Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

IV. Uluslararası Melayê Cizîrî Sempozyumu, Cizre’de yoğun bir ilgiyle başladı. Açılışta Kur’an-ı Kerim tilaveti, İstiklal Marşı ve Cizîrî’nin hayatını anlatan video gösterimi yer aldı. Ardından Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın sempozyuma yönelik mesajı okundu.

16,285 Aufrufe • vor 9 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) Toplantısı dolayısıyla Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Şûra Üyeleri, Anıtkabir’i ziyaret etti. Ziyarette Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın beraberinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu yer aldı. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, beraberindeki heyetle birlikte Aslanlı Yol’dan yürüdükten sonra Atatürk’ün mozolesine ay yıldız motifli çelengi bıraktı. Çelengin bırakılmasının ardından saygı duruşunda bulunularak, İstiklal Marşı okundu. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan başkanlığındaki heyet daha sonra mozoleye çıkan merdivenin önünde fotoğraf çektirerek, Misak-ı Milli Kulesi'ne geçti. Burada Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalayan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, deftere şunları yazdı: “Aziz Atatürk; Yakın çevremizde krizlerin, çatışmaların ve gerilimlerin arttığı bir dönemde Yüksek Askerî Şûra üyeleri olarak bugün bir kez daha huzurunuzdayız. Türkiye’yi; yeniden şekillenen küresel sistemde, bölgesinin kutup başı ülkesi haline getirme mücadelemiz kurulan tuzaklara, içeriden ve dışarıdan gelen saldırılara rağmen devam ediyor. Güvenlikten demokrasiye, ekonomiden teknolojiye, savunma sanayiinden dış politikaya uzanan geniş bir alanda milletimizin istikbalini güvenceye alacak tarihi nitelikte adımlar atıyoruz. Şûramızın 2025 yılı toplantısının Türkiye Yüzyılı hedefine giden yolda, yeni bir kilometre taşı olacağına inanıyorum. Zat-ı âlinizi ve istiklalimiz uğruna can veren bütün şehitlerimizi rahmetle yad ediyoruz. Ruhun şad olsun.” #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

60,406 Aufrufe • vor 1 Jahr

Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) Toplantısı öncesinde YAŞ Üyeleri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Anıtkabir’i ziyaret etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Aslanlı Yol'un başındaki yerini almasının ardından başlayan törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel katıldı. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın ay yıldız motifli çelengi Atatürk'ün mozolesine bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan başkanlığındaki heyet, Anıtkabir merdivenlerindeki hatıra fotoğrafının ardından Misak-ı Millî Kulesi'ne geçti. Burada Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalayan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, deftere şunları yazdı: TSK MİLLETİMİZİN GÜVEN KAYNAĞI OLMAYI SÜRDÜRMEKTEDİR "Aziz Atatürk, 2026 yılı Yüksek Askerî Şûra Toplantısı öncesinde Şûra üyeleri olarak bugün bir kez daha huzurlarınızdayız. Zatıalinizle birlikte Malazgirt Zaferimizden bu yana yaklaşık bin yıldır vatanımız olan bu topraklarda şanlı bayrağımızın gururla dalgalanması ve milletimizin özgürce yaşaması için can veren tüm kahramanlarımızı rahmetle yâd ediyoruz. Bölgemizde çatışmaların ve gerilimlerin tırmandığı bir dönemde icra ettiğimiz Şûra toplantımızın ülkemiz, milletimiz ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz. Yüksek disiplini, üstün görev bilinci, millî iradeye bağlılığı ve artan caydırıcılığıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimiz içinden geçtiğimiz zorlu konjonktürde milletimizin güven kaynağı olmayı sürdürmektedir. Ruhun şad olsun." #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

122,877 Aufrufe • vor 25 Tagen

Türk Silahlı Kuvvetlerindeki terfi, atama, emekliye sevk ve görev sürelerinin uzatılmasına ilişkin kararların alınacağı Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) Toplantısı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında bugün gerçekleştiriliyor. YAŞ üyeleri toplantı öncesinde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Anıtkabir’i ziyaret etti. Ziyarette, Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan’ın beraberinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Hava Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu yer aldı. Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan, beraberindeki heyetle birlikte Aslanlı Yol’dan yürüdükten sonra ardından Atatürk’ün mozolesine ay yıldız motifli çelengi bıraktı. Çelengin bırakılmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu. Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan başkanlığındaki heyet, mozoleye çıkan merdivenin önünde fotoğraf çektirdikten sonra Misak-ı Milli Kulesi'ne geçti. Burada Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalayan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, deftere şunları yazdı: "Aziz Atatürk, Yüksek Askerî Şûra üyeleri olarak bugün bir kez daha zatıalinizi ve kahraman şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor; Şûramızın 2024 yılı toplantısının ülkemiz, milletimiz ve Türk Silahlı Kuvvetleri için hayırlara vesile olmasını diliyoruz. Dünyada belirsizliklerin arttığı, coğrafyamızda sıcak çatışmaların ve siyasi suikastların yaşandığı kritik bir dönemde Türkiye, bölgesinin istikrar ve huzur abidesi olarak öne çıkmaktadır. Son günlerde yeniden hortlayan, yayılmacı emelleri karşısında gereken her türlü tedbiri alarak vatanımızı, milletimizi, devletimizi ve millî çıkarlarımızı sonuna kadar korumakta kararlıyız. Bölgemizi kan deryasına çevirmek isteyenlere fırsat vermeyecek, kendi vatandaşlarımızla birlikte dostlarımızın da güven kaynağı olmaya devam edeceğiz. Ruhun şad olsun." #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

91,445 Aufrufe • vor 2 Jahren

NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi (#NATOsummit) kapsamında temaslarını sürdüren Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yoğun diplomasi trafiğini yakından takip ettik. Cumhurbaşkanımız, dün NATO Ankara Zirvesi’nde hitaplarını gerçekleştirerek önemli mesajlar verdi. Gün boyunca Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile gerçekleştirilen görüşmelerde; ikili ilişkilerin geliştirilmesi, savunma sanayiinde iş birliğinin güçlendirilmesi, ticaret, güvenlik, Avrupa güvenlik mimarisi ile bölgesel ve küresel gelişmeler kapsamlı şekilde ele alındı. Cumhurbaşkanımız, Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliğine sunduğu katkıları, NATO’nun Avrupa sütununun güçlendirilmesi ve "Transatlantik Bağın" korunmasına verdiği önemi bir kez daha vurguladı. Gazze’de kalıcı ateşkesin sağlanması, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın diplomasi yoluyla sona erdirilmesi, İran ile ABD arasındaki mutabakatın korunması ve Suriye’de istikrarın tesisine yönelik Türkiye’nin kararlı yaklaşımı görüşmelerin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Arasındaki Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi’nin imzalanması da stratejik iş birliğinin güçlendirilmesi bakımından önemli bir adım oldu. Cumhurbaşkanımız, NATO Ankara Zirvesi Sonrası Basın Toplantısı’nda yaptığı değerlendirmelerde de Türkiye’nin barış, istikrar ve ortak güvenlik anlayışı doğrultusunda yürüttüğü aktif diplomasiyi ve müttefikleriyle iş birliğini kararlılıkla sürdüreceğini vurguladı. Sayın Cumhurbaşkanımız bugün de Karadağ Başbakanı Milojko Spajic, Slovakya Cumhurbaşkanı Peter Pellegrini ve Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile bir araya gelerek ikili ilişkilerin geliştirilmesi, ticaret, savunma, güvenlik ve enerji alanlarındaki iş birliği imkânları değerlendirildi. NATO Ankara Zirvesi kapsamında pazartesi gününden bu yana yürütülen yoğun diplomasi trafiği, Türkiye’nin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde uluslararası barış, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesindeki etkin rolünü bir kez daha ortaya koymuştur.🇹🇷

Burhanettin Duran

29,506 Aufrufe • vor 1 Monat

İstanbul’un Fethi’nin 573. yıl dönümünde, bu aziz şehrin taşıdığı büyük miras bir kez daha farklı etkinliklerle hafızalarımıza kazındı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızın himayelerinde hayata geçirilen programlar kapsamında; “Zihnin Fethi” dijital deneyim alanı, video mapping gösterileri ve şehrin farklı noktalarına yayılan mehteran konserleriyle fetih ruhu İstanbul’un her köşesinde yeniden hissedildi. Sultanahmet Meydanı’ndan Rumeli Hisarı’na, Kadıköy’den Eyüpsultan’a uzanan bu geniş programda; Fatih Sultan Mehmet Han’ın sadece askerî dehası değil, aynı zamanda ilme, düşünceye ve medeniyet inşasına verdiği önem de güçlü bir anlatımla yeniden hatırlandı. Rumeli Hisarı surlarında gerçekleştirilen video mapping gösterisi, gemilerin karadan yürütülmesinden surların aşılmasına uzanan tarihî sahneleri etkileyici bir görsellikle yeniden canlandırırken, bu büyük mirasın günümüz Türkiye’sinde teknoloji, bilim ve kültür alanında devam eden yolculuğuyla kurduğu bağ da dikkat çekti. “İstanbul’un Fethi’nden Türkiye Yüzyılı’na: 1453 Genç Hafız 1453 Hatm-i Şerif” programı da ayrı bir anlam taşıdı. Fatih Camii’nde gerçekleştirilen programda Kur’an-ı Kerim tilavetleri ve hatim dualarıyla fetih ruhunun manevi iklimi yeniden ihya edilirken, genç hafızlarımızın tilavetleri ve duaları ecdadımızın aziz mirasını geleceğe taşıyan güçlü bir köprü oldu. Kutlu fethin yıl dönümünde gerçekleştirilen bu kapsamlı etkinlikler, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde tarihine, kültürüne ve medeniyet değerlerine sahip çıkan Türkiye Yüzyılı vizyonunun güçlü bir yansıması oldu. Fetih ruhunu çağın imkânlarıyla buluşturan bu anlamlı programlar, geçmişten aldığı ilhamla geleceğe yürüyen milletimizin medeniyet bilincini ve tarih şuurunu bir kez daha pekiştirdi. İstanbul’u fetheden kahraman ecdadımızı bir kez daha rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. #29Mayıs1453 #istanbulunfethi

