, Amerikan televizyonuna verdiği röportajda, "Amerika ve Batı için tehdit değiliz. Çıkarlarımız ortak" demişti. Türkiye Hükümeti de hali hazırda bir Nato ülkesi zaten. Bütün bunlara rağmen Türkiye ve yeni Suriye rejimi bölgede Amerika'nın aleyhine olacak bir iş yapabilecek mi?

Muhammed Şehid Kiraz

25,895 просмотров • 1 год назад

📍TBMM'de devam eden Adalet Bakanlığı bütçe görüşmeleri üzerine Genel Kurul'da yaptığım konuşma: 📌 Adalet Bakanlığı bütçesini konuşmak zor; çünkü ülkede adalet duygusu tarihinin en dip noktasında. Yargıya güven yüzde 20’lerin bile altına düşmüş durumda. Yargıya güven Cumhuriyet tarihinin en dip noktasında. 🔴 Sıkı yönetim dönemlerini biliyoruz. Yargı gerçekten böyle değildi. 15 yıl Diyarbakır ve bölgede olağanüstü hal vardı, Devlet Güvenlik Mahkemeleri vardı ama kapısını çalacağımız, gideceğimiz hakim ve savcılar da vardı. 📌 Bugün ise işkence iddiasının bırakın savcıya, katibine iletilemediği bir yargı ortamı var ve bunun sorumlusu da Adalet ve Kalkınma Partisidir. 🔴 Cezaevlerinde 420 bini aşkın insan var. Bu nedenle her gün en çok gelen talep af ve infazla ilgili düzenlemeler. ➡️ Mesela, suçu sabit olan biri de yargıya güven olmadığı için 'Adil yargılanmadım' diyor, 'Yargı bağımsız değil' diyor. Yargıyla ilgili bütün kurumlar bu dönemde çürüdü maalesef. 🔴 Anayasal düzene karşı suç, darbe girişimi, sadece tankla, topla olmaz. Eğer bir yargıç kanundan aldığı yetkiye dayanarak bir Anayasa Mahkemesi kararına, 'ben uymuyorum' diyorsa; bunu herhangi bir takdir yetkisiyle izah edemezsiniz ve siz buna sessiz kalamazsınız. ➡️ Şimdi diyorsunuz ki hem seçim olsun hem de sonuç değişmesin. E ne yapabilirsiniz bunun için? Bir taraftan yargıyı kullanarak ana muhalefet partisine kurumsal baskılar, yargısal baskılar; diğer taraftan da onun yerel aktörlerine, Cumhurbaşkanı adayına, yerelden Türkiye'ye armağan etmiş olduğu Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeyden Karalar gibi önemli aktörlere baskı yapacaksınız. ❓Bunun amacı ne? Diyorsunuz ki, sandıkla da seçimle de sonuç değişmesin. Bunu yol haritası yapıyorsunuz. 🔴 Bir süreçten geçiyoruz, en fazla direnci yargıdan görüyoruz. Yargı göstermiş olduğu tutumuyla Türkiye'nin bu sürecine hizmet etmektense tam karşısında. 🔴 Eğer karşısında durmasaydı bugün Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala, Can Atalay olmazdı, çok yakın bir zamanda Anayasa Mahkemesinin kararına rağmen Tayfun Kahraman da hapiste olmazdı. 📌 Siz bunlara izin verdiğiniz sürece Anayasa Mahkemesi kararlarına, AİHM kararına uymadığınız sürece kimse Türkiye'de hukuk devleti olduğuna inanmaz, inandıramazsınız.

