Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

💥 Htalks: ​"Fenerbahçe, Serhou Guirassy transferinde problem yaşarsa Romelu Lukaku'ya gidebilir. (Doruk Tecimer)" İşte buna hayır. Bu harbiden hayır. Bu çok kötü oldu. Umarım Ollie Watkins olur, öyle diyeyim Lukaku'nun gözümdeki topçuluğunu. Biz alacaktık ya.

156,889 görüntüleme • 1 ay önce •via X (Twitter)

0 Yorum

Yorum bulunmuyor

Orijinal gönderinin yorumları burada görünecek

Benzer Videolar

Ataşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında ruhsat ve iskân işlemleri karşılığında 7 milyon dolarlık rüşvete ilişkin telefon görüşmesi dinlemeye takıldı. İşte teknik takipte elde edilen tapeler: MUHASEBECİ: günün bombasını duydun mu MÜHENDİS: yok hayır olsun inşallah MUHASEBECİ: iskanı MUHASEBECİ: 7 milyon dolar istiyorlarmış MÜHENDİS: ne için istiyorlarmış yedi milyon doları MUHASEBECİ: iskana MÜHENDİS: e binayı onların üstüne yapalım MUHASEBECİ: acaba diyorum bu erhanın puştu mu bi fırıldak çeviriyor ya MÜHENDİS: abi yani yedi milyon dolar da olmaz ya ha yedi milyon hani şey dersin iki milyon dolar dersin üç milyon dolar dersin hani onu bir yere bağlarsın da MUHASEBECİ: hayır şimdi yükse he yediden başlayıp bire ikiye belki de razı edecekler o pazarlık için de yapmış olabilirler onu da MUHASEBECİ: çok garip değil mi ya bu nasıl oğlum ben ben sana bir şey söyleyim mi biz bu ben bu heriflere kızıyorum bunlara operasyon yapılıyor diye bilmem ne siyasi diye ama bunlar harbiden demek ki hak ediyorlar bazen ya MUHASEBECİ: emsal emsal vermeniz lazım diyordu emsaliniz eksik diyordu mevcut emsali hastaneye saydık orayı verdik diyordu ama diyordu burda emsaliniz eksik bilmem kaç bin metre kare emsal vermeniz lazım falan diyorlardı herhalde şimdi ya MÜHENDİS: ama hatırlıyor musun ıı hastanenin iskan sürecinde de aynı sıkıntı oldu ben parayı verdim vermedim mevzusu oldu hatırlıyor musun başkan imzalıyorsan imzala imzalamıyorsan işte yok evden aldıracaklar da ordan aldıracaklar da oraya koyacaklar da hatırlıyorsan MUHASEBECİ: hayır hayır onu demiyorum babacım şimdi biz vermese bu XXXX hanım buna parayı verme ben beş kuruş vermiyorum kardeşim siz bana ruhsatımı verdiniz MUHASEBECİ: esat esat şey diyor abi o kadar diyor şey değilim ben diyor esat panik olmamış mesela çok bunlar diyor belliydi bunlar bir şey bir şey alacaklar ama diyor şimdi burdan kapıyı açtılar ama ha bu kadar almazlar ama diyor bir şey alacaklar baktığın zaman

TRX

19,750 görüntüleme • 4 ay önce

📺 HT Spor Gündem 🎙️Ahmet Selim Kul: Fenerbahçe camiasında da sürekli camianın değerlerine, Fenerbahçeliymiş gibi gözüküp sürekli saldıran sosyal medyada bir çete var. Artık bunu Fenerbahçelilerin hepsi biliyor. Bunlar da saldırmış, etmiş; çok önemli değil ama şunu anlatmam gerekiyor: Şimdi biliyorsunuz arkadaşlar, herkes kendine göre iyidir. Mahallede tanıdıklarınız vardır, kimse kendine kötü demez ama birisi birisinden daha iyi insandır, değil mi? Diğer insan da kötü değildir; o da ailesinde iyi olarak tanımlanır. Ama tabii ki mahallede, işte, diğerini seven farklı bir insana göre diğeri daha iyi olabilir. Fenerbahçe'de de tabii ki herkesin fikri var. İnsanlar bildikleri ve gördükleri çerçevesinde bir analiz yapıyorlar ama Fenerbahçe'de iyi ve doğru çok geri planda kalmış durumda. Bu kaleme siyah diyen de olur, gri diyen de olur ama bu işte ara bir renk var. Ama buna siyah diyene göre de der ki: “Ya siyah desen ne olacak ya?” der. İşte Fenerbahçe'de de bunun gerçek rengini söyleyenler, yani en doğruyu söyleyenler çok geri planda kalmış durumda. “Ya ne olacak, rakip buna siyah diyor, biz de siyah diyelim, bu konuyu geçelim” gibi fikirler 15 yıldır iktidarda. Fenerbahçe 15 yıldır dibe gittikçe dibe gidiyor. Herkes konuyu bir yerlere bağlıyor ama iyi ve kötünün dengesi kaybolmuş durumda. Bu nasıl değişir? Açık konuşuyorum; bunlara odaklı söz sahibi olmasıyla, insanların söz sahibi olmasıyla değişir.

HT Spor

13,020 görüntüleme • 3 ay önce

💥 Murat Aşık: Telefon çaldı, kulüpten Nurgün Hanım. Nurgül Hanım ben bildim bileli Fenerbahçe Spor Kulübü'nde. Aziz Bey'in de kulübümüzün başkan sekreteri. Beni aradı Nurgün Hanım. Dedim, 'Allah Allah hayır olsun inşallah.' 'Başkan görüşecek.' dedi. Sağ olsun başkanımız aradı. Dedi ki, 'Ya Murat, bu Metin Aşık Tesisleri burası böyle böyle. Yani burayı yıkacağız. Artık dökülmeye de başladı. Ama hak sizdedir öncelik. Yani biz burayı yapalım diyorsanız,' dedi. Bir maliyet söyledi başkan, burada dile getirmeyeyim. 'Hatta daha önce daha yüksek çıkmış, biz biraz daha düşürdük,' dedi. ​'Hani sen burayı yapmak istiyorsanız...' Herhalde muhtemelen durumları da biliyorlar yani. 'Bir bak bakalım böyle sponsorla moponsorla bir şeyler yapabiliyorsan sen yap. Yapamıyorsan... Yani ben bu kadar buldum, siz üstünü tamamlayın' diyeceğiz ya da 'Teşekkür ederim başkanım, biz yapamıyoruz. Buyurun o zaman bizim de var.' dedi. ​Ben her şeyden önce teşekkür ettim böyle bir incelik gösterdiği için. Sağ olsun, Allah razı olsun. Ya benim şahsi öyle bir gücüm yok ama dedim, 'Kendisine söyledim, başkanım bir kaç hafta bana müsaade ederseniz bir bakayım ne yapabiliriz, ne kadar yapabiliriz.' Keşke bu arada gücüm olsa, öyle bir gücüm olsa kendi yaptırabilsem. Ama şunu diyeyim: O tesis '92'de yapıldı. 33-34 sene Fenerbahçe'nin yükünü çekti. Biz rahmetli babamı da oradan uğurladık vefat ettiğinde. Yapamazsak da bundan sonra yapacak kişinin adıyla devam edebilir. Önemli olan Fenerbahçe... O zaman için o tesis çok güzeldi, şimdi bu tesis daha güzel olur inşallah. ​Biz yapabiliyorsak biz yaparız, kim yapıyorsa da her zaman söylüyorum; Fenerbahçe'ye bir çivi çakandan Allah razı olsun.

FF TV

324,106 görüntüleme • 20 gün önce

Sevgili gençler! CHP’li Giresun Belediye Başkanı öyle bir itirafta bulundu ki, aslında yıllardır saklamaya çalıştıkları zihniyeti tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Ne dedi? İşe aldıkları üst düzey yöneticilerin %75’i CHP’li, geri kalan %25’i ise onların ifadesiyle “tali işler, hammaliye” karışık, diğerleri… İşte bunların zihniyeti budur! Kendi gibi olmayanı, atadan CHP’li olmayanı, inancı, kimliği, aidiyeti farklı olanı toplumun üst kademesinde görmek istemiyorlar. “Ayaklar baş oldu” dedikleri tam da budur! Bir düşünün… Gidin bir holdinge, büyük bir şirkete. Üst düzeyde başörtülü kızlarımızı, inançlı gençlerimizi, farklı kimliklere sahip insanlarımızı göremezsiniz. Neden? Daha az başarılı ya da daha az zeki oldukları için mi? Hayır! Sırf onları en alt tabakaya layık gördükleri için! Sonra çıkıp millete “kutuplaştırma” dersi vermeye kalkıyorlar. İşte asıl kutuplaştırma bu! İşte gerçek ayrımcılık bu! Biz buna boyun eğmeyeceğiz! Bizim mücadelemiz, bu ülkede kimsenin inancından, kimliğinden, kıyafetinden dolayı hor görülmemesidir! Bizim davamız, herkesin liyakatiyle, kabiliyetiyle, alın teriyle hak ettiği yerde olmasıdır! Sandığa giderken de, siyaset yolunda yürürken de bunu asla unutmayın! Mücadelemiz budur, davamız budur! Troller bu paylaşıma dadanıp, bu durumu bile savunacak. Buyursunlar, gelsinler :)

Hilmi Türkmen

16,072 görüntüleme • 10 ay önce

🗣Murat Aşık: Telefon çaldı, kulüpten Nurgün Hanım. Nurgül Hanım ben bildim bileli Fenerbahçe Spor Kulübü'nde. Aziz Bey'in de kulübümüzün başkan sekreteri. Beni aradı Nurgün Hanım. Dedim, 'Allah Allah hayır olsun inşallah.' 'Başkan görüşecek.' dedi. Sağ olsun başkanımız aradı. Dedi ki, 'Ya Murat, bu Metin Aşık Tesisleri burası böyle böyle. Yani burayı yıkacağız. Artık dökülmeye de başladı. Ama hak sizdedir öncelik. Yani biz burayı yapalım diyorsanız,' dedi. Bir maliyet söyledi başkan, burada dile getirmeyeyim. 'Hatta daha önce daha yüksek çıkmış, biz biraz daha düşürdük,' dedi. ​'Hani sen burayı yapmak istiyorsanız...' Herhalde muhtemelen durumları da biliyorlar yani. 'Bir bak bakalım böyle sponsorla moponsorla bir şeyler yapabiliyorsan sen yap. Yapamıyorsan... Yani ben bu kadar buldum, siz üstünü tamamlayın' diyeceğiz ya da 'Teşekkür ederim başkanım, biz yapamıyoruz. Buyurun o zaman bizim de var.' dedi. ​Ben her şeyden önce teşekkür ettim böyle bir incelik gösterdiği için. Sağ olsun, Allah razı olsun. Ya benim şahsi öyle bir gücüm yok ama dedim, 'Kendisine söyledim, başkanım bir kaç hafta bana müsaade ederseniz bir bakayım ne yapabiliriz, ne kadar yapabiliriz.' Keşke bu arada gücüm olsa, öyle bir gücüm olsa kendi yaptırabilsem. Ama şunu diyeyim: O tesis '92'de yapıldı. 33-34 sene Fenerbahçe'nin yükünü çekti. Biz rahmetli babamı da oradan uğurladık vefat ettiğinde. Yapamazsak da bundan sonra yapacak kişinin adıyla devam edebilir. Önemli olan Fenerbahçe... O zaman için o tesis çok güzeldi, şimdi bu tesis daha güzel olur inşallah. ​Biz yapabiliyorsak biz yaparız, kim yapıyorsa da her zaman söylüyorum; Fenerbahçe'ye bir çivi çakandan Allah razı olsun.