Burhanettin Duran

17,395 Aufrufe • vor 3 Monaten

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 4. Antalya Diplomasi Forumu'ndaki konuşmalarından... ▪ İnsanlık, arka arkaya yeni teknolojik hamleler gerçekleştirirken, uluslararası sistem çağa ayak uydurabilmesi noktasında aynı başarıyı sergileyemiyor. ▪ Terör, açlık, yoksulluk, ırkçılık, İslam düşmanlığı, göçmen karşıtlığı ve iklim krizi gibi tüm insanlığı ilgilendiren sorunlarla uğraştığımız bir dönemde, uluslararası toplumun daha adil, daha vicdanlı politikalar geliştirmede, maalesef yetersiz kaldığına şahit oluyoruz. ▪ Bu eksikliği, başta bölgemizde yaşanan çatışmalar ve gerilimler olmak üzere çok geniş bir alanda her gün hissediyoruz. ▪ Diplomasinin insanî, girişimci ve geleceğe yönelik plan yapabilme kabiliyetini daha fazla öne çıkarmamız gerektiği anlaşılıyor. "Dünya Beşten Büyüktür, çünkü insanlık beşten büyüktür" tespitini yaparken, amacımız böyle bir anlayışın hâkim kılınmasıdır. ▪ Türkiye, sahip olduğu tecrübe, tarihi, beşerî, kültürel zenginlik ve derinlik dolayısıyla dünyaya bu mesajı en rahat verebilecek ülkelerden biridir. ▪ Burada öncelikle bir hakikati dikkatinize getirmek arzusundayım: Biz, sorunların uzağında, konforlu bir coğrafyada yer alan bir ülke değiliz. Stratejik önemi yüksek olduğu kadar krizlere gebe bir bölgede bulunuyoruz. Bu, tarih boyunca da hep böyleydi. ▪ İşgal girişimleri, haçlı seferleri, emperyalist oyunlar, karışıklık çıkarma, istikrarsızlık üretme teşebbüsleri çevremizde hiç eksik olmadı. Birinci Dünya Savaşı’ndan Soğuk Savaşa kadar büyük güçler arasındaki yıkıcı rekabetin en fazla hırpaladığı, en fazla olumsuz etkilediği coğrafya yine burasıydı. ▪ Bugün de uluslararası siyasetin gündemini domine eden birçok sorun, savaş, kriz ve gerilim, yine bizim yakın çevremizde cereyan ediyor. ▪ Şunu da iftiharla söylemek durumundayım: Biz, bu coğrafyanın sadece sakinleri değiliz, aynı zamanda sahipleriyiz. Bin yıldır buradayız, bu topraklardayız, inşallah daha nice asırlar boyunca yine burada olacağız. ▪ İnsanlık tarihiyle yaşıt olan bölgemizin, bu köklü tarihine uygun olarak medeniyetin, huzurun, güvenliğin, barışın coğrafyası olmasını istiyoruz. ▪ Biz artık çatışmanın değil uzlaşmanın; ayrışmanın değil ittifakın; kan, gözyaşı, acı ve gerilimin değil refahın ve istikrarın egemen olduğu bir bölge görmek, böyle bir dünyada yaşamak, evlatlarımıza böyle bir dünya bırakmak istiyoruz. ▪ Elbette bunun kolay olmadığını biliyoruz. Barışın, savaştan daha fazla emek istediğinin gayet farkındayız. Ama biz kolayı değil her zaman zoru seçtik, bugün de zor olanın tarafındayız. ▪ Bu anlayışla Ukrayna, Sudan, Libya, Somali gibi yakın dostluğumuz olan ülkelerde nasıl barış ve istikrar için mücadele ediyorsak; Afrika ve Asya’da da arabuluculuk ve kolaylaştırıcılık gibi inisiyatiflerle sorumluluk üstleniyoruz. ▪ Komşularımızla iyi ilişkiler tesis ederek, işbirliği imkanlarını, ticaret imkanlarını genişleterek; ayrıca çatışan taraflar arasında diyalog köprüleri kurarak, ülkemizin etrafında bir “barış ve güvenlik kuşağı” oluşturmak çabasındayız. ▪ Şunu samimiyetle bugün bir kez daha belirtmek isterim… Bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde, kaynaklarında gözümüz yok. Türkiye olarak, nerede varlık gösteriyorsak, orada yerin altındakilerle değil yerin üstündekilerle, yani insanlarla, yani canla ilgileniyoruz. ▪ Zulüm ile abad olunmaz, diyoruz; sömürü ve çatışma üzerine müreffeh bir gelecek inşa edilmez, diyoruz. #ADF2025

Fahrettin Altun

47,516 Aufrufe • vor 1 Jahr

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Antalya Diplomasi Forumu'ndaki konuşmalarından... ▪İsrail’in, sivil yerleşim yerlerini hedef alan kasıtlı saldırıları sonucunda bugüne kadar çoğu çocuk ve kadın 30 bin Gazzeli şehit edildi, 70 binden fazla Filistinli yaralandı ve yaklaşık 2 milyon insan evlerinden göçe zorlandı. ▪Burada bir hususu çok açık ve net ifade etmek isterim. Gazze’de sadece çocuklar, kadınlar ve siviller canice katledilmedi, aynı zamanda milyarlarca insanın uluslararası sisteme, adalete ve hukuka dair inancı da yok edildi. ▪Söz konusu İsrail olunca; İnsan hakları evrensel beyannamesinin, görevi küresel barışı temin olan Birleşmiş Millet Güvenlik Konseyi’nin, Avrupa Birliği’nin sürekli hak ve hukuktan bahseden kurumlarının, tarafsızlıktan dem vuran uluslararası basın-yayın organlarının, hâsılı yıllardır bize örnek gösterilen, güvenmemiz, itibar etmemiz gerektiği söylenen yapıların ne kadar aciz ve işlevsiz olduğunu hep birlikte gördük. ▪Gazze’de yaşananlar kesinlikle bir savaş değildir; bir soykırım girişimidir. Çünkü savaşın bile uyulması gereken bir ahlâkı, adabı ve hukuku vardır. Ana kucağındaki yavruları açlığa ve susuzluğa mahkûm eden; hastaneleri, kiliseleri, camileri, okulları, üniversiteleri, mülteci kamplarını, ambulansları bombalayan dün olduğu gibi gıda yardımı almak için sırada bekleyen sivilleri kalleşçe, onursuzca hedef alan bir barbarlıktan bahsediyorum. ▪Ailesiyle güvenli bir yer ararken araçları İsrail güçleri tarafından vurulan ve tüm ailesini kaybeden 6 yaşındaki Hind Receb'in trajik hikâyesi, aslında Gazze’de öldürülen 15 bine yakın masum çocuğun da hikâyesidir. İnsanlık olarak "Beni almaya gelecek misiniz? Korkuyorum" diyen 6 yaşındaki bir kız çocuğunun hayatını, 12 gün boyunca kurtarmayı başaramadık. Maalesef, Hind’le birlikte diğer Gazzeli çocuklara karşı sorumluluklarımızı da tam manâsıyla yerine getiremedik. ▪Türkiye olarak saldırıların ilk gününden itibaren ortaya koyduğumuz çabalara, bölgeye gönderdiğimiz 37 bin tona varan insani yardımlara, küresel ölçekte yürüttüğümüz tüm diplomatik temaslara, refakatçileri dâhil 900’den fazla Gazzeli hastayı ülkemize getirmemize rağmen, bunun mahcubiyetini iç dünyamızda halen yaşıyoruz. ▪Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail'in soykırımı önlemesi yönünde aldığı ihtiyati tedbir kararı apaçık ortadayken, Netanyahu yönetimi işgal, yıkım ve katliam politikalarını dün olduğu gibi pervasızca sürdürebiliyor. İsrail’e ilk günden beri koşulsuz destek veren Batılı güçler ise "tazıya tut, tavşana kaç" diyen ikiyüzlü politikalarıyla dökülen kana ortak oluyor. ▪Uluslararası toplum, Filistin halkına olan borcunu, ancak Filistin devletinin kurulmasıyla ödeyebilir. Bunun için 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz Filistin Devleti’nin teşekkülü şarttır. Bu maksatla, garantörlüğü de içerecek şekilde sorumluluk almaya Türkiye olarak hazır olduğumuzu belirttik. ▪Buradan bir kez daha uluslararası toplumu Gazze’ye ve Filistin davasına samimiyetle sahip çıkmaya davet ediyorum. Dünyanın bir yanında hemen her hafta meydanları dolduran, zulmü lanetleyen, tüm baskılara rağmen gerçekleri cesaretle dile getiren tüm Filistin dostlarına şükranlarımı sunuyorum.

