Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

kafasal hesaplaşmalar

160,652 Aufrufe • vor 2 Jahren •via X (Twitter)

7 Kommentare

Profilbild von Tarık Elçioğlu
Tarık Elçioğluvor 2 Jahren

Şahanım bir gün bizide severler mi

Profilbild von şahan
şahanvor 2 Jahren

cevabı benim sabitte aslında..

Profilbild von Mustafa
Mustafavor 2 Jahren

insan boş kalmamalı, kalamaz. İnsan yalnızken kendi zihninden âlâ dert aramamalı.

Profilbild von şahan
şahanvor 2 Jahren

güzel yazdın king

Profilbild von merve
mervevor 2 Jahren

Çok doğru

Profilbild von Furkan
Furkanvor 2 Jahren

Ağlattın abi bune

Profilbild von Enes Gül
Enes Gülvor 2 Jahren

🥀

Ähnliche Videos

💥 Mehmet Akif Ersoy gözaltına alınmış. Aslında mevcut rejimin sadık bir bendesiydi ama demek ki iç hesaplaşmalar “devrim kendi çocuklarını yer” sözünü bize ispatlıyor. Peki kimdir Ersoy? Geçmiş bilgileri tazeleyelim; ➖ İstanbul Emniyeti’nde bir dönem çalışmış eski bir emniyet müdürü Mehmet Akif Ersoy ile ilgili bir takım bilgiler aktardı. ✔️ Mehmet Akif Ersoy, Selam Kudüs Terör Örgütü soruşturmalarında savcılık izniyle dinlemeye alınan şüphelilerden biri. ✔️Mehmet Akif'in babası Nadir Ersoy, "Selam Tevhid TÖ" kurucularından. 24 Ocak 1993 tarihinde Hasan Kılıç ve Mehmet Şahin’in talimatları ile Yusuf Karakuş ve iki İranlı ajan ile Uğur Mumcu’nun aracına bomba koyan kişi olan Abdülhamit Çelik’in nikah şahidi! ✔️Nadir Ersoy, Selam Tevhid soruşturmasında savcılık izniyle dinleniyor. 29.07.2013 günü Nadir ERSOY ile Mustafa isimli şahıs arasında bir telefon görüşmesi gerçekleşiyor. ✔️O telefon görüşmesinde, Nadir Ersoy oğlunu (Mehmet Akif) Suriye’de Havzai Umeyinye’de okuttuğunu, oğlunu “İnkılabın” yetiştirdiğini, Somali’de, Etiyopya’da kaldığını belirtiyor. Telefon konuşmasının sonunda oğlunun (Mehmet Akif Ersoy) ajan olarak damgalanmaması için bu konuşmadan kimseye söz etmemesini istiyor. ✔️Mehmet Akif 16 yaşından itibaren Furkan Torlak ile birlikte Şii Medreselerinde Suriye’de eğitim aldığı, 2001 ve 2003 tarihlerinde Hatay’dan müteaddit defalar giriş çıkış yaptığı, Suriye’de 3’er, 5’er ay kaldığı, 2010 tarihli çıkışında da 3 ay kaldığı Türk Polis Teşkilatı tarafından tespit edilmiş. ✔️Mehmet Akif Ersoy’un telefon konuşmaları kayıtlarında TRT’ye adam yerleştirme çalışmaları da söz konusu. ➖Aşağıda Mehmet Akif’in babası Selam Tevhid TÖ kurucularından Nadir Ersoy’un yıllar önce yaptığı bir konuşma var. ➖Not: Yukarıda anlattığım konular gizli saklı bilgiler değil, Selam Tevhid Terör Örgütü soruşturması fezlekesinde geçen konulardır. İsteyen fezlekeyi kendisi de inceleyebilir. Daha başka konular da var özel hayatına dair ama ben ayrıntılara girmeyi uygun bulmadım. İsteyen inceleyebilir.

