Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: “Geçmişte Abdülhamit Han neyse, bugün de Cumhurbaşkanımız aynı şey. Böyle bir insanın değerini bilmemiz lazım. Bizim yükümüz hafif, onun yükü daha ağır. Ona dua etmeyi unutmayalım.”

78,672 Aufrufe • vor 4 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

MHP Kocaeli Milletvekilimiz Saffet SANCAKLI Saffet Sancaklı : Tabii, bütün bu olan olayların, yüzyıllardır olan olayların #Haç ve #Hilal savaşından doğan ihtilaftan dolayı ve mücadeleden dolayı olduğunu da zaten hepimiz biliyoruz. Tabii, Hırvatlar orada bir gövde gösterisi yapmak için dünyanın en büyük haçını diktiler oraya ve oranın generali rahmetli #Aliyaİzzetbegoviç’i çağırıyor “Aliya, sana bir şey söyleyeceğim: Bu kadar savaştınız ettiniz, 300 binden fazla şehit verdiniz ama görüyorsunuz, biz gene de buraya, Bosna’nın göbeğine dünyanın en büyük haçını diktik. Ne diyorsun bu konuda?” diyor. Rahmetli bakıyor, “Akşam sana cevap versem olur mu?” diyor. “Tabii, niye akşam?” diyor. “Öyle, akşam cevap vereyim ben sana.” diyor. Akşam oluyor, Aliya geliyor “Tekrarlasana bir daha, ne sormuştun bana?” diyor. Hırvat general “Dünyanın en büyük hacını diktik; bakalım siz böyle bir hilal dikebilecek misiniz?” diyor. Aliya da “Gel, sana bir şey göstereyim.” diyor. Gökte de bir hilal var akşam, “Bak, oraya iyi bak. SİZ NE KADAR BÜYÜK HAC YAPARSANIZ YAPIN, HİÇBİR ZAMAN O HİLALİ GEÇEMEYECEKSİNİZ.” diyor ve tarihî bir cevap veriyor. Onun için şu anda da aynı şey; işte, 1995, 2003, 2004, 2023, aynı şey Gazze'de yaşanıyor arkadaşlar. Yani bunlar hiçbir zaman durmayacaklar zaten, hep devam edecekler bu işe. Onun için bizim birlikte hareket etmemiz lazım, birlik olmamız lazım. Bizim birbirimize yapışmamız lazım ki bu Türkiye 🇹🇷 Cumhuriyeti’ni dünyanın en güzel memleketine… Hakikaten bir cennet varsa bu dünyada onun da Türkiye olduğunu hepimiz biliyoruz, sahip çıkmamız lazım. Evet, siyaset yapıyoruz, evet, çeşitli düşüncelerimiz olabilir ama birinci düşüncemiz #TürkiyeCumhuriyeti’ni ilelebet payidar etmektir ve onu yaşatmaktır. Onu da bize kim söylüyor? Türkiye 🇹🇷 Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük Önder #MustafaKemalAtatürk söylüyor. Bizim o zaman ona göre davranmamız lazım, ona göre hareket etmemiz lazım.

