Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

İstanbul Üniversitesi'nde öğrencilerin Ekrem İmamoğlu eylemi devam ederken diğer yanda Vatan Emniyet yakınındaki barikatlara yurttaşların gidişi sürüyor

10,108 Aufrufe • vor 1 Jahr •via X (Twitter)

2 Kommentare

Profilbild von Alper tunga Yorguntürk
Alper tunga Yorguntürkvor 1 Jahr

Hahaha

Profilbild von MyBaseGuide
MyBaseGuidevor 1 Jahr

Empower your child's future today with iLEAD Schools. They are a proud supporter of military families and their children at Edwards Air Force based.

Ähnliche Videos

İMAMOĞLU'NUN AVUKATI, KENDİ DİLİYLE İ.Ü'DE YAPILAN USULSÜZLÜĞÜ İKRAR ETTİ. İşte belgeleri... Az önce gerçekleşen basın açıklamasında Ekrem İmamoğlu 'nun Avukatı Mehmet Pehlivan, İstanbul Üniversitesi'nde yapılan usulsüzlüğü kendi diliyle ikrar etti. Pehlivan, açıklamasında Ekrem İmamoğlu 'nun İstanbul Üniversitesine yatay geçişi hakkında, "1982 yılında Resmi Gazete'de yayınlanan, "Yükseköğretim Kurumları Arasında Önlisans ve Lisans Düzeyinde Yatay Geçiş Esaslarına Dair Yönetmelik belirlemiş. Yani bu kriterler tüm üniversitelere geçişte aynı. Bu şu demek; üniversite bu kriterleri tutturamayanlara torpil yapamaz" dedi. Pehlivan'ın dayanak yaptığı, 21 Ekim 1982 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan yönetmeliğin 2. maddesi şu şekilde: "Yatay geçişler ancak eş değer eğitim programları uygulayan yükseköğretim kurumları arasında ders yılı başında ve dersler başlamadan önce geçiş için başvurulan fakülte ve yüksekokulların yönetim kurullarının kararı ile yapılır. Akademik yıl içinde geçiş yapılamaz." Yönetmeliğin 2. maddesinde çok açık bir şekilde yatay geçişlerin ancak, YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI arasında gerçekleşebileceği ifade edilmekte. Şimdi gelelim 22 Ocak 1992 tarihli bir belgeye. Söz konusu bu belge, Serdar S. isimli bir vatandaş, dönemin SSK'dan aylık aldığını, Kıbrıs'taki Lefke Üniversitesi'nde eğitim gördüğünü ve almış olduğu aylığının devam ettirilmesini talep ediyor. Serdar S.'nin bu talebi üzerine SKK, YÖK'e başvurarak Serdar S.'nin okuduğu Lefke Üniversitesi'nin hangi okula denk olduğunun bilgisini istiyor. SSK'nın başvurusu üzerine dönemin YÖK Yürütme Kurulu toplanıyor ve "Oturum No: 4, Oturum Tarihi: 22/01/1992" şeklinde bir cevap yazısı yolluyor. YÖK tarafından SSK'ya yollanan bu karar yazısında, KKTC'de sadece Doğu Akdeniz Üniversitesi'nin YÜKSEKÖĞRETİM olarak kabul edildiği, bu üniversite dışında kalan ve aralarında Ekrem İmamoğlu 'nun yatay geçiş yaptığı Girne Amerikan Üniversitesi'ninde yer aldığı 4 üniversitenin YÜKSEKÖĞRETİM KURUMU OLARAK TANINMASININ MÜMKÜN OLMADIĞINA karar veriyor. İşte bu belge, bugün yapılan Ekrem İmamoğlu 'nu kurtarma operasyonunun çökmesi demek. Delil getirdikleri yönetmeliğin 2. maddesi ve YÖK tarafından SSK'ya yollanan yazıya göre Ekrem İmamoğlu , 22 Ocak 1992 tarihinde ifade edildiği gibi YÜKSEKÖĞRETİM KURUMU olarak KABUL EDİLEMEYEN Girne Amerikan Üniversitesi'nden 1982 yılında Resmi Gazetede yayınlanan yönetmeliğin 2. maddesine göre yasal olarak geçiş yapamaz. ÇÜNKÜ, GAÜ, O TARİHTE VE YÖK'ÜN SSK'YA YOLLADIĞI 1992 TARİHLİ BELGEYE GÖRE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMU OLARAK KABUL EDİLMİYOR...

Emre Ercis

155,322 Aufrufe • vor 1 Jahr

Özgür Özel: “Ekrem İmamoğlu’nun Yanındayız, Her Yerde Olacağız” CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının dördüncü gününde Saraçhane’de on binlerce kişiye seslendi. Özel, İmamoğlu’nun savcılık sorgusuna girdiğini belirterek, “Bu akşam Saraçhane’ye sahip çıkıyoruz. Ancak bundan sonra Ekrem Başkan’a yönelik herhangi bir kötü niyet veya haksızlık devam ederse, nereye gitmemiz gerekiyorsa orada olacağız. Bundan herkes emin olsun” dedi. “Saraçhane’yi Size Emanet Ediyorum” Özel, İmamoğlu’nun kendilerine “İstanbul’un emaneti Saraçhane’yi size bırakıyorum, orada olun” mesajını ilettiğini aktardı. Bu çağrıya uyduklarını ve Saraçhane’yi koruyacaklarını ifade eden Özel, “Ekrem Başkan’ın sorgusu en az 5 saat sürecek. Eğer mahkemeye sevk edilirse, süreç sabahın ilk ışıklarına kadar uzayabilir. Biz bu süreci yakından takip edeceğiz” diye konuştu. “Dünyanın En Çok İzlenen Videosu” Özel, dün akşam Saraçhane’de Ekrem İmamoğlu için hazırlanan ışıklı klibin 8,5 milyon kez izlenerek dünyanın en çok izlenen videosu haline geldiğini söyledi. “Bu, Ekrem Başkan’a olan sevginin ve desteğin bir göstergesidir” diyen Özel, sanatçı Zülfü Livaneli’yi sahneye davet etti. Zülfü Livaneli’den Coşkulu Performans Livaneli, sahneye çıkarak “Yiğidim Aslanım” ve “Ey Özgürlük” şarkılarını seslendirdi. Şarkılara alandaki kalabalık da eşlik ederken, Livaneli, “Ekrem İmamoğlu’nun ekmek kadar temiz, su gibi aydın bir belediye başkanı olduğunu biliyoruz. En kısa zamanda hak, hukuk, adalet ve Ekrem Başkan burada size seslenecek” dedi. Livaneli, konuşmasında gençlere seslenerek, “Sizi görünce ülkemin geleceği için umutlarım artıyor. Önünüzde hiçbir güç duramaz. Devrim ateşi sönmeyecek” ifadelerini kullandı. “Muhalefet Birlikte Hareket Ediyor” Özel, dün gece Saraçhane’ye tüm muhalefet partilerinin destek verdiğini belirterek, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak kendimizi bu meydanın sahibi değil, en önemli bileşenlerinden biri olarak görüyoruz. Tüm partileri, oluşumları ve burada sesini duyuran herkesi selamlıyorum” dedi. #ÖzgürÖzel #Ekremİmamoğlu #Saraçhane #CHP #Demokrasi #İstanbul

Nokta Atışı

23,276 Aufrufe • vor 1 Jahr

İstanbul Üniversitesi karar verdi. Ekrem İmamoğlu'nun diploması İPTAL edildi. 🫶👏 İmamoğlu, işlemediğimi bildiği halde sırf hedef göstermek için hakkımda "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma ve hakaret" suçlarından şikayette bulunmuştu. Bugün gelinen nokta bizi haklı çıkardı. Ne dediysek o! Kurultay dahil olmak üzere her şeyi para ile satın almaya alışmış İmamoğlu, umarım bu karardan ders çıkarır. Ne diyelim öğrenmenin yaşı yok! Kurultay soruşturması da halen devam ediyor. Bakalım oradan ne çıkacak. Takip ediyoruz. Ekrem İmamoğlu'na bugünden sonra pırıl pırıl bir eğitim hayatı dilerim. İlk fırsatta sınava girip diploma alacağından şüphem yok. Mezuniyet töreninde de eğer davet ederse mutlaka yanında olmak isterim. 🧿 Bu topraklarda dişiyle tırnağıyla bir yerlere gelmeye çalışan, gecesini gündüzüne katan vatan evlatları var. Toplumun sinir uçlarıyla bu denli oynayan siyasetçilerin metazori adaylıkla kazanamayacağı böylece anlaşılmış oldu. Bundan Cumhuriyet Halk Partisi de ders çıkarmalıdır. Bu süreçte beni yalnız bırakmayan ve aynı zamanda yatay geçiş usulsüzlüğünü ortaya çıkaran başta Erdem Atay ve Engin Balım olmak üzere tüm Veryansın Tv ekibine teşekkürü borç bilirim. İyi ki varsınınız. Hep var olun. 🙏Sonsuza dek usulsüzlüğün, yolsuzluğun ve hukuksuzluğun karşısında adaletin, iyinin ve doğrunun yanındayız. Atatürk ilkelerinden ve Cumhuriyetin kurucu değerlerinden sapmadan yolumuza devam edeceğiz. 🇹🇷 Bundan sonraki sürecin tüm muhalefet partilerince, emperyalistlerin değil vatanın ve milletin çıkarı gözetilerek yürütülmesini temenni ediyorum. Adalet mülkün temelidir. Kalın sağlıcakla✋️

