正在加载视频...

视频加载失败

Gittikleri yerlerden cüzzamlı gibi kovuluyorlar. Bir sitenin önüne gitmiş başıboş itleri besliyor. Site sakinleri de kovdular. Yollar, çimler it pisliğinden geçilmez olmuş. Vatandaş itçiler para kazanacak diye bu rezilliği yaşamak zorunda değil! #KöpekTerörü

13,115 次观看 • 9 个月前 •via X (Twitter)

0 条评论

暂无评论

原始帖子的评论将显示在这里

相关视频

Başıboş köpek sorunu ilk kez gerçekten çözüm yolunda ve birileri bundan dolayı fena halde rahatsız! Kulağıma gelen bazı önemli bilgileri paylaşmak istiyorum. Ak Parti içindeki bazı etkili isimler köpeklerin uyutulmasına şiddetle karşı çıkıyor ve sanat sepet tayfasının arkasına saklanarak meseleyi bir kez daha kadük etmek için var gücüyle çalışıyor. Durum ciddi, bazı ünlü sanatçıların ve gazetecilerin desteğini alarak Sn Erdoğan’ı vicdan merhamet gibi duygu istismarıyla etkilemenin yollarını arıyorlar. Bu konuda yoğun bir çalışma içinde olduklarına dair güvenilir kaynaklardan bilgiler aldım. Buradan bu meseleye çokça kafa yormuş bir vatandaş olarak bir kez daha sesleniyorum. 2021 yılında 5199 sayılı kanun çıkmadan önce de çok feverân ettim. Bu kanun bu haliyle çıkarsa mesele kangren olur diye çok uyardım. Ama Sn Özlem Zengin ve ekibi bizi kaale almadığı gibi köpekçi dernekleri Ankara’da ağırlayarak onları memnun edecek şekilde yasa hazırladı. O yasa çok geçmeden dediğimiz gibi oldu, sorunu çözmek bir yana sorunun kaynağı oldu. Aradan geçen 3 yıl içinde onlarca çocuk, kadın ve yaşlı insan köpeklere feda edildi! 9 yaşındaki Mahra’nın 3 yaşındaki Davut’un veya 72 yaşındaki Adanalı Şerife ninenin ve tüm köpek yüzünden yaşanan ölümlerin sorumlusu kim veya kimler! Bu yasayı hazırlayanlar her ölümlü vakadan vicdanen sorumlu değil midir! Bu mesele bir kez daha çözümsüz bırakılırsa yaşanacak ölümlü hadiselerin kimse hesabını veremez ! Bir kez daha bir avuç marjinal köpekçinin isteklerine boyun eğilirse, bunun bedelini elbette tüm toplum öder ama en çok da Sn Cumhurbaşkanı ve Ak Parti öder. 2028 Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçiminde vatandaş ağır bir ceza keser. Kamuoyu tepkisi bu sonucu şimdiden çok açık gösteriyor. Bu iş neden bu kadar yokuşla sürülüyor anlamak mümkün değil! Bir avuç azgın azınlığı mutlu etmek uğruna bu bedeller neden ödeniyor ve ödetiliyor ! Oysa vatandaş çok şey istemiyor; köpek korkusu olmadan çocuğunu okula göndermek istiyor. Köpek korkusu olmadan yaşlı insanlar camiye gitmek, parklarda yürüyüş yapmak temiz hava almak istiyor. Kısaca insanlar temiz, sağlıklı ve güvenli şehirlerde yaşamak istiyor. Köpek ve mama lobisi artık halkın karşısında duramıyor, onların bağırıp çağırmasını kimse umursamıyor. Medya da eskisi gibi değil, köpek ve mama lobisi medya üzerindeki etkisini kaybetti. Bu saatten sonra buradan geri adım olmaz, olmamalı! Dem bu demdir, bu sorun bir an önce çözülmelidir!

Mehmet Ali ÖNEL

408,843 次观看 • 2 年前

Milletin meclisinden milleti kovan bu kadın… Paramparça olmuş vücudun doktorlar nasıl tedavi edeceğiz diye kara kara düşünen çocukların ailelerine “bunların burda ne işi var” diyen bu kadın… Köpekler çocukları parçalarken “ne yapacağız canım, hapse mi tıkacağız köpekleri” diyen adam için… Elazığ’da deprem olup, 41 vatandaş öldüğünde Palandöken’de kar tatili yaptığı için eleştiren vatandaşa “Benim tarzım bu toplum da buna alışacak ben alışılagelmiş bir siyasetçi değilim'" diyen adam için… Hakkında yöneltilen suçlar nedeniyle soruşturma başlatılıp, gözaltına alınmasına karşı milleti sokağa davet ediyor… Yahu suç işleme özgürlüğü mü tanındı size… Ne münasebet, biz istediğimizi istediğimiz gibi yaparız mı diyorsunuz… Yahu siz başıboş köpekler garibanın çocuğun yesin, helali hoş olsun, dokunanı yakarız diyen oligarşik bir yapısınız… Utanmadan bir de çocuklarını yem ettiklerinizin konforunuzun devam etmesi için ayaklanmasını emrediyordunuz… Bunlar söyler de; ben dinleyene şaşarım… Bana ne kim ne suç işlediyse cezasını çeker, BANA NE! Aklansın gelsin BANA NE! Cumhuriyetimiz kişilere bağlı değildir, Cumhuriyetimiz kendini üstün zanneden zengin takımının değildir… Ülkenin geleceği İmamoğlu’na bağlı değil, onu cebinden çıkaracak vatan evlatlarıyla dolu bu ülke… Bu adam belediye başkanı, ne abarttınız… Kırmızı çizgimiz belli, mücadelemiz zaten bu zihniyet ile… Kusurumuza bakabilirsiniz, başıboş köpeği garibanın çocuğundan üstün gören kim varsa amasız, fakatsız, lakinsiz karşısındayım… Darbe imiş… Memleket meselesiymiş… Zenginlere hizmet eden garibanlar ordusunu, kendi menfaatleri için böyle yönetiyorlar işte… Recep Tayyip Erdoğan , Erdoğan Dijital Medya , Hasan Doğan , Fahrettin Altun #DevletiminYanındayım

Av.Arb.ASLIHAN ERGÜN ERCAN ⚖️

69,621 次观看 • 1 年前

Savaş Cebeci, genç kızların neden evli erkekleri tercih ettiğini anlattı: • Kızlar neden evli erkekleri tercih ediyorlar biliyor musunuz? • ⁠Bakın bunu kulaktan dolma anlatmıyorum. Bana açık açık “Evli olsun” diyen kızlar da oldu. • ⁠Bu şekilde genç kızlarla takılan evli arkadaşlarım da var. Yani olaya bizzat şahidim. Ama bir şeyi düzelteyim: Her evli erkek değil, zengin evli erkek. • ⁠Çünkü adam evli; sürekli kızın başında durmaz, duramaz. Akşam evine gittiğinde istediği gibi kızı arayamaz. “Neredesin, kimdesin?” diye 24 saat kontrol edemez. • ⁠E kızın da işine geliyor. Adam ev kirasını ödüyor, kredi kartı veriyor, masrafları karşılıyor. • ⁠İş gezisine gidiyor, bir yere gidiyor; kızı da götürüyor, kız tatilini de yapıyor. • E adamın da işine geliyor. Karşısındaki kız genç, yaşının yarısı. “Karından boşan, benimle evlen” diye adamı kasmıyorsa sistem gayet güzel işliyor. • ⁠Kız da hayatından memnun. Çok sıkılırsa “Aşkım ben evde çok sıkıldım, bana bir güzellik merkezi açalım” diyor. • ⁠Adam da açıyor tabii. İş yapmasına gerek yok; zaten kirayı adam ödüyor, masrafları adam karşılıyor. • ⁠Bu da içeride patroniçe gibi dolaşıyor. Sanki Mayo Clinic'ten mezun olmuş, elinde telefon çalışanlara talimat veriyor. • ⁠Instagram'da “businesswoman” story'si atıyor. İşin en komik tarafı, adamın karısını kıskanmıyor; çünkü zaten adamın evli olduğunu bilerek bu işe girmiş. • ⁠Ama adam başka bir kadınla takılsın, “Beni aldattın” diyor. Yani o da aslında para başkasına gidecekti diye. • ⁠Ulan adam zaten karısını seninle aldatıyor, sen hangi aşamada sadakat beklemeye başladın? • ⁠Bir de Amerika'yla kıyaslayınca arkadaşlar bana ilginç geliyor. • ⁠Amerika'da hiçbir şey yapmadan böyle yüksek standartta yaşamak istiyorsan gerçekten ekstrem güzel, sıra dışı bir kadın olman lazım. • ⁠Türkiye'deyse bak gerçekten çok güzel olmana gerek yok. Ortalama bir kadın; biraz dolgu, biraz estetik, biraz bakım... • ⁠Bir şeye benziyor zaten. Sonra zengin adamı buldu mu çalışmadan gayet güzel yaşıyorsun. • ⁠Erkeksen ne oluyor? Sabah kalkacaksın, it gibi çalışacaksın, köle gibi mesai yapacaksın, stres çekeceksin, risk alacaksın, vergi ödeyeceksin. • ⁠Yıllarca para kazanmak için kıçını yırtacaksın. Ona rağmen o kızın bedavadan yaşadığı hayatın yarısını belki yaşayamayacaksın. • ⁠Adam eşek gibi çalışıyor, kız hayatını yaşıyor. Sonra bakıyorsun kızın altında araba; tatil, restoran, otel, kredi kartı, üstüne bir de güzellik merkezi. • ⁠Sen it gibi çalışmışsın ama o çalışmadan senden daha iyi yaşıyor. Sonra kafayı yiyorsun.

