正在加载视频...

视频加载失败

💥Htalks: Çağlar Söyüncü %100 gitmeli. Hatta şöyle söyleyeyim; mesela yerli stoper Yiğit Efe mi Çağlar mı? Yiğit Efe'yi tutarım, o derece. Düşük maliyet, altyapı topçusu, gelişmeye açık. Çağlar olacak iş değil yani. Yiğit Efe en azından sakatlanmıyor.

27,514 次观看 • 4 个月前 •via X (Twitter)

0 条评论

暂无评论

原始帖子的评论将显示在这里

相关视频

🗣️Serdar Ali Çelikler: "Transfer sorumlusu olarak da iyi bir iş yapmadılar. Başarısız oldular bence. Onu da hep birlikte göreceğiz." 🎙️Ali Sunal: "Tek başına sorumlu değil tabii canım." 🗣️Serdar Ali Çelikler: "Onu anlatacağız. Cihan Bey bugün demiş ki, Talisca ile vedalaşıyoruz. Yanlış karar bir. Bir tane U23 oyuncusu alırsak alacağız. Alamazsak bizim kadromuz iyi. Transferi kapattık. Ben de diyorum ki ey Cihan Kamer ve ey Fenerbahçe. Yani Fenerbahçe! Cihan Bey diyor ki.. Daha doğrusu Cihan Bey, Aziz Bey, Aziz Yıldırım, Cihan Kamera, Oğuz Çetin, İsmail Kartaş dörtlüsü futboldan sorumlular bunlar. Yani siz bize diyorsunuz ki bizim savunmamız Sikriniar, Ake, Oppong, Yiğit Efe." 🎙️Ali Sunal: "Çağlar da yok." 🗣️Serdar Ali Çelikler: "5. stoperimiz de Mert Müldür. 4,5. stoperimiz. Sağ bekimiz Mert Mürdül'le Semedo. Sol beklerimiz Archie Brown'la Levent. 6 Şampiyonlar Ligi kaç maç kaldı kardeşim? 16 tane de ligin ilk yarı maçından bahsediyorum. 22. İki tane de kupa maçı olacak, 24. 24 maçta benim stoper hattım bu. Hatta 26-27 maçta ocakta da hemen başlar başlamaz alamayacağın için." 🎙️Ali Sunal: "Yani Allah korusun Ake ile Skriniar'ın da sabıkaları var sakatlıktan." 🗣️Serdar Ali Çelikler: "Yani benim 26 tane maçımda 4 tane stoperim Oppong, Yiğit Efe, Skriniar ve Ake. Benim 25-26 tane maçımda hepsi üst düzey maç, bunların en az 8-9 tanesi üst düzey maç, Guendouzi, Kante, İsmail. 4. oyuncumuz Bartuğ diyorsunuz." 🎙️Ali Sunal: "Asensio da var" 🗣️Serdar Ali Çelikler: "Ön taraf Asensio ve Asensio'nun yedeği de İrfancan Kahveci. Bu kadromuz çok iyi diyorsunuz ve şampiyon olacağız diyorsunuz."

Fener Global

32,901 次观看 • 1 个月前

🚨"Fenerbahçe'de planlama yanlış" 🗣️Serdar Ali Çelikler: "Bence yediler Talisca'yı ve yanlış yaptılar. Tekrar söylüyorum ben planlamanın anlatıldığı kadar iyi olmadığını düşünüyorum. Bakın bugün Fenerbahçe çıkan kadroya şöyle bir bakacağım. Bugün Fenerbahçe'nin çıkan 11'i var arkadaşlar ve yedek oyuncuları var. Hemen burada önünde Ederson. Şimdi bir çıkan 11'i boş verin. Yedek kulübesinden oyuna giren İsmail Yüksek, Romelu Lukaku, Levent Mercan, Nene, Bartuğ Elmas, Mert Müldür girebilirdi. Yiğit Efe Demir 3. stoper, Oppong 4i stoper. Marco Asensio ve Kerem Kerem Aktürkoğlu da sağlam diyelim. Sağlam diyelim. Ben gene de bu kadronun, bu kadronun her iki cephede bile birden yarışabilecek bir kaliteye sahip olduğunu düşünmüyorum. Şimdi Vedat ve Lukaku. Şimdi birbirine çok yakın iki santraforum var diyorsun. Asensio - Talisca diyorduk mesela, şimdi Asensio - İrfancan oldu. Şimdi Kerem - Nene diyorduk, Kerem - Oğuz oldu. Greenwood - Nene oldu. Hadi desin ki tamam. Archie - Levent. Ben Levent'i önde görenlerdenim. Ake - Skriniar 2 stoper Oppong - Yiğit Efe. Çağlar'ı artık herhalde sayan yoktur diye düşünüyorum. Dolayısıyla bu denklemde Semedo - Mert Müldür'de mesela Mert Müldür - Arda Okan olsa ne kaybedersin? Ne kadar fark eder Semedo'dan? Bunu düşünüyorum şimdi. Mert Müldür - Taha Rizespor'lu, ne kadar kötü olabilir Semedo'dan? O yüzden Semedo'yu yerim, Talisca'yı tutarım. Yani benim görüşüm bu. Ha Can Uzun aldım. Talisca'yı gönderdim. Can Uzun aldım. Yaklaşık 10 yaş gençleştim. 30 verdim ama bir yatırımdır. Ona bir itiraz etmem. Gene Talisca'nın yerini tutmaz ama yatırımdır. 30 milyonu ileride çıkartabilirsin Can Uzun'dan."

emrex1

178,216 次观看 • 1 个月前

İcardi Kalacak mı Gidecek mi 🤔🧐 Ersin Düzen Son Noktayı Koydu 🧐 🗣Veli Yiğit: Yağız bugün bir haber geçti gördün mü o Icardi ile ilgili? Maaşının yarısından biraz daha az teklif edildi diye kendisine. Yani bu 4 falan mı oluyor sence yıllık? 🗣Uğur Karakullukçu: Abi Icardi'nin bonuslarıyla birlikte biraz daha yüksekmiş. 🗣Veli Yiğit: Tamam 4 artı bonuslar falan mı acaba o zaman yani teklif edilen para? Yıllık ücreti olarak. 🗣Uğur Karakullukçu: Ya ben Icardi'ye iyi bir teklif olduğunu biliyorum. Brezilya'dan. Burada dengeyi bozan şey o bence. Ve Galatasaray'ın teklifinden de yüksek. Hem de ciddi yüksek yani. Yani Galatasaray'dan ayrılırsa ben Brezilya'ya gideceğim eminim. Öyle söyleyeyim. O kadar net bir teklif. 🗣Ersin Düzen: Sence ayrılacak mı peki? 🗣Uğur Karakullukçu: 60-40. Bence %60 ayrılacak. %40 kalacak. 🗣Ersin Düzen: Sence? 🗣Veli Yiğit: Ben İbre kalmaya daha yakına döndü gibi geliyor bana. Ben Galatasaray'ın teklifini kabul edeceğini tahmin ediyorum. 🗣Ersin Düzen: Valla benim dün aldığım bilgi demeyeyim de hissiyat İcardi sanki kalacak gibi. 🗣Veli Yiğit: Başkandan mı aldın abi hissiyatı? 🗣Ersin Düzen: Bilgi demiyorum. 🗣Veli Yiğit" Hissiyatı başkandan mı aldın? 🗣Uğur Karakullukçu: Yok bilgi yani öyle de zaten sorulmaz. 🗣Ersin Düzen: Yok sordum. 🗣Uğur Karakullukçu: Hani sana sormaz diyorsun. Sorsan da %100. Aldım abi sen yanıtı. Ben oradaydım. Ben şey yapmadım. 🗣Ersin Düzen: Ben çok sormayayım ha. Ben direkt sorarım. İcardi kalacak mı, gidecek mi diye. Sorarım yani. 🗣Uğur Karakullukçu: Bana sordular. Ben burada yaptım. Bana da Abdullah Bey sordu. Sen ne düşünüyorsun? Burada söylediğimi söyledim. 🗣Ersin Düzen: İcardi'nin kalıp kalmaması ile ilgili mi? 🗣Uğur Karakullukçu: Evet. 🗣Ersin Düzen: Ne dedin? Kalmaması mı lazım? 🗣Uğur Karakullukçu: Yok. Yayında söylediğimin aynısını dedim. Giderse gitmesinin doğru tarafları var derim ama kalırsa da Gülerim dedim ya sırıt bir şey olurum dedim. Hoşuma gider dedim. 🗣Ersin Düzen: Bilgi olarak değil, hissiyat olarak ben İcardi'nin kendisi ve çevresi tarafından gelen hissiyattan bahsediyorum ben. Yönetim zaten başkan onun kalmasını istiyor. Şöyle söyleyeyim, dün başkanla olan sohbetimizde başkan dedi ki İcardi'nin bizim şampiyonluklarımıza çok büyük bir katkısı var. Galatasaray'a çok büyük bir katkısı var ve bu zamana kadar da bizi hiç mutsuz etmedi dedi. Biz hiçbir zaman Icardi yüzünden mutsuz olmadık dedi ve onun kalması bizim için kıymetli olur bu bakımdan. Gelecek hafta yanılmıyorsam nenejeri buraya gelecek. Menejeri ile oturacaklar, konuşacaklar ve tekliflerini iletecekler. Ha o teklifle ilgili olarak da Icardi kabul eder veya etmez bilmiyorum. Fakat Icardi ve çevresi tarafından hissiyatımı da söyleyeyim ben. Icardi bence parayı maraya falan dert etmiyor. Yani ben o yüzden kalma ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyorum. Zaten öyle kalabilir. 🗣Uğur Karakullukçu: Çünkü çok iyi teklif var. Brezilya'dan 8 milyon euro yıllık teklif almış. 🗣Ersin Düzen: Alabilir. Çünkü orada yayın gelirleri çok astronomik rakamlara çıktı. Aşağı yukarı 125, 130, 150 bandına çıktı orada senelik kulüplerin gelirleri. Olabilir. Ama ben Galatasaray'da... Kalma ihtimalinin olduğunu düşünüyorum. 🗣Veli Yiğit: 2-3 milyon euro'luk bir fark gibi düşünüyorum ben şu an bunu. Mesela Galatasaray'a teklif edeceği ve Brezilya takımının verdiği teklifle ilgili olarak ben 2-3 milyon euro'luk farktan dolayı 🗣Uğur Karakullukçu: 2-3 milyon abi daha fazla. 4 diyorsan 2 kat abi. 4 net olsa. 🗣Ersin Düzen: Şimdi 10'dan 2'ye filan indiremezsin neticede. 10'dan indirebileceğin ne olur? 10'dan 4'e indirirsin, 5'e indirirsin. bonuslarla beraber onu yaparsın altı yaparsın. Aynen öyle. Bu da bence Icardi gibi bir oyuncu için makul bir maaş seviyesi olduğunu düşünüyorum ben. Ama ondan üçe ondan yani daha altına filan indirmem mümkün değil. Doğru mu? 🗣Veli Yiğit: Mevcut rahatını huzurunu da bozmak istemeyebilir. Mutlu olduğunu düşünüyorum İstanbul'da yani. Galatasaray'da mutlu olduğunu düşünüyorum.

Galatasarayultrataraftar

204,129 次观看 • 4 个月前

🚨Htalks'ta Fatih Terim'in Youtube videoları değerlendiriliyor! 🗣️ Hasan Arda Kaşıkçı: "Fatih Terim'in YouTube kanalında herhangi bir videoya hiç tıklamadım ben." 🎙️ Hilmi: "Bir tanesine tıkladım. 15 dakika izledim." 👤 Turancan: "Ben izliyorum ya denk geldikçe. Kan çekiyor herhalde Adanalı diye, hemşeriyi." 🗣️ Hasan Arda Kaşıkçı: "Hayır. Yani adamın iyiliğinden, kötülüğünden falan değil. Ben Fatih Terim'in tonunu izleyemiyorum. İzlemekte çok zorlanıyorum. O 40 düşün, bir söyle ve her şey mükemmelmiş gibi anlat işini çok şey buluyorum. Ben ondan mesela daha hani sert öz eleştiri, geçmişe dair hiç daha önce duyulmadık bir şey falan olsa o kanal ve bir hani mesela 1.25x hızda falan olsa izlersin. Ama çok bana yani çok politik bir kanal geliyor ya." 👤 Turancan: "Fatih Hoca'nın YouTube kanalını size özetleyeyim mi? kendi Netflix belgeseli gibi." 🗣️ Hasan Arda Kaşıkçı: "Bak şunun gibi. Bütün bu siyasi işler bitmiş. Recep Tayyip Erdoğan bir YouTube kanalı açmış bir şeyler anlatıyor. Ama senin Türkiye'nin son 25 senesine dair merak ettiğin hiçbir şey anlatmıyor. Hani şey anlatıyor mesela. İşte Davos'a çıkarken şöyle hissediyorduk. Oradaki o konuşmamda şunu demek istedim falan. Hani zaten yıllardır bildiğin şeyleri tekrar söylüyor. Aa böyle mi olmuştu ya o gün? Demek devletin tepesinde de bu işler konuşuldu falan filan gibi. Hani acayip şaşıracağın bir şey demezse, mesela ne kadar ilgilenirsin o kanalla, o kadar ilgilenirsin. Çamura batmıyor. Tam kafamdaki tabiri buldum. Çamura batman lazım biraz. Yani YouTube biraz öyle bir yer abi. Biraz çamura batman lazım yani. 👤 Turancan: "Teknik direktörlüğü tamamen bıraktığı gün çamura batar bence. Bence bırakmamış." 🎙️ Hilmi: "Arabistandaki teklifi kabul edebilir." 👤 Turancan: "Mesela teknik direktörlüğü hem bırakmayıp hem de çamura batan var. Mesela Sergen Hoca teknik direktörlük yapıyor ama bayağı şeydi yani. Açık açık söylüyordu her şeyi. Ha bu kendine zarar verdi ama Dobraydı ve izletiyordu. Bu arada işin gerçeği." 🎙️ Hilmi: "Sergen Yalçın Fatih Terim kadar kimin ne dediğini önemseyen bir insan değil bence." 👤 Turancan: "Ben sana şunu söyleyeyim mesela izlenme sayılarına bakacağım. Ben eminim Sergen Yalçın daha fazla izleniyordur. Bak şimdi bakalım. Sergen Yalçın geçen hafta 7 gün önce attığı video Kafasportsa 1.1 milyon izlenmiş. Fatih Hoca'nın bir hafta önceki videosuna bakayım. Fatih hocanın bir hafta önceki videosu 162.000 izlenmiş. Abi yansır yani. 10 kat fark var arada, işin gerçeği. Ha 8 gün önce attığı var 202.000 izlenmiş. Ama işte Fatih hoca seviyesi için bence.." 🗣️ Hasan Arda Kaşıkçı: "Fatih Terim'in kör kütük delisi değilsen izlenecek hiçbir şey yok. Bence yani yani." 🎙️ Hilmi: "Fatih Terim'in kör kütük delisi 200.000 mi kalmış ama ya? O da çok garip geldi. Az geldi ." 👤 Turancan: "Emre Özcan, Veli, Yiğit, Erman Yaşar'lı video 724.000 izlenmiş bir günde. O demek ki ilgi çekmiş. Orada farklı bir şeyler konuşulmuş."