Av. Berk Dokucu

69,996 Aufrufe • vor 1 Jahr

📢İmamoğlu'na Ateş Püskürdü! Nedim Şener Çileden Çıktı: "Böyle Bir Yolsuzluğu Ancak Bir Şeytan Düşünür!" 🔴Gazeteci Nedim Şener (Nedim Şener 🇹🇷) İBB Soruşturmaları kapsamında tutuklanan Ekrem İmamoğlu ve Murat Ongun'a Zehir Zemberek Sözler Söyledi: ⚪️"Boğazın Avrupa Yakasını İmamoğlu, Anadolu Yakasını Murat Ongun Almış! CHP'nin hangi vekili, yeni-eski Genel Başkanı Acarkent'in önünden geçebilir, soruyorum! Ama İmamoğlu'nun Basın Sözcüsü Murat Ongun, yıllık 5 milyon liraya orada oturabiliyor! Bunları Ancak Bir Şeytan Düşünebilir, normal bir insan bunları yapamaz!" 🔴"İstanbul Boğazı'nın Avrupa Yakası'na İmamoğlu yerleşiyor. 1.5 Milyar Liralık villaları 15 milyona devir alıyor, etrafındaki arsayı da inşaat yapılmasın diye 156 milyon liraya İBB'ye zorla istimlak ettiriliyor. Tamam mı, nasıl! Bunları sadece bir şeytan düşünür! Normal bir insan bunları yapamaz! Boğazın diğer yakasına bakıyorsun, Murat Ongun'u görüyorsun. Boğazın Avrupa tarafı İmamoğlu, Anadolu tarafı da Ongun." 🔴"Ben soruyorum, CHP'nin bir milletvekili, CHP'ye yakın bir işadamı, CHP'nin eski-yeni genel başkanı hiç fark etmez, bir tanesi bile Acarkent'in önünden geçebilir mi acaba! Nasıl olur da Basın Sözcüsü orada oturur! Adam bir de yalan söylüyor, 'Ben kira yardımı alıyorum' diyor. Şimdi kira yardımı alan insan kirasını bir yıl öncesinden eşinin banka hesabından 3.7 milyon TL olarak ev sahibine havale edebilir mi? Buna kim inanır! Yıllık 50-60 Bin lira da diğer masraflar var, yani yıllık 5 milyon lira ya! Şimdi sadece buna bak, hep diyoruz 5 milyon liraya insan oturacağı evi alır ya! Yıllık kirası 5 milyon lira olan bir evi almayı hayal bile edemeyecek gençleri CHP, İmamoğlu için sokağa sürüyor. Hiçbir siyasetçinin çocuğu eylemlerde görünmüyor, hep garibanlar var. Bu çocuklar yolsuzluk, usulsüz, rüşvetçi takımın kavgası için öne sürülmüştür! Onlar da bundan bir demokrasi kahramanı çıkarmaya çalışıyor. Fakat bundan ancak sahtekarın yolculuğu çıkar, başka bir şey çıkmaz!" #CHP #İmamoğluTutuklandı #Ekremİmamoğlu #Yolsuzluk #İBB #İBBSoruşturmaları #MuratOngun #Dolar #KaraPara #EkremİmamoğluTutuklandı #SonDakikaİBB #ÖzgürÖzel

Haber Global

97,712 Aufrufe • vor 1 Jahr

🇹🇷 ŞEHİT EŞİNE 🇹🇷 BASKI / MOBİNG YAPACAK ADAM DAHA DOĞMADI ‼️ 😡 #Skandal Az önce Şehit Eşi Feray Demirkıran Yengemizi, geçen haftalarda ki ÇANAKKALE yangınında evleri maalesef yandığı için hal hatır sormak adına aradım. ( Yanan Evin videosu aşağıda ) Ağlamaklı ve sinirli bir ses tonuyla açınca zorlayarak ne olduğunu anlatmasını istedim. İ.B.B.’ye Bağlı #İSPER kuruluşu olan Anadolu yakasında ki bir Okulda ‘MÜDÜR’ olarak görevli olduğunu biliyorum. Genel Müdür Yardımcısı olan Adil Güçlü KIRMIZI’nın kendisini çağırtarak, Müdürlükten almak istedikleri ve akabinde #İstifa edip gitmesi yönünde telkinde ( mobing !) bulunduklarını söyleyince sinirlerim zıpladı. Evlerinin yandığı gece, ertesi gün işe öğleden sonra gelmesi gerekçe gösterilmiş. Senin evin hiç yandı mı ADİL ? Ayrıca Asker - Polis bir Şehit eşiyle konuşurken, baskı / mobing yapma cesaretini kimden alıyorsunuz siz ? 😡😡 Diğer tanıdıklara sorunca da perde arkasının ne olduğunu anladık zaten. O konuya sonra geleceğiz ‼️ Kişisel menfaatlerinize kulp takarak sindiremezsiniz bizi. Bu dakika itibariyle Hem Polis Çocukları Yard. Dayn. Derneği Derneğimizin yönetici Feray Yengemizi hem de ablamızı savunmak için Av. Oğuzhan Türk -Tarık Buğra Doğan - Gizem Altıntaş Avukatlarımız başta olmak üzere el birliğiyle bu işin takipçisi olacağız ‼️ Sn. Özgür Özel Sn. Murat BAKAN Sn. Yalçın Doğan 🇹🇷 Taner BAŞ Bombacimlym3 Mete Altıntaş🇹🇷🇦🇿 Asli36 Abuzer Baklavacı Mehmet Koyuncu Serkan Tanyildizi İBB HABER İBB Kültür İBB Tekzip İBB Kültür AŞ İstanbul Büyükşehir Zabıta İstanbul Emniyet Müdürlüğü TC İstanbul Valiliği T.C. İçişleri Bakanlığı Banu Saraçlar Yiğit Oğuz Duman Ekrem İmamoğlu CHP 🇹🇷 CHP İstanbul Gençlik Kolları @CHP_istanbulil Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü Marmara Şehit Aileleri Derneği Türk Polis Teşkilatı

TURAN EŞELİOĞLU 🇹🇷͜͜͡͡✯

70,034 Aufrufe • vor 11 Monaten

Çağlayan Adliyesi'ndeyiz; bekleyişimiz devam ediyor, savcılık beyanları bitmedi. 20.00 itibariyle Necati Özkan’ın beyanı savcılıkta devam ediyor. Diğer beyanlar tamamlandı. Milletvekili arkadaşlarımızla birlikte buradayız, süreci takip ediyoruz. Sabah saat 10’dan beri buradayız. Bu arada emniyette verilen ifadeleri okuma imkanımız da oldu. Ben neredeyse tamamını okudum. Esas dayanak olarak gösterilen 362 sayfalık beyanı da inceledim. O beyanlara baktığımızda, dayanaktan yoksun olduklarını; özellikle Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan bakımından herhangi bir irtibatın bulunmadığının açıkça ifade edildiğini görüyoruz. Ekrem İmamoğlu’nun ifadesi az önce tamamlandı. Kendisine yöneltilen tüm sorulara yanıt verdi. Kesinlikle bu şahısla bir irtibatının olmadığını, kendisini tanımadığını, 2019 seçimlerinden sonra yanında giyimi nedeniyle hatırladığı bir kadınla birlikte geldiği için o kişiyi yalnızca giyiminden hatırladığını söyledi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanını bu kadar ağır bir suçlamayla karşı karşıya getireceksiniz, büyük önlemler alacaksınız, kamuoyunda büyük bir algı yaratmaya çalışacaksınız ama elinizde hiçbir kanıt, hiçbir delil başlangıcı olmayacak. Ayıptır; insanların onurlarıyla bu kadar ucuz bir biçimde oynayamazsınız. Asıl itibarıyla Ekrem İmamoğlu’na şunu soruyorlar; “Sen 2019 seçimlerini neden kazandın? Nasıl kazandın? Hangi çalışmaları yaptın?” Bir avukat olarak söylüyorum; 362 sayfalık beyanları ve bugün savcılıkta verilen beyanları okudum. İtirafçı olduğu iddia edilen şahsın, Sayın İmamoğlu’nu suçlayabilecek veya onunla bir irtibatını gösterebilecek hiçbir kanıt dosyada yok. Bir belediye başkanını bu kadar ucuz biçimde en ağır suçlamalarla itham etmek kabul edilemez. Sulh Ceza Hakimliklerinin bulunduğu yerdeyiz; burada büyük güvenlik önlemleri alındı. Daha önceki örneklerden de biliyoruz; güvenlik güçleri sevk edildi, bariyerler kondu. Biraz sonra işlemler tamamlandığında hangi durumla karşı karşıya kalacağımızı biliyoruz. Ancak şundan emin olun ki bu soruşturma dosyası tamamen siyasal iletişime dönük. Şimdiye kadar yürütülen soruşturmalarda kamuoyunda bir algı oluşturamayınca, böyle yalan, yanlış ve vicdansız iddialara başvuruyorlar. #Ekremİmamoğlu #ÇağlayanAdliyesi