Fener Habers

50,903 görüntüleme • 19 gün önce

Murat Aşık: Telefon çaldı, kulüpten Nurgün Hanım. Nurgül Hanım ben bildim bileli Fenerbahçe Spor Kulübü'nde. Aziz Bey'in de kulübümüzün başkan sekreteri. Beni aradı Nurgün Hanım. Dedim, 'Allah Allah hayır olsun inşallah.' 'Başkan görüşecek.' dedi. Sağ olsun başkanımız aradı. Dedi ki, 'Ya Murat, bu Metin Aşık Tesisleri burası böyle böyle. Yani burayı yıkacağız. Artık dökülmeye de başladı. Ama hak sizdedir öncelik. Yani biz burayı yapalım diyorsanız,' dedi. Bir maliyet söyledi başkan, burada dile getirmeyeyim. 'Hatta daha önce daha yüksek çıkmış, biz biraz daha düşürdük,' dedi. ​'Hani sen burayı yapmak istiyorsanız...' Herhalde muhtemelen durumları da biliyorlar yani. 'Bir bak bakalım böyle sponsorla moponsorla bir şeyler yapabiliyorsan sen yap. Yapamıyorsan... Yani ben bu kadar buldum, siz üstünü tamamlayın' diyeceğiz ya da 'Teşekkür ederim başkanım, biz yapamıyoruz. Buyurun o zaman bizim de var.' dedi. ​Ben her şeyden önce teşekkür ettim böyle bir incelik gösterdiği için. Sağ olsun, Allah razı olsun. Ya benim şahsi öyle bir gücüm yok ama dedim, 'Kendisine söyledim, başkanım bir kaç hafta bana müsaade ederseniz bir bakayım ne yapabiliriz, ne kadar yapabiliriz.' Keşke bu arada gücüm olsa, öyle bir gücüm olsa kendi yaptırabilsem. Ama şunu diyeyim: O tesis '92'de yapıldı. 33-34 sene Fenerbahçe'nin yükünü çekti. Biz rahmetli babamı da oradan uğurladık vefat ettiğinde. Yapamazsak da bundan sonra yapacak kişinin adıyla devam edebilir. Önemli olan Fenerbahçe... O zaman için o tesis çok güzeldi, şimdi bu tesis daha güzel olur inşallah. ​Biz yapabiliyorsak biz yaparız, kim yapıyorsa da her zaman söylüyorum; Fenerbahçe'ye bir çivi çakandan Allah razı olsun. ( SportsDigitale )

Fenerbahçe Insider

237,217 görüntüleme • 19 gün önce

Yusuf Demir: "Yani, sisteme alışmam, nasıl işlediğini anlamam biraz zaman aldı. Çünkü orası gerçekten bambaşka, bambaşka bir dünya. Ve evet, ilk zamanlar aslında çok, çok iyiydi, çok, çok güzeldi. Sonra U21 Milli Takımı ile Avusturya'da bir kampımız oldu, Galler'e karşı ve sanırım Karadağ da vardı. Sonra Galler maçından sonra döndüm, bileğim böyle, şişmiş, sakatlanmış. Sonra aslında Adana'ya uçmamız gerekiyordu. Yani ben bir gün sonra tabii ki İstanbul'a gittim. Sabah antrenmanımız vardı ve ben 'Ayağımı ayakkabıma sokamıyorum, antrenman yapamıyorum. Orada nasıl oynayacağım?' dedim. Sonra takım doktoru dedi ki: 'Evet, tamam, içeri gir. Kabine gir, hemen geliyorum.' Ben de: 'Evet, böyle bileğe ne yapabilirsin? En fazla bana ağrı kesici verebilirsin.' 'Yok, yok, onu enjekte ederiz ve o zaman seninle birlikte gelirsin.' Bunu tabii ki kabul etmedim. O konuda da çok problem oldu, tıbbi açıdan, öyle diyeyim, ah, gerçekten çok şaşırdığım noktalar oldu." Sunucu: "Yani senin için de zor bir dönem oldu bu yüzden." Yusuf Demir: "Evet, yani Galatasaray'ın kırk milyondan fazla taraftarı var, tüm dünyada. Ama içeride yaşananlar, bunu bence çok az kişi görmek ister." Sunucu: "Galatasaray'a dönersek, çok başarılı geçmemiş olsa da, bu adımı attığın için pişman mısın, yoksa bu, yanında götürdüğün bir deneyim mi?" Yusuf Demir: "Hayır, pişman değilim. Şimdi üç yıl kaldım, yani toplamda dört yıl oradaydım, ama hani bir yıllık olarak geçirdim. Dört ya da beş kupa kazandım. Yani, tabii ki pişman değilim." (SK Rapid Podcast)

Peşindeyiz Galatasaray!

45,396 görüntüleme • 26 gün önce

Aykut Kocaman Neden Olmadı 🗣Bünyamin Gezer: Ya benim duyduğum, Ömerovic ilgili bir sıkıntı olmuş; başkan istememiş, hocanın da birinci yardımcısı. Eğer o bunu kabul etmiyorsanız, ben de Fenerbahçe teknik direktörlüğünü kabul etmiyorum. 🗣İbrahim Seten: Kestirip atmıyor ama Ömerovic yüzünden, Ömerovic üzerinden bir şey oluyor. 🗣Haluk Yürekli: Neden yardımcısına karşı çıkmış peki, onu biliyor musun? 🗣İbrahim Seten: İstemiyor abi adam, istemiyor. Takmış, o da diyor ki 6 sene herhalde. 🗣Bünyamin Gezer: O da benim ekibim diyor yani. 🗣İbrahim Seten: Ya 8 senedir aynı adamla çalışır mısın? Çalışmadığın adamı, 8 senedir sen çalışmadın, bu adamı biz niye alalım diyor herhalde. Bak, buraları uyduruyorum şu andan itibaren ama gördüğüm kadarıyla değişsin diyor. Bir yandan da şey varmış, enerjisini düşük bulmuş. Ne demişti hocam? Hoca şey, bu bilgiler Bünyamin hocamdan geldi, ben teyit ettim, öyle söyleyeyim. 🗣Bünyamin Gezer: Ya konuşurken böyle çok tatmin olmamış. Hani bir yıllığa geliyor ya, şimdi bir yıllığa geliyor. 🗣İbrahim Seten: Ben çok yıprandım diyerek başlamış. 🗣Bünyamin Gezer: Çok yıprandım bu dönemde diye. Yani yıprandım diye başlayınca, hani başkan onun enerjisini düşünüyor. Çünkü büyük takım çalıştırıyorsun, illaki yıpranacaksın. Şampiyon olurken bile Okan Buruk yıpranmıyor mu? 🗣İbrahim Seten: En saçma önerme abi. Ben yıprandım. Yıpranacaksın tabii abi. Yıpranacaksın 🗣Haluk Yürekli: Kendisi, ben yıprandım, gelmek istemiyorum anlamında. 🗣İbrahim Seten: Hayır abi, ben çok yıprandım filan. Hani o aradaki bölümün anladığım kadarıyla beni, yani o bölümü iyi idare edemediğini vurgulamak açısından bir şeyler konuşuluyor. Baba da şu heyecanı görmek istiyor. Yani şimdi, alo, iyi misin dedin mi? İsmail hoca 5 dakika sonra orada. O heyecanda diğeri mıkmıkta. Öbürü kayıt gelsin, gelsin diyor misal İsmail hoca. Ya ne idare ederse tamam diyor. Tamam diyor ya, gelsin. Önemli değil. Ama işte bu da bir problem ya abi. Esas aslında yani eee bu sizden biraz ayrıldığım yer orası. Öteki de problem ama yani ben sen. Öteki de problem ama yani çok problem var. Aslında problem ne biliyor musunuz? Aziz Yıldırım'ın o gelmesin, bu gelsin. O gitmesin, bu gitsin. Şimdi biz demek ki Aziz Yıldırım eee kendisine bir teknik sorumlu buldu. Liderliği ben yapacağım. Soyunma odasında ben yapacağım. Aynen öyle bu arada. Bu arada aynen öyle abi. Tabii yani Aziz Yıldırım'ı biz sahada da göreceğiz, soyunma odasına da girerken göreceğiz. Demek ki Aziz Yıldırım yani Aykut Kocaman'a yapamayacağını hissetti. Aykut Kocaman da buna yap, yap, yap, yaptırmayacağını hissettirdi. İsmail Kartal'a da bunu rahatlıkla yapabileceğini düşündüğü için. Çünkü abi şöyle, bunu biz eee Ali Koç, İsmail Kartal döneminde de çok konuştuk. İsmail Kartal'ın oyuncu değişikliklerine bile yukarıdan müdahale edildiğini konuştuk. Hatırlayın yani soyunma şey yedek kulübesinin telefonla arandığı, İsmail Kartal'ı onu çıkart, bunu sok dendiğini filan konuştuk.

