Loading video...

Video Failed to Load

Go Home

99,130 views • 1 month ago •via X (Twitter)

0 Comments

No comments available

Comments from the original post will appear here

Related Videos

Kalbiniz yok..
0:55

Sensitive content

Kalbiniz yok..

955,858 views • 2 years ago

Vallahi biz de kavga falan istemiyoruz, sadece Müslüman kardeşlerimizin normal olmayan şeyleri normal görmesine üzülüyoruz. Mesele günahsa hepimiz günahkârız ama en azından günahı normal görmüyoruz. Bizler, Efendimiz aleyhissalâtu vesselâmın şu hadis-i şerifine binaen siz kardeşlerimizi uyarıyoruz: “Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Bu ise imanın en zayıfıdır.” (Müslim) Mahmud Efendi Hazretlerimizin damadı, şehit Hızır Muratoğlu hocamız bu konuyu ne güzel izah etmiş: “Efendimizin hanımlarına soruyorsun, perde arkasından soruyorsun, yüz yüze gelmiyorsun. Sebep? Cenâb-ı Hak ‘Kalbiniz temiz kalsın’ buyuruyor. Kime buyuruyor? Ashâb-ı kirâma buyuruyor. Çünkü ashâb-ı kirâm devrinde annelerimiz yaşıyordu. Halbuki ashâb-ı kirâm hakkında Cenâb-ı Hak ‘Ben onlardan razıyım, onlar da benden razıdır’ buyuruyor. Razı olduğu kullar, razı olduğu hanımlar… Nikâhları müebbet haram ama müebbet mahremiyet yok ortada. Ama hüküm olarak yine müebbet haram. Fakat sorulacağı zaman perde arkasından sorulsun. Niçin? Temiz kalsın, fitneye düşmeyin diye. Karşımızda olan, mahremimiz olmayan hanımlar da aynıdır. Biz onlarla beraber yüz yüze konuşacağız, onların seslerini öyle istediğimiz gibi dinleyeceğiz... Cenâb-ı Hakk’ın methettiği ashâb-ı kirâmdan onların gönüllerinden daha ileri bir gönüle sahip olacağız ve yine methettiği hanımlarından daha ileri bir gönüle sahip olmuşuz. Onların gönülleri bozuluyormuş ama bizimki bozulmuyormuş. Bu, şer-i şerife uymayan bir hareketimizdir.”

İsmet yamaç

31,644 views • 8 months ago

“KIZIM BEN TUTUKLANDIKTAN SONRA HASTALANDI VE ÖLDÜ” KHK'lı akademisyen İbrahim Coşkun: "Ben tutuklandığımda kızım 4 yaşlarındaydı. Adı Hümeyra Sinem. Normalde sağlıklı bir çocuktu ama ben tutuklandıktan iki yıl sonra hastalandı. Gen bozulmasıyla ortaya çıkan ve nadir görülen bir beyin hastalığı vardı. Bu hastalıkta vücut fonksiyonları tamamen duruyor. Önce konuşmayı, yürümeyi, daha sonra tüm motor hareketleri kaybetti. Yürümek, koşmak, yemek, içmek, görmek… Hiçbiri yoktu. Daha sonra ileri derece kasılmalar başlıyor. Hastalığın tedavisi yok ve 10’lu yaşlarda vefatla neticeleniyor. “ÇIKMAK İÇİN KIZINI KULLANIYOR BİLE DEDİLER” Kız çocukları babalarına düşkün oluyorlar, kızım da bana düşkün ve bu halde bana görüşe geliyorlardı. Aramalarda yüzde 99 ağır engelli çocuğa müthiş bir zorluk çıkarılıyordu. Sırf bu yüzden eve gitmek isterdi hemen. 2021’de denetimli sürecim başladı. Kızıma bakabilmek ve son zamanlarında yanında olabilmek için denetimli ve koşullu hakkımı verin diye başvurdum. İyi halli olduğum sabitti. Ama buna rağmen verilmedi ve 8 yıl 9 aylık bütün infaz süreci cezaevinde geçirildi. Çıkmama 1 yıl kala kızım 2024’te vefat etti. İzin vermemeleri ayrı problem, gerekçeleri ayrı problemdi. ‘Çıkmak için kızının hastalığını kullanıyor’ dediler. Oysa hukuki olarak şartları tutan bir insana zaten bu haklar veriliyordu. Bir babanın ölüm döşeğindeki kızını görebilme hissiyatına karşı bunu söyleyebilmek, karar vericilerin vicdani hassasiyetlerini kaybetmek olarak görüyorum. Vicdan zamanla bürokrasi içinde kayboluyor. Babalar bir dosya numarası, evlatlar birer prosedürden başka bir şey değil. Vicdanını kaybetmiş bir bürokrasinin yapamacağı hiçbir şey olmadığını ben yaşayarak gördüm. “CENAZEYE ELLERİM KELEPÇELİ GİTTİM” Necip Fazıl’ın meşhur bir şiiri var. Zindandan Mehmet’e mektup. İlk iki hece şöyledi. Zindan iki hece/Mehmed’im lafta diye. Ben onu biraz değiştirdim. Sincan iki hece Sinemim lafta/ Mazlumlarla baban bir safta/ Bir de, geri adam, elinde yafta /Halimi düşünüp de üzülme Sinem/ Kavuşmak mı/ Belki/ Daha ölmedim. Ben bunu yazarken kavuşmak için bir umudum vardı. Ama çıkana kadar hatırası kaldı. Kızımın cenazesine gitmem müsaade ettiler, ellerim kelepçeli. Köyde bile. Altı jandarma vardı yanımda. Toprak atmama müsaade ettiler, kızımı toprağa ben koydum, ona müsaade ettiler. “KIZIMIN KALBİNDEN EVVEL SİZİN KALBİNİZ DURMUŞ, DİYE DİLEKÇE YAZDIM” Cezaevine döndüğümden savcıya ve ilgili kurula ‘Benim kızımın kalbinden evvel sizin kalbiniz durmuş.’ diye dilekçe yazdım. Bunun üzerine beni ağırlaştırılmış müebbetlerin yerine hücreye gönderdiler. Son 14 ayımı hücrede geçirdim. Evlat acısı çok farklı bir şey. Ne zaman bir annen babanın yanında çocuk görseniz yaranız kanıyor. Ve acılarınızla yaşamaya çalışıyorsunuz çünkü unutmak mümkün değil. Ben bu süreçte içerideyken otoriter rejimlerin tabii genotipleri nedir? DNA’sı nedir? Nasıl davranırlar bunlar? Ve tarih boyunca sergiledikleri davranış şekilleri nelerdir? diye çalışma yaptım. Bizim kültürel kodlarımızda, inancımızda merhamet emredilir, şefkat emredilir, adil olunması emredilir. Ama ne yazık ki otoritelik öyle bir hastalık ki tersine çevirebiliyor ve şu denilebiliyor. ‘Merhamet ederseniz merhamet edilecek hale gelirsiniz.’ Oysa Peygamber Efendimiz diyor ki, ‘Merhamet etmeyene merhamet edilmez.' Bu bir sadece ahirete yönelik bir söylem değil. Aileden en tepedeki yöneticiye kadar, karar vericiye kadar söylenmiş bir ahlak dersi.” #KHKlaraSon

Sevinç Özarslan

22,902 views • 1 month ago