Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

İBB davasında savcı, Hasan İmamoğlu için suç duyurusu talebinde bulundu İmamoğlu'nun avukatlarından Nusret Yılmaz'ın savunmasının ardından duruşmaya ilk ara verildi

22,476 views • 7 days ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

MASAK RAPORUNDA ZİNCİR HALİNDEKİ PARA VE TAŞINMAZ TRAFİĞİ: HIRVATİSTAN'DAKİ ŞİRKETE UZANAN PARA DÖNGÜSÜ. Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun hazırladığı raporda, İmamoğlu ailesi fertleri, İmamoğlu İnşaat Şirketi çalışanı Baran Gönül ve bu isimlerle bağlantılı şirketlerin dahil olduğu para akışı, taşınmaz devirleri ve yurt dışına transfer edilen tutarlar mercek altına alındı. Raporda, özellikle Hırvatistan'da kurulu Tectum Investment D.O.O. adlı şirkete gönderilen paralara ilişkin kaynak–akış–döngü süreci tespit edildi. Şirkete Kaynak Olan Para Akışının Zinciri: Hasan ve Dilek Kaya İmamoğlu ➡️ Mehmet Selim İmamoğlu ➡️ Tectum Investments D.O.O. MASAK'ın tespitlerine göre: Mehmet Selim İmamoğlu'nun Hırvatistan'daki Tectum Investment D.O.O. adlı şirkete gönderdiği paraların kaynağı, Hasan İmamoğlu ve Dilek Kaya İmamoğlu tarafından kendisine yapılan transferlerden oluşuyor. Hasan İmamoğlu tarafından gönderilen paranın, kişinin kendi hesabına sürekli nakit yatırdığı dövizlerden oluştuğu, dövizin hesaba girdikten bir süre sonra SWIFT yoluyla Mehmet Selim İmamoğlu'na aktarıldığı belirlendi. Dilek Kaya İmamoğlu tarafından yapılan transferin kaynağı ise, kişinin daha önce devir aldığı üç taşınmazın 01.03.2023'te Baran Gönül'e 10 Milyon TL karşılığında satılması. Bu satış bedelinin tamamı, 28.02.2023'te tek seferde Baran Gönül tarafından Dilek Kaya İmamoğlu'nun hesabına nakit havale ile yatırıldı. Baran Gönül'ün Rolü: Nakit Para Girişi, Taşınmaz Devirleri ve Şirketine Aktarımlar Raporda Baran Gönül hakkında şu tespitler yer alıyor: "10 Milyon TL'lik ödemenin, şubeden nakit ve kaynağı belirsiz para ile yapıldığı, Gönül'ün, 19.07.2023-28.11.2024 arasında İmamoğlu İnşaat A.Ş.'de "şantiye şefi" olarak sigortalı olduğu" bilgileri yer aldı. Gönül'ün Dilek İmamoğlu'ndan aldığı üç taşınmazı sattığı, bu satışlarda, "Dubleks için 3.904.405 TL, bir mesken için 2.576.000 TL, diğer mesken için 2.550.000 TL olmak üzere toplam 9.030.405 TL gelir elde ettiği görüldü. Elde edilen bu tutarın, Dilek İmamoğlu'na yollanan 10 Milyon TL'nin altında kalması, raporda "dikkat çekici" olarak not edildi. Banka hareketlerinde, Eylül 2023'te kendi ortağı olduğu MB Turkuaz Mimarlık Ltd. Şti.'ne toplam 3,99 Milyon TL aktarım yaptığı, 27.10.2023’te 1,55 Milyon TL, 25.07.2024’te 2,55 Milyon TL nakit çektiği görüldü. MASAK, bu nakit hareketleri ve taşınmaz satışlarının, raporda tanımlanan şüpheli döngüyle örtüştüğü değerlendirmesinde bulundu. Dilek Kaya İmamoğlu’nun Taşınmaz Alım–Satım Hatları MASAK, Dilek Kaya İmamoğlu'nun, taşınmazları Ekrem İmamoğlu'nun ortağı olduğu Tetra Yapı A.Ş.'den transferler öncesinde devir aldığını, ardından söz konusu taşınmazların Baran Gönül'e satılması aşamasında şüpheli olduğunu değerlendirdi. MASAK'ın değerlendirmesine göre, taşınmazlar emanetçilere devrediliyor, bir süre sonra tekrar el değiştiriyor, farklı satışlar üzerinden nakit girişleri üretiliyor, nakitler sisteme sokuluyor veya yeniden taşınmaz–şirket alımlarında kullanılıyor. Raporda, Baran Gönül'ün taşınmazları "daha düşük bedelle alıp kısa süre sonra satması", sonrasında yüksek miktarda nakit çekmesi ve şirketine para aktarmasının ardından yeniden İmamoğlu İnşaat'tan daire satın almasının bu döngüye "benzediği" kaydediliyor. Sonuç olarak bu paraların kaynağının Özgür Özel anlattığı ve aşağıda yer verdiğim videolardaki gibi olmadığı, Özgür Özel 'in "Ben dinledim belgeleri gördüm" dediği o belgelerin ne olduğu merak konusu.