New York Media

341,933 Aufrufe • vor 8 Monaten

50 YILLIK TİYATRONUN SONU Kürdistanın her karışında, dağlarda, şehirlerde, köylerde kan aktı. On binlerce Kürd genci toprağa düştü, on yedi bin “iç düşman” kendi elleriyle infaz edildi, aileler parçalandı, köyler yakıldı, bir halkın gençliği bir ideolojinin değirmeninde un ufak edildi. Ve şimdi, bütün bu enkazın üzerine, “ulus devlet kurmak özgürlük getirmez, zaten yeterince devlet var” cümlesi düşüyor. Bu cümle, bir itiraftır. Başlangıçta “bağımsız Kürdistan” diye yola çıkanlar, yıllar içinde paradigmayı değiştirdiklerini, artık “demokratik ulus”, “demokratik konfederalizm”, “devletsiz özgürlük” peşinde olduklarını söylüyorlar. Güzel. Ulus-devlet gerçekten özgürlüğün nihai formu mudur, yoksa modernitenin bir tuzağı mı? Bu soru meşrudur. Ama o meşru soruyu, 50 yıllık kanın üzerine kurmak, ahlaki ve siyasi bir rezalettir. Çünkü eğer asıl hedef “Kürdlerin kendi devletini kurmasına karşı olmak” ise, o zaman bütün o yıllar boyunca “düşman” diye gösterilen T C’nin sınırlarının değişmemesi, üniter yapısının bozulmaması, fiilen korunmuş demektir. Yani “sözde düşman”ın bekası, fiilen savunulmuş oluyor. Bir halkın özgürlük iddiası, o halkın kendi kaderini tayin etme iradesini yok sayarak, hatta o iradeyi “kapitalist modernitenin sapması” diye mahkûm ederek nasıl savunulabilir? Özgürlük, bir halkın “devlet kurmayacağına” dair önceden verilmiş bir yemine mi bağlıdır? Yoksa özgürlük, o halkın kendi tercihine mi aittir? Eğer tercih “devletsizlik” ise, bu tercih silah zoruyla, iç infazlarla, muhalif Kürtlerin tasfiyesiyle dayatılamaz. Dayatılan şey, özgürlük değil, yeni bir faşizan tahakkümdür. Tarih, ideolojik dönüşümleri affeder. Ama bedeli bir halkın kanıyla ödenen dönüşümleri, “felsefi derinlik” adı altında aklamaz. Apo: “Dünyayı yenebilecek Güçte Olsakta Kürdistan’ı Kurdurtmam” demesi “Düşmanlığın en üst versiyonu” değilmi? Şimdi sorulması gereken soru şudur: Bütün o ölümler, (yaklaşık 150 bin kürdün ölümü) bütün o iç hesaplaşmalar, bütün o “devrimci şiddet”, sonunda “sınırlar değişmesin, başka bir devlet kurulmasın” sonucuna hizmet ettiyse… O zaman 50 yıllık mücadele, gerçekte kimin mücadelesiydi?

