Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

Görüntülerde işine son derece aşık bir polis memuru var fakat, Hangi devlet memuru polisin yaptığı gibi kendi aracını kendisi yıkıyor, devletin aracına kendisi kasko yapıyor? #polis

535,347 görüntüleme • 11 ay önce •via X (Twitter)

0 Yorum

Yorum bulunmuyor

Orijinal gönderinin yorumları burada görünecek

Benzer Videolar

İstanbul Esenyurt’ta trafik uygulaması sırasında ekiplere yönelik silahlı saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda bir polis memuru sırtından yaralanırken, saldırıyı gerçekleştiren 212xxx sicil sayılı emekli polis memuru daha sonra silahla başına ateş etti. Edinilen bilgilere göre olay, Esenyurt Akevler Mahallesi Fatih Sultan Mehmet Caddesi üzerinde bulunan istasyon önünde meydana geldi. Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekiplerinin korsan taşımacılığa yönelik uygulaması sırasında bir araç işlem yapılmak üzere bağlandı. İşlemlerin tamamlanmasının ardından, 2026 yılında emekli olduğu belirtilen polis memuru Ekrem A. olduğu öğrenilen şahıs, trafik ekibine arkadan ateş açtı. Saldırıda polis memuru M.A.T'yı sırtından yaralandı. Yaralı polis memuru Esenyurt Devlet Hastanesi'ne sevk edilirken, hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. Saldırının ardından olay yerinden ayrılan emekli başpolis memuru Ekrem A.'nın daha sonra silahla kendi başına ateş ettiği öğrenildi. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen 112 Acil Sağlık ekiplerinin yaralı şahsa müdahalesi sürüyor. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Emekli Polis aktif görevde olan polisi vuruyor. Emekli olduktan sonra çalış veya çalışma. Geçim derdi gerçek, hayat şartları ağır dahi olsa suçu suç ile örtemezsiniz! Ama meslektaşına silah doğrultamazsın! Meslektaşını vuramazsın! Ya şehit olsa? Yazık değil mi sabah bir çıkıyorlar, akşam eve giremiyorlar! Dün bir şehit verdik. Bu ülke daha kaç şehit verecek? Yüreğiniz yanmıyor mu lan sizin! Kimse çıkıp "geçim derdinden vurmuş" diye bu işi güzelleştirmesin. Zor şartlar suç işlemeyi meşru kılmaz. Polisin polisi vurması hiçbir kitaba, hiçbir vicdana, hiçbir namusa sığmaz.Şerefsizlik budur. Meslek onuru, silahın namlusunu kendi kardeşine çevirmekle biter! Yaralı Polis memuru M.A.T, Esenyurt Necmi Kadıoğlu Hastanesi’ne sevk edilmiştir. Hayati tehlikesi devam etmektedir. Dualarınızı esirgemeyiniz. Allah ANASINA ve BABASINA bağışlasın! POLİSE KURŞUN SIKAN kim olursa olsun acımam! İstanbul Emniyet Müdürlüğü #Polis #Emniyet

Asli36

98,481 görüntüleme • 19 gün önce

1-) Nevşin Mengü paylaştığım bilgileri nereden aldığımı sormuş. Kendisi gibi gazeteci olan bir dostumdan aldım. Hani Nevşin Mengü'nün kendisine teğmenlerin dosyaları hakkında bilgi veren ama ismini açıklamadığı kaynakları var ya, işte aynı onun gibi arkadaşım da kaynağını açıklamıyor. Bir de paylaştığım bilgi üzerinden "ya evimin adresini de verdiyseler kapıma dayanırsalar" demiş. Nevşin Hanım... "Askeri kaynaklar"ınız da size, teğmenlere ceza veren YDK üyelerinin adreslerini vermiş olabilir bu durumda. Sizin mantığınıza göre bir bilgiyi veren bütün bilgileri veriyordu değil mi? Ya yarın adamların kapısına siz dayanırsanız? Daha önce kardeşinizle birlikte polis tarafından kaçırılma ve işkence görme hikayesi uydurup polis teşkilatına iftira atan siz değil misiniz? Karakter olarak "sapıklığa" benden daha yatkınmış gibi görünüyorsunuz. Sizin gibi bu ülkenin emniyet teşkilatına iftira attığı tescillenmiş birisine o bilgileri hangi kaynaklar veriyor açıklar mısınız? Siz abla kardeş bu ülkede polise iftira atmak için senaryo yazıp oynadınız, yalanınız ortaya çıktıktan sonra da utanmadan sırıta sırıta milletin yüzüne bakmaya devam ettiniz yahu. Millete sapık demeden önce kendi yaptığınız sapıklığı sorgulasanıza. Ve bu rezil, bu utanmaz, bu sapkın halinize rağmen hala bu ülkede istediğiniz kurumdan istediğiniz bilgiyi alabiliyorsunuz. Asıl bunun sorgulanması gerekir, buradaki güvenlik sorunu, benim değil sizin gibi birisinin bu tip belgelere ulaşabiliyor olmasıdır. Yakında sizin yaptığınız iftira haberciliğine dair kapsamlı bir paylaşım yapacağım. Bakalım kaynaklarınızı açıklayacak mısınız göreceğiz. nevsin mengu