🎙️ Muhbir

965,844 次观看 • 26 天前

Sizinle bazı videolar daha paylaşacağım. Ben ne yaptıklarını anlayamıyorum. Anlayabilen, tanımlayabilen varsa tebrik etmek gerek! Dün Ankara’da #AnkaraEmniyeti ile yaşadığımız saçma sapan olayların ardından bugün dönüş yolunda yine bir hengâmeyle Adana uçağına bindik.. Önce havaalanına sadece tek araç gireceksiniz kavgası verdiler, yolumuzu kestiler! Polis, aracın önüne durmuş çarp, vur, geç diyor?! NEDEN?! Biraz hakkımızı arayınca hemen evrakları ver, ehliyeti ver, ruhsatı ver! Araçların hepsine hukuksuzca ceza yazdılar! Ardından arkadaşlara bi Allahaısmarladık dememe izin vermek istemediler! NEDEN?! Sonra biz yine de vedalaştık ve zannettikleri gibi kıyamet kopmadı! Anlayamıyorum! Ne yapmaya çalışıyorlar?! Bu saçma talimatları onlara kim veriyor?! Devleti neden bu duruma düşürüyorlar?! Maksatları ne?! Vallahi anlayamıyorum!! Yapılanlar çok ayıp, neden her defasında bu rezilliği yaşıyoruz?! Havaalanına girdiğimizde polisler aracın kapısının önünde durmuşlar beni direk havaalanına içeri almak istiyorlar. Bi selam vereyim arkadaşlara diyorum olmaz diyor.. Bu arada arkadaşları aralarına almışlar, eziyet ediyorlar! Ben arkadaşları böyle bırakıp gitmem dedim. Bakın uyumlu olmaya çalışıyorum, biraz açılın, nefes aldırın, vedalaşıp gideceğim zaten! Siz içeri girince onları rahat bırakacağız zaten diyor.. neden neden?! Ha sonra bir de sadece bir kişi ile vedalaşabilirsiniz diyor! Gerçekten bu kadarı fazla! Ben onlar bu halde iken gitmem dedim. Uçağınız kalkacak, gecikiyorsunuz diyor. Sizin yüzünüzden dedim.. Ayrıca gerekirse gitmem.. Sırf beni yolcu etmeye geldiler diye arkadaşları aralarına alıp eziyet ederlerken uçak umrumda değil zaten.. Hatta gitmeyeyim ben ya dedim.. Kalayım burda! Baktılar iş başka bir tarafa evriliyor, yine büyük bir lütufla(!) kenara çekildiler ve o büyük(!) ve korkulu(!) veda töreni(!) gerçekleşti. Ama neyseki izin verdiler diye gök başlarına düşmedi! Kıyamet kopmadı! Bombalar patlamadı! Vedalaştık ve ayrıldık.. Gittiğimden emin olmak için uçağın biniş kapısına 5-6 polis göndermişler. Havaalanında yetkili olduğunu düşündüğüm kişiler bize eşlik ediyor falan.. Noluyoruz?!! Bu nasıl bir rezalettir! Maksadı nedir?! Kazanımı nedir?! Lütfen başlarını elleri arasına alıp düşünsünler ve bir dahaki gelişlerimizde bize bunu yaşatmasınlar! Ayrıcalık istemiyoruz bize normal vatandaş gibi davransınlar yeter! Bunların hepsi ve daha fazlası videolarda var! Ben doluya koyuyorum almıyor, boşa koyuyorum dolmuyor. Yapılanları mantıklı bir zemine oturtamıyorum. Takdir sizin! Ankara Emniyet Müdürlüğü Türk Polis Teşkilatı Ali Yerlikaya

Semra Kuytul

19,262 次观看 • 1 年前

ESNAF HAKSIZ REKABETLE KARŞI KARŞIYA BIRAKILMAMALI Esnaf haksız rekabetle karşı karşıya kalmaması için yine bir dizi tedbirlerin alınması gerekliliği var. Yani kamu, esnaf temsilcileri bir arada ortak bir akılla birlikte bu piyasa denetimlerindeki bu sıkıntının çözülmesi lazım. Vatandaşı yanıltıcı bilgiler, haksız yere fiyatlarda indirim yaptırmış deyip mağazaya girdikten sonra fiyatlarını farklılaştıran, veyahut taze sebze meyve hale geldiği zaman veya bakliyat gibi ürünler, halkın çok tükettiği şeylerde vatandaş karşı karşıya geldiği zaman gerçekten esnafa karşı vatandaş soruyor, "Bu böyle olur mu?" diyor. Bir mağazaya gittiğiniz zaman yüzde 50 artı yüzde 20 diyor. Kasada yüzde 10 diyor. Sonuca varacak rakamı söylüyor. Gittiğiniz zaman yüzde 50’ye varacak deyince yüzde 10 alabiliyor. Yani yüzde 10’la yüzde 50’nin arasındaki farkı mukayese edin. SERBEST PİYASA GÜVEN ÜZERİNE KURULMALI Ticaret Bakanlığı'nın nokta bazında yapmış oldukları denetimlerde vatandaş çok da istifade edemiyor. Esnafın mağduriyeti büyüyor. Caddede, sokakta AVM'nin içindeki sektörler bu denetimlerde en çok rahatsızlık duyulan şey haksız rekabet. Karşılıklı iki mağazada oluyor. Bunların tamamının bu noktada birlik, meslek odalarından müsaade alınıp yılın 12 ayında fiyatları indirdik, fiyatları yükseltip indirme ile vatandaşın karşı karşıya kaldığı bir ortamda güvenin gittiğini, alışverişlerin gerçekten de düştüğünü, insanların mağdur olduğu, "Keşke yarın alsaydım." felsefesiyle ürünlerdeki esnafa vatandaşın da güveni kalmıyor. GÜVEN VEREN PİYASA HEM ESNAFI HEM TÜKETİCİYİ KORUR Vatandaşın otokontrolünün yanı sıra genel kolluk kuvvetleri, ilgili bakanlıkların birlikte hareket edip bu noktalardaki kar marjlarının liberal ekonomisi, serbest piyasa düzeninde çok daha hesaplanabilir maliyetle karşılaştırma güç olur. Ancak fiyat aralıklarındaki bu kadar büyük farklılıkla işte caydırıcılığını en azından bu meselenin buradaki yapmış olduğu fiyatlardaki kargaşanın önüne geçirir. Vatandaş biraz daha rahat eder. Semtinde, caddesinde bildiği yerlerdeki alışverişlerindeki yanılma oranları düşer. Onları götürüp laboratuvarlarda inceleteyim deseniz mümkün değil. Yani alacağınız 100, 200, yarım kilo, bir kilo peyniri eğer böyle bir tahlil ettirmeye çalışırsanız veya alacağınız herhangi bir ürünü hangi malsa artık bu ürünlerin etiketlerindeki doğruluğun ancak ticaretin dürüstlüğüyle ortaya koyduğu güvenilir yerlerden alışverişle mümkün olacağını ifade etmek istiyorum. TİCARETTE ARANAN VASIF, ÜRÜNLE ETİKETİN UYUŞMASIDIR Bu hem devletin yapmış olduğu denetimler, vatandaşın sağlıklı yiyeceği, alacağı ve giyeceği şeyleri tahlil ettirme imkânı olmadığı için bunların tamamının üzerindeki etiketlerin doğruluğu ve fiyat analizlerinin de karşılaştırılmasında fiyatların makul aralıkta olduğunu görmesi lazım. Böyle yüzde 80, yüzde 70, yüzde 60; böyle bir ticaret yok zaten. yüzde 50 diyorsun, giriyorsun mağazaya. Bir bakıyorsun yüzde 20, yüzde 15. Hani nerede? "Ama yazdık buraya." diyor. Çin harfleri küçücük böyle. "Yüzde 50 ye varan." diyor. O zaman beğendiğiniz şeyi bırakmak zorunda mı kalacaksınız? Ticaretteki aranan vasıf, söylediğinizle ürün üzerindeki etiketin uyuşması lazım. Bunun için de kamu kurumu özel sektör hem de meslek kuruluşları müsaade alınacak. Belirli aylarda yine fiyatlar fason yapılmadan gerçek ürünler üzerinde görülecek. Yoksa bunun denetimlerinde ne kadar sık yapılsa hiçbir fayda sağlanması da mümkün olmuyor. Çünkü yine onlar bildikleri gibi yapıyorlar. Ticarette güven çok önemli. Eğer güven olursa gerçekten onu alan da satan da birbirine yapmış oldukları güvenli alışverişe inanın ki bunların hepsini denetlemeye bile gerek kalmaz.

Bendevi Palandöken

15,440 次观看 • 1 个月前

BAİ LAN Yakın dönemde Çin'de yeni bir trend başladı. "Bai Lan" diyorlar. Yani "bırak çürüsün." Bir çeşit pasif istifa. Neredeyse hiç çaba göstermeden çalışma eylemi. Çalışıyorum ama çaba göstermeden çalışıyorum. Yaşayacak kadar yemek yemek gibi bir şey. Galatasaray da son 2.5 aydır "Bai Lan" trendine girmiş anlaşılan. Son 2 senede Galatasaray'da gördüğümüz proaktif durumun yerini reaktif bir yaklaşım almış durumda. Sezon başına dönelim ve sırayla gidelim: Galatasaray şampiyon olmuş, yapılacak iyi bir sağ bek, orta saha ve birkaç oyuncu transferiyle güçlenmesi gereken takıma, Jelert gibi bir takviye yapıldı. Sanırım Jelert'i keşfeden futbol aklı başkanın odasına girip: "Harika bir sağ bek buldum ama biraz pahalı" demiş olsa gerek. - Evet sayın başkan 10 mio Euro büyük para ama inanın bu çocuk "Avrupa'nın sayılı sağ bekleri arasında gösteriliyor. Bakın göreceksiniz... Diye uzar bu cilalı tanıtım filmi. Maalesef ülkemizdeki Scout vs birimleri başka ülkelerde yazılan raporlara ve analizlere o kadar güveniyor ki! Balık da bu yüzden baştan kokuyor. Hatırlayın yine Galatasaray'a Gustavo Assunçao diye bir orta saha geldi. Menajer oyunlarını, çok seven kitle "olm bu herif harika lan, ben bunu takımıma almıştım harikaydı" nidaları atınca Galatasaray taraftarı yine umutlanmıştı. Oyuncuyu izlediğimde hatırlayanlar bilir. "Alt lige gönder ilk 11 oynamaz dediğimi dün gibi hatırlıyorum." Şaşırıyorum ama her sene şaşırıyorum ve ben şaşırmaya yine devam edeceğim. Çünkü bence yeteri kadar izlenmiyor. Yeteri kadar izlenmiyor demek zorundayım, çünkü yok eğer izlenerek alınıyorsa bu Jelert'ler, Assunçao'lar, Cuesta'lar o zaman iş daha da vahim! Liste son 3 senede uzar da gider. Ezcümle bu kadar yanılamazsınız! Yine sezon başına dönelim: Okan Hoca'nın çift santrfor sevdası Galatasaray'ı ŞL'den etmiş ardından buradan ders çıkarmak yerine bu sevdaya üçlü oynama sevdası eklenince Galatasaray ne oynadığını bilmez bir takım haline geldi. Okan Hoca'nın aklı hep Tottenham maçında kaldı. Ey güzel hocam iyi hoş da sen Bayern Münih'e karşı Galatasaray tarihinin en önemli karakter oyunlarından birini oynattın. O Leverkusen takımı bile o oyunu oynayamadı Bayern Münih'e karşı! 3-1 kaybedilmiş olsa da bence Bayern maçı Tottenham maçından daha değerli bir oyundur. Gelgelelim bir başka konuya... Sosyal medya kadroları... 🗨️Berkan bana göre sol bek oynamalı. Hop Berkan sol bek. 🗨️Berkan sol bekte olmadı ama sol stoperde harika olur. Hop Berkan sol stoper. 🗨️ Gabriel Sara kaleye yakın oynamalı. Hop Sara 10 numara. Ben de yazayım o halde: Gabriel Sara sol ayaklı bir oyuncu, GS forması altında 2 golü var. Fenerbahçe ve Rize maçları. Copy paste goller, ne olur açın da bakın! Oyuncu iki maçta da sağ iç koridordan alıp soluna çekip vuruyor! Tesadüf mü? Asla! Futbol bir tesadüf oyunu olmaktan yıllar önce kurtuldu. Topu nerede, hangi oyuncunun hangi ayağıyla alacağınla bile ilgilenen bir oyun artık futbol. O ilgiyi göstermek de size kalmış! Ülke dışına çıkalım. Çünkü ülkedeki futbol, futbol değil. Peki Avrupa ne yapıyor? Mainz takımı Klopp'u takımın başına getirirken hocayla mülakat yapar: - "Bizim bir oyun felsefemiz var. Teknik direktöre nasıl oynaması gerektiğini biz söyleriz. Onun görevi bunu en iyi şekilde uygulamaktır." "Eğer bu şartlar sizin için uygunsa başlayalım" diye imza attırır. Galatasaray ya da diğer kulüpler artık iş işten geçmeden kendi felsefelerini yazmalılar. Benim formasyonum bu, felsefem de bu! Bunu oynatabilir misiniz? Transfer vs konularında ise menajer önerilerine değil, kendi futbol aklıma güvenirim diyebilen bir transfer komiteniz ve scout ekibiniz olmalıdır. Hafta sonunda Galatasaray U19 takımının maçını izledim. O oyuncuların 17 yaşlarını bilirim. Hatta bazılarının 14 yaşını. Çocuklar o kadar geri gitmiş ki! Seviye atlayacaklarına geri gitmiş çocuklar. İş işten geçmeden bari o çocukları kurtarın. Florya'dan Kemerburgaz'a taşınırken de o Floya ruhunu taşıyın ama bazı demirbaşları bence orada bırakın! Selametle!

