Video yükleniyor...

Video Yüklenemedi

Ana Sayfaya Dön

İşte o dönüş... 💫 #EşrefRüya Cem Yıldız - Dâr-ı Dünya

109,500 görüntüleme • 1 yıl önce •via X (Twitter)

0 Yorum

Yorum bulunmuyor

Orijinal gönderinin yorumları burada görünecek

Benzer Videolar

Mağdur Genç Kız İmajını Yıkan Kadın: Biran Damla Yılmaz Sektörde Nasıl Markalaştı?" 🔥 Bugün günlerden Biran Damla Yılmaz! 🌟 Henüz çok genç yaşta adım attığı bu sektörde, "mağdur genç kız" imajından "dominant kadın" figürüne evrilen, her projesinde vites artıran bir kariyer yolculuğu ​Yolun Başı: Kırgın Çiçekler (Eylül) Biran Damla'yı geniş kitlelere tanıtan o travmatik ama güçlü Eylül karakteriydi. Dram yükü bu kadar ağır bir rolü 18-19 yaşlarında omuzlamak her oyuncunun harcı değil. O dönemki "çaresiz ama dik duran" performansı, bugünkü başarısının temel taşı oldu. ​Kabuk Değiştirme: Baraj (Nehir) Dramın yanına "entrika ve gizem" eklendiğinde Biran Damla’nın gözlerindeki o hırsı ilk kez burada gördük. Karakterin içsel çatışmalarını (dolandırıcılık vs. vicdan) ekrana yansıtırken, oyunculuğundaki çocuksu tınıyı tamamen geride bıraktı. ​Kariyer Zirvesi: Yasak Elma (Kumru Yıldırım) İşte gerçek kırılma noktası! 🍎 Kumru karakteri, Biran Damla için bir "ustalık belgesi" gibiydi. Stil ikonuna dönüşen, hırsları olan, modayı ve entrikayı yöneten o ikonik karakterle; "Sadece dram değil, her türün oyuncusuyum" mesajını net verdi. ​Toprak Kokan Dönüş: Halef (Yıldız) Ve bugüne gelelim... Modern, şehirli rollerden sonra Urfa’nın mistik atmosferinde, töre ve aşk arasına sıkışmış Yıldız. Mimiklerini daha ekonomik ama daha etkili kullandığı, "sessiz çığlıkların" oyuncusu olduğunu kanıtladığı bir dönemdeyiz. İlhan Şen ile uyumu ise bu sezonun en büyük kazançlarından. ​Oyunculuk Tekniği Analizi: ​Göz Teması: Biran Damla, replikten ziyade bakışlarıyla hikaye anlatan bir oyuncu. ​Dönüşüm Hızı: Ağır dramdan absürt komediye (Yasak Elma’daki o geçişler) çok hızlı adapte olabiliyor. ​Risk Alması: Kendini belli bir kalıba hapsetmiyor; her yeni projede farklı bir sosyal statüdeki kadını canlandırıyor. Sonuç olarak; Biran Damla Yılmaz artık sadece bir "yetenek" değil, reytingi ve sosyal medya gücüyle bir "marka". Bu akşamki #Halef bölümünde Yıldız’ın yaşayacağı o büyük kırılma, onun oyunculuk kariyerinde yeni bir zirve olabilir. ​Sizin en sevdiğiniz Biran Damla Yılmaz karakteri hangisi? 👇 Eylül mü, Kumru mu, yoksa Halef’in Yıldız’ı mı? Tartışalım! 💬 #HalefKöklerinÇağrısı #YılSer #BiranDamlaYılmaz #ilhanşen

