Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

69,830 görüntüleme • 21 gün önce •via X (Twitter)

0 Yorum

Yorum bulunmuyor

Orijinal gönderinin yorumları burada görünecek

Benzer Videolar

Şu an Marsa gitmek için devasa roketler inşa ediyoruz, gezegenler arası koloniler kurmayı planlıyoruz ama kimsenin konuşmadığı çok daha büyük bir problem var ve bu problem uzay gemisinin motorunda değil tam olarak senin içinde. İnsan vücudundaki her bir hücrenin içinde sirkadiyen saat adı verilen genetik bir mekanizma var. Bu sadece ne zaman uykunun geleceğini belirleyen basit bir alarm değil. Tansiyonundan hormonlarına, mitokondrilerinin enerji üretmesinden hücrelerinin kendini yenilemesine kadar her şey bu saate bağlı. Ve o mekanizma, Dünyanın kendi ekseni etrafındaki 24 saatlik dönüşüne milimetrik olarak ayarlanmış durumda. Sen istesen de istemesen de trilyonlarca hücren Dünyanın kozmik hızına göre yaşıyor. Olay şu, bu ritim o kadar katı ki hafta sonu fazladan iki saat uyuyarak bile onu sıfırlayamıyorsun. Gündüz seni ayakta tutmak için kortizol basıyor, gece ise onarım moduna geçmek için dışarıdan ışık gelmemesini bekliyor. Akşamları tablete veya telefona baktığında bile beynine güneş hala batmadı mesajı gidiyor ve biyolojik saatin kalıcı olarak kayıyor. Sadece basit bir ekran ışığı bile trilyonlarca hücrenin senkronizasyonunu altüst edebiliyor. Şimdi şunu düşün, Marsta bir gün tam olarak 24 saat 39 dakika sürüyor. Başka yaşanabilir olduğu düşünülen ötegezegenlerde ise bu süre bazen 10 saat bazen 40 saat. Biz yapay zeka ile yepyeni malzemeler sentezleyebilir, nükleer motorlarla uzayda her yere gidebiliriz. Marsta kırmızı çölün ortasına devasa cam kubbeler kurabiliriz. Ama trilyonlarca hücremizin içine kazınmış olan o 24 saatlik Dünya Saatini yazılımla güncelleyemeyiz. Yani o devasa roketlerle başka bir gezegene adım attığımızda, kendi içimizde hala Dünyanın dönüş hızını yaşıyor olacağız. Marsın yerçekimine, radyasyonuna, atmosferine teknolojiyle meydan okuyacağız ama kendi DNAmızın içindeki o sessiz tik taklara yenileceğiz. Uzayı fethedeceğiz ama hücrelerimizin içindeki o 24 saatlik kozmik prangayı asla kıramayacağız. Belki de evrenin bize söylediği en büyük ironi bu, evrenin neresine gidersen git Dünyanın dönüşü hep senin içinde kalacak.

Deepcosmoss

242,103 görüntüleme • 25 gün önce