emrex1

287,923 次观看 • 20 天前

Yasin Kol'un neden derbiye atandığını açıkladı 🤔❌️ Yağız Sabuncuoğlu: Galatasaray Yasin Kol verilmesin diyor. Niye üstüne veriliyor? Ben de bunu merak ettim, sordum. Sorduğumda şöyle bir cevap aldım. Biz de biliyoruz. Dünyanın en iyi hakemi midir? Türkiye'nin en iyi hakemi? Mesele o değil. Mesele kimseyle iletişime girmiyor. Kendi bir tarzı var. İşte çok fazla... Saha içinde muhatap olmuyor. Direkt oyuna odaklanıyor. İletişim anlamında da hani biraz daha böyle bizim için güvenli alan diyorlar yani. TFF özelinde. Yoksa kalkıp da biz mesela bir de insanlar duymak istediklerini duymayınca bunu az önce konuya giremiyorum. Duymak istediklerini duymayınca hemen böyle car car konuşuyor. Bizim taraftar gruplarımız her zaman böyle. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş hepsi öyle. Yani şimdi ben burada çıkıp desem ki Yasin Kol çok kötü atama aa ne oldu sana niye böyle diyorsun diyebilir Galatasaraylı arkadaşlar. Yasin Kol ile ilgili ben desem ki şu anda kötünün iyisi ve ben bunu 5 defa falan dedim burada. Hatta yazdılar işte Yasin Kol'a iyi hakem diyen futbol yorumlamışsın. Ben iyi hakem demedim Yasin Kol'a. Benim dediğim şu bizim ülkemizde yıllardır bir hakem problemi var. Ha biz ne yapmışız çok büyük hatalar yapmışız. Fırat Aydunuslar varken, Bünyamin Gezerler varken, Cüneyt Çakırlar varken yine hakem her zaman eleştiriliyordu. Her zaman günden baştan sonra hakem oluyordu ama öyle kötü hakemlere düştük ki bunların içinde de olayların dışında kalan bence yani fahiş hata var mı mesela bunun üzerine konuşalım. Mesela şu hata fahiştir dediğinde mesela diyorlar ki 50 metreden penaltı verdi Fenerbahçe'ye. E penaltı? Yani şimdi sen bunu kendi gözlüğünden bakıp ben senin istemediğini söylüyorum diye ben fenerbahçeli diyorsan bana. Sorun yok diyebilirsin. Ama şöyle. Uğur Karakullukçu: Doğru bile olsa. Görmediğin bir şeyi çalma. Şöyle olabilir. Görmedin. Onu vara bırakırsın. Var gelir uyarıp gel ver. Ama görmediği bariz bir pozisyonu çalarak. Varı da kitledi. Varında müdahale alanı. %100 olmadığında var. Yani. Aşırı net bir şekilde görmediği bir pozisyon. Ben çalayım da var baksın la. Ben devam ettireyim göremedim çünkü. Ama hem koşup hem 40 metreden bir şey görmedim. İmkansız. Hele o açıdan çizginin içinde mi dışında mı neye göre veriyorum. Neye penaltı verdin. Dışarıda içeride nasıl karar verdin. Olacak iş değil. Ama toplamda karar doğrulabilir. Zaten var bu yüzden var. Varın yorumlamasına ayrı koyuyorum ama Yasin Kol'un ilk anda verdiği refleksin yanlış olduğu ortada. Ben dedim ki pozisyona penaltı diyene de penaltı değil diyene saygım var. Ama Yasin Kol'un yönetiş biçiminde bir idare etme havası var. Ben yine çalayım. Bakarız gerisine. Böyle hakemlik yapılmaz ki. Neye göre çalıyorsunuz? Şunu sorayım ben.

Galatasarayultrataraftar

219,651 次观看 • 5 个月前

🚨"City 4-5 yıl kafasını kaldıramayacağı ceza almalı" 🗣️ Emre Özcan: "Ama şampiyonlukların düşmesi gerektiğini düşünüyorum ben. Çünkü o süreçte yani orada direkt bir etki var abi. Oradaki o 800-900 milyon poundluk meblağın hangi oyuncularla yani bazen büyük takımlarda bunu gördük. Chelsea'de gördük. Liverpool'da gördük. Büyük takımlar olsa bile top 6 takımlarında bile mali şartları karşılamadıkları zaman oyuncu satma durumunda kaldı bu takımlar." 🎙️ Erman Yaşar "Arsenal transfer yapamadı ya yıllarca, Wenger." 🗣️ Emre Özcan: "Transfer yapamadılar. Şimdi sen bir oyuncu satmakla oyunu satmak durumunda kalmıyorsun elde ettiğin bu gelirle. İki istediğin oyuncuyu alma şansın oluyor." 🎙️ Erman Yaşar "Üç kat maaş veriyorsun." 🗣️ Emre Özcan: "İşin maaş kısmı var. Bir de başarının sürdürülebilirliğini sana getiriyor o 8-9 sene içerisinde. Böyle bir ortamda şimdi oradaki şampiyonlukların kesin olarak alınması gerekiyor. Böyle bir karar çıkacak mı bilmiyorum. Çünkü önce işte City'nin itiraz vesaire. Ama sadece o 9 seneye yönelik yapılacak hamlelerin de yeterli olmayacağı düşüncesindeyim ben. Dolayısıyla Enzo Maresca'nın şu anda başında olduğu City'nin ve şu andaki City'deki oyuncu grubunun da bunlarla çok alakası olmasa bile dolaylı yolla alakası var. Ama dolaylı yolla alakası var. Yani belki bu kadronun kurulmasında oradan gelen maddi avantajlar, mali avantajlar etki etti." 🎙️ Erman Yaşar "Sana şöyle bir şey söyleyeyim mi? Sadece bu takım değil. 2009-2018'de yapılsa bile bu illegal iş 2018-19 Şampiyon City'e fayda getirmedi mi?" 🗣️ Emre Özcan: "Tabii ki. Tabii ki." 🎙️ Erman Yaşar "19-20 şampiyonu City'e fayda getirdi." 🗣️ Emre Özcan: "Ama onları onları şey yapmak çok kolay değil. Onları yani zaten bütün şeyler yani hukukçular vesaire 2018 sonrasıyla alakalı şampiyonluk indirmenin pek mümkün olmayacağını ama o faturanın da aynen buradan sonrası için çıkarılarak buradan sonra bir sağlama yapılabileceğini söylüyorlar. O yüzden ben de yani cezanın çok ağır olması ve bu ağırlığın da minimum 4-5 seneyi kapsayarak bu kulübün elde ettiği avantajları kademe kademe gerileterek o faturanın çıkarılması gerektiğini düşünüyorum. Çok farklı şeyler var. Şu yapılsın, bu yapılsın işte 70 puan eksi." 🎙️ Erman Yaşar "Kulüp kapatılsın diyen falan var. İnanılmaz, millet çıldırmış." 🗣️ Emre Özcan: "-60 puan diyorlar. -60 puanlı bile yani -60 puan kümeye düşüyorlar bu arada düşerler. -30 puan yapsınlar diyor. -30 puan da mesela şey Şampiyonlar Ligi gidebiliyorlar. O yüzden yani muhtemelen puan silme ve sonraki sezonlarda da eksi puanla başlatma üzerinden ağır bir ceza gelecek. 9 ile 18 arasında ne yapacaklarını bilmiyorum orada. Çünkü çok farklı fikirler var. Orada da ben şampiyonluk filminin en azından şamp yani şampiyonluğunun düşmesi gerekiyor ve işte 2012'ye çok yazık olacak abi. O yani futbolun en büyülü anlarından biriydi." 🎙️ Erman Yaşar "Şu anda töhmet altında." 🗣️ Emre Özcan: "Bu töhmet altında değil, boşa gitti abi. Şu anda tamamen taca çıktı orası."

emrex1

1,025,149 次观看 • 4 天前

🚨"Hagi'den sonra en büyük oyuncu Salah" 🗣️Uğur Karakullukçu: "Abi sen nesin ya? Bak şimdi ben yine linç yiyeceğim ama abi biz bunu söyledik. Ya Salah sırf Trabzonspor'a geliyor diye. böyle küçümsemeye çalışmak böyle alttan alta alt bir tondan aşağılamaya çalışmak.. Ya kardeşim bu adam yemin ediyorum bir önceki sezonun bence Balon d'O'r hak edeni. Sadece ve sadece son 16 turunda ki .birinci çıkmış adamlar ligden. Son 16'da Paris Saint-Germain denk geldi ve Liverpool'u eledi diye bu adam Balondor'da 4. oldu. Bence birdi. Kendi fikrim bu. Çünkü neden rahat söylüyorum? Ben o zaman da söyledim aynısını. Bence şey hak ediyor diye. Bence hak eden Muhammed Salah diye. Kontroda bu yorumum vardır. Bak bulurum bunu ben. Balon d'O'r'u hak edenin Salah olduğunu o dönemde anlattım defalarca. Geçen sezon bir düşüş yaşadı mı? Evet yaşadı. Ama o belli bir düzey düşüşü bile adam yani şöyle söyleyeyim. Premier en iyi oyuncusundan yani Türkiye seviyesinde hala süperstar rahatlıkla olabilecek bir düzeyine indi. Sadece ya bu kadar hani. Sanki hani Premier Lig'de yerlerde sürünmüş muamelesi yapmanın anlamı olmadığı bir garip bir döngüye girdi. Liverpool gibi takımlarda ya işte bir sene daha deneyelim ne olacak yapmıyorlar yani. Artık 34 yaşına geldi artık güçlü bir vedalaşalım riske atmayalım zaten yeterince transfer yaptık onlara yer açalım motosuyla hareket etti yani. Biraz şöyle söyleyeyim bir tık daha iyi oynasa Liverpool tutardı böyle bir adam bu. Ve ne yalan söyleyeyim bak çok büyük oyuncular geçti bu ligden. Bak benim atıyorum ayrılığında gözlerimin dolduğu icardi de dahil söylüyorum. Yani hakikaten bu seviye kalite diyebileceğimiz çok çok az oyuncu bak aday gösterebileceğimiz çok oyuncu var bence ya. Ne yalan söyleyeyim bak. Hagi ve Alex'ten sonra galiba gördüğümüz en büyük oyuncu. Hatta eğer saf kariyerleri de katarak söylüyorsak galiba çeyrek asır sonra bir Hagi geldi bu lige. Bak çok büyük oyuncular geldi. Çok sevdiğim oyuncular geldi bu ligde. Bu ligi kıran oyuncular geldi, kabul ediyorum. Ama oğlum bu nasıl bir zevk lan böyle bir maç izlerken ya. Öyle mesela bir top kontrolü var ya gerçekten bu adam Mısır'lı Hagi falan ya inanılmaz bir adam. Ve bu adama ben Galatasaray'da da iş yapar, Beşiktaş'ta da yapar, Trabzonspor dediğim için aşağılanmaya çalışıldığım bir ay geçirdim. Oluyor muymuş yani? Ya kardeşim 34 yaşında adamı Sane ile kıyaslıyorsun. Yok 34 yaşında adam işte parayı tercih etti. Beşiktaş ucuz kurtuldu falan diyenler mi? Nasıl ucuz kurtuldu ya? Ha siz neyin kafasını yaşıyorsunuz? Drogba'yı unutun. Drogba'nın ligde böyle bir etkisi olmadı. Drogba Hagi'yle aynı cümlede geçmeyi hak etmiyor hocam ya. Çok para be Uğur demiş. Evet. Çok para. Ama oyuncu bu mal bu yani. Bu yüzden bu para adam."

emrex1

38,694 次观看 • 1 个月前

🚨"Montella'nın milli takım seçimine büyük eleştiri" 🗣️ Uğur Karakullukçu: "Şimdi Enes Ünal. Bu adam bir yıl bir yıla aşkın süredir neredeyse 1,5 yıldır sakatlanmıyor zaten. Premier Lig'de çok önemli önemli bir takım. Belki buralarda çok yakından takip etmeyenler bilmez. Ama Avrupa kupalarında İngiltere'yi temsil eden bir takımda belli süreler aldı. Son haftalarında oynadı. Döndü La Liga'da. La Liga'da attı çocuk döndü Konferans play offunda attı. Döndü La Liga'da bir daha attı. Döndü Konferans'ta bir daha attı. Yani fiziksel bir problemi yok. Yaşı desen ileri desen değil, 29 yaşında. Özür dilerim bu forvetsizlikten kırılırken ya benim milli takımım bu. Benim şeyim bu. Benim adamlarım bu ya. Siz mahalle arkadaşınız mı kardeşim? Bu nasıl bir milli takım seçimi? Montella'nın mahalle arkadaşları mı böyle bir mantıkla mı seçilecek? Enes nasıl seçilmez abi?En klasik santraforumuz Avrupa'nın önemli bir Avrupa'nın en önemli iki liginden birinde forma giyiyor, düzenli oynuyor. Fiziksel bir problem olmadığını ispatlamış. Bak yedek olsa bile bu maça niye girmedi dersin. Adam milli takıma komple alınmıyor ya. Neye göre alınmıyorsun ya? Neye göre alınmıyor mesela? Hadi bu arada ben Berke konusuna da geleceğim. Hadi diyelim Berke kamp işte kamptan ayrıldı vesaire hata yaptı vesaire. Berke'ye öyle diyelim ki aman yeniden açacağım o konuyu. Enes ne yaptı kardeşim? Enes de mi kampı terk etti? Ne yaptı Enes size ya? Ne yapmış olabilir ya? Adam son büyük sakatlığından önce Atletico'dan Real Madrid'den önünde resmi teklifler olan oyuncumuz santraforumuz." 🎙️ Veli Yiğit: "Kendini fiziksel olarak buldu şu anda bir de o önemli." 🗣️ Uğur Karakullukçu: "Buldu. Artık beklentileri oturdu. Belki milli takıma da çok faydalı olabileceği bir dönemde."

