正在加载视频...

视频加载失败

Kahraman Binbaşı Barış Dedebağ Barış DEDEBAĞI E.Binbaşı: "Şu saatten Sonra Canını Düşünen Soysuz Köpektir YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE." 15 Temmuz'u unutma, unutturma! #15Temmuz #15TemmuzDestanı

97,296 次观看 • 1 年前 •via X (Twitter)

4 条评论

Ferhat Açıkgöz 的头像
Ferhat Açıkgöz1 年前

FETÖ'cü albay: "Mümkün olursa bizi rütbemize uygun kişiler tutuklasın, sizler kelepçeleyin. Astsubaya yaptırmayın." Mehmetçik: "Albayın ağzınıda bantlayın"

Hayfo 的头像
Hayfo1 年前

@BarisBinbasi Kendisi ama geri vites yaptı... Kahraman dediğiniz... Karakter yoksunu

Ferhat Açıkgöz 的头像
Ferhat Açıkgöz1 年前

@BarisBinbasi Kes ulan fetöcü gahbe çocuğu

Moonking 的头像
Moonking1 年前

@BarisBinbasi Fetö pardon ferhat sizin orada maaşlar nasıl? İşe ihtiyacım var, benide işe alırmısınız?

相关视频

🔴💥 Psikolojik Harp Analizi: Doğu Perinçek 15 Temmuz mağduriyetlerini gerçekten bitirmek için mi konuşuyor? Doğu Perinçek, Ergenekon soruşturmaları kapsamında yıllarca cezaevinde kaldı. Tahliye olduktan sonra yaptığı konuşmalar hafızalarda. Peki bugün 15 Temmuz mağduriyetleri konusunda yaptığı çıkış gerçekten samimi bir “barış” çağrısı mı? Bu çıkışın arkasında üç olası stratejik hedef olabilir: 1️⃣ Yurt dışındaki 15 Temmuz diasporasını bölme hamlesi Son yıllarda Avrupa ve Amerika’da gelişen, güçlenen bir 15 Temmuz mağdur kitlesi oluştu. Bu yapının birlikteliğini zayıflatmak, iç ayrışmalar üretmek ve “devletle barış” söylemi üzerinden bir kısmını koparmak stratejik bir hedef olabilir. Bu, uzun vadeli bir devlet aklının parçası olarak da okunabilir. 2️⃣ İç politikada olası af tartışmalarına zemin hazırlama PKK ve Abdullah Öcalan’a yönelik olası bir af ya da yumuşama sürecinin toplumda oluşturabileceği sert tepkiyi yumuşatmak için, “herkesle barışıyoruz” çerçevesi oluşturulabilir. Bu çerçeveye bazı KHK’lıların da dahil edilmesi, toplumsal psikolojiyi yönetme aracı olarak kullanılabilir. 3️⃣ Erdoğan karşısında pazarlık gücünü artırma Ulusalcı kadroların özellikle Avrupa’da çeşitli networkler üzerinden etki alanı oluşturmaya çalıştığı uzun süredir konuşuluyor. Eğer “barış çağrısı” yurtdışında karşılık bulursa, bu durum Perinçek’in Ankara’daki ağırlığını artırabilir. Böyle bir senaryoda amaç, mağduriyetleri çözmekten çok kendi kadrolarının konumunu güçlendirmek olabilir. ⸻ Bu üç ihtimal birbirinden bağımsız değil; aksine aynı stratejik hamlenin farklı boyutları gibi duruyor. Dolayısıyla ortaya çıkan tablo şu soruyu gündeme getiriyor: Amaç gerçekten mağduriyetleri bitirmek mi, yoksa bu söylem daha büyük bir siyasi hesaplaşmanın parçası mı? Karar sizin sevgili dostlar… #salı günaydınlar

AtakOld14

15,510 次观看 • 6 个月前

Helal Olsun kralsın Dürüst adam Öve Öve Bitiremedi Serhat Akın: Başardı ilk maçta. Bakalım ikinci maçta neler olacak. Umarım ses iyidir. Ufak tefek ayarlar yaptım. İnşallah düzelmiştir. Kendi çapımda bir şeyler denedim. Ben Galatasaray bu ligin Bayan Münih dediğimde çok büyük tepki görmüştüm. Başka taraftarlardan haklı ilermiş. Yani herkesten özür dilerim. Bu ligin bayan mülüğü derken herhalde bayan mülükten de daha iyi demem gerekiyormuş. Yani şu maçı şu şekilde oynayıp bütün baskılara rağmen maçı kendi leğine çevirip gidip bir de ikiye arayıp 90 artı 5'te Singosu, Barış Aliperi, Osemey'ne halen gidiyorsa Kondisyon olarak, kuvvet olarak Liverpool'un üstüne çıkıyorsan, Liverpool'da herhalde en ucuz oyuncu. Kalecileri falandır herhalde, yedek kaleci. 50-60 milyon civarında. Alisson'un yerine bir gün oynadı. Herhalde en ucuz oyuncu olur yani. Diyecek bir şey yok. Galatasaray başka bir boyutta devam ediyor. Bu saatten sonra Galatasaray Lig'de şampiyon olmaz. Ona bakarsın ama yorulur. Ondan 8 yer, bundan 5 yer. falan diye diye Galatasaray bence emin adamlarla kendi işine bakıyor. Bu maçları oynadıkça daha da büyüyor. Tebrik etmek lazım. Yani ben dediğim gibi bu maçları Alman kanalında seyrediyorum. Alman spiker bile Galatasaray'ı çok enteresan bir şekilde övüyor. Herhalde Alman kanalındaki spiker de Fenerbahçe düşman herhalde. O da boş boş Galatasaray'ı övüyor. Onu da anlamış değilim. Abi insanları kandırmaya devam ediyorlar. Başka tabii ki şeyler. Ama Galatasaray her gün gittikçe büyüyor. Bu maçları söyledim. Hep anlattım. Bu maçları oynaya oynaya kazanırsın. 5 ye ye, 3 ye ye, kaybede kaybede kazanırsın. E şimdi o zaman bir matematik yap kafanda. Türk mantalitesi, işte futbolu bilmeyenler. Galatasaray Frankfurt'tan 5 yedi. Bunlar onlara dışarıda 5 attı Frankfurt'a. Ama geldi Galatasaray burada yine Liverpool'u bir daha yendi. Orada zor bir maça çıkacak. Sanchez falan yok. Abi ne olursa olsun. Yani sonuçta Galatasaray orada turu da geçmese ki şu saatten şu mesajı verdi mi Galatasaray bu saatten sonra abi? Galatasaray büyük kulüp abi. İstediğini istediği dakikada yenme gücü var. Yani eskiden bu maçlar oynadığında yandık diyorduk abi. Fenerbahçe çok uzun zaman oldu ama hatırlamazlar çoğu. Avrupa maçlarına çıktığımızda aman Allah'ım diyorduk ya. Liverpool, Mimapul yandık diyorduk. Yandık diyorduk yani ya. Abi ben anlamadım ya. Ben anlamadım bunu yani. 90 artı 5 Singo. Adamlar sarı kartta falan Gravenme dediğin adamlar 80-100 milyonluk adamlar. Singo'yu 90 artı 5'ti sarı kartlı formasından çekerek durduruyor. Barış Alper adamların içinden geçiyor. O simeni tutamıyorlar. Van Dijk'e kafa tutuyor falan. Devam. Yani bok atmaya devam.

