Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

Gürsel Tekin, Özgür Özel'in "Ana muhalefet olarak görevimize devam edeceğiz" sözlerine: "Bu üç yıl içerisinde, ana muhalefet olmanıza rağmen hangi caydırıcı gücü kullanarak sonuç aldınız? Bir siyasi partinin 32 belediye başkanı ve beraberinde 500 kişi tutukluysa, tarihimizin hiçbir döneminde olmadığı kadar il başkanı tutukluysa, 28 kurultay delegesi iktidar partisine...

273,598 views • 3 days ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

📌Daha önce CHP'nin il kongrelerinde ikinci bir aday çıkmasına izin vermeyen Özgür Özel yönetimi, görevden alınan il başkanları için demokrasi nöbeti istemiş!!! 📌Şehirlerden gelen görüntülere bakılırsa CHP'nin asli tabanı hem bu derin çelişkiyi, hem de adı rüşvetle anılan👇 belediye başkanlarının yarattığı tahribatı göz önünde bulundurarak görevden alınan eski yöneticiler için eylem çağrılarına uymuyor... 📌CHP tabanı birilerinin👇 güç zehirlenmesini ve hırs politikasını bir tarafa iterek, partinin birlik beraberlik içerisinde rayına oturmasını ve Umut olmasını bekliyor... 📌Hem ihraç edilenler, hem onları ve hem de rüşvete👇 bulaşmışları savunanlar partiye zarar👇 vermekten vazgeçmeliler... 📌Çünkü CHP Türkiye'ye lazım... CHP bölünemez... 📌CHP'nin gerçek tabanı hırs politikasının ve güç zehirlenmesinin macerasına sürüklenemez... 📌CHP'nin asli tabanı hem bu yüzden, hem de tetikçi medyayla kiralık- ahlaksız troll çetesinin kışkırtmalarına rağmen sokak çağrılarına uymuyor, partisine sükunetle sahip çıkıyor... 📌Parti tabanı CHP'nin bir an önce hem kirlilikten arınmasını, hem de tartışmaların durulmasını bekliyor ve ana muhalefetin asıl görevine odaklanmasını istiyor... 📌CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu nun ısrarla vurguladığı gibi; 📌Ana muhalefet bütün bu yıpratıcı 👇tartışmalardan ve kirlilikten arınarak yoluna bakmalı ve ülke gündemine odaklanarak çözüm konusunda seçenek olmalıdır...

MEHMET FARAÇ

14,710 views • 1 month ago

AK Parti'nin Üsküdar ve Çekmeköy ilçe başkanları değişti. Göreve getirilen her iki isim de hem genç hem liyakatli. Bu atamalar, İstanbul’un diğer ilçelerindeki başkanlara da önemli bir mesaj niteliğinde. Artık AK Parti İstanbul’da iktidar değil, muhalefet partisi. Mevcut yöneticiler, iktidardaymış gibi davranmayı bırakmalı. “Onu ağırladık, bununla poz verdik” mantığından kurtulmalılar. Aslında yapılması gereken çok basit: İl Başkanı Abdullah Özdemir’i örnek almak. Sıfır ego, sıfır kibir! “En iyisini ben bilirim, komuta bende” tavrı yok. 2 yıl Bağcılar’da belediye başkanlığı yaptı. O süre boyunca hiçbir belediye başkan yardımcısını ya da müdürü makamında oturtmadı. Sabah 6’da tüm ekibiyle Bağcılar’ın sokaklarını adım adım gezdi, vatandaşla birebir iletişim kurdu. Gençliğinin verdiği enerjiyle kısa sürede muazzam bir sinerji oluşturdu. Hizmet odaklı çalıştı, halk da bunu gördü. Sonuç olarak yapılan ilk yerel seçimde İstanbul’da en yüksek oyu alan AK Parti belediyesi oldu. Bugün İstanbul’da herhangi bir ilçenin başkanı, Abdullah Özdemir’in bir gününü gözlemlese, vatandaşla nasıl temas kurduğunu, eleştirilere nasıl karşılık verdiğini görse çok şey değişir. Onun bir başka özelliği de kimseyle kavga etmemesi. Çünkü bilir ki, vatandaşla güçlü bir bağ kurulduğunda her kesimden oy almak mümkündür. Bunu bizzat yaşadı. Bağcılar’da CHP seçmeninden de DEM Parti seçmeninden de oy aldı. Siyaset yapanlar bilir; bu çok zor bir şeydir. Ama imkânsız değildir. Abdullah Özdemir’in siyasi yürüyüşü, örnek alınması gereken bir yürüyüştür.

İstanbul Takipte

83,628 views • 11 months ago

🔴 DİYARBAKIR’DA BU ATANMIŞ İNSANLARI GÖRDÜĞÜNÜZDE YÜZÜNÜZÜ ÇEVİRİN 🔹"21 Mayıs 2026 tarihinde CHP'ye kayyum atanmasıyla devam eden operasyon süreci ile Türkiye'deki rejim seçimli otokrasiden “Seçim sonuçları garantili otokrasiye” dönüştürülmüştür." 🔹*CHP'ye yapılan operasyon, rejimle ilgili bir meseledir." 🔹"Adalet ve Kalkınma Partisi, onun liderliği Türkiye'de bir otokrasi inşa etmiştir." 🔹"Bu otokraside onların kontrolünde bir muhalefet istenmektedir." 🔹"Maalesef mutlak butlanla gelen bir yönetim ve genel başkanlık vardır CHP'de." 🔹"Önceki hafta il başkanımız görevden alındı. Dün başka bir CHP üyesi Diyarbakır İl Başkanı olarak atandı." 🔹"Ben bir Diyarbakırlı olarak, burada demokrasi mücadelesi vermiş, hukuk mücadelesi vermiş bir avukat, bir insan hakları savunucusu olarak gerçekten şunu sindiremiyorum" 🔹"Türkiye'nin geldiği bu noktada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kontrolünde olan bir yargı kararıyla nasıl gelirsiniz, oturursunuz ve buna meşru dersiniz?" 🔹"Olması gereken; o kararı alacaktınız, yırtacaktınız, verenlere iade edecektiniz. 'Bunun siyasi meşruluğu yoktur' diyecektiniz." 🔹"Yapmadılar. Gittiler CHP'nin Genel Merkezinde oturdular ve Adalet ve Kalkınma Partisi'nin istediği bir muhalefeti dizayn etmeye başladılar." 🔹"Eğer bu kentte demokrasi mücadelesine saygınız varsa, bu atanmış insanlara siyasal meşru sağlayacak herhangi bir girişimde yapmayın. 🔹"Gördüğünüzde yüzünüzü çevirin, kabul etmeyin." 🔹"8 yıl boyunca kayyum döneminde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'ne gitmedik. Bir tane ilçe belediyesi adım atmadık, içeriye girmedik." 🔹"Diyarbakır'daki bütün kurumlar, çevreler, seçilmiş muhtardan Büyükşehir Belediyesine kadar atanmış herkese çağrı yapıyorum; kayyum zihniyetinin devamı olanlara meşruluk sağlayacak herhangi bir işlem yapmayın."