Sezgin Tanrıkulu

16,872 просмотров • 8 месяцев назад

Gazeteci Ersin Eroğlu: Akın Gürlek artık siyasi bir figür. Çok sık Youtube kanallarına vs. röportajlar veriyor. Ben de mesela kendisiyle yayın yapmak istiyorum. Sormak istediğim çok soru var. Sırf İBB yargılamasıyla ilgili hazırladığım 4-5 tane soru var. Mesela bir yayınında “Ben Cumhuriyet Savcısı olarak kim olduğuna bakmam, suç var mı buna bakarım” diyor. Ben şunları sormak istiyorum mesela; 📌Örneğin İBB yargılamalarıyla ilgili savcılık neden yalnız 2019’dan sonraki ihalelerin listesini istedi? 2019 öncesinde araştırılacak hiçbir şey yok muydu? 📌Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in, gözaltına alınmadan önce, Ak Parti döneminde yapılan ihalelerdeki usulsüzlüklerle ilgili hazırlayıp masasının üzerine bıraktığı bir dosya vardı. Polis, makamını ararken o dosyaya el koydu. Bununla ilgili bir soruşturma açıldı değil mi? Mesela bu soruşturma hangi aşamada? Burada bir yolsuzluk var mı? Varsa bunlarla ilgili savcılık harekete geçiyor mu? 📌Bir suç örgütü var ya hani, Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü. Aziz İhsan Aktaş aldığı ihalelerin yüzde 70’inden fazlasını AKP’li, MHP’li belediyelerden ve kamu kurumlarından almış. Bu suç örgütünü araştırırken oralara da bakmak gerekmiyor muydu? 📌Gaziosmanpaşa Belediyesi, 31 Mart 2024’te CHP’ye geçmiş. Adıyaman Belediyesi de öyle. Öncesinde çok daha fazla ihaleler var. Aziz İhsan Aktaş’a, Ak Parti döneminde bu belediyelerde ihale yağmış. Bunlarla ilgili herhangi bir işlem yapmayacak mısınız diye sorardım mesela. 📌Bu suç örgütü Yargıtay’dan, TBMM’den, devlet hastanelerinden, kamu üniversitelerinden ihaleler almış. Bunlara yönelik herhangi bir işlem yapıldı mı sorusunu sormak istiyorum. Fakat ne yazık ki biz Türkiye’de bu soruları soramıyoruz.