Galatasarayultrataraftar

64,756 次观看 • 5 个月前

Barış Pehlivan da dayanamamış,patlamış. 🔶Sayın seyirciler biliyorsunuz, yani biz bu yayınlarda Adalet Bakanlığının birçok soruşturmasını, işte politikasını eleştiriyoruz vesaire. Şimdi bu AHBAP soruşturmasındaki bazı gözaltılar, tutuklamalar, bazı yürütülüş biçimlerine dair de eleştirilerimiz var. Onları da zaten iletiyoruz da burada garip bir mesele var, nereye geleceğim bak. 🔶 *Şimdi Haluk Levent abi bir açıklama yapmış cezaevinden. Belki görmüşsündür. Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek TRT'de canlı yayında soruları yanıtladı. Orada işte dedi ki: "Bu deprem zamanı" dedi, "AHBAP 245 milyon dolar para toplamış. İşte o zamanki Türk lirası hesabına göre 4.3 milyar TL. Şu an o zamanki kurdan çevirdiğimiz zaman şu kadar para toplanmış." diyor.* 🔶 *Sonra diyor ki: "Bizi burada ilgilendiren," diyor, "bu 245 milyon dolardan bizi ilgilendiren," diyor, "o ilgilendiren kısım AHBAP Derneğinde toplanan paraların Haluk Levent'in şahsına alınması." Yani diyor ki "245 milyon dolar var, bu 245 milyon dolardan bizi ilgilendiren taraf AHBAP'tan Haluk Levent'in şahsi hesaplarına giden para." diyor.* Şimdi bak, böyle bir açıklama var, özetleyerek anlatıyorum. İsteyenler haber sitelerinde ayrıntılarını görür. 🔶 *Yahu Haluk Levent bunun üzerine bir açıklama yapmış. Diyor ki: "Sayın Bakan Akın Gürlek, TRT'de Türk milletinin gözünün içine baka baka 245 milyon dolar paranın benim şahsi hesaplarıma aktarıldığını kesin bir şekilde söylediniz."* 🔶 *Şimdi abi bak ben açıklamayı izledim, böyle bir şey demedi Akın Gürlek. Şimdi bak böyle bir şey demedi. 245 milyon dolardan AHBAP'ın hesabından kendi, Haluk Levent'in hesabına giden bir kısım olduğunu, bizim onunla ilgilendiğimizi, Adalet Bakanlığı olarak bununla ilgilendiğimizi söyledi.* 🔶 *Şimdi bak, Haluk Levent Akın Gürlek'i eleştirsin, onda da bir sorun yok. Ama sonra ne yapıyor biliyor musun? Akın Gürlek'in 245 milyon dolar üzerinden eleştiri yaptığı iddiası üzerinden şöyle bir açıklama yapıyor. Diyor ki: "Hayır efendim," diyor, "Ben" diyor "245 milyon doları cebe indirmedim." diyor. Tırnak içi okuyorum Barış. "Göreceksiniz ki" diyor, "80 milyon TL dernekten Yeliz Kaya'ya, 50 milyon TL altın alımı, bir de bir arsanın teminatta oluşu dışında başka bir şey yok." diyor. Arkadaş! Ya diyor, "245 milyon dolar değil" diyor, "80 milyon artı 50 milyon TL altın, bir de bir arsa" diyor.* 🔶 *Ayıp değil mi ya? Ey Haluk Levent! Yani, yani hani 245 milyon dolar değil, 1 lirayı dahi sen şahsi hesabına alamazsın abi! Alamazsın! Ve sen utanmadan 130 milyon TL'nin gerçekten şahsi hesabına aktığını kabul ediyorsun. Bir de bir arsayı da teminat olarak verdim kendi kişisel borçlarım için diyorsun. Ve bunu sen suçsuz olduğuna, senin üzerinde bir siyasi operasyon yapıldığına, Akın Gürlek'in haksız olduğuna kanıt olarak sunuyorsun.* 🔶Ya çok, çok garip geliyor abi! *Sen bunu nasıl böyle hani "Bakın ben suçsuzum, gerçeği söylüyorum. 245 milyon dolar değil, 130 milyon lira kendi şahsi hesabıma yatırdığımı" nasıl bu kadar pişkinlikle söyleyebilirsin ya?* 🔶 *Bu çok rezilce bir şey! Bir de kendisine arka çıkması için Haluk Levent, Akın Gürlek'e karşı şey yapıyor. Diyor ki: "Devlet Bahçeli'ye sesleniyorum" diyor. "Sayın Devlet Bahçeli" diyor, "Siz" diyor "Bu 245 milyon doların benim hesaplarıma geçirildiğine dair kayıtlar varsa ortaya koysun. Ben 245 milyon dolar değil" diyor, "130 milyon TL şahsi hesabıma geçirdim."* 🔶 *Ya böyle bir açıklama yapıyor. Bana çok garip geldi abi yani. Sussan daha iyi yani. Hani hani şey, hani bir şey söylerken başka bir şey söylemek diye bir deyim vardır ya. Yani itiraf var burada! 130 milyon lirayı kabul ediyor. Nasıl kabul ediyor? O depremde insanların verdiği paraların 1 lirasına dahi göz dikmemen gerekiyorken 130 milyon lirayı nasıl böyle itiraf edebiliyorsun?* Ne bileyim, söyleyeyim istedim Barış ya.

Bekir Tiryaki 🇹🇷

103,118 次观看 • 1 个月前

CASUSLUKTAN TUTUKLANAN EKREM İMAMOĞLU’NA FETÖ SORUŞTURMASI AN MESELESİ! ERDOĞAN VE AKIN GÜRLEK’E SALDIRMAYI ADET EDİNEN ÖZGÜR ÖZEL’SE, ŞİMDİ DE “HALK”I HEDEF ALDI! PES!.. PİJAMA GİYENLERE REST! Kaç kere anlattım ve biliyorum ki devlet de bu işin peşinde! Ekrem İmamoğlu’nun her işe bu kadar burnunu sokmasının altından kesinlikle Fetö çıkacak. Tüm malvarlığına da el koyulabilir, İBB’ye de kayyım gelebilir ve hatta eşi Dilek de artık oturduğu köşk’ten çıkmak zorunda kalabilir. Mitinglere istediği kalabalık gelmeyen ve genellikle hep 60-70 yaş grubu insanların toparlanıp getirilmesine sinirlenen Özgür Özel, mitinglere gelmeyenleri resmen tehdit etti! Casusluk olayından sonra Ekrem, Silivri’de eski hayatını bulabilecek mi? Çünkü oralarda casusları-vatan hainlerini hiç sevmezler. Ekrem, yine Silivri’de yatan casuslarla, artık bol bol MI6 ve CIA sohbeti yapar. Bu saatten sonra casusları öven herkes suçlu olacaktır. Kimse şikayetçi olmazsa, ben ve benim sessiz çoğunluk dediğim takipçilerim, biz o tip yorumculardan, satılmış herkesten şikayetçi olalım. Suçu ve suçluyu övenleri es geçmeyelim. Ne dersiniz? Ekrem, Merdan’ı da sattı. Neymiş, sadece 2-3 kere ziyarete gitmiş. Yahu insan ayıp olmasın diye, kankası için, gazetecidir, iyidir, o işini yapıyordu falan der ya! Bakın, haber yapmayı bırakınca nasıl Fatih Altaylı’nın adını bile unuttular. Hele hele Fatih, artık siyasi konuları bıraktım deyince, yüzüne bile bakmıyorlar. Bu size ders olsun, Abdülkadir Selvi ile Cem Küçük! Son günlerde yayınlarda neler yaptıklarınızı videoda anlatıyorum. Bir açığınız mı var bunlara ya da başka bir şey mi bilmiyorum ama bu örnekler kulağınıza küpe olsun. Bir de! Hani bizlere de abuk subuk, hatta bahis şirketlerinden bile SMS’ler geliyor ya! Nereden buluyorlar telefon numaralarımızı diyorduk ya! Belli ki bunlar veri satışını sadece yurt dışına değil, yurt içine de yapmış! Hele hele bu aralar bazı çeteler, hasımlarını anında pat diye buluyor ve öldürüyorlar ya, onlara da bu veri satışlarını yaptıysanız, iki elimiz yakanızda olur, haberiniz olsun. Bugün bahisçiler de patladı. Helal olsun İstanbul’daki Başsavcılara. Başta Akın Gürlek olmak üzere, Fatih Dönmez ve Barış Duman, babasının oğlunu bile tanımıyor. Zaten başka türlü bu başarı ortaya çıkmazdı. Çok dolu bir videoyla karşınızdayım. TAMAR TANRIYAR

