Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Gaziantep’te sadece merkez ilçelerimizde değil, çevre ilçelerimizde de vatandaşlarımızın ulaşabileceği konutlar üretmeye devam ediyoruz. Karkamış’ta yapımını sürdürdüğümüz konutlarımız da bunun güzel örneklerinden biri. Bugün sahada yerinde kontrol ettik; inşaatlarımız gayet seri bir şekilde devam ediyor. Allah nasip ederse önümüzdeki yıl tamamlayarak evlerimizi hak sahiplerine teslim edeceğiz. Hemşehrilerimize hayırlı, huzurlu...

92,316 views • 4 days ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Bugün #DünyaÇevreGünü. Biz Gaziantep’te çevreyi korumayı sadece bir görev olarak değil, gelecek nesillere karşı sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Onun için de çevre yatırımlarımızı her geçen gün artırıyor, şehrimizi daha yeşil, daha dirençli ve daha sürdürülebilir hale getirmek için çalışıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada yenilenebilir enerji konusunda Türkiye’nin öncü belediyelerinden biriyiz. Güneş enerjisi yatırımlarımızla kendi enerjimizi üretiyor, elektrikli otobüs yatırımlarımızla daha temiz bir ulaşım altyapısı kuruyoruz. Rüzgâr enerjisinden atık yönetimine kadar birçok alanda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Hayvansal atıkları ve katı atıkları enerjiye dönüştürüyor, çevre için sorun olarak görülen birçok unsuru ekonomiye ve üretime kazandırıyoruz. Katı atık tesislerimizde elde ettiğimiz enerjiyle hem çevreyi koruyor hem de şehrimize değer üretiyoruz. Su meselesi artık bütün dünyanın en önemli gündemlerinden biri. Biz de bunun farkındayız. Su kaynaklarımızı korumak, çeşitlendirmek ve daha verimli kullanmak için büyük bir gayret içerisindeyiz. Parklarımızı, yeşil alanlarımızı ve peyzaj çalışmalarımızı iklim şartlarına uygun şekilde planlıyor, suyu koruyan uygulamaları yaygınlaştırıyoruz. Bu çalışmalarımızın uluslararası alanda karşılık bulması da bizleri memnun ediyor. Sıfır atık ve çevre alanındaki başarılarımızla dünya çapında örnek gösterilen şehirler arasında yer alıyoruz. Ancak bizim için asıl önemli olan aldığımız ödüller değil; çocuklarımıza daha temiz bir hava, daha temiz bir su ve daha yaşanabilir bir şehir bırakabilmektir. Şunu özellikle ifade etmek isterim ki burada anlattıklarımız, Gaziantep’te hayata geçirdiğimiz çevre yatırımlarının sadece küçük bir bölümüdür. Bugün bütün projelerimizi tek tek anlatmak mümkün değil. Biz burada işin özünü, ortaya koyduğumuz vizyonu paylaşmak istedik. Çünkü çevre meselesi sadece ağaç dikmekten, park yapmaklardan ibaret değil. Enerjiden ulaşıma, sudan geri dönüşüme, üretimden şehir planlamasına kadar her alanda çevreyi merkeze alan bir anlayışla hareket etmek gerekiyor. Biz de Gaziantep’te tam olarak bunu yapıyoruz. Daha yeşil, daha güçlü ve daha sürdürülebilir bir şehir için çalışmaya, üretmeye ve yatırım yapmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki çevreye yapılan her yatırım, geleceğimize yapılan yatırımdır.

Fatma Şahin

93,316 views • 2 months ago

İbret verici bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum. Bu videoyu bir dostumuz gönderdi. Hikâyenin detaylarına baktığımda, aslında ülkemizin en temel meselelerinden birini çok çarpıcı şekilde anlattığını gördüm. Gaziantep’te el yapımı çarık ayakkabılara “yemeni” diyoruz. Yüzyıllardır bu toprakların kültürünün bir parçası. Bugün Hollywood yapımlarında kullanılıyor, dünyanın farklı yerlerine ihraç ediliyor. Ama hikâyenin en dikkat çekici tarafı şu: Gaziantep’te yaklaşık 1.000 liraya satılan bir yemeni, New York’ta 250-300 dolara, yani yaklaşık 15 bin liraya satılıyor. Önce bu başarıyı teslim edelim. Gaziantep’in kültürünü alıp New York’ta bir değere dönüştüren markayı tebrik ediyor, bize ait bir değeri dünyaya taşıdıkları için teşekkür ediyoruz ama bizim de buradan çıkaracağımız önemli bir ders var: Markalaşmak, ürüne gerçek değerini kazandırıyor. Biz çok güzel ürünler üretiyoruz ama çoğu zaman markasını ve asıl katma değerini başkasına bırakıyoruz. Oysa hedefimiz sadece ürün üretmek, ihraç etmek değil, marka ihraç etmek olmalı. Yemeni bunun en güzel örneklerinden biri. Aynı ürün, aynı emek, aynı kültür… Doğru markalama ve doğru hikâyeyle 15-20 kat daha yüksek bir değere ulaşabiliyor. İşte bu yüzden kendi değerlerimize sahip çıkmalı, kendi markalarımızı oluşturmalı ve dünyaya sadece ürün değil, marka ihraç etmeliyiz. Bence bu video, tam da bu açıdan üzerinde düşünmemiz gereken ibret verici bir hikâye.

Fatma Şahin

104,373 views • 2 days ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy; Bayburt Merkez Spor Salonu’nun açılışını gerçekleştirdi. Bakan Yaşar Güler, törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: BAYBURT, YATIRIM VE KALKINMADA BÜYÜK GELİŞMELERE EV SAHİPLİĞİ YAPTI "Baba ocağım, yiğitler diyarı Bayburt’umuzda bu güzide açılış vesilesiyle bulunmaktan ve siz değerli hemşehrilerimle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Her geçen gün gelişen Bayburt’umuzun marka yüzlerinden biri olacak bu spor merkezinin siz kıymetli hemşehrilerime, şehrimize ve ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Köklü geçmişi millî ve manevi değerlerine olan bağlılığı vatan sevgisi ve fedakârlığıyla gönlümüzde müstesna bir yere sahip olan Bayburt’umuz, Türkiye’nin en özel şehirlerinden biridir. Şehrimiz, bu güzide yönleriyle Anadolu’nun ruhunu temsil eden birlik ve kardeşliğimizin çimentosudur. Bu özelliklerinin yanı sıra Bayburt’umuz, son yıllarda ülkemizin her bölgesinde olduğu gibi yatırım ve kalkınmada da büyük gelişmelere ev sahipliği yapmıştır. Öyle ki ülkemiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve vizyonuyla her alanda büyük bir atılım gerçekleştirirken, şehrimiz de bu kalkınma sürecinde eğitimden kültüre ulaştırmadan spora kadar pek çok alanda ciddi yatırımlara kavuşmuştur. Mevcut ihtiyaçların tamamlanması eksiklerin giderilmesi ve Bayburt’umuzun hak ettiği konuma ulaşması için artan bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu kapsamda bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz ve 15 bin metrekarelik bir alana inşa edilen spor merkezimiz de bu çabalarımızın açık bir tezahürüdür. Modern teknolojiye dayalı spor kompleksimiz, 4 bin kişilik seyirci kapasitesi FIBA onaylı basketbol ve voleybol sahaları koşu salonları ve bireysel spor alanları ile başta gençlerimiz olmak üzere Bayburt’umuza ve elbette buraya gelecek tüm sporcularımıza en iyi imkânları sunacak bir merkez olacaktır. Bayburt’umuz; bu önemli yatırımla artık sadece sporcular yetiştiren bir şehir değil, aynı zamanda sporun kalbinin attığı bir merkez hâline geliyor. BAYBURT’TA 12 BİN CİVARINDA LİSANSLI SPORCU VAR Bayburt’umuzun böylesine önemli bir yatırımı almasında şehrin ihtiyacı kadar elbette ki sporcularımızın son yıllarda ulusal ve uluslararası turnuvalarda boy göstermesi ve elde ettiği başarıların da önemli bir etken olduğunu ifade etmek isterim. Bugün 12 bin civarında lisanslı sporcusuyla Bayburt, bu alanda yükselen bir etki ortaya koyuyor. Öyle ki Bayburtlu sporcularımızın sadece son bir yılda elde ettiği; ▪️Bowlingde, Türkiye şampiyonlukları; judoda, dünya ikinciliği, boks ve atletizmdeki şampiyonluklar, Ünilig şampiyonalarında elde edilen madalyalar voleybolda final gruplarında boy gösterme gibi çeşitli başarılar gençlerimizin sportif yeteneklerini gözler önüne seriyor. Paris’te rakibini nakavt ederek Dünya Boks Şampiyonu olan Elif Nur Turhan’dan Wushu Kung-fu Sanda kategorisi Gençlerde Balkan Şampiyonu olan Bedirhan Akburak’a kadar pek çok sporcumuz şehrimizin adını uluslararası arenada gururla duyuruyor. Keza cirit sporunu yaşatan sayılı şehirlerimizden biri olan Bayburt’umuzu temsil eden Bayburt Atlı Spor Kulübümüz, Sivas’ta şampiyonluğa ulaştı. Sportif başarılarıyla birlikte şehrimizin önemli organizasyonlara da ev sahipliği yapan bir merkez olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini memnuniyetle takip ediyoruz. Bu çerçevede Üniversitelerarası Boks Türkiye Şampiyonası, Üniversiteler Arası İlk Rafting Şampiyonası, Türkiye Boks Şampiyonası gibi etkinlikler Bayburt’umuzun organizasyon kabiliyetini ortaya koymuştur. Özellikle belirtmeliyim ki Bayburt Üniversitemizin de spor alanındaki girişimleri, kurduğu spor kulüpleri ve sporculara sunduğu destekler genç yeteneklerin keşfedilmesi ve şehrimizin sportif faaliyetlere ev sahipliği yapması bakımından hayati önemdedir. Aynı şekilde Gençlik ve Spor İl Müdürlüğümüz de yürüttüğü özverili çalışmalarla pek çok branşta evlatlarımızın sporla buluşmasını ve kendilerini geliştirmesine imkân sağlıyor. Elbette ki spora ilginin artması başarılı sporcularımızın yetişmesi ve şehrimizde düzenlenen organizasyonların daha da çeşitlenmesi amacıyla sportif yatırımların devam etmesi bir gerekliliktir. Bu çerçevede, Bayburt’umuzda şu ana kadar Gençlik ve Spor Bakanlığımızın değerli çalışmalarıyla spor salonlarından cirit alanına, tenis kortlarından yüzme havuzu ve futbol sahasına kadar yapılan yatırımlara bugün bir yenisini daha eklemenin haklı gururunu yaşıyoruz. İnanıyorum ki bu spor merkezi; ▪️Bir yandan gençlerimizin yeteneklerini geliştirebilecekleri bir cazibe merkezi olurken, ▪️Aynı zamanda pek çok müsabaka ve turnuvaya ev sahipliği yapacak, ▪️Böylelikle Bayburt’umuzun ulusal ve uluslararası turnuvalarda elde edeceği başarılara daha güçlü katkılar sağlayacaktır. Şu bir gerçek ki Bayburt’un gelişimi için atılan adımlardan biri olan bu tesis, aslında eser ve hizmet anlayışımızın yansımalarından sadece biridir. Zira güçlü bir Türkiye, güçlü şehirlerle mümkündür. Bayburt da bu yürüyüşte kendi potansiyelini en iyi şekilde ortaya koyma azim ve kararlılığındadır. Bizler de 'Türkiye Yüzyılı' hedefiyle başladığımız Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Bayburt’umuzun her alanda daha güçlü bir şehir olması için el birliğiyle çalışmaya devam edeceğiz. TERÖRSÜZ TÜRKİYE, ÖNEMLİ KİLOMETRE TAŞLARINDAN BİRİ OLACAK Şüphesiz bu kutlu hedefe yürürken 'Terörsüz bir Türkiye' de önemli kilometre taşlarından biri olacaktır. Yıllardır enerjimizi ve kaynaklarımızı tüketen terör belasını bitirerek şehirlerimizi kalkındırmak, ülkemizi huzura ve refaha taşımak ve çok daha güçlü bir Türkiye’yi gençlerimize emanet etmek, en büyük arzumuzdur. Bunun için de PKK ve iltisaklı tüm gruplar, yapılan çağrı ve alınan fesih kararı kapsamında derhâl tüm terör faaliyetlerine son vermeli; başta Suriye olmak üzere farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları bir an önce ve koşulsuz şekilde silahlarını teslim etmelidir. Bir kez daha hatırlatmak isterim ki başta PKK/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına ve farklı adlar altında faaliyet göstermesine kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken spora ve gençlerimize yönelik birbirinden kıymetli çalışmalara imza atan başta Sayın Bakanımız Osman Aşkın Bak olmak üzere Gençlik ve Spor Bakanlığımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Aynı şekilde şehrimizin kültürel ve turizm yönünün gelişmesi için değerli çalışmalar yürüten başta Sayın Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy olmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığımıza da gönülden teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki Bayburt’umuz hem sporda hem de kültür ve turizmde alacağı nice güzel yatırımla daha da gelişecek, ülkemizin kalkınmasına daha fazla katkı sağlayacaktır. Bu vesileyle Spor Merkezimizin bir kez daha çok kıymetli hemşehrilerimize, şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor; yapımında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla." #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