Abese İrca

32,279 görüntüleme • 1 yıl önce

Değerli dostlarım yeniden merhaba. Aklınızdaki bazı soru işaretlerini gidermek istiyorum. 1- İlk videoda Genel Başkanımız Özgür Özel var. Dünden beri genel başkanımıza 5000'in üzerinde tweet okutuldu. Kendisi "Eleştiri varsa arkadaşlarımızla görüşmemiz gerekir." diyerek bugün öğrenci temsilcileriyle görüşme gerçekleştirdi ve onların taleplerini dinledi. Onlara provokatör asla demeyeceğini fakat Saraçhane konusuna özellikle dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. 2- İkinci videoda Milli Eğitim Bakanlığı'ndan sorumlu Genel Başkan Yardımcımız ve İstanbul vekilimiz Suat Özçağdaş var. Kendisi neden sahadan görüntü verilmediğine dair açıklamasında şunu belirtiyor. "Öğrenciler yüzlerini kapatıyor. Niye kapatıyorsun dediğimizde 'İTÜ öğrencisiyim. 31 sene önceki diplomayı iptal eden beni mahveder.' diyorlar. Bir cevap veremiyorum. Demokrasi talebi için alana gelen insanlara dair sahadan görüntü verirsek gözaltı riskinden çekiniyoruz. Sahada 80 vekilimizle bulunuyoruz. Büyük bir kısmı İstanbul'da. Bazı arkadaşlar bizi tanıyor bazıları tanımıyor. Vekiliz demeden yoldaşları olarak yanlarında mücadele veriyoruz. Eksik varsa da kapatacağız." 3- Üçüncü video Gençlik Kolları Genel Başkanı Cem Aydın. Arkada polis müdahalesini görüyorsunuz. Bu esnada alanda eşyalarını unutan arkadaşımızın eşyasını almak için birlikte alana yürüyorlar. Bu video 3-4 gündür var örneğin ama paylaşılmıyor çünkü tercih edilmiyor. Son olarak bugün İBDA-C riskinden haberdarsınız. İstanbul İl başkanımız Özgür Çelik tampon bölge önlemi almıştı fakat iftar iptal edildi. Telaşa gerek yok. Mücadeleye devam. Pes eden de memleketi satar, sizi yalnız bırakan da. Herkes bu konuda hemfikir. Akşam için herkese kolaylıklar, ayağınıza taş değmesin. Gülmeyi unutmayın zira Ekrem Başkanın dediği gibi GÜLERYÜZÜNÜZE YENİLECEKLER.