emrex1

75,051 次观看 • 9 天前

👤 Hikmet Pınarbaşı: "Ben direkt Türkiye'nin böyle en büyük kulüplerinde çalışmış bir ismin ağzından duydum. Beni gençlerle falan uğraştırmayın kardeşim diye. Direkt ağzından duydum." 🗣️ Murat Aşık: "Adam çünkü diyor ki ben şampiyonluk baskısında yaşıyorum." 🎙️ Sercan Hamzaoğlu: "Ama şampiyonluk nasıl oynatacak? Ben de şu an yani.." 🗣️ Murat Aşık: "İşte Barcelona oynatıyor. Öyle bir fark var arada. O da şampiyonluk amacı hatta onun amacı Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu mesela ama oynatıyor. Bakış açısı bu ya." 👤Doğa Seten: "11'in içine birer ikişer monte edersin hakikaten." 🗣️ Murat Aşık: "Fatih Tekke Trabzon altyapısının çıkarttığı herhalde belki en iyi oyuncudur. En iyilerden bir tanesidir. Fatih Tekke'nin elinde bir önceki sene Gençler Şampiyonlar gibi final oynamış takım vardı. Bir tane oyuncu çıkartmadı ya takıma." 👤Doğa Seten: "Belki Sergen Yalçın'ı söyleyebilirsin hani şampiyon olduğu sezonda hani Ersin Rıdvanla şampiyon oldu ama o da zorunluluktan falan ders zorunluluktan dersin onu da." 🗣️ Murat Aşık: "Yani ertesi sene hatırla. Ertesi sene Sergen Yalçın'ın ilk transferi kim? Mert Günok. Madem Ersin'in çok birinci kalecisi, Mert Günok niye alırsın yani?" 👤 Hikmet Pınarbaşı: "Abi bu iş şöyle yürüyor az çok." 🎙️ Sercan Hamzaoğlu: "Ferdi vardı Fenerde." 🗣️ Murat Aşık: "Baba Ferdi 18 yaşında mıydı?" 🎙️ Sercan Hamzaoğlu: "Ama ilk geldiğinde 17 yaşında geldi." 🗣️ Murat Aşık: "İsmail Kartal'dan bahsediyorum ya. Ferdi ilk kim getirdi abi? İsmail Kartal mı getirdi?" 🎙️ Sercan Hamzaoğlu: "Yok." 🗣️ Murat Aşık: "Cocu getirdi. Yabancı bir hoca getirdi. Türk bir hoca getirmez. Getirse de oynatmaz. Kiraya verir." 🎙️ Sercan Hamzaoğlu: "Ama yine Fenerbahçe'nin az da çok da olsa bir gençlerin oynadığını bir dönem var." 🗣️ Murat Aşık: "Baba ben Türk hocalardan bahsediyorum baba. Sen karıştırdın konuyu. Türk hocalar diyorum. Fenerbahçe düşünme sen. Türk hocalar genç oyuncu oynatmıyor. Çok ekstra yetenek olmadığı sürece. Düşün söyle bana." 👤Doğa Seten: "Genel olarak doğru bir yorum bu ya evet yani Okan hoca bile oynatmıyor yani." 🗣️ Murat Aşık: "Baba Salih Uçan'ı aldık biz. İyi oyuncuydu ama oynuyordu altyapılarda zaten Salih Uçan. Öyle oynattın. Arda Güler ortada ." 🎙️ Sercan Hamzaoğlu: "Yusuf var." 🗣️ Murat Aşık: "Yusuf kaç maç oynadı Fenerbahçe'de?" 🎙️ Sercan Hamzaoğlu: "Biraz oynadı işte. O da Mourinho. " 🗣️ Murat Aşık: "Hadi 12 maç olsun." 🎙️ Sercan Hamzaoğlu: "O da senin dediğin Morinho." 🗣️ Murat Aşık: "İsmail Hoca diyor ne yapsaydım zorunda kaldım oynattım dedi." 👤Doğa Seten: "Onun da ilk sahaya çıkışı şey değil miydi? İsmail sağ stoper oynamak zorunda kaldı. Hiç oyuncu olmadığı için sol stoper çocuk, sağ stoper.." 🗣️ Murat Aşık: "ismail yüksek değil mi?" 👤Doğa Seten: "Yani elinde opsiyon olduğu sürece sen gençlerine dönüp bakmıyorsun. Bu doğru doğru abi." 🗣️ Murat Aşık: "Bir daha söyleyeyim. Bu Türk hocaların sorunu Fenerbahçe, Galatasaray.. Türk hocalarımız ben diyor başarılı olayım da boş ver genci başkası yetiştirsin diyor. Bana olmuşu gelsin diyor" 🎙️ Sercan Hamzaoğlu: "Abi bir de şu var ama sen teknik direktör diyorsun ki bu yıl şampiyon olamazsan seneye gidiyorsun kovuluyorsun diyorsun. Şimdi teknik direktör ol. Bir sene burada hakkım var ne yapacağım yani şimdi genç bir oyuncuyu çıkaracağım diye ben sezon sonu paket mi olayım? Ne olacak şampiyon yapamazsa? Mecburi bu."

Fener Global

40,656 次观看 • 7 天前

💥 İBRAHİM SETEN: "AZİZ YILDIRIM, FENERBAHÇE ÜNİVERSİTESİNİ GERİ ALMAK İÇİN DAVA AÇMAK KONUSUNDA YETKİ İSTEYECEK" 🔹 "Aziz Yıldırım'ın aslında çok yükseldiği bir konu var. Üniversite konusu var. Ve üniversite konusu, sana şöyle söyleyeyim." 🔹 "Aziz Yıldırım'ın tüm zamanlar içinde eski Fenerbahçeli yönetimlerle alakalı en haklı olduğu konudur bence. Çünkü şöyle bir şey olmuş." 🔹 "Zamanında Ali Koç, şimdi şöyle bir şey yapıyor. Borç içinde bir yönetim aldığını düşündüğü için bankacılar geliyorlar, kulübe bakıyorlar." 🔹 "Kardeşim, bu borç nasıl ıslah edilir konulu bir çalışma yapıyorlar ve şöyle rapor veriyorlar: Zararda olan yerleri kapatacaksın." 🔹 "Zararda olan yerlerden bir tanesi üniversite. Üniversitede kaç zarar ediyor bilmiyorum da, ben şimdi atarak söylüyorum." 🔹 "Dört milyon, beş milyon yakıyor senede. Şimdi zararda olanları kapattığı için, 'Ben bundan nasıl kurtulurum?' diyor." 🔹 "Medicana'nın sahibi Hüseyin Bozkurt da diyor ki, 'Kardeşim, sen bunu alır mısın?' Hatta şöyle olsun: 'Sen bizim kulübe sponsor ol.'" 🔹 "Voleybol takımına sponsor ol. Dört-beş milyon euroya adam sponsor oluyor. Karşılığında da bedelsiz olarak Fenerbahçe şeyi veriyor." 🔹 "Üniversiteyi veriyor. Şimdi buraya kadar sen bir gariplik görüyor musun? Neden görmen lazım biliyor musun? Çünkü bu öyle bir asset ki, üniversite yapmak kolay bir şey değil abi." 🔹 "Şimdi üniversite yapman için şunu yapman lazım ilk başta. Üniversite açacaksan önce bir vakıf kuruyorsun." 🔹 "O vakfa kendi kişisel servetinden sermaye olarak elli milyon euro koyuyorsun. Bak, elli milyon euro sıfır alıyorsun, buraya yakıyorsun parayı." 🔹 "Üniversite açmak için. Üniversite açmak için. Tamam mı? Ondan sonra da yıllarca, bu beş sene, altı sene, on sene ilk senelerinde zarar ediyor bu iş." 🔹 "Gerçekten Ali Koç da olduğu gibi yani. Dört, beş milyonu yıllık sen şey yapamıyorsun, göze alamıyorsun. Abi, 'Ne yapacağım?' deyip onu da göze alacaksın." 🔹 "Ve Fenerbahçe'nin şu anki üniversitesinin durumu ne biliyor musun? Fenerbahçe Üniversitesini tekrar kurmaya çalışsan, şu şekilde getirmek için yüz milyon euro harcaman lazım en azından." 🔹 "Elli o koyulan sermaye, artı on yılda harcayacağın yılda beşer milyondan elli milyon euro daha. Şimdi bu fikrî bir şeyden bahsediyorum ama sen bunu bedava veriyorsun." 🔹 "Nitekim bunu Aziz Yıldırım şeyde söylemişti, Yüksek Divan Kurulu'nda. Hüseyin Bozkurt'a soruyorlar. Hüseyin Bozkurt iki yüz milyon dolar istiyor karşılığında." 🔹 "Şimdi Aziz Yıldırım buna çıkacak. Bence örnekleriyle anlatacak. 'Ya arkadaş, böyle bir şey olabilir mi? Fenerbahçe'nin değerini nasıl siz verirsiniz?' diye." 🔹 "Herkesi bir kılıçtan geçirecek. Bana sorarsan şöyle bir şey: Ya radyoyu yüz elli bin liraya verdi diye Sadettin Saran... Herkes adamın içinden geçti." 🔹 "Ama bu daha da başka bir şey. Yani sen aslında para olarak belli bir noktaya getireceğin, para eden bir şeyden bahsediyoruz." 🔹 "Fenerbahçe Üniversitesini geri almak için ne yapabilirizle ilgili dava açmak konusunda yetki isteyecek. Ayrıca da bana sorarsan adamı da şikâyet edecek." 🔹 "Diyecek ki, 'Bu Fenerbahçe'nin. Almış. Eğer burada geri vermezse kötü niyetlidir.' falan tarzında açıklamalar yapacak." 🔹 "Burada esas hedefinin aslında şey olduğunu düşünüyorum. Fenerbahçe Üniversitesinin sahibi olduğunu düşünüyorum." 🔹 "Yani iş şeye gelebilir. Abi, o Aziz Yıldırım'ı son dakikaya kadar... Aziz Yıldırım ortaya bir şey atar. Yani mesela Sadettin Saran'ı..." 🎤 İbrahim Seten | 343 Digital

Fener Global

77,577 次观看 • 11 天前

Bülent Korkmaz'a Cevap Verdi 🤔 Ümit Özat: Biz Bülent Korkmaz'la birbirimizi biliriz yani. Konuşuruz, abi kardeşiz. Tabii dün böyle bir açıklaması olmuş, ne demiş? Şenol Hoca'ya yıllardır sormak istiyorum ama bir türlü sormak nasip olmadı. Biz 5 yıldır tandem oynuyoruz ama niye Brezilya maçına Ümit Özat'la başladı, anlamak mümkün değildi demiş. Hı hı. Sevgili Bülent Korkmaz, bak Bülent abi biz birbirimizi tanırız. Kaldı ki ben sana bir şey hatırlatayım, sen Galatasaray'da tandem oynuyordun 98 yılına kadar. Popescu gelince, hatta Popescu'nun ilk geldiğinde libero oynuyordunuz, sonra tandeme döndünüz. Sen 98'den sonra tandem oynamaya başladın, Falcao'yla liberolu sistemde oynuyordun. Popescu'yla ilk 2 sene zaten liberolu sistemde oynuyordun. O Dünya Kupası'na giderken son iki play-off maçı vardı ya, Avusturya'yla oynadığımız 1-0 ve 5-1 ya da 5-0 yendiğimiz deplasmanda 1-0. Tugay abinin Okan Buruk'a attığı, Okan Buruk'un gol attığı maçtı galiba. Rövanşta da 5-0 mı 5-1 mi yendiğimiz maçta, o iki maçta da ben oynamıştım, liberolu oynamıştık. Şimdi bayağı bir dert olmuş işine. En azından Şenol Güneş libero Ümit Özat'ı libero oynattı. Senin gibi sol açık Harry Kewell'ı Hamburg maçında stoper oynatmadı. Sanki teknik adamlık yapmamışsın, sanki hayatında teknik adamlığında hiç yanlışlar yapmamışsın, her şeyi doğru yapmışsın gibi. Lüzumsuz bir konuşma olmuş yani. Zaten sahada da teknik olarak lüzumsuz işleri vardı. Mesela Köln'e gittim, Thomas Estler yardımcı antrenördü. Thomas beni ne diye çağırdı biliyor musun? Ne diye? Bülent Korkmaz dedi, böyle yapıyor bana. Gittim, ne diyor oğlum bu dedim tercümana. Roma'da karşılaşmışlar, Roma-Galatasaray maçı. Vurur gibi yapardım, yatardı dedi. Bu tarafa çekiyorum, kayar dedi. Bu tarafa çekiyorum, kayar dedi. Bülent abi futbolu bırakana kadar kaymamayı öğrenmedi, ayakta kalmayı öğrenmedi. Biz onu Cüneyt Tanman herhalde getirdi, ilk onu Türk futboluna. Biz onu hep profesyonelliğiyle, yaşından dolayı ona olan hürmetimizden, saygımızdan hep alıp bir yerlere koyduk. Ama tabii bazı insanlar her zaman her şeyi böyle tartamıyor demek ki. Ya şimdi senin yani bak, Falco Göst'le oynadın, futbolcu oldun. Poposcu'yla oynadın, futbolcu oldun. Erhan Önal'la yanılmıyorsam oynadın, oynadın, oynadın. Hep iyi futbolcularla oynadın. Ama ben biri sayesinde Ümit Uzat olmadım. Sağ beki koydular, sağ bek oynadım. Sol beki koydular, sol bek oynadım. Liberoya koydular, libero oynadım. Stopera koydular, stoper oynadım. Ön liberoya koydular, ön libero oynadım. Ha bunu bir espri diye anlattıysan çok komik bir şey değil. Ama dediğim gibi Şenol Hoca libero, Ümit'i libero oynattı. Sen sol açık Harry Kivil'ı, sol sağ ön oynayan Harry Kivil'ı Hamburg maçında stoper oynattın. Demek ki.