28,415 views • 11 months ago

İHH’dan Ayrıldım… Mayıs 2016 tarihinde İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Merkez Medya ve Sosyal Medya Birimi’nde muhabir olarak başlayan ve içerik üreticisi olarak devam eden profesyonel çalışma hayatım, bugün itibariyle son buldu. Elbette, karşılıklı anlayış çerçevesinde. Ve tabi gönül bağı devam Allah’ın izniyle. Aradan geçen 7,5 yıl şüphesiz bana çok büyük tecrübeler kazandırdı. Bir insan için en değerli yıllardır belki de 20 ila 30 yaş arası. Ve ben ömrümün en kıymetli yıllarının böylesi güzide bir kurumda geçmiş olmasından onur duyuyorum. Umarım hakkını verebilmişizdir bunca nimetin ve hizmet fırsatının… Onlarca coğrafyayı ziyaret etmek, oralarda yaşananları Türkiye ve dünya kamuoyu ile buluşturmak nasip oldu. Kah Srebrenitsa’da yumruklarımızı sıktık, kah Patani’deki yetimlerimizle hayatımızın belki de en mutlu günlerini geçirdik. Gittiğimiz her memleket, derin izler bıraktı yüreğimizde. Mesleki olarak kazandırdığı tecrübeleri saymak mümkün bile değil. Vakfa başlarken, benim için büyük müjde olan bu haberi takipçilerimle paylaşırken “Ümmete hizmet yolunda vites büyütüyoruz” iddiasında bulunmuştum. Öyle olmuş mudur gerçekten bunu tarih takdir edecek. Ama yazdığım her habere; basına servis ettiğim her bültene, fotoğrafını çektiğim her kareye, imza attığım her belgesele, klibe; inandım. İnandım da yaptım. Vicdan terazimde tarttım, maşeri vicdana sorgulattım ve öyle paylaştım kendi mecrasında. Bu nedenle ki bugün sonuna kadar huzurluyum ve hiçbir keşkem yok. Bir keşkem var aslında: İşi yapabilmenin heyecanı, sonuca bir an evvel ulaşabilmenin gayretiyle biraz yorduğum ve hatta belki de istemeden de olsa kırdığım abiler, arkadaşlar oldu; biliyorum. Ama eğer onlar da bu satırları okuyorlarsa şunu yürekten yazıyorum ki hiçbiri bir art niyetle değildi. Belki toyluk, belki biraz Karadenizlilik ve belki de biraz uzun yılların kurs ortamlarında geçmiş olmasından kaynaklıydı bu bilinçsiz yormalar. Onlar özellikle haklarını helal etsinler ve bana bunu aşabilmem için dua etsinler, ricamdır. Eksiğimin farkındayım, er ya da geç düzelteceğim inşallah. Son haftalarda yıllık izinlerimi kullanıyordum ve bu sürede vakıfta mesaimin geçtiği tüm abilerle - kardeşlerle helalleşmeye gayret ettim. Henüz görüşemediklerimiz var, onlarla da en kısa zamanda yapacağız inşallah. Tüm bunların her birine ve özellikle yakın çalışma arkadaşlarıma, abilerime sonsuz teşekkürlerimi burada sunmak istiyorum. Bir vakte kadar hiçbir akrabamın dahi olmadığı şu İstanbul’da bana aile oldular, baba oldular, öz abiden öte abilik yaptılar. Allah her birinden razı olsun, güzel işlerinde muvaffak eylesin. *** “Medya” meselesini belki de gereğinden fazla kafasına takmış birisiyim. Bu, yola çıktığımda da böyleydi aslında. Lakin kaçırdığım bir yer varmış. Bunu zamanla öğrendim: Ekonomik bağımsızlık olmadan medyada var olabilmek ve söz söyleyebilmek mümkün değilmiş. Aslında neredeyse tüm meslek dallarında dünya gidişatında böyle bir ivme var. Özel şirketler, devletlerden fazla söz sahibi olabiliyorlar yeni düzende artık. Bugün Selçuk Bayraktar’ı güçlü kılan en önemli şeyin de tam olarak bu olduğu kanaatindeyim. Kendileri de defaatle bunun altını çiziyorlar zaten. Eğer bu çaba, devletin kanatları altında ilerletilseydi bugünlere gelemeyecekti muhtemelen. Bürokratik engeller, değişen siyasi atmosfer vs. Dün, bakan olduğu için en önemli atılımlara imza atabilen adamlar bugün neredeler, hangi işle meşguller acep bir bakın. Ama Bayraktar Ailesi, kendi çizgilerini muhafaza ettikleri müddetçe bir ömür bu başarıyı sürdürebilecekler. Sürdürsünler de zaten, duamız o yönde… Demem o ki bu kurtlar sofrasında var olabilmek için önce mesleki birikim elde edilecek. Ardından da ekonomik bağımsızlık. Aslında bu yeni bir şey de değil. Bir arkadaşım bu meseleleri konuştuğumuz esnasında Ahi Teşkilatından bahsetti ve “Bu eskiden de böyleydi. Girerdin bir ustanın yanına çırak olur, işi öğrenir sonra müsadeni ister yoluna bakardın.” Kendisi farkında değildi belki de hatırlattığı bu hakikatin. Ama tam da duymam gereken zamanda gelmişti bana bu hatırlatma. Evet, meslekte 10 yılı devirdim ve artık sıra bu işin ekonomik tarafını halletmeye geldi. Ardından da sıra bu işin destanını yazmaya gelecek evelallah. Tabi, sizlerin bugüne kadar yanıbaşımda hissettiğim o eşsiz dualarıyla. Çünkü, Müslümanlar hala olması gereken düzeyde temsil edilemiyor henüz medyatik düzeyde. Çünkü, hala zalimler mazlum; mağdurlar yok sayılıyor bu kirli düzende… Bir de şu var: İstanbul’da yaşamak her geçen gün zorlaşıyor. Tıpkı diğer büyük devletlerin başkentlerinde olduğu gibi burada da hayata tutunmak, ekonomik olarak ayakta kalmak kolay olmayacak. Devlet, “Ben sana Anadolu’da da yol, hastane yaptım, İstanbul’da yaşamak zorsa oraya gidebilirsin” diyecek alttan alttan. Bunun için yöneticileri de suçlu bulamıyorum doğrusu. Aksini yapsalar akıntıya karşı kürek zorlamış olacaklar ki bugüne kadar deneyenlerin başaramadığı gibi onlar da başaramayacaklar. Öyle ise yeni hale karşı vaziyetimizi almak icap ediyor. Hem zaten rızkın onda 9’u ticarette değil miydi? Ya Allah… “Hak, haklının en mukaddes malıdır, vermezlerse alacaksın tamam mı?” diyen şaire verilmiş bir sözüm var. Yitik hazinemizi bulamazsam da yolunu gösterecek, ardımızdan gelen nesle medyanın, sinemanın neden önemsenmesi gerektiğini hatırlatacağım. Sancağımızı bizden çalanlar da böyle başlamışlardı işe bundan 150 yıl evvel. Gazetecilik faaliyetleri gömmüştü bu asil milleti diri diri toprağa. Bugün de bu cephede pek bir şey değişmedi. Adı gazete değil artık ama yol yöntem yine aynı. Adına medya demiş olalım bu düzenin. Hala bizden koparmaya devam ettikleri evlatlarımızı, memleketlerimizi, şehirlerimizi ve geleneklerimizi neyle kopartıyorlar, bir hatırlayalım isterseniz: Dizi, film, medya propagandası ve her ne halt yerse yesin asla dokunulmaması gereken gazeteciler… Hafızlığın ardından imamlık, müezzinlik, vaizlik, müftülük yolunu bırakıp bu alana yönelme saikim de buydu tam olarak zaten. Şimdi yeni bir heyecanla Besmelesini çekiyorum tüm bu niyetin. *** “Ne yapacaksın?” sorusuna cevaba gelelim şimdi: Vakfa girdiğimde yapabildiğim tek profesyonel şey haber yazabilmekti. Zamanla, medya ilişkilerinin nasıl kurulacağından tutun da fotoğraf - video çekmeye; bunların hangi bakış açısıyla elden geçmesi gerektiğine ve tüm bunları aynı anda kompleks bir şekilde nasıl yönetilebileceğine kadar birçok noktada kendimi geliştirme fırsatım oldu. Bugün geldiğim noktada sadece vakıftan değil, kamusal hayat denen mesaili hayattan da ayrılıyorum. Tabi büyük konuşmak da istemem lakin en azından bir müddet böyle deneyeceğim. Evet, şahıs şirketimi kurdum ve artık evden devam edeceğim rızkımı aramaya. Elbette bu bir risk. Maaşlı düzenden, düzensiz bir gelire geçmek çok kolay olmasa gerek. Ama kim dedi ki zaten risksiz başarı var? Bugüne kadar neyi başarmak nasip olduysa o korkularımın üzerine giderek oldu. Hatta en güçlü yanlarım da burası oldu hep: Acı acı, tırnaklarımla neyi kazandıysam o yaptı beni ben… Halihazırda dışarıdan destek olarak üstlendiğim işler var. Gün geliyor bu kurumların ya da kişilerin, fotoğraflarını çekiyorum. Gün geliyor, haberlerini yazıyorum, sosyal medyalarını yönetiyorum. Gün de geliyor belgesellerini, kliplerini, sosyal medya videolarını her şeyiyle birlikte yönetip bunun pazarlamasına gayret ediyorum. Eğer sizin de böyle bir ihtiyacınız varsa, bir vakfınız, bir Kuran Kursu’nuz, bir ticari işletmeniz ya da kendiniz için böyle bir ihtiyaç duyuyorsanız ve asgari müştereklerde buluşabiliyorsak size de bu noktada hizmet verebileceğimi buradan ilan etmek istiyorum. Bu işlerin de her birinin yine benim davama hizmet eden iş kalemleri olmasına gayret ediyorum. Bu benim bakmakla yükümlü olduğum eşimin ve Selimhan’ımın iaşesini temin için. Bunun dışında ekran yüzü olarak ama bir mecrada ama kendi oluşturmayı planladığım ortamda sözümü söylemem gerekiyor. Bu bir sac ayağıysa sadece tekniğini bilmek ya da sadece parasını kazanmak yetmiyor. Onun da arayışı içerisindeyim. Ama zorlamayacağım. Çünkü artık içimdeki deli kanı yenebilecek kadar büyüdüm. Biliyorum, nasipte varsa su akacak ve yolunu bulacak… Hem de hevesini ettiğimin de ötesinde! Adı lazım değil bir medya patronu, bugün değil çalışanlarına, eğitime gelen öğrencilerine bile hatırı sayılır bir maaş verebiliyor. Ne sebeple? Batıl davasına asker yetişsin için. Var mı Müslümanlar arasında böyle bir yapı, hem bunun heveskarlığını oluşturabilen ve hem de ödemesi gereken miktarı titremeden verebilen? Şimdi benim derdim de bu. Önce kendi iaşemi rayına oturtacağım. Ardından da ne tecrübem varsa ya da piyasada ne tecrübesi olan makul gazeteciler varsa her birinin bu aktarımı yapabilmesi için şu yeni şartlara göre bir sistem kurmaya gayret edeceğim. Gelen adamlar burada hem işi öğrenecekler hem iaşelerini temin edecekler. Oldum diyen de rahatlıkla piyasada kendi düzenini kurabilecek, ama Müslümanca! Allah’ım nasip et… Söz tükendi. Dualarınıza talibim. Rabb’im araç diye gördüklerimizi amaçlaştırmasın inşallah. Hepsinden öte bir kul olarak eksiklerimiz de çok. Her biri için ayrı ayrı dualarınıza tekraren talibim. Vesselam. | Temmuz, 2023

Bilal Gündoğdu

152,574 views • 3 years ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Preveze Deniz Zaferi’nin 487’nci yıl dönümü ve Deniz Kuvvetleri Günü dolayısıyla kabul ettiği Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ve beraberindeki personele hitaben bir konuşma yaptı. Bakan Yaşar Güler, şunları söyledi: TÜRK DONANMASI, EN GÜÇLÜ DENİZ UNSURU HÂLİNE GELDİ Bugün Türk denizcilik tarihinin şanlı sayfalarından biri olan Preveze Deniz Zaferi’nin 487’nci yıl dönümünü ve aynı zamanda Deniz Kuvvetleri Günümüzü büyük bir gurur ve heyecanla idrak ediyoruz. Bu vesileyle siz kahraman bahriyelileri ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum. Tarih boyunca milletimiz denizlerdeki hâkimiyetini cesareti, inancı ve kararlılığıyla göstermiştir. Nasıl ki Malazgirt Savaşı sonrası pek çok Türk komutanı Anadolu’nun fethine yöneldiyse Çaka Bey de deryadaki faaliyetleriyle Türk denizciliğinin öncüsü olmuştur. Bu şekilde temelleri atılan Türk Donanması, yüzyıllar içerisinde dünyanın en güçlü deniz unsuru hâline gelme başarısı göstermiştir. Öyle ki Barbaros Hayrettin Paşa ve kahraman leventleri 27 Eylül 1538’de Preveze’de dönemin en büyük Haçlı donanmasına karşı kazandıkları muazzam zaferle dünya denizcilik tarihine damga vurmuş böylece Karadeniz’den sonra Akdeniz de bir Türk gölü hâline gelmiştir. Kıbrıs’ın fethinde de büyük görevler üstlenen ve dünya denizlerinde zaferden zafere koşan donanmamız, bu süreçte Salih Reis, Turgut Reis, Piyale Paşa, Uluç Ali Paşa, Mezamorta Hüseyin Paşa gibi nice büyük Türk amirali yetiştirmiştir. MODERN BİR DONANMA İNŞA ETMENİN GURURUNU YAŞIYORUZ Bugün bizler o büyük denizcilerden aldığımız ilham ile yerli ve millî savunma sanayimizin sağladığı imkânlarla daha da güçlenen modern bir donanma inşa etmenin gururunu yaşıyoruz. Millî gemilerimiz, millî denizaltılarımız, fırkateynlerimiz ve ileri teknolojilerimizle dünya denizlerinde etkin, caydırıcı ve saygın bir deniz gücüyüz. Şu hususa dikkatinizi çekmek isterim ki bu günlere kolay gelinmedi. Bundan yaklaşık bir asır önce parasını ödediğimiz hâlde teslim alamadığımız gemilerimiz, türlü engellemelere ve zorluklara maruz kaldığımız zamanlar oldu. Bu zor günleri hiç unutmadık. Nice badirelerle karşılaşsak da yılmadan yorulmadan çalışmaya devam ettik. Sizler gibi nice kahramanlar, Deniz Kuvvetlerimizin bu uzun ve meşakkatli yolculuğunda millî savunma sanayi hamlemizin gelişmesi ve güçlenmesi için çok büyük gayret sarf ettiler, mücadele verdiler. Bugün Türk denizciliği yeni bir altın çağın arifesindedir ve gücünü daha da pekiştirdikçe bu alandaki en büyük güçlerden biri olacaktır. Geldiğimiz bu üstün seviyeyle gurur duymak hepimizin en doğal hakkıdır. SAVUNMA SANAYİMİZ, DONANMAMIZIN İMKÂN VE KABİLİYETLERİNİ ARTIRIYOR Birbirinden değerli ve kritik projeleri hayata geçiren savunma sanayimiz; Kara ve Hava Kuvvetlerinde olduğu gibi Deniz Kuvvetlerimizin envanterine de her geçen gün yeni ürünler dâhil ederek donanmamızın imkân ve kabiliyetlerini artırmaktadır. Bizlere düşen en önemli görev bu gelişimin devamını sağlamak, bunun için artan bir şevk ve gayretle çalışmalarımıza devam etmektir. Bu çerçevede şanlı ordumuzu ve ülkemizi daha da ilerilere taşımak için azim ve kararlılıkla çalışmaya, daha çok üretmeye devam edeceğiz. Çok iyi biliyoruz ki kahraman silah arkadaşlarıma imkân sunulduğunda başaramayacakları görev aşamayacakları hiçbir engel yoktur. Bu vesileyle “Mavi Vatan”ımızda ve dünya denizlerinde üstlendikleri tüm bu görevleri büyük bir adanmışlık duygusuyla ve üstün bir başarıyla yerine getiren Deniz Kuvvetlerimizin siz kahraman ve fedakâr personelini yürekten kutluyorum. Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihî süreçte köklü tarihimizden ilham alan kahraman Türk donanmasının asil milletimizin medar-ı iftiharı olmayı sürdürüp şanlı sancağımızı daha da yükseklere taşıyacağına yürekten inanıyorum. Bu vesileyle Deniz Kuvvetlerimizin ulaştığı bu mümtaz seviyeye gelmesinde emeği geçen, katkıda bulunan Çaka Bey’den Barbaros Hayreddin Paşa’ya, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten bugüne kadarki bütün komutanlarımızı ve kahraman personelimizi şükran ve minnetle yâd ediyor; - Sayın Deniz Kuvvetleri Komutanımız ile siz değerli silah ve mesai arkadaşlarımın şahsında tüm seçkin personelimize teşekkür ediyorum. Preveze Deniz Zaferimiz ile Deniz Kuvvetleri Gününüzü bir kez daha en içten dileklerimle kutluyor; denizleriniz sakin, pruvanız neta, ufkunuz ve bahtınız açık olsun diyerek sözü, siz kıymetli silah ve mesai arkadaşlarıma bırakıyorum. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