Esref Larsen

83,593 просмотров • 5 месяцев назад

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün yaptığı açıklamada terörist başı Öcalan'ın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde konuşup DEM grubuna seslenmesi gerektiğini söylemiştir. Devlet Bahçeli'nin bu çağrısı Recep Tayyip Erdoğan ve Özgür Özel tarafından da desteklenmiştir. Bu çağrıya çözülme ortakları DEM, CHP, AKP'nin açık desteğinin olduğunu görüyoruz. Artık Türkiye'de Cumhur İttifakı ve CHP'den oluşan yeni adıyla Cumhur Halk Partisi vardır. Cumhur Halk Partisi, DEM'le koalisyon içerisindedir. Artık Erdoğan, Özel, Bahçeli ve Öcalan'ın el ele yürüdüklerini görüyoruz. Devlet Bahçeli'nin ‘terörist başı Öcalan TBMM'de DEM grubuna konuşsun’ ifadesi tam bir siyasal cinnettir. Devlet Bahçeli belli ki terör örgütünü hiç tanımamış. Terör örgütünün sözde başkanlık konseyi yapmış olduğu edepsiz açıklamada, ‘Savaşa biz karar veririz’ mealinde açıklamalar yaptı. Terör örgütünde terörist başı Öcalan'ın artık fiili bir otoritesi yok. Ancak kurucu olmasından kaynaklanan simgesel bir otoritesi var. Öcalan'ın ne demesini bekliyorsunuz? ‘Hadi silahlarınızı gömün, barış yapalım.’ Böyle mi demesini istiyorsunuz? Siz önce Türk milletine itiraf edin. Öcalan'a bu konuşmayı yapması için ne verdiniz? Özgür Özel, ‘El yükseltiyorum. Devlet Bey, Kürtlere bir devlet teklif ediyorum. Tam olarak kendilerine ait hissetmeyen bütün Kürtlere Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sahibi olmayı teklif ediyorum’ diyor. Erdoğan'a, Bahçeli'ye, Özel'e soruyorum; Öcalan'a Türk Milletine ait olan neyi teklif ediyorsunuz? Neyi vermeye karar verdiniz? Türkiye'nin bir bölgesinin Kürdistan olmasına mı karar verdiniz? Devletin resmi dilini değiştirmeye mi karar verdiniz? Federal bir Türkiye kurmaya mı karar verdiniz? Güneydoğu'da, Doğu Anadolu'da özel bir Kürdistan kurmaya mı karar verdiniz? Öcalan size ne karşılığında ne veriyor? Bunu Türk Milletine açıklamak zorundasınız. Bu iş öyle Meclis’te yapılacak konuşmalarla halledilecek bir iş değil. Öcalan'a hangi tavizleri verdiniz? Öcalan, Suriye PKK'sı PYD'nin 140 bin kişiden oluşan yapısını dağıtacak mı? Yoksa Öcalan'a sadece Türkiye'de değil Suriye'de de mi devlet kurma izni veriyorsunuz? Öcalan'ın terör örgütünü lağvetme gücü yoktur. İlginç olan çözüm süreci faciasını bu ülkeye yaşatan AKP'nin DEM ve ardılı partilerin ve terör örgütünün aklına bile gelmeyen terörist başını Meclis’te konuşturması teklifi Türk Milliyetçiliğini temsil iddiasındaki Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den gelmiştir. Terörist başı Öcalan'a olmayan payeler sunmak Devlet Bahçeli'ye düşmez. Devlet Bahçeli'nin bu ifadelerinden dolayı ortaya haklı bir infial çıkmıştır. Vatanseverler, Türk Milliyetçileri derin bir hayal kırıklığı içerisindedirler. Şehitlerimiz, Gazilerimiz kendilerine hakarete uğramış hissetmektedirler. Devlet acziyet içine sokulmuştur. Türk Devleti'nin terörü durdurmak için terörist başının desteğine ihtiyacı yoktur. Bahçeli'nin bu ifadeleri, Erdoğan'ın destek açıklamaları, Özgür Özel'in destek açıklamaları terör örgütü ile can siperane mücadele eden kahraman ordumuzu, kahraman jandarmamızı ve kahraman polisimizi demoralize etmektedir. ‘Biz ne uğruna şehit oluyoruz’ sorusunu sormalarına neden olmaktadır. Türk ordusunun ve polisinin en seçkin evlatlarından 793 tanesi, jandarma ve polis özel harekat mensupları Hendek Çatışmalarında şehit düşmüşlerdi. Binlerce yaralımız vardı. Sizin siyasette yaptığınız hataların bedelini onlar aziz kanlarıyla düzeltmeye çalıştılar. Ülkemiz terörle mücadele bulunduğu konumdan daha geriye düşürülmeye çalışılmaktadır. Bahçeli böyle bir sürece alet olmaktadır. Bahçeli'nin terörist başını Meclis’te konuşturma fikri kendisine mi aittir? Yoksa yerli ve milliliği elden bırakmayan AKP tarafından mı kendisine söyletilmiştir? Bahçeli bir süre önce ‘Çok şey değişecek. İnşallah Türkiye değişmez’ demişti. Sayın Bahçeli Türkiye'yi değiştirmeye karar vermişsiniz anlaşılan. Nereye kadar değiştireceksiniz? Öcalan'a neler vereceksiniz? Türk halkına, Türk Milletine ait olan neleri Öcalan’a devretmeye karar verdiniz? Bahçeli bunu kimin söylettiğini Türk Milletine açıklamak zorundadır. Kendi fikri midir yoksa Erdoğan böyle söylediği için mi söylemiştir? Biz, Zafer Partisi olarak bu çağrıya verilen desteklere hiç şaşırmadık. Çünkü bu çağrının sahibi Bahçeli, zamanında ortağı olduğu koalisyon hükümetini bozdu ve erken seçimle AKP'yi iktidara taşıdı. Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olabilmesi için Meclis oturumuna katıldı, ön ayak oldu. Parlamenter sistemden tek adam rejimine geçişin ve sonrasındaki çöküşün mimarlarından birisi oldu. Ne zaman sıkışsa AKP'nin stepnesi olduğu, koltuk değneği olduğu, destek olduğu ayakta kalmasını sağladı. Şimdi de görüyoruz ki Bahçeli, Öcalan'a koltuk değneği olmaya karar vermiş. Terörist başını Meclis’e çağırmak sadece kahraman gazilerimiz ve aziz şehitlerimize değil, büyük Türk Milletine Gazi Meclisimize ve Cumhuriyetimize hakarettir. Bu hakareti yapan kişi Devlet Bahçeli'dir. Şimdi tekrar soruyorum; Bahçeli, Erdoğan, Özel, terörist Öcalan Meclis’te konuşursa terörün bitmeyeceğini, sona ermeyeceğini bilmez mi? Bahçeli, Erdoğan, Özel, terörün arkasında Batılı emperyalist güçler olduğunu ve onların Türkiye Sevr koşullarına gelmedikçe, terörü vekil güç olarak kullanmaya devam edeceğini kestiremez mi? Bahçeli, Erdoğan ve Özel, PKK'yı Öcalan'ın yönettiğini mi zannediyorlar? Bahçeli, Erdoğan ve Özel, terör örgütü alanda yenilip silah bırakmaya zorlanmadıkça kendiliğinden silah bırakmayacağını bilmez mi? 10 yıl önceki çözüm sürecinin memlekete ne ağır maliyetler ödettiğini bilmezler mi? Dün lideri ölen FETÖ terör örgütü Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni bombalamıştı. Çok aşağılık bir eylemdi bu bombalama eylemi. Bir başka ülkenin ordusu bile bizim parlamentomuzu bombalamaz, bizim ordumuz da başka bir ülkenin parlamentosunu bombalamaz. Ama terör örgütü FETÖ, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni Gazi Meclisimizi bombalatmıştı. Şimdi Bahçeli, Öcalan’ı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin içine sokup vicdanını, manevi şahsiyetini meclisin bombalatmaya hazırlanıyor. Bahçeli Türkiye'de bozulma, çözülme ve çöküşlerin daimi işaret fişeği olarak kullanıldı. Bahçeli attığı siyasi adımlarla AKP'yi bu milletin başına musallat etti, tek adam sistemiyle parlamenter demokrasiyi değiştirdi ve şimdi Öcalan ve DEM'le işbirliği yaparak kalanı da yok etmek istiyor. Bahçeli'nin yolu yıkım yoludur. Onunla olan veya destek verenler de bu yıkıma ortaktırlar. Şimdi buradan Milliyetçi Hareket Partisi'ne gönül vermiş bütün kardeşlerime seslenmek istiyorum. Lider bildiğiniz kişinin terör seviciliği yapması sizi kızdırıyorsa, parti içindeki emeklerinizin değişik klikler tarafından keyfi menfaatlerine kurban edilmesinden bıktıysanız, sizleri Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ilkeleri ve Alparslan Türkeş’in ülküleri doğrultusunda vatan uğruna mücadele etmeye ve terörün karşısında duran, dimdik duran Zafer Partisi’ne gelmeye davet ediyorum. Gün, devletimiz, milletimiz ve bayrağımız için mücadele günüdür. Sizlere düşen bu kutlu mücadele de bizi yalnız bırakmamanız, yanımızda olmanızdır. Bu vesileyle sevgili Cumhuriyet Halk Partililere de seslenmek istiyorum. Gerçek Atatürkçülere seslenmek istiyorum; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu devleti Öcalan'a vermeyi teklif eden Özgür Özel'in arkasından gitmeyin. Atatürk'ün kurduğu genç Cumhuriyete ihanet eden bir başka terörist başı Şeyh Said'e vatan haini diyemeyen adamlar Atatürkçü olamazlar, Atatürk'ün partisine genel başkanlık edemezler. Onun için bütün gerçek Atatürkçü Cumhuriyet Halk Partilileri Zafer Partisi'ne davet ediyorum. Sevgili AK Partililere de seslenmek istiyorum; sevgili vatansever, AKP'li kardeşlerim: PKK ile ilk müzakere sürecinde Dolmabahçe'de ulaşılan ve halka duyurulan mutabakat terörle mutabakat sürecini Haziran 2015 seçimlerinde siz oylarınızla sandığa gömerek durdurdunuz. Erdoğan'ı siz iktidardan düşürdünüz. ‘Allah devlete ve millete zeval vermesin’ diyorsunuz. Evet, Allah devlete ve millete zeval vermesin Cumhur İttifakı ve CHP şimdi devlete ve millete zeval vermeye hazırlanıyorlar. Buna izin vermeyelim sevgili kardeşlerim. Bütün vatansever AK Partilileri de Zafer Partisi'nin çatısının altına davet ediyorum. Devletimize ve milletimize zeval gelmesini birlikte engelleyelim diyorum. Biz Zafer Partisi olarak, Atatürk'ün bize emanet olan Cumhuriyeti ve devletimizi, kurucu ilkeler ve değerler ışığında ve hukuk devleti esaslarına göre korumaya oluşan tehditleri milletimize anlatmaya ve bunlara kararlılıkla karşı koymaya devam edeceğiz. Bu rezil gidişe Yunanistan'ın önünde diz çökerek Doğu Akdeniz ve Ege'de verilecek tavizlere, Kıbrıs'ta verilecek tavizlere karşı çıkıyoruz. Biz bu rezil gidişle terör örgütüne teslim olup Öcalan'a verilen tavizlere karşı çıkıyoruz. Bunun için de artık Türk milletine gitmenin zamanı geldiğini düşünüyoruz. Hodri meydan! Siz yanınıza Öcalan’ı alın, biz Türk Milletini alalım. Erken seçimde sandığa gidelim. Ne mutlu Türk’üm diyene!