Galatasarayultrataraftar

289,161 次观看 • 3 个月前

"HELAL Olsun Doğru Konuşmuş"👏 Hakan Balta'nın oğlu. Balta ailesi diyelim. Balta ailesi diyelim mi? Balta ailesi diyelim. Öyle dediler ya. Evet, Balta ailesi dediler. Avukat açıklama yaptı ya. Şimdi bu Balta ailesi Fenerbahçe'de idmana çıkmış. Evet, görüntüsü varsa ekranı da getirelim. Var var, gelir birazdan. Hazırlar şimdi Aleyhan. Koyar onu. Şöyle söyleyeyim, bir kere Galatasaray için bir kayıp değil. Çocuğun da yolu açık olsun. Söyleyecek hiçbir şey yok. Tedesco bu arada çok allandıra ballandıra anlattı. Normal ne diyecek? Nereden buldunuz bunu mu diyecek ya? Demeyecek de böyle bir şey. Şimdi bir kere bu çocuğun Galatasaray'da görev yaptığı dönemde Galatasaray'ın altyapısına geldiği andan itibaren 17 yaşındayken U19 takımında babası U19 hocası olduğu için direkt oynatıldığını orada normal olarak şöyle düşünün. Mesela şimdi 17 yaşındasın sen U19 takımında direkt oynuyorsun. Her maç hatada yapsan, golde kaçırsan, kötü de oynarsan oynuyorsun. Sende ısrar ediliyor. Bu otomatik olarak bir gelişim sağlar. Ama o sırada orada hakkı yenen çocuklar vardı. Sırf Hakan Balta'nın oğlu olduğu için U19 takımında oynayan bir çocuk sayesinde Galatasaray'da Santrafor olabilecek, geleceği parlak olabilecek çocukların hakkını yediler. Çatır çatır. Hiç kimsenin sesi çıkmadı Galatasaray'da. Bak hiç kimsenin sesi çıkmadı. Önce bunun hesabını verecekler. Galatasaray camiası verecek. Bir bu. İki. Şimdi bu fotoğrafı, işte bu videoyu, görüntüleri gördükten sonra, Tedesco'nun açıklamanı falan gördükten sonra ufak bir araştırma yaptım. Şimdi Fenerbahçe'li muhabirlere, gazetecilere şeyi söylemişler. Demişler ki ailesi muvaffakatname verdi. O yüzden sadece antrenmanlara çıkacak yıl sonuna kadar. Yıl sonunda da kadromuzu alacağız. Değil mi? Şimdi ailenin verdiği muvaffakatnamenin Türkiye Futbol Federasyonu nezdinde ve FIFA nezdinde herhangi bir hükmü yok. Bunu bir kenara koyayım. Çünkü aile bir sene içerisinde iki tane muvaffakatname veremez. Muvaffakatnameyi sezon başında vermiş Galatasaray'a. Çağrı Galatasaray'ın lisanslı oyuncusu olarak Mayıs ayına kadar Galatasaray futbolcusudur. Tamam. Sen istersen git federasyona 5 milyon lira yetişme bedelini yatır. Ancak Mayıs'ta alabilirsin. Fenerbahçe ne yaptı? Bu çocuğu antrenmana çıkarttı. Görüntüleri de yayınladı. Bak sana yemin ediyorum cahil. Cahil bir adam olsa, babası, ailesi, annesi cahil olsalar ancak bu kadarını yaparlardı. Fenerbahçe buna nasıl alet oldu bilmiyorum. Çok büyük bir acemilik ve buradan ceza alacaklar. Açık söyleyeyim. Hem Çağrıbalta ceza alacak sportif anlamda hem Fenerbahçe ceza alacak. Galatasaray'dan bir yönetici çıkıp efendilik falan kalite, karakter... Yok öyle bir dünya yok. Ben konuştum. Galatasaray yönetimi sürecin başından itibaren... Gerek Hakan Balta'yla gerek hanımıyla gerekse Çağrı'yla birebir görüşmelerini yapıyorlar. En az 4 defa birebir görüşme var. Hiçbirinde anlaşmaya yanaşma gibi bir durum söz konusu değil. Hatta diyorlar ki siz bize oynama garantisi veriyor musunuz vermiyor musunuz? Soru bu. Her seferinde soru bu. En son kontrat gönderiliyor. Bir süre veriliyor saat 5'e kadar. Onun da haberini ben yapmıştım yine. O sürede de şey olmayınca Balta ailesi bir açıklama yayınladı avukatı aracılığıyla. Açıklamada da şunu dediler. Biz artık idmanlara çıkmayacağız Galatasaray'da. Kalmayacağız dediler. Peki bu size Fenerbahçe'yle idmanlara çıkma hakkı mı veriyor? Başka bir kulüpte faaliyet gösterme hakkı veriyor mu size? Yani sen şimdi avukatınla bir açıklama yaptın. Dedin ki biz balta ailesi olarak antrenmana çıkmayacağız. Eee? Sözleşmen mi bitti Galatasaray'la? Galatasaray fesih mi yaptı? Yok. Ben bugün sordum. Ve ilgili yöneticiler yarın... Ya da cuma günü. Cuma ya da önümüzdeki pazartesi günü. Hem FIFA'ya hem UEFA'ya hem UEFA'ya hem FIFA'ya hem Türkiye Polis Federasyonu'nda şikayette bulunacaklar. Kesin mi bu? Kesin. Kesin. Çünkü bu illegal, usulsüz, kanunsuz bir durum. Burada bir çocuğun hayatını karartmakla falan alakalı değil bu durum. Kimse oradan egzecere etm

Galatasarayultrataraftar

129,173 次观看 • 7 个月前

Jamal Musiala Transferi Detaylı Anlattı 💣👑🦁💛❤️ Yağız Sabuncuoğlu: Ya ben geçtiğimiz günlerde bir haber yaptım, Musialla ile ilgili. Kiralık göndermeye sıcak bakıyorlar diye. Alman basını da tam tersi bir haber yaptı; "dokunulmaz" olarak görüyor diye. Ben sana şunu diyorum: Dokunulmaz olarak falan görmüyor. Musialla'yı dokunulmaz olarak görmesinin sebebi, çok önemli bir yetenek ve çok genç olduğu için dokunulmaz olarak görüyor. Ama Musialla'nın sürekli aktif olarak oynaması gerekiyor. Musialla hâlâ geçtiğimiz seneki o ciddi, onu neredeyse 1 seneye yakın sahalardan uzak tutan sakatlığının emarelerini vücudunda görüyor. Ve Eylül'ün başı %100 bence hazır olacak. İşin Galatasaray tarafına gelirsek, şunu sana açık ve net bir şekilde söyleyeyim: Musialla gibi yüksek profilli bir oyuncu istiyorlar, bir. İkincisi, Musialla konusu niye bu kadar gündem oldu biliyor musun? Galatasaray yaklaşık 1, hatta 2 aydır Marcus Schmidt'le sürekli görüşüyor. Marcus Schmidt kim, Musialla'nın menajeri? Başka kimin menajeri? Can Uzun'un menajeri. Ama Bayern Münih'e de sorduğumuzda, oyuncu tarafına da sorduğumuzda, bu durumu reddediyorlar. Şimdi Galatasaray kulübü ve başkan, direkt olarak, isimli olarak Musialla gündemimizde yok diye yalanladıktan sonra da bunun üzerine konuşmayalım. Ama ben bu tarz, biliyorsun, yalanlanan transferlerde ve yüksek şiddette yalanlanan transferlerde hep böyle bir kulak arkasında tutarım, yani böyle kalem gibi. Bir bekleyelim derim. Ama bu demek değildir ki Musialla ile anlaşıldı vesaire. Çünkü biliyorsun, bir şeyi alıyorlar böyle cımbız gibi, pıt diye koyuyorlar. Ama hep söylediğim bir şey var. Mesela insanlar bazen diyor ki: "Seni yalanladı Greenwood da, seni yalanladı Salah da." Bir, kaile alınıyoruz. İki de ne biliyor musun? Doğru haber yalanlanır. Ben daha yalan haberin yalanlandığını tarihte görmedim. Zaten haber yalansa niye yalanlasın ki? Bunu Musialla için demiyorum, sakın yanlış anlama. Bir de resmi siteden niye yapılmadı yalanlama? 🗣Konuşmacı: O da çok soru işareti aslında. 🗣Yağız Sabuncuoğlu: WhatsApp grubundan yapıldı, muhabirlere. Bu büyüklükte bir transfer resmi siteden yalanlanır. 🗣Konuşmacı: Ben bu noktada seni tebrik edeceğim bu arada. Bir yalanlamada yoksun çünkü. Yani üst üste gelen yalanlamalardan sonra burada olmaman tebriği hak ediyor bence. Yalanlandığında dile getiriyorsak, yalanlanmadığında da dile getirelim bari. 🗣Yağız Sabuncuoğlu: Yalanlanmak ayıp bir şey değil, gazetecilik anlamında. Ancak yalanlandıktan sonra sürekli de bunu böyle sakız gibi sündürmek de gazetecilik tarafında... Yani çok kulüple karşı karşıya gelmemen lazım. "Ben Greenwood'da yalanlandım, haberimin arkasındayım" dedim. Fransa'ya gidildi, görüşüldü, bilmem ne bilmem ne. Bitti Greenwood. Salah'ta da aynısını söyledim. Salah'la da anlaşılmıştı. Şimdi Beşiktaş konusunda da söyleriz. Tek bir engel var hâlâ Beşiktaş'ın önünde. Çözülecek mi? Çözülebilir. Çözülebilir. O yüzden çok tepinmemek lazım üstünde bu tarz konuların. Ha, çok da tepki gösteriyorlar yalanlanan arkadaşlara. O tepkinin sebebi de bu, üstünde tepinmek.

Galatasarayultrataraftar

23,174 次观看 • 2 个月前

13 dk ayır 13 bin TL mı 13 milyon mu kazanırsın bilemem ama videoyu takası yabancı alışının pozitif ve negatif etkilerini anlamış olursan olaya takas hisselere farklı bakar ve konunun aslında sadece ne temel ne de teknik ile alakalı olmadığını net anlar ve para kazanmaya başlarsın Herşeyden öte Sermayeyi nasıl nerde korursun onu çözersin Nerde beklemek bir gün fark yaratır onu görürsün ASTOR ENERJİ Adı üstünde ENERJİ şirketi Şirketin başarısını hisse fiyatına yansımasını takdir etmemek elde değil Mükemmel şirket Mükemmel hisse performansı Arkadaşım 1.5 yıl evvel şirketi yerinde ziyaret etti sahibi ile görüştü hatta tesisi gezdirdi sahibi 1.5 yıl evvel o zaman hisse fiyatı 80 TL Anlata anlata bitiremedi hem şirketi hem sahip olan 2 kardeşten tanışıklığı olanı #astor 326 TL oldu 4 kat arttı 80 lerden 100 e gitmesi 1.5 yıl kadar sürdü Ancak 2 ay evvel ❗️A TAKIMI❗️üyesi bir dostumuz aradı ve şöyle dedi Astoru 200 TL yapacaklar ❗️ Dedim ki biliyorsun zaten başka bir yerde yüklü miktarda bir hisse var elimizde Bana göre o da gidecek o bizdeki hisse aldığımız yerin 20% üstüne gitti ve fakat savaş sonrası o gittiği yerden 40% geri geldi şükür ki savaş öncesi büyük kısmını satmış çıkmıştık En azından ben öyle yapılması gerektiğini söyledim Dinleyen oldu dinlemeyen oldu Başladığımız noktaya geldi hisse Uzun lafın kısası söylemek istediğim şu Astor 326 TL oldu 100 TL dan 1 ayda 200 TL Ve ordan sonra 15 günde 280 şimdi 326 son 10 günde 3 kat prim 3 ayda Hırsızlığın hırsızların olmadığı yerde giden gidiyor Savaşmış Bizim değil ki bu savaş Petrol artmışmış #altın düşmüşmüş takmadı koptu gitti Alan kim sen mi ? Ben mi ? Hayır ! Kurumsal yatırımcı Yerli yabancı farketmez Aldı almaya devam etti Ama diğerlerinde verdi yani sattı yabancı Bu sattığı malı kimden almıştı Senden ! Senden almasa nerden mal olucak elinde Satmayın dedim Yalvardım Ama nafile Şimdi Ne ekersen onu biçersin modeli Bekle dur umut et de yabancı gelsin tekrar alsın da sana para kazandırsın Yok öyle bir dünya Yabancı ve yerli fonların takasta malının az olduğu yere geçmek lazım Bunlardan bir tanesi TR Doğal Enerji #trenj dir Diğeri #odas 1.5 yıl aynı yerde duran Astor 3 ayda 3 kat yaptı Demek ki zamanı geldiğinde Sadece ve sadece ederi olan hisseler ederine gidiyormuş Ana hisseler bunlar Size de sabırlı olmanızı tavsiye ederim Çünkü diğer yan hisselerde fiyat hareketi olsa bile Alan kar için aldığını sattığında hisse geri geliyor ve bir daha da yükselmesi zor oluyor Halbu ki ana hisseler öyle değil Düşüşlerde yan hisselere göre daha az düşer ama bir başladı mı hareket işte o zaman da seni ihya eder Enerji ve Maden sektörü şirketlerini inceleyin Bofa almış satmış Emekilik fonu Yatırım fonu almış satmış çok önemli değil Yabancı aldığı zaman önemli oluyor etki ediyor fiyata Ama sattığı zaman da negatif etkisi oluyor, o yüzden de Hisselere aşık olmamak lazım Sabreden derviş muradına ermiş Bir atasözü Her sabreden muradına ermiyor Doğru yerde doğru durakta otobüs beklersen gelir otobüs Karşı kaldırımda durak olmayan sokakta beklersen gelmez o otobüs Doğru yerde sabreden muradına ermiş olarak revize etmek lazım atasözünü Özellikle söz konusu Borsa ‘ysa İyi bir Haftasonu dilerim #oyakc #trmet #tralt #akenr #gesan #aksa #sasa #asels

