正在加载视频...

视频加载失败

Günlerdir #İkbalUzuner ve #AyşenurHalil için gerçekleştirdiğimiz eylemler ile liseliler olarak isyandayız. Liseli gençlik olarak bu çürümüş düzene mahkum değiliz! Çözüm Bizde, Örgütlü Mücadelede! Sen de formu doldur LÖB'lerde birleşelim👇

14,123 次观看 • 1 年前 •via X (Twitter)

2 条评论

Aynur Ergul 的头像
Aynur Ergul1 年前

Hak hukuk hakikat ✊✊✌️✌️

The Horn News 的头像
The Horn News1 年前

Should We Institute an Age Limit for Congress?

相关视频

Cumhuriyet Halk Partisi heyeti olarak İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi ile gerçekleştirdiğimiz görüşmede, ülkemizin temel güvenlik, hukuk ve toplumsal sorunlarını tüm şeffaflığıyla masaya yatırdık. Sadece eleştirmekle kalmadık, Cumhuriyet Halk Partisi olarak çözüm önerilerimizi de sunduk. Sayın Çiftçi’ye ilettiğimiz başlıklar şu şekilde: Kolluk Kuvvetlerinin Hakları: Polislerimiz için Meslek Kanunu çıkarılmalı, fazla mesai adaletsizliği çözülmeli ve polisimize sendika hakkı tanınmalıdır. Jandarma ve astsubaylarımızın özlük hakkı problemleri derhal giderilmelidir. Uyuşturucu ile Gerçek Mücadele: Uyuşturucu operasyonları sadece ünlülerle, influencer’larla sınırlı kalamaz. Köylerde, okul önlerinde satılan zehrin finansal ağları çökertilmedikçe bu mücadele eksiktir. Dijital Ağlar ve Radikalleşen Gençlik: 'İncel' grupları, selefi yapılar ve yeni nesil suç örgütleri dijital ağlardan besleniyor. Gençlerimizi korumak için İçişleri, Milli Eğitim ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlıkları ortak bir "odak grup" çalışması başlatmalıdır. Hukukun Üstünlüğü ve AYM Kararları: Cumartesi Anneleri’nin haklı talepleri ve Anayasa Mahkemesi kararları artık uygulanmalıdır. Gece yarısı operasyonları, siyasilere ve masumiyet karinesi hiçe sayılarak belediye başkanlarımıza uygulanan hukuksuz muameleler kabul edilemez. Belediye Başkanlarımıza Operasyonlar: Tahliye edilen ve tutuksuz yargılanan belediye başkanlarımız Zeydan Karalar ve Ahmet Özer, derhal görevlerine iade edilmelidir. Eski bakanların aksine kurduğu iletişim için Sayın Mustafa Çiftçi’ye teşekkür ediyorum. Hukukun üstünlüğünü savunan, sokaklarında güvenle yürünebilen, liyakatin ve adaletin tesis edildiği bir Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz.

Murat BAKAN

46,983 次观看 • 2 个月前

📌 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı ile beraber Türkiye, Selahattin Demirtaş dosyasında ikinci kez 18’inci maddeden mahkum edildi. ➡️ 18’inci madde devletlere diyor ki: "Sen bu sözleşmedeki temel hakları ve diğer yükümlülükklerini yurttaşların aleyhine kullanamazsın." 📌 Bu sözleşme yüksek ideallerle yapıldığı için hiçbir sözleşmeci devletin kendi kurumlarının yurttaşları aleyhine bu sözleşmedeki hakları kötüye kullanacağı düşünülmediği için bu madde bugüne kadar çok ihlal edilmemişti. 📌 Türkiye 1988'de sözleşmeye taraf olmuş. 90'lı yıllarda köy yakma, yaşam hakkı ihlali, faili meçhul cinayetler, ağır işkence dosyaları yaşandı ama mahkeme bu maddeden Türkiye'yi hiç mahkum etmemişti. ❗İlk defa Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala dosyasında bu maddeden ihlal kararı verdi. ➡️ Mahkeme diyor ki; "Siz Selahattin Demirtaş'ın kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını siyasi saiklerle ve yargıyı kullanarak ihlal ediyorsunuz." ❗Böyle berbat bir mahkumiyeti Türkiye'ye bir kez daha Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti yaşattı. 📌 Selahattin Demirtaş için önceki mahkeme kararları 2019'dan bu zamana kadar uygulanmadı. Şimdi bir mahkeme kararı daha çıktı. 🔴 Selahattin Demirtaş'ın ceza aldığı Kobane Davası ile ilgili olarak AİHM, bu delillerle bırak mahkum etmeyi, tutuklayamazsın bile diyor. Bir de Anayasa Mahkemesi'ne bir gönderme var; Selahattin Demirtaş’ın durumunu 4-5 yıl nasıl görüşmezsin, dolayısıyla sen de artık etkisiz bir başvuru yolusun diyor. ❓ Artık tahliye kararının verilmesi lazım, 9 yıldır hapiste zaten. Daha ne kadar tutuklu kalacak? #SelahattinDemirtaş #AİHM