29,787 views • 11 months ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler başkanlığında; Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ve Bakan Yardımcıları Alpaslan Kavaklıoğlu, Bilal Durdalı ve Musa Heybet ile yurt içindeki ve sınır ötesindeki birlik komutanlarının katılımıyla video telekonferans toplantısı gerçekleştirildi. Bakan Yaşar Güler, toplantıda şunları söyledi: TSK HEM SAHADA HEM MASADA ÜLKEMİZİN ELİNİ GÜÇLENDİRİYOR Bölgemizde ve dünyada çok boyutlu tehditlerin, çatışmaların ve belirsizliklerin yoğunlaştığı bir süreçten geçiyoruz. Bu gelişmeler, bizleri sadece yakın çevremizde değil; küresel düzlemde de daha dikkatli, daha hazırlıklı ve daha dirayetli olmaya mecbur bırakmaktadır. Ülkemizin güvenliği ve bekası, yalnızca sınırlarımızı korumaktan ibaret değildir. Kara, deniz, hava, uzay ve siber alanda etkin, caydırıcı ve hazır bir Türk Silahlı Kuvvetleri, aynı zamanda barış ve istikrarın teminatıdır. Türk Silahlı Kuvvetleri, bugüne kadar olduğu gibi bugün de görevini büyük bir azim, inanç ve kararlılıkla sürdürmekte, her birinizin bu sorumluluk bilinciyle yürüttüğü görevler hem sahada hem de masada ülkemizin elini güçlendirmektedir. SURİYE’DE TÜRKİYE’NİN YADSINAMAZ BİR TECRÜBESİ VAR Suriye’de istikrarın tesisi, toprak bütünlüğünün korunması ve yeni hükûmetin ülke genelinde meşru otoriteyi tesis etmesi, bölgemizin geleceği açısından kritik önemdedir. Bu kapsamda TSK olarak Suriye’nin güvenlik ve savunma kapasitesinin inşasına destek vermeye devam ediyoruz. DEAŞ başta olmak üzere her türlü terör örgütüne karşı mücadelemizi sürdürüyoruz. Bu çerçevede bölge ülkeleriyle yürüttüğümüz temaslar ve oluşturulması planlanan ortak harekât merkezi ile bölgesel sahiplenmenin artırılması, uluslararası hukuka uygun şekilde barışa hizmet etmesi hedeflenmektedir. Suriye’deki bazı eylem ve inisiyatiflerin zaman zaman istikrarı zedeleyici bir boyuta ulaştığını gözlemlemekteyiz. Sahada Türkiye’nin yadsınamaz bir tecrübesi vardır ve başta Suriye Yeni Hükûmeti olmak üzere takdir görmekte ve çözüm kaynağı olarak görülmektedir. TSK, KENDİSİNE TEHDİT OLMAYAN HİÇ KİMSEYE TEHDİT DEĞİLDİR Biz bölgede meseleleri diyalogla çözmekten yanayız. Amacımız, bölgede herhangi bir istenmeyen hadisenin yaşanmasını önlemektir. Ancak şu hususun da altını özellikle çizmek isterim; bu gelişmelerin bölgenin olmazsa olmaz ihtiyaç ve taleplerinin karşılanmasına engel teşkil etmesine müsaade etmeyeceğiz. Türkiye’nin bu pozitif yaklaşımı, hiçbir aktör tarafından istismar edilmemelidir. Bu yaklaşımımız, bölgede istikrar arayışına katkı sağlamak içindir; asla ve asla bazı çevrelerce anlamsız heveslerin, oldubittilerin ya da yeni denge oyunlarının motivasyon kaynağı hâline gelmesine müsaade edilmeyecektir. Her zaman ifade ettiğimiz gibi Türk Silahlı Kuvvetleri kendisine tehdit olmayan hiç kimseye tehdit değildir. Aksine gittiği her yere istikrar, huzur ve barış götürmüştür. Ancak, bu iyi niyetli yaklaşımımızın yanlış yorumlanmasına da göz yummayacağımız bilinmelidir. SÜREÇ DİKKATLE İZLENİYOR Yeni Suriye Hükûmeti ile SDG arasında varılan mutabakat kapsamında belirli bölgelerdeki çekilme ve devir süreci dikkatle izlenmektedir. Bu noktada Türkiye’nin beklentileri ve çekinceleri muhataplara açık bir şekilde iletilmiştir. Bu vesileyle terörle mücadele konusuna da değinmek istiyorum. PKK terör örgütünün temelsiz ve sonuçsuz heveslerinden, aklıselim bir inisiyatifin perspektifine evrilen süreci hassasiyetle takip ediyoruz. Devletin adil ve müşfik eline teslim edilen bu yaklaşım tabii ki en içten ve samimi bir şekilde desteklenecektir. Sahadakiler dâhil bunun yansımalarını bizzat izlemektedir. Son dönemde teslim olup yaptıkları açıklama ve yaklaşımlarla sahanın geleceğini şekillendiren elemanların da ifadelerinde bu durumun yansımaları izlenmektedir. Gelişmeler samimiyet ve kararlılıkla uygulandığında anlam ifade edecektir. Bu süreçte özellikle şu noktayı önemle vurgulamak isterim: Gerçekten barıştan yana olan her girişim desteklenir. Ancak süreci istismar etmeye çalışanlar, zamana oynayanlar, bu zemini propaganda aracı olarak kullananlar karşılarında daima kararlı bir Türkiye bulacaktır. SİLAH BIRAKMAYAN HER YAPI MEŞRU HEDEFİMİZ OLMAYA DEVAM EDECEK Hiçbir açıklama, hiçbir beyan, eğer eylemle desteklenmiyorsa bizim nazarımızda bir kıymet ifade etmez. Terörün her türlüsünün tamamen sona erdirilmesi, sadece ülkemizin değil bölgemizin ve dünyanın barışına da katkı sağlayacaktır. Silahı bırakmamakta ısrar eden, kardeşliği değil ayrılığı körüklemeye çalışan her yapı, dün olduğu gibi bugün de meşru hedefimiz olmaya devam edecektir. Bu konuda devletimizin duruşu nettir: Sürecin sabote edilmesine asla izin verilmeyecek; toplumun güvenliğini tehdit eden hiçbir yapılanmaya müsamaha gösterilmeyecektir. TÜRKİYE, KÜRESEL BİR GÜVENLİK SAĞLAYICISI Libya’da, Somali’de, Karadeniz’de, Doğu Akdeniz’de ve Avrupa güvenlik mimarisi içinde üstlendiğimiz görevler, Türkiye’nin küresel bir güvenlik sağlayıcısı olduğunu göstermektedir. NATO kapsamında yürüttüğümüz faaliyetler ve uluslararası barış misyonlarımız, milletimizin onurlu duruşunu yansıtmaktadır. Bu kapsamda kara, hava ve deniz unsurlarımızla katılım sağladığımız eğitim ve tatbikatların yanı sıra Kosova ve Bosna Hersek’teki unsurlarımız başarıyla görevlerine devam etmektedir. Kosova’nın güvenliğine katkı sağlamak maksadıyla 1 Aralık 2024 tarihinde İtalyan Taburundan görevi devralan İhtiyat Komando Taburumuz, Kosova genel seçimlerinin de icra edildiği kritik bir dönemde vazifesini başarıyla yerine getirerek görevini 1 Nisan 2025 tarihinde Çok Uluslu Tabura devrederek, sorunsuz bir şekilde Türkiye’ye geri intikal etmiştir. Tatbikatlarımızla sahadaki yetkinliğimizi artırırken diplomatik alandaki girişimlerimizle de bölgemizde barışın tesisine öncülük ediyoruz. Ukrayna’dan Afrika’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada barışın, istikrarın ve güvenliğin teminatı olan Türk Silahlı Kuvvetleri, görevlerini bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da aynı azim ve disiplinle sürdürecektir. Değerli arkadaşlarım, gündemimiz görüldüğü üzere artan bir yoğunlukta devam etmektedir. Aldığınız kararlar, uygulama azim ve kararlılığınız fark yaratmakta, uygulamadaki profesyonelliğiniz başarının anahtarı olmaktadır. Bu vesileyle görev başında olan tüm silah ve mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyor, her birinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Yolunuz, bahtınız açık olsun. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

86,263 views • 1 year ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Kuvvet Komutanları ile Kars’ta gerçekleştirilen Sarıkamış Şehitlerini Anma Yürüyüşü’nde konuştu. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın da yer aldığı yürüyüşte Kahraman Mehmetçiklerimiz de vatandaşlarımızla birlikte yürüdü. Düzenlenen törende bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: MEHMETÇİK’İN TARİHE GEÇEN ÖLÜMSÜZ DESTANI Bugün, 110 yıl önce Sarıkamış Harekâtı’nda kutsal değerlerimiz uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyoruz. Sarıkamış Harekâtı; vatan aşkının ateşiyle yanan sinesini, keskin ayaza siper eden, gökten kurşun gibi yağan karı, kendisine kefen edinen ve böylece vatana adanmışlık abidesi olan Mehmetçik’in, tarihe geçen ölümsüz destanıdır. Tarihimizde ve toplumsal hafızamızda derin ve hüzünlü izler bırakan Sarıkamış Harekâtı; asil Türk milletinin, millî ve manevi değerlerini korumak için yüreğindeki iman ateşiyle neleri göze alabileceğinin en açık göstergesi olmuştur. Öyle ki ülkemizin her bir köşesinden gelen Mehmetçiklerimiz, bir yandan düşmanla diğer yandan da zorlu iklim koşulları ile mücadele etmişlerdir. KAHRAMAN ORDUMUZ BUGÜN DE MÜCADELESİNİ SÜRDÜRÜYOR Bugün, hepimiz havanın ne kadar soğuk olduğunu çok yakından hissedebiliyoruz. Böylelikle ordumuzun o günün şartlarında nasıl fedakârca görev yaptığını da daha iyi anlayabiliyoruz. Elbette ki Sarıkamış Harekâtı’nda yaşanan acı kayıplar içimizi yaksa da Allahuekber Dağları’nda sergilenen kahramanlıklar yüce milletimizin direncinin, kararlılığının ve bağımsızlık iradesinin simgesi olmuştur. Bizler de onların gösterdiği yüksek özveriyi ve aziz şehitlerimizin bizlere bıraktığı bu onurlu mirası, sadece hatırlamakla kalmıyoruz. Bunun omuzlarımıza yüklenen büyük bir sorumluluk olduğu bilinciyle daima birlik ve beraberlik içinde hareket ederek Türkiye’nin büyüklüğünü ve gücünü korumak ve daha da yukarılara taşımak için yoğun gayretler sarf ediyoruz. Bu kapsamda şanlı ordumuz, vatanımızı korumak için geçmişte nasıl ki her türlü fedakârlığı göze almışsa bugün de ülkemize yönelecek tehdit ve tehlikeleri bertaraf etmek, milletimizin hak ve çıkarlarını korumak adına, gece gündüz demeden mücadelesini sürdürmektedir. Nitekim Sarıkamış’taki Mehmetçiklerin torunları olan ordumuzun bugünkü kahraman mensupları, aziz şehitlerimizden aldığı ilhamla kutsal görev sancağını en iyi şekilde taşımakta, asil milletimizin gururu olmaktadır. Öyle ki; - Terörle mücadeleyi en etkin şekilde gerçekleştirip teröristlere göz açtırmayan, - Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyindeki operasyonları ile destanlar yazan, - Hudut emniyetimizi en güçlü şekilde tesis eden, - Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi tavizsiz koruyan, - Kuzey Kıbrıs’tan Azerbaycan’a, Katar’dan Libya’ya, Kosova’dan Bosna-Hersek’e kadar uluslararası güvenlik barış ve istikrara katkı sağlayan, işte Sarıkamış ruhuyla görevlerini yerine getiren kahraman Türk askeridir. TSK, DÜNYANIN SAYILI ORDULARINDAN BİRİ HÂLİNE GELDİ Şu hususu da özellikle vurgulamak isterim ki; Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her bir seçkin personeli; zorluklarla başa çıkabilecek eğitimli, disiplinli ve güçlü özellikleriyle üstlendiği tüm görevleri başarıyla yerine getirme niteliğine ve kararlılığına sahiptir. Yine gururla ifade etmeliyim ki; bir asır önce, türlü imkânsızlıklarla mücadele eden ordumuz, bugün sahip olduğu yüksek teknolojiye sahip yerli ve millî savunma sanayi ürünleri ile dünyanın sayılı ordularından biri haline gelmiştir. Tüm bunlar sayesinde muzaffer ordumuz, İstiklal Harbi’mizden bu yana en kapsamlı en yoğun ve etkin görevlerini üstün bir başarıyla icra edebilmektedir. Köklü tarihimizin bizlere sunduğu ilham ve ibretlerden yola çıkarak ortaya koyduğumuz “Türkiye Yüzyılı” vizyonu ile aydınlık geleceğimize çok daha güçlü bir şekilde ve emin adımlarla yürüyoruz. Elbette ki etrafımızın adeta ateşten çember olduğu bu kritik süreçte tüm tehditlerle etkin bir şekilde başa çıkabilmek için güçlü bir savunma yapısına sahip olmak bizler için olmazsa olmazdır. Zira yakın tarihimizde ve Sarıkamış’ta yaşanan pek çok tarihî hadise de göstermiştir ki Türkiye’nin bulunduğu bölge, dünyanın en kıymetli ve stratejik coğrafyalarından biridir. Bu yüzden daima diri, uyanık ve güçlü olmak bizler için bir tercih değil, zorunluluktur. Bu doğrultuda Bakanlığımız; devletimizin bekası, ülkemizin ve asil milletimizin güvenliği için çalışmalarını artan bir tempoyla, yüksek bir azim ve kararlılıkla sürdürmektedir. Sonuç olarak Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da daha büyük ve daha güçlü bir Türkiye için gayret göstermeye devam edeceğiz. Bu vesileyle; Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Başta Sarıkamış şehitlerimiz olmak üzere tüm şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca bu anlamlı programın düzenlenmesinde başta Sayın Gençlik ve Spor Bakanımız Osman Aşkın Bak ve Bakanlığının tüm seçkin mensupları olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