Serdar Kelleci

120,396 次观看 • 1 年前

Deniz Zeyrek: “2023 yılında 11,1 milyon Türk yurt dışına çıkmış. Bu sayı 2024’te 11,39 milyon olmuş. 2025’in rakamı ise 12 milyonu bulmuş. Türkler, 2025 yılında yurt dışında yaklaşık 10 milyar dolar harcamış. 2025’te sadece Yunan adalarına giden Türklerin sayısı 1,5 milyonu aşmış. Üstelik bu 1,5 milyon kişinin Yunan adalarına giriş sayısı 2,6 milyonu bulmuş (Bazı insanlar birden çok gitmiş). Yunanistan 2025 yılında 1,1 milyon Türk’e kapıda vize vermiş. Türklerin sadece Yunan adalarında 2025 yılında harcadığı para ise 500 milyon euroyu bulmuş. Feribot seferlerindeki rezervasyon artışlarına göre bu rakamların 2026 sonunda %25-30 civarında artması bekleniyormuş. Belli ki Türkiye’ye yakın Yunan adaları, Türk tatilciler için çekim noktası olmuş. Yunanistan’a olan ilgi Türklerle de sınırlı değil. İngilizler, Almanlar, kuzey Avrupa ülkelerinin vatandaşları Yunan adalarına akın ediyor. Bugün itibariyle turizm Yunanistan milli gelirinin yaklaşık %25’ine dolaylı ya da doğrudan katkı sağlıyor. Yüzbinlerce insana istihdam yarattığı gibi ülkenin en büyük döviz kaynağına dönüşmüş. Yunanistan’da bunlar olurken coğrafi olarak “turizm cenneti” olan ülkemizde son beş yılda gıda enflasyonu aldı başını gitti. Kira artışları kontrol edilemiyor. Enerji maliyetleri, personel giderleri de eklendiğinde otellerde restoranlarda maliyetler yükseldi ve turizmciler de bu maliyeti fiyatlarına yansıtmak zorunda kaldı. Bir diğer faktör; euro ve dolar kuru baskılandığı için Türkiye’deki döviz bazlı fiyatlar yurt dışındaki fiyatların üzerinde kaldı. Basit bir örnek: Bodrum’da en ucuz 300 liraya (5,5 euro) içilen bir fincan kahve herhangi bir Yunan adasında 3 euro. Arada yaklaşık 140 lira fark var. Gıda enflasyonu nedeniyle yemek ücretlerinde bu fark daha da açılıyor. Alkollü ürünlerde ise fiyatlar zaten iktidarımızın sistematik olumsuz politikaları nedeniyle Türkiye’de kıyaslanamayacak kadar yüksek. Geçen hafta sonu arkadaşlarımla Sisam Adası’na gittim ve hepsini bizzat yerinde gözlemledim. Muhteşem bir koyda kapısından çıkıp üç metre ötedeki denize girilen bir butik otelde iki kişilik bir odaya üç gece için 17 bin lira ödedik. İki kişi dört gün boyunca 10 öğün yemek için 16 bin lira ödedik (Fiyatlar üzerinden yaptığım küçük bir araştırmayla aynı yemeklerin Ankara’da dahi 25 bin liraya mal olacağını gördüm). Yurt dışı çıkış harcı ve feribot dahil maliyetimiz 43 bin lira oldu. Oysa aynı tarihlerde (Şubat ayında indirimli erken rezervasyon yaptırılmış) Marmaris’teki her şey dahil bir otelde kalan arkadaşım üç gece için 70 bin lira ödemişti. Ankara-Marmaris ulaşımını da katarsak rakam 80 bin lirayı aşıyor. Aradaki farktan da anlayacağınız gibi en önemli faktör fiyat. Pahalı ve kalitesiz değil, ucuz ve kaliteli bir tatili tercih ediyor insan. Bir de güne operasyon haberleriyle uyanılan, tutuklamaların, kavga gürültünün gırla gittiği bir ülkede herkesin üzerine sinen, yüzlerine yansıyan o negatif enerji ve yüksek gerilimin olumsuz etkisi var. Ne yalan söyleyeyim İnsan, birbirine karşı saygılı, nezaketli, gülümseyen, eğlenen, şarkı söyleyen, dans eden mutlu ve neşeli insanların yaşadığı bir yerde tatili daha çok hissediyor.”

Kupür Haber

18,910 次观看 • 1 个月前

7- Bu iki geziye de çok sayıda milletvekili katıldı. Devlet bunlara o kadar para ödedi ve yolluk verdi. Bunlar ne yaptılar oralarda? - Milletin vekili olarak aynen milleti temsil ettiler. Herkes ne yaptıysa, onlar da aynı şeyi yaptı. Tabii hanım milletvekilleri sadece çarşı pazar gezdiler ve devlet kesesinden alışveriş yağmasına katıldılar. Zaten milletvekillerinin çoğu yabancı dil falan bilmediği için, mihmandar eşliğinde gezdiler. Çünkü bunlar resmi heyette oluyor ya. İşte resmi bazı yemeklere katıldılar, bol bol para hesabı yaptılar. - Evet ... Daha ne yapsınlar. Onlarla ilgili ilginç bir kravat iğnesi olayı olmuş galiba. - Japon polisi Tokyo'da bunlara üzerinde inci olan bir kravat iğnesi verdi. Yani resmi heyette oldukları anlaşılsın diye. Bunları takıp dolaştılar. Bir tanesi bu inciden şüphelenmiş ve "Dikkatli konuşalım. Bunun içine Japonlar mutlaka mikrofon koymuşlardır" demiş. Tabii "gece gezmelerine" giderken bu kravat iğnelerini çıkarmak zorunda kalnuşlar. Dönüşte Japonlar bunları geri alacaklarını söylemişlerdi. Maalesef iki milletvekilimiz bunları vermediler ... İsimlerini de veriyorum. İsterseniz yazın. Biri ANAP, öbürü Halkçı parti milletvekili. İsimleri ..... - Aferin onlara valla. Türk parlamentosunu iyi temsil etmişler. Peki, uçağın bu seferlerden dönüşü nasıl geçiyor? - Dönüşte herkes yorgun ve bitkin. Biliyorsunuz ilk seferin dönüşü Singapur'dan, ikinci seferin dönüşü Hongkong'dan oldu. Hemen herkes bu iki dönüşte de bitik durumda. Kimi fuhuştan bitkin. Fuhuş yapmayanlar ise alışveriş yağması yüzünden bitkin. Ayakları şişmiş. Dönüşte herkes çok yorgun. Artık uçakta yağ çekmeler, ciddi konular falan asgari düzeyde. Konuşulan tek şey, neyin kaça alındığı. Kim neler aldı, kaça aldı, ne kadar ucuza düşürdü? .. Kim kazık yedi, kim uyanık davrandı? Tabii bir de kadınlarla kim kaça ve nasıl yattı? Bunun hikayeleri... - Bir de şunu sorayım ... İki Uzakdoğu seferinde de uçaklar tıklım tıklım eşya dolu geldi. Hatta dört kapılı buzdolabı bile geldiğini söylediniz. Bunca yük, bunca eşya gümrükten nasıl geçti? .. Çünkü bunların hepsi de gümrüğe tabi eşyadır. - Hiç kimse bir kuruş bile gümrük ödemedi. Bu işin nasıl ayarlandığını bilmiyorum. Yalnız boşaltma işlemleri çok uzun sürdü. - O niçin ? - O kadar eşya kaç saatte boşalır beyefendi? Kamyonlar dolusu eşya geldi her iki seferden. Bazısı evine kamyonla götürdü. Bazılarını resmi arabalar taşıdı. - Peki, bu nasıl oluyor yani? Gariban bir gurbetçi işçimiz en ufak bir şey getirince gümrükte el koyuyorlar da, Uzakdoğu kafilelerinin dönüşü Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına tabi değil mi? Bu memleketin kanunları adamına göre mi uygulanıyor acaba? - Onu bilemem. Ama o kadar eşya için ne arandık, ne bir soru soran oldu, ne de bir kuruş gümrük ödeyen. - Efendim, size çok teşekkür ediyorum ve bu gezilere ciddi amaçla katılan, görevini yapan herkesi bu konuştuklarımızdan tenzih ediyorum. Onlar lütfen bu konuştuklarımızı üzerlerine almasınlar. Ama bunlar Türk devletinin, Türkiye Cumhuriyeti'nin temsil edildiği gezilerdir. İnşallah bundan sonraki gezileri biraz daha ciddi tutarlar da bizim gibi normal vatandaşların asabını bozmazlar. Hem de memleketin bunca dövizini Uzakdoğu ülkelerinin mağazalarına ve orospularına harcamazlar. Ayıptır, günahtır. Ben böyle görgüsüzlük duymadım şimdiye kadar. - Emin Bey, benim de öğrenmek istediğim bir husus var. Bu iki geziye de birçok gazeteci katıldı. Konunun bu yönlerini onlar içinde yaşadıkları halde hiç yazmadılar. Acaba neden? - Onu da ben bilemem beyefendi. Herkes kendi görevini kendi yapsın. Herkes kendinden sorumludur.