Sezgin Tanrıkulu

25,047 views • 13 days ago

Özgür Özel: “Ekrem İmamoğlu’nun Yanındayız, Her Yerde Olacağız” CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının dördüncü gününde Saraçhane’de on binlerce kişiye seslendi. Özel, İmamoğlu’nun savcılık sorgusuna girdiğini belirterek, “Bu akşam Saraçhane’ye sahip çıkıyoruz. Ancak bundan sonra Ekrem Başkan’a yönelik herhangi bir kötü niyet veya haksızlık devam ederse, nereye gitmemiz gerekiyorsa orada olacağız. Bundan herkes emin olsun” dedi. “Saraçhane’yi Size Emanet Ediyorum” Özel, İmamoğlu’nun kendilerine “İstanbul’un emaneti Saraçhane’yi size bırakıyorum, orada olun” mesajını ilettiğini aktardı. Bu çağrıya uyduklarını ve Saraçhane’yi koruyacaklarını ifade eden Özel, “Ekrem Başkan’ın sorgusu en az 5 saat sürecek. Eğer mahkemeye sevk edilirse, süreç sabahın ilk ışıklarına kadar uzayabilir. Biz bu süreci yakından takip edeceğiz” diye konuştu. “Dünyanın En Çok İzlenen Videosu” Özel, dün akşam Saraçhane’de Ekrem İmamoğlu için hazırlanan ışıklı klibin 8,5 milyon kez izlenerek dünyanın en çok izlenen videosu haline geldiğini söyledi. “Bu, Ekrem Başkan’a olan sevginin ve desteğin bir göstergesidir” diyen Özel, sanatçı Zülfü Livaneli’yi sahneye davet etti. Zülfü Livaneli’den Coşkulu Performans Livaneli, sahneye çıkarak “Yiğidim Aslanım” ve “Ey Özgürlük” şarkılarını seslendirdi. Şarkılara alandaki kalabalık da eşlik ederken, Livaneli, “Ekrem İmamoğlu’nun ekmek kadar temiz, su gibi aydın bir belediye başkanı olduğunu biliyoruz. En kısa zamanda hak, hukuk, adalet ve Ekrem Başkan burada size seslenecek” dedi. Livaneli, konuşmasında gençlere seslenerek, “Sizi görünce ülkemin geleceği için umutlarım artıyor. Önünüzde hiçbir güç duramaz. Devrim ateşi sönmeyecek” ifadelerini kullandı. “Muhalefet Birlikte Hareket Ediyor” Özel, dün gece Saraçhane’ye tüm muhalefet partilerinin destek verdiğini belirterek, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak kendimizi bu meydanın sahibi değil, en önemli bileşenlerinden biri olarak görüyoruz. Tüm partileri, oluşumları ve burada sesini duyuran herkesi selamlıyorum” dedi. #ÖzgürÖzel #Ekremİmamoğlu #Saraçhane #CHP #Demokrasi #İstanbul

Nokta Atışı

23,276 views • 1 year ago

Sokaktaki dostlarımızın yaşam hakkı için bugüne kadar mecliste, sosyal medyada, basında hak temelli söylemleriyle sesini yükselten tüm vekillere, siyasi parti gözetmeksizin teşekkür ediyoruz. Ancak yeterli görmüyoruz çünkü "uyutma/ötenazi" maskesiyle gizlenen katliama aleni bir karşı çıkış görürken, birkaç milletvekili dışında kitlesel toplamalara ve hapsetmeye karşı güçlü bir "hayır" duymuyoruz. Özellikle ana muhalefet partisi CHP'nin genel başkanı Özgür Özel'den ve diğer il başkanlarından, her biri birer "ölüm kampı" olan geçici bakımevlerinde köpeklerin esarete alınıp tecrit edilmesi ve 6. maddenin kaldırılması planlarına karşı hiçbir karşı söylem işitmiyoruz. Özel, hâlâ iktidarın diliyle köpekleri sınıfsal bir ayrışmanın öznesi haline getirip hedef göstermekle kalmıyor, aynı zamanda asıl soruna işaret etmeden, esaretin şiddet olduğuna değinmeden "orta yol" bir siyaset benimseyerek temel sorunun etrafından dolanıyor. Anladığımız kadarıyla oy kaybetme endişesiyle "kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat" diyemiyor. Beşiktaş'taki nöbet alanımıza gelerek destek veren CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik'in Adalet Mitingi'nde yaptığı "katliam tasarısına hayır diyeceğiz" söyleminde ise, ne yazık ki yine toplama ve hapsetmeye karşı somut bir karşı çıkış göremedik. Bu sebeple CHP olarak "katliam" anlayışınızı açmanızı, köpeklerin barınaklara kapatılmasını da katliam olarak tanımlayıp tanımlamadığınızı bilmek istiyoruz. Soruyoruz: CHP tam olarak nerede duruyorsunuz? Sokakta yaşayan köpekler için gerçek bir ölüm-kalım meselesi olan, toplumsal adalet anlayışını kökten zedeleyebilecek bu kritik dönemde CHP başta olmak üzere tüm muhalefet vekillerinin ve parti başkanlarının hep bir ağızdan toplamalara ve barınaklarda hapsetmeye "de" HAYIR demelerini bekliyoruz. Toplama ve hapsetmenin ölüm anlamına geldiğini her fırsatta, Tarım ve Orman Komisyonu'nda, TBMM'de, basın demeçlerinizde ve sosyal medyada vurgulamanızı istiyoruz. CHP 🇹🇷 Özgür Özel #SokaktayımYanındayım #YaşamİçinYasa

Yaşam İçin Yasa #YaşamİçinYasa

14,876 views • 2 years ago

Hem kırgınım hem üzgünüm, geçtiğimiz günlerde bir çağrı yaptık dedik ki bizi neredeyse bütün basın kuruluşları sağ sol olsun hepsi duyurdular sesimize ses oldular sadece şu dört tanesi hariç dedik ve onlara da sesimizi duyurması için çağrı yaptık, Atv, Halk TV, Sözcü, ve A haber. Bu çağrıımıza ne yazık ki cevap vermesini beklediklerim değil Atv haber ve Sabah gazetesi hızlıca dönüş yaparak bizleri canlı yayınlara çıkardılar gazetelerine manşet attılar ve bugün ana haber bültenlerine dahi taşımışlar. Soruyoruz Diğer kalanların bizi ısrarla görmezden gelmesinin sebebi nedir? Siyasi ise eğer benim siyasetle işim olmasa da muhalif biri olduğumu herkes bilir hatta o kadar muhalif ki sosyal medyadaki geçmiş gönderilerimi görenler seni tutuklarlar diyecek kadar muhalifim, hatta o kadar muhalifim ki hiçbir siyasi partinin bizim kadar akıllı ve etkili muhalefet yaptığını sanmıyorum. Buna rağmen bizleri muhalefet görmezden geliyor ama iktidar gelmiyorsa ben bunun sebebini sorarım. kim ne derse desin umrumda da değil ben Ata tohumları için, dünya zehirlenmesin, hiçbir can zehirlenmesin diye kendi canımı bile hiçe saymışım kimseyi tanımam. Daha da ilginci istatistiklerime göre bizim farkındalığımızı en yüksek sayıda muhalefet seçmen destekliyor bizi görmezden gelenler kendilerine bile ters düşüyorlar. Bizim farkındalığımız siyaset üstüdür bugün tarım zehirlerinden ölenleri hayata döndüremezsiniz Allah göstermesin yarın bir hasta olduğunuzda size doğal beslenin denildiğinde anlarsınız nasıl bir yolda olduğunuzu, verimliliğini kaybettiğimiz Toprakları geri getiremezsiniz, kaybettiğimiz her Ata tohumunun neslini hiçbir laboratuvar geri getiremez. Her şeyi telafi edebilirsiniz ama doğanın tahribatını telafi edemezsiniz insanoğlunun yapamayacaklarını yıkmaya hakkı yok. Kim vicdanlı kim vicdansız, kim samimi kim riyakar babam olsa açık açık yazarım. Farkındalığımız büyüdükçe elbette ki her kesimin dikkatini çekmeli ve taleplerimiz hukuki yasal altyapı kazanmalıdır, bize bu işlere karışma diyenler olursa da bilsinler ki zaten ihtiyacımız olandan fazlasına karışmıyoruz

