Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

'İftar Zamanı' programında, programın sunucusu, aynı zamanda değerli bir müzisyen olan Metin Haboğlu'nun okuduğu 'Allah var, Gam yok' parçası, dinlerken beni çok etkiledi. Sonundaki Sâlâvat ile birlikte sizlerde dinleyin istedim. metinhaboğlu Reha Yeprem @mceutv

18,391 Aufrufe • vor 2 Jahren •via X (Twitter)

9 Kommentare

Profilbild von Turkisk i Norge
Turkisk i Norgevor 2 Jahren

@falihoglu @metinhaboglu @yepremreha @mceutv Yıllar önce bu süreç başladığında "Allah var, gam yok" diye bir şiir yazmıştım. Bu şiirimin bir de kendi çıkardığım melodisi var. Bu vesileyle paylaşayım. Allah tüm mazlum, mağdur ve masumların gönlündeki gamı, kederi, baskıyı, zulmü tez zamanda bitirsin duasıyla.

Profilbild von Ali Veli
Ali Velivor 2 Jahren

@falihoglu @metinhaboglu @yepremreha @mceutv Hocam metin beyin karşısindaki abiyi birine benzettim:)

Profilbild von Faruk Ali
Faruk Alivor 2 Jahren

@metinhaboglu @yepremreha @mceutv Siz kime benzetmiştiniz

Profilbild von Esra 🌷
Esra 🌷vor 2 Jahren

@falihoglu @metinhaboglu @yepremreha @mceutv Nasıl güzel bir tevafuk olmuş süreçte üç kardeşini kaybeden cenazelerinde bile bulunamayan yüce yürekli eniştem,abim @terzioglucahit yaşadıkların,yaşadıklarımız çok ağır amaa ALLAH VAR GAM YOK.🤲

Profilbild von Musti1905
Musti1905vor 2 Jahren

@falihoglu @metinhaboglu @yepremreha @mceutv Rabbim sizin gibi müzisyenlerin sayısını artırsın ben yusuflardan ayağının belki tozu

Profilbild von latufey
latufeyvor 2 Jahren

@falihoglu @metinhaboglu @yepremreha @mceutv Heyyy gidi Cahit hoca, müdür yardımcısıydı bir zamanlar.

Profilbild von 🇨🇭💛❤️YineBirGülnihâl🦁🏆🇨🇭
🇨🇭💛❤️YineBirGülnihâl🦁🏆🇨🇭vor 2 Jahren

@falihoglu @metinhaboglu @yepremreha @mceutv O olmadığına 3. Kez izlediğimde kanaât getirdim. Kâbus gibi...

Profilbild von halid
halidvor 2 Jahren

@falihoglu @metinhaboglu @yepremreha @mceutv verin gazı hizmet hainleri kaçaklar...

Profilbild von Aciz kul
Aciz kulvor 2 Jahren

@falihoglu @metinhaboglu @yepremreha @mceutv Bu parçanın YouTube linki var mı abilerim

Ähnliche Videos

ABD Başkanı Trump: "NATO beni çok hayal kırıklığına uğrattı. Türkiye olmasaydı belki de katılmayabilirdim ancak dostumdan dolayı katılmam gerektiğine inandım" -"Havalimanına iner inmez adımın konulduğu bina ile karşılaşmak çok güzel. Havalimanı çok güzel bütün yollar yeni. Başından beri iyi ilişkimiz var. Çok özel bir ilişki aramızdaki. Türkiye'nin çok güçlü lideri var. Güçlü askeri gücü var. Çok güçlü bir ülke" -"Cumhurbaşkanı'na çok büyük saygım var" -(F35 yanıtı) "Bu bizim vereceğimiz karar. Çok iyi ilişkimiz var. Herkes neden bunu yapmayalım ki diyor. Çoğu ülkeden de sadık aynı zamanda Türkiye. Üzerine düşündüğümüz konu. Dünyanın en iyi uçağı F35 ve bunu düşüneceğiz" -"Bir ilişkinin neden özel olduğunu bilemezsiniz bazıları yanında olmalı bazıları olmamalı. Bazı şeyleri çok çetin adamlarla yürütürsünüz ya da aciz insanlar olur onlarla geçinemezsiniz. Rahip olayımız vardı, uzun hapis cezasına çarptırılmıştı. Cumhurbaşkanı'nı aradım ve anında onu serbest bıraktı" -"Hristiyan toplumu kendisini unutmayacak. O zaman anlamıştım aramızdaki kimyanın ne kadar iyi olduğunu. Kimyamın iyi olmadığı olanlar da var onlarla da bir şekilde yürütüyoruz" -"İran konusunda yardım istemiyordum. Biz trilyonlarca para harcadık Avrupa'yı korumak için. Belki de bize yardım etmek isterler demiştik. İngiltere savaş bittikten sonra size yardım edeceğiz demişti. Ben insanları test ediyordum" -"Benim hiçbir endişem yok. O çok daha güçlü bir ülke yarattı. Ne kadar güzel olduğunu görmüşsünüzdür. Türkiye ile ilişkimiz en iyi dönemde. İlk dönemimdekinden de daha iyi" - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: -"NATO Zirvesi'nin bugün Ankara'da yapılıyor olması ve tüm liderlerin şu anda ülkemizde bir araya gelmesi, yarın değerli dostum Trump ile olması bizlere ayrı bir güç katacaktır" -"Bu süreçte bizler aynı şekilde İran ABD ilişkilerini nasıl bir düzleme kavuştururuz onun gayreti içindeyiz. Elimizden geleni yaparak dünya barışı için hep birlikte çalışıyoruz çalışacağız" -"Gazze konusunda değerli dostumla bunları da konuşarak özellikle bu bölgedeki barışı sağlamak için bu liderler zirvesini çok önemsiyoruz ve zirveden bir kararın çıkmasını da hayra yorumluyoruz ve bunun olabileceğine de ihtimal veriyorum" -"Tabii F35 bizim için yeni bir konu değil ve bunu izler daha önce de ABD ile görüştük ve biz 5 uçağın da sözünü aldık ve sayın Trump'ın bize ayrıca sözü var ve bu zirvedeki görüşmelerde F35 ile ilgili kendilerinden aldığımız sözün geleceğe yönelik olumlu şekilde test ettiğimizi biliyorum ve bu konuda da sayın Trump daima sözünün arkasındadır. F35 konusunda da hayırlı bir karar çıkacağına inanıyorum"

Yedi23haber

143,577 Aufrufe • vor 1 Monat

Gelelim gerçeklere... Sizlere biraz kendimden bahsedeyim, Türkiye'nin 8 farklı vilayetinde yerleşik olarak yaşamış biriyim. Çok farklı kültürden, dinden, milletten, yaştan insan gördüm. Oturuşundan kalkışına, cümleye başlamasından el/kol hareketlerine kadar direkt ne türden bir insan olduğunu yüksek doğruluk payı ile şu 20'li yaşlarıma rağmen çok iyi okuyabiliyorum. Teşkilatlanmayı çok iyi bilirim, severim de. Lobi meselesini kendi yaşantımda sinir uçlarına kadar hisseden ve bulunduğum konumdan dolayı bunu devam ettirmesi gereken biri olarak ne tür bir amaçla hareket edildiğini de iyi anlarım. Nasıl 'Öfke Siyaseti' yapılır, nasıl kendini 'Mazlum' gösterirken aynı zamanda kendini yine 'Ötekileştirerek' taraftarlar oluşturulur, biliyorum. Neden mi bu şekilde konuşuyorum? Buralarda ben yeniyim, X'e ilk tweet'imi Haziran 2024'ün başlarında attım, şu 3-4 aylık süreçte çok da hızlı bir giriş yapmış olduk. Buralarda yine de yeni olmam, kişiler arası dinamiklere uzak olmamdan kaynaklanıyordu. Zaman geçtikçe öğrendim, birilerinin de gerçek hayattaki gibi burada bir 'Lobileşme' gayreti içerisinde olduğunu gördüm. Baya da fazla bir grup var aslında, bu biraz garibime gitti :) Buralarda birilerinin paralı taraftarları ile birlikte sistemlerinin devam etmesi için gösterdikleri çabanın, umuyorum ki gerçek öğrenme isteği olan kişilere zarar vermesinin bir nebze de olsa önüne geçeceğim. Bunun için de çabalamaya devam edeceğim zira kimsenin sizi kolay yoldan bu işi öğrenebileceğiniz ve kolay yoldan inanılmaz rakamlara ulaşabileceğiniz hayalini satarak sizleri ele geçirmesini, sonradan da hüsrana uğratmasını istemiyorum. 'Onlar yapamıyor, bizler yapacağız.' veya 'Onlar yapamıyorsa biz neden yapamayalım? Zincirlerimizi kıracağız. Günlük 15R mümkün (R'dan kasıtları %1 ise)' gibi söylemlerle karşı geliyorlar. O zaman adama şu sorulur, 'What color is your Ferrari?' Cevabı hepimiz biliyoruz :) Dolayısı ile basit hayallere kapılmaya gerek yok, bırakın çırpınsınlar. Tek derdim sularını bize sıçratmamak. Spesifik olarak çoğu lobi kendi içinde takılırken bazıları bildiğiniz gerçek 'Nefret' güderek ve kendinden hariç herkesi 'Ötekileştirerek' bu tekerleği döndürmeye çalışıyor. Şunu unutuyorlar; kimsenin ekmeğinde, emeğinde, çabasında gözümüz yok, olmaz da... Allah çok daha fazlasını versin, en büyük dileğim budur zira başkalarının kazançları beni bağlamadığı gibi kayıpları da beni bağlamamakta... Dolayısı ile kimin ne kazandığının benim nazarımda bir önemi yok, o yüzden iyi dileklerimizi şimdiden iletelim. Fakat şu noktaya gelelim, eğer ki leş yiyen sırtlanların ile birlikte toplanıp kendi çapında kalite üreten insanlara sataşmaya kalkarsan bil ki konu beni ilgilendirmese bile o kişilerin karşısında daima BEN olacağım. Bu benim yaradılışımda var, bundan ZEVK alıyorum. Kötü niyetli kardeşlerimize sesleniyorum, halen kardeş diyorum çünkü buradaki herkesi fazlası ile seviyorum. Yine de ne yaptığınızı fark ediyorum fakat tatlı tatlı atışmalarımızın dışına çıkılmamasını tavsiye ediyorum. Konumum gereği 16-65 yaş arasında 600-700 insanı yönetmekteyim/yönlendirmekteyim/ilgilenmekteyim. İnsanın gözünden, yazısından ne yapacağını kestirebildiğim için şunu söylemeden geçmek istemiyorum. Ne yaptığınızı biliyorum, görüyorum ve duyuyorum. Öğrenmek isteyen insanların gözüne nasıl ket vurmaya çalışarak sisteminize alet etmeye çalıştığınızı ve çarkınızı çevirmeye çalıştığınızı hissediyorum. Genç kardeşlerimin bu tarz lobiye hizmet eden manipüle edici reklam kampanyalarına kurban gitmemesi için elimden geleni yapacağım; unutma, ben savaş kültüründen geldim. Savaşmayı bilmiyorsan pek de biliyormuş gibi davranma, komik duruyor çünkü :) Özetle, Sizin gittiğiniz yollar var ya kardeş, heh işte, o yolların asfaltını biz dostlarımız ile döktük. Kötü niyetli kardeşler, dikkat edin, asfaltta bizim koyduğumuz yamalara takılmayın... Videoda ise yazının görsel halini ve trolleri ile birlikte tayfanın her ayrıntısını anlayacaksınız. Bu tipleri görünce işin içinde bir hinlik olduğunu fark edeceksiniz :) Kolay gelsin.

Alupa

45,730 Aufrufe • vor 1 Jahr

VEFA! Erol Köse ile defalarca canlı yayın yaptım! Hem stüdyoda hem de canlı telefon bağlantılarıyla. Köşe yazılarımı ve sosyal medya paylaşımlarımı ulusal kanallarda değerlendirdi. Vefatı sonrası sanat camiası ikiye bölünmüş. Ben üçüncü bir yerde kalarak içimden gelenleri yazmak istedim. Evet, zaman zaman tuhaf sorular sorardı ama ben ondan hiç kötülük görmedim. Tabii sanatçı arkadaşlarımızın yaşadıklarını da yok sayamam ve yaşamadığım için de yorum yapamam. Videosunu paylaştığım bu canlı yayın sonrası Sacit Aslan'la birlikte beni Ortaköy'deki evime bıraktılar. Arabada sohbet ediyorduk. Erol ağabey bir anda çantasından iki adet çim suyu çıkardı. Birini bana ikram etti, birini de kendi içti. Bu sohbetimizde hiç unutmuyorum kendisine, “Erol ağabeyciğim, Seda Sayan ile ilgili yaptığın açıklamalar doğru değil. Seda ablanın sanat camiasında elinden tutmadığı insan kalmadı. Belki sana bile kol kanat germiştir. Beni de 1994 yılında ilk ekranlara çıkararak, plakçılara gönderen Seda Sayan’dır.” demiştim. Erol ağabey, “Evet bana da çok çok iyiliği dokunmuştur, yanlış yaptım” dedi. Erol Köse’nin bana zaman zaman telefonda özel olarak anlattıklarını da hiç unutamam. Bir gün bana telefonda Polat Yağcı’nın bu işlere kendi yanında başladığını söyledi. Polat’a bunun doğru olup olmadığını hiç sormadım. Diyelim doğru... Erol Köse, Polat Yağcı'nın kendisine olan vefasını görmüş ve vasiyetinde cenazesini Polat’a emanet etmiş. Ama aynı Erol Köse, bugün "helal etmiyorum" diyen o kadar insanın hayatında iz bırakmış ki... Vefa, almak değil vermektir. Erol Köse, Polat Yağcı'dan vefayı aldı. Ancak bugün arkasından konuşanların çokluğu, onun vermeyi unuttuğunu gösteriyor. İşte asıl mesele bu! Erol Köse, bana bu videodaki canlı yayında, “Üstadım sizin için ‘Felaket Tellalı’ diyorlar. Nereden çıktı bu söylem?” diye soruyor. İşte sebebi: değerli sanatçılarımıza vefa! Çünkü vefa dendiğinde, almayı değil vermeyi anlatan; iyilik gördüğünü söylerken, başkasının acısını da yok saymayan ve gerçekleri söylediği için bazen “Felaket Tellalı” olarak anılan biriyim ben. Ve bu lakabı, bundan sonra da gururla taşıyacağım! Allah taksiratını affetsin. #ErolKöse #Vefa #SedaSayan #PolatYağcı #OnurAkay #FelaketTellalı