Av. Şöhret Can Kolsuz

64,955 görüntüleme • 1 yıl önce

TERÖRSÜZ TÜRKİYE PLANINI AKAMAETE UĞRATMAK İÇİN DİYARBAKIR PİLOT BÖLGE Mİ SEÇİLDİ? Görüntüde metni okuyan şahıs Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinde görevli bir Devlet Memuru PKK terör örgütünün Suriye uzantısı YPG’ye destek için Diyarbakır Ulu Camii önünde propaganda yapıyor. Hemen arkasında Diyarbakır Sur ve Kayapınar Belediye Başkanları ile yine birçok belediye personeli var ve aleni bir şekilde ülkemizi tehdit eden ypg terör örgütü lehine Suriye’nin kuzeyini PKK’nın hayali haritasındaki gibi Rojava olarak anıp Yaşasın Rojava Direnişi diye slogan atıyorlar. Aynı şahsın daha önce PKK’ya müzahir yayın organlarında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kurumlarını aleni bir şekilde aşağılamaya çalıştığı hatta daha ileri gidip cuma hutbeleri üzerinden Diyanet İşleri Başkanı’nı hedef gösterme cüretinde bile bulunduğu görülüyor. Ne yazık ki bu şahıs ve bunun gibiler hala kamu görevinde bulunmaya ve Devletimizden tıkır tıkır maaş almaya devam ediyorlar. Diyarbakır Büyükşehir ve İlçe Belediyelerinde bölücü terör örgütüyle ideolojik eşgüdümlü hareket eden ve aleni bir şekilde terör örgütü propagandası yapmaktan çekinmeyen birçok personel olduğu iddia ediliyor. Türk Polis Teşkilatı T.C. Adalet Bakanlığı T.C. İletişim Başkanlığı T.C. İçişleri Bakanlığı Murat Zorluoğlu T.C. Diyarbakır Valiliği

Bekir Tiryaki 🇹🇷

19,571 görüntüleme • 8 ay önce

POLİS MEMURU HACI KENGER ​Yakinen tanıdığım, vatanına ve milletine sadakatiyle bilinen, Şehit ve Gazi ailelerimizin her daim yanında olan Polis Memuru Hacı Kenger abimiz, geçmişte Bingöl Vali Yardımcısı koruması olarak görev yapmış, ömrünü bu topraklara adamış Vatanı ve Türk Milleti'nin refahı için canını siper etmiş bir Polisimizdir. Bingöl'de tüm Şehit Gazi Ailelerimizin tanıdığı ve çok sevdiği biri olarak hafızalara kazınmıştır. ​Hatırlanacağı üzere, kendisinin aracı Konya’da PKK sempatizanları tarafından kundaklanmıştı. O günlerde adeta bugünleri işaret ederek şu tarihi uyarıyı yapmıştı: ​"Eğer devlet kendi polisini koruyamazsa, yarın çok geç olabilir; sokaklarda çocuklarımız ve insanlarımız huzur içinde gezemez." ​Maalesef bugün gelinen noktada, hainlerin günden güne hadlerini aşarak bölücülük ve provokasyon peşinde koştukları bir süreci hep birlikte müşahede ediyoruz. ​Cevap Bekleyen Sorularımız: ​Aracı yakılan, terör örgütlerinin hedefi olan Hacı Kenger abimize devletimiz tarafından hak ettiği destek sunulması gerekirken, tam aksine bu olaydan dolayı kendisine soruşturma açılıp maaş cezası verildi mi? ​Devletimizin bekası, milletimizin huzur ve refahı için canını siper eden bu vatan evlatlarını ezmeye ve sindirmeye çalışanlara karşı gereken adımlar atıldı mı? ​Daima Yanlarındayız ​Gerçekleri haykıranların cezalandırılmaya çalışıldığı bu zorlu zamanlarda, eğilmeden dimdik duran tüm kahramanlara selam olsun. Emniyet teşkilatımızın her bir ferdinin daima yanında ve en büyük destekçisi olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. ​Kutsal görevlerini ifa eden tüm polislerimize Rabbimden kolaylıklar ve muvaffakiyetler diliyorum. Recep Tayyip Erdoğan Cevdet Yılmaz Mustafa ÇİFTÇİ T.C. İçişleri Bakanlığı Türk Polis Teşkilatı #PolisiminYanındayım #HainsizTürkiye #TeröreBoyunEğmeyeceğiz #eğrisopalıdoğruadamlar #NEMUTLUTÜRKÜMDİYENE