Emre Ercis

20,739 views • 9 months ago

Bir Gerilla Belgeseli Bakur’a Bir Ceza Daha Özel Haber - Metin Yoksu Çözüm sürecinin devam ettiği 2015 yılında gösterime giren Bakur (Kuzey) belgeselinin görüntü yönetmeni Koray Kesik’in “örgüt propagandası” suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması, Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Saat 14.10’da başlaması gereken duruşma, mahkemenin yoğunluğu nedeniyle bir saat gecikmeli başladı. Duruşmaya Koray Kesik, MLSA Hukuk Birimi’nden avukatı Emine Özhasar ile birlikte katıldı. Hâkim, önceki duruşmada teknik hata oluştuğunu ve SEGBİS kaydının yapılamadığını hatırlattı. Ardından duruşma savcısı, celse arasında sunduğu esas hakkındaki mütalaasını okudu. Mütalaada savcı, Bakur belgeseli kapsamında yapılan röportaj ve çekimleri suçlamaya dayanak gösterdi. Savcı ayrıca, Kesik’in evinde yapılan aramada ele geçirilen, Ertuğrul Mavioğlu tarafından yazılan “Bakur Notları” isimli kitap ile sosyal medya paylaşımlarını da delil olarak sundu. Kesik savunmasında, görüntü yönetmeni olduğunu, tarihe tanıklık etmek için gelen teklifi kabul ettiğini belirterek beraatini talep etti. Kesik’in ardından avukatı Özhasar savunma yaptı. Özhasar, “Koray Kesik, müvekkilim, serbest ve bağımsız bir görüntü yönetmenidir. Önceki savunmalarında da ‘Ben bu belgeselde tarihe tanıklık etmek için ekipte yer aldım’ demiştir. Bu dosyaya baktığımızda, dilekçelerimizdeki taleplerin kabul edilmediğini görüyoruz. Bakur belgeseli çözüm sürecinde çekildi. Müvekkilim, tecrübeli bir görüntü yönetmeni olması nedeniyle bu teklifi aldı ve teknik olarak bu ekipte yer aldı. Evde bulunan ve yasaklı olduğu ifade edilen Bakur Belgeseli Notları kitabını da kendisi yazmamıştır ve bulundurması da kanunlara göre suç değildir” dedi. Savunmanın bu kısmında Koray Kesik söz alarak, “Kitabı evime ilk getirdiğimde ve evde bulunduğu sırada kitap yasaklı değildi. O zaman böyle bir yasak yoktu” diyerek savunmasına ek yaptı. Savunmasına devam eden Özhasar, “İddianamede sosyal medya paylaşımları da davaya eklenmiştir. Müvekkilim görüntü yönetmenidir ve işini yapmaktadır. Newroz alanlarını, 1 Mayıs alanlarını çekip sosyal medyada paylaşması nedeniyle soruşturma geçirmiştir. Ancak burada propaganda değil, yaptığı iş söz konusudur” dedi. Savunmaların ardından karar için ara verildi. Aranın ardından mahkeme, Kesik’e "örgüt propagandası" suçlamasıyla 1 yıl 13 ay hapis cezası verdi. Verilen cezanın istinaf ve Yargıtay yolunun açık olduğu ifade edildi. Mahkeme sonrası açıklamada bulunan Özhasar, karara itiraz edeceklerini söyledi. Kesik ise kararın belgesel sinemaya sansür olduğunu ifade ederek kararı eleştirdi.

metinyoksu

15,529 views • 3 months ago

CHP Genel Başkanı insanlar “tapuymuş gibi algılasın” diye ürettikleri ve üstüne Türk bayrağı ekledikleri Photoshop görselleri için “İşte bunlar tapu, belge belge!” dedi. Özgür Özel tapu paylaşamadığı gibi “ID no veriyorum, isteyen herkes girip bakabilir” dedi. Oysa kimse bakamazdı, ekranlardan bunun suç olduğunu dile getirdik. Şimdi ise sanki kendi bunu söylememiş gibi gözaltındaki tapu memuru için “Merak etmiş bakmışlardır garibanlar, bizle ilgisi yok” diyor. Tüm bu algı yönetimi asrın yolsuzluk davasının savcılığını yürüten Akın Gürlek’i itibarsızlaştırarak Silivri’deki İBB davasının konuşulmaması saikiyle yapılıyor. Dün 2019 yerel seçimlerinde kampanya stratejilerini casuslara yazdırdıkları gerekçesiyle bugün Silivri’de yargılananlar, bugün tapu memurlarına istihbari yöntemlerle bal tuzağı kurdukları iddiasıyla tapu kayıtlarını sorgulattıklarına yönelik soruşturma geçiriyorlar. Üstelik ilk ifadelerden de anlıyoruz ki tapu kadastro memuru da Akın Gürlek’in açıkladığı 4 tapuyu bulmuş sadece. Gerisinin Genel Merkez’in “ev alma girişiminde bulundu” şeklindeki ifadeleriyle hazırlanmış hayal gücüne yönelik iddialar olduğunu açıkça görmüş olduk. Tüm bu “cambaza bak” oyunu arasında biz ise İBB davasında yaşananları gün be gün aktarmaya devam ediyoruz. Çünkü gürkan hacır ile #TaksimMeydanı izleyicileri tüm bu dezenformasyon arasında doğru bilgiyi ve fikri takibi sonuna kadar hak ediyor.