Arşiv Saka

101,818 次观看 • 1 年前

Fenerbahçe Şampiyon olsun diye söz verilmiş Fatih Altaylı'ya Cevap verildi 🤔 🗣İbrahim Seten: Abi, "akım" derken "mokum" demek diye bir şey vardır, tamam mı? Yani kaba tabirle söyleyeceğim, çünkü o da bu kabalıkla yazmış. Şimdi bu ne demek abi mesela? Gerçekten istemiyorlardır; şampiyon olmamak için emir almış gibi davranıyorlar falan. Hani burada söylemeye çalıştığı şeyi hepimiz anlıyoruz. Tam da söylemiş yani. Mesela "peki niye istesin? Niye böyle bir şey olsun?" Sezon başı böyle bir şeye gerek var mı? Bu resmen provokasyon. Mesela her sezon başı yapılır ya, atıyorum, bizim Rasim de söylerdi. Atıyorum, kim vardı başka böyle? Hıncal abi söylerdi, rahmetli. Ne derdi abi? "Her sezon başı da ayarlandı, söz vermişler, kesin Fenerbahçe şampiyon olacak" deyip bir ters sarma yapardı. Abi bu ne demek? Şimdi sen bir Galatasaraylı olarak bana bunun açıklamasını yapar mısın abi? Abi bunlar Neye dayanarak? Bir kere duvara dayanarak yapıyorsun bu açıklamayı, tamam mı? Taraftar olarak yaparsın, anlarım. Ama koskoca Fatih Altaylı'sın; sebep-sonucu kur, lütfen. 🗣Haluk Yürekli: Yani burada demesi lazım ki: "Evet, Galatasaray bir yerden talimat aldı, bu sene şampiyon olmayacak" diyorsan, bunun argümanını koyman lazım. "Böyle davranıyorlar"la falan böyle bir yumuşak geçiş olmaz. Ben şimdi yazıyı bilmiyordum, burada gördüm. Fatih Altaylı'nın yazısını gördüm. Girişteki bölümlere katılıyorum. Yani "Galatasaray transferde geç kalmış, 4 yıl üst üste şampiyon olmuş, Dursun Özbek'in..." Yani bugün geldiğimiz 2 Ağustos'a geldik. 2 Ağustos'ta Galatasaray'dan şu ana kadar, geçen senenin yani bıraktığımız gün kadroda 5 oyuncu gitmiş, 1 oyuncu gelmiş. Yani sen sayını arttırman gerekirken bir de sayısal olarak azalmışsın. Her şeyi hedef göstermişsin. Önce limiti hedef göstermişsin, sonra 10+'yı hedef göstermişsin, sonra Dünya Kupası'nı hedef göstermişsin. Yani bir sürü şeyi hedef göstermişsin. Bu hedef göstermemişsin aslında; zaman kazanmışsın. Ya bugün geldiğimiz durumda 13'ünde mi başlıyor lig? 11 gün kaldı. Galatasaray ligin başlamasına 11 gün kala hâlâ eksiklerini gidermiş değil. Bak, burada şu yanlış anlaşılmasın: Galatasaray mutlaka eksiklerini giderecek. Yani Galatasaray 3 transfer mi yapacak, 4 transfer mi yapacak, 5 transfer mi yapacak? Bunu bize zaman gösterecek. Bunları yapacak Galatasaray. Ama burada en tartışma konusu, İbrahim abi, Galatasaray taraftarının da Galatasaraylı genel kurul üyelerinin de, işte Fatih Altaylı'nın da eleştirisi, bunun geç kalınmış olması üzerine. Yani Fatih Altaylı'nın geç kalındı hikâyesine katılırım ama eğer bir bilgi varsa, yani bu konuda bir anlaşma yapıldıysa, emir aldılarsa, bunu da çıkıp argümanlarıyla ortaya yani belgeleriyle beni ikna edecek açıklamayı yapması lazım. Benim yaklaşımım bu. Yani öyle oturduğun yerden emir mi aldın falan, çok kıraathane Çok kıraathane yaklaşımı bu. 🗣İbrahim Seten: Şimdi hiçbir konuda bu kadar net bir sonuca gidemezsin, tamam mı? Yani siyasetle ilgili de, ekonomiyle ilgili de gidemezsin. Sporla ilgili de gitmeyi de ben anlamıyorum. Yani burada sana siyaset, şampiyon olmamak için emri neden verir abi mesela? Tamam mı? Siyasetin delirmiş olması lazım. Üstüne Galatasaray'ın da delirmiş olması lazım. Niye 4 senedir vermiyor? Üst üste 4 kere yaparken de o zaman siyaset mi yaptı falan? O kadar izaha muhtaç bir nokta ki burası. 🗣Haluk Yürekli: Çok boş ya 🗣İbrahim Seten: Ve abi, boşsa da boş dememiz lazım. Ben o yüzden istedim bunu. Yani abi, koskoca Fatih Altaylı'sın, sen bunu koyuyorsun ya. Hani bunu koyarken bence ciddiye aldığımız için okuyoruz. Yani bunu herhangi birisi yazsa, derim ki: "Ya delirmiş zaten, ne yapıyorsa yapsın" derim. Yani neredeyse küfrediyordum. Şimdi hani abi, koskoca Fatih Altaylı deyince bakıyorsun, kim bilir belki de gerçekten istemiyorlardır, belki de şampiyon olmamak için emir almış gibi davranıyorlar. 🗣Haluk Yürekli: Abi bu da zaten bu bir de yazıda benim yani yayın öncesinde gördüğüm, daha kalın puntolarla yazmış, büyük yazmış. Ama işte bu bir Soruyu da soruyor, cevabı da veriyor Abi ne farkı var o zaman diğerlerinin eleştirdiğimizden? Kıraathane yaklaşım dediğim şey bu. Yani herkes böyle konuşuyor. Abi şimdi geçen benim bir arkadaşım aradı, aynı bu yaklaşımdaydı. Dedi ki: "İşte seneye seçim olma ihtimali var, o yüzden Türkiye'de bu süreçte herkes futbol konuşsun, o yüzden 4 takımlı bir lig mücadelesi olsun, o yüzden Galatasaray ekonomik olarak daha az para harcayacak ve işte ona göre uygun..." Ya dedim ki, ya bu çok fazla niyet okuma değil mi? Dedim, ben böyle niyet okuyorum Eğer 5 safhalı okunu Hayır, bana bunu söyleyen arkadaşım aynen şöyle söyledi: "Dedim ki, biz geçen sene futbol konuşmadık mı her hafta?" Dedim, yani Türkiye'de zaten.

Galatasarayultrataraftar

28,209 次观看 • 1 个月前

Adam olsaydınız da yıktırmasaydınız Osmanlı'yı. Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı son dönemde belirli gruplar tarafından kışkırtılırken, sosyal medyada paylaşılan bir video ortalığı kasıp kavurdu. Videoya gelen, ‘sarayda 17 yaşında kızla gerdeğe gireceğinize savaşsaydınız’ yorumu dikkat çekti. Özellikle gericiler tarafından son dönemde Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı moda olmuş durumda. Tarih şuuru ve bilincinden uzak, mesnetsizce ortaya atılan iddialarla çok büyük bir karalama kampanyası düzenleniyor. Bu duruma belirli gruplar sesini çıkarmazken, Atatürk ve Cumhuriyet’e sahip çıkan Türk halkı, tarihi değerlerini koruyor. Yapılan karalama kampanyalarının başında ise Atatürk’ün Osmanlıyı, sanki çok güçlü bir döneminde yıkmış gibi bir algının oluşturulması yer alıyor. Sosyal medyada yer alan ve ortalığı adeta kasıp kavuran bir videoda da bu duruma değinilerek, Osmanlı’nın ne halde olduğu, Atatürk’ün ne uğruna savaştığı, arkasında kimlerin olduğu anlatıldı. 'YIKTIRMASAYDINIZ OSMANLIYI' Sosyal medyada defalarca paylaşılan videoda; ‘‘Çıkarmışlar uyduruk kanala çemkiriyor. Atatürk'ü sevmek zorunda değilmiş. Neden..? Osmanlı'yı yıkmış.(!) Gerçeğini anlatmayan kalmadı ama madem hala kafanızın istihap haddini aşıyor. Madem inatla yıktı diyorsunuz, Yıktırmasaydınız o zaman!.. Gidin yobaz dedelerinizin mezarına tükürün niye yıktırdınız, niye erkek gibi savaşmadınız diye. Hayatını savaş meydanında harcayan bir garip yetimdi o, Gücünüz mü yetmedi onursuz herifler. Hepi topu bir avuç subaydı hepsi, vatanları için savaşan güleç çocuklardı. Asamadınız mı, kurşuna dizemediniz mi, ezemediniz mi? İzmir'de Efe idiler, Aydın'da Zeybek, Ankara'da Seymen, Elazığ'da Gakkoş, Erzurum'da Dadaş, Giresun'da Uşak, Sakarya'da Koçan'dılar. Siz neydiniz kansızlar! Mütareke basınının cerahatli mürekkepleri, hayırsız eblehler, Siz neydiniz ki nursuz yaratıklar, fesli şeyler. Ordunuz vardı, silahlarınız, altınlarınız, saraylarınız vardı, Kızlarınız, damatlarınız, İngilizleriniz, Fransızlarınız, İtalyanlarınız, Yunanlılarınız vardı, Diz boyu yobazlarınız, baştan aşağı casuslarınız, düşmana yaltaklanan hocalarınız, idam fermanı yazdırdığınız Şeyhülislamlarınız vardı. Çiftinden, çubuğundan kopup, elinde yabasıyla gelip, ardına düşen Türk milletinden başka neyi vardı onun? Atatürk’ e her sıkıştığında “dinsiz” diye saldıran imansızlar!… Onun tutunacak dalı Nene Hatun’du, Sütçü İmam’dı. Onun sırtını dayadığı Kubilay’dı, Mehmet Kemal ‘dı. Onun gemisi Bandırma, sizinkisi İngiliz gemisi Malaya. Onun güvendiği komutanı İnönü, Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak, sizinkisi Lord Cruzon, General Harrington… Hani her halta milli irade diyorsunuz ya... Gazoz kapağı mıydı onlar? Osmanlı'nın ağzından bir kere ''Türk'' sözü çıkmıyordu, Türk'e Türklüğünü hatırlatanları istemez sizin gibi deve çobanları. Sevmiyormuş, Atatürk'ü de sevmek zorunda da değilmiş. Zaten Irak, Suriye, Filistin hattında da milyonlarca Arap da sevmemişti sizin gibi. Ne oldu ; yüz yıl sonra, kucaklarına çocuklarını alan o Atatürk düşmanlarının torunları, bedevi körfez devletlerine değil de, Atatürk'ün Türkiye’sine kaçıyor kıçları sıkışınca. Zorunuza gitti değil mi çöl kırmaları?!… Zoruna gittiğini biliyorum da, Nefret de ediyormuş çöl kırması. Osmanlı'yı yıkmış, Muhammed'in ordusu ilan ettiğiniz İngilizler burada, Yunan İzmir'de Müslüman kadınlara tecavüz ederken sesi çıkmıyordu baygın bakışlının. İngiliz'in teknesiyle tüyeceğine dimdik otursaydı ya sarayda. Çıksaydı reayanın karşısına, - Bu güzelim imparatorluk yıkılır mı, Cumhuriyet denen ucubeye değişilir mi? - Bakınız sefalet yok, açlık , hastalık, cehalet , taassup, işgal yok!.. - Girdiğimiz her savaşı kazanıyoruz, cihat ilan ettik, bütün İslam yardıma geldi, para da gani!.. - Üstelik bu ülke ecdadımındır. Siz koyunsunuz, size bir çoban lazımdır, o çoban da benim.Deseydi ya! Yemedi mi? yemedi!. Çıkmış, hala konuşuyor sıfatına tükürdüğüm, - Osmanlı'yı yıktı!.. Yıktırmasaydınız lan, yıktırtmasaydınız...