Onur Akay

34,613 Aufrufe • vor 4 Monaten

📢SESLİ ANLATIM: 🚨HAYVANLARIN YARADILIŞ HAKİKATİ NEDİR? 🚨İFRİTLER NEDEN SİLÜET OLARAK HAYVAN ŞEKLİNDEDİR? Hal ilmi üzerine hocamızla istişare ettiğimizde; İnsanlardan ve cinlerden çok önce hayvanların yaratıldığı, ancak o zamanlarda bu günkü gibi et bedenlerinin olmadığı anlatıldı Bizim alemimizde melekler, hayvanlar, cinniler, insanlar ve yecüc mecüc olmak üzere beş çeşit mahlukat var. Tayyi mekan veya astral seyahat yapılıp biraz geriye gidildiğinde cinnilerle bir takım garip şekillerin, hayvanların savaştığı görüldü. Biraz daha ileri gidildiğinde; çok daha farklı olan hayvanlar var. Uçan, ağzından ateş çıkaran ejderhalar filan var. Evet bunlar gerçek, var. Dünyevi olarak da fosilleri incelediğinizde bu zaten teyit edilebilir. Bugünkü hayvanların bazısı bize yardımcı oluyor, bazısı saldırıyor. Yılan sokmaya çalışıyor, köpek bizi korumaya çalışıyor. Nasıl oluyor yani? Hepsi hizmet için sunulduysa o zaman bize saldıran hayvanlar niye var? Hepsinin bir insan oğlunu görünce "hazır ol" da beklemesi gerekmiyor mu? Gibi birçok beyin yakan sorularımız var. Astral yolculuk esnasında görülen bazı konuları anlatmak istiyoruz. Hayvanlar ve hayvanların yaratılış özellikleri hakkında bilgi sahibi olmaya çalışıyoruz, gayret ediyoruz. Bir kaynak da olmadığı için hal ilmi ile birlikte yolculuk yapıyoruz. Asıl konuya başlayalım: Cinlerden önce bir hayvanlar alemi olduğunu düşünün. Cinler yok, insanlar yok. Şu an bildiğimiz hayvan şekillerinde yaratılmış ama vücutları şimdiki gibi et değil. Suretleri şu anda gördüğünüz hayvan suretinde Kendi çeşitlerine göre birbirlerine üstünlük kurmaya çalışıyorlar Güçlü olan zayıfı eziyor. İçlerinde imanlısı var, imansızı var. Bugünkü cinler ya da insanlar nasılsa onlar da aynı şekilde. Uzun bir yaşam neticesi sonucunda cinler yaratılıyor. Rabbimiz cinleri yaratıyor ve hayvanlara üstün, halife olarak gönderiyor. Bu arada cinler yaratıldığında cinlerin vücuduyla hayvanların yani bize göre şu anda hayvan dediklerimizin vücutları aynı değil. Nasıl ki cinler bizim vücudumuza girebiliyorsa, hayvanların vücudu da cinlerin vücuduna girebiliyor o dönem. Bizim şu andaki gözümüze göre düşünmeyin. İnsan boyutundan değil Cinni boyutundan geriye bakın. İnsan boyutundan baktığınızda cinnileri göremiyorsunuz. Cinni boyutundan geriye baktığınızda şu andaki biz gibi onlar da o hayvanları göremiyorlar. Cinler yaratılmadan önce öyle bir durum yok çünkü hepsi birbirini görüyorlar İçinde imanlı olan, imansız olanlar var. Rabbimizin dini tek olduğu için Onlara bildirilen emirler de bizdeki gibi aynı fakat onlara bildirim şekli olarak yine kendi cinslerinden uyarıcı olarak gelenler var. Bize Efendimiz Aleyhisselam geldi, peygamberler geldi. Cinlerden de peygamberler geldi fakat gelen uyarıcılar herkesin kendi cinsinden geldi. Efendimiz Aleyhisselam bir kere geldi, ahir zamanda geldi. Bu şekilde düşünmeyin. İlk gelen insan sorumluydu, ilk gelen cinni de sorumluydu, tebliğciydi. Fakat cinler ve daha insanlar yokken hayvanların olduğu zaman da her çeşitten yaratılanlar varmış. Adem babamız gibi tek olarak değil. Her çeşidin bir başlangıcı yaratılmış ve her nesil çoğaldıktan sonra, kendi aralarında ciddi savaşlar olmuş. Yani şu andakinden daha karmaşık -Şu anda en azından insanlar, cinniler tek tip. Cinniler geldikten sonra bunlar cinnilerin aynı şekilde üstünlüğünü kabul etmemişler. Zaman içerisinde cinnilerin içine girerek hani nasıl cinniler, musallatlar insanların içine girebiliyor, hakimiyet altına alabiliyor Benzer şekilde onlar da cinnileri kontrol altına almışlar. Tabi bunu dünyamız olarak düşünmeyin. Başka gezegenlerde, galaksilerde de yaşandığını düşünün. Şu andaki hayvan yapısına göre de odaklanırsanız yine işin içinden çıkamazsınız. Daha bildiğiniz et bedeni yok. Zaman içinde bu “hayvanlar” cinnilerin içine girerek cinnilerin de inançlarını bozuyorlar ve zamanla vücut yapıları da o hayvanların şekillerine giriyor. Onun içindir ki ifritler değişik hayvan şekillerinde, en azgınları da yılan şeklindedir. O hayvanların zamanında yılanlar en azılılarıydı. Azılıları haline geliyor. Kime karşı? Bize göre kedi, köpek veya diğer canlılara karşı Bugünkü insanlara saldıranlarla, insanlara faydalı olanların ayrımı orada da aynı. İyi ve kötü olanlar Yani imanlılar ve imansızlar Hayvanlar, cinni ırkı bozuyor ve başka gezegenlere de gidebiliyorlar. Cinnilerin büyük bir kısmı hayvan şeklinde görünmeye başlıyor çünkü içlerine giriyorlar. İçlerine girince onların kimyasını, yapısını değiştiriyor. Bugün de bazı insanlar var ya cinnilere benzer. Yüzlerinde nur yoktur, içgüdüsel, hayvansı özellikler vardır kimi insanlarda. İşte bu hayvansı özellikler cinlere de aynı şekilde geçmiştir. Onlar da hayvansı özellikler göstermeye başlamıştır, nefislerini azdırmıştır. İnsanlar halife olarak yaratılınca bu sefer bunlar yine Rabbimize karşı çıkmıştır. Hayvanlara biz bugün hayvan diyoruz ama o zaman ki isimleri değişikti. İşte o karşı çıkmalarında onlara üstün olduğu için üstünlüğünü kaybetmek istememişlerdir. Ama ; İşledikleri günahlar ve yaptıklarından dolayı da artık Allah’u Teâlâ onların üzerine yeni bir ırk getirmiştir. Bu gelen ırk insanoğludur ve insanoğluna itaat etmemiştir. Bunlar hayvanlardan cinlere, cinlerle birleşerek de bugün insanlara musallat olmaktadır. "Hayvanların bugün et bedenleri var. O zaman ki eğer cinnilerin vücuduna girebiliyorlarsa nasıl bunlara hayvan diyemeyiz" diye sorduğumuzda; "Hayvan bugünkü adlandırmasıdır. Topraktan yaratıldınız, toprağın bir parçasından da hayvanlar yaratıldı" denildi. Cinnilerin içine girdiklerinde cinnilerin yecüc mecücü oluyorlar, şekil değiştiriyorlar. Yani iki ırk birleşiyor. Yine ölüyorlar ama o soy melez olarak devam ediyor. Bu "hayvanlar" içinde zamanında köpek tipli olanlar hala gelip insanlara yardımcı olan, insan nesline itaat edenler. İnsanlara ve cinlere saldıranlar ise o zamanda cinlerin sonra da insanların üstünlüğünü kabul etmeyenlermiş. İnsan yaratılmadan önce hayvanlar ve cinniler aralarında şu anda ki cinni ve insanlar gibi mücadeleler vardı Bir de insan ırkı üzerine gelince, hayvanlarla cinnilerin birleşmesinden oluşan yecüc mecücler insanla da birleşerek hayvani özellikler gösteren üçlü bir ırk oluşturdu Allah dostları anlatmıştır. ”Her şeyi yiyip bitirecekler”Bu hayvani özellikleri anlatılır. Bu hayvani özellikler o hayvanların yaratılışından gelip cinnilerle birleşip, döllenerek ortalama bir ırk oluşturup, o ırkın da gelip insanla birleşerek birlikte ırk oluşturması ile olur Yani yecüc mecüc sadece cinni ile insanın birleşimi değil. Hayvanla birleşen cinni ara bir ırk ve o ara ırkın da gelip yine insanla birleşmesiyle oluşuyor. Şöyle düşünün; Hayvandı, ifritler cinniler ile birleşti. Birleşmeden bir ara ırk çıktı. O ara ırk topraktan yaratılmış olan insanla da birleşince yine topraktan yaratılma özelliğini de alarak farklı bir özellik sağlamış oldu. Yani hem hayvanların özellikleri, hem de cinnilerin özellikleri var Çok hızlı hareket etmeleri ve farklı özellikleri var. Bir de üstüne cinni ifritler insanlarla birleştiğinde -ki ilk baştan beri istedikleri bu- Ne oluyor? Kendi ara ırkları devam ediyor. -Bugün nefsi biz hayvani iç güdülerle anlatıyoruz, bakın aslında olanın ve söylediğimizin farkında değiliz Hayvani o istekler, hayvanlardan cinlere, cinlerle birleşerek bize geçtiğini anlatıyor. Çok iyi düşünün. Yani burada "bunu kabul etmiyorum. Bu Hazreti Kur'an’da nerede var? Buna delil getirin" demeden önce bir düşünün. En azından bu anlatılanların olabilirliği, doğru olma imkânı var mı, yok mu? Sohbetin sesli anlatımı aşağıdadır.

Synergy Kendiyas

11,152 Aufrufe • vor 10 Monaten

Bursaspor yeni transferi Kelechi Iheanacho, neler beklemeliyiz? Oyuncunun bağlantı kalitesinin, şu anki form durumunda bile Avrupa standartlarında olduğunu çok rahat şekilde söyleyebiliriz. Bizde sırtı dönük oynayabilme becerisiyle bağlantı oyunu çoğu zaman aynı şeymiş gibi değerlendiriliyor. Santrfor sırtı kaleye dönük topu alıp geriye servis yaptığında hemen “çok iyi bağlantı oyuncusu” deniliyor. Oysa bir santrforun gerçekten üst düzey bağlantı oyuncusu olup olmadığını anlamak için önce sırtı dönük aldığı topla yüzünü kaleye dönebilme becerisine, ardından da o topu nereye ve nasıl oynadığına bakmak gerekir. Iheanacho sırtında oyuncu varken gönül rahatlığıyla pası atacağın, topa tek dokunuşu ile sırtındaki oyuncuyu oyundan düşürebilecek küçük ama seri adımlara sahip bir oyuncu. Bursaspor sadece bir santrfor transfer etmedi. Aynı zamanda merkezde takımına sayısal üstünlük kazandırabilecek, oyunu taşıyabilecek bir oyuncu aldı. Savunma arkası koşuları da en az bağlantı oyunu kadar değerli. Bağlantıya gelip takımını öne taşıyan ilk dokunuşu yaptıktan sonra koşusuna devam ediyor, ceza sahasına yaptığı ikinci koşularla rakip savunmacıları sürekli karar vermeye zorluyor. Bu nedenle topsuz oyunda da fazlasıyla tehditkâr bir profil. İşin final bölümünde de korkulacak bir durum olduğunu düşünmüyorum. Roma ve Motherwell maçlarında kaçırdığı basit goller paylaşılabilir. Ancak o pozisyonlara nasıl girdiğine, stoperden nasıl kurtulduğuna dikkat etmek gerekiyor. Gol kaçırmak için önce o pozisyonlara girebilmek gerekir. Santrforların gol kaçırması oyunun en doğal parçalarından biri. Bu yüzden bitiriciliği konusunda beni tereddütte bırakan bir durum yok. Top rakipteyken kısmına geçersek; ön alan baskısına katılan ve bu baskıları gerçekçi yapan, amacı topu kazanmak olan oyun iştahı yüksek bir oyuncudan bahsediyoruz. Celtic döneminde top rakipteyken isteksiz olduğu konusu kocaman bir hikaye. Peki Iheanacho’dan ne beklememek gerekiyor? Hava toplarında rakibine belirgin üstünlük kurmasını beklememek lazım. Bence en önemli konu ise şu: Oyun içi katkı vermeme ihtimali neredeyse yok. Merkezde kuracağı bağlantılar, takımına sağlayacağı sayısal üstünlük, savunma arkası koşuları ve hücum akışına yapacağı katkıyla mutlaka fark yaratacaktır. Ancak skor üretme konusunda üzerine gereksiz bir baskı oluşturulmaması gerekiyor. Bu arada bence skor da yapacak ama beklenti çok yükseldiği için sanki her hafta 1 tane sallamazsa tepki olacak gibi hissettiğim için yazıyorum Genel anlamda Bursaspor’un, “1. Lig’de ne işi var?” dedirtecek seviyede bir oyuncuyu Türkiye’ye getirerek çok önemli bir transfer gerçekleştirdiğini düşünüyorum. Oyuncunun özellikle sırtı dönük topla buluştuğu sekanslardan kesitler hazırladım. Bağlantı oyununda ilk kontrolüyle savunmacısını nasıl oyundan düşürdüğünü ve sonrasında hücumu nasıl devam ettirdiğini bu görüntülerde daha net görebilirsiniz.