🇹🇷 Gökhan Bilik 🇹🇷

38,792 次观看 • 4 个月前

Fenerbahçe Cezası Daha fazla olacak Olayların perde arkası 🗣Sercan Hamzaoğlu: UEFA geldi, İngiliz iki tane müfettiş. Fenerbahçe'nin tüm sözleşmenini kontrol ettiler şikayetlerden sonra. Burada Kerem, biliyoruz Diago Carlos, Mourinho. Artı limit aşımı. Şimdi bu dosyaları burada derlediler, topladılar. Gittiler. 🗣İbrahim Seten : Çok özür dilerim. Diego Carlos ne var ki? 🗣Sercan Hamzaoğlu: Diago Carlos'un da bir şeyinde yanlış bir şey görmüş. Öyle çok böyle bariz bir şey değil ama bu böyle olması lazım. 🗣İbrahim Seten: Ben Ali Gürbüz'e Ali Gürbüz Beyefendi'ye sordum. Bu Fenerbahçe'nin hukuktan sorumlu yöneticisi değil mi? O 6 tane sözleşmeye bakıldı dedi. Yani bence belki de rastgele 6 tane seçip de bakmış olabilirler. 🗣Sercan Hamzaoğlu: O da olabilir ama 3 tane. 3 tane. Kerem, Diego Carlos, Mourinho. 3'ü müfettişler tarafından not alınıyor. Artı limit aşımı. Sonra aradan zaman geçiyor ve benim aldığım bilgi fena başı kesinlikle dedi limit aşımından bir cezası var. Bu onaylandı kesinleşti. Öbür tarafla alakalı da evet o da bir inceleniyor. Onunla alakalı da bir ceza çıkabileceğini ama net bir bilgiye o gün ulaşmadığım için ben özellikle elimde şunu söyledim. O konuyla alakalı kesin bir bilgiye sahip değilim. Evet şu an dosya UEFA'nın elinde. Eğer onu da içine katarak bir ceza da gönderebilirler. Göndermeye de bilirler. Çünkü ne dedi Sayın Hakan Safi? Dedi biz dedi UEFA'yla görüştük federasyon olarak canlı yayında. Biz bu konuyu aramızda kapattık dedi. Artık dedi bundan sonra dedi Kerem Akturkoğlu konusu olmayacaktır. Hatta Beyaz TV'ye bu açıklamaları yaptı. Bu konuyu konuşanlar da olursa art niyetlidir. Fenerbahçe'ni sorgulayın dediler. Şimdi Sayın Başkan Adayı'nın bu açıklamasından sonra ben üzerine daha yorum yapma gereği duymadım. Benim için kapanmıştır o zaman. 🗣İbrahim Seten: Biraz böyle seçime dönük zaten şey yapılıyormuş gibi de geliyor. Bir Hakan safi'yi bir itibarsızlaştırma çabası da görüyorum bunun içinde. İkincisi de şey Saadettin Saran yönetiminin hiç suçu yok. Bütün suç Ali Koç'un Ali Koç yönetiminin deme çabası da görüyorum açıkçası. Tam bir konuyu bütün boyutuyla ele alırsak bence orada bir şüphede bırakmayız. Doğrusu nedir tam bir konuşalım istiyorum sende. Bende de bazı bilgiler var çünkü. Onları karşılıklı istiyorsan konuşalım. 🗣Sercan Hamzaoğlu: Valla abi sendeki o bilgiler daha nettir ama iki tarafta bizle alakası yok diyor. Yani Ali Koç tarafından şimdi birine sordum, mesaj attım. Bunun bizimle alakası yok diyor ama aslında şurada şöyle bir alaka olabilir. %100 olabilecek alaka. Eğer oyuncu kontratları üzerinden de Fenerbahçe bir ceza alırsa bu %100 Ali Koç'u bağlıyor. Çünkü bu 3 isim de Ali Koç yönetiminde Fenerbahçe'ye geldi. Ama bu isimler dışında sadece limit aşımı olursa Bence gelecek mevcut yönetimi de şu anki yönetimi bağlıyor. O yüzden bu UEFA cezayı göndermeden %100 bunda bir şey dememiz mümkün değil. Ama şu da bir gerçek. Hani dediler ya kontrat biz düzelttik ettik. Şimdi benim elimden aldığım bir liste var içeriden. Ve şu an kere maktuk oldu. Mesela maaşı yıllık 222 bin TL. Yani vurduğun zaman aylık 22. Şimdi bu kontrat fesiye edilip yeni baştan yapıldı mı? Ali Gürbüz Bey'e sordum. Yok yapılmadı dedi. Peki federasyonla nasıl ilişkileri düzelttiniz dedim. Onlar bizim Türkiye Futbol Federasyonu biz UEFA konunun nasıl çözülmesi gerektiği anlattık diyor. Bu konuyu yazışmalarımız yaptık bitirdik diyorlar. Şimdi bu onların nezdinde ondan açıklamasına göre bitti bu konu. 🗣İbrahim Seten: Biraz daha açalım. Şimdi niye yapılmadığını söyleyeyim. Yeni mukavele yapabilmen için transfer döneminin başlaması lazım. Şu anda transfer dönemi değil. Transfer dönemi Ocak'taydı. Ocak'taydı ama. Ocaktaydı bu konu. Hayır sonradan geldi UEFA baktı ve değiştir dediği bölüm zaten hiç kimsenin bir hamle yapamayacağı bölümden bahsediyoruz. Şimdi transfer Ağustos'ta mı başlıyor? Diyelim ki liglerin transfer dönemi Temmuz'da başlıyor diyelim. Temmuz'da beraber 5 yıllık 4 artı 1 yıllık bir mukavelesi var bildiğim kadarıyla. O 4 artı 1 yıllık mukaveleyin ilk senesini pas geçecekler. İlk senesi böyle olmuş olacak. Bununla ilgili bana sorarsan Fenerbahçe'ye bir İnce bir yaptırım olabilir. Bununla ilgili bir para cezası da olabilir. Veya uyarı da olabilir. Ama sonrasında yeni 4 yıllık mukaveleyi şey yapacaklar. 222 bin liradan değil hayatın olağan akışına uygun daha evvel bu adamın Benfica'da aldığı maaşa toplam maaşına uygun şekilde artık çünkü bütün rakamlar da biliniyor. Onun bir bölümünü Fenerbahçe verecek. İmaj hakkı bölümü de ayrıca olacak. Ama bunların neredeyse birbirine eşit veya orantılı olması lazım. Parayı da benim bildiğim kadarıyla bunu soruyorlar. Karadaşım Fenerbahçe'nin bu işten zararlı çıkmaması için sen bunu kulübe sponsorluk olarak verecek misin diye soruyorlar. Evet diyor. Bağış veya sponsorluk olarak Hakan Safi bunu vermeyi kabul ediyor. Vergisi dahil hepsini bütün şeyleri kulübe bağışlayacak. Kulüp ödeyecek.

Galatasarayultrataraftar

58,906 次观看 • 4 个月前

📢SESLİ ANLATIM: 🚨İNSAN CİNNİ MELEZLERİ NASIL VÜCUT BULUYOR? CİNNİLERİN MUTASYONLARI (YECÜC MECÜC ÇAĞI) İnsan-cinni melezlerinin nasıl vücut bulabildiği hakkında sorular soruluyor. Öncelikle cinnilerle insanların, hatta insanlardan önce cinnilerle cannların, birbirleri ile ilişkileri olabileceğini kabul edelim ➡️Cinniler insanlarla birleşir mi, birlikte olur mu? Evet, olur. Bunu yaşayan insanlar çok iyi biliyorlar ve böyle çok insanla biz görüştük. Cinniler, insanların vücuduna girer, insanların vücudundan faydalanır, insanlarla birlikte olur. ➡️Peki, bunlar nasıl oluyor? ➡️Bir de bu melezlerin nesli, doğumu nasıl oluyor? Cinniler insanların vücudundaki atıkları kullanır, çünkü cinnilerin vücut yapısı bizimki gibi değil. Biz maddenin katı haliyiz ama onlar gaz hali. Gaz hali olunca, bizdeki maddenin de gaz halini kullanarak, bizdeki DNA’ları da kullanarak o gaz halinden çocuk edinebiliyor, doğum yapabiliyorlar. Bu melezler eğer ifritlerden olursa, ifritlerden olan çocuklarda otomatikman o ifritlerin, o babaya, o babanın yaşantısına, her şeyine müdahale etme hakları oluyor -ki bunlarla da çokça karşılaştık-. Madde boyutunda, yani "maddenin katı hali"nden bahsediyoruz; anne ve baba (insan) birleşmelerinde tam birleşme anında cinniler araya karışıp kendi DNA’larından, kendi gaz hallerinden araya girebiliyorlar. Bu ayrı bir şey Kadın doğum yaptığında, çocuğu et beden doğdu, yani insan. Bunun vücudunun içine, DNA’lara girdiğinde bu insanla beraber onlar da içine giriyorlar ve içinde yaşıyorlar. Bir DNA’sından gelen etkiler var, ayrı; bu etkileri kullanarak, kendilerine bir zemin hazırladılar. Bunun üzerine de bir de bu insanın et bedeni oluştu, ruhu geldi ayrı Ayrıca o soydan gelen cinniler, onun içine girerek, ruhunu minimize edip, en düşük hale getirerek ve o bedeni ele geçirerek, çocuğu kendi örf, adet ve isteklerine göre yaşatabiliyorlar. ➡️ Peki, madde boyutuyla direk birleşme oluyor mu? Önce, cinnilerin, teknoloji olarak bizden çok ileri olduklarını bilmemiz lazım. Yani bizim şu andaki en üst seviyemiz bile onlar için çok eski bir teknoloji. 📌ANUNNAKİLER VE "CANN" LAR NEDİR? Cinnilerden bahsederken önce Anunnakiler’den ve "cann"lardan bahsetmek lazım (İLGİLİ PAYLAŞIM: ANUNNAKİLER KİMDİR, GERÇEKTE NEDİR? ) Buradaki yarı insan, yarı hayvan görüntülü ırklar tarihi eserlerin üzerinde yazıtlarda veya piramitlerde var. Bunlar, teknolojiyi öyle noktaya getirmişler ki maddenin gaz halini katı haline, katı halini de gaz haline dönüştürebiliyorlar. Bu gaz halini kendinden alıp, insan bedenine enjekte ederek bunu katı haline dönüştürecek mekanizma insan bedeninin içinde. Bir fabrika gibi düşünün, katı hale dönüştürüp sonra bu bir kadına enjekte edilirse, doğacak olan iki ırkın maddesel olarak birleşmiş hali insan olur. Peki, bu "melez" insan iman edebilir mi? İman etmek için çokça uğraşır fakat cinni tarafı onu öyle bir ele geçirir ki istediği gibi yönlendirir Peki, nasıl ele geçirebilir? O insanlar cinler alemini de olduğu gibi görür, bu âlemi de görür. İki âlemin arasında kalmaktan sıkıntıya düşer Fakat, cinniler boyutundaki teknoloji ve anlatılanlar, oradan gelenler, oradaki yaşayan cinnilerin ve bu dünyada da yaşayanların halini gördükçe, karşı taraf insanı ikna eder. Yani gözlerinde öyle bir mercek, kamera var ki iki boyutu da aynı anda görüyor. Kulaklarında öyle bir yapı var ki iki tarafı da aynı anda duyuyor. Yani tüm her taraftaki sesleri, bağlantıları, alabiliyor ki cinniler bize göre çok hızlıdır. Maddenin gaz hali olduğu ve çok hızlı oldukları için ses, görsel, işitsel iletişim de onlarda hızlı olur ama o özellikleri maddesel insan vücudunun içinde DNA’sına kodladıkları için bu defa o insan, insan olan cinnilerden olabilir Soru: Bu birleşmeden doğan insanların iman etmediğini söylediniz. İman etmeyeceğini söylediniz. ➡️Bugün burada yaşayanlar, iman etmeyen deist, ateist insanların, bu cinlerin birleşmesinden kaynaklanan doğumlardan meydana gelen insanlar olduğunu söyleyebilir miyiz? Şöyle bir ayrım yapıyorlar: Kendi nesillerini, belirli ırklara enjekte ediyorlar. Şöyle düşünün; Bundan beş, sekiz bin yıl önce bunu enjekte ettilerse -ki ettiler-. Nuh tufanına kadar teknoloji de çok yüksek, çok ilerideydi. Bu dönemden sonra da kendilerinden hayatta kalan var Kalan onlar için "safkan" yani et beden olarak kalmış. DNA dahil birçok şeyleri kendilerine uyarlayarak, onlara enjekte ederek nesli devam ettiriyorlar. Her gördüklerine rastgele seçtiklerine değil bu uygulama. Paganlar ve onlara hizmet edenler de zaten buradan gelenler Yani kendilerine seçtikleri özel bir ırk dönüştürdüler. Her insana değil, onlara bunu uyguluyorlar. Her insana cinnilerin münasebeti oluyor mu? Oluyor ama onunla, bunlar farklı şeyler. Underworld diye bir film serisi var. "Lycan" olarak adlandırdıkları, kurt adam olarak görünen bir ırktan bahsediyor ve “safkan” olarak ifade ediliyor. Bu ırk istediği zaman insan kılığında, istediği zaman kurt adam formuna dönüşerek iki tarafın da avantajlarını kullanabiliyor Kendisini hem insanlardan hem diğer bütün yaratılan varlıklardan üstün ırk olarak tanımlamış ve kendisini ırk olarak da başka hiçbir ırkla bozmak istemiyor. Yani böyle bir şey, böyle bir senaryo var bu filmde. Gerçeklik payı olabilir mi diye sorabiliriz. Şöyle, geriye dönüp filmlere bakın, paganların yaptığı bu filmler yaptıklarını anlatıyor ama biz anlayamıyoruz Aradan onlarca yıl geçince bunu anlıyoruz Kurt adam veya benzeri dönüşmüş insanlarla ilgili filmler var değil mi? İşte bunlar, onların o ırktaki değişimleri aslında subliminal anlatıyorlar. Bunlar var ama o kadar özel ve o kadar korumalı ve farklı yerde, farklı şekilde gizlenerek yaşıyorlar ki biz bunları anlayamıyoruz Özellikleri var. Bizden daha fazla görüyorlar, daha hızlılar, beyin yapıları farklı, madde boyutunu farklı inceliyorlar Bir nevi Yecüc Mecücün farklı bir versiyonu gibi ama onların çoğalıp, dağılacağı kadar yeryüzü daha hazır değil. Onlar, yecüc mecüc olarak dağıldıklarında yeryüzündeki oksijen seviyesine kadar -ki oksijen seviyesi en son noktadır-, daha birçok değişimlerin olması gerekiyor ( İLGİLİ ANLATIM: YECÜC VE MECÜC: CİNLER İLE İNSAN IRKININ KARIŞMASI ) Buna klonlama da dahil, gen çalışmaları da dahil. Tüm bu çalışmalar bunları daha fazla çoğaltmak için yapılan hazırlıklardır ama bunları daha başaramadılar. Şimdilik önceki zamanlardaki birleşmelerden olan nesli korumaya çalışarak, devam ediyorlar. Bütün bu filmlerdeki senaryoların temel içeriği DNA boyutunda mutasyonla açıklanıyor. Yani mesela Lycan dedikleri ya da diğer ırklar olarak tanımladıkları safkan ırkları, DNA ölçeğinde başka ırklarla birleştirmişler ve oradaki mutasyonlar üzerinden hareket ediyorlar Bu onların anlatımı ve delili de aynı zamanda. Bu konuları inkâr ettiğinizde o filmler bize bir hayal veya uydurma gelebilir ama kesinlikle yaptıklarını yapmak istediklerini, varacakları sonuçları birleştirerek bunları filmlerle empoze ediyorlar bizlere 2004 yapımı "I Robot" ( ben robot) adlı bir film vardı "İnsanlığın %100 kontrolü" anlamında bu bahsettiklerimizi 20 sene önce ekrana taşımışlardı. Tüm anlatılanlar aynen olacak ve bu günleri 20-30 sene önceden empoze etmeye başladılar ! (İLGİLİ SERİ: GRAPHEN, ÇİPLER VE İNSANLIĞIN KONTROLÜ) Hayal sandığınız şeylerin bir bir gerçekleştiğini gördüğünüz gün; anlamak, tanımak ve savaşmak için çok geç kaldığınız gündür... "İNSAN CİNNİ MELEZLERİ NASIL VÜCUT BULUYOR? CİNNİLERİN MUTASYONLARI" SES KAYDI