Fahrettin Altun

81,086 Aufrufe • vor 2 Jahren

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle Millî Savunma Üniversitesinde gerçekleşen 16’ncı Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi ile 8’inci Dönem Kuvvet Harp Enstitüleri Komuta ve Kurmay Eğitimi Mezuniyet Töreni'nde konuştu. Törende Azerbaycan Savunma Bakanı Orgeneral Zakir Hasanov, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Kuvvet Komutanları ve Bakan Yardımcıları da yer aldı. Bakan Yaşar Güler, konuşmasında şunları söyledi: ÜLKEMİZİN ULUSLARARASI ALANDAKİ SAYGINLIĞI VE ETKİSİ DAHA DA ARTMAKTADIR Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Azerbaycan Savunma Bakanım, Kahraman Silah ve Mesai Arkadaşlarım, Değerli Misafirlerimiz, sizleri saygıyla selamlıyorum. Sayın Cumhurbaşkanım, yoğun mesainiz arasında törenimizi teşrif ederek bizleri onurlandırdığınız için şükranlarımızı arz ediyoruz. Müşterek Komuta Kurmay ve Komuta Kurmay Eğitimi’ni başarıyla tamamlayan personelimizin mezuniyetlerinin kendilerine ailelerine ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanım, jeopolitik kırılmaların yaşandığı günümüzde uluslararası sistemde dengeler hızla değişmekte, geniş bir sahada çatışmalar savaşlar ve güvenlik krizleri aynı anda vuku bulmaktadır. Özellikle yakın coğrafyamızda meydana gelen gelişmeler güvenlik ve savunma konularının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Türkiye olarak tüm gelişmeleri yakından takip ediyor; zatıalilerinizin liderliğinde yürütülen etkin diplomasi ve güçlü devlet iradesi doğrultusunda millî güvenliğimizi ilgilendiren her konuda gerekli tedbirleri kararlılıkla alıyoruz. Pek çok kriz ve ihtilafın çözümünde ortaya koyduğumuz yapıcı tutum yürüttüğümüz diplomatik girişimler insani yardımlarımız ve kahraman ordumuzun farklı coğrafyalarda üstlendiği görevler ülkemizin uluslararası alandaki saygınlığını ve etkisini daha da artırmaktadır. Bu hafta içerisinde ev sahipliğinizde başarıyla icra edilen NATO Liderler Zirvesi de ülkemizin uluslararası etki gücünün açık bir yansıması olmuştur. PERSONELİMİZİN NİTELİĞİNİ VE LİDERLİK KAPASİTESİNİ GELİŞTİRMEYİ ÖNCELİKLERİMİZ ARASINDA GÖRÜYORUZ Sayın Cumhurbaşkanım, Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri adına zatıdevletlerine şükranlarımı sunuyorum. Yaşanan krizler ve savaşlar göstermektedir ki güçlü ordular; modern silah sistemleriyle birlikte stratejik düşünebilen, doğru analiz yapabilen, değişen şartlara hızla uyum sağlayabilen, nitelikli personelle ayakta kalabilmektedir. Esasen günümüzün harekât ortamı; askerî gücün ve yüksek teknolojiye sahip olmanın yanı sıra bilgiye hâkim olmayı, öngörü geliştirmeyi çok boyutlu değerlendirme yapabilmeyi ve doğru zamanda doğru karar verebilmeyi zorunlu kılmaktadır. Ancak çok iyi biliyoruz ki teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin onu etkin şekilde kullanacak insan kaynağı her zaman en belirleyici unsur olmaya devam edecektir. Bu nedenle eğitim faaliyetlerini personelimizin niteliğini ve liderlik kapasitesini geliştirmeyi önceliklerimiz arasında görüyoruz. Askerlik mesleğinde önemli bir gelişim aşaması olan kurmaylık eğitimini de Türk Silahlı Kuvvetlerimizin geleceğini şekillendiren stratejik bir yatırım olarak değerlendiriyoruz. Millî Savunma Üniversitemiz bünyesinde yürütülen Müşterek Komuta Kurmay ile Komuta ve Kurmay Eğitimleri; müşterek harekât anlayışına sahip stratejik seviyede düşünebilen, değişen güvenlik ortamını doğru okuyabilen lider personelin yetiştirilmesine büyük katkı sağlamaktadır. Bu çerçevede bugün mezun olan kurmay subaylarımız da burada edindikleri bilgi ve tecrübelerin ışığında üstlenecekleri her görevde yüksek bir vazife bilinciyle hareket edeceklerdir. Sözlerime son verirken dost, kardeş ve müttefik ülkelerden gelerek eğitimlerini başarıyla tamamlayan misafir askerî personeli de yüksek müsaadenizle kutluyorum. Burada kurulan dostlukların ve paylaşılan bilgi birikiminin ülkelerimiz arasındaki iş birliğine ve karşılıklı anlayışa önemli katkılar sağlayacağına yürekten inanıyorum. Bu vesileyle; Mete Han’dan Sultan Alparslan’a Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. - Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, - Gazilerimize şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Mezun olan arkadaşlarımı da bir kez daha gönülden tebrik ediyor kendilerine görevlerinde üstün başarılar diliyorum. Sayın Cumhurbaşkanım, Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin bugünkü güçlü seviyesine gelmesinde desteğinizi hiçbir zaman esirgemeyerek bu anlamlı günde törenimizi teşriflerinizle bizleri onurlandırdığınız için zatıdevletlerine bir kez daha şükranlarımı sunuyor sizleri saygıyla selamlıyorum. Arz ederim. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

72,182 Aufrufe • vor 1 Monat

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'ndaki konuşmalarından... ▪️Temennimiz; yıllar yılı muhalefeti esir alan çirkin dilin, sahipleriyle birlikte artık terk edilmesi, siyasette yeni ve temiz bir sayfanın açılmasıdır. Milletimizin, siyasi aktörlerden beklentisi de bu yöndedir. ▪️ Coğrafyamızın içinde bulunduğu tehlikeli konjonktür, siyasetçiler olarak hepimizi daha sorumlu ve ağırbaşlı davranmaya teşvik etmektedir. ▪️Eski Türkiye’nin kifayetsiz muhteris siyasetçilerinin bu iklimi zehirlemesine, baltalamasına müsaade etmemeliyiz. ▪️Tekrar altını çizerek söylüyorum: gerilim ve sokak siyaseti sadece buna tevessül edenlere değil, tüm ülkeye ve millete kaybettirecektir. ▪️Milli iradeyi temsilen siyaset yapan hiç kimsenin ülkemizin yükünü daha da ağırlaştırmaya hakkı olamaz. Türkiye’ye kaybettirecek bir denklemin veya şahsi hesabın içine girenleri bu millet asla affetmez. ▪️Bunun için iktidar-muhalefet fark etmeksizin hepimizin ülkeye faydası dokunmayan tartışmalara, çekişmelere, kayıkçı kavgalarına prim vermemesi önemlidir. ▪️Doğru bulmadığımız hususları elbette eleştireceğiz. Bize güvenen insanların hak ve hukukunu elbette savunacağız. Partimize ve hükümetimize yönelik saldırıların elbette cevabını vereceğiz. ▪️Ama bunları yaparken, dengeyi mutlaka koruyacak, oyuna gelmeyecek, vakarımızı ve soğukkanlılığımızı daima muhafaza edeceğiz. Burada şunun bilinmesini isterim: ▪️Biz, Merhum Mehmet Akif’in o veciz ifadesiyle “yumuşak başlı isek, birilerinin zannettiği gibi uysal koyun da” değiliz. ▪️Haksızlık, hukuksuzluk, küstahlık karşısında kesinlikle sessiz kalamayız. Mesela, İstiklal Marşımızla sorunu olanlara ve demokrasimizin altını oyanlara eyvallah demeyiz. ▪️İster baro olsun, ister avukat olsun, ister siyasetçi, isterse gazeteci kılıklı terörist seviciler olsun; şiddeti övenlere, şiddeti bir hak arama yolu olarak görenlere, yedeğine silahı, terörü alarak siyaset yapmaya çalışanlara müsamahayla yaklaşamayız. ▪️Türkiye’nin geleceğinde teröre ve terörün karanlık gölgesine yer olmadığını herkesin idrak etmesini bekliyoruz. ▪️Bu doğrultuda, Cumhur İttifakı tarafından açılan fırsat penceresinin, kişisel hesaplara kurban edilmemesini ümit ediyoruz. ▪️Siyaset kurumu, Meclis, sivil toplum, basın, akademi ve topyekûn millet olarak hep beraber terörün ve şiddetin olmadığı bir Türkiye’yi inşa edelim istiyoruz.