Kutay

18,875 Aufrufe • vor 22 Tagen

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI YAŞAR GÜLER, İFTARI BAYBURT’TA MEHMETÇİKLERİMİZ, ŞEHİTLERİMİZİN AİLELERİ VE GAZİLERİMİZLE BİRLİKTE YAPTI Bayburt’ta bulunan Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, iftarı 17’nci Komando Tugay Komutan Yardımcılığımızda Mehmetçiklerimiz, şehitlerimizin kıymetli aileleri, kahraman gazilerimiz ve onların değerli aileleriyle yaptı. Bakan Yaşar Güler, beraberinde Bakan Yardımcısı Salih Ayhan ile birlikte katıldığı iftarda konuşma yaparak şunları söyledi: TARİHİ ZAFER GÜNÜMÜZÜ BÜYÜK BİR GURURLA YÂD ETTİK Mübarek Ramazan ayının bereketini ve huzurunu paylaştığımız bu anlamlı iftar sofrasında, baba ocağım Bayburt’ta sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Bu güzide iftar programında birlik ve dayanışma ruhuyla sizlerle aynı sofrada buluşurken aynı zamanda can Bayburtumuzun düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünü de idrak etmenin heyecanını yaşıyoruz. Nitekim gün içinde icra edilen görkemli etkinliklerle bu tarihî zafer günümüzü büyük bir gururla yâd ettik. Bayburt’umuzun şanlı tarihinde müstesna bir yere sahip olan Kop savunmasında yazılan kahramanlık destanları, bu topraklarda yetişen her vatan evladı için büyük bir ilham kaynağıdır. Tarihten bugüne her daim vatanına bağlılığıyla, devletine sadakatiyle ve milletine hizmet etme azmiyle öne çıkan güzel Bayburtumuz, bu yönüyle Anadolu’nun vicdanı ve milletimizin ortak değerlerinin güçlü bir yansımasıdır. ŞEHİTLERİMİZ VE GAZİLERİMİZ MİLLETİMİZİN ONUR VE HAYSİYETİNİ TEMSİL EDİYOR İşte bu mirasın en vakur ve güçlü temsilcileri de şüphesiz ki siz şehit ve gazi ailelerimiz ile kahraman gazilerimizdir. Bu yüzden sizlerle aynı sofrayı paylaşmanın anlamı bizler için çok büyüktür. Çok iyi biliyoruz ki aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimiz milletimizin onur ve haysiyetini temsil etmektedirler. Aziz şehitlerimiz ve siz kahraman gazilerimiz aynı zamanda Türk kahramanlığının ve fedakârlığının gurur timsali mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun da ilham kaynağıdırlar. Bugün bu aziz vatanda huzur içinde yaşayabiliyorsak bu sizlerin fedakârlıkları sayesindedir; hakkınızı hiçbir zaman ödeyemeyiz. Ancak başımızın tacı olan sizlerin hayatlarını kolaylaştırmak ve yaşam standartlarını yükseltmek için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte yoğun bir gayret içindeyiz. Şanlı atalarımızdan ve aziz şehitlerimizden bizlere yadigâr olan kutsal vatanımızı daha güçlü, daha müreffeh ve daha güvenli bir geleceğe taşımak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu bilinçle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de ülkemizin güvenliği ve asil milletimizin huzuru için azim ve kararlılıkla görev yapmaktadır. Özellikle vurgulamak isterim ki aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin silah arkadaşları yani kahraman Mehmetçikler, onların bıraktığı kutsal mirası ve şanlı sancağı gururla taşımaktadırlar. Bugün sınır ötesinde icra edilen operasyonlardan hudut güvenliğinin sağlanmasına, Mavi ve Gök Vatanımızın korunmasından uluslararası görevlere kadar başarıyla yürütülen çok yönlü faaliyetlerimiz, bu yüksek vazife şuurunun en açık göstergesidir. Bayburtumuzun medarıiftiharlarından biri olan 17’nci Komando Tugayımız bu faaliyetlerde şanlı ordumuzun önemli birliklerinden biri olarak önemli görevler üstlenmektedir. DEVLETİMİZİN DURUŞU NETTİR Kahraman ordumuz son yıllarda icra ettiği başarılı operasyonlarla terör örgütüne büyük darbeler vurmuş ve terörü bitirme noktasına getirmiştir. İçinde bulunduğumuz kaotik ortam dikkate alındığında terörün tamamen ortadan kaldırılması yalnızca güvenlik meselesi değil, tarihî bir sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır. Bu tablo karşısında yürüttüğümüz mücadeledeki kararlılıkla birlikte toplumsal dayanışmamızı ve kardeşliğimizi tahkim edecek güçlü bir iradenin ortaya konulması da her zamankinden daha önemli hâle gelmiştir. Bu çerçevede devletimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde terörle mücadelede kaydedilen ciddi aşamayı dikkate alarak, millî birlik ve kardeşliğimizi güçlendirmek ve terörü tamamıyla sona erdirmek için “Terörsüz Türkiye” sürecini başlatmıştır. Özellikle belirtmeliyim ki başta aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimizin emsalsiz fedakârları sayesinde terörle mücadelede elde edilen başarılar “Terörsüz Türkiye” yolculuğunu daha gerçekçi ve ulaşılabilir bir hedef kılmıştır. Bu sürecin kalıcı başarıya ulaşması ise ancak terör örgütünün silahlarını bir an önce teslim ederek tüm uzantılarıyla birlikte taahhütlere eksiksiz biçimde uymasına bağlıdır. Bu konuda devletimizin duruşu nettir ve hiçbir tereddüde yer yoktur. Bizler de bu süreci ilk günden itibaren devletimizin ve ülkemizin bekası ve çıkarları doğrultusunda samimiyetle destekledik ve desteklemeye devam ediyoruz. Ancak tüm gelişmelere karşı planlı faaliyetlerimizi sürdürüyor, tedbirlerimizi her zamanki kararlılığımızla alıyoruz ve almaya da devam edeceğiz. STEADFAST DART 2026 TATBİKATI'NDA TSK’NIN GÜCÜNÜ GÖSTERDİK Türk Silahlı Kuvvetleri olarak NATO’nun en büyük tatbikatı olan STEADFAST DART 2026 tatbikatına katıldık. Ülkemizi ve asil milletimizi en üst seviyede temsil ettik. Bir kez daha Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücünü ve kuvvetini, yerli ve millî silah sistemlerimizin kalitesini gösterdik. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerimizin muharebeye ne denli hazır olduğunu da gözler önüne serdik. O nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri olarak asil milletimize layık olabilmek adına var gücümüzle çalışmalarımıza devam ediyoruz. BU YOLDA TAVİZ VE PAZARLIK YOK Bu tarihî süreç bir yandan birlik ve beraberliğimizi daha da pekiştirmeyi amaçlarken aynı zamanda gelecek nesillerin güvenlik ve huzuru içindir. Şüphesiz bu süreçte atılan ve atılacak tüm adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Bu yolda hiçbir taviz ve pazarlık yoktur, olmamıştır. Milletimizin birliğini, kardeşliğini ve güvenliğini zedeleyecek hiçbir adım atılmamıştır, bundan sonra da atılmayacaktır. Yegâne amacımız artık evlatlarımızı yitirmediğimiz, kanın ve gözyaşının sona erdiği, ayrılık tohumlarının kökünden söküldüğü, çocuklarımızın sadece barış ve kardeşlik ortamında büyüdüğü bir geleceği inşa etmektir. Çok şükür ülkemizin her bölgesinin kalkındığı bu güvenlik ve huzur ikliminde Bayburtumuz da yeni ve kapsamlı bir atılım dönemine girmiştir. Özellikle son yıllarda her alanda yapılan birbirinden değerli yatırımlarla Bayburtumuz, Türkiye’nin yükselen yıldızlarından biri durumundadır. Bayburtumuz artık; -Gurur kaynağı olan Üniversitesiyle, -Sayısı 12 binlere ulaşan aynı zamanda dünya ve Türkiye şampiyonlukları elde eden lisanslı sporcularıyla, -Yapılan yatırımlar ve verilen desteklerle tarımsal gelişimin ve kırsal kalkınmanın önde gelen merkezlerinden biri olmasıyla, -Her geçen gün gerçek potansiyelini ortaya koyan kültür ve turizm zenginliğiyle, -Aynı zamanda ulaştırma alanında büyük yatırımlara sahne olmasıyla anılmaktadır. İnanıyorum ki önümüzdeki yıllarda şehrimiz çok daha büyük ilerlemeler kaydedecektir. Unutmayalım ki güçlü bir toplum ancak birlik ve dayanışma ile ayakta kalır. Bayburtumuzun da en büyük gücü, birbirine kenetlenmiş insanlarıdır. Bu dayanışma ruhu geçmişte olduğu gibi bugün de en büyük güvencelerimizden biridir. Sizlerin de desteğiyle bir ve beraber olarak geleceğe emin adımlarla yürüyecek ve ülkemizin gücüne güç katacağız. Kahraman silah ve mesai arkadaşlarımın da Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda kendilerine tevdi edilen görevleri en iyi şekilde, büyük bir şevk ve gayretle yerine getirmeye devam edeceğine inancım tamdır. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken; Bayburtumuzun düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünü, bir kez daha kutluyor, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Şehitlerimizin siz kıymetli ailelerine ve yiğit gazilerimize sağlıklı ve huzurlu bir ömür temenni ediyorum. Bu vesileyle Ramazan ayının hayırlı ve bereketli geçmesini niyaz ediyor, kahraman silah ve mesai arkadaşlarıma görevlerinde üstün başarılar diliyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

47,275 Aufrufe • vor 5 Monaten

Sabah ezanı az sonra okunacak beklerken size gerçek yaşadıklarım ile alakalı bi şeyler yazmak istedim.. Allah mübarek etsin. Çelik Bey, sizler göz önünde, topluma örnek şahsiyet oldunuz. Maneviyata susamış bir gençliğe böylesine güzel örnek olmanız, çok çok kıymetli bir amel ve davranış... Kardeşim, sana olan sevgim yüz kat daha arttı. Helal olsun! Mümin böyle olmalı... Ne iş yaparsak yapalım, önce Cenab-ı Allah'a kul olduğumuzu bilelim. Çelik kardeşim de bunun farkında. Hepsi bu, yani. Rabbim daim eylesin. Cezaevinde iken koğuşun ağası, Ağrılı bir kardeşim, ismi İsmail Hafız'mış; sonradan öğrendim. Yaş olarak benden küçüktü. İlk gittiğim gün beni karşısına aldı. “Abi, sen farklı birine benziyorsun.” deyip benimle 15 dakika sohbet etti. Anlattım neden geldiğimi. Bana öyle bir sarıldı ki: “Sen de Reiscisin o zaman abi.” dedi. “Hem de onun davasını savunduğum için cezaevine girecek kadar, kardeşim.” dedim. Neyse, bana güzel bir yatak verdi. 17 kişilik koğuşta 35 mahkûm var. Millet yerlerde yatıyor. Yaşça en büyükler içinde olan 3-5 kişiden birisiyim. Normalde yaşça büyüklere yatak veriyormuş Hafız İsmail kardeşim. İlk gece hiç uyuyamadım. Gözlerim ara sıra dalıp gidip geliyor, hocanın “Allahu Ekber” demesini bekliyorum. Bir ara gözlerimi açtım, baktım millet tek tek kalkıyor. 8-10 kişi oldu, kalkmaya başladılar. Bir baktım, İsmail Başkan yatağının üzerinde Kur'an-ı Kerim okuyor. Millet de tuvaletin olduğu yere gidiyor. Ben de kalktım. Baktım, tuvaletin önünde sıra bekliyorlar taharet için. Anladım; çıkan abdest almaya başlıyor. Neyse, sıra bana geldi. Abdest aldım. Aradan 10 dakika geçmeden ezan okunmaya başladı. Geldim yatağıma, namaz kılacak yer yok. Bazıları battaniyeyi kullanıyor, bazıları seccade... İsmail Başkan da yatağının arasındaki boşlukta namazını eda ediyor. 5 dakika yatakta oturdum, bekledim. Namaz kılanlar namazını bitirdi. Ben kalktım, elbise dolaplarının üzerindeki seccadelere bakıyorum. Birisini alıp namaz kılacağım. Birisi bana kalın geldi, onu aldım, yere serdim. Birisi seslendi: “Abi, o seccadeyi alma, o İsmail Başkan'ın.” “Tamam kardeşim.” deyip tam topluyordum ki İsmail Başkan oradan seslendi: “Mustafa abi, benim seccademi kullanabilirsin.” “Eyvallah kardeşim.” deyip namazımı eda ettim. Kahvaltıda meydancı arkadaş geldi. Bana aynen şöyle diyor: “Abi, ben İsmail Başkan ile 10 yıldır birlikteyim. Hiç kimse onun seccadesini kullanmadı. Bugün bir tek sana izin verdi. Sen kimsin yav abi?” dedi. “Beni boş ver kardeşim.” dedim. Sabah kahvaltısında normalde sadece ekmek olur. Fakat isteyenler için simit de getiriyorlar kantinde parayla . İsmail Başkan: “Mustafa abi, simitlerini aldım. Benim masamda kahvaltı yapalım mı?” dedi. “Tabii ki kardeşim.” dedim. Birlikte kahvaltı yaptık. Millet bize bakıyor, “Bu kim ya?” dercesine... İsmail kardeşimi çözdüm. Oradakiler onu o kadar çok seviyor ki... Öyle külhanbeyi falan değil ha; on numara bir insan. Adaleti öyle güzel sağlıyor, koğuşu öyle güzel idare ediyor ki... Koğuşta akşamları saat 10 gibi bir parti yemek daha yapılır. Bunlar kantinden; hâli vakti yerinde olanlar sipariş verir. Hazır çorba, ton balığı, kavurma gibi şeyler alıp yemek yaparlar. Sadece bir ketıl ile.. siparişi verecek gücü olmayan masalara da koğuşta hâli vakti yerinde olanların ekstra siparişlerinden ikram edilir. Onlar da öyle yer. İşte İsmail Başkan bu işi öyle adaletli yapan birisi ki millet de onu çok sevmiş. Öğle, ikindi ve akşam namazlarını avluda topluca kılıyorlar. İsmail Başkan hocalık yapıyor. Beni de sohbetimi de çok sevdiler. “Abi, seni Allah gönderdi.” diyenler bile oldu. Ben az kaldım, çıktım. Vallahi de billahi de oradaki o insanlardaki inancı, bağlılığı, samimiyeti, Rabbime içten duayı daha hiçbir camide görmedim. Demem o ki; cezaevleri sıkı denetlenmeli. Benim anlattığım insanlar gibi kişiler takip edilmeli, boş yere orada tutulmamalı. Bu teklifim bazılarına ters gelebilir ama içeri girip orada bizzat görüp yaşayan biri olarak gördüklerimi samimice yazmak istedim. Konu Çelik'ten nerelere geldi, değil mi? Kumandan hayatını yazmaya kalksa, o kitap Oscar alır, bilesiniz.

Kumandan

62,632 Aufrufe • vor 15 Tagen

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Bakan Yardımcısı Şuay Alpay ile gittiği Elazığ’da 54’üncü Bakım Fabrika Müdürlüğümüzün Motor ve Şanzıman Yenileştirme Tesisi Temel Atma Töreni’nde konuştu. Bağlı kuruluşumuz ASFAT AŞ ana yükleniciliğinde inşa edilecek olan, Askerî Fabrikalar Genel Müdürlüğümüze bağlı tesis ile ilgili konuşan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: TESİSİMİZİN ELAZIĞ’DA FAALİYET GÖSTERECEK OLMASINDAN MUTLULUK DUYUYORUM “Bugün burada, Türk Silahlı Kuvvetlerinin lojistik gücüne güç katacak, savunma sanayimize önemli katkılar sağlayacak “Motor ve Şanzıman Yenileştirme Tesisi”mizin temel atma töreninde Sayın Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımızla birlikte sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Tesisimizin vatan ve millet sevdalısı insanların diyarı, Türk Silahlı Kuvvetlerimizi daima destekleyen Elazığ’da faaliyet gösterecek olmasından da ayrıca mutluluk duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum. Elazığ, kadim kültürünün yanı sıra adını bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün koyduğu bir şehir olması hasebiyle bizler için ayrı bir öneme sahiptir. Motor ve Şanzıman Yenileştirme Tesisi’mizin; asil milletimize, ülkemize, kahraman Silahlı Kuvvetlerimize ve Elazığ’ımıza hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. SAVUNMA SANAYİMİZİN GELDİĞİ NOKTA GIPTAYLA TAKİP EDİLİYOR Bir asır önce ne yazık ki savunma sanayisi dışa bağımlı olan, hatta yetersiz silah ve mühimmat nedeniyle varlık yokluk mücadelesi veren bir ülkeydik. Bugün ise, Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koydukları stratejik vizyon, yüksek irade ve kararlı duruşları sayesinde; - Kendi silah sistemlerini tasarlayıp üretebilen, - Bu ürünleri Endonezya’dan Polonya’ya, Ukrayna’dan Katar’a kadar dünyanın dört bir yanındaki çok sayıda ülkeye ihraç eden, - Böylece uluslararası pazarda etkinlik gösteren bir ülke konumuna ulaştık. Türkiye artık, üstün teknolojiye sahip yerli, millî ve modern savunma sanayisi ile bölgesinde ve dünyada rol model olup büyük etkiler uyandırmaktadır. Ülkemizin savunma sanayinde geldiği nokta ve ürünlerimizin etkinliği, dünya kamuoyunda ilgiyle ve gıptayla talep edilmektedir. Geldiğimiz bu seviye bizleri heyecanlandırmakta, daha nice projeler için motive etmekte; büyük, güçlü ve kudretli Türkiye yürüyüşümüze güç katmaktadır. ORDUMUZUN İMKÂN VE KABİLİYETLERİNİ MÜTEMADİYEN ARTIRIYORUZ Yaşadığımız stratejik coğrafya başta olmak üzere, dünyada yaşanan ve güvenliği tehdit eden hassas gelişmeler, yerli ve millî savunma sanayi ürünleriyle donatılmış etkin ve caydırıcı bir orduya sahip olmamızı mecburi kılmaktadır. Bu bilinçle çalışarak Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterine her geçen gün yeni ürünler dâhil ediyor, ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini mütemadiyen artırıyoruz. Ancak savunma sanayinde ulaştığımız noktayı yeterli görmüyor, bunu daha yukarılara taşımak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu amaçla başta Savunma Sanayii Başkanlığımız olmak üzere tüm paydaşlarımızla tam bir koordinasyon içerisinde yerlilik, millîlik ve bağımsızlık ilkeleri doğrultusunda faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Elbette ki sadece yeni silah sistemleri üretmiyor, aynı zamanda mevcut araç ve teçhizatlarımızın ömür uzatma ve modernizasyon çalışmalarını da kendi öz kaynaklarımızla gerçekleştiriyoruz. Elazığ’da bulunan 54’üncü Bakım Fabrika Müdürlüğümüz de yürüttüğü etkin faaliyetlerle bu gayretlerimize önemli destek sağlamaktadır. Malumunuz olduğu gibi savunma sistemlerinde en kritik unsurlardan biri lojistik destek ve bakım - idame faaliyetleridir. Buradaki Fabrikamız da nitelikli personeli, mühendislik kapasitesi ve gelişmiş altyapısıyla kahraman ordumuzun lojistik ihtiyaçlarını yıllardır başarıyla karşılamaktadır. Bu vesileyle fabrikamızın bugünlere gelmesinde emeği geçen asker, memur ve işçi tüm arkadaşlarımı da tebrik ediyor, ebediyete irtihal etmiş olanları rahmetle anıyorum. BU TESİS İLE ARAÇLARIMIZIN MOTOR VE ŞANZIMAN SİSTEMLERİ MODERN TEKNOLOJİLERLE YENİLENECEK Burada bir hususu özellikle ifade etmek isterim ki 54’üncü Bakım Fabrikamız, yalnızca bir bakım üssü değil aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetlerimizin sahadaki gücünü sürekli kılan stratejik destek noktalarından biri olmuştur. Bugün temelini attığımız Motor ve Şanzıman Yenileştirme Tesisi de bu başarı halkasına yeni ve çok değerli bir halka daha ekleyecektir. Bu tesis ile birlikte özellikle zırhlı muharebe araçlarımızın ve lojistik destek unsurlarımızın motor ve şanzıman sistemleri modern teknolojilerle yenilenecek, ömürleri uzatılacak ve böylece kahraman ordumuzun sahadaki hareket kabiliyeti ve lojistik gücü daha da artırılacaktır. Tesisimiz aynı zamanda millî savunma sanayi ekosistemine entegre olarak yerli üretim oranının yükseltilmesine doğrudan katkı sağlayacaktır. Elazığ’ımıza kazandırdığımız bu önemli tesis, ordumuzun ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra şehrimizin ekonomisine de canlılık getirecek, istihdam, sanayi altyapısı ve bilgi birikimi açısından da faydalı olacaktır. Böylesine önemli bir projede emek harcayacak, alın teri dökecek olan herkese şimdiden teşekkür ediyor; Motor ve Şanzıman Yenileştirme Tesisimizin bir kez daha asil milletimize, ülkemize, kahraman Silahlı Kuvvetlerimize ve Elazığ’ımıza hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihî süreçte; - “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimiz doğrultusunda, ülkemizi, savunma sanayinde dünyanın en iyilerinden biri yapana kadar, - Büyük bir gayretle; durmadan, yorulmadan, hep birlikte daha çok çalışacak, daha çok üreteceğiz. Bu vesileyle Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, hayatta olan gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