MHP TBMM Grubu #MHP

18,368 Aufrufe • vor 2 Jahren

Ey mümin Kürdler İslam’da kefen farzdır. Bir insan öldüğünde, bedeni yıkanır, kurulanır ve sade bir bezle sarılır. Yensiz, yakasız, dikişsiz… Çünkü insan bu dünyadan hiçbir şey götürmez. Üniformasını da, unvanını da, öfkesini de, alkışını da geride bırakır. Kadının kefeni beş parçadan oluşur. Başı örtülür, göğsü örtülür. Hayattaki mahremiyeti nasıl korunuyorsa, ölümünde de korunur. Çünkü bir insanın onuru, toprağa verilirken de emanettir. Bez bulunamazsa eksilir; üç yerine iki olur, beş yerine üç olur. Buna kefen-i kifâyet denir. Hiçbir şey bulunamazsa bir tek parça beze sarılır; buna da kefen-i zarûret denir. Zaruret, çaresizlik demektir. Ama insanın içini asıl sızlatan şey, bezin eksikliği değil; merhametin eksikliğidir. Cenazeye “rıfk” ile muamele edilir. Yani yumuşaklıkla, incitmeden, acele etmeden… Ölü artık cevap veremez. Kendini savunamaz. Ona gösterilen hürmet, geride kalanların kalbini gösterir. Bir cenaze namazında saf tutmak, sadece ölen için değildir. İnsan orada kendi sonunu düşünür. Bir gün kendisinin de aynı şekilde yıkanıp sarılacağını, bir cami avlusunda omuzlarda taşınacağını hatırlar. Bugün Xezal’i uğurluyoruz. Bir Kürt kadını. Bu halkın içinden çıkmış bir evlat. Ve bir Peşmerge. Peşmerge olmak, bu topraklarda sadece bir askeri kimlik değildir. Çoğu zaman bir halkın korkusunu sırtlanmaktır. Köyler boşalırken geride kalmaktır. Annelerin endişesini, çocukların uykusunu korumaya çalışmaktır. Dağda geçen bir ömrü göze almaktır. Xezal de böyle bir hayatın içinden geçti. Gençliğini verdi. Ailesinden uzak kaldı. Belki adını yalnızca dağ rüzgârları duydu. Şimdi ise onun cenazesi için Süleymaniye’de bir cami bulunamadı. Bu cümle ağır. Çünkü cami, insanın en çaresiz anında sığındığı yerdir. Doğduğunda kulağına ezan okunur, öldüğünde cenazesi oradan kaldırılır. Hayatın başı ve sonu aynı kubbenin altında birleşir. Bir kadının tabutu için o kapının kapalı kalması, insanın içine sessiz bir sızı bırakıyor. Bir cenazeye rıfk ile davranmak gerekirken, bir kapının kapalı kalması bizi kendimizle yüzleştiriyor Ey mümin Kürtler… Bu sözler en çok size. Biz acının ne demek olduğunu bilen bir halkız. Cenazelerimizi aceleyle kaldırdığımız günleri, mezarsız bırakılanlarımızı, eksik uğurlananlarımızı unutmadık. Xezal bu halkın kızıydı. Onun Peşmergeliği, bir aidiyetin, bir savunmanın, bir “buradayım” deme biçimiydi. Onun hesabı niyetiyle görülecek. Ama bizim hesabımız, vefamızla görülecek. Bir cenazeye gösterilen hürmet, aslında kendi yaralarımıza gösterdiğimiz hürmettir. Bir tabuta açılan kapı, biraz da kendi kalbimize açılır. Bir gün bizim de bedenimiz yıkanacak. Bir gün biz de sade bir kefene sarılacağız. Bir gün bizim için de bir cami avlusunda saf tutulacak — ya da tutulmayacak. İnsan o günü düşününce, daha yumuşak olmak istemez mi? Xezal şimdi toprağa emanet. Geride kalan biziz. Ve bazen bir cenaze, bir halkın kendine bakma anıdır.

Murat Ülgen

11,232 Aufrufe • vor 4 Monaten

Sinan Engin: Asensio ön alan baskısı yapmıyor, pres yapmıyor. Galatasaray'da çok zor. Yani şimdi onun için. Abi bugün... Kante'yi Galatasaray'da oynatır mısın? Yok bu abi ne kantesi ya. Yedek kulübesinde zor ya. Antrenman almazsın. Bir dinle bak. Bir şey söyleyeceğim sana. Bugün rotasyon diyorsun. Ne rotasyonu ya? Rotasyon, motasyon yok kardeş Pepsoy. İlk 11 oyuncusu ya. Yunus mu rotasyon oyuncusu Erdem? Evet, evet. Salahi mi rotasyon? Kim rotasyon abi? Daha sayıp böyle bir kadro yaptı. Böyle bir rotasyon yok. Böyle bir kadro yaptı. Bugün Ozymen'e Bayern Münih 115 milyon euro teklif ediyor arkadaş. 115 milyon euro Bayern Münih'in teklifi var. Ozymen'e. O her iki yıl gidecek. Onun yerine Ozymen'i düşünüyor. Yani rakibin senin buralarda. Onun için diyorum bu fark normal. Galatasaray bugün Yürüyor yürüyor antrenman maçı yaptı ya. Yürüyor yürüyor kazandı ya bugün Galatasaray. Antrenman maçı yaptı. Ama bu Galatasaray taraftarı çok enteresan bir taraftar. Ve hafta içi Liverpool'u yenmişsin. Bugün Başakşehir. Sanki salı günü bunlar oynamamış. Evet ya. Aynı tempo. Torara. Bakkala gidiyor. Markete gidiyor. Tesis alışverişini yapıyor. Akşam geziyor. Dolaşıyor. Her yerden çıkıyor. Ama sağda da oynuyor. İnanılmaz. Allah nazardan saklasın. İnanılmaz. Bayra Hanım ona. Hayranım ona. İnanılmaz. Bak bu Galatasaray taraftarı siz çok enteresan bir camiasınız biliyor musun? Enteresansınız. Galatasaray taraftarı kadar Ramspark'ta rakibine etkili olan hiçbir statla böyle bir etkili olan bir taraftar yok. Ölüyü diriltiyor diyorsunuz ya. Hakikaten öyle bir taraftarsınız siz. Galatasaray taraftar. Ama Şampiyonlar Ligi finali oynayayım. Siz Real Madrid'le Galatasaray, Real Madrid Şampiyonlar Ligi birincisi olsun Galatasaray ikincisi olsun. Siz yine kızarsınız biliyor musun sevgili Galatasaraylar? Niye birinci olmadık? Çok güzel. İşte çıta yükselsin. Ben bizim Beşiktaşlı futbolculara kızmamın sebebi buydu. Normal bir Anadolu takımını yeniyorsun. Abi seviniyorlar, türbinlere gidiyorlar, üçlü çektiyorlar. Ya böyle bir nedir? Rakipte puan farkı 15. 11'i verin. Seviniyoruz. Ne o sarayda? Çıtayı yükseltmiş adamlar. Hedef? Şimdi bak Liverpool'a değil mi? Allah korusun. Birazdan oraya da gelireceğiz Liverpool açına. Elendi değil mi? Abi ortalık yangına döner ya. Sinan abi baksana daha iyi olmalıyız. Geliştirmemiz gereken yerler var diyor ya. Bugün 300 metre deparattı soldan ve ortayı da kesti Ertem. 300 metre deparattı ve ortayı da kesti bu çocuk. Acayip bir çocuk ya. Söyleme abi Allah bir fizik yapısı vermiş çizmiş bu çocuğu. Çizmiş. Erkek güzeli. Müthiş bir adam. Fizik, müzik. Carl Lewis vardı hatırladın mı? Aynı. Aynı. Ama şimdi buna bakıyorsun. Buna bakıyorsun. Bu acayip. Dönüyorsun. Davidson Sanchez aynı oturaklı. Lemina. Sen bugün gol attıktan sonra ufak çocuk. Renato Niaga. Attı. Gördün mü kenardaki Sevgi Selin'i? Böyle bir şey yok. Herkes dans ediyor. Gördün mü? Sen neredesin? Ailiyet duygusu. Sen neredesin? Senin takımın nerede? Sen şimdi Karagümrü'ye 2-0 yeniliyorsun ligin. Yanlış anlamasın. En zayıf takımı bir futbolcunun bütçesi maaşından daha az para. Ya mal olmuş bir takım. 20 milyon euro. Bakın. Penaltısına vermediler ya Karagümrü'nün. Yiğide ve kırmızı. Ayrıca Karagümrü'nün de penaltısına vermediler. Maç orada 3-0 oluyor.