Fahrettin Altun

138,789 Aufrufe • vor 1 Jahr

📍Gazze’ye yönelik İsrail vahşeti 7 Ekim’den beri gündemimizin en üst sırasında yer alıyor. ▪️Amerika’nın ve Batılı ülkelerin sınırsız desteğini alan İsrail hükümeti katliamlarına tam 40 gündür aralıksız bir şekilde devam ediyor. Okulları, camileri, kiliseleri, hastaneleri, pazar yerlerini, binaları, sokakları kasıtlı olarak hedef alan İsrail, bir şehri içindeki insanlarıyla topyekûn yok etme stratejisi uyguluyor. Evlerini terk etmeye zorladığı sivilleri yolda kasıtlı olarak bombalayan bir canilikle, kelimenin tam anlamıyla bir devlet terörü estiriyor. ▪️Ben şu anda gönlüm ferah, açık olarak diyorum ki İsrail bir terör devletidir. ▪️Hamas’ı terör örgütü olarak ifade ediyorsun. Hamas, Filistin’de seçimlere girip seçim kazanan bir siyasi parti ve seçimi kazandıktan sonra da hakkını, haklarını elinden aldınız. Kim aldı? Yine İsrail, Amerika birlikte aldılar. Bu gerçekleri görelim. Ama hala benim ülkemde bile Hamas’ın bir siyasi parti olduğunu bilmeyen, anlamayanlar var. ▪️Bugüne kadar İsrail tarafından katledilen 12 bine yakın Gazzelinin üçte ikisini çocuklar ve kadınlar oluşturuyor. İsrail yönetimi, Gazzeli çocuklara, kadınlara ve sivillere karşı insanlık tarihinin en kalleş saldırılarını düzenliyor. ▪️Gazze’de 40 gündür şahit olduklarımızı anlatmak için savaş dâhil tüm kavramlar yetersiz kalmaktadır. Çünkü savaşın da bir ahlakı vardır, adabı, hukuku ve sınırı vardır. Savaş hukukunun ilk kuralı ise çocuklara, kadınlara, yaşlılara ve hastalara dokunmamaktır. ▪️Kuvözdeki-kundaktaki bebekleri katledenler, evlerinden kovdukları masumların tepesine bomba yağdıranlar, insanların suyunu, gıdasını, yakıtını keserek ölüme mahkûm edenler, 2 milyonu aşkın sivili atom bombasıyla yok etmekten bahsedenler… Buradan şimdi Netanyahu’ya sesleniyorum; Sende atom bombası var mı, yok mu? Ey İsrail, sende atom bombası-nükleer bomba var. Bununla tehdit ediyorsun, bunları biz biliyoruz. Artık, ecelin geliyor. İstediğin kadar nükleer bombaya sahip ol. Neye sahip olursan ol, gidicisin. Ezcümle ahlak, vicdan, onur namına ne varsa hepsini kaybedenler insan değil ancak Belhüm Adal olabilir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’ndaki konuşmalarından… #TekYürekFilistin #OneHeartPalestin