57,292 Aufrufe • vor 1 Jahr

Tam 15 yıl önce, yine bir pazar günü, tam da bu saatlerde.. 💫 Metroda şarkı söyleyen bir grup üniversiteli genç, bir anda Türkiye'nin gündemine oturdu! 🤗 Boğaziçi Caz Korosu (henüz o zamanki adımızla, BÜMK Caz Korosu) ile Avusturya'daki Dünya Koro Şampiyonasına katılmaya hak kazanmışız, çok heyecanlıyız! Fakat ne paramız var ne de bir sponsorumuz.. Az önce baktım, altı ayda 30'dan fazla konser yapmışız.. Her konser çıkışı oturur, bu işin içinden nasıl çıkacağız diye konuşurduk. Bu konuşmaların birinde bir video fikri çıktı. Bir cumartesi, Kadıköy Evlendirme Dairesinden başlayarak gün boyu İstanbul'un her yerinde şarkı söyledik. Metro da bunlardan biriydi.. Ertesi gün yine bir konser çıkışı, bilgisayarımı açtığımda önüme çıkan şeye nasıl şaşırdığımı dün gibi hatırlıyorum.. Videoyu çeken Deniz ve arkadaşı Zeynep, bizden habersiz, bir performansı çoktan paylaşmışlar bile! 😲 Aynı gün içinde 20 bin, 50 bin, 100 bin derken, video bir anda milyonlara ulaştı. O dönemde sosyal medya böyle değil, viral videolar yeni yeni konuşuluyor. Birkaç dakikalık bir koro performansının bu kadar yayılacağını biz dahil kimse beklemiyordu. Ama videodaki samimiyet, heyecan, neşe, yani "sahicilik", bugün hala bu kadar çok paylaşılıyor olmasının da en büyük sebebi. ❤️ İki hafta boyunca, tüm ana haber bültenleri, ülkenin en çok izlenen TV şovları, canlı yayınlar, gazete, dergi röportajları.. Üniversite bünyesinden ayrılma ve bağımsız bir topluluk olarak devam etme süreci de tam o günlerde yaşanıyor. Bir yandan beklenmedik bir görünürlük ve ilgi, diğer yandan şampiyonaya bir ay kala prova yapacak yerimiz bile yok.. O sancılı sürecin sonunda sponsorumuzu bulduk ve bir ay boyunca Galata Derneğinde geceli gündüzlü çalıştıktan sonra Avusturya'ya gidebildik ve ülkemize iki dalda Dünya Şampiyonluğunu getirdik. Yaşadığımız gururu, hisleri tarif etmem imkansız.. ✨ Bu süreçte Türkiye'deki koro algısı da müthiş bir değişime uğradı. O yıllarda yalnızca belirli bir gruba hitap eden koro müziği, çok daha geniş kitlelere ulaşmaya başladı ve böylece Türkiye'de yepyeni bir sayfa açılmış oldu. Elbette bu dönüşüm bir grup insan ve tek bir videoyla olmadı. Gerek bizden önceki çok değerli hocalarımızın, gerekse sonraki yıllarda onlarca şef, binlerce korist ve sayısız kurumun emeğiyle sürdürüldü. Ama bu süreç ve sonrasındaki adanmışlık ve sıkı çalışma, şüphesiz bu dönüşümde en büyük paya sahip. 🙏🏻 Videonun ardından elbette çok şey söylendi, 15 yıl boyunca olacağı gibi.. 😊 Ama her türlü imkansızlığa, sistematik dışlama ve engellemeye rağmen, 3 kıta ve 13 ülkede ülkemizi en üst düzey platformlarda başarıyla temsil edip, bugün hala uluslararası alanda Türkiye'den kazanılan en üst düzey başarılara sahip olmanın, Türkiye'nin neredeyse tamamından ve onlarca farklı ülkeden, her yaştan beş bine yakın müziksevere, amatör koro şarkıcısına ev sahipliği yapmış olmanın, ilk günden itibaren, her türlü konuda öncülük (bazıları önce alay edilip ardından 'bire bir' taklit edilen) etmiş ve öncü projeler gerçekleştirebilmiş olmanın, sesini çıkarmaktan asla çekinmeden, halkın içinde, halkla birlikte olmayı seçip, gerçek anlamda milyonlarca kişinin sesi olabilmenin, özetle, bu ülkede koro müziği algısını değiştiren, halka koroyu tanıtan, sevdiren ve tüm bunları yaparken niteliğinden bir an bile ödün vermemiş bir topluluk olmanın, ve dahası, her türlü çabaya rağmen, Türkiye'de hala koro denince tartışmasız akla ilk gelen topluluk olabilmenin büyük gururunu yaşıyoruz. ✨ Yıllar boyu, bu korodan yetişenlerin kurduğu ya da bizden aldıkları ilhamla kurulan Türkiye'nin dört bir yanındaki, hatta yurt dışındaki koroları (Fransa'da bir koro dahil) gördükçe hissettiklerim ise çok daha farklı.. 💫 Özetle, üniversite yıllarından bugüne bu hikayenin bir parçası olmuş, emek vermiş herkese ve Yücel Kültür Vakfı başta olmak üzere bu yolculukta bizlere destek olan tüm kurumlara bir kez daha, teker teker ve sonsuz teşekkürlerimle, "iyi ki"... ❤️ Bu günler aslında koroyla ilgili bir büyük dönüm noktasının daha yıl dönümü, onu da başka zaman anlatırım artık. ☺️ Son olarak, hepimizin çok iyi bildiği o söz var ya, bu vesileyle bir kez de ben söylemiş olayım: "Güneş balçıkla sıvanmaz." ☀️ Sevgilerimle, Masis YouTube'da izlemek için: #metrodaminikonser #bogazicicazkorosu

Masis Aram Gözbek

44,448 Aufrufe • vor 2 Monaten

10 yıl Google CEO'su olarak görev yapan ve 33 milyar dolar kişisel serveti olan Eric Schmidt, zenginlik ve mutluluk ilişkisini yanıtlıyor. Soru: Zenginlik arzusuyla yönlendirilen bu dürtü hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu sorunun tam çevirisini sona ekledim. Cevap: Görece az mutlu insanların daha yüksek mutluluk düzeyine erişmek için paranın etkili bir araç olacağına inanması gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü paranın mutluluk üzerinde doğrudan bir etkisi yoktur. Bu konuda çok sayıda bilimsel araştırma vardır (az sonra değineceğim) ve mutluluğu parayla ilişkili değerlendirerek örneğin, dünyayı gezeceğiniz ve güzel bir eve sahip olacağınız kadar çok paraya sahip olmayı (materyalist ve tüketim anlayışı) gerçek anlamda anlam ve amaçla ilişkili olan aile duygusu ve etki duygusu ile bağlantılı değerlendirmezseniz mutluluğu yakalayamazsınız. Bu da başkalarına hizmet eden bir amaca bağlanmakla ilgilidir. Bu açıklamaya çok yakın bir düşünceyi (hizmetkar liderlik modeli) Atatürk de açıklamıştır. "Zamanında kitaplar karıştırdım. Hayat hakkında filozofların ne dediklerini anlamak istedim. Bir kısmı her şeyi kara görüyordu. “Mademki hiçiz ve sıfıra varacağız, dünyadaki geçici ömür sırasında sevinç ve mutluluğa yer bulunmaz” diyorlardı. Başka kitaplar okudum, bunları daha akıllı adamlar yazmışlardı. Diyorlardı ki: “Mademki sonu nasıl olsa sıfırdır, hiç olmazsa yaşadığımız sürece şen ve neşeli olalım.” Ben kendi karakterim bakımından ikinci hayat görüşünü beğeniyorum, fakat şu sınırlar içinde: Bütün insanlığın varlığını kendi şahıslarında gören adamlar zavallıdır. Besbelli ki, o adam birey sıfatı ile yok olacaktır. Herhangi bir kişinin, yaşadıkça memnun ve mutlu olması için gereken şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmaktır. Anlayışlı bir adam, ancak bu şekilde hareket edebilir. Hayatta tam zevk ve mutluluk, ancak gelecek nesillerin şerefi, varlığı, mutluluğu için çalışmakta bulunabilir..." Atatürk burada açıkça belirtiyor ve bunlar çok uzun yıllar sonra davranışsal psikoloji, sosyal psikoloji vb. bilim dallarının görgül araştırmalarıyla kanıtlanıyor ki, bir insanın yalnız kendi istek, ihtiyaç ve hazlarını tatmin etme peşinde koştuğu ve bunları çoğu zaman para karşılığı satın aldığı (diploma, makam, unvan, seks, güç vs.) üzere tatmin etme çabası ve bunu bir gösteriş ve takdir görmek için dışarıya sunma hastalığı hiçbir şekilde o kişilere mutluluk getirmeyecektir. Bu kişiler açıkça söylüyorum ki görebileceğiniz en zengin ama aynı zamanda en aciz, zavallı ve yapayalnız kimselerdir. O kadar fakirdirler ki sadece ömürleri boyunca harcayamayacağı kadar çok paraları ve etraflarında dalkavuklar, şarlatanlar, sahte arkadaşlar ve fırsatçılar vardır. Böyle bir takipçi kitlesi sosyal medyada da olabilir veya gerçek hayatta da olabilir. Ancak, böyle olacağına zaman zaman fikir ayrılığı yaşasanız dahi saygı, sevgi ve nezaketin olduğu az ama öz insan ilişkileriyle en azından güvenin mutlak olduğu ve tüm insanlığın ortak iyiliğine çabalayan bir iradenin hakim olduğu yaşamın idame edilmesi çok daha iyidir. Davranışsal finans araştırması olarak "para ve mutluluk ilişkisi" üzerine çok önemli bulgular ortaya koyan birkaç araştırmayı Danışman isimli kitabımın 165. sayfasında sundum. Özeti şu ki, ABD'de Ticaret Bakanlığı'nın resmi verisi, 6 bin Dolar aylık gelirin zorunlu temel ihtiyaçları karşılamak için gerekli olduğu, bunun altındaki gelire sahip olanların kesine yakın düzeyde mutsuz olacağı (yetersiz beslenme, yaşam koşullarının sağlanamaması, sağlık hizmetlerinin karşılanamaması vs.) ama bunun üzerinde bir gelire sahip olunduğunda ise örneğin, aylık 10 bin dolar, 100 bin dolar veya 1 milyon dolar gelir elde edildiğinde mutluluğun pozitif yani somut olarak artamadığı görülmüştür. Bu da daha fazla seyahat, tatil, seks, yeme içme, lüks tüketim, gösterişli bir yaşam vs. olsa dahi (bunlara sahip olan insanlarla mülakatlar yapılıyor) bu kişilerin gerçek anlamda mutlu, huzurlu, sağlıklı, harika insan ilişkileriyle çevrili vs. olmadığını tam aksine bunların ciddi psikolojik sorunlar yaşadığı, kalabalıkta ama yalnız hissettiklerini, alkol, uyuşturucu vs. sorunlarının olduğunu, irrasyonel kararlar ve davranışlarla başlarını belalara soktuklarını vs. söylüyor. Daha da ötesi şu ki, bu imkanları olan insanların köyde sade bir yaşam süren yani iyi bir eşi, birkaç çocuğu, hayvanlarıyla doğal bir yaşam süren ve düğünde ve cenazede sarılabileceği yakın komşuları, dostları, akrabaları olduğunda çok daha güvende ve huzurda hissettiğini ortaya koyuyor. Gönül arzu eder ki Türkiye'de saçma sapan içeriklerin öne çıkarılması yerine, bunun üzerinden gençlerin onlyfans, şöhret, uyuşturucu, fuhuş, örgütlü suçlar, borsa manipülasyonu, hızlı zenginlik için aklı, ahlakı, hukuku vs. terk ettiği, beyin göçünün özendirildiği, üniversitenin kötülendiği, sanayide usta olmanın daha hızlı iş ve para imkanı sunduğu gibi saçmalıkların video içeriklerle milyonlarca kişinin beynine sokulduğu organize cehalet ve sapkınlık yerine burada açıkladığım kimilerine göre sıkıcı ve çekici gelmeyen ama gerçek, doğru, bilimsel ve ortak iyi olan çözümün akıllara kazınmasıdır. Lütfen buna yardımcı olmak için bu notları paylaşın. Buna çabalayın. Yoksa bireysel anlamda kendinizi kurtarma çabanız yani çok para kazanmanız, yüksek tahsil veya sertifikalar toplama merakınız vs. hiçbirisi işe yaramaz meğer ki toplumu da sizinle birlikte yukarı çekin. DİPNOTLAR: Sorunun uzun versiyonu: Dünyanın en zengin insanlarından birisiniz ve yine de paranın tutkularınızın sadece bir yan etkisi olduğu ve içsel bir hedef olmadığı anlaşılıyor, toplumumuzun büyük bir kısmı, bireysel düzeyde, şirket düzeyinde ve uluslar, zenginlik arzusuyla yönlendiriliyor, bu kadar çok boyutta başarıya ulaşmış olmanız hakkında ne düşünüyorsunuz? Cevabın uzun versiyonu: İnsan mutluluğunun birçok boyutunda ve bu konuşma için genellikle nispeten düşük olan bir eşiğin üzerinde başarıya ulaşmış olmak parayla ilgili mutlulukta hiçbir fark yaratmaz. Mutluluk, anlam ve amaçla ilişkilidir; aile duygusu ve etki duygusu ile bağlantılıdır. Hayatınızı, etrafta dolaşacak kadar paranızın olduğu ve güzel bir evinizin olduğu varsayımı üzerine kurarsanız, bunun üzerinde çalışıyorsanız, insanların başkalarına hizmet ettiklerinde ve kendilerine hizmet etmediklerinde en mutlu olduklarına dair çok sayıda kanıt vardır. Bu düşünce, güçlü ve zengin liderler hakkındaki basın kaynaklı heyecana aykırıdır. Benim durumumda özellikle yapay zeka ve makine öğrenimi araçlarını kullanarak toplumu daha iyi hale getirmekle ilgileniyorum. Ne yaptığınızın bir önemi yok, buna inanmanız önemlidir; bu sizin için değerli ise ve hayatınızı bunu yaparak geçirirseniz hayatınız çok daha tatmin edici olacaktır. Danışman isimli kitabım:

Dr. İbrahim Can, CPA

30,679 Aufrufe • vor 1 Jahr

Konfor seni öldürüyor. Boş vakitlerin içerisinde boğuluyorsun, günahları terk edemiyorsun, ruhunu öldürüyor, enerjini tüketiyorsun, hiçbir işi hakkıyla yapamayıp dinleneceğin vakti beklemeye koyuluyorsun. Çok zayıfsın ama bu sen değilsin. İçerisinde yaşadığın yüzyıl ve modernite seni bu hâle getirdi. En büyük düşmanın göz kapaklarından soktuğun haramlardan başkası değil. Bundan daha aşağılık ve ezik bir davranış asla gelmedi ve gelmeyecek. Günahlar içerisinde ya namazları terk edeceksindir ya da günahları. Aynı kalp ikisini beraber taşıyamayacak ve acıdan kıvranacaktır. Sen seçimini namazdan yana kullanacaksın. Allah'a bir adım attığında O'nun sana on adım atacağından haberdar değil misin? Yeis'in en büyük günahlardan biri olduğunu bilmiyor musun? Allah'tan ümidini kesmek gibi bir hâle nasıl düşersin? Allah'ın seni her saniye gördüğünden nasıl bihaber davranabilirsin? Sen O'nu ve eğer gerçekten ister ve mücadele edersen sana verebileceklerinin farkında değil misin? -10.994 metre derinliğindeki Mariana Çukurundaki türlerin dahi rızkını gönderen Rabbinin seni unuttuğunu mu zannediyorsun? Haddini fazla aşıyorsun. Şefkat tokadı yeme zamanın gelmiş geçmiş belli ki. Seni artık ancak şöyle sağlam bir Osmanlı Tokadı paklayacak gibi görünüyor. AYAĞA KALK ARTIK! Sana önce güzel bir fiziksel şok vereceğiz. Abdest almak için musluğun başına her gittiğinde suyu en soğuğa getirip öyle abdest alacaksın. Yüksek iradeli insanlar buzlu suya giriyorlar her gün çünkü insan bedenine inanılmaz iyi geliyor. Keşkelerle yaşamayı keseceksin, geçmişle boğuşmayı ve hatalarınla boğuşmayı keseceksin. Şeytanın seni günaha sokmadan önce basit gösterip günahtan sonra zor gösterdiğini, tövbeye gitmemen için kafanın içinde 40 tane film çektiğini ve seni dipsiz kuyulara çektiğini aklından çıkarmayacaksın. Yolculuğuna Nasuh tövbesi ile başlayıp geçmiş hatalarını terk edeceksin. Allah'ın senden istediği de budur. Bunu yaparsan biiznillah o günahları hiç yapmamış gibi olacaksın. Daha önünde yürünecek çok uzun bir yol var hatta daha başlamadın bile. Hem borçlu olduğun bu memleket hem de dünyanın sana ihtiyacı var. Faydalı ve üreten bir adam olacaksın. Zeki ve güçlü bir müslüman olacaksın. Her gün sosyal medyada bir boka yaramayan gerizekalı gereksiz tiplerin sözlerini haberleştirilip önüne getirilmesine şahit oluyorsun. Bir basit başıboş sokak köpeği sorununa bile ses olamıyorsun. Oraya kaydır buraya kaydır diye gezinip hiçbir şey üretmeden paralar içerisinde yüzen tiplerin arasında hayatı sorguluyorsun. Sosyal medyaya da lazımsın. Etkileşim gücü olacak biri varsa sen olacaksın. Boykot ve yapılan hashtag çalışmaları gibi işlerin buralardan geçtiğini görüyorsun. Ekmeğini taştan çıkartacaksın. Bahanelere ve zorluklara kulak tıkayıp hedefine odaklanacaksın. İmkan getirmek için uğraşmaya ve erken yaşta evlenmeye çalışacaksın. 30'dan sonra evlenilir, birbirlerini tanımaları lazım, siz daha çocuksunuz, erkekler geç olgunlaşır gibi deli saçmalarını duymayacaksın. Erken yaşta evlenip evliliğinden aldığın mutluluk, huzur ve enerjiyle verimin daha da artacak. Çile çekeceksin. Resulullah (s.a.v.)'in çektiği çilelere benzer çileler çekmek için yırtınacaksın. Taif'te taş yemiş bir peygamberin ümmeti olarak günü geldiğinde Allah yolunda yiyeceğin bir taş veyahut taş hükmünde yiyeceğin bir kötülüğü sünnete uymak olarak bilecek ve bu irade ve inançla devam edeceksin. Önce bu çileleri çekecek gücü kazanacaksın. Her düştüğünde tekrar kalkacaksın. Seni yere düşüren her ne ise yerdeyken sırıtarak onun suratına bakıp ‘‘elinden gelenin hepsi bu mu?’’ diyeceksin. Çünkü sen düştüklerinden ders çıkartan güçlü bir iradeye sahipsin, olacaksın. Muhammed Ali'nin konuşmalarına hiç göz attın mı? Başardığı her şeyi Allah'a borçlu olduğundan bahsediyor. Evet, sen de böyle olacaksın. Herkesin kendine özgü bir parmak izi olması gibi biricik bir deneyim yaşadığının, senden başka olmadığının farkına varacaksın. Allah seni seviyor, bunun hakkını vereceksin. Allah'ın sevmediği kullardan olmamalısın, olmayacaksın. Bunlar arkamdaki okyanusa elimi daldırıp suratına attığım birkaç damla su sadece. Sen okyanusa dalacaksın. Boğulacaksan büyük suda boğulacaksın. Yerinden kalkmazsan sıradan tiplerden biri olarak yaşayıp öleceksin. Böylesini aşık olduğun kişinin, arkadaşlarının, herhangi bir insanın sevmeyeceği gibi Allah'ta sevmeyecektir. Allah taşıyabileceğinden fazlasını kuluna yüklemez. O halde kalk ve taşıyabileceğin yükü arttır! Çünkü Gazze'de olduğu gibi yükü sırtlanacak çok durak var ve kimsenin taşımaya niyeti yok. Sen bunu başaracaksın. Değişimin bambaşka olacak buna inanıyorum. Sen de inanacaksın. Potansiyelinin farkına varacak ve yola koyulacaksın. Daha gidecek çok menzilimiz var. Her şey daha yeni başlıyor. Allah azze ve celle ye secdelerde seslenecek ve ‘‘Beni al ve kendi yolunda kullan Ya Rabbi! Senin yolunda yürüt, mücadele ettir, iş ve eşimi senin yolunda yaşayabilmeyi, senin yoluna fayda verebilmeyi, her mazluma, derde, sıkıntıya koşabilecek bir durak olabilmeyi bana nasip et, hayal dahi kuramayacağım bir güç nasip et, kapına geldim beni geri çevirme’’ diyeceksin. Herkese karşı güçlü duracaksın lakin Allah Teâlâ'ya karşı aciz olacaksın ki zaten acizsin. Ayrıca sana tavsiye edebileceğim en mükemmel şey hayatına teheccüdü kazandırmak olacaktır. Hiçbir flood dayanmaz onun faydalarını anlatmaya bizzat kendin araştırmalısın. Neyse artık işe koyulma zamanı. Her ne okuyor, ne yapıyor veya hiçbir şey yapmıyorsan dahi bu okuduklarını uygulayabilecek bir fırsata sahipsin. Mezarlıklarda dünyaya dönüp bu saydığım işleri yapabilmek için her saniye Allah'a yalvaran insanlar dolu. Ancak hayat bir kere yaşanıyor. Onlar da bir zamanlar yaşıyorlardı. Sen henüz orada değilsin. Zira hayattasın ve film hâlâ devam ediyor. Oscar sadece ismi olan içi bomboş bir çöpten ibaret. Öyle bir film ortaya çıkart ki sana özel ödüller çıkartılmak zorunda kalınsın. Haydi artık gitme zamanı. Allah teâlâ ayağına taş, gözüne yaş değdirmesin. Bismillahirrahmanirrahim.
0:45

Sensitive content

Konfor seni öldürüyor. Boş vakitlerin içerisinde boğuluyorsun, günahları terk edemiyorsun, ruhunu öldürüyor, enerjini tüketiyorsun, hiçbir işi hakkıyla yapamayıp dinleneceğin vakti beklemeye koyuluyorsun. Çok zayıfsın ama bu sen değilsin. İçerisinde yaşadığın yüzyıl ve modernite seni bu hâle getirdi. En büyük düşmanın göz kapaklarından soktuğun haramlardan başkası değil. Bundan daha aşağılık ve ezik bir davranış asla gelmedi ve gelmeyecek. Günahlar içerisinde ya namazları terk edeceksindir ya da günahları. Aynı kalp ikisini beraber taşıyamayacak ve acıdan kıvranacaktır. Sen seçimini namazdan yana kullanacaksın. Allah'a bir adım attığında O'nun sana on adım atacağından haberdar değil misin? Yeis'in en büyük günahlardan biri olduğunu bilmiyor musun? Allah'tan ümidini kesmek gibi bir hâle nasıl düşersin? Allah'ın seni her saniye gördüğünden nasıl bihaber davranabilirsin? Sen O'nu ve eğer gerçekten ister ve mücadele edersen sana verebileceklerinin farkında değil misin? -10.994 metre derinliğindeki Mariana Çukurundaki türlerin dahi rızkını gönderen Rabbinin seni unuttuğunu mu zannediyorsun? Haddini fazla aşıyorsun. Şefkat tokadı yeme zamanın gelmiş geçmiş belli ki. Seni artık ancak şöyle sağlam bir Osmanlı Tokadı paklayacak gibi görünüyor. AYAĞA KALK ARTIK! Sana önce güzel bir fiziksel şok vereceğiz. Abdest almak için musluğun başına her gittiğinde suyu en soğuğa getirip öyle abdest alacaksın. Yüksek iradeli insanlar buzlu suya giriyorlar her gün çünkü insan bedenine inanılmaz iyi geliyor. Keşkelerle yaşamayı keseceksin, geçmişle boğuşmayı ve hatalarınla boğuşmayı keseceksin. Şeytanın seni günaha sokmadan önce basit gösterip günahtan sonra zor gösterdiğini, tövbeye gitmemen için kafanın içinde 40 tane film çektiğini ve seni dipsiz kuyulara çektiğini aklından çıkarmayacaksın. Yolculuğuna Nasuh tövbesi ile başlayıp geçmiş hatalarını terk edeceksin. Allah'ın senden istediği de budur. Bunu yaparsan biiznillah o günahları hiç yapmamış gibi olacaksın. Daha önünde yürünecek çok uzun bir yol var hatta daha başlamadın bile. Hem borçlu olduğun bu memleket hem de dünyanın sana ihtiyacı var. Faydalı ve üreten bir adam olacaksın. Zeki ve güçlü bir müslüman olacaksın. Her gün sosyal medyada bir boka yaramayan gerizekalı gereksiz tiplerin sözlerini haberleştirilip önüne getirilmesine şahit oluyorsun. Bir basit başıboş sokak köpeği sorununa bile ses olamıyorsun. Oraya kaydır buraya kaydır diye gezinip hiçbir şey üretmeden paralar içerisinde yüzen tiplerin arasında hayatı sorguluyorsun. Sosyal medyaya da lazımsın. Etkileşim gücü olacak biri varsa sen olacaksın. Boykot ve yapılan hashtag çalışmaları gibi işlerin buralardan geçtiğini görüyorsun. Ekmeğini taştan çıkartacaksın. Bahanelere ve zorluklara kulak tıkayıp hedefine odaklanacaksın. İmkan getirmek için uğraşmaya ve erken yaşta evlenmeye çalışacaksın. 30'dan sonra evlenilir, birbirlerini tanımaları lazım, siz daha çocuksunuz, erkekler geç olgunlaşır gibi deli saçmalarını duymayacaksın. Erken yaşta evlenip evliliğinden aldığın mutluluk, huzur ve enerjiyle verimin daha da artacak. Çile çekeceksin. Resulullah (s.a.v.)'in çektiği çilelere benzer çileler çekmek için yırtınacaksın. Taif'te taş yemiş bir peygamberin ümmeti olarak günü geldiğinde Allah yolunda yiyeceğin bir taş veyahut taş hükmünde yiyeceğin bir kötülüğü sünnete uymak olarak bilecek ve bu irade ve inançla devam edeceksin. Önce bu çileleri çekecek gücü kazanacaksın. Her düştüğünde tekrar kalkacaksın. Seni yere düşüren her ne ise yerdeyken sırıtarak onun suratına bakıp ‘‘elinden gelenin hepsi bu mu?’’ diyeceksin. Çünkü sen düştüklerinden ders çıkartan güçlü bir iradeye sahipsin, olacaksın. Muhammed Ali'nin konuşmalarına hiç göz attın mı? Başardığı her şeyi Allah'a borçlu olduğundan bahsediyor. Evet, sen de böyle olacaksın. Herkesin kendine özgü bir parmak izi olması gibi biricik bir deneyim yaşadığının, senden başka olmadığının farkına varacaksın. Allah seni seviyor, bunun hakkını vereceksin. Allah'ın sevmediği kullardan olmamalısın, olmayacaksın. Bunlar arkamdaki okyanusa elimi daldırıp suratına attığım birkaç damla su sadece. Sen okyanusa dalacaksın. Boğulacaksan büyük suda boğulacaksın. Yerinden kalkmazsan sıradan tiplerden biri olarak yaşayıp öleceksin. Böylesini aşık olduğun kişinin, arkadaşlarının, herhangi bir insanın sevmeyeceği gibi Allah'ta sevmeyecektir. Allah taşıyabileceğinden fazlasını kuluna yüklemez. O halde kalk ve taşıyabileceğin yükü arttır! Çünkü Gazze'de olduğu gibi yükü sırtlanacak çok durak var ve kimsenin taşımaya niyeti yok. Sen bunu başaracaksın. Değişimin bambaşka olacak buna inanıyorum. Sen de inanacaksın. Potansiyelinin farkına varacak ve yola koyulacaksın. Daha gidecek çok menzilimiz var. Her şey daha yeni başlıyor. Allah azze ve celle ye secdelerde seslenecek ve ‘‘Beni al ve kendi yolunda kullan Ya Rabbi! Senin yolunda yürüt, mücadele ettir, iş ve eşimi senin yolunda yaşayabilmeyi, senin yoluna fayda verebilmeyi, her mazluma, derde, sıkıntıya koşabilecek bir durak olabilmeyi bana nasip et, hayal dahi kuramayacağım bir güç nasip et, kapına geldim beni geri çevirme’’ diyeceksin. Herkese karşı güçlü duracaksın lakin Allah Teâlâ'ya karşı aciz olacaksın ki zaten acizsin. Ayrıca sana tavsiye edebileceğim en mükemmel şey hayatına teheccüdü kazandırmak olacaktır. Hiçbir flood dayanmaz onun faydalarını anlatmaya bizzat kendin araştırmalısın. Neyse artık işe koyulma zamanı. Her ne okuyor, ne yapıyor veya hiçbir şey yapmıyorsan dahi bu okuduklarını uygulayabilecek bir fırsata sahipsin. Mezarlıklarda dünyaya dönüp bu saydığım işleri yapabilmek için her saniye Allah'a yalvaran insanlar dolu. Ancak hayat bir kere yaşanıyor. Onlar da bir zamanlar yaşıyorlardı. Sen henüz orada değilsin. Zira hayattasın ve film hâlâ devam ediyor. Oscar sadece ismi olan içi bomboş bir çöpten ibaret. Öyle bir film ortaya çıkart ki sana özel ödüller çıkartılmak zorunda kalınsın. Haydi artık gitme zamanı. Allah teâlâ ayağına taş, gözüne yaş değdirmesin. Bismillahirrahmanirrahim.