Fatih Çolak

75,014 views • 2 months ago

🔴 Kayyum atamasıyla halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aynı zamanda bir nefret suçu işleniyor. 🔴 Türkiye'nin bir bölgesinde halka; "Biz sizin iradenizi tanımıyoruz. Seçtiğiniz insanları belediye başkanı olarak görmek istemiyoruz ve görevden alıyoruz" deniliyor. 🔴 Ovacık Belediye Başkanımız çözüm sürecinde yani 2013-2014 yıllarında kaymakamın, savcının, ondan sonra yerel makamların isteğiyle bazı konuşmalar yapmış, bazı yerlerde bulunmuş. 🔴 Onların isteğini yerine getirmiş; bunu da çözüm süreci bozulmasın diye yapmış. Onların gidemediği yerlere gitmiş, onların gidemediği işleri kolluğun ve idari makamların bilgisiyle yapmış. 🔴 Ne zaman oldu? 2013. Ne zaman dava açılmış? 10 yıl sonra. Ne zaman sonuçlandı? Seçimden 7 ay sonra. 🔴Adil yargılama olmadan, savunma alınmadan Adalet ve Kalkınma Partisinin gündemine uygun bir siyasi mühendislikle yargı böyle bir mahkumiyet kararı verdi. 🔴Siz burada Tunceli halkının, Ovacık halkının iradesine saygı göstermezseniz bu yurttaşlar nasıl Ankara'ya saygı gösterecekler? Nasıl bizim devletimiz diyecekler? 🔴 Adalet ve Kalkınma Partisi bölücülük yapıyor. Seçilmiş yerel yönetimler halka en yakın yer yönetim birimleridir. Belediyenin önünde beton duvar var, halkın seçtiği belediyenin binasının önüne beton bariyer çektiler ve bunu da hukuka aykırı yollarla yargı eliyle yaptılar. 🔴 Yargı bağımsız ve tarafsız değil. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bir aygıtına dönüştü. Tamamen hükümete bağlı, saraya bağlı bir yargı sistemi var. Onların talimatına ve onların siyasi gündemine uygun olarak soruşturma başlatıyorlar. 🔴 Eğer gerçekten Ovacık belediye başkanı suç işlemişse, 2013 yılından 2023 yılına kadar kamu görevi yapmasına neden engel olmadınız? 🔴 Adalet ve Kalkınma Partisi tam da bu dönemde toplumsal barışa en fazla ihtiyaç duyduğumuz zamanda ve en fazla ihtiyaç duyduğumuz yerde insanlara diyorsunuz ki ben senin seçilmiş belediye başkanını istemiyorum. Ona bir kılıf bulurum. 🔴 Nerede demokrasi? Nerede adalet? Nerede hukuk devleti? Nerede seçme ve seçilme hakkı? Nerede? 🔴 Buna boyun eğmeyeceğiz. Diz çökmeyeceğiz. Tıpkı buradakilerin dediği gibi: Diz çökmeyeceğiz. Boynu eğmeyeceğiz ve rıza göstermeyeceğiz bütün bunlara. 🔴 Bu belediyede daha önce de kayyum vardı. Bu kentin bütün değerleri ranta kurban edildi. Borçlandırıldı ve insanlar işsiz kaldı. 🔴Bunlara itiraz etmeye devam edeceğiz. Bunlarla mücadele etmeye devam edeceğiz. Hiç kimse de umutsuz olmasın. Burada, her yerde olacağız. Bu iktidar değiştirilene kadar da mücadele edeceğiz. #Tunceli #Ovacık #Dersim #kayyum #KayyumDarbedir Halk TV Ferit Demir

Sezgin Tanrıkulu

47,064 views • 1 year ago

Gelin size kadın kılığına girmiş bir şeytan göstereyim. CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, CHP'li Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede'nin tutuklandığı gece, 16 yaşındaki taciz mağduru Tuana'nın ailesine gidip şikayetlerini geri çekmeleri için baskı yapmış. Bir kadın, ayrıca da bir milletvekili, bir çocuk tacizi olayının üstünü örtmeye çalışmış. Korkunç... Tartışmasız bir şekilde sapıklığı gizlemeye çalışmak da sapıklıktır. CHP Giresun Milletvekili Elvan Gezmiş, hemen istifa etmeli, etmiyorsa ettirilmelidir. AK Parti'nin milletvekilleri bu kadın kılığına girmiş şeytan, milletin meclisini terkedene kadar orayı ana muhalefet partisine dar etmelidir. Bu, AK Parti'nin millete borcudur. Çocuk tacizcilerini koruyacak kadar hastalıklı bir zihnin o çatının altında varlığını sürdürebilmesi, her şeyden önce Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin şahs-ı manevisine hakarettir. Tacizci CHP'li olduğu için tacize uğrayan hemşehrisi bir çocuğu susturmaya çalışan, Giresun tarihinin ilk kadın milletvekili Elvan Işık Gezmiş, tacizcinin CHP'li olmadığı durumlarda ise bakın neler söylemiş. Şimdi ben kendisine bu aşağıdaki konuşmaları üzerinden bazı sorular sormak istiyorum. Belki bir milletvekili de sorularımı kendisine iletir. 1-) 2025 yılında katıldığınız TV programında cinsel suçların cezasız kalması durumunda suçu işleyenlerin cesaretleneceğini ve suçu tekrarlayacağını söyledikten sonra CHP'li Görele Belediye Başkanı'nın ceza almaması için aileye yaptığınız baskıyı Türk milletine nasıl açıklamayı düşünüyorsunuz? 2-) 16 yaşındaki bir çocuğu taciz eden 43 yaşındaki CHP'li belediye başkanını İstanbul Sözleşmesi kaldırıldığı için mi korumaya çalıştınız? -Bu sözleşme geri gelirse çocuklarımızı ve kadınlarımızı sizden de koruyabilecek miyiz? 3-) CHP'li Belediye Başkanları ve milletvekilleri herhangi bir psikolojik testten geçirilerek mi aday yapılıyor? -Çocuk istismarını gizlemeye çalışan bir birey olarak profesyonel yardım almayı düşünüyor musunuz? 4-) Hükümetimiz, çocuk tacizcisi belediye başkanı ve onu koruyan sizin gibi mevki sahibi kişilere yönelik ne gibi önlemler almalı, kadınlarımızı ve çocuklarımızı sizin gibilerden korumak için hangi adımlar atılmalı? 5-) Türkiye'deki herkes sizin gibi çocuk tacizlerinin üstünü örtüyor olsaydı şu an konuşmanızda bahsettiğiniz "Dünya cinsiyet ayrımcılığı raporu"nda kaçıncı sırada olurduk? -Gana, Tanzanya ve Katar'da da sizin gibi çocuk tacizcilerini alkışlayan milletvekilleri var mı? - Ne zaman istifa edip milletin meclisini terk edeceksiniz? Elvan Işık Gezmiş CHP 🇹🇷 AK Parti Dr.Asu Kaya Aylin Nazlıaka 🇹🇷