Sezgin Tanrıkulu

45,333 次观看 • 1 年前

#GençleriSerbestBırakın "Bize Z kuşağı apolitik dediler, ilgisiz dediler, ekran başından kalkmaz dediler. Onların küçümsediği kuşak zincirleri kıran kuşak olacak." Liseli bir gencin Silivri Cezaevi'nden gönderdiği mesajı dinleyin Dün binlerce #ÜniversiteÖğrencisi, tutuklanan arkadaşları için Kadıköy'de 'Gençlik Dayanışma Sahnesi'nde buluştu. Buluşmada onlarca sanatçı sahne aldı. Tutuklanan gençlerin anne babaları konuştu. Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan öğrencilerin gönderdiği mesajlar okundu. Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunanlar arasında liseli bir öğrenci de var. Bu satırlar liseli bir gencin kaleminden: "Bizler, sinmiş korkuya, baskıya ve onlara itaat edeceğimizi sananlara karşı başkaldırıyoruz. Üniversitelerden yükselen özgürlük ve eşitlik mücadelesi kampüslerimizden taştı, sınıflarımızda can buldu. Bizler de aynı baskının, aynı sansürün, aynı geleceksizliğin karşısındayız. Biz liseliler geleceğimizin dizginlerini onların elinden alıyor, kendi sıralarımızdan örgütleniyor, kendi sözümüzü söylüyor, memleketin her köşesinde direnişi büyütüyoruz. Sınıflarda, okullarda, sokaklarda biz varız. Bize Z kuşağı apolitik dediler, ilgisiz dediler, ekran başından kalkmaz dediler. Ama biz onların bu ezberlerini parçalıyoruz. Biz suskunlar değil, dayanışmayla, öfkeyle ve inatla büyüyoruz. Onların küçümsediği kuşak zincirleri kıran kuşak olacak. Çünkü biz biliyoruz; örgütsüz öfke sistemine hizmet eder. Örgütlü mücadele tarihi değiştirir. Bizim kavgamız; Ali İsmail’in düşlerindeki 'özgür dünyayı' kurma kavgasıdır. Bu düzenin gençliği köşeye sıkıştırmasına, yalnızlaştırmasına, sistemin çarklarına mahkum etmesine izin vermeyeceğiz."

Fatoş Erdoğan

12,182 次观看 • 1 年前

GÜNCELLEME OKUYUN LÜTFEN‼️CAN DOSTLARI BU ÇARESİZ CANA KUCAĞIMIZIDA YÜREĞİMİZİDE AÇTIK.💙 GAZİANTEP SOKAKLARINDAN ANKARA PATİLİKÖYE UZANACAK BİR KURTARIŞ HİKAYESİNDE KİMLER YANIMIZDA🙏 HADİ GELSİN EVLAT EN GÜZEL KÖYE.💙 Şimdi pet nakil ile görüştüm.nakil için destekleriniz gerekli… Gaziantep’ten kimse aramadı. Son derece özel bir can olması ve özel bakım gerektirdiği için böylesi bir canı herkese güvenemem bakımları konusunda. Şu çaresizliğin karşısında kayıtsız kalamadım. Ankara patiliköy olarak ömürlük himayemize alıyoruz. İlk etapta ankaradan yarın yola çıkacak olan Pet nakil masrafı 17.500/ geldiğinde ilk bakımları için de klinik masrafları olacak. Sizlerin bağışları bizlerinde büyük emek ve mücadelesi ile çaresiz canlara can oluyoruz. Canan 05074289128 Bağışlarınız için ********************************** ÇOK ACİL BİR İHBAR‼️‼️ Bu can bu hali ile Gaziantepte sokaktaymış. Çaresizliğine bir bakın😭 Gençlik hastalığı atlatmış ancak yürüyemiyor.Ağır tikli 😞 Depremzede bir vatandaş aradı, bizde konteynırda kalıyoruz. Bakacak ne yerimiz ne gücümüz yok diyor. Antep’te bu canı korumaya alacak yaşam alanı,dernek, hayvansever kimse var mı? Bu halde sokaklarda yaşayamaz, sahip çıkacak kimse yoksa Antep’ten Ankara’ya gönüllü bize ulaştıran olursa, yahut petnakil sponsoru olursa Ankara patiliköy olarak sahip çıkarız.🙏 Lütfen bu ilanı paylaşın lütfen Canan 05074289128