Yunus 🇵🇸

79,168 Aufrufe • vor 2 Jahren

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile gittiği Kırıkkale’de şehitlerimizin kıymetli aileleri ve kahraman gazilerimizle iftar yaptı. Mühimmat Komutanlığında gerçekleştirilen iftarda Bakan Yaşar Güler ve beraberindeki komutanlar şehit aileleri ve gazilerle yakından ilgilendi. İftarda bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: TSK TERÖRLE MÜCADELEDE BÜYÜK BAŞARILAR ELDE EDİYOR Tarihi dokusuyla pek çok güzelliği bir arada barındıran, bozlak kültürünün merkezi güzide şehrimiz Kırıkkale’de sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Siz kıymetli kardeşlerim ile mübarek Ramazan ayının bu güzel iftar sofrasında birlikte olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Bu vesileyle, Sayın Cumhurbaşkanımızın da sizlere selamlarını iletiyorum. Sizlerin de yakından takip ettiği üzere bölgemizde ve dünyada hassas gelişmelerin yaşandığı, risk ve tehditlerin arttığı karmaşık bir dönemden geçiyoruz. Millî Savunma Bakanlığı olarak tüm bu gelişmeleri yakından takip ediyor; ülkemizin bekası, asil milletimizin güvenlik ve huzuru için son bir asrın en kapsamlı, en yoğun ve en etkili faaliyetlerini gerçekleştiriyoruz. Kahraman Silahlı Kuvvetlerimiz, bir yandan hudutlarımızın güvenliğini sağlarken bir yandan da terörle mücadelede büyük başarılar elde ediyor. Yurt içinde ve sınır ötesinde icra edilen etkili operasyonlar ile örgütün hareket kabiliyetini bitme noktasına getirdik. Bu sayede ülkemizin tamamında güvenlik ve huzur ortamı tesis edildi. Terörle mücadelenin yanı sıra hudutlarımızın güvenliğini de en güçlü ve en etkili tedbirlerle sağlıyoruz. Aynı şekilde Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi de kararlılıkla koruyoruz. Bu faaliyetlerimizle eş zamanlı olarak pek çok coğrafyada güvenlik, barış ve istikrara da önemli katkılarda bulunuyoruz. BİRÇOK KRİTİK ÜRÜN ORDUMUZUN İSTİFADESİNE SUNULDU Diğer yandan yerli ve millî savunma sanayi ürünlerimizle, şanlı ordumuzun imkân ve kabiliyetlerini daha da artırıyoruz. Fırtına Obüslerimiz, İHA-SİHA ve TİHA’larımız, Taarruz helikopterlerimiz, TCG Anadolu gemimiz ve hava savunma sistemleri gibi birçok kritik ürün, kahraman ordumuzun istifadesine sunuldu. Son olarak, ülkemizin göz bebeği olan yerli ve millî muharip uçağımız KAAN, 21 Şubat’ta ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Böylece Türkiye, artık kendi savaş uçağını üretebilen dünyanın sayılı ülkelerden biri hâline geldi. Bununla ne kadar gurur duysak azdır. Kırıkkale’miz de köklü bir maziye dayanan savunma sanayindeki tecrübesiyle ülkemizin öncü şehirlerinden biridir. Nitekim, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaçlarını yerli ve millî imkanlarla karşılayan pek çok kritik savunma sanayii projeleri, Kırıkkale’de yürütülmektedir. Bu çerçevede Bakanlığımız bağlısı Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumumuz bünyesindeki; - Obüs, tank gibi büyük kalibreli silahları üreten Ağır Silah Fabrikamız, - Hafif silah üretimi yapılan Silah Fabrikamız ile her çeşit ağır silah mühimmatı tasarlayıp üreten Mühimmat Fabrikamız, - Aynı şekilde Çelik ve Barut Fabrikalarımız ile; - Tüm bu fabrikalarımızın lojistik, idari ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayan Destek Tesisleri İşletme Müdürlüğümüz, Kırıkkale’nin yüz akı olarak faaliyetlerini başarıyla sürdürüyor. Bunların yanı sıra Türk Silahı Kuvvetleri Mühimmat Ayırma ve Ayıklama Tesisi de Yahşıhan’daki modern tesislerinde faaliyetlerini icra etmektedir. Tüm bunlar göz önüne alındığında, Türkiye’nin ilk ve tek Silah İhtisas Organize Sanayi Bölgesinin Kırıkkale’de olması, bir tesadüf değil, aksine şehrin bu alandaki öncü ve merkezi konumunun en açık göstergesidir. ŞEHRİN İSTİHDAMINA ÖNEMLİ KATKI SAĞLIYOR Şüphesiz Kırıkkale’nin bu güçlü savunma sanayi ekosistemi, şehrin istihdamına da önemli bir katkı sağlamakta; Kırıkkaleli kardeşlerimiz, ekmeğini, aşını bu fabrikalarımızda çalışarak kazanmaktadır. İnşa çalışmaları devam eden Roketsan tesisinin tamamlanmasıyla da Kırıkkale’nin savunma sanayi kenti kimliği daha çok güçlenecek ve yüzlerce kardeşimize de yeni istihdam olanağı sağlanacaktır. Tüm bu sahip olduğu fabrika ve tesisleri ile Türk askerî sanayinin belkemiğini oluşturan Kırıkkale, doğal olarak ülkemizin bu alanda göz kamaştırıcı başarılar elde etmesinde de önemli bir rol üstlenmektedir. Kısaca Kırıkkale; yerli, millî ve modern savunma sanayimizin parlayan yıldızı konumundadır. Kırıkkale’miz, bu özelliğinin yanı sıra; - Pek çok şehri birbirine bağlayan kritik bir kavşak olmasıyla, - Tarımda ülkemize sağladığı katma değeri yüksek ürünler ile Anadolu’nun kalbinde yer alan eşsiz bir mücevher gibidir. Güzel Kırıkkale’mizin gelişimi ve siz hemşehrilerimizin refah seviyesinin daha da artması için devletimiz, her alanda büyük ve önemli yatırımları hayata geçiriyor. Şehrimizin özellikle ulaştırma alanındaki önemine binaen kara yolu ağı, son 20 yılda katbekat geliştirildi. Aynı şekilde yakın zamanda hizmete alınan Ankara-Sivas hızlı tren hattının duraklarından biri olan Kırıkkale’nin önemi daha da arttı. Yapılan bu büyük yatırımları sürdürmek ve şehrimizi daha ileriye taşımak için çalışmalarımız artan bir ivmeyle devam ediyor. TÜRKİYE, ETKİN VE SAYGIN BİR KONUMDA Türkiye; köklü tarihi, stratejik coğrafyası, güçlü ordusu, uluslararası güvenlik mimarisinde üstlendiği kritik görevler ve Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde her alanda hayata geçirilen birbirinden kritik projeler ile dünyada etkin ve saygın bir ülke konumundadır. Ülkemizin şu ana kadar elde ettiği başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılması temel önceliğimizdir. Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihî süreçte, “Türkiye Yüzyılı” vizyonuyla, ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle, var gücümüzle çalışıyoruz. Bu kutlu yolculukta hedefimiz; güzel Kırıkkale’mizin daha fazla gelişerek bir cazibe merkezi hâline getirilmesi ve Kırıkkaleli hemşehrilerimin refah seviyesinin yükseltilmesidir. Desteklerinizle, Hükûmetimiz ve mahallî idarelerimiz, hep birlikte el ele vererek “Durmaksızın Hizmet” anlayışı ile daha gelişmiş bir Kırıkkale için gayret göstermeye devam edeceğiz. TÜRK MİLLETİNİN DURUŞUNUN EN AÇIK GÖSTERGESİ Kahraman Gazilerimiz, Aziz Şehitlerimizin ve Gazilerimizin Kıymetli Aileleri; Ülkemizin bugünkü güçlü, istikrarlı, güvenli ve huzurlu ortama sahip olmasında elbette en büyük pay, kahraman şehit ve gazilerimize aittir. Orhan Şaik Gökyay’ın ifade ettiği gibi “Vatan toprağının kara bağrında sıra dağlar gibi yatan” aziz şehitlerimiz ile gazilerimizin ortaya koyduğu emsalsiz fedakârlıklar ve kahramanlıklar, bu toprakları bizlere vatan kılmıştır. “Vatan sana canım feda!” düsturunu benimseyen şehit ve gazilerimiz; şanlı tarihimizin, vatan, millet ve bayrak sevgimizin ölümsüz abideleri; Türk kahramanlığının ve fedakârlığının gurur timsali; mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun ilham kaynağıdır. Aziz şehitlerimizin bizlere emaneti olan siz değerli aileleri ise, başımızın tacıdır. Sizlerin metaneti ve vakur tavrı, düşmanlarımıza korku verdiği gibi tarih boyunca nice badireler atlatmış asil Türk milletinin dik duruşunun da en açık göstergesidir. Çok iyi biliyoruz ki sizlerin hakkını, hiçbir zaman ödeyemeyiz. Ancak yine de, kahraman gazilerimiz ile şehit ve gazi ailelerimizin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarını yükseltmek için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte yoğun bir gayret içindeyiz. Bu doğrultuda Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak her zaman vefa ve minnet duygularıyla yanınızda olacağız. Şehitlerimizin aziz hatıralarını da daima kalbimizde yaşatacak; fedakârlıklarını şükran ve minnetle yâd edeceğiz. Bu vesileyle; - Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Kahraman gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla…” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

90,366 Aufrufe • vor 2 Jahren

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, bayram namazını beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile gittiği Hakkâri Çukurca’daki 2’nci Hudut Tugay Komutanlığında kıldı. Kurban kesiminin ardından Mehmetçiklerin bayramını tebrik ederek onlara seslenen Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: SİZ GÖREVDEYKEN VATANIMIZIN EMNİYETİ VE GÜVENLİĞİ EMİN ELLERDE Kahraman Silah ve Mesai Arkadaşlarım, Sizleri sevgiyle selamlıyorum. Bu güzide bayram gününde, Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımızla birlikte, aziz vatanımızın güvenliği için görev yapan siz değerli arkadaşlarımla bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Bugün, birlik ve beraberliğimizin güçlendiği, kardeşlik ve dostluk duygularının pekiştiği, örf ve adetlerimizin yaşatıldığı müstesna günlerden biri olan Kurban Bayramı’nı idrak etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu vesileyle, Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor; sağlık, huzur ve neşe dolu nice bayramlar geçirmenizi temenni ediyorum. Bayramların getirmiş olduğu dayanışma, hoşgörü, sevgi, saygı ve kardeşlik ikliminden ilham alan asil milletimiz, iyi günde ve kötü günde ortak hareket ederek bin yıldır millî ve manevi değerlerimiz etrafında birleşmiş ve ayrılmaz bir bütün olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de bu birlik ve beraberliğimizden aldığı güçle asil milletimizin nice bayramları huzur içerisinde yaşayabilmesi için her türlü çabayı göstermektedir. Bu gayretlerle sağlanan güvenlik ve huzur ikliminin mimarları, bayram günlerinde dahi sevdiklerinden uzakta, büyük bir vazife şuuruyla görev yapan siz fedakâr silah arkadaşlarımdır. İcra ettiğiniz bu kutsal görevde; sahip olduğunuz üstün sorumluluk bilinci ve ortaya koyduğunuz büyük emek, her türlü takdirin üzerindedir. Şüphemiz yoktur ki sizler bu kutsal görevinizin başındayken, vatanımızın güvenliği ve huzuru emin ellerdedir. Ve unutmayınız ki yaptığınız görev ne kadar zor olursa olsun, sizler Türk milletinin kahraman evlatlarısınız. Omuzlarına yüklenen bu sorumluluğu yüksek bir motivasyonla yerine getiren sizleri ve sizlerin şahsında tüm silah ve mesai arkadaşlarımı tebrik ediyor; gözlerinizden öpüyorum. ORDUMUZ, İSTİKLAL HARBİNDEN BU YANA EN YOĞUN VE EN ETKİLİ FAALİYETLERİNİ İCRA EDİYOR Yakın coğrafyamızda ve dünya genelinde ardı ardına yaşanan gerginlikler, krizler, çatışmalar ve savaşlar; Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her an harekâta hazır, etkin ve caydırıcı bir güç olmasını ve bu gücünü pekiştirmesini zorunlu kılmaktadır. Belirsizlik ve tehditlerin asimetrik ve öngörülemez hale geldiği bu hassas dönemde, Millî Savunma Bakanlığı olarak aziz milletimizin güvenliği ve huzuru için gece gündüz demeden, büyük bir azim ve kararlılıkla görevlerimizi ifa etmekteyiz. Belirlediğimiz çok yönlü savunma-güvenlik politikası çerçevesinde şanlı ordumuz, sizlerin özverisi ve fedakârlıklarıyla İstiklal Harbimizden bu yana en yoğun ve en etkili faaliyetlerini icra etmektedir. Bu kapsamda özellikle yurt içinde ve sınır ötesinde terörle mücadelede elde ettiğimiz tarihi başarılar, ordumuzun harekât kabiliyetini ve gücünü açıkça ortaya koymaktadır. Son yıllarda, terör tehdidinin kaynağında yok edilmesi stratejisi ile Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyindeki terör unsurlarını hedef alan başarılı operasyonlarımızı icra ettik ve terör koridorunu parçaladık. Şu an, eğer oralarda olmasaydık; örgütün sınırlarımıza yönelik saldırıları, daha önce olduğu gibi devam edecekti ve yurt içinde daha büyük bedeller ödeyecektik. Bugün, güvenlik ve huzur ortamının tesis edildiği Hakkâri’de; - Şehrin güzel yaylaları yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor, - Bölge, spor organizasyonlarına ve festivallere ev sahipliği yapıyorsa; - Bunlar hep kahraman Mehmetçiğimizin, sınırlarımızın ötesindeki mücadelesi sayesindedir. Terörle mücadelemiz; etkin ve kararlı adımlarla, örgütün hareket kabiliyetini bitirinceye kadar devam edecek; kim destek verirse versin, oldubittilere asla müsamaha gösterilmeyecektir. MİLLETİMİZİN GURUR KAYNAĞISINIZ Kahraman ordumuz, terör örgütlerine karşı büyük bir cesaretle mücadele ederken, aynı zamanda sınırlarımızın emniyetini de en üst düzeyde sağlamaktadır. Birçok ülkeye de örnek teşkil eden, en gelişmiş teknolojik imkân ve kabiliyetleri haiz hudut emniyet sistemlerimiz, ortaya çıkan ihtiyaçlar ile risk ve tehditlere göre sürekli geliştirilmektedir. 2’nci Hudut Tugayımız ve onun siz değerli mensuplarının, yüksek vazife şuuru ve sorumluluk bilinci ile ortaya koyduğu üstün gayretler, her türlü takdirin üzerindedir. Sizler, buradaki varlığınızla hudutlarımızın ve kutsal vatan topraklarının en önemli güvencesi ve milletimizin gurur kaynağısınız. Tüm bu görevlerimizle birlikte, Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi de tavizsiz bir şekilde koruyoruz. Eş zamanlı olarak; - Millî ve uluslararası ölçekte büyük ve etkili tatbikatları icra ediyor; - Her geçen gün, en yenilerini envantere kazandırdığımız yerli ve millî savunma sanayii ürünü silah sistemleriyle, şanlı ordumuzun gücüne güç katıyoruz. Tüm bunların yanı sıra, millî politikamız gereği; - Başta Kıbrıs ve Azerbaycan olmak üzere Libya, Katar, Bosna Hersek, Kosova ve Somali gibi köklü tarihî bağlarımız ile dostluk ve kardeşlik ilişkilerimizin olduğu ülkelere destek veriyoruz. Bu ülkelerin barış, huzur ve istikrarına yönelik sağladığımız katkılar kapsamında eğitim, yardım ve danışmanlık faaliyetlerimizi başarıyla sürdürüyoruz. ASKERÎ AÇIDAN GÜÇLÜ OLMAK ZORUNDAYIZ Ülkemizin jeopolitik konumu, bölgesinde ve dünyadaki önemini daha da artırırken, risk ve tehditleri de beraberinde getirmektedir. Böyle kritik bir coğrafyada var olabilmek, her alanda hak ve menfaatlerimizi koruyabilmek, aynı zamanda dünya barış ve istikrarına katkı sunabilmek için en başta askerî açıdan güçlü olmak zorundayız. Çok şükür Türkiye, bu hassas güvenlik ortamında, uluslararası arenadaki etkinliğini her geçen gün artırarak güvenlik mimarisinin ve müzakere masalarının vazgeçilmez bir aktörü haline gelmiştir. Bugün, ülkemizin ulaştığı bu üstün seviye ile Türk Silahlı Kuvvetleri olarak aynı anda birçok görevi başarıyla icra edebilme kabiliyetimizi, çok iyi idrak etmemiz gerekiyor. Tüm bu geniş yelpazedeki görevleri aynı anda büyük bir uyum, düzen ve başarıyla icra etmemizde ordumuzun her bir ferdi önemli bir rol oynamaktadır. Bu durum şüphesiz, müteakip daha nice kritik görevleri yerine getirme azim ve kararlılığımızı pekiştirmektedir. Bu inanç ve motivasyonla Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başladığımız bu tarihi süreçte “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize emin adımlarla yürüyoruz. Belirlediğimiz millî savunma ve güvenlik stratejilerimiz çerçevesinde; - Bekamıza yönelen her türlü tehdit ve tehlikeyi bertaraf etmeye devam edecek, - Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada güvenlik ve istikrar sağlayan bir güç olma konumunu pekiştirecek, - Dost ve müttefiklerimizle ikili askerî ilişkiler ile savunma sanayi iş birliklerimizi geliştirecek yeni adımları kararlılıkla atacağız. BİRLİK VE BERABERLİĞİN EN GÜZEL ÖRNEĞİNİ SERGİLİYORSUNUZ Kurban Bayramı’nın bizlere hatırlattığı en önemli değerlerden biri de paylaşmaktır. Sizler, sadece bu bayramda değil, her zaman birliğin ve beraberliğin en güzel örneğini sergiliyorsunuz. Silah arkadaşlığı, birbirinize duyduğunuz güven ve sevgi, en zor anlarda bile sizleri güçlü kılmaktadır. Bugün bizler ve komutanlarınız da sizlerle birlikte olmak, her zaman yanınızda olduğumuzu bir kez daha ifade etmek üzere buradayız. Unutmayın ki, gösterdiğiniz cesaret ve özveri, milletimizin her bir ferdinin gönlünde derin bir saygı ve minnet duygusuna mazhar olmaktadır. Tüm bunların bilinciyle sizlerin, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da görevlerinizi en iyi şekilde yerine getireceğinize yürekten inanıyor; vazifelerinizde üstün başarılar diliyorum. Sözlerime son vermeden önce bugünün aynı zamanda babalar günü olduğunu hatırlatmak isterim. Bu vesileyle fedakârlıkları, sevgi dolu kalpleri, engin ve sağlam duruşlarıyla hayatımıza ışık tutan, gönüllerimizin kahramanı, saygıdeğer babalarımızın “Babalar Günü”nü en içten dileklerimle kutluyorum. Ayrıca Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor; - Cennet vatanımızda bu mutlu bayram günlerini, huzur ve güvenlik içerisinde geçirmemizde en büyük pay sahibi aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. - Hayatta olan fedakâr gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygılarımı sunuyorum. Bayramınızı bir kez daha en içten dileklerimle kutluyor, değerli ailelerinize de selamlarımı gönderiyor, saygılarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