Ümit Özdağ

2,269,600 просмотров • 1 год назад

🔥"Galatasaray sıkıyorsa beni dava etsin! Elimde öyle şeyler var ki ŞAMPİYONLUKLAR EL DEĞİŞTİRİR" 🔥YOK ARTIK demeyin! SONUNA KADAR OKUYUN... 🔥FENERBAHÇE TARAFTARI "UYKUDAN UYAN!" 🎫Bir arkadaş diyor ki; Aptalca bir uygulama veya fikir yüzünden Galatasaray'a resmen piyango vurdu. 🥱 Galatasaray İngiltere dönüşü yorgun halde Göztepe maçına çıkacaktı! 🤬 Bu saçma planlama yüzünden iptal oldu! demiş ama; 👹 Başkanı Galatasaray Kongre Üyesi olan ve HER Galatasaray maçında "SAHAYA KAYBETMEK İÇİN ÇIKAN" bir takımdan bahsediyoruz!!! DAHA 1 TANE GALİBİYETİ GEÇTİM, BERABERLİĞİ YOK!!! 👹 Geçin artık arkadaşlar onu bunu şunu! En ve tek umudum Beşiktaş maçıydı! Beşiktaş ne yapar eder bunları yener diyordum ama daha 1 maç önce Alanya maçında KORUNUP KOLLANAN ve HAKEMLE MAÇI KAZANAN Galatasaray'ın Beşiktaş maçında da KOLLANMASINI KİMSE ENGELLEYEMEDİ! 🤝 Şunu kafanıza sokun; İbrahim Hacıosmanoğlu ve Dursun Özbek "LİGİN KADERİNİ ÇOKTAN ÇİZDİLER! KENDİ ARALARINDA KONUŞTULAR! BİRBİRLERİNİ TEHDİT EDİP SAKIN HA" dedikleri günden sonra da AÇIĞA VURDULAR! 😶 Ne devlet yetkilileri, ne spor savcıları ne de bir başkası! KİMSE DE BU OLUŞUMA SES EDEMİYOR! ETMEDİ DE! ETMEYECEK DE... 🫰✊🤜 O yüzden sizlerden ricam; MANTIKLI DÜŞÜNÜN, MANTIKLI KONUŞUN! 🚑 Hocam peki "Bizdeki gibi yıldız 3-4 futbolcuları sakatlansa, yine mi aynı olur?" CEVABIM NET: EVET! 🚑Onlarda Osimhen çaprazı koparsa Kadir Sağlam girer devreye! Torreira'nın bilekte bağlar kopsa Yasin Kol çıkar sahneye! Sara'nın tarak kemiği kırılsa, Ümit Öztürk çıkar oynar ortada!!! YEDEKLERİ DE BÖYLE ETKİLİ İSİMLER... 👨‍🚀 Falcılar bunu diyor, Astrologlar şunu diyor, Büyücüler bunu diyor demeyin kesin!!! LİGİN israilvari sahipleri NE DİYOR SİZ ONA BAKIN!!! ONLAR NEYE KARAR VERİYOR ONA BAKIN!!! 🚨 Pollyannacılık yapmayı bırakın ve gerçekleri konuşun! 🚨İyi oynamak, doğru transfer, fikstür avantajı vs hiçbiri mühim değil! DOĞRU LOBİ İLE YOLA ÇIKMAK ÖNEMLİ! Misal şu anda Beşiktaş "DOĞRU LOBİYİ" arkasına alsın, şuradan ŞAMPİYON OLURLAR! O kadar net... 🚨 Bütün bunları bile bile de lütfen saçma sapan konuşmayalım... NOT: Videodaki şahsı "Galatasaray sıkıyorsa beni dava etsin! Elimde öyle şeyler var ki ŞAMPİYONLUKLAR EL DEĞİŞTİRİR" diye tehdit ettiği için, kimse dava açamıyor bile! Oysa sizler ya da ben desek nelerle uğraştırdık düşünün! SAYGILARIMLA Mustafa Hoca - Kadıköy Sokak