Galatasarayultrataraftar

140,301 görüntüleme • 2 ay önce

💥 Trabzonspor'da scout şefi Eren Mert istifa etti 🎙️ Ahmet Selim Kul: Trabzonspor'un tamamen iç dinamiklerinin oluşturduğu bir mesele. Dünkü paylaşımlardan da görüyoruz ki, dünkü meslektaşlarımızın yaptığı anlatımlardan da görüyoruz ki, Trabzonspor'un iç meseleleri, ilk önce iç mesele olmaktan çıkmış. Şimdi bu scouting ekipleri, bu menajerler vesaire, bu transfer haberi yapan gazeteciler, bunlar birbirlerini pohpohlamayı, yükseltmeyi sever. Bizim ülkede de birazcık işler iyi gitti mi, başarıyı yönetemeyen insan çok oluyor. Eren Mert şüphesiz alanında çok başarılı bir isim. Çok kıymetli oyuncular geldi, gitti; şu oldu, bu oldu. Ama Eren Mert, Trabzonspor'da sadece Fatih Tekke döneminde çalışmıyordu, ondan önce de çalışıyordu. Ondan önce de bazı önerileri olmuştu. Bu kadar da olumlu sonuç çıkmamıştı ortaya. Kötü işler yaptı anlamında söylemiyorum. Ama o mevkide final kararlarını veren iki kişi var: Biri başkan Ertuğrul Doğan, en büyük sorumlu; ikincisi de Fatih Tekke. Sevgili Eren Mert, ben anlatılanlardan görüyorum... Şimdi diyeceğim, umarım yanlış anlaşılmaz ama nasıl Fatih Tekke'ye teşekkür etmezsin? Madem Trabzonspor senin için bu kadar önemli bir role sahip. Eren Mert'in en büyük destekçisi, aslında ona bu alanı açan, ona bu alanı veren Ertuğrul Doğan'dı. Ertuğrul Doğan istese, en tepedeki isim olduğu için bu dengeyi de bence tutardı. Çünkü Ertuğrul Doğan'la Fatih Tekke arasında da muhakkak fikir ayrılıkları vardır. Ben hep bunu söylüyorum; fikir ayrılığı olmayan yerde başarı olmaz. Eren Mert, Sayın Ertuğrul Doğan niye bu konunun yolunu açtı, en azından bunu düşünüp, "Ya acaba ben bazı şeylerde hata yapıyor muyum?" diye bakması gerekiyor. Kariyerin çok iyi gidebilir; buradan Hull City'ye gidebilirsin, büyük kulüplere gidebilirsin, Fenerbahçe'ye gidebilirsin, Galatasaray'a gidebilirsin ama sen Trabzon'un içinde yer almış birisin. Ben olsam Trabzonsporluları böyle, nasıl diyeyim, futbol dünyasında karşıma almam. Çünkü Arjantinliler gibi çok tutkulular. Başına dert olurlar. Trabzon camiası işte, herkes çok sevdiği için Fatih Tekke'ye de çok ağır yükleniliyor, Ertuğrul Doğan'a da çok çok ağır yükleniliyor. Şimdi Eren Mert konusunu da birileri böyle işlemeye çalışacaktır. Ama en başta Trabzonspor'un iç meselesiyken, bu konunun bu kadar geniş çevrelerde, Trabzonspor'u hiç konuşmayan kanallarda konuşuluyor olması... Buraya bakarak sadece bu olayı analiz etmeniz gerektiğini düşünüyorum

HT Spor

247,348 görüntüleme • 1 ay önce

📌BAŞKAN ALİ KOÇ: “BU SEÇİM ÖNCESİ YAPILMIŞ BİR OPERASYONDUR!” Ali Koç, C. Alanyaspor maçı sonrası basın mensuplarına açıklama yaptı. 💥 “BENİM KALBİM BU VÜCUTTA ATTIĞI MÜDDETÇE…” “Pazar günü seçim var. Sadece şunu size ifade etmek istiyorum. Bu seçim öncesi yapılmış bir operasyondur. Kimse bana digital atamaydı filan hikayesini anlatmasın. Zaten federasyondaki herkes de digital atama filan olmadığını gayet iyi biliyorlar. Bile-bile, isteye-isteye, buraya en son atanacak bir hakemi Galatasaray nick name’i ile eğitim programına katılacak kadar yüzsüz birini buraya atamak seçim öncesi zaten pazar günkü maçtan sonra böyle bir şey bekliyorduk. Bizim seçimimize bir operasyondur. Yalnız olay bu hakemler değil. Bu hakemlerin ne olduğu, bu iki hakemin de ne olduğu Fenerbahçeliler tarafından gayet iyi bilinir. Şimdi buradan açık açık Türkiye’ye sesleniyorum. Benim kalbim bu vücutta attığı müddetçe Sn. Ferhat Gündoğdu’nun ne olduğunu, kim olduğunu, neyi temsil ettiğini öyle ya da böyle tüm ülke görecek. Çünkü bu iş böyle olmaz. 💥“BUNU BURAYA YOLLAYAN KİŞİ BU İŞİN SORUMLUSUDUR” Sn. Federasyon Başkanı ne dedi: ‘VAR hakeminin hata yapmasını kabul edemem.’ Biraz bekledik. Sizin temsil ettiğiniz kanallarda bu konu nasıl yorumlanıyor, nasıl ele alınıyor diye. Ve çok enderdir bir pozisyonda iki penaltı pozisyonun aynı anda olması. Burada böyle bir pozisyon yaşandı. Hangi otoriteye sorarsan sor, ‘Ya iki penaltı var’ diyor, ‘ya iki pozisyondan biri kesin penaltı’ diyor. Şaka gibi. Uzatmalar zaten iki dakika oynandı. VAR’a gidecekmiş gibi dinledi. Sonra da maçı bitirdi. Bunu buraya yollayan kişi bu işin sorumlusudur. 💥“FENERBAHÇE SEÇİMLERİNE BİR OPERASYONDUR, BİR MÜDAHALEDİR” Sn. Başkan size sesleniyorum: ‘Siz dediniz ki, ‘VAR hakemi hata ya-pa-maz.’ Tavrınızı bekliyoruz. Türk futbolunun selameti için MHK hakeminizin, başkanınızın kim olduğunu, ne olduğunu lütfen ve lütfen kulak verin. Bütün Ankara bu konuyu, bu kişiyi konuşuyor. Siz niye kulak vermiyorsunuz? Etraflıca niye araştırmıyorsunuz? Zaten hakemlik kariyeri açısından MHK Başkanlığı yapabilecek bir sicile de sahip olmayan bir insanı… Geçen sefer atadılar, arkasına birini koydular. Ahmet Şahin diye. Esas oydu. Hala akıl hocası o ve birkaç kişi daha. Buraya bu hakemin seçim öncesi atanması Fenerbahçe seçimlerine bir operasyondur, bir müdahaledir. 💥“BİZ ÖYLE YA DA BÖYLE ŞAMPİYON OLACAĞIZ” Biz öyle ya da böyle şampiyon olacağız. Bugün çok mu iyi oynadık, hayır. Beraberliği hak ettik mi, kesinlikle hayır. Bir penaltı kaçırdık. Saçma sapan bir gol yedik. Kalecilerin kaderinde bu vardır ama en kritik yerde geldi. 3-0, 5-0, 4-1 iken gelse bir şey olmaz. Tamam ama o demek değildir ki iki bir değil, iki pozisyonda aynı anda bir kornerde penaltıyı VAR’ın çağırmaması, hakemin gördüğünü çalmaması, VAR’ın da onu çağırmaması olacak iş değil. Bu adamlar buraya bir vazife için geldiler. Vazifelerini yerine getirdiler. 💥“BU ZİHNİYET 100 MİLYONLARCA EURO HARCANAN TÜRK FUTBOLUNUN BAŞINDA OLAMAZ, OLMAMALI!” Geçen hafta burada bir derbi maçı oynandı. Çizgiyi geçen topta golümüz verilmedi. Kırmızı kart verilmesi gereken pozisyon VAR’dan verildi. Orta saha hakemi vermedi. Rakibimizin attığı golün gol olduğunu iddia ediyor. Fenerbahçe’nin çizgiyi geçen golü neredeyse hiç konuşulmuyor. Yapı-yapı derken bunları boşuna söylemiyoruz. İnanın sezonun başındaki bu durumlar aslında sezon sonundaki sıralamayı belirleyen ana unsurların başında geliyor ama şunu söyleyeyim; bu işin intikamı olacaktır. Böyle iki tane hakem yollayıp bize operasyon çekip seçimleri etkilemek için veya pazar günü çok baskı yedik, Fenerbahçe’ye kıyak yaptık gibi gözüküyor. Medyada böyle hava yaratılıyor ya medyada onun için bu sefer de tam tersini yapalım. Bu zihniyet 100 milyonlarca Euro harcanan Türk futbolunun başında olamaz. 💥FEDERASYON BAŞKANINA ÇAĞRI! Sn. Başkana bir kez daha sesleniyorum.Türk futbolu paydaşları tarafından iyi niyetinizden şüphe edilmesini istemiyorsanız, bu konuya derinlemesine bakmanız gerekiyor.