Ece Sevim

123,050 views • 5 months ago

📢"Adamı Otomatik Silahlarla Tehdit Ettiler! Bunlar Çok Tehlikeli Adamlar!" 🔴Gazeteci Nedim Şener Nedim Şener 🇹🇷 İBB Soruşturmaları kapsamında gelen itirafçılar hakkında hiç bilinmeyenleri anlattı! ⚪️"İtirafçı olan Ertan Yıldız'ın kapısında şuan polis koruması var! Kimden korunuyor bu adam, tabi ki de İmamoğlu ve çevresinden. Yıldız'ın ailesini tehdit ettiler, adli makamlara iftira atması ve ifadesini değiştirmesi için! Bunlar çok tehlikeli insanlar! Organize bir suç ile karşı karşıyayız!" 🔴"Karşımızda ta Beylikdüzü'nden gelen bir suç yapısı var. Bu suç yapısı tamamen İmamoğlu'nun kişisel hırsından dolayı onu siyasette bir yere taşımaya yönelik. Ertan Yıldız'ı itirafçı olmaya iten sebep de bu zaten. Ya diyor ki 'Bunlar oldu, yapıldı. Bizi de kullandı. İyi de hala adam cezaevinden kampanya yapmaya devam ediyor. Bizim de ailemiz çevremiz anne babamız sıkıntı çekiyor.' Ama Özgür Özel'in de tek bir derdi var İMAMOĞLU! Ondan başka kimseden bahsetmiyor. Murat Ongun'dan, Fatih Keleş'ten, Ertan Yıldız'dan, sıvacı Adem Soytekin'den bahset, 'Yahu bu adam masum' de. Hayır o imamoğlu diyor. Dolayısıyla İmamoğlu'nu savunanların ikiyüzlülüğü de burada gün yüzüne çıkıyor biliyor musunuz. Burada tam bir suç birliği var." 🔴"Şimdi Ertan Yıldız'ın başına geleni söyleyeyim size: Oturduğu yerde polis korumasında yaşıyor biliyor musunuz! Ekrem İmamoğlu ve çevresi, bu özel kalemi ve koruması var ya bunlar Ertan Yıldız'ın ailesine gidip tehdit ediyorlar. Ve hatta 'İfadesini geri çeksin ve savcılık bu ifadeyi baskı ve işkenceyle aldı diye ifadesini değiştirsin' şeklinde baskı yapıyorlar. Bu ahlaksızlar kendi yaptıklarını sanki savcılık yapmış gibi davranıyorlar. Savcılık bu konuda o kadar titiz davranıyor ki gerçekten buna çok gerek var. Eğer baskı ile ifade alınıyor diyorlarsa o sırada bir sürü kişi var yanında, avukatları var. Şimdi ne oldu aile bunu söyleyince Ertan Yıldız tahliye olmuş ve şuan evinin önünde polis koruması var. kimden koruyorlar Ertan Yıldız'ı? İmamoğlu ve çevresinden. Çünkü neden, bunlar tehlikeli adamlar. Diplomasının iptaline giden süreçte CİMER'e ilk şikayette bulunan Ozan diye bir genç var, adamı otomatik silahlarla tehdit ettiler. diyeceksiniz ki 'Onunla ne alakası var?' bilmem artık ne alakası var!" #İBB #Ekremİmamoğlu #İBBSoruşturmaları #ibbsoruşturmaları #mahkeme #CHP #özgürözel #yolsuzluk #dava #ibb #ErtanYıldız #İtirafçı