Fahrettin Altun

154,625 Aufrufe • vor 2 Jahren

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Millî Savunma Üniversitesinde Kara Harp Okulu öğrencileriyle iftar programında bir araya geldi. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ı, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler beraberindeki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ve Millî Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu ile karşıladı. İftarda Harbiyelilere hitap eden Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 110’uncu yıl dönümünü hatırlatarak şunları söyledi: "Şanlı tarihimizin kilometre taşlarından olan Çanakkale Deniz Zaferimizin 110'uncu yıl dönümü kutlu olsun diyorum. Canları ve kanlarıyla hafızalara kazınan direniş kıyamıyla Çanakkale'de destan yazan şehitlerimizin tamamını kemal-i edeple yâd ediyorum. Başta Anafartalar kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere müstahkem mevki kumandanı Cevat Paşa'dan Yarbay Selahaddin Adil Paşa'ya, kahraman ordumuzun tüm komutanlarını saygıyla anıyorum. Anadolu'nun ve gönül coğrafyamızın dört bir yanından gelerek devrin zalimlerinin karşısına dikilen düvel-i muazzama müstevlilerine geçit vermeyen tüm kahramanlara Rabb’imden bir kez daha rahmet diliyorum." BU ZAFER MİLLETİMİZE DİRİLİŞ ÜMİDİ AŞILADI Mehmet Âkif Ersoy'un Çanakkale şehitleri için yazdığı, "Sen ki son ehl-i salibin kırarak savletini, Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin'i, Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran... Sen ki İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran; O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın." dizelerini okuyan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şöyle devam etti: "Aziz vatanı düşman çizmelerine çiğnetmeyen, o demir çemberi göğsünde kırıp parçalayan tüm kahramanlarımıza bir kere daha şükranlarımı sunuyorum. Rabb'im şehit ve gazilerimizin emanetine hakkıyla sahip çıkmayı, istiklal ve istikbal sancağını bundan sonra da aşkla, şevkle, gururla dalgalandırmayı bizlere de nasip eylesin diyorum." Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Çanakkale Zaferi'nin, Balkan Harbi'nden ve üst üste gelen ihanetlerden yorgun düşmüş, işgalci güçlerin "hasta adam" olarak gördükleri bir milletin yeniden şahlanışının ve dirilişinin müjdecisi olduğunu ifade ederek şunları kaydetti: "Genciyle, yaşlısıyla, kadını ve erkeğiyle el ele, yürek yüreğe verip zaferle taçlandırdığımız Millî Mücadele’nin fitili Çanakkale Zaferi ile ateşlenmiş; bu zafer milletimize, taptaze bir kıyam ve diriliş ümidi aşılamıştır. Milletimizin hücrelerine işleyen şehadet bilinci İstiklal Harbi'nde tüm ışıltısıyla bir kez daha parlamış, dünyanın diğer milletleri için mümtaz bir mücadele örneği teşkil etmiştir. Kore'de, Kıbrıs'ta ve daha pek çok yerde Mehmetçiğin sergilediği vakur ve erdemli tavır millî kimliğimizin tarihe düştüğü birer eşsiz not hükmündedir. Merhameti ve merhameti kadar mücadelesiyle de örnek bir ecdadın ahfadı olmaktan hepimiz iftihar ediyoruz. Burada şunu da büyük bir gururla ifade etmek istiyorum, 110 yıl önceki hayâsız akınları nasıl bozguna uğratıp vatanımızın birliğini, milletimizin dirlik ve kardeşliğini temin ettiysek bugün de aynı azim ve kararlılıkla mücadelemizi sürdürüyoruz." ULUSLARARASI BASINDAKİ DEĞERLENDİRMELER, ÜLKEMİZİN BAŞARILARINI AÇIKÇA TEYİT VE TESCİL ETMEKTEDİR Ülkemizi hedef alan sinsi planları, hain emelleri, karanlık senaryoları arkasında kim olduğuna bakmadan tek tek yırtıp atıyoruz." ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şunları söyledi: "Devletimizin payidar, milletimizin ebediyen muzaffer ve muvaffak olması için ne yapılması gerekiyorsa onu yapmaktan bir an olsun çekinmiyoruz. Şu gerçeği artık dost düşman fark etmeksizin artık herkes ikrar etmektedir. Türkiye, Avrupa ve Orta Doğu başta olmak üzere dünyayı etkisi altına alan değişim fırtınasını en hazırlıklı karşılayan ülkelerden biridir. Son dönemde uluslararası basında ülkemizle ilgili çıkan değerlendirmeler, ülkemizin başarılarını açıkça teyit ve tescil etmektedir. Daha üç beş sene öncesine kadar bizi kıyasıya eleştirenlerin çoğu şimdi bize hak vermeye başladı. Suriye ve Filistin'de takip ettiğimiz insani, vicdani ve onurlu politikaların ne kadar isabetli olduğu bugün herkes tarafından açıkça dillendiriliyor. Rusya-Ukrayna arasındaki savaşta ilk günden beri izlediğimiz dengeli tutumun doğruluğu bugün daha iyi anlaşılıyor. Aynı tabloyu Libya'dan Sudan'a, Somali'den Karabağ'a, Balkanlar'dan Doğu Akdeniz'e pek çok yerde görüyoruz." FETÖ’CÜ ALÇAKLARLA MÜCADELEMİZ HIZ KESMEDEN DEVAM EDİYOR Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Yurtta sulh, cihanda sulh!" ilkesini "Daha adil bir dünya mümkündür." şiarıyla birleştirerek girişimci bir dış politika tasavvuruyla Türkiye'yi küresel bir oyuncu hâline getirdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Ülkemiz içindeki bazı çevreler hâlen kabullenmese de doğru zamanda hayata geçirdiğimiz doğru stratejimiz sayesinde bugün Doğu ve Batıyla eşit ilişkiler geliştiren, küresel adaletsizliklere korkusuzca tepki veren, millî politikalarını her şart altında kararlılıkla uygulayan, çıkarları ile değerleri arasında tercih yapmak mecburiyetinde kalmayan bir Türkiye gerçeğine kavuştuk." dedi. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Türkiye Yüzyılı'nı adım adım inşa ederken milletin şevkini, azmini ve cehdini kıran engelleri de teker teker kaldırdıklarını belirterek konuşmasına şöyle devam etti: "15 Temmuz gecesi milletin namusuna emanet ettiği silahlarla devletimizi işgale yeltenen FETÖ'cü alçaklarla mücadelemiz ihanetin üzerinden geçen yaklaşık 9 yıla rağmen hız kesmeden devam ediyor. Finans desteği ve eleman havuzunu önemli ölçüde yitiren bu hain şebeke, Pensilvanya'daki elebaşının ölümü sonrasında çöküş dönemine girmiştir. Tıpkı hain elebaşı gibi örgütün de son nefesini vereceği günler yakındır. Aynı şekilde, 40 yıldır başımıza musallat edilen bölücü terör belasından ilelebet kurtulmak için de yoğun bir çalışmanın içindeyiz. 85 milyon vatandaşımızın tamamının kardeşlik şuurunu perçinleyecek, müreffeh geleceğini güvence altına alacak, iç cephemizi güçlendirecek terörsüz Türkiye hedefimize doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Bölgemizin hasretini çektiği kalıcı barış ortamına kavuşmasını sağlayacak bu çalışmaların semeresini inşallah yakında göreceğiz. Bizim gayemiz; son iki asırdır kimi zaman etnik, kimi zaman mezhebi fay hatları üzerinden sahnelenen planları tarihin çöp sepetine yollamaktır. Derdimiz huzurdur, kardeşliktir, muhabbettir, kader ve gönül birliğini bu topraklarda ilelebet hâkim kılmaktır. Allah'ın izniyle bu amacımızda da muvaffak olacağız." COĞRAFYAMIZI KANA BOĞMAK İSTEYENLERİN SONUNA KADAR KARŞISINDA DURACAĞIZ Bir asır evvel olduğu gibi istilacı heveslerle bu coğrafya üzerinde ameliyat yapmaya yeltenenlerin karşılarında Türkiye'yi bulacağını belirten Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Şunu çok açık ve net söylemek isterim; Arzımevut hezeyanıyla coğrafyamızı kana, gözyaşına ve zulme boğmak isteyenlerin sonuna kadar karşısında duracağız." ifadesini kullandı. "Siyonist rejim dün gece Gazze'ye düzenlediği vahşi saldırılarla masumların kanından, canından ve gözyaşından beslenen bir terör devleti olduğunu bir kez daha gösterdi." diyen Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "330 masumu düşünebiliyor musunuz? Bir sahur vaktinde bu siyonist rejim maalesef soykırım yaparak katletmiştir. Çoğu çocuk ve kadın. Akşam aldığım haberle 400'ün üzerinde kardeşimizin şehit edildiği, vahşetin sorumluları döktükleri her damla kanın hesabını vereceklerdir." açıklamasında bulundu. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, bugün masum çocukları, bebekleri ve kadınları yakan ateşin, bu şımarıklıkla, bu cinnet hâliyle, bu pervasızlık ve küstahlıkla devam edilirse elbet bir gün çırayı tutanları ve ateşe benzin dökenleri de saracağını dile getirerek "Türkiye olarak bu mübarek günlerde Gazzeli mazlumların ve Filistinli kardeşlerimizin yanındayız. Katliamların durması, sükûnetin tesisi ve ateşkesin tekrar sağlanması için diplomatik çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz." ifadesini kullandı. SAVUNMA VE HAVACILIKTA İHRACATIMIZI 7 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNE ÇIKARDIK Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, milletin medarıiftiharı kahraman Türk ordusunun eriştiği yüksek caydırıcılık kapasitesiyle küresel düzeyde müessir bir güç hâline geldiğini belirterek son dönemde yapılan yüksek teknoloji hamlesiyle yerlilik oranının yüzde 20'lerden yüzde 80 seviyesinin üzerine taşındığını, savunma sanayisi alanında parmakla gösterildiklerini söyledi. Kendi mühendisleriyle ürettikleri İHA, SİHA, uçak, helikopter, gemi, denizaltı ve daha nicelerinin, güvenlik mimarisinin ulaştığı seviyeyi ortaya koyduğunu belirten Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, şöyle devam etti: "Savunma ve havacılık ihracatımızı 2024'te bir önceki yıla göre yüzde 29 oranında artırarak 7 milyar doların üzerine çıkardık. Son 10 yıl içinde 185 ülkeye 230 çeşit savunma sanayi ürünü ihraç ettik. İnşallah kısa bir zaman içinde ikinci uçak gemimizi de yapıyoruz, yapacağız. Sadece geçtiğimiz yıl toplam değeri 10 milyar doları aşan sözleşmelere imza attık. 180 farklı ülkeye ihracat gerçekleştirdik. İnşallah bu sene çok daha yüksek rakamları yakalayacağız." ORDUMUZUN DEDİKODULAR ÜZERİNDEN YIPRATILMASINA İZİN VERMEYİZ Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, kahraman Türk ordusunun, Afganistan'dan Somali'ye, Irak'tan Kosova'ya gönül ve kültür coğrafyasının dört bir yanında barışa katkı sunduğunun altını çizerek "Desteğimize ve kardeşliğimize ihtiyaç duyulan her bölgede dostlarımızın yanında olmayı bundan sonra da inşallah sürdüreceğiz." diye konuştu. Bu süreçte en büyük dayanaklarından birinin Türk Silahlı Kuvvetleri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Ordumuzu güçlendirmek, caydırıcılığını artırmak, imkân ve kabiliyetlerine yenilerini eklemek önümüzdeki dönemde de önceliğimiz olacaktır. Şurası da son derece önemlidir. Üzerine titrediğimiz ordumuzun dedikodular üzerinden yıpratılmasına, kimi kendini bilmez siyasetçiler tarafından örselenmesine izin vermeyiz. Kimden gelirse gelsin, bu tür hadsizlikler karşısında ordumuzun ve komuta kadememizin her daim yanındayız. Disiplini, cesareti ve fedakârlığıyla bilinen Türk Silahlı Kuvvetlerinin, her ne surette olursa olsun bu vasıflarının zedelenmesine de göz yummayız." dedi. Disiplin, vakar ve imanın, kahraman Türk ordusunun kahraman mensuplarının en önemli özelliği olduğunu ve kimsenin bunlara halel getiremeyeceğini belirten Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, "Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev üstlenen her bir evladımız, kardeşimiz ve arkadaşımız da askerlik mesleğinin temel prensipleri olan bu hasletlere sıkı sıkıya sahip çıkmalıdır." ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, harbiyelilerin gerek eğitim gerekse görevi boyunca bu değerlerden asla sapmayacağına inandığını dile getirerek şunları kaydetti: "Türkiye Cumhurbaşkanı ve Başkomutanı olarak kahraman ordumuzun asil mensuplarıyla her zaman kıvanç duyduğumu bilmenizi istiyorum. Çanakkale Deniz Zaferimizin 110’uncu yıl dönümünü tekrar tebrik ediyorum. Şehitlerimizi, gazilerimizi bir kere daha rahmetle, minnetle yâd ediyorum. Rabb’im sizlerle birlikte tüm askerlerimizi korusun, kollasın, yolunuzu da bahtınızı da açık eylesin diyorum. Gönül elçilerimiz olarak gördüğümüz misafir öğrencilerimize de aynı şekilde Rabb’imden üstün başarılar temenni ediyorum. Hepinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum." #18Mart1915 #ÇanakkaleGeçilmez #18MartŞehitleriAnmaGünü #ÇanakkaleDenizZaferi #GaziMustafaKemalAtatürk #MillîSavunmaBakanlığı