Ankara Patiliköy

13,044 次观看 • 1 年前

BİZ BİTTİ DEMEDEN BİTMEYECEK! NOW HABER ile 1 Mayıs vesilesiyle yaptığı haberin ardından iletişime geçtik. Direnişimiz boyunca sesimizi duyurmak için defalarca Çatalca’nın yolunu tutmuşlardı. Sağ olsunlar bu kez de kırmayıp geldiler. Çatalca merkezde, her şeyin başladığı kültür merkezinin önünde yine mikrofon uzattılar. Dün akşam ana haber bülteninde yer verdiler. Tüm sınıf dostlarından 5 Mayıs’ta Now Ana Haber’de yayınlanan haberi izlemelerini ve Now Haber’le paylaştığımız aşağıdaki açıklamamızı okumalarını rica ediyoruz. 👇 📢 Bizler Polonez işçileri olarak 6 ay boyunca haklarımız için büyük bir direniş ve mücadele sergiledik. Bu mücadelede sizler Now haber (NOW HABER) olarak hep yanımızda oldunuz ve sesimizi duyurmamızı sağladınız. Bu vesilesiyle sizlere bir kez daha teşekkür etmek istiyoruz. 1 Mayıs vesilesiyle yapmış olduğunuz haberlerde de yine bizi unutmadığınız ve gündeme getirdiğiniz için de teşekkür ederiz. Ancak halkın doğru bilgilenmesi için bazı açıklamalar yapmamız gerekiyor. Bizler Polonez işçileri olarak mücadelemizin sadece kendi haklarımız için olmadığının, tüm işçi sınıfı için mücadele ettiğimizin bilincine varmış insanlarız. Biz mücadelemize devam ediyoruz ve biz bitti demeden mücadele bitmez diyoruz. Bu düşünceyle de Polonez işçileri olarak sınıf dostlarımızla birlikte 1 Mayıs kutlamalarına katıldık. Polonez işçileri Kadıköy ve Lüleburgaz’daki kutlamalarına katıldı. Ama ne yazık ki Kartal’daki kutlamada tek bir Polonez işçisi dahi yoktu. Çünkü ne Türk-İş (TÜRK-İŞ) ne Tekgıda-İş (TEKGIDA-İŞ SENDİKASI) bizleri Kartal’a çağırmadı. Oysa biz yaşadığımız tüm sorunlara rağmen sendikamıza sahip çıkmayı hiç bırakmamıştık. Ve Türk-İş’li işçilerle Kartal’da olmaktan mutlu da olurduk. Neden çağırmadıklarını sendikaya sormak daha doğru olacaktır. İşçiler olarak biz bu süreçte kazanımlar elde ettik ama haklarımızın tamamını alamadık. Sendikanın maddelerini bizden gizleyerek imzaladığı protokolde yazanları alabildik. Ayrıca sendika direniş boyunca işçilere ananızın ak sütü gibi helal diyerek ödediği dayanışma paralarını da bizlerden geri aldı. Polonez fabrikasında örgütlenmenin devam ettiği de doğru değil. İçerde kalan sendikalı arkadaşlarımıza mobbing ve baskı yapıldı. Sendikaya bu konuyu iletmemize rağmen hiçbir şekilde bu konuyla ilgilenmediler. Birçok üye arkadaşımız bu sebeple işi bırakmak zorunda kaldı. Biz tüm bunları yaşamamıza rağmen direnişimizle gurur duymaya devam ediyoruz. Asla pişman değiliz. Çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız dedik. Bunun için mücadele ettik. Tüm işçileri de halen sendikalarda örgütlenmeye ve mücadele etmeye çağırıyoruz. Biz yanlış yapan sendikacılarla, işçilerin evi olan sendikaları ayırıyoruz. Yanlış yapanları tabii ki eleştireceğiz. Yaşananlardan gelecek için dersler çıkaracağız. Bizim çıkarttığımız ders şudur sendikalara sahip çıkmalıyız ve denetlemeliyiz. Mücadeleye devam etmeliyiz. Tekrar sesimizi duyurduğunuz ve için Now TV’ye teşekkür ediyoruz. #BizBittiDemedenBuDirenişBitmez

