正在加载视频...

视频加载失败

İran'da genel protestolar 12'nci gününde kitlesel bir şekilde devam ediyor Bugün en az 8 kişinin eylemlerde polis tarafından öldürüldüğü bildirilirken NetBlocks, yaptığı açıklamada İran'da birçok noktada internetin tamamen kesildiğini duyurdu

11,815 次观看 • 8 个月前 •via X (Twitter)

0 条评论

暂无评论

原始帖子的评论将显示在这里

相关视频

⚫ Bugün, 12 Eylül askeri darbesinin üzerinden 45 yıl geçti. O gün 17 yaşında, yeni lise mezunu bir öğrenciydim. İstanbul Hukuk Fakültesi’ni kazanmıştım. Darbeden 4 gün sonra kaydımı yaptım. 📌Babam dahil ailemden birçok kişi gözaltına alındı, tutuklandı. Yakın çevremden pek çok insan 12 Eylül’ün mağduru oldu. Üniversiteyi bitirdikten sonra sıkıyönetim mahkemelerinde avukatlık yaptım. O dönem gerçekten çok ağırdı. 📌Mesele sadece 12 Eylül’le sınırlı değil. Türkiye’de darbeler sadece tankla, topla yapılmaz. Seçilmiş belediye başkanları görevden alınıp kayyum atanıyorsa, partilerin yönetimi yargı eliyle değiştirilmek isteniyorsa, bu da darbedir. 📌 Bugün iktidar eliyle yürütülen bu uygulamalar, 12 Eylül zihniyetinin devamıdır. Sendikalar açık ama grevler yasak. Meclis açık ama belediyeler abluka altında. Cezaevlerinde hâlâ insanlık dışı koşullar var. 45 yıl sonra daha da kötü bir tabloyla karşı karşıyayız. 📌12 Eylül darbecileri gitti. Ama bugün sürekli bir baskı rejimi var. Belediyelere 8-9 yıldır kayyum atanıyor. Seçilmiş başkanların yerine atananlar var: Mardin, Van, Siirt, Hakkari, Tunceli ve daha niceleri… İnsanlar iradeleriyle seçtikleri yöneticilerle yönetilmiyor. 📌 Hatta darbecilerin bile aklına gelmeyen hukuksuzluklar yaşanıyor. 31 yıl önce alınmış bir diplomanın iptal edilmesiyle bir belediye başkanının görevden düşürülmesi gibi. Bu, tarihte görülmemiş bir uygulamadır. 📌 2002’de Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiğinde olağanüstü hal kaldırılmıştı, silahlı unsurlar sınır dışına çıkmıştı, şiddet yoktu. 23 yıl geçti. Kürt meselesi daha ağır, karmaşık ve uluslararası bir hale getirildi. Çözüm konusunda da iktidarın en ufak bir iradesi yok. 📌2010 Anayasa değişikliğiyle yargıda yeni bir rejimin temelleri atıldı. 2017’de mühürsüz oylarla başkanlık rejimi getirildi. Yargı bağımsızlığını tamamen kaybetti. Bugün otoriter bir düzen inşa edilmeye çalışılıyor. 📌12 Eylül’de işkence vardı, evet. Ama bugün neredeyse ülkenin her yerinde, gözlerimizin önünde polis şiddeti, gaz, baskı uygulanıyor. Bu, sürekli bir darbe halidir. 📌Cumhuriyet Halk Partisi, halkın ve demokrasinin güvencesi olmaya devam ediyor. Baskılara rağmen mücadeleyi sürdüreceğiz. Bu ülkenin geleceği için, demokrasi için, yurttaşlarımız için direneceğiz. #12Eylül1980 #12Eylül

Sezgin Tanrıkulu

14,288 次观看 • 1 年前

Dünyanın aynı anda birden çok bölgesinde savaşın olduğu bir dönemdeyiz. Bu da tedarik zincirlerinden tutun da küresel barış, bölgesel barış konularını doğrudan olumsuz etkileyen bir durum. Maalesef Amerika Birleşik Devletleri’nin ve İsrail'in İran'a saldırısından sonra herhangi bir barış zemini kurulamadı. Bu haksız ve hakkaniyetsiz saldırının arkasından İslamabad Mutabakat Zaptı ortaya çıkmıştı, barış için bir umut olarak bu değerlendirilmişti ve düşünülmüştü. Ama şimdi barış için bir umut olan İslamabad Mutabakat Zaptı’nın Hürmüz Boğazı'ndaki çatışmalar sebebiyle tamamen işlevsiz kaldığını söylemek yanlış olmaz. Sayın Cumhurbaşkanımız savaşın başladığı andan itibaren çatışmanın daha derinleşmemesi için ve sivil kayıpların durdurulması için büyük bir inisiyatif ortaya koydu. İslamabad Mutabakat Zaptı'nın ortaya çıkmasında da Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesinin çok büyük katkıları oldu. Provokasyonlardan kaçınma ve yeniden müzakere masasına dönülmesi konusunda da Sayın Cumhurbaşkanımız diplomasi trafiğini devam ettiriyor. Bütün bir bölgeye baktığımızda sorunun kaynağı Netanyahu hükümetidir. Bugün Lübnan'da, Suriye'de, İran'da ve diğer alanlardaki bu ortaya çıkan tablo Netanyahu hükümetinin saldırganlığı ve soykırımcı politikalarının neticesi olarak ortaya çıkmıştır. En son biliyorsunuz yeni yerleşim yerleri ilan etmişlerdi fakat ilan ettikleri yeni yerleşim yerleri çok stratejik yerler, iki devletli çözümü tamamen imkânsız kılacak şekilde yeni yerleşim yerleri ifade ediyorlar, ortaya koyuyorlar, bunun ihalesini yapmaya hazırlanıyorlar. Tabii buna İngiltere ve Avrupa Birliği'nin çok güçlü bir şekilde karşı çıkması ve belki de ilk defa İsrail'in bu eylemlerinin etnik temizlik olarak onlar tarafından bu şekilde adlandırılması artık vahşetin hangi boyutlara geldiğini göstermektedir. Cumhurbaşkanımız bu İsrail saldırganlığının başladığı dönemlerde Netanyahu'nun soykırımcı şebekesine karşı en güçlü sesi, en güçlü sözü insanlık ittifakı adına ortaya koyduğunda, insanlık ittifakının son derece şahsiyetli üyeleri benzer doğrultuda açıklamalar yapıyorlardı fakat bazıları geri duruyordu ya da bazıları daha ortalama açıklamalar yapmaya çalışıyorlardı. Ama bugün geri duranların bile artık bu çizgi dışında bir açıklama yapma imkânının kalmadığını kabul ettikleri bir durumla karşı karşıyayız.

Ömer Çelik

17,529 次观看 • 16 天前

375 Sayılı KHK Kapsamında Tüm Kariyer Meslekler İçin Adalet Talebi Genel Başkanımız Sayın Tolga AKGÜL, Ankara OECD Binası önünde yaptığı basın açıklaması; Kıymetli dava arkadaşlarım, Gelinen noktada 2011 yılında çıkarılan 666 sayılı KHK nın sancıların artarak devam ettiği ortadadır. Hangi kamu personeli için olumlu bir düzenleme yapılacak olursa, bundan memnuniyet duyarız. Şu an yürüttüğünüz mücadele yaşanan ve ileride yaşanacak sorunların kökten çözümü içindir. Bütün kariyer meslekler 375 sayılı KHK ya eklenmedikçe, hakkaniyetli adil bir düzenleme olmadıkça suların durulmayacağı açıktır. Hem bürokrasiye hem de siyasete sesleniyorum, gelin bu sorunu kökten çözelim. Kariyer mesleklerimizi daha fazla ayrıştırmayalım, çalışma barışına zarar verecek durumları ortadan kaldıralım. Gelir Uzmanları Muhasebe Uzmanları SGK Denetmenleri İl Göç Uzmanları Muhasebe Denetmenleri Milli Emlak Uzmanları Ticaret Denetmenleri Mali Hizmetler Uzmanları Vergi İstihbarat Uzmanları En az diğer kariyer mesleklerimiz kadar önemliler ve değer görmeyi hak ediyorlar. Kamuya sundukları katkı diğer kariyer mesleklerimizden fazladır az değildir. Bu neslektaşlarımızn haklarının teslimi için bugün bıradayız yarın nerede olmamız gerekiyorsa da orada olacağız. Çünkü biz cesaretimizi bu meslektaşlarımızın haklılığından alıyoruz. Kimsenin şüphesi olmasın Kariyer Büro sendikasının bu mücadelesi mağdur kariyer mesleklerimiz hak ettiği değeri bulana kadar artarak devam edecektir. Bu güzel başlangıç için destek veren bütün arkadaşlarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyor, hepinizi bu dik duruşunuz için saygıyla selamlıyorum.