Sezgin Tanrıkulu

32,916 Aufrufe • vor 9 Monaten

HASAN İMAMOĞLU VE AVUKATI, YAKAYI NASIL ELE VERDİ? Umarım bu bilgileri, Ekrem İmamoğlu'nu aklamak için ortaya namusunu ve şerefini koyan Sn Özgür Özel de okur... Ekrem İmamoğlu, 19 Mart 2025 sabahı gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından Avukatı Mehmet Pehlivan, Halk TV'ye çıkarak Sarıyer'deki villalar hakkında aşağıda paylaştığım videoda yer alan açıklamaları yapmıştı. Pehlivan, açıklamasında, "İmamoğlu İnşaat'ın Güllece Tarımcılık isimli şirketin hisselerini satın aldığını, hisseleri 15 Milyon TL'ye değil 48 Milyon TL'ye aldığını, Ali Nuhoğlu ile bir sözleşme yapıyor, sözleşmeye göre 48 Milyon TL'ye satın alınan şirketin 15 Milyon TL'si nakit vadeli çeklerle, 48 Milyon TL'den geri kalan 33 Milyon TL'de adresi belirtilen İmamoğlu İnşaat'a ait bir taşınmazı devrederek ödediğini, sözleşmenin devamında şirketin değerini belirleyen varlığının 2 villa olduğunu, şirketin borcunun 87 Milyon TL olduğunu ve İmamoğlu İnşaatın şirketin borcunuda devraldığını, 48 Milyon + 87 Milyon TL olarak aldığını, şirket kayıtlarının vergi denetleme kurulundan alındığını ve herhangi bir sorun görünmediğini, İmamoğlu İnşaat şirketi, toplamda 135 Milyon TL'ye Güllüce Tarımcılık isimli şirketi Ali Nuhoğlu'ndan aldığını, üstlenilen 87 Milyon TL'lik borcun ödenmesi noktasında Ali Nuhoğlu tarafından bir ara buluculuk başvurusu yapıldığı, 87 Milyon TL'lik borcun Ali Nuhoğlu'na ödenmediği için bir anlaşma yapıyor, anlaşmaya göre sahibi olduğu 2 villayı devredeceğini devretmediği takdirde o günkü dolar kuruyla bunun karşılığını ödeyeceği yönünde anlaşma yapıldığını" söyledi. Mehmet Pehlivan'ın bu açıklamalarının tarihi 7 Nisan 2025. Açıklamanın üzerinden 7 ay geçti. Aradan geçen bu 7 ay içinde Ali Nuhoğlu, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak itirafçı olurken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kurumlar arası yapılan yazışmalar ve talep edilen raporlar doğrultusunda, söz konusu hisse devri eylemiyle alakalı somut belgeler, soruşturma dosyasında yerini aldı. Ali Nuhoğlu, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadesinde özetle: "Sarıyer de bulunan iki adet villayı kurmuş olduğum, GÜLLÜCE TARIM AŞ.'ye aldım. Bu villaları satın almamdan devre kadarki süreç içerisinde bu villaların bulunduğu şirkete ilişkin tüm mali ve muhasebe, vergi tüm işlemlerinin takibini İMAMOĞLU İNŞAAT'ın yetkilileri yürütmüştür. Bu şirketi ben 2024 yılının Mart ayında İMAMOĞLU İNŞAAT'a devrettim. Devirle alakalı bu süreçte 15 Milyon TL ve Beylikdüzü'nde 6+1 villa vereceklerine (toplamda 48 Milyon TL) ilişkin bir sözleşme yapıldı. Bu olayların basında çok tartışılması üzerine Şubat ayı içeresinde formaliteden bir ek sözleşme 87 Milyon TL cari borç tanımı altında ne olduğu belirsiz ibare eklediler. Eğer bu para ödenmediği takdirde iki adet daha villanın verileceğine dair sözleşmenin kapsamını genişlettiler. Şirketin devrinden sonrasında toplam bedeli 15 Milyon TL olan 3 adet çek verildi. Söz konusu olayın meydana geliş şekli anlattığım gibidir. GÜLLÜCE TARIM benim üzerimdeyken söz konusu villalara yapılan yaklaşık 15 Milyonluk tadilat işleri de tarafımca karşılanmıştı." dedi. Bugün ifade için İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne gelen Hasan İmamoğlu'na, GÜLLÜCE TARIMCILIK isimli şirketin hisse devri konusuna yönelik önce savcılık makamının elde ettiği şu deliller ve tespitler sunuldu: "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu(TMSF) tarafından, Başkanlığımıza gönderilen ve söz konusu şirketler arasında imzalanan Hisse Devir Sözleşmesinde, Güllüce Tarımcılık şirketinin hisselerinin tamamına 48 Milyon TL değer biçildiği, İmamoğlu İnşaat A.Ş tarafından söz konusu hisse devrine ilişkin ödemelerin 5 Milyon şeklinde 3 taksitle toplam 15 Milyon TL lik kısmının nakit olarak ödeneceği, kalan 33 Milyon TL lik kısmının ise İmamoğlu İnşaat A.Ş tarafından 1185 Ada 5 parsel, Gürpınar Mah. Omer Seyfettin Cad. No:88/1 Beylikdüzü/İSTANBUL adresindeki 1 adet villanın devri karşılığında ödeneceği hususlarına yer verilmiştir. TMSF tarafından Başkanlığımıza gönderilen evraklarda villanın devrine yönelik olarak yapılan araştırmalarda; İmamoğlu İnşaat A.Ş ve Ali NUHOĞLU arasında Satış Vaadi Sözleşmesi imzalandığı, ancak söz konusu sözleşmenin noter onaylı olarak yapılmadığı ve adi sözleşme şeklinde düzenlendiği hususu tespit edilmiştir. Bahse konu Satış Vaadi Sözleşmesi Rapor ekinde yer almaktadır. Ayrıca söz konusu sözleşmede, İmamoğlu İnşaat tarafından Güllüce Tarımcılık şirketinin devir tarihinde muaccel hale gelmemiş 87 Milyon TL borcunun ise İmamoğlu İnşaat A.Ş tarafından üstlenileceği hususu da yer almaktadır. Bahse konu Hisse Devir Sözleşmesi Raporumuz ekinde yer almaktadır. İmamoğlu İnşaat A.Ş'nin 2024 yılı yasal defterleri ve bankacılık işlemleri üzerinde yapılan araştırmalarda; Güllüce Tarımcılık şirket hisselerinin İmamoğlu İnşaat A.Ş yasal defterlerinde 245-Bağlı Ortaklıklar hesabına 48 Milyon TL bakiye ile kaydının yapıldığı sözleşmede belirtilen 15 Milyon TL tutarın İmamoğlu inşaat A.Ş tarafından Ali Nuhoğlu'nun banka hesaplarına gönderildiği yasal defter kayıtları ve bankacılık işlemleri üzerinden anlaşılmıştır. Ancak, yukarda bahse konu villanın devrinin henüz yapılmadığı (projenin devam ediyor olabileceği) anlaşılmıştır. Ayrıca sözleşmede Güllüce Tarımcılık A.Ş'nin muaccel hale gelmemiş olduğu belirtilen 87 Milyon TL ye ilişkin İmamoğlu İnşaat A.Ş'nin yasal defterlerine herhangi bir kayıt yapılmadığı anlaşılmıştır. Hisse devir sözleşmesinde belirtilen, Güllüce Tarımcılık şirketinin muaccel hale gelmemiş 87 Milyon TL tutarındaki borcuna yönelik yapılan araştırmalarda; söz konusu şirketin devir tarihindeki yasal defter kayıtlarında şirketin herhangi bir kurum, kuruluş, işletme ve şahsa borçlu olduğunu gösteren bir hesap kaydına rastlanılmamıştır. Güllüce Tarımcılık A.Ş'nin devir tarihi itibariyle yevmiye kayıtlarında 252-Binalar hesabının bakiyesinin bile 158.323.438,79-TL olduğu bilgisine rastlanılmıştır. Söz konusu 252- Binalar hesabının, şirket tarafından 31 Milyon TL ye alınan 2 adet villayı içerdiği ve bakiyenin villalara yapılan tadilat harcamaları ve enflasyon muhasebesi düzeltmeleri nedeniyle söz konusu tutara yükseldiği anlaşılmıştır." Savcılık tarafından elde edilen raporların Hasan İmamoğlu ve avukatlarına sunulmasının ardından, baba İmamoğlu'na şu soru soruldu: "Yukarıda MASAK Raporunda ve Ali Nuhoğlu isimli şahsın etkin pişmanlık hükümleri kapsamında verdiği ifadesiyle birlikte değerlendirildiğinde; bahse konu villa satış olayının muvazaalı şekilde yapıldığı, söz konuşu Güllüce Tarım unvanlı firmanın 87 milyon TL borcu olmamasına rağmen Hisse Devir Sözleşmesinde 87 milyon TL'lik borç gösterildiği ve bu borcunda şirketi devralan İmamoğlu İnşaat firması tarafından karşılanacağına dair tespitlere yer verilmesine rağmen söz konusu borcun Imamoğlu Inşaat firmasının defter kayıtlarına borcun işlenmediği anlaşılmıştır. Ali Nuhoğlu isimli şahsın beyanlarında da yapılan tespitleri doğrular nitelikte beyanlarının bulunduğu anlaşılmıştır. Yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen tespitler hakkında ifadenizi veriniz. Hisse devir sözleşmesinde Güllüce Tarım'ın belirtildiği gibi bir borcunun olmamasına rağmen borç gösterilmesi ve borcun İmamoğlu İnşaat firması tarafından üstlenilmesindeki amaç nedir? Detaylıca açıklama yapınız." Hasan İmamoğlu ve avukatlarına sorulan bu soru karşısında Sn Özgür Özel gibi Ekrem İmamoğlu için ortaya namusunu, şerefini koyanlar normalde ne bekler? Gerek Hasan İmamoğlu olsun gerek Avukatları olsun aradan geçen 1 yıl içinde bu iddiaları çürütecek tüm belgeleri teslim edip masumiyetlerini ortaya koymaları beklenir değil mi? Ama cevap bu şekilde olmuyor. Bu sorular ve tespitler karşısında savunma ve açıklama beklenen Hasan İmamoğlu, şu cevabı verdi: "Ben yukarıda da beyan ettiğim gibi söz konusu olaya vakıf değilim. Şirketin bu tür işlemleriyle Tuncay Yılmaz isimli şahıs ilgilenmektedir. Detaylarına kendisi vakıftır. Ayrıca benim ismim söz konusu soruda geçmemektedir." İşte Hasan İmamoğlu ve avukatları, İmamoğlu İnşaat'ın Güllüce Tarımcılık'a ait hisselerin satışına yönelik hiç bir belge sunmamaları, sunamamaları, aslında tek bir şeyi ifade ediyor. BABA-OĞULUN YAKAYI ELE VERDİKLERİNİ...