Synergy Kendiyas

31,988 次观看 • 1 年前

Murat Bardakçı "Vahdettin, Atatürk'ü ülkeyi kurtarması için gönderdi" palavrasının yayılmasına hizmet etmiş bir insan. Buna rağmen televizyonlarda "Hayır, ben onu söylemedim" diyerek günah çıkarıyor. Peki bu beyanı samimi mi? İnceleyelim... Ama sadece bu konuların meraklıları için yazıyorum. O yüzden biraz uzun olacak. Meraklısı olmayanlar burada bırakabilir. Önce hikayenin gelişimine bakalım... Murat Bardakçı yakın zamanlarda 19 Mayıs: Devlet Operasyonu isimli bir kitap yazdı. Kitabın ismi bile insana tuhaf geliyor. Çünkü devletin başında o tarihlerde Vahdettin var. Ee 19 Mayıs da devlet operasyonu olduğuna göre Atatürk'ü ülkeyi kurtarması için Vahdettin göndermiş oluyor. Yani kitabın ismi böyle bir izlenim yaratıyor. Bardakçı bu izlenimi yarattıktan sonra bazı çevreler harekete geçerek türlü palavralarla, tabii bu kitabı da kullanarak "Vahdettin, Atatürk'ü ülkeyi kurtarması için gönderdi" argümanını öne çıkarıyor. Sonrası malum... Bu argümanı ileri sürenlerle bu argümana karşı çıkanlar arasında meydan savaşı yaşanıyor. Murat Bardakçı da tepkilerden nasibini alıyor. Peki sonra ne oluyor? Murat Bardakçı tekrar sahneye çıkıyor "Hayır, ülkeyi kurtarması için Vahdettin göndermedi, ben böyle bir şey yazmadım" diyor. Kitabında kullandığı tartışma yaratan "devlet operasyonu" kavramını başka türlü izah ediyor. Devlet derken Vahdettin'i değil, devlet içindeki bazı kliklerin Atatürk'ü gönderdiğini söylüyor. (Buraya bir dipnot koyalım: Murat Bardakçı başka yerlerde başka şeyler de söylüyor, hem de neler neler... Ama oraya sonra geleceğiz. Düğüm orada çözülecek zaten. Dikkatle o kısmı bekleyin) Yani özetle, "Vahdettin'i kastetmedim, derin devleti kastettim" diyor. Peki bu argümanın altını doldurabiliyor mu? Bana göre hayır. Gerçi bazı "tanınan" tarihçiler de (isimlerini vermeyeyim) niyedir bilinmez, "Vahdettin göndermedi" demekle birlikte Bardakçı'nın "Derin devlet gönderdi" tezine yüzeysel şekilde destek çıkıyor. Halbuki "derin devlet gönderdi" lafı da safsatadan ibarettir. Tabi, önce "derin devlet gönderdi" diyenlerin bunu iddia etmesi ve ortaya delil koyması lazım. Koyabiliyorlar mı? Çok merak ederek çok fazla inceledim ama ortada somut bir delil göremedim. Mesela derin devlet kimdir, devletin hangi organıdır, Atatürk'e bu görev nerede ve ne zaman tebliğ edilmiştir? Bunların cevabı yok. Yani bir derin devlet olacak, bunlar toplanıp karar alacak sonra da Atatürk'e görev senindir diyecekler. Bunlar kimdir, ne zaman bu işleri yapmıştır? Bardakçı bunlara cevap veremiyor. Onu destekleyen "bilindik" tarihçiler de bunlara destek veremiyor. Ortaya atılan en bilindik argüman "Erenköy'de bazı toplantılar olmuş" karar burada alınmış. Ama bu kararın Atatürk'e nerede kimler tarafından tebliğ edildiği konusunda da bir argüman yok. Hatta Bardakçı'nın kendisi "Erenköy" toplantılarının zabıtlarına ulaşamadım diyor. Yani elinde belge de yok. Her fırsatta "belgeyle" yazdığını söyleyen Bardakçı bu önemli argümanına belge bulamıyor. Ama buna rağmen kitabının ismini "Devlet Operasyonu" koyarak türlü tartışmaları ateşliyor. Bu oldukça samimiyetsiz bir tutum. Ortada somut argüman olmadığı için "derin devlet gönderdi" tezini çürütmek zor çünkü menfi durumun ispatı pek mümkün değildir. Ama yine de tarihi incelediğimizde Atatürk'ün milli mücadele fikrine İstanbul'a gelmeden önce Adana civarında sahip olduğunu biliyoruz. (Atatürk, İbrahim Süreyya, Ali Cenani, Ali Fuat ve Fahrettin Altay'ın anlattıkları bunu doğruluyor) Üstelik Mayıs 1919'da yani Atatürk artık Samsun'a gidecekken ordunun en önemli mevkiindeki Fevzi Paşa ve Cevat Paşa, Atatürk'ün milli mücadeleyi başlatmak için gittiğini bilmiyor. Çünkü herkesin bildiği "Bir şey mi yapacaksın Kemal" sözünü söyleyen Cevat Paşa bu sözü 14 Mayıs'ta söylüyor. Yani hareketten iki gün önce. Demek ki bilmiyor. Bilse sormazdı. Fevzi Paşa ise Atatürk'ün milli mücadeleyi başlatmak için gittiğini 15 Mayıs günü öğrendiğini ve Cevat Paşa ile yemin ettiklerini kendisi söylüyor. Bu durumda Cevat Paşa "14 Mayıs'ta" şüphelenmiş, ertesi gün öğrenmiş ve destek vermiş. Bu durumda "derin devlet gönderdi" argümanındaki derin devletin içinde, ordunun başındaki iki önemli isim Fevzi ve Cevat Paşalar yok... Vahdettin zaten olamaz. Ve Damat Ferit Paşa da olamaz... Bu durumda bu derin devlet kim olabilir? Vahdettin ve Damat Ferit'in seçip hükümete koyduğu bakanlar mı? Yani düşünün ki derin devlet, Atatürk'ü milli mücadele için görevlendiriyor ama bunun içinde ordunun ve devletin zirvesi yok ama bazı no name bakanlar var. Bu mümkün mü? İşin tuhafı, Atatürk, kendi milli mücadele planını kimselere anlatmış değil. Planı derli ve toplu şekilde bilen bir iki isim var. Birisi Ali Fuat, diğeri onun babası ve Rauf... Bunlar haricinde Karabekir bile plandan habersiz. Çünkü hatıratında Atatürk'ün Trabzon'a değil de Samsun'a çıkışını yadırgıyor. Çünkü planın detaylarını bilmiyor. Özetle lafı uzatmayayım, "derin devlet gönderdi" lafı delili olmayan safsatadan ibaret bir iddia. Hele hele Atatürk'ün ömrü boyunca milli mücadeleyi örgütlerken kendi ve milletinin ruh ve vicdanından ilham aldığını söylediği ortadayken... Zaten "derin devlet gönderdi" dediğimizde Atatürk'ü otomatikmen yalancı çıkarmış oluruz. Öyle ya, derin devlet göndermişken bunu saklayıp onlardan bahsetmemesi hatta 1919'un bazı devlet adamlarını ihanetleri nedeniyle sürgüne göndermesi tam bir nankörlük olurdu. Kaldı ki Ahmet İzzet Paşa, Tevfik Paşa ve diğer sabık paşalar, Ali Fuat, Karabekir, Rauf ve Refet gibi sonradan ayrı düştüğü isimler illa ki bu "derin devlet gönderdi" masalını ifşa ederek Atatürk'ün itibarını hedef alırlardı. Mesela Atatürk'ü Samsun'a kendi telkinleriyle çıkardığını iddia eden Karabekir, bunu iddia ettiğine göre "derin devlet gönderdi" masalını da illa ki bilir ve söylerdi. Neyse, bu uzun izahatı geride bırakalım. Özetlemek gerekirse: - Bilindik tezler Atatürk'ün etrafındaki bazı kimselerle kendi kendine hareket etmek suretiyle milli mücadeleyi başlattığını söylüyor. - Bardakçı "Devlet operasyonu" kavramıyla tartışmaları başlatıyor. - Atatürk karşıtları "Devlet operasyonu" kavramını "Vahdettin gönderdi" olarak propaganda ediyor. - Bardakçı tepkiler üzerine "Devlet operasyonu" kavramını "Vahdettin değil derin devlet gönderdi" teziyle tevil ediyor. - Fakat "derin devlet gönderdi" tezinin de altı doldurulamıyor. Bu manzaranın anlamı nedir? Çok basit. Bu tartışmalar Atatürk'ün milli mücadeledeki önemini son derece yumuşak ve dolaylı şekilde azaltan ve başarıyı "derin devlet" ile "vahdettin" arasında bölüştüren bir etki yaratıyor. Bardakçı ise "vahdettin değil derin devlet gönderdi" sloganıyla Anti-Kemalist taşlamalardan kendini sıyırarak bir köşede kahvesini yudumluyor. Bardakçı bu söylemlerle kendisini bu işten sıyırma üstatlığını gösterdiğini düşünüyor olabilir ama kazın ayağı öyle değil. Yukarıda "Murat Bardakçı başka yerlerde başka şeyler de söylüyor, hem de neler neler... Ama oraya sonra geleceğiz. Düğüm orada çözülecek zaten" demiştim. Şimdi oraya gelebiliriz. Her ne kadar Bardakçı "devlet operasyonu" tezi ters tepince "derin devlet gönderdi demek istedim" teviliyle postu kurtardığını düşünmüşse de geçmişte "devlet operasyonu" tezini "vahdettin gönderdi" şeklinde yorumlayan bazı argümanlar sunmuştu. Bu Bardakçı'nın pek bilinmeyen ve anılmayan programıdır. Programın ilgili kısmını video olarak paylaşıyorum. İçeriğini de kısaca özetleyelim... Programın başlangıcında Atatürk'ün 1926 anlattığı bir hatıra mevcut. Buna göre Atatürk, Samsun'a gitmeden önce Vahdettin'le görüşmüş. Sultan, Atatürk'e "Paşa paşa devleti kurtarabilirsin" demiş. Bu hadise doğru. Fakat devamı var. Atatürk, hatıratının devamında Vahdettin'in "devleti kurtarabilirsin" derken "işgalcilerin isteklerine boyun eğmeyi" kastettiğini bizzat söylüyor. Zaten bilindik tez de böyle. Fakat Bardakçı 1. manipülasyonunu yapıyor. Bu kısmı anlatmıyor. Bunun yerinde "Paşa paşa devleti kurtarabilirsin" sözünü kendisi tefsir etmeye başlıyor ve "Vahdettin gönderdi" tezine adım adım göz kırpıyor. Bardakçı bu sözün iki manası olabileceğini söylüyor: 1- Git mücadele başlat başarılı ol 2- İşgalcilerin isteklerine boyun eğ, isyanı bastır. Atatürk'ün kendisi, o dönemin insanları ve tarihin akışı açıkça ikinci maddenin doğru olduğunu haykırırken Bardakçı ne söylüyor? "Tam olarak kesin bir şey söyleyemem. Çünkü belgesi olmadan bir şey diyemem." Burada Bardakçı'nın 2. manipülasyonu devreye giriyor. "Belirsizlik yaratmak..." Yani açıkça "Vahdettin mücadeleyi başlatmak için gönderdi" diyemiyor ama "öyle değildir" de diyemiyor. Çünkü elinde belge yokmuş. Halbuki yukarıda söyledik, Erenköy toplantılarının da belgesi yok. Ama kitabın adını "devlet operasyonu" koyabiliyor. Bu başka bir tutarsızlık. Halbuki Bardakçı, yıllar sonra "Vahdettin gönderdi demedim, göndermemiştir" diye açıkça hüküm veriyor. Yani yıllar önce "bilemem" derken, yıllar sonra "Vahdettin göndermedi, derin devlet gönderdi" diyor. Niye? Kurgulamaya çalıştığı tez çöktüğü için mi? Bardakçı devamında "vahdettin gönderdi" tezine göz kırpıyor. Diyor ki "Vahdettin, Atatürk'ün bir şey yapacağını biliyor" Az önce belgesi yok konuşamam, bilemeyiz derken 3. manipülasyon geliyor ve "bir şeyler yapacağını biliyor" diyor. Bunun için belge arama lüzumu görmüyor. Devamında Erhan Afyoncu "tahmin ediyor ama milli mücadele çapında şeyler değil" diyor. Bardakçı yine "Bilemeyiz" diyor. Yani o çapta da düşünüyor olabilir. Yani özetle kim niye gönderdi bilemiyoruz, yani Vahdettin'in göndermiş olabileceği opsiyonu açık. İkinci olarak da Vahdettin Atatürk'ün milli mücadele başlatmak istediğini de biliyor olabilir. Bu cümleler kabaca, "Vahdettin Atatürk'ün mücadele başlatacağını tahmin ediyordu, önünü açtı" argümanını bir ihtimal olarak kabul ediyor. Bardakçı devamında bu tezini iki belge ile destekliyor. Bu arada şunu söylemek lazım, programda bu hususu dakikalarca konuştuğuna ve "Vahdettin Atatürk'ün mücadele başlatacağını tahmin ediyordu, önünü açtı" argümanı için belge araştırdığına göre bu konuya epey eğilmiş olmalı. Yıllar sonra yazacağı "devlet operasyonu" kitabının ön çalışmaları bunlar. Az önce iki belgeye dayanıyor dedik... İlkini okuyor... Padişahın hattı hümayunu... Bu evrakta açıkça "git memleketi kurtar" gibisinden bir ifade var mı? Yok. Ama Bardakçı kendi tezini kurgulayabilmek adına belgedeki bazı ifadelerde ima olduğunu öne sürüyor. Belgede "hükümetin aldığı karar uyarınca" ibaresi var. Bardakçı burayı okurken "enteresan" diyor. Yani izleyiciyi biraz sonraki imalar için hazırlıyor. Devamında "cümleten, gayret ederek" manasına gelen bir ibare okuyor ve diyor ki: "Şimdi öyle bir kelime kullanmış ki" Bardakçı burada 4. manipülasyonunu yaparak Vahdettin'in kullandığı kelimelerden Atatürk'ü milli mücadele başlatmak için göndermiş olabileceği iması çıkarıyor. Bardakçı cidden sanatkar. Vahdettin gönderdi dese olay olacak. Diyemiyor. Göndermiş "olabileceğini ima etmiş olabilir" gibi bir ihtimal yaratıyor. Çok esnek, sıkıştığında anında dönebileceği elastik bir argüman... Gerçek bir manipülasyon... Bardakçı devam ederken bir cümleye geliyor "ve şimdi" diye uyarıyor. Yani yine heyecan uyandırıyor. İmayı işaret ediyor ve okuyor... İfadeyi günümüz Türkçesine çevirirken "işgal manasına da gelebilir bu" diyor. Yani Vahdettin, burada karmaşık bir ifade kullanarak "Atatürk'e ülkeyi işgalden kurtar demiş olabilir" diyor. Bardakçı devamında üçüncü imaya geliyor... Vahdettin cümlelerini bitirirken durumun "askere, memura ve ahaliye bildirilmesini" istemiş. Bardakçı buradan da ima çıkarabilmek için cümleyi okuduktan sonra üstüne basa basa "askere, memurlara ve halka" diyor... Bardakçı okumayı bitirdikten sonra elastik yorumu icabı "açık açık git silahlan diren demedi" diyor. Ama yukarıda izah ettiğim gibi belirsizlik yaratarak imaları açık tutuyor. Pelin Batu, böyle bir argümana karşı sorulacak en mantıklı sorulardan birini soruyor. Diyor ki, böyle olsaydı Atatürk bunu Nutuk'ta veya başka yerde söylemez miydi? Bardakçı hemen cevap veriyor: Bahsedilmez. Peki niye? Onun da belgesi mi var? Hayır. Ama Bardakçı hükmünde kararlı. Bahsedilmez. Çünkü iki kişi arasında geçmiş. Böyle saçma ve çürük bir argüman... Halbuki en yukarıda iki kişi arasında geçen "Paşa paşa devleti kurtarabilirsin" lafından bahsediyor. Kaldı ki "Vahdettin-Atatürk" ortaklığı varsa ve bundan asla bahsedilmemesi gerekiyorsa, bu durumda Atatürk "Paşa paşa devleti kurtarabilirsin" lafından niye bahsetsin? Bu lafı aktararak neden "Vahdettin-Atatürk" ortaklığı tezinin anlaşılmasını sağlasın? Bardakçı bu soruyu soramayacak kadar aptal biri değildir. O halde neden kendi çelişik durumunun farkına varamıyor? Çünkü bir tez üretmeye çalışıyor. İmalarla, dolaylı ve elastiki şekilde, kendisini kahraman yapmadan insanlara bir karşı argüman alanı açıyor. Tartışmaları başlatıyor. Aradan yıllar geçiyor. "Devlet operasyonu" kitabıyla argümanı somutlaştırıyor. Ama işler istediği gitmediğinden olsa gerek veya belki de ihale kendisine kalmasın diye "ben vahdettin demedim, derin devlet dedim" lafıyla postu kurtarmak istiyor. İşte burada izliyoruz, açık açık Vahdettin'in göndermiş olabileceğini, hattı hümayundaki imaların bu ihtimali açık tuttuğunu, böyle bir şey varsa bile Atatürk'ün bunu asla konuşmayacağını söyleyerek "Vahdettin gönderdi" tezini güçlendiriyor. Dahası, mantıken eğer "Vahdettin-Atatürk" ortaklığı varsa, bunu Atatürk gibi Vahdettin de açıklayabilir. Bardakçı bu ihtimali de öldürmek ve argümanın çürütülmesini engellemek için diyor ki: Hükümdar da yazmaz zaten. Yani Vahdettin de söylemez. Niye? İkisi arasındaymış. Komik. Düşünsenize, Bardakçı'nın argümanları aslında nasıl bir tablo ortaya çıkarıyor: Vahdettin ve Atatürk yola birlikte çıkmış. Fakat Atatürk gücü ele geçirince Vahdettin'in adını haine çıkarıp ülkeyi kontrolüne almış. Vahdettin nankörlüğe uğrayarak ülkeyi terk etmiş. Yurt dışında sefalete düşmüş. Hazır ülke kurtulmuşken demez mi ki "Atatürk'le yola birlikte çıktık ama o beni hain ilan ettirerek ihanet etti" diye. Vahdettin öyle kötü bir konumdaydı ki, şayet böyle bir şey olmasa bile kendi adını temize çıkarmak adına böyle bir yalan üretebilirdi. Bu durumda Atatürk de onu yalanlardı ama Vahdettin yine de belki inanan olur diye bu yalanda ısrarcı olabilirdi. Peki böyle bir yalan ortaya attı mı? Hayır. Denebilir ki Vahdettin olgun düşünmüştür, "Nasılsa memleket kurtuldu, bana nankörlük edildi diye bunu ifşa edip Atatürk'ü zor durumda bırakmayayım, varsın adımız haine çıksın ama memleket payidar olsun vsvs" diyebilir. Bu da bir ihtimal. Ama bunu da çürütmek kolay. Çünkü Vahdettin, ülke kurtulmasına rağmen yurt dışında Atatürk'e hakaretler ve iftiralar yağdırmaya devam etmiş hatta ABD'den yardım bile istemiştir. Yani Bardakçı'ya göre Vahdettin, "Vahdettin-Atatürk" ortaklığını assssla ifşa etmez. O kadar kalender. Ama aynı Vahdettin, yurt dışında türlü numaralar çevirerek hala memlekette karışıklık yaratıyor. Arabistan'da yayımladığı beyanname ile Atatürk'e iftiralar atıyor. Bardakçı bunları bilmiyor mu? Biliyor. O halde neden bu bildiklerine rağmen "Vahdettin-Atatürk" ortaklığı tezini ima ediyor, niye "devlet operasyonu" kavramıyla ortalığı kızıştırıyor? Bunların amacı nedir? Aslında bu sorunun cevabı da belli ama Bardakçı amacına ulaşamadı. Ters tepti. En adi anti-kemalistlerin ağzına düşünce çareyi "vahdettin demedim, devlet operasyonu" dedim manevrasında buldu. Bu programda ima ettiklerinin de unutulacağını düşündü.