fenertalks

15,564 görüntüleme • 11 ay önce

Hoca iken kumar bırcunu ödemek için oyunculardan borç para alan adam Rıdvan Aksu: Hatta salladı. Peki devam edelim. Fenerbahçe, çok seviyorum adı altında Fenerbahçe'ye zarar veren insanları her fırsatta deşifre edeceğim. Biz sadece düşmanları dışarıda aramamalıyız. İçeride de aramalıyız. Benim oyuncuma böyle transfer mi olur? Bu Nevçin oynuyor dediği Yendirizli için bunu söyleyen adam, zamanında hocalık yaparken kumar borcu için oyuncularından para alan bir adam. Bakın. Ne oluyor lan? Benim oyuncuma... Böyle transfer mi olur? Bu ne biçim oynuyor dediği Genduzia için? Bunu söyleyen adam zamanında hocalık yaparken kumar borcu için oyuncularından para alan bir adam. Kim? Kim dedi ki Genduzia öyle bir şey? Bu ne biçim oynuyor? Niye desinler bu arada Genduzia'ya? Deli mi lan bunu diyen? Hayır ben kumar borcuna falan geçtim. Bir insan yani Genduzia oğlum Genduzia takımın en iyisi lan. Bu arada bunu diyebilecek bir kişi var şu an. Hocalık yaptı diyor zaten. Zaten hocalık yapan, yorumculuk yapan kim var? Çok da yok. Enteresan. Devam edelim. Bakın. Yüksek Divan Kurulu üyemesi Ahmet Bulut çok güzel konuştu. Bu insanlara prim verilmemesi lazım. Bu insanlar Fenerbahçe'de futbol oynarken ben şube sonunda bunları koruyordum yine dışarıya karşı. Bunları unuttular. İsim vermeyeyim bir tanesi ya benim sakat olduğuma inanmıyorlar dedikleri zaman ona ben sahip çıkmıştım. Ama şimdi gelip hiç utanmadan bizim oyuncularımıza bu armayı, elinden geleni evet hata yapabilirler. Ama bunlara bu kadar yüklenen insanları da önlerinde ben varım. Ben bunları yedirmem. Ne hocayı yediririm ne oyuncularımı yediririm. Bir de utanmadan bundan kariyer yediriyorlar. Fenerbahçe kimsenin kariyer basamağı değildir. Buna müsaade etmeyeceğiz. Bunlarda vicdan yok. Bunlar kötülükten beslenen insanlar. Bunlar Fenerbahçe'de kaos isteyen insanlar. Bunu herkes için söylemiyorum. Ama kim kimi kastettiğimi bilsin. Fenerbahçe tarafları da ona göre davransın. Bunlara da ona göre muamele etsin. Herkese aynı değeri gösterirsen, o değeri hak edenlere haksızlık etmiş olursun. Arada çok kıymetli gazeteciler var. Arada çok kıymetli Fenerbahçeliler var. Bunlarla neş tutmayın. Bunlar Fenerbahçe'nin kütüldü olmasından beslenen, Fenerbahçe'yi çok sevdiğini iddia eden sahtekarlar. Ve ben burada olduğum sürece bunların hepsiyle de mücadele edeceğim. Şimdi bak Tunç, bu arada şunu da söyleyeyim. Bu insanların hiçbiri beni sevmek zorunda değil. Beni eleştirin. Ben şirketlerimde de böyleyim. Yapıcı eleştiriye açığım, ben onu düşman olarak görmüyorum. Kendimi geliştirmek için fırsat gördüm hayatım boyunca. Hem sporda hem iş adamlığımda da, iş insanlığımda da. Ben başka başkanlığımda da bunu fırsat görürüm. Beni sevmek zorunda değilsiniz. Bir başka adayı destekleyebilirsiniz, onun gelmesini isteyebilirsiniz. Bunlarda hiçbir şey için sorun yok. Ama siz, yani bu insanlar, seçim günü, bu adam gelirse kayyum gelecek diyenlere rağmen bu camia beni ve arkadaşlarım seçti. Dolayısıyla sizler bu iradeye saygı göstermek zorundasınız. Aksi takdirde Fenerbahçe'ye saygısızlık yapıyorsunuz. Arkadaşlar şunu da bilsin. Biz bu camiayı, bu takımı nerede aldığımızı... Şimdi dur üst üste konulara geçti başkan.

Galatasarayultrataraftar

93,719 görüntüleme • 5 ay önce

Ümit Özat anlattıkça Sercan Hamzaoğlu bozuluyor 😁 Ümit Özat: Onlar bir gün fazla dinlenme, bir gün az dinlenme. Bu seviyede İngiltere'de adam iki günde bir maç oynuyor. Ben o işlere hiç inanmam yani. Şimdi sen Karagümrük maçını yenersen, tabii ki Başakşehir maçına... Yok, şeyle oynuyoruz. Karagümrük'le oynuyor falan. Karagümrük'le ondan sonra Antep'le oynuyoruz. Biz Karagümrük'le bu hafta yenersek, Galatasaray-Başakşehir maçına bir nevze de olsa... Bir puanla. Puan kaybeder miyim endişesiyle çıkabilir. Tabii bunu biz buradan böyle görüyoruz. Ama orada oyuncu seviyesi öyle... Belli bir yere geldi ki. Şimdi bir arka dörtlüyü düşün. Diyelim ki Saray, Sanchez, Abdülkerim, Eren yaptı. Başka bir arka dörtlüyü düşün. Saşa Boy, Singo, Sanchez, Yakovs yaptı. Bak. Kaliteye bak. Orta sahası. Zaten Lemina, Torayla, Taş. Önüne İlkay'ı mı koyarsın? Saray'ı mı koyarsın? Efendim Yunus'u mu oraya çekersin? Bir tarafa Langı mı Barış'ı mı koyarsın? Bir tarafa Sane'yi Yunus'u mu koyarsın? Yani. İkar'da orada tartışılan bir adam senin santraforun yok. Anlatabildim mi? Sen bu hafta maçını kazanırsan Başakşehir maçı bir tık acaba mı senin beklentiye gireceğin bir maç olur. Yenmenin rahatlığıyla oturup izleyebileceğin bir maç olur. Ama içeride o kaybı çok yaşayacaklarını düşünmüyorum. Başakşehir çok deplasman gibi görünmüyor ama orada Taraftar devreye giriyor. Bir şekilde giriyor. Taraftar devreye giriyor. Alanya maçı. İki Alanya maçı. Bir depresman, biri içerideki çok kötü maçtı. Taraftar devreye girdi. Kırılmanların hep Galatasaray'a iyi atlattı. Benim buradaki tek kafamdaki şey, umutlandığım taraf bir takım bir senede beş tane geri dönüşler yaşadı. Çok önemli Fenerbahçe adına. Fenerbahçe öne geçtiği maçları tutamıyor. Yoksa geri dönüşleri iyi yapıyor. Karagümrük zaten şey maçı olacak bu. Belki de final maçı olacak. Kaybetse. Karagümrük falan artık kaybetmez diye düşünüyorum ya hocam. Artık Fenerbahçe, Karagümrük falan Antep'e. Bu viracı artık geçeceğini düşünüyorum ben ya. Maç olimpiyatta. Kaybeder demiyorum. İnşallah 3 atar. Rüzgar, hava soğuk, başka bir atmosfer. Bilemiyorsun ki bu maçlar. Öyle bir yerden gelip Antalya'ya kaybedeceğini kağıt üzerinde kolay gözüken maçların hep zor oluyor. Abi benim bu senenin büyük hayal kırıklığım Antalya maçı. Yani bu senenin hikayesi yazılacaksa Fenerbahçe'nin Antalya spora kaybettiği puanı hiç kabul edemiyorum. Hiç böyle bir yere koyamıyorum o maçı. O da öyle. Kasımpaşa bence daha büyük hayal kırıklığı. O daha büyük hayal kırıklığı. 94'le gol atıyorsun 96'da yiyorsun. Ama inan Kasımpaşa Antalya'dan iki gömlek daha üstün. Yani Antalya çok kötü bir takım abi. Kadro kalitesi olarak katılıyorum. %100 haklısın. Kasımpaşa daha kaliteli bir takım. Ama bazen olmadı mı olmuyor. En zor yeri geçti. 5 maç 13 puan aldı. Ama en 3 puan yani 3-6 puan yazdığı 2 maçta 4 puan bıraktı. Orada çok kritik puan kayıpları olmuştu. Ben tekrar aslında tarafların psikolojisine dönmek istiyorum. Sercan abi özellikle... Fenerbahçe geriye düştükten sonra Mert Müldür'e bir tepki oldu statta. Sonrasında Mert Müldür'ün nişanlısına da bir açıklaması oldu.