Emre Ercis

79,396 Aufrufe • vor 8 Monaten

ÖZALP TOZAN'IN SAVCILIK İFADESİ, EKREM İMAMOĞLU'NUN AVUKATLARININ OLUŞTURMAK İSTEDİĞİ ALGI OPERASYONU VE MANİPÜLASYONA NOKTA KOYDU: Ekrem İmamoğlu'nun usulsüz yatay geçişi iddialarının gündeme gelmesinin ardından İmamoğlu'nun avukatları 2 basın açıklaması yapmıştı. İkinci yapılan basın açıklamasında videodan da izleyeceğiniz üzere şöyle bir algı oluşturulup, iddialara konu olan maddi gerçekler şu ifadelerle manipüle edilmeye çalışılmıştı: "YÖK raporunda 18 Kasım 1991 tarihli bir yazı ile Girne Amerikan Üniversitesi'nin tanınan üniversitelerden olmadığı ortaya konmuştu. Ardından da şu ifadeler kullanılmıştı. 'İlgili üniversitenin tanınırlığının ancak 1993 yılında Yüksek Öğretim Kurulu tarafından karara bağlandığı, ilgilinin yatay geçiş yaptığı 1990 yılında University College ofNorthern Cyprus’ın yatay geçiş yapılabilecek üniversiteler arasında olmadığı'. Şimdi bizi izleyen dinleyen herkesin dikkatini toplamasını rica ediyorum. YÖK raporunda Girne Amerikan Üniversitesi 1993'ten sonra tanındı deniliyor." dedikten sonra İmamoğlu'nun avukatı, "İşte bu iddiayı çürütecek belgeyi ekranlara getiriyoruz." diyerek bir diploma paylaştı. "Ekranda görülen diploma, Girne Amerikan Üniversitesi'nden alınmış bir diploma. Diplomanın verildiği tarih 29 Eylül 1991. Mezun olan öğrencinin adı Kaan Ferah. YÖK raporunda ne denmişti? Girne Amerikan Üniversitesi'nin tanınması 1993 yılında olmuştu. Yani, tanınmadan 2 yıl önce alınmış bir diploma. Yani Kaan bey Girne Amerikan'ın henüz tanınmadığı bir yılda okumuş ve mezun olmuş." diyerek hem manipülasyon yaptı hem de maddi gerçeği eğip-büktü. YÖK RAPORUNDA MANİPÜLE EDİLEN GERÇEK. İmamoğlu'nun avukatının kamuoyundan saklamaya çalıştığı maddi gerçek, yine kamuoyuna yaptığı açıklamada yer alan, Yükseköğretim Yürütme Kurulunun 18.11.1991 ve 39 sayılı oturumunda alınan 91.36.1211 numaralı kararında yer alan bilgi. Söz konusu karar metninde şu ifade yer alıyor: "Southeastern University (Washington D.C.) Girne Campus UNC- Girne Amerika University Yönetim Kurulu Başkanlığınca, yazısında A.B.D. Washington D.C. 'deki Southeastem University’nin Kurulumuz tarafından tanınmakta olan bir yükseköğretim kurumu olduğunun üniversitelerine bildirilmesine ilişkin talebi incelendi ve A.B.D. Washington D. C. ’deki Southeastern University’nin Kurulumuzca tanınan bir yükseköğretim kurumu olduğunun ancak bu üniversitenin Girne Kampüsündeki UNC-Girne Amerika University’nin veya dünyanın herhangi bir yerinde bulunan diğer kampüslerindeki yükseköğretim kuramlarının Kurulumuzca tanınmasının mümkün olmadığına karar verildiği" bilgisi yer almakta. İşte tam burada gerek Savcılıktaki ifadesinde gerekse 1990 yılında İstanbul Üniversitesi'ne yazdığı dilekçesinde İmamoğlu'nun referans olarak gösterdiği Girne Amerikan Üniversitesi'nin kurucularından ve 1986-1992 yılları arasında yöneticisi olan Özalp Tozan'ın ifadesini okuyalım. "Benim yöneticilik yaptığım 1986-1992 yılları arasında üniversiteye kayıt olan herkes bilir ki; bu üniversitenin Türkiye'de denkliği yoktur. Girne Amerikan Üniversitesi'nin o dönemlerde kesinlikle denkliği yoktur. Bunun altını çizerek söylüyorum. Bizim denkliğimiz Amerika'daki üniversitenin denkliğinden geliyor. O zamanlarda üniversite tanıtımlarında da söylerdim. Ben kayıt kabul işleri direktörü olarak öğrencilerimin hiç birine yalan yanlış bilgi vermedim. Girne Amerikan Üniversitesi'nin diploma vermeyeceğini ama anlaşmalı olduğu üniversite üzerinden diploma verdireceğini söyledim. O dönemlerde Girne Amerikan Üniversitesi'ne kayıt olan öğrencilerin hepsi Türkiye'de denkliğin olmadığını bilir ancak Amerika'daki bağlı olduğu üniversite'nin denkliği üzerinden fayda sağladığını bilirler. Girne Amerikan Üniversitesi'nin Türkiye'de denkliği yoktur. Denkliği dolaylıdır. Amerika üzerindendir." İmamoğlu'nun referans gösterdiği GAU kurucusu ve 1986-1992 yılları arasında yöneticisi olan Tozan, YÖK raporunda yer alan ve yalnızca denkliğin ABD Washington'daki Southeastern University olarak tanındığı bilgisini teyit ederken, İmamoğlu'nun avukatının yapmış olduğu manipülasyon ve dezenformasyonuda ortaya çıkartıyor. İmamoğlu'nun avukatının delil gösterdiği ve 29 Eylül 1991 tarihli Kaan Ferah'a ait diploma, Girne Amerikan Üniversitesi'ne değil Tozan'ın da beyan ettiği gibi YÖK'ün denkliğini kabul ettiği ABD Washington'daki Southeastern University'e ait bir diploma. Şayet İmamoğlu, İstanbul Üniversitesi'ne usulsüz yatay geçiş yapmayıp okulunu Girne Amerikan Üniversitesi'nde tamamlayıp tıpkı Kaan Ferah isimli şahıs gibi ABD Washington'daki Southeastern University'den almış olsaydı, hiç bir sorun olmayacaktı. Şuandan itibaren Ekrem İmamoğlu'nun yapması gereken tek bir şey var o da başta İstanbullular olmak üzere CHP'lilere daha fazla yalan konuşmamak ve istifa etmektir. ÇÜNKÜ İMAMOĞLU'NUN USULSÜZ GEÇİŞİ BİZZAT KENDİSİNİN REFERANS VERDİĞİ İSİMLE TESCİLLENMİŞ OLDU...

Emre Ercis

62,100 Aufrufe • vor 1 Jahr

Vicdani borcum olarak dün öğleden sonra Marmaray’da seyahat ederken önümde yaşanan ve yumruklu kavgaya dönüşen olaya dair birebir tanıklığımı aktarmak isterim. Konunun bu denli lince varacağını düşünmemiştim. Mesele görüntülerde izlenenden ibaret değildir, kavgaya dönüşme aşamasında bir gazeteci refleksiyle video kaydına başladım. Öncesinde olanları anlatmak gerekiyor. İki çocuğuyla Marmaray vagonuna sanırım Erenköy ya da Bostancı’dan binen beyefendi, kapının kenarında duran ve telefonla konuşan genç hanımefendiye, “niye burada duruyorsun, çocuklarımla girmeye çalışıyorum, zorlandılar. Ya ayakları takılıp sıkışıp düşselerdi” diyerek çıkıştı. Genç kız “affedersiniz” karşılığını verdi, özür diledi. Oysa vagona biniş kapısının ortasından rahatlıkla girilebiliyordu. Vagon içi güvenlik kameraları kaydetmiştir diye düşünüyorum. Sürekli toplu taşımayla seyahat ettiğim için çok sık görüyorum, kapının sağında solunda her zaman birileri duruyor maalesef. Kimisi bir iki durak sonra ineceği için vagonun iç kesimlerine ilerlemiyor. Kimiz de kalabalığa karışmak istemiyor. Ya da yol boyunca dışarıyı görüntülüyor, fotoğraf çekiyor. Ancak bu acı olayın yaşandığı sırada çocuklu beyefendinin geçişini zora sokan bir kalabalık yoktu. Burnu kırılan beyefendi vagona bindikten ve kapılar kapandıktan sonra söylenmeye devam etti. Dakikalarca sürdü bu durum. Sanırım 5-6 dakika… Kapıda duran hanımefendi de ağlamaya başladı. Bunu gören yolcular adama “yeter yahu susun, kapatın konuyu” diye uyarıda bulundu. Ne yazık ki çocuklarının elini tutan adam susmadı, söylenmeye devam etti. Olayın müştekisi durumuna düşen iki kişi de ağlayan genç kızın durumundan hareketle “yeter artık ulan, ne bu kadar büyüttün be” gibi sözlerle adama doğru yürüdü. Ben de cep telefonumun kamerasını açıp kayda başladım. Tutuklanan kişi, çocuklu babaya Marmaray durağa yaklaştığı sırada “çık dışarı” dedi ve yumruk atıp vagondan indi. Marmaray hareket etti. Diğer genç de söylenerek burnu kırılan adama yanaştı ve onu ittirdi. Taraflar Süreyya Plajı durağında indi. Adamın burnundan oluk oluk kan geliyordu. Herkes şoke olmuştu. Marmaray özel güvenlik elemanları koştu geldi. Burnu kırılan adam kendisine sözlü ve fiziki müdahalede bulunan mavi gömlekli gençten şikâyetçi olduğunu bağırdı. Sonra da kız arkadaşıyla konuşarak uzaklaşan gencin arkasından koşup yumruk attı. Sonrasında Marmaray hareket etti. Tanıklığım bundan ibaret. Temennim, iki tarafın da öfkelerine yenik düşüp hatalar yaptığı bu tatsız hadisenin farklı boyutlara tırmanmadan kapanmasıdır. Her gün toplu taşıma araçlarında seyahat ettiğim için söylemeliyim ki öfke kontrolünde sıkıntılarımız var. TC İstanbul Valiliği İstanbul Emniyet Müdürlüğü