İdris Tugunmus🇹🇷

15,437 görüntüleme • 5 ay önce

Kıymetli Meslektaşlarım... Malumunuz olduğu üzere, disiplin soruşturması geçiren, haksız ceza alan veya idari süreçlerde savunma desteğine ihtiyaç duyan meslektaşlarıma tamamen gönüllü olarak ve hiçbir ücret talep etmeden son savunma ve dava dilekçesi hazırlama desteğinde bulunuyordum.... Bunu bir kazanç amacıyla değil, meslektaş dayanışmasının bir gereği olarak ve adaletin, hakkın ve hukukun yanında olmak niyetiyle yaptığımı en başta beni yakinen bilen, tanıyan meslektaşlarım başta olmak üzere tüm meslektaşlarım bilmektedir... Ancak ne yazık ki bu insani desteğim nedeniyle, avukatlık kanununa muhalefet ettiğim iddiasıyla Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkımda soruşturma başlatılmış ve dava açılmıştır... Benim yıllardır yaptığım, bir yardımlaşma ve destek eylemidir... Meslektaşlarımın haklarını aramasına, adalete güvenlerini kaybetmemesine katkı sunmak dışında hiçbir niyetim yoktur... Bakın, bugünKırıkkale adliyesinin karşısında arzuhalciler vatandaşlara ücret karşılığında dilekçe yazıyorlar... Belli ki bu insanlar yıllardır aynı işi yapıyor, hem de para karşılığı... Ancak ben, meslektaşlarıma ücretsiz olarak, yalnızca dayanışma amacıyla destek olduğum için, avukatlık kanununa muhalefet ettiğim iddiasıyla suçlanıyorum. Bu durum, yalnızca benim şahsıma değil, adalet duygusuna ve vicdana karşı da büyük bir çelişkidir... Arzuhlcilik adı altında normal bir vatandaş ücret karşılığı dilekçe yazabiliyorsa,benim gibi eski bir polis memuru kendi meslektalarına ücretsiz hukuki yardımda bulunamaz mı? Bunun neresi suç olabilir... Benim yaklaşık 15-20 yıldıryaptıgım bu davranışım meslektaslarımın haklarını aramaktan korkmadığı, adalet duygusunu kaybetmediği bir anlayışın oluşması gayreti içindi... Eğer bu yüzden yargılanmam gerekiyorsa,bunu bir ceza değil, bir onur nişanı olarak taşırım... Çünkü ben inanıyorum ki; doğruyu söylemek, haksızlığa karşı durmak ve mazluma destek olmak hiçbir zaman suç değildir... HİÇBİR ÜCRET ÖDEMKSİZİN VE TALEP ETMEKSİZİN SON SAVUNMA YAZDIRMAK İSTEYEN MESLEKTAŞLARIM ÇEKİNMEDEN BANA ULAŞABİLİRSİNİZ... #polis

Bombacimlym3

45,879 görüntüleme • 11 ay önce

“Cuma namazı kılacaksan yanlış meslek seçmişsin.” deyip namaza göndermeyen Tuncelili amir ve resmî törende Sn. Erdoğan’ın resmini astırmayan Balkan göçmeni ilçe emniyet müdürü hakkında: Sn. CB Başdanışmanı Sn. Oktay Saral Bey’in dikkatine, Oktay SARAL İddiaya göre, bir yıl içinde iki polis memuruna sudan sebeplerle mobbing uygulayarak intihar etmesine sebep olduğu söylenen Menemen İlçe Emniyet Müdürü Gürcan Alev, 2. sınıf memur olarak ödüllendirilirken; Sayın Cumhurbaşkanımızın da resmî törenlerde fotoğrafının asılmasına dair genelgeden sonra, ne hikmetse Sayın Cumhurbaşkanımızın fotoğrafını, daha önceden asılırken, koydurmamaya başlamış. Sadece Mustafa Kemal’in görseli kendisi için yeterliymiş. Bu ülkede başkomutanından korkmayan, saygı göstermeyen bir Kemalist zihniyet var. Bu ciddiyetsiz ve alay eder gibi Sayın Cumhurbaşkanımızın fotoğrafının törenlerden kaldırılması, başkomutanı ve genelgeyi çıkaran İçişleri Bakanlığını yok saymaktır. Menemen Çevik Kuvvet Amiri ise sanayide araç tamirini beklerken, boşta olmaları nedeniyle o sırada cuma namazı kılmak isteyen İbrahim TOĞUZ’a izin vermeyerek, “Yanlış meslek seçmişsin, gidip evde kazasını kıl.” diyerek terslemiştir. Polis bu durumu İlçe EGM yardımcısına iletmeye gittiğinde ise amir kinlenerek İbrahim Toğuz hakkında psikiyatriye gönderilmesi yönünde rapor tutmuş ve Aile Mahkemesinden uzaklaştırma kararı almıştır. 6 ay silahsız gezen polis memurunun aldığı heyet raporunda hiçbir sorun çıkmamıştır. Raporu aşağıda paylaşacağım. Bu da yetmemiş gibi iftira atarak telefon görüşmesinde İbrahim Toğuz’un Mustafa Kemal’e karşı söylemediği sözleri savcılığa iletmiştir. İlettiği sözler zaten hakaret olmayıp savcı da bu konuda hukuki yanılgıya düşerek ceza verilmesine yönelik iddianame düzenlemiştir. Neden yanıldığını aşağıda detaylıca açıklayacağım. Özgür Özel’in dediği gibi, “Atatürkçü subaylar darbeye katılmak istiyor.” söylemi, devletimizin unutmaması gereken bir itiraftır. Devletin önemli konumlarında rica ederim darbeci kemalist zihniyet olmasın. ++