Con Sinov

341,958 次观看 • 1 年前

Davos'tan bir Trump geçti! İşte konuşmadan çarpıcı bölümler... BİRLEŞİK KRALLIK EN BÜYÜK PETROL REZERVLERİNİN ÜZERİNDE OTURUYOR AMA ÇIKARILMASINA İZİN VERMİYOR "Avrupa'da, radikal solun Amerika'ya dayatmaya çalıştığı kaderi gördük. Çok uğraştılar. Almanya şu anda 2017'de ürettiğinden yüzde yirmi iki daha az elektrik üretiyor ve bu mevcut şansölyenin hatası değil. O sorunu çözüyor. Harika bir iş çıkaracak. Ama oraya gelmeden önce yaptıkları, sanırım bu yüzden oraya geldi. Ve elektrik fiyatları yüzde altmış dört daha yüksek. Birleşik Krallık, 1999'da ürettiği tüm kaynaklardan gelen toplam enerjinin sadece üçte birini üretiyor. Düşünün, üçte bir ve Kuzey Denizi'nin üzerinde oturuyorlar, dünyanın her yerindeki en büyük rezervlerden biri, ama kullanmıyorlar ve bu onların enerjisinin eşit derecede yüksek fiyatlarla felaket derecede düşük seviyelere ulaşmasının bir nedeni. Yüksek fiyatlar, çok düşük seviyeler. Düşünün, üçte bir ve Kuzey Denizi'nin üzerinde oturuyorsunuz ve şöyle demeyi seviyorlar: "Bilirsin, enerji tükendi." Tükenmedi. Beş yüz yılı var. Daha petrolü bile bulmadılar. Kuzey Denizi inanılmaz. Kimsenin sondaj yapmasına izin vermiyorlar. Çevresel olarak, sondaj yapmalarına izin vermiyorlar. Petrol şirketlerinin gitmesini imkansız hale getiriyorlar. Gelirin yüzde doksan ikisini alıyorlar, bu yüzden petrol şirketleri "Bunu yapamayız" diyorlar. (Petrol şirketleri) Beni görmeye geldiler: "Yapabileceğiniz bir şey var mı?" Avrupa'nın harika olmasını istiyorum. Birleşik Krallık'ın harika olmasını istiyorum. Dünyadaki en büyük enerji kaynaklarından birinin üzerinde oturuyorlar ve kullanmıyorlar. Aslında elektrik fiyatları yüzde yüz otuz dokuz fırladı. Avrupa'nın her yerinde yel değirmenleri var. Her yerde yel değirmenleri var ve kaybediciler. Fark ettiğim bir şey, bir ülkede ne kadar çok yel değirmeni varsa, o ülke o kadar çok para kaybediyor ve o ülke o kadar kötü durumda. Çin neredeyse tüm yel değirmenlerini yapıyor, ama ben Çin'de hiç rüzgar çiftliği bulamadım. Bunu hiç düşündünüz mü? Çinlilerin akıllı olduğunu görmenin iyi bir yolu. Akıllılar. Çin çok akıllı. Onları yapıyorlar, bir servet karşılığında satıyorlar. Onları satın alan aptal insanlara satıyorlar, ama kendileri kullanmıyorlar. Birkaç büyük rüzgar çiftliği kurdular, ama kullanmıyorlar. İnsanlara nasıl göründüklerini göstermek için onları koydular. Oradaki rüzgar gülleri dönmüyor." BİZ OLMASAYDIK HEPİNİZ ALMANCA VEYA JAPONCA KONUŞUYOR OLURDUNUZ. GRÖNLAND'I VERİSENİZ MİNNETTAR OLURUZ, VERMEZSENİZ BUNU UNUTMAYIZ "Nihayetinde, bunlar ulusal güvenlik meseleleridir ve belki de mevcut hiçbir konu, durumu şu anda Grönland ile olanlardan daha net hale getirmiyor. Grönland hakkında birkaç kelime söylememi ister misiniz? Ben, bunu konuşmadan çıkaracaktım, ama düşündüm ki... Sanırım çok olumsuz değerlendirilirdim. Hem Grönland halkına hem de Danimarka halkına muazzam saygım var, muazzam saygım var. Ama her NATO müttefikinin kendi topraklarını savunabilme yükümlülüğü var ve gerçek şu ki, Amerika Birleşik Devletleri dışında hiçbir ulus veya ulus grubu Grönland'ı güvence altına alma konumunda değil. Biz büyük bir güçüz, insanların anladığından çok daha büyük. Sanırım bunu iki hafta önce Venezuela'da öğrendiler. Bunu İkinci Dünya Savaşı'nda gördük, Danimarka sadece altı saatlik savaştan sonra Almanya'ya düştü ve ne kendisini ne de Grönland'ı savunamadı. Bu yüzden Amerika Birleşik Devletleri o zaman Grönland topraklarını tutmak için kendi güçlerimizi göndermeye mecbur kaldı, yaptık, bunu yapmak için bir yükümlülük hissettik, ve tuttuk, büyük maliyet ve masrafla. Oraya girme şansları yoktu ve denediler. Danimarka bunu biliyor. Kelimenin tam anlamıyla Grönland'da Danimarka için üsler kurduk. Danimarka için savaştık. Başka kimse için savaşmıyorduk. Onu kurtarmak için, Danimarka için savaşıyorduk. Büyük, güzel bir buz parçası. Ona toprak demek zor. Büyük bir buz parçası. Ama Grönland'ı kurtardık ve düşmanlarımızın yarımküremizde ayak basmasını başarıyla önledik, bu yüzden bunu kendimiz için de yaptık. Ve sonra savaştan sonra, ki biz kazandık, büyük kazandık. Şu anda biz olmasaydık, hepiniz Almanca ve biraz Japonca konuşuyor olurdunuz belki. Savaştan sonra Grönland'ı Danimarka'ya geri verdik. Bunu yapmak ne kadar aptallıktı! Ama yaptık. Ama geri verdik. Ama şimdi ne kadar nankörlük ediyorlar? Hiçbir şey talep etmedik ve hiçbir şey almadık. Açıkçası durdurulamaz olacağımız bu noktada aşırı güç ve kuvvet kullanmaya karar vermedikçe muhtemelen hiçbir şey alamayacağız. Ama bunu yapmayacağım, tamam mı? Şimdi herkes "Oh, iyi" diyor. Bu muhtemelen yaptığım en büyük açıklama çünkü insanlar güç kullanacağımı düşünüyordu. Ben, ben güç kullanmak zorunda değilim. Güç kullanmak istemiyorum. Güç kullanmayacağım. Amerika Birleşik Devletleri'nin istediği tek şey Grönland adında bir yer, zaten onu vasi olarak elimizde bulundurmuştuk ama 2. Dünya Savaşı'nda Almanları, Japonları, İtalyanları ve diğerlerini yendikten sonra, çok uzun zaman önce değil, saygıyla Danimarka'ya geri verdik. Onlara geri verdik. Yani NATO'dan elde ettiğimiz şey Avrupa'yı Sovyetler Birliği'nden ve şimdi Rusya'dan korumak dışında hiçbir şey. Yani, onlara yıllarca yardım ettik. Hiçbir şey almadık, NATO için ödeme yaptık dışında ve ben gelene kadar yıllarca ödeme yaptık. NATO'nun yüzde yüzü için ödeme yaptık, bence, çünkü faturalarını ödemiyorlardı. Ve tek istediğimiz Grönland'ı almak, tam mülkiyet hakkı ve sahiplik dahil, çünkü onu savunmak için sahipliğe ihtiyacınız var. Bir kiralama üzerinden onu savunamazsınız. Birincisi, yasal olarak, bu şekilde savunulabilir değil, kesinlikle. Ve ikincisi, psikolojik olarak, kim bir lisans anlaşmasını veya kiralamayı savunmak ister ki, okyanusun ortasında büyük bir buz parçası, eğer bir savaş olursa, eylemin çoğu o buz parçası üzerinde gerçekleşecek? Bir düşünün. O füzeler o buz parçasının tam merkezinin üzerinden uçacak. Danimarka'dan ulusal ve uluslararası güvenlik için ve çok enerjik ve tehlikeli potansiyel düşmanlarımızı uzak tutmak için, istediğimiz tek şey üzerine şimdiye kadar inşa edilmiş en büyük altın kubbeyi inşa etmek için bu toprak. Yani dünyayı korumak için bir buz parçası istiyoruz ve vermiyorlar. Başka hiçbir şey istemedik ve o toprak parçasını tutabilirdik ve tutmadık. Yani bir seçenekleri var. Evet diyebilirsiniz ve çok minnettar olacağız, ya da hayır diyebilirsiniz ve hatırlayacağız." MACRON'U O GÜZEL GÜNEŞ GÖZLÜKLERİYLE İZLEDİM, NE OLMUŞ ÖYLE İlaç fiyatları için en çok tercih edilen ulus politikam altında, reçeteli ilaçların maliyeti hesaplama şeklinize bağlı olarak % 90’a kadar düşüyor. Beş, altı, yedi, sekiz yüz yüzde de diyebilirsiniz. Bunu hesaplamanın iki yolu var. Ama her başkanın istediği bir tercih edilen uluslar politikamız var, hiçbir başkan alamadı. Ben aldım ve diğer uluslar onayladı ve bunu almak için tarifeleri kullanmak zorunda kaldım, çünkü "Asla!" dediler. Başka bir deyişle, Londra'da on dolar olan bir hap, yüz otuz dolar. Londra'da on dolar, New York'ta veya Los Angeles'ta yüz otuz dolar ve "Vay canına, bu kötü" dedim. Arkadaşlarım derdi, "Biliyorsunuz, Londra'ya gidiyoruz, bu şeyleri neredeyse bedava satın alabiliyorsunuz. Dünyanın her yerine gidiyoruz, neredeyse bedava satın alabiliyoruz." Çünkü temelde, Amerika tüm dünyayı sübvanse ediyordu çünkü başkanlar bundan kurtulmalarına izin verdi. Çok zor oldu. Bu yüzden Emmanuel Macron'u aradığımda, dün onu o güzel güneş gözlükleriyle izledim. Ne halt oldu? [gülüyor] Onu biraz sert tavırlarıyla izledim, ama bir hap için on dolardaydı ve dedim ki, "Emmanuel..." Ve... tüm büyük ilaç şirketleri tam mutabakat halinde. Bu arada kolay değildi. Serttirler, akıllıdırlar. Bu dolandırıcılıktan uzun zamandır kurtuluyorlardı, ama vazgeçtiler. Ama dediler ki, "Ülkelerin bunu onaylamasını asla sağlayamazsınız." "Neden?" dedim. "Çünkü sağlayamazsınız. Her zaman dediler ki, 'Daha fazla ödemiyoruz. Geri kalanını Amerika Birleşik Devletleri'nden alın.'" Yani yıllar içinde, aynı kaldılar. Biz sadece yukarı, yukarı, yukarı gittik ve, yani, on üç, on dört, on beş kat daha fazla öderdik belirli ülkelerin ödediğinden. Ben de dedim ki, "Hayır, yüzde yüz onaylayacaklar." "Efendim, onaylamalarını asla sağlayamazsınız." "Garanti ediyorum" dedim. Ama aslında Emmanuel ile başladım, muhtemelen odada da var ve onu seviyorum. Aslında onu seviyorum. İnanması zor, değil mi? Ve dedim ki, "Emmanuel, o hapın fiyatını yirmi dolara, belki otuz dolara çıkarmak zorunda kalacaksın." Düşünün. Yani bu, bu demek oluyor ki reçeteli ilaçlar iki katına çıkıyor. Üç katına çıkabilir, dört katına çıkabilir. Kolay değil. "Hayır, hayır, hayır, Donald, bunu yapmayacağım." "Evet, yapacaksın, yüzde yüz" dedim. "Hayır, hayır, hayır. Benden iki katına çıkarmamı istiyorsun" dedi. "Emmanuel, otuz yıldır reçeteli ilaçlarla Amerika Birleşik Devletleri'nden faydalanıyorsun. Gerçekten yapmalısın ve yapacaksın, hiç şüphem yok. Aslında, yüzde yüz eminim sen-" "Hayır, hayır, hayır, bunu yapmayacağım." Çünkü, evet, ona karşı adil olmak gerekirse, iki katına veya üç katına çıkarmak zorunda, çünkü dünya Amerika Birleşik Devletleri'nden daha büyük bir yer olduğu için, ortada buluşmanız değil, sadece biraz yukarı çıkmanız gerekiyor ve biz çok aşağı iniyoruz. Onlar biraz yukarı çıkıyor, biz çok aşağı iniyoruz. Yani biz yüz otuz dolardayız, onlar on dolarda, bu yüzden yirmi veya otuza çıkmak zorunda kalabilirler, bundan fazla değil. "Emmanuel, iki katına veya üç katına çıkartacaksın" dedim. "Hayır, hayır, hayır." "İşte hikaye, Emmanuel. Cevap, bunu yapacaksın, hızlı yapacaksın. Ve eğer yapmazsan, Amerika Birleşik Devletleri'ne sattığın her şeye yüzde yirmi beş tarife koyuyorum ve şaraplarına ve şampanyalarına yüzde yüz tarife, ve bu istediğimin yaklaşık on katı. Ve yapacaksın. Bunu halka açıklamak istemiyorum, ama beni bunu yapmaya zorlayabilirsin." "Hayır, hayır, Donald, yapacağım. Yapacağım." Ülke başına ortalama üç dakika sürdü, aynı şeyi söyleyerek, "Yapacaksın." Hepsi "Hayır, hayır, hayır, yapmayacağım. Benden reçeteli ilaç maliyetini iki katına çıkarmamı istiyorsun-" dediler. "Doğru, çünkü otuz yıldır bizi kandırıyorsun" dedim. Ve "Bunu yapmayacağız" dediler. "Sorun değil. Pazartesi sabahı, yirmi beş, otuz, elli..." Farklı ülkeler için farklı rakamlar verdim. Bu da ulusal güvenlik hakkında konuşuyoruz. Olamaz-- Adil değil. Tüm dünyayı sübvanse etmeyeceğiz ve bu ülkelerin her biri bunu yapmayı kabul etti. JEROME 'TOO LATE (ÇOK GEÇ)' POWELL Çok uzak olmayan bir gelecekte yeni bir Fed başkanı açıklayacağım. Sanırım çok iyi bir iş çıkaracak. Bakın, bazılarını verdim. Elimizde bir şey var ama çok saygı duyulan bir isim. Hepsi saygın. Onlar, onlar harikalar. Görüştüğüm herkes (adaylar) harika. Hepsinin sanırım harika bir iş yapabileceğini düşünüyorum. Sorun şu ki işi aldıktan sonra değişiyorlar. Yapıyorlar. Bilirsiniz, duymak istediğim her şeyi söylüyorlar ve sonra işi alıyorlar. Altı yıllığına kilitleniyorlar. İşi alıyorlar ve bir anda, "Hadi oranları biraz yükseltelim." Onları arıyorum, "Efendim, bunun hakkında konuşmamayı tercih ederiz." İnsanların işi aldıklarında nasıl değiştikleri inanılmaz. Çok kötü. Bir tür sadakatsizlik, ama doğru olduğunu düşündüklerini yapmalılar. Şu anda korkunç bir başkanımız var, Jerome "Çok Geç" Powell. Her zaman çok geç kalıyor ve faiz oranlarında çok geç kalıyor, seçimden önce hariç. O zaman diğer taraf için gayet iyiydi. Yani biz, harika birini atacağız ve umarız doğru işi yapar." İSVİÇRE'YE TARİFEYİ YÜZDE 30 YAPTIM, BAŞBAKANI ARADI. TARİFEYİ YÜZDE 39'A ÇIKARDIM, ORTALIK KARIŞTI. ROLEX BENİ ZİYARETE GELDİ İ"sviçre ile bir vaka yaşadım. İsviçre'de olmamız tesadüf oldu. Belki size kısa bir hikaye anlatırım. Ama hiçbir şey ödemiyorlardı. Güzel saatler, harika saatler yapıyorlar, Rolex, hepsi. Ürünlerini gönderdiklerinde Amerika Birleşik Devletleri'ne hiçbir şey ödemiyorlardı ve 41 milyar dolarlık bir açığımız vardı. 41 milyar bu güzel yerle. Üzerinden uçtuk. Güzel değil mi? Ben de dedim ki, "Hadi onlara yüzde 30 tarife koyalım ki bir kısmını geri alalım," hiç değilse. Hala büyük bir açığımız olurdu. 41 milyar $. Bu büyük bir açık ve dedim ki, "Hadi bir tarife koyalım..." Farklı tarifeler, farklı yerler. Hepiniz bunlara tarafsınız, bazı durumlarda kurbanısınız, ama sonunda adil bir şey ve çoğunuz bunu fark ediyor. Ama İsviçre'ye % 30 tarife koyduk ve ortalık karıştı. Arıyorlardı, yani inanmazsınız ve İsviçre'den çok fazla insan tanıyorum, inanılmaz yer, inanılmaz, zeki yer. Ama fark etmedim ki... Onlar sadece bizim sayemizde iyiler ve başka pek çok örnek var. Yani, biz, muhtemelen başka yerler, ama kazandıkları paranın çoğunluğu bizim sayemizde, çünkü onlardan asla bir şey almadık. Yani geliyorlar, saatlerini satıyorlar, tarife yok, hiçbir şey yok. Çekip gidiyorlar, sadece bizden kırk bir milyar dolar kazanıyorlar. Ben de dedim ki, "Hayır, bunu yapamayız, bu yüzden artıracağım." Hala bir açığım olurdu, oldukça önemli, ama yüzde otuza çıkardım ve, sanırım başbakan, başkan olduğunu sanmıyorum, başbakan olduğunu düşünüyorum aradı, bir kadın ve çok tekrar ediciydi. "Hayır, hayır, hayır, bunu yapamazsınız, % 30. Bunu yapamazsınız. Biz küçük, küçük bir ülkeyiz" dedi. Dedim ki, "Evet, ama büyük, büyük bir açığınız var. Küçük olabilirsiniz ama büyük ülkelerden daha büyük bir açığınız var." "Hayır, hayır, hayır, lütfen, bunu yapamazsınız" dedi. Aynı şeyi tekrar tekrar söylemeye devam etti. "Biz küçük bir ülkeyiz." Dedim ki, "Ama açısından büyük bir ülkesiniz..." Ve açıkçası beni yanlış yönden ovdu. Ve dedim ki, "Tamam. Teşekkür ederim, hanımefendi. Takdir ediyorum. Bunu yapmayın. Çok teşekkür ederim, hanımefendi." Ve tarifeyi % 39 yaptım ve sonra gerçekten ortalık karıştı ve herkes beni ziyaret etti. Rolex beni görmeye geldi. Hepsi beni görmeye geldi. Ama fark ettim ve azalttım, çünkü insanlara zarar vermek istemiyorum. Onlara zarar vermek istemiyorum. Ve daha düşük bir seviyeye indirdik. Yükselmeyeceği anlamına gelmiyor, ama daha düşük bir seviyeye indirdik. Ama şimdi tarife ödüyorlar. Ama, ama fark ettim ki birçok böyle yerimiz var, Amerika Birleşik Devletleri sayesinde servet yapan yerler. Amerika Birleşik Devletleri olmadan, hiçbir şey kazanmazlardı. Düşünün, İsviçre bizden 41 milyar dolar kazandı ve dediği gibi, küçük bir yer."

CNBC-e

34,242 次观看 • 8 个月前