Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

Göçün yoğun olduğu il ve ilçelerdeki devlet hastanelerinde doktor ve hemşireler Arapça öğrenmek zorunda kalıyor. Suriyeliler Türkçe öğrenmek istemiyor, "asimile olmak istemiyoruz" diyorlar

25,302 görüntüleme • 3 yıl önce •via X (Twitter)

10 Yorum

emine dolunay profil fotoğrafı
emine dolunay3 yıl önce

@CLucida Vayy asimile olmak istemiyoruz. Biz mi oraya geldik de bizim dilimizi konuşmak zorunda bırakıyoruz!!

Gogenyama profil fotoğrafı
Gogenyama3 yıl önce

Devlete temiz eller operasyonunun şimdiye kadar çoktan yapılması gerekirdi

Black_and_Black profil fotoğrafı
Black_and_Black3 yıl önce

Doğru ise, rezalet bu.

ege profil fotoğrafı
ege3 yıl önce

Türkiye'de doktorlar hemşireler Arapça öğrenmeyi reddedemiyor mu? hizmet almak isteyen öğrensin bi zahmet. öğrenmek istemeyen sktrsin gitsin kendi ülkesinde zaten Arapça konuşuluyor.

Murat Kılıçaslan profil fotoğrafı
Murat Kılıçaslan3 yıl önce

Gebersinler o zaman

yüzbaşı karanlık profil fotoğrafı
yüzbaşı karanlık3 yıl önce

Ben olsam bir kelime bile öğrenmem

zeynep profil fotoğrafı
zeynep3 yıl önce

Neden öğreniyorlar öğrenmesinler ???

karakız profil fotoğrafı
karakız3 yıl önce

Öğrenmesinler Arapça ve onlar Türkçe konuşamıyorsa da bakmasınlar hastalığı ne diye..veleddalin amin

🇹🇷 ANTİFAŞİST ÇAPULCU 🇹🇷 profil fotoğrafı
🇹🇷 ANTİFAŞİST ÇAPULCU 🇹🇷3 yıl önce

Arablar asimile olmaz

Umay profil fotoğrafı
Umay3 yıl önce

Çünkü onlar bizi asimile etmek istiyorlar..

Benzer Videolar

Bir zamanlar Avrupa Türkçe öğrenmek zorunda idi. AVRUPALILARIN TÜRKÇE ÖĞRENME REHBERİ: CODEX CUMANICUS 13. yüzyılın sonu ile 14. yüzyılın başlarında, Karadeniz’in kuzeyindeki Kıpçak (Kuman) bozkırları ve Doğu Avrupa coğrafyası, Avrupalı devletlerin en dinamik ticaret ve misyonerlik sahalarından biri haline gelmiştir. Bu dönemde bölgede üstünlük kuran Kıpçak Türkleri ile doğrudan iletişim kurma ihtiyacı duyan Avrupalılar, Türk dilini öğrenmek adına sistemli adımlar atmışlardır. Bu ihtiyacın en somut ve özgün ürünü olan, günümüzde İtalya'da korunan Codex Cumanicus (Kuman Kitabı); Avrupalıların Türkçe öğrenmek ve bölgede faaliyet göstermek amacıyla hazırladığı, tarihteki ilk ve en kapsamlı "Yabancılar İçin Türkçe" el kitabı ve kılavuzudur. Avrupalıların bu el yazmasını bir dil öğrenme aracı olarak tasarlamasının arkasında iki temel pragmatik amaç yatmaktadır: ticari ilişkileri yönetmek ve dini inançları yaymak. Kitabın "İtalyan Bölümü" olarak bilinen ilk kısmı, Cenevizli ve Venedikli tüccarların ticari işlemlerini kolaylaştırmak için üç dilli (Latince, Farsça, Kıpçak Türkçesi) pratik bir sözlük olarak yapılandırılmıştır. Kelimeler; yiyecekler, ticari emtialar, sayılar ve kıyafetler gibi günlük hayatta en çok ihtiyaç duyulan tematik gruplara ayrılarak öğrenilmesi kolay bir formata getirilmiştir. "Alman Bölümü" olarak adlandırılan ikinci kısım ise Katolikliği yaymak isteyen Alman misyoner rahipler tarafından kaleme alınmıştır. Rahipler, Kıpçak Türklerine hitap edebilmek adına sadece kelime ezberlemekle kalmamış, Kıpçak Türkçesinin fiil çekimlerini ve dil bilgisini Latince kurallarla kıyaslayarak çözümlemişlerdir. Ayrıca halkın zihnini ve kültürünü kavrayabilmek adına Kıpçak bilmecelerini, atasözlerini ve dini duaların Türkçe çevirilerini de bu rehbere eklemişlerdir. Avrupalılar için öğrenilmesi zor olan yabancı alfabeler yerine, Türkçe kelimeleri tamamen kendi duydukları fonetikle Latin (Gotik) alfabesine aktararak pratik bir konuşma kılavuzu oluşturmuşlardır. Codex Cumanicus; Avrupalı tüccarların ticaret ağlarında hayatta kalabilmek, diplomatik ilişkileri yürütebilmek ve rahiplerin dini propagandalarını başarıyla gerçekleştirebilmek adına Türkçeyi bir araç olarak ne kadar önemsediklerini açıkça göstermektedir. Bu el yazması, yalnızca yabancıların Türkçe öğrenme yöntemlerine ışık tutan ilk dil bilgisi ve sözlük denemesi olmakla kalmayıp, aynı zamanda Türk dilinin o dönem Doğu Avrupa'da sınırları aşan bir "ortak anlaşma dili" (lingua franca) olduğunu kanıtlayan, Avrupa ile Türk dünyası arasındaki en köklü kültürel köprülerden biridir. 📚 KAYNAKLAR Ligeti, Louis (2021). Prolegomena to the Codex Cumanicus. (Türkçe Çeviri: Codex Cumanicus'a Giriş, Türk Dil Kurumu Yayınları). Gabain, Annemarie von (1993). Codex Cumanicus'un Dili. (Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi). Drimba, Vladimir (2000). Codex Comanicus: Édition diplomatique avec fac-similés. Amasya-Bükreş. Argunşah, Mustafa & Güner, Galip (2015). Codex Cumanicus, Kesit Yayınları, İstanbul Yeliz Kılıçaslan

Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı)

11,136 görüntüleme • 3 ay önce

Kürtler, 1071’den beri ve hatta daha önceden yani tam 1000 yıldan önce “Türkleri” asimile etmeye başladılar! Orta Asya’dan yani Moğolistan’dan Kürdistan ve Anadolu’ya gelen “Türklerden” eser kalmamış. İzah edelim: ..:: 1. Kürtler, Araplar ve Farslar bu bölgeye gelen “Türklerin” dinlerini değiştirip Müslüman yaptılar. Dinen asimile oldular. O asimilasyon hala olduğu yerde duruyor. ..:: 2. Kürtler ve Farslar bu bölgeye gelen Türklerin dillerini değiştirip Farsçayı hem Selçukluların, hem Anadolu Selçuklularının hem de Osmanlıların resmi dili yaptılar. Osmanlıların son dönemlerde geliştirdikleri Osmanlıca bile Kürtçe, Farsça ve Arapça karışımı bir dil idi. Yani 1923’e kadar da “Türkler” hala dilsel olarak asimilasyon altındaydılar. ..:: 3. Mustafa Kemal’in geliştirdiği günümüzdeki 100 yıllık “Türkçe” ki ona “Atatürkçe” demek lazım mevcut Türk devleti sınırları içindeki 40 milyon Kürdü dilsel olarak da asimile edemedi. Sonuç hüsran! ..:: 4. Kürdistan ve Anadolu’ya gelen “Türkler” kültürel olarak da tamamen asimile oldular. Bu coğrafyadaki müzik Kürt müziği, Fars müziği, Arap müziği ve Rum müziğidir. Türklerin Moğolistan’dan buraya getirdiği bir müzik kültürü yoktur. Kültürel olarak da asimile oldular. ..:: 5. Kürdistan ve Anadolu’daki yemek kültürü, giyim kültürü de Moğolistan/Orta Asya kültürü değil. Buraya gelen “Türkler” hem yemek kültüründe hem de giyim kültüründe tamamen asimile oldular. Peki sorun nerde! Sorun son 100 yılda İngilizlerin Mustafa Kemal ve İsmet İnönü’nün eliyle kurdukları adına “Türkiye Cumhuriyeti” denilen devlet yapılanması ve anayasasındadır. Kürdistan ve Anadolu’da etnik aidiyeti Moğolistan/Orta Asya olan insanların nüfus oranı % 10’dan daha fazla değildir. Buna rağmen Osmalının son yıllarında ve Cumhuriyet döneminde Kürtlere, Gürcülere, Araplara, Rumlara, Çerkezlere ve diğer milletlere “Türkçülük”, “Türklük” ve “Türkçecilik” dayatması yapıldı. Gürcüler, Araplar ve başkaları buna fazla itiraz etmeseler de Kürtler şiddetle buna karşı durdular ve “Türkçülüğü” akamete uğrattılar. 100 yıllık Kemalist inkarcı Türkçü devlet bazı Kürtleri sadece “dil” konusunda zaafa uğratmış olsa da bu asimilasyon sadece dilde oldu: dinde, kültürde, müzikte ve yemekte olmadı çünkü bunların hiçbiri gelen “Türklere” ait değil, bilakis gelenler asimile oldular. Kürtler ve “Türklerin” 1000 yıllık tarihine bakarsanız tam 900 yılı “Türklerin” aleyhine oldu ve onlar asimile oldular. Bu da çok doğal çünkü gelenler ya asker olarak geldiler ya da şurda burda vali ve Atabey oldular ama yine de ahaliye intibak etmek zorundaydılar. Gelen insanların nüfusu çok azdır. Alparslan 1071’de arkasında “Türkmen” bir nüfus bırakmadan geri İran tarafına gitti. Van’da bir kaç mezar dışında Türklerin esamesi bile yoktur. Anadolu beyliklerinin tamamına yakını Kürt beylikleridir. Germiyanoğulları, Menteşeoğulları, Candaroğulları gibi. Karamanoğlu bile Kürdistan’ın Serhat bölgesindendir, Türkmen olsa da “Türk” değildir. Türkmen demek “etnik aidiyeti Ariyan olup dili değişerek Turkî olan” insanlar. Anadolu ve Kürdistan’da Türkmen nüfus çok azdır. Netice: Kürtler tam 1000 yıl önce buraya gelen “Türkleri/Moğolları” her açıdan asimile ettiler: dinsel olarak, kültürel olarak, müziksel olarak, yemeksel olarak. “Türkler” ise son 100 yılda, o da sadece dilsel açıdan bir kısım Kürtleri asimile ettiler. Ankara’daki mevcut “Türkçü” meclis başkanı Numan Kurtulmuş (Numan Kurtulmuş) kurduğu komisyon ile Kürtlerin dil talebini, yani Kürtçenin de resmi dil olması, Kürtçenin de eğitim dili olması ve Kürtlerin de anayasal kabulü meselelerini, anayasayı değiştirerek çözebilirse sorun kalmaz. “Türkçülüğe” devam ederlerse bu sorun çözülmez, ayrılığa doğru gider!

Arif Zêrevan

158,824 görüntüleme • 1 yıl önce