56,780 views • 1 year ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle gerçekleştirilen Aksaz Tersanesi Komutanlığı Açılış ve Deniz Platformları Teslim Töreni’nde konuştu. Beraberindeki Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ile Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan’ı karşılayan Bakan Yaşar Güler, törendeki konuşmasında şunları söyledi: TÜRKİYE, KENDİ GEMİLERİNİ VE SİLAH SİSTEMLERİNİ TASARLAYIP ÜRETEBİLEN ÜLKE HÂLİNE GELDİ Sayın Cumhurbaşkanım; bugün, yerli ve millî savunma sanayimizin ulaştığı üstün seviyeyi ortaya koyan yeni tip denizaltımız ve akaryakıt gemilerimiz ile bu alandaki yüksek tesisleşme seviyemizin göstergesi Aksaz Tersanemizin ve denizaltı havuzumuzun hizmete girmesinin haklı gururunu yaşıyoruz. Bu anlamlı töreni teşriflerinizle bizleri onurlandırdığınız için Zatıdevletlerine şükranlarımı arz ediyor; bu güzide sistem ve tesislerin; ülkemize, asil milletimize ve Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Sayın Cumhurbaşkanım; önceden, savunma sanayisi ne yazık ki dışa bağımlı olan, kısıtlı imkânlarla varlık yokluk mücadelesi veren bir ülkeydik. Parasını ödediğimiz hâlde ürünlerimizi teslim alamadığımız günleri, türlü engellemelere ve zorluklara maruz kaldığımız zamanları, bir an olsun unutmadık. Nice badirelerle karşılaşsak da tarihte olduğu gibi, yılmadan yorulmadan çalışmaya devam ettik. Özellikle son 20 yılda, Zatıalilerinin stratejik vizyonu, liderliği ve kararlı duruşları sayesinde Türkiye; - Kendi gemilerini ve silah sistemlerini tasarlayıp üretebilen, - Ve bu ürünleri ihraç ederek uluslararası pazarda adından övgüyle söz ettiren bir ülke hâline geldi. Bir asır önce, ithal edeceğimiz iki gemiye ihtiyaç duyuyorken; bugün, aynı anda birçok silah sistemini yerli ve millî imkânlarıyla üreten ve ihraç eden bir ülke konumundayız. DENİZ SAVUNMA SANAYİSİNDE DE BÜYÜK AŞAMALAR KATETTİK İbn-i Haldun’un dediği gibi “Coğrafya kaderdir.” Denizlerimiz de bu kaderin, ayrılmaz bir parçası ve kuvvet çarpanıdır. Dolayısıyla üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin, hakkını ve hukukunu korumak için güçlü bir Deniz Kuvvetine sahip olmamız bir tercih değil, zorunluluktur. Bu bilinçle, şanlı Türk donanmasını daha modern, daha etkin ve daha güçlü kılmak için, deniz savunma sanayisinde de büyük aşamalar katettik, ediyoruz. Yerli, millî ve modern savunma sanayimizin yeni göz bebeği olan ve bugün hayata geçirilmesine şahitlik ettiğimiz sistem ve tesisler de bu gayretlerimizin somut birer neticesidir. Yeni tip denizaltımız, gemilerimiz ve tesislerimiz sayesinde; - Deniz Kuvvetlerimizin harekât kabiliyeti ve etkinliği daha da artacak, - Deniz sistemlerimizin inşa, bakım ve onarım faaliyetleri daha yüksek kapasitede ve daha hızlı bir şekilde icra edilecektir. Özellikle stratejik önemdeki Marmaris/Aksaz’da teşkil ettiğimiz tersanemiz ile; bölgede konuşlu veya Akdeniz ve Ege’de faaliyet gösteren donanmamızın; ihtiyaçlarının en hızlı şekilde karşılanması, teknik destek temini ve idamesi gerçekleştirilecektir. Bu sayede Deniz Kuvvetlerimiz; faaliyetlerini daha etkin ve güvenli bir şekilde yerine getirecek; dünyanın önde gelen deniz kuvvetleri arasındaki seçkin yerini pekiştirecektir. GÜÇLÜ VE BAĞIMSIZ BİR SAVUNMA SANAYİSİ, BEKAMIZIN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR Savunma sanayisinde hayata geçirdiğimiz bu projelerin, ne kadar ehemmiyetli olduğu, bölgemizde ve dünyada yaşanan hassas gelişmelerin ortaya çıkardığı tehdit ve tehlikeler karşısında keza Akdeniz’in giderek artan önemi dikkate alındığında, daha da iyi anlaşılmaktadır. Nitekim; - Terörle mücadeleden hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasına, - Mavi ve Gök vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasından ülkemizin uluslararası arenadaki etkinliğinin sürdürülmesine kadar tüm faaliyetlerimizde yerli ve millî savunma sanayimiz, belirleyici bir rol oynamaktadır. Dolayısıyla güçlü ve bağımsız bir savunma sanayisi, bekamızın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu anlayışla Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her alanda imkân ve kabiliyetlerini, en yeni teknolojilerle geliştirmek için büyük şevk ve kararlılıkla çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu kutlu dönemde, “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimiz doğrultusunda, yeni başarıları, tarihimizin altın sayfalarına yazmak ve yazdırmak en büyük hedefimizdir. Bu vesileyle; - Hizmete alınan yeni tip denizaltımız Piri Reis’in, - Akaryakıt Gemilerimiz ile hayata geçirilen deniz platformunun, - Açılışını gerçekleştirdiğimiz Aksaz Tersanemizin ve - Havuz donatım faaliyetlerine başlayan Murat Reis Denizaltımızın, bir kez daha ülkemize, asil milletimize ve Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Ayrıca hizmete giren denizaltı ve akaryakıt gemimizin flandrasını teslim alan gemi komutanlarımıza da görevlerinde üstün başarılar diliyorum. Böylesine önemli ve büyük projelerin hayata geçirilmesindeki kararlı tutum ve direktifleriniz nedeniyle Zatıdevletlerine şükranlarımı sunuyorum. Bu sistemlerin üretilmesi ve tersanemizin hizmete alınmasında emeği geçen herkese yüksek müsaadeleriyle teşekkür ediyor, sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum. Kahraman Bahriyelilerimize de diyorum ki; Denizleriniz sakin, pruvanız neta; yolunuz ve bahtınız açık olsun.” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

49,843 views • 2 years ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle gerçekleştirilen HAVELSAN Sancar Silahlı İnsansız Deniz Aracı Hizmete Alma, Tesisler Temel Atma ve Açılış Töreni’ne katıldı. Beraberindeki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Kuvvet Komutanları ile törene katılan Bakan Yaşar Güler, yaptığı konuşmada şunları söyledi: İNSANSIZ SİSTEMLERDEKİ BAŞARIMIZI DENİZLERDE DE GÖRMEKTEN GURUR DUYUYORUZ “Sayın Cumhurbaşkanım, Zatıalinizi ve değerli misafirleri saygıyla selamlıyorum. Deniz Kuvvetlerimizin gücüne güç katacak, stratejik önemi haiz silahlı insansız deniz aracının hizmete alınması ile deniz platformlarımıza yönelik tesis açılışı ve temel atma töreni vesilesiyle sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sancar SİDA’nın ve tesislerimizin ülkemize, asil milletimize ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı olmasını temenni ediyor; hava araçlarıyla başlayan insansız sistemlerdeki başarılarımızı denizlerde de görmekten gurur duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum. TÜRKİYE KISA SÜREDE TARİHÎ BİR DÖNÜŞÜM GERÇEKLEŞTİRDİ Sayın Cumhurbaşkanım; zatıalilerinizin kararlı duruşu ve liderliğiyle hayata geçirilen yerli ve millî savunma sanayi hamlesi sayesinde Türkiye kısa sürede tarihî bir dönüşüm gerçekleştirmiştir. Bu stratejik atılım savunma ve güvenlik kabiliyetlerimizi büyük ölçüde artırırken millî egemenliğimizin ve caydırıcılığımızın da en önemli teminatlarından biri olmuştur. Bugün savunma sanayimiz kara, hava ve deniz platformlarında eş zamanlı yürütülen başarılı projelerle küresel ölçekte dikkat çeken bir seviyeye ulaşmış, ülkemizi savunma teknolojilerinde söz sahibi bir konuma taşımıştır. Savunma sanayimizdeki bu gelişim, güvenlik mimarimizi de daha sağlam ve sürdürülebilir bir zemine oturtmuş, kriz dönemlerinde dışa bağımlılığın oluşturabileceği riskleri de en aza indirmiştir. SANCAR SİDA, BİRİKİMİMİZİN YENİ VE GÜÇLÜ BİR HALKASINI TEMSİL EDİYOR Bu büyük ilerlemenin en somut ve en önemli göstergelerinden biri de şüphesiz ki deniz sistemleri alanındaki üretimlerimizdir. MİLGEM’le başlayan projelerimiz amfibi hücum gemilerimizden hava savunma muhriplerine, millî denizaltılarımızdan insansız deniz araçlarına kadar uzanan geniş bir yelpazede kararlılıkla sürdürülmektedir. Bugün hizmete alınan Sancar SİDA da söz konusu birikimin yeni ve güçlü bir halkasını teşkil etmektedir. Ayrıca Deniz Kuvvetlerimiz bünyesindeki Araştırma Merkez Komutanlığı ile HAVELSAN’ın birlikte geliştirdiği “Ağ Destekli Veri Entegre Savaş Yönetim Sistemi” millî deniz platformlarımıza entegre edilerek donanmamızın harekât kabiliyetini ve caydırıcı gücünü daha da artıracaktır. Sayın Cumhurbaşkanım, Türk Deniz Kuvvetlerimiz sahip olduğu yerli ve millî platformlar sayesinde hem Mavi Vatan’daki hak ve menfaatlerimizin korunmasında hem de uluslararası görevlerde barış ve istikrara sunduğu katkılarda etkinliğini ve gücünü her geçen gün daha da pekiştirmektedir. Bu başarı nitelikli ve disiplinli personelimizin emsalsiz gayretleri ve yüksek teknik donanımın birleşimiyle mümkün olmaktadır. Bu vesileyle Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda daha büyük ve daha güçlü ülke için atılan adımların hayata geçirilmesindeki kararlı tutum ve direktifleriniz nedeniyle zatıdevletlerine şükranlarımı sunuyorum. Başarının durağan bir hedef değil, sürekli gelişim gerektiren bir yolculuk olduğu bilinciyle daha ileri teknolojiler geliştirmeye, daha güçlü platformlar üretmeye ve denizlerdeki etkinliğimizi artırmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanım; yüksek müsaadeleriyle Savunma Sanayii Başkanlığımıza SİDA projesini geliştiren ve ülkemizin göz bebeği kuruluşlarından biri olan HAVELSAN’ın tüm seçkin personeline ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Hizmete alınan Sancar SİDA ile birlikte birazdan temeli atılacak Simülatör Entegrasyon ve Üretim Hangarı ve açılışı gerçekleştirilecek olan KAAN Millî Muharip Uçak ve Deniz Savaş Yönetim Sistemi Tesisleri’nin bir kez daha hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Sözlerime son verirken Çaka Bey’den Barbaros Hayreddin Paşa’ya, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Kahraman Bahriyelilerimize de diyorum ki; denizleriniz sakin, pruvanız neta; yolunuz ve bahtınız açık olsun.” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