73,187 Aufrufe • vor 2 Jahren

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in beraberinde; Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Bakan Yardımcısı Musa Heybet, Millî Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu ve MSB Personel Genel Müdürü Tümgeneral Orhan Gürdal ile gittiği Balıkesir’de Millî Savunma Üniversitesi (MSÜ) Kara Astsubay Meslek Yüksekokulunda “Astsubay Temel Askerlik ve Astsubaylık Anlayışı Kazandırma (ASTTASAK) Eğitimi” mezuniyet törenine katıldı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da Bakan Yaşar Güler’in telefonundan mezun olan Astsubaylarımıza seslendi. "Şüphesiz ki annelerin babaların en mutlu günü, evlatlarının böyle bir mutlu ocaktan mezuniyetini görmeleridir." diyen Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şöyle konuştu: "Şu anda da 1200'ü aşkın astsubayımızın mezuniyet töreninde bu mutluluğu yaşamak gerçekten anne ve babalar için hele hele Türk ordusuna gönderecekleri evlatları için farklı bir mutluluk tablosudur. Bu mutluluğunuzu ben de şimdi komutanlarımla birlikte yaşıyorum. Sizleri tebrik ediyorum. Hayırlı, uğurlu olsun. Ordumuzun yeni bir güç kaynağını elde ettiği bugünde sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum." Bakan Yaşar Güler de törende Astsubaylarımıza özetle şunları söyledi: RİSK VE TEHDİTLERİN ARTTIĞI KARMAŞIK BİR DÖNEMİN İÇİNDEYİZ Türk Silahlı Kuvvetlerimize Astsubaylar yetiştiren, bu güzide ilim ve irfan yuvasında, sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sözlerimin başında, burada aldıkları eğitimleri başarıyla tamamlayarak mezun olan kahraman Astsubaylarımızı yürekten kutluyor; mezuniyetlerinin kendilerine, ailelerine ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Yakın bölgemiz başta olmak üzere birçok coğrafyada hassas gelişmelerin yaşandığı risk ve tehditlerin arttığı karmaşık bir dönemin içindeyiz. Bu kaotik ortamda süregelen çatışmalar, terörizm, siber saldırılar ve çok boyutlu tehlikeler; orduların yalnızca güçlü bir teknolojik altyapıya değil aynı zamanda iyi eğitimli personele olan ihtiyacını da artırmaktadır. Askerî sistemde bilgi ve teknoloji ne kadar önemliyse bunu bilinçli ve etkili şekilde kullanacak nitelikli personel de bir o kadar hayatidir. Bir başka ifadeyle; sürekli olarak kendini yenileyen, öğrenen, adaptasyon yeteneği yüksek, teknolojiyi etkin ve doğru şekilde kullanabilecek personelin varlığı askerî gücü belirleyen en kritik faktördür. İşte bu yüzden, eğitim faaliyetlerimizi çok yönlü ve titiz bir şekilde sürdürüyor; sizler gibi seçilmiş yeni personelimizin katılımıyla ordumuzu güçlendiriyoruz. Bu kapsamda Kara Kuvvetlerimize değerli astsubaylar yetiştiren bu köklü eğitim kurumumuz da; sizleri akademik, teknik, taktik ve fiziksel yönlerden donatıp mesleki değerler kazandırarak göreve en iyi şekilde hazırlamaktadır. Burada aldığınız eğitimlerle bireysel ve mesleki gelişimini artıran siz genç astsubaylarımızın üstleneceği görevler Türk Silahlı Kuvvetlerimizin faaliyetlerinin etkinliğine büyük katkılar sağlayacaktır. EN GÜVENİLİR ORTAK OLARAK HEP TÜRKİYE’NİN ADI ZİKREDİLİYOR Millî güvenliğimizi ve varlığımızı tehdit eden gelişmelerin ortaya çıktığı bu kaotik süreçte Türkiye, alışılmış metotlarla tedbir almak yerine, etkili ve önleyici politikalar ortaya koymaktadır. Ülkemiz, bu güçlü duruşuyla pek çok coğrafyada etkin ve yapıcı bir rol üstlenerek müzakere masalarının ve uluslararası güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi hâline gelmiştir. Dünyanın başat aktörleri dahi, Türkiye’nin güçlü temaslarını ve hayata geçirdiği etkin inisiyatifi, açıkça dile getirmektedirler. - Bugün Afrika’daki güvenlik ve refahın paydaşlığında, - Kafkasya’daki istikrar ve barışın sürekliliğinde, - Karadeniz’de savaşın sona erdirilmesi çabalarında, - Orta Doğu’da barış ve huzurun tesis edilmesinde, - Hatta Avrupa güvenlik mimarisinin korunmasında en güvenilir ortak olarak hep Türkiye’nin adı zikredilmektedir. Ülkemizin etki ve ilgi alanının böylesine genişlediği bir dönemde Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Uluslararası güvenlik, barış ve istikrarın desteklenmesi için Azerbaycan’da, Libya’da, Somali’de, Katar’da, Kosova’da, Bosna-Hersek’te ve daha pek çok coğrafyada engin tecrübesiyle önemli vazifeler ifa etmektedir. Tüm bunların yanı sıra Silahlı Kuvvetlerimiz; - Sınır ötesinden başlayarak hudutlarımızın güvenliğinin sağlanması, - Tüm terör örgütleriyle etkin bir şekilde mücadele edilmesi, - Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunması, Geniş ölçekli tatbikatların icrasından yerli ve millî savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar üstlendiği tüm vazifeleri büyük bir başarıyla yerine getirerek İstiklal Harbi’mizden bu yana en kapsamlı ve en etkin faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu dönemde, Kara Kuvvetlerimiz de aynı etkinlik ve yoğunlukta sorumluluklarını yerine getirmektedir. KARA KUVVETLERİMİZ ÜLKEMİZİN İFTİHAR KAYNAĞIDIR Gururla ifade etmeliyim ki Kara Kuvvetlerimiz; köklü tarihi yetenekli personeli, üstün teknolojisi ve büyük başarılarıyla ülkemizin iftihar kaynağıdır. Kara Kuvvetlerimizin bulunduğu mümtaz konumunu devam ettirebilmesi için; - Bir yandan sizler gibi vatan, millet ve bayrak aşığı yiğit evlatlarımızı ordumuzun saflarına katıyor; - Diğer yandan da çağımızın en büyük kuvvet çarpanlarından biri olan teknolojik yenilikleri vakit kaybetmeksizin personelimizin kullanımına sunarak, imkân ve kabiliyetlerimizi sürekli geliştiriyoruz. Nitekim, Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik vizyonu ve liderliğinde yerli, millî ve modern savunma sanayimizin ürettiği harp araç gereçleri Silahlı Kuvvetlerimizin gücünü artırırken ülkemiz bu ürünlerin ihracatında da büyük bir sıçrama yaşıyor. Bundan sonra da en büyük gayemiz, ordumuzu; personeliyle teknolojisiyle ve harekât yetenekleriyle, dünyanın en kuvvetli kara güçlerinden biri hâline getirmektir. TERÖR ÖRGÜTÜ DERHÂL VE KOŞULSUZ OLARAK SİLAHLARI TESLİM ETMELİDİR Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; tarih boyunca olduğu gibi, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne yönelen her türlü tehdide karşı büyük bir kararlılıkla mücadele etmiş, kendisine verilen görevleri başarıyla yerine getirmiştir. Bugün, ülkemizin huzurunu, güvenliğini ve geleceğini 40 yılı aşkın süredir tehdit eden, terörle mücadelede önemli bir dönüm noktasına ulaşılmıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, aynı şekilde jandarma ve emniyet teşkilatımızın ve güvenlik korucularımızın büyük fedakârlık ve üstün gayretle yürüttüğü mücadele ve operasyonlar sayesinde terör örgütlerinin hareket kabiliyeti büyük ölçüde sınırlandırılarak kritik bir aşamaya gelinmiştir. Elbette ki terörle mücadele, yalnızca silahlı bir mücadele değildir. Bu, aynı zamanda milletimizin iradesini, devletimizin kararlılığını ve güvenlik güçlerimizin fedakârlığını ortaya koyan bir millî duruşun göstergesidir. Bu süreçte, gazi ve muzaffer ordumuz; gece gündüz demeden, en zorlu coğrafyalarda, en çetin şartlarda, her türlü fedakârlığı göze alarak, vatanı için canını ortaya koymuş, gerektiğinde şehit olmuş, gerektiğinde gazilik mertebesine ulaşmıştır. Başta Şehit ve Gazilerimiz olmak üzere kahraman Mehmetçiğin azmi, cesareti ve kararlılığı sayesinde ülkemizi terör belasından arındırma noktasında büyük bir mesafe katedilmiştir. Bugün geldiğimiz noktada; Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olduğunu itiraf eden örgütün; terörle bir yere varılamayacağını, ömrünü tamamladığını ve kendisini feshetmekten başka çaresinin olmadığını geç de olsa anlaması kayda değerdir. Ancak, terör örgütü PKK ve farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları (nerede olduklarından bağımsız olarak) bir an önce fesih kararını almalı, derhâl ve koşulsuz olarak silahları teslim etmelidir. Aksi yöndeki hiçbir açıklama ve eylemin bir karşılığı yoktur ve olmayacaktır. Bu kapsamda ateşkes gibi metinde yer almayan hususlar gündeme getirilmemelidir. Zira böyle bir şey asla söz konusu değildir. Nihai hedefimiz; 85 milyon vatandaşımızın ortak temennisi olan terörün sona ermesi, terör örgütlerinin tamamen tasfiye edilmesi ve ülkemize yönelik her türlü tehdidin ortadan kaldırılmasıdır. Bu yüzden sürecin sabote ve suistimal edilmesine veya uzatılmasına müsaade edilmeyecek; temkinli ve rasyonel bir yaklaşım esas alınacaktır. Devletimizin engin tecrübesi ve basiretine herkes güvensin ve vatandaşlarımız bu konuda müsterih olsun. TÜRK ASKERİNİN EN BÜYÜK ÖZELLİĞİ YÜKSEK DİSİPLİN ANLAYIŞIDIR Türk Silahlı Kuvvetleri, stratejik özellikleri nedeniyle tarih boyunca hâkim güçlerin ilgi ve etki odağındaki bu coğrafyanın en güçlü ordusudur. İşte sizler de böylesine köklü, güçlü ve etkin bir ordunun parçası olarak meslek hayatınız boyunca hayati sorumluluklar taşıyacaksınız. Mazisi şan, şeref ve kahramanlıklarla dolu Silahlı Kuvvetlerimizin, sizlerden beklentileri büyüktür. Sizler, ordumuzun bel kemiğini oluşturan Astsubaylar olarak, komuta kademesi ile Mehmetçik arasında kritik roller üstleneceksiniz. Bu kapsamda, siz değerli Astsubaylarıma bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum: - Öncelikle tüm vazifelerinizi; kural ve kaideler çerçevesinde akıl ve sağduyu ile yerine getiriniz. - Bu anlamda ferdi eğitiminiz, mesleki teknik ve taktik bilginiz ile kondisyonunuz, her daim üst düzeyde olmalıdır. - Diğer yandan yapacağınız işlerde, takım çalışmasına önem verin, iş birliği ve dayanışmayı geliştirin, farklı bakış açılarından faydalanın. - Yeri ve zamanı geldiğinde, aziz vatanımız için büyük fedakârlıklar yapmanız isteneceğinin bilincinde olun. - Hiçbir engel veya imkânsızlık, vazifenizi yapmaktan sizi alıkoymamalıdır. - Tüm bunlar için de çalışmak, hayatınızın ana felsefesi sabır ve disiplin ise bu yolda asla vazgeçmeyeceğiniz iki meziyet olmalıdır. Unutmayınız ki kahraman Türk askerinin en büyük özelliği; fedakârlık, azim ve inancının yanı sıra sahip olduğu yüksek disiplin anlayışıdır. Nitekim muzaffer ordumuz; binlerce yıllık şanlı tarihimizden süzülüp gelen ve askerliğin temeli olan kurallardan yani disiplinden ve mutlak itaat anlayışından asla taviz vermeden millî, manevi ve mesleki değerlerimiz doğrultusunda, asil milletimizin güvenine layık bir şekilde görevlerini sürdürmektedir. Bu esaslar doğrultusunda sizlerin de görevlerinizi büyük bir şevk ve heyecanla ve üstün bir disiplinle yerine getirerek Kara Kuvvetlerimize ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize önemli katkılar sağlayacağınıza yürekten inanıyorum. Kara Astsubay Meslek Yüksekokulumuzun Değerli Komutanları, Seçkin Öğretim Üyeleri ve Kıymetli Personeli; sizlerin tecrübesi, engin bilgi ve birikimiyle icra edilen eğitim-öğretim faaliyetleri; Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu yüksek donanımlı personelin yetişmesi açısından kritik öneme sahiptir. Yoğun gayretleriniz, heyecan ve motivasyonunuz; burada eğitim alan her bir Astsubayımıza, ordumuza en iyi katkıları vermesi ve kendi başarı hikâyesini yazabilmesi bakımından örnek teşkil etmektedir. Bu sorumluluğun bilincinde olarak sizlerin, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da Astsubaylarımızı, en iyi şekilde yetiştirmenizi beklediğimi, özellikle ifade etmek istiyorum. Çabalarınız için her birinize teşekkür ediyorum. Kahraman Astsubaylarımızın Çok Kıymetli Aileleri; en değerli hazineleriniz olan evlatlarınız, büyük bir emekle sürdürdükleri eğitimlerini başarıyla tamamlayarak mezun olmanın gururunu yaşıyorlar. Bu özel ve anlamlı günde, onların mutluluğunu paylaşırken, onlara daima rehber olan siz kıymetli ailelerimizin de bu başarıda büyük bir payı olduğunu özellikle ifade etmek isterim. Bu vesileyle, tüm annelerimizin ve kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü de bir kez daha içtenlikle kutluyorum. Sevgileri, şefkatleri ve fedakârlıklarıyla hayatı güzelleştiren kadınlarımız, nice yiğit vatan evladını yetiştirerek, nice zorluklara göğüs gerip büyük başarılar elde ederek ülkemize güzide katkılar sunmaktadırlar. Varlıkları ve emekleri için hepsine minnettarız. Sonuç olarak “Türkiye Yüzyılı”nda daha büyük, daha güçlü bir Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri için çalışmalarımızı artan bir şevk ve gayretle sürdürmeye devam edeceğiz. Sözlerime son verirken; - Mete Han’dan Sultan Alparslan’a Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadar ki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Bu duygu ve düşüncelerle, mezun olan kıymetli Astsubaylarımızı başarılarından dolayı bir kez daha kutluyor, gözlerinden öpüyor; değerli misafirlerimizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Kahraman Astsubaylarım, yolunuz ve bahtınız açık, bileğiniz kuvvetli, gücünüz daim olsun. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