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

188,939 Aufrufe • vor 1 Jahr

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın #KıbrısBarışHarekatı'nın 50’nci yılı için düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Törenindeki konuşmalarından... ▪ Aynı suda iki kez yıkanılmaz. Ada’daki gerçekleri görmezden gelerek hiçbir yere varılmaz. Kıbrıs’ta federal bir çözümün mümkün olmadığına inanıyoruz. “Müzakerelere yıllar önce İsviçre’de bıraktığımız yerden devam edelim” demenin kimseye faydası yoktur. ▪ Bakın biz müzakereye, görüşmeye, Kıbrıs’ta kalıcı barışı ve çözümü sağlamaya hazırız. Çözüm yolunda uzatılan hiçbir eli havada da bırakmayız. Tarih boyunca bu konudaki hüsnü niyetimizi defalarca gösterdik. Bugüne kadar çözümü samimiyetle isteyen, bunun için fedakarlıkta bulunan, risk alan, irade sergileyen taraf; Kıbrıs Türkü ve Türkiye olmuştur. ▪ Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın 2021 Nisan ayında Cenevre’de yapılan toplantıda ortaya koyduğu iki devletli çözüm vizyonu çok kıymetlidir. Kıbrıs Türk tarafı Rum tarafıyla her anlamda eşit olarak müzakere masasına oturmalıdır. O yüzden, “çözüm istiyorsanız Kıbrıs Türkü’nün müktesep haklarını tescil edin” diyoruz. ▪ Adanın garantör ülkelerinin liderlerinin, her iki devleti de beraberce ziyaret edecekleri günleri de göreceğimizi ümit ediyorum. Bu içten temennimi, NATO Washington Zirvesi’nde görüştüğüm Yunanistan Başbakanı Sayın Miçotakis’e de bizzat söyledim. Türkiye ile Yunanistan arasındaki diyalog zemininin güçlendirilmesi, Kıbrıs meselesinin çözümüne de şüphesiz katkı yapacaktır. ▪ Burada şunu da çok net biçimde vurgulamak durumundayım: Uluslararası alanda etkin iç hukuk yolu olarak tanınmış olan Taşınmaz Mal Komisyonu, Ada’da mülkiyet konusunda çözümün yegâne adresidir. Bunun dışında başka yollara tevessül edenler, Kıbrıs Türkünü baskı altına alarak hedeflerine ulaşacağını zannedenler büyük bir yanılgı içindedir. ▪ Ne biz oldubittilere müsaade ederiz ne de Kıbrıs Türk Halkı tehditlere boyun eğer. Ada’nın kadim ve asli unsuru Kıbrıs Türklerinin yok sayılması mümkün değildir. ▪ Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve iki devletli çözümün hayata geçmesine yönelik gayretlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. ▪ Şuşa’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi’ne Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın iştiraki, bunun en son örneği oldu. Bu süreçte sergilediği dirayetli liderlik için Azerbaycan Cumhurbaşkanı, kardeşim Sayın Aliyev’e de buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. ▪ Kıbrıs Türkünün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarımız daha da artacak. Şehitlerimizin kanları üzerinde kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet haline gelmesi için desteğimiz bakidir. ▪ 2024 İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nda yer alan hususların süratle uygulanması için gereken desteği veriyoruz, sonuna kadar da vereceğiz. Belediyelerimiz ve resmî kurumlarımız geniş bir yelpazede pek çok projeyi Kuzey Kıbrıs’ın dört bir yanında hayata geçiriyor. ▪ Ulaştırmadan tarım ve sulamaya, turizmden güvenliğe, konuttan afetlere hazırlığa kadar her alanda Kıbrıs Türk Halkının yanındayız, destekçisiyiz.

Fahrettin Altun

29,042 Aufrufe • vor 2 Jahren

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü Programı'ndaki konuşmalarından... ▪ Toplumun temeli olan ailenin de sosyal hayatın da kilit taşı kadındır. Eğer kadın mutluysa, aile mutludur. Eğer kadın huzurluysa, o ailede huzur vardır. Kadına yönelik şiddet, en başta aileye, ailenin huzuruna, mutluluğuna, geleceğine vurulmuş menfur bir darbedir. ▪ Şurası bir gerçek ki, bizim kültürümüzde aile, mahremiyeti olan bir yapıdır. Bir evin giriş veya bahçe kapısından ötesi, kişinin mahremi olarak görülür. Ama zulüm varsa, haksızlık varsa, şayet kadına ve çocuğa yönelik şiddet söz konusuysa; burada artık aile mahremiyetinden söz edilemez. Çünkü şiddet, kişiyle sınırlı bir hadise değildir. ▪ Şiddet tüm toplumu ilgilendiren, tüm toplumu enfekte eden bir meseledir. Müdahale edilmeyen her şiddet olayı, toplumda mayalanıyor; zamanla büyüyor, maalesef başka insanlara da sirayet ediyor. ▪ Şiddetin olumsuz etkilerine özellikle çocuklarda daha fazla şahit oluyoruz. Erken yaşlardan itibaren şiddetle karşılaşan, şiddete maruz kalan çocuklar, daha sonra da meselelerini şiddetle çözmeye meyyal oluyor. ▪ Bu tür sorunları engellemenin yolu ise sevginin, saygının, hoşgörünün ve dayanışmanın sembolü olan aile kurumuna sahip çıkmaktan geçiyor. ▪ Aileye sahip çıkmak ise tüm bireylerin içinde huzur bulduğu güvenli bir çatı inşa etmek demektir. Aileyi, başta çocuklar olmak üzere herkesin "yuvası" haline getirebildiğimiz ölçüde koruyabilir, yaşatabilir, istikbale güvenle taşıyabiliriz. Değilse zaten ağır saldırı altındaki ailenin zemin kaybetmesine mâni olamayız. ▪ Bakınız, bunu özellikle şunun için söylüyorum… Şehir hayatının sıkıntıları ve zorluklarıyla birlikte ailenin omuzlarına binen yük de artmaktadır. Bu yükün sağlıklı bir şekilde taşınabilmesi için kadın ile erkek arasındaki rol dağılımının adaletli yapılması şarttır. ▪ Kadınların çalışma hayatında daha fazla yer aldığı bir tabloda, eski alışkanlıkların, eski davranış kalıplarının aynen devam etmesi beklenemez. Bilhassa çocukların eğitimi ve yetiştirilmesinde annenin yanı sıra, babalara da önemli sorumluluklar düştüğüne inanıyorum. ▪ Dijital dünyadan doğan tehditler giderek artarken, çocuklara kol kanat germek sadece annelerin değil, babaların da birincil görevidir. ▪ Bu konuda geçen hafta yaptığım çağrıyı bugün tekrarlıyorum… Hayatı paylaştığımız eşlerimize daha fazla destek olmamız gerekiyor. ▪ Evlat sahibi tüm babalarımızdan, eşlerine daha fazla yardımcı olmalarını, özellikle çocuklarının eğitimi ve yetiştirilmesi noktasında daha fazla yük almalarını, ellerini taşın altına daha fazla koymalarını istirham ediyorum. #işaretiFarkEt #HepBirlikte