Polonez İşçileri

37,534 次观看 • 1 年前

Sayın Ahmet Akça (Ahmet Akça) Siz, yüzlerce kuruma isim hakkı veren bir yapının yöneticisi, Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu üyesi ve özel öğretim alanındaki bir işveren derneği olan ÖZDER’in başkanısınız. Özel öğretim kurumlarında görev yapan yüz binlerce öğretmen mesleğe tutunmaya çalışmakta, ancak birçok kurumda olduğu gibi sizin kurumlarınızda da öğretmenler mutsuz ve zor şartlar altında çalışmaktadır. Bu sorunlara ilişkin somut çözüm önerilerimiz bulunmaktadır ve bu öneriler doğrultusunda önemli mesafeler kat etmiş bulunuyoruz. Geçtiğimiz yıl yaptığımız görüşmelerde, TÖZOK ve TÖDER ile brüt taban maaş uygulamasına ilişkin önerilerimiz üzerinde fikir birliği sağlanmıştı. Ancak, Millî Eğitim Bakanlığı ve eğitim sendikaları ile gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde, sizin ve başkanlığını yürüttüğünüz ÖZDER’in bu düzenlemeye engel teşkil ettiği yönünde bilgiler tarafımıza ulaşmaktadır. Bu durumu, özel öğretim sektöründeki yapısal sorunların çözümü açısından ciddi ve çözülmesi gereken bir mesele olarak görmekteyiz. Bu bağlamda, talep ettiğimiz hususlar birer ricadan ibaret olmayıp, insan onuruna yaraşır bir yaşam için hakkımız olan düzenlemelerdir. Siz, bu süreçte hem sorumluluk hem de yetki sahibi bir kişisiniz. Bu nedenle, özel öğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin yaşadığı sorunlara kalıcı çözümler bulmak amacıyla sizleri önümüzdeki hafta Ankara’da görüşmeye davet ediyoruz. Özel öğretim kurumlarında çalışan yüz binlerce öğretmenin sorunlarının çözümü için davetimize yanıt vermenizi bekliyoruz. Kararlıyız, insan onuruna yaraşır bir hayat sürebilmemiz için taleplerimizin peşinde mücadele etmeye kararlıyız. #ÖğretmenlerYürüyor

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası

55,835 次观看 • 1 年前

MÜCADELEMİZ SONUÇ VERMİŞ, CUMHURBAŞKANIMIZ MEMURU SEVİNDİRMİŞTİR. HAYIRLI UĞURLU OLSUN… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: “Temmuz ayında en düşük memur maaşı; en düşük kamu işçisinin maaşından AŞAĞI OLMAYACAK şekilde düzenlenecektir. En düşük memur maaşı da 22.000 TL’yi bulacak. Memurlarımız gönüllerini ferah tutsun. Biz çalışanımızın hakkının yenmesine de yenilmesine de izin vermeyiz.” ifadesiyle gereken adımı atmış, gerekli taahhüdü vermiştir. Memur-Sen olarak gündemden düşürmediğimiz, bütün süreçlerde kararlılıkla dile getirdiğimiz kamu görevlilerine iyileştirme yapılması, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışma barışının sağlanması konusu; Sayın Cumhurbaşkanımız ‘ın taahhütlüyle netlik kazanmış, kamu görevlilerimize rahat bir nefes aldırmıştır. Memur-Sen olarak, kamu çalışanları arasındaki ücret adaletsizliğinin sürdürülemez olduğunu, çalışanlar arasında huzursuzluğun arttığını, çalışma barışının önemli ölçüde bozulduğunu her daim gündemde tuttuk, sorun çözülünceye kadar girişimlerimizden, temaslarımızdan ve mücadelemizden vazgeçmedik. Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımıyla gerçekleştirdiğimiz 1 Mayıs’ta da Kamu Çerçeve Protokolü sonrasında da net bir şekilde ifade ettiğimiz; en düşük memur ile en yüksek memur arasındaki uçurumun büyüdüğü, işçi-memur kıyaslamalarının yeniden başladığı bir zeminde kamu görevlilerimizin alım gücünün yükseltilmesi için yaptığımız çağrı, verdiğimiz emek ve ortaya koyduğumuz mücadele karşılık bulmuştur. Memur-Sen gücünü; üyesinden ve milletinden alan emek örgütüdür. Örgütlü mücadelenin kazanıldığı zemin, Türkiye’nin şahlandığı dönemdir. Biz Türkiye’nin büyüklüğünü ve gücünü bildiğimizi, devletimizin bütün önemli hizmetlerinin asli yürütücüsü olan kamu görevlilerinin beklentilerini karşılayacak güce sahip olduğunu istisnasız her süreçte dile getirdik. Çağrımızı ve mücadelemizi gören, kamu görevlilerinin alın terinin hakkını teslim eden Sayın Cumhurbaşkanımıza Memur-Sen ailesi olarak teşekkür ediyoruz.