Siberhabertv

55,926 次观看 • 10 个月前

TBMM ÖNÜNDE YAPTIĞIMIZ REDDİYE VE BASIN BİLDİRİSİ VİDEODADIR. Basına ve Kamuoyuna Yüce Türk Milleti Malumunuz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kutsal çatısı altında, DEM Parti adlı grubun gerçekleştirdiği son derece vahim bir provokasyona tanık olduk. 1 Ekim’de TBMM’deki grup toplantısında, Diyarbakır’dan Ankara’ya “Umutla Özgürlüğe Yürüyoruz” sloganıyla yürüyen ve bebek katili terörist başı Öcalan’ın serbest bırakılması talebiyle gelen bir grup, salonda hep bir ağızdan terörist başı lehine sloganlar attı. Gazi Meclis’imizin tarihinde ilk defa, bir terör örgütü liderinin ismi, böylesine pervasız tezahüratlar ile yankılanmıştır. Şehitlerimizin mübarek kanıyla kurulmuş, millet iradesinin tecelli ettiği Meclis’te terör propagandası yapılması, akıl alır gibi değildir. Bu rezalet, Türk Milletinin bağrından çıkan Şehitlerimizin kemiklerini sızlatmış, Şehit Yakını ve Gazilerimizin hafızasında, Yüce Türk Milleti’nin vicdanında tedavisi zor yaralar açmıştır. Böylesi bir gaflet ve ihanet, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiştir. Terör örgütünün güdümündeki çevreler, o kadar cüretkâr hale gelmişlerdir ki, Gazi Meclis’imizde terörist başı lehine tezahürat yapmaya kalkışabilmişlerdir. Bu sahneler, milletimizin sabır bardağını taşıran son damlasıdır. Aziz şehitlerimizin al kanıyla yoğrulmuş mübarek vatan toprağı üzerinde, gazilerimizin onurlu mücadelesi sayesinde ayakta duran yüce Meclisimizde, bebek katili terör elebaşını yüceltmeye cüret edenler, milli birliğimize ve devletimizin bölünmez bütünlüğüne kalleşçe bir darbe vurmuştur. Bu tablo karşısında her vatanseverin öfkesi de son derece haklı ve meşrudur. Dün bu vatan için canını verenleri bugün unutturup katillerini kahramanlaştırmaya yeltenenler, en az 15 Temmuz’da Meclisimize bomba atanlar kadar haince bir tahribat peşindedir. Şu iyi bilinmelidir ki: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü tartışılamaz, pazarlık konusu edilemez. Terör örgütüyle müzakere görüntüsü verecek en küçük adıma dahi milletimiz rıza göstermeyecektir. Unutulmasın ki bu millet, yeri geldiğinde “Ya istiklal ya ölüm!” diyerek emperyalizme ve bölücü haine karşı dünyaya meydan okumuş bir millettir. Bugün de millî birliğimize kastedenlere karşı çelikten bir irade sergilemeye hazırdır. Şehitlerimizin aziz ruhları ve gazilerimizin fedakârlıkları, bize emanet edilmiştir. Bu emanete halel getirecek, şehitlerin kanı üzerinden kirli siyaset yapmaya kalkışacak herkes, karşısında Türk milletinin çelikten iradesini ve vatan sevdalılarının sarsılmaz öfkesini bulacaktır. Terörle mücadelede zafer kazanmak, teröriste ödün vermekle değil, onu kayıtsız şartsız teslim almakla mümkündür. “Barış” masallarıyla milletimizi aldatarak teröriste mevzi kazandırmaya çalışanlar tarihte hep yenilgiye uğramıştır. Bizler teröre terör, katile katil demekten ve hukuk önünde hesap sorulmasını talep etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Eğer “Terörsüz Türkiye” hayali uğruna, terör örgütünün 40 yıllık hain emellerine uluslararası meşruiyet kazandırılacaksa, vatan evlatlarının canı pahasına kazandığı zafer “biz başaramadık” denilerek heba edilecekse, bu hesabı yapan gaflet içindekiler karşılarında bizleri bulacaktır. Şayet terörün son bulması adına devlete diz çöktürmeye kalkarsanız, buna en başta bu milletin kendisi izin vermez. Teröristle müzakere değil, mücadele esastır. Çağrımız kesindir. Milletin Meclisini Türk Milleti nezdinde onarılması güç yaralar açan bu “muhatap alma” ve “normalleştirme” çizgisinden derhâl vazgeçmeye; kurucu ilkelere ve Anayasa’nın değişmez hükümlerine sadakatle, terörle mücadelede sıfır taviz politikasına geri dönmek için çabalamaya davet ediyoruz. Özellikle TBMM bünyesindeki Barış Komisyonu’nda temsil edilen partilere ve parti liderlerine sesleniyoruz: Aziz milletimizi temsil eden bu çatıyı terör propagandasına açtırmamak sizin de sorumluluğunuzdur. Komisyonda “barış” adı altında yürütülen çalışmanın, şehit yakınlarını yaralayan, gazilerimizi inciten bir ihanet sürecine dönüşmesine ortak olmayınız. Sizin göreviniz Terör örgütünün taleplerine aracılık etmek değil, milletimizin hassasiyetlerine tercüman olmaktır. Komisyon, terörist başının taleplerine kulak vereceğine, önce şehit analarının feryadına kulak vermelidir. Aksi takdirde tarihe millet iradesini teröre peşkeş çekenler olarak geçeceğini hatırlatırız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, katillerle müzakere masasına oturmaz. Buna yeltenen kim olursa millet vicdanında mahkûm olacak ve karşısında Biz Türk Evlatlarını bulacaktır. Bu “ihanet süreci”, geçmişteki sözde barış girişimlerinde defalarca görüldüğü üzere, terör örgütünün ve destekçilerinin yeni bir ihanet dalgasıyla sonuçlanmaya mahkûmdur. Terör örgütü ve destekçileri, her zaman normalleşme adı altında taktikleri, sahada mevzi kazanma ve devleti baskı altına alma taktiğinden ibarettir. Bugün terörist başını muhatap alıp Türk Milletine gözdağı vermeye yeltenenler, yarın hukuki, siyasi ve toplumsal yaptırımların kaçınılmaz ağırlığıyla yüzleşecektir. Bu nedenle, ihanetle beslenen her “süreç” er ya da geç duvara çarpacak; bedelini de o sürecin öznesi ve aracısı olanlar, millet iradesi ve hukuk düzeni önünde eksiksiz ödeyecektir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ya istiklal ya ölüm” parolasıyla kurduğu bu Cumhuriyeti korumak hepimizin namus borcudur. Bu vesileyle vatan uğruna canını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz. Onların emaneti olan tam bağımsız ve bölünmez Türkiye Cumhuriyeti’ni, sonsuza dek yaşatacağımıza söz veriyoruz. Saygılarımızla Muharip ve İç Güvenlik Gazileri, Harp Malülleri Dul ve Yetimleri Derneği Adına Gazi İdris Tuğunmuş #HainsizTürkiye #eğrisopalıdoğruadamlar

MuharipGazi

41,904 次观看 • 10 个月前

Nihat Kahveci: Yüzümün halinden beklediğim futbolun çıkmadığını, çıkma ihtimalinde olmadığı durumlar oldu. Bizi izleyen seyirciler anlıyordur. Gerçekten kupa maçları bittikten sonra son dönemlerde böyle en çok konuşulan bir Beşiktaş Galatasaray önünü yaşadım böyle. Yapılan programlar, taraftarların işin içinde olması, bu maçın önemi, ciddiyeti, Beşiktaş'ın form durumu. Galatasaray'ın Liverpool maçı öncesi ne yapacağı kazandığı takdirde puan farkı 7 olur. Bundan psikolojik üstünlük çıkar çıkmaz mı? Bu arada yendi Galatasaray. 3 puanı aldı. İstediğini elde etti. 10 kişi kalmasına rağmen elde etti. Yalnız şunu söyleyeceğim. Ben pozisyonları konuşmak istiyorum. Ben... Atılan güzel golleri konuşmak istiyorum. Ben teknik direktörlerin bir oyuncuları neden değiştirdiğini, sahanın içinde hangi niyetle bu değişiklikleri yaptıklarını, giren oyuncuların ne kattıklarını konuşmak istiyorum. Ben sahadaki yıldızların çalımlarını, şutlarını, kombinasyonlarını, pas trafiğini, işin defansında o fansında neler yaptığını konuşmak istiyorum. Ama ben bunları istedikçe bizim Süper Lig'de maç yöneten hakemler bunların önüne geçiyor. Sanki... Futbolcuları konuşmayın. Teknik direktör değişiklerini konuşmayın. Yıldız biziz. Biz ne dersek o olur. Biz istersek maçı katlederiz. Biz istersek maçı yok ederiz. Hep bizi konuşacaksınız. Performans gösteriyorlar. Bugün de öyle bir hakem performansı gördük. Kaç tane sarı kart oldu artık yazmayı bıraktım. Kaç tane verilmeyen faal oldu yazmayı bıraktım. Maçın içinde penaltı mı değil mi? Kırmızı mı değil mi? İkinci sarı mı değil mi? O mu değil mi? Bu mu değil mi? Şu mu değil mi? Ya biraz futbolu öğrenin. Öğrenin futbolu. Pozisyonları daha iyi takip edin. Yan hakemin var. Varın var. Avarın var. Dördüncü hakemin var. Var da var. Devre arası telefonla aranılmanız var. Devre arasında pozisyonları izlemeniz var. O var, bu var, şu var. Yeter artık. Kahraman olmaya çalışmayın bana ya. Bıktım ya. Maçta ben heyecanla geliyorum buraya. İki tane takım. Beştaş akıyor ön tarafta. Uçanı kaçanı. Galatasaray aynı şekilde. Neler bekliyoruz? Maça bir bakıyorum ilk yarı. Beşiktaş bir tane korner atmadı, isabetli şutu yok. Diğer tarafta Galatasaray tamam bir gol attı, beklenilen oyun yok. Tamam Galatasaray deplasmanda diyorsun falan filan. İkinci arı Beşiktaş'ın... Daha çok domine etti. Çünkü sana atıldı. 10 kişi kaldı Galatasaray. Beştaş sağlı sollu ortalar. Attığı şutlar Uğurcan üzerine geldi. Uğurcan zaten Beştaş maçlarında enteresan bir şekilde mıknatıs mı desem ne desem toplar da üstüne de geliyor. Bugün Beştaş oyuncular da genelde üstüne vurdu. Ama Uğurcan yine ikinci arıda üstüne düşen görevi yaptı. Maç önü dedim ki Uğurcan ve Ersin performans önemli olacak. 10 kişiyken Barış Alper ile karşı karşıya kaldı. Ersin çok iyi çıkardı. Maç 2-0 olabilirdi orada. Ama bu maç... İşte daha çok şey olabilirdi. Evet. Oyuncular da biraz birbirlerinden tedirgindi. Kontrol ederek başladılar. Çok bas hatalarıyla başladılar. Oyun kilitlendi. Ama Hakem o kapının üzerine ikinci kilit attı. Maç akmamalı. Maç gitmemeli. Tedirgin etti ya. Hakem tedirgin. Çünkü biliyor vermedikleri verdiklerinin ne kadar yanlış olduğunu. İlk defa maça geldi değil mi? İlk derbi. İlk derbi. Ya böyle bir maça. Tecrübesi olmayan bu standartlarda bir hakem neden atanılır bir kere? Ben bu kadar hakem takım etmem. Maç esnasında görüyorum ilk maçı ama izliyorum. Kaldıramadın. Kusura bakmasın Ozan kardeşimiz. Maçın ağırlığını kaldıramadı. Çok basit hataları var. Çok yanlışları var. Çok etkilendiği pozisyonlar var. Devre arası belki sosyal medyaya girdi. Etkilendi, etkilenmedi. Onu bilemem ama. Gerçekten hakemlerimiz çok kötü ve arkadaşlar bundan sonra var ya. Şöyle başlamayacağım derbe önlerine. İnşallah hakemi konuşmayacağımız bir maç olur cümlesini literatürümden kaldırıyorum. Hep konuşturtuyorlar kendilerini. Hep kahraman olmak istiyorlar. Ve nasıl da bu kadar eleştiriyle hayatlarına devam edebiliyorlar. Bu kadar kötü performanslığı gösterip nasıl memnun olabiliyorlar. Benim aklım almıyor. Bu arada sahanın içinde de beklenilen futbolu. %50'sini görüp keyif aldım desem çok almadım. Zaten anketimizde bununla alakalı derbide oynanan futbolu beğendiniz mi diye sorduk. Şimdiden 35.000'e yakın oy.