36,671 views • 6 months ago

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Tersanesi Komutanlığımızda gerçekleştirilen “Deniz Platformlarının Hizmete Giriş, Bayrak Çekme ve İlk Sac Kesim Töreni”nde konuştu. Bakan Yaşar Güler’in de beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Bakan Yardımcıları Musa Heybet ve Salih Ayhan ile birlikte katıldığı törende, Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan şunları söyledi: TÜRKİYE-PAKİSTAN DOSTLUĞU, KIYAMETE KADAR DEVAM EDECEK Bugün çok özel bir program münasebetiyle dünyanın göz bebeği şehri İstanbul’da, İstanbul Tersane Komutanlığımızda sizlerle bir aradayız. Deniz platformlarımızın hizmete giriş, bayrak çekme ve ilk sac kesme töreni vesilesiyle sizlerle bir arada olmaktan memnuniyet duyuyorum. Törenimize Pakistan'dan teşrif eden kıymetli misafirlerimize, ikinci evleri olan Türkiye’ye hoş geldiniz, sefalar getirdiğiniz diyorum. Mavi Vatan'ın dört bir yanında büyük bir adanmışlıkla görev yapan tüm personelimize, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın tüm mensuplarına ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Türkiye için çalışan, Mavi Vatan'ın muhafazası ve gerektiğinde müdafaası için gecesini gündüzüyle birleştiren herkesten Cenabıallah razı olsun. Yine bu vesileyle; asırlardır nazlı hilalin özgürce dalgalanması için toprağa düşen şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Evet, bugün Türk tersaneciliği ve donanması açısından bir gurur anına, hem de çok büyük bir gurur anına hep beraber şahitlik ediyoruz. Öncelikle bizlere bu gururu yaşatan İstanbul Tersane Komutanlığımızın işçisinden mühendisine bütün mensuplarını canıgönülden tebrik ediyor, kendilerine şahsım ve milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum. Ülkemiz tersanelerine güvenmekte ne kadar haklı olduğumuzu bugün bir kez daha görüyoruz. Malumunuz Pakistan Deviz Kuvvetlerinin ihtiyacını karşılamak üzere Eylül 2018 tarihinde 4 adet MİLGEM inşa sözleşmesi imzalamıştık. İlk gemi PNS Babür’ü 24 Mayıs 2024 tarihinde Pakistan’a teslim ettik. Bugün de her türlü test ve tecrübe faaliyetlerini başarıyla tamamlayan PNS Hayber’in teslimini yapıyoruz. Projenin 4’üncü gemileri Karaçi Tersanesinde inşa ediliyor. 3’üncü gemi PNS Bedir’in Haziran 2026 sonunda, 4’üncü gemi PNS Tarık’ın ise 2027 yılının ilk çeyreğinde teslimi planlanıyor. En son teknolojiyle donatılmış bu gemilerin kardeş Pakistan donanmasına şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Kökleri ortak tarihimizin derinliklerine uzanan ve asırlar boyunca sınanarak bugünlere gelen Türkiye-Pakistan dostluğu; Allah’ın izniyle kıyamete kadar devam edecek, serpilecek, güçlenecektir. Değerli arkadaşlar, çok değerli misafirler; bugün burada denize uğurladığımız ve bayrak çektiğimiz platformlar alın terinin, aklın, emeğin, cesaretin ve adanmışlığın eseridir. Bunların en başında havadan bağımsız tahrik sistemi ve gelişmiş sonar yetenekleriyle sessiz derinliklerin millî bekçisi olacak TCG Hızırreis denizaltımız vardır. Hızırreis denizaltımızı bugün hizmete veriyoruz. Hizmete aldığımız bir başka platformumuz, yeni tip çıkarma gemimiz Ç159’dur. Bu platform hem askerî harekâtlarda hem de barış dönemindeki insani yardım operasyonlarında fırtınalı sularda görev yapacaktır. Ulaq silahlı insansız deniz aracımız bir diğer kıvanç kaynağımızdır. Dijital dönüşümün, yapay zekâ tabanlı otonom sistemlerin denizlerdeki sembolü olacak Ulaq, geleceğin harekât sahasının öncülerindendir. Ulaq SİDA’nın bir başka özelliği, Türk mühendislerinin geliştirdiği yüzde 90 yerlilik oranına sahip Marin motorunu kullanmasıdır. Her 3 deniz platformunun da hayırlı olmasını temenni ediyorum. TCG KOÇHİSAR’I MAYIS SONUNDA DONANMAMIZA KATACAĞIZ TCG Koçhisar karakol gemimiz, Mavi Vatan’daki hak ve hukukumuzu koruma irademizin nişanesidir. Barış zamanında milletimize hizmet edecek, kriz zamanlarında caydırıcı gücümüz olacak Koçhisar’ı mayıs sonunda donanmamıza katacağız. Son olarak bugün ayrıca, açık deniz karakol gemimiz Seferihisar’ın sac kesimini gerçekleştireceğiz. Şimdiden hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Türkiye olarak savunma sanayi alanında yürüttüğümüz her projede ürün geliştirmekle kalmıyor; ekosistemi, insan kaynağını ve teknoloji üretim kapasitesini de büyütmeyi hedefliyoruz. Savunma Sanayi İcra Komitesinde aldığımız kararları önce millet, önce devlet anlayışıyla ilgili kurumlarımızın koordinasyonunda tek tek hayata geçiriyoruz. Şurası bir gerçek ki savunmada başarı ancak bütüncül bir stratejiyle elde edilir. Havada güçlü olmadan, denizde etkin olmadan karada caydırıcı olamazsınız. Hamdolsun, biz tüm bu alanlarda çok güçlü bir varlık gösteriyoruz. Kapasitemizi günden güne artırıyor, imkân ve kabiliyetlerimizi aralıksız geliştiriyor, kendi teknolojimizi yine kendimiz üretiyoruz. Savunma sektöründeki 3.500’ü aşkın firmamız, 100 bini aşkın insan kaynağımız, varını yoğunu Türkiye’nin güvenli yarınlarına vakfediyor. Araştırma-geliştirme çalışmalarından tasarıma, yazılımdan seri üretime, tüm süreçleri yerli ve millî kaynaklarımızla yönetiyoruz. Şu anda savunma ihracatında dünyanın en büyük 11’inci ülkesiyiz. Son 11 aylık dönemde savunma ve havacılık ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30 artarak 7 milyar 445 milyon dolara ulaştı. Sadece kasım ayı ihracatımız önceki kasım ayına kıyasla yüzde 22 artışla 742 milyon dolar oldu. Bu sabah itibarıyla, 8,6 milyar doları aşmış bulunuyoruz. Kendimize inandık, Türk savunma sanayisine güvendik, kısa sürede işte bu rakamları yakaladık. Elbette burada durmayacağız, 2028 senesi için belirlediğimiz hedef 11 milyar dolarlık ihracat rakamıyla savunma ve havacılık ihracatında dünyada ilk 10’a girmektir, bu hedefe doğru sağlam adımlarla ilerliyoruz. KENDİ SAVAŞ GEMİSİNİ DENİZE İNDİREN 10 ÜLKEDEN BİRİYİZ Şunu da burada büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim: Dünyada kendi savaş gemisini geliştirip denize indiren 10 ülkeden biri Türkiye’dir. Türk tersaneleri bugüne kadar dünyanın birçok ülkesine farklı ebatta 140’ın üzerinde deniz platformu ihraç etti. Güvenlik kuvvetlerimiz; kendi ürettiğimiz araç, ekipman ve mühimmatlarla havada, karada ve denizde âdeta destan yazıyor. Sahadan aldığımız verileri titiz bir şekilde analiz ediyor, geri bildirimler ışığında mevcut teknolojimizi daha da ileri noktalara taşıyoruz. Tüm bunları yaparken doktrin ve pratik arasındaki dengeyi birbirlerini besleyecek şekilde en verimli surette temin ediyoruz. Başkanı olduğum Savunma Sanayi İcra Komitesinde aldığımız kararlar çerçevesinde başlayan projelerimizin meyvelerini birer birer topluyoruz. Bakınız, 4 ay önce sistemler sistemi Çelik Kubbe'yi envanterimize kattık. Geçen ay insansız savaş uçağımız KIZILELMA, dünya havacılık tarihinde bir ilki başardı. Ana muhalefetin "Balıklar rahatsız oluyor." diyerek testlerimizi eleştirdiği Sinop’ta, KIZILELMA’mız jet motorlu bir hedefi görüş ötesi hava-hava füzesiyle vurarak etkisiz hâle getirdi. Bir diğer stratejik projemiz olan Bayraktar TB3 envantere girdi. TCG Anadolu’nun abisi olacak 300 metre uzunluğundaki uçak gemimizin inşa süreçlerini evet başlattık. İnsansız araçlardan fırkateyne kadar tüm deniz platformlarında hem kendi ihtiyaçlarımızı hem de dost ve müttefiklerimizin taleplerini karşılıyoruz. Savunma Sanayii Başkanlığımız, ASFAT’ımız, askerî tersanelerimiz, sivil tersanelerimiz; uyum içinde iş birliği ve güç birliği içerisinde çalışıyor, imar ve inşa ediyor, ürettikleri ürünleri dünyanın farklı ülkelerine ihraç ediyor. Buradaki başarıyı görmek için uzaklara gitmeye hiç gerek yok, Türkiye’nin savunma sanayisinde son 23 senede kat ettiği mesafeyi görmek için öyle 70’leri, 60’ları evet deşelemeye de gerek yok, bunun için geçtiğimiz haftalarda kamuoyumuzla paylaşılan projelere ve çalışmalara bakmak fazlasıyla kâfidir. Füzelerden tüfeklere, insansız araçlardan roketlere, deniz toplarından elektronik harp sistemlerine sektörün tamamında büyük bir dinamizm var, üretkenlik var, maşallah heyecan ve gayret var. Buradan kamu-özel ayrımı yapmadan Türk savunma sanayinin gelişmesi ve güçlenmesi için ter döken tüm firmalarımıza, oralarda çalışan tüm kardeşlerime ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. MORALİMİZİ BOZMAYA ÇALIŞANLARA ALDIRMAYIN Sizlerin şahsında sektördeki tüm kardeşlerimden şunu rica ediyorum: Moralimizi bozmaya çalışanlara lütfen aldırmayın. Cesaretimizi kırmak için uğraşanlara lütfen pirim vermeyin. Televizyon ekranlarında, sosyal medyada ve gazete köşelerinde sağa-sola karamsarlık aşılayan felaket tellallarına lütfen kulak asmayın. Biz bugüne kadar ne yaptıysak unutmayın, bunlara rağmen yaptık. Yüzde 20 yerli sermayeyle başlatıp şu anda yüzde 80 yerli sermayeye biz ulaştık. Eğer biz çalışırsak, biz hedeflerimizden kopmadan mücadele edersek, evvelallah bunların hiçbiri bizim önümüzü kesemez, şevkimizi kıramaz. Bizi yolumuzdan çevirmeye çalışanlara inat hep beraber omuz omuza verecek, çok daha kararlı bir şekilde hedeflerimize yürüyeceğiz. İşte bugün hem Mavi Vatanımızın güvenliği hem Pakistan’ın savunma kapasitesi açısından çok stratejik adımlar attık. Yakın gelecekte inşallah başka müjdelerimiz olacak, başarılarımıza yenilerini ekleyecek, karada, denizde, havada ve elbette siber vatanda caydırıcılığımızı artıracak projeleri tek tek devreye alacağız. Kendimizle birlikte komşularımızın, müttefiklerimizin ve kardeşlerimizin güvenliğine katkı sunmaya devam edeceğiz. Burada her fırsatta vurguladığım bir hususu tekrar hatırlatmak istiyorum. Bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yok. Biz, hiçbir ülkeyle gerilim istemiyoruz, kriz, kavga, çatışma istemiyoruz. Komşularımız için huzur ve istikrardan başka bir şey murat etmiyoruz. Türkiye olarak herkesin emin olabileceği, güven duyabileceği, en zor, en sıkıntılı günlerinde sırtını yaslayabileceği bir ülke biziz. Bununla birlikte biz, hak ve hukukunun çiğnenmesine müsaade etmeyen ve asla etmeyecek olan bir ülkeyiz. Bugün burada olduğu, hayata geçirdiğimiz bütün bu yatırımlarımız savaşa hazırlanmak için değil; barışı, istiklali, istikbali korumak içindir. Rabb'im yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Sözlerime son verirken bu önemli platformların Türk donanmasına ve Pakistan Deniz Kuvvetlerine hayırlı olmasını temenni ediyor; emeği geçen herkese, tüm kurumlarımıza, tersanelerimize şükranlarımı sunuyorum. Sizleri tekrar sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Dost ve kardeş Pakistan halkına buradan selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum. Tüm gemilerimizin denizleri sakin, pruvası inşallah neta olsun. Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

41,502 views • 8 months ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile Çiğli 2’nci Ana Jet Üs Komutanlığında düzenlenen Pilotaj Mezuniyet Töreni’ne katıldı. Törende bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: KRİTİK BİR SÜREÇTEN GEÇİYORUZ "Türk Hava Kuvvetlerimize pilotlar yetiştiren bu güzide eğitim merkezimizde, sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor; mezun olan pilotlarımızı yürekten kutluyorum. Mezuniyetlerinin kendilerine, ailelerine ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Sizlerin de takip ettiği üzere, bölgesel ve küresel ölçekte artan risk ve tehditler nedeniyle güvenlik ortamında belirsizliklerin yaşandığı oldukça kritik bir süreçten geçiyoruz. Savunma ve güvenlik konularının her zamankinden çok daha önemli hâle geldiği bu hassas dönemde Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; - Sahip olduğu yerli, millî ve modern silah sistemleri ve personelimizin emsalsiz kahramanlığı ile son bir asrın en kapsamlı faaliyetlerini gerçekleştirmekte, - Ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliği için gerekli her türlü tedbiri almaktadır. Bu kapsamda yurt içinde ve sınır ötesinde terörle mücadelemizi başarıyla sürdürürken hudut güvenliğimizi de en üst seviyede sağlıyoruz. Eş zamanlı olarak Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi tavizsiz ve kararlılıkla koruyoruz. Aynı şekilde başta Kıbrıs olmak üzere Azerbaycan’da, Libya’da, Kosova’da, Bosna Hersek’te, Katar’da, Somali’de ve daha birçok coğrafyada kardeş, dost ve müttefik ülkelere destek veriyor; - Pek çok coğrafyada bölgesel ve küresel güvenlik ve barışa katkılar sağlıyoruz. ÜLKEMİZ GELECEĞE EMİN ADIMLARLA YÜRÜYOR Türkiye; köklü tarihi, stratejik konumu, büyük ve güçlü ordusu, her alanda sahip olduğu imkân ve yeteneklerle dünyada söz sahibi ülkelerden biridir. Son yıllarda, uluslararası arenada müzakere masalarının ve güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi hâline gelen ülkemiz, geleceğe daha büyük hedeflerle ve emin adımlarla yürümektedir. Dolayısıyla ülkemizin huzur ve güvenliği için kahraman ordumuzun da daima güçlü ve etkin olması bir tercih değil, zorunluluktur. Bunun için de ordumuzun yüksek teknolojiyi haiz silah sistemleri ile teçhiz edilmesi kadar lider personelinin donanımlı bir şekilde yetiştirilmesi de hayati önemdedir. Bu bilinçle Harp Okullarımızdan sınıf okullarına branş eğitimlerinden meslekî eğitimlere kadar her safhada personelimizin donanımlı olması ve niteliklerinin daha da geliştirilmesine büyük önem veriyoruz. Sizler de bu anlayışla yetiştirildiniz. Sizler gibi nitelikli personelimizin katkısıyla Hava Kuvvetlerimiz, çok daha güçlü olacaktır. Mazisi şan, şeref ve kahramanlıklarla dolu Silahlı Kuvvetlerimizin, sizlerden beklentileri büyüktür. Bölgesinin en etkin ve güçlü Hava Kuvvetlerine sahip olan ordumuzun semalardaki üstünlüğünün devamı ve daha üst seviyelere çıkartılması için hem sizlere hem bizlere görevler düşmektedir. Sizlerin sorumluluğu; - Bir yandan görevlerinizi en iyi şekilde icra ederken, - Aynı zamanda 'sürekli eğitim' anlayışıyla kendinizi çok yönlü geliştirmeniz, - Bilhassa uçuş ve havacılık disiplinine bütünüyle ve derinliğiyle hâkim olmanızdır. Bu kapsamda sizlerden beklentim; - Eğitimlerinizi genişleyen bir tecrübe kazanımı dâhilinde icra ederken, - Havacılık ve uzay teknolojilerindeki gelişmeleri de yakından takip etmeniz ve bu konuda Hava Kuvvetlerimize katkılar sunmanızdır. Havacılık eğitimi zor ve uzun, tecrübesi çok değerli olan bir meslektir. Ancak sizler, bu mesleği yaşam tarzı hâline getireceksiniz. Unutmayınız ki envanterimizdeki silah sistemlerimiz ne kadar gelişmiş olursa olsun, onları kullanan sizlersiniz. Bu açıdan sizlerin bireysel ve mesleki kabiliyetleri hava gücümüzün etkinliği açısından büyük önem taşımaktadır. Artık, kariyerinizde daha büyük başarı hikâyeleri yazmak için yeni bir sayfa açılmıştır. Şundan eminim ki Hava Kuvvetlerimize pilot olmak gibi şerefli bir ünvana sahip olduğunuz için hayatınız boyunca gurur duyacaksınız. Asla unutmayın ki Gök Vatanımız sizlere emanettir. Bu yüzden yapacağınız en iyi iş, bu emanete en güçlü şekilde sahip çıkmaktadır. DAHA ÇOK ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ Son yıllarda Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu stratejik vizyonla yerli ve millî savunma sanayimizde çok büyük aşamalar katettik. Birbirinden değerli ve kritik projeleri hayata geçiren Türk savunma sanayimiz; karada ve denizde olduğu gibi hava sistem ve platformlarında da büyük atılımlar gerçekleştiriyor. Üstelik içinde bulunduğumuz dönemde meydana gelen gelişmeler; Hava platformlarının, ülke güvenliğinin sağlanmasında öncelikle ele alınması ve çok boyutlu geliştirilmesi gereken sistemler olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bu kapsamda şu ana kadar üretilen ve büyük bir başarıyla hizmet veren silahlı, silahsız insansız hava araçlarımız ve mühimmatlarımızın yanı sıra; - Temel eğitim ve hafif taarruz uçağımız ‘HÜRKUŞ’ jet eğitim uçağımız ‘HÜRJET’ genel maksat helikopterimiz ‘GÖKBEY’ ile - Savunma sanayimizin ulaştığı üstün seviyeyi ortaya koyan 5’inci nesil, ilk yerli-millî savaş uçağımız KAAN, ülkemizin hava platformlarındaki büyük atılımlarının en somut göstergeleridir. Tüm bunlarla birlikte Türkiye, artık kendi savaş uçağını, eğitim ve jet uçaklarını, helikopterlerini üretebilen dünyanın sayılı ülkelerinden biri olmuştur. Bizlere düşen de Hava Kuvvetlerimizi ve kahraman ordumuzu, en gelişmiş, en modern silah, araç ve gereçlerle donatmaya devam etmektir. Bu konuda sahip olduğumuz yüksek motivasyon, bilinç, azim ve kararlılıkla çalışmaya; daha çok üretmeye devam edeceğiz. Ülkemizin iftihar kaynağı olan Hava Kuvvetlerimizin sahip olduğu imkân ve kabiliyetler ile sizler gibi yetenekli personelinin ortaya koyacağı üstün gayretlerle bundan sonra da büyük başarılara imza atacağına yürekten inanıyorum. DOSTA GURUR, DÜŞMANA KORKU Değerli Evlatlarımızın Kıymetli Aileleri; ne mutlu sizlere ki desteğinizi hiçbir zaman esirgemediğiniz bu kahraman subaylar, bugün brövelerini takmış karşınızda birer pilot olarak durmakta, dosta gurur, düşmana korku vermektedir. Onlarla ne kadar övünseniz azdır. Sizlere, onları destekleyerek bugünlere getirdiğiniz için teşekkür ediyor; bundan sonraki süreçte de desteğinizin devam etmesini temenni ederek sizlere saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca, bugün brövelerini takan pilotlarımızın eğitilmesinde büyük bir emek sarf eden 2’nci Ana Jet Üs Komutanlığımızın değerli komutan, eğitici ve tüm seçkin personelini kutluyor; kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum. Sonuç olarak Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi süreçte ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda; - Hak ve menfaatlerimizi tavizsiz ve kararlı bir şekilde korumaya, - Daha büyük, daha güçlü bir Türkiye ve Türk Hava Kuvvetleri için artan bir şevk ve gayretle çalışmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle Mete Han’dan Sultan Alparslan’a Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. 2 gün sonra idrak edeceğimiz Hava Kuvvetlerimizin 113’üncü kuruluş yıl dönümünü de şimdiden tebrik ediyor nice yüzyıllara ulaşmasını diliyorum. Bu duygu ve düşüncelerle, mezun olan siz kıymetli pilotlarımızı başarılarından dolayı bir kez daha kutluyor; sizleri ve değerli misafirlerimizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Gök Vatanımızın Koruyucusu olacak Kahraman Pilot Arkadaşlarım, yolunuz ve bahtınız semalar kadar açık olsun. Gözlerinizden öpüyor, emniyetli uçuşlar ve başarılar diliyorum." #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