Av. Yunus ARİ 🇹🇷 🇵🇸

19,635 görüntüleme • 1 ay önce

İzmir merkezde görevli polis memuru meslektaşımızın, idarenin emriyle bir günlük geçici görev kapsamında Çeşme ilçesine görevlendirilmesi, görevlendirme süresi devam ederken gece saatlerinde eşinin rahatsızlanması nedeniyle sorumlu amirinden izin alarak asli görev yeri olan İzmir’e kendi özel motosikletiyle dönüşü sırasında geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetmesi ve bu olayın şehitlik kapsamında değerlendirilmemesi, hem hukuki hem de vicdani açıdan ciddi bir tartışmayı beraberinde getirmiştir... Öncelikle vurgulanmalıdır ki, söz konusu polis memuru kendi iradesiyle değil, tamamen idari bir tasarruf sonucu asli görev yerinden uzaklaştırılmıştır... Bu geçici görevlendirme olmasaydı, memurun Çeşme-İzmir hattında bulunması ve söz konusu yolculuğu yapması fiilen mümkün olmayacak, dolayısıyla ölümle sonuçlanan trafik kazası da meydana gelmeyecekti. Bu yönüyle olay, idarenin görevlendirme işlemi ile ölüm arasında güçlü bir nedensellik bağı bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır... Buna rağmen mevcut uygulamada, ölümün meydana geldiği anın “İZİNLİ” veya “GÖREV DIŞI” olarak değerlendirilmesi gerekçe gösterilerek şehitlik statüsü reddedilmektedir... Oysa kolluk personelinin geçici görevle bulunduğu yer, fiilen ve hukuken görev alanı kapsamındadır. Geçici görev, memurun özel hayatını askıya alan ve idarenin emir ve talimatlarına bağlılığını sürdüren bir statüdür. Bu statü devam ederken, görev nedeniyle bulunulan yerden kaynaklı risklerin tamamen kişisel risk olarak değerlendirilmesi, kamu görevlisinin korunması ilkesine aykırıdır... Kolluk-Der olarak değerlendirmemize göre, mevcut mevzuat ve yerleşik içtihatlar “GÖREV” kavramını dar ve şekli biçimde ele almakta, görevlendirme nedeniyle ortaya çıkan dolaylı fakat kaçınılmaz riskleri görmezden gelmektedir... Oysa modern idare hukuku anlayışı, yalnızca görev anını değil, görevin doğurduğu yaşam koşullarını ve zorunlu hareketliliği de hizmet kusuru ve görev riski kapsamında değerlendirmeyi gerektirir. Bir polis memurunun, geçici görev nedeniyle ailesinden ve yerleşik düzeninden koparılması, görev olgusunun doğal ve ayrılmaz bir sonucudur... Bu olayda ölüm, keyfi veya tamamen özel bir tercih sonucu değil; görevlendirme, ailevi zorunluluk ve idari izin zinciri içinde gerçekleşmiştir... Amir izniyle yapılan dönüş yolculuğunun tamamen görev dışı sayılması, kolluk personelinin fiilen 24 saat görev anlayışıyla çalıştırıldığı gerçeğiyle de bağdaşmamaktadır. Kolluk personelinden her koşulda fedakârlık bekleyen idarenin, risk gerçekleştiğinde “GÖREV DIŞI” gerekçesine sığınması kabul edilemez... Bu nedenle, söz konusu olayda polis memurunun şehit sayılmamasının mevcut mevzuat çerçevesinde hukuka uygun görülmesi mümkün olsa dahi, bu durum açık bir mevzuat eksikliğini ve ciddi bir hakkaniyet sorununu ortaya koymaktadır... Hukuka uygunluk ile adaletin aynı şey olmadığı açıktır. Mevcut düzenleme, kolluk personelini görevlendirme riskleri karşısında yeterince korumamakta ve kamu vicdanını derinden yaralamaktadır... Kolluk-Der olarak çağrımız; kolluk personelinin geçici görev, görevlendirme ve görev nedeniyle yapılan zorunlu yolculuklar sırasında meydana gelen ölümlerin, görev bağlantısı geniş yorumlanarak değerlendirilmesi ve şehitlik statüsüne ilişkin mevzuatın bu doğrultuda yeniden düzenlenmesidir. Kolluk personelinin görevlendirme nedeniyle maruz kaldığı risklerin, “KİŞİSEL RİSK” olarak nitelendirilmesi yerine, kamu hizmetinin doğal sonucu olarak kabul edilmesi gerektiğini önemle vurguluyoruz... Meslektaşımız geride iki küçük evladını ve gözü yaşlı bir eşini bırakmıştır. Bu durum bugün bir meslektaşımızın başına gelmiş olsa da, yarın herhangi birimizin başına gelmesi ihtimal dahilindedir. Bu olay özelinde ise, şehitlik statüsünün reddine ilişkin idari işlemin, kamu yararı, hakkaniyet ve sosyal devlet ilkeleri ışığında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini kamuoyuna saygıyla duyururuz... Kolluk-Der Recep Tayyip Erdoğan TBMM TBMM Genel Kurulu @KollukDer T.C. İçişleri Bakanlığı Türk Polis Teşkilatı