Galatasarayultrataraftar

108,832 次观看 • 5 个月前

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, iftarda bir araya geldiği şehitlerimizin kıymetli aileleri, kahraman gazilerimiz ve onların değerli ailelerine hitaben bir konuşma yaptı. Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: KAHRAMAN PİLOTUMUZA ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUM Bu güzel ve bereketli iftar sofrasında siz değerli ailelerimizi ve kahraman gazilerimizi ağırlamak, bizler için tarifsiz bir mutluluktur. Teşriflerinizden dolayı onur duyduk, bahtiyar olduk. Hoş geldiniz şeref verdiniz. Sözlerimin başında bu gece saat bir sularında Balıkesir 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığımızdan kalkış yaptıktan sonra kaza kırıma uğrayan F-16’mızın pilotu, Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’a Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve asil milletimize baş sağlığı diliyorum. Hadisenin nedeni kaza kırım ekibinin yapacağı inceleme sonucunda belirlenecektir. Semalarımızın güvenliği için görev yapan kahraman şehidimiz vatan sevgisi ve aşkıyla vazifesini icra etmekteydi. Fedakârlığını daima şükran ve minnetle yâd edeceğiz. ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİN KAHRAMANLIK DESTANLARI HİÇ BİR ZAMAN UNUTULMAYACAK Asil milletimizin en büyük özelliklerinden biri millî ve manevi değerlerine bağlılığı ve bu değerleri uğruna canlarını ortaya koyup mücadele ederek şehitlik ve gaziliği en büyük şeref nişanesi görmesidir. Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya’nın, “Şehitler tepesi boş değil, Toprağını kahramanlar bekliyor! Ve bir bayrak dalgalanmak için; Rüzgâr bekliyor!” mısralarında da dile getirdiği gibi asil milletimizin istiklaline sevdalı nice yiğit ve kahraman evladı millî ve manevi değerlerimizi korumak uğruna kahramanlıkla mücadele ederek ya şehit ya da gazi olmuşlardır. İstiklal ve istikbalimiz uğrunda şehit ve gazilik payesine ulaşan tüm kahramanlarımız birlik ve beraberliğimizin en büyük teminatıdırlar. Vatanımız ve al bayrağımız için hayatlarını feda eden her bir şehidimiz, bugünün ve yarının güçlü Türkiye’sinin mimarlarıdırlar. Yârdan ve serden geçebilen şehitlerimize yoldaş ve şehadete âşık olan siz gazilerimizin yazdığı kahramanlık destanları da şanlı ordumuzun her zaman ilham kaynağı olmuştur. Çok iyi biliyoruz ki bugün 86 milyon, vatanımızda özgürce yaşıyorsak, bayrağımız göklerde dalgalanıyorsa bunu da aziz şehitlerimiz ile siz kahraman gazilerimize borçluyuz. Sizlerle ne kadar gurur duysak azdır. Dolayısıyla şehitlerimizin ve sizlerin yazdığı kahramanlık destanları hiçbir zaman unutulmayacak, asil milletimizin vefa dolu gönlünde sonsuza dek yaşayacaktır. Şehitlerimizin, gazilerimizin ve siz kıymetli ailelerimizin fedakârlıklarının bedeli hiçbir şeyle ölçülemez. SİZLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN BİRİCİK EMANETİSİNİZ Kıymetli Şehit ve Gazi ailelerimiz; canlarınızdan bir parça olan kıymetlileriniz, ülkemiz için emsalsiz bir mücadele ile fedakârlıklarda bulunurken sizler de bu vatan için kelimelerle tarif edilemez büyük zorluklara göğüs gerdiniz. Yaşadığınız acılar karşısında metanetinizi asla kaybetmediniz, vakur duruşunuzdan asla ödün vermediniz ve milletimizin ferasetini dosta düşmana bir kez daha gösterdiniz. Sizler, milletimizin baş tacı Türkiye Cumhuriyeti’nin manevi mimarlarının biricik emanetisiniz. Siz kıymetli ailelerimizin hakkını ne yaparsak yapalım asla ödeyemeyiz. Ancak sizlerin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarınızı yükseltmek için devletimiz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın koordinatörlüğünde yoğun bir gayret sarf etmektedir. Şunu çok iyi biliyoruz ki acınızı paylaşmak, gözyaşlarınızı dindirmek, sizleri hiçbir zaman yalnız bırakmamak bizim en büyük sorumluluğumuzdur. Aynı şekilde şehit ve gazilerimizin uğruna mücadele ettiği değerleri koruyarak bu mirasa sahip çıkmak, hepimizin en önemli vazifesidir. Nitekim kahraman ordumuz, şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak ve siz kıymetli ailelerinin gözyaşlarının hesabını sormak için bugüne kadar terör örgütlerine büyük darbeler vurmuş ve örgütün hareket kabiliyetini büyük ölçüde sınırlandırmıştır. TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ, ŞEHİTLERİMİZİN HATIRASINA LEKE DÜŞÜRMEYECEK 40 yılı aşkın süredir ülkemizin huzurunu ve güvenliğini tehdit eden terör belasından kurtulmak ve evlatlarımızın aydınlık geleceğini teminat altına almak için devletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde “Terörsüz Türkiye” sürecini başlatmıştır. Bu tarihî süreç kardeşliğimizi pekiştirme, milletimizi güvenli ve müreffeh yarınlara ulaştırma kararlılığımızın da en açık göstergesidir. Altını çizmek isterim ki bu süreçte atılan ve atılacak tüm adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Bu yolda milletimizin birliğini, kardeşliğini ve güvenliğini zedeleyecek hiçbir adım atılmamış bundan sonra da atılmayacaktır. Süreç asırlara uzanan köklü tarihimizden ve ferasetli devlet geleneğimizden aldığımız güçle yönetilmektedir. Yegâne amacımız artık evlatlarımızı yitirmediğimiz, kanın ve gözyaşının sona erdiği, ayrılık tohumlarının kökünden söküldüğü çocuklarımızın sadece barış ve kardeşlik ortamında büyüdüğü bir geleceği inşa etmektir. Hâlihazırda sahadaki gelişmeleri dikkatle izliyor, tüm tedbirlerimizi her zamanki hassasiyetimizle almaya devam ediyoruz. TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİMİZ İÇİN ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ Yakın coğrafyamızda meydana gelen çok boyutlu ve aktörlü gelişmeler, ülkemizin stratejik yaklaşımlarını doğrudan etkilemektedir. Nitekim tehdit yelpazesinin her geçen gün daha da belirginleştiği bu uluslararası ortamda, askerî caydırıcılığımızın artırılması kadar iç barışın ve toplumsal kardeşliğin tahkim edilmesi de bir o kadar hayatidir. İşte bu yüzden terörün tam anlamıyla ortadan kaldırılması tarihî bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Şu husus unutulmamalıdır ki güvenliğini ve toplumsal bütünlüğünü aynı çizgide koruyabilen ülkeler, böylesine kaotik dönemlerde tehditleri kendinden uzakta tutarak vatandaşlarına umut verecek kudrete sahip olabilmektedirler. Türkiye de yakın coğrafyasında krizlerin, çatışmaların ve savaşların yaşanmasına rağmen; Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik liderliğinde yürütülen etkin ve kararlı diplomasi ile şanlı ordumuzun gücü ve etkinliği sayesinde istikrar adası olma vasfını sürdürmekte, böylece milletine güven vermeyi başarabilmektedir. Bu anlayışla ülkemizin hak ve menfaatlerini her koşulda kararlılıkla korumak için üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirmeye, aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin mirasına sıkı sıkıya sahip çıkmaya devam ediyoruz. “Türkiye Yüzyılı” hedeflerimize emin ve kararlı adımlarla ilerlediğimiz bu süreçte; - Terörsüz Türkiye hedefimizi gerçekleştirmek için çalışmalarımızı sürdürecek, - Yerli ve millî savunma sanayimizi daha da ileri seviyelere taşımak için gayretlerimize devam edecek, - Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gücünü sürekli tahkim edeceğiz. NATO TATBİKATI’NDA ÜLKEMİZİ VE MİLLETİMİZİ EN İYİ ŞEKİLDE TEMSİL ETTİK Şu bir gerçek ki bugün, sadece sınırlarımız içinde değil, sınırlarımız dışında da barış ve istikrara katkı sağlayan bir ülke konumundayız. Nitekim en son Türk Silahlı Kuvvetleri olarak NATO’nun en büyük tatbikatı olan Steadfast Dart 2026 tatbikatına deniz, kara ve hava unsurlarımızla iştirak ederek Avrupa güvenlik mimarisine katkı sağlama kabiliyetlerimizi ortaya koyduk. Bu çerçevede Kahraman Mehmetçiğimizin gücünü disiplinini ve hazırlık seviyesini yerli ve millî silahlarımızın etkinliğini ve ileri teknolojisini de göstererek ülkemizi ve asil milletimizi en iyi şekilde temsil ettik. Özellikle belirtmeliyim ki kahraman ordumuzun yaklaşık 2 bin personelden oluşan bir kuvveti sınırlarımızdan 6 bin 450 kilometre ve 3 bin 480 deniz mili mesafeye hızlı bir şekilde ulaştırma kudreti muharebeye ne denli hazır olduğu göstermektedir. İçinde bulunduğumuz dönemde görev ve sorumluluklarımız birbirinden çeşitli ve büyük olsa da motivasyon ve inancımız da bir o kadar kuvvetlidir. Zira başta siz şehit ve gazi ailelerimiz olmak üzere asil milletimizin desteğini her an hissediyor aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin mirasından aldığımız güçle gece gündüz demeden artan bir azim ve şevkle çalışıyoruz. Çalışmaya da devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal etmiş gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor; sizlerin şahsında tüm kahraman gazilerimize ve değerli şehit-gazi ailelerimize sağlıklı uzun ömürler diliyorum. Bu vesileyle mübarek Ramazan ayının hayırlı ve bereketli geçmesini niyaz ediyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