Adem Altınkaynak

30,439 次观看 • 9 个月前

■ 3. Dünya savaşı çok yakında resmileşecek,resmi ağızlardan açıklanacak. ■ Flightradar'dan edinilen bilgilere göre ABD'ye ait bir casus uçağı İran kıyılarında uçuş gerçekleştiriyor. ■ Üst düzey bir İranlı yetkili, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, "Tahran, Suudi Arabistan ve BAE'den Türkiye'ye kadar bölgesel ülkelere, ABD'nin İran'ı hedef alması durumunda bu ülkelerdeki ABD üslerine saldırılacağını bildirdi . ■ ABD Başkanı Trump'ın "İranlılar protestolarınıza devam edin. Yardım yolda." açıklaması sonrası...İsrail, Nevatim Hava Üssü'nü tahliye ederken,ABD- İngiltere Katar'daki üssü boşaltma kararı aldı.İran'a seyir halinde olan çok sayıda gemi uluslararası sularda demir attı, Alman havayolu şirketi Lufthansa, İsrail ve İran'a olan tüm uçuşlarını durdurdu. ■ Flight Radar verilerine göre, Netanyahu'ya tahsis edilen "Wings of Zion" isimli uçak İsrail'in güneyinden havalanarak GİRİT adasına gitti. Netanyahu'nun içinde olup olmadığı bilinmiyor. ■ İtalya/Polonya'dan protestoların devam ettiği İran'daki vatandaşlarına 'Ülkeyi derhel terk edin' çağrısı geldi. ■ HRANA'nın son raporuyla İran'da yaşanan gösteriler nedeniyle hayatını kaybedenlerin toplam sayısı 2 bin 550 oldu. ■ İsrail medyası, İsrail güvenlik yetkililerinin, İran istihbarat teşkilatlarıyla iletişim kurduğu ve askeri üslerle ilgili hassas olarak nitelendirilen materyalleri sızdırdığı şüphesiyle bir İsrail askerini gözaltına aldığını açıkladı. ■ İsrail ordusunun, Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bin 439'a yükseldi. ■ “Türkiye’nin Netanyahu’yu kaçırması için dua ediyoruz” Pakistan Savunma Bakanı K.M Asif ülkesinde katıldığı bir canlı yayında Türkiye ve ABD’nin Netanyahu’yu kaçırarak mahkemeye çıkarması gerektiğini ifade etti. “Türkiye Netanyahu’yu kaçırabilir ve bizler bunun için dua ediyoruz”dedi. ■ ABD'li bir Kongre üyesi "Grönland'ın ilhakı" için yasa tasarısı teklifinde bulundu. Yasa Trump'a ilhak için yetki vermeyi hedefliyor. ■ Danimarka, askeri teçhizat ve öncü birliklerini Grönland’a gönderiyor. İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, Grönland'a ilişkin yaptığı açıklamada "İsveç Silahlı Kuvvetlerine bağlı subaylar bugün Grönland'a gidiyor." dedi. ■ Eski CIA Ajanı Kiriakou: İran'da protestolarun artmaya devam etmesiyle birlikte,İsrail'in Mossad'ı, çevrimiçi propaganda ve sahte haber yaymak için binlerce Hintli ve Afganı işe aldı ve kişi başı 100 dolar ödedi. ■ Trump : "İran islam Cumhuriyeti ile iş yapan her ülke, ABD ile yaptığı tüm ticari işlemlerde %25 FAZLA gümrük vergisi ödeyecektir. Bu karar kesin ve kapsamlıdır ..." -Türkiye, İran'ın en büyük ticaret ortaklarından biri. 2025 verilerine göre, Türkiye-İran ticaret hacmi yaklaşık 7-10 milyar dolar civarında; Türkiye İran'dan başta doğal gaz olmak üzere enerji ithal ediyor (kış aylarında enerji ihtiyacının önemli bir kısmı buradan karşılanıyor). Karşılığında ise makine, tekstil, gıda ve otomotiv ürünleri ihraç ediyor. ■ Tahran'ın 'kırmızı çizgiyi' geçtiğini savunan Trump operasyon sinyali verirken olası bir misilleme ihtimaline karşı İsrail alarma geçti. Sığınaklar aktif edildi . ■ Fransa Ulusal Meclisi Başkan Yardımcısı Clemence Guette, ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO üyesi Danimarka’ya bağlı Grönland’ı ele geçirmeye yönelik tehditlerini gerekçe göstererek beklenmedik bir adım attı. Guette, Fransa’nın NATO’nun entegre komuta yapısından çekilmesini öngören bir parlamento karar tasarısını resmen sundu. ■ Çin,casusluk riski gerekçesiyle ABD-İsrail siber güvenlik yazılımlarının kullanımını yasakladı. ■İsrail haber kanalları, İsrail'deki sığınaklardan yayın yapmaya hazırlanıyor. ■"News Nation:Güney Çin Denizi’ndeki bir ABD uçak gemisi görev grubu, Orta Doğu’ya kaydırılıyor." ■Fatih Altaylı:"SGK'nın açık vermesinin sebebi EYT değildir, mültecilerdir. 3 milyon mülteci SGK primi ödemeden çalışıyor. Bunlar prim ödeseydi SGK açık vermezdi." #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #SonDakika

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

23,306 次观看 • 8 个月前

(18+) Videolardan bazıları üst seviye küfür barındırıyor. Ortalık bir yerde açmamalısınız. Özgür Özel'in okullar basılmasın diye bulduğu çözüm 65 bin güvenlik görevlisi atamak. Baskın okulda gerçekleştiği için dümdüz bir mantıkla her okula bir güvenlik görevlisi koyarak meselenin çözülebileceğini sanıyor. Mesela saldırganın "okulda silahlı güvenlik görevlisi var ben en iyisi okul yolunu kana bulayayım" diyeceğini düşünemiyor. Okul yoluna da üçer dörder güvenlik koymak lazım. Türkiye'de bazı okullar 4-5 bin öğrencili ve çok geniş bir alana yayılmış durumda. Bir güvenlik görevlisi ile olacak iş değil oraya da en az üç dört tane lazım. Okul civarında öğrencilerin takıldığı kafeler, parklar da var. Özgür Özel'in bulduğu çözüm için polis teşkilatına yakın büyüklükte bir okul güvenlik teşkilatının kurulması gerekiyor ve bulduğu çözüm, kendisini öldürmeyi göze almış bir çocuğu başkalarını öldürmeden önce emekli bir askere öldürtmek üzerine kurulu. Özgür Özel için bu sonuç bir sorun teşkil etmiyor anladığımız kadarıyla. Bomboş bir konuşma, her zaman olduğu gibi ne sorunu anlayabilmiş ne de çözüme dair mantıklı bir fikir üretebilmiş. ( Videonun son bölümünde o konuşması var.) Bugün Dünya çapında korkutucu bir hızla gerçekleşen kültürel bir değişim ile karşı karşıyayız. Toplumsal reflekslerin hızı, artık teknolojinin hızına yetişemiyor, günümüzün insan hakları, fikir özgürlükleri tanımları üzerine inşa edilmiş kanunları, internetin ortaya çıkardığı sayısız sorunu çözemeyecek kadar hantallaşmış durumda. Binlerce yıllık insanlık tarihinin vardığı noktada aileleri tarafından değil sanal bir bakıcı tarafından yetiştirilen bir nesil ile karşı karşıyayız. Ölmek ve öldürmek kavramlarını "sanal dünya ölümsüzlüğü"nde öğrenen milyonlarca hatta milyarlarca çocuk ve genç şu an aramızda. Dünyadaki bütün çocukların birbirine bu kadar benzediği bir dönem daha önce yaşanmamıştı. 7-8 yaşından itibaren son derece gerçekçi grafiklere sahip katliam alanlarında, günde 100-200 sanal cinayet işleyen, bir o kadar da ölüp ölüp yeniden dirilen çocukların, ölmek ve öldürmek kavramlarını anlamakta zorlanması, aslında o kadar da şaşırtıcı bir durum değil. Google'a PUBG cinayetleri yazıp aratırsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Tabii bütün suçu spesifik bir oyunun üzerine atarak kurtulamayız. Burada anlatmaya çalıştığım, bir insanın davranışlarını düzenleyen ve ruh halini belirleyen dopamin gibi çok hassas dengelere sahip hormonları, yapay zekanın da devreye girmesiyle artık kolayca manipüle edebilen bir algoritmalar dünyasında yaşıyor olduğumuz gerçeği. Yakın geçmişe kadar kişinin davranışlarına göre oluşturulan algoritmalar, artık kişilerin davranışlarını yönlendirecek şekilde oluşturulmaya başlandı. Asıl büyük tehlike psikolojisi bozuk birkaç çocuğun okulda katliam yapma ihtimali değil maalesef. Asıl büyük tehlike, psikolojisi bozuk toplumların ortaya çıkma ihtimali. Dünyanın en çok silaha ve silahlı personeline sahip ülkesi olan, dünyada okulları polis tarafından korunan beş ülkeden biri ve en iyi korunanı olan Amerika, aynı zamanda dünyada en çok okul baskınının ve öğrenci katliamının yaşandığı ülke durumunda. ABD'deki her okulda 3-4 silahlı güvenlik görevlisi var. Nüfusa oranla en çok polise, eyaletlere has emniyet güçlerine ve muazzam imkanları olan iç istihbarat birimlerine rağmen bu sorunu çözemiyor. Özgür Özel'in soruna getirmeyi düşündüğü çözümün alameti farikasının ABD'de işe yaramadığını net şekilde görüyoruz. Özgür Özel, biraz derinlemesine düşünmeyi gerektiren her meselede olduğu gibi bu konuda da hükümete alternatif olamayacağını ispatlamış oldu. Acilen yapılması gereken ilk şey, sosyal medyanın çocuklara ve gençlere kontrolsüz şekilde ulaşmasının önüne geçmek. Şu an internete bağlanma imkanı olan her çocuğun uçsuz bucaksız bir pornografi ve dipsiz bir şiddet arşivi ile arasında birkaç tuş var. Bugünün çocukları, anne babalarımızın zihninde ihtimalinin bile izi olmayan, bizim ise çoğumuzun kırk elli yaşına gelmeden varlığından dahi haberdar olmadığımız acayipliklerle o yaşlarda karşılaşıyorlar. Bu ise çocuğun sapkın olduğunu değil sıradan bir çocuk olduğunu gösteriyor. Sizin büyüdüğünüz evde bir fırsatını bulunca kurcalamadığınız bir kutu, anahtarını bulup da açmadığınız kilitli bir kapı kalmış mıydı mesela? O da her çocuk gibi büyüdüğü yerdeki her şeyi merak ediyor doğal olarak. İşte Özgür Özel'in ve genel olarak da muhalefetin anlamadığı nokta tam burası. İnternet denetimine yönelik düzenlemeleri, özgürlüklere yönelik bir saldırı olarak algılayıp gençleri de bunun üzerinden kışkırtmaya çalışıyorlar. Şu an CHP'nin koca koca milletvekillerinden tutun, gençlik örgütlerine kadar her unsuru, internetin devlet tarafından denetlenebilmesine karşı çıkıyor. Dahası hazırladıkları görsellerle, videolarla bir de "oyunuma karışma" isminde kampanya yürütüyorlar. Yani çocukların denetimsiz bir sanal dünyada psikolojilerinin bozulmasına izin verelim, okula saldıran olursa da "şahane kıyafeti olan" emekli bir askere işini bitirtiriz diyorlar. Çocukların psikolojisinin bozulmasını engelleyecek önlemlerin alınmasına karşı çıkıp hükümeti çocuklara şikayet ediyorlar. Dünyada buna karşı çıkan CHP iriliğinde bir muhalefet partisi de yok bu arada. Kedi köpeğin bile yavrusuna kural koyduğu şu alemde çocuklara ve gençlere sınırsız bir internet özgürlüğü vaadediyor CHP. Her konuda Avrupa Birliği'ni örnek gösteren Özgür Özel, Avrupa'nın hiçbir ülkesinde olmayan okul güvenliği gibi çalışmadığı canlı örneklerle ispatlanmış bir uygulamayı önerdiği gibi Avrupa'nın tamamında uygulanan gençler ve çocuklara yönelik internet önlemlerine de karşı çıkıyor. Halbuki daha geçen gün Pedro Sanchez İspanya'da ne yapıyorsa biz de Türkiye'de aynısını yapacağız diye ballandıra ballandıra anlatıyordu. İspanya, sadece Avrupa'da değil dünya genelinde çocuklara yönelik en sert internet önlemlerinden birini hayata geçirdi bu yıl. Özgür Özel, 7/24 ağzından düşürmediği adamın ne yaptığından da habersiz. Yaşını bilmesem onun da eline tablet verilip büyütülen nesilden olduğuna dair yemin edebilirdim. Aşağıda bazı PUBG videoları var. Youtube birbirine sürekli küfür eden, ölümle tehdit eden hatta buluşup birbirini bıçaklayan oyuncuların videolarıyla dolu. Tekrar edeyim bir oyun tek başına çocukların hayatına yön veremez ama bunun sadece bir oyun olmadığını da anlamak gerek. Aşağıda örneğini gördüğümüz, bizden sonraki neslin yoğun şekilde maruz kaldığı sosyal medya dili. Bu dil de toplumu dönüştürme amacıyla oluşturulmuş algoritmik unsurlardan birisi. Bunlar gibi çok sayıda unsurun biraya geldiğini düşünün. Bir sonraki paylaşımda buradan devam ederiz. Saygılar.
2:41

