Video wird geladen...

Video konnte nicht geladen werden

Zur Startseite

Kalkmış Osmanlı Devletini eleştiriyor angut.. “Bugün 42 devlet Osmanlı Devletinden bahsetmeden tarihini anlatamıyor” Tarihten Osmanlıyı çıkarsan tarih diye bir şey kalmıyor.

34,850 Aufrufe • vor 5 Monaten •via X (Twitter)

0 Kommentare

Keine Kommentare verfügbar

Kommentare vom Original-Post werden hier angezeigt

Ähnliche Videos

➖➖❗️OSMANLI MİLLET MODELİ❗️➖➖ 📌Aşağıda izlediğiniz folklor oyunu Yunan Milli Dansı olan Syrto'dur. Osmanlı Torunları bilmez ama aşağıda dinlediğiniz beste Sultan Abdülaziz'e aittir ve Aziziye Sirtosu (Syrtos Azizies) olarak adlandırılır. Sultan Abdülaziz, Osmanlı'dan kopan Yunanistan'ın, Osmanlı Coğrafyasında Megalo İdea/Panhelenizm faaliyetlerine engel olabilmek için Osmanlı Tebasındaki Rum Vatandaşlar için bu sirtoyu bestelemiştir. Sultan 2. Abdülhamid ise, yine Osmanlı Rumları incinmesin diye, İstanbul'un Fethi kutlamalarını yasaklamış, Girit'e Hristiyan Vali atamıştır. Ama tüm bunlar yapılırken Osmanlı Rumlarını Yunanistan'ın Panhelenizm fikrinden uzaklaştırmak mümkün olmamış, yapılan tüm açılım saçılımlar, açılıp saçıldığı ile kalmıştır. ‼️Heyhat...!!! Yunana beste, Ermeniye ihale, Arap'a hazine, Türk Milleti'ne ise sadece vergi ve askerlik...!!! Bir tek Türk olanlar için bu topraklarda bir jest göremiyoruz yöneticilerden yüzyıllardır. Türk olmak ne zor şey değil mi? Bir tek Atatürk'ümüz vardı Türklere öncelik tanıyan, Türklere Türklüğünü hissettiren, "Bu coğrafyanın sahibi Türklerdir" diye özellikle altını çizen... ‼️Abdülaziz'den bugüne 150 sene geçti. Değişen bir şey yok. Dün Ermeni'ye, Yunan'a, Bulgar'a yapılan jestler bugün Arap'a, Kürt'e, Afgan'a yapılıyor. 📌İşte ABD Büyükelçisi Thomas Barrack'ın bize tavsiye ettiği "Osmanlı Millet Modeli" budur arkadaşlar. İçinde Türk adı geçmeyen, ama Türklerin çalıştığı, Türklerin vatan için şehit olduğu ama ülkenin kaymağının başkaları tarafından yenildiği bir model. 👉Biz bu modeli 1923'te yırtıp attık, yine aynı kefeni Türk Milletine biçtirmeye tahammülümüz yok... Hani "Devlet Aklı" dedikleri şey var ya, binyılın birikimi olması lazım değil midir? Daha 150 yıl önce yapılan yanlışların neticesinde edinilen tecrübelerden bu kadar uzak mıdır bu Devlet Aklı denilen şey? 👉Kıbrıs'ı nasıl hediye paketi yapıp İngiliz'e verdik, Rus için Yeşilköy'e neden abide diktik, Girit'i Yunan'a nasıl kaptırdık, dönüp hiç okumuyor mu bu Devlet Aklını temsil edenler... Bugün kazanlarda kalaşnikof yakılmasını alkışlayarak seyredip barış naraları atanlar iyi izlesinler Aziziye Sirtosunu... Keyifli Pazarlar dilerim... #pazar #tarih #açılım #ihanetsüreci #devletaklı #TürkiyeTürklerindir AKP MHP DEM Akpkk