99,953 views • 2 years ago

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, 18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende bir konuşma yaparak şunları söyledi: ŞEHİTLERİMİZİ VE GAZİLERİMİZİ RAHMETLE VE MİNNETLE YÂD EDİYORUM "Bu anlamlı gün vesilesiyle sizlerle bir arada bulunmaktan ve özellikle siz kıymetli ailelerimizi Bakanlığımızda ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum. Sözlerimin başında Çanakkale Zaferi’ni bizlere armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşlarını, vatanımız, milletimiz, istiklal ve istikbalimiz için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve cesaret timsali gazilerimizi rahmet, şükran ve minnetle yâd ediyorum. Siz değerli misafirlerimizin şahsında tüm şehitlerimizin ve gazilerimizin fedakâr ailelerine de buradan saygılarımı sunuyor, selamlarımı gönderiyorum. ÇANAKKALE’DEKİ RUH, 15 TEMMUZ’DA BİR KEZ DAHA KENDİNİ GÖSTERDİ Bugün 111’inci yıl dönümünü kutladığımız Çanakkale Zaferi, kahraman ordumuzun vatan savunmasındaki azim ve kararlılığının, asil milletimizin inanç ve bağımsızlık iradesinin bütün dünyaya ilan edildiği bir direniş destanıdır. Dünyanın en güçlü donanmaları ve ordularıyla ülkemizi işgal etmek isteyen müstevliler, karşılarında vatanı uğruna canını vermekten çekinmeyen kahraman Türk milletini ve onun şanlı ordusunu bulmuşlardır. Anadolu’nun ve gönül coğrafyamızın dört bir yanından gelen Mehmetçiklerimiz, Çanakkale’de sergiledikleri kahramanlıklarla asil milletimizin yüksek karakterini ve tarih boyunca taşıdığı bağımsızlık ruhunu bütün dünyaya göstermiştir. Kahramanlarımızın sevdiklerini, gençliklerini ve hayallerini hiç tereddüt etmeden vatan uğruna fedâ etmesi, cesaretin ve fedakârlığın en yüce örneklerinden biri olarak tarihimizdeki müstesna yerini almıştır. İstiklal Marşı'mızın şairi Mehmet Âkif Ersoy’un 'Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın' dizelerinde ebedîleştirdiği her bir şehidimiz, bağımsızlığımızın birlik ve beraberliğimizin en büyük timsalidir. Bugün, bizler de şehitlerimizin bıraktığı eşsiz mirası yani bu aziz vatanı koruma sorumluluğunu omuzlarımızda taşıyoruz. Şanlı ecdadımızın Çanakkale’de ortaya koymuş olduğu mücadele ruhu; ilk önce İstiklal Harbi’mizde vücut bulmuş, daha sonra da Kıbrıs’ta terörle mücadelede ve 15 Temmuz’da kendisini bir kez daha göstermiştir. Bu asil ruh şanlı milletimizin karakterinde ebediyen varlığını sürdürecek, ülkemize yönelebilecek tüm tehditler Çanakkale’den bugüne kadar olduğu gibi sarsılmaz bir direnişin pençesinde eriyecektir. GEREKLİ TÜM TEDBİRLERİ ALIYORUZ Her fırsatta ifade ettiğimiz gibi yakın coğrafyamız başta olmak üzere dünya genelinde birbiri ardına gerginlikler ve krizler çoğalıyor, bunun sonucunda risk ve tehditler de giderek artıyor. Bugün geldiğimiz noktada artık bu risklerin bir ihtimal olmaktan çıkarak fiilî çatışmalara dönüştüğünü, uluslararası hukukun çoğu zaman yok sayıldığını yakından takip ediyoruz. Önceleri vekil unsurlar üzerinden yürütülen mücadelelerin artık doğrudan devletlerin birbirini hedef aldığı daha geniş ölçekli bir rekabete dönüştüğü bir çatışma ortamını yaşıyoruz. İsrail’in önce Gazze’ye ardından Lübnan’a ve İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan kaos ortamı şimdi de ABD ve İsrail’in birlikte İran’a saldırmalarıyla ve İran’ın bölge ülkelerini hedef almasıyla daha da tehlikeli bir hâl almıştır. Türkiye olarak bölgemizde büyük bir kaos ve istikrarsızlığa sebep olan bu gelişmeyi millî bekamız ile ülkemizin menfaatleri doğrultusunda dikkatle analiz ediyoruz. Bu kapsamda çatışmaların son bulması için yoğun diplomatik çabalarımıza devam ederken askerî olarak da hiçbir ihtimali göz ardı etmeden gerekli tüm tedbirleri de alıyoruz. Son gelişmelere göre de karada, denizde, havada, sınır hattında ve siber alanlarda tedbirlerimizi artırdık. TSK, ÜSTLENDİĞİ TÜM GÖREVLERİ BAŞARIYLA YERİNE GETİRİYOR Kıymetli silah ve mesai arkadaşlarım; yakın coğrafyamızda yaşanan istikrarsızlıklar, ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini sürekli geliştirmenin ve caydırıcı bir askerî gücü muhafaza etmenin ne denli hayati olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Bu çerçevede Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; vatanımızın ve milletimizin güvenliğini sağlamak, ülkemizin hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumak için tüm alanlarda üstlendiği görevleri başarıyla yerine getirmektedir. Şüphesiz yaşananlar, bizlere yalnızca güvenlik bakımından değil; askerî düşünce, kapsamlı planlama ve stratejik hazırlık açısından da önemli dersler sunmaktadır. Bu noktada Millî Savunma Bakanlığımız, Genelkurmay Başkanlığımız ve Kuvvet Komutanlıkları karargâhlarımız büyük bir sorumluluk üstlenmektedirler. Unutulmamalıdır ki güçlü ordular yalnızca cephede değil, karargâhlarda üretilen stratejik akıl, sağlam planlama ve yüksek sorumluluk bilinciyle vardır. Bu yüzden çok boyutlu değerlendirme yeteneğiyle her türlü senaryoya karşı sahadaki birliklerimizi en iyi şekilde desteklemek, bugünün güvenlik ortamında en önemli görevlerimizden biridir. Sizlerin bu bilinçle görevlerinizi en iyi şekilde yerine getirdiğinizi müşahede ediyor, bundan sonra da aynı anlayışla çalışmalarınızı sürdüreceğinize yürekten inanıyorum. İÇ CEHPEMİZİ GÜÇLÜ TUTMAK DA HAYATİ ÖNEMDEDİR İçinde bulunduğumuz kritik süreçte güçlü bir savunma kapasitesine sahip olmanın yanı sıra iç cephemizi güçlü tutmak ve yerli-millî savunma sanayimizi daha ileri seviyelere taşımak da bir o kadar hayati öneme haizdir. Bu çerçevede yerli ve millî imkânlarla geliştirdiğimiz savunma sanayimiz, yüksek teknoloji ürünü sistemlerle ordumuzun gücüne güç katmakta, ülkemizin stratejik bağımsızlığını pekiştirmektedir. Bu alanda daha çok başaracağımız şeylerin olduğunun bilinciyle çalışmalarımıza artan bir şevk ve gayretle devam ediyoruz. Tüm bu gayretlerimizin temelinde ülkemizin hak ve çıkarlarını her koşulda koruma azmimiz ile aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize duyduğumuz derin vefa bulunmaktadır. Onların bize bıraktığı kutsal emanet, aynı zamanda geleceğe dair sorumluluklarımızın da en güçlü hatırlatıcısıdır. TERÖRSÜZ TÜRKİYE, GÜVENLİK VE HUZURUN KALICI HÂLE GELMESİDİR Nitekim devletimizin Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ortaya koyduğu 'Terörsüz Türkiye' hedefi de bu çalışmalarımızın önemli bir ayağını teşkil etmektedir. Bu tarihî süreç, güvenlik ve huzurun kalıcı hâle gelmesi kadar ▪️ Kardeşliğimizin ebedî kılınması, ▪️ Çocuklarımızın, terörün gölgesinden uzak bir ülkede büyümesi, ▪️ Ülkemizin daha fazla gelişmesi ve kalkınması ▪️ Ve tüm vatandaşlarımızın refah payının artması anlamına da gelmektedir. Bu konuda devletimizin duruşu açıktır ve herhangi bir tereddüt söz konusu değildir. Şüphesiz bugün, güven ve huzur içinde yaşayabiliyorsak ve bu tarihî süreci yürütebiliyorsak bu, en başta şehit ve gazilerimizin emsalsiz fedakârlıkları sayesindedir. ŞEHİTLERİMİZ VE GAZİLERİMİZ BU MİLLETİN ONURUDUR Özellikle belirtmek isterim ki bu süreçte atılacak hiçbir adım, şehitlerimizin aziz hatırasına asla leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna, asaletine ve verdikleri emeklere zarar vermeyecektir. Şehitlerimiz ve gazilerimiz, bu milletin onurudur; siz kıymetli ailelerimiz de bu onurun yaşayan emanetlerisiniz. Öyle ki sizler, tarifsiz acılarınızı yüreğinizde taşımanıza rağmen vakur duruşunuzdan asla taviz vermediniz. Sabrın, metanetin ve asaletin, ne demek olduğunu bir kez daha gösterdiniz. Dolayısıyla sizler başımızın tacısınız ve ne yaparsak yapalım fedakârlıklarınızın karşılığının olmadığının da bilincindeyiz. Haklarınızı asla ödeyemesek de başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız olmak üzere tüm kurumlarımızla sizlerin hayatını kolaylaştırmak ve her türlü ihtiyacınızda yanınızda olmak için büyük bir gayret gösteriyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm imkânlarımızla her zaman yanınızda durmaya devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ederken tedavisi devam eden gazilerimize de acil şifalar diliyorum. Gazilerimize şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca; şehitlerimizin aziz hatırasına sahip çıkmak, gazilerimizin fedakârlıklarına layıkıyla karşılık verebilmek ve kıymetli ailelerinin, her daim yanlarında olmak için büyük bir özveriyle görev yapan Şehit ve Gazi İşleri Daire Başkanlığımıza, aynı şekilde başta Millî Savunma Bakanlığı Armoni Mızıkamız ve kıymetli solistlerimiz olmak üzere Kültür ve Sanat Daire Başkanlığımıza ve etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Değerli ailelerimiz ve kıymetli arkadaşlarım, mübarek Ramazan Bayramınızı da şimdiden kutluyor; sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyor ve hayırlı iftarlar diliyorum. Kalın sağlıcakla." #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