Sensitive content

(18+) Videolardan bazıları üst seviye küfür barındırıyor. Ortalık bir yerde açmamalısınız. Özgür Özel'in okullar basılmasın diye bulduğu çözüm 65 bin güvenlik görevlisi atamak. Baskın okulda gerçekleştiği için dümdüz bir mantıkla her okula bir güvenlik görevlisi koyarak meselenin çözülebileceğini sanıyor. Mesela saldırganın "okulda silahlı güvenlik görevlisi var ben en iyisi okul yolunu kana bulayayım" diyeceğini düşünemiyor. Okul yoluna da üçer dörder güvenlik koymak lazım. Türkiye'de bazı okullar 4-5 bin öğrencili ve çok geniş bir alana yayılmış durumda. Bir güvenlik görevlisi ile olacak iş değil oraya da en az üç dört tane lazım. Okul civarında öğrencilerin takıldığı kafeler, parklar da var. Özgür Özel'in bulduğu çözüm için polis teşkilatına yakın büyüklükte bir okul güvenlik teşkilatının kurulması gerekiyor ve bulduğu çözüm, kendisini öldürmeyi göze almış bir çocuğu başkalarını öldürmeden önce emekli bir askere öldürtmek üzerine kurulu. Özgür Özel için bu sonuç bir sorun teşkil etmiyor anladığımız kadarıyla. Bomboş bir konuşma, her zaman olduğu gibi ne sorunu anlayabilmiş ne de çözüme dair mantıklı bir fikir üretebilmiş. ( Videonun son bölümünde o konuşması var.) Bugün Dünya çapında korkutucu bir hızla gerçekleşen kültürel bir değişim ile karşı karşıyayız. Toplumsal reflekslerin hızı, artık teknolojinin hızına yetişemiyor, günümüzün insan hakları, fikir özgürlükleri tanımları üzerine inşa edilmiş kanunları, internetin ortaya çıkardığı sayısız sorunu çözemeyecek kadar hantallaşmış durumda. Binlerce yıllık insanlık tarihinin vardığı noktada aileleri tarafından değil sanal bir bakıcı tarafından yetiştirilen bir nesil ile karşı karşıyayız. Ölmek ve öldürmek kavramlarını "sanal dünya ölümsüzlüğü"nde öğrenen milyonlarca hatta milyarlarca çocuk ve genç şu an aramızda. Dünyadaki bütün çocukların birbirine bu kadar benzediği bir dönem daha önce yaşanmamıştı. 7-8 yaşından itibaren son derece gerçekçi grafiklere sahip katliam alanlarında, günde 100-200 sanal cinayet işleyen, bir o kadar da ölüp ölüp yeniden dirilen çocukların, ölmek ve öldürmek kavramlarını anlamakta zorlanması, aslında o kadar da şaşırtıcı bir durum değil. Google'a PUBG cinayetleri yazıp aratırsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Tabii bütün suçu spesifik bir oyunun üzerine atarak kurtulamayız. Burada anlatmaya çalıştığım, bir insanın davranışlarını düzenleyen ve ruh halini belirleyen dopamin gibi çok hassas dengelere sahip hormonları, yapay zekanın da devreye girmesiyle artık kolayca manipüle edebilen bir algoritmalar dünyasında yaşıyor olduğumuz gerçeği. Yakın geçmişe kadar kişinin davranışlarına göre oluşturulan algoritmalar, artık kişilerin davranışlarını yönlendirecek şekilde oluşturulmaya başlandı. Asıl büyük tehlike psikolojisi bozuk birkaç çocuğun okulda katliam yapma ihtimali değil maalesef. Asıl büyük tehlike, psikolojisi bozuk toplumların ortaya çıkma ihtimali. Dünyanın en çok silaha ve silahlı personeline sahip ülkesi olan, dünyada okulları polis tarafından korunan beş ülkeden biri ve en iyi korunanı olan Amerika, aynı zamanda dünyada en çok okul baskınının ve öğrenci katliamının yaşandığı ülke durumunda. ABD'deki her okulda 3-4 silahlı güvenlik görevlisi var. Nüfusa oranla en çok polise, eyaletlere has emniyet güçlerine ve muazzam imkanları olan iç istihbarat birimlerine rağmen bu sorunu çözemiyor. Özgür Özel'in soruna getirmeyi düşündüğü çözümün alameti farikasının ABD'de işe yaramadığını net şekilde görüyoruz. Özgür Özel, biraz derinlemesine düşünmeyi gerektiren her meselede olduğu gibi bu konuda da hükümete alternatif olamayacağını ispatlamış oldu. Acilen yapılması gereken ilk şey, sosyal medyanın çocuklara ve gençlere kontrolsüz şekilde ulaşmasının önüne geçmek. Şu an internete bağlanma imkanı olan her çocuğun uçsuz bucaksız bir pornografi ve dipsiz bir şiddet arşivi ile arasında birkaç tuş var. Bugünün çocukları, anne babalarımızın zihninde ihtimalinin bile izi olmayan, bizim ise çoğumuzun kırk elli yaşına gelmeden varlığından dahi haberdar olmadığımız acayipliklerle o yaşlarda karşılaşıyorlar. Bu ise çocuğun sapkın olduğunu değil sıradan bir çocuk olduğunu gösteriyor. Sizin büyüdüğünüz evde bir fırsatını bulunca kurcalamadığınız bir kutu, anahtarını bulup da açmadığınız kilitli bir kapı kalmış mıydı mesela? O da her çocuk gibi büyüdüğü yerdeki her şeyi merak ediyor doğal olarak. İşte Özgür Özel'in ve genel olarak da muhalefetin anlamadığı nokta tam burası. İnternet denetimine yönelik düzenlemeleri, özgürlüklere yönelik bir saldırı olarak algılayıp gençleri de bunun üzerinden kışkırtmaya çalışıyorlar. Şu an CHP'nin koca koca milletvekillerinden tutun, gençlik örgütlerine kadar her unsuru, internetin devlet tarafından denetlenebilmesine karşı çıkıyor. Dahası hazırladıkları görsellerle, videolarla bir de "oyunuma karışma" isminde kampanya yürütüyorlar. Yani çocukların denetimsiz bir sanal dünyada psikolojilerinin bozulmasına izin verelim, okula saldıran olursa da "şahane kıyafeti olan" emekli bir askere işini bitirtiriz diyorlar. Çocukların psikolojisinin bozulmasını engelleyecek önlemlerin alınmasına karşı çıkıp hükümeti çocuklara şikayet ediyorlar. Dünyada buna karşı çıkan CHP iriliğinde bir muhalefet partisi de yok bu arada. Kedi köpeğin bile yavrusuna kural koyduğu şu alemde çocuklara ve gençlere sınırsız bir internet özgürlüğü vaadediyor CHP. Her konuda Avrupa Birliği'ni örnek gösteren Özgür Özel, Avrupa'nın hiçbir ülkesinde olmayan okul güvenliği gibi çalışmadığı canlı örneklerle ispatlanmış bir uygulamayı önerdiği gibi Avrupa'nın tamamında uygulanan gençler ve çocuklara yönelik internet önlemlerine de karşı çıkıyor. Halbuki daha geçen gün Pedro Sanchez İspanya'da ne yapıyorsa biz de Türkiye'de aynısını yapacağız diye ballandıra ballandıra anlatıyordu. İspanya, sadece Avrupa'da değil dünya genelinde çocuklara yönelik en sert internet önlemlerinden birini hayata geçirdi bu yıl. Özgür Özel, 7/24 ağzından düşürmediği adamın ne yaptığından da habersiz. Yaşını bilmesem onun da eline tablet verilip büyütülen nesilden olduğuna dair yemin edebilirdim. Aşağıda bazı PUBG videoları var. Youtube birbirine sürekli küfür eden, ölümle tehdit eden hatta buluşup birbirini bıçaklayan oyuncuların videolarıyla dolu. Tekrar edeyim bir oyun tek başına çocukların hayatına yön veremez ama bunun sadece bir oyun olmadığını da anlamak gerek. Aşağıda örneğini gördüğümüz, bizden sonraki neslin yoğun şekilde maruz kaldığı sosyal medya dili. Bu dil de toplumu dönüştürme amacıyla oluşturulmuş algoritmik unsurlardan birisi. Bunlar gibi çok sayıda unsurun biraya geldiğini düşünün. Bir sonraki paylaşımda buradan devam ederiz. Saygılar.