Kadıköy Sokak

26,023 просмотров • 5 месяцев назад

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti'nin 23. kuruluş yıl dönümü programındaki konuşmalarından… ▪ Siyasetin gayesi; iyiyi, güzeli, doğruyu, adalet ve hakkaniyet üzere olanı bulmak, ona ulaşmak için çaba sarf etmektir. Adalet ve Kalkınma Partisi olarak 23 yıldır siyaseti ülkeye, millete ve tüm insanlığa hizmet etmenin vasıtası olarak gördük. Milletin emanetini hakkıyla taşımak için, milletin güvenine, teveccühüne mazhar olabilmek için gayret gösterdik. ▪ 23 yıl boyunca ne yaptıysak hüsnü niyetle yaptık, samimiyetle yaptık, aşkla yaptık, ülkemizin ve milletimizin menfaatlerini korumak için yaptık. Eksiklerimiz elbette olmuştur. Kusurlarımız elbette vardır. Ama 23 yıl boyunca millete ihanetimiz asla söz konusu değildir. Allah ömür verdikçe bu çizgiden hiçbir zaman sapmayacağız. ▪ Ekonomide sorunları, sıkıntıları çok iyi biliyoruz. Ekonomi kurmaylarımız çalışmalarını sıkı bir disiplinle sürdürüyor. Enflasyonda düşüş başladı. Fiyat istikrarını sağlayacak; daha önce yaptığımız gibi ilan ettiğimiz takvim çerçevesinde enflasyonu tek haneli oranlara tekrar çekeceğiz. ▪ Diğer yandan dış politikada yapıcı, proaktif, soğukkanlı ve ağırbaşlı tutumumuzu sürdüreceğiz. İsrail’in bölgeyi tümüyle ateşe verme girişimlerinin önünde duracağız. Bugün Filistin Devlet Başkanı Sayın Mahmut Abbas misafirimiz olacak. Yarın da şeref konuğu olarak, Filistin halkı adına Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na hitap edecek. Özgürlük mücadelesi veren Filistin halkının sesini dünyaya bir kez de Meclis kürsümüzden duyuracak. ▪ Netanyahu’nun Amerika’nın Temsilciler Meclisi’nde konuşma hakkına sahip olduğu kadar, Mahmud Abbas’ın da biz ülkemiz parlamentosunda konuşma hakkına sahip olduğunu göstereceğiz. ▪ Gazze’deki 40 binden fazla masumun kanını döken, bebek katili soykırımcı caniler yaptıkları zulümlerin hesabını hukuka verinceye kadar mücadele edeceğiz. Operasyonlarımız neticesinde bitme noktasına gelen terörün dirilmesine de, Suriye’nin kuzeyinde bir oldu-bittiye de göz yummayacağız. ▪ Burada şu hususun altını özellikle çizmek isterim: Farklı yaşam tarzlarını birbiriyle çatıştırmak, Türkiye’de bu çatışmayla bir istikrarsızlık oluşturmak isteyen, kökü dışarda girişimlerin tamamının farkındayız. 21. Yüzyılda, Türkiye Yüzyılında, lider ülke olma yolunda azimle ilerlerken, insanların kılık kıyafetlerinden, inançlarından, mezheplerinden, etnik kökenlerinden, yaşam tarzlarından dolayı keskin bir ayrışmaya gitmesi, Türkiye’ye husumettir, milletimize açık bir düşmanlıktır. ▪ Ezana, bayrağa, camiye, Kur’an’a, cami cemaatine, kutsal değerlerimize saldırmayı aklının ucundan geçirenin gözünün yaşına bakmayız. Şunu herkes bilsin. Biz, İstiklal Savaşı’nı, bu semalarda ezan özgürce okunsun, camilerimiz açık kalsın, şanlı bayrağımız özgürce dalgalansın diye yaptık. Binlerce şehidimizi bunun için verdik. ▪ Açık söylüyorum: ezanla, bayrakla, camiyle, cami cemaatiyle derdi olan, bu değerlere husumet besleyen bu milletin evladı değildir, bu milletin düşmanıdır, Türk’ün düşmanıdır ve biz böyle bir zihniyete en küçük müsamaha göstermeyiz. Biz; gençlerimizin, çocuklarımızın zehirlenmesine, vatan topraklarımızın İslam ve Müslüman karşıtı lümpen ırkçılık illetiyle işgal edilmesine göz yumacak bir parti, böyle bir iktidar değiliz. ▪ Nesillerimizi, gençlerimizi, kökü dışarıda bu tehlikeli akımlardan korumak amacıyla önümüzdeki dönemde çok daha hassas davranacağız. LGBT sapkınlığına nasıl bakıyorsak, bu tehdidi nasıl değerlendiriyorsak Türk ve Müslüman düşmanlığından beslenen “ırkçı saldırganlığa” da aynı nazarla bakıyoruz. ▪ Bu düşüncelerle 23 yıllık yolculuğumuz esnasında ebediyete irtihal eden bütün kardeşlerimi hayırla yad ediyor, hepsine Allah’tan rahmet diliyorum. Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti’ye hizmet etmiş, duası ve oyuyla davamıza katkıda bulunmuş herkese şükranlarımı sunuyorum. Nice kuruluş yıl dönümlerinde beraber olmak dileğiyle, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. #AKParti23Yaşında