35,420 次观看 • 6 个月前

Dem parti Şımarıklığına karşı Basın Bildirimizdir Yüce Türk Milleti Malumunuz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kutsal çatısı altında, DEM Parti adlı grubun gerçekleştirdiği son derece vahim bir provokasyona tanık olduk. 1 Ekim’de TBMM’deki grup toplantısında, Diyarbakır’dan Ankara’ya “Umutla Özgürlüğe Yürüyoruz” sloganıyla yürüyen ve terörist başı Öcalan’ın serbest bırakılması talebiyle gelen bir grup, salonda hep bir ağızdan terörist başı lehine sloganlar attı. Gazi Meclis’imizin tarihinde ilk defa, bir terör örgütü liderinin ismi, böylesine pervasız tezahüratlar ile yankılanmıştır. Şehitlerimizin mübarek kanıyla kurulmuş, millet iradesinin tecelli ettiği Meclis’te terör propagandası yapılması, akıl alır gibi değildir. Bu rezalet, Türk Milletinin bağrından çıkan Şehitlerimizin kemiklerini sızlatmış, Şehit Yakını ve Gazilerimizin hafızasında, Yüce Türk Milletinin vicdanında derin bir yara açmıştır. Bu olay tabii ki tek başına düşünülemez; 21 Ekim 2024’te terörist başının TBMM’de konuşturulmasına dair çağrıyla başlayan ve sözde “barış süreci” adı altında yürütülen gelişmelerin ulaştığı ihanet dolu zirvedir. Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz yıl bazı siyasi odaklar ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm PKK elebaşını yeniden muhatap almaya kalkmış, hatta onu Meclis’te konuşturmayı dahi telaffuz etmişlerdi. Bu girişimler milletçe kabulü mümkün olmayan vahim bir ihanet olarak tarihe geçti. Ne var ki, bu yanlış adımların ardından terör örgütüyle yürütülen pazarlıklar hız kazanmıştır. Gelinen noktada, sözde “demokratik çözüm” arayışı adıyla terör örgütünü meşrulaştırma çabaları açıkça ortaya dökülmüştür. TBMM bünyesinde bir “Barış Komisyonu” kurulmuş, terör örgütünün dayatmaları bu komisyonda tartışılır hale gelmiştir. Terör örgütünün siyasi uzantıları, bu gelişmeleri “tarihi adımlar” diye niteleyip propaganda aracı haline getirmiştir. Daha da vahimi, “Terörist başına umut hakkı tanınmalıdır” sözleriyle, eli kanlı bir teröriste af yolunu açacak yasal düzenleme talep edilmiştir. Görüldüğü gibi terör örgütü ve yandaşları, “barış” söylemleriyle masumane taleplermiş gibi sundukları isteklerle aslında devletimizi teröristle masaya oturmaya zorlamakta, terör elebaşını siyasi bir aktör olarak kabul ettirmeye çalışmaktadır. Bugün yapılanlar açıkça, milletimizin güvenliği ve devletimizin bekası pahasına teröristlere siyasi meşruiyet kazandırmaktır. İmralı’daki cani ile doğrudan diyalog kurulması fikri normalleştirilmeye çalışılmakta, hatta komisyondaki siyasi partilere “Öcalan barışın anahtarıdır, gelin dinleyin” çağrıları yapılmaktadır. Böylesi bir gaflet ve ihanet, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiştir. TBMM’de yaşanan “Biji Serok Apo” rezaleti, yukarıda bahsedilen sürecin cesaretlendirdiği bir neticedir. Terör örgütünün güdümündeki çevreler o kadar cüretkâr hale gelmişlerdir ki, Gazi Meclis’imizde terörist başı lehine tezahürat yapmaya kalkışabilmişlerdir. Türk milletinin psikolojik eşiklerini aşmak amacıyla bilinçli olarak tertiplenen bu sahneler, milletimizin sabır bardağını taşıran son damlasıdır. Aziz şehitlerimizin al kanıyla yoğrulmuş bu mübarek vatan toprağı üzerinde, gazilerimizin onurlu mücadelesi sayesinde ayakta duran yüce Meclisimizde bir terör elebaşını yüceltmeye cüret edenler, milli birliğimize ve devletimizin bölünmez bütünlüğüne kalleşçe bir darbe vurmuştur. Bu tablo karşısında her vatanseverin öfkesi de son derece haklı ve meşrudur. Gazi Meclis çatısı altında eli kanlı bir terör örgütünün elebaşı lehine slogan atılması sadece hadsizlik değil, doğrudan doğruya milli iradeye hakaret ve devlete meydan okumaktır. Şehit verdiğimiz evlatlarımızın, eşini babasını toprağa veren kahraman ailelerin acısı henüz tazeyken, onlara “Vatan sağ olsun” dedirten değerlerimiz hiçe sayılarak Meclis’te terör propagandası yapılması asla kabul edilemez. Dün bu vatan için canını verenleri bugün unutturup katillerini kahramanlaştırmaya yeltenenler, en az 15 Temmuz’da Meclisimize bomba atanlar kadar haince bir tahribat peşindedir. Burada bir hususun altını özellikle çizmek istiyoruz: Teröre karşı canı pahasına mücadele etmiş, kollarında silah arkadaşlarını şehit vermiş, gazilik onuruyla şereflenmiş Türk Silahlı Kuvvetleri ve Diğer Güvenlik Güçlerinin emekli olmuş personeli yıllardır terör örgütüne karşı duruş sergiledikleri ve toplumun sesi oldukları için çeşitli yargı kumpaslarıyla baskılara maruz kalmaktadırlar. “Çözüm süreci” adı altında açılım politikalarına karşı çıktıkları için Ergenekon, Balyoz, 28 Şubat gibi kumpas davalar ve sahte suçlamalarla zindanlara atılan kahraman komutanları milletimiz unutmadı. Bugün de “hakaret” gibi yalanlarla susturulmak için hapsedilenleri unutmayacak. Dün terörle mücadeleyi zaferle sonuçlandırmış komutanlara “faili meçhul” davaları açanlar, bugün kalkıp teröristlerle müzakereye zemin hazırlamaktadırlar. Vatanseverlere reva görülen bu hukuki baskılar devam ederken, öte yandan Anayasa’yı alenen ihlal ederek terör propagandası yapanların cezasız kalması ve hatta alkışlanması tam anlamıyla bir çifte standart ve ihanettir. Devletin en temel görevi, teröristle mücadele eden evlatlarını koruyup kollamak iken, onları baskı altına almak; buna karşılık teröristlere zeytin dalı uzatmak affedilmeyecek bir yanlıştır. Şu iyi bilinmelidir ki: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü tartışılamaz, pazarlık konusu edilemez. Terör örgütüyle müzakere görüntüsü verecek en küçük adıma dahi milletimiz rıza göstermeyecektir. Unutulmasın ki bu millet, yeri geldiğinde “Ya istiklal ya ölüm!” diyerek emperyalizme ve bölücü haine karşı dünyaya meydan okumuş bir millettir. Bugün de millî birliğimize kastedenlere karşı çelikten bir irade sergilemeye hazırdır. Şehitlerimizin aziz ruhları ve gazilerimizin fedakârlıkları, bize emanet edilmiştir. Bu emanete halel getirecek, şehitlerin kutsal kanı üzerinden kirli siyaset yapmaya kalkışacak herkes, karşısında Türk milletinin çelikten iradesini ve vatan sevdalılarının sarsılmaz öfkesini bulacaktır. Hiç kimse boş hayaller peşinde olmasın. Terörle mücadelede zafer kazanmak, teröriste ödün vermekle değil, onu kayıtsız şartsız teslim almakla ve Türkiye Cumhuriyeti yargısının karşısına çıkarmakla mümkündür. “Barış” masallarıyla milletimizi aldatarak teröriste mevzi kazandırmaya çalışanlar tarihte hep yenilgiye uğramıştır. Bizler teröre terör, katile katil demekten ve hukuk önünde hesap sorulmasını talep etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Eğer “Terörsüz Türkiye” hayali uğruna, terör örgütünün 40 yıllık hain emellerine uluslararası meşruiyet kazandırılacaksa, vatan evlatlarının canı pahasına kazandığı zafer “biz başaramadık” denilerek heba edilecekse, bu hesabı yapan gaflet içindekiler karşılarında bizleri bulacaktır. Türkiye terör belasından elbette kurtulacaktır; ancak bu, şanlı mücadelemizi ve şehitlerimizin aziz hatırasını yok sayacak tavizlerle değil, hukuk içinde teröristlerin hak ettiği cezayı bulmasıyla ve hainlerin silahlarını kayıtsız şartsız bırakılmasıyla olacaktır. Şayet terörün son bulması adına devlete diz çöktürmeye kalkarsanız, buna en başta bu milletin kendisi izin vermez. Teröristle müzakere değil, mücadele esastır. Sayın Devlet Bahçeli’nin “süreç” adı altında terörist başını yeniden muhatap alan, Meclis zemininde normalleştirmeye kapı aralayan beyan ve hamleleri; başta kendi siyasi oluşumunun kurucu iradesine, Alparslan Türkeş’in çizdiği millî güvenlik ve devlet aklı eksenli kırmızı çizgilere, Türk töresinin adalet–mukabele esasına ve Türk Milletinin bölünmez bütünlüğüne aykırıdır. Bu tutum, terörle mücadelenin bedelini kanıyla ödemiş şehit ailelerinin ve gazilerimizin vicdanında kabul edilemez bir yara açmakta ve terörü siyasetin meşru öznesi kılmaktadır. Çağrımız kesindir. Kendisini Türk Milleti nezdinde onarılması güç yaralar açan bu “muhatap alma” ve “normalleştirme” çizgisinden derhâl vazgeçmeye; kurucu ilkelere ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın değişmez hükümlerine sadakatle, tavizsiz terörle mücadele politikasına geri dönmek için çabalamaya davet ediyoruz. Buradan, özellikle TBMM bünyesindeki Barış Komisyonu’nda temsil edilen siyasi partilere ve tüm siyasi liderlere sesleniyoruz: Gazi Meclis’i ve Aziz milletimizi temsil eden bu çatıyı terör propagandasına açtırmamak sizin de sorumluluğunuzdur. Komisyonda “barış” adı altında yürütülen çalışmanın, şehit yakınlarını yaralayan, gazilerimizi inciten bir ihanet sürecine dönüşmesine ortak olmayınız. Sizin göreviniz, Terör örgütünün taleplerine aracılık etmek değil, milletimizin hassasiyetlerine tercüman olmaktır. Komisyon, terörist başının taleplerine kulak vereceğine, önce şehit analarının feryadına kulak vermelidir. Aksi takdirde tarihe millet iradesini teröre peşkeş çekenler olarak geçeceğinizi hatırlatırız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, katillerle müzakere masasına oturmaz. Buna yeltenen kim olursa millet vicdanında mahkûm olacaktır. Aynı şekilde basın kuruluşlarımıza da çağrıda bulunuyoruz: Terör örgütünü ve elebaşını aklamaya, meşrulaştırmaya yönelik propagandaya karşı uyanık olunuz. Medya, “barış” söylemleri ardına gizlenen bu tuzağı ifşa etmeli, gerçekleri milletimize doğru bir şekilde aktarmalıdır. Şehitlerimizin canı pahasına koruduğu bu vatanın birliğini savunmak, kalemini namus bilen her basın mensubunun da görevidir. Terör propagandasına aracı olan yayınlar, basın özgürlüğünün değil ihanetin parçasıdır. Kamuoyunu yanıltmaya çalışan algı operasyonlarına karşı milli duruş sergileyen basın emekçilerimizi selamlıyoruz. Son olarak bu “ihanet süreci”, geçmişteki sözde barış girişimlerinde defalarca görüldüğü üzere, terör örgütünün ve destekçilerinin yeni bir ihanet dalgasıyla sonuçlanmaya mahkûmdur. Terör örgütü ve destekçilerinin, her zaman normalleşme adı altında taktikleri, sahada mevzi kazanma ve devleti baskı altına almaktan ibarettir. Bugün terörist başını muhatap alıp Türk Milletine gözdağı vermeye yeltenenler, yarın hukuki, siyasi ve toplumsal yaptırımların kaçınılmaz ağırlığıyla yüzleşecektir. Bu nedenle, ihanetle beslenen her “süreç” er ya da geç duvara çarpacak; bedelini de o sürecin öznesi ve aracısı olanlar, millet iradesi ve hukuk düzeni önünde eksiksiz ödeyecektir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ya istiklal ya ölüm” parolasıyla kurduğu bu Cumhuriyeti korumak ve bölücülüğe geçit vermemek hepimizin namus borcudur. Bu vesileyle vatan uğruna canını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz. Onların emaneti olan tam bağımsız ve bölünmez Türkiye Cumhuriyeti’ni, sonsuza dek yaşatacağımıza söz veriyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Migazider Muharip ve İç Güvenlik Gazileri, Harp Malülleri Dul ve Yetimleri Derneği Adına Genel Başkan Gazi İdris Tuğunmuş