Haber Global

27,599 views • 1 year ago

Eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu, resmi kayıtlara göre Silivri Cezaevi’nde 12 Kasım 2011’de “kalp krizi” geçirerek hayatını kaybetti. Oysa gerçekte bu, örtbas edilmek istenen bir suikastti. İlk anda Doğu Perinçek ve Ergenekon çevresi, olayın arkasında Hizmet Hareketi’nin olduğunu iddia ederek toplumu yanıltmaya çalıştı. Ancak Ergenekon sanıklarından Semih Tufan Gülaltay, gerçeği ifşa eden önemli bir detayı dile getirdi: Kozinoğlu, Hasan Atilla Uğur’un koğuşunda kalıyordu. İddiaya göre, Kahramanmaraşlı bir gardiyanın getirdiği ve kalp krizine sebep olan hap, Hasan Atilla Uğur tarafından Kozinoğlu’na verildi. O sırada koğuşta bulunan bir diğer isim Hasan Ataman Yıldırım’dı. Katıldığı bir TV programında 👇👇Kozinoğlu’nun ölümünü anlatırken, Hasan Atilla Uğur’un ilacı verdiğini “ağzından kaçırarak” doğruladı. Yıldırım aynı zamanda İlker Başbuğ’un tutuklanmasına sebep olan andıç sitelerinin domain sahiplerinden biriydi. Böylece andıç operasyonlarıyla cezaevi suikastinin aynı ağda buluştuğu ortaya çıktı. Bunun yanında, Hasan Atilla Uğur’un, Kozinoğlu’na el yazısı ile belgeler yazdırdığı ve bunları Doğu Perinçek’e verdiği, Perinçek’in de bu belgelerin bir kısmını yayınladığı öne sürüldü. Ardından Kozinoğlu şüpheli biçimde hayatını kaybetti. Kozinoğlu’nun ailesinin yaptığı suç duyurusuna göre, onun hazırladığı 1000 sayfalık not çalındı. Bu notlar aslında, savunmasında kullanmak ve belki de hayatını garantiye almak için kaleme alınmıştı. Ancak, ilk duruşmasına yalnızca 9 gün kala öldürüldüğü için savcılığa teslim edemedi. Aydınlık Grubu’nda yayımlanan ise yalnızca cımbızlanmış 102 sayfaydı. Bu kısımlar ağırlıklı olarak Fethullah Gülen ve Hizmet Hareketi’ne odaklanıyor, çok küçük bir bölümünde ise Erdoğan’ın İsviçre bankalarındaki 800 milyon doları iddiası yer alıyordu. Geriye kalan 900 sayfa kayıp. Bu tablo, 1990’larda Binbaşı Cem Ersever’in akıbetini hatırlatıyor. Ersever, Güneydoğu’da JİTEM eliyle işlenen suçları Soner Yalçın’a anlatmış, ardından bir suikastle öldürülmüştü. Yalçın, onun itiraflarının sadece küçük bir kısmını yayımlamıştı. Kozinoğlu da aynı kadere uğradı: her şeyi anlattı, ama öldürüldü; anlatılarının çoğu da gömüldü. Sonuçta, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümü ve kaybolan 1000 sayfa not, andıç siteleri Mehmet İlker Başbuğ,Hasan Atilla Uğur , Hasan Ataman Yıldırım , Doğu Perinçek hattındaki karanlık operasyonların, sadece internet manipülasyonlarıyla değil, fizikî suikast ve bilgi karartma yöntemleriyle yürütüldüğünü gözler önüne seriyor. 👇👇👇

Muhammed S.ARSLAN

63,670 views • 1 year ago

Meclis’te İYİ Parti ve DEM Parti arasında gerginlik: Oturuma ara verildi. PKK’lı Çetin Arkaş’ın mitinglerde elinde mikrofonla yaptığı açıklamalara tepki gösteren İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, sert açıklamalarda bulundu. Poyraz’ın sözlerinin ardından DEM Parti ile İYİ Parti arasında gerginlik çıkınca oturuma 10 dakika ara verildi. İşte Poyraz’ın konuşmalarından öne çıkanlar: “Tarih 25 Aralık 1991. Yer Bakırköy, İstanbul. Sizlere isimler okumak istiyorum. İnsan hafızasının en büyük kusuru unutkanlığı olduğu için bu isimleri hatırlatıyor ve rahmetle anıyorum. Ahmet Çetinkaya, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurucularından Sayın Necati Çetinkaya’nın yeğeni. Hasan Dervişoğlu. Merve Gül Bakkal, 2 yaşındaki bir evladımız. Sezar Bakkal, Merve Gül’ün annesi. Hatice Çelik, Habibe Çelik, Zübeyde, Nadir, Şadiye Nadir, Rezzan, Seda Kızılkırmızı, Süheyla Kızılkırmızı, Yaver, Ağabeyli, Şengül, Aras. Bu saydığım isimlerin nereli oldukları, Türk mü Kürt mü oldukları, Alevi mi Sünni mi oldukları, yani ne oldukları gözetilmeden hepsi katledildi. Bu katliamın sorumlusu, PKK terör örgütü yöneticisi Çetin Arkaş, geçtiğimiz sene 2 Temmuz’da tahliye edildi. Önceki açılım sürecinde, şu an da faaliyetlerini sürdüren terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın sekretaryasında görevlendirildi. Bakınız, her şey dejavu gibi. Ağır hasta olduğu iddiasıyla tahliyesi için çağrılar yapılan Çetin Arkaş isimli cani, hafta sonu düzenlenen Öcalan’a özgürlük mitinginde sahneye çıkıp konuştu. Dedi ki: ‘Dönüp dolaşıp pişmanlık yasasına gelecekseniz, dönüp bize bakın, meydandaki on binlere bakın. Bizde pişman olmuş bir hâl var mı?’ dedi. ‘Bu meydanda evladım pişman olarak gelsin, pişman olsun, onu evlat olarak kabul eden var mı?’ diye sordu. Bir insan evladı çıkıp da bana cevap versin. Şehit kanıyla sulanmış bu aziz vatanda, bu topraklarda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak için kurulmuş PKK terör örgütünü kuran, yöneten, hâlâ yöneten ve infaz emirleri vermiş terör örgütü hükümlüsü için özgürlük mitingi nasıl yapılabilir? Birinci sorum bu. İkincisi, bir katil, bir cani, terör örgütü yöneticisi bu cümleleri nasıl sarf edebilir?”