Bombacimlym3

130,257 görüntüleme • 7 ay önce

Persler; • Hz. Ömer döneminde İslam'a geçtiler ama İslam'ı asla olduğu gibi kabul etmediler. • Geleneksel Pers kültüründeki "Tanrı Kral" inancını Hz. Ali üzerinden İslam'a zerk ederek korudular. • Hz. Hüseyin'i ve soyunu Sasani dönemindeki Pers Krallar gibi ilâhî bir saltanat ve mes'uliyet makamının yegane sahibi olarak benimsediler. • Tarihin her döneminde Arapları küçümseyen ve aşağılayan Perslere göre İslam'ı olduğu gibi kabul etmek "Araplaşma"ya açılan bir kapı olarak görüldü. • İslam'dan kendilerine özgü bir Millî Din devşiren Persler 3000 yıllık bütün geleneklerini İslam'ın işine taşıyarak korudu. • Kerbela gibi acı bir olayı acımasızca kullanmalarının nedeni Yahudiler gibi sahip oldukları "üstün ve seçilmiş ırk" olma inancını dine dönüştürdükleri mezhep üzerinden hayatta tutma ısrarının bir nedenidir. • İran uzmanı Sayın Dr. mehmet koç hocamın "Muharrem'i ellerinden alın, ne şiilik ne de mezhep kalır" ifadesi bu ideolojik anlatının toplumu sürüklediği bataklığı anlamak için son derece önemlidir. • Zaman içinde İran'da kurulan Türk devletleri yeni ve farklı bir medeniyet tasavvuruna karşılık gelmediği gibi ilk dönem şiiliğin uydurduğu bu milli dinî tahkim etmenin dışına da taşımadılar. • Gittikçe etnik, ezoterik ne etnosantrik aşırılıkların efsunlama aracına dönüşen bu ilkel ve ideolojik anlatı bulaştığı toplumları hızla yıkıma uğratıyor. • Muharrem matemi, Milli yas, İntikam, Mezhep taassubu ile sözde Ehli Beyt sevgisi kamufle edilen merkezinde Perslerin ve geleneksel Pers devlet aklının olduğu bir küresel egemenliği hayatla buluşturma isteğidir. Bu isteği tahkim eden ve amaca hizmet eden her türlü aşırılık bu yüzden mübah görülür. • Hz. Hüseyin'in intikamına talip olan Cinlerin kutsanması, Kerbela şehitlerinin cenazesi olduğunu anladıkları için ölülerin etlerini yemekten vazgeçen Aslanları mukaddes kabul edilmesi, Atlara tazimde bulunulması, kanlı kırbaç ve kor halindeki ateşte yürümek gibi binlerce sapkınlık .... Yahudileşme sendromuna İran'da var olan en büyük örneklerdir. Bizleri bu sapıklıktan koruyan Allah'a şükürler olsun...