Abese İrca

102,561 views • 3 months ago

Erdoğan Cumhurbaşkanı olduktan sonra, 18 Mart 2015’te Harp Akademileri’ni ziyarete gelmiş ve tüm personele bir konuşma yapmıştı! Konuşmasında 17-25 Aralık hırsızlık ve yolsuzluk operasyonlarını ülkeyi ele geçirme girişimi olarak nitelendirmiş, Ergenekon-Balyoz sürecine ilişkin “kandırıldıklarını” ifade etmiş ve sonrasında davaları bir anda nasıl kapattıklarını anlatmıştı! Konuşma sonunda; dönemin Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, Kara Kuvvetleri Komutanı Hulusi Akar, Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Bostanoğlu Erdoğan’ı ayakta alkışlamışlardı. Ordu aslında tüm bu olanlara tepkiliydi. Ancak bu tepkiyi ifade etmek, ordunun tavrını ortaya koymak yerine, yolsuzluk ve hırsızlıkları normalleştirmişlerdi! Ergenekon-Balyoz sürecinde savcılığa soyunmuş, 17-25 Aralık’ta yolsuzluk dosyaları çarşaf çarşaf çıkmış, diploması dahi tartışmalı durumdaki birini ayakta alkışlamak, tüm bu yapılanlara dolaylı destek vermek anlamına geliyordu. Bu ülkemiz açısından da bir kırılma noktasıydı. Ordunun başındakilerin bu tavrından güç alan Erdoğan, derin devletle de anlaşarak, bu konuşmadan bir yıl sonra, 15 Temmuz kumpası ile o salonda bulunan ve bu manzaraya şahit olan subayların neredeyse tamamını tasfiye etti. Başta Suriye politikası olmak üzere rahatsızlığını açıkça dile getiren dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk önce Kuvvet Komutanlığı’ndan alındı, sonra da 15 Temmuz’un bir numaralı sanığı ilan edildi! Ergenekon-Balyoz Davası sanıkları ise terfi ettirildi. Hırsızlıklar, yolsuzluklar, derin devletin suçları el birliği ile kapatıldı! Bugün Meclis’te CHP sıralarından yansıyan görüntüler ve Özgür Özel’in konuşmayı ayakta alkışlaması aklıma şu soruyu getiriyor! Ülkedeki hukuksuzluklara ve enkaz haline rağmen; bu vaziyetin mimarı Erdoğan’ı ayakta alkışlamanızın getirisi ne? Ana muhalefet partisi olarak sorgulamanız gereken bu rejim verdiğiniz dolaylı destekle muhalefet sırasında oturanlara, benzer haksızlık ve hukuksuzlukları yapma cesareti almaz mı? Daha da önemlisi, “verdiğiniz bu desteğe karşılık sizler neleri kapatıyorsunuz” sorusu akla gelmez mi?

Mehmet Dağcı

104,835 views • 1 year ago

Siyasi Tarihin En İlginç Partisi Pavyondan Kulübe: Yeni Parti Dünya siyasi tarihinin en ilginç partisi kuruluyor; 24 saat içerisinde yaşananlar Yeni Partinin geleceği hakkında ibret verici ipuçları ile dolu. Partiyi ilan etmek için merkür retrosunun bitmesini beklediler, retro bitince önce cuma namazına sonra kulübe gidiyorlar. Böylelikle altı ok gömleğini çıkarıp trolcülük,astroloji ve falcılığı yeni partilerin temel ilkeleri haline getirdiler. Pavyon kapısında ele geçirmeye çalıştıkları partide yok hükmünde sayılınca kulüplerde kendilerine yeni bir parti kurmuş oluyorlar. 91 CHP milletvekiline yeni parti kurucular listesine imza attırdılar, bu arada atılan imzalardan birinin yeni partinin tüzüğünün ve programına dair olduğu kimsenin umrunda olmadı. Sahi ne yazıyordu tüzükte? parti solcumuydu sağcımıydı , siyasi yelpazenin neresinde yer alıyordu, o saate kadar daha belli değildi. Açıkçası imza atan kimsenin umrunda da değildi. Hiç seçime girmeden ana muhalefet oldular, ilk muhalif cümlelerini CHP‘ye karşı kurdular. Kendileri son güne kadar CHP’nin imkan ve olanaklarını kullandılar, CHP rozetlerini son ana kadar yakalardan çıkarmadılar ama onlara inananlar CHP kimliklerini ülkenin dört bir yanında çoktan makasla kesmeye başlamıştı. Hem niye kesmesinlerdi, nasıl olsa astrologlarına ve falcılarına göre iktidar yakındı. “Parti tutacak sizi de yeniden milletvekili yapacağız” dedikleri CHP’den apardıkları vekiller giderken kalanlara “Ekimde nasıl olsa geri döneriz” diyorlardı ama giderken babaevine “Allah’a ısmarladık” diyen olmadı. Arkalarına bile bakmadan gittiler grup bütçesindeki parayı da aralarında üleşerek gittiler. Bütün bunlar olurken rüşvet, zimmet , nitelikli hırsızlık, ihaleye fesat karıştırmak, çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve yönetmek suçlarından tutuklu bulunan Yeni Pati kurucularının ekip arkadaşları cezaevlerinde partilerinin kuruluşunu gururla ve umutla izlediler. Öyle ya parti iktidar olacaktı ve dönüp onları da kurtaracaktı. Aynı saatlerde CHP’yi talan edip gidenler CHP’de kalanlara hain demeye devam ediyordu. Machiavelli bile bu kalacağını hayal edememiştir. Ağla sevgili yurdum ağla…

İnan Akgün Alp

111,824 views • 1 day ago

Özgür Özel'in kurduğu en kritik cümle, satır arasında saklı... "Biz bu milletin önüne bir sandık koymak için her yolu deneyeceğiz..." İktidarın onayı olmadan gelecek resmi sandık ancak "ara seçim" olur. Ara seçim mevcut şartlarda bir tür siyasi balistik füzedir. Seçim kanununa göre meclisin %5'i yani toplamda 30 vekil koltuğu boşalırsa üç ay içerisinde ara seçime gidilmesi gerekiyor. Halihazırda 7 vekil sandalyesi boşta. Yani 23 vekilin daha istifa etmesi halinde ara seçim yapılması gerekecek. Bu durumda vekil boşalan her şehrin katıldığı seçim söz konusu. Şayet vekil istifaları farklı şehirlerde gerçekleşirse, hayli fazla seçmenin, en az 20 şehrin katılacağı bir tür erken genel seçim prototipini tetiklemek mevcut. Bu boyutta bir girişim en son 10 şehrin yer aldığı 1986 ara seçiminde yaşandı. Ara seçime gidilmesi halinde ilk kez iktidarın oyun kurucu olmadığı bir siyasi hesaplaşma yaşanır. Siyasetin gidişatına iktidar değil muhalefet karar vermiş olur. Üstelik İnce ve Özdağ'ın hatta İmamoğlu'nun milletvekili aday gösterilmesi halinde bir ara seçimden ziyade büyük bir meydan okuma gerçekleşir. Bu isimler kazanırsa meclise girer. Kazanmalarına rağmen meclise girmelerine müsaade edilmezse o vakit çok daha büyük bir mağduriyet gerçekleşir. Ara seçimin yaratacağı pratik netice CHP'nin yerel seçimden sonra genel seçimde de birinci parti iddiasını gösterme şansıdır. CHP'nin yaşanan son hadiseler neticesinde sandıkta güçlü bir destek yakalaması, milletin iktidara verdiği desteği çekmeye başladığı manasına gelir. Ve en önemlisi, muhalif kitle, bir seçim heyecanı ve zaferi ile büyük oranda konsolide edilir. CHP, önceki seçime nazaran daha yüksek oy oranı almayı başarırsa, arzuladığı erken seçim için daha güçlü ve meşru bir talep oluşturmuş olur. İktidarın seçime yanaşmaması ise bu kez korkaklık olarak anılabilir. Tabi, böyle bir seçimin artıları olduğu kadar riskleri de mevcut. İstifa edenler muhalif vekiller olacağından CHP'nin meclisteki sandalye sayısını artırması mümkün olamaz. Oy oranlarının düşmesi halinde ise son gelişmelerin yarattığı dalga büyük bir yara alır. Yani taarruzu yapan muhalefet iken zaferi elde eden iktidar olur. Artılar, eskiler, riskler ve hesaplar... Şunu unutmamak gerek. Siyasette yalnızca doğru hesap yapan ve doğru yerde risk alanlar kazanır. Özgür Özel'in "bir şekilde sandık" açıklaması bana kalırsa ara seçimin gündemde olduğunu gösteriyor. Fakat bu siyasi balistik füze kullanılır mı, kullanılmaz mı, onu zaman gösterir.