Fuat Kozluklu

3,087,189 Aufrufe • vor 1 Jahr

İstanbul Sözleşmesinden Ayrılmak Yetmiyor ‼️ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ’ın imzasını taşıyan Cumhurbaşkanı Kararı ile İstanbul Sözleşmesi feshedilmiştir. Ancak sadece İstanbul Sözleşmesinden ayrılmak yetmez. Bu sözleşme kapsamında çıkarılan 6284 sayılı kanun da iptal edilmeli, bu kanun yerine Anadolu ve İslam kültürüne uygun bir kanun çıkarılmalıdır. Kadına şiddete karşı çözüm, Batı ’nın çürük medeniyetinde değil, kendi köklü medeniyetimizde, dinimizde aranmalıdır. İstanbul Sözleşmesinin feshiyle ilgili kararı görmek isteyenler, 20.03.2021 tarihli Resmi Gazete PDF dosyasında 268. Sayfaya bakabilirler Sadece 6284 sayılı kanunun iptali değil, Anadolu ve İslam Medeniyetine taban tabana zıt olan eşcinsellik yasaklanmalı, eşcinsel örgütlenmelerin faaliyetlerine son verilmelidir. Zinanın serbest olmasına dair kanun maddesi de iptal edilmelidir. Kadına karşı pozitif ayrımcılık saçmalığı sonlandırılmalıdır. Kadının beyanının esas kabul edilmesi saçmalığı sonlandırılmalıdır. Süresiz nafaka zulmü sonlandırılmalıdır. 18 yaş altı evlilik yaptıklarından dolayı hapislerde yatan ve karısı çocukları mağdur olan erkeklere af çıkarılmalı ve bu zulüm sonlandırılmalıdır. İstanbul Sözleşmesi iptal oldu. Buna gerçek Anadolu evlatları ve Müslümanlar olarak seviniyoruz. Peki ama İstanbul Sözleşmesi gereği çıkarılan kanunlar ne olacak ⁉️ Bu kanunlarında iptal olması gerekmiyor mu ⁉️ Ne yazık ki İstanbul Sözleşmesi kapsamında çıkarılan 6284 sayılı kanun ve kanuni düzenlemeler, Anayasamıza aykırı olmadığı gerekçesiyle halen yürürlükte olmaya devam edecektir. O zaman sormak lazım. Madem ki İstanbul Sözleşmesi kapsamında çıkarılan kanunlar, Anayasamıza aykırı değil, mademki kanunlar yürürlükte kalacak, o halde İstanbul Sözleşmesi neden iptal edildi ⁉️ İstanbul Sözleşmesinin gerektirdiği neredeyse bütün yasal düzenlemeler yapıldıktan sonra, kanunlar çıkarıldıktan sonra İstanbul Sözleşmesinin feshedilmesi, ama öte yandan bu sözleşme kapsamında çıkarılan kanunlarda bir sakınca bulunmayıp yürürlükte kalmasının uygun görülmesi, milletin aklıyla alay etmek değil de nedir ⁉️ Zaten tüm mesele bu kanunlar değil miydi ⁉️ Bir an evvel kaldırılması gereken kanunlar ve projeler; 6284 sayılı kanun, eşcinselliğin örgütlenmesi serbest bırakan kanun, zinanın serbest olmasına dair kanun, cinsiyet eşitliği projesidir. Ayrıca eşi 18 yaşının altında iken evlenen erkeklerin tecavüzcü muamelesi görüp hapse atılmasına son verilmelidir. Bu şekilde hapse girenlere de af çıkarılmalıdır. 6284 sayılı kanun kaldırılmalı ve onun yerine Anadolu ve İslam kültürüne uygun kanun düzenlenip getirilmelidir. Aile müessesesinin maddi ve manevi olarak en sağlam temellerde devam etmesi, kadına şiddet ve kadın cinayetleri sorununun çözülmesi, kız ve erkek çocuklarına yapılan çeşitli zulümlerin ortadan kaldırılması için çözümü köklü medeniyetimizde aramalıyız, İslam dininde aramalıyız. Bütün sorunlara Batı ’da çare arama hastalığından kendimizi bir an evvel kurtarmalıyız. İstanbul Sözleşmesi kapsamında çıkarılan 6284 sayılı kanunun, aile içi şiddete veya kadına şiddete karşı hiçbir önleyiciliği olmadığı, aksine şiddetlerin daha da artmasına sebep olduğu, nice yuvaları yıktığı iyice tecrübe edilerek görülmüştür. Kadına karşı yapılan pozitif ayrımcılık, kadına karşı şiddete veya aile içi şiddete çözüm değildir. Bu saçmalık ancak kadın ve erkek arasında cinsiyet çatışmasına, cinsiyet ırkçılığına sebep olur. Bunun yerine çözüm yine köklü ve mücessem medeniyetimizde, dinimiz İslam’da aranmalıdır. Kadını korumak kisvesi altında kadına yapılan pozitif ayrımcılık sebebiyle nice erkekler hiçbir suçları olmadığı halde ciddi mağduriyetler yaşamışlardır. Kadını korumak için kadına pozitif ayrımcılık yapmak ve bu suretle ortalığı daha da karıştırmak yerine, adaleti tesis etmek amacıyla kadına şiddeti, aile içi şiddeti önleyecek caydırıcılıkta kanunlar çıkarılmalıdır. Ama maalesef ki İstanbul Sözleşmesinin akabinde çıkan 6218 sayılı kanun; kadına şiddeti önleyici caydırıcılıkta olmayıp, erkeği kadına şiddete tahrik etmektedir. Çünkü kanun, kadına yapılan en önemli pozitif ayrımcılık olan kadının beyanının esas kabul edilmesiyle, direk olarak sorgusuz ve sualsiz erkeği suçlu ilan etmekte ve cezalandırmaktadır. Süresiz nafaka zulmü ve kadının beyanının hiçbir delil aranmaksızın esas kabul edilmesi kanun maddeleri iptal edilmelidir. Erkeğin kaderi, bir kadının iki dudağının arasına bırakılmamalıdır. Delil olmaksızın yargılamanın ne İslam’da yeri vardır, ne de Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesinde yeri vardır, ne de vicdanda yeri vardır. Erkeğin boşandıktan sonra kadına süresiz nafaka vermesi, akılla ve mantıkla bağdaşacak bir şey değildir ve erkeğe yapılan bir zulümdür. Belli şartlara göre boşandıktan sonra kadının bir süre eski eşinden nafaka alma hakkı elbette vardır. Ama erkeğin eski eşine ömür boyu nafaka vermesinin ne İslam da yeri vardır, ne de vicdanda yeri vardır. Kadın, kocası hakkında iftira attığı zaman adamcağızın savunma yapmasına bile fırsat verilmiyor. Direk olarak adama evden uzaklaştırma cezası uygulanıyor. Devlet, karı-koca arasındaki iletişim ile uzlaşma ortamını bu suretle iptal etmiş oluyor ve boşanmaları için, kadının bu boşanma sonrası süresiz olarak nafaka alması için gerekli yasal işlemleri devreye sokuyor. Halbuki karı-koca arasında her zaman anlaşmazlıklar olabilir, hatta şiddetli tartışmalar olabilir. Böyle bir durumda karı ve kocanın arasını bulmak, onları barıştırmak gerekir. Eğer boşanmalarını gerçekten gerektiren bir durum varsa da bunun için adil bir süreç yönetimi olmalıdır. Son çare boşanmak olmalıdır. Kadının iftira atıp atmadığı dahi belli olmadan, eşler arasındaki meselenin içeriği dahi belirsizken, kadının sözlerine hiç delil aramaksızın güvenip erkeğe zulüm etmek ne inanç bakımından ve ne de vicdan bakımından doğru bir iş değildir. Defaatle belirtiyorum ki Kadının beyanının esas kabul edilmesi, Birleşmiş Miller İnsan Hakları Sözleşmesine de aykırıdır. Kadının beyanının hiç delil aranmaksızın esas kabul edilmesi ile ilgili yazmış olduğum makaleyi gözden geçirebilirsiniz. Eşcinselliğin ve eşcinsel örgütlenmenin serbest olması, çok büyük bir faciadır. LGBT örgütünün ne derece sapkın, ne derece vatan haini, ne derece din düşmanı, ne derece karaktersiz bir topluluk olduğuna Müslüman Anadolu evlatları olarak şiddetle ve ibretle şahit oluyoruz. Yüreğimiz ise adeta kan ağlıyor. Bu toprakları din ve vatan uğruna kanlarıyla sulayan şehitlerimizin, atalarımızın kemikleri sızlıyor. Asırlarca Allah yolunda cihad eden ecdadımızın torunları Lut Kavmine özenmiş ve onlarla aynı sapkınlık içine düşmüş ‼️ O yüzden bu sapkınlığın ortadan kaldırılması için gerekli kanuni ve eylemsel adımların bir an evvel atılması elzemdir. İstanbul Sözleşmesi olarak anılan uluslararası hukuk anlaşmasının en önemli amaçlarından biriside Cinsiyet Eşitliği Projesidir. Nesillerimizin ahlakını, kültürünü, fıtratını bozmayı hedefleyen bu Cinsiyet Eşitliği Projesi de iptal edilmelidir. Cinsiyet Eşitliği Projesi, Kadın ve Erkek arasına uçurumlar koyuyor ve cinsiyet ırkçılığını amaçlıyor. Bunun yanında her türden cinsiyet yönelimini meşrulaştırmayı amaçlıyor. Yani bir kimse erkek olarak doğmuş olabilir ama o kendini kadın hissediyorsa kadındır. Ya da Bir kadın kendini erkek hissediyorsa o erkektir. Anlayışını hakim kılmayı amaçlamakta, bu yönde çocukların başta olmak üzere bütün bireylerin, Cinsiyet Eşitliği Eğitimi almaları sağlanmaya çalışılmaktadır. Bugüne kadar on binlerce öğrenci ve öğretmen, Cinsiyet Eşitliği Eğitimi almıştır. Sonra muhafazakar kesimin tepkisiyle eğitimler durdurulmuştur. Tabi sonrasını bilmiyorum. En son olarak ta CHP ’li Ekrem İmamoğlu ’nun başkanı olduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini yaygınlaştırmak maksadıyla, İBB personeline Toplumsal Cinsiyet Eşitliği eğitimi vermeye başlamıştır. Zinanın serbest olması, zinanın hiç olmadığı kadar yaygınlaşmasına ve normalleşmesine sebep olmuştur. Tabiri caizse kimin kiminle yattığı belli değildir ‼️ Bu tabirimden bütün namuslu insanları muaf tutuyorum ve bu tabirimden ancak yarası olanlar gocunmalıdır. Çeşitli rezalet haberlerini çok sık medya vasıtasıyla duymaktayız ve açıktır ki iş çığrın dan çıkmıştır. Zinanın bu şekilde yaygınlaşmasının maddi ve manevi olarak facialara sebep olduğu ve daha büyük facialara sebep olacağı açıktır. 16 yaşında bir kızın kendi rızasıyla zina etmesi bile suç değildir. Ama 18-19-20 yaşındaki bir delikanlı 18 yaşına girmemiş birisiyle evlenirse tecavüzcü hükmünde ceza almakta ve hapis yatmaktadır. On binlerce adam, zamanında eşi 18 yaşını doldurmadan evlendiği için hapistedir. Bu adamların eşleri ise çocuklarıyla birlikte mağdur ve muhtaç olarak beklemektedir. Bu durumda hem kadın, hem çocukları hem de adam mağduriyet yaşamaktadır. Bu da kadını, çocukları ve aileyi korumaktan bahsedenlerin yaptıkları büyük bir zulümdür ‼️ Zina tekrar suç sayılmalı, karısı 18 yaşına girmediği için evlenen ve bu sebepten hapiste yatanlara af çıkarılmalıdır. Nice katiller, hırsızlar ve hatta tecavüzcüler bile çeşitli gerekçelerle af kararıyla elini kolunu sallayarak dışarılarda gezerken, Allah’ın helal kıldığı şekilde evlenen erkeklerin hapislerde çürümesi, geride kalan eşlerinin ve çocuklarının ise cefa dolu hayat yaşamaya terkedilmesi zulmü ortadan kaldırılmalıdır. Sonuçta onlar evlenmişler yuvalarını kurmuşlar, çocukları olmuş… bunun üzerine kalkıp ta adamı hapse atmanın akılla ve mantık la da açıklaması yoktur. 3718 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile İstanbul Sözleşmesinin feshedilmesi ilk bakışta hepimiz için çok büyük bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak muhafazakar kesimin atladığı bir nokta var. İstanbul Sözleşmesi feshedildi ama, bu sözleşme kapsamında çıkarılan kanunların Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına aykırı olmadığı gerekçesi ile kanunlarda herhangi bir değişiklik yapılmayacağı kararı da alındı. Yani 6218 Sayılı Kanun yürürlükte kalmaya devam edecek, kadının beyanının hiç delil aranmaksızın delil kabul edilmesi devam edecek, süresiz nafaka zulmü devam edecek, eşcinsel ve eşcinsel örgütlenme hakkı devam edecek, zina suç olmamaya devam edecek, 18 yaş altı evlenip yuva kurduğu için erkekler hapse girmeye devam edecek, Toplumsal Cinsiyet eşitliği Projesi devam edecek… Bu kanunlarda kaldırılmadığı, projelerde iptal edilmediği sürece; ben hiçbir şey düzeltildi diyemem. AKP Hükümeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan hatalarından döndüler diyemem. Ben şu an İstanbul Sözleşmesinin kaldırılmasını, muhafazakar kesimin gazının alınması olarak değerlendiriyorum. Bu değerlendirmemde ise haklı olduğumu düşünüyorum. Ne zamanki yukarıda kısaca değindiğimiz kanunlar ve projeler iptal edilir o zaman AKP Hükümeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan hatalarından döndüler derim. Yine de olaya iyi yanından bakabiliriz. Bugün en azından İstanbul Sözleşmesi fesh edilerek, mevcut kanunların devam etmesi için bir gerekçe kalmamıştır. Eğer bu yönde Müslüman Anadolu evlatları olarak haklı eleştirilerimize ve taleplerimize devam edersek, yavaş yavaşta olsa bu kanunlarında, projelerinde birer birer iptal edileceğine inanıyorum. Bu ülkede Müslüman kesimler kitlelere ulaşma konusunda aslında çok güçlü bir potansiyele sahipler ama bu potansiyellerin hakkıyla idrakinde değiller. Müslümanların bu konularda organik bir ittifakla sıkı lobi faaliyetleri yapmaları elzemdir ‼️