Fahrettin Altun

54,618 просмотров • 2 лет назад

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın ile dün gittiği Irak ziyareti sonrası, Hakkâri’ye geçti. Geceyi Yüksekova’da geçiren Bakan Yaşar Güler, 3’üncü Piyade Tümen Komutanlığında inceleme ve denetlemelerde bulundu. Komutanlarla bir araya gelen Bakan Yaşar Güler, Irak’ın kuzeyinde devam eden operasyonlardaki son duruma ilişkin bilgi alarak yapılacak çalışmalara ilişkin talimatlar verdi. OPERASYONLARA İLİŞKİN YAPILACAK TALİMATLARI VERDİ. Operasyon ötesi bir harekat başlamak üzere, zamanı ve vakti yakın... Bu operasyon ötesi bir durum. Tabi olarak ABD, İRAN ,RUSYA ,FRANSA,İNGİLTERE,ALMANYA ve daha bir çok ülke faktörleri... Ekonomi uçarken,harekat ve sonrası... Harekat biter mi? Sonuç uzarsa ne kadar uzar ? BARZANİ bölgesinden PKK terör örgütünü TSK YANİ MEHMETÇİK kovmuş oluyor. Suriye'de Rakka'yı İşid'den temizledik. PKK- YPG terör örgütü / ABD gelip oturdu. Daha Rakka'ya uğrayamadık. Süleyman Şah türbesini boşaltıp taşırken YPG terör yapıları yol güvenliği alıyordu. Dönemin Cumhurbaşkanı Erdoğan, başbakanı Davutoğlu,Genelkurmay başkanı Hulusi Akar vesaire İDİ. Bugün, Süleyman Şah dedemizin mezarını alıp taşıdığımız yerde yeller esiyor. PKK / YPG terör örgütü paçavrası dalgalanıyor. Kerkük'te ,Talabani'nin oğlu Türk'lere ,TSK'ya ,Türkmenlere küfürler yağdırıyor. Barzani efendi rahat etsin diye ,PKK terör örgütüne yardım yataklık yapan Barzani 'nin yönettiği Kuzey Irak'ı temizleyeceğiz. Bu SAÇMA / SALAK POLİTİKLARI bu duruma getirenler yerlerinde oturuyor. Bizde milli duyguların gazıyla sarma dolma yiyoruz. Sonuç olarak bize girip, çıkan çok olacak,ama parsayı BARZANİ götürecek, Talabani'nin oğlu götürecek. Türkiye 40 yıldır Kuzey Irak,Kuzey Suriye'de ve Türkiye içerisinde KÜRTÇÜ TERÖRLE mücadele ediyor. Türkiye ve Türk milleti fakirleşirken,zenginleşen Aşiretlere,ağalara vesaireye bakmak gerekiyor. Hükümetlerin,bakanların,üst düzey asker,polis,Vali,Kaymakam artık her kimse makamlarda olmuş ve olan bunu izah etmeliler. Bu iş anlatıldığı gibi değil. Evet,OPERASYON YAPMASAK bir dert, operasyon yaparsak başka bir durum ortaya çıkabilir. Barzani ,Türkiye'nin güneydoğusunda ticarete, sahaya hakim olmuş durumda. Paralel devlet gibi Türkiye içerisinde hakimiyet sahibi olmuşlar. Kimin sayesinde? Megri Megri diye tempo tutanlara soracaksınız... Bu durum, bahsi geçen büyük savaşın parçalarından birisi. Savaş ekonomisi, mevcut ekonominin daha derin krizlere sürüklenmesini engellemeyecek. İttifak ettikleri Barzani efendi,Türk topraklarını kendi toprakları gibi gösteren haritaların önünde poz veriyor, sosyal medya hesabından çekinmeden paylaşıyor. Geldiğimiz durumun özetini anlatmaya çalıştım. TÜM TÜRKİYE'YE ÇAĞRIM... EGE,AKDENİZ,KARADENİZ,MARMARA,İÇ ANADOLU,DOĞU ANADOLU ! Ne olursa olsun, kim olursa olsun,hangi parti olursa olsun.... Şehrinizin yerlisi adama oy verin. O şehirde alakası olmayan adamlara oy vermeyin. Mesela, Muğla Belediye başkan adayı AKAPE'NİN AYDIN AYAYDIN ! Aydın Ayaydın " Erdoğan'ın diploması var diyen tek adam." Bu kişinin bankacılık geçmişi SORU??? Bugün, Ankara'nın içini boşaltan " İSTANBUL FİNANS MERKEZİ HİKAYESİ"ni başlatan ve ülkenin ekonomisi yerle bir edenlerden. Başkentin içini boşalttı. Kızı :Derya Ayaydın, (d.1988, İstanbul) siyasetçi. TBMM 28. dönem Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul 2. Bölge milletvekilidir. 21., 24. dönem milletvekili Aydın Ayaydın'ın kızıdır. Ve şimdi kendisi AKAPE 'DEN Muğla Belediye Başkan adayı. Arkadaş sen Mardinlisin. Ey Muğlalılar ne işiniz olur Mardin'li bir belediye başkanıyla. “Aranızda seçip başınıza getireceğiniz kimselerin kanındaki ve vicdanındaki cevher-i aslîyi tahlil etmekten bir an feragat etmeyin." ATATÜRK ! Ben Muğlalı birisinin Mardin Belediye başkanı adayı olmasını istiyorum. Bakalım Mardinliler kamuoyu yoklamasında dahi % 30 oy verecek mi? Artık,Türk'ler aptallığı bırakın. Bundan vazgeçin. TÜRK OLMAYAN HER ŞEYE KARŞIYIM. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