ÎHSAN DENÎZ

21,791 Aufrufe • vor 29 Tagen

🚨 Acun Ilıcalı: Fenerbahçe’mizin 18 yıl aradan sonra Şampiyonlar Ligi’ne kalma mücadelesi vereceği böylesine kritik ve tarihi bir karşılaşmaya yalnızca 2 gün kalmışken, şahsıma yapılan tüm haksızlık ve hukuksuzluklara rağmen asla bir açıklama yapma niyetinde değildim. Ancak kulübümüzün resmi mecralarından 23 Ağustos günü Fenerbahçe Futbol A.Ş. imzasıyla paylaşılan; kamuoyunu ağır biçimde yanıltan, şahsımı hedef alan ve gerçek dışı iddialar içeren açıklama karşısında bu bilgilendirmeyi yapmak zorunlu hale gelmiştir. Sözleşmeli olarak Acun Medya’ya tahsis edilmiş ve bedeli kuruşu kuruşuna ödenmiş olan 217 no’lu locanın kullanımı, mevcut kulüp yönetiminin kararıyla sezon öncesinde hukuksuz bir biçimde engellenmiş; bunun üzerine haklarımızın korunması adına yargı yoluna başvurulmuştur. Bağımsız Türk yargısı bu haksızlığa dur diyerek lehimize ihtiyati tedbir kararı vermiştir. Ancak bu karara rağmen, Fenerbahçe - Konyaspor maçında loca kullanımımız fiilen engellenmiş; “tadilat/çalışma var” bahanesiyle tahrip edilerek kullanılamaz hale getirildiği tutanak altına alınmıştır. Kulüp tarafından yapılan resmi duyuru ise suç unsuru dahi barındıran bu hukuksuzluğu örtbas etme çabasından ibaret olup, gerçek dışı iddialarla doludur. Açıklamada, ihtiyati tedbir kararını veren yargı mensuplarının hukuka aykırı davrandığı öne sürülmüş; bu kişiler hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) şikâyet başvurusunda bulunulacağı belirtilmiştir. Bilinmelidir ki yargıya intikal eden konuların hukuka uygunluğu Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsız ve tarafsız mahkemelerinin takdirindedir; hâkim ve savcılar kararlarını anayasa ve kanunlar çerçevesinde verirler. Bu açıklamayı kaleme alan kulüp hukukçularının sergilediği yaklaşım, kulübümüzün kurumsal ciddiyeti ve itibarı adına son derece düşündürücü ve endişe vericidir. Ortada bağlayıcı bir mahkeme kararı vardır ve bu kararın uygulanması hukuki bir mecburiyettir. Yargı sürecindeki savunma argümanları, kesinleşmiş bir tedbir kararının yerine getirilmemesine gerekçe gösterilemez. Kaldı ki hiçbir icra memurunun mahkeme kararını infaz ederken taraflardan sözleşme talep etme yetkisi veya usulü yoktur. Ortada sözleşmesiz bir durum da yoktur. Pek çok locada olduğu gibi sözleşme şahsım adına değil, şirketim olan Acun Medya adına akdedilmiştir. Nitekim bahsi geçen sözleşme, kulübümüzün avukatları tarafından mahkemeye bizzat sunulan evraklar arasında yer almaktadır. Maç günü locanın teslimi için bildirilen listedeki iki kişinin Galatasaray Passolig kartına sahip olduğu öne sürülerek “tribün güvenliğini tehdit etme ve kaos yaratma” iddiası ortaya atılması ise son derece yakışıksız, talihsiz ve taraftarlarımızı şahsıma karşı kışkırtmaya yönelik açık bir algı operasyonudur. Bahsi geçen görevliler şahsi davetlim, dostum ya da akrabam değildir; mahkeme kararını uygulamak üzere stada intikal eden resmi icra memuru ve görevli emniyet mensuplarıdır. Görevini icra eden devlet memurlarının Passolig kayıtları üzerinden şahsımı hedef alan ucuz bir fanatizm algısı yaratmaya yeltenmek, kulüp içi siyasette ötekileştirme ve düşmanlaştırma çabasının en son örneğidir. Sayın Başkan; şahsıma karşı beslediğiniz kişisel husumetin, seçim sürecinde vadettiğiniz “birlik ve beraberlik” söylemlerinin tamamen önüne geçtiğini üzülerek görüyorum. Fenerbahçe’mizin; camia olarak iç çekişmeleri bir kenara bıraktığı, kenetlendiği ve tüm enerjisini kulübümüzün uğradığı haksızlıklara karşı mücadeleye yönelttiği bir iklime her zamankinden çok ihtiyacı vardır. Buna rağmen, halen bir muhalefet refleksiyle hareket edip iç siyasete odaklanmayı, camiayı ayrıştırmayı ve olası bir seçim öncesi şahsi alan açma çabalarını esefle takip ediyoruz. Bu yapay tartışmalar ve hesaplaşmalar büyük Fenerbahçe camiasında derin bir bıkkınlık yaratmaktadır. Enerjinizi kişisel intikam planlarına, iftiralara ve algı operasyonlarına değil; yalnızca Fenerbahçe’nin menfaatlerine harcamanız, camiamızın hak ettiği gerçek birlik ve beraberliği sağlayacak yegâne yoldur.