Abese İrca

130,926 次观看 • 5 个月前

27 yıldır süren #PınarSelek davası yine ertelendi. ​Dört kez beraat eden sosyolog Pınar Selek, Yargıtay’ın 2022’de bozduğu kararın ardından beşinci kez yargılanıyor. ​Dava 1998’den beri, yani 27 yıldır sürüyor. Pınar Selek dört kez beraat etti (2006, 2008, 2011, 2014). 2022’de Yargıtay Ceza Genel Kurulu son beraat kararını esastan bozarak yeniden yargılama ve müebbet hapis cezası istedi. Beşinci yargılama 2023’ten beri devam ediyor; gıyabi tutuklama ve yakalama kararları geçerliliğini koruyor. Selek, Fransa’da yaşıyor; Fransız vatandaşı ve sosyoloji profesörüdür. ​İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen 5. yargılamanın 8. duruşmasına; İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, İstanbul Barosu yönetim kurulu üyeleri ile çok sayıda baro avukatı, DEM Parti Milletvekili Özgül Saki, Fransa’dan avukatlar, aktivistler, feministler, La France Insoumise (LFI) ve Fransız Komünist Partisi temsilcileri, Avrupa parlamenterleri, Nice Côte d'Azur Üniversitesi akademisyenleri, öğretim üyeleri ve dekanlar katıldı. ​Hâkim, "Bu aşamada gelen dosya olmadığı görüldü." diyerek yargılamayı başlattı. ​Savcı, "Yakalama ve diğer hususların devamına karar verilmesini talep ederiz." dedi. ​Av. Bahri Belen, davanın başından beri en az 15 başkan, 100’e yakın heyet yargıcı ve sayısız savcının değiştiğini belirterek davanın temel aşamalarını ve evrelerini değişen mahkeme heyetine anlattı. ​Belen, "Davanın başından beri adalet temsilcileri ve insan hakları aktivistleri burada." diyerek sözlerine başladı. ​Emniyet bomba uzmanlarının olay sonrası inceleme yaptığını hatırlatan Belen, "Bombaya ilişkin bulgu olmadığını söylediler. Kamuoyunu bilgilendirmek için yapılan açıklamada da 'Bomba yok, tüp patlaması var.' dendi." dedi. ​Sözlerine devam eden Belen şunları kaydetti: ​"Pınar Selek bir sosyolog olarak araştırmalar yapıyordu. Bu olaydan bağımsız olarak gözaltına alındı ve patlamayla ilgili kendisine hiç soru sorulmadı. Selek, 1998’de yaptığı araştırmalar gerekçe gösterilerek tutuklandı; üstelik iddianamede bu konuyla ilgili bir suçlama da yoktu. Kürtlerle ilgili yaptığı araştırmalar gerekçesiyle örgüt üyeliğiyle suçlandı. Mısır Çarşısı patlamasından bir ay sonra ise başka bir müdahale geldi. ​Bir ay sonra Abdülmecit isimli bir kişi ifade vererek 'Bombayı Pınar Selek’le birlikte koyduk.' dedi. 27 yıllık süreç içinde bunun bir bomba olmadığını, patlamanın gaz sıkışmasından kaynaklandığını anlatmaya çalıştık. Bu davanın siyasi bir dava olduğuna dikkat çektik. ​Mahkemede dinlenen bomba uzmanı patlamaya dair iz bulunmadığını söyledi ve beraat kararı verildi. Bu karar Yargıtay tarafından usul yönünden bozuldu. Yeniden görülen mahkemede yine beraat verildi. Daha sonraki yargılamalarda da beraat kararları çıkmaya devam etti ve 2014’te bir kez daha beraat verildi." ​Avukatı, Abdülmecit Öztürk hakkındaki yakalama kararının kaldırılmasını talep etti. ​Mahkeme heyeti ise yakalama kararlarının devamına karar vererek duruşmayı 5 Şubat 2027 saat 09.45’e erteledi.

Fatoş Erdoğan

22,262 次观看 • 9 天前

■ Irak’ın tüm vilayetlerinde elektrik sisteminin tamamen çökmesi sonucu 22 saati aşkın süredir IRAK 'TA elektrik yok. ■ Havana da dahil olmak üzere Küba'nın yaklaşık üçte ikisinde elektrikler 22 saattir kesik . Küba'da da ülkenin büyük bölümünü etkileyen geniş çaplı bir elektrik kesintisi yaşandı. Başkent Havana başta olmak üzere birçok kentte elektriklerin kesilmesi nedeniyle milyonlarca kişi karanlıkta kaldı. ■ KÜBA ve IRAK'TA Elektirik sistemlerinin çökme sebebi tespit edilemedi... #ANALİZ Irak'ta dün gece Barzani ve Talabani'ye bağlı silahlı guruplar ve Irak'ta bulunan diğer Kürt gurupların ABD / İSRAİL tarafından İRAN'A sokulduğu tespiti üzerine , elektrik sistemi IRAK GÜVENLİK BİRİMLERİNİ körleştirmek için hacklenmiş olma ihtimali üzerinde duruluyor. Gözler ABD ve İSRAİL istihbaratlarında ... KÜBA' da aynı saatlerde elektriklerin kesilmesi ise , ABD Başkanı Trump'ın KÜBA'YA yapacak olduğunu söylediği ele geçirme operasyonunun ASKERİ OPERASYONU olarak düşünülmeli. Küba silahlı kuvvetleri ve şehirlerin körleştirilmesi ABD 'nin Küba'yı işgali için stratejik hamle olarak görülebilir. Elektriksiz bir sistemde cep telefonlarını şarj etmek bir müddet sonra mümkün olmayacağına göre iletişimsiz askeri birlikler hareket edemez ve kör savaşını kaybederler. ■ Irak'ın tamamında , Küba'nın % 60'ında süresiz elektrik kesintisi var. ABD Kara birlikleri ve deniz piyadeleri Küba'ya çıkmaya başlayabilir. Irak içerisinden Kürt terör orduları, İsrail askerleri , ABD askerlerinin İran'a geçirme işleri yapılıyor olabilir. ■ ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth,İslam dini ve Müslümanların Peygamberi Hz.Muhammed'i hedef aldı. Hegseth yaptığı açıklamada 'İslam peygamberinin hayali yanılsamalarına inanan rejimler, nükleer silaha sahip olamaz" ifadelerini kullandı. ■ Terör örgütü PKK’nın İran kolu PJAK, militanlarına İran’da “ Öz yönetim” kurmaları çağrısında bulundu. ■Askeri Bilgileri sızdırdığı iddia edilen İran'lı Tuğgeneral İsmail Kanı İran Devrim muhafızları tarafından idam edildi . ■ İran/ABD-İsrail savaşı nedeniyle Petrolün varilinin YÜZ dolara çıkması bekleniyor. ■ İran ordusu, hava savunma birimlerinin İsfahan'daki stratejik alan üzerinde ulusal hava sahasını ihlal etmeye çalışan iki yabancı savaş uçağını düşürdüğünü açıkladı. ■ İran'da Hamaney'in halefini seçmekle görevli olan Uzmanlar Meclisi'ne ait bina bombalandı. Bombardıman HAMANEY'İN halefini seçmeye engel olamadı . ■ Ali Hamaney'in oğlu Mücteba Hamaney İran'ın yeni Dini Lideri oldu. " Babamın kanı yerde kalmayacak." Dedi. ■ Alexander Dugin : Avrupa'ya seslendi: "Savaşa karışıp İran'a saldırırsanız, bizim için meşru bir hedef olursunuz." ■ ABD Dışişleri Bakanlığı "ciddi güvenlik riski" nedeniyle 14 ülke için vatandaşlarına derhal terk edin çağrısı yaptı: Bahreyn,Mısır,İran,Irak,İsrail, Batı Şeria ve Gazze,Ürdün,Kuveyt,Lübnan,Umman,Katar,Suudi Arabistan,Suriye,Birleşik Arap Emirlikleri,Yemen ! ■ Azerbaycan'a bağlı Nahçivan uluslararası havaalanı DRONE saldırısına uğradı. ■ Trump : İran'ın Ruhani liderini " " Biz Belirleriz " diyerek seçimi kabul etmediklerini duyurdu. ■ Özgür Özel: "Hava savunma sistemimiz yoktur. Bugün Hatay'a yönelen füze, NATO tarafından düşürülmese büyük bir facia ortaya çıkacaktı . F-16'ları Erdoğan hükümetleri modernize ettirememektedir." ■İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani: "500'den fazla ABD askeri öldürüldü." ■ ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth'in sağ koluna Arapça 'KAFİR' dövmesi yaptığı görüldü! ■"TÜRKİYE 2026'da 2.7 TRİLYON TL faiz ödeyecek. " Kısaca 61 milyar 365 milyon 735.000 Amerikan doları ... ■ İran Kara Kuvvetleri, Irak'ın kuzeyindeki Erbil kentinde bulunan Amerikan karargahını insansız hava araçlarıyla (İHA) vurduğunu duyurdu. ■ ABD'nin Bağdat Büyükelçiliğinden yayımlanan güvenlik uyarısında, Irak'taki Amerikan vatandaşlarına ülkeden mümkün olan en kısa sürede ayrılmaları çağrısı yapıldı. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #OndokuzBiziz #SonDakika #UkabPartisi