68,346 Aufrufe • vor 1 Jahr

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Bayburt’ta konuşlu 17’nci Komando Tugay Komutan Yardımcılığındaki inceleme ve denetlemelerin ardından Mehmetçiklerle bir araya geldi. Onlara hitaben bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: YENİ KIŞLAMIZ HAYIRLI VE UĞURLU OLSUN Kahraman Silah ve Mesai Arkadaşlarım, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Aziz vatan toprağına can olmuş, ay yıldızlı al bayrağımıza kan olmuş nice vatan evladını yetiştiren mert insanlar diyarı, kahramanlar otağı Bayburt’ta siz değerli komandolarımızla birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu topraklar; düşman işgali altında yoksulluk ve binbir türlü acıya maruz kalsa da sancağımızı yere düşürmeyen, Kop Dağları'nı düşmana dar ederek al kanıyla destanlar yazan kahramanların yurdudur. Bu kapsamda güzide şehrimiz Bayburt’un ev sahipliğine yaraşır bu yeni kışlamızın, şanlı ordumuza, Tugayımıza ve şehrimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. YENİ KIŞLAMIZ ÇOK SAYIDA BİNA VE YAPI İLE MODERN TEKNOLOJİYE SAHİP Devletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın destekleriyle, her alanda olduğu gibi şanlı ordumuzun da imkân ve kabiliyetlerini artırmak için yatırımlarına devam ediyor. Bu kapsamda yeni kışlamızla birlikte siz vefakâr personelimize, en iyi imkânları sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yeni kışlamız; içerisinde yer alan komando taburu, topçu taburu, komutan yardımcılığı ve lojistik destek komutanlığı binaları ile konferans salonu, enerji ve ısı yönetimi, arıtma tesisi, cami ve açık garaj gibi çok sayıda bina ve yapı ile en modern teknolojiye sahiptir. Sağlanan yeni fiziki imkânlarla, sizlerin görev ve sorumluluklarınızı çok daha iyi şartlarda yerinize getireceğinize ve komando olmanın şanına yaraşır şekilde Türk Silahlı Kuvvetlerimize nice müstesna katkılar sağlayacağınıza inanıyorum. TÜRKİYE, ETKİLİ VE ÖNLEYİCİ POLİTİKALAR ORTAYA KOYUYOR Küresel düzenin; yeniden yapılanma sancılarını yaşadığı, jeopolitik gerginliklerin derinleştiği, buna bağlı olarak da ülkemize yönelik risk ve tehditlerin arttığı bir dönemden geçmekteyiz. Millî güvenliğimizi ve varlığımızı tehdit eden gelişmelerin ortaya çıktığı bu kaotik süreçte Türkiye, alışılmış metotlarla tedbir almak yerine Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik vizyonu ve liderliği sayesinde, etkili ve önleyici politikalar ortaya koymaktadır. Ülkemiz, bu güçlü duruşuyla pek çok coğrafyada etkin ve yapıcı bir rol üstlenmiş, müzakere masalarının ve uluslararası güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi haline gelmiştir. Dünyanın başat aktörleri dahi Türkiye’nin güçlü temaslarını ve üstlendiği etkin inisiyatifi, açıkça dile getirmektedirler. Etki ve ilgi alanlarımızın böylesine genişlediği, ufuk ötesinin öngörülebildiği, ülkemize tehdit oluşturabilecek terörün kaynağında yok edildiği bir güvenlik ortamını gerçeğe dönüştüren Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de bunun bilinciyle ve üstün bir vazife şuuruyla, gelinen bu seviyeyi daha yukarılara taşımak için var gücüyle çalışmalarını sürdürmektedir. TERÖR ÖRGÜTÜNÜN BELİNİ KIRDIK Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ülkemizin ve asil milletimizin güvenliği için yurt içinde ve sınır ötesinde yeni destanlar yazarken, 17’nci Komando Tugayımıza bağlı Komando Taburlarımız da Fırat Kalkanı Harekâtı alanında büyük bir özveriyle ve kahramanca görev yapmaktadır. Nitekim icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla, terör örgütünün belini kırdık. Terör örgütünün en ufak bir şekilde kıpırdanmasına izin vermeyeceğiz. Bu amaçla, gözümüzün değmediği ve ayağımızın basmadığı alan bırakmayarak terör bataklığını kurutacak ülkemize, milletimize ve komşularımıza tehdit oluşturan terör örgütünün kökünü kazıyacağız. Son çırpınışlarını veren teröristlerin başı, tereddütsüz bir şekilde ezilecektir. Kahraman ordumuz terörle mücadelenin yanı sıra; - Hudutlarımızın emniyetinin sağlanmasından, bayraklaşan yurt topraklarımızın teminatını sağlamaya, - Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasından uluslararası barış ve istikrarın desteklenmesine, - Geniş kapsamlı tatbikatların icrasından yerli, millî ve modern savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar birçok faaliyeti eş zamanlı olarak ve büyük bir başarıyla icra etmektedir. Tüm bu görev ve faaliyetlerin aynı anda büyük bir başarıyla icra edilmesinde, personelimizin yüksek fedakârlık ve gayreti belirleyici etkendir. Elbette cesaretin, özverinin, gözü pekliğin temsilcisi olan siz kahraman komandolarımızın da bu başarılarda müstesna bir katkısı vardır. Bu vesileyle, sizlerin şahsında / şu anda dahi Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde emsalsiz bir yiğitlik örneği sergileyerek teröristlere göz açtırmayan komandolarımızı yürekten tebrik ediyor; kendilerine görevlerinde üstün başarılar diliyorum. TÜRKİYE YÜZYILI’NI AYNI ZAMANDA SAVUNMA VE GÜVENLİĞİN YÜZYILI YAPMAK EN ÖNEMLİ HEDEFİMİZ Elbette, bugüne kadar elde ettiğimiz tüm başarılarda en büyük pay, aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize aittir. Bayburt’umuz ve 17’nci Komando Tugayımız da aziz vatanımızın savunması ile millî ve manevi değerlerimiz uğrunda şehitler vermiştir. Onların bizlere bıraktığı bu kutsal emanete sahip çıkmak, vatanımıza ve milletimize olan borcumuzu ödemek, sorumluluklarımızı en iyi şekilde yerine getirmek, boynumuzun borcudur. Bu bilinçle ordumuzun göz bebeği siz kahraman komandolarımızın da sahip olduğu yüksek nitelik ve tecrübe ile sorumluluklarınızı üstün bir vazife anlayışıyla icra edeceğinize yürekten inanıyor, görevlerinizde üstün başarılar diliyorum. Sonuç olarak Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihî dönemde, “Türkiye Yüzyılı”nı aynı zamanda savunma ve güvenliğin yüzyılı yapmak en önemli hedefimizdir. Bu anlayışla daha büyük, daha güçlü bir Türkiye için gayret göstermeye devam edeceğiz. Sözlerime son verirken, Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Cesaret timsali şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca iki gün sonra tüm yurtta idrak edeceğimiz Gaziler Günü'nü de şimdiden kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

65,379 Aufrufe • vor 1 Jahr

15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü dolayısıyla Millî Savunma Bakanlığında düzenlenen törende Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, bir konuşma yaptı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kuvvet Komutanları, Bakan Yardımcıları, 15 Temmuz şehitlerimizin aileleri ile 15 Temmuz’da gazi olan vatandaşlarımızın da yer aldığı törende konuşan Bakan Yaşar Güler, şunları söyledi: 15 TEMMUZ GECESİ ONURLU BİR DESTANA DÖNÜŞTÜ "Sözlerimin başında vatanı, bayrağı, mukaddesatı için 15 Temmuz’da hainlere karşı dimdik durarak canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, bu uğurda gazi olan kahramanlarımızı şükranla anıyorum. İstiklal ve istikbalimiz uğruna bu topraklara kanlarıyla mühür vuran şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetleri olan siz değerli ailelerimize ve milletimizin yazdığı bu destanın her bir satırına ortak olan tüm vatandaşlarımıza saygılar sunuyorum. Tarih; geçmişin tanığı, geleceğin de rehberidir. Milletlerin kaderi de tarihten ilham ve ibret alarak şekillenir. Binlerce yıllık şanlı tarihimiz de milletimiz için ibretlik hadiselerle doludur. İşte 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan hain darbe girişimi de şanlı tarihimizin en karanlık olayı olarak ortaya çıkarken, kısa sürede onurlu bir destana dönüşerek hafızalarımızdaki yerini almıştır. Devletimizin bekasına, milletimizin iradesine kasteden bu menfur teşebbüs Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, asil milletimizin sarsılmaz iradesi ve güvenlik güçlerimizin kahramanca mücadelesiyle akamete uğratılmıştır. O gece Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, Jandarma ve Emniyet Teşkilatlarımızın vatansever mensupları, vatandaşlarımızla omuz omuza vererek millî iradeye, bağımsızlığımıza ve hukuka olan bağlılıklarını tüm dünyaya ilan etmişlerdir. BİR MİLLETİN KENDİ KADERİNE SAHİP ÇIKMA İRADESİNİN TESCİLİDİR 15 Temmuz gecesi sadece bir darbe girişiminin püskürtülmesi değil, aynı zamanda bir milletin kendi kaderine sahip çıkma iradesinin tescilidir. Bu şanlı direniş, Türk milletinin topyekûn bir inançla egemenliğine ve istiklaline nasıl sahip çıktığının eşsiz bir örneğidir. Ordu-millet anlayışındaki asil milletimiz, kahraman ordumuz ve güvenlik güçlerimizle birlikte tek yürek, tek yumruk olarak cumhuriyetimize, demokrasimize ve tüm bu kazanımlara canı pahasına sahip çıkmış bir kez daha dosta ve düşmana, Türkiye’nin asla esir edilemeyeceğini Türk milletine asla diz çöktürülemeyeceğini bir kez daha göstermiştir. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Çanakkale’de, İstiklal Harbi’nde, Kore’de ve Kıbrıs’ta sergilediği kahramanlığı karada, denizde, havada ülkemizin ve asil milletimizin huzur ve güvenliğini sağlamak için gösterdiği kararlılığı ve 15 Temmuz’daki asil duruşu ile milletimizin göz bebeği olmuştur. Bugün de içine sızan hain unsurlardan temizlenen kahraman ordumuz, her zamankinden daha güçlü, daha disiplinli, daha caydırıcı ve daha etkin bir şekilde görevlerini ifa ederek necip milletimize nice gururlar yaşatmaktadır. TEK BİR KİŞİ KALMAYANA DEK FETÖ İLE MÜCADELEMİZ SÜRECEK Millî Savunma Bakanlığı olarak FETÖ ile mücadelemizi ilk günkü kararlılıkla sürdürüyoruz. Kim olduğuna bakmaksızın iltisaklı tek bir kişi dahi kalmayana dek bu mücadelemiz hukuk çerçevesinde etkin bir şekilde devam edecektir. Zira devletin kılcal damarlarına sızmış her illegal yapı, güvenliğimiz için ciddi bir tehdittir. Bu konuya dış güvenlik penceresinden bakıldığında da meselenin önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Öyle ki en son İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında aynı şekilde Ukrayna ve Rusya içerisindeki asimetrik saldırılarda, iç tehditlerin dış güvenliği nasıl zafiyete uğratabileceğine hepimiz şahit olduk. Bizler geçmişten ders alarak geleceği inşa etme sorumluluğu taşıyoruz. Bu yüzden ülkemizin güvenliğini zedeleyebilecek en küçük bir zafiyete dahi tahammülümüz yoktur. Gerekli mevzuat çalışmaları stratejik önlemler ve tüm paydaş kurumlarla iş birliği içerisinde tüm tedbirlerimizi kararlılıkla almaya devam ediyoruz. ÜLKEMİZİN HEM BÖLGESEL HEM DE KÜRESEL ÖLÇEKTE GÜÇLÜ OLMASI ZARURET HÂLİNİ ALMIŞTIR Dünya hızla değişiyor krizler, çok yönlü tehlikeler, çatışmalar ve savaşlar her geçen gün yeni boyutlar kazanıyor. Risklerin ve tehditlerin giderek çeşitlendiği bu ortamda ülkemizin hem bölgesel hem küresel ölçekte güçlü olması bir zaruret hâlini almıştır. Bu hassas ortamda Türkiye sadece kendi coğrafyasında değil, gönül coğrafyamızda da umudunu bize bağlamış dost ve kardeş ülkelerin güvenliğini gözeten, aktif ve yapıcı bir rol üstlenmektedir. Bu durum şanlı tarihimizin omuzlarımıza yüklediği büyük bir sorumluluktur. Bugün; ▪️Afrika’da kalkınmanın, Kafkasya’da barışın, ▪️Karadeniz’de istikrarın, Orta Doğu’da huzurun, ▪️Avrupa’da güvenliğin temel taşlarından biri olmuştur Türkiye. Ülkemizin bu vizyoner dış politikasının sahadaki en güçlü temsilcisi ise Türk Silahlı Kuvvetlerimizdir. Kahraman ordumuz; Azerbaycan’dan Libya’ya, Somali’den Katar’a, Kosova’dan Bosna Hersek’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada, barış ve istikrarın teminatı olarak görev yapmaktadır. Tüm vatandaşlarımızın bilmesini isterim ki Millî Savunma Bakanlığı olarak milletimizin sarsılmaz desteği ve millî-manevi değerlerimizin ışığında kutsal vatanımızın güvenliğini sağlamak için gece gündüz demeden çalışıyoruz. AMACIMIZ 'TERÖRSÜZ TÜRKİYE' SÜRECİNİN BAŞARIYLA TAMAMLANMASI 'Terörsüz Türkiye' hedefi yakın zamanda ulaşmayı amaçladığımız en temel eşiklerden biridir. Millet olarak geçmişte olduğu gibi bugün de bir ve beraber olarak her türlü tehdidin üstesinden geleceğimize yürekten inanıyor her türlü kirli planı bertaraf edebilecek güçte olduğumuzu bir kez daha hatırlatıyorum. Gerçek şu ki Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen süreç, sadece bugünümüzün değil, yarınlarımızın da güvenliğini sağlamaya yönelik tarihî bir adımdır. Yegâne amacımız, sürecin başarıyla tamamlanması ile milletimizin birliğinin ve kardeşliğinin pekişmesidir. Bu doğrultuda ilgili kurumlarımızla tam bir koordinasyon içinde dikkatli ve akılcı bir yaklaşımla çalışmaları sürdürüyoruz. Özellikle vurgulamak isterim ki aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin emsalsiz fedakârlıkları sayesinde ülkemizin bölünmez bütünlüğü korunmuş, terör örgütlerine karşı kararlı duruşumuz ve etkin mücadelemiz gerçekleşmiştir. Bu vesileyle tüm şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, hayatta olan gazilerimize sağlık ve esenlikler diliyor, kıymetli ailelerine şükran ve saygılarımı sunuyorum. ÇOK YÖNLÜ FAALİYETLERİMİZİ SÜRDÜRÜYORUZ Savunma ve güvenlik görevimizin bir diğer önemli cephesi de Mavi, Gök ve Siber Vatanımızdır. Bu alanlardaki hak ve menfaatlerimizi korumak için yerli ve millî savunma sanayimizin geliştirilmesinden, geniş çaplı tatbikatlara kadar çok yönlü faaliyetlerimizi büyük bir azim, kararlılık ve başarıyla sürdürmekteyiz. Gelecek nesillere daha güçlü bir Türkiye ve daha kudretli bir Türk Silahlı Kuvvetleri bırakmak için çalışmalarımıza yüksek bir heyecan ve motivasyonla devam edeceğiz. Sözlerime son verirken Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kadar tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygı ve minnetle anıyor; 15 Temmuz gecesi vatan uğruna canlarını veren tüm şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden gazilerimizi rahmetle yâd ediyor; kahraman gazilerimize, şehit ve gazi ailelerimize bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Bu anlamlı programın hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

52,764 Aufrufe • vor 1 Jahr