Galatasarayultrataraftar

108,013 görüntüleme • 5 ay önce

Nihat Kahveci: Yüzümün halinden beklediğim futbolun çıkmadığını, çıkma ihtimalinde olmadığı durumlar oldu. Bizi izleyen seyirciler anlıyordur. Gerçekten kupa maçları bittikten sonra son dönemlerde böyle en çok konuşulan bir Beşiktaş Galatasaray önünü yaşadım böyle. Yapılan programlar, taraftarların işin içinde olması, bu maçın önemi, ciddiyeti, Beşiktaş'ın form durumu. Galatasaray'ın Liverpool maçı öncesi ne yapacağı kazandığı takdirde puan farkı 7 olur. Bundan psikolojik üstünlük çıkar çıkmaz mı? Bu arada yendi Galatasaray. 3 puanı aldı. İstediğini elde etti. 10 kişi kalmasına rağmen elde etti. Yalnız şunu söyleyeceğim. Ben pozisyonları konuşmak istiyorum. Ben... Atılan güzel golleri konuşmak istiyorum. Ben teknik direktörlerin bir oyuncuları neden değiştirdiğini, sahanın içinde hangi niyetle bu değişiklikleri yaptıklarını, giren oyuncuların ne kattıklarını konuşmak istiyorum. Ben sahadaki yıldızların çalımlarını, şutlarını, kombinasyonlarını, pas trafiğini, işin defansında o fansında neler yaptığını konuşmak istiyorum. Ama ben bunları istedikçe bizim Süper Lig'de maç yöneten hakemler bunların önüne geçiyor. Sanki... Futbolcuları konuşmayın. Teknik direktör değişiklerini konuşmayın. Yıldız biziz. Biz ne dersek o olur. Biz istersek maçı katlederiz. Biz istersek maçı yok ederiz. Hep bizi konuşacaksınız. Performans gösteriyorlar. Bugün de öyle bir hakem performansı gördük. Kaç tane sarı kart oldu artık yazmayı bıraktım. Kaç tane verilmeyen faal oldu yazmayı bıraktım. Maçın içinde penaltı mı değil mi? Kırmızı mı değil mi? İkinci sarı mı değil mi? O mu değil mi? Bu mu değil mi? Şu mu değil mi? Ya biraz futbolu öğrenin. Öğrenin futbolu. Pozisyonları daha iyi takip edin. Yan hakemin var. Varın var. Avarın var. Dördüncü hakemin var. Var da var. Devre arası telefonla aranılmanız var. Devre arasında pozisyonları izlemeniz var. O var, bu var, şu var. Yeter artık. Kahraman olmaya çalışmayın bana ya. Bıktım ya. Maçta ben heyecanla geliyorum buraya. İki tane takım. Beştaş akıyor ön tarafta. Uçanı kaçanı. Galatasaray aynı şekilde. Neler bekliyoruz? Maça bir bakıyorum ilk yarı. Beşiktaş bir tane korner atmadı, isabetli şutu yok. Diğer tarafta Galatasaray tamam bir gol attı, beklenilen oyun yok. Tamam Galatasaray deplasmanda diyorsun falan filan. İkinci arı Beşiktaş'ın... Daha çok domine etti. Çünkü sana atıldı. 10 kişi kaldı Galatasaray. Beştaş sağlı sollu ortalar. Attığı şutlar Uğurcan üzerine geldi. Uğurcan zaten Beştaş maçlarında enteresan bir şekilde mıknatıs mı desem ne desem toplar da üstüne de geliyor. Bugün Beştaş oyuncular da genelde üstüne vurdu. Ama Uğurcan yine ikinci arıda üstüne düşen görevi yaptı. Maç önü dedim ki Uğurcan ve Ersin performans önemli olacak. 10 kişiyken Barış Alper ile karşı karşıya kaldı. Ersin çok iyi çıkardı. Maç 2-0 olabilirdi orada. Ama bu maç... İşte daha çok şey olabilirdi. Evet. Oyuncular da biraz birbirlerinden tedirgindi. Kontrol ederek başladılar. Çok bas hatalarıyla başladılar. Oyun kilitlendi. Ama Hakem o kapının üzerine ikinci kilit attı. Maç akmamalı. Maç gitmemeli. Tedirgin etti ya. Hakem tedirgin. Çünkü biliyor vermedikleri verdiklerinin ne kadar yanlış olduğunu. İlk defa maça geldi değil mi? İlk derbi. İlk derbi. Ya böyle bir maça. Tecrübesi olmayan bu standartlarda bir hakem neden atanılır bir kere? Ben bu kadar hakem takım etmem. Maç esnasında görüyorum ilk maçı ama izliyorum. Kaldıramadın. Kusura bakmasın Ozan kardeşimiz. Maçın ağırlığını kaldıramadı. Çok basit hataları var. Çok yanlışları var. Çok etkilendiği pozisyonlar var. Devre arası belki sosyal medyaya girdi. Etkilendi, etkilenmedi. Onu bilemem ama. Gerçekten hakemlerimiz çok kötü ve arkadaşlar bundan sonra var ya. Şöyle başlamayacağım derbe önlerine. İnşallah hakemi konuşmayacağımız bir maç olur cümlesini literatürümden kaldırıyorum. Hep konuşturtuyorlar kendilerini. Hep kahraman olmak istiyorlar. Ve nasıl da bu kadar eleştiriyle hayatlarına devam edebiliyorlar. Bu kadar kötü performanslığı gösterip nasıl memnun olabiliyorlar. Benim aklım almıyor. Bu arada sahanın içinde de beklenilen futbolu. %50'sini görüp keyif aldım desem çok almadım. Zaten anketimizde bununla alakalı derbide oynanan futbolu beğendiniz mi diye sorduk. Şimdiden 35.000'e yakın oy.

