Загрузка видео...

Не удалось загрузить видео

На главную

Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı programlarda her zaman üst perdeden konuşmuştu; çünkü konuştuğu konuların %90'ında haklılık payı vardı. Ama ne yazık ki şu anda %1 bile haklılık payı olmadığı için ezildikçe ezilmiş, ne cevap vereceğini şaşırmış; bu yaştan sonra kendisini hain, bunak ve AKP'nin masası ilan ettirmiştir. Ve vatandaş da bu...

62,043 просмотров • 27 дней назад •via X (Twitter)

Комментарии: 0

Нет доступных комментариев

Здесь появятся комментарии из оригинального поста

Похожие видео

🥊 Alexander Volkanovski, favori maçının İslam’la ilk maçı olduğunu söyledi: "En sevdiğim dövüş... İlginç bir cevap olacak çünkü muhtemelen en sevdiğim dövüşün bir galibiyet olduğunu düşüneceksiniz ama değil. İslam Makhachev ile olan ilk dövüşüm. Basın toplantılarını ve tartıları yaptığımızda, daha fazla insanı içeri alabilmek için perdeleri açmak zorunda kaldılar ve her şeyi ertelediler. Daha önce böyle bir şey oldu mu bilmiyorum bile. Olaydaki heyecan seviyesi işte bu noktadaydı. İnanılmazdı. Sonra oraya çıkıp hayranlara istediklerini verebildik. 'Pound-for-pound' dünyanın bir ve iki numarasının karşı karşıya gelmesi ve onlara o seviyede bir dövüş izletmemiz... Grappling'ten güreşe ve ayakta vuruşlara kadar tüm beceri setlerimizi sergiledik. Sadece vuruş da değil, kontra vuruşlar, agresif hücumlar, açılar... Ne derseniz deyin, ayakta çok üst düzey bir mücadele vardı. Ardından yere alma savunmaları, yer dövüşü ve güreşin tüm farklı seviyelerini gösterdik. Genelde bunu görme şansınız olmaz çünkü o kadar iyi dövüşçüler olsa bile, onları bu yetenekleri kullanmaya zorlayacak bir rakipleri olmaz. İslam, benim daha fazla yeteneğimi kullanmamı sağlayan bir rakipti ve ben de onun daha fazla yeteneği kullanmasını sağlayan bir rakiptim. O normalde bir takedown yapar, rakibinin belki bir kontra hamlesi olur ama sonra İslam ne yapacağını bilir ve iş biter. Ama ben ona karşı hamle yaptıkça o da üstüne koydu ve birbirimizi hep daha derinlere, o farklı seviyelere çektik. Bu harikaydı ve buna bayıldım, çok keyif aldım. Her şey muhteşemdi. Üstelik kazanmadım bile! Ama bu dövüş benim için en iyisi olmak zorundaydı. Gerçekten çok sevdim ve bence herkes için unutulmaz bir dövüştü."

Kırmızı Köşe

27,754 просмотров • 4 месяцев назад

Tam 30 gün, tam 720 saat geçti Rojwelat'sız dünyada. bu, gün ve saatler çok başka işliyor dünyamda... Hem çok şey yazmak istiyorum hem de hiçbir şey yazmamak. Öyle ki ne yazsam, ne kadar yazsam da öfkemi, çaresizliğimi, Roj'suzluğumu anlatamam; hiçbir şey yazmasam da sıkışıyor yüreğim, tutmuyor elim ayağım... Bu 8 Mart'ta da başta yakın arkadaşlarından Gülistan ve sesi çıkmayan tüm kadınlar için yine ses oluyor olacaktın. Senin sesin olamadığımız için ne çok kırgınım, kızgınım her şeye herkese kendime de ama en çok bu devlete... Rojwelat, Gülistan yakın iki arkadaş... İkisinin de sonu böyle olmamalıydı, yanyana geldikleri yer kadınların ellerindeki kareleri olmamalıydı... Hayat veren Dicle ve Munzur bizler için mezarlığa çevrilmemeliydi. Baraj gölletlerinde bitmemeli hayatlarımız, acıyla değil yaşamla birlikte olmalıydı. Lanet vicdansız bir inat ile önce Hasankeyf ve Dicle Vadisi boğduruldu kendisini var eden Dicle Nehrinin sularına... Ardından Roj'umu da o suda boğdular... Ne Dicle'nin kenarında ki koyunun da ne de Roj'larımızın değeri var bu devlette. Roj'um ölüme terk edildi. Kayıplarımız bile eşit aranmadı. Etkin bile dâhi değil hiç arama yapmayanlar Roj'umun şu an hayatta olmamasından sorumlu. Dün Gülistan'ı kaybeden, faillerini aklayan bugün Rojwelat'ı karanlığa gömdü. Çünkü ne Gülistan ne de Roj, bu zihniyetin gözünde aranacak, yaşayacak kadınlar olmadı. İstedikleri kişiyi anında bulan devlet, harekete geçmeyip üç gün boyunca hiçbir arama yapmayıp bize, Roj'a karşı üç maymunu oynadı. İsmi Rojwelat olduğu için mi ailemin sistemin istediği çizgide Kürt bir aile olmadığı için mi kardeşim aranmadı ve şu an hayatta değil? Lanet gelsin tarihimizi aldıkları gibi canımızı da alan barajlarınıza, onu yaratan politikanıza, işlevsiz bırakılan kurumlarınıza, lanet gelsin cana bile politik bakan zihniyetinize. Ölüm doğuran bu düzen başka Roj'ları karartmasın, ışığını söndürülmesin. *Konuşan kardeşim Adar, Roj'umun bir küçüğü. *İkinci fotoğraf, Roj'um Gülistan ile, sosyal medya hesabından paylaştığı karelerden biri.

Mehmet Kızmaz

28,208 просмотров • 2 лет назад

🚨 EMİR SULTAN HAZRETLERİNDEN UYARI: 💥 TÜRKİYE İSRAİL SAVAŞI: 2028 ve 2030 A KADARKİ SÜREÇLER VE İZLEMEMİZ GEREKEN YOL Şu an Osmanlı'nın en güçlü halindeki gibiyiz lakin; İsrail şu anda Türkiye'yi tüm gücü ile kışkırtıyor ancak yenmeyeceğini biliyor. Bu yüzden Türkiye'nin önünü daraltacak hamleler yapıyor, bunu bilin Bu mücadeleyi kazanmak istiyorsanız: 2028 e kadar bunların yaptığı hamlelere açık savaş ilanı şeklinde değil üstü kapalı cevap vermek zorundasınız. İsrail son çırpınış olarak bu savaşa hemen girmek istiyor ancak sizin en büyük hamleni; şu an açıkça savaş ilan etmeden, alttan gizli cevap vermektir. Onlar bu cevabı anlayacaklar ve istemeseler de öteleyeceklerdir. Bu süre içinde Amerika'yla İngiltere gibi ülkelere güvenenler onların güvenilmez olduğunu anlayacaklar. Ne yapacaksanız yapın şu anda açık şekilde savaşa girmeyin. 2028'de onlar size açık şekilde saldıracaklar siz de cevap vereceksiniz ama kısa süre sonra bunun üzeri kapanacak. Bu geri adım atıyor gibi olmak, yenilgi değildir, kazanmak için gereken hamledir. Çok arzu ediyorsunuz, arzu edilen şeylere sabretmek gerekir. Hazırlık yapmak birikim yapmak gerekir. tecrübesizce cahilce anlık öfkeyle dilerseniz yenilgiyi alırsınız çünkü herkesi başınıza saracaklardır. Karanlıkta tek başınasınız, kim vurduya gider gibisiniz. Güveneceğiniz hiçbir devlet yok şu anda ! En yakındaki devletler bile içten ele geçirilip hem içeriden hem dışarıdan hamlelerle Türkiye savaşmadan zayıflatılıp diz çöktürülmeye çalışılıyor. 2028'de cevap verebilirsiniz. Cevap verdikten sonra durun. Bu bir yenilgi gibi gösterilse de öyle değil. 📌 2030 ile birlikte serbestsiniz. Manevi ordu ve zahiri tüm hazırlıklar olarak hazırsınız. O süre düşmanın kıskacında olan dost bildiklerinizin, o kıskaçtan kurtulduğu süre olacak Onun için deriz ki durun ! EMİR SULTAN HAZRETLERİ 12 Eylül 2025 Bursa

Synergy Kendiyas

107,456 просмотров • 10 месяцев назад

Timur Soykan’ın şu cümlesini duyduğumda kanım dondu: “Ekrem İmamoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu için ‘Beni burada betona gömmek istiyor’ diyor…” Evet, tam olarak mesele bu! Kemal Kılıçdaroğlu’nun derdi ne parti, ne millet, ne de ülkenin geleceği. Tek derdi kendi egosu. Kendi gölgesinden bile korkuyor. Genç, halkta karşılığı olan, cesur siyasetçileri bir bir tasfiye etmeye çalışıyor. Ekrem İmamoğlu’nun üstünü çizebilmek için her yolu mubah görüyor. Zindanda mı kalır, unutturulur mu, siyaset dışı mı bırakılır ,umurunda bile değil! Yeter ki kendi koltuğu sarsılmasın. Özgür Özel şehir şehir dolaşıp halkla buluşuyor, umut aşılıyor, bir kıpırdanma yaratıyor. Buna bile çıkıp “doğru değil” diyebiliyorlarsa, amaçlarının ne olduğu ortada: Kendilerinden başka kimse kalmasın. Herkes silinsin, her şey yansın, ama onlar orada otursun. Bu açıkça AKP’ye hizmettir. Muhalefet maskesiyle yapılan düpedüz sabotajdır. Sonra da çıkıp “neden kimse beni istemiyor” diye soruyorlar. Çok basit! Sizinle ilgili paylaşımlara bir bakın !Yorumların %95’i öfke, hakaret, isyan ve beddua dolu. Herkes mi yanlış, bir siz mi doğrusunuz? Gerçekten mi? Milletin sabrı kalmadı artık! Laf kalabalığıyla, süslü cümlelerle kimseyi oyalayamazsınız. Özgür Özel’in Akit’e söylediği o cümle var ya, işte o tek başına her şeyi özetliyor: “Akit’e ceza veremeyenler, Akit’in yaptığı itliğin ortağıdır.” İşte böyle konuşacaksın! Açık, net, korkusuz! Çünkü halk artık laf değil, duruş görmek istiyor. Bu dil, halkın dili. Bu netlik, halkın sesidir!Öncelerde göremediğimiz… Yeter! Yeter artık bu kibirden, bu koltuk sevdasından, bu halktan kopuk, sağır siyasetten! Ve bu yüzden son söz şudur: Ya kenara çekilin, ya da halkın öfkesini göğüslemeye hazır olun!. Özgür Özel Kemal Kılıçdaroğlu adalet! Ekrem İmamoğlu (International)

Naz YAVUZARSLAN

95,212 просмотров • 1 год назад

“Hayat acımasız olabiliyor. Sana hâlâ çok zaman varmış gibi hissettiriyor; planların bekleyebileceğini, yarının garanti olduğunu düşündürüyor. Sonra bir anda oyunun kurallarını değiştiriyor ve seni hiç hayal etmediğin bir gerçekle yüz yüze bırakıyor. İşte o an, her gün tutunduğun bütün kesinliklerin ne kadar kırılgan olduğunu anlıyorsun. Hazirandan beri hiçbir şey eskisi gibi değil. Kendimi yenilmez hissediyordum; enerji doluydum, önümde koca bir dünya olduğuna inanıyordum. Hep ileriye bakarak yaşıyor, her şeyin bir anda durabileceğini düşünmüyordum. Sonra hayatımı ikiye bölen o teşhis geldi: öncesi ve sonrası. Korktum. Hem de çok korktum. Ruhumun derinliklerine işleyen bir korkuydu bu ve onu hiçbir zaman saklamaya çalışmadım. Çünkü korkan insan zayıf değildir. Korkan; hayatı seven, gerçekleştirecek hayalleri olan, sımsıkı sarılmak istediği insanlar bulunan ve kaybetmek istemediği anlara sahip olan kişidir. Kendimi, sonucu neredeyse belli olmuş bir maçı çevirmeye çalışan bir sporcu gibi hissettim. Hastanelerle, ameliyatlarla, bitmek bilmeyen bekleyişlerle ve bir anda devasa başarılara dönüşen küçücük adımlarla dolu, yokuş yukarı bir mücadeleydi bu. Öyle günler oldu ki yataktan kalkabilmek bile bir zafer gibiydi. Ama en büyük acı benim yaşadığım değildi. Beni seven insanların gözlerinin içine bakıp onların acısını görmekti. Gözyaşlarının, çaresizliklerinin ve bir gün benim artık olmayabileceğim korkusunun ağırlığını hissetmekti. Katlanması en zor yara buydu. Yine de her şeyin en karanlık göründüğü anda harika bir şey keşfettim: insanların samimi sevgisini. Bana ulaşan sözleri, sarılmaları, mesajları ve beni bir an bile yalnız bırakmayanların yakınlığını. Bir hayatın değerinin ulaşılan başarılarla değil, yol boyunca ekilen sevgiyle ölçüldüğünü anladım. Bu hastalık benden birçok yanılsamayı aldı götürdü ama bana asla unutmayacağım bir gerçeği öğretti: En önemli zaman, şu an yaşadığımız zamandır. Yarın değil. Aylar sonra değil. Şimdi. Çünkü bir okşayışın, güzel bir sözün ya da bir tebessümün değeri ölçülemez olabilir. İşte bu yüzden savaşmaya devam ediyorum. Kırılganlıklarımla, korkularımla, zor günlerimle. Ama aynı zamanda umutla. Çünkü cesaret, korkmamak değildir. Cesaret, korkunun gözlerinin içine bakıp yine de yürümeye devam etmektir. Her zaman.” — Igor Protti

calciolog

26,290 просмотров • 27 дней назад

Etyen Mahçupyan “Kurtuluş Savaşı mı, Milli Mücadele mi” tartışmasını yorumladı: “Bir yol ayrımındayız evet, kaliteli bir tartışmaya ihtiyacımız var ama bu televizyon tartışmaları o yükü taşıyamaz” Etyen Mahçupyan: 💬Muhalefetin bundan rahatsız olması çok normal ve gerçekçi; çünkü hakikaten başka bir tarih tasavvuru, başka bir gelecek tasavvuru, buradan giderek başka bir millet, toplum, devlet ve nihayet kaçınılmaz olarak başka bir vatandaş tasavvuru öngörülüyor. Bu tümü bir bütünlüğe sahip. Bütünlüğe sahip olduğu zaman da tabii ne kadar tartışılırsa o kadar iyi. Şu anda ciddi bir tartışmanın ihtiyacı içinde Türkiye. Ama televizyonlardaki programlarda olacak olan şeyler değil bunlar. Ben geçen hafta içinde bu Deniz Göktaş'la ilgili olan bir iki tane programa rast geldim. Çok uzun süre izlemek mümkün değil; çünkü televizyon programında bayağı faşist insanlar konuşuyor. Böyle Türkiye'de ne gerçek bir tartışma olabilir ne de bununla Türkiye yeniden kendinden memnun bir ülke haline gelebilir. Mümkün değil. Türkiye kendi entelektüel zeminini kaybetmiş durumda. Oysa şu anda gerçekten bir yol ayrımı var. Dünyanın da önünde bir yol ayrımı var. Bu tespitler de yanlış değil. Bugün iktidarın yaptığı bazı tespitler, çıkış noktaları doğru. Yani dünya yeniden şekilleniyor ve burada kendimize bir yer bulmak durumundayız. Ama nasıl bir yer? Yıldıray Oğur: 💬"Biraz da tartışma olmasın diye o tartışmanın kalitesizliğinin sebebi. En radikal pozisyonlar tvlerde temsil ediliyor O zaman da bir tartışma çıkmıyor tabii. Etyen Mahçupyan: 💬"Ve bunu maalesef rejimden bekleme ihtimalimiz de yok açıkçası. Çünkü onlar yönetiyor ve en maliyetsiz şekilde de yönetmek istiyorlar. Dolayısıyla iktidarın değil, muhalefetin yapması gerekiyor bunu. Muhalefetin kaliteli hale gelmesi gerekiyor ki toplum kalitenin ne olduğunu anlasın. Çünkü rejim kendisi, şu anda iktidar kendi kendisini niye kaliteli hale getirsin ki? Zaten var olan yetiyor ona. Yıldıray Oğur: 💬"Muhafazakar muhalefet 90'larda bunu yapmıştı. Kendi alanını açmıştı. Kanal 7'yi, Yeni Şafak'ı düşünelim. Etyen Mahçupyan: 💬Çok doğru. Yani AK Parti 2002'de geldi kazandı, ondan sonra da işte Avrupa Birliği üyeliğini zorladı da Kürt meselesini çözdü. İyi de onun arkasında 90'lardaki mesela muhafazakar medyanın kalite sıçraması diye bir şey var. O zamanki Kanal 7'yi hatırlıyorum mesela. O Kanal 7'de yapılan tartışmalar başka hiçbir yerde yoktu ve insanlar o kaliteyi gördükleri için işin gerçek boyutlarını ve düşünmenin ne demek olduğunu idrak edebildiler ve kendilerini iyi hissetti. Yani toplum, izleyici; düşünebilen insanlardan oluşuyor. Ama sen ona malzeme olarak sürekli bu kalitesizliği verirsen ve muhalefet de o kalitesizliğe uyarsa, o zaman ya bir antipati doğuyor ya insanlar çekiliyor veyahut da giderek daha kalitesiz bir izleyici öne çıkıyor ve sen de onu tüm Türkiye sanmaya başlıyorsun. Bu da işte sonuçta anketlerde kararsız oylar, protesto oyları vesaire olarak hala %30'lara yakın öyle bir oy var. Etyen Mahcupyan Yıldıray Oğur

serbestiyet

15,349 просмотров • 9 дней назад

BİZDE YALAN HABER OLMAZ KIRMIZI SAAT GERİ DÖNDÜ! Eskiler bilir… Çok da uzak olmayan bir tarihte Çark Caddesi’nde herkesin buluşma noktası olarak ilan ettiği bir kırmızı saat vardı. O saat sadece zamanı göstermekle yetinmez aynı zamanda Sakaryalılar için bir sözleşme, bir sadakat unsuru ve bir yol göstericiydi. Cep telefonlarının çok da yaygın olmadığı dönemlerde günler öncesinden randevulaşıp orada buluşanların heyecanı ve sevincine yıllarca tanıklık etti kırmızı saat. Yani kırmızı saat bu şehrin buluşma noktasıydı… Kırmızı saat şehrin en heybetli caddesinde her zaman doğruyu gösterir ve gece olduğunda da caddeyi aydınlatırdı. Fakat zaman aktı geçti, teknoloji gelişti, insanlar değişti, randevular mesajlara sığdı. Kırmızı Saat ise bir gün sessiz sedasız ortadan kayboldu. Şimdi ise bizler aynı sadakat ve heyecanla bu şehirde yeni bir kırmızı saat inşa ediyoruz. “Kırmızı Saat” tıpkı o dönemlerdeki gibi sürekli doğruyu gösterecek ve Sakarya’nın buluşma noktası olacak. Bağımsız medya şirketlerinin azaldığı, bağımsız kalmaya çalışanların da bulanık sulara sürülmeye çalışıldığı günümüzde bizler en karanlık zamanda bile o kırmızı saat gibi doğruyu yazmaya, doğruyu göstermeye, insanları doğruda buluşturmaya devam edeceğiz. Şimdi bu yolculuğa çıkarken karşımda “Medusa’nın Salı” tablosu duruyor. Bu tablo aslında bir trajediyi anlatır. Liyakatsizlikten dolayı gerçekleşen gemi kazasından bir sal üzerinde kurtulmuş ve günlerce açlıkla boğuşan insanların trajedisidir bu tablo. Lakin tablonun bir köşesinde ufukta bir kurtarma gemisi gözükür. Bizim için “Kırmızı Saat” o gemidir işte. Basına olan umudun gittikçe erimesinin ortasında okuyucularına umut olacak ve her zaman doğruyu gösterecek bir müjdedir. Bizler sektörün içinde olan insanlar olarak çok iyi biliyoruz ki bunlarca dezanformasyon ve bilgi kirliliği arasında bir sala tutup savrulan ve doğruyu bulmak için hala direnen okuyucular ve basın emektarları bir kenarda bir köşede varlar. Biz kırmızı saat olarak tablonun uzağından okuyucuyu selamlayıp şunu söylüyoruz, “Kırmızı Saat her zaman doğruyu gösterir” Ekibimize ve bana inanan, bizimle aynı umutları taşıyan ve eski kırmızı saati özleyen herkesi yeni buluşma noktamız olan “ davet ediyorum. Ama eskisi gibi günler öncesinden sözleşip değil, tam da şu anda, her gün, her doğru arayışımızda Kırmızı Saat’te buluşalım! Çünkü doğruyu bulmak için ne zaman ne de mekan önemlidir. Önemli olan doğruyu yaşatmak ve yaymak için cesurca yola çıkmaktır. Bizler de cesaretle bu yola çıktık. Artık “Kırmızı Saat” geri döndü. Çark dişlilerinin “tiktak” sesleri bu kez sadece Çark Caddesi’nde değil tüm şehirde duyulacak. Bu yazıyı okuyan herkesle randevulaşmış sayıyorum… Kırmızı Saat’te buluşalım… Kırmızı Saat #Sakarya

İsmail Erken

16,512 просмотров • 1 год назад

İso, bölümlerdir inkar aşamasındaydı. Kıskanmalarının temeline "Eyüphan nefretini" koyup, konuyu Fadime'ye bağlamaktan kaçınıyordu. Kıza bir çekim hissettiğinin farkında olsa da balayında bile altına sığındığı bir şey vardı. "Sen gelin, ben damat ama bir kadın ve bir erkek yok." Hissettiği duyguyu tamamen kadın/erkek, ateş/barut zeminine oturtmuş, bunu doğru bulmadığı için de "tertip" olayına sığınmıştı. Ayrıca İso hayatı boyunca hep başkalarının duygularını önemseyip, kendi duygularını geri plana atmış bir karakter. Bu kadar empatik oluşunun sebebi de bu zaten. Şu ana kadar Fadime'ye hep iç güdüsel yaklaştı. Fadime'nin kıskandırmak için söylediği -aslında İso'yu sinir etmek için söylediği- şeylere de "ayar olduğu için" takıldığını düşünüyordu. Fakat bu bölüm de biri ilk kez, İso'nun bir duygusunun nedenini sorguladı. Fadime'nin bu sorgulamasıyla o da ilk kez "Neden kıskanıyorum?" sorusunu kendine yöneltti. Çünkü durum "Eyüphan nefretinin" ötesindeydi. Bu sorgulamayla beraber halının altına süpürdüğü tüm duygu ve düşünceler gün yüzüne çıktı. Fadime ise İso'dan bu denli açık bir itiraf beklemediği için afalladı. Bu kızın bir anda aşk böceği olup, adamın kollarına atlamasını falan mı bekliyordunuz? 2 kaşık çorba içirdi diye, babasının katilinin anasına kıyamayan, sözüne hürmet eden Fadime, elbette Amirum dayısına ve çocukluk arkadaşına bir anda kıyamaz. Ki Fadime'nin asıl iç çatışması ne Eyüphan ne de Amirum'la ilgili. Olay "Koçarili birinin ihanet etmiş" olması. Fadime "Furtunalar kötü biz iyi" diye büyümüş yıllarca. Hazmedemediği ve koruma iç güdüsünün devreye giriş nedeni de bu. İso'nun bu bölüm kendini geri çekmesi çok yerinde bir hareketti. Bu da demek oluyor ki adım atma sırası artık Fadime de. Artık çocuk olmadığını, büyüdüğünü, hatta bunu biraz da İso'yla beraber başardığını anlayacak. Enemies eramızın bir anda çicek böceğe dönerek bitmesindense, gerekirse birbirlerini kıracakları yüzleşme sahnelerinden sonra, bitmesini tercih ederim. İlişkilerini 2 mezar arasına kuracak olan bu çifte, ölüleriyle ve geçmişleriyle vedalaşmaları için zaman tanımalıyız #isfad

merviliyazıyor

36,614 просмотров • 4 месяцев назад

SİZLERLE UÇUYORUZ! SEVGİLİ ARKADAŞLAR UÇANKUŞ’UN ARTIK TEK BİR HABERİ BİLE 1 MİLYON İZLENİYOR! 5-6 MİLYONA DAHİ ULAŞAN HABERLERİMİZ VAR. UÇANKUŞ, SİZLERİN DESTEĞİYLE UÇUYOR! Özellikle de, hiç ara vermeden her gün çok önemli konuları tüm samimiyetiyle anlatan Tamar Tanrıyar, şu anda erişilmesi zor rekorlara imza atıyor. Halkın çok büyük güvenini kazandı ve haberlerini her gün milyonlar izliyor. Sadece insatagram/facebook’ta 5.000.000-6.000.000’a çıkan haberleri bile var. Ve Tamar Tanrıyar, Whatsapp hattından(0544 300 00 00) kurduğu birliktelikle tamamen halkın sesi oluyor, her gün gelen yüzlerce mesajı kendisi okuyor. Bu arada kendisini tehdit edenlere de hiç aldırmıyor. Hatta, şeytani planlarla, kendisini susturmak için “örgüt lideri” suçlaması yapanlarla da Adliye’lerde kendi mücadele veriyor. (İmamoğlu ile ilgili bir haber için ona yakın bir iş insanın bu olayı organize ettiği ortaya çıktı. Peki bunu yapanlar ne olacak?.. İfadelerinin bile alınacağını sanmıyoruz. İmamoğlu haberiyle ilgili bu operasyonu yapan iş insanları Tamar Tanrıyar’ın X hesabını bile kapattırdı ve hala kapalı!.. UçanKuş’un X hesabını da daha önce hackletmişlerdi. Savcılığa polise şikayet yapılmıştı. Elimizde rapor var, kim olduğu bilinmesine rağmen İstanbul’da bulamıyorlarmış!..Yeni bir X hesabında bile şu anda 100-200 bin izleniyor. Artık bu konuda da Adli beklentimiz kalmadı. Bırakın cezayı bir ifade bile alınamıyor çünkü) UçanKuş’a ve Tamar Tanrıyar’a bu büyük desteği veren halkımıza çok teşekkür ediyoruz. Hep birlikte uçmaya devam. (NOT: Tamar hanımın bir notu var. Özellikle güçlü insanlar tarafından istismar edilen, hatta tecavüze uğrayan ama yıllardır sesini çıkaramayan kadınların artık korkmadan kendisine mesaj yazmalarını istiyor. Ve “Çünkü özellikle siyasi kişilerle ilgili çok duyumlar alıyorum. Bugüne kadar sizleri korkutmuş olabilirler. Ama şimdi ben varım/takipçilerimiz var ve toplumun da verdiği destekle hep birlikte onları ifşa edeceğiz. Devletten de destek isteyeceğiz yine, bu kez yardımcı olurlarsa seviniriz. O sapıkların hangi partiden olduğu falan da beni ilgilendirmiyor. Biz, hep birlikte her şeyi başarırız” diyor. Maaşallah Tamar hanım gözünü karartmış. Allah yardımcısı olsun.

UcanKus

34,536 просмотров • 1 год назад

Ben Ufuk, 29 yaşındayım. 2014 yılında talihsiz bir şekilde sığ suya atlamam sonucu omuriliğimin C5 seviyesinden ağır hasar aldım ve o günden beri boyundan aşağı felçliyim. Ağır derecede engelliyim (%97). Hayatım bir anda değişti ve o günden beri hem fiziksel hem de psikolojik anlamda büyük bir mücadele veriyorum. Videoda da anlattığım gibi, her gün enfeksiyonlarla, yaralarla, kilo sorunlarıyla, diş ağrılarıyla, bitmeyen tedavilerle ve özel ekipman masraflarıyla uğraşıyorum. Fizik tedaviye erişim zor, hastane süreçleri yorucu, temel ihtiyaçlarım bile artık büyük bir yük haline geldi. Şuan da hastanedeyim ve gerçekten çok yoruldum. Maddi durumum tamamen tükendi ve bu durum sağlığımı daha da kötüleştiriyor. Ne kadar savaşsam da gücüm yetmemeye başladı. Ama bütün bunlara rağmen pes etmek istemiyorum. Kendi ayaklarım üzerinde durabilmek için her yolu deniyorum. Yapabileceğim bir iş varsa, bir şekilde katkı sağlayabileceğim bir alan varsa çalışmak ve üretmek istiyorum. Hayata tutunmak için bir fırsata ihtiyacım var çünkü artık benim ve annemin gücü yetmiyor ve bunun en basit örneği yattığım havalı yatağı yıllardır yamalı bir şekilde kullanıyorum çünkü yenisini alacak maddi gücümüz yok ve artık onarılamaz hale geldi ve maddi gücümüz olmadığı için yenisini temin edemiyoruz. İnsanların gözünde sadece YARDIMA MUHTAÇ BİRİ olmak istemiyorum. Elimden gelen her şeyi yapmak istiyorum yeter ki bir kapı aralansın. Devletten her türlü desteği talep ettik, bir sürü kapı çaldık ama ne yazık ki ihtiyaç duyduğum desteği alamadım. Bu yüzden son çare olarak bu tweeti atıyorum. Artık gerçekten tek başıma yükümü taşıyamıyorum ve bunu söylemek bile benim için çok zor. Lütfen sesimi duyan olursa veya bir nebze olsun destek olabilirseniz, paylaşabilirseniz, yönlendirebilirseniz, iş imkanı gösterebilirseniz benim hayatımda çok büyük bir fark yaratmış olursunuz. Bir sorunuz olursa DM’den yazabilirsiniz ve her şeyi açıkça konuşabilirim. Destek veren, paylaşan, yanımda olan herkese şimdiden kalpten teşekkür ederim. 🙏 Dinçer Azaphan 🇹🇷

Ufuk

911,948 просмотров • 7 месяцев назад

🗣️ Ali Naci Küçük: "Eleştiri her zaman olur, bu ayrı bir şey ama bu tepki 15 Ağustos'ta olsa sağlıklı ve doğru diyebilirsin ama 54 gün varken şu anda kulübü yangına vermek nasıl bir sağlıklı düşünce onu bilemiyorum. Bunu savunanlar nasıl bakıyorlar olaya bilemiyorum. Kaldı ki şu an kulüplerin transfer yaparken önünde çok önemli bir set var, 10 + 4 kuralı. Lemina ile de hoca devam edilmesini istediği için 9 + 1 kontenjanın kafadan dolu. Yani sen sadece bir yaş kriterine bakmaksızın transfer yapacaksın. Bugünden gittin bir tane yabancı oyuncuyu transfer ettin, sonra bir fırsat transferi geldi, kontenjanın dolu. Çünkü senin 9 tane oyuncun direkt 11 oynayabilecek potansiyelde oyuncu zaten. Futbolun içinden gelmediği için birçok kişi. Tabi ki taraftar transfer ister ama her şey bir anda olsun istiyorlar. Bugün amatör takımda dahi önce takım kurarken biraz piyasaya bakarsın, ona göre strateji üretirsin ve hamleni yaparsın. Ve Sayın Dursun Özbek'in her zaman matematik işi olmuştur. Şimdi sen gidip Bruno Fernandes'e bugün 50 milyon euro versen Manchester United'den alırsın, Can Uzun'a 60 milyon euro versen alırsın. Ama sen ne yapıyorsun? Sen bir taraftan Manchester United'i kırmaya çalışıyorsun, bir taraftan Frankfurt'u kırmaya çalışıyorsun. Burada önemli olan zaten futbolcuların sana gelmeyi kabul etmiş olmaz." (Tivibuspor)

Winner Galatasaray

41,864 просмотров • 9 дней назад

Amerikan devşirmesi, Amerikan kuklası Sorosçu Kemal’in artık Saray’la eklemlendiği en kör gözlere bile batacak şekilde ortaya çıktı. ABD Emperyalistleri ve onların Kaçak ve de Haram Saray iktidarı yani Tayyipgiller iktidarı, CHP’nin kurumsal varlığını bu şekilde ortadan kaldırıp onu Saray’a monte edince, CHP’yi de parçalamış oluyor aynı zamanda, kitlesiyle birlikte. Denebilir ki şu anda ezici çoğunluk Özgür Özel ve İmamoğlu nam hafızların yanında. Ama daha Kaçak Saray Yargısının operasyonları bitmedi. Hızla devam edecek. İşin özeti, arkadaşlar; Özgür Özel ve İmamoğlu hafızlar da operasyonun startını veren ABD Emperyalist Hayduduna tık diyemiyorlar ve öyle görünüyor ki diyemeyecekler. Yani şu an ülkemizi cehenneme çevirmiş olan Tayyipgiller iktidarından kaçan kitlenin bunların etrafında toplanmış olması bile bunlarda halka güvenme ve emperyalizme, onun BOP’una karşı olma cesareti veremeyecek. Amerikan kuklalığına devam ettikleri sürece de işin sonu tabiî ki Amerika’nın dediğinin olmasına varır. CHP’de Gerçek CHP’ye yani Mustafa Kemal’lerin, İnönü’lerin CHP’sine, onun Altı Ok’una ve onun liderleri Mustafa Kemal ve İnönü Geleneğine ve Kuvayimilliye’ye ve Laik Cumhuriyet’e sahip çıkan, emperyalizme karşı çıkma duruşu gösteren Felsefe Profesörü Örsan Öymen gibilere ise parti içinde etkin olma imkânı verilmeyecek. CHP içindeki “TR 705” benzeri daha bilinmeyen yığınla insan var. Bunların anlayışları, dolayısıyla da ABD Emperyalizminin ideolojisi, ideolojik hâkimiyeti çökmüş durumda partinin üzerine. Nasıl bu “Alaycı Kuşlar Medyası”nda bize “susuş suikastı” uygulanarak sesimizin duyulması, halka ulaştırılması engelleniyorsa, Örsan Öymen gibi namuslu, gerçek CHP’lilerin de CHP içinde etkin olması engelleniyor. Oradaki görünmez güçler, görünmez teller bunu sessizce, gizlice ve kolayca yapabiliyor ne yazık ki. Hani daha önce defalarca aktardık ya; ünlü CIA şefi ne demişti? “Biz Türkiye’de Meclisin her yerindeyiz.” Evet, ne yazık ki öyle arkadaşlar. Kahredici gerçekliğimiz bu işte. Bu arada Mansur Yavaş nam hafız da bu Mutlak Butlan darbesine uzaktan seyirci kalarak durmanın kendisini bitireceğini gördü. Ve o da siyasi ikbal hesaplarını düşünerek ezici çoğunluğun yanında yani Özgür Özel ve İmamın Oğlu Ekrem hafızların yanında yerini aldı. Bunlar böyle işte. Alayında ideolojik, ilkesel, ahlâki değerler rol oynamaz. Tüm davranışlarını belirleyen motivasyon; ikbal, kariyer, makam, koltuk, ün, poz kavramlarıdır. Biz yine de ABD ajanlığı kesinkes belli olan ve 13 yıldan bu yana Tayyipgiller’e payanda olarak onların “Bin Yılın Felaketi” olarak adlandırdığımız iktidarlarını ayakta tutan ve bundan sonra da tutmaya yeminli görünen Sorosçu Kemalgiller’e, ilk ortaya çıktıkları andan itibaren olduğu gibi bundan sonra da hep karşı olacağız. Ve CHP tabanında içtenlikli, Kuvayimilliye ve Mustafa Kemal-İnönü Geleneğine bağlı kardeşlerimizin ezici çoğunluğunu oluşturduğu Özgür Özel ve İmamoğlu CHP’sinin ya da ekibinin yanında aktif olarak yer almaya devam edeceğiz. Bizim için en öncelikli görev; daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi Amerika tarafından ülkemizin başına çöktürülen bu “Bin Yılın Felaketi”, hainler haini ve baştan ayağa kötülük olmuş Tayyipgiller iktidarından kurtulmaktır. Şu an komünistlerin, sosyalistlerin, demokratların ve namuslu aydınların en öncelikli görevinin de bu olması gerektiği kanısındayız.

Nurullah Efe

12,134 просмотров • 1 месяц назад

Meramımı anlatmak için kesiti daha da kısalttım. 👇 Bahsettiğiniz programı size de haksızlık etmemek adına aradım. Yayında değil… Tabii ki de eleştirilerinizi de duymak istedim ama bulabildiğim tek kaynak; Çağlar Cilara’nın alelacele (ne amaçla olduğunu bilmiyorum, niyet okumayayım) X’e koyduğu kesit ve TYT Türk kanalı’nın yayının tamamını youtube’dan yayınlamayıp (yine hangi saiklerle olduğunu bilmiyorum) yayınlamış olduğu kısa kesitler (shortlar). Bu konuyu onlarla halledebilirsiniz. Siz linki bulursanız da dinlerim. Yeni bir kanaat yazarım. Ama sanırsam kısa kesit alma işi de tam olarak bu tarz bir iletişim metodu. Yani başı ve sonu belli, şüphe götürmez, kati beyanlarınız için de çok da makul bir yöntem. Ben mesela kesin kanaat getirdiğiniz için şu kısmı daha da kesme ihtiyacı duydum! Elimdeki verilerle ilgili sadece bu kısmı yorumlayacağım.👇 🗣️Kılıçdaroğlu, kongrelerle ilgili şeylerde haklı görünüyor… 🗣️Ç.C: Haklı mı? 🗣️Haklı (Kesin kanaat - kısa kesit yeterli) Sorguladığım kısım: 🗣️Bir Genel Başkanın, bir kongre kaybetmesi diye bir vaka Türkiye’de bu orada yaşandı. Genelde genel başkanlar partilerine, delegelerine hakimlerdir. ❓Sorularım: Gerçekten öyle midir? Hiç olmadı diye olmayacak mıdır? Doğru, bu bir ilktir ve Türkiye’de demokrasinin pekişmesi adına talebi olan her bir bireyin gurur duyması da gereken bir şey değil midir? Bunun için itiraz süreçleri yok mudur? ve daha önce böyle bir şey olmadı, şimdi niye oldu demek ve bunu bu denli haksızca dillendirmek “hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şey oldu” demek değil midir ve evet doğru bir tarafı var… Onu da siz belirtiyorsunuz zaten. 🗣️Demek ki delegeler başka türlü bir motivasyonla ikna edildi. ❓Sorum şu: Elimde kısa kesitten başka bir şey olmadığı için, eğer buradan sonra - delegeler; seçim kaybetmenin, toplumsal tepkinin onlara yansıması, yaşadıkları ortamın, sokağın sesini dinleyerek ya da değişim tarzı bir motivasyon ile hareket etti dediyseniz, o zaman haklısınız diyeceğim de - siz cümlenin başında Kemal Kılıçdaroğlu “Haklı” dediniz. Burada da Kemal Kılıçdaroğlu’nun para ilişkileri olduğu iddiasını hepimiz bildiğimiz için - sizi pek de haklı göremiyorum. Hatta ötesi 30 sn’lik bir kesite satırlar dolusu kibar bir yorum yapma çabasında buluyorum kendimi ! Yani özetle o kurultayda kesin bir şeyler oldu. Demokratik bir şeyler kanaatimce. Yani özetle kanaatim şu; Türkiye’de hiçbir parti genel başkanını kurultayla değiştirmedi ve değiştiremez ise biz niye kurultay yapıyoruz ki - size göre değiştiremeyeceksek. Bu oldu, gayet de doğru oldu, biz partinin içinde bunu görenleriz. Nesil değişti, yapacak bir şey yok! Bu değişimin arkasında da bir art niyet aranıyor ama işte inandırmak zor, çünkü herkes değişime dahil oldu. Yıldıray Oğur Çağlar Cilara TYT Türk #kemalkılıçdaroğlu #chpözgürözel #özgürözel

Yigit Tas

11,372 просмотров • 19 дней назад

5 aylık hamile kadının fiziği globalde viral oldu: 🔹 "Çoğunuzun bildiği gibi, neredeyse dört aylık hamileyim." 🔹 "Ne zaman belli olacak merak ediyorum." 🔹 "Çünkü doktora, yani kadın doğum uzmanına gidiyorum ve o, 'İkinci trimesterdasın, evet,' diyor. Bebeğin nerede olduğunu bilmiyorum ama bebek sağlıklı." 🔹 "Tamam, günaydın arkadaşlar. Yeni uyandım ama herkes göbek güncellemesi istiyor." 🔹 "Paylaştığım son videoda dört aylık hamileydim, şimdi ise beş aylık oldum." 🔹 "Görebilmeniz için tişörtümü yukarı çektim. Yani, belki birazcık. Bilmiyorum, evet." 🔹 "Evet, yolun yarısına geldim." 🔹 "Acaba hiç büyüyecek miyim merak ediyorum." 🔹 "Çünkü bazıları bebeklerin sırtımda olduğunu söylüyor ya da, kusura bakmayın köpeklerim havlıyor, ya da rahmim ters falan diyorlar, tam bilmiyorum ama bebek... ve işte kedim, ama bebek sağlıklı. O bir kız ve adı Isla." 🔹 "Bugün doktor randevum vardı." 🔹 "Birkaç gün içinde 38 haftalık oluyorum. Tam emin değilim ama resmen bir santim açıklığım var ve %50 silinme gerçekleşmiş." 🔹 "Bu benim için bir başarı çünkü uzun zamandır %0 açıklıktaydım." 🔹 "Şimdi kocam panik içinde ve doğuma girmek üzereymişim gibi tüm evi temizliyor." 🔹 "Yani doktor zaten şimdi ya da bir hafta içinde doğurabileceğimi söyledi, çünkü doğum tarihim çok yakın." 🔹 "Tabii ki bana kendimi yormamamı söyledi ama ben, 'Bir santim açıklık ne demek ki?' diye düşünüyorum." 🔹 "Bu konularda pek bilgim yok." 🔹 "Bunun ne anlama geldiğini bana söyleyebilir misiniz? Ve %50 silinme, Google'dan baktım ama okuduğum şeyi anlayamadım." 🔹 "Doğum yapmayı o kadar çok istiyorum ki. Bu küçük çocuğu görmeye hazırım." 🔹 "Son zamanlarda daha enerjik hissediyorum ve normalde hamileliğin bu döneminde yapmayacağım şekilde temizlik yapıyorum." 🔹 "İşte hamile bir kadın olarak hiç umurumda olmayan bazı şeyler." 🔹 "Öncelikle ne giydiğim umurumda değil. Gün boyu, her gün pijamayla gezeceğim ve umurumda değil çünkü sürekli rahatsız hissediyorum." 🔹 "Hiçbir şey eskisi gibi olmuyor, yani hamile kıyafeti almıyorum." 🔹 "Ne giydiğim umurumda değil, kusura bakmayın. Üzerinde lekeler olsa bile umurumda değil." 🔹 "Ayrıca bütün gün kanepede yattığım için tembel veya sıkıcı olduğumu düşünmeniz de umurumda değil." 🔹 "Güney Florida'da 9 ay hamileyim, sürekli 90 derece kavurucu bir sıcak var. Eğer rahat veya mutlu olmamın tek yolu buysa, bunu yapacağım. Tembel değilim, dinleniyorum. Bir çocuk büyütüyorum." 🔹 "Bir diğer konu da tam vaktinde olup olmadığım. Normalde çok dakik bir insanımdır." 🔹 "Hayır, yine 9 ay hamileyim. Oraya vardığımda varmış olacağım, tamam mı?" 🔹 "9 aylık hamileyken her şey daha zor ve insanlar her şeyin on kat daha zor olduğunu söylediğinde inanmamıştım." 🔹 "Ayrıca nasıl uyuduğum da umurumda değil. Pozisyonum. Karnının üstünde yatma, sırt üstü yatma diyorlar." 🔹 "Hiç uyumuyorum, anladınız mı?" 🔹 "Eğer uyuyabileceğim ve rahat ettiğim bir pozisyon bulursam, onu yapacağım." 🔹 "Bebeğim gayet sağlıklı ve hamileliğimin çoğunda bunu yaptım. Sadece biraz dinlenmeye çalışıyorum. Çaresizim, tamam mı?" 🔹 "Ayrıca şunu da söyleyeyim, tabii ki beslenmeme protein, sebze ve meyve eklemeye çalışıyorum ama eğer hiç istemediğim günler olursa ve sadece şeker istiyorsam, o zaman şeker yerim, tamam mı?" 🔹 "Yani o kadar da abartılacak bir durum değil. Ama herkesin kendi tercihi, bu yüzden bunlardan herhangi biri sizi tetiklediyse bana gelmeyin, çünkü bu benim hamileliğim, sizin değil. 🔹 "Hamile olmaktan çok sıkıldım." 🔹 "Hamileliğimin öyle bir noktasındayım ki, sürekli bir rahatsızlık içindeyim." 🔹 "Her 20 dakikada bir tuvalete gitmem gerekiyor, nefes nefese kalıyorum." 🔹 "Tükendim. Sabah bulaşıkları yıkıyorum ve 'Tamam, başka bir şey yapamam' diyorum." 🔹 "Sadece kendim gibi hissetmek istiyorum." 🔹 "Hamile olduğum ve bebeğimin sağlıklı olduğu için çok kutsanmış ve minnettarım, bunun hakkında şikayet etmiyorum." 🔹 "Sadece tekrar kendim gibi hissetmeye hazırım çünkü hamilelik biraz kimlik krizi gibi."

Netlog Medya

637,201 просмотров • 7 дней назад

Hataylıların tek isteği sessizce yürüyerek sevdiklerini anmaktı. Ellerinde karanfiller, bahurlar, defne yapraklarıyla Köprübaşı'na yürümek, saatler tam 04.17'yi gösterdiğinde de sessizce öylece yas tutmak. Vali Ünger Parkı'ndan başlayan resmi yürüyüş (video bu güzergahta çekildi) her şey normalken Yunus Emre Parkı tarafından gelenler polis barikatıyla karşılaştı. Anma gününde yas tutmak isteyenler polis barikatını yıkmak zorunda bırakıldılar. Amaç sessiz bir anmaydı ancak ne yazık ki bu mümkün olmadı. Valiliğin resmi programında tam o saatte saygı duruşu olacağı belirtilmişken sunucunun sesi ortalığı kapladı önce. Sonra siyasilerin, dini liderlerin konuşmaları...vs. Gelenler de doğal olarak tepkilerini gösterdiler, kah "Sesimi duyan var mı?" diye haykırdılar, kah konuşanları yuhaladılar. Oysa çözüm oldukça basitti, tam o dakika saygı duruşu yapılabilir sonrasında da resmi program 04.30'da başlayabilirdi. Ya da buna benzer basit bir zamanlama veya mekan değişikliği ile sorun çözülebilecekken anma yuhalamalar ve protestolar arasında geçti. "Depremin yıldönümünde halkımızla birlikteydik" diye twit atan bir çok siyasinin bu söylemi de gerçeği yansıtmıyor ne yazık ki. Hepsinin çevresinde öncelikle danışman ve asistanları, sonra korumaları, üçüncü halkada da kendisini destekleyen partilileri vardı. Bu durum Sağlık Bakanı Fahrettin Koca için de, CHP Genel Başkanı Özgür Özel için de, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu için de geçerliydi... (Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş'ı saymıyorum bile, onun videosunu paylaşmıştım, her şey orada en net haliyle görülüyor.) Hiçbiri anmada bir Hataylının elini tutmadı, elini omzuna koymadı, şöyle içten samimi bir şekilde sarılmadı. İstenen, beklenen, ihtiyaç duyulan buydu ama olmadı... Ne yazık...

Kazım Kızıl

56,501 просмотров • 2 лет назад

CNN, HALK TV VE SÖZCÜ’DEN DAHA MUHALİF! BU “U” DÖNÜŞÜ KİMİN TALİMATI? BENDEN BAŞKASI NEDEN HABER YAPAMIYOR? EKREM’İN ELİ KOLU UZUN! CNN Türk’e bir haller oldu. Sanki seçim var gibi, bu akşam İmamoğlu’nun adaylığını konuşuyorlar ve neler söylüyorlar neler!.. Pes… Adam 2352 yılla yargılanıyor, bunlar sanki Mars’tan yayın yapıyor! Bu bir değil, iki değil, bu akşam yine muhalefetin en güçlü sesi oldu. Halk TV ile Sözcü TV bu kadar sağlam muhalefet yapamıyor. Video’ya bakın… Abdulkadir Selvi’nin, Özgür Özel’in istediği “özür dilemeye” gösterdiği yolu görün Allahaşkına!.. Kim ne derse desin dopdolu bir iddianeme çıkartan İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek’i hedef yapacak aklınca!.. İsmail Dükel zaten belli… Ahmet Hakan yine hiçbir şeyden anlamıyor gibiyapıp, yol veriyor. Coşkun Başbuğ’a sorduğu soruya bakın… Orada Zafer Şahin’le ve Coşkun Başbuğ kıblesi belli insanlar, her zaman sağlam duruyorlar. Ama üstte saydığımız isimlere bir de Hakan Bayrakçı katıldığı için tabi ki bu grup daha baskın oluyor. Ekrem bu kez nasıl bir bağlantı kurdu, çok merak ediyorum. Şimdi soru şu: CNN Türk’teki bu U dönüşünün sebebi ne?.. Kimin talimatı… Patron Demirörenler’in mi, yoksa kanalın başındaki Murat Yancı’nın mı, bilemiyoruz ama boşuna kürek çekiyorlar. Ve haberlerimin altına yorum yapanlar, sizdeki bu U dönüşünün çok farkında… Önceki haberlerimde böyleydi, yine böyle olacaktır sanıyorum. Ama bu yaptıklarıyla ne Ekrem’i yüceltebilirler, ne de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a zarar verebilirler?.. Zaten o dillerinden düşürmedikleri ve bugün muhalif medyanın yana yakıla “X hesabını kapattılar” diye ağladıkları Ekrem’in takipçisi ne kadardı biliyor musunuz?.. Bakın, video’da var, 337 bin… Hani 15 milyon peşindeymiş falan hikaye… Şu anda koca Türkiye’den tüm takipçi sayısı sadece 337 bin… Zaten gerçekten kitleler peşinde olup sahip çıksaydı, bu hesap milyonları bulur, sokaklarda her yerde Ekrem sesleri duyardık. Ama sıfır!.. Özgür’ün toplama mitingleri dışında tık yok. Bu kadar yolsuzluk varken, iddianamede net rakamlar bile varken, hala ekranda Cumhurbaşkanı kim olur diye konuşmak ise en büyük hadsizlik!.. Yazıklar olsun… İşin garip tarafı, bunları benden başka haber yapan da yok! Tamar Tanrıyar

Siberhabertv

101,635 просмотров • 8 месяцев назад

Akp'ye ve Erdoğan'a neden oy vermiyorum. Kendimden anlatayım müsadenizle okumanız dileği ile. 🫶 Bu adam benim Babam . Ben ilk okul yıllarında iken, babamın bana nasihatleri vardı. Bunlar her zaman zihnimin bir kenarında duruyor. Hatırladıklarımı yazıya dökeyim. -Oglum biz Milli Görüşçüyüz. Kimseyi yaşantısından dolayı kötüleyemeyiz. Kimseyi dışlayamayız. Çünkü Müslümanlık bunu gerektirir. -Oglum bu bu isimler seni çağırdığı taktirde sohbetlerine veya yemeklerine gitmiyorsun. Artvin'de herkes bilir bu isimlerin (Fetö'yü kast ederek) Sorardım. Baba neden diye. Onlar da namaz kılıyor. Ama onlar da Kuran okuyor. Cevap verirdi. - Onların namaz kılmasına vs bakmayacaksın. Benim dediğimi yap. Sözümden dışarı çıkma. Görmeyeceğim derdi. Onlar pkk'dan da tehlikeli. Pkk'yı biliyoruz . Açık açık ne yapmak istediklerini söylüyorlar. Onlar vahşi. Ancak bunlar, pkk'dan daha tehlikeli ve sinsi. Yine kafam almazdı. Ama babamın dediğini yapardım elbette. Yine arkadaşları arasında sohbetine şahit oldum . -Temel Karamollaoğlu diye bir Sivaslı var dinledin mi meclis konuşmasını (arkadaşına diyor.) +Yok dinlemedim Hacı amca (arkadaşı) - Aç dinle muhteşem konuşması var. (Diye cevap veriyor arkadaşına) Babam sağ olsaydı şimdi ne yapardı diye düşünmüyor değilim. Hani diyorlar ya. Akp ilk 10 yılında iyidi. Son 10 yılında tökezledi. Babam Akp'nin ilk 10 yılında yaşadı. Ve en ağır eleştiriler yapardı.Aynı şekilde Erbakan hoca da. Babam, Erdoğan'ı sevmezdi. Erbakan hocamızı arkadan hancerlemiş ve Erbakan'ın düşmanları ile beraber olmuştu. Derdi. Kimdi düşmanları. Erdoğan,kurumları tamamının çoğunu ozamanlar babamın "sohbetlerine gitmeyeceksin" dediği kişilerle doldurmuştu. Cunki bunlari zamanın fetosu istiyordu. Ozamanlar can ciğer iken , bize bu şekilde nasihatler veriyordu. "Ne istediler de vermedik " sözü oradan geliyor. Velhasıl kelam. 14 Mayıs'ta Kemal Kılıçdaroğlu 'nu destekleyerek yanına da rahmetli babamın sevdiği adamı Temel Karamollaoğlu 'nu vereceğiz. 14 ᴍᴀʏɪꜱ ꜱᴇᴄɪᴍʟᴇʀɪɴᴅᴇ ᴋɪᴍ ᴋᴀᴢᴀɴɪʀꜱᴀ ᴋᴀᴢᴀɴꜱɪɴ. ʙᴇɴɪᴍ ᴅᴜꜱᴜɴᴄᴇʟᴇʀɪᴍ ᴀʏɴɪ ʙᴜ ꜱᴇᴋɪʟᴅᴇ ᴋᴀʟᴀᴄᴀᴋᴛɪʀ. Rahmetli Babam 2010 da vefat etti. Ruhuna Fatiha ❣️ Saadet Partisi Temel Karamollaoğlu Kemal Kılıçdaroğlu CHP 🇹🇷

sєfα αчdın

127,507 просмотров • 3 лет назад

Değerli meslektaşlarım... Bugüne kadar yaptığım eleştiriler, hiçbir zaman kişisel bir hesaplaşmanın ürünü olmamıştır... Amacım; Teşkilatımızda yıllardır dokunulmaz kabul edilen, eleştirilemez sanılan bazı anlayışların, yanlış uygulamaların ve adaletsiz tutumlarının sorgulanabilmesi için bir cesaret kapısı aralamaktı... Eleştirilerimdeki sert üslup, hak edilene hak ettiğinin verilmesi noktasında, inandığım değerlerin, adaletin ve meslek onurunun samimi bir yansımasıdır... Sert çıkışlarla surda bir gedik açtığımı düşünüyorum... çünkü suskunluk duvarı ancak kararlı ve sert sözlerle yıkılabilir... Bugün dönüp baktığımda görüyorum ki; sert üslubum ve kararlı duruşum, ellerim cebimde adliyeye girişim birçok meslektaşıma da cesaret vermiştir... Bu kararlı duruşum sebebiyle eskiye nazaran artık daha fazla meslektaşım doğruları dile getirebiliyor, haksızlıklara karşı ses çıkarabiliyor... Bu benim için en büyük kazanımdır. Hepinizin malumu olduğu üzere doğruları söylediğim için cezaevine gönderildim. Ancak inanıyorum ki, bu durum dışarıda kalmaktan daha anlamlı bir katkı sağlamıştır... Çünkü benim haksız yere cezaevine atılmam, söylediklerimin ne kadar doğru olduğunu, sözlerimin muhatapları kendi elleriyle ispatlamış oldular... Bunu sadece teşkilattaki meslektaşlarım değil, tüm kamuoyu da açıkça görmüştür... En önemlisi, haksızlık karşısında susmamanın ve yanlışs yanlış demenin suç olmadığı, doğruyu savunmanın cezalandırılmakla susturulamayacağı gerçeğini ortaya koymuş olduk... Bizler yanlışa yanlış dedik, dik durduk ve görüldü ki bu duruş, ceza değil aksine bir vicdan hareketi doğurdu... Bugün birçok idarecinin bile, benim sert üslubuma konu olmamak adına davranışlarını gözden geçirdiğine inanıyorum... Bu, küçük ama anlamlı bir değişimdir... Şunu açıkça ifade ediyorum: Eğer yeniden cezaevine gireceğimi bilsem dahi, haksıza haksız, yanlışa yanlış demekten bir adım geri atmam, atmayacağım... Çünkü biz o surda bir gedik açtık. Ve Allah nasip ederse, o surları hep birlikte yerle bir edip, etrafımıza örülen duvarları bir daha örülmemek üzere kaldıracağız... Hedefimiz; insan onuruna yakışan, adaletin ve hukukun egemen olduğu, herkesin vicdanla görev yapabildiği bir düzenin inşasıdır... Bu mücadele, bir kişisel mücadele değil; hakikatin ve vicdanın mücadelesidir... Ve ben bu yolda, sırtımı Rabbime yasladım ve gözü kesen buyursun gelsin, sert üslubumla her türlü bedeli ödemeye hazırım... #polis

Vedat KILIÇEL (BOMBACI)

51,061 просмотров • 8 месяцев назад