143,944 views • 5 months ago

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, "Roketsan Üretim Tesisleri Açılışı, Seri Üretim Teslimatları ve Temel Atma Töreni"nde konuştu. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in de beraberinde TSK Komuta Kademesi ile katıldığı törende konuşan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan şunları söyledi: TERÖRÜN HER TÜRLÜSÜYLE MÜCADELEMİZ SÜRECEK Öncelikle bugün öğle saatlerinde İstanbul Beşiktaş'ta meydana gelen ve kahraman güvenlik güçlerimizin başarılı müdahalesiyle boşa çıkartılan kalleş saldırıyı lanetlediğimizin bilinmesini istiyorum. Menfur terör eyleminde biri ölü, ikisi yaralı olmak üzere üç terörist etkisiz hâle getirilmiş; müdahale sırasında iki kahraman polisimiz hafif yaralanmıştır. Saldırıyla ilgili hem İstanbul Başsavcılığımız hem de emniyet ve istihbarat birimlerimiz, gerekli tahkikatlarını süratle başlatmıştır. Yaralı polislerimize Cenabıallah'tan acil şifalar diliyor, İstanbul Emniyetine ve İstanbul halkına geçmiş olsun diyorum. Terörün her türlüsüyle mücadelemizi kararlılıkla sürdürecek, bugünkü gibi alçak ve zaman ayarlı provokasyonlarla Türkiye'nin güven iklimine zarar verilmesine müsaade etmeyeceğiz. Aziz kardeşlerim, bu anlamlı tören vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sizlerin şahsında; karada, denizde, havada destan yazan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin geliştirdiği proje, ürün, sistemlerle başarılarına her gün bir yenisini ekleyen ROKETSAN ailemizin ve savunma sanayinde faaliyet gösteren 4 bin 500'ü aşkın firmamızın her bir mensubuna buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. BİZ ŞEHİTLERİYLE YAŞAYAN, ŞEHİTLERİNİN DE YAŞADIĞINA İNANAN BİR MİLLETİZ Evvelemirde şu hakikati tüm kalbimle ifade etmek arzusundayım: Biz, şehitleriyle yaşayan ve şehitlerinin de yaşadığına inanan bir milletiz. Tam bin yıldır ezan-ı Muhammediler semalarda inlesin; ocaklar, haneler, ümitler sönmesin; bayrağımız gönderde şanla, şerefle, gururla dalgalansın diye, vatanımız baki, devletimiz ebedî, milletimiz özgür olsun diye canlarını feda eden tüm şehitlerimizi kemali hürmetle yâd ediyorum. Ülkemizin ve milletimizin istikbali için kahramanca mücadele eden tüm gazilerimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Savunma sanayinde canını dişine takarak çalışan, yalnızca elini değil gerektiğinde gövdesini de taşın altına koyarak sektörü bugünlere taşıyan tüm mühendislerimize, yazılımcılarımıza, teknisyenlerimize, işçi, yönetici ve akademisyenlerimize canıgönülden teşekkür ediyorum. Bütüncül yönetim kapasitesiyle bu çalışmaların uyum içinde yürümesini sağlayan Savunma Sanayii Başkanlığımızı da tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum; Cenabıallah sizlerden razı olsun. Türkiye'nin güçlü, müessir, muteber ve aydınlık yarınları için ortaya koyduğunuz şu emeği, harcadığınız şu çabayı inşallah hepimiz için hayırlara vesile olsun diyorum. ORDUMUZUN CAYDIRICILIĞINI ÇOK DAHA ÜST SEVİYELERE ÇIKARACAĞIZ Değerli arkadaşlar, bugün savunmada tam bağımsız Türkiye yolunda çok önemli bir eşiği daha geride bırakıyoruz. Birazdan inşallah Kırıkkale Yakıt Üretim Tesislerimizin, Lalahan Harp Başlığı Tesisimizin, İleri Teknolojiler AR-GE ve Mühendislik Merkezimizin açılışını yapacağız. Ayrıca; TAYFUN, SİPER, ATMACA, HİSAR-A, HİSAR SIFIR ve SUNGUR sistemlerimiz ile ÇAKIR, SOM, SİHA’larımızın keskin pençesi MAM-T ve MAM-L gibi birçok silah grubunu kahraman ordumuza teslim edeceğiz. Lalahan füze entegrasyon tesislerimizin de temellerini atacağız. Savunma sanayimizi daha güçlü bir kalkınma ekseni hâline getirecek ve nitelikli istihdam oranını yükseltecek bu yatırımlarla katmanlı hava savunma sistemimizi güçlendirecek, stratejik gücümüzü artıracak, seyir ve balistik füze kabiliyetlerimizi perçinleyecek, akıllı mühimmat ailemize, seri üretim hızımıza ve AR-GE kapasitemize çok önemli katkılar yapacağız. ÇELİK KUBBE'nin vurucu gücünü oluşturan bu sistemlerin daha yüksek üretim temposuna ulaşmasıyla hava savunma mimarimizi daha da tahkim etmiş olacağız. Kritik hava savunma sistemlerimiz, stratejik füze projelerimiz ve akıllı mühimmat kabiliyetlerimiz için kurulan bu yeni altyapı ile kahraman ordumuzun caydırıcılığını çok daha üst seviyelere çıkaracağız. ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM HEDEF, DAHA HIZLI ÜRETİM Şunun altını özellikle çizmek istiyorum: Savunma sanayisinde önümüzdeki dönemin ana hedefi, yüksek teknolojili ürünleri daha hızlı, daha efektif ve daha yüksek adetlerde üretmektir. Bugün devreye aldığımız yatırımlar, belirlediğimiz hedefe giden yolda çok kritik bir merhaleyi teşkil etmektedir. Tamamlanan yatırım bedeli 1 milyar dolar, toplam yatırım ölçeği ise 3 milyar dolara ulaşan bu tesis ve sistemlerle menzile daha çabuk varacak, attığımız kararlı adımları daha da hızlandırmış olacağız. Bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyorum. Sektöre yeni bir ufuk çizen bu eserlerin tasarım aşamasından seri üretim sürecine emeği geçen, her türlü bu noktada adımı atan kardeşimi yürekten tebrik ediyor, ROKETSAN ailemize bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum. BİZ BU YENİ NİZAMIN KURUCU AKTÖRLERİNDEN BİRİYİZ Kıymetli misafirler, değerli kardeşlerim; dijitalleşme ve yapay zekâ temelli algoritmaların savunma konseptini sil baştan şekillendirdiği bir dönemi yaşıyoruz. Teknoloji ilerledikçe sahada ihtiyaç duyulan ürün ve yazılımların niteliği de günden güne değişiyor. Özellikle son dönemde yakın çevremizde patlak veren savaş, çatışma ve kriz ortamlarında buna hem de çok yakından şahitlik ediyoruz. Artık teşhis, tespit, karar alma, müdahale ve imha süreçlerinde milisaniyelerin dahi büyük bir fark oluşturduğunu en iyi sizler biliyorsunuz. Hava, kara ve deniz hâkimiyetinin iç içe geçtiği insansız teknolojilerin ve siber uzaydaki konumlanmanın tüm dengeleri değiştirdiği bir çağdayız. Bu noktada şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim: Biz, kuralların ve süreçlerin yeniden şekillendiği bu yeni nizamın kurucu aktörlerinden biriyiz. Siper savaşlarının yerini siber savaşların aldığı bu yeni sisteme ayak uydurma kaygısı taşımıyoruz, çünkü hem sahada, hem teknolojide yön ve gidişatı artık ülke olarak biz de tayin ediyoruz. Son 23 yılda geliştirdiğimiz ürün, sistem, yazılım ve platformlarla, güçlü insan kaynağımız ve kurumsal kapasitemizle bu alanda norm koyan ülkelerden biri hâline geldik. Hamdolsun bugün Türkiye; kendi semalarını koruyan, kendi platformlarını donatan, kendi mühimmatını geliştiren bir ülkedir. Dahası, tüm bunları kendi aklımız, mühendisliğimiz ve insan kaynağımızla yapabiliyoruz. Talep etmeleri durumunda dost ve müttefiklerimizin yardımına koşuyor, küresel barış ve güvenliğe en yüksek düzeyde katkı sunuyoruz. KENDİ BİLEĞİMİZİN GÜCÜNE GÜVENİYORUZ Bakınız, burada bir gerçeği sizlere ve ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarıma hatırlatmak durumundayım. Evet, bugün savunma sanayisi alanında dünyada parmakla gösterilen bir seviyede yer almanın haklı gururunu yaşıyoruz. Bugün etrafımızda füzeler ve dronelar uçuşurken biz kendimizi güvende hissediyor, gece yastığa başımızı gönül huzuruyla koyabiliyoruz. Bugün Allah korusun, başımıza bir şey gelse başkasına değil, her şeyden önce kendi bileğimizin gücüne güveniyoruz. Bunları sadece biz değil, rakiplerimiz ve hasımlarımız da gayet iyi biliyor. Ama şurası da bir gerçek ki savunma sanayisinde önemi bugünlerde daha iyi anlaşılan gurur verici seviyelere asla kolay gelmedik. Sınandık, oyalandık, yarı yolda bırakıldık, engellendik, tehdit edildik, hiç hak etmediğimiz kısıtlamalara maruz kaldık. Ama biz bunların hiçbirine boyun eğmedik. Aziz milletimizin duası ve desteğiyle, savunma sanayinde akıl ve alın teri döken siz kardeşlerimizin emeğiyle, kurumlarımızın eş güdümü ve devletimizin güçlü iradesiyle çok şükür bugünlere ulaştık. Tabii, bunları yaparken trajikomik manzaralara da şahitlik ettik. Hatırlayın, biz Sinop'ta füze testleri yaparken ana muhalefet partisinin Genel Başkanı, “Balıklar füze seslerinden ürküyor, yuvalarını terk ediyor.” diyordu. Biz savunma araçlarımızı çeşitlendirmeye çalışırken bu zatın timsah gözyaşlarıyla uğurladığı selefi ise "Bölgemizin yangın yerine döndüğü bir dönemde bunlara ne gerek var, bize kim saldıracak." diyordu. İktidara gelince savunma sanayisine dokunacağız, diyeninden Tank Palet Fabrikası üzerinden istismar yapanına kadar akla, vicdana, ahlaka sığmayan nice sabotaj girişimiyle karşılaştık. Değerli kardeşlerim; eğer biz bunlara kulak verseydik, savunma sanayisinde bugün geldiğimiz noktanın Allah muhafaza yakınından bile geçemezdik. Ama biz, “Bütün emelim Türk gençliğinin kanatlanmasını görmektir, bu uğurda bütün şahsi servetimi feda etmiş bulunuyorum, icap ederse sırtımdaki gömleğimi bile bu maksat uğruna satmaya hazırım.” diyen rahmetli Nuri Demirağ’ın yolundan gittik. "Biz, önüne çıkan sayısız engele rağmen biz durumdan vazife çıkardık." diyerek ömrünü büyük ve güçlü Türkiye'ye vakfeden merhum Özdemir Bayraktar ağabeyimizin mirasına sahip çıktık. Biz döktürdüğü Şahi topları dönemin savaş konseptini değiştiren, çağ açıp çağ kapatan Sultan Fatih'in emanetini omuzladık. Ve neticede Vecihi Hürkuş'un, Barbaros Hayrettin Paşa'nın, Piri Reis'in çektiği sıkıntıları, zorlukları, cefaları bugünün başarılarıyla taçlandırmayı, bunları gurur tablosuna dönüştürmeyi başardık. SAVUNMA İHRACATINDA İNŞALLAH DÜNYADA İLK 10’A GİRECEĞİZ Şu rakamlara sizlerin ve aziz milletimin dikkatini çekmek istiyorum: Savunmada dışa bağımlılık oranımızı yüzde 80’den yüzde 20’ye indirdik. Sektörel ciromuz 20 milyar doları geçti, AR-GE harcamalarımız 3,5 milyar dolar düzeyine ulaştı. Aktif proje sayımız 1.400’ü geride bırakırken proje portföyümüz 100 milyarı aştı. 2002'de sadece 248 milyon dolar olan savunma ihracatımızı geçtiğimiz sene 10 milyar doların üzerine çıkardık. 2026’nın ilk çeyreğinde savunma ve havacılık ihracatımız geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 12,1 artışla 1 milyar 910 milyon dolara ulaştı. 2028 hedefimiz olarak belirlediğimiz 11 milyar dolarlık ihracat hacmini yakalayacak, inşallah savunma ihracatında dünyada ilk 10’a gireceğiz. Yakın çevremizdeki savaşlar sona erdikten sonra milletçe başta savunma sanayisi olmak üzere her alanda büyük bir şahlanışa imza atacağız. Türkiye'nin önünü şimdiden kesmeye dönük çabalara rağmen inşallah bu büyük atılımı hep birlikte gerçekleştireceğiz. ROKETSAN, SAVUNMA SANAYİMİZİN YÜKSEK TEKNOLOJİ KARAKTERİNİ GÜÇLENDİRMEYE ÇALIŞIYOR Türkiye'nin mühendislik iddiasını, stratejik aklını, yüksek teknoloji vizyonunu temsil eden kurumlarımızdan biri olan ROKETSAN’ımız bu kutlu yürüyüşe çok önemli bir misyonu yerine getiriyor. Geliştirdiği ürünleri bugün 50’nin üzerinde ülkeye ihraç eden ROKETSAN, ülkemizin teknoloji eksenli kalkınmasına çok önemli katkılar yapıyor. ROKETSAN ailemiz 7 bini aşkın çalışanı, yürüttüğü yüzlerce proje ve derin mühendislik birikimiyle 3 binin üzerinde personelle çalışan 4 AR-GE merkezi, millî patent performansı ve yetişmiş insan kaynağı ile savunma sanayimizin yüksek teknoloji karakterini güçlendirmeye devam ediyor. Şunu da bilhassa ifade etmekte fayda görüyorum: Türkiye olarak uzaya bağımsız erişim hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Roket teknolojilerinden uydu fırlatma kabiliyetlerine varan geniş bir alanda güçlü adımlarla ilerliyoruz. Savunma ile uzayı aynı ufukta buluşturan bu vizyonun hayata geçirilmesinde ROKETSAN’ın çalışmaları inşallah gücümüzü arttıracaktır. Sektöre yaptıkları bu kritik katkılardan ötürü ROKETSAN ailemizin tüm mensuplarına şahsım ve milletim adına ayrı ayrı teşekkür ediyorum. KOBİ’lerimizden alt yüklenicilerimize, mühendislerimizden emekçilerimize, bu büyük ekosistemin tüm bileşenlerine şükranlarımı sunuyorum. Rabb'im yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle açılışını gerçekleştirdiğimiz tesislerin, teslimatı yapılan sistemlerin ve temellerini attığımız yeni yatırımların ülkemiz, milletimiz ve güvenlik güçlerimiz için bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Millî Savunma Bakanlığımızı, Savunma Sanayii Başkanlığımızı, ROKETSAN’ımızı, bu projelerde emeği geçen tüm kurumlarımızı ve özel sektör paydaşlarımızı canıgönülden tebrik ediyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyor, hepinizi Allah'a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