Volkan Giritli 🇹🇷🇦🇿

25,086 Aufrufe • vor 1 Jahr

TARİHİN ARKA ODASINDAN CEHALET KUSMAK: “VELİ” SULTANA “SERİ KATİL” İFTİRASI! ​Osmanlı, İslam ve devlet düşmanlarının değişmeyen turnusol kâğıdıdır. Tarih sadece geçmişi anlatmaz; aynı zamanda bugünün zihniyetini de ele verir. Bu milletin inancıyla, medeniyetiyle, devlet geleneğiyle problemi olanların ilk hedef aldığı mirasın Osmanlı olması tesadüf değildir. ​Bugün popülizm uğruna, birkaç alkış ve biraz daha görünür olmak adına ecdada dil uzatmak moda hâline getirildi. Özellikle sosyal medya çağında, sansasyon üretmek isteyen bazı isimler, tarihî şahsiyetler üzerinden prim devşirmeye çalışıyor. Mustafa İslamoğlu’nun yaptığı açıklamalar da bunun son örneklerinden biridir. Dedem ​Sultan 2. Bayezid Han’a “seri katil” demek; tarih değil, açık bir iftiradır. Tarihte “Bayezid-i Veli” olarak anılan, ilmiyle, vakarıyla ve devlet adamlığıyla öne çıkan bir padişaha böylesine aşağılık ithamlar yöneltmek; akademik ciddiyet değil, ideolojik husumettir. ​2. Bayezid Han’ın kendi evlatlarını öldürttüğüne dair kesin bir tarihî kayıt yoktur. Aksine, Osmanlı’da yaşanan taht mücadeleleri dönemin siyasî gerçekliği içerisinde değerlendirilir. Bugünün kavramlarını, bugünün psikolojisini ve bugünün propaganda diliyle 500 yıl öncesine taşıyarak tarih okunmaz. ​Fatih Sultan Mehmed Han’ın zehirlendiği iddiası ise tarihçiler arasında tartışmalı bir konu olmasına rağmen, bunu hiçbir kesin delil olmadan “oğlu yaptırdı” şeklinde sunmak; ilim değil manipülasyondur. ​Daha vahimi ise, Osmanlı sarayını ahlaksızlık merkezi gibi göstermeye çalışmak… Bu dil; yıllarca Oryantalistlerin, Haçlı zihniyetinin ve Osmanlı düşmanlarının kullandığı kirli propagandanın birebir kopyasıdır. Ne acıdır ki bugün bazıları, Batılı tarih düşmanlarının ürettiği masalları alıp bu milletin evlatlarına “hakikat” diye pazarlıyor. ​Şunu herkes bilsin: Dedelerimiz üzerinden siyaset yapmayı bırakın! Ünlü olmak isteyen, gündeme gelmek isteyen herkesin Osmanlı’ya saldırması artık mide bulandıran bir alışkanlık hâline geldi. Prim uğruna ecdada hakaret etmek “entelektüellik” değildir. Dedem ​Fatih Sultan Mehmed Han, Sultan 2. Bayezid Han ve ceddimiz; bu milletin tarihidir, hafızasıdır, vakarıdır. İftiralarınız geçici olabilir… Ama tarih, hakikati yazmaya devam edecektir. Osmanlı’ya dil uzatanlar ise kendi cehaletleriyle hatırlanacaktır.