barkın

38,481 Aufrufe • vor 9 Tagen

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve beraberindeki TSK Komuta Kademesi, Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kara Harp Okuluna girişinin 127’nci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törene katıldı. Bakan Yaşar Güler, törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: KARA HARP OKULUNDA, BİR MİLLETİN KADERİNE ETKİ EDECEK BÜYÜK BİR LİDERİN YOLCULUĞU BAŞLADI Cumhuriyetimizin kurucusu, büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kara Harp Okuluna adım atışının 127’nci yıl dönümünde ilim ve irfan ocağı, şanlı yuva Harbiyede sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu kutsal çatı altında yetişerek vatan ve millet uğrunda her türlü fedakârlığı gösteren tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Tarihimizin en köklü eğitim kurumlarından biri olan Kara Harp Okulu nice komutanların, devlet adamlarının ve fikir insanlarının yetiştiği, milletimizin kaderinde söz sahibi olmuş nesillerin yoğrulduğu bir ocaktır. İşte Mustafa Kemal’in de bu şanlı yuvanın kapısından içeri girdiği gün sadece bir askerî öğrencinin eğitim hayatı başlamamış, aynı zamanda bir milletin kaderine etki edecek büyük bir liderin yolculuğu da başlamıştır. Harbiyede kazandığı disiplin, düşünce derinliği ve sorumluluk bilinci; onu Millî Mücadele’yi zafere taşıyan ve Cumhuriyetimizi kuran bir önder hâline getirmiştir. Bugün, aynı kutlu mirasın taşıyıcıları olan sizlerin de Harbiyede kazandığınız bilgi ve birikim hem bir meslek yolculuğunun hem de asil milletimizin güvenliğini ve devletimizin istikbalini omuzlayacak bir komutanın yetişme sürecidir. Ben de bu sıralarda eğitim alıp 52 yıl önce mezun olmuş bir komutanınız olarak Harbiyeli ünvanı taşımaktan daima gurur duydum. İnanıyorum ki tarih boyunca buradan yetişen her Harbiyeli de aynı duygu ve düşüncelerle ülkemize ve şanlı ordumuza hizmet etmiştir ve etmeye devam etmektedir. Bu vesileyle Mekteb-i Harbiyenin bugünkü mümtaz seviyesine ulaşmasında katkısı olan herkese şükranlarımı sunuyor, ebediyete irtihal edenleri rahmetle anıyorum. ABD-İSRAİL VE İRAN ARASINDAKİ ÇATIŞMALARI BÜYÜK BİR DİKKATLE İZLİYORUZ Dünyamız yeni bir jeopolitik kırılma döneminden geçmektedir. Uluslararası sistemde dengeler hızla değişmekte, güç merkezleri arasındaki rekabet giderek sertleşmektedir. Güçlü olanın kendi çıkarlarını dayattığı bu ortamda uluslararası hukuk ihlal edilmekte, küresel nizamı sağlamak için oluşturulan kurumlar etkisini kaybetmekte, diplomasi ise giderek daha kırılgan bir zeminde yol almaktadır. Orta Doğu’dan Karadeniz’e, Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya uzanan geniş bir hatta savaşlar, vekâlet çatışmaları, enerji rekabeti ve jeopolitik hesaplaşmalar aynı anda yaşanmaktadır. Özellikle yakın coğrafyamızdaki gelişmeler bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Nitekim 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in, İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran’ın misilleme saldırılarıyla şiddetlenen çatışmalar, bölgemizi yeni bir kriz sarmalının içine sürüklemiştir. Türkiye olarak ilk günden itibaren tüm gelişmeleri büyük bir dikkatle takip etmekte, millî güvenliğimizi ilgilendiren her konuda gerekli tedbirleri kararlılıkla almaktayız. Diplomasiyi önceleyerek çatışmaların sona erdirilmesi için çaba sarf ederken bekamıza yönelebilecek ihlallere karşı koymakta son derece muktedir olduğumuzu da her fırsatta ifade ediyoruz. Çevremizdeki bu ateş çemberine rağmen ülkemiz, istikrar adası ve güvenlik merkezi olma vasfını sürdürmekte, bu konumunu korumak ve daha da güçlendirmek için Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde yoğun bir gayret göstermektedir. TSK, ÜLKEMİZİN VE MİLLETİMİZİN GÜVENLİĞİNİN EN GÜÇLÜ TEMİNATIDIR Çok iyi biliyoruz ki dünyanın en zorlu jeopolitik kuşaklarından birinde yer alan ülkemizin güvenliği, güçlü bir devlet yapısını, etkin bir diplomasiyi ve caydırıcı bir askerî kapasiteyi gerektirmektedir. Bu kapsamda binlerce yıllık köklü geleneğiyle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; disiplinli yapısı, yüksek kabiliyetleri ve sahip olduğu saygın konumuyla ülkemizin ve milletimizin güvenliğinin en güçlü teminatıdır. Öte yandan devam eden sıcak çatışmalar dâhil yaşanan kriz ve savaşlar, askerî doktrini, savunma ve güvenlik tedbirlerini ve stratejik aklı sürekli geliştirmemiz gerektiğini de ortaya koymaktadır. Şüphesiz siz Harbiyeliler için de bu gelişmeler, yalnızca takip etmeniz gereken hadiseler değil, geleceğin komutanlarına çıkarılacak dersler sunan askerî tecrübe kaynağı mahiyetindedir. “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” HEDEFİMİZİN NE KADAR GEREKLİ OLDUĞU GÖRÜLMÜŞTÜR İçinde bulunduğumuz kritik süreçte “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” hedefimizin