Arşiv Saka

69,349 次观看 • 3 年前

Amerikan sömürge valisi kılıklı büyükelçi Tom Barrack, ulusal üniter devlet modeline ve laik anlayışa açıkça savaş açmış. Türk milletini uyutmak amacıyla habertürk'te düşük kaliteli piyes sahnelemiş. Türkiye'nin yeni Graham Fuller'i belli ki, birkaç hafta önce ettiği lafların yarattığı rahatsızlığın farkında. Bu nedenle durumunu düzeltmek ve milleti uyutmak için bir şeyler söyleme gereği hissetmiş. Bunun için de son derece "uysal" bir haber kanalı tercih etmiş. Tabi, gözü açık vatansever bir platformda rahat rahat zehir saçamayacaktı. Barrack'ın söylediklerine bakılacak olursa "Önceki sözleri yanlış anlaşılan Türk dostu büyükelçi" pozunda. Ama sözlerin detayları incelenirse önceki söylemlerini tasdiklediğini hatta gerçek amacını ortaya koyduğunu görüyoruz. Tom Barrack söze başlarken "Dünya çapında yeni bir strateji şekilleniyor" diyor. Zaten memlekete yeni bir Graham Fuller edasıyla gelmesi, yeni bir stratejinin varlığına işaret ediyor. Fuller de Sovyetlerin çöktüğü dönemde gelmişti. Cumhuriyet gazetesinde Türkiye'ye yeni bir rol biçmiş, Kemalizm'in bittiğini söylemiş, demokrasi ve İslamı bir arada yaşatacak "formülü" öve öve anlatarak siyasal dinciliğin işaret fişeğini vermiş, memlekete istikamet tayin etmişti. Sonrası malum, BOP tüm hızıyla devreye girmiş ve Gülen belası tüm memleketin başına bela edilmişti. Fuller yıllar içinde öyle veya böyle misyonunu tamamladı. Artık sıra Barrack'ta... O da cebinde yeni bir "formülle" geldi. Türkiye'nin devlet yapısı hakkında haddi olmayan açıklamalar yaptı, dini-etnik ayrımlı "millet sistemi" önerdi hatta açık açık Atatürk'ün kurduğu ulus devlet modeline savaş ilan etti. Barrack sözlerinin devamında "Ulus inşası bölgede aslında hiç kimse için işe yaramadı" diyor. Söze ortadoğu ülkelerini kastederek başlıyor fakat "hiç kimse" diyerek Türkiye'yi de kastetmiş oluyor. Yani "Ulus inşası Türkiye'de işe yaramadı" demek istiyor. Tam bir palavra. Tabi, Barrack bu sözü söylemek zorunda. Yeni bir model getirebilmesi için var olanı yıkılmaya layık göstermek zorunda. İşin tuhafı, bir Amerikalı, Türkiye'nin devlet sistemini açık açık eleştiriyor. Üstelik bunu bir Türk kanalında yapıyor. Fakat ağzının payını alamıyor. Tanzimat döneminin esintilerini hissetmemek mümkün değil. Sonuçta Barrack'ın cümlenin gittiği yer çok açık: Türkiye'de ulus devlet modeline karşı çıkıyor. Türkiye'de ulus devlet olmasın demek, çok milletli ve inançlı bir yapının yerleştirilmesi demek. Tabi bunun için de mevcut Türk vatandaşlığı tanımının yıkılması gerek. Farkında mısınız bilmem, Öcalan ve Barrack'ın çok fazla ortak yanı var. Tabi söyleşi yapan kişi, bu noktada devreye girip "Türkiye ulus devlet modeline göre şekillenmiş bir ülke, siz bu sözlerinizle Türkiye'nin de ulus inşasında başarısız olduğunu mu ima ediyorsunuz" diye sormalı. Ama soramıyor. Çünkü tanzimat dönemi gazetecilerinin büyükelçilere böyle bir soru sormaya hakkı yoktur. Söyleşinin devamında söyleşi yapan kişi Barrack'ın daha önceki "Türkiye, Osmanlı millet sistemine geri dönmeli" ve "Ulus devletler İsrail için tehdittir" sözlerine atıf yapıyor. "İnsanlar şüpheci bakıyorlar" anektodunu ekliyor ve "Gizli bir gündem mi var" diye soruyor. Bu ısmarlama soru Barrack'ı zor durumda bırakmak amacıyla sorulmuyor. Aksine, Barrack'ın bu sözleri daha önce tepki çektiği için ona milleti uyutmak adına yatıştırıcı sözler söyleme fırsatı veriliyor. Şayet yayının niyeti Barrack'ı sıkıştırmak olsaydı, yukarıda örnek verdiğim türden sorular sorardı. Nitekim Barrack bu asisti duyunca gülümsüyor ve "Hayır" diyerek yatıştırıcı sözlere başlıyor. Barrack, sözlerinin yanlış anlaşıldığını ve o sözleri aslında o şekilde söylemediğini söylüyor. Ne acı ki Türk milletinin bu ucuz laf oyunlarına kanacağını düşünüyor. Barrack, sözlerinin devamında geçmişten çıkarılan derslerden bahsediyor. Türkiye'nin cumhuriyet olarak yeniden şekillendiğinden söz ediyor. Halbuki Türkiye bir asır önce ulus devlet modeliyle ve Atatürk'ün dizaynıyla zaten şekillenmişti. Haliyle Barrack'ın bu konuya atıf yapması gerekirdi. Ama tabi o vakit yıkmak istediği yapıyı parmağıyla işaret etmiş olurdu... Neticede Barrack Atatürk dönemini ağzını bile almadan daha da geçmişe gidiyor. "Osmanlı millet sistemine" atıfta bulunuyor. Bu sistemi övüp mezhepsel bir düzen getirdiğini söylüyor. İşte burada zehiri adeta şekerli bir paketle sunuyor... Osmanlı millet sisteminde Türk milletine dayalı bir üst kimlik mevcut değil. Yani Barrack'ın hiç sevmediği ulus devlet modeli yok. Aksine millet sistemine göre her inanç kendi kimliğiyle tanınıyor. İşte Barrack'a göre bu dini kimlikler ve hatta etnik kimlikler yan yana yaşayabilirmiş. ABD bunun en güzel örneğiymiş. Bu "yan yana yaşamak" ifadesini hayata geçirmek için her birini ayrı ayrı tanımlamak ve anayasaya geçirmek gerekir ki bunun için Türk milleti tanımını çöpe atmak şarttır. Dahası inançları da kimlik olarak tanımak için laikliği de yok etmek icap eder. Barrack'ın bu sözlerinin anlamı açık... Türkiye, Osmanlı'nın parçalanmasına neden olan toplumsal düzeni terk edip Lozan'da ulus devlet modeline geçmişti. Türk üst kimliği altında tüm etnik grupları ortak bir millet olarak şekillendirmişti. Dini kimlikleri ise laiklik ilkesiyle insanların vicdanlarına bırakmış. Yalnızca Türk milleti tanımlaması yapılmış, etnik ve dini kimlik ayrımına gidilmemiş ve herkes eşit vatandaş olarak tanımlamıştı. Barrack bunların tamamına karşı çıkıyor ve hepsinin temelden değişmesini istiyor. Tıpkı Öcalan gibi. Nitekim Öcalan ve PKK'nın fesih açıklamalarında da bu alt metnin tamamı bire bir mevcuttu. Barrack, Öcalan ve PKK aynı şeyi konuşuyor. Buradan da anlaşıldığına göre Barrack, yeni çözüm sürecinde Öcalan ve PKK tezlerinin savunucusudur. Türkiye'de görevlendiriliş amacı ulusal üniter yapıyı ve laik düzeni yok etmektir. Barrack'a göre Türkiye yeniden millet sistemine dönmeli. Etnik ve dini kimlikleri tanımalı ve bunları bir arada yaşatan bir formül bulmalı. Mesela ABD'deki formül gibi... Yani Barrack Türkiye'deki laik üniter modelin yıkılması gerektiğini en naif ve dolaylı şekilde izah ediyor. Karşısındaki şahıs da "Efendim sizin bahsettiğiniz dini kimlikleri bir arada yaşatan formülün uygulanması Türkiye'deki laik düzene zıt düşmüyor mu, Osmanlı millet sisteminin hayata geçmesi için Türkiye'nin üniter modeli terk etmesi gerekmez mi, siz Türkiye'nin anayasasında bulunan değişmez ilkeleri askıya alan bir çözüm yolu mu sunuyorsunuz, bu sözleriniz Türkiye'nin iç işlerine doğrudan müdahale manasına gelmez mi, bu açıklamalarınız Öcalan ve PKK'nın fesih beyannameleriyle örtüşmüyor mu" gibi sorular sormuyor. Nasıl sorsun? O vakit Barrack, sunmak istediği zehirin üzerindeki şekeri çıkarmak ve maskesini düşürmek zorunda kalacak. Dediğim gibi, tanzimat devrinin babıali gazetecilerinin haşmetlü sefirlere böyle soru sorma hakkı yoktur. Soramazlar. Zaten soracak olsa orada işi ne? Tom Barrack, sözlerinin devamında ABD'nin ortadoğudaki geleneksel politikalarından söz ediyor. Demokrasi getiren, ülkelerde hegemon kuran geçmiş politikalar vs... Yani Türkiye'nin yönetim modeline yönelik sözlerle, ortadoğunun millet olamamış memleketlerinin harap halinin yan yana getirilerek anlatılması bile ülkemize hakaret. Bir gazetecinin bu konuşmaya karşı "Ortadoğu ülkeleri ile Türkiye'nin durumunu aynı ölçüde mi değerlendiriyorsunuz" diye sorması gerekirdi ama nerede... Son olarak sorulması gereken asıl soruyu soralım: Barrack'ın bu küstahlığına neden tahammül ediliyor?