Aykırı

146,436 views • 2 months ago

Savcılıktan tahliye kararına itiraz! İzmir'de genç bir kızı 5 yerinden bıçaklayıp telefonunu çalan 17 yaşındaki şahıs Ç.E.D., 1 yıl 9 ay tutuklu kaldıktan sonra adli kontrolle tahliye edildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tahliye kararına itiraz etti. NE OLMUŞTU Ekim 2024’te Kemalpaşa ilçesi Mustafa Kemal Atatürk Mahallesi’nde meydana gelen olayda, 17 yaşındaki Ç.E.D., yaklaşık 5 aydır takıntı haline getirerek ısrarlı takipte bulunduğu komşusu 18 yaşındaki Betül Ç.’ye sabah saatlerinde sokakta yürürken saldırmıştı. Yaşanan kovalamacanın ardından genç kızı boynundan, yüzünden, kalçasından, elinden ve kulağından bıçakla yaralayan saldırgan, genç kızın cep telefonunu da gasp ederek kaçmıştı. Çevredeki vatandaşların takibine rağmen izini kaybettiren zanlı, daha sonra Bornova Beşyol’daki babaevinde jandarma ekiplerince yakalanarak tutuklanmıştı. Hastaneye kaldırılan Betül Ç. ise ifadesinde, uğradığı saldırı sonrası psikolojisinin ağır şekilde bozulduğunu ve kabuslar gördüğünü belirtmişti. İzmir 2’nci Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülmeye başlanan davanın ikinci celsesi gerçekleştirildi. Duruşmaya tutuklu sanık Çağlar Efe D. SEGBİS ile bağlanırken, taraf avukatları ve Kadınları ve Çocukları Koruma ve Yaşatma Derneği üyeleri salonda hazır bulundu. Duruşmada savcı, sanığın tutukluluk halinin devamını talep ederken; sanık avukatı müvekkilinin adli kontrol şartıyla tahliyesini istedi. Esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için süre veren mahkeme heyeti, ara kararını açıklayarak sanığın tahliyesine hükmetti. Sanık Çağlar Efe D.’nin yaşı, tutuklulukta geçirdiği süre, sabit ikametgah sahibi oluşu ve tutuklamanın bir tedbir niteliğinde olması göz önünde bulundurularak bihakkın tahliyesine karar verildi. Sanığa, yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartı getirildi. İzmir 2’nci Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi, ilk yargılamada sanığa "Kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan 12 yıl, "Silahla yağma" suçundan ise 6 yıl 8 ay olmak üzere toplamda 18 yıl 8 ay hapis cezası vermişti.

Aykırı

81,949 views • 1 month ago

15 yıldır devam eden adalet mücadelesi: "Annemin dediği gibi, Onur Yaser Can’a ne yapıldı herkes öğrenecek ve bu polisler bunun cezasını çekecek." 🔴 Bir aile yok oldu! 4 kişilik aileden geriye bir tek o kaldı; vazgeçmedi. 28 yaşındaki kardeşi Onur Yaser Can’ı, annesi ve babasını kaybeden Ezgi Sevgi Can: "Bu sistem polisleri korumak için elinden geleni ne yapıyorsa, biz de adalet aramak için elimizden geleni yapacağız. Sonuna kadar gideceğiz. Annemin dediği gibi, Onur Yaser Can’a ne yapıldı herkes öğrenecek ve bu polisler bunun cezasını çekecek." 2010 yılında gözaltına alınan, gözaltı sürecinde ve sonrasında kolluk tarafından gördüğü fiziki, psikolojik işkence ve cinsel saldırı neticesinde intihara sürüklenen ve 28 yaşında hayatına son veren #OnurYaserCan’ı ölüme sürükleyen failler hakkında 2019 yılında verilen 6 yıl 5 aylık ceza, Yargıtay tarafından “resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçları” yönünden bozuldu. Yargıtay kararından sonra yeniden görülen davanın ilk duruşması 16 Ekim tarihinde yapılmış, denetimli serbestlikten yararlanarak tahliye edilen sanıkların duruşmaya katılması dahi sağlanmamış, ailenin ve avukatların yoğun ısrarları sonucunda mahkeme duruşmayı 11 Aralık 2025 gününe ertelemişti. Sanık polisler Salih Bahar ve Soner Gündoğdu hakkındaki hükmün Yargıtay tarafından kısmen bozulması sonrası yeniden görülen davanın duruşması İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Bugün görülen duruşmada mahkeme karar verdi: Heyet, Yargıtay kararına uyma yönünde karar verdi. Resmi belgeyi bozmak, yok etmek ve gizlemek iddiasından suç duyurusunda bulunulmasına hükmedildi. İşkence ve intihara sürükleme iddialarına ilişkin suç duyurusu talebi ise reddedildi. "Onur Yaser Can davası, basit bir ‘resmi belgede sahtecilik’ davasının ötesinde, kamuoyunun vicdanını derinden yaralayan; önce 28 yaşında genç bir mimarın, ardından da ailesinin yok olmasına sebep olan bir işkence ve insanlık suçu davasıdır." Onur Yaser Can