Galatasarayultrataraftar

191,123 Aufrufe • vor 5 Monaten

Çok büyük terbiyesizlik Serdar Kelleci: istemiyorum. Hakem de konuşmak istemiyorum. Oyunu da çok konuşasım yok. Ama ne olur bunu böyle mazeret gibi algılamayın. Sıra gideceğim ama birkaç şey anlatacağım. Çok uzun tutacağım bir yayın olmayacak ama çok aşırı sinirlendiğim birkaç durum oldu. Oyunla ilgili birazdan konuşuruz ama Kötü bir ses söylememek için zor tutuyorum kendimi. O da şundan dolayı. Arkadaşlar buraya geldiğimizden bu yana maçtan önceki basın toplantısı olmak üzere daha doğrusu onu demeyelim ama bugün özelliğinde Liverpool çalışanları öyle söyleyeyim. Bize yaptığı muamele, biz Türk gazetecilere yaptığı muamele, arkadaşlarımıza yapılan muamele gerçekten çok çirkindi. Bizi oturtturdukları yerler, maalesef bazı arkadaşlarımız taraftarın arasında oturmak zorunda kaldı. Bir tane çok özür dileyerek söylüyorum. Lavuğun biri. Gerçekten lavuk bir görevli. Yani lavuk diyelim ona. Başka bir şey demeyeceğim. Daha ağır bir şey söylemek istiyor insan ama bizim bir alanımız var. Mixon dediğimiz yer. Ve orada duruyoruz. Okan hocayı falan bekliyoruz. Neyse. Okan hoca basit toplantısına girecek falan. Tam bir gerizekalı olması lazım bir insanın. Yani Galatasaray teknik direktörü geliyor. Okan hocayı kolundan tutmaya çalışıyor. Nereye gidiyorsun falan diye. Bakın ben bunları böyle bilmiyordu falan diye bu kadar basit olacağı, basit işler olduğunu düşünmüyorum. Bunlar yapılabilir. Problem değil. Bunlar yapılsın tamam bunlar problem değil. Bizim alanımızı bantla falan çekip bizi affedersiniz şu kadarcık yere on kişiyi falan sığdırmaya çalışıyorlar. Bakın bir dahaki İngilizlerin bir daha Türkiye'ye geldiği maçta eğer ki burada İngilizlere doğru bir muamele yapılırsa bakın hiç kesinlikle taviz vermeden Konuşmamız ve yapmamız, uygulamamız gerekiyor. Çünkü biz bunlara bu kadar iyi davrandığımız sürece onlar bize köpek muamelesi yapacaklar. Yani benim teknik direktörüme kusura bakmayın ama kolundan tutmaya çalışıp nereye gidiyorsun falan diyemezsin. Galip geldin tebrik ediyoruz. Eyvallah ne yapıyorsan git yoluna bak. Ama Galatasaray teknik direktörü oradan içeri girecek. Sen tanımıyorsan zaten orada işin ne zaten. Adama diyorum ki Icardi'yi tanıyor musun sen diyorum. Hani bu takımın en ünlü oyuncusu Icardi ya. Bu bir mazeret değil arkadaşlar. Ben herkesi tebrik etmeyi iyi bilen bir adamım. Yenildiğim zaman her zaman için tebrik etmeyi iyi bilirim. Ama pislik yaptığınız zaman kusura bakmayın. Ben orada biz de aynı şekilde davranalım isterim. Bu adamlar nasıl bize bu muameleyi yapıyorlar? Eğer ki bir daha bir İngiliz takımı bizim topraklara girdiği anda onlara iyi muamele yaparsak ben de kusura bakmayın. Hani burada ya biz centilmen olalım, biz işte misafirperol olmayalım abi. Olmayalım. Yani kısasa kısas dediğimiz şeyde de kusura bakmasınlar. Eğer bunu bize hak görüyorlarsa ve az sonra teknik direktörünü orada o muameleyi yapıyorlarsa bize basın mensubu olarak bizi orada oturmamız gereken yer bu kadarcık bir yer vermişler. Defterimi koyayım, çantayı mı koyayım? Neyi koyacağımızı şaşırdık. Bu adamlar buraya geldiği zaman ben size söyleyeyim. Her zaman oturduğum yerde oturamıyorum. Oraya gidiyor İngilizler oturuyor.