Burhanettin Duran

14,209 Aufrufe • vor 9 Monaten

Bayram namazını Hatay’ın tarihî Habib-i Neccar Camii’nde kılan Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberindeki TSK Komuta Kademesi ile İskenderun’a geçerek Deniz Er Eğitim Alayındaki Bahriyelilerle bayramlaştı. Bayramlaşmada ayrıca 2’nci Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanlığı, İskenderun Deniz Üs Komutanlığı ve 39’uncu Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı personeli de yer aldı. CUMHURBAŞKANIMIZ SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN, MEHMETÇİKLERİN BAYRAMINI KUTLADI Bayramlaşmanın ardından konuşma yapmak üzere kürsüye gelen Bakan Yaşar Güler, ilk olarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak TSK Komuta Kademesi ve Mehmetçiklerimizle birlikte olduklarını belirterek Cumhurbaşkanımızın bayramını tebrik etti. Bakan Yaşar Güler daha sonra emirlerini almak üzere sözü Sayın Cumhurbaşkanımıza bıraktı. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan da Mehmetçiklerimizin bayramını kutlayarak şunları söyledi: “Ben de şuanda görevleri başında bulunan gerek subay, gerek er, erbaş, tüm kahraman ordumuzun mensuplarını en kalbi duygularla selamlıyorum ve Ramazan Bayramı’nın ordumuza ayrı bir güç katmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Ve bütün ordu mensuplarımızı gözlerinden öpüyorum. Rabbim yâr ve yardımcınız olsun diyorum. Sağ olun, var olun.” Cumhurbaşkanımızın konuşmalarını tamamlamasının ardından Bakan Yaşar Güler Mehmetçiklere hitap ederek şunları söyledi: MİLLETİMİZ GÜÇLÜ BİRLİK RUHUNA SAHİP Kahraman silah ve mesai arkadaşlarım, kahraman Bahriyeliler; Ramazan Bayramı vesilesiyle Deniz Er Eğitim Alay Komutanlığımızda Sayın Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımızla birlikte, sizlerle bir arada bulunmakta büyük bir mutluluk duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum. Mübarek Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor, bu güzel günlerin başta sizler ve kıymetli aileleriniz olmak üzere aziz milletimize sağlık, huzur ve bereket getirmesini temenni ediyorum. Bayramlar; köklü tarihimizden süzülüp gelen, millî ve manevi değerlerimizin yeniden hatırlandığı, kardeşliğimizin daha da kuvvetlendiği anlamlı zamanlardır. Millî kimliğimizi ve karakterimizi oluşturan bu kıymetli mirası koruyarak gelecek nesillere aktarmak her birimize düşen önemli bir sorumluluktur. İşte bu değerler sayesinde milletimiz en zor zamanlarda dahi bir arada durmayı başaran, güçlü bir birlik ruhuna sahiptir. Aziz vatanımızın bekası ve güvenliğinin en güçlü teminatı olan sizler de vatandaşlarımızın bayramları huzur içerisinde geçirmesi için sevdiklerinizden uzakta, fedakârlıkla görev yapmaktasınız. Yüksek görev bilinci ile ortaya koyduğunuz üstün gayretleriniz her türlü takdirin üzerindedir. Sizlerin şahsında şu anda yurt içinde ve sınır ötesinde özveriyle görev yapan tüm kahraman silah ve mesai arkadaşlarımı canıgönülden tebrik ediyor, her birinin gözlerinden öpüyorum. BÖLGEMİZİN ATEŞ ÇEMBERİNE DÖNDÜĞÜ BİR SÜREÇTEN GEÇİYORUZ Küresel güvenliği sarsan jeopolitik gelişmelerin yaşandığı, uluslararası düzenin zayıfladığı, güç ve nüfuz mücadelelerinin arttığı, bölgemizin ise adeta ateş çemberine döndüğü bir süreçten geçiyoruz. Ülkemiz, tüm bu gelişmeler karşısında; sorunların çözümünde yapıcı ve barıştan yana tutumuyla müzakere masalarının ve uluslararası güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi olarak ön plana çıkmakta, bir istikrar adası ve güven merkezi olma vasfını korumaktadır. Türkiye’nin böylesine etkin olduğu bir ortamda kahraman ordumuz da; hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasından terörle mücadeleye, Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin kararlılıkla korunmasından küresel barış ve istikrara katkılar sunmaya kadar İstiklal Harbi’mizden bu yana en yoğun ve en etkili faaliyetlerini icra etmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ifa ettiği bu çok yönlü faaliyetler ve sahip olduğu yüksek hazırlık seviyesi, giderek sertleşen güvenlik ortamında ülkemizin en büyük teminatı olmaya devam etmektedir. TSK GEREKLİ TÜM ÖNLEMLERİ ALMAKTADIR Nitekim yakın çevremizdeki jeopolitik gerginlikler, özellikle 28 Şubat’tan itibaren İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanan savaş, başta yakın coğrafyamız olmak üzere tüm dünyanın güvenliğini riske atacak niteliktedir. Bu hassas ortamda kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ülkemizin güvenliğini teminat altına almak amacıyla hiçbir ihtimali göz ardı etmeden sınır hattımızda, karada, denizde ve havada müttefiklerimizle yakın bir koordinasyon içerisinde gerekli tüm önlemleri almaktadır. Şu bir gerçek ki şanlı ordumuz, sahip olduğu caydırıcı güç ve çok yönlü operasyonel kabiliyetiyle, ülkemizi ve asil milletimizi her koşulda korumaya muktedirdir. Şüphesiz tüm tehditlere karşı koyabilecek güçlü bir savunma kapasitesi kadar iç cephemizin sağlamlığı ve milletçe ortaya koyduğumuz birlik ve beraberlik de güvenliğimizin en temel dayanaklarından biridir. TÜRKİYE KURGULANAN SENARYOLARI ÖNGÖREREK GEREKLİ ADIMLARI ATTI Türkiye köklü devlet aklıyla, yakın coğrafyamızda kurgulanan senaryoları ve planlanan hain emelleri öngörmüş, kriz ve çatışma ortamı bugünkü seviyeye gelmeden gerekli iradeyi göstererek bu yönde kararlı adımlar atmıştır. Bu stratejik yaklaşımın sahaya yansıması özellikle güvenlik alanında elde edilen somut başarılarla açıkça ortaya çıkmıştır. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, kahraman güvenlik güçlerimizin ve kahraman güvenlik korucularımızın eşgüdüm, cesaret ve fedakârlıkla yürüttüğü mücadeleler neticesinde terör örgütlerinin hareket alanı büyük ölçüde daraltılmıştır. Elde edilen bu kazanımlar, ülkemizin geleceğine dair hedeflerimizi daha güçlü ve kararlı bir şekilde ortaya koymamıza imkân sağlamıştır. Nihai hedefimiz terörün her tür ve tezahüründen tamamen arındırılmış, birliği ve huzuru daim kılınmış güçlü bir Türkiye’ye ulaşmaktır. Nitekim son dönemde bölgemizde yaşanan gelişmeler bu hedefin ne denli isabetli ve gerekli olduğunu açıkça teyit etmektedir. TÜRKİYE, KKTC’NİN GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMA KONUSUNDA GEREKLİ İRADE VE GÜCE SAHİPTİR Ülkeler arasındaki kriz ve sorunların çözülmesi için uluslararası hukuku ve barışı esas aldığımızı her fırsatta dile getiriyoruz. Bu çerçevede Ege’de ve Doğu Akdeniz’de de barış, istikrar ve hakkaniyet temelinde bir düzenin tesis edilmesini amaçlıyoruz. Elbette ki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarının korunması da Türkiye için vazgeçilmez bir sorumluluktur. Ancak Yunanistan’ın bölgedeki hassas ortamdan faydalanarak Kıbrıs meselesinde yeni oldubittiler oluşturma ve Ege’deki adaları silahlandırma yönündeki girişimlerine de şahit olmaktayız. Bu tür adımların bölgesel barışa hizmet etmediği açıktır. Bu konuda muhataplarımızın yaptığı ve esasen hiçbir karşılığı bulunmayan provokatif açıklamaları da dikkate almadığımızı özellikle belirtmek isterim. Türkiye uluslararası hukuka dayalı meşru haklarını ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğini koruma konusunda gerekli irade ve güce sahiptir. Son çatışmalardan kaynaklanan füze ve drone tehdidi sonrası hava sahasının güvenliğini desteklemeye ve muhtemel tehditler karşısında hızlı reaksiyon kabiliyetimizi güçlendirmeye yönelik Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne hava ve hava savunma unsurlarımız sevk edilmiştir. Herkes bilmelidir ki Türkiye hem Ege’de ve Doğu Akdeniz’de hem de Kıbrıs’ta uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatlerini korumaya kararlılıkla devam edecektir. BAŞARI BİR VARIŞ DEĞİL, SÜREKLİLİK İSTEYEN BİR YOLCULUKTUR Yaşanan son gelişmeler yerli ve millî savunma sanayimizin de ülkemizin bekası açısından hayati önemde olduğunu bir kez daha teyit etmiştir. Millî Savunma Bakanlığı olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın direktifleri çerçevesinde imkân ve kabiliyetlerimizi sürekli geliştirip, caydırıcılığımızı artırmak maksadıyla çalışmalarımızı artan bir şevk ve gayretle sürdürüyoruz. Elbette ki gelişmiş savunma sanayi kapasitesi kadar bu imkânları etkin şekilde kullanacak donanımlı ve yüksek nitelikli personel gücüne sahip olmak da güvenliğimiz açısından hayati önemdedir. Sizlerin bugüne kadar üstlendiğiniz görevlerde ortaya koyduğunuz yüksek vazife şuuru, kutsal bir görevin ifası olmanın ötesinde nesilden nesile aktarılan Türk askerî geleneğinin her birinizde vücut bulan güçlü bir tezahürüdür. Unutmayınız ki başarı bir varış değil, süreklilik isteyen bir yolculuktur. Aynı zamanda başarı disiplinle yoğrulmuş bir iradenin, kararlılıkla sürdürülen bir mücadelenin ve görev bilinciyle şekillenen bir karakterin neticesidir. Sizler de şartlar ne olursa olsun verilen görevi yerine getirmek için sonuna kadar gayret gösteren ve asil milletimize güven veren şanlı Mehmetçiklersiniz. Bu anlayışla hareket ettiğiniz sürece üstlendiğiniz her görev, şanlı ordumuzun gücünü ve itibarını daha da ileriye taşıyacaktır. Bu inançla Millî Savunma Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizin bekası ve milletimizin güvenliği için her türlü görevi kararlılıkla yerine getirmeyi sürdürecektir. Bu vesileyle Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor; cennet vatanımızda bu mutlu bayram günlerini huzur içinde geçirmemizde en büyük pay sahibi olan aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Hayatta olan fedakâr gazilerimiz ile şehit ve gazi ailelerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sizlerin ve kıymetli aile bireylerinizin Ramazan Bayramı’nı bir kez daha en içten dileklerimle kutluyor, kıymetli ailelerinize selamlarımı gönderiyorum. Kahraman Bahriyeliler; denizleriniz sakin, pruvanız neta; yolunuz ve bahtınız açık olsun. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