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

38,365 次观看 • 6 个月前

1⃣-) Kemalist görünümlü hesapların dünden beri X'te yaptığı şey aslında tam olarak DAEŞ propagandası. Diğer terör örgütlerinin büyük çoğunluğundan farklı olarak DAEŞ, artık eylemlerini belirgin ve sabit bir amaca yönelik gerçekleştirmiyor. Yıllardır İsrail'in ihtiyacı olduğu zamanlarda alet kutusundan çıkardığı, işi bitince tekrar yerine koyduğu bir aparat olarak varlığını sürdürüyor. Bu örgüt, devlet kurma ya da ideolojisini geniş kitlelere yayma gibi amaçlardan tamamen uzaklaşmış durumda. DAEŞ, Kendi militanları dışındaki herkesi kafir kabul eden, yalnızca Müslümanlara saldıran ve amacı İslam coğrafyasında korku yayarak İslam'a karşı bir tepki oluşturmak olan çok açık bir İsrail organizasyonu. Bu terör örgütü, Türkiye'den toprak istemiyor, rejim değiştirmek ya da siyasi bir takım taleplerinin gerçekleşmesini sağlamak gibi bir amacı da yok. Zaten bu hedefe yönelik bir propagandası ya da üzerinden siyasi talepler geliştireceği bir kitlesi de mevcut değil. Son derece içine kapalı bir hücre yapılanması ile yıllarca bekleyip İsrail'den gelen talimatla anlık olarak harekete geçiyorlar. Nitekim herkesin önceden tahmin ettiği gibi yine İsrail'in tam ihtiyaç duyduğu anda sahneye çıktılar. Belliki bu terör eylemleri marifetiyle, Suriye'deki PKK unsurlarının silah bırakmasını engellemeyi ve Türkiye'de korku yayarak İslam'a karşı bir tepki oluşturmayı hedefliyorlar. Ancak DAEŞ'in Türkiye'de yapacağı herhangi bir eylem, tek başına bir korku ortamının oluşmasına tabiiki yetmiyor. ABD, Avrupa ve hatta Avustralya'nın en büyük şehirlerinde çok daha şiddetli terör eylemlerinin yaşandığı böyle bir dönemde, Türkiye'de gerçekleştirdikleri bu tip eylemlerle amaçlarına ulaşmalarının imkansız olduğunu sanırım herkes kabul ediyordur. Bu yüzden eylemlerinin toplum üzerindeki etkisini artıracak propagandaya ve algı operasyonlarına ihtiyaç duyuyorlar. Tam bu noktada sosyal medyada FETÖ tarafından kurulan yapı yine devreye giriyor ve DAEŞ'in eylemlerinin amacına ulaşması için gereken propagandayı hayata geçiriyor. Bu örgütün övülmeye ya da sempati toplamaya değil daha fazla korku ve nefret yaymaya ihtiyacı var. Bu açıdan bakıldığında dünden beri X platformunda Kemalist görünümlü FETÖ hesaplarının kusursuz bir DAEŞ propagandası yürüttüğünü söyleyebilirim. Tam olarak DAEŞ'in yani aslında İsrail'in hedeflediği şekilde, terör eylemleri üzerinden Müslümanlara ve silahsızlanma sürecine saldırıyorlar. FETÖ yapılanmasının en aktif hesabı @BRCNYLDRM_'ın gece boyunca yaptığı paylaşımların, hem İslam'a karşı tepki oluşturmaya hem de topluma terörizm üzerinden korku vermeye yönelik olduğu son derece açık. Bu aşağıda gördüğünüz son paylaşımında DAEŞ'in Türkiye'de 500 bin hücresi olduğunu iddia ediyor. Kaynak olarak alıntıladığı hesap, Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci isminde birisine ait. Şahıs, 2013 yılında Irak TV'sinde yayınlanan bir videoda EL KAİDE'nin böyle bir açıklama yaptığını iddia ediyor. Videoya dair hiçbir kanıt sunmadığı gibi net bir tarih ve kanal ismi de vermiyor. Bircan Yıldırım da uydurma olduğu her halinden belli olan bu saçmalığı, EL KAİDE'yi IŞİD'e çevirip kendi yalanını da ekleyerek paylaşıyor. Yani Bircan Yıldırım'ın iddiasına göre her hücrede bir kişi bile olsa en az 500 bin terörist şu an Türkiye'de gizleniyor anlamı çıkıyor. (DAEŞ'in zirve dönemindeki toplam militan sayısı bile 100 bin civarındaydı.) Alıntı yaptığı Atabey Kahveci, komplo teorileri uydurmasıyla tanınan bir sosyal medya ünlüsü. Barış Manço'nun reenkarnesinin olduğu ama devletin sakladığını, Papa'nın ziyaret sebebinin gizli bir kara büyü adasını bulmak olduğu gibi deli saçması başka iddiaları da var. (Aşağıdaki videonun devamında görebilirsiniz.) FETÖ yapılanması onun paylaşımına da RT desteği vermiş. İşte Bircan Yıldırım, bir terör saldırısının hemen sonrasında İslam'a kin kustuğu çok sayıda paylaşımla birlikte, topluma korku salmak amacıyla yanlış bilgilerle donattığı bu saçmalığı da paylaşıyor. İşte bu, örgütün Türkiye'de yaptığı bütün terör eylemlerinin amacını karşılayan net bir DAEŞ propagandası ve gözümüzün önünde gerçekleşiyor. Aynı anda harekete geçen binlerce RT hesabı da @BRCNYLDRM_ gibi hesapların topluma korku ve nefret pompaladığı bu paylaşımları organize şekilde yaymaya başlıyor. -Alttaki paylaşımda devam ediyorum-

Abese İrca

30,709 次观看 • 9 个月前

Ülkemiz 1984'ten bu yana 40 seneyi aşan bir sürede bir terör örgütünün ağır, alçakça saldırılarını yaşadı ve yaşamaya devam ediyor. Bu terör örgütünün siyasette sahip olduğu uzantılar terör örgütüyle ve terörle bu 40 sene içerisinde aralarına mesafe koymayı her seferinde reddettiler. Yerel demokrasi gerçekten olağanüstü değerlidir. Yerel demokrasi, demokrasinin gelişmesinin, güçlenmesinin ana şartlarından ve ana kaynaklarından birisidir. Ama yerel demokrasiyi halka hizmet değil ülkeden ayrılmanın, Türkiye'nin toprak bütünlüğünden kopmanın aracı olarak görürseniz o zaman amacınız halka hizmet değil ülkeyi bölmektir. Pervin Buldan'nın Iğdır'da seçimleri kazanınca, ‘Iğdır Kürdistan'ın sınırları içerisine girmiştir’ açıklamasını yaptığını unutmadık ve unutmayacağız. DEM’in daha önce diğer örgütle ilişkili partiler dizisinin ne yazık ki halka yerel hizmet götürme anlamında çabaları bir tarafa bırakıp örgüte yardım için ve dağdaki terörist unsurlara lojistik destek sağlamak için birçok kez faaliyet gösterdikleri devletin istihbarat yetkililerinin, jandarma ve polis yetkililerinin tespit ettiği bir husus olmuştur. Bundan dolayı Türkiye kendisini terör örgütüne ve terör örgütüyle aynı çizgide olan yaklaşımlara karşı savunmak zorundadır. Ancak, Cumhuriyetimiz İstiklal Harbi’yle kurulurken savaş içinde dahi hukukla kurulmuş bir devlettir. Batı cephesinde Çerkez Ethem kuvvetleri, İstiklal Harbi'ne ihanet edenleri yakalamış ve asmışlardır. İsmet Paşa talimat vermiştir, ‘Yargılamadan olmaz.’ Önce yargılatmıştır. Sonra bu yetkiyi ordu bünyesine almış ve kendisi yargıladıktan sonra cezasını vermiştir. Yani devleti kurarken hukukla kurduk, bugün de devleti savunurken hukukla savunmalıyız. Ondan dolayı biz Zafer Partisi olarak bir süre önce kamuoyunda da çok tartışılan Cumhuriyet Halk Partisi Eski Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu'yla yapmış olduğumuz görüşmelerde kayyum müessesesinin gerekli olduğunu fakat bunun yargı kararıyla olması gerektiğini protokolümüze geçirttik. Bugün de terörle ilişkili olduğu düşünülen, tespit edilen belediye başkanları ancak yargı kararıyla görevden alınmalı noktasındayız. Ahmet Özer'in özeline gelirsek, doğrusu, Zafer Partisi olarak en fazla muhalefet ettiğimiz aday olmuştur kendisi. Ben üç defa Esenyurt'ta sahaya çıkarak seçilmemesi için çalıştım ve sahada bildiri dağıttım, afiş astım ve seçilmemesine çalıştım. Fakat onun da yargı kararıyla, ben bu siyasi mücadeleyi veririm, fakat onun da yargı kararıyla ve usulüne uygun bir şekilde Türk Devletine yakışır bir şekilde görevden alınması gerektiğini düşünüyoruz. Bunlar kadar önemli belki bunlardan daha önemli olan husus bugün yaşananlar. Sayın Bahçeli'nin açıklaması, daha sonra kayyum ataması süreci ki bunun devam edici anlaşılıyor. İktidar bloğunun önceden tasarladığı ve adım adım yaşama geçirdiği uygulamalar. Bunu tahlil etmeden bunun Ortadoğu'daki bölgesel gelişmeler ve Türkiye'de Recep Tayyip Erdoğan'ın ölene kadar Cumhurbaşkanı olmasını sağlayacak anayasal değişikliklerle ilişkisini görmeden meseleyi doğru tahlil etmek ve doğru tepki vermek doğru olmaz inancındayız. Bu konudaki görüşlerimizi de Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ile paylaşması için Sayın Başkan ile paylaştık. Bundan sonra da Türkiye'nin menfaatine olan her konuda Zafer Partisi olarak görüşlerimizi kamuoyu ile ve değerli siyasi muhataplarımızla paylaşmaya devam edeceğiz.