Ali YALÇIN

971,300 次观看 • 3 年前

Kamu Birliği Konfederasyonu Kuruldu 📣 Kamu çalışanları konfederasyonları arasına bir yenisi eklendi. 6 farklı iş kolundaki bağımsız sendikaların birleşmesiyle yaklaşık 100 bin kamu çalışanı üyesi olan Kamu Birliği Konfederasyonu kuruluşunu ilan etti. Kuruluşlarını cumhuriyetin 100. Yılına ithaf eden Kamu Birliği Konfederasyonu kurucu Genel Başkanı Osman Kaya konfederasyon genel merkezinde basın açıklaması düzenledi. KURULUŞ MANİFESTOSU Geçmiş Yüzyıldan Gelecek Yüzyıla: Sendikal Mücadelenin Dönüm Noktası! İnsanlık tarihine bakıldığında görülecektir ki ‘’ihtiyaç duyulmayan hiç bir şey doğmamış, ihtiyaç duyulan ise tüm zorluklara rağmen ortaya çıkmıştır.’’ Bizler, kamu çalışanları olarak, uzun yıllar sendikal mücadelede kamu çalışanlarını tam anlamıyla temsil edecek sendikalara ihtiyaç duyduk. Bu ihtiyaç kamuda bağımsız ve ilkeli sendikal mücadele verenleri bir araya getirdi. Gerek sendikalar kanununun genel toplu sözleşme için konfederasyonlar bazında temsil araması ve gerekse kitlelerin gücünün daha etkin kullanılabilmesi için bağımsız ve ilkeli bir sendikal mücadele ortaya koyan altı sendikanın yönetimleri bir araya gelerek kamu çalışanlarının beklentileri doğrultusunda bir konfederasyon oluşturmak için ilk adımı attık. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, yaklaşık yüz bin kamu çalışanı ile, Türkiye’nin En Genç, En Dinamik, En Üretken konfederasyonu, Kamu Birliği Konfederasyonun kuruluşunu ilan etmenin mutluluğunu ve heyecanını yaşıyoruz. Sağlık ve Sosyal Hizmetler kolunda; Genç Sağlık Sendikası, Büro, Bankacılık ve Sigortacılık Hizmetleri kolunda; Adalet Sen, Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri kolunda; Genç Eğitim Sen, Diyanet ve Vakıf Hizmetleri kolunda; Diva Sen, Yerel Yönetim Hizmetleri Kolunda; Genç Belediye Sen ve Basın Yayın ve İletişim Hizmetleri kolunda; Adil Haber Sen Bir araya gelerek KAMU BİRLİĞİ KONFEDERASYONU’NU kurduk. Bağımsız olarak kurulan ve temel ilkeleri tam bağımsız sendikacılık olan bu altı sendika, bir araya gelerek kamu çalışanlarının ihtiyaç ve özlem duyduğu sendikal mücadeleyi başlatmıştır. KAMU BİRLİĞİ KONFEDERASYONU; Tam bağımsız, ideolojilerden ve siyasetten arı, gücünü Anayasa, Kanunlar ve üyelerinden alan, yalnızca üyelerinin ve kamu çalışanlarının talep ve beklentileri doğrultusunda hareket eden, şahsi menfaatleri elinin tersiyle iten, kişiler üzerinden değil ilkeler üzerinden bir sendikal mücadele anlayışıyla doğmuştur. Kamu Birliği Konfederasyonu, belirli ilkeler ışığında kurulmuş olup, bu ilkeler; • Hukukun üstünlüğü • Adalet, • Liyakat, • Objektif kriterler, • Evrensel insan hakları, • Etik değerler, • Şeffaflık ve hesap verilebilirlik, • Yenilikçi ve çözüm odaklı anlayış, • İnsan onuru ve • Adil Ücrettir. Cumhuriyetimizin 100. Yılında kuruluşunu ilan ettiğimiz Kamu Birliği Konfederasyonu 29 Ekim 2023 tarihini kamu çalışanları için sendikal mücadelenin dönüm noktası olarak kabul etmekte ve bundan sonra ortaya koyacağı mücadele ile sendikalara ve sendikal mücadeleye de hak ettiği değeri kazandırmayı hedeflemektedir. Kamu Birliği Konfederasyonu olarak kamu çalışanlarının özlem duyduğu bağımsız ve tarafsız sendikal mücadele ile; • Yıllardır çözülemeyen sorunların çözümü, • Kamu çalışanlarının mali-sosyal-özlük haklarının iyileştirilmesi, • Eğitici ve öğretici çalışmalar ile kişisel gelişimlerine destek olunması, • Sosyal ve kültürel etkinliklerle kamu çalışanlarının iş stresinden uzaklaşıp sosyal hayatın içinde yer almasının sağlanması, • Doğa ve çevre bilincinin yaygınlaştırılması, • Bilimsel araştırmaların teşvik edilmesi, • Sosyal sorumluluk projelerinde yer almalarının sağlanması, • Üyelerine ve kamu çalışanlarına kreş, burs, misafirhane, otel, motel hizmetleri verilmesi, • Özel gereksinime ihtiyaç duyanlara destek olunması, • Engelli çalışanlara ve kadınlara karşı pozitif ayrımcılık yapılması, Amaçlanmaktadır. #ArtıkKamuBirVar