Con Sinov

223,182 次观看 • 1 年前

Konfor seni öldürüyor. Boş vakitlerin içerisinde boğuluyorsun, günahları terk edemiyorsun, ruhunu öldürüyor, enerjini tüketiyorsun, hiçbir işi hakkıyla yapamayıp dinleneceğin vakti beklemeye koyuluyorsun. Çok zayıfsın ama bu sen değilsin. İçerisinde yaşadığın yüzyıl ve modernite seni bu hâle getirdi. En büyük düşmanın göz kapaklarından soktuğun haramlardan başkası değil. Bundan daha aşağılık ve ezik bir davranış asla gelmedi ve gelmeyecek. Günahlar içerisinde ya namazları terk edeceksindir ya da günahları. Aynı kalp ikisini beraber taşıyamayacak ve acıdan kıvranacaktır. Sen seçimini namazdan yana kullanacaksın. Allah'a bir adım attığında O'nun sana on adım atacağından haberdar değil misin? Yeis'in en büyük günahlardan biri olduğunu bilmiyor musun? Allah'tan ümidini kesmek gibi bir hâle nasıl düşersin? Allah'ın seni her saniye gördüğünden nasıl bihaber davranabilirsin? Sen O'nu ve eğer gerçekten ister ve mücadele edersen sana verebileceklerinin farkında değil misin? -10.994 metre derinliğindeki Mariana Çukurundaki türlerin dahi rızkını gönderen Rabbinin seni unuttuğunu mu zannediyorsun? Haddini fazla aşıyorsun. Şefkat tokadı yeme zamanın gelmiş geçmiş belli ki. Seni artık ancak şöyle sağlam bir Osmanlı Tokadı paklayacak gibi görünüyor. AYAĞA KALK ARTIK! Sana önce güzel bir fiziksel şok vereceğiz. Abdest almak için musluğun başına her gittiğinde suyu en soğuğa getirip öyle abdest alacaksın. Yüksek iradeli insanlar buzlu suya giriyorlar her gün çünkü insan bedenine inanılmaz iyi geliyor. Keşkelerle yaşamayı keseceksin, geçmişle boğuşmayı ve hatalarınla boğuşmayı keseceksin. Şeytanın seni günaha sokmadan önce basit gösterip günahtan sonra zor gösterdiğini, tövbeye gitmemen için kafanın içinde 40 tane film çektiğini ve seni dipsiz kuyulara çektiğini aklından çıkarmayacaksın. Yolculuğuna Nasuh tövbesi ile başlayıp geçmiş hatalarını terk edeceksin. Allah'ın senden istediği de budur. Bunu yaparsan biiznillah o günahları hiç yapmamış gibi olacaksın. Daha önünde yürünecek çok uzun bir yol var hatta daha başlamadın bile. Hem borçlu olduğun bu memleket hem de dünyanın sana ihtiyacı var. Faydalı ve üreten bir adam olacaksın. Zeki ve güçlü bir müslüman olacaksın. Her gün sosyal medyada bir boka yaramayan gerizekalı gereksiz tiplerin sözlerini haberleştirilip önüne getirilmesine şahit oluyorsun. Bir basit başıboş sokak köpeği sorununa bile ses olamıyorsun. Oraya kaydır buraya kaydır diye gezinip hiçbir şey üretmeden paralar içerisinde yüzen tiplerin arasında hayatı sorguluyorsun. Sosyal medyaya da lazımsın. Etkileşim gücü olacak biri varsa sen olacaksın. Boykot ve yapılan hashtag çalışmaları gibi işlerin buralardan geçtiğini görüyorsun. Ekmeğini taştan çıkartacaksın. Bahanelere ve zorluklara kulak tıkayıp hedefine odaklanacaksın. İmkan getirmek için uğraşmaya ve erken yaşta evlenmeye çalışacaksın. 30'dan sonra evlenilir, birbirlerini tanımaları lazım, siz daha çocuksunuz, erkekler geç olgunlaşır gibi deli saçmalarını duymayacaksın. Erken yaşta evlenip evliliğinden aldığın mutluluk, huzur ve enerjiyle verimin daha da artacak. Çile çekeceksin. Resulullah (s.a.v.)'in çektiği çilelere benzer çileler çekmek için yırtınacaksın. Taif'te taş yemiş bir peygamberin ümmeti olarak günü geldiğinde Allah yolunda yiyeceğin bir taş veyahut taş hükmünde yiyeceğin bir kötülüğü sünnete uymak olarak bilecek ve bu irade ve inançla devam edeceksin. Önce bu çileleri çekecek gücü kazanacaksın. Her düştüğünde tekrar kalkacaksın. Seni yere düşüren her ne ise yerdeyken sırıtarak onun suratına bakıp ‘‘elinden gelenin hepsi bu mu?’’ diyeceksin. Çünkü sen düştüklerinden ders çıkartan güçlü bir iradeye sahipsin, olacaksın. Muhammed Ali'nin konuşmalarına hiç göz attın mı? Başardığı her şeyi Allah'a borçlu olduğundan bahsediyor. Evet, sen de böyle olacaksın. Herkesin kendine özgü bir parmak izi olması gibi biricik bir deneyim yaşadığının, senden başka olmadığının farkına varacaksın. Allah seni seviyor, bunun hakkını vereceksin. Allah'ın sevmediği kullardan olmamalısın, olmayacaksın. Bunlar arkamdaki okyanusa elimi daldırıp suratına attığım birkaç damla su sadece. Sen okyanusa dalacaksın. Boğulacaksan büyük suda boğulacaksın. Yerinden kalkmazsan sıradan tiplerden biri olarak yaşayıp öleceksin. Böylesini aşık olduğun kişinin, arkadaşlarının, herhangi bir insanın sevmeyeceği gibi Allah'ta sevmeyecektir. Allah taşıyabileceğinden fazlasını kuluna yüklemez. O halde kalk ve taşıyabileceğin yükü arttır! Çünkü Gazze'de olduğu gibi yükü sırtlanacak çok durak var ve kimsenin taşımaya niyeti yok. Sen bunu başaracaksın. Değişimin bambaşka olacak buna inanıyorum. Sen de inanacaksın. Potansiyelinin farkına varacak ve yola koyulacaksın. Daha gidecek çok menzilimiz var. Her şey daha yeni başlıyor. Allah azze ve celle ye secdelerde seslenecek ve ‘‘Beni al ve kendi yolunda kullan Ya Rabbi! Senin yolunda yürüt, mücadele ettir, iş ve eşimi senin yolunda yaşayabilmeyi, senin yoluna fayda verebilmeyi, her mazluma, derde, sıkıntıya koşabilecek bir durak olabilmeyi bana nasip et, hayal dahi kuramayacağım bir güç nasip et, kapına geldim beni geri çevirme’’ diyeceksin. Herkese karşı güçlü duracaksın lakin Allah Teâlâ'ya karşı aciz olacaksın ki zaten acizsin. Ayrıca sana tavsiye edebileceğim en mükemmel şey hayatına teheccüdü kazandırmak olacaktır. Hiçbir flood dayanmaz onun faydalarını anlatmaya bizzat kendin araştırmalısın. Neyse artık işe koyulma zamanı. Her ne okuyor, ne yapıyor veya hiçbir şey yapmıyorsan dahi bu okuduklarını uygulayabilecek bir fırsata sahipsin. Mezarlıklarda dünyaya dönüp bu saydığım işleri yapabilmek için her saniye Allah'a yalvaran insanlar dolu. Ancak hayat bir kere yaşanıyor. Onlar da bir zamanlar yaşıyorlardı. Sen henüz orada değilsin. Zira hayattasın ve film hâlâ devam ediyor. Oscar sadece ismi olan içi bomboş bir çöpten ibaret. Öyle bir film ortaya çıkart ki sana özel ödüller çıkartılmak zorunda kalınsın. Haydi artık gitme zamanı. Allah teâlâ ayağına taş, gözüne yaş değdirmesin. Bismillahirrahmanirrahim.
0:45

Sensitive content

Konfor seni öldürüyor. Boş vakitlerin içerisinde boğuluyorsun, günahları terk edemiyorsun, ruhunu öldürüyor, enerjini tüketiyorsun, hiçbir işi hakkıyla yapamayıp dinleneceğin vakti beklemeye koyuluyorsun. Çok zayıfsın ama bu sen değilsin. İçerisinde yaşadığın yüzyıl ve modernite seni bu hâle getirdi. En büyük düşmanın göz kapaklarından soktuğun haramlardan başkası değil. Bundan daha aşağılık ve ezik bir davranış asla gelmedi ve gelmeyecek. Günahlar içerisinde ya namazları terk edeceksindir ya da günahları. Aynı kalp ikisini beraber taşıyamayacak ve acıdan kıvranacaktır. Sen seçimini namazdan yana kullanacaksın. Allah'a bir adım attığında O'nun sana on adım atacağından haberdar değil misin? Yeis'in en büyük günahlardan biri olduğunu bilmiyor musun? Allah'tan ümidini kesmek gibi bir hâle nasıl düşersin? Allah'ın seni her saniye gördüğünden nasıl bihaber davranabilirsin? Sen O'nu ve eğer gerçekten ister ve mücadele edersen sana verebileceklerinin farkında değil misin? -10.994 metre derinliğindeki Mariana Çukurundaki türlerin dahi rızkını gönderen Rabbinin seni unuttuğunu mu zannediyorsun? Haddini fazla aşıyorsun. Şefkat tokadı yeme zamanın gelmiş geçmiş belli ki. Seni artık ancak şöyle sağlam bir Osmanlı Tokadı paklayacak gibi görünüyor. AYAĞA KALK ARTIK! Sana önce güzel bir fiziksel şok vereceğiz. Abdest almak için musluğun başına her gittiğinde suyu en soğuğa getirip öyle abdest alacaksın. Yüksek iradeli insanlar buzlu suya giriyorlar her gün çünkü insan bedenine inanılmaz iyi geliyor. Keşkelerle yaşamayı keseceksin, geçmişle boğuşmayı ve hatalarınla boğuşmayı keseceksin. Şeytanın seni günaha sokmadan önce basit gösterip günahtan sonra zor gösterdiğini, tövbeye gitmemen için kafanın içinde 40 tane film çektiğini ve seni dipsiz kuyulara çektiğini aklından çıkarmayacaksın. Yolculuğuna Nasuh tövbesi ile başlayıp geçmiş hatalarını terk edeceksin. Allah'ın senden istediği de budur. Bunu yaparsan biiznillah o günahları hiç yapmamış gibi olacaksın. Daha önünde yürünecek çok uzun bir yol var hatta daha başlamadın bile. Hem borçlu olduğun bu memleket hem de dünyanın sana ihtiyacı var. Faydalı ve üreten bir adam olacaksın. Zeki ve güçlü bir müslüman olacaksın. Her gün sosyal medyada bir boka yaramayan gerizekalı gereksiz tiplerin sözlerini haberleştirilip önüne getirilmesine şahit oluyorsun. Bir basit başıboş sokak köpeği sorununa bile ses olamıyorsun. Oraya kaydır buraya kaydır diye gezinip hiçbir şey üretmeden paralar içerisinde yüzen tiplerin arasında hayatı sorguluyorsun. Sosyal medyaya da lazımsın. Etkileşim gücü olacak biri varsa sen olacaksın. Boykot ve yapılan hashtag çalışmaları gibi işlerin buralardan geçtiğini görüyorsun. Ekmeğini taştan çıkartacaksın. Bahanelere ve zorluklara kulak tıkayıp hedefine odaklanacaksın. İmkan getirmek için uğraşmaya ve erken yaşta evlenmeye çalışacaksın. 30'dan sonra evlenilir, birbirlerini tanımaları lazım, siz daha çocuksunuz, erkekler geç olgunlaşır gibi deli saçmalarını duymayacaksın. Erken yaşta evlenip evliliğinden aldığın mutluluk, huzur ve enerjiyle verimin daha da artacak. Çile çekeceksin. Resulullah (s.a.v.)'in çektiği çilelere benzer çileler çekmek için yırtınacaksın. Taif'te taş yemiş bir peygamberin ümmeti olarak günü geldiğinde Allah yolunda yiyeceğin bir taş veyahut taş hükmünde yiyeceğin bir kötülüğü sünnete uymak olarak bilecek ve bu irade ve inançla devam edeceksin. Önce bu çileleri çekecek gücü kazanacaksın. Her düştüğünde tekrar kalkacaksın. Seni yere düşüren her ne ise yerdeyken sırıtarak onun suratına bakıp ‘‘elinden gelenin hepsi bu mu?’’ diyeceksin. Çünkü sen düştüklerinden ders çıkartan güçlü bir iradeye sahipsin, olacaksın. Muhammed Ali'nin konuşmalarına hiç göz attın mı? Başardığı her şeyi Allah'a borçlu olduğundan bahsediyor. Evet, sen de böyle olacaksın. Herkesin kendine özgü bir parmak izi olması gibi biricik bir deneyim yaşadığının, senden başka olmadığının farkına varacaksın. Allah seni seviyor, bunun hakkını vereceksin. Allah'ın sevmediği kullardan olmamalısın, olmayacaksın. Bunlar arkamdaki okyanusa elimi daldırıp suratına attığım birkaç damla su sadece. Sen okyanusa dalacaksın. Boğulacaksan büyük suda boğulacaksın. Yerinden kalkmazsan sıradan tiplerden biri olarak yaşayıp öleceksin. Böylesini aşık olduğun kişinin, arkadaşlarının, herhangi bir insanın sevmeyeceği gibi Allah'ta sevmeyecektir. Allah taşıyabileceğinden fazlasını kuluna yüklemez. O halde kalk ve taşıyabileceğin yükü arttır! Çünkü Gazze'de olduğu gibi yükü sırtlanacak çok durak var ve kimsenin taşımaya niyeti yok. Sen bunu başaracaksın. Değişimin bambaşka olacak buna inanıyorum. Sen de inanacaksın. Potansiyelinin farkına varacak ve yola koyulacaksın. Daha gidecek çok menzilimiz var. Her şey daha yeni başlıyor. Allah azze ve celle ye secdelerde seslenecek ve ‘‘Beni al ve kendi yolunda kullan Ya Rabbi! Senin yolunda yürüt, mücadele ettir, iş ve eşimi senin yolunda yaşayabilmeyi, senin yoluna fayda verebilmeyi, her mazluma, derde, sıkıntıya koşabilecek bir durak olabilmeyi bana nasip et, hayal dahi kuramayacağım bir güç nasip et, kapına geldim beni geri çevirme’’ diyeceksin. Herkese karşı güçlü duracaksın lakin Allah Teâlâ'ya karşı aciz olacaksın ki zaten acizsin. Ayrıca sana tavsiye edebileceğim en mükemmel şey hayatına teheccüdü kazandırmak olacaktır. Hiçbir flood dayanmaz onun faydalarını anlatmaya bizzat kendin araştırmalısın. Neyse artık işe koyulma zamanı. Her ne okuyor, ne yapıyor veya hiçbir şey yapmıyorsan dahi bu okuduklarını uygulayabilecek bir fırsata sahipsin. Mezarlıklarda dünyaya dönüp bu saydığım işleri yapabilmek için her saniye Allah'a yalvaran insanlar dolu. Ancak hayat bir kere yaşanıyor. Onlar da bir zamanlar yaşıyorlardı. Sen henüz orada değilsin. Zira hayattasın ve film hâlâ devam ediyor. Oscar sadece ismi olan içi bomboş bir çöpten ibaret. Öyle bir film ortaya çıkart ki sana özel ödüller çıkartılmak zorunda kalınsın. Haydi artık gitme zamanı. Allah teâlâ ayağına taş, gözüne yaş değdirmesin. Bismillahirrahmanirrahim.