Mustafa Doğan

39,739 görüntüleme • 2 ay önce

“GÖRÜNTÜ VERECEĞİZ KELEPÇE TAKMAYACAĞIZ” İBB soruşturması sırasında gözaltındaki isimlerin görüntülerinin servis edilmesi çok tartışılmıştı. Özellikle gözaltına alınan isimlerin sıraya dizilerek görüntülerin kaydedilmesi tepki çekmişti. İSTTELKOM AŞ Genel Müdürü Melih Geçek savunmasında gözaltı sıradında çekilen görüntülere değindi. Polislerin aralarında geçtiği iddia edilen diyalogu paylaştı. “26 Nisan’da gözaltına alındığımızda akşam saati olmuştu. Sağlık kontrolüne gidileceği sırada hazırlanırken, ilk önce benim adım söylendi: "Melih Geçek hazır mısın?" Ben “hazırım” dedim, hatta şahidim de var; o sırada kameralar da kayıttaydı. Polislerin elinde plastik kelepçe vardı. Biri diğerine "Ne yapıyorsun?" dedi, diğeri "Görüntü vereceğiz, takmayacağız" diye yanıt verdi. Araçlara bindirildik. Yoldayken polis memurlarından biri birini arayıp, "Vatan aşağısını getiriyoruz, görüntü alacakmışsın, orada mısın?" dedi. Karşıdaki kişi henüz geçmediğini söyleyince, "Neyse, biz araçla bekleriz" dediler. Bayrampaşa Devlet Hastanesine götürüldüm. Bir süre araç içinde bekletildikten sonra tek başıma içeri alındım. O gazeteci şahıs kimse artık, ben içeri girerken çekim yaptı. Polis memuruna, bu muamelenin emniyetin bir prosedürü olup olmadığını sordum; kendisi de bunu amirlerinin bildiğini söyledi. Biz iki kişi bu muameleyi gördük; diğer 48 arkadaşım ise otobüslerle normal şekilde getirildi. Devam eden günlerde biz de diğerlerine katıldık ama başlangıçta bize böyle özel bir muamele yapıldı.”