Galatasarayultrataraftar

84,538 Aufrufe • vor 5 Monaten

Keçiörengücü Denemeleri Barış Alper Yılmaz'ın Hikayesini Anlattı Samet Akaydın: Barış Alper, yani Barış Alper'in ben Rizeli olduğunu da bilmiyordum o zamanlar. Tabii ben Keçiören'de oynadığım zamanlar o Ankara Demir'deydi, çok gençti zaten, çok küçüktü bana göre. O bizi böyle denenmeye gelmişti, Keçören gücünü. Hocalar falan izliyordu, biz de o an kamptaydık, Bolu'daydık. O denemeye gelen bazı oyuncular falan vardı bizle oynamaya, onlarla karışık bir kadro yapmıştı hoca, oynamayan bir takım. Hazırlık maçı yapıyordu, biz de oynayan oyuncular dinleniyorduk. İlker hoca vardı Püren, İlker Püren de bizim hocamız. Ben de böyle maç izliyordum dışarıda, İlker hocayla beraber. Barış böyle atıp atıp gidiyordu yani topu, belli ediyordu yani kendini, kalitesini, kuvvetliydi yani böyle. Biz bunu hayranlıkla böyle izliyoruz dışarıdan, yeni geldi bu kimdir diye falan filan. Atıp atıp gidiyor, atıp atıp gidiyor böyle. Dedim hocam bu kim ya dedim böyle İlker hocaya falan. O kadar iyi oyuncumuş ya, bu kaldı herhalde değil mi bu, gitmiyor dedim herhalde kiralı falan, böyle konuşuyoruz dedim onu. Yok Samet tutacağım bunu falan filan dedi İlker hocam, ben de çok beğeniyorum falan filan dedi beni. Öyle kaldı bizde Barış, ondan sonra Barış'la ben, Barış belki de Keçören'de bir tek benimle muhatap. Barış böyle içine kapanık bir çocuktur aslında, öyle olduğunda herkesle böyle samimi olamıyor yani. Ama samimi olduğu zamanda da çok, yani güler yüzlü, çok iyi bir insandır yani. İçini tanırsan eğer Barış'ı, tanımak lazım, onun içine girmek lazım. Dışarıdan gören insanlar Barış'ı hep daha farklı konuşuyor ama Barış gerçekten çok temiz kalpli, iyi niyetli bir çocuktur yani. Ben de çok severim, bana da çok saygılıdır. Hep beraberdik, hep benim yanımdaydı yani. Biz hep onunla konuşurduk, muhabbet ederdik Keçören'de, odada falan. Böyle güzel bir anımız vardı yani. Tesisin en güzel odası vardı, benimdi yani. Abi ben geçeyim mi dedilerdi, al olsun senin olsun demiştim ona, hiç unutmam onu yani böyle. Ona vermiştim. Sahip çıkıyorduk ona, küçük kardeşimdi zaten. Ondan sonra Barış Keçören'de oynamaya başladı böyle yavaş yavaş, sonradan giriyordu. Ama Barış her oyuna girdiğinde bir şey yapıyordu. Ya asist yapıyordu ya gol yapıyordu. Yani bir şey yapıyordu, sonradan formayı aslında kendi tırnaklarıyla aldı, kendi kazandı yani. O çocuk da yani nereden geldi, tek başına tırmandı yani. Ben ona yani gerçekten hakkını verdi her şeyin yani. Rabbim önüne açık etsin onun her zaman. Böyle futbolcuları ben severim yani. Alt ligden gelip de böyle kendi başına bir yerleri başarması kolay değil yani. Barış da bunlardan bir tanesi. İnşallah da hep başarılı olur. Yani çok güzel bir sezon geçirdi. Ben o ara Adana Demirspor'a transfer oldum, o da Galatasaray'a gitti. Öyle bir serüvenimiz var Barış'la yani. Hâlâ da Barış'la benim aram çok iyidir yani. Birbirimizi çok severiz yani.