Yunus 🇵🇸

79,191 次观看 • 2 年前

Maltepe’de faliyet raporu sunumu,Ak Parti grup başkanvekili konuşturulmuyor… Tuz Koktu.Hadi Biz Yazalım. CHP’li Maltepe Belediyesi 16 yıldır aynı kısır döngünün içinde debeleniyor… ❌ Görevi kötüye kullanma ❌ İhaleye fesat karıştırma ❌ Zimmet ❌ Mafyatik ilişkiler ❌ Grevler ❌ Protestolar ❌ İşçilerin isyanı ❌ Teröre yardım eden ve tutuklanan başkan yardımcıları… Ve hâlâ aynı sözler, aynı hikâyeler… Faliyet raporu kopyala yapıştır, bas dağıttan ibaret. Dönüp dolaşıp aynı vaatler; İmar sorunu çözülecek, kentsel dönüşüm gelecek, trafik bitecek. Ama biten tek şey sabır. Her seçim öncesi Fındıklı-Zümrütevler ile Gülensu-Gülsuyu-Başıbüyük kentsel dönüşümü çözülecek’ diyorlar, her seçim sonrası çözüm değil cek, cak, yapacağız bahanesi başlıyor. Yeni başkan çıkıyor, “sorunları birlikte çözeceğiz” diyor. Hayır başkan, yetki aldınız Sorunları siz çözeceksiniz. şehircilik planınız yok, yöneticisiniz ama çözüm haritanız yok. Maltepe de yapacağınız projeleri lansman Toplantısında açıkladınız. Ama Büfe ,market,tarım parkı açtınız. Bumudur maltepenin vizyonu 6.4 milyar bütçeniz var.Kaynak oluşturup vadettiklerinizi yapacaktınız. Sonuç #Sıfır. Kervan yolda düzülür diyerek biriken yerel sorunları çözemezsiniz. Meclisten 100 milyon TL borçlanma yetkisi aldınız, üstüne bir de arsa satıyorsunuz. Maltepe halkına da diyorsunuz ki: “Her şey Maltepe için.” Dal-çık meydan faciası hâlâ hafızalarda. Yanlış uygulama projeniz ile trafik çözülmedi, çile 7/24 oldu. Proje çöpe gitti, esnafı perişan ettiniz.atatürk cadde çıkışını ve meydanla ilintili yürüyen merdiven erişimide iptal ettiniz sonuçta paralarla birlikte umutlar da gömüldü. Siz hâlâ ‘çalıştay yaparak’ caza, saza devam ediyorsunuz. Siz hâlâ mahallelerin gazını alıyorsunuz ama onlar şehir plancısı değil. Vatandaş Çözüm İstiyor. Kentsel dönüşüm mü? Tekil bina yenilemelerine “dönüşüm” demekle olmuyor. Parsel değil, ada bazlı dönüşüm şart. İmar plan notları düzelmeden bu halk o evlerini yenileyemez. İBB den plan notlarını çıkarmadınız. Maltepedeki 15 bin Riskli binada Halkı mezar evlere mahkum kıldınız. Bir tane kentsel dönüşüm projesi dahi yapmadınız. Sosyal belediyecilik diyorsunuz ama o da PR’dan ibaret. Gerçekte belediyeyi Yandaş 5000 kişiyle doldurup PR ajansına çevirdiniz. “Bizden olan–olmayan” ayrımıyla sosyal yardım değil, siyasi yatırım yapıyorsunuz. Belediye Maltepe de dans, vals gibi rutin 50-100 kişiyle doyasıya eğlendikleri etkinlikler yapmakta ve “çok mutluyuz” fotoğrafı vermektedir.Bu chp nin ideolojik refleksidir. Eski belediye başkanı “Maltepe’de sevgi kazanacak”dedi şimdi mahkemelerde yargılanıyor. Şimdiki “Maltepe’de yaşam var”diyor. Yarın biri çıkar “Maltepe’de hayal var” der. Ama gerçek şu: Maltepe’de sorun var, çile var, vizyonsuzluk var! Süreyya İlmen bir vakıf kurdu, Maltepe’ye emanet bıraktı. Bugünküler o emaneti dahi taşıyamıyor. 3-5 kiracının kirasını toplayamayıp, “site yönetimini İBB’ye devrettik” diye caka satıyorlar. Maltepe halkı artık tabela belediyeciliği değil, gerçek hizmet istiyor. Süslü laflarla, 3 boyutlu sosyal medya gösterileriyle ,yalanla yürüyen bir belediyecilik değil. Gerçek projeler, somut çözümler istiyor. Maltepe yoğun bakımda, yollar kevgire donmuş, her yer pislik içinde, ulaşım felç, otopark yok. Yıllardır traş ,sadece slogan belediyeciliği var. Bunlar sadece Maltepe’de “yaşam var” diyorlar… Chp Dirençli ve onurlu O yaşamı Maltepede asla görünür hale getiremez.