MuharipGazi

38,112 次观看 • 10 个月前

Kocaelispor maçında olacakları anlattı Bire Bir adam markajını yapan en iyi takım Serdar Kelleci: Çünkü bir ara linçleniyordu Abdülkerim. Galatasaray sol stoper aramalı falan diyenler vardı. Şöyle Abdülkerim, şöyle Davison Sanchez, Sacha Boy. Burada Eren elmalı yerine bence Jakobsu tercihleyecek hoca. Çünkü Jakobs dinlendiği zaman kendine geliyor. Bizim kameralar gibi. Bazı kameralarda öyle dinlenmesi gerekiyor ya. Burada bence Torreira'yı tercihleyecek bu maçta diye düşünüyorum. Lemina Torreira ile beraber çıkacak. Yine solda sallai. Bence mükemmel oynayan bir sallai vardı. Sağda Sane. Genişlik verecek bu iki oyuncu. Yine aynı Göztepe maçında olduğu gibi. Arkalarında Torreira, Lemina. Yine ben İlkay'ı hocanın beğendiğini düşünüyorum. Çünkü oyunu açtığı anlar var. Özellikle derine geldiği, bazen yükseğe çıktığı. Ve Santrafor pozisyonunda da yine Barış Alper Yılmaz olacak. Şu kırmızı ile işaretlediğimiz top. Beyazlar Galatasaray. Şimdi bir de Kocaeli'yi de dizelim mi? Dizelim abi. Ahmet. Galatasaray'a karşı. Yakın blok gibi düşünüyorum. Yani şurayı da biraz daha yakınlaştıracak ve... Savunma çizgisinin 35-40. metreye kadar çıkacağını düşünüyorum Kocaeli Spor'da. Önde de tabii şöyle bir ikili karşılama. Burada benim hoşuma gidecek bir şey olacak maçta. Kocaeli Spor Türkiye'de bence birebir adam markajını en iyi uygulayan takım. Özellikle Fenerbahçe maçını da hatırlayalım. Fenerbahçe'ye karşı da o birebir adam markajı, Beşiktaş'a karşı birebir adam markajını çok iyi uyguladılar. Ama benim Göztepe maçında Okon Hoca'ya ben hayran oldum diyebilirim. Maçtan sonra Okan Hoca eleştirilerine bir o kadar da şaşırdım diyebilirim. Bir teknik direktör bir ilk devreye nasıl imzasını atar? İnanılmaz işler yaptı bence Göztepe maçında. Kocaeli Spor maçında da şöyle topu kırmızı varsayalım. Galatasaray oyun kurarken ne yapacak? Yüksek mi çıkacak? Şimdi Göztepe maçında Barış Alper Yılmaz'a yüksek çıkılan toplar vardı. Ve Barış Alper Yılmaz orada... Heliton'a karşı Heliton'un biraz daha derinde savunduğu bir anlayışta gördük. Ve yüksek çıkılan toplarda Barış'ın o topları aldığını gördük. Bu maçta da Galatasaray bazen savunmadan oyun kuracak bazen yüksek çıkacak. Buradaki kriter şu olacak. Göztepe 4-4-2'sinin nasıl konumlandığı önemli olacak. Burada çünkü iki aslında göstermelik oyun kurucu Davison Sanchez ve Abdülkerim. Burada Göztepe maçında hoca bir şey yaptı. Uğurcan'ı oyuna soktu. Yani Göztepe'nin 5-2-1 ikisine karşılık öndeki ikiliye karşı burada 3 oyuncu ile sayısal üstünlüğü elde etti. Ve dikkat edersen 6 pasın şurada Davison Sanchez ve Abdülkerim'i gördük. Burada Uğurcan özellikle kendi oyunu kurmadı ve buradaki oyuncusundan ona pas atmasını istedi. Aslında Galatasaray'ın istediği şey şu. Ben bu pası sana attığımda bir oyuncu bana çıksın, buradaki oyuncu genişlesin ve burada beni tek oyuncu ile karşılasın. Aynı şeyi kesinlikle Kocaelispor'a karşı yapacağını düşünüyorum. Çünkü Kocaeli'de önde 4-4-2, 5-2-1-2 gibi düşünelim. İki oyuncu ile karşılayacağı için buradaki bir oyuncuyu özellikle Galatasaray Iskarta'ya çıkartmaya çalışacak. Kendi oyuncusunu. Bu da Abdülkerim olacağını düşünüyorum. Özellikle oyunu başlatırken de kaleciye olan baskıda... Uğurcan'ın ayağının da iyi olmasından mütevellit Galatasaray bu şekilde oyun kurulumunda birebir Kocaeli Spor'un verdiği adam markajını kırmaya çalışacak. Ama işin enteresan yanı Selçuk Gülen bundan çok seragat eden bir hoca değil. Yani burada birebirleri çok fazla düşünen bir hoca olduğu için bunu yaptırır mı yapar mı oyuncu inisiyatifiyle orada çok emin değilim işte.