25,170 просмотров • 2 лет назад

🇹🇷 Cihat Yaycı: Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşının içerisine adım adım çekilmek istenmektedir. Özellikle Ukrayna’nın attığı bazı adımlar, Türkiye’yi Rusya ile karşı karşıya bırakabilecek riskler doğurmaktadır. Oysa Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini Ukrayna uğruna bozmasını gerektirecek hiçbir sebep yoktur. Türkiye’nin önceliği kendi milli menfaatlerini korumaktır. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’nin, Fener Rum Patrikhanesi’ni ziyaret ederek Patrik’e “Ekümenik Patrik” sıfatıyla hitap etmesi de dikkat çekici bir tercihtir. Bu yaklaşımın, Yunanistan’ın Ukrayna’ya verdiği güçlü siyasi desteğin nedenlerinden biri olarak değerlendirilmesi gerekir. Öte yandan Moskova’ya yönelik gerçekleştirilen uzun menzilli İHA ve SİHA saldırıları savaşın ulaştığı yeni aşamayı göstermektedir. Ukrayna’nın 1.000 kilometrenin, hatta 2.000 kilometreye varan mesafelerde Rusya’nın derinliklerini vurabilecek kapasite ortaya koyması son derece önemli bir gelişmedir. Bu saldırılar, savaşın artık Rusya’nın başkentine kadar ulaştığı algısını oluşturmuş, Rus kamuoyunda ciddi endişeye neden olmuştur. Havaalanlarının kapatılması ve uçuşların durdurulması bunun somut göstergeleridir. Önümüzdeki günlerde bu gelişmelerin savaşın seyrini değiştirecek yeni askerî ve siyasi sonuçlar doğurması ihtimal dâhilindedir. Nitekim Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un, “Kiev’i boşaltın. Bütün yabancı diplomatik temsilcilikler Kiev’i terk etsin. Çok ağır bir saldırı yapacağız.” açıklaması da gerilimin daha da tırmanabileceğine işaret etmektedir. İran’a yönelik saldırılar nedeniyle son dönemde Ukrayna savaşı uluslararası gündemde ikinci plana düşmüş görünmektedir. Lübnan, Filistin ve Suriye’deki gelişmeler de aynı şekilde gölgede kalmıştır. Ancak Ukrayna cephesindeki hareketliliğin yeniden artmasıyla birlikte savaşın tekrar küresel gündemin merkezine oturacağı değerlendirilmektedir. Diğer taraftan Rusya’nın İran’a beklenen ölçüde destek vermemesi ve Amerika Birleşik Devletleri’nin tarafları yeniden müzakere masasına çekmeye çalışması dikkat çekmektedir. Buna rağmen Zelenski’nin NATO zirvelerine davet edilmeye devam edilmesi, Batı’nın Ukrayna’ya verdiği siyasi ve askerî desteğin sürdüğünü açıkça göstermektedir. Savaşın Türkiye açısından en önemli sonuçlarından biri ise Karadeniz’de ortaya çıkan deniz güvenliği riskleridir. Mayınlar, silahlı insansız deniz araçları (SİDA) ve silahlı insansız hava araçları (SİHA) nedeniyle Karadeniz’de ticari deniz ulaşımı ciddi tehdit altındadır. Türk bağlantılı gemiler de dâhil olmak üzere birçok ticaret gemisi hedef alınmıştır. Sadece Rus limanlarına uğradıkları gerekçesiyle ticaret gemilerine saldırılması uluslararası deniz hukukuna açıkça aykırıdır. Buna rağmen uluslararası toplumun bu saldırılar karşısında sessiz kalması ise ayrıca sorgulanması gereken ciddi bir çifte standarttır. Videonun tümü👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

12,626 просмотров • 1 месяц назад