Galatasarayultrataraftar

108,832 görüntüleme • 5 ay önce

Davos'tan bir Trump geçti! İşte konuşmadan çarpıcı bölümler... BİRLEŞİK KRALLIK EN BÜYÜK PETROL REZERVLERİNİN ÜZERİNDE OTURUYOR AMA ÇIKARILMASINA İZİN VERMİYOR "Avrupa'da, radikal solun Amerika'ya dayatmaya çalıştığı kaderi gördük. Çok uğraştılar. Almanya şu anda 2017'de ürettiğinden yüzde yirmi iki daha az elektrik üretiyor ve bu mevcut şansölyenin hatası değil. O sorunu çözüyor. Harika bir iş çıkaracak. Ama oraya gelmeden önce yaptıkları, sanırım bu yüzden oraya geldi. Ve elektrik fiyatları yüzde altmış dört daha yüksek. Birleşik Krallık, 1999'da ürettiği tüm kaynaklardan gelen toplam enerjinin sadece üçte birini üretiyor. Düşünün, üçte bir ve Kuzey Denizi'nin üzerinde oturuyorlar, dünyanın her yerindeki en büyük rezervlerden biri, ama kullanmıyorlar ve bu onların enerjisinin eşit derecede yüksek fiyatlarla felaket derecede düşük seviyelere ulaşmasının bir nedeni. Yüksek fiyatlar, çok düşük seviyeler. Düşünün, üçte bir ve Kuzey Denizi'nin üzerinde oturuyorsunuz ve şöyle demeyi seviyorlar: "Bilirsin, enerji tükendi." Tükenmedi. Beş yüz yılı var. Daha petrolü bile bulmadılar. Kuzey Denizi inanılmaz. Kimsenin sondaj yapmasına izin vermiyorlar. Çevresel olarak, sondaj yapmalarına izin vermiyorlar. Petrol şirketlerinin gitmesini imkansız hale getiriyorlar. Gelirin yüzde doksan ikisini alıyorlar, bu yüzden petrol şirketleri "Bunu yapamayız" diyorlar. (Petrol şirketleri) Beni görmeye geldiler: "Yapabileceğiniz bir şey var mı?" Avrupa'nın harika olmasını istiyorum. Birleşik Krallık'ın harika olmasını istiyorum. Dünyadaki en büyük enerji kaynaklarından birinin üzerinde oturuyorlar ve kullanmıyorlar. Aslında elektrik fiyatları yüzde yüz otuz dokuz fırladı. Avrupa'nın her yerinde yel değirmenleri var. Her yerde yel değirmenleri var ve kaybediciler. Fark ettiğim bir şey, bir ülkede ne kadar çok yel değirmeni varsa, o ülke o kadar çok para kaybediyor ve o ülke o kadar kötü durumda. Çin neredeyse tüm yel değirmenlerini yapıyor, ama ben Çin'de hiç rüzgar çiftliği bulamadım. Bunu hiç düşündünüz mü? Çinlilerin akıllı olduğunu görmenin iyi bir yolu. Akıllılar. Çin çok akıllı. Onları yapıyorlar, bir servet karşılığında satıyorlar. Onları satın alan aptal insanlara satıyorlar, ama kendileri kullanmıyorlar. Birkaç büyük rüzgar çiftliği kurdular, ama kullanmıyorlar. İnsanlara nasıl göründüklerini göstermek için onları koydular. Oradaki rüzgar gülleri dönmüyor." BİZ OLMASAYDIK HEPİNİZ ALMANCA VEYA JAPONCA KONUŞUYOR OLURDUNUZ. GRÖNLAND'I VERİSENİZ MİNNETTAR OLURUZ, VERMEZSENİZ BUNU UNUTMAYIZ "Nihayetinde, bunlar ulusal güvenlik meseleleridir ve belki de mevcut hiçbir konu, durumu şu anda Grönland ile olanlardan daha net hale getirmiyor. Grönland hakkında birkaç kelime söylememi ister misiniz? Ben, bunu konuşmadan çıkaracaktım, ama düşündüm ki... Sanırım çok olumsuz değerlendirilirdim. Hem Grönland halkına hem de Danimarka halkına muazzam saygım var, muazzam saygım var. Ama her NATO müttefikinin kendi topraklarını savunabilme yükümlülüğü var ve gerçek şu ki, Amerika Birleşik Devletleri dışında hiçbir ulus veya ulus grubu Grönland'ı güvence altına alma konumunda değil. Biz büyük bir güçüz, insanların anladığından çok daha büyük. Sanırım bunu iki hafta önce Venezuela'da öğrendiler. Bunu İkinci Dünya Savaşı'nda gördük, Danimarka sadece altı saatlik savaştan sonra Almanya'ya düştü ve ne kendisini ne de Grönland'ı savunamadı. Bu yüzden Amerika Birleşik Devletleri o zaman Grönland topraklarını tutmak için kendi güçlerimizi göndermeye mecbur kaldı, yaptık, bunu yapmak için bir yükümlülük hissettik, ve tuttuk, büyük maliyet ve masrafla. Oraya girme şansları yoktu ve denediler. Danimarka bunu biliyor. Kelimenin tam anlamıyla Grönland'da Danimarka için üsler kurduk. Danimarka için savaştık. Başka kimse için savaşmıyorduk. Onu kurtarmak için, Danimarka için savaşıyorduk. Büyük, güzel bir buz parçası. Ona toprak demek zor. Büyük bir buz parçası. Ama Grönland'ı kurtardık ve düşmanlarımızın yarımküremizde ayak basmasını başarıyla önledik, bu yüzden bunu kendimiz için de yaptık. Ve sonra savaştan sonra, ki biz kazandık, büyük kazandık. Şu anda biz olmasaydık, hepiniz Almanca ve biraz Japonca konuşuyor olurdunuz belki. Savaştan sonra Grönland'ı Danimarka'ya geri verdik. Bunu yapmak ne kadar aptallıktı! Ama yaptık. Ama geri verdik. Ama şimdi ne kadar nankörlük ediyorlar? Hiçbir şey talep etmedik ve hiçbir şey almadık. Açıkçası durdurulamaz olacağımız bu noktada aşırı güç ve kuvvet kullanmaya karar vermedikçe muhtemelen hiçbir şey alamayacağız. Ama bunu yapmayacağım, tamam mı? Şimdi herkes "Oh, iyi" diyor. Bu muhtemelen yaptığım en büyük açıklama çünkü insanlar güç kullanacağımı düşünüyordu. Ben, ben güç kullanmak zorunda değilim. Güç kullanmak istemiyorum. Güç kullanmayacağım. Amerika Birleşik Devletleri'nin istediği tek şey Grönland adında bir yer, zaten onu vasi olarak elimizde bulundurmuştuk ama 2. Dünya Savaşı'nda Almanları, Japonları, İtalyanları ve diğerlerini yendikten sonra, çok uzun zaman önce değil, saygıyla Danimarka'ya geri verdik. Onlara geri verdik. Yani NATO'dan elde ettiğimiz şey Avrupa'yı Sovyetler Birliği'nden ve şimdi Rusya'dan korumak dışında hiçbir şey. Yani, onlara yıllarca yardım ettik. Hiçbir şey almadık, NATO için ödeme yaptık dışında ve ben gelene kadar yıllarca ödeme yaptık. NATO'nun yüzde yüzü için ödeme yaptık, bence, çünkü faturalarını ödemiyorlardı. Ve tek istediğimiz Grönland'ı almak, tam mülkiyet hakkı ve sahiplik dahil, çünkü onu savunmak için sahipliğe ihtiyacınız var. Bir kiralama üzerinden onu savunamazsınız. Birincisi, yasal olarak, bu şekilde savunulabilir değil, kesinlikle. Ve ikincisi, psikolojik olarak, kim bir lisans anlaşmasını veya kiralamayı savunmak ister ki, okyanusun ortasında büyük bir buz parçası, eğer bir savaş olursa, eylemin çoğu o buz parçası üzerinde gerçekleşecek? Bir düşünün. O füzeler o buz parçasının tam merkezinin üzerinden uçacak. Danimarka'dan ulusal ve uluslararası güvenlik için ve çok enerjik ve tehlikeli potansiyel düşmanlarımızı uzak tutmak için, istediğimiz tek şey üzerine şimdiye kadar inşa edilmiş en büyük altın kubbeyi inşa etmek için bu toprak. Yani dünyayı korumak için bir buz parçası istiyoruz ve vermiyorlar. Başka hiçbir şey istemedik ve o toprak parçasını tutabilirdik ve tutmadık. Yani bir seçenekleri var. Evet diyebilirsiniz ve çok minnettar olacağız, ya da hayır diyebilirsiniz ve hatırlayacağız." MACRON'U O GÜZEL GÜNEŞ GÖZLÜKLERİYLE İZLEDİM, NE OLMUŞ ÖYLE İlaç fiyatları için en çok tercih edilen ulus politikam altında, reçeteli ilaçların maliyeti hesaplama şeklinize bağlı olarak % 90’a kadar düşüyor. Beş, altı, yedi, sekiz yüz yüzde de diyebilirsiniz. Bunu hesaplamanın iki yolu var. Ama her başkanın istediği bir tercih edilen uluslar politikamız var, hiçbir başkan alamadı. Ben aldım ve diğer uluslar onayladı ve bunu almak için tarifeleri kullanmak zorunda kaldım, çünkü "Asla!" dediler. Başka bir deyişle, Londra'da on dolar olan bir hap, yüz otuz dolar. Londra'da on dolar, New York'ta veya Los Angeles'ta yüz otuz dolar ve "Vay canına, bu kötü" dedim. Arkadaşlarım derdi, "Biliyorsunuz, Londra'ya gidiyoruz, bu şeyleri neredeyse bedava satın alabiliyorsunuz. Dünyanın her yerine gidiyoruz, neredeyse bedava satın alabiliyoruz." Çünkü temelde, Amerika tüm dünyayı sübvanse ediyordu çünkü başkanlar bundan kurtulmalarına izin verdi. Çok zor oldu. Bu yüzden Emmanuel Macron'u aradığımda, dün onu o güzel güneş gözlükleriyle izledim. Ne halt oldu? [gülüyor] Onu biraz sert tavırlarıyla izledim, ama bir hap için on dolardaydı ve dedim ki, "Emmanuel..." Ve... tüm büyük ilaç şirketleri tam mutabakat halinde. Bu arada kolay değildi. Serttirler, akıllıdırlar. Bu dolandırıcılıktan uzun zamandır kurtuluyorlardı, ama vazgeçtiler. Ama dediler ki, "Ülkelerin bunu onaylamasını asla sağlayamazsınız." "Neden?" dedim. "Çünkü sağlayamazsınız. Her zaman dediler ki, 'Daha fazla ödemiyoruz. Geri kalanını Amerika Birleşik Devletleri'nden alın.'" Yani yıllar içinde, aynı kaldılar. Biz sadece yukarı, yukarı, yukarı gittik ve, yani, on üç, on dört, on beş kat daha fazla öderdik belirli ülkelerin ödediğinden. Ben de dedim ki, "Hayır, yüzde yüz onaylayacaklar." "Efendim, onaylamalarını asla sağlayamazsınız." "Garanti ediyorum" dedim. Ama aslında Emmanuel ile başladım, muhtemelen odada da var ve onu seviyorum. Aslında onu seviyorum. İnanması zor, değil mi? Ve dedim ki, "Emmanuel, o hapın fiyatını yirmi dolara, belki otuz dolara çıkarmak zorunda kalacaksın." Düşünün. Yani bu, bu demek oluyor ki reçeteli ilaçlar iki katına çıkıyor. Üç katına çıkabilir, dört katına çıkabilir. Kolay değil. "Hayır, hayır, hayır, Donald, bunu yapmayacağım." "Evet, yapacaksın, yüzde yüz" dedim. "Hayır, hayır, hayır. Benden iki katına çıkarmamı istiyorsun" dedi. "Emmanuel, otuz yıldır reçeteli ilaçlarla Amerika Birleşik Devletleri'nden faydalanıyorsun. Gerçekten yapmalısın ve yapacaksın, hiç şüphem yok. Aslında, yüzde yüz eminim sen-" "Hayır, hayır, hayır, bunu yapmayacağım." Çünkü, evet, ona karşı adil olmak gerekirse, iki katına veya üç katına çıkarmak zorunda, çünkü dünya Amerika Birleşik Devletleri'nden daha büyük bir yer olduğu için, ortada buluşmanız değil, sadece biraz yukarı çıkmanız gerekiyor ve biz çok aşağı iniyoruz. Onlar biraz yukarı çıkıyor, biz çok aşağı iniyoruz. Yani biz yüz otuz dolardayız, onlar on dolarda, bu yüzden yirmi veya otuza çıkmak zorunda kalabilirler, bundan fazla değil. "Emmanuel, iki katına veya üç katına çıkartacaksın" dedim. "Hayır, hayır, hayır." "İşte hikaye, Emmanuel. Cevap, bunu yapacaksın, hızlı yapacaksın. Ve eğer yapmazsan, Amerika Birleşik Devletleri'ne sattığın her şeye yüzde yirmi beş tarife koyuyorum ve şaraplarına ve şampanyalarına yüzde yüz tarife, ve bu istediğimin yaklaşık on katı. Ve yapacaksın. Bunu halka açıklamak istemiyorum, ama beni bunu yapmaya zorlayabilirsin." "Hayır, hayır, Donald, yapacağım. Yapacağım." Ülke başına ortalama üç dakika sürdü, aynı şeyi söyleyerek, "Yapacaksın." Hepsi "Hayır, hayır, hayır, yapmayacağım. Benden reçeteli ilaç maliyetini iki katına çıkarmamı istiyorsun-" dediler. "Doğru, çünkü otuz yıldır bizi kandırıyorsun" dedim. Ve "Bunu yapmayacağız" dediler. "Sorun değil. Pazartesi sabahı, yirmi beş, otuz, elli..." Farklı ülkeler için farklı rakamlar verdim. Bu da ulusal güvenlik hakkında konuşuyoruz. Olamaz-- Adil değil. Tüm dünyayı sübvanse etmeyeceğiz ve bu ülkelerin her biri bunu yapmayı kabul etti. JEROME 'TOO LATE (ÇOK GEÇ)' POWELL Çok uzak olmayan bir gelecekte yeni bir Fed başkanı açıklayacağım. Sanırım çok iyi bir iş çıkaracak. Bakın, bazılarını verdim. Elimizde bir şey var ama çok saygı duyulan bir isim. Hepsi saygın. Onlar, onlar harikalar. Görüştüğüm herkes (adaylar) harika. Hepsinin sanırım harika bir iş yapabileceğini düşünüyorum. Sorun şu ki işi aldıktan sonra değişiyorlar. Yapıyorlar. Bilirsiniz, duymak istediğim her şeyi söylüyorlar ve sonra işi alıyorlar. Altı yıllığına kilitleniyorlar. İşi alıyorlar ve bir anda, "Hadi oranları biraz yükseltelim." Onları arıyorum, "Efendim, bunun hakkında konuşmamayı tercih ederiz." İnsanların işi aldıklarında nasıl değiştikleri inanılmaz. Çok kötü. Bir tür sadakatsizlik, ama doğru olduğunu düşündüklerini yapmalılar. Şu anda korkunç bir başkanımız var, Jerome "Çok Geç" Powell. Her zaman çok geç kalıyor ve faiz oranlarında çok geç kalıyor, seçimden önce hariç. O zaman diğer taraf için gayet iyiydi. Yani biz, harika birini atacağız ve umarız doğru işi yapar." İSVİÇRE'YE TARİFEYİ YÜZDE 30 YAPTIM, BAŞBAKANI ARADI. TARİFEYİ YÜZDE 39'A ÇIKARDIM, ORTALIK KARIŞTI. ROLEX BENİ ZİYARETE GELDİ İ"sviçre ile bir vaka yaşadım. İsviçre'de olmamız tesadüf oldu. Belki size kısa bir hikaye anlatırım. Ama hiçbir şey ödemiyorlardı. Güzel saatler, harika saatler yapıyorlar, Rolex, hepsi. Ürünlerini gönderdiklerinde Amerika Birleşik Devletleri'ne hiçbir şey ödemiyorlardı ve 41 milyar dolarlık bir açığımız vardı. 41 milyar bu güzel yerle. Üzerinden uçtuk. Güzel değil mi? Ben de dedim ki, "Hadi onlara yüzde 30 tarife koyalım ki bir kısmını geri alalım," hiç değilse. Hala büyük bir açığımız olurdu. 41 milyar $. Bu büyük bir açık ve dedim ki, "Hadi bir tarife koyalım..." Farklı tarifeler, farklı yerler. Hepiniz bunlara tarafsınız, bazı durumlarda kurbanısınız, ama sonunda adil bir şey ve çoğunuz bunu fark ediyor. Ama İsviçre'ye % 30 tarife koyduk ve ortalık karıştı. Arıyorlardı, yani inanmazsınız ve İsviçre'den çok fazla insan tanıyorum, inanılmaz yer, inanılmaz, zeki yer. Ama fark etmedim ki... Onlar sadece bizim sayemizde iyiler ve başka pek çok örnek var. Yani, biz, muhtemelen başka yerler, ama kazandıkları paranın çoğunluğu bizim sayemizde, çünkü onlardan asla bir şey almadık. Yani geliyorlar, saatlerini satıyorlar, tarife yok, hiçbir şey yok. Çekip gidiyorlar, sadece bizden kırk bir milyar dolar kazanıyorlar. Ben de dedim ki, "Hayır, bunu yapamayız, bu yüzden artıracağım." Hala bir açığım olurdu, oldukça önemli, ama yüzde otuza çıkardım ve, sanırım başbakan, başkan olduğunu sanmıyorum, başbakan olduğunu düşünüyorum aradı, bir kadın ve çok tekrar ediciydi. "Hayır, hayır, hayır, bunu yapamazsınız, % 30. Bunu yapamazsınız. Biz küçük, küçük bir ülkeyiz" dedi. Dedim ki, "Evet, ama büyük, büyük bir açığınız var. Küçük olabilirsiniz ama büyük ülkelerden daha büyük bir açığınız var." "Hayır, hayır, hayır, lütfen, bunu yapamazsınız" dedi. Aynı şeyi tekrar tekrar söylemeye devam etti. "Biz küçük bir ülkeyiz." Dedim ki, "Ama açısından büyük bir ülkesiniz..." Ve açıkçası beni yanlış yönden ovdu. Ve dedim ki, "Tamam. Teşekkür ederim, hanımefendi. Takdir ediyorum. Bunu yapmayın. Çok teşekkür ederim, hanımefendi." Ve tarifeyi % 39 yaptım ve sonra gerçekten ortalık karıştı ve herkes beni ziyaret etti. Rolex beni görmeye geldi. Hepsi beni görmeye geldi. Ama fark ettim ve azalttım, çünkü insanlara zarar vermek istemiyorum. Onlara zarar vermek istemiyorum. Ve daha düşük bir seviyeye indirdik. Yükselmeyeceği anlamına gelmiyor, ama daha düşük bir seviyeye indirdik. Ama şimdi tarife ödüyorlar. Ama, ama fark ettim ki birçok böyle yerimiz var, Amerika Birleşik Devletleri sayesinde servet yapan yerler. Amerika Birleşik Devletleri olmadan, hiçbir şey kazanmazlardı. Düşünün, İsviçre bizden 41 milyar dolar kazandı ve dediği gibi, küçük bir yer."