52,628 Aufrufe • vor 5 Monaten

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın "Büyükelçiler ile İftar" programındaki konuşmalarından... ◾️Netanyahu hükümeti, zaten kırılgan olan ateşkes anlaşmasını istismar etmek için her yola başvuruyor. ◾️İsrailli Bakanların Batı Şeria’yı ilhak çağrıları yetmezmiş gibi bir de Mescid-i Aksa’yı hedef alan kışkırtmalarıyla İsrailli yetkililer ateşle oynamaktadır. ◾️İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın kırmızı çizgimiz olduğunu, bugün bir kere daha muhataplarına önemle hatırlatmak istiyorum. ◾️Gazzeli kardeşlerimizi; doğdukları, büyüdükleri ve uğruna hayatlarını feda ettikleri topraklarından söküp atmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Gazzelilerin, öz yurtlarında barış ve huzur içinde yaşamaları için elimizdeki tüm imkanları seferber etmiş durumdayız. ◾️Gazze’ye insani yardımda bulunan ülkelerin başında geliyoruz. Bugüne kadar yaklaşık 100 bin ton yardımı, dost ülkelerin de desteğiyle Gazze’ye ulaştırdık. ◾️Uluslararası Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi ve Uluslararası Ceza Mahkemesi dâhil ilgili uluslararası mekanizmaların işletilmesi için gayret gösterdik. Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından Uluslararası Adalet Divanı'nda açılan davaya müdahil olma başvurusunda bulunduk. Yürüttüğümüz diplomatik temasların da katkısıyla 9 ülke daha egemen Filistin’i tanıdı. Önümüzdeki dönemde bu sayının daha da artacağına inanıyorum. ◾️Burada şu önemli hususu tekraren vurgulamak arzusundayım: -İsrail, bölgede istikrarsızlık üreterek, kendi güvenliğini sağlayamaz. -1967 sınırları temelinde bağımsız ve coğrafi bütünlüğü haiz bir Filistin devleti kurulmadan, İsrail de aradığı huzura kavuşamayacaktır. -Filistin halkını destekleyeceğimiz gibi, Kudüs'ün, özellikle Harem-i Şerif'in tarihî statüsüne riayet edilmesinin de takipçisi olacağız. ◾️Suriye’de 8 Aralık’ta Esad rejiminin devrilmesiyle yeni bir dönem başlamıştır. Toprak bütünlüğü ve siyasi birliğini sağlamış, farklı kimliklerin yan yana yaşadığı, tüm komşuları için güven ve istikrar kaynağı olan bir Suriye’nin inşası, en büyük temennimizdir. ◾️Yeni yönetimin böyle bir Suriye’nin vücut bulması için gösterdiği gayretleri takdirle karşılıyor, kendilerine gereken her türlü desteği sağlıyoruz. 13 yılı aşan çatışmaların Suriye’ye maliyeti, 1 milyon can kaybı ve 500 milyar dolara yaklaşan devasa bir faturadır. ◾️Dünyadaki hemen hiçbir ülkenin, böyle ağır bir yükün altından tek başına kalkması mümkün değildir. Hepimizin, Suriye halkının ülkelerini yeniden ayağa kaldırma çabalarına güçlü destek olması gerekiyor. ◾️Bakınız şu detayın altını da kalın çizgilerle tekrar çiziyorum: Suriye’deki etnik ve dini aidiyetleri kışkırtarak bu ülkenin istikrarsızlığından medet umanlar, hedeflerine ulaşamayacaklarını bilmelidir. ◾️Bölgemizin bir asır önce olduğu gibi tekrar yeni haritalar üzerinden dizayn edilmesine, parçalanmasına, ayrıştırılmasına müsaade etmeyeceğiz. Pusuda bekleyenlere, ellerini ovuşturanlara fırsat vermeyeceğiz. ◾️"Terörsüz Türkiye" hedefiyle yürüttüğümüz çalışmaların amaçlarından biri de, işte bu kirli ve kanlı planlara engel olmaktır. Kimlerin ne yapmaya çalıştığının gayet farkındayız. Kulaklara fısıldanan senaryoları da çok iyi biliyoruz. ◾️Unutulmasın ki; emperyalist senaryolara figüranlık yapanların akıbeti, eninde sonunda buruşturulup bir kenara atılmaktır. Yakın tarihimiz bunun sayısız örnekleriyle doludur. ◾️Tarihin tekerrür etmesi istenmiyorsa, izlenmesi gereken yol bellidir. Türkiye olarak, güvenliğimize yönelik her türlü tehdidi kaynağında etkisiz hale getirme kudretine hamdolsun ziyadesiyle sahibiz. ◾️Bu kapasitemizi hiç tereddüt etmeden pek çok kez gösterdik. Ne ülkemizin, ne bölgemizin geleceğinde teröre yer olmadığını herkesin anlamasını, kabullenmesini, sonu hüsranla bitecek ham hayaller peşinde koşmak yerine planlarını buna göre yapmasını tavsiye ediyoruz.

Fahrettin Altun

111,251 Aufrufe • vor 1 Jahr

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın "Yapay Zeka ve Kadın" ana temasıyla gerçekleştirilen 6. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi'ndeki konuşmalarından... ▪ Tarih bize dünyamızın genel manada her 100 yılda bir kabuk değiştirdiğini, dönüştüğünü, yeni bir safhaya geçtiğini gösteriyor. ▪ Çok değil, iki asır önce başlayan sanayii devrimiyle birlikte hayatımızda keskin bir kırılma yaşandı. Fabrikalar, otomobiller, fotoğraf makinaları, aşılar, ilaçlar, telefon, radyo, televizyon derken, insan hayatı kısa sürede köklü değişimlere sahne oldu. ▪ Ardından internetin ve bilişim teknolojilerinin hayatımıza girmesiyle çok daha farklı, çok daha derin bir değişim dalgasına kapıldık. ▪ Bugün artık yapay zekâdan, insansız sistemlerden, robotik teknolojilerden, nesnelerin internetinden bahsediyoruz. Algoritmaların ve yapay zekâ sistemlerinin yapabildikleri karşısında hayret etmekten, hatta kimi zaman insanlığın geleceği adına endişe etmekten kendimizi alamıyoruz. ▪ Şurası da bir gerçek ki; tüm bu değişimler beraberinde üretim ilişkilerinin, insan davranışlarının, insani beklentilerin de farklılaşmasını getirmektedir. Teknoloji; kolay ve hızlı iletişim, bilgiye rahat ulaşım kadar doyumsuzluk da üretmekte, yeni istekleri ve yeni tüketim araçlarını hayatımıza sokmaktadır. ▪ Bundan 40-50 yıl önce eşyalardan ziyade insanların yaşamları, ne yapıp ettikleri, değerleri, ortaya koydukları eserler ön plandaydı. Sadece İslam aleminde değil, Batılı toplumlarda da "mahremiyet" duygusu yaygındı. Göz hakkı, diğerkamlık, empati, fakir-fukaranın da hukukunu gözetme gibi kavramlar fertlerin davranışlarında belirleyici rol oynuyordu. "Var olmak" ile "görünür olmak" arasında bu derece yüksek bir illiyet bağı kurulmuyordu. ▪ Günümüzde ise bireylerin hayata yaptıkları katkılar değil; neyi aldığı, neyi yediği, neyi paylaştığı daha çok gündeme geliyor. Gerçekle sanalın, algı ile olgunun, yalan ile gerçeğin yer değiştirdiği, dijital kültürün insanın hayata bakış açısını altüst ettiği bir dönemde yaşıyoruz. Dijitalleşmenin ortaya çıkardığı ürünlerin, sunduğu imkânların, getirdiği kolaylıkların ve konforun yanı sıra, insanı nesneleştirdiğini, insanın biricikliğini örselediğini çok net biçimde görüyoruz. ▪ Çok boyutlu bir "Dijital Hegemonya" hayatımıza daha fazla nüfuz etmekte, üstelik etki alanını her geçen gün genişletmektedir. Bu çerçevede bir diğer husus da şudur: Teknolojinin, özellikle de yapay zekânın adaletsizlikleri derinleştiren yönü kimi zaman göz ardı ediliyor. Oysa yapılan ilmi araştırmalar, yapay zekanın kötü uygulamaları tekrar ederek, toplumsal eşitsizlikleri pekiştirdiğini ortaya koyuyor. ▪ Burada şunu da söylemek durumundayım… Yapay zekâ teknolojileri ve algoritmaların mağdurları arasında ilk sırada kadınlar yer almaktadır. İş başvurularından sosyal medya platformlarına kadar birçok farklı mecrada kadınlar, yapay zekanın eşitsizlikleri artıran bu çirkin yüzüne maalesef, çok sık muhatap olmaktadır. Regülasyon eksikliği başka alanlar gibi burada da en ciddi sorundur. ▪ Elbette bunu tersine çevirmek bizim elimizdedir. Sadece dezavantajların önüne geçilmesinde değil, kadınların eşit haklara erişebilmesinde ve kendilerini geliştirebilmelerinde de yapay zekadan istifade edebiliriz. Bunun için yapay zekâ algoritmalarında ve veri tabanlarında dezavantajlı kesimleri gözeten temel prensiplerin belirlenmesine ihtiyaç duyuluyor. ▪ Daha fazla mağduriyet oluşmadan, sorunlar daha fazla kronikleşmeden bu konuda evrensel bir deklarasyona imza atılması gerektiğine inanıyoruz. KADEM’in ülkemizde bu sürece öncülük etmesinde fayda vardır. Zirvenin bu alanda yeni bir dönemin başlangıcı, ilk adımı olmasını temenni ediyorum. #AIandWomen

Fahrettin Altun

47,734 Aufrufe • vor 1 Jahr