​Bi'Dizi Mesele

26,038 görüntüleme • 4 ay önce

Şu an mutfağa gidip eline sıradan bir çay kaşığı alsan ve uzayda sadece bir şehir büyüklüğünde olan o ölü yıldıza gidip ondan bir kaşık madde alabilsen o elindeki küçücük şeyin ağırlığı dünya üzerindeki tüm insanların toplamından çok daha ağır olurdu. Durun bir saniye beyninizi toplayın çünkü bu sadece basit bir abartı değil evrenin fizik kurallarını tamamen esnettiği o sınır noktası. Bizim dünyada bildiğimiz her şey dağlar okyanuslar binalar ve hatta senin kendi bedenin bile yüzde 99 oranında boşluktan oluşuyor. Atomların içinde devasa boşluklar var ve maddeler bu boşluklar sayesinde o kadar yer kaplıyor. Ama evrende bazı yıldızlar öldüğünde öylece sönüp gitmiyorlar. Güneşimizden çok daha büyük bir yıldız yakıtını tükettiğinde kendi kütle çekimine yenik düşüyor ve merkeze doğru korkunç bir hızla çökmeye başlıyor. Kısım şu ki bu çöküş o kadar şiddetli o kadar acımasız oluyor ki atomun içindeki o devasa boşluklar bile kütle çekimine dayanamayıp eziliyor. Elektronlar protonların içine çöküyor ve her şey nötronlara dönüşüyor. Ortada hiçbir boşluk kalmıyor. Güneşten bir buçuk kat daha ağır devasa bir kütleyi alıp sadece 10 kilometre çapında bir alana yani sıradan bir ilçenin sınırları içine hapsettiğini hayal et. Işte bu bir nötron yıldızı. Ve o yıldızdan alacağın o tek bir çay kaşığı madde tam 6 milyar ton çekiyor. Tüm insanlığın toplam ağırlığı ise sadece 400 milyon ton civarında. Yani o küçücük kaşığın içine tüm insanlığı tüm o devasa metropolleri koysan bile onun ağırlığına yaklaşamıyorsun bile. Evrenin o karanlık köşelerinde boşluğun tamamen silindiği ve koca dağların kütlesinin bir kaşığa sığdığı o ölü yıldızlar saniyede onlarca kez kendi etrafında dönerek uzay zamanı bükmeye devam ediyor. Sen burada ağırlık kaldırdığını sanıyorsun ama gerçeklik o 10 kilometrelik ölü yıldızın kalbinde saklı.

Deepcosmoss

43,585 görüntüleme • 25 gün önce

7. Çakra öğretisi her yerden geliyor… Tutunmak & Bırakmak Dualitenin iki ucu… Madem bırakacaktın neden tuttun? diyemezsin… O da ne yaptığını bilmiyordu. Madem ayrılacaktık neden çocuk yaptık? diyemezsin O da bu noktaya geleceğini bilmiyordu… Madem ayrılacaktın neden sevdin? diyemezsin Böyle olacağını belki O da bilmiyordu… Dualitenin bu iki ucunu öğretiyor hayat… Delicesine tutunmayacaksın. Bir gün bırakmak zorumda kalacaksın… diyor… Tutmak ayrı tutunmak ayrı… Tuttuğunu bırakmak kolay ama tutununca kök salıyorsun oraya… Ona… O halde yanlış köklenmek istemiyorsan Allah’tan başka hiç bir şeye tutunmayacaksın… Bak dünya sana nasıl öğretti ve öğretiyor… Bir yerde aldığını zaten bir yerde bırakıyorsun… Bir gün her şeyi bıraktıracak… Ve sen o kaçınılmaz günü biliyorsun… Bir yerde verdiğini başka yerde alıyor… O halde sen de vermeyi öğreneceksin… Bir gün her şey elinden gittiğinde şok yaşamamak için… Bıraktığın zaman daha iyisini, daha yenisini daha güzelini veriyor. Cesur olduğun için.. Ve umutma “Hayat cesurlara torpil geçer” diyor 8. Çakrası açık olanlar… Evet bu doğru. O yüzden korkmayacaksın… “Evren geniş… Allah Kerim… O hem Vedud hem Alim… O varken korkup kıtlığa düşmek O’nu tahkir, tahfif ve tezyife yeltenmektir. Bilinçli yapılırsa küfür bilinçsiz yapılırsa kibirdir… Yokluk ve yoksunluk korkusu bir küfür yazılımı… Kaybetmiştik ve kimsesizlik bir inkâr yazılımı… Açlık, darlık ve gelecek endişesi bir şeytan yazılımı… O halde bırakma zamanı geldiğinde bırak… Şimdi soruyorsun yine: “Akaşa bir şeyi bırakma zamanı geldiğini nerden bileceğim?” Zamanı geldiğinde tüm şartlar seni tek başına bir yolculuğa çıkarmak için hazır olacak. (Belki kovulacaksın.) İşte o zaman cesurca yolculuğuna çık… İşlerim bir düzelsin, çocuklar bir büyüsün, bir emekli olayım… diyorsan yolculuğun böyle düşe kalka, böyle sıkışmalar ile devam edecek… İdrak edebilirsen bırakman gereken zamanda tereddütsüz bırakacaksın… Sevgiyle teslim olacaksın… En Sevgiliye güvenerek “Yolumu sen belirle Ey Sonsuz Güzellik” diyerek yeniden adım atacaksın… Sevgilerimle ~ Akaşa~

Akasha Oku/yorum

10,257 görüntüleme • 1 yıl önce