Ümit Özdağ

702,515 次观看 • 1 年前

12 Eylül'ün hazin öyküsü ( 1 ) Öğretmen Enver Karagöz'ün öyküsü CAN DÜNDAR Siz hiç sessiz kaldınız mı? Kalan birinden bahsedeceğim bugün: Enver Karagöz, Artvin'de öğretmendi. TÖB-DER'liydi. Eşiyle birlikte eğitimci olarak çalışmış, bütün ilerici eylemlerde ön safta yer almıştı. Sesi gürdü, edebiyata sevdalıydı. Mitinglerde ilk o söz alır, heyecanla şiirler okur, kitleleri dalgalandırırdı. 12 Eylül'de 650 bin kişiyle birlikte o da- eşiyle birlikte gözaltına alındı. Gözetim yerine dönüştürülen Öğretmen Okulu'na götürüldü. Orada ağır işkenceden geçirildi. Kendinden geçip bayıldı. Sonra ansızın boğazında büyük bir acıyla uyandı. İşkencecileri, kaşığın sapıyla ağzını aralamış ve boğazından aşağı kaynar su boşaltmıştı. Artık sesi yoktu. * * * Bu vahşette, bütün bir toplumun zorbalıkla suskunlaştırılmasının temsilini görüyorum ben... Karagöz'ün anılarını belgeleyen İnsan Hakları Vakfı danışmanı Ülkü Özen hatırlattı: Karagöz'ün işkencecileri ile Victor Jara'nınkiler ne kadar da birbirine benziyor. Victor Jara Şililiydi. O da üniversitede öğretmendi. Aynı zamanda gitar çalıyordu. Ülkenin muhalif sesi olarak bilinen, bizim kuşağın efsane grubu İnti-İlimani'nin sanat danışmanıydı. Victor Jara, 1973'ün 11 Eylül sabahı üniversitede bir konsere giderken, elinde gitarıyla gözaltına alındı. Askerler darbeyle yönetime el koymuştu. Jara da, silah zoruyla evlerinden alınıp başkent Santiago'daki stadyuma toplananların arasına kondu. Beklerken, gitarını çıkarıp "Venseremos"u ("Kazanacağız") çalmaya başladı. Şili sosyalistlerinin dillere destan marşıydı bu... Az sonra sesler çoğaldı ve marş, stadyuma doldurulan 5 bin kişilik tutuklular korosu tarafından haykırarak söylenmeye başlandı. Askerler "kışkırtıcı"yı bulmakta gecikmedi. Jara götürülüp dövüldü. Özellikle gitar çalan ellerini dipçikliyorlardı. Yetmeyince parmaklarını kırdılar. Buna rağmen ıslıkla marşı söylemeye devam eden Jara, ancak dili ve bilekleri kesilerek susturulabildi. Ardından da kurşuna dizildi. Geride kalan "sessizlik"te, Şili'de 35 bin muhalif öldürülecekti. * * * Gelelim bugüne: Jara'nın grubu İnti-İlimani, müzikle muhalefetine sürgünde devam etti. Jara'nın anısını yaşatmayı sürdürdüler. Ve önceki yıl 11 Eylül'de, Şili darbesinin 30. yıldönümünde, Victor Jara'nın öldürüldüğü stadyuma onun adı verildi. Şili halkı orada hâlâ "Kazanacağız" marşını söylüyor. Enver Karagöz mü? Gırtlak kanseri oldu. Yıllarca siyasi mülteci olarak yurtdışında yaşadı. Şimdi Almanya'da... Zor konuşuyor, ama yazılarıyla "ses vermeye" devam ediyor. 12 Eylül darbesinin 30. yıldönümünde Artvin Öğretmen Okulu "Enver Karagöz" adını alacak mı? Bilmiyorum. Neden mi? 25 yıl önce bizim stadyumun çevresindeki alkış sesi, "Kazanacağız" marşını ve sesi kesilenlerin haykırışını bastırdığındandır belki... O zamandan beri şiirsiz ve sessiziz. Can Dündar Leman Sam . Biz

Halise_But .🌿🕊️ Yenilik Partisi GB Başdanışmanı

168,382 次观看 • 2 年前

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile gittiği Malatya’da, 2’nci Ordu Komutanlığını ziyaret ederek inceleme ve denetlemelerde bulundu. 2’nci Ordu Komutanlığına bağlı birlik komutanlarının da katılımıyla video telekonferans toplantısı gerçekleştiren Bakan Yaşar Güler, devam eden faaliyetlere ilişkin bilgi alarak yapılacak çalışmalara ilişkin talimatlar verdi. Bakan Yaşar Güler, birlik komutanlarına hitaben yaptığı konuşmada ise şunları söyledi: DAİMA GÜÇLÜ VE UYANIK BULUNMAK ZORUNDAYIZ Bugün Sayın Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımızla birlikte sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum. Bölgemizde ve dünyada her geçen gün risk ve tehditlerin arttığı hassas bir süreçten geçiyoruz. Şüphesiz böylesine kritik bir ortamda, bu çok yönlü tehdit ve tehlikelere karşı daima güçlü ve uyanık bulunmak zorundayız. Bu bağlamda Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak ülkemizin bekası, asil milletimizin güvenliği ve huzuru için Cumhuriyet tarihimizin en kapsamlı, en yoğun ve en etkin faaliyetlerini icra ediyoruz. TERÖR TEHDİDİNİ ÜLKEMİZİN GÜNDEMİNDEN UZAKLAŞTIRDIK Bu gayretlerimiz sonucunda yurt içinde ve sınır ötesinde terörle mücadelede büyük başarılar elde ettik. Sınırlarımızın güvenliğini en üst düzeyde sağlarken terör tehdidini de ülkemizin gündeminden uzaklaştırdık. Öyle ki terör örgütü artık silah bırakma noktasına gelmiş durumdadır. Bu büyük ve tarihî başarıya, devletimizin kararlı tutumu ile sizlerin yılmaz iradesi ve samimi gayretleri ile ulaştık. “Terörsüz Türkiye” hedefimize doğru ilerlememizde şüphesiz, en büyük pay millî ve manevi değerlerimiz uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimiz ile onların fedakâr ve cefakâr ailelerine aittir. Bu vesileyle aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize sağlık ve esenlikler diliyor, kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımızı sunuyorum. Aynı şekilde kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm seçkin personeline kahraman jandarma ve polis teşkilatımıza, gözü pek güvenlik korucularımıza ülkemizin birliği ve dirliği için gösterdikleri gayret için teşekkür ediyorum. TERÖR ÖRGÜTÜ, FESİH KARARINI BİR AN ÖNCE HAYATA GEÇİRMELİ Bir kez daha vurgulamak isterim ki alınan fesih kararı, vakit kaybetmeden bir an önce hayata geçirilmelidir. Terör örgütü PKK ile farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları silahlarını bırakmalı, süreci sabote edebilecek sözlü ve eylemsel her türlü provokasyondan uzak durulmalıdır. Bu süreçte Türk Silahlı Kuvvetleri olarak meydana gelebilecek her türlü gelişme karşısında ülkemizin hak ve menfaatlerini en üst seviyede sağlamaya devam edeceğimizden de hiç kimsenin şüphesi olmasın. Yeri gelmişken özellikle altını çizmek isterim ki bu aziz topraklarda etnik kökeni ve inancı ne olursa olsun tüm vatandaşlarımızın ailelerine, şehirlerine ve en önemlisi vatanlarına duydukları sevgi ve sadakat yadsınamaz bir gerçektir. Bu bağlılık asil milletimizin asırlardır taşıdığı ortak bir değerdir. Hiçbir yapay gündem veya dış etki bu sarsılmaz bağı koparamaz. Hep birlikte, sevgi, saygı, hoşgörü ve uzlaşma ortamı içinde üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorunumuz da yoktur. GÜVENLİK, BARIŞ VE İSTİKRAR İÇİN KRİTİK GÖREVLER İCRA EDİYORUZ Terörle mücadele ve hudutlardaki görevlerimizle eş zamanlı olarak Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi de tavizsiz bir şekilde koruyoruz. Aynı şekilde pek çok coğrafyada uluslararası güvenlik, barış ve istikrar için kritik görevler icra ediyoruz. Bugün Kafkaslar’dan Karadeniz’e, Orta Doğu’dan Afrika’ya, Balkanlar’dan Akdeniz’e kadar birçok coğrafyada barış ve istikrarın tesisine yönelik önemli inisiyatifler üstleniyoruz. Şanlı tarihimizden aldığımız ilham ve stratejik bakış açımızla icra ettiğimiz tüm bu faaliyetlerimiz, ülkemizin; uluslararası alandaki görünürlüğünü ve küresel güvenlik mimarisinin vazgeçilmez üyesi olarak etkinliğini daha da artırmaktadır. Tüm bunlarla birlikte hem ordumuzun hem de ülkemizin gücüne güç katan yerli ve millî savunma sanayimizi, her geçen gün daha da geliştirerek bu alanda mukayeseli üstünlüğe sahip olmak için yoğun bir gayret gösteriyoruz. Şunu gönül rahatlığıyla ve büyük bir gururla ifade etmeliyim ki Türkiye, bu alanda son yıllarda yaptığı kapsamlı yatırımlarla artık dünyada yükselen bir marka hâline gelmiştir. Elde ettiğimiz başarı ve kazanımlardan da anlaşılacağı üzere ülkemizin savunma ve güvenliğini en güçlü şekilde sağlamak için var gücümüzle çalışıyor, “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize emin adımlarla ilerliyoruz. HER TÜRLÜ OLUMSUZLUĞA VE SENARYOYA KARŞI HAZIRLIKLIYIZ İçinde bulunduğumuz coğrafya, tarihin her döneminde stratejik öneme sahip olduğu gibi bugün de aynı şekilde tüm kritik gelişmelerin merkezinde yer almaktadır. Bu durum ülkemize büyük avantajlar sağlamakla beraber, çok boyutlu risk ve tehditlerin daima yanı başımızda ortaya çıkmasına da sebep olmaktadır. Özellikle son günlerde meydana gelişmeler şu gerçeği bir kez daha göstermiştir ki tehditler karşısında proaktif bir güvenlik politikası izlemek, oluşabilecek risk ve tehditleri meydana gelmeden önlemek bizim için olmazsa olmazdır. Nitekim İsrail’in Gazze’den başlayıp Lübnan’a yaydığı, şimdi de komşumuz İran’a yönelik gerçekleştirdiği hukuksuz saldırılar, bölgemizi daha büyük bir kaosa sürükleme riskini beraberinde getirmektedir. Millî Savunma Bakanlığı olarak söz konusu kaotik gelişmeler karşısında daima uyanık ve teyakkuzda hareket ediyor, gerekli tüm tedbirleri alıyoruz. Her türlü olumsuzluğa ve senaryoya karşı hazırlıklıyız ve hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Asil milletimize karşı sorumluluklarımızı biliyoruz. Siz kıymetli arkadaşlarımın da Mehmetçiğimizle birlikte bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da görevlerinizi en iyi şekilde yerine getireceğinize yürekten inanıyorum. Sözlerime son verirken Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle selamlıyor, görevlerinizde üstün başarılar diliyorum. Kalın sağlıcakla. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