CNBC-e

34,242 görüntüleme • 7 ay önce

🚨"Lukaku'nun maliyeti ne kadar?" 🗣️İbrahim Seten: "İkincisi kaç paraya geldi bölümü de o da enteresan. Şimdi bugün bir tersi açıklandı mı bilmiyorum ama 6 milyon euroya aldık dedi bonservis olarak. Yani 5 bonus + 1 dedi. O 5 + 1'in içinde çok dikkat çekici bir şey var abi." 🎙️ Yağız Sabuncuoğlu: "Yok. 5 +1 sözleşmesi yani oyuncunun aldığı para, bonservis değil." 🗣️İbrahim Seten: "Ha öyle mi?" 🎙️ Yağız Sabuncuoğlu: "Tabii tabii." 🗣️İbrahim Seten: "Şeyi 5 mi diyorsun abi? " 🎙️ Yağız Sabuncuoğlu: "Hayır. Bonservis 6 + bonus." 🗣️İbrahim Seten: "6+ Yok ya öyle demedi." 🎙️ Yağız Sabuncuoğlu: "Hayır abi 5 + 1 maaşı dedi. Doğru mu? 6 milyon euro da bonservisi dedi." 🗣️İbrahim Seten: "Benim anladığım çok daha azını söylüyor. Ben sana daha yakınım bu arada. Ha orada yanlışlık var diyecektim. Ona bir bakın abi." 🎙️ Yağız Sabuncuoğlu: "Açıklamaya bakabilir miyiz?" 🗣️İbrahim Seten: "Ona bakın. Oğuz Çetin tam ne o açıkladıya bir bakın çocuklar. Bize haber verin. Şimdi zaten 10 milyondan aşağı verilmemesi lazım. Şurada baba Chelsea'ye Napoli'nin hala 12 milyon euro borcu varmış. Adamın aldığının bonservetin taksidi varmış. O 12'yi denkleştirmeye çalışıyormuş. 12'den kapıyı açmışlar Fenerbahçe. 6 + 2. Yani senin söylediğin daha mantıklı adamın. Yalnız bir de şöyle bir şey var. Şimdi bana anlatılan da adam bonservisi 3 yılda ödeyecekmiş Fenerbahçe. Şimdi bonservisi 3 yılda ödenmesi de çok mantıklı. Bana çok uyguna denk geliyor. Sadece aldığı parada aldığı para 10 milyon civarı bir paradan bahsediliyor." 🎙️ Yağız Sabuncuoğlu: "Maaş?" 🗣️İbrahim Seten: "Ben onu pek.." 🎙️ Yağız Sabuncuoğlu: "Ben dahil bütün İtalya basını, Napoli basını bütün dünya 9 ve 10 milyon euro üzerinde yaptı. Yanılmış olabiliriz. Kulüp çünkü 5+1 açıkladı. 6 açıkladı. Bu ne demek oluyor? Napoli de kazandığından daha düşük bir ücrete transfer etmişler oluyor. Napoli'de çünkü 8 bonus kazanıyordur net ücretle beraber." 🗣️İbrahim Seten: "Napoli vermez mi peki yarısını filan? Yani üstünü tamamlamaz mı?" 🎙️ Yağız Sabuncuoğlu: "Tamamlamaz." 🗣️İbrahim Seten: "Tamamlamazsa şimdi orada, bana da 8 dediler çünkü baba açıkçası." 🎙️ Yağız Sabuncuoğlu: "Biz takılmayalım ya biz Lakaku'nun keyfine varalım." 🗣️Mehmet Arslan: "Yani Lukaku'nun keyfine varmak varken hani 6 + 2, 5 + 2 verdi aldıdan ziyade.. Ben Fenerbahçe'nin doğru bir transfer yaptığını düşünüyorum."

Fener Global

93,029 görüntüleme • 7 gün önce

Galatasaray 4 Maç 1 Galibiyet Alır Fenerbahçe ile Final Oynuyoruz Serdar Kelleci: Beraberlik dahi çok büyük bir önemi var. Nedenini yeri gelmişken anlatayım. Sahaya döneceğim tekrar. Bakın arkadaşlar, beraberlik halinde yüksek ihtimalle burada bulunan bütün Galatasaraylılar çok fazla memnun olmayacaklardır. Bunu anlayışla karşılayabiliyorum. Ama bir şey anlatacağım. İşte bu yüzden Okan Hoca'ya yardımcılarının çok önemli uyarılarda bulunması lazım maç içinde. Neden derseniz. Bakın Galatasaray bugün 64 puanla lider. 63 Fener, 63 Trabzonspor. Galatasaray maçını eşitlemeye gidiyor şu anda. Galatasaray eğer burada mağlup olursa 64-63 devam eder. Bakın Galatasaray'ın şöyle bir handikapı var. Bunlar çok zor maçlar. Diyelim Göztepe maçını Galatasaray beraber bitirdi. Ben Galatasaray... Taraftarının yerinde olsam çok üzülmem. Ama şu şartla şöyle üzülmem. Çok önemli bir puan Göztepe'den alınacak. Ne anlatıyorsun sen baba demeyin. İnanın şampiyonluk böyle matematiklerden geçer. Yani burada hani işkemmeden sallamıyorum. Göztepe Galatasaray diyelim berabere bitti maç. Yani şunu anlatmaya çalışıyorum. Maç 75. dakika. 0-0 ya da 1-1. Okul hocanın yardımcılarının ona şunu demesi gerek. Hocam yemememiz, yemememiz gerekiyor. Atmamız evet biz de isteriz. Tabii ki çok mükemmel olur. Ama yersek bunun matematiksel bir cezası var. Onu anlatacağım. Ben Galatasaray olarak konuşuyorum. 64, 65 yaptım. 63 en yakın rakibimle puan farkını 2'ye çıkarttım. Kayıp. Puan farkını 2'ye çıkarttım. Kayıp mı? Evet ama puan farkını ikiye çıkarttım. Bakın arkadaşlar Galatasaray iyi değil. İyi top oynamıyor. Bu yüzden bu matematik hesabını yapıyorum. 65 puanlı Galatasaray Kocaeli ile içeride beraber kalabilir. Bu olabilecek bir senaryo imkansız gibi gözükebilir bugünün şartlarında. Olursa ne olur? Galatasaray 66 yapar. Fener ya da Trabzon'dan biri kazanırsa. Puanlar eşitlenir. Galatasaray liderliğini Trabzon olmazsa eğer ki devam ettirir. Hatta tabii Trabzon'la ikili averajdan dolayı ama Fener'e karşı genel averaj üstün olduğu için rakibinin Fenerbahçe olarak düşünürsek, öyle düşünerek konuşuyorum şu anda, puanlar eşitlenir. Bakın Göztepe beraber, Kocaeli beraber senaryosundan bahsediyorum ama yine de Galatasaray şampiyon olur bu senaryodan demek istiyorum. O da şu. İki maç bak önünde iki maç iki beraberlik. Arkadaşlar en kötü şeyleri bugün konuşmazsan yarın gerçekleştiğinde daha çok yanarsın. Ah orada bir puan diye. Bakın Göztepe beraber Kocaeli beraber Gençler Birliği Galatasaray görece daha basit bir karşılaşma olduğu için bu fikstürde basit diyorum. Galatasaray çok önemli bir yerde. İyi bir şekilde belki çıkmamış ama lider çıkmış. Bu önemli olan bu. İyi çıkmamış olabilirsin ama hala lider çıkmış olabilirsin. Gençler birinden alınacak 3 puan. Velev ki Fenerbahçe de kazandı. Final maçı. Galatasaray Fenerbahçe maçı. Futbolda her şey var. Kartlar var, o var, bu var, şu var. Ama o gün seni beraberlik kurtarıyorsa ve o beraberliği alıyorsan sen yine lider misin? Lidersin. Sonra gidip artık bir tek zor maçın kalıyor. Bir tek kazanman gereken zor yüksek seviye maç Samsun Spor maçı. Samsun'da da o galibiyeti elde edip görece daha bir fikstürde içeride Antalya deplasmanda Kasımpaşa ile sezonu kapatırsın. Bakın arkadaşlar bu senaryoda Galatasaray şampiyon oluyor diye anlattım. Ne kadar kötü bir senaryo değil mi? Göztepe'ye beraberlik, Kocaeli'ne beraberlik. Deplasmanda Gençler Birliği'ni yenen bir Galatasaray. 3 haftada sadece bir galibiyet. Fenerbahçe ile beraber 4 haftada sadece bir galibiyetle Galatasaray şampiyon olabiliri anlatmaya çalıştım. Bu matematiği mutlaka ki kafanın bir yerinde sabit tutman gerekiyor. Bilmiyorum ne diyeceksiniz ama. Ben bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bakın ne kadar ne diyorsun baba sen denilecek bir zanaryo farkındayım. Ama sonucu önemli olan şampiyonluksa Galatasaray için bunun mutlaka göz ardı edilmemesi lazım. Yarın Göztepe'de mağlubiyetle beraberlik arasında büyük bir fark var. Anlatmak istediğim hikaye bu. Bakın şu çok basit bir şey. Kardeşim sen büyük takımsın ezip geçeceksin.