Con Sinov

949,632 views • 1 year ago

Ülkemiz 1984'ten bu yana 40 seneyi aşan bir sürede bir terör örgütünün ağır, alçakça saldırılarını yaşadı ve yaşamaya devam ediyor. Bu terör örgütünün siyasette sahip olduğu uzantılar terör örgütüyle ve terörle bu 40 sene içerisinde aralarına mesafe koymayı her seferinde reddettiler. Yerel demokrasi gerçekten olağanüstü değerlidir. Yerel demokrasi, demokrasinin gelişmesinin, güçlenmesinin ana şartlarından ve ana kaynaklarından birisidir. Ama yerel demokrasiyi halka hizmet değil ülkeden ayrılmanın, Türkiye'nin toprak bütünlüğünden kopmanın aracı olarak görürseniz o zaman amacınız halka hizmet değil ülkeyi bölmektir. Pervin Buldan'nın Iğdır'da seçimleri kazanınca, ‘Iğdır Kürdistan'ın sınırları içerisine girmiştir’ açıklamasını yaptığını unutmadık ve unutmayacağız. DEM’in daha önce diğer örgütle ilişkili partiler dizisinin ne yazık ki halka yerel hizmet götürme anlamında çabaları bir tarafa bırakıp örgüte yardım için ve dağdaki terörist unsurlara lojistik destek sağlamak için birçok kez faaliyet gösterdikleri devletin istihbarat yetkililerinin, jandarma ve polis yetkililerinin tespit ettiği bir husus olmuştur. Bundan dolayı Türkiye kendisini terör örgütüne ve terör örgütüyle aynı çizgide olan yaklaşımlara karşı savunmak zorundadır. Ancak, Cumhuriyetimiz İstiklal Harbi’yle kurulurken savaş içinde dahi hukukla kurulmuş bir devlettir. Batı cephesinde Çerkez Ethem kuvvetleri, İstiklal Harbi'ne ihanet edenleri yakalamış ve asmışlardır. İsmet Paşa talimat vermiştir, ‘Yargılamadan olmaz.’ Önce yargılatmıştır. Sonra bu yetkiyi ordu bünyesine almış ve kendisi yargıladıktan sonra cezasını vermiştir. Yani devleti kurarken hukukla kurduk, bugün de devleti savunurken hukukla savunmalıyız. Ondan dolayı biz Zafer Partisi olarak bir süre önce kamuoyunda da çok tartışılan Cumhuriyet Halk Partisi Eski Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu'yla yapmış olduğumuz görüşmelerde kayyum müessesesinin gerekli olduğunu fakat bunun yargı kararıyla olması gerektiğini protokolümüze geçirttik. Bugün de terörle ilişkili olduğu düşünülen, tespit edilen belediye başkanları ancak yargı kararıyla görevden alınmalı noktasındayız. Ahmet Özer'in özeline gelirsek, doğrusu, Zafer Partisi olarak en fazla muhalefet ettiğimiz aday olmuştur kendisi. Ben üç defa Esenyurt'ta sahaya çıkarak seçilmemesi için çalıştım ve sahada bildiri dağıttım, afiş astım ve seçilmemesine çalıştım. Fakat onun da yargı kararıyla, ben bu siyasi mücadeleyi veririm, fakat onun da yargı kararıyla ve usulüne uygun bir şekilde Türk Devletine yakışır bir şekilde görevden alınması gerektiğini düşünüyoruz. Bunlar kadar önemli belki bunlardan daha önemli olan husus bugün yaşananlar. Sayın Bahçeli'nin açıklaması, daha sonra kayyum ataması süreci ki bunun devam edici anlaşılıyor. İktidar bloğunun önceden tasarladığı ve adım adım yaşama geçirdiği uygulamalar. Bunu tahlil etmeden bunun Ortadoğu'daki bölgesel gelişmeler ve Türkiye'de Recep Tayyip Erdoğan'ın ölene kadar Cumhurbaşkanı olmasını sağlayacak anayasal değişikliklerle ilişkisini görmeden meseleyi doğru tahlil etmek ve doğru tepki vermek doğru olmaz inancındayız. Bu konudaki görüşlerimizi de Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ile paylaşması için Sayın Başkan ile paylaştık. Bundan sonra da Türkiye'nin menfaatine olan her konuda Zafer Partisi olarak görüşlerimizi kamuoyu ile ve değerli siyasi muhataplarımızla paylaşmaya devam edeceğiz.

Ümit Özdağ

702,446 views • 1 year ago

BU HUKUK DIŞI YÖNTEMLERİNİZE KARŞI YA BİR YOL BULACAĞIZ YA DA BİR YOL YAPACAĞIZ! Türkiye’de anayasada yazılı olan düzen maalesef değişti; Siyaset Bilimi literatüründe bu düzenin adı 'Seçimli Otokrasi'dir. Mantık şu; seçim olsun, ancak her zaman Adalet ve Kalkınma Partisi ve onun lideri kazansın; başka bir seçenek ortaya çıkmasın. Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili olarak Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği karar da bu anlayışın bir göstergesidir. Otokrasilerde siyasal iktidar ya bir kişinin ya da bir grubun elindedir. O kişi ya da grup devletin bütün kurumlarını kontrol eder. Meclis etkisiz hâle getirilir. Yargı bağımsız ve tarafsız olmaktan çıkar. Denge ve denetleme mekanizmaları ortadan kaldırılır. Bugün karşı karşıya olduğumuz karar da bu anlayışın bir ürünüdür. Neden? Çünkü 2023 seçimlerinde iktidarın sandık yoluyla değişebileceği görüldü. Seçim ikinci tura kaldı. Ancak 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi çok ağır bir yenilgi aldı. Önümüzde yeni seçimler var. Bu seçimlerin sonucunun, seçim gününe bırakılmadan garanti altına alınmak istendiğini görüyoruz. Seçimli otokrasilerde bunun yolu bellidir: Ya rakiplerinizi ve adaylarınızı devre dışı bırakırsınız ya da iktidarı değiştirme potansiyeline sahip siyasi partileri etkisiz hâle getirmeye çalışırsınız. Nitekim bunu yaptınız. Cumhurbaşkanı adayımız ve seçilmiş bir belediye başkanı olan Ekrem İmamoğlu’nu tutukladınız. Hakkında yürütülen soruşturmalar 14 aydır sürüyor. Eğer bu süreçten istediğiniz sonucu alabilseydiniz, belki de bugün Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik bu operasyonu gerçekleştirmeye ihtiyaç duymayacaktınız. Ancak sonuç alamadığınız için şimdi hukukla açıklanamayacak başka bir yola başvuruyor, rejimin temel ilkelerini ortadan kaldırıyorsunuz. Bakınız, Anayasa’ya göre siyasi partiler demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi partilerin varlığı, faaliyetleri, kongreleri ve seçimleri; herhangi bir üyenin ya da delegenin herhangi bir zamanda açacağı davalarla sürekli tehdit altında bırakılamaz. Çünkü siyasi partilerin işleyişi seçim yargısının denetimine tabidir. Bu hem Anayasa’da hem de Siyasi Partiler Kanunu’nda açıkça düzenlenmiştir. Son derece yanlış bir iş yapıyorsunuz. Üstelik yarın aynı yöntemler sizin için de kullanılabilir. Örneğin Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kuruluşundan bugüne kadar yapılan ilçe, il ve büyük kongrelerinin tamamına yakını tek adaylı gerçekleşmiştir. Bu durumda herhangi bir üye ya da delege, Türkiye’nin herhangi bir yerindeki bir mahkemeye başvurarak partinin işleyişinin demokratik esaslara uygun olmadığını ileri sürebilir. Açtığınız yolun sonucunda ortaya çıkabilecek tablo budur. “Bizim bundan haberimiz yoktu” demeyin. Kararın 15. sayfasını okumanızı tavsiye ediyorum. Karar, 5 Mart’tan önce verilmiş olmasına rağmen UYAP’a yüklenmemiş. Neden? Yüksek Seçim Kurulu’nun yapısının değişmesi beklenmiş. Bu değişiklik 6 Mayıs’ta gerçekleşmiş. Ardından bayram tatili beklenmiş ve karar daha sonra UYAP’a yüklendi.