Muratcan Altuntoprak

64,353 görüntüleme • 5 ay önce

Aklınızdaki kişi Koç&Aslan&Yay etkili ise; Bu kişi gerçekten zor bir karaktere sahip ilk bakışta dışarıdan sessiz sakin ve uyumlu biriymiş gibi görünse de idare etmesi zor birisi son zamanlarda ondan haber alamıyor olabilirsin aslında bir adım atmayı çok istemişsin ama iletişime geçsen bile hiçbir şeyin düzelmeyeceğini düşünüyorsun. Bu kişi ilk zamanlar peşinde koşan taraf kendisi olduğu halde, sanki sen onunla olabilmek için mücadele etmişsin gibi davranıyor olabilir. İlk tanıştığınız zamanlar pek tipin olmadığını düşünmüşsün ancak o kadar yoğun bir ilgiyle gelmiş ki sana daha ne olduğunu bile anlamadan tutulmuşsun. Bu ilişkide kendisinden beklediğin tek şey biraz sevgi, dürüstlük ve netlik olmuş fakat bu konuda da seni hayal kırıklığına uğratmış olduğunu görüyorum. Belki kendini düzeltir düşüncesiyle çok tolerans göstermişsin, hatta yeri gelmiş rest bile çekmişsin ama her seferinde seni ikna etmeyi başarmış. Seni kıran konuları kendisiyle oturup konuşmak istediğinde hep bir bahane bulmuş. “İşim var, ailevi sorunlarım var, canım sıkkın, sen anlayışsın bir insansın” gibi söylemlerle seni manipüle etmeye çalışmış ne zaman duygularını paylaşmak istesen “off yine kafanda kurmuşsun” diyerek seni yapayalnız bırakmış. O kadar kırgınsın ki tüm olup biteni düşündüğünde, bazen onsuz yepyeni bir sayfa açmayı istediğin zamanlar bile oluyor. Bu kişi daha önce hiç gerçek sevgiyle karşılaşmamış tam da bu yüzden duygularını saklıyor. Son yaşananların seni üzeceğini biliyordu, bu yüzden kendi kabuğuna çekilmiş. Aranıza sessizlik girmeden önce zaten son günlerde yavaş yavaş sana soğuk davranmaya başlamış olabilir. Şimdilerde hiçbir şey olmamış gibi mutluluk pozları veriyor olsa da, içten içe kendine çok kızıyor. Seninle iletişime geçmemesi seni umursamadığı için değil, geri dönecek yüzü olmadığı için aranızda bir sosyal medya engeli söz konusu olabilir ama çok yakında engeller kalkacak. Önümüzdeki günlerde seni tahrik edip, harekete geçirmek için sosyal medya üzerinden göndermeler yapabilir. Sabırlı ol, ilahi adalet yerini bulacak. 2’li vadede bir arama&mesaj alabilirsin. ••Sadece etkileşim gösteren ve iz bırakan takipçilerime niyetlidir.

♃ ᎪᎽᎠᎪ 🌟

64,400 görüntüleme • 8 ay önce

Müsaadenizle... Ama Esme niye böyle oldu? Herkesin hayatını değiştiren kadın, kendi hikayesini yaşayamıyor artık. Esme bu hikayede bir başlangıç noktası gibi görünürde; olayları doğuran, kırılmaları tetikleyen... Ama günden güne hiçbir sahnede tam anlamıyla merkez olamayan bir gölgeye dönüştü. Eleni’nin annesi Esme mesela, ama hikayenin annesi Adil’in hikayesi. Çünkü onun etrafında kurulan baba-kız bağının içine Esme ancak dolaylı olarak dahil olabiliyor. Onda da kendini silerek... Esme’nin duygusu da taş gibi kaya gibi koca koca dramları da başkasının hikayesine hizmet eden duygular doğurma işlevine sahip sadece. Evet, tamam bu travmalar ona hayaller gören hasta bir zihin olarak geri döndü ve bağırmayan hiçbir şey yeteri kadar ciddiye alınmadığı için onun sessiz hayalleri ancak Adil'in fark etmesine muhtaç. Bu sayede son bölümlerde Adil'in odağında. Ama bu bile aslında Adil'in dramı üzerinden işleniyor. Onun düşünceli bir şövalye oluşu üzerinden... Esme'nin acısı bile başkasının acısını büyütmek için var. Bu yüzden Esme, hikayeyi mümkün kılan ama hikayede yaşamayan kişi gibi kalıyor; varlığı her şeyi değiştiriyor ama kendisi hiçbir şeyin içinde tam olarak yer bulamıyor. Üstelik bu silinmişlik yalnızca dışarıda değil, zihninin içinde bile böyle. Gördüğü halüsinasyonlarda bile kendine yer bulamıyor. Mutlu anlarda kendine ya genç haliyle bir mümkün zemin bulabiliyor ya da tamamen sahnenin dışına itiliyor. Sanki kendi hayatı bile ona ait değilmiş gibi, en çok özlediği şeyde bile görünmez kalıyor. Bu başlarda fedakarlıktı ama artık değersizliğe dönüştü. Niye böyle oldu? #TaşacakBuDeniz #EsDil #EsEl

şeyma 🕊️

10,984 görüntüleme • 4 ay önce