47,967 次观看 • 1 年前

📍FETÖ firarisi Emre Uslu, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu suikastıyla ilgili hazırladığı videoda Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’e ve Aydınlık’a saldırdı. 📍Aydınlık, 2011’de hazırlanan Devlet Denetleme Kurulu (DDK) raporunu inceledi. Rapora göre, BBP’lilerin helikopter tutulması için ilk firmayla yaptığı yazışmanın tarihi 12 Mart 2009. Yazıcıoğlu’nun o gün helikopter tutacağı, hayatını kaybettiği 25 Mart’tan en az 13 gün önce belliydi. 📍Uslu, 31 Ağustos’ta hazırladığı videoda DDK raporunu okudu. Israrla 12 Mart’taki yazışmaların kiralama işleminin yapıldığı firma değil bir önceki firma olduğunu söyledi. Evet, Uslu haklı! Zaten bunun aksini savunan da yok! Ancak Uslu bir doğruyu söylerken bir gerçeği gözlerden kaçırmaya çalışıyor, eline alıp videoda gösterdiği raporda mitinglerin tarihi de nerelerde yapılacağı belli. Dikkat edilirse gösterdiği raporda mitinglerin olacağı yerler görülüyor. 📍Uslu, “Teknik komisyonun incelemesi var. Helikopter esasen kötü hava şartları nedeniyle düşüyor. Helikopterde 68,5 kilo fazla yük var. Son anda bir kişi daha biniyor ve 68,5 kilo fazla oluşuyor. Pilotun hatası nedeniyle helikopterin düştüğünü rapor tespit ve teyit ediyor.” diyor. 📍68,5 kilo fazla yük iddiası, Emre Uslu’nun savunduğu gibi DDK’nın saptaması değil, Kaza Soruşturma Kurulu’nun saptaması. Aksine DDK raporunun 202’nci sayfasında bu iddia çürütülüyor. Helikoptere sonradan binen birisi yok! Hava aracının kaza esnasındaki ağırlığı, helikopterin performansını etkileyecek düzeyde değil! Raporun ilgili sayfasını paylaşıma ekliyorum. 📍Peki Emre Uslu ne yapmaya çalışıyor? Uslu, psikolojik savaşın gri propaganda yöntemini kullanarak FETÖ’nün suikasttaki rolünü perdelemeye çalışıyor. Böylece hem olaydan önce Malatya’da toplantı yapan FETÖ’nün mahrem imamlarını hem de olayla ilgisi olduğu değerlendirilen F-4’ün silah subayı ile pilotunu aklıyor. 📍Arama kurtarma çalışmalarının yanlış yönlendirildiği ortada. Aydınlık daha önce bunları haber yaptı. Soruşturma devam ediyor. Suikastın karanlıkta kalan yönleri açığa çıkacaktır. Uslu’nun çabası boşa F-4’ün iki pilotu, hadi onun dediği gibi olsun biri silah sistem subayı, ilk kez şüpheli olarak ifade verdi. 📍Sadede gelirsek Org. Eşref Bitlis, Uğur Mumcu, Muhsin Yazıcıoğlu, Kaşif Kozinoğlu… Dosyalar raftan iniyor. Yargı, Gladyo’nun direnç duvarlarının üzerine gidiyor. FETÖ firarilerinin asıl telaşı da bundan. 2016’dan sonra çoğu Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Genel Müdürlüğü, yargı içinde olmak üzere kamudan 144 bin FETÖ mensubu temizlendi. Şimdi sıra Gladyo’nun direnen unsurlarında. Haberimizin tamamı 👇

Özlem Konur Usta

11,253 次观看 • 24 天前

🟠İran 3. ve 4. Füze dalgalarında bölge genelindeki Amerikan üslerini füze ve insansız hava araçlarıyla vurdu, bir destek gemisi hizmet dışı kaldı Cumartesiyi Pazara bağlayan gece, bölgede benzeri görülmemiş bir askeri tırmanma yaşandı. İran Devrim Muhafızları Ordusu, "Sadık Vaat 4" operasyonunun üçüncü ve dördüncü dalgaları kapsamında, birkaç Körfez Arap ülkesindeki Amerikan tesis ve üslerini hedef alan eş zamanlı ve geniş kapsamlı bir dizi saldırı başlattı. Bu saldırılar, Cumartesi günü Tahran ve çeşitli şehirlerdeki sivil hedefleri vurarak 200'den fazla şehidin ölümüne ve yüzlerce kişinin yaralanmasına neden olan İsrail-Amerikan saldırganlığına bir yanıt olarak başlatıldı. Operasyonun üçüncü ve dördüncü dalgaları olarak tanımlanan İran saldırıları, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün'deki hedeflerin yanı sıra Hint Okyanusu'ndaki hedefleri de vurdu. Detaylara göre, Devrim Muhafızları Kuveyt'teki "Abdullah el-Mübarek" bölgesinde bulunan bir Amerikan deniz üssünü 4 balistik füze ve 12 insansız hava aracıyla vurduklarını açıkladı. Açıklamaya göre bu saldırı, "temel altyapıların imhasına ve çok sayıda Amerikan askerinin ölümüne ve yaralanmasına neden oldu". Ayrıca, İran insansız hava araçları, Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki "Cebel Ali" limanında bulunan ve Amerikan deniz unsurlarına mühimmat taşımakla görevli "MSP" tipi bir gemiyi hedef aldı. Aynı açıklamaya göre bu saldırı geminin "tamamen hizmet dışı kalmasına" yol açtı. Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki Amerikan üsleri de bu tırmanmadan nasibini aldı. Dubai'deki lüks Burç el-Arab oteli bir insansız hava aracı saldırısına uğrarken, savunma füzelerinin parçaları Dubai Uluslararası Havalimanı'na düştü. İran füzeleri ayrıca Cumeyra Palmiye adasındaki Amerikan mevzilerini de vurdu. İran Devrim Muhafızları Halkla İlişkileri, Suudi Arabistan Krallığı'ndaki Amerikan Ordusu'na ait Prens Sultan Hava Üssü'nün, devam eden askeri operasyonlar kapsamında İran füzeleri ve insansız hava araçları tarafından vurulduğunu açıkladı. Ayrıca, Amerikan özel kuvvetleri ve komandolarının karargahı olan Irak'taki Erbil üssünün de hedef alındığı teyit edildi. Bu operasyonun bölgedeki Amerikan askeri hareketlerine bir yanıt olarak gerçekleştirildiği belirtildi. Saldırılar Ürdün'e de uzandı. Devrim Muhafızları oradaki bir Amerikan üssünü de hedef aldıklarını açıkladı. Bahreyn ise, başkent Manama'da Amerikan askerlerinin kullandığı bir binayı vuran bir insansız hava aracı saldırısına maruz kaldı. Bahreyn İçişleri Bakanlığı, sivil savunma ekiplerinin üç binadaki hasarla ilgilendiğini duyurdu. Devrim Muhafızları yaptığı açıklamada, önceki operasyonlara kıyasla "daha gelişmiş" ve "daha yüksek hassasiyet ve güçte" füzeler kullandıklarını teyit ederek, gelecek dalgaların "daha güçlü ve etkili" olacağı uyarısında bulundu ve düşman birimleri için "cehennem kapılarının açık kaldığını" vurguladı.