Fatoş Erdoğan

22,616 views • 8 months ago

HASAN İMAMOĞLU VE AVUKATI, YAKAYI NASIL ELE VERDİ? Umarım bu bilgileri, Ekrem İmamoğlu'nu aklamak için ortaya namusunu ve şerefini koyan Sn Özgür Özel de okur... Ekrem İmamoğlu, 19 Mart 2025 sabahı gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından Avukatı Mehmet Pehlivan, Halk TV'ye çıkarak Sarıyer'deki villalar hakkında aşağıda paylaştığım videoda yer alan açıklamaları yapmıştı. Pehlivan, açıklamasında, "İmamoğlu İnşaat'ın Güllece Tarımcılık isimli şirketin hisselerini satın aldığını, hisseleri 15 Milyon TL'ye değil 48 Milyon TL'ye aldığını, Ali Nuhoğlu ile bir sözleşme yapıyor, sözleşmeye göre 48 Milyon TL'ye satın alınan şirketin 15 Milyon TL'si nakit vadeli çeklerle, 48 Milyon TL'den geri kalan 33 Milyon TL'de adresi belirtilen İmamoğlu İnşaat'a ait bir taşınmazı devrederek ödediğini, sözleşmenin devamında şirketin değerini belirleyen varlığının 2 villa olduğunu, şirketin borcunun 87 Milyon TL olduğunu ve İmamoğlu İnşaatın şirketin borcunuda devraldığını, 48 Milyon + 87 Milyon TL olarak aldığını, şirket kayıtlarının vergi denetleme kurulundan alındığını ve herhangi bir sorun görünmediğini, İmamoğlu İnşaat şirketi, toplamda 135 Milyon TL'ye Güllüce Tarımcılık isimli şirketi Ali Nuhoğlu'ndan aldığını, üstlenilen 87 Milyon TL'lik borcun ödenmesi noktasında Ali Nuhoğlu tarafından bir ara buluculuk başvurusu yapıldığı, 87 Milyon TL'lik borcun Ali Nuhoğlu'na ödenmediği için bir anlaşma yapıyor, anlaşmaya göre sahibi olduğu 2 villayı devredeceğini devretmediği takdirde o günkü dolar kuruyla bunun karşılığını ödeyeceği yönünde anlaşma yapıldığını" söyledi. Mehmet Pehlivan'ın bu açıklamalarının tarihi 7 Nisan 2025. Açıklamanın üzerinden 7 ay geçti. Aradan geçen bu 7 ay içinde Ali Nuhoğlu, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak itirafçı olurken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kurumlar arası yapılan yazışmalar ve talep edilen raporlar doğrultusunda, söz konusu hisse devri eylemiyle alakalı somut belgeler, soruşturma dosyasında yerini aldı. Ali Nuhoğlu, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadesinde özetle: "Sarıyer de bulunan iki adet villayı kurmuş olduğum, GÜLLÜCE TARIM AŞ.'ye aldım. Bu villaları satın almamdan devre kadarki süreç içerisinde bu villaların bulunduğu şirkete ilişkin tüm mali ve muhasebe, vergi tüm işlemlerinin takibini İMAMOĞLU İNŞAAT'ın yetkilileri yürütmüştür. Bu şirketi ben 2024 yılının Mart ayında İMAMOĞLU İNŞAAT'a devrettim. Devirle alakalı bu süreçte 15 Milyon TL ve Beylikdüzü'nde 6+1 villa vereceklerine (toplamda 48 Milyon TL) ilişkin bir sözleşme yapıldı. Bu olayların basında çok tartışılması üzerine Şubat ayı içeresinde formaliteden bir ek sözleşme 87 Milyon TL cari borç tanımı altında ne olduğu belirsiz ibare eklediler. Eğer bu para ödenmediği takdirde iki adet daha villanın verileceğine dair sözleşmenin kapsamını genişlettiler. Şirketin devrinden sonrasında toplam bedeli 15 Milyon TL olan 3 adet çek verildi. Söz konusu olayın meydana geliş şekli anlattığım gibidir. GÜLLÜCE TARIM benim üzerimdeyken söz konusu villalara yapılan yaklaşık 15 Milyonluk tadilat işleri de tarafımca karşılanmıştı." dedi. Bugün ifade için İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne gelen Hasan İmamoğlu'na, GÜLLÜCE TARIMCILIK isimli şirketin hisse devri konusuna yönelik önce savcılık makamının elde ettiği şu deliller ve tespitler sunuldu: "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu(TMSF) tarafından, Başkanlığımıza gönderilen ve söz konusu şirketler arasında imzalanan Hisse Devir Sözleşmesinde, Güllüce Tarımcılık şirketinin hisselerinin tamamına 48 Milyon TL değer biçildiği, İmamoğlu İnşaat A.Ş tarafından söz konusu hisse devrine ilişkin ödemelerin 5 Milyon şeklinde 3 taksitle toplam 15 Milyon TL lik kısmının nakit olarak ödeneceği, kalan 33 Milyon TL lik kısmının ise İmamoğlu İnşaat A.Ş tarafından 1185 Ada 5 parsel, Gürpınar Mah. Omer Seyfettin Cad. No:88/1 Beylikdüzü/İSTANBUL adresindeki 1 adet villanın devri karşılığında ödeneceği hususlarına yer verilmiştir. TMSF tarafından Başkanlığımıza gönderilen evraklarda villanın devrine yönelik olarak yapılan araştırmalarda; İmamoğlu İnşaat A.