Çelebi Güzelce 313 🇹🇷 💙💛🏹

136,957 Aufrufe • vor 2 Jahren

🚨İSTANBUL’U YILLARDIR SUSUZLUĞA VE MİLYONLARCA DOLARLIK ZARARA MAHKUM EDEN CHP'Lİ İBB'NİN İŞBİLMEZLİK VESİKASI! KAĞITHANE-SEFAKÖY SU TÜNELİ PROJESİ🔽 🔴İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetiminin plansızlığı ve yönetim zaafı, megakentin geleceğini hem kurutuyor hem de ceplerini boşaltıyor. 🔺İEski İBB Başkanı Kadir Topbaş döneminde stratejik olarak planlanan Kağıthane-Sefaköy İçme Suyu Tüneli, CHP’li yönetim eliyle tam bir vizyonsuzluk girdabına saplandı. ‼️Eski İBB Başkanı İmamoğlu döneminde sürdürülen Kağıthane-Sefaköy projesi, 40 ay gecikti ve bu gecikme 244 MİLYON DOLAR ZARARA NEDEN OLDU. ‼️İstanbul’un nüfusunun üçte ikisi Avrupa Yakası'nda yaşarken, su kaynaklarının üçte ikisi ise tam aksine Asya Yakası'nda bulunuyor. 🔺Bu büyük dengesizliği çözmek ve Melen suyunu İstanbul'un batısına kesintisiz ulaştırmak amacıyla 2018 yılında bu devasa tünel projesi ihale edildi. 🔺Günlük tam 1 milyon 500 bin metreküp su taşıyacak olan bu hayati yatırım, işbilmez ellerde adeta yılan hikayesine döndü. 🔺Sözleşmeye göre projenin en geç 3 Şubat 2023 tarihinde tamamen bitirilmiş ve halkın hizmetine sunulmuş olması gerekiyordu. ‼️Ancak öngörülen o tarihin üzerinden tam 40 ayı aşkın bir süre geçmesine rağmen tünel hala tamamlanamadı ve hizmete alınamadı. 📌2018 yılında 872 milyon TL bedelle, yani o günün kuruyla yaklaşık 172 milyon dolara ihale edilen projenin faturası katlanarak büyüdü. 📌Yatırım Programı verilerine göre projenin toplam maliyeti, gecikmeler ve beceriksizlikler yüzünden tam 19 milyar 360 milyon TL'ye fırladı. 📌Bugünün güncel kuruyla hesaplandığında yatırımın toplam maliyeti tam 416 milyon dolara kadar ulaşmış durumda. 📌Zamanında bitirilseydi 172 million dolara mal olacak proje, CHP'li İBB yönetiminin plansızlığı yüzünden tam 2,4 kat daha pahalı hale geldi. ‼️Sadece bir projenin zamanında bitirilememesi yüzünden İstanbullunun sırtına binen ek yük tam 244 milyon dolar oldu. ‼️Halk bir yanda her yaz mevsiminde su stresi ve kuraklık korkusu yaşarken, diğer yanda kamu kaynakları bu yönetim zaafının diyetini ödüyor. 🔺İşin daha da vahim tarafı, İBB yönetiminin yıllardır süren "bitti, bitecek, sona gelindi" algı operasyonları ve yalanları. 🔺Eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ekim 2024'te kameralar karşısına geçip projenin yüzde 97 seviyesine ulaştığını iddia etmişti. ‼️"Sadece 397 metrelik tünel kaldı, zor kısmı geride bıraktık" diyerek adeta İstanbulluların aklıyla dalga geçmişti. ‼️O süslü ve iddialı açıklamanın üzerinden bugün tam 641 gün geçmesine rağmen tünelden hala tek bir damla su akıtılamadı. ‼️Defalarca bitiş müjdesi verilmesine rağmen, Avrupa Yakası'nın batısına Melen suyunun ulaştırılması bir türlü başarılamadı. ‼️‼️İşte CHP belediyeciliğinin özeti: Sıfır icraat, bolca algı yönetimi, bitmeyen projeler ve İstanbullunun cebine fatura edilen yüz milyonlarca dolarlık işbilmezlik maliyeti!‼️‼️