Sezgin Tanrıkulu

12,442 views • 1 month ago

SONUNDA ÖZGÜR’E DAVAYI AÇTIRDIK! NİHAYET!.. AYLARCA SUSTU AMA BİZİM SESSİZ ÇOĞUNLUK BASTIRDI VE 20 MİLYON DOLAR ARTIK MAHKEME KONUSU! BENİM GİZLİ TAKİPÇİMMİŞ! Sonunda Özgür’e davayı açtırdık. Nihayet! Ayarca sustu ama bizim sessiz çoğunluk bastırdı ve 20 milyon dolar, artık mahkeme konusu! Ayrıca, meğer Özgür Özel benim iyi takipçimmiş! Özgür Özel, bana Ankara 19. Asliye Hukuk’ta. 150 bin liralık bir dava açmış. Ama gelelim, içeriğine. Benim sorduğum soruya net bir cevap vermek yerine, çapkınlıkta yakalanmış adam gibi “Ne alakası var, saçmalıyorsun” gibi sözler sarfetmiş. Ben de diyorum ki: 1-Sayfalar dolusu yazı yazmışsın ama bir cümle bile Muhittin Böcek’le Manisa’daki benzincide asla buluşmadım diyemiyorsun. 2-Aramızda 20 milyon dolarlık bir alışveriş asla olmadı diyemiyorsun. 3-Böyle bir şey yoksa, bu iki cümleyi kıvırmadan net kurardın. 4-Neden bu dava için 2 ay bekledin?.. Hatta neden haber çıktığında tekzip bile etmedin? 5-Bana açtığın davada, sürekli kendini Recep Tayyip Erdoğan’la kıyaslayıp, aynen şu cümleleri kuruyorsun: “Müvekkilimiz ana muhalefet partisi genel başkanı olup, mevkidaşı iktidar partisinin genel başkanıdır” Bu ne ya? Ne ilgisi var ya? Sen kim, Cumhurbaşkanı kim? Ayrıca bu davaya Erdoğan’ı neden karıştırıyorsun? 6-Yine şu sürekli kullandığın komik lafı bana da,mahkeme dilekçesinde yazmışsın.Şöyle ki: “Son yerel seçimlerden Türkiye’nin birinci partisi olarak çıkmış ana muhalefet partisi liderinin bu şekilde karalanıp hedef gösterilmesi sadece ona değil, partisine gönül vermiş milyonlarca yurttaşa ve dahi parlamentonun kurumsal kimliğine ağır bir saldırı teşkil etmektedir.” Efendim, birinci partiymiş de onun başkanıymış da! Zaten milletvekili olmanın avantajıyla insanlara yapmadığın hakaret kalmadı ama ya mecliste dokunulmazlığın kaldırılırsa!Sen o kadar laf ediyorsun,ben sana laf edince mi batıyor? Bazı şeyleri direkt ortaya dökmüyorsam,bu da senin milletvekili olarak hukuken “korunman” yüzünden!Ama zamanı gelecek. Seni gidi otel faresi seni! Kulağıma geldiğine göre sen de Ekrem gibi İstanbul’da otellere düşmüşsün,o nedenle bir türlü Ankara’ya gitmek istemiyormuşsun. Bak, ben o senin Tele’lere benzemem. Hani 1’di, şimdi 2 oldu diyorsun ya Teleler için. Bir de kanal bayağı senin gibi hareket ediyorsun. Bu otel lafını da boşa etmem biliyorsun,takipteyim seni!

Siberhabertv

56,255 views • 8 months ago

"Kandırılmış, marjinal örgütlerin pençesine düşmüş dahi olsa, bizim millet ve memleket düşmanlarına kaptıracağımız tek bir gencimiz olamaz." Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: ▪ 23 yıllık başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı görevim boyunca yüzlerce farklı ülkeden binlerce siyasi temsilciyle görüştüm. Bunların arasında pek çok muhalefet lideri de vardı. ▪ Şunu çok net söylüyorum; bunlardan bir tanesinin bile bize kendi ülkesini şikâyet ettiğini, kötülediğini, kendi ülkesine karşı bizden yardım istediğini görmedik, duymadık. ▪ Ama bizdeki muhalefet, uluslararası her platformda, kendilerine her mikrofon uzatıldığında bunu yapmaktan kaçınmadı, kaçınmıyor. ▪ Ancak önceki gün, bizim de tahmin edemeyeceğimiz yeni bir eşik aşıldı. Son olarak Batıya yalvaracak kadar kontrolü kaybettiklerini gördük. ▪Öyle büyük bir akıl tutulmasıyla karşı karşıyayız ki; Cumhuriyeti kurmakla övünen bir partinin genel başkanı çıkıyor, resmen "siyasi mandacılık" talep ediyor. ▪ Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı, Gazze soykırımındaki ikiyüzlü yayınları sebebiyle itibarını kaybetmiş bir yabancı medya kuruluşundan süklüm püklüm yardım dileniyor. ▪ "Kendimizi terk edilmiş hissettik" diyor. Yani "Yolsuzluk yapanlara niye destek olmadınız", demeye getiriyor. ▪ Meselenin daha hazin tarafı ise şudur değerli kardeşlerim. Bu zat, ülkesini yabancılara şikâyet ederken utanmıyor, yüzü kızarmıyor; "ben partimi ve kendimi niye bu hale düşürüyorum" sorusunu sormak aklına dahi gelmiyor. ▪ "Batının ev zencisi" deyince de bu sefer bize kızıyorlar. "Mandacı" deyince bize öfkeleniyorlar, bize saldırıyorlar. İyi de sizin söylediklerinizin, İngiliz Muhipleri Cemiyetinden ne farkı var? ▪ Ülkesini yabancılara şikâyet etmek, Batı'dan medet ummak, Türkiye'nin ana muhalefet partisinin genel başkanına yakışıyor mu? ▪ 100 yıllık Cumhuriyet Halk Partisini, sırf yolsuzlukları savunmak adına, böyle aciz bir duruma düşürmekten hiç mi hicap duymuyorsunuz? ▪ Buradan aziz milletime soruyorum… Böyle bir siyasetçi ülkesinin çıkarlarını emperyalistlere karşı savunabilir mi? Ekranlarda yardım dilenen biri, emperyalistler karşısında dik durabilir mi? ▪ Elbette duramaz, savunamaz, milletin menfaatlerini koruyamaz. Sayın Özel'e bir kez daha kendini toparlamasını, yolsuzlukları aklamak için kendisini bu kadar yormamasını tavsiye ediyorum. ▪ Aziz Kardeşlerim…. Milletiyle gönül bağı kopmuş bu zihniyet ne yaparsa yapsın, biz inadına "Türkiye" diyeceğiz. Demokrasiden, hukuktan, meşru ve makbul çizgiden sapmayacağız. Öfkenin, aklı ve vicdanı esir alan zehirli diline asla bulaşmayacağız. Bizi çekmek istedikleri tuzaklara düşmeyecek, bu kirli oyunlarda aldanan da, aldatan da olmayacağız. ▪ Tabii ki bu süreçte kamu düzeninin bozulmasına da göz yummayacağız. Yüzünü kapatan, polise saldıran, işinde-gücündeki insanlarımıza tebelleş olan kim varsa, emniyet birimlerimizle gerekli müdahalelerde bulunacaktır. ▪ Şunun da bilinmesini isterim: Kandırılmış, marjinal örgütlerin pençesine düşmüş dahi olsa, bizim millet ve memleket düşmanlarına kaptıracağımız tek bir gencimiz olamaz. ▪ Onları da bir şekilde kazanmakla, onları da bir yolunu bulup iyiye, doğruya, ülkesinin ve milletinin safına katmakla mükellefiz. ▪ Sivil toplum kuruluşlarımızın yanı sıra, ailelerimizin de bu çabalarımızda devletine destek olması gerekiyor. ▪ Ailelerimiz, bin bir emekle büyüttükleri çocuklarını belediyeleri yağmalayan suç örgütlerinin sinsi planlarında kullandırmasınlar. ▪ Ana muhalefet partisini esir almış bir avuç belediye soyguncusunun evlatlarının hayatını karartmasına, paçalarını kurtarmak için evlatlarını canlı kalkan olarak öne sürmesine ailelerimiz izin vermesinler. 📍 9'uncu Millî İrade İftarı