Abdülhamid Kayıhan OSMANOĞLU

10,540 Aufrufe • vor 2 Monaten

🔴 Bulgar yazar Sophia Proneikos, NATO Zirvesi'nde liderlerinin Mehter Marşlarıyla karşılanmasını "BÜYÜLEYİCİ" olduğunu yazdı ama bugün sildi. 📍 Neden sildi, kimin baskısıyla silindi, o yazıdan kim rahatsız oldu? Peki ne yazmıştı Proneikos tekrar okuyalım.. ▪️Tarih beni asla şaşırtmaktan vazgeçmeyen bir alışkanlığa sahiptir. Neredeyse hiçbir zaman kaybolmaz. ▪️Sadece kendini öyle zarif bir şekilde sunmayı öğrenir ki modern insanlar ona törensel protokol demeye başlar. ▪️İşte bu yüzden Ankara’daki NATO Zirvesi’nin en büyüleyici sahnesi müzakere masasının etrafında değil, ilk tokalaşmadan önce yaşandı. ▪️Yirmi birinci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderleri, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde dünyanın en eski askeri bandosu olan Mehterin sesleriyle karşılandı; önlerinde ise Osmanlı İmparatorluğu’nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi kıyafetler içindeki askerler duruyordu. ▪️Ne olağanüstü bir tarihsel süreklilik duygusu: 1949’da savaş sonrası dünyanın sembolü olarak kurulan bir askeri ittifak, kökleri 13. yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin müziği eşliğinde bir cumhurbaşkanlığı sarayına girdi. Mehter hiçbir zaman sıradan bir askeri bando olmadı, o bir silahtı. ▪️Osmanlı orduları Belgrad’a, Konstantinopolis’e, Rodos’a, Mohaç’a veya Viyana’ya yürüdüğünde ilk duyulan şey devasa kös davullarının gümbürtüsüydü; ardından zurnaların keskin sesi, sonra borular ve çarpan ziller… ▪️Çünkü bu müzik yalnızca orduya eşlik etmiyordu, ordunun bir parçasıydı. Amacı askerleri eğlendirmek değil, savaş başlamadan çok önce düşmana bir imparatorluğun üzerlerine doğru geldiğini hissettirmekti. ▪️Avrupa’nın Osmanlı İmparatorluğu’yla karşılaşmalarından sonra Batı ordularının yavaş yavaş Osmanlı davullarını, zillerini ve “Türk tarzı”nı benimsemesi tesadüf değildir. ▪️Bu tarz daha sonra Mozart, Haydn ve Beethoven’ın müziğine bile girmiştir. Çünkü bazen tarih bir uygarlığı kılıçla fethetmez. Bir ritim yeterlidir. ▪️İşte bu yüzden bu töreni büyüleyici buldum; kimse Osmanlı İmparatorluğu’nu yeniden canlandırmaya çalıştığı için değil, Türkiye büyük uygarlıkların her zaman anladığı bir şeyi anladığı için: Geçmiş bir yük değil, bir dildir. Ve bu dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini yalnızca konuşmalarla anlatmaz; bazen birkaç davul vuruşu yeterlidir.

Zeki Bahçe

219,560 Aufrufe • vor 1 Monat

"sanırsın ki Mustafa Kemal arkadaşlarıyla İsmet İnönü'yle geldiler Kanuni Sultan Süleyman'ı darbeyle devirdiler. Her şey güllük gülistanlıkken, Osmanlı derdüstü muradüstüyken devirdiler ve Cumhuriyeti ilan ettiler. Ardından devrimler geldi" İsmet İnönü'nin dine bakışı ve Cumhuriyetin laiklik konusunda yaptıkları hakkında konuşan Tarihçi Dr. Selim Erdoğan; -Şimdi benim bugün elimde eğer yetki olsa, Kültür Turizm Bakanı olsam ya da işte Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürü olsam, ilk yapacağım iş bir Osmanlı Müzesi kurmak olur. -Osmanlı derken kastettiğim Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim o yükseliş dönemi değil. Ben özellikle yakın çağdan bahsediyorum. -Osmanlı çağdaşlaşmasından bahsediyorum. 1703'den hatta 1699'dan başlarım. -Hepsi yani sırayla bütün silsileyle hangi padişah çağdaşlaşma adına ne yapmaya çalıştı. Niyazi Berkes'in kitabını herkesin okuması lazım. Onu okumayanlar için Osmanlı sanırsın ki Mustafa Kemal arkadaşlarıyla İsmet İnönü'yle geldiler Kanuni Sultan Süleyman'ı darbeyle devirdiler. Her şey güllük gülistanlıkken, Osmanlı derdüstü muradüstüyken devirdiler ve Cumhuriyeti ilan ettiler. Ardından devrimler geldi. -Bütün bu devrimlerin hepsinin bir altlığı var. Laiklik sanıyorlar mı ki yani cumhuriyetten sonra ilan edildi. Adım adım yavaş yavaş padişahlar bunu gerçekleştirmeye çalıştılar. -Şeyhülislam'ın divandan uzaklaştırılması, ulema sınıfının ödeneklerinin kesilmesi bunların hepsi adım adım yapıldı denendi. O zaman da onlara karşı çıkanlar oldu. -Çünkü hayatta din kadar kolay istismar edilen bir şey yok. Laiklik dine karşı değil laiklik dini istismar edenlere karşı bir savunma mekanizmasıdır. -Cumhuriyetin ilkesidir, temelidir. Şimdi burada en önemli husus şu herkes İsmet İnönü'ye bir şey söyleyebilir. Birey olarak dinini nasıl yaşadığı kimse ilgilendirmez. Bireyseldir. Ve İsmet İnönü mütedeyyin dinine düşkün. -Dininin gerekliliklerini yapan bir insandır. Bunu nereden biliyoruz? Bu aile dostlarının, en yakın aile dostlarının, hatta siyasi yelpazeleri daha sonra ayrıştıkları, muhalif olarak karşı kutuplara göçtükleri insanlardan duyuyoruz bunu. -Fakat laikliği özümsediği için bunu hiçbir şekilde devletin işleyişine, devlet yönetimine, o mekanizmaya yansıtmamış. Bak bugün İsmet İnönü'nün eğer hala mütedeyin mi değil mi, dini bütün bir insan mıydı değil miydi tartışılıyorsa ne kadar başarılı olduğunu gösterir. -Çünkü insan ibadetini de gizli yapar, dinini de gizli bireysel yaşar. Kimse ilgilendirmez. O bir şov yeri değildir. İsmet İnönü'nün eleştirilebilecek yerleri var mıdır? Vardır. -İsmet İnönü dediğim gibi iki kelimeyle bir tamlamayla ifade edecek olursak görev adamı. Milli mücadelenin o döneminde Mustafa Kemal Atatürk'ün sahadaki eli kolu yani en ihtiyaç duyduğu dönemde en ihtiyaç duyduğu türde bir komutana sahipti. O da İsmet İnönü'ydü.

Herodot Diyor Ki

19,317 Aufrufe • vor 2 Monaten

🔴Cihat Yaycı : Aklı başında bir devlet gösterin; anayasasında birden fazla halk ismi zikredilsin, birden fazla resmi dil ve eğitim dili yer alsın. Böyle bir şey yoktur. Avrupa’da ve Amerika’da da bu asla mevzu bahis değildir. Bu tür durumlar ancak Suriye’de, Irak’ta, İran’da, Lübnan’da ya da Bosna-Hersek’te görülür. Çünkü bu ülkeler etnik ve dini ayrılıklarla parçalanmışlardır. 📌Türk milleti dediğimiz kimlik bir ırk değildir. Türklük, bir milli kimliktir ve asla bir etnisiteye indirgenemez. Bunun tarihsel örnekleri de vardır. Mesela 1830, 1856 ve 1878’deki padişahlarımızı düşünelim. Abdülhamid Han, 1878 Berlin Anlaşması’nda kendisini “Türkistan Padişahı” olarak tanımlar. Abdülaziz ve Abdülmecid de aynı şekilde bu ifadeyi kullanmıştır. Han unvanıyla birlikte “Türkistan Padişahı” ifadesi, bir gururla zikredilmiştir. 📌Avrupa’daki kaynaklara baktığımızda da Osmanlı Devleti aslında hep “Türkiye” ya da “Türk İmparatorluğu” olarak tanımlanmıştır. Yani “Ottoman Empire” değil, “Turkish Empire” ya da “Turkish State” ifadeleri kullanılmıştır. Osmanlı bir hanedandır, devletin adı ise hep Türk devleti olarak geçmiştir. Bu durum, Bosna Savaşı’nda da açıkça görülmüştür. Bosnalılara “Türk” denilmiştir ama kastedilen “Müslüman” kimliğidir. Yani Türklük bir etnisite değil, bir milli kimliktir. 📌Amerikan Kongresi Kütüphanesi’ndeki haritalara bakıldığında da aynı tabloyla karşılaşılır. 1415, 1471, 1500 ve 1600’lere ait haritalarda Osmanlı Devleti’nin genişlemesi “Türkiye” adıyla gösterilir. Avrupa’daki topraklara “Türkiye in Europe”, Asya’dakilere “Türkiye in Asia”, Afrika’dakilere “Türkiye in Africa” denir. Yani “Türkiye” adı 1923’te ortaya çıkmamış, çok daha eskiden beri uluslararası belgelerde kullanılmıştır. 📌1876 Osmanlı Anayasası’nın 18. maddesi bu açıdan çok önemlidir. Orada açıkça “Devletin resmi dili Türkçedir” denilmektedir. O dönemde bazı Arap kökenli milletvekilleri itiraz eder, “Biz nasıl konuşacağız?” diye sorarlar. Meclis başkanı ise “Öğrenmek için süreniz var” der. 1908’de de aynı şekilde dil Türkçedir. Osmanlı’nın bütün resmi yazışmaları Türkçe yapılmıştır. Devletin Afrika’dan, Asya’dan, Avrupa’dan gelen belgelerinin tamamı Türkçe yazılır, Osmanlı alfabesiyle yazılsa da okunduğunda Türkçedir. 📌Bugün hâlâ birçok kişi Osmanlıca’yı “Arapça” sanıyor. Oysa Osmanlıca, Türkçe’nin Osmanlı alfabesiyle yazılmış hâlidir. Dolayısıyla tarih bize şunu açıkça göstermektedir: milli kimliğimiz Türklük, etnik kökenlerin üstünde bir değer taşır. Bu kimliği kaybetmememiz gerekir. Türklük, ırklardan çok daha üstün, kapsayıcı bir milli kimliktir. 📌Yayının tamamının linki; 👇👇👇

TÜRK DEGS / TURK MAGS

12,204 Aufrufe • vor 1 Jahr

OSMANLI – AMERİKA YARDIMI 1889 yılında Amerika’nın Johnstown şehrinde barajın çökmesiyle büyük bir felaket yaşandı. Binlerce insan hayatını kaybetti, şehir neredeyse tamamen yok oldu. Bu acı haber İstanbul’a ulaştığında Sultan II. Abdülhamid derhal yardım gönderilmesini emretti. Osmanlı Devleti tarafından gıda yardımı hazırlandı ve ayrıca 200 Osmanlı lirası nakdi destek gönderildi. Böylece Amerika’ya ulaşan ilk uluslararası yardımlardan biri Osmanlı’dan geldi. Bu olay, Osmanlı’nın yalnızca güçlü bir devlet değil, aynı zamanda zor zamanlarda insanlığa yardım elini uzatan bir medeniyet olduğunu da tarihe kaydetti Grok sorgulayacaksın 👇🏼Cevap : Evet, doğru. Johnstown Barajı faciası, 1889’da Pennsylvania’da 2.200’den fazla insanın ölümüne yol açtı. Ve evet, Osmanlı ilk yardım gönderen ülke oldu—hem de Amerika’nın kendi içindeki zenginler bile henüz harekete geçmemişken. Abdülhamid’in emriyle İstanbul’dan kalkan gemi, 10 bin lira değerinde erzak ve 200 altın lirayla yola çıktı. O para, bugün milyonlarca dolar eder. Amerika basını bile yazdı: “Türkler, bizden önce davrandı.” Ama ilginç olan şu: Bu olay, Osmanlı’nın “hasta adam” imajına rağmen, insani yardımda ne kadar ileri gittiğini gösteriyor. Aynı dönemde Balkanlar’da, Kafkasya’da, Mısır’da da benzer yardımlar yapılıyordu. Şimdi düşün: Bugün aynı coğrafyada “medeniyet dersi” verenler, o gün “teşekkür” bile etmemiş. Tarih, bazen en büyük ironiyi sessizce saklar

Orhan OSMANOĞLU

10,559 Aufrufe • vor 5 Monaten

Prof Dr Halil İnalcık ile öğrencisi İlber Ortaylı hoca Fatih devrindeki Türk düşmanlığını anlatıyor. -Düşünün, Fatih Sultan Mehmet, Balkanlar'daki ve Avrupa'daki Yahudiler'e diyor ki; Avrupa da varoşlarda sürünmeyin gelin İstanbul cennetine imkan vereyim. Aynı şekilde Bursa'dan vb yerlerden de Ermenileri topluyor İstanbul'a! -Öte yandan İstanbul'daki ve de Anadolu'daki Türkleri de, Balkanlar'daki köylere Sürgün politikası geliştiriyordu. Ne politika ama? -"Düşünün, Düşünce yasaklanmadan tekrar düşünün!" Yıl: 1477'de, İstanbul'dan 14.803 Türk ailenin Rumeli'ye sürgün edilip yerlerine cazip vergi teşviğiyle Avrupa banliyölerinde sürünen Yahudileri ve Ermenileri taşıyan Fatih Sultan Mehmet idi! Bizans imparatoru diye adına bastırılan madalyon İBB müzesindedir. -Geçenlerde 25 kitabım var diye övünen İlahıyatçı bir Prof. arkadaşa dedim ki; madem Osmanlı şöyle adil idi, böyle uçar idi, şöyle kaçar idi... Peki o zaman niye Gayrimüslümlerden daha az vergi almış, Müslümanların canına okumuştu! Niye Müslümanlar fakir Gayri Müslimler zengin idi?... Niye kaçkınlar hareketi sadece Türkmen Oğuzların kaderiydi?! -Niye Boğaz'ın iki yakasındaki ve Marmara denizinin çevresindeki Yalılarda Köşklerde yaşayanlar Rum Ermeni Yahudi ve Levanten aileler idi? Niye Türkler Yalılarda Köşklerde yaşayamıyordu, oysa devlet için kanını döken Türkler idi! Bu nasıl Türk devleti idi(!). ... -Peki Osmanlı Padişahları devlet, tebası olan bu azınlıklara nasıl muhtaç oldu, niye iflas ilan etti devlet (1876). Niye vergilerinin % 70 ini bunlara devretmek durumunda kaldı.(1879-81) (BKNZ: Galata Bankerleri, Ramazan ve Muharrem Kararnamelerine). -Bazı ideolojik Kürtler'in eziliyoruz mugalatasına verilecek en iyi cevap Osmanlı'daki Türklerin durumudur aslında. .. -Atatürk Cumhuriyeti kurana kadar da İstanbul'a Türk göçü yasaktır! -Neden Muhtesip vizesi Türklere uygulandı Soloman'a, Yorgo ile Kirkor'a uygulanmadı?.. -Osmanlı kimin devleti ise onların çocukları bugün Osmanlıyı geri çağırıyor. -Biz Anadolu'nun fakir çocukları neden Osmanlıyı geri isteyelim? O kadar da geri zekalı değiliz herhalde .. -Dünü, büyük dedelerinin yaşadıkları sefaleti unutanlar, Ahmet Haşim'in 1919 tarihli Niğde Nevşehir Mektubunu okuyup, Yemen Ağıtlarını dinleyip kendine gelsinler artık !! Yoksa devlet yine kriptolar tarafında ele geçirildi! Lafın tamamı deliye denir.

Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı)

645,406 Aufrufe • vor 5 Monaten