Erhan Güngör

36,640 次观看 • 7 个月前

BEDELLİ-PIRLANTAYA VERGİ Türkülere konu olmuş bir gerçekliğimizdir zenginimiz bedel verir, askerimiz fakirdendir. Şehit evleri sıvasız evlerdir, şehit evleri yokluk evleridir ve maalesef zenginimizin bedeli artık kanunla bir güvence sağlanmış durumdadır. Ordumuzun bugünkü personel yapısına baktığımızda subaylar, astsubaylar, uzman erbaşlar, sözleşmeli erler ve yedek subayların ordumuzun operasyonel kapasitesinin neredeyse % 100'ünü karşıladığını gördüğümüzde tam anlamıyla profesyonel bir orduya taraftar olduğumuzu ifade etmeliyiz. Tam anlamıyla profesyonel bir orduya geçtiğimizde o zaman kimin bedel ödeyerek askerlikten yırttığı, kimin bedel ödeyemeyerek evine şehit bayrağı astığı tartışmalarından da kurtulmuş oluruz. Ama bedelli askerlik mademki yasamızda var o zaman kendi içinde de birtakım tutarlılıklar olmalı. Mesela bu bedelli askerlik içerisinde yurt dışında yaşayanlar bedel ödediğinde kışladan muaf kalıyorlar ama yurt içinde yaşayan arkadaşlar bedelini ödemesine rağmen kışlaya gitmek zorunda kalıyor. Bu ikisinin arasındaki fark nedir? Biz bir aylık süre içerisinde ne temel savunma eğitimini ne temel saldırı eğitimini ne bir afet kurtarma eğitimini veremediğimiz hâlde bu kişileri kışlaya çekerek bir ay boyunca yeme, içme, tedarik, lojistik ve onlarla ilgilenen personel açısından niçin maliye için ek bir yükümlülük doğurmaktayız? Diğer tarafından 2016 ve 2017 yıllarında bin euroya kadar düşen yurt dışı vatandaşlarımız için bedel ödemenin, bugün 8-10 bin euro aralığına çıktığını görmekteyiz ve şunu biliyoruz: Bu gençlerin birçoğunun çifte vatandaşlığı var. Bu memleketle tek bağları vatan sevgisi, devlet sevgisi, millet sevgisi ve 8-10 bin euroluk ödemeler bu vatandaşlarımızın bir kısmının vatandaşlıktan çıkma riskini dahi doğuracaktır. Şöyle savunma yapılıyordu: "savunma sanayisine bütçe lazım." Olur ya, kanunu okuyanlar ne okuduğunu anlamaz diye değişiklik önergesi getirmişler. "Aman ha! Yanlış anlamayın, bu paranın yüzde 80'i genel bütçeye gelir kaydedilecek." deniliyor yani bedelli askerlik için elde edilecek tahsilatın yüzde 20'si savunma sanayisine, yüzde 80'i ise garanti ödemeli yollara, köprülere, şehir hastanelerine aktarılacak. Peki, bedelli askerlikten para toplarken nereden feragat ediyoruz? İşsizlik ödeneğinde işsizin hakkından, kara gün parasından feragat ediyoruz. Az sonra, bir önerge ile, 18'inci maddeyle birlikte değerli taşlardan alınması gereken vergi düzenlemesini geri çekiyor iktidar. Allah aşkına, soruyoruz: Pırlanta ve elmastan alınacak verginin size vereceği zararı nedir? Bunun niçin getirdiniz, niçin geri çekiyorsunuz? maliyenin asgari ücretliden, dar gelirliden, emekliden bırakın en küçük esnaftan bile beş kuruş gelir elde etmenin peşinde koştuğu bir dönemde niçin pırlanta gibi, elmas gibi veya benzeri değerli taşlarla ilgili bir vergi düzenlemesini şu anda geri çekiyorsunuz? Deyim yerindeyse, meteliğe kurşun atıyoruz. Bedelli askerlik yapacak çocukların cebindeki paraya göz dikmişiz, işçinin cebindeki paraya göz dikmişiz. İşsizlik Fonu'ndan işverene para aktarıyoruz ama pırlantayla ilgili yapılacak bir vergi teklifini bugün geri çekiyorsunuz. Sevgili AK PARTİLİ arkadaşlar, vicdanlı, dürüst, namuslu insanlar olduğunuzdan yana bir endişemiz yok. Size soruyorum, Allah aşkına, sigaranın ve alkolün reklamının yasak olduğu bir dönemde, molla, seyithan Mehmet Sait Yaz Hocama soruyorum: Biz niçin bahis reklamını tamamen yasaklamıyoruz? Dilimizde tüy bitti, iki haftadır burada yalvarıyoruz, "Şu bahis reklamlarını yasaklayın." diyoruz. İnsanlar intihar ediyorlar, evler yıkılıyor. Polislerimiz intihar ediyor, memurlarımız intihar ediyor, gençlerimiz intihar ediyor. Maliyeye buradan gelecek paradan Allah bereketini kaçırır. Gelin bahis düzenlemesinde de tıpkı pırlantayla ilgili düzenlemeyi tekririmüzakereyle geri çekeceğiniz gibi reklamı tamamen yasaklayalım, bahsin kendisini yasaklayalım diyorum, saygıyla selamlıyorum.

Mehmet Emin Ekmen

18,927 次观看 • 5 个月前

📸 Gabi Guimaraes'in Açıklaması "Buraya bazı haberler vermek için uğradım... Maalesef bu yıl Milletler Ligi'nin final aşamasında yer alamayacağım. İyileşme sürecim çok iyi gidiyor, ben de iyiyim. Rio de Janeiro'da düzenlenecek olan ve Olimpiyat Oyunları için eleme niteliği taşıdığı için bizim için çok önemli olan Güney Amerika Şampiyonası'na en iyi şekilde dönebilmek için hazırlanıyorum. Önemli bir aşamadayım; havuz çalışmaları ve pilatesten geçtim, şimdi de ağırlık/fiziksel antrenman çalışmalarıma başladım bile. Ama her neyse, birçok kişi endişelenip mesaj atıyor, sokakta karşılaştığımda bana durumumu soruyor... Öncelikle herkesin gösterdiği bu sıcak ilgi ve sevgi için çok teşekkür etmek istiyorum. Ancak gerçekten de iyileşme sürecim için biraz daha uzun bir zamana ihtiyacım oldu. Bu durum, aslında uzun yılların getirdiği yoğun takvimin yarattığı bir yıpranma. Altyapı milli takımına ilk adım attığım 15 yaşımdan beri yıllardır aralıksız kulüp-milli takım, kulüp-milli takım döngüsüyle devam ediyorum. Sonrasında zaten 17-18 yaşlarımda A milli takıma dahil oldum. Yani bu hesapla, bu yoğun ritimde geçen tam 16-17 yıl oldu. Milli takımdan uzak kalmak zorunda kaldığım anlar çok azdı; bunlardan biri, 2017 yılında sağ dizimden olduğum ameliyattı. O zamandan beri bu formayı giymek için her zaman hazır bulundum ve elimden gelenin en iyisini yaptım. Maalesef şu an, en iyi şekilde iyileşebilmem için bu duraklama gerçekten gerekliydi. Teknik heyetle ve sağlık ekibiyle ortak bir karara vardık; %100 iyileşebilmem için çok iyi bir protokol hazırladık. Aslında vücudum bir süredir sinyaller veriyordu; birkaç yıldır zaten bu sakatlıkla mücadele ediyordum. Vücudum, bir noktada durmam gerekeceğine dair sinyalleri aslında uzun zamandır veriyordu. Birçok kişi, 'Kaburga sakatlığı yüzünden mi?' diye sordu. Elbette kaburga sakatlığı tüm vücutta bir dengesizlik yaratıyor. Eğer dizimde biraz daha fazla ağrı hissediyorsam, vücudun başka bir bölümüyle bunu telafi etmeye çalışıyorum ve bu tamamen normal. Ancak aslında durma sebebim tam olarak kaburga sakatlığım değil, daha çok az önce bahsettiğim o yoğun takvimden kaynaklanıyor. Ama durum bu; bence en önemlisi, hem kulübümün hem de milli takımın benim %100 iyileşebilmem için aynı fikirde olması. Bana çok iyi bakılıyor ve çok iyi bir destek alıyorum. Bu kez evde kalıp kızları ekran başından bol bol destekleyeceğim. Maalesef yakın zamanda Julia Kudiess'in sakatlığı da oldu. Gerçekten bizim için hem hücumda hem de savunma sistemimizde, blokta ve serviste çok önemli bir emniyet unsuruydu, büyük bir fark yaratıyordu. Genç yaşına rağmen sahada çok büyük bir liderlik gösteren, eksikliğini hissedeceğimiz bir oyuncu. Ancak ben burada desteğimi sürdürüyorum. Her zaman söylediğim gibi; sürece inanmak gerekiyor. Şu an kendi kontrolümde olan şeylere odaklanıyorum: iyileşmeme, uykuma, beslenmeme ve zihnime dikkat ediyorum. Böylece kızlar Milletler Ligi'nden döndüğünde takıma en iyi şekilde yeniden katılabilir, yine %100'ümü verebilir ve hep birlikte bu Güney Amerika Şampiyonası'nı kazanabiliriz. Genel olarak, gösterdiğiniz sevgi ve destek için herkese gerçekten çok teşekkür ederim. Hakikaten çok fazla insan endişeli mesajlar gönderdi. Bu videoda herkese iyi olduğumu, iyileşme sürecimin çok iyi gittiğini söyleme şeklim olsun. Belo Horizonte'de Fábio ile birlikteyim, tüm protokole uyarak çok iyi bakılıyorum; yani her şey yoluna girecek. Kızlar için de bu final aşamasında her şey çok güzel olacak; biz de bizim için çok önemli olan desteğimizi sürdüreceğiz. Kocaman öpücükler ve teşekkürler!"

Gibby

334,808 次观看 • 2 个月前