Galatasarayultrataraftar

109,419 görüntüleme • 4 ay önce

Kerem'de Montella'nın Kasedi var heralde Nasıl Oyundan Çıkmaz Gökhan Dinç: Abi burada konuşulacak çok şey var. İlk turnuva, ilk maçı kaybetseler de sosyal medyada özellikle linç etmeyin dedik, sahip çıkın bu çocuklara dedik. Çünkü buraya getirenler de onlar ama bugün turnuvanın hakkını verebilecek bir futbol ortaya koymadı. Bireysel yeteneklerimiz hiç ortada yoktu, özellikle oyuncu değişiklikleri konusunda Montailla'nın ne yapmaya çalıştığını anlamak mümkün değil. Eee, peşi sıra sorulabilecek sayısız sorular var. Birkaç tanesini yazdım. Kerem neden bu kadar uzun süre oyunda kaldı? Barış neden çıktı? Orkun neden çıkmadı? Deniz neden geç girdi? Can neden oyuna sokulmadı? Arda, Hakan neden bireysel yeteneklerini ön plana çıkartabilecek bir pozisyonda oynatılmadı? Bunun ve benzeri bir sürü soruyu beraberinde getirecek bir 90 dakika yaşadık. Ben kısa bir cümle söyleyeceğim. Ben Kerem Aktürkoğlu'nu A milli futbol takımımızda 9 numara görmek istemiyorum. Kerem'i görmek istiyor muyum onu da bilmiyorum. Ama şunu net söyleyebilirim ki ben Kerem Aktürkoğlu'nu A milli futbol takımımızda 9 numara görmek istemiyorum. Bir kez daha söyleyeyim, Kerem'i görmek istiyor muyum, istemiyor muyum onu da bilmiyorum. Sadece Kerem üzerinden görmeyeceğim ama Kerem'in neden 9 oynatıldığını ve neden 9'da bu kadar ısrarcı olunduğu? Ya muhtemelen Kerem'de ya şöyle bir espri bile yaptım maç sırasında. Ya acaba kaset mi var? Vardır yani öyle bir tabir. Acaba Montailla ile ilgili bir kaset mi var Kerem Aktürkoğlu'nda? Yoksa başka türlü oynatmazsın abi. Babası olsa bu kadar oynatmazsın yani. Babası olsa bu kadar süre oyunda tutmazsın. Ve Deniz'i niye almazsın? Senin. 85 dakika oyunda kaldı Kerem. Ya maç 2-0 oldu, sen Deniz'i oyuna alıyorsun. Ya bu Kerem Aktürkoğlu eleştirisi değil sadece. Sesi de bir kontrol edelim. Kerem Aktürkoğlu ile birlikte aslında Montailla'yı eleştirirsin. Ya bu kadar uzun süre olmuyor kardeşim. Yani olmuyor belli. Hadi Barış'ı niye çıkartıyorsun abi? Barış'ı niye çıkartıyorsun? Kenan'ı al. Evet, eyvallah. Abi çıkart Kerem'i. Al Kenan'ı. Al Barış'ı ön tarafa. İş bitsin. İş bitsin. Zaten sen bundan daha kötü bir 9'lu oynayamazsın yani. Daha kötü bir santrafor yok. Turnuvanın en kötü santraforu bizde. Oo. Bak, turnuvanın en kötü. Çünkü santrafor değil herif. Çünkü turnuvanın en kötü santraforu bizde abi. Övündüğümüz Arda'mız ortada yok. Övündüğümüz Hakan'ımız ortada yok. Merih Demiral. Ya kardeşim, ya bu stoper tandem'in derhal değişmesi lazım abi. Abdul, ben olsam ikinci maça ki bak tekrar söylüyorum, yenilmiş olmamız hiç önemli değil demeyeceğim. Önemli ama kardeşim bir tane gol bul da bari -1 yapar ama averajı. Çünkü en iyi üçüncü olacaksın. Şimdi Paraguay'a, Paraguay'ı yenmen de yetmiyor senin. Sen bu oyun sistemiyle bu kadar kötü 9, bu kadar kötü hücum ederken, tamam kardeşim, adamlar çok iyi savunma yapmış olabilir. E sen zaten bunu yapmayacak mısın? Abi bu tip turnuvalarda baba 3 tane maç oynuyorsun. 2 galibiyet seni çıkartır. Bak, 2 galibiyet seni çıkartır. 2 galibiyet, 1 beraberlikle grup lideri olabilirsin. 9'da zaten lidersin. Kesin. Evet. Yani sen bu turnuvayı uzun bir turnuvaymış gibi oynadın. Ya sanki bizim 6 tane maçımız var. Biz ilk maçı kaybettik, bir şey yok. Hayır abi. Sen ilk maçı da sanki son maçın gibi oynayacaksın. Ama bizim çocuklarımız ilk maçı son maç gibi oynamadılar.

Galatasarayultrataraftar

30,273 görüntüleme • 2 ay önce

Ahmet Konanç Trollendi 🤣🤣🤣 Ahmet Konanç: Rasa Talya. Abi bende mi problem var yoksa sizde mi? Antep'i yendik diye nasıl seviniriz? Şampiyonluk uçup gitti. Beşiktaş bizi bu halde sergenle ham yapar. Neyin kafası? Baba biz başka bir şey anlatıyoruz. Kimse Antep maçına sevinmiyor yani. Başka bir şeye seviniyor. Oyuna, orada bir sinyale. Bu Antep ne? Maçın da var ha iki hafta sonra içeride. Lig maçı. Hasan Cihan. Kerem ve Şerif'in uyumu. Bravo. Buraya da gelecektim. Bak. Bir uyumlu ikili doğuyor orada. Abi Kerem oynatır. Al ver. Deplasa ol. Sağa geç oraya falan. Musaba ve Arşi'nin bindirmeleri ve Kante'nin oyun aklı. Bravo sana. Kante'ye es geçmek yok. Oyun aklı bak. Oyun aklı. Fazla analize gerek yok. Bildiğimiz oyunu oynayalım bize yeter. Galatasaray bu maç sonrası Beşiktaş maçı için şimdiden algıları başlayacaktır. O zaman sen de başlayacaksın işte bravo. Kante demişken bak Kante'yi kendi hızı gibi buralarda çok görmüyorsun. Ama Kante ne yapıyor? Burada top kaptırılınca hemen adamın dibinde bitiyor. Rakip geç çıkıyor. Geç çıkınca buraya yüklenmiş 3. bölgede yoğunlaşmış Fenerbahçe arkaya hızlı koşmak zorunda kalmıyor. Problem yaşamıyor. Kante'nin varlığı önemli. Çapak Asya Antep oyuncuları yerden kalkmadı. Aynen öyle diğerlerine yapmıyorlar. Bahadır Doğan Alp. Bahadır hoş geldin. İyi yayınlar Ahmet Bey. Her maçı yüreğimizde ağzımızda seyrediyoruz. Kalp hastası olacağız. İstikrar olmalı takımda. İşte onu Tedesco inşa edemedi. Başkan müdahale etti inşallah. Tedesco format değiştirdikçe bizim de nabzımız yükseliyor. Umarım bundan sonra oynamalar yapmaz. Yapma gözünü sevdiğimi Tedesco'su. Yapma ya. Oynama şu takımdan. Lütfen rica ediyorum ya. Oynama ya. Bu Kerem'i nasıl... Allah'ım Kerem'i Kasımpaşa maçında nasıl oynatmazsın ya? O Kasımpaşa'ya karşı düşük kalitede Kerem oraları ne yapardı ya? Umut. Ah be Ahmet abim ben artık çok sıkıldım. Galatasaray'ın puan kaybını beklemekten. Kasımpaşa Antalya maçlarını yen. Galatasaray senin puan kaybını beklesin. Oregon Morgana. Kusarak izledim bu akşamki futbolu. Ooo çok sert. Antep'in golü offside değildi. Malum takım gibi kazanmak istemiyorum. Antep'in golü offside. İlk vurulduğunda offside'daki kişi kalecinin görüş alanında ve topla oynama eylemi içinde. Offside. Geçelim o işleri. Sen zaten Fenerli değilsin. İnşallah küme düşeriz. Biz ikincilik takımıyız. Ya bırak. Senin ben Origen'ini yiyeyim. Morgana'nı yiyeyim. İsve bak. Origen'e Morgana 42.34. Bir de 42.34'ü de var. Hadi lan Arda. Hadi Arda. Atın bunu buradan. Atın bunu buradan. İnşallah küme düşeriz. Antep'in golü offside değildi. Biz ikincilik takım. Hadi Arda. Terbiyesiz. Ahlaksız. Maskeliler seni. Sen de maskelilerdensin. Delikanlı gibi yaz kim olduğunu, hangi takım taraftarı olduğunu. Öyle Fenerli gibi yazıyorsun. Utanmaz. Bu demek karakterin bu yani genel olarak demek ki. Hadi oradan. Diğer takımın maçlarına bak. Mehmet Büyükkeçeci Kudurtucu Kırbaç grubuna hoş geldin Mehmet. İşte bir Fenerli. Kırbacın hayırlı olsun.

Galatasarayultrataraftar

103,552 görüntüleme • 5 ay önce