de ne kadar gerekli ve stratejik olduğu bir kez daha açıkça görülmüştür. Şu hususu özellikle vurgulamalıyım ki bugün tarihî süreç yürütülebiliyorsa bu, en başta kahraman ordumuzun yıllardır sürdürdüğü emsalsiz mücadeleler sayesinde olmuştur. Dolayısıyla gazi ve muzaffer ordumuz, kendisine tevdi edilen tüm görevleri başarıyla yerine getirdiği gibi bu mücadelede de üzerine düşeni yapmıştır ve yapmaya da azim ve kararlılıkla devam etmektedir. Binlerce yıllık engin devlet tecrübesiyle yürütülen süreç; - Bütün kirli hesapları altüst ederek asırlık oyunları bozacak, - Kalıcı güvenlik, huzur ve refah ortamı oluşturacak, Ve “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize daha emin adımlarla ilerlememize imkân tanıyacaktır. DİSİPLİN OLMADAN BAŞARI SAĞLANAMAZ Kıymetli Harbiyeli evlatlarım; içinde bulunduğumuz bu kritik dönemde sizler milletimizin güvenliğini sağlayacak, devletimizin bekasını koruyacak, bayrağımızın hür dalgalanmasını teminat altına alacak, caydırıcı güce sahip ordumuzu yönetecek komutan adaylarısınız. Unutmayınız ki güçlü bir ordunun temeli; iyi yetişmiş, yüksek karakter sahibi ve stratejik düşünebilen subaylardır. Bu nedenle kendinizi her açıdan en iyi şekilde yetiştirmelisiniz. Şüphesiz ki bilgi sahibi olmadan güçlü olunamayacağı gibi disiplin olmadan da başarı sağlanamaz. Her zaman ifade ettiğimiz gibi kahraman ordumuzun en temel niteliği ve Türk askerini diğer ordulardan ayıran en belirgin özelliklerden biri mutlak itaat ve sarsılmaz disiplin anlayışıdır. Binlerce yıllık askerî geleneğimizden süzülüp gelen bu kültür, ordumuzun en büyük gücüdür. Disiplinle birlikte önemli bir husus da liderlik ve komutanlık özellikleridir. İyi bir lider ve gerçek komutan, öncelikle iyi bir karaktere sahip olmalıdır. Aynı zamanda en zor şartlarda dahi soğukkanlılığını koruyabilmeli, gelişmeleri neden-sonuç ilişkisi kurarak okuyabilmeli, doğru kararları verebilmeli ve astlarına güvenip onlara örnek olmalıdır. İşte şanlı yuva Harbiye de sizlere yalnızca askerî bilgiyi değil, aynı zamanda bu liderlik ruhunu da kazandırmayı amaçlamaktadır. Kıymetli Harbiyeliler, Zaman gerçekten çok çabuk geçiyor. Bu yüzden buradaki vakitlerinizi okulunuzun her türlü imkânını en iyi şekilde kullanarak verimli şekilde geçirmeye çalışın. Kendinizi ne kadar çok geliştirirseniz yarın o kadar kazançlı olursunuz. Harbiyeli için her yeni gün, kendini bir adım daha geliştirme ve milletine daha güçlü hizmet etme fırsatı olarak görülmelidir. İnançlı, planlı, çalışkan ve azimli olduğunuz sürece, başarı daima yanı başınızda olacaktır. Zira başarı tesadüf değildir, bütünleşik bir gayretin ve hedeflere inanma iradesinin sonucudur. İnanıyorum ki sizler; burada edindiğiniz millî, manevi ve mesleki değerlerinizle asil milletimize ve devletimize nice önemli hizmetlerde bulunacak, ülkemizin geleceğinin güvencesi ve kahraman ordumuzun gururu olacaksınız. ÜLKELERİNİZDE ÖNEMLİ GÖREVLER ÜSTLENECEKSİNİZ Değerli misafir Harbiyeliler; bu çatı altında edindiğiniz çağdaş eğitim ve bilgi birikiminin sizlere önemli katkılar sağlayacağına, kurduğunuz dostlukların da hayatınız boyunca büyük bir gurur ve güzel bir anı olacağına yürekten inanıyorum. Önümüzdeki yıllarda ülkelerinizde önemli askerî görevler üstleneceğinizden ve ülkelerimiz arasındaki savunma iş birliklerinin güçlenmesine büyük katkılar sunacağınızdan eminim. En büyük temennimiz burada kurduğunuz dostlukların ve aramızdaki kardeşlik bağının her şart altında yaşam boyu sürmesi ve her zaman gönlümüzde özel bir yeriniz olduğunu bilmenizdir. Kara Harp Okulumuzun değerli komutanları ve öğretim üyeleri; Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gelecekteki liderlerini yetiştirme gibi son derece önemli bir sorumluluğu üstlenmiş bulunuyorsunuz. Harbiyelilerimize kazandırdığınız her değer ordumuzun ve ülkemizin geleceğine yapılan çok değerli bir yatırımdır. Bugüne kadar gösterdiğiniz fedakârlık ve özverili çalışmalar için Kara Harp Okulunun siz kıymetli yönetici, komutan, personel ve öğretim görevlilerine teşekkür ediyor, bundan sonra da görev ve sorumluluklarınızı en iyi şekilde yerine getireceğinize yürekten inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle; Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten en büyük Harbiyeli Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyor; aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Değerli Harbiyeli evlatlarım; eğitim hayatınızda sizlere üstün başarılar diliyor, her birinizi gözlerinizden öpüyorum. Bu vesileyle sizlerin ve kıymetli ailelerinizin Mübarek Ramazan Bayramı’nı da şimdiden en içten dileklerimle kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle selamlıyorum. Ufkunuz açık, motivasyonunuz yüksek, başarılarınız daim olsun. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