Galatasarayultrataraftar

136,232 Aufrufe • vor 2 Monaten

Hepimiz Müslümanız elhamdülillah. Ancak insanoğlunun müptela olduğu, imtihanla onunla baş başa kaldığı bir nefis ve şeytan var. Bu nefis ve şeytan nereye gidersen git senin peşindedir. Dolayısıyla nereye gidersen mükellefsin, imtihandasın. Biz yalnızken de halkın içerisindeyken de hem kendimizle hem halk ile imtihana tabi tutuluyoruz. Bizim kalbimizdeki imanımız, inanmış olduğumuz mukaddesatımız neyse dışardan bakıldığında da onun bizim üzerimizde yansıması gerekir. İnsanoğlu tek bir kimliğe sahip olmalı. O da; Tevhid bilincinde olan mü'min kimliği. Eğer bu olmazsa bir yandan günah işleme arzusu, bir yandan şüphelerin yorduğu atmosfer, bir yandan da imanı korumanın gayreti... İnsan iki arada bir derede kalırsa bu kişi kimlik sorunu yaşar. Bu da ona çok maliyetli olur. Kaygıları artar, endişeleri artar, psikolojisi bozulur. Her şey allah bullak olur. Onun için Allah-u Zülcelal bizden her zaman kendisine yönelmemizi istiyor. Bugün insanlar çok şey olmaya çalışıyor ama bir şey olamıyor. Bir olması lazım insanoğlu. Evde bir kimlik, işte bir başka, sosyal medyada sahte bir tebessümle bambaşka biri… Hayatı bu şekilde parçalara bölünmüş bir yapboz gibi olan insan darmadağınık olmuştur. İşte tam burada tevhid devreye girer. Tevhid sadece dil ile “Allah birdir” demek değildir. Hayatın her anında Allah-u Zülcelal'i birinci sıraya koymaktır. O'nun rızasını öncelemek, sevgisini hayatının merkezine koymak, korkuları O'nun kudretiyle teskin edip bertaraf etmek ve Allah-u Zülcelal'in buyurduğu gibi, "De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm her şey Allah içindir." ayet-i kerimesine mazhar olmaktır. Tevhid dağınıklığı toplar, korkuları dindirir. İnsana sağlam bir öz kazandırır. Sen sağlam bir sen sağlam bir sen olursun.

Seyda Feyzullah Konyevi

17,985 Aufrufe • vor 1 Jahr

Şampiyon Galatasaray Yağız Sabuncuoğlu: Aslında sadece geçen haftanın reyaveti değil, geçtiğimiz haftadan da bu haftaya böyle bir küçük pasaj sunulacaksak, Talisca'nın kaçırdığı penaltıya kadar da zaten derbiye iyi başlayan bir Fenerbahçe vardı ama ondan sonra tam anlamıyla darma duman oldu ve Galatasaray o maçı kazanarak buraya geldi. Şimdi ben reyavet konusuna katılmakla beraber şunu da söyleyeceğim. Bence artık miyadını dolduran oyuncu sayısı çok arttı Galatasaray'da. Biz yıllardır Galatasaray'ın iskeletinin hep iyi olduğunu, Fenerbahçe'nin şampiyon olmak istiyorsa kale, orta saha, stoper, center forward bu dört yerde Galatasaray gibi bir iskelet kurması gerektiğini söylerken ama Galatasaray'ın artık mevcut iskeletinde süre aşımına uğrayan oyuncular var. Geçtiğimiz sene Mustera gitti, Uğurcan geldi. Yerine iskelet değişimi çok başarılıydı ama onun dışında bir iskelet çok fazla bozulmadı. Yine işte tandemde Davinson bugün bence sahanın en kötülerindendi. Torreira sakatlandı ama birkaç haftadır hatta belki de iki ay falan olabilir. Uzun süredir yoktu. Geçen haftayı sadece biraz ayırıyorum. Son bir ayda derbi müthiş oynadı. Onun dışında hiçbir maçta yok. En ileri uca bakıyorsun. Victor Osimel sakatlık dönüşü çok fazla bir şey yapamadı ama şunu da görmek lazım. Bu sezon Galatasaray evet iki hafta kaldı ve şampiyonluğu verme ihtimali yok denecek kadar az ama Galatasaray bu sezondan dersler çıkartması gerekiyor. Yoksa önümüzdeki sezona giderken problemli bir oyunla gidecek. Son 3 sezonda Galatasaray dominant futbol artık alışkanlık haline getirmişti. Özellikle o 102'ye 99 biten sezonda inanılmaz bir futbol, inanılmaz bir oyun ama bu sezon gerçekten Galatasaray şampiyon olursa son 4 senedeki açık ara en kötü oyun planına sahip ve çok çok çok fazla kötü maç oynayarak bunu alacak. Taraftarı ayıp ediyor dedin ya bence başta burada ayıp ediyor çünkü Geçtiğimiz hafta Fenerbahçe'yi mağlup ettikten sonra. Samsun Spor kazansaydı Avrupa potasına girme ihtimali vardı. Bu bir motivasyondur. Ama Galatasaray'ın motivasyonu daha büyüktü. Ben burada hep teraziye koyarım yani iki takımı. Şampiyonluk motivasyonu olması gerekiyordu. Ama bugün Yunus'un inanılmaz golü varken iyi de bence mücadele etti bugün. Onun dışında gereken hiçbir oyuncuda ekstra bir şey yoktu. Günay Güvenç'in de bence kariyeri bugün. belki de son maçına çıktı Galatasaray'da. Yani ilerleyen dakikalarda konuşuruz ama bugün gerçekten Galatasaray iyi oyundan öte böyle ruhsuz dersin ya, ruhundan uzak, şampiyonluk motivasyonundan uzak ve yıllar sonra mesela ben çevremi de biraz analiz ediyorum. Bütün Galatasaraylı arkadaşlarım böyle Mart'ta falan başlarlardı liderken Mayıslar bizim demeye. Bu sezon Galatasaray'ın oyunda oyun hiçbir zaman Mayıslar bizim dedirtemedi ki unutmayalım şunu şampiyonluğu büyük ihtimalle Galatasaray olacak buna rağmen. Ya öyle bir şey...

Galatasarayultrataraftar

24,942 Aufrufe • vor 3 Monaten

Bir kadın yaşadığı tacize verdiği tepkiyi paylaştı: • Şimdi ben normalde nezaketi seçen bir insanım ama biraz küfür edebilirim, kabalaşabilirim. • ⁠Hoşlanmayacak olanlar şimdiden izlemesin. • ⁠Az önce bir şey yaşadık. Annem, Doğa ve ben, İstanbul Anadolu Yakası'nda bir çocuk oyun alanının önünde banklar var. • ⁠Bir tane yavşak bir amca oturmuş o banklara. Önümüzden de bir aile yürüyor; birkaç tane kadın var, çocuklarını getirmişler. • ⁠Önünden geçen bütün kadınları baştan aşağı, her yerlerini böyle iğrenç iğrenç süzüyor! • Şimdi burada "Gözü dalmıştır, belki bakmıyordur" diye o yavşak herifi savunacak başka yavşaklar da olabilir. • ⁠"Sen de fesatsın" diyenler olabilir. Bir kadının nasıl taciz edileceğini biliyorum; defalarca taciz edildim çünkü. • Doğa ile yürüyoruz ve adamı ben fark ettim, bana da bakmaya başladı. • ⁠Yanımda çocuğum olduğu için böyle durumlarda ben tepki veremiyorum. • ⁠Çünkü o izbandut gibi yaşlı amca herif ayağa kalkıp bana çocuğumun yanında bir şey yapmaya kalkışsa ağzının ortasına bir tane çakarım. • ⁠Ama çocuğumun önünde böyle bir duruma düşmek istemiyorum. • ⁠Hiçbir şey demedim ya, "Sabır" dedim, önünden geçiyorum. • ⁠Annem dayanamadı ve güzelce ağzının payını verdi. Ama ben aşırı gerildim. • ⁠Yani buradan anneciğimden de özür diliyorum "Çocuğun yanında niye yapıyorsun?" dedim. • ⁠İşte anlattığım aynı kaygımdan ona da bahsettim. "Bu herif bize kalkıp çocuğumuzun yanında bir şey yapmaya kalkışsa..." dedim. • ⁠"Biz onun hakkından geliriz" diyor. "Evet anne geliriz ama çocuğun önünde böyle bir duruma düşmek falan..." dedim. • ⁠Neyse, sonra ben bunu güvenliğe şikayet edeyim derken kalkmış gitmiş yavşak. • ⁠Evet, bu yavşak tiplere gereken tepkiyi vermemiz lazım arkadaşlar, kesinlikle! • ⁠Yani çünkü bu ülkede kadına şiddet, taciz, tecavüz artık ayyuka çıkmış durumda ve bu herifler bunu göz göre göre yapıyorlar. • ⁠Yani taciz edilmek sadece elle birinin sizin bir yerlerinizi sıkıştırması ya da metrobüste size yaslaması demek değil. • ⁠Böyle gözleriyle de iğrençlikler yapıyorlar. Gördüğümüz yerde birlik olup tepki vermemiz gerekiyor. • ⁠Ama bir yandan da yanımızda çocuk varken ne yapabiliriz, bilmiyorum.

🎙️ Muhbir

74,001 Aufrufe • vor 10 Tagen

Prof.Dr. İsmail Kara: "Eğitim sistemimiz çocuklarımızın vakitlerini boşa harcıyor..." "İnsanın gerçeği yakalaması, bir üst seviyede hakikatle irtibat kurması çok zorlaştı. Çünkü film çok süratli dönüyor. Onun için yeni nesil kendisini daha dikkat kesilecek şekilde donatması lazım. Eğitim sisteminin de buna yönelmesi lazım. Ama maalesef ülkemizde eğitim sistemi bundan çok uzak. En azından benim anlayışım öyle. Bilmiyorum başkaları ne derler. Yani eğitim sistemi çocuğun bugün yaşadığı şartlarda kendisini gerçekleri, hakikati fark etmesi noktasında ona çok fazla girdi veren, ona çok fazla destek olan bir karakterde değil maalesef. Yani eğitim sistemimiz çocuklarımızın vakitlerini boşa harcıyor bile diyebilirim. ömrünü eğitimle geçirmiş bir insanım ben. Bu benim için çok büyük bir ızdırap kaynağıdır. Ama bunu söylemek de benim bir vazifemdir. Onun için hem tek insanların, gençlerin özellikle hem de bu eğitim öğretim işleriyle uğraşan hele mesleki olarak bu işle uğraşan insanların yeni şartlarda bu yetişmekte olan insanları hem kendilerini fark etmek hem insanlığı, insanları fark etmek dünyanın gidişatını fark etmek, gerçekle, hakikatle münasebet kurmak konusunda donatmaları lazım. Hayatın akışı çok süratlendi ve insanlar realiteden de hakikat dediğimiz, bunu aynı zamanda biz manevi anlamlar da yüklüyoruz. Dini, metafizik anlamlar da yüklüyoruz. Bunları fark etme konusunda daha fazla çabaya ihtiyaçları var. Halbuki dünyanın akışı dağıtma istikametinde akıl olmaz bir şekilde dağıtma istikametine doğru akan bir tablo içindeyiz. Gençler tabii yeni yetişen nesil. Bunun dışında bir dünya görmediği için biz şimdi farklı dünyalarda görüp geçirdiğimiz için mukayeseler yapıyoruz. Halbuki yeni yetişmekte olan insanlar için bu farklı şeyler ancak kendilerinin gayret sarf ederek öğrenebileceği ve derinliğine nüfuz edebileceği şeyler. Burada hem kendilerinin çok gayret sarf etmesi lazım hem eğitim sisteminin, eğitimle uğraşan insanların, öğretmenlerin, hocaların, cami imamlarından tutun işte vaizlere kadar eğitim sisteminin bütün kademelerindeki öğretmen ve hocaların çok ciddi gayret sarf etmesi lazım. kötü olumsuz bir cümleyle bitirmeyelim. Yani eğitim şartlarımız, öğrenme şartlarımız çok iyi değil dedik. Fakat Türkiye'de enteresan bir insan unsuru yaşıyor. Ben hatta biraz iddialı bir şekilde diyorum ki dünyada böyle bir insan unsuru yok. Yani İslam dünyasında da yok. Onun için Türkiye eğitim sistemi itibariyle iyi değil ama çok çabuk iyileşebilir. Türkiye'nin böyle bir imkanı ve potansiyeli var. Onun için bu imkana ve potansiyele emek vermek lazım. Çok ciddi olarak herkes bu konuda elinden geleni yapması lazım. Türkiye herhangi bir yer değil. Türkiye'de yaşayan insan unsuru da herhangi bir insan unsuru değil."

STBL Foundation

23,310 Aufrufe • vor 5 Monaten

Binlerce mektup aldım Erden Timur: Konuşayım diye düşündüm. Öyle bazı şeyler tabii önyargısız, öyle temiz bir gönülle bakmayınca tam anlaşılamıyor. Size çok kısa bir şeyler diyeceğim. İnşallah buradaki insanlar yüzümü gözümü gördüğü için anlarlar, böyle ekranlardan izleyecekler de bizim Anadolu'da çok güzel bir laf vardır: "Kafandaki kulağınla dinleme" derler. Gönlündeki kulakla, ona da can kulağı deriz ya, o can kulağıyla dinlemelerini rica ediyorum. Bizi burada aslında buluşturan şey, arkadaşlar, ne şampiyonluklar, ne başarılar, hiçbir şey değil; bir şeyi karşılıksız sevme, bir şeye adanma hikâyesi. Ben bizim aramızdaki bu bağın tamamen bundan geçtiğini düşünüyorum. Yoksa ben aslında iki sene yöneticilik... Duyuluyor değil mi sesim? Duyulmuyor. Mikrofon kesiliyor arada. Mikrofon? Hah, şu an duyuluyor. Evet. Yoksa ben aslında iki sene yöneticilik yaptım, baktım toplamda da 14-15 defa konuşmuşum. Yani beni duyduğunuz ancak o kadar. Peki nasıl böyle bir sevgi kurulur, hem sizden bana, benden size? Ben gönlümüzde hepsi Erden başka. Ben de onu söylemek istiyorum. İlk yöneticilik sürecime basketbolla başladığımda, eee, çok küçük bir bütçeyle, 2 milyon dolarla, çok başarılı işte, Allah öyle vermişti o zaman da. Tevafuk, basketbolda 13. devre almıştım, futbolda öyle oldu, hep birlikte o zamanki emek veren arkadaşlarımızla. Çok başarılı bir şey olunca ben şey demiştim: "Ben sene sonuna kadar hiç röportaj vermeyeceğim. Hiç röportaj vermeden de yöneticilik yapılabilir" diye düşündüğüm için... Helal olsun. Lütfen. Bir dakika ayarlayayım. Neyse, en sonunda bir şey söylemek zorunda kaldım, çok kısa. Bana dediler ki: "Bu başarının sırrı ne?" dediler, böyle. Ben de şey demiştim: "Sevgi, sevginin giremeyeceği kalp tanımıyorum." Bugün beni başından beri mutlu eden, bu zor dönemlerde de en çok sevindiren şey samimiyet anlaşılabiliyormuş arkadaşlar. Ben en çok buna mutlu oluyorum, hakikaten. Siz de bence öyle düşünüyorsunuz. Bazı şeyler kupalardan, şampiyonluklardan çok daha önemli ki onlar değerler. Ve bizim aramızdaki samimiyet çok farklıymış. Binlerce mektup aldım. Şimdi bakıyorum orada tabii sosyal medyaya bakma imkânım yoktu, sorun. Ne kadar büyük destek olmuş. Bana gelip avukatlar iletiyordu ama görmeyince insan o kadar büyük olduğunu anlamıyor bir de. İki gündür sadece 3 saat uyuyabildim. Evime ilk gittiğimde 400-500 kişi vardı, şimdi de öyle. Hiç, herkes geliyor. Benim için inanılmaz bir şey. Yani ben bu sevgiyi, sizden gelen bu şeyi iliklerime kadar hissediyorum. Ve insanların da şunu anlaması: Bizim kararlılığımızın, gücümüzün, bu kadar dik durmamızın sebebi de bu, başka hiçbir şey değil. Sizin varlığınız. Bu süreçte sizden şunu da gördüm: Hani bir söz var ya, "Derdime derman arardım, meğer derdim bana derman imiş" diye. Bizim aslında bu dert diye gördüğümüz şey bize dermanmış. Hep birlikte çok güzel şeyler öğreniyoruz. Ben onu da aynı zamanda çok anlamlı buluyorum. Çıkarken cezaevinden şey dedin, hani sonuçta bu 3-4 senelik bir iftira süreci, neticede her şey anlaşılacak, adalete de güvenim tam, kendime de güvenim tam. Her şey görünecek, hiçbir şey için aceleci olmaya gerek yok. Her şey anlaşılacak. Ama bunun bize çok güzel şeyler öğretti hep birlikte. Kendimce onu bambaşka şeyler öğrendim. Çok da güzel geçti.

Galatasarayultrataraftar

18,720 Aufrufe • vor 2 Monaten

ERDOĞAN SONRASINDAN BAHSETMEK SAYGISIZLIK! HERKESİN BİR FİKRİ VAR DA ERDOĞAN’IN NEDEN OLMASIN? Prof.Dr. Mustafa Şentop: 🔺 Sayın Cumhurbaşkanımız görevde. 🔺 Anayasada böyle bir imkan var. Adaylık imkanı var. 🔺 Böyle bir durumda başka şeylerin konuşulmasını doğru bulmuyorum. 🔺 Şu dönem sonrası vesaire gibi tartışmalar şu anda gereksiz tartışmalar. 🔺 Bizim kendi iç etiğimiz siyasi hareketin iç etiği bakımından da doğru olmayan tartışmalar. 🔺 Bir toplantıda dedim ki; Burada olan herkesin bir görüşü var bu konulara dair geleceğe yönelik. 🔺 Peki bu konuda bir görüş sahibi olma hakkı öncelikle kime ait olabilir düşünsek bu işin içinde olan kişiye kişilere ait olması lazım. 🔺 Cumhurbaşkanımızın da bu konuda bir görüşünün olması gayet tabii değil midir? 🔺 Dolayısıyla herkese tanınan bu görüş, bir karar, bir kanaat hakkı onun da mevcut olması evveliyatla olması lazım. 🔺 Bu işin başından beri geçmişini bilen, bugününü bilen, geleceğini düşünen bir insan olarak, çilesini çeken bir insan olarak olmalıdır. 🔺 Dolayısıyla hiç kimse bunu bir garip karşılamamalı. 🔺 Ama bu tartışmayı ben şu an itibariyle bu şartlarda yanlış bir tartışma olarak görüyorum. 🔺 Anayasal olarak seçilme imkanı vardır. 🔺 Hukuken bir engel yok. 🔺 Kendisi de görevinin başındadır ve bu görevi bir dönem daha sürdürebilecek imkan anayasada zaten mevcuttur. 🔺 Dolayısıyla diğer tartışmanın hepsi abesle, iştigal, biraz da saygısızlık olarak görüyorum. Röportajın tamamı Nil Gülsüm YouTube kanalımda…. Mustafa Şentop

Nil Gülsüm

41,664 Aufrufe • vor 4 Tagen