Ş ve Ali NUHOĞLU arasında Satış Vaadi Sözleşmesi imzalandığı, ancak söz konusu sözleşmenin noter onaylı olarak yapılmadığı ve adi sözleşme şeklinde düzenlendiği hususu tespit edilmiştir. Bahse konu Satış Vaadi Sözleşmesi Rapor ekinde yer almaktadır. Ayrıca söz konusu sözleşmede, İmamoğlu İnşaat tarafından Güllüce Tarımcılık şirketinin devir tarihinde muaccel hale gelmemiş 87 Milyon TL borcunun ise İmamoğlu İnşaat A.Ş tarafından üstlenileceği hususu da yer almaktadır. Bahse konu Hisse Devir Sözleşmesi Raporumuz ekinde yer almaktadır. İmamoğlu İnşaat A.Ş'nin 2024 yılı yasal defterleri ve bankacılık işlemleri üzerinde yapılan araştırmalarda; Güllüce Tarımcılık şirket hisselerinin İmamoğlu İnşaat A.Ş yasal defterlerinde 245-Bağlı Ortaklıklar hesabına 48 Milyon TL bakiye ile kaydının yapıldığı sözleşmede belirtilen 15 Milyon TL tutarın İmamoğlu inşaat A.Ş tarafından Ali Nuhoğlu'nun banka hesaplarına gönderildiği yasal defter kayıtları ve bankacılık işlemleri üzerinden anlaşılmıştır. Ancak, yukarda bahse konu villanın devrinin henüz yapılmadığı (projenin devam ediyor olabileceği) anlaşılmıştır. Ayrıca sözleşmede Güllüce Tarımcılık A.Ş'nin muaccel hale gelmemiş olduğu belirtilen 87 Milyon TL ye ilişkin İmamoğlu İnşaat A.Ş'nin yasal defterlerine herhangi bir kayıt yapılmadığı anlaşılmıştır. Hisse devir sözleşmesinde belirtilen, Güllüce Tarımcılık şirketinin muaccel hale gelmemiş 87 Milyon TL tutarındaki borcuna yönelik yapılan araştırmalarda; söz konusu şirketin devir tarihindeki yasal defter kayıtlarında şirketin herhangi bir kurum, kuruluş, işletme ve şahsa borçlu olduğunu gösteren bir hesap kaydına rastlanılmamıştır. Güllüce Tarımcılık A.Ş'nin devir tarihi itibariyle yevmiye kayıtlarında 252-Binalar hesabının bakiyesinin bile 158.323.438,79-TL olduğu bilgisine rastlanılmıştır. Söz konusu 252- Binalar hesabının, şirket tarafından 31 Milyon TL ye alınan 2 adet villayı içerdiği ve bakiyenin villalara yapılan tadilat harcamaları ve enflasyon muhasebesi düzeltmeleri nedeniyle söz konusu tutara yükseldiği anlaşılmıştır." Savcılık tarafından elde edilen raporların Hasan İmamoğlu ve avukatlarına sunulmasının ardından, baba İmamoğlu'na şu soru soruldu: "Yukarıda MASAK Raporunda ve Ali Nuhoğlu isimli şahsın etkin pişmanlık hükümleri kapsamında verdiği ifadesiyle birlikte değerlendirildiğinde; bahse konu villa satış olayının muvazaalı şekilde yapıldığı, söz konuşu Güllüce Tarım unvanlı firmanın 87 milyon TL borcu olmamasına rağmen Hisse Devir Sözleşmesinde 87 milyon TL'lik borç gösterildiği ve bu borcunda şirketi devralan İmamoğlu İnşaat firması tarafından karşılanacağına dair tespitlere yer verilmesine rağmen söz konusu borcun Imamoğlu Inşaat firmasının defter kayıtlarına borcun işlenmediği anlaşılmıştır. Ali Nuhoğlu isimli şahsın beyanlarında da yapılan tespitleri doğrular nitelikte beyanlarının bulunduğu anlaşılmıştır. Yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen tespitler hakkında ifadenizi veriniz. Hisse devir sözleşmesinde Güllüce Tarım'ın belirtildiği gibi bir borcunun olmamasına rağmen borç gösterilmesi ve borcun İmamoğlu İnşaat firması tarafından üstlenilmesindeki amaç nedir? Detaylıca açıklama yapınız." Hasan İmamoğlu ve avukatlarına sorulan bu soru karşısında Sn Özgür Özel gibi Ekrem İmamoğlu için ortaya namusunu, şerefini koyanlar normalde ne bekler? Gerek Hasan İmamoğlu olsun gerek Avukatları olsun aradan geçen 1 yıl içinde bu iddiaları çürütecek tüm belgeleri teslim edip masumiyetlerini ortaya koymaları beklenir değil mi? Ama cevap bu şekilde olmuyor. Bu sorular ve tespitler karşısında savunma ve açıklama beklenen Hasan İmamoğlu, şu cevabı verdi: "Ben yukarıda da beyan ettiğim gibi söz konusu olaya vakıf değilim. Şirketin bu tür işlemleriyle Tuncay Yılmaz isimli şahıs ilgilenmektedir. Detaylarına kendisi vakıftır. Ayrıca benim ismim söz konusu soruda geçmemektedir." İşte Hasan İmamoğlu ve avukatları, İmamoğlu İnşaat'ın Güllüce Tarımcılık'a ait hisselerin satışına yönelik hiç bir belge sunmamaları, sunamamaları, aslında tek bir şeyi ifade ediyor. BABA-OĞULUN YAKAYI ELE VERDİKLERİNİ...