47,472 Aufrufe • vor 5 Monaten

Almanya’da doğup büyümenin avantajlarını anlatan genç: • 18 yaşına gelince cebinde 56 bin euro oluyor. İşsiz kalıyorsun, sosyal sistem arkanda. • ⁠Elinde de dünyanın en güçlü pasaportlarından biri var. • ⁠Almanya'da doğmuş olsaydın, sen doğduğun günden itibaren devlet ailene senin için her ay 259 euro çocuk parası ödüyor. • ⁠Eğer ailen de "Bu çocuğa ileride lazım olur" deyip bu parayı senin için biriktirirse, 18 yaşına geldiğinde cebinde nakit 56 bin euron var. • Üniversite okumadığını varsayalım, ay sonunda eline 2 bin euro geçen sıradan bir iş buldun. • ⁠Şimdi hayatını kurmaya başlıyorsun. Ya da "Yok, ben şu an çalışmıyorum kardeşim" dedin; sorun değil, işsizlik maaşın var: Aylık 560 euro. • ⁠Üstelik kiranı ve doğalgazını da devlet karşılıyor. Yani işsiz kaldığında temel ihtiyaçlarının hiçbirini düşünmeyeceksin. • ⁠Hadi bir de araba alalım; ilk araban bir F30 olsun. 10-15 bin euroya tertemiz F30'unu da aldın. • ⁠Ama parayı pulu geçelim. Almanya'da doğmanın en büyük ayrıcalığı bunlar değil. • ⁠Alman pasaportu 2026'da dünyanın en güçlü 4. pasaportu; tam 186 ülke sana vizesiz! • ⁠Canın Japonya'ya mı gitmek istedi? Git. Avrupa desen zaten ortasındasın; hafta sonu başka bir ülkede kahve içtin, pazartesi işe geri döndün. • Yani Almanya'da doğduysan daha çocukken geleceğin kuruluyor. Bizim 30 yaşında hala kaygısını yaşadığımız o gelecek... • ⁠İşe girdiğinde güçlü bir gelir elde edebiliyorsun. İşsiz kaldığında sosyal sistem arkanda. • ⁠Arabalar ulaşılabilir. Sokakta yürürken "Başıma bir şey gelir mi?" diye düşünmüyorsun. • ⁠Yani tek başına hayat kurabiliyorsun. Bir de cebinde dünyanın en güçlü pasaportu var.

🎙️ Muhbir

266,526 Aufrufe • vor 4 Tagen