Fahrettin Altun

90,611 views • 1 year ago

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Sirkeci- Kazlıçeşme Raylı Sistem ve Yaya Odaklı Yeni Nesil Ulaşım Projesi açılış törenindeki konuşmalarından... ▪ Bundan 30 sene önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak devraldığımız sorumluluğu, daha sonra Başbakan ve Cumhurbaşkanı sıfatıyla taşımayı sürdürdük. Bu 30 yıllık süreçte nelerle karşılaştığımızı, hangi badirelerin, hangi zorlukların üstesinden geldiğimizi milletimiz çok iyi hatırlıyor. ▪ Terör örgütlerinin eylemlerinden 15 Temmuz ihanetine, “Ordu göreve” pankartlarının asıldığı Cumhuriyet mitinglerinden İstanbul’un sokaklarının tarumar edildiği Gezi vandallığına kadar nice saldırıya maruz kaldık. ▪ İktidar partisi olarak her iki kişiden birinin oyunu aldığımız bir dönemde uyduruk gazete kupürleri üzerinden partimiz kapatılmaya çalışıldı. ▪ Kendini milletin seçtiklerinden üstün gören bürokratik oligarşinin sabotaj girişimlerinin ardı arkası hiç kesilmedi. Uluslararası yayın organlarının manşetleri üzerinden doğrudan şahsımız ve hükümetimiz hedef alındı. ▪ Hak ve özgürlükler alanında attığımız her adım, bu ülkenin ana muhalefet partisi tarafından iptal ettirilmek üzere sürekli mahkemelere götürüldü. İstanbul başta olmak üzere ülkemize kazandırdığımız vizyon projeleri, yine CHP zihniyeti ve Gezici tayfa tarafından hep engellenmek istendi. ▪ Ne yaparsak yapalım, içeriğine, mahiyetine, faydasına bakmadan daima takoz koymanın çabasında oldular. Daha burada tek tek saymaya kalksak, saatler sürecek sayısız engelle karşılaştık. ▪ Ama tüm bunlara rağmen ülkeye ve millete hizmet yolundan sapmadık. Rabbimizin şahsımıza bahşettiği her nefesi; 81 vilayeti ve 85 milyon vatandaşıyla tüm Türkiye’ye hizmet etmek için harcadık. ▪ Bugün geriye doğru şöyle baktığımızda; sadece Fatih’in emaneti olan bu aziz şehirde değil, 783 bin kilometrekarelik vatan toprağının her bir karışında izimizin, eserimizin, mührümüzün olduğunu görüyoruz. ▪ Türkiye’yi ulaştırmadan sağlığa, turizmden ticarete, teknolojiden savunma sanayiine, güvenlikten tarıma kadar her alanda 3-5-10 kat büyütmenin haklı kıvancını yaşıyoruz. #TürkiyeHızlanıyor ▪ Biz artık gençlerimizin zamanının misafiriyiz. Şimdiye kadar şerefle taşıdığımız emaneti, aydınlık yarınlarımızın teminatı olan TEKNOFEST gençliğine inşallah gururla teslim edeceğiz. ▪ İnşallah bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da “Halka hizmet, Hakka hizmettir” düsturuyla gönüller yapmak, gönüller kazanmak için koşmaya, koşturmaya devam edeceğiz.