Galatasarayultrataraftar

44,678 次观看 • 4 个月前

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kahramanmaraş programı kapsamında Türkiye Muharip Gaziler Derneğini ziyaret ederek kahraman Gazilerimizle bir araya geldi. Bakan Yaşar Güler ziyarette şunları söyledi: GAZİLİK, BÜYÜK BİR ŞEREF VE ONUR VESİLESİ Millî Mücadele ruhunun sembol şehirlerinden biri olan güzide şehrimiz Kahramanmaraş’ımızda bulunmaktan ve bu vesileyle Türkiye Muharip Gaziler Derneğimizi ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Türkiye Muharip Gaziler Derneğimizin; gazilerimiz arasındaki dayanışmayı güçlendirmek, onların hak ve menfaatlerini korumak, gazilik ruhunu yaşatmak ve kahramanlık mirasımızı gelecek nesillere aktarmak amacıyla yürüttüğünüz faaliyetleri memnuniyetle takip ediyoruz. Bu kapsamda Derneğimizin faaliyetlerini son derece kıymetli buluyor, bu anlamlı hizmetlerde gayret sarf eden tüm yönetici ve mensuplarına teşekkür ediyorum. Gazilik; şanlı tarihimizde ve milletimizin vefakâr gönlünde daima büyük bir şeref ve onur vesilesi olarak görülmüştür. Bu şerefli ünvan; aynı zamanda vatan ve millet aşkının, yüksek karakterin, vakur duruşun da bir sembolüdür. Kahraman gazilerimiz; vatan, bayrak ve millet uğruna gerektiğinde canını ortaya koyan, fedakârlığın ve cesaretin yaşayan timsalleridir. Vatan ve bayrak uğruna mücadelenin en büyük temsilcileri olan şehitlerimiz ve onlara yoldaş, şehadete âşık gazilerimizin göğsünü siper ederek yazdığı kahramanlık destanları hiçbir zaman unutulmayacak, asil milletimizin vefa dolu gönlünde daima yaşayacaktır. Fedakârlıklarınızın karşılığını hiçbir şekilde ödememiz mümkün değildir. Her zaman başımızın tacı olan siz kahraman gazilerimiz ile çok kıymetli şehit ve gazi ailelerimizin daima yanlarında olacağız. ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİN HATIRASINA LEKE DÜŞÜRÜLMEYECEK Bugün, 40 yılı aşkın süredir ülkemizin huzurunu ve güvenliğini tehdit eden terör belasından kurtulmak, milletimizin önüne konulan engelleri ortadan kaldırmak ve evlatlarımızın geleceğini teminat altına almak için “Terörsüz Türkiye” hedefine doğru kararlı bir yürüyüş içindeyiz. Devletimizin, Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik liderliğinde yürüttüğü bu tarihî süreç, kardeşliğimizi pekiştirme, milletimizi güvenli ve müreffeh dolu yarınlara ulaştırma kararlılığının da en açık göstergesidir. Şu hususu özellikle belirtmek isterim ki bu süreçte atılacak tüm adımlar, şehitlerimizin aziz hatırasına asla leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna asaletine ve emeklerine zarar vermeyecek niteliktedir. Milletimizin birliğini, kardeşliğini ve güvenliğini zedeleyecek hiçbir adım atılmamış, bundan sonra da atılmayacaktır. Türkiye, asırlara uzanan derin devlet aklı ve millî tarih şuurundan ilham alarak en kapsamlı planlamayla süreci yönetmektedir. Yegâne amacımız; artık evlatlarımızı yitirmediğimiz, kanın ve gözyaşının sona erdiği, ayrılık tohumlarının kökünden söküldüğü, çocuklarımızın sadece barış ve kardeşlik ortamında büyüdüğü bir geleceği inşa etmektir. Bu tarihî yolculukta aziz şehitlerimizin mirasını yaşatmak, gazilerimize minnettarlığımızı ifade etmek ve çok kıymetli ailelerinin her zaman yanında olmak en temel görevimizdir. Bir kez daha vurgulamak isterim ki en büyük ilham kaynağımız olan şehit ve gazilerimizin bu destansı mücadeleleri hiçbir zaman unutulmayacaktır. Sonuç olarak ülkemizin ve milletimizin gündeminden terörü ebediyen yok etmek, bu güzel topraklarda huzur ve güveni kalıcı şekilde tesis etmek için çalışmalarımıza yoğun bir gayretle devam edeceğiz. Sözlerime son verirken başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, sizlerin şahsında tüm kahraman gazilerimize, değerli ailelerimize sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum. Derneğimize çalışmalarında üstün başarılar temenni ediyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

18,755 次观看 • 2 个月前

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki 39’uncu Mekanize Piyade Tümen Komutanlığımızdaki Mehmetçiklerimize hitaben bir konuşma yaptı. Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: TERÖRLE MÜCADELEDE BÜYÜK BAŞARILAR ELDE ETTİK Sayın Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımızla birlikte kardeş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bulunmaktan ve bu vesileyle 39’uncu Mekanize Piyade Tümen Komutanlığımızı ziyaret etmekten büyük bir mutluluk duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum. Bölgemizde ve dünyada her geçen gün risk ve tehditlerin arttığı hassas bir süreçten geçiyoruz. Böylesine kritik bir ortamda jeopolitik ehemmiyeti yüksek bir coğrafyada bulunan ülkemizin bu çok yönlü tehdit ve tehlikelere karşı koyabilmek için daima güçlü ve uyanık bulunması bir zorunluluk hâline gelmiştir. Millî Savunma Bakanlığı olarak bizler de bu anlayışla stratejiler üretiyor, ülkemizin bekası, asil milletimizin güvenlik ve huzuru için kapsamlı ve etkin bir şekilde faaliyetlerimizi icra ediyoruz. Yaptığımız planlamalar sürekli artırdığımız kabiliyetlerimiz ve personelimizin kahramanlığı ile yurt içinde ve sınır ötesinde terörle mücadelede büyük başarılar elde ettik. Bu çabalarımız sonucunda Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde başlatılan “Terörsüz Türkiye” süreci hedefine kararlı adımlarla ilerliyor, bin yıllık kardeşliğimizi pekiştirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Terörle mücadelemizde olduğu gibi tüm faaliyetlerimizde ülkemizin ve asil milletimizin hak ve menfaatlerini gözetiyor çalışmalarımızı etkin bir şekilde sürdürüyoruz. Bu kapsamda hudutlarımızın emniyetini de en modern ve en etkili tedbirlerle sağlarken Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi de tavizsiz bir şekilde koruyoruz. Bunun yanı sıra pek çok coğrafyada uluslararası güvenlik barış ve istikrar için de etkin roller üstleniyoruz. Artık birçok ülkenin de kabul ettiği gibi Türkiye’nin uluslararası alandaki yapıcı rolü tartışılmaz derecede önemlidir ve gereklidir. Son olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve ülkemizin ev sahipliğinde başarıyla gerçekleştirilen NATO Zirvesi de Türkiye’nin uluslararası alandaki saygınlığını bir kez daha tüm dünyaya göstermiştir. Şu bir gerçek ki Türkiye pek çok alanda sahip olduğu imkân ve kabiliyetleri güçlü ve etkin ordusu sürekli gelişen modern yerli-millî savunma sanayisi ile güvenin, istikrarın ve refahın en önemli adreslerinden biri konumundadır. TÜRK ASKERİNİN EMSALSİZ KAHRAMANLIĞI TARİHE ALTIN HARFLERLE YAZILDI Millî meselemiz olan Kıbrıs’ta da Garanti ve İttifak Antlaşmaları kapsamında güvenlik ve barışın korunmasına yönelik faaliyetlerimizi siz kahraman silah arkadaşlarımın büyük fedakârlıkları sayesinde başarıyla yerine getiriyoruz. Ada’da senelerce devam eden çatışmalar ancak 52 yıl önce kahraman ordumuzun bu topraklara ayak basmasıyla sonlanmış, hem Türkler hem de Rumlar için güvenli ve huzurlu bir ortam tesis edilebilmiştir. Büyük bir başarıyla icra edilen bu harekâtta Türk askerinin üstün yetenekleri emsalsiz kahramanlığı da bir kez daha tarihe altın harflerle yazılmıştır. 39’uncu Piyade Tümenimiz de Ada’ya ilk çıkan birliklerden biri olma şerefine nail olmuş ,Barış Harekâtı’nın her iki aşamasında da kahramanca mücadele sergilemiş soydaşlarımızın maruz kaldığı zulmü durdurmak için 142 şehit vermiştir. O tarihten bu yana Kıbrıs’ta önemli görevler üstlenen Komutanlığımız; Ada’daki diğer unsurlarımızla birlikte Kıbrıs Türk halkının özgürlük ve güvenliğinin güvencesi durumundadır. 39’uncu Piyade Tümenimizin bugünkü mensupları olan sizler de burada hayati ve tarihî bir vazife icra ediyor hem kahraman ordumuzun hem de devletimizin etkinliğini Kıbrıs’ta gösteriyorsunuz. AVRUPA PARLAMENTOSU’NUN KARARI BİZLER İÇİN YOK HÜKMÜNDEDİR Kıbrıs’ın sahip olduğu stratejik konum da dikkate alındığında güvenlik ve istikrarın devamı bakımından Türk askerinin buradaki varlığının ne kadar kritik önemde olduğu bir kez daha görülmektedir. O dönemleri bizzat yaşayan bir komutanınız olarak bilmenizi isterim ki yıllarca uluslararası çözüm önerilerine olumlu yaklaşmamıza rağmen atılan adımların karşılığını maalesef göremedik. Yine de hiçbir zaman iyi niyetli tutumumuzdan ve uluslararası hukuka uygun makul çözüm arayışlarımızdan asla vazgeçmedik vazgeçmeyeceğiz. Bunun için Kıbrıslı kardeşlerimizin kazanılmış hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statülerinin teyidinin vazgeçilmezimiz olduğunu belirtiyoruz. Kısa süre önce Avrupa Parlamentosu’nda kabul edilen ülkemizi hedef alan asılsız iddialar içeren kararın hiçbir hukuki, tarihî ve vicdani temeli bulunmamaktadır. Rum lobilerinin etkisiyle hazırlanan bu yanlı yaklaşım bizler için yok hükmündedir ve alınan kararı en güçlü şekilde reddediyoruz. Bu tür siyasi metinlerin ne Kıbrıs’taki tarihî gerçekleri değiştirmesi ne de ülkemizin meşru haklarını tartışmaya açması mümkündür. Ne yazık ki Avrupa Birliği kurumları Rum kesimini üyeliğe kabul ettikleri tarihten itibaren Kıbrıs meselesine tarafsız yaklaşabilme vasfını büyük ölçüde yitirmiştir. Avrupa Parlamentosu da kurumsal tarafsızlığına gölge düşüren bir tutum sergileyerek; - 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı sistematik saldırıları katliamları zorla göç ettirmeleri ve temel insan hakları ihlallerini görmezden gelmeye devam etmekte; - Kıbrıs Türk halkını yok olmaktan kurtaran ve Ada’ya kalıcı barış ile istikrar getiren 1974 Barış Harekâtı'nı çarpıtmayı tercih etmektedir. Hâlbuki EOKA terörüyle gerçekleştirilen katliamlar ve Kıbrıs Türklerine yönelik mezalimler tarihî gerçeklerle sabittir. Geçmişte Mora’da, Balkanlarda, Anadolu’da, Kıbrıs’ta masum sivillere yönelik işledikleri vahşetler tarihî kayıtlarla ortadayken bu gerçekleri görmezden gelenlerin siyasi saiklerle Türkiye’yi ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizi hedef alan değerlendirmeleri asla kabul edilemez. TARİH SİYASİ ARGÜMANLARLA DEĞİL, BELGELERLE VE HAKİKATLERLE YAZILIR Bugün Gazze’de bütün dünyanın gözleri önünde yaşanan ağır insanlık dramı karşısında sessiz kalmayı tercih edenlerin Kıbrıs konusunda tarihî gerçeklerle bağdaşmayan değerlendirmelerde bulunmaları uluslararası vicdan bakımından da ciddi bir çelişkidir. Unutulmamalıdır ki tarih, siyasi argümanlarla değil belgelerle ve hakikatlerle yazılır. Hakikatler de er ya da geç bütün açıklığıyla ortaya çıkma vasfına sahiptir. Gerçek şu ki Türkiye uluslararası hukuktan doğan haklarından ve garantör devlet olarak üstlendiği sorumluluklardan dün olduğu gibi bugün de yarın da asla taviz vermeyecek adil bir çözüm için çalışmaya devam edecektir. Nitekim artık pek çok tarafsız kurum ve kişi de Ada’da kalıcı çözümün ancak eşit egemen iki devletin varlığı temelinde mümkün olabileceğini ifade etmeye başlamıştır. Bu kapsamda muhataplarımızı ve üçüncü tarafları gerçeklerden uzak iddialara tutunmaktan vazgeçmeye miadı dolmuş statükocu söylemleri bir kenara bırakmaya ve tarihî gerçeklerle uyumlu, makul ve yapıcı bir anlayışla çözüme yönelmeye davet ediyoruz. Hem Kıbrıslı Türkler hem de Rum komşularımızın müreffeh geleceği ve Ada’da kalıcı huzur ve barış iklimi için en doğru yolun bu şekilde olacağı muhakkaktır. Öte yandan Doğu Akdeniz’e etkileri bağlamında; - Özellikle İsrail’in Gazze ve Lübnan’da uluslararası hukuku yok sayarak yürüttüğü saldırılar, bölgenin güvenliğini ciddi anlamda tehdit etmektedir. - Rum kesimi de bu durumdan istifade ederek istikrara zarar verebilecek faaliyetlerini sürdürmektedir. - Ayrıca bu süreçte Doğu Akdeniz’de ve Ada’nın güneyinde yabancı ülkelerin hareketliliği de artmıştır. Tüm bunlara karşı uluslararası hukuk çerçevesinde ülkemizin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve menfaatlerini korumak için büyük bir güç azim ve kararlılığa sahip olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak isterim. Siz kıymetli silah ve mesai arkadaşlarımın da bu bilinçle ifa ettiğiniz tarihî görevi bundan sonra da büyük bir özveri içerisinde yerine getireceğinize yürekten inanıyorum. Ayrıca kıta stajı kapsamında burada bulunan son sınıf Harbiyelilerimizin de; başta Kıbrıs meselesi olmak üzere millî tezlerimize çok iyi hâkim olmalarını ve burada edinecekleri bilgi ve tecrübeleri mezun olduktan sonra meslek hayatlarına en güçlü şekilde yansıtmalarını beklediğimi ifade etmek isterim. Bu vesileyle; Mete Han’dan Sultan Alparslan’a Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Ayrıca Kıbrıs Türk halkı için mücadele eden aziz şehitlerimizi Kıbrıslı mücahitleri ile mücahideleri ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor gazilerimize şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle selamlıyor görevlerinizde üstün başarılar diliyor hepinizin gözlerinden öpüyorum. Kalın sağlıcakla… #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler

T.C. Millî Savunma Bakanlığı

85,522 次观看 • 1 个月前

■ Trump: " İran beni hayattan koparırsa İran'ı haritadan silinmesi talimatını verdim." ■ ABD : Grönland üzerinden bahaneler yaratarak ,bir Nato ülkesi toprağı olan GRÖNLAND'A saldırı yaparak NATO'DAN ayrılacak. -Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci yorumu ... ■ Danimarka Başbakanı Frederiksen: "Gerekirse ABD'ye karşı güç kullanırız." ■ Trump'tan Norveç_ Başbakanı’na mektup: Nobel Barış Ödülü’nü bana vermediğinize göre barışı düşünmeme gerek yok, ABD'nin çıkarlarına odaklanacağım... Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store, ABD Başkanı Donald Trump'ın Nobel Barış Ödülü'nün kendisine verilmemesinin ardından "artık sadece barışı düşünme zorunluluğu hissetmediğini" ve Grönland'a dair taleplerine odaklanacağını belirten mesajına yanıt olarak, ödülü bağımsız Nobel Komitesi'nin verdiğini söyledi. ■ Suriye PKK / YPG / SDF'nin, kağıt üzerinde var olmayan binlerce savaşçı adına maaş alarak ABD'yi dolandırdığı ortaya çıktı. ■ Terör örgütü PKK destekçileri dünya çapında, tüm başkentlerde barikatlara çıkıyorlar. Her yerde savaşa hazırlar ya ! Ama "Kürdistan" diye romantik bir şekilde adlandırdıkları bölgede değil. Orada, 24 saat içinde 45.000 kilometrekarelik bir alanı savaşmadan teslim etmeyi tercih etmiş oldular. - Bir hesaptan yorum- ■ Avcılar Belediyesi eski Başkan Yardımcısı CHP'li Burçin Baykal, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nden atlayarak intihar etti. ■ MACRON, DAVOS’TA: Kuralsız bir dünyaya geçiyoruz. ABD, Avrupa’yı zayıflatmak istiyor. İki seçenek var. Ya sessiz kalacağız ya da ABD’yi kabul etmek. Bu kabul edilemez. Kilit sektörlerde Avrupa'ya daha fazla Çin yatırımı yapılmasına ihtiyacımız var. ■ Diyarbakır'ın Yaprakbaşı ve Düzova köylerinde kaçak elektrik kullanımı nedeniyle 400 milyon TL kayıp oluştuğu belirtildi. Bu sadece 2 köyün çaldığı elektrik bedeli… ■ İSRAİL'DE KONUŞAN ABD'Lİ SENATÖR GRAHAM: Bu bir dini savaş.Günün sonunda bu savaşı kim kazanacak? Bu çok büyük bir mesele. Şu anda karşı karşıya olduğumuz şey, Orta Doğu'nun önümüzdeki bin YILLIK gidişatını belirleyecek bir karar anıdır. İran'a saldırıyi engellemek için araya giren Arap ülkelerine sert çıktı. Bölgedeki Arap ülkeleri fazlasıyla hayal kırıklığı yarattı. Yeni Suriye hükümeti, Kürtlere ve SDG'ye karşı askeri güç kullanırsa bu sadece Suriye'yi değil tüm bölgeyi istikrarsızlığa sürükler. Eğer rejim askeri harekât başlatırsa, Caesar Yaptırımlar Yasasını yeniden devreye sokmak ve çok daha yıkıcı hale getirmek için elimden geleni yapacağım. ■ Çinli e-ticaret şirketi Temu'nun Türkiye' deki ofisine operasyon düzenlendi. Temu'nun sözcüsü baskında bilgisayarlara el konulduğunu söyledi . ■ İngiltere Başbakanı Starmer`dan Trump'a: "Grönland'ın statüsü konusunda duruşumuz net: Burası Danimarka Krallığının bir parçasıdır ve geleceğine yalnızca Grönland halkı ile Danimarkalılar karar verir. Ayrıca Arktik bölgesinin güvenliğinin tüm NATO için önemli; Rusya'dan gelen tehdide karşı müttefiklerin bu bölgede daha fazla iş birliği yapması gerekiyor. NATO'nun ortak güvenliğini savunduğu için müttefiklere gümrük vergisi dayatmak kesinlikle yanlıştır. Bu konuyu doğrudan ABD yönetimiyle ele alacağız. ■ Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Karabük Üniversitesi'ne rektör olarak atadığı Fatih Kırışık'ın imzasıyla dikkat çeken atamalar yapıldı. Tıp Fakültesi Dekanlığı'na uzmanlık alanı veterinerlik olan Hasan Solmaz, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanlığı'na ise yine veterinerlik uzmanı Tahir Kahraman atandı. ■ İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık işleri Genel Müdürlüğü'nün açıkladığı verilere göre, Türkiye'de 2025 yılında 456 bin 932'si erkek, 432 bin 666'sı kız olmak üzere toplam 889 bin 598 bebek dünyaya geldi. 2025 yılında 7 bin 651 erkek bebek ile Alparslan en çok tercih edilen isim oldu. Alparslan ismini 6 bin 109 bebek ile Göktuğ ve 5 bin 492 bebek ile Metehan isimleri takip etti. 2024 yılında kız bebeklerde en çok tercih edilen "Defne" ismi yerini 2025'te Alya'ya bıraktı. #Atabey19HHK #HüseyinHakkıKahveci #SonDakika #OndokuzBiziz #UkabPartisi DER VE GEÇERİZ !!!

Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci

19,579 次观看 • 7 个月前