Kadem EKŞİ

19,702 次观看 • 1 年前

Ankara'da başıboş köpeklerin saldırdığı çocuk ve ailesi İHA'ya röportaj verdi: 📌Düşünce beni ısırmaya başladılar. 📌Rahatça yürümek, oynamak istiyorum 📌Yaz günü sıcakta biz evimize kapanmak zorunda mıyız? 📌Yürüyüşe gidemiyoruz 📌Çocuğumuzu yerde o şekilde ağlar vaziyette görünce panik olduk 📌Mahallemiz köpek barınağı oldu 📌Bana dedi ki koşmasaydın sana saldırmazdı 📌Okula bile çocuklarımızı rahatça götüremiyoruz 📌Çoğalıyorlar hiçbir şekilde azalmıyorlar 📌Çiğ et atıyorlar 📌Yaklaşık 8-10 köpek birden saldırmış 📌En az 15 kişinin hastane raporu var ▶️HABER: Ankara Yenimahalle ilçesi, Turgut Özal Mahallesi'nde meydana gelen olayda, 13 yaşındaki Mustafa Şamil Tekcan evine döndüğü sırada 8-10 civarı başıboş köpeğin saldırısına uğradı. 13 yaşındaki çocuk, vücuduna aldığı 8 derin ısırık sonucu hastaneye kaldırıldı. Pansuman ve aşılarının ardından taburcu olan çocuğun Annesi Namenur Tekcan ile babası Hasan Tekcan, saldırı sonrası çocuklarının psikolojik sıkıntılar çektiğini belirterek, sorunun bir an önce çözüme kavuşturulmasını istedi. 🗣️8. sınıf öğrencisi Mustafa Şamil Tekcan, 📌Korkudan dolayı acı hissetmedim "Halı sahadan dönüyordum. Yolda bir kadın köpekleri besliyordu. Oradaki köpekler önce havladılar, sonra da üzerime koştular. Ardından da korkup kaçmaya başladım. Yere düştükten sonra beni ısırmaya başladılar. Bacağımdan ve kalçamdan ısırdılar. İlk başlarda korkudan dolayı acı hissetmedim. Annemi aradım. Ailem beni hastaneye götürdü. Orada tedavi ettiler, aşı yaptılar. Saldırı anında korkudan bağırdım. Orada bir kadınla adam vardı. İlk yardımı onlar yaptı. Yaralarım iyileşmeye başladı, yürüyebiliyorum. Köpeklerin gönderilmesini, rahatça dışarıya çıkmak, yürüyebilmek, oynayabilmek istiyorum" dedi. 🔶🔶 🗣️Anne Namenur Tekcan: 📌Birden içim yandı kalbim sıkıştı. "Oğlum saat 18 gibi her akşam olduğu gibi; akşam serinlik olunca, dışarıya çıktı top oynamaya. Sonra bir çığlık geldi saat 21-21:30 sırası. Eşime dedim ki: 'bu acı ses nedir ?' O kadar etkiledi ki birden içim yandı, kalbim sıkıştı. Sonra aradan dakika geçmeden bir çığlık sesi daha; erkek sesi. 📌'Anne yetişin köpekler bana saldırdı' Aradan dakika geçmeden eşimin telefonu çaldı. Oğlum çaldırıyor; ama eşim meşguldu. Oğlum, onu kapattı beni aradı: 'anne yetişin köpekler bana saldırdı' dedi çocuk. Sonrasında tabi ben evden nasıl çıktığımı bilmiyorum. Yalın ayak koşarak geldim. Yanında 2 beyefendi bir de hanımefendi vardı. Allah razı olsun. Ben geldim beyefendi dedi ki: 'bacım, benim kızıma da aynı şekilde saldırdılar. Gidin şikayet edin.' 📌Konuşamayacak hale geldim Benim çocuğum o kadar titriyordu ki zangır zangır; konuşamıyor çocuk. Hastaneye gittim konuşamayacak hale geldim. O kadar korku yaşadım yani. 📌Çocuğum neden bu acıyı yaşasın ? Çocuğun yaralarını göstermeye başladım. Çok afedersiniz çocuğun çamaşırını biraz yukarı kaldırınca bir baktık ki bacaklarının arasında kalçasının arasında da ciddi yaralar olmuş. Çocuğum neden bu acıyı yaşasın? Benim çocuğumun yaşamış olduğu bu psikolojik şeyi kim nasıl telafi edebilir ? 📌Burası mahalle köpek barınağı değil Ben istiyorum ki bu hayvanlar toplansın. Çocuklarım rahatlıkla dışarıya çıksın. Biz yürüyüşe gidemiyoruz. çocuğumu ekmeğe gönderemiyorum ben. Korkudan kadınlar dışarıya çıkamıyor. Neden böyle bir şey yaşayalım biz ? Burası mahalle. Köpek barınağının olduğu bir yer değil burası. Lütfen bize yardımcı olsun yetkililer. Biz bu mağduriyetten inanın artık sıkıldık. 📌Akşam olunca dışarı çıkmak istiyoruz Yaz günü sıcakta biz evimize kapanmak zorunda mıyız? Havalar serinleyince akşam olunca dışarı çıkmak istiyoruz. Maalesef ki karanlık olunca köpekler üstümüze saldırgan vaziyetteler. 📌Bana dedi ki koşmasaydın sana saldırmazdı. Bunları yediren insanlar var maalesef. Çocuğum diyor ki 'anne yediren bir kadın gördüm bana dedi ki koşmasaydın sana saldırmazdı.' Bu nasıl bir kelime ya ? 13 yaşındaki bir çocuğa bu nasıl söylenir ? hangi vicdan söyler bunu ? Lütfen yetkililerden yardım istiyoruz." dedi. 🔶🔶 🗣️Baba Hasan Tekcan: 📌Yaklaşık 8-10 köpek birden saldırmış. "O gün akşam saat 18 gibi oğlum halı sahaya gittiğini söyledi. Haftada birkaç gün oraya antrenmana gidiyor. Oradan dönüşte akşam 21:30 sularında beni aradı. Açamadım. Annesini aradı. Köpekler saldırdı diye söyleyince apar topar koştuk geldik. Yaklaşık 8-10 köpek birden saldırmış. Daha çok belden aşağı. Kalçası ve bacaklarından ısırmışlar. Tabi çocuğumuzu yerde o şekilde ağlar vaziyette görünce hemen panik olduk. Aldık hastaneye götürdük. Hastanede tetanoz ve #kuduz aşısı oldu, pansuman yapıldı. 📌Geceleri sayıklayarak uyuyor Yaklaşık 1 saat hastanedeki işlemlerin ardından polis karakoluna gittik şikayetçi olduk. Çocuğum birkaç gündür geceleri sayıklayarak uyuyor. Yaralarına günde birkaç sefer pansuman yapılıyor. Kuduz aşılarına devam ediliyor. 📌Mahallemiz köpek barınağı oldu Köpek havlamalarını duyunca tedirgin oluyor. Daha henüz kendi başına sokağa çıkamıyor. Tahminim birkaç ay daha sürecek bunu psikolojik olarak atlatması. Sürekli burda köpek saldırmalarından mağdur olmuş çok insan var. 1 ay önce yine başka komşularımızın başına geldi. Burası artık köpek barınağı oldu bizim mahallemiz. 📌Kanun tekrar düzenlensin Talebimiz, bir an önce bu köpek dernekleri kendi barınaklarını kursunlar. Kanunun da tekrar düzenlemesini yapsınlar. Köpekleri koruma derneklerinin, barınağı olmak zorunda. Götürsünler orada baksınlar, sevgilerini orada göstersinler. Güvensiz sokaklarda biz dışarı çıkamayacaksak... Sabah yürüyüşe gidiyoruz, 15 20 köpek normal yürüyüş yollarında yatıyor. Herkes tedirgin herkes sıkıntılı" dedi. 🔶🔶 🗣️Mahalle sakini Berna Yıldırım: 📌Komşularımızdan 3 çocuğumuzu yaraladılar "Benim kendi büyük çocuğuma da saldırdı. Okuldan eve dönerken çocuğumla birlikte ikimize de saldırdı. Yoldan arabayla birileri geçmese birimize mutlaka zarar verecekti. Komşularımızdan 3 çocuğumuzu yaraladılar. 📌Evden dışarıya çıkamıyoruz Köpekler, birden etrafını sarıp birden saldırıyorlar. Bakkala, markete, bakın hemen arkamız okul; okula bile çocuklarımızı rahatça götüremiyoruz, evden dışarıya çıkamıyoruz sokaktaki hayvanlar yüzünden. 📌En az 15 kişinin köpek saldırısından hastanede raporları var Ben 10 senedir burada oturuyorum. 10 senedir bu köpekler burda. Gittikçe çoğalıyorlar hiçbir şekilde azalmıyorlar. Son 5-6 aydır çok aşırı saldırganlar. Yani bu bölgede en az 15 kişinin köpek saldırısından hastanede raporları var. Çocuklar, okul yolundan gidip gelemiyor. Bir adımlık yer; ama köpekler yüzünden, biz hiçbir şey yapamıyoruz. 📌Burası çocuklarımızın yaşam alanı Geçenlerde bir kadın köpek besliyordu. Çiğ et atıyorlar. Kadına güzellikle dedim ki: 'bakın burası bizim yaşam alanımız. Biz evden dışarıya çıkamıyoruz, çocuklarımıza saldırıyor' 'ee ben şöyle masraf ediyorum' dedi. Sizin masrafınız bizi ilgilendirmez ama götürün barınaklara orada besleyin. Hani bizler de verelim, bizler de hayvanlara mama için toplayın bizler de para verelim. Ama burası bizim yaşam alanımız, çocuklarımızın yaşam alanı" dedi. 🔶🔶🔶🔶 📝Mustafa Şamil evladımıza, ailesine, Turgut Özal Mahallesi sakinlerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor ve artık modern dünyada olmayan bu ilkelliğe, 1⃣Anayasa - Madde 5, 17, 19, 23 2⃣4058 Sayılı Kanun ile Kabul Edilen Evrensel Çocuk Hakları Sözleşmesi - Madde 2/1, 3/1, 6, 28/e 3⃣7217 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak kabul edilen Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi 4⃣5199 Sayılı Kanun - Madde 4/g, 4/h 5⃣5393 Sayılı Kanun - Madde 14, 15 gereği olarak; sıfır başıboş köpek politikası ile vatandaşlarımızın Anayasal haklarını ihlal eder hale gelmiş bu sorunu devletimizin kalıcı olarak çözmesini istiyoruz. 17 çeşit farklı saldırganlık tipi ile ne zaman ve neyden tetiklenip saldırgan olacağı bilinemeyen başıboş ve sahipsiz köpeklerin 🔻kamuya açık her alana girebilmesi, 🔻atıklarının toplanmaması, 🔻rastgele her yere atık bırakabilmesi, 🔻aşı takvimlerinin düzenli yapılıp yapılmadığı gibi soru işaretleri ile birlikte yerleşim alanlarında başıboş olarak bulunabilmesi, medeniyet ile asla bağdaşmayan durumlar olup 🔹Anayasal hakların ihlali 🔹Sosyal hayatın kısıtlanması, sekteye uğraması 🔹Halkın sağlık ve can güvenliğinin gereksiz yere riske girmesi gibi konuları gündeme getirmektedir. 📌Hiçbir kanun veya gerekçe Anayasaya veya Evrensel İnsan Haklarına aykırı olmamalı, bu şekilde yorumlanmamalıdır. 📕Anayasal haklar, sadece kanunla sınırlanabilir; ancak bu sınırlamalar Anayasanın sözüne, ruhuna ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. (Anayasa md.13) Unutulmamalıdır ki normlar hiyerarşisinde, 1. sırada Anayasa vardır. 📕Anayasada "Devletin Temel Amaç ve Görevleri" başlığı altında 5. maddede belirtilmiş olan, 📍Kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlama 📍Temel hak ve hürriyetlerini sınırlayan engelleri kaldırma 📍İnsanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak gibi başlıklar, kamu kurumlarının görev tanımını gayet açık bir şekilde belirtmiştir. Anayasal hakları ihlal eder hale gelmiş bu ilkelliğe karşı Anayasa madde 5 gereği önlem alınmasının önünde, 5199 sayılı kanunun 6. maddesinin zorunlu olmayan 'aldığın yere geri bırak' hükmü, bahane gibi öne sürülemez, Anayasanın önüne geçemez. Recep Tayyip Erdoğan AK Parti AK PartiAnkara Cevdet Yılmaz T.C. Cumhurbaşkanlığı İbrahim Yumaklı Dr. Nihat Pakdil T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Dğş. Bakanlığı Mehmet Özhaseki T.C. İletişim Başkanlığı Fahrettin Altun T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Dr. Fahrettin Koca T.C. İçişleri Bakanlığı T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Ali Yerlikaya Doç. Dr. Şuayıp Birinci Tolga TOLUNAY Ebubekir GİZLİGİDER Hasan Suver Milli Parklar DKMP Milli Parklar Kadir ÇOKÇETİN Ömer Çelik Numan Kurtulmuş Türkiye Belediyeler Birliği / 1945 Mansur Yavaş Ankara Büyükşehir Yenimahalle Belediyesi Fethi Yaşar T.C. Ankara Valiliği Vasip Şahin #BaşıboşKöpekİstemiyoruz #KöpekleriToplayın Haber Kaynak: İHA Video Kaynak: Haberler

Güvenli Sokaklar Derneği

69,540 次观看 • 3 年前