Genç Sağlık Sendikası

15,815 次观看 • 2 年前

Videoyun, BTK'nın, Türkiye'de oyunları ve sosyal medya uygulamalarını geçerli bir gerekçe bildirmeden yasaklama problemi ve yasakların nasıl çözüme ulaştırılabileceği üzerine konuştu. “Türkiye'de ilk önce yasak gelir, ondan sonra çözüm belki aranır. Biz aramayız, öbür taraf uğraşmalı. Biz niye ilk önce yasaklıyoruz da, birilerini koruma odaklı çalışmıyoruz? Ben yasak karşıtıyım. Steam'e de erişilmeyecek. Bunları yıllardır görüyoruz. Steam'de, YouTube'da, Vikipedia'da böyle oldu. Discord'da da böyle oldu, Pacebin'de böyle oldu, Imgur'da, Watpadd'de böyle oldu. Daha yasak sayabilirim.” “Amerika'da ve Almanya üzerinde şöyle çalışıyor: Müdürlüğün hiç birinin kapatma yetkisi yok. Müdürlükler mahkemeye gidiyor. Diyor ki mahkemeye "biz bu oyunun şu şu sebeplerden yasaklanması veya sansürlenmesi gerektiğini düşünüyoruz" diyor. Ona göre karar alınıyor. Mahkeme sonucunda bu karar uygulanıyor. Bizde öyle değil. Bizde BTK "ben kapattım, tık." Böyle çalışıyor şuanda.” “Benim istediğim: şeffaflık. Eğer bir firma, bir yasayı deliyorsa devletim zaten beni korumak için dava açmalı. Bu dava sonunda o firma kendisini hatırı sayılır bir şekilde kendisini savunamıyorsa kapatalım. Ama böyle ilerlemiyor. Öyle olsa zaten kimsenin itirazı olmaz.” “BTK'nın bir şeyi kapatma yetkisi olması büyük problem. Discord niye kapalı ben bilmiyorum vatandaş olarak. En başından biz bu bilgiyi kapatmadan önce istedik. Discord vermedi mi bilmiyoruz. Çözüm odaklı değiliz, yasaklama odaklıyız.”

OnlyDrama

63,601 次观看 • 5 个月前

HIZLI BAKIŞ | Radikalizmin Epistemolojisi: DEAŞ’ın Kaos Doktrini 🎙️ Prof. Dr. Mehmet Ali Büyükkara (Mehmet Ali Büyükkara), değerlendirdi. 🔗 Analizin tamamına YouTube kanalımızdan ulaşabilirsiniz: "Aslında çok önemli bir ayrılık noktası; "Kaos" veyahut "Tedhiş Stratejisi" denilen yöntemi DEAŞ'lıların takip etmesidir. Bu ne demektir? Bu hususta özel kitapları var. Ebubekir En-Naci isimli bir hocaları tarafından kaleme alınan "İdaretü't-Tevahhuş", yani "Vahşeti İdare Etmek". "Vahşeti ve kaosu nasıl yönetebiliriz? Bunun üzerinden nasıl bir strateji izleyebiliriz?" sorularını ana konu edinen bir rehber kitapları, hatta bu kitabın değişik şerhleri bile mevcuttur. Baktığımızda, DEAŞ tarihinde hep bu stratejinin örneklerini görürüz. Başta herkesi dehşete düşüren kafa kesme olayları ve insanları yakarak cezalandırma eylemleri buna örnektir. Hatırlarsanız Ürdünlü bir askeri uçak pilotunu kameralar önünde yaktılar ve bunu bütün dünya izledi. Büyük kalabalıklara bombalı saldırılar düzenlemek ve bu konuda herhangi bir merhamet göstermemek de bu kapsamdadır. Bunu bir de gösterişli şekilde yaparlar; işte bu, vahşetin ve kaosun stratejik tarafıdır. Bu gösteriş ne anlama geliyor? Eylemlerin çok iyi ekipmanlarla videoya alınıp internete yüklenmesidir. Dergilerinde bu eylemlerin net fotoğrafları yayınlanıyor; altlarına ise neden yapıldığına dair ayetler ve hadisler sıralanıyor. Bu eylemler sadece yapılmakla kalmıyor, bir de "gösterimi" söz konusu oluyor. Bu, diğer cihadi örgütlerde olmayan bir özelliktir. İslam tarihindeki o dehşet stratejisini uygulayan "Haricilik" mezhebini hatırlattığı için, onlara bugün "Harici" denilmesinin sebebi de esasen budur. Böylece Ehl-i Sünnet dışı bir mezhep olarak mahkum edilmiş oluyorlar. Terör yöntemlerini kullanma konusunda onlara en yakın örgüt olan El-Kaide ile bir mukayese yapacak olursak; El-Kaide, kendisi terör yöntemlerini kullanan bir örgüt olmasına rağmen bu "üst düzey vahşet stratejisini" doğru bir yöntem olarak kabul etmiyor. El-Kaide, "Biz bununla halktan uzaklaşırız, oysa halkı kazanmak lazım. Bu durum yerelle ilişkilerimizi bozar ve insanları korkutur. Korkuyla itaat doğru bir strateji değildir," görüşündedir. Oysa DEAŞ'a göre korku ve baskı ile itaat oluşturmak, bir toprak parçasını üzerindeki insanlarla beraber kontrol altına almak için doğru bir stratejidir."

Türkiye Araştırmaları Vakfı

11,363 次观看 • 6 个月前

#MigrosİscisindenTarafım 105 AVUKAT, DİRENEN MİGROS DEPO İŞÇİLERİNİN UĞRADIKLARI HAK İHLALLERİ HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU. Migros’ta binlerce depo işçisi, sendikaları (DGD-SEN) öncülüğünde 15 gündür hakları için direniyor. 105 Avukat, Migros patronu Tuncay Özilhan başta olmak üzere, Migros yöneticileri ve kolluk görevlileri hakkında Çağlayan Adliyesi’nde Suç duyurusunda bulundu. Av. Kerim Bütün'ün (Kerim Bütün) açılış konuşmasını yaptığı açıklamada konuşan DGD SEN avukatı Mürsel Ünder (Mürsel Ünder) şunları söyledi: "​Bugün burada, günlerdir onurlu bir direniş sergileyen Migros depo işçilerinin uğradıkları hak ihlalleri nedeniyle 105 avukat olarak savcılığa suç duyurusunda bulunduğumuzu bildirmek için toplandık. ​Başta Migros Ticaret AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Tuncay Özilhan, Özgür Tort ve diğer Migros yöneticileri olmak üzere; karar alma mekanizmasında yer alan sorumlular hakkında "sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi" ve "çalışma hürriyetinin ihlali" başta olmak üzere birçok suç tipiyle ilgili şikayetimizi gerçekleştirdik. Yargı makamlarından ve savcılıktan talebimiz ivedilikle soruşturma başlatılmasıdır. Türkiye'de bugün, sermayenin değil, işçinin ve emeğin yanında durabilen adil bir savcı iradesine ihtiyaç vardır. ​Migros işçileri, sadece bir depo direnişi değil, tüm Türkiye'deki işçi sınıfının maruz kaldığı yoksulluk cenderesinden kurtulmak ve eriyen ücretlere karşı durmak için fiili bir mücadele yürütmektedir. 10 farklı şehirde, 12 ayrı depoda 5 binden fazla işçinin katılımıyla süren bu onurlu direnişi avukatlar olarak saygıyla selamlıyoruz. Konuyla ilgili Çalışma Bakanlığı ve Özel Güvenlik Kurumu’na denetim yapılması için gerekli bildirimlerde bulunduk. ​Migros yönetimi yaptığı açıklamalarda sendikal haklara saygı duyduğunu iddia etse de gerçekler tam tersini göstermektedir. İşçiler, kadro talebiyle başlattıkları mücadeleyi kazanmış ancak Migros yönetimi bu süreçte yeni bir hileye başvurmuştur. İş kolu değişikliği yapılarak, işçiler bir gecede rızaları dışında, işveren güdümlü ("sarı sendika" olarak nitelenen) Tez-Koop-İş Sendikası'na geçirilmiştir. İşçiler, kendi haklarını savunan sendikaları tercih ettikleri için baskı, tehdit ve zorbalıkla karşı karşıya kalmaktadır. ​Direniş süresince işçiler sadece ekonomik olarak değil, insani olarak da cezalandırılmıştır: ​Kışın ortasında lojmanlarda kalan işçiler dışarı atılmış, konut dokunulmazlığı ihlal edilmiştir. ​İşçilere yemek verilmemiş, temel ihtiyaçları kısıtlanmıştır. ​Tuncay Özilhan’ın evi önünde sesini duyurmak isteyen işçiler, sanki kriminal bir eylem yapıyorlarmış gibi ters kelepçe ve şiddetle gözaltına alınmıştır. Kaldırımlardaki "işgal" bahanesiyle yapılan bu zorbalığı ve kolluk görevlilerinin kötü muamelesini kabul etmiyoruz. ​Direniş şu an çok kritik bir aşamadadır. İşçiler, kendi seçtikleri sendika ile birlikte çözüm noktasına oldukça yaklaşmıştır. Savcılığı; sendikal hakları engelleyen işverenler ve işçilere kötü muamelede bulunan kolluk görevlileri hakkında derhal yasal işlem başlatmaya çağırıyoruz. ​Tüm kamuoyunu, haklı mücadelelerinde Migros depo işçilerine destek olmaya davet ediyoruz."

Fatoş Erdoğan

11,332 次观看 • 5 个月前

Öğretmen adının olduğu fikirlerinin yok sayıldığı sözde meslek kanunu Anayasa Mahkemesi’nde görüşülürken, meslek nöbetimizde ters kelepçeyle göz altına alınmıştık! Demokrasi adına bir utanç yaşanmıştı! Geç de olsa, 8 ay sonra bugün AYM’nin daveti üzerine sözlü görüşümüzü sunduk. Anayasa Mahkemesi’nin tarihinde bir ilk olan sözlü savunmamızda, ÖMK’nın eğitim bilimlerine ve yasaya aykırılıklarını anlattık, eğitim emekçilerinin gerçek ve haklı taleplerini ilettik. Alanlarda olduğu gibi gerekçelerimizi somut ve bilimsel dayanaklarıyla birlikte üst yargıda detaylı bir şekilde dile getirdik. Görüşmelerin başlangıcında, sözlü açıklamaların tamamının tüm taraflarca dinlenilmesini talep ettik. Ancak bu talebimiz kabul görmediği gibi Anayasa Mahkemesi önce Milli Eğitim Bakanı ve Bakanlık yetkililerini ardından Eğitim-Bir-Sen ve Türk Eğitim-Sen’i birlikte dinledi. Son olarak da Eğitim-İş ve Eğitim-Sen olarak salona aynı anda alındık, sözlü açıklamalarımızı ayrı yaptık. Temelde eğitim emekçilerine tamamına yakınının, mesleki onuruna hakaret olarak gördüğü bu garabet kanunu birilerinin savunur hale gelmesi, olumlu adım olarak görmesi, bu garabet sistemi var edenlere bizzat tek laf edemeyip kısmi eksiklikleri var iddiası ile faili başka yerde arayanları hayretle izliyoruz, kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Sözlü açıklamamızda özet olarak; Devlet vatandaşlarına verdiği hizmette, onların güvenini zedeleyici düzenlemeler yapamaz. Devlet hizmeti yanlış, eksik ve güven azaltıcı olamaz dedik. İyi öğretmen, kötü öğretmen gibi bir algı yaratılmaması gerektiğini, eğitim ortamlarında birlikteliğin ve çalışma barışının önemini vurguladık. Öğretmenlerin ekonomik, özlük ve sosyal sorunlarına çözüm üretmek yerine öğretmenleri birbiri ile yarıştırıp, yarışı kazananları ise kısmi maaş artışı ile ödüllendirmektedir. Kariyer basamakları uygulaması eğitim hakkının ihlaline de yol açmaktadır. Bu haliyle eğitim bilimine ve anayasaya aykırı olan, çalışma barışını bozan, öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran, öğretmen, öğrenci ve veliyi ayrıştıran bu kanunun iptal edilmesi gerekliliği son derece açıktır. Ancak Yüksek Mahkeme tarafından verilecek bir iptal kararında ayrıca kanun koyucuya yol gösterecek şekilde de bir gerekçeye yer verilmesi gerektiğini vurguladık. Aksi takdirde bu kanunu mesleğin onuruna bir saldırı olarak gördüğü için sınava başvurmamış ya da kanunda yer alan kriterleri sağlayamadığı gerekçesiyle ünvanlardan kaynaklanan ek ücret farkını alamayan yaklaşık 500 bine yakın kamu ve 200 bine yakın özel sektör öğretmenin telafisi mümkün olmayacak şekilde mağduriyeti söz konusu olacaktır. Hepimiz biliyoruz ki eğitimcisinin itibar görmediği bir ülkenin, eğitim sisteminin iyi olma ihtimali; eğitim sistemi iyi olmayan bir ülkenin de dünya ülkelerinden itibar görme ihtimali yoktur! Ülkemizde öğretmenlerin geçinemedikleri, saygı göremedikleri, mesleki haklarını alamadıklarını, maalesef ki kendi meslek kanunlarında bile düşüncelerinin dikkate alınmadığını görüyoruz! Öğretmenlerin sınava girmelerinin asıl sebebi de ekonomik kaygılardan kaynaklanmaktadır. Tüm öğretmenlerin ekonomik kaygıdan uzak eşit işe eşit ücret ilkesine uygun, insanca yaşayacak bir gelire sahip olmaları mesleğin gereğidir. Öğretmene sınavla uzmanlık vermek zaten bir uzmanlık mesleği olan öğretmenliği de küçük düşürmektir. Öğretmenlerin uzmanlık belgesi diplomalarıdır. Tüm dünyada başöğretmen unvanlı bir liderin kurduğu tek ülke olan Türkiye Cumhuriyetinde başöğretmen kavramını yerli yersiz kullanmak Cumhuriyet kavramlarını ve bize emanetlerini değersizleştirmek anlamına gelecektir. Bu ülkenin tek Başöğretmeni, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’tür! Kadem Özbay #aym #OgretmenlikMeslekKanunu #KariyerBasamakları #ogretmenesaygı

Eğitim-İş

39,875 次观看 • 3 年前