Fahrettin Altun

97,012 views • 2 years ago

Mansur Yavaş'ın CHP'yi terk edeceğini hiç düşünmüyorum Ancak, Mansur bey dün ketenpereye getirildi. Özel ve ekibi, Mansur beyi; hile ve desiseye maruz bırakarak tuzağa düşürdü. Sonunda bir ÇAĞRIM var ama öncesinde ifade etmem gereken noktalar var. Ketenpere, hile, desise sözcüklerini neden kullanıyorum: Mansur bey, 1- Dün, belirgin bir baskıyla ve yoğun propagandayla, düşünemez hale getirilmiş bir kitlenin linciyle korkutuldu. 2- Adnan Beker ve Cemal Enginyurt ile otobüs içinde çekilen, büyük tepkilere neden olan, içinde bulunmaktan rahatsız olduğu bir fotoğrafa maruz bırakıldı. (Fotoğrafta diğer üç figür gülerken Mansur beyin o fotoğrafta gergin yüz ifadesiyle yer alması bunun kanıtı niteliğinde.) 3- Anıtkabir'de absürt ÇELENK olayına ortak edildi. Üzerinde "Özgür Özel CHP Genel Başkanı" yazan çelengin ucundan tutturuldu. 4- Kirli olaylarla anılan Ali Mahir Başarır ve Murat Emir ile kol kola aynı kareye sokuldu. O sözcükleri kullanmam bundan. Oysa Mansur Yavaş, Mutlak Butlan kararının ardından kritik iki mesaj vermişti; 1- Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. 2- Yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağının açıklanması ve sürecin demokratik teamüller içerisinde işletilmesidir. PEKİ NE OLDU Birincisi, 'Yok sayılamaz' dediği mahkeme kararına rağmen, 'genel başkancılık' oynayan Özgür Özel'in, partinin kurumsal genel merkezinde yasal genel başkanın düzenlediği resmî bayramlaşma töreniyle aynı saate düzenlenen 'PARALEL' etkinliğe katılması zorlanarak, 'yok sayılamaz' denilen mahkeme kararını yok saydığı algısı yaratıldı. İkincisi, Anıtkabir'de taşınan çelenk üzerindeki yazıyla da 'yok sayılamaz' dediği kararı yok saydığı tescillendi, resimlendi ve kamuoyuna gösterildi. Özgür Özel'in çelenk üzerinden yaşattığı rezillik de cabası. GÜVENPARK'TA NE DEDİ Mansur Yavaş, Güvenpark'ta; 1- Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey birbirimizi zayıflatmak değil, ortak demokratik zemini güçlendirmektir. 2- Çağrımı bir kez daha tekrar ediyorum; Cumhuriyet Halk Partisi en kısa zamanda yeniden kurultaya gitmelidir! 3- Bırakın parti içinde bölünmeyi, tam tersine tüm muhalefeti bir araya getirecek çalışmaları başlatarak bu oyunu bozalım. Kısaca; ortak akıl yürüterek, birlik ve beraberliğin sağlanması önerisinde bulundu. YAVAŞ'IN GENEL TAVRI NEYDİ Mansur Yavaş'ın daha önceki tavrı da şöyleydi: Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak önceliğimi belediye hizmetlerine veren biriyim ve işime odaklanıyorum. SONUÇ Mansur başkan, kendisini parti içinde oluşan iki ayrı grubunun uzlaşması yönünde çabalara vakfedecekken, bir anda kaotik bir durumun içine düştü. Ya da düşürüldü. ÇAĞRIM Mansur başkana naçizane çağrım şu yönde olacak: Değerli başkan, önceliği belediye hizmetlerine veren ve işine odaklanmış bir siyasetçi olma pozisyonuna dönerek, son iki açıklamadaki birlik ve beraberlik çağrısı ile uzlaştırmacı bir siyasi figür kimliğine bürünmeniz, yaşanan sürece en büyük katkınız olacaktır. Bu durumda, size kurulan oyun bozulur, yürütmüş olduğunuz siyasi süreciniz normal rayına oturur. Sayın Bülent Kuşoğlu'nun sizinle ilgili yapıcı açıklaması da Kemal bey kanadından iletilen önemli bir mesajdır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliğini korumakta ve CHP'de kalmaya devam edeceğiniz konusunda net bir duruşunuz olduğu hakkındaki kanaatim de tamdır. Bu çağrımı; bir dosttan, bir kardeşten samimi hatırlatma olarak kabul edin. Saygılarımla. CHP 🇹🇷 Kemal Kılıçdaroğlu Mansur Yavaş Bülent Kuşoğlu

Bülent Gürsoy

53,630 views • 1 month ago

Sorular; 1- Sinan Kaloğlu'nun "10 numara pozisyonu" için nasıl bir talebi oldu/olabildi. Dia Saba ve Traore hangi takımın oyuncusuydu? 2- Mehmet Altıparmak oynatmamış, Sina hoca(!) yetersiz bulmuş, peki Çekdar'ın sözleşmesini kim 2 yıl süreyle uzatmış? 3- "Kamuoyunda bizim çocuğumuzu(!) tartışmayız." diyen anlayışınızı mı yoksa kamp tarihinden günlerce önce "Git kendine kulüp bul, 15-20 milyon da para getir, gitmezsen de kenardan takımız izlersin." diyen anlayışı mı esas alacağız? Bu dille ilgili bir özeleştiri yapacak mısınız? Bu dile taraftar mısınız yoksa bu dil size rağmen mi kullanılıyor? 4- Çekdar'ın beyanına göre sizi aradığında bahsedilen diyalogla ilgili "Benim haberim yok, bana bir müsade et ben bir konuyu öğreneyim." minvalindeki cevaba istinaden kulüp başkanının haberinin olmadığı bu "karar(!) ve dili(!)" kim hangi yetkiyle kullanabiliyor? 5- Bugüne kadar resmi sayfadan veya sizin ağzınızdan yapılan açıklamalarda "Çekdar'ın ortaya koyduğu argümanları ne yalanladınız ne de karşısında somut bir argüman koydunuz. Çekdar'ın iddialarını onaylıyor musunuz yoksa karşısında somut argümanlar ortaya koyacak mısınız? 6- Sinan Kaloğlu'na "Çekdar bizim çocuğumuz" diyerek kalmasını önerirken "Burası süper lig, aynısını Besnik Hasi'ye yapabilir miyiz?" şeklinde bir yaklaşımla Çekdar'ın kampa katılmamasını Besnik Hasi'nin kararıymış gibi gösteriyorsunuz. Çekdar'ın kampa katılmaması yönünde yapılan ve bugüne bu konuda hiç kınama yapmadığınız "hadsiz ve özensiz" bildirim öncesi Besnik Hasi'nin Çekdar'a dönük raporunu kamuoyuyla paylaşabilir misiniz? Neticede Sinan Kaloğlu'nun raporunu sözlü olarak paylaştınız. Besnik Hasi'nin de raporunu paylaşabilirsiniz. Bunu özellikle soruyorum. Çünkü bende "bilgiye dayalı" Besnik Hasi'nin böyle bir değerlendirmesi olmadığına dair bir netlik var. 7- Birlikte çalıştığınız bir istişare yapısı var. Ve sizin yeniden başkan olduğunuz son kongrede bizzat Amed'in eş belediye başkanı ve kongre divan başkanı tarafından "Herkesin çok merak ettiği ve işinin sorun çözmek olduğu" söylenen istişareye bu sorunu çözmesi yönünde bir öneride bulundunuz mu? Bulunacak mısınız? 8- Kulübe yakın yayıncılar tarafından açıklandığına göre ki biz haberleri kulüpten değil onlardan alıyoruz, Diagne'nin Diyarbakır'a gelerek görüşme yapacağı bilgisine istinaden "Kamuoyu önünde tartışmaktan itina ettiğimiz bizim çocuğumuzu(!) da çağırıp görüşmeyi düşünüyor musunuz? 9- Bu güne kadar "Kamp davetinin yapıldığına dair bilgilendirmeler yaptınız ama bu tarihi hiç paylaşmadınız. Çekdar'a yapılan kamp davetinin tarihi 1 Temmuz. Yani takım zaten kamptayken yapılmış. Çekdar olayı piyasaya düştükten ve Çekdar'ın sizlerle diyalog arayışları sırasında "En azından izin belgesi yollayın." talebi sonrası hukukun işletilmesi amacıyla bürokratik olarak bir çağrı yapılmış ve neredeyse fiziken imkansıza yakın bir taleple ertesi gün saat 17:00'da Erzurum'da olması istenmiş. Bilindiği üzere 1 Ağustos'ta Çekdar'a verilen izin bitiyor ve yine bilgiye dayanarak Çekdar izin bitişi tarihinde Burdur kampına gelecek. Geldiğinde ona bir oda açacak mısınız? Yemekte masaya bir tabak daha koyacak mısınız? Bunları yapmazsanız ve Çekdar kendine bir oda tutup her antrenman saatinde saha kenarına geldiğinde "Bizim çocuğumuzu(!)" görmezden mi geleceksiniz yoksa hakkı olan formayı giyip Besnik Hasi'yi etkilemesinin yolunu mu açacaksınız? 10- Çekdar'a dönük bizzat dinlediğim bazı taraftar(!) tehditleri var. "Bizim çocuğumuzun(!)" bu tip iğrenç yaklaşımlara maruz kalmaması için kulüp ve kulüp başkanı olarak bir adım atmayı düşünüyor musunuz? , 11- Futbol takımı 11 kişiden oluşunca tevafuk işte, son soru da 11. soru oldu. Son olarak bu süreç uzar ve Çekdar'ın şu ana kadar iddia boyutunda olan söylemleri somut belge ve bilgilerle desteklenirse bunun karşısında ne tip bir karar almayı düşünürsünüz?

Barış Karabıyık

18,988 views • 9 days ago