21,687 views • 4 months ago

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI YAŞAR GÜLER, İFTARI BAYBURT’TA MEHMETÇİKLERİMİZ, ŞEHİTLERİMİZİN AİLELERİ VE GAZİLERİMİZLE BİRLİKTE YAPTI Bayburt’ta bulunan Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, iftarı 17’nci Komando Tugay Komutan Yardımcılığımızda Mehmetçiklerimiz, şehitlerimizin kıymetli aileleri, kahraman gazilerimiz ve onların değerli aileleriyle yaptı. Bakan Yaşar Güler, beraberinde Bakan Yardımcısı Salih Ayhan ile birlikte katıldığı iftarda konuşma yaparak şunları söyledi: TARİHİ ZAFER GÜNÜMÜZÜ BÜYÜK BİR GURURLA YÂD ETTİK Mübarek Ramazan ayının bereketini ve huzurunu paylaştığımız bu anlamlı iftar sofrasında, baba ocağım Bayburt’ta sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Bu güzide iftar programında birlik ve dayanışma ruhuyla sizlerle aynı sofrada buluşurken aynı zamanda can Bayburtumuzun düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünü de idrak etmenin heyecanını yaşıyoruz. Nitekim gün içinde icra edilen görkemli etkinliklerle bu tarihî zafer günümüzü büyük bir gururla yâd ettik. Bayburt’umuzun şanlı tarihinde müstesna bir yere sahip olan Kop savunmasında yazılan kahramanlık destanları, bu topraklarda yetişen her vatan evladı için büyük bir ilham kaynağıdır. Tarihten bugüne her daim vatanına bağlılığıyla, devletine sadakatiyle ve milletine hizmet etme azmiyle öne çıkan güzel Bayburtumuz, bu yönüyle Anadolu’nun vicdanı ve milletimizin ortak değerlerinin güçlü bir yansımasıdır. ŞEHİTLERİMİZ VE GAZİLERİMİZ MİLLETİMİZİN ONUR VE HAYSİYETİNİ TEMSİL EDİYOR İşte bu mirasın en vakur ve güçlü temsilcileri de şüphesiz ki siz şehit ve gazi ailelerimiz ile kahraman gazilerimizdir. Bu yüzden sizlerle aynı sofrayı paylaşmanın anlamı bizler için çok büyüktür. Çok iyi biliyoruz ki aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimiz milletimizin onur ve haysiyetini temsil etmektedirler. Aziz şehitlerimiz ve siz kahraman gazilerimiz aynı zamanda Türk kahramanlığının ve fedakârlığının gurur timsali mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun da ilham kaynağıdırlar. Bugün bu aziz vatanda huzur içinde yaşayabiliyorsak bu sizlerin fedakârlıkları sayesindedir; hakkınızı hiçbir zaman ödeyemeyiz. Ancak başımızın tacı olan sizlerin hayatlarını kolaylaştırmak ve yaşam standartlarını yükseltmek için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte yoğun bir gayret içindeyiz. Şanlı atalarımızdan ve aziz şehitlerimizden bizlere yadigâr olan kutsal vatanımızı daha güçlü, daha müreffeh ve daha güvenli bir geleceğe taşımak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu bilinçle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de ülkemizin güvenliği ve asil milletimizin huzuru için azim ve kararlılıkla görev yapmaktadır. Özellikle vurgulamak isterim ki aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin silah arkadaşları yani kahraman Mehmetçikler, onların bıraktığı kutsal mirası ve şanlı sancağı gururla taşımaktadırlar. Bugün sınır ötesinde icra edilen operasyonlardan hudut güvenliğinin sağlanmasına, Mavi ve Gök Vatanımızın korunmasından uluslararası görevlere kadar başarıyla yürütülen çok yönlü faaliyetlerimiz, bu yüksek vazife şuurunun en açık göstergesidir. Bayburtumuzun medarıiftiharlarından biri olan 17’nci Komando Tugayımız bu faaliyetlerde şanlı ordumuzun önemli birliklerinden biri olarak önemli görevler üstlenmektedir. DEVLETİMİZİN DURUŞU NETTİR Kahraman ordumuz son yıllarda icra ettiği başarılı operasyonlarla terör örgütüne büyük darbeler vurmuş ve terörü bitirme noktasına getirmiştir. İçinde bulunduğumuz kaotik ortam dikkate alındığında terörün tamamen ortadan kaldırılması yalnızca güvenlik meselesi değil, tarihî bir sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır. Bu tablo karşısında yürüttüğümüz mücadeledeki kararlılıkla birlikte toplumsal dayanışmamızı ve kardeşliğimizi tahkim edecek güçlü bir iradenin ortaya konulması da her zamankinden daha önemli hâle gelmiştir. Bu çerçevede devletimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde terörle mücadelede kaydedilen ciddi aşamayı dikkate alarak, millî birlik ve kardeşliğimizi güçlendirmek ve terörü tamamıyla sona erdirmek için “Terörsüz Türkiye” sürecini başlatmıştır. Özellikle belirtmeliyim ki başta aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimizin emsalsiz fedakârları sayesinde terörle mücadelede elde edilen başarılar “Terörsüz Türkiye” yolculuğunu daha gerçekçi ve ulaşılabilir bir hedef kılmıştır. Bu sürecin kalıcı başarıya ulaşması ise ancak terör örgütünün silahlarını bir an önce teslim ederek tüm uzantılarıyla birlikte taahhütlere eksiksiz biçimde uymasına bağlıdır. Bu konuda devletimizin duruşu nettir ve hiçbir tereddüde yer yoktur. Bizler de bu süreci ilk günden itibaren devletimizin ve ülkemizin bekası ve çıkarları doğrultusunda samimiyetle destekledik ve desteklemeye devam ediyoruz. Ancak tüm gelişmelere karşı planlı faaliyetlerimizi sürdürüyor, tedbirlerimizi her zamanki kararlılığımızla alıyoruz ve almaya da devam edeceğiz. STEADFAST DART 2026 TATBİKATI'NDA TSK’NIN GÜCÜNÜ GÖSTERDİK Türk Silahlı Kuvvetleri olarak NATO’nun en büyük tatbikatı olan STEADFAST DART 2026 tatbikatına katıldık. Ülkemizi ve asil milletimizi en üst seviyede temsil ettik. Bir kez daha Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücünü ve kuvvetini, yerli ve millî silah sistemlerimizin kalitesini gösterdik. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerimizin muharebeye ne denli hazır olduğunu da gözler önüne serdik. O nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri olarak asil milletimize layık olabilmek adına var gücümüzle çalışmalarımıza devam ediyoruz. BU YOLDA TAVİZ VE PAZARLIK YOK Bu tarihî süreç bir yandan birlik ve beraberliğimizi daha da pekiştirmeyi amaçlarken aynı zamanda gelecek nesillerin güvenlik ve huzuru içindir. Şüphesiz bu süreçte atılan ve atılacak tüm adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Bu yolda hiçbir taviz ve pazarlık yoktur, olmamıştır. Milletimizin birliğini, kardeşliğini ve güvenliğini zedeleyecek hiçbir adım atılmamıştır, bundan sonra da atılmayacaktır. Yegâne amacımız artık evlatlarımızı yitirmediğimiz, kanın ve gözyaşının sona erdiği, ayrılık tohumlarının kökünden söküldüğü, çocuklarımızın sadece barış ve kardeşlik ortamında büyüdüğü bir geleceği inşa etmektir. Çok şükür ülkemizin her bölgesinin kalkındığı bu güvenlik ve huzur ikliminde Bayburtumuz da yeni ve kapsamlı bir atılım dönemine girmiştir. Özellikle son yıllarda her alanda yapılan birbirinden değerli yatırımlarla Bayburtumuz, Türkiye’nin yükselen yıldızlarından biri durumundadır. Bayburtumuz artık; -Gurur kaynağı olan Üniversitesiyle, -Sayısı 12 binlere ulaşan aynı zamanda dünya ve Türkiye şampiyonlukları elde eden lisanslı sporcularıyla, -Yapılan yatırımlar ve verilen desteklerle tarımsal gelişimin ve kırsal kalkınmanın önde gelen merkezlerinden biri olmasıyla, -Her geçen gün gerçek potansiyelini ortaya koyan kültür ve turizm zenginliğiyle, -Aynı zamanda ulaştırma alanında büyük yatırımlara sahne olmasıyla anılmaktadır. İnanıyorum ki önümüzdeki yıllarda şehrimiz çok daha büyük ilerlemeler kaydedecektir. Unutmayalım ki güçlü bir toplum ancak birlik ve dayanışma ile ayakta kalır. Bayburtumuzun da en büyük gücü, birbirine kenetlenmiş insanlarıdır. Bu dayanışma ruhu geçmişte olduğu gibi bugün de en büyük güvencelerimizden biridir. Sizlerin de desteğiyle bir ve beraber olarak geleceğe emin adımlarla yürüyecek ve ülkemizin gücüne güç katacağız. Kahraman silah ve mesai arkadaşlarımın da Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda kendilerine tevdi edilen görevleri en iyi şekilde, büyük bir şevk ve gayretle yerine getirmeye devam edeceğine inancım tamdır. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken; Bayburtumuzun düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünü, bir kez daha kutluyor, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Şehitlerimizin siz kıymetli ailelerine ve yiğit gazilerimize sağlıklı ve huzurlu bir ömür temenni ediyorum. Bu vesileyle Ramazan ayının hayırlı ve bereketli geçmesini niyaz ediyor, kahraman silah ve mesai arkadaşlarıma görevlerinde üstün başarılar diliyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

47,451 views • 6 months ago

Vali Ali Hamza Pehlivan'ın Veda Mesajı: Arz-ı Veda Mersin… Saygıdeğer Mersinli Hemşehrilerim, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle, 3 Şubat 2025 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanlığı görevine atanmam nedeniyle; yaklaşık üç yıldır yürütmekte olduğum Mersin Valiliği görevimi tamamlamış bulunuyorum. Öncelikle vatanımıza, devletimize, milletimize hizmet etme şerefini bahşeden yüce Allah’a hamd ediyor, bu onurlu görevleri tensipleriyle tevdi eden Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı arz ediyorum. Sayın İçişleri Bakanımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Mülki İdare Amirliği vazifemiz gereği, cennet misali güzel Türkiye’mizin pek çok ilinde ülkemizin kadirşinas insanlarına ulaşmış olmanın; bu yolda ilerlerken, türlü çeşit özellikleri ve müstesna güzellikleri bünyesinde barındıran ülkemizin İnci ve Öncü kenti Mersin İlimize gelmiş ve Mersinli hemşehrilerimize hizmet etmiş olmanın gururunu ve bahtiyarlığını yaşamaktayım. Tarım, sanayi, lojistik, ticaret ve turizm gibi pek çok sektörün merkezi olan Mersin’de bütün kurumlarımızla, mesai arkadaşlarımızla, toplumumuzun ilgili bütün kesimleriyle istişare halinde Mersin’i birlikte düşünüp, geleceği hep birlikte düşlemeye, kamu yatırımlarını yakından takip etmeye, İlimizin her alanda artarak devam eden gelişim sürecine katkı sağlamak, çeşitli proje ve faaliyetlerle bu sürece değer katmak gayesiyle kamu hizmetleri çıtasını daha da yukarılara taşımaya gayret ettik. Şehir olarak güvenliğimizi, huzurumuzu, birlik ve beraberliğimizi kuvvetlendirmeye, hemşehrilerimize kurumlarımızın ve gönüllerimizin kapısını, bu bağlamda istişare kanallarını açık tutmaya, vatandaşlarımızın derdini kendi derdimiz, sevincini kendi sevincimiz bilerek, insanımızın hizmet ihtiyacı ne ise ve neredeyse kamu kurum ve kuruluşlarımızla orada bulunmaya; kanunlar, kurallar ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde kolaylaştıran, mütebessim, nezaketli aynı zamanda ciddi ve disiplinli bir anlayışla gerekli iş ve işlemlerin yerine getirilmesini sağlamaya çalıştık. Akdeniz’in maviliklerinden Toroslar’ın zirvelerinden uzanan coğrafyasıyla binlerce yıldır nice medeniyetlere ev sahipliği yapan, tarihi dokusu, eşsiz doğası, kültürel zenginliği ve misafirperver insanlarıyla, bağrında nice kahramanlar, nice yiğitler, nice marifetli şahsiyetler yetiştiren Mersin’imiz için görev süremiz boyunca hayırlı ve faydalı hizmetler yapabildiysek, sadece görev bağı değil, gönül köprüleri kurabildiysek ne mutlu. Allah’a şükürler olsun ki, iyi duygularla geldiğimiz bu güzel diyarda iyilikler bulmak, iyi insanlarla tanışmak, dayanışma içinde çalışmak nasip oldu. Giderayak ailece heybemizde sayısız güzel hatıralar, güzel dostluklar, gönül bağları ve karşılıklı hayır duaları kaldı. Mersin’e arz-ı veda ederken siz değerli hemşehrilerimize göstermiş olduğunuz yakın ilgi, içten sevgi ve vefanız için sonsuz şükranlarımı sunarım. Biliyoruz ki ayrılık gözleredir, gönül zamansız ve mekânsızdır. Bu vesileyle görev yaptığım iki yıl dokuz aylık süre boyunca İlimizle ilgili bütün konularda desteğini esirgemeyen başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Sayın Bakanlarımıza, Milletvekillerimize, Mülki İdare Amirlerimize, kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticilerine, Şehit ailelerimize, Gazilerimize, kamu kurumlarımızdaki bütün mesai arkadaşlarımıza, meslek kuruluşlarımıza, OSB’lerimize, çiftçilerimize, sanayicilerimize, esnaflarımıza, hayırseverlerimize, basın ve sivil toplum teşkilatlarımıza ve tek tek bütün Mersinli saygıdeğer hemşerilerimize gösterdikleri teveccüh, ilgi ve desteklerinden dolayı şükranlarımı sunuyorum. Değerli hemşehrilerim, görevler değişir ama dostluk bağı, kardeşlik hukuku değişmez. Bulunduğumuz her yerde evimizin de gönlümüzün de kapısı sizlere her zaman açıktır. Hepinize sağlık, huzur, hayır ve iyilikler diliyor, sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Allah'a ısmarladık Mersin. Ali Hamza Pehlivan Vali

Mersin Valiliği

18,246 views • 1 year ago