Emre Ercis

79,734 views • 10 months ago

#İBBDavası'nda 64.Gün Hakim, Ekrem İmamoğlu’nun savunmasını yapmış saydı. TİP Milletvekili Sera Kadıgil duruşmada isyan etti: "Bu yargılama mı şimdi? Bu bir müsamere!" TİP Milletvekili Sera Kadıgil (Sera Kadıgil): "İmamoğlu davasında şu anda Sivri'de yaşanan şey, sıkı yönetim mahkemelerinde, DGM'lerde, hiçbir toplumsal davada görmediğimiz bir şey yaşatıyorlar. 143 suçtan yargılanan, 500-400 küsur sanıkla birlikte yargılanan bir insana diyorlar ki: "Sen savunmanı ya 5-6 saatte yaparsın ya ben seni savunma yapmadı sayacağım." Ve mahkeme bunu yaparken alenen "hilafi hakikat", "yalan" diyemeyeceğim manipülasyona başvuruyor. İmamoğlu buraya ilk geldiğinde de buradaydık. İlk geldiği gün ne dedi bu adam? "İlk ben savunma yapmak istiyorum," dedi. Bu hakim ne dedi? "Hayır, sen yapamazsın, sen son yapacaksın," dedi. 4 aydır burada mahkeme yapıyor. 4 ayın sonunda diyor ki davanın asli sanığı olarak görülen İBB başkanına: "Ya 5 saat konuşursun ya bir gidersin." Bakın, bu yapılan şeyin adı hukuk falan değil. Hukukta yeri yok. Savunma hakkı asla kısıtlanamaz. Ve buna hiç kimsenin itiraz etmemesini bekleyen bir hakim diyemiyorum; kürsüye oturttukları bir kişi var şu anda. Yaptığı bütün işlemler hukuka aykırı. Tutanakları artık hukuka aykırı. İmamoğlu'nun bir sözünü alıp ki başında da söylediği siyasi bir söylemi alıp, "susma hakkını kullandığını tespit ettim" diye zapta geçirip sonra da "savunma yapmaktan kaçıyorsun galiba" diye bir beyanda bulunan bir hakimle karşı karşıyayız. Ben de içeride özetle buna tepki gösterdim. Göstermemek de elde değil. Emin olun, yani orada oturan bütün aileler, bütün avukatların da içinden geçen bu ama insanlar aylardır sevdiklerini şurada uzaktan, 100 metre aradan, bir dakika olsun görebilmek için buraya gelip gittikleri için ve salondan atılmak istemedikleri için ağızlarını açıp söyleyemiyorlar. Söylediğimiz şey çok açık. Arkasındayım sonuna kadar da söylediğim şeyin. Çünkü bu yapılan şey bir yargılama değil. Bunun adı müsameredir. Geldiğimiz noktada siz böyle bir insana "Sen ya 5 saatte savunmanı yaparsın ya ben seni susma hakkı kullandı sayarım, havuz medyasına manşet ederim"e getirirseniz lafı, bunun adı artık bir yargılama olmaz."

Fatoş Erdoğan

41,167 views • 1 month ago