vefa yürekli

24,178 Aufrufe • vor 21 Tagen

Katil İsa Aras Mersinli 13 yaşında ve trans eğilimli. Mini etekle uluslararası görüşmeler yapıyor. 3 erkekten oluşan bir grupta kendisine ‘kız’ deyip diğer 2 erkeğin sevgilisi oluyor, açık ilişki veya çoklu ilişki de denilen Rotschild-CHP destekli LGBT sapıklıkları yaşıyorlar. Baba psikopat eğilimli bir emniyet müdürü, anne Kemalist Eğitim-İş üyesi/sempatizanı öğretmen, 2 abla da Kemalist, aile komple Liberal Faşist Kemalist eğilimli. Baba mesleki dezenformasyonun dibini bulmuş, şiddet yanlısı, aileyi baskılıyor, ailede herkes psikolojik ve ideolojik sıkıntılı. İsa Aras Mersinli hem katil hem kurban. Maruz kaldığı ailenin ve ekosistemin düşünce sistemi çağdaş gibi görünen ama aslında ağır problemli, faşist, travmatik, zaten kendi de oyun dünyası Netflix LGBT derken kayıp gitmiş. Olan kurbanlara oldu. Diğer yandan Ekrem İmamoğlu yönetimindeki CHP'li İBB'de Kent Konseyi Yürütme kurulu üyesi yapılan LGBT derneği SPOD'un çocukları kullanarak LGBT propaganda filmi çektiği ortaya çıktı. Çocuk kendi cinsiyetini kendi belirler diyen klasik Liberal Atatürkçü tayfa, bunlar acilen susturulmalı, bunlar her şerrin sebebi, bunlar senelerdir yabancı fonlarla Türk neslini zehirleyen tipler bunlar. Kısacası: İSTİSNASIZ HERGÜN HER HAFTA KEMALİZM VE LGBT YASAKLANSIN CHP KAPATILSIN ÇOCUKLARINIZI ATATÜRKÇÜLÜK’TEN KORUYUN derken slogan atmadığımız, bilakis, toplumun nabzını %100 doğru tuttuğumuz maalesef 10 evladımızın kanıyla ispatlanmış oldu. Bize Atatürk Düşmanı diyen fondaş ve faşist operasyon çocuklarının aslında Türk Devleti’ne ve Türk Milleti’ne Düşman oldukları, halkı uyandıran bizleri hedef göstererek fonlu faaliyetlerine devam ettikleri ortaya çıktı. Biliyorduk, tescillendi, suç üstü yakalandılar, farkındalar, MEB Bakanı Yusuf Tekin’e saldırarak üste çıkmaya, konudan yüzsüzce sıyrılmaya çalışıyorlar. BİR DAHA BU ÜLKEDE KEMALİZM’DEN VE LGBT’DEN BAHSEDEN OLURSA BİLİNKİ BU MİLLETİN VE GENÇLİĞİN EN BÜYÜK DÜŞMANIDIR! CHP KAPATILMADIKÇA, KEMALİZM VE LGBT YASAKLANMADIKÇA, BU MİLLETE HUZUR VE MUTLULUK YOKTUR! İsteyen istediği yere çeksin, bu budur. Millet’in artık toplumsal bir devrim ve dönüşüm yaşayarak özüne dönmekten başka seçeneği, huzuru, güvenliği, mutluluğu ve geleceği yoktur. HEM ALLAH’IN DİNİNİ ÇOCUKLARIMIZA ÖĞRETMEYİP HEM GÖKTEN İNEN ÂYETLERE UYDURUK DİYEN, KENDİNE BİLE FAYDASI DOKUNMAMIŞ, İNSANLIĞA VE ÜLKEMİZE ZARARLI TİPLERİ TANRI EDİNİP HEM ONLARIN SAPKIN İDEOLOJİLERİNE SAYGI DUYUP HEM DE HER OLAYDA TEKRAR ÜZÜLÜP HER KAOSTA SUÇLU ARAMAK, AKILLI MANTIKLI BİR İŞ DEĞİLDİR! ALLAH BİZİ KARANLIKLARDAN AYDINLIKLARA ÇIKARMAK İÇİN İSLAM’I YAŞAMAMIZI EMRETMİŞTİR! ÇÖZÜM, YENİ KATLİAMLARI ÖNLEMEK İÇİN OKUL OKUL TEK TEK ÖNLEM ALMAK DEĞİLDİR, YAPMAK İSTEYEN BİR ŞEKİLDE YAPABİLECEKTİR, BUNLAR GEÇİCİDİR. ÇÖZÜM, ALLAH’IN KALPLERE KOYDUĞU VİCDAN POLİSLERİ’Nİ ÇOCUKLARIMIZA OKULLARDA VE EVLERDE ANLATMAK, HER EVLADIMIZI ALLAH KORKUSUYLA YAŞAYAN BİR VATANSEVER OLARAK YETİŞTİREBİLMEK İÇİN EĞİTİM SİSTEMİNİ SİL BAŞTAN DEĞİŞTİRMEKTİR. Allah, en doğrusunu bilir. Fatih Tezcan.

Fatih Tezcan

970,403 Aufrufe • vor 3 Monaten

Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak haftalık basın bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Basın ve Halka İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirilen toplantıda şu bilgiler paylaşıldı: SON 1 HAFTADA 42 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ 19 Eylül Gaziler Günü ile Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e “Gazi” ünvanı ve “Mareşal” rütbesi verilişinin 102’nci yıl dönümünü bir kez daha kutluyor; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere millî mücadele kahramanlarımızı, aziz şehitlerimizi ve ebediyete intikal eden kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Ayrıca; 11-18 Eylül tarihleri arasında Özbekistan'da icra edilen Uluslararası Kick Boks Dünya Kupası’na katılarak 2 altın ve 1 bronz madalya kazanan sporcularımızı, Türkiye Kick Boks Millî Takımı’nı ve TSK Spor Gücü’nü de bir kez daha tebrik ediyoruz. Millî Savunma Bakanlığının tüm birlik ve kurumları ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak için kendisine tevdi edilen tüm görevleri azim ve kararlılıkla yerine getirmeye, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında daha büyük daha güçlü bir Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri için büyük bir şevk ve gayretle çalışmaya devam etmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; tehditleri kaynağında bertaraf etmeyi öngören dinamik ve proaktif savunma ve güvenlik stratejimiz çerçevesinde başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini artan bir şiddet ve tempoda sürdürmektedir. Bu kapsamda Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil son bir haftada 42 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Böylece etkisiz hâle getirilen terörist sayısı 1 Ocak’tan itibaren 1.271’e, 24 Temmuz 2015’ten bugüne kadar ise 38 bin 614’e ulaşmıştır. HAVA HAREKÂTLARINDA 31 HEDEF İMHA EDİLDİ Diğer yandan 13 ve 15 Eylül tarihlerinde PKK/KCK ve diğer terörist unsurları etkisiz hâle getirmek, Irak’ın kuzeyinden halkımıza ve güvenlik güçlerimize yönelik terör saldırılarını etkisiz kılmak ve hudut güvenliğimizi sağlamak maksadıyla; Birleşmiş Milletler Anlaşması’nın 51’inci maddesinden doğan meşru müdafaa haklarımız doğrultusunda, Irak’ın kuzeyindeki Gara bölgesinde bulunan terörist hedeflere yönelik hava harekâtları gerçekleştirilmiştir. Bu harekâtlar ile teröristlerce kullanılan ve içerisinde sorumlu düzeyde teröristlerin de bulunduğu değerlendirilen mağara, sığınak, barınak ve depolardan oluşan toplam 31 hedef imha edilmiştir. Masum sivillerin, dost unsurların, tarihî ve kültürel varlıklar ile çevrenin zarar görmemesi için her türlü tedbirin alındığı harekâtlarda, büyük ölçüde yerli ve millî mühimmat kullanılmış ve çok sayıda terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Mücadelemiz, tek bir terörist kalmayıncaya kadar aynı azim ve kararlılıkla devam edecektir. Bu operasyonların yanı sıra Bakanlığımız; FETÖ ile mücadelesini de yeni bilgi, belge ve veriler ışığında kararlılıkla sürdürmektedir, sürdürecektir. HUDUTLARDAN YASA DIŞI GEÇMEYE ÇALIŞAN 552 ŞAHIS YAKALANDI Cumhuriyet tarihimizin en yoğun tedbirleri ve tesis edilen çok katmanlı emniyet sistemi ile korunan hudutlarımızda; - Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 552 şahıs yakalanmıştır. Bu şahıslardan 5’i FETÖ mensubu olmak üzere 10’u terör örgütü üyesidir. 4 bin 968 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. - Böylece yıl içerisinde hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 7 bin 442’ye yükselmiş, yakalanan şahıslardan 345’i FETÖ mensubu olmak üzere toplam 497 terör örgütü mensubu kolluk kuvvetlerine teslim edilmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 158 bin 380 olmuştur. SURİYE’DE TACİZ ATEŞİ AÇAN 23 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ Suriye’de istikrarın bir an önce tesis edilmesi, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşleri ve normalleşmenin sağlanmasına yönelik çalışmalara devam edilmektedir. Diğer taraftan operasyon bölgelerindeki güvenlik ve istikrarın sürdürülmesi için de gerekli tüm tedbirler alınmaktadır. Nitekim terör örgütü tarafından harekât bölgelerimize bu yılın başından itibaren 317 taciz ve saldırı gerçekleştirilmiş; bu saldırılara misliyle karşılık verilerek 23’ü son bir haftada olmak üzere 926 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. GÜVEN ARTIRICI ÖNLEMLER TOPLANTISI İÇİN MUTABIK KALINDI Komşumuz Yunanistan ile son dönemde gelişen olumlu havanın devamına yönelik gayretlerimiz devam etmektedir. Dün akşam (20 Eylül) Sayın Cumhurbaşkanımız ve Yunanistan Başbakanı arasında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda gerçekleşen görüşmede, Güven Artırıcı Önlemler Toplantıları’nın kasım ayında hayata geçirilmesi hususunda mutabık kalınmıştır. Amacımız; Ege ve Doğu Akdeniz’deki sorunlarımızı uluslararası hukuka, iyi komşuluk ilişkilerine ve müttefiklik ruhuna uygun bir şekilde çözüme kavuşturmaktır. Garanti ve İttifak Antlaşmaları kapsamında bulunduğumuz ve millî meselemiz olan Kıbrıs’ta; Kıbrıslı kardeşlerimizin meşru çıkarlarını her koşulda desteklediğimizi ve kazanılmış hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statülerinin teyidinin bizler için olmazsa olmaz olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. AZERBAYCAN’IN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ 19 Eylül’de Azerbaycan tarafından; kendi egemen toprakları üzerinde gerekli gördüğü tedbirleri almak, gayrimeşru Ermeni silahlı unsurlarınca uzun süredir devam eden saldırı ve provokasyonları engellemek üzere Karabağ’da başlatılan askerî operasyonu sonrasında alınan ateşkes kararını ve bölgedeki son gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Can Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü koruma yönünde attığı adımları, Azerbaycan ve Ermenistan arasında kalıcı barışın tesis edilmesine yönelik samimi çabaları desteklediğimizi, “iki devlet, tek millet” anlayışıyla kederde ve kıvançta bir ve beraber olduğumuz Azerbaycanlı kardeşlerimizin haklı davalarında yanlarında olmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz. EĞİTİM VE TATBİKATLAR DEVAM EDİYOR Birçok coğrafyada başarıyla görev yapan kahraman ordumuz; hâlihazırda yürüttüğü tüm operasyonları ve görevleri ile eş zamanlı olarak personelinin niteliklerini çağın şartlarına ve muharebe ortamının değişken konseptine uygun olarak geliştirmek amacıyla eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de aralıksız sürdürmektedir. Bu kapsamda; - 19-20 Eylül tarihlerinde NATO Deniz Muhafızı Harekâtı görevi icra edilmiş, 22 Eylül’de ise Güvence Tedbirleri kapsamında görev planlanmıştır. Yine; - 8-15 Eylül tarihleri arasında Türkiye-Azerbaycan İkili SAT, SAS Tatbikatı, - 11-15 Eylül tarihleri arasında; Şehit Yüzbaşı Cengiz TOPEL Akdeniz Fırtınası Tatbikatı, Ramstein Guard Eğitimi, Sea Breeze-3 Tatbikatı başarıyla icra edilmiştir. - 11-22 Eylül tarihleri arasında Yıldırım Seferberlik, - 11-27 Eylül tarihleri arasında Türkiye-Macaristan Birleşik Özel Kuvvetler, - 18-29 Eylül tarihleri arasında Dynamic Messenger, - 18-30 Eylül tarihleri arasında; Sonsuz Kardeşlik – II, Toxic Trip 2023, - 18-22 Eylül tarihleri arasında ise Kararlılık-2023 tatbikatları icra edilmektedir. - 25-29 Eylül tarihleri arasında da TRITON-2023 Tatbikatı’nın icra edilmesi planlanmaktadır. Diğer yandan, Katar Deniz Kuvvetlerine ait AL-KHOR fırkateyni tarafından 15-19 Eylül tarihleri arasında Aksaz’a, Almanya Deniz Kuvvetlerine ait FGS FRANKFURT fırkateyni tarafından ise 19-20 Eylül tarihlerinde İzmir’e liman ziyareti gerçekleştirilmiştir. Ayrıca; 14 Eylül’de Bakanlığımız ile Fransa Savunma Bakanlığı heyetleri Paris’te Stratejik Diyalog Toplantısı kapsamında; ikili ilişkiler, NATO ile bölgesel savunma ve güvenlik konularında görüş alışverişinde bulunmuştur. Yine Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Metin GÜRAK tarafından, 15-17 Eylül tarihleri arasında Oslo/Norveç’te icra edilen NATO Askeri Komite Toplantısı’na katılım sağlanmış; NATO Askeri Komite Başkanı, NATO Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı, Birleşik Krallık Genelkurmay Başkanı ve NATO Müttefik Dönüşüm Yüksek Komutanı ile ikili görüşmeler gerçekleştirilmiştir. PAKİSTAN MİLGEM PROJESİ’NİN BİRİNCİ GEMİSİ TESLİM EDİLİYOR Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve teşvikiyle her geçen gün gelişen savunma sanayimiz sayesinde ihtiyacımız olan sistemler yerli ve millî olarak tasarlanmakta, geliştirilmekte ve üretilmektedir. Bakanlığımıza bağlı ASFAT ana yükleniciliğinde yürütülen; - Açık Deniz Karakol Gemileri "TCG AKHİSAR" ve "TCG KOÇHİSAR"ın denize iniş, - Pakistan MİLGEM Projesi’nin 1’inci Gemisi PNS BABUR’un de geçici teslim törenleri 23 Eylül'de İstanbul Tersanesi Komutanlığında gerçekleştirilecektir. Deniz Kuvvetlerimiz için üretilen 2 adet Açık Deniz Karakol Gemisi ve Pakistan Deniz Kuvvetleri için PN MİLGEM Projesi’nde üretilen 4 adet korvet tipi savaş gemisiyle ASFAT'ın aynı anda birbirinden 3900 km uzaklıktaki iki şehirde toplam 6 deniz platformu inşasını yapması; örneği çok az olan bir gayretin ve başarının göstergesi olarak hepimizi gururlandırmaktadır. Ayrıca; ASFAT’ın yüksek hızlarda üstün manevra yeteneği ile göz dolduran, daha önce Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü envanterine de alınan yerli ve millî asayiş ve emniyet botu ASBOT için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü ile yapılan sözleşme kapsamında ilk teslimat yapılmıştır. Yine denizaltılarımızın havuzlanması için ihtiyaca yönelik özel olarak tasarlanarak ASFAT ana yükleniciliğinde inşa edilen, kendi boyutunda dünyada tek olan denizaltı havuzunda TCG BATIRAY denizaltımızın havuzlanması faaliyeti, 18 Eylül’de Gölcük Tersanesi Komutanlığında başarıyla gerçekleştirilmiştir. Diğer yandan 27 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında 2’nci Ana Jet Üs Komutanlığı Çiğli’de gerçekleştirilecek ve Millî Savunma Bakanlığı olarak bağlı birim ve kuruluşlarımızla katılacağımız TEKNOFEST 2023 İzmir’e de gençlerimiz başta olmak üzere tüm halkımızı bekliyoruz. LİBYA’YA YARDIM ULAŞTIRAN İLK ÜLKE OLDUK Başta deprem bölgelerinde hayatın normalleştirilmesi olmak üzere orman yangınları ve diğer afetlerle mücadele çalışmaları da ilgili bakanlık ve kurumlarla tam bir koordinasyon içerisinde sürdürülmektedir. Son olarak Kara Kuvvetlerimize ait 2 adet AS-532 tipi helikopter ile Menderes/İzmir; 2 adet CH-47 tipi helikopterle de Alanya/Antalya’daki yangın söndürme çalışmalarına destek sağlanmıştır. Ayrıca; kasırga felaketi nedeniyle uluslararası yardım çağrısında bulunan dost ve kardeş Libya’ya yardım elini uzatan ilk ülke olarak Hava Kuvvetlerimize ait uçaklarla AFAD’ın arama-kurtarma ekipleri ve yardım malzemelerinin naklî gerçekleştirilmiştir. Müteakiben de TCG SANCAKTAR, TCG BAYRAKTAR ve TCG OSMANGAZİ ile ülkemizin yardımları bölgeye ulaştırılmıştır. Gemilerimizle; AFAD, AKUT, Sağlık Bakanlığı, Sahil Güvenlik ve itfaiye personelinden oluşan görevliler ile birlikte (toplam 416 görevli) ambulans, TIR kurtarma ve müdahale araçlarından oluşan araçlar (toplam 122 araç) ve 3 sahra hastanesi ile muhtelif iaşe, barınma ve sıhhi malzemeler bölgeye gönderilmiştir. Söz konusu yardım faaliyetlerimiz devam etmektedir. Ülkemizin 500 yıllık tarihî bağlarımız olan dost ve kardeş Libya halkına sağladığı, sağlamaya devam ettiği destek ve yardımlar batı-doğu ayrımı olmaksızın Libya’nın tamamını kapsamayı sürdürmekte ve bu durum Libya’da tek ses olacak şekilde memnuniyet oluşturmaktadır. Kardeş Libya halkı ile deprem felaketi yaşayan dost ve kardeş Fas halkına bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. PERSONEL TEMİN FAALİYETLERİ SÜRÜYOR Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz planlandığı şekilde devam etmektedir. 2023 yılı dış kaynaktan tabip, diş tabibi sınıfı sözleşmeli/muvazzaf ve özel nitelikli beden eğitimi öğretmen sınıfı muvazzaf subay temini kapsamında başvurular 25 Eylül’de başlayacak olup 8 Ekim’de sona erecektir. Sonuç olarak gücünü bağrından çıktığı asil Türk milletinin sevgisi ve güveninden alan kahraman ordumuz; terörle mücadeleden sınır güvenliğine, uluslararası misyonlardan insani yardım faaliyetlerine kadar çok geniş bir alanda kendisine verilen tüm görevleri başarıyla yerine getirmeye devam edecektir. #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